
11,257
Archived Theses
31
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
İki farklı iç denetim sisteminin karşılaştırılması: Bir örnek olay çalışması
Örgütler misyon ve vizyonları doğrultusunda stratejik hedeflerini belirler ve bu hedefleri gerçekleştirmek için kendi iç süreçlerini oluşturarak bu süreçlere uygun çalışmalarını gerçekleştirirler. Ancak bu süreçlere uygun ilerlenip ilerlenmediğinin denetlenmesi gerekmektedir. Firmaların bu stratejik planlara göre belirlenen hedeflere ulaşmasında iç denetim sisteminin oldukça önemli olduğu görülmüştür. Yapılan bu çalışma ile farklı iç denetim sistemlerinin stratejik planlama üzerine olan etkisi ortaya koyulmuştur. Bu kapsamda bir savunma sanayi firmasının Proje Yönetimine ait bağımsız bir iç denetim sürecinin olduğu dönemlerdeki denetim çıktıları ile organik iç denetimin olduğu dönemlerdeki çıktılara ait veriler toplanmış ve karşılaştırılmıştır. Bağımsız denetim işlemi sonuçlarına göre yapılan iyileştirmeler de incelenerek, örgütü stratejik hedeflerine ulaşması konusunda hangi denetim sürecinin daha etkili olduğu araştırılmıştır. Yapılan inceleme sonucunda bağımsız iç denetim sürecine dahil olan dönemdeki stratejik hedeflere ulaşma oranlarının, sadece dahili bir iç denetim sisteminin olduğu döneme göre daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Dolayısıyla bağımsız bir kuruluş tarafından gerçekleştirilen iç denetim sistemi, savunma sanayi firmalarının stratejik hedeflerine ulaşması konusunda daha etkilidir. Bu çalışma, stratejik hedeflere ulaşma konusunda bağımsız bir kuruluş tarafından gerçekleştirilen iç denetim sisteminin, örgüt organizasyon şemasında yer alan iç denetim birimine göre etkisini ortaya koyması nedeniyle önemlidir.
Medya'nın yatırımcı davranışları üzerindeki etkisi: Türkiye piyasalarında 15 Temmuz'dan günümüze yatırımcı davranışları üzerine bir çalışma
Bu çalışma, Türkiye'de 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası Türkiye ekonomisinin ve Türkiye piyasalarında faaliyet gösteren yerli ve yabancı yatırımcıların algısının medya tarafından etkilendiğini aktarmayı amaçlamaktadır. Özellikle sosyal medya gibi yeni jenerasyon medya platformlarının yaygınlaşması, bilgiye olan erişimi hiç olmadığı kadar hızlanmıştır. Bu hız ile beraber aktarılan verilerin doğruluğu her geçen gün azalmaktadır. Bütünüyle bu hal, yatırımcıların ekonomi algısını bozmakta ve yatırım kararlarını olumsuz etkilemektedir. Bu durumun, yatırımcı davranışlarını ekonomi için olumsuz yönde etkilemesinin temel sebebi, şeffaf veri akışı olmayan bir piyasada belirsizliklere sebebiyet vermesidir, bu belirsizlikler yatırımcıların bireysel karar vermelerini engellemekte ve sürü davranışı sergilemelerine neden olmaktadır. 15 Temmuz'u takip eden süreçte, medya, Türkiye ekonomisi ve ülke istikrarı için belli yönlerden faydalı olmuş, ancak bu fayda bu platformlarda yayılan çeşitli olumsuz verilerin ve bilgilerin, negatif etkisinde gölgelenmiştir. Bu çalışmanın ulaşmak istediği hedef, medyanın yatırımcı davranışları üzerinde ciddi bir etkisinin olduğunu kanıtlamaktır. Bu bağlamda literatürde benzer bir çalışmanın olmaması sebebiyle, literatürdeki bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir.
Makroekonomik risk iştahı göstergelerinin Türkiye finansal piyasalarına etkisi
Yatırımcıların risk almaya meyillerini ölçmek için çok sayıda endeks bulunmakta olup, bunların doğru ve kesin sonuçlar vermedikleri daha önce yapılan ampirik çalışmalarla ortaya konmuştur. Bu çalışmada risk iştahı göstergeleri olarak çok sayıda makroekonomik göstergeye yer verilerek, bu göstergelerin BİST100 Endeksi ve USD/TRY paritesi üzerindeki etkileri en küçük kareler yöntemi uygulanarak ayrı ayrı incelenmek istenmiştir. Yapılan testler sonucunda BİST100 Endeksi ve USD/TRY üzerinde farklı bağımsız değişkenlerin etkili olduğu görülmüştür. Ulaşılan bu sonuç, risk iştahının etkileri araştırılmak istendiğinde, farklı değişkenlerin aynı anda gözlemlenmesi gerektiğini göstermektedir.
Futbol kulüplerinin şirketleşme ve halka açılma süreçleri: Kamuyu aydınlatma platformu bildirimlerinin hisse senedine etkisi: Beşiktaş örneği
Bu çalışmanın amacı futbol kulüplerinin şirketleşme ve halka açılma süreçlerini detayları ile inceleyip, literatürde sıkça kendisine yer bulan sportif sonuçların yerine Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapılan olumlu ve olumsuz bildirimlerin şirket hisse senedine olan etkisini Beşiktaş Futbol Kulübü özelinde ele almaktır. Bu etki 2009-2019 yılları arasındaki veriler ele alınarak olay analizi yöntemi ile incelenmiştir. Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapılan bildirimlerin şirket hisse senedi üzerinde anormal bir getiriye neden olup olmadığına bakılmıştır. Çalışmada kullanılan verilere Kamuyu Aydınlatma Platformu resmi internet sitesi veri tabanından ve Thomson Reuters'ın veri tabanından ulaşılmıştır. 2009-2019 yılları arasındaki KAP bildirimleri, bu dönemdeki Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş. hisse senedi ve BIST 100 Endeksi kapanış fiyatları çalışmanın verilerini oluşturmaktadır. KAP bildirimlerinin hisse senedine olan etkisi incelenirken olumlu ve olumsuz bildirimler ayrı ayrı ele alınmıştır. Bazı istisnalar dışında anlamlı anormal getirilere ulaşılamaması ve bu piyasanın "yarı güçlü formda etkin bir piyasa" olmadığı sonuçları elde edilmiştir. Bu çalışma neticesinde, literatürde yer alan diğer çalışmalar da dikkate alınarak, hisse senedi fiyatlamasında KAP bildirimlerinin dikkate alınmasından ziyade yatırımcıların sportif sonuç odaklı oldukları sonucu çıkarılabilir. Anahtar Kelimeler: Futbol, Şirketleşme, Halka Açılma, KAP Bildirimleri, Olay Analizi
Finansal bilgi manipülasyonunun denetimli makina öğrenmesi yöntemleri kullanılarak tahmin edilmesi: Destek vektör makinesi, olasılıksal sinir ağı, k-en yakın komşu ve karar ağacı kullanımı
Bu tez kapsamında finansal tablolardaki bilgilerin çarpıtılması olarak tanımlanabilecek finansal bilgi manipülasyonunu tahmin etmek için denetimli makina öğrenmesi yöntemleri kullanılmıştır. Geleneksel tahmin algoritmalarına göre daha yüksek performans gösteren destek vektör makinesi (SVM), olasılıksal sinir ağı (PNN), k-en yakın komşu (KNN) ve karar ağacı (DT) algoritmalarından yararlanılmıştır. Sermaye Piyasası Kurumundan elde edilen verilere ayrı ayrı tüm algoritmalarda uygulanarak daha önce benzer çalışmalarda başarısını kanıtlamış destek vektör makinesi ve olasılıksal sinir ağı yöntemlerinin güncel olarak kullanılan k-en yakın komşu ve karar ağacı algoritmalarıyla karşılaştırılmalı analizi yapılmıştır. Böylece finansal bilgi manipülasyonunda hangi algoritmaların daha iyi performans gösterdiği kullanılan yöntemlerin sınıflandırma performansı özgünlük, duyarlılık ve toplam sınıflandırma doğruluğu istatistiklerine bakılarak tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda SVM ve PNN'in üstün performans gösterdiği görülmüştür. Bu nedenle, bu algoritmaların manipülasyonları otomatik olarak tespit etmek için kullanılabileceği söylenebilir.
Betonlaşma ve finansal krizler ile ilişkisi: Türkiye örneği
Genel olarak devresel dalgalanmaların zirve döneminde inşa edilen binalarla yükseklik rekabetine girildiği kabul edilmektedir. Aslında aralarında bir ilişki olabileceği birçok kişinin aklına gelmese de aşırı betonlaşmanın krizler için bir öncü gösterge olabileceği son 20 yıldır üzerinde durulan bir konu olmuştur. Buna göre bina yüksekliklerindeki aşırı yükseliş olgusu, tipik olarak bir sonraki en uzun gökdelen inşaatının tamamlanmasının devresel dalgalanma döngüsünün zirveye yakın döneminde gerçekleşmesinden dolayı Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla ve kişi başına Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla hakkında bir öncü gösterge olabileceği varsayılmaktadır. Bu tez de Türkiye'deki gökdelen yüksekliği ile finansal krizler arasındaki ilişkiyi ölçmeye yönelik bir çalışmadır. Dolayısıyla gökdelen yükseklik rekoru kırılmasının finansal krizlerle ilişkisini test etmek için 1960 ile 2018 yılları arasındaki ikincil veriler kullanılarak sıradan en küçük kareler yönteminde sağlam ölçünlü hatalar yaklaşımına göre regresyon analizi yapılmıştır. İnşaat başlangıç, tamamlanma ve süre kıstasına göre üç ayrı kukla modeli kullanılarak gökdelen yapımının bağımlı değişkenler olan GSYH ve kişi başına GSYH üzerindeki tek yönlü etkisine bakılmıştır. Bazı metodolojik kısıtlamalara rağmen Türkiye'de yükseklik rekoru kıracak gökdelen inşaatının başlangıç, bitiş ve inşa süreleri yönünden bağımlı değişkenleri açıklayabileceği anlaşılmaktadır.
Yönetim kurulu çeşitliliğinin finansal performansa etkisi: BİST 100 üzerine bir çalışma
Şirketerdeki pay sahiplerinin haklarını korumak için kurumsal yönetim ve yönetimdeki çeşitlilik ilkeleri geliştirilmiştir. Bu ilkelerin amacı, şirket yönetimini daha şeffaf hale getirmek, adil yönetmek ile şirketin finansal performansını arttırmaktır. Borsa İstanbul 100 endeksi temel alınarak yapılan bu çalışmada da birçok çeşitlilik ilkesi baz alınmış ve bunların seçilen finansal performans ölçütleriyle ilişkisine panel veri analizi kullanılarak bakılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde bağımsız değişkenlerin performans ölçütleri üzerinde anlamlı ve önemli etkileri olduğu tespit edilmiştir.
Getto ve örgüt kültürü: İstanbul'daki Suriye gettoları örneği
Çalışmada ilgili yazında eksik bırakılan 'getto ve örgüt kültürü' ilişkisinin İstanbul'daki Suriyeli gettolar özelinde, yüz yüze mülakatlar aracılığıyla incelemesi amaçlanmaktadır. Çalışmada İstanbul'da yaşayan Suriyeli nüfusunun yoğun olarak ikamet ettiği Fatih, Sultangazi ve Sultanbeyli ilçelerindeki gettolarda (i) gettolaşma olgusunun olup olmadığı incelenmekte (ii) gettoların örgüt kültürünün temel özelliklerini taşıyıp taşımadığı analiz edilmekte ve (iii) gettoların örgüt kültürü Parsons AGIL Modeli (1937), Peters ve Waterman'ın Mükemmellik Modeli (1995) ve Hofstede Modeli'ne (1980;1991;2011) göre değerlendirilmektedir. Analiz sonuçları Fatih ve Sultangazi ilçelerinin bazı mahallelerinde gettolaşmanın oluştuğunu, Sultanbeyli ilçesinde ise oluşmadığını göstermektedir. Fatih ve Sultangazi ilçelerinin ilgili mahallelerindeki örgütlerin, Suriyeli kültürünü taşımaya devam ederek benzerlik gösterdikleri dikkati çekmiştir. Sultanbeyli ilçesinde ise diğer ilçelerden farklı olarak gettolardaki Suriyelilerin yalnızca kendi kültürlerini devam ettirmedikleri, Türk kültürünü de benimsemeye başladıkları bulgusuna erişilmiştir. Fatih ve Sultangazi ilçelerinde yer alan Suriyeli örgütlerin kültürü Parsons AGIL Modeli (1937) ve Peters ve Waterman Mükemmellik Modeli (1995)'ne göre değerlendirildiğinde benzerlik gösterirken, Sultanbeyli ilçesi bu ilçelerden farklılaşmaktadır. Hofstede Modeline göre üç ilçe modelin tüm sınıflamalarında benzerlik göstermektedir.
The relationship between self-efficacy with positive and negative feedback among salespeople
This thesis studies the relationship between self-efficacy perception and positive and negative feedback among salespeople. Although self-efficacy is especially known for its motivating effect on people, it also affects people's behavior and attitudes. Like self-efficacy, feedback has a crucial effect on shaping salespeople's behaviors. Because of this similarity in their nature, their relations with each other were investigated. This research also revealed the effect of the feedback sign and acceptance of negative feedback for salespeople. The sample of the study consisted of 175 salespeople who were working in large-sized enterprises operating in different sectors in Turkey. In this research, selfefficacy scale which is adapted by Sujan, Weitz & Kumar (1994) was used for measuring self-efficacy of salespeople. Positive and negative feedback from salespeople were measured by using the scale which is also adapted by Sujan, Weitz & Kumar (1994). For feedback acceptance, "Feedback Acceptance Scale" (Tonidandel, Quinones & Adams, 2002) was used. This study demonstrated that there is a positive significant relationship between self-efficacy and positive / negative feedback, and no significant relationship was found between self-efficacy and negative feedback acceptance. The possible reasons for the absence of that relationship were discussed in conclusion.
Süpermarket (Hizmet) sektöründe satış personelinin tavsiye verme davranışının ortak yaratıma (Co-creation) etkisi
Teknolojik gelişim, dijitalleşme, markaların küreselleşmesi gibi gelişen dünyadaki yeni parametreler tüketici profillerinde farklılaşmaya neden olan kavramların başında gelmektedirler. Bu durum günümüz işletmelerinin yönetim, pazarlama strateji ve uygulamalarında birçok değişiklik yapmalarını gerektirmektedir. Öznelliğin ve bireyselliğin ön plana çıktığı tüketici profillerinde, tüketiciler kendilerine sunulan ürün ve hizmetleri sadece almak yerine, kendilerini daha ön plana çıkartarak sürecin içine dahil olmayı istemektedirler. Özellikle iletişim ve sosyal medya gibi mecraların yaygın kullanımının getirdiği avantajı kullanan tüketiciler, işin içine dahil olma, ortak yaratma sürecine doğrudan katılmaktadırlar. Böyle bir ortamda tüketiciye değer yaratan firmalar, tüketicinin o değeri almasını beklemeyi bırakıp, tüketiciyi o değeri yaratma sürecine dahil ederek pazarlama faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bu çalışma kapsamında, 21. yüzyıl iş dünyasında kazandığı popülarite ve önemini gittikçe arttıran bir kavram olarak ortaya çıkan ortak yaratma (co-creation) kavramı ile hizmet sektöründe hizmet sağlayıcının tavsiye verip vermeme durumuna göre ortak yaratmaya olan etkisi incelenmektedir. Araştırma kapsamında satış personeli ve müşterinin özelliklerinin ortak yaratmaya (co-creation) etkisini incelemek amacıyla teorik örneklem uygulaması yapılmıştır. Anket yaş ortalaması 41 olan, 24'ü kadın ve 18'i erkek toplam 42 kişiye yapılmıştır. Yapılan teorik örneklemde açık uçlu sorular sorularak müşteri ve satış personelinin özelliklerinin ortak yaratmaya olan etkisi ve hangi tür ürünlerde ortak yaratmaya olan etkinin daha düşük ve yüksek olduğu saptanmaya çalışılmıştır. Yapılan teorik örneklem sonucunda, açık uçlu sorulara verilen cevapta kasap ve/veya şarküteri ürün gruplarında tavsiye almaya daha çok ihtiyaç duyulduğu, bakliyat gurubunda ise tavsiye alıp vermeye görece daha az ihtiyaç duyulduğu sonucuna varılmıştır. Yapılan teorik örneklem sonucundaki analizlere dayandırılarak oluşturulan anket soruları, yaş ortalaması 25 olan ve yüzde 55'i kadın olan 278 kişiye uygulanmıştır. Anket sonuçları analiz edildiğinde, satış personelinin tavsiye verme davranışının, olumlu hizmet çıktıları üzerinde doğrudan bir etkisi olduğu görülmektedir. Ayrıca ortak yaratma davranışı, bu iki değişken arasına girerek aracı değişken olarak doğrudan olumlu hizmet çıktılarını etkilemektedir. Etkileşim faktörleri olarak ele alınan satış görevlisinin özelliklerine önem verme ve markette sosyalleşme değişkenlerinin bu ana ilişkiyi değiştirme (modere etme) etkisinin olduğu görülmüştür.
Coğrafı̇ ı̇şaretlı̇ ürünlerde markalaşma ve pazarlama stratejı̇lerı̇ üzerı̇ne bı̇r çalışma
Coğrafi İşaret kavramı, kendine has ayırt edici özellikleri sebebiyle belirli bir coğrafya ile özdeşleşen ürünleri tanımlamak için kullanılmaktadır. Ürünün bütünleştiği coğrafi bölgenin de katkısıyla ortaya çıkan ürün ayrıcalığının, coğrafi işaret tescili ile korunması ve tanıtılması, ticarette ve tüketici pazarında giderek önem kazanan bir konudur. Coğrafi işaret, ürünleri nitelendirmek ve tüketiciye tanıtmak için önemli ve etkin bir araçtır, tüketicilerin satın alma kararında rol almaktadır. Coğrafi işaret taşıyan ürünler tüketici pazarında farklı değerlendirilmekte ve kendisine benzer özelliklerdeki muadillerine göre pazarda daha güçlü konumdadır. Coğrafi işaretler kendilerini tüketici pazarında özel kılan ürünlerdir.Coğrafi işaretli ürünlerin tüketici tarafından bilinirliğinin artması ile bu ürünlerin kendi ayrıcalıklı pazarlarının yaratılması mümkündür. Bu doğrultuda coğrafi işaretli ürünlerde markalaşmanın sağlanmasını amaçlayan bu çalışmanın coğrafi işaretli ürünlerin pazarlamasında geliştirilecek yeni stratejilere yön vereceği düşünülmektedir. Coğrafi işaretli ürünlerin pazarlanmasında rol oynayan parametrelerin etkilerinin bilinmesi güçlü bir pazarlama stratejisi için önemli bir basamak olacaktır.
Bölgesel dolarizasyon farklılıkları ve belirleyicileri: Türkiye örneği
Bu tez Türkiye'nin 81 ilindeki 2007:Q4 ve 2019:Q1 dönemi mevduat dolarizasyonunun belirleyicilerini konu edinmekte olup, bu kapsamda mevduat dolarizasyonunu döviz kuru, CDS primleri, il enflasyonu, il ihracatı ve il ithalatının bir fonksiyonu olarak ele almaktadır. Ekonometrik model olarak panel veri analiz yöntemlerinden sabit etkili (fixed effect) model ile rassal (random) etkili modelin Python programlama dilinde ilgili kütüphaneler kullanılarak yapılan çalışmada, öncelikle tüm bağımsız değişkenlerinin dolarizasyon üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde ve pozitif bir ilişkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Etki büyüklüklerine göre değerlendirildiğinde ise, sırasıyla, enflasyon, ithalat, ihracat, döviz kuru ve CDS primlerinin illerdeki mevduat dolarizasyonu üzerinde belirleyici olduğu değerlendirilmektedir. Diğer taraftan, sıfır (null) hipotezi "rassal etkili model (random effect) tahmincisi doğrudur" olan Hausman testi ile iki model sınandığında, modelimiz için rassal (random) etkili modelin daha uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, yurtdışında yaşayan gurbetçi vatandaşların illerdeki dolarizasyon üzerinde bir etkisi olup olmadığına bakmak için sabit (fixed) etkili modelde her bir il için hesaplanan sabit terim ile il nüfusuna kayıtlı gurbetçi vatandaşlar (Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup yurtdışında ikamet eden) arasında nispeten güçlü sayılabilecek bir korelasyon bulunmuştur.
Elektrikli ve benzinli araç rota planlaması, maliyet optimizasyonu ve karşılaştırması
Elektrikli araç rotalama probleminde, elektrikli araçlar kullanılarak rotanın tamamlanması, minimum maliyetin ve minimum rota mesafesinin bulunması hedeflenir. Elektrikli araçların alabilecekleri maksimum mesafe benzinli/dizel araçlara göre daha azdır. Bu nedenlerle araç rotalama problemlerinde (VRP) elektrikli araçlar kullanılırken şarj kapasiteleri ve şarj istasyon lokasyonları özel olarak dikkate alınmalıdır. Bu çalışmanın amacı elektrikli araçlar kullanılarak optimal – minimum maliyetli – rota bulunması ve benzinli araçların VRP sonuçlarıyla kıyaslanmasıdır. Bu tez çalışmasında, Ankara'da kurulması planlanan bir firmanın, Ankara'nın değişik bölgelerine dağılmış durumdaki potansiyel müşterileri için, dağıtımda elektrikli veya benzinli araç kullanmasına göre optimal rotaları bulunmuştur. Çalışmada optimal rota nasıl oluşturulmalı ve elektrikli araçlar mı ya da benzinli araçlar mı kullanılmalı soruları ele alınmıştır. Konu kapsamında Ankara'da bulunan şarj istasyonları, şarj maliyetleri, elektrikli araçların batarya kapasiteleri, başlangıç maliyetleri ve benzin fiyatları dikkate alınmıştır. Modeller bu noktalar dikkate alınarak kurulmuş, farklı müşteri sayıları ve lokasyonlarına göre birçok farklı senaryo için karşılaştırılmıştır. Çalışmada karışık tam sayılı lineer programlama kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre elektrikli araçlar kullanıldığında çok daha az maliyetle dağıtım yapılabildiği görülmüştür. Müşteri sayısı arttıkça ve/veya müşteriler arası mesafe uzadıkça, elektrikli araç şarj istasyonu altyapısı yetersizliği nedeniyle elektrikli araçların benzinli araçlara göre maliyet avantajının azaldığı sonucuna varılmıştır.
KOBİ'lerin dijital dönüşümü
Çalışmanın amacı tüm dünyanın tanık olduğu dijital dönüşüm süreci ve ülkemizde faaliyet gösteren KOBİ'lerin bu dönüşüm sürecinde nasıl konumlandıklarını incelemektir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Vodafone iş birliğiyle yürütülen "Dijital Dönüşüm Hareketi" projesi kapsamında KOBİ'lere çevrimiçi anket uygulanmıştır. Bu yöntem ile toplanan ve dağınık özellikteki firmaların bir araya getirilmesiyle oluşan veri havuzundan rastgele seçilen (evren) temsil yetkisine sahip yüzde 95 güven düzeyinde yüzde 5 hata payı ile 250 adet anket sonucu (örneklem), SPSS 19.0 programı ile istatistiksel analize tabi tutulmuştur. Keşfedici bir özellik taşıyan bu çalışmada ANOVA ve hiyerarşik regresyon ile faktör analizi ve kümeleme analizi yapılmıştır. Regresyon analizi ile teknolojiye ayrılan bütçenin dijital skor üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra çalışan sayısı yani firma büyüklüğü arttıkça teknolojiye ayrılan bütçenin dijital skor üzerindeki etkisinin arttığı gözlemlenmiştir. Analizler hizmet ve üretim sektörü özelinde incelediğinde, hizmet sektöründe de teknolojiye ayrılan bütçenin dijital skor üzerindeki etkisi artarken üretim sektöründe böyle bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünün ardından ikinci bölümünde dijitalleşme kavramı tanımlanarak, dijitalleşme tarihi ve dünyadaki trendleri incelenmiştir. Yine bu bölümde dijitalleşmenin önemi ile şirketler ve ticari ekosistem üzerindeki etkileri anlatılmaktadır. Üçüncü bölümde KOBİ kavramı tanımlanarak, KOBİ'lerin teknoloji kullanımına yönelik çeşitli veriler incelenmiştir. Dördüncü bölümde TOBB Dijital Dönüşüm Hareketi kapsamında 250 firma ile gerçekleştirilen anket sonuçları analiz edilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise analizlerin sonuçları değerlendirilerek KOBİ'lerin dijitalleşmesine yönelik öneriler sunulmaktadır.
Türkiye dış ticaretinin Sanayi 4.0 ve endüstri içi ticaret perspektifinde yapısal dönüşümünün analizi
Bu tez çalışması, Sanayi 4.0 bağlamında Türkiye'nin dış ticaretinin endüstri içi ticaret perspektifinde yapısal dönüşümünü analiz etmeyi amaçlamaktadır. Türkiye ihracatının büyük bir bölümü bölgesel ve küresel üretim zincirlerinde satılan ara mallardan oluşmakta ve sektör bazında otomotiv, tekstil, elektronik, demir çelik ve mobilya sektörleri de ihracatta öne çıkmaktadır. Çalışma kapsamında, Türkiye dış ticaretinin sanayi 4.0'a dönüşüm potansiyeli endüstri-içi ticaret teorisi çerçevesinde analiz edilmiştir. Türkiye'nin ihracatında teknoloji seviyesinin son 40 yılda ithalatın teknoloji seviyesine yakınsadığı, ihracatta orta yüksek teknoloji imalat sanayi sektörlerinin öne çıktığı görülmektedir. Analiz bulguları neticesinde, Türkiye'nin dışa açıklık oranı ithalat lehine arttığından, dışa açıklık düzeyinin artmasının endüstri içi ticareti olumsuz yönde etkilediği, endüstri içi ticaretin gelişiminin Türk imalat sanayinin sanayi 4.0 dönüşümünü teşvik ettiği, Türkiye'nin dış ticaret yapısının imalat sanayine ve orta yüksek teknoloji ürünlere doğru kayma eğiliminde olduğu, 1978-2001 döneminde teknoloji açığında gerileme eğiliminin gözlendiği, Türkiye'nin teknoloji açığının ihracatın ithalata oranı üzerindeki etkisinin %5 anlamlılık düzeyinde pozitif olduğu, 2002-2019 döneminde teknoloji açığının ihracatın ithalata oranı üzerindeki etkisinin %10 anlamlılık düzeyinde negatif olduğu, orta yüksek teknoloji endüstri içi ticaret ile imalat sanayi dış ticareti arasında da negatif ve istatistiki olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
İhracat pazarlama stratejisinin ihracat performansı üzerindeki etkisi: Almanya'ya otomotiv ihracatı örneği
Bu çalışmanın amacı uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren işletmelerin uyguladıkları ihracat pazarlama stratejisinin ihracat performansı üzerine etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmada, ihracat pazarlama stratejisi olarak uluslararası pazarlama karması elemanlarına uygulanan adaptasyon stratejisine değinilmektedir. İhracat performansı olarak ise işletmenin ihracatındaki değişime odaklanılmıştır. Araştırma örneklemi, 2018-2019 yılları arasında Türkiye'de faaliyet gösterip Almanya'ya otomotiv endüstrisinde ihracat yapan işletmelerdir. Ticaret Bakanlığı'ndan elde edilen veriler neticesinde çalışmaya 118 işletme katılım sağlamıştır. Anket yöntemiyle toplanan verilerin analizinde SPSS19 programı kullanılmıştır. Uygulanan regresyon analizi sonucunda işletme performansının müşteri deneyimi ile pozitif ve anlamlı bir ilişkisi olduğu, dağıtım kanalına uygulanan adaptasyon seviyesiyle ise negatif ve anlamlı ilişkisi olduğu sonucuna varılmıştır.
Coğrafi işaretli ürünlerin yer markalaşması ve tüketicinin referans fiyatı ödeme durumu ile ilişkisi
Bu çalışmanın amacı; coğrafi işaret (Cİ) tescili olan veya olabilecek olan ürünlerin, tezin ana teması olan şehir markalaşması ile ilişkisini tespit etmeye yönelik bir saha çalışması gerçekleştirmektir. Çalışmada, tüketicilerin coğrafi işaret etiketli ürünlere karşı davranışını ölçmek ve coğrafi işaret etiketi olan ürünün referans fiyatına veya daha yüksek fiyatına karşı tüketicinin yaklaşımına ilişkin görüşleri sorulmuştur. Ayrıca katılımcıların bir yer veya bölge ile o bölgenin coğrafi konumunu bilmesi veya bilmemesi ile o konuma ait ürünün tercih edilmesi arasında pozitif ya da negatif ilişkinin bulunması amaçlanmıştır. Bu inceleme için Antalya ve Ankara illerinden iki ayrı örneklem grubuna, ayrı zamanlarda yapılmak üzere, yaş aralığı 16-76 olan, 152'si kadın ve 156'sı erkek olan toplamda 308 kişiye içeriği aynı olan bilinen (Ayvalık) ve bilinmeyen (Evciler) ilçelerini isim olarak kullanılarak, senaryoya dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 21 paket programına yüklenmiş, önce ölçeğin güvenilirlik testi, sonrasında ise; veriler üzerinden Regresyon Analizi, Hiyerarşik Regresyon Analizi ve Kategorik Regresyon Analizi yapılmıştır. Sonuçlar doğrultusunda ürünün asıl olarak tadının fiyat üzerinde etkili olduğu anlaşılmış olunup, coğrafi işaret etiketinin anlamını bilen ve bilmeyen tüketiciler arasında ilçelerin bilinme durumuna göre ürüne karşı yaklaşımlarının değiştiği görülmüştür. Tüm bu sonuçlar doğrultusunda araştırmacılara ve bu bilgilerin faydalı olacağı düşülen uygulayıcılara tavsiyelerde bulunulmuştur.
İkinci el ürün pazarında tüketici davranışının incelenmesi
İkinci el ürünlerin popülerliği giderek artmaktadır ve ikinci el pazarı gelişen bir sektör haline gelmektedir. Tüketiciler özellikle otomobiller, apartmanlar, giysiler ve aksesuarlarda ikinci el ürünleri tercih etmektedir. Ekonomi, sürdürülebilirlik ve psikolojik ve demografik faktörler ikinci el ürün satın alma kararlarını büyük ölçüde etkilemektedir. Bu çalışma, ikinci el satın alma kararlarını etkileyen motivasyonları ve bunların ikinci el firmalar üzerindeki önemli etkilerini incelemektedir.
Ceo'nun şirket içinden veya dışından atanmasının şirket başarısına etkisi
Kurumsal şirketlerde, ilgili misyon ve vizyon kapsamında ilerleyebilmek için gerekli stratejileri oluşturan ve bu stratejileri yöneten üst yönetici bulunur. Genellikle CEO (Üst Düzey Yönetici; Chief Executive Officer) olarak bilinen fakat işletmelerin organizasyon yapısına göre Genel Müdür veya İcra Kurulu Başkanı olarak da değişebilen yöneticilerin, şirkete etkisi büyük önem taşımaktadır. Brand Finance tarafından Türkiye'nin en değerli ve en güçlü markalarının yayınlandığı 2020 yılına ait raporda verilen listedeki ilk 20 şirketin 2000-2020 seneleri arasındaki CEO'ları, finansal tabloları ve hisse değerleri incelenmiştir. Diğer şartların eşit olduğu varsayımı ile ilgili CEO'ların şirket içinden veya dışından yapılan atamaların şirket başarısına etkisi karşılaştırılmıştır. Her bir CEO'nun ilgili yıllara ait ROA (Aktif Kârlılığı; Return on Assets), ROE (Özkaynak Kârlılığı; Return on Equity) hesaplamaları ve Borsa İstanbul'da yer alan hisse senedi artış oranları tespit edilmiştir. Ayrıca şirket içinden ve dışından atanan CEO sayıları ve CEO'ların şirkette kaldığı süreler de araştırılmıştır. Elde edilen veriler için t-Testi uygulanmış olup çıkan sonuçlar analiz edildiğinde CEO'ların şirket içinden veya dışından atamalar arasında şirket başarısına ve hisse değerine çok etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir. Türkiye'de ağırlığı aile şirketi olarak faaliyet gösteren şirketlerde önemli karar ve başarıların Yönetim Kurulu tarafından gerçekleştiği teyit edilmiştir
Kripto para piyasalarında Türk Lirası işlemlere dair piyasa etkinliğinin ölçülmesi
Kripto para piyasaları merkezsiz oluşundan dolayı herhangi bir otoriteye dayanmamaktadır. Bu durum, düzenleme ve denetimden tamamen bağımsız olan bu piyasaların Fama'nın Etkin Piyasa Hipotezine göre etkin piyasa özelliğini gösterip göstermediği sorusunu gündeme getirmektedir. Literatürde dolar endeksli kripto para piyasalarının piyasa etkinliğinin analiz edilmesine yönelik birçok çalışma varken, bu çalışmada yerli bir kripto para borsası olan BTC Turk'te Türk Lirası bazında işlem gören Bitcoin, Ripple ve Litecoin için piyasa etkinliği analiz edilmiştir. Bu amaçla Bitcoin için 2017 ve diğer kripto paralar için 2018 yılından başlayan veriler incelenmiştir. Veriler Otokorelasyon, Genişletilmiş-Dickey Fuller, Phillips Perron ve Varyans Oran testlerine tabi tutularak incelenen kripto para piyasalarının etkin piyasa özelliği göstermediği saptanmıştır. Sonuçlar, ağırlıklı olarak yerli yatırımcılardan oluşan ve Türk Lirası işlem yapılan kripto para piyasalarının etkin olmadığını göstermektedir.
Güven ve beklenti endekslerinin yatırım kararları üzerindeki etkilerinin davranışsal finans perspektifinde incelenmesi
Bu çalışmada yatırımcı duyarlılığına etki eden önemli faktörler olan güven ve beklenti ile ilgili makroekonomik göstergelerin yatırım kararlarına etkisi incelenmiştir. Çalışmada gelişmiş ülke örneği olarak Amerika Birleşik Devletleri ve gelişmekte olan ülke örneği olarak ise Türkiye ele alınmıştır. Çalışmada öncelikle çoklu doğrusal regresyon modelleri ile yatırım araçlarının getiri ve değişim değerleri sonrasında da genelleştirilmiş otoregresif koşullu değişken varyans modelleri ile yatırım araçlarının oynaklıkları üzerine değerlendirmeler yapılmıştır. Bağımlı değişkenler olarak her iki ülke için borsa endeks getirileri (BİST100 ve S&P500) ile yerel para birimi cinsinden mevduat toplamı değişimleri kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler olarak ise her iki ülke için tüketici güven endeksi, ekonomik güven endeksi ve toplam güven endeksi ile VİX Korku Endeksi analizlere dâhil edilmiştir. Veri seti, aylık sıklıkta ele alınmış olup zaman aralığı olarak 2012 Aralık – 2022 Nisan tarihlerindeki verilerden oluşmaktadır. Getiri ve değişim tahmini modelleri sonucunda, her iki ülke için de, genel olarak bağımsız değişkenlerin yatırımlara etkileri olduğu gözlemlenmiştir. Volatilite tahmini modellerinin neticesinde ise BİST100 endeksi yatırımlarında hiçbir bağımsız değişkenin etkisi bulunmazken beklenti ve güven ile ilgili değişkenlerinin diğer üç yatırım aracı üzerinde anlamlı etkilerine rastlanmıştır.
Kredi temerrüt takası primi belirleyicileri: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerine karşılaştırmalı analiz
Küresel finans krizinden itibaren önem kazanan kredi temerrüt takası (CDS) primi, kredi türevi olarak finansal piyasalarda sıklıkla kullanılmaktadır ve ülkelerin kredi risk göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu tezin amacı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde makroekonomik ve finansal değişkenlerin CDS primlerine olan etkisini incelemektir. Panel veri ekonometrisi Driscoll-Kraay Standart Hata Tahmincisinin kullanıldığı çalışmada, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için, CDS primlerinin ortak belirleyici faktörleri enflasyon, borsa endeksi ve büyüme oranı olarak belirlenmiştir. CDS primlerinin belirlenmesinde ortak faktörlere ek olarak; gelişmiş ülkelerde işsizlik oranı ve gösterge faiz oranı değişkeni, gelişmekte olan ülkelerde ise cari açık değişkeni istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur. Analiz sonuçlarına göre kurulan model gelişmiş ülkelerde CDS primlerini %65 oranında açıklarken gelişmekte olan ülkelerde ise %30 oranında açıklamaktadır. Bu sonuç, modelin gelişmiş ülkelerin risk durumunu açıklamada daha başarılı olduğunu, gelişmekte olan ülkelerin risk durumunu açıklamada ise makroekonomik ve finansal değişkenlerin etkisinin sınırlı olduğunu göstermektedir. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde riskin belirlenmesinde makroekonomik ve finansal değişkenlerin yanı sıra siyasi belirsizlik ve politik risk gibi ülkelere özgü çeşitli faktörlerin de etkili olduğu görülmektedir.
Türkiye'de ekonomi yöneticilerinin değişiminin borsa endekslerine olan etkisi: BİST endekslerinde bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığında ve Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığında gerçekleşmiş olan yeni atamaların belirlenmiş olan altı farklı borsa endeksine olan etkisini incelemektir. Bu etki incelenirken iki kurumda da gerçekleşmiş olan son üç değişim dikkate alınmıştır. Çalışmada BİST100, BİST BANKA, BİST GIDA, BİST TURİZM, BİST TİCARET ve BİST SANAYİ endekslerinin 2018 ile 2021 yılları arasındaki günlük getirileri olay çalışması yöntemi ile inceleme altına alınmıştır. Analiz gerçekleştirilirken t-testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, gerçekleşmiş olan değişimlerin belirtilen altı farklı endeksin anormal getirileri üzerinde çeşitlilik gösteren farklı etkilere sahip olduğu saptanmıştır.
Beyin göçü: Ülke seçimine etki eden faktörlerin incelenmesi
Beyin göçü hem göç alan hem de göç veren ülkelerin gelişmişliklerine doğrudan etkide bulunabilecek önemli bir fenomendir. Bu araştırmada, beyin göçü gerçekleştirme kararını vermiş kişilerin göç edecekleri ülkeleri seçerken hangi faktörlerden etkilendikleri anlamlandırılmaya çalışılmaktadır. Göç veren ülkeler olarak farklı coğrafya ve gelişmişlik düzeylerini temsil etmeleri açısından Avustralya, İtalya ve Türkiye seçilmiştir. Göç konusunda temel alınan veri, LinkedIn ile Dünya Bankası'nın yayımlamış olduğu 2015-2019 yılları arasını kapsayan beyin göçü verisidir. Analize her ülke için kişi başı Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla, İş Güven Endeksi, enflasyon ve işsizlik gibi ekonomik; İnsani Gelişmişlik Endeksi, Sosyal İlerleme Endeksi, Küresel Barış Endeksi, Hukukun Üstünlüğü Endeksi gibi sosyal; Dünya İnovasyon Endeksi gibi teknolojik; ülkeler arasındaki uzaklık gibi fiziki göstergeler dahil edilmiştir. Bu göstergelerin beyin göçüne etkileri incelenmiştir. Panel formatında olan veri, panel veri regresyon metotlarından Sabit Etkiler veya Rassal Etkiler Modelleri ile R programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizlerin sonucunda farklı coğrafya ve gelişmişlik düzeylerindeki ülkelerde farklı göstergelerin beyin göçünün hedefi olacak ülkeyi seçmede etkisi olduğu gösterilmiştir.
Finansal başarı ile mali oranlar ilişkisinin incelenmesi ve fuzzy logic metodu ile finansal sürdürebilir başarı ölçümü
Finansal başarı firmaların ve paydaşlarının önem verdiği konulardan bir tanesi konumundadır. Bir firmanın finansal açıdan başarılı olması yöneticilerini, çalışanlarını, ortaklarını ve kredi kurumlarını kısacası tüm paydaşlarını memnun eden bir durumdur. Bu çalışmada Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin finansal başarılı olma durumlarının mali oranlarla olan ilişkisini analiz etmek için lojistik regresyon modeli kullanılmıştır. Oluşturulan modelde 16 mali oranın 11 tanesinin yüksek olması finansal başarı ihtimalini artırırken 5 tanesi finansal başarı ihtimalini düşürdüğü sonucu tespit edilmiştir. Şirketleri finansal sürdürülebilirlik seviyelerine göre sınıflandırabilmek için bulanık mantık yöntemi kullanılmıştır. Oluşturulan metot ile şirketlerin göreceli finansal sürdürülebilirlik düzeylerini ölçen bir gösterge oluşturulmuştur. Bu göstergede şirketlerin hangi yönlerinin daha güçlü olduğu tespit edilmiştir. 110 şirket için finansal sürdürülebilirlik düzeylerine göre sıralama oluşturulmuştur.
Muhasebe ve finansal göstergelerin hisse fiyatına etkisinin panel veri analizi ile BIST imalat sektöründe incelenmesi
Bu tez kapsamında muhasebe ve finansal göstergelerin piyasa değeri ile ilişkisi incelenmektedir. Globalleşme ile ekonomik sınırlar ortadan kalkmış ve finansal piyasalar da büyümeyi güçlendirmiştir. Son yıllarda dünya merkez bankalarının da uyguladığı genişletici para politikaları küçük yatırımcıların sayısında önemli artışlara neden olmuştur. Finansal piyasaların etkin olması, genişletici para politikaları ile beraber küçük yatırımcılar da finansal piyasalardaki payını arttırmıştır. Yatırımların temelini de yatırım yapılan varlığın değeri ve değerinde oluşması beklenen artış belirlemektedir. Yatırım kararı sürecinde şirketlerin finansal verileri karar alım sürecini etkileyen unsurlardan bir tanesidir. Bu çalışmada da değer ve fiyat kavramı ve değerleme sürecinin dinamiklerinden bahsedilmiştir. Şirketlerin fiyatlarını etkileyen faktörler olarak şirket değerleme yöntemlerinde kullanılan çarpanlar seçilmiş ve faktör analizi ile faktörler indirgenmiştir. Faktör analizi sonucunda Fiyat/Özkaynak, Firma Değeri/Satışlar ve BIST imalat sektörü getirisi panel veri analizi ile incelenmiştir. BIST imalat sektörü 2017 Q4 ve 2022 Q3 dönem verileri çarpanları ile hisse senedi getirisi arasındaki ilişki Rassal (tesadüfi) etkiler modeli ile incelendiğinde model anlamlı çıkmıştır. Modelin açıklama oranı %17,27; Fiyat / Özkaynak çarpanı ve sektör getirisinin anlamlı olduğu ancak Firma Değeri / Satışlar çarpanının anlamlı bir etkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Firma büyümesinde finans dışı etkiler analizi: TOBB Türkiye 100 firmaları üzerine bir çalışma
Ekonomik nedenlerden dolayı firmalar için büyüme önem taşımaktadır. Bu çalışma, TOBB Türkiye 100 programına 2020 ve 2021 dönemi başvuru yapan firmaların net satış geliri büyümesi esas alınarak büyümelerine ve firmaların başarılı olmasına etki eden dinamiklerin incelenmesini amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, büyüme ve başarılı olma durumlarını anlamaya yönelik 2020 ve 2021 için bağımsız değişkenler ile regresyon ve lojistik regresyon modelleri kurulmuştur. Daha sonra 2020 dönemine başvuruda bulunan firmaların verileriyle elde ettiğimiz regresyon ve lojistik regresyon modelleriyle 2021 dönemime başvuruda bulunan firmaların büyüme oranı ve başarı durumu tahmin edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre çalışan sayısındaki değişimin her iki dönemde de ciro artışını pozitif yönde etkilediği görülmektedir. Firma yaşı arttığında büyüme oranı azalmaktadır. Tarım, ormancılık ve balıkçılık sektöründe faaliyet gösteren firmaların diğer sektörlerdeki firmalara oranla daha az büyüdüğü ve başarılı olma olasılığının daha az olduğu görülmüştür. Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan firmaların büyüme oranının ve başarılı olma olasılığını İstanbul, Batı Marmara ve Batı-Doğu Karadeniz Bölgelerine göre daha az olduğu tespit edilmiştir. Başarı durumu tahmini için ise oluşturulan 2020 dönemi başarı durumu lojistik regresyon modelinin 2021 dönemi doğru tahmin etme oranı %77 olarak hesaplanmıştır. 2021 döneminde başvuran firmaların verileri ile 2021 yılı başarı durumu lojistik regresyon modelinin doğruluk oranı %81,6 olarak bulunmuştur. Doğruluk oranları kıyaslandığında 2021 dönemi lojistik regresyon modelinin daha iyi bir tahmin modeli olduğu ortaya çıkmaktadır.
Akıllı bileklik ve saat kullanan tüketicilerin öz takip pratikleri çerçevesinde incelenmesi
Öz takip, kişiler kendi sağlık parametrelerini, fiziksel aktivitelerini veya davranışlarını izlemek ve kaydetmek amacıyla kullandıkları pratikleri içerir. Bireyler, genellikle akıllı bileklik ya da saat gibi teknolojik araçlarla kendilerine ait verileri takip ve analiz etmektedir. Fakat alan yazında öz takibin ve öz takip yapmayı sağlayan teknolojilerin tüketim ve tüketici davranışları çerçevesinde incelenmediği, ayrıca genel tüketici grubu yerine belirli bir gruba ait kullanıcıları ele aldığı fark edilmiştir. Dolayısıyla bu çalışmada herhangi bir topluluğun parçası olmadan akıllı bileklik ya da saat kullanarak öz takip yapan tüketicilerin gündelik pratikleri ve deneyimleri incelenmiştir. Yaşları 27 ile 54 arasında değişen 14 katılımcıdan yarı-yapılandırılmış görüşmelerle veri toplanmış ve elde edilen veri tematik analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda satın alma niyeti, veriyi anlamlandırmak, sosyal çevre, motivasyon ve kullanmayı bırakmak/yeniden satın almak olmak üzere beş ana tema tanımlanmıştır. Tartışma bölümünde öz takip yapmanın nedenleri ve veri yorumlama süreçleri gibi faktörler tartışılmıştır. Ayrıca öz takibin kullanıcılara sağladığı faydalar, benlik gelişimi üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Öz takibin farklı kimlik durumlarını tetikleyebildiği ve sosyal ve teknolojik belirlemecilik çerçevesinde incelendiği belirtilmiştir. Ayrıca, öz takibin kullanıcıları üretici ve tüketici konumuna soktuğu ve beden, yaşam ve sağlığın tüketilebilir nesnelere dönüştürüldüğü vurgulanmıştır. Sonuç kısmında ise gelecek araştırmalar ve mevcut araştırmanın katkıları ve sınırlılıkları değerlendirilmiştir.
Repairability at the forefront an exploration of Turkish tech company strategies on the EU Right to Repair Directive
This thesis aims to explore the preparedness of Turkish companies concerning the 'repairability' of their products within the framework of the EU Right to Repair Directive. The specific focus was on examining the current actions and strategies of companies regarding the increasing amount of electronic waste globally and the demand from customers for longer-lasting devices. For this purpose, a case study approach was used, conducting interviews with representatives from three companies in the consumer electronics and white goods sectors in Türkiye regarding the EU Right to Repair Directive. Additional insights were obtained from various company reports, sector documents, and the limited amount of research on the topic. The analysis of the dataset reveals a general inclination among the companies to comply with new legislative efforts. Measures taken regarding the repairability of products also serve as significant indicators of the direction these companies are taking. The findings also hint at some tensions challenging Turkish companies in adopting repairability standards. The results of this research reveal possible future scenarios and various implications. The conclusions drawn from this study have the potential to provide a roadmap concerning the measures taken by consumer electronics companies in Türkiye regarding the 'Right to Repair.' Keywords: Repairability Index, Consumer Electronics, Right to Repair, Electronic Waste
Relating dark leadership to counterproductive work behaviors: The roles of organizational justice and emotions
Employees, as an essential component of organizations, have the potential to make positive contributions or, conversely, to detrimentally impact the organization itself and fellow employees through their attitudes and behaviors. Two concepts which are at the forefront in studies of negative behaviors in workplaces are counterproductive work behaviors and dark leadership. This study proposes that counterproductive work behaviors of employees are significantly triggered by the dark leadership of their superiors, and questions the roles of both organizational justice and negative emotions in that relationship. Data from 435 public sector employees were obtained through an online questionnaire and regression analyses were performed on that data. The findings indicate that dark leadership significantly influences counterproductive work behaviors. Organizational justice moderates the relationship between the two variables, while negative emotions play a partial mediator role.
Hisse fiyatını etkileyen faktörlerin panel veri analizi ile incelenmesi ve lojistik regresyon modeli ile sürdürülebilir kârlılık tahmini
Şirketlerin sürdürülebilir kârlılık yakalaması, o şirketin çevresel olaylardan daha az etkilendiğini, finansal olarak başarılı olduğunu ve sağlam temellere dayandığını göstermektedir. Bu çalışmada imalat sanayi alt sektörlerinde faaliyet gösteren 82 firma, sürdürülebilir kârlılık kriterine göre sınıflandırılmış ve 54 firma bu kriteri sağlayarak başarılı grubunda yer almıştır. Firmaların 2016-2022 dönemi için mali oranları ile borsa performans oranlarının hisse senedi fiyatına etkisi panel veri analizi ile, bu oranların sürdürülebilir kârlılığa etkisi ise lojistik regresyon modeli ile incelenmiştir. Bu kapsamda panel veri analizi sonucunda PD/DD değerinin incelenen 4 sektörün 3'ü için ortak olduğu ve hisse senedi fiyatına diğer oranlardan daha genel etkisinin olduğu görülmüştür. Lojistik regresyon modeli ile başarılı ve diğer firmaların doğru sınıflandırılmasında kullanılan modelin 7 yıl için tahmin başarısı test edilmiş ve yakın yıllara ait verilerin tahmin gücünün %88,23'lere çıktığı görülmüştür. 2016-2022 döneminde her yıl için oluşturulan modellerde tahmin gücü bakımından herhangi bir oran ön plana çıkmamıştır. Hisse senedi fiyatını etkileyen faktörlerle sürdürülebilir kârlılığı etkileyen faktörler arasında paralel bir ilişki bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Limancılık sektöründe operasyonel verimlilik ile finansal verimlilik analizi: Türkiye'de özelleşen limanlardan bir örnek
Limanlar, ülkelerin kalkınmaları ve küresel tedarik zinciri için büyük öneme sahiptir. Dünya ticareti'nin %80'inden fazlası deniz yoluyla gerçekleştiğinden liman verimliliği ülkelerin ekonomisini doğrudan etkilemektedir. Liman özelleştirmeleriyle liman yatırımları arttırılarak denizcilik sektörüne katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Bu çalışmada limanların operasyonel verimliliği ile finansal verimliliği hesaplanarak limanlar verimlilik skorlarına göre sıralanmıştır. Böylece hem operasyonel hem de finansal açıdan en verimli olan limanlar ortaya çıkmıştır. Objektif ağırlıklandırma yöntemleri kullanılarak EATWOS yöntemi ile operasyonel verimlilik analizi ve finansal verimlilik analizi yapılmıştır. İki verimlilik analizinin sonuçları arasındaki korelasyon hesaplanmış ve limanların operasyonel verimliliği ile finansal verimliliği arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir.
Kompulsif satın alma davranışının ürün spesifik takıntılı tüketim davranışına etkisinde nedensellik yönelimlerinin aracı etkisi
Ürün-spesifik takıntılı tüketim, genellikle bir ürüne karşı aşırı ve takıntılı bir ilgi ve tüketim eğilimini ifade eder ve bireylerin bir ürüne karşı hissettiği güçlü ve kontrol edilemez istekler ve tüketim üzerine yoğun bir dürtü veya bağlılık hissi ile gerçekleşir. Ancak alan yazında tek ürüne yönelik takıntılı tüketimi ve bu tüketimi nelerin etkilediğini tüketici davranışları çerçevesinde incelenmediği fark edilmiştir. Dolayısıyla bu çalışmada ürün-spesifik takıntılı tüketim yapan tüketicilerin tüketim davranışları incelenmiştir. Bu tez kapsamında kompulsif satın alma davranışının ürün-spesifik takıntılı tüketim davranışına etkisi arasındaki ilişkide Öz Belirleme Teorisi kapsamında nedensellik yönelimlerinin aracılık etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 18 ile 74 yaş arasındaki yetişkin 372 kişiye çevirimiçi ortamda anket uygulanmıştır. Araştırmaya konu olan modelin analizini yapmak için Hayes'in (2013) SPSS için geliştirdiği Process Makro eklentisi kullanılmıştır. Process Makro'da Model 4 analizi esas alınmıştır. Model 4 analizi sonucu kompulsif satın alma davranışı ile ürün-spesifik takıntılı tüketim davranışına etkisi arasındaki ilişki istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Bu ilişkide özerk ve kontrol yönelimlerinin aracı etkisi istatiksel olarak anlamlı bulunurken kişisel olmayan yönelimin aracı etkisi anlamını yitirmiştir.
Doğum oranını etkileyen faktörler için panel veri analizi ve makine öğrenmesi uygulaması: Türkiye örneği
Bu araştırma, 2009-2021 yılları için Türkiye'de doğum oranını etkileyen faktörleri panel veri analizi ve makine öğrenmesi (ML) ile incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla il ve yıl bazında doğum oranının; lisans ve üzeri eğitim oranı, kadın istihdam oranı, nüfustaki kadın oranı, gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) seviyesi, evli nüfus oranı, covid19 ve göçmen kukla değişkenleri ile ilişkisi araştırılmıştır. Panel veri analizi için havuzlandırılmış en küçük kareler (OLS), sabit etkiler ve rastgele etkiler olmak üzere üç ana model kullanılmıştır. ML için ise farklı sınıflandırma modelleri çalıştırılmış ve doğum oranı artış-azalış sınıflandırmasını en iyi öğrenen model tespit edilmiştir. ML modelleri ile elde edilen sonuçlar panel veri analizi sonuçları ile kıyaslanmış ve model değişkenleri açısından da farklılıklar incelenmiştir. Sonuçlar; sabit etkiler modeli ile panel veri analizi yapmanın anlamlı sonuç verdiği gözlemlenmiştir. Türkiye'de doğum oranı; lisans ve üzeri eğitim seviyesi, kadın istihdamı, COVID-19 ve göçmen kukla değişkeni ile negatif ilişkiliyken kadın nüfus oranı, evli oranı ve GSYH seviyesi ile pozitif ilişkili çıkmıştır. ML'de ise sınıflandırma problemine dönüştürülen doğum oranındaki değişim için, hangi modelin daha iyi performans gösterdiğine ve değişkenlerin önem düzeylerinin seviyelerine bakılmıştır. Kullanılan modellerin ikisi de doğum oranını belirleyen faktörler için etkin bir şekilde çalışabildiğini göstermiştir.
Çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) skorları ile şirket performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi: BIST100 endeksinde yer alan şirketler üzerine bir araştırma
Çevresel,Sosyal ve Yönetişim (ESG) derecelendirme puanları son yıllarda şirketler için ve özellikle paydaşlar ve yatırımcılar için önemli bir ölçüt haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı 2010-2022 yılları arasında Türkiye'de BIST100 Endeksine dahil olan 26 şirketin performansına hem ESG'nin hem de bileşenlerinin ayrı ayrı etkisini ortaya koymaktır. Veri setinin büyük bir çoğunluğu Refinitiv Screener sayfası aracılığıyla ve şirketlerin faaliyet ve finansal raporlarından elde edilerek oluşturulmuştur. Analize, ESG skorlarının yanında ayrı ayrı çevresel, sosyal ve yönetişim skorları da dahil edilmiştir. ESG tartışma skoru, şirketlerin yıllık patentleri, faaliyet karı, toplam varlıklar, FAVÖK, CSR, EIS puanları da bağımsız değişken olarak, ROA,ROE ve piyasa değeri ise performans göstergeleri olarak veri setine dahil edilmiştir. Yapılan çalışma, panel veri regresyon metotlarından biri olan Sabit Etkiler Modeli ile Stata SE 17.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, ROA ile sosyal skor, yönetişim skoru, ESG tartışma skoru, faaliyet karı ve CSR arasında anlamlı bir ilişki olduğu, ROE ile ESG, sosyal skor, yönetişim skoru, FAVÖK ve faaliyet karı arasında anlamlı bir ilişki olduğu ve son olarak piyasa değeri ile ESG, sosyal skor, çevresel skor, yönetişim skoru, FAVÖK, faaliyet karı, CSR ve EIS arasında anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Böylece ESG'nin şirketler üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Application of the ASA framework to startups: The case of Turkish tech startups
Creating and retaining the right culture in a startup is crucial for forming a climate for innovation and creativity. Still, it's challenging because it requires balancing various personalities within the organization while growing. The aim of this thesis is to study the applicability of the ASA (attraction – selection – attrition) framework in creating and sustaining a company culture and to determine how startup founders approach creating and retaining the company's culture. This exploratory study is conducted using qualitative research. The study sample consisted of 16 technology startup founders, excluding one pilot interview. Semi-structured interviews were conducted in order to understand the underlying factors influencing the strong company culture in the startups. Content analysis revealed constructing and maintaining the team is a potent theme among founders. In addition, it was found that startup funding stages were significant factors that seemed to be related to the formation of company culture.
ESG skorlarının finanslama maliyetleri ile olan ilişkisi: Borsa İstanbul üzerine bir uygulama
Bu çalışmada işletmelerin ESG skorlarının öz sermeye, borç ve ağırlıklı ortalama sermaye maliyetleriyle olan ilişkisi incelenmiştir. Çalışmaya konu olan işletmeler Türkiye borsasında işlem gören firmalar içerisinde ESG skoru hesaplanan firmalardan seçilmiştir. Panel formatında olan ve 2015-2022 yılları arasını kapsayan 44 firmanın verileriyle Stata programında regresyon analizi yöntemi kullanılarak tahminler gerçekleştirilmiştir. Tahmin için oluştulan 3 modelde bağımlı değişkenler "öz sermaye maliyeti, borç maliyeti ve ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti" ; bağımsız değişken firmaların ESG skorları olarak belirlenmiştir. Modelde kontrol değişkenleri olarak her firma için şirket büyüklüğü, finansal kaldıraç oranı, firma riski (beta), işletmenin yer aldığı sektör modele dâhil edilmiştir.3 model için de tahmin sonuçlarına göre yüksek ESG skoruna (75-100) sahip firmaların, düşük (0-25) ESG skoruna sahip firmalara göre daha yüksek sermaye ve borç maliyetlerine sahip olduğu ortaya konmuştur. Kontrol değişkenleri olarak kullanılan değişkenlerde literatür ile uyumlu sonuçlar elde edilmiştir.
Consume to live, consume to die: The effects of mortality salience on consumer behavior
Mortality salience is a concept that examines the realization of death's inevitability in individuals' awareness representing a critical inquiry into how it influences human behavior, particularly in the domain of consumption. This study transcends the established impact of mortality awareness on consumption patterns, venturing into unexplored areas regarding how the contemplation of death molds the dimensions, shapes, and scopes of consumption activities. Through semi-structured interviews with 18 participants, ranging in age from 23 to 57, this thesis methodically collects and analyzes data with thematic analysis, uncovering seven primary themes: "The Rush to Maximize Consumption," "Liberating Consumption," "The Diminishment of Consumption's Significance," "Spirituality-Oriented Consumption," "Enhancing Life Quality," "Consumption Shaped by Social Interactions," and "Consumption Oriented Towards Personal Pleasures." These findings highlight a complex interplay between how individuals interact with consumption in light of mortality awareness. The discussion revolves around the dual perspectives of 'consumption has power' versus 'individual's power,' incorporating the concept of time perception and affirming consumption as either a beginning or conclusion of life's journey. The conclusion summarizes future research contributions and limitations of the study, providing a overview of the nuanced relationship between mortality salience and consumer behavior.
Türkiye'deki Z kuşağı tüketicilerin sürdürülebilir modaya yönelik algıları ve algılanan kaliteye ilişkin bir inceleme
Bu çalışmanın amacı Türkiye'deki Z kuşağının sürdürülebilir moda hakkındaki algı ve tutumlar ile kalite değerlendirmelerini anlamaktır. Çalışmanın verileri farklı yaşlardaki Z kuşağı katılımcılarına yönelik yapılan mülakatlarla elde edilmiştir. Elde edilen veriler, nitel bir araştırma yöntemi olan Tematik Analiz yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmadaki temel sorular, "Türkiye'deki Z kuşağı tüketiciler sürdürülebilir modaya yönelik algı ve görüşleri nedir?", "Türkiye'deki Z kuşağı tüketiciler sürdürülebilir modaya yönelik kaliteyi nasıl algılamaktadırlar?" ve "Türkiye'deki Z kuşağı tüketicilerin sürdürülebilir modaya yönelik algıladıkları riskler nelerdir?" sorularıdır. Nitel yöntemler kullanılarak yapılan bu keşfedici çalışmada Türkiye'deki Z kuşağı tüketicilerinin, çevre sorunlarına duyarlı oldukları ve sürdürülebilirlik kavramına değer verdikleri, bu nedenle sürdürülebilir modaya olumlu baktıkları ancak henüz tam olarak bu kavrama adapte olamadıkları sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir Moda, Algılanan Kalite, Tüketici Davranışı, Z Kuşağı
Finansal bilgi manipülasyonu tahmini: İstatistiksel yöntemler ile makine öğrenmesi algoritmalarının karşılaştırılması
Bu çalışmada finansal bilgi manipülasyonu tahmininde geleneksel istatistiksel yöntemlerden probit ve logit analizi ile makine öğrenmesi algoritmalarından destek vektör makinesi, karar ağacı, rastgele orman, k-en yakın komşu ve yapay sinir ağı yöntemlerinin performansları karşılaştırılmıştır. Tüm yöntemlerin sınıflandırma doğruluğunun %60 üzerinde olduğu tespit edilmiş ve sınıflandırma doğruluğu oranı en yüksek yöntemin rastgele orman, en düşüğün ise destek vektör makinesi olduğu belirlenmiştir. Makine öğrenmesi algoritmalarının geleneksel yöntemlere kıyasla daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Bu algoritmaların en büyük dezavantajı ise olasılık değeri elde edilemiyor olmasıdır. Olasılık değeri elde edebilmek için probit ve logit analizlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Yapılan analizlerde, literatürde finansal bilgi manipülasyonu tahmininde sıklıkla kullanılan Beneish model ve bu modeldeki oran ve endekslere ek olarak Türkiye'de finansal bilgi manipülasyonu tahmininde etkili olabileceği düşünülen yeniden değerleme, faaliyet giderleri, esas faaliyetlerden diğer gelirler ve esas faaliyetlerden diğer giderler endeksleri kullanılmış ve finansal bilgi manipülasyonu tahmininde etkili olan endeksler tespit edilmiştir. Brüt kar marjı, satış büyüme, kaldıraç, pazarlama, satış, dağıtım ve genel yönetim giderleri, faaliyet giderleri, esas faaliyetlerden diğer gelirler endeksleri ve tahakkukların varlıklara oranı finansal bilgi manipülasyonu tahmininde istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.
Güvene dayalı mesleklerde markalaşma kriterleri
Bu çalışma, güvene dayalı mesleklerde kişisel markalaşma kriterlerini araştırmayı amaçlamakta olup, özellikle doktorlar, üniversite profesörleri ve oto tamircilerine odaklanmaktadır. Araştırma, bu mesleklerde başarılı kişisel markalaşmaya katkıda bulunan önemli nitelikleri belirlemektedir. Karma yöntem yaklaşımı kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada, temel nitelikleri belirlemek için 80 katılımcı ile ön anketler yapılmış, ardından bu niteliklerin önemini değerlendirmek için 303 kişiye detaylı anketler uygulanmıştır. Bulgular, doktorlar için işinde iyi, yenilikçi ve bakımlı olma gibi nitelikleri desteklerken üniversite profesörleri için işinde iyi, yenilikçi ve adaletli olma gibi niteliklerin önemli olduğunu göstermektedir. Oto tamircileri için ise işinde iyi, deneyimli ve titiz olma gibi nitelikler ön plana çıkmaktadır. Her meslek için elde edilen nitelikler ve bu niteliklere o meslek grubu spesifiğinde atfedilen değer farklıdır. Bu bulgular, güvene dayalı mesleklerde profesyonel itibar ve başarının artırılmasında belirli kişisel markalaşma niteliklerinin önemini vurgulamaktadır.
Aile şirketlerinin aile şirketi olmayan şirketlere göre muhasebe ve piyasa performanslarının değerlendirilmesi
Bu çalışmada Aile şirketleri ile Aile şirketi olmayan şirketlerin muhasebe ve piyasa performans açısından farklılık gösterip göstermediği Türkiye örneklemi için araştırılmıştır. Çalışmada 2021, 2022 ve 2023 yılları için Türkiye'de imalat sektöründe yer alan aile şirketleri ile aile şirketi olmayan şirketlerin muhasebe ve piyasa performansı göstergeleri Eşleştirilmemiş T-Testi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Analizlerde muhasebe performans göstergeleri olarak brüt kar marjı, net kar marjı, faaliyet kar marjı, faiz ve vergi öncesi kar marjı, faiz, vergi ve amortisman öncesi kar marjı, varlık kazanç oranı ve sermaye kazanç oranı kullanılırken; piyasa performans göstergeleri olarak ise fiyat kazanç oranı, piyasa değeri defter değeri oranı ve hisse getirisi kullanılmıştır. Muhasebe performans göstergeleri için toplam 99 şirkete ait bilgiler kullanılmış, piyasa performansı için ise toplam 122 firmaya ait verilere erişim sağlanmıştır. Çalışma sonucunda, genel olarak, aile şirketleri ile aile şirketi olmayan şirketler arasında muhasebe performansı açısından tutarlı ve anlamlı bir farklılık gözlemlenemezken; piyasa performansı açısından aile şirketlerinin görece daha iyi bir performans gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Zero waste or recycling? An exploration of zero waste practices in turkey
This thesis investigates the public's understanding of the term "zero waste" and examines whether people equate it with recycling or recognize its broader implications and applicability in daily routines. The research employed in-depth interviews to explore the factors affecting the implementation of zero waste practices in everyday life. These interviews identified various challenges and barriers individuals face, as well as the motivations and incentives that encourage adherence to zero waste principles. By analyzing the diverse perspectives and experiences of the participants, this study provides insights into effective strategies for promoting sustainable waste management behaviors and integrating zero waste practices into daily routines. The findings have significant implications for developing practical approaches to enhance public awareness and participation in zero waste initiatives. The thesis is structured into several chapters, each addressing a specific aspect of the research question, including country implementations, findings, and their implications for sustainable waste management.
Z kuşağının faydacı ve hazcı tüketim anlayışları
Bu tez kapsamında jenerasyonlara, Z kuşağı özelliklerine, tüketim türlerine ve tüketim alışkanlıklarına ilişkin detaylı bilgiler verilmiş olup zamanla değişen tüketim alışkanlıklarının Z kuşağında nasıl bir etki oluşturduğuna dair çıkarımlar yapılmaya çalışılmıştır. 12 adet katılımcı ile birebir mülakatlar gerçekleştirilerek bizzat Z kuşağının kendisinden faydacı ve hazcı tüketim anlayışlarına dair bilgiler alınmıştır. Z kuşağının hangi faydacı ürünleri bir haz ürünü olarak gördükleri veya hangi haz ürününü artık faydacı olarak gördüklerine dair çıkarımlar yapılması amaçlanmıştır. Bu sayede hem en büyük ekonomik güç haline gelmeye başlayan Z kuşağının tüketim davranışlarını anlayabilmek, hem de şirketlere bu doğrultuda ipuçları sağlamak amaçlanmaktadır.
Sürdürülebilirlik raporu yayınlamanın şirket hisse senedi fiyatına etkisi (2013-2022 dönemi için Borsa İstanbul'da işlem gören BİST100 endeksi şirketleri)
Bu çalışma, 2013-2022 döneminde Borsa İstanbul'da işlem gören BIST100 Endeksi şirketlerinin sürdürülebilirlik raporu yayınlamalarının bu süreçte hisse senedi getirisine olan etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Ana araştırma sorusu, sürdürülebilirlik raporu yayınlamanın hisse senedi getirisine etkisi olup olmadığıdır. Sonuçlara göre, sürdürülebilirlik raporu yayınlayan firmaların, yayınlamayan firmalara göre yıllık hisse senedi getirisinin 0.1244 birim daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Bulgular, Türkiye'de yatırımcıların henüz sürdürülebilirlik raporlarına ciddi önemi vermediği veya bu raporları yayınlamanın etkilerinin henüz ortaya çıkmadığını göstermektedir. Yatırımcılara şu aşamada sürdürülebilirlik raporu yayınlama durumunun bir indikatör olarak görülmemesi gerektiği tavsiyesi verilmektedir. Çalışma, Türkiye'de bir ilk olup, dünya literatürüne daha uzun bir zaman aralığı ve daha geniş bir veri havuzuna sahip bir analiz kazandırmaktadır. Ayrıca, firmalara ve politika yapıcılara sürdürülebilirlik raporlarının etkileri hakkında yol gösterme potansiyeline sahiptir.
Sermaye Piyasası Kurulu onaylı izahnamelerin halka arz sonrası hisse senedi getirileri üzerindeki etkisi
Türkiye'deki düşük faiz yüksek enflasyon politikasının etkisiyle artan halka arzların popülaritesi bu çalışmanın ana konusunu oluşturmuştur. Halka arz edilen şirketlerin sektörünün ve şirketi halka arz eden konsorsiyum lideri firmanın, hisse senetlerinin 3,7 ve 15 günlük kısa vadeli getirileri üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığının araştırılması, çalışmanın ana hipotezlerini oluşturmuştur. Bunun yanında herkesin ulaşabileceği platformlardan elde edilen bilgiler modele dahil edilmiştir ve kamuya açık paylaşılan bilgilerin hisse senetlerinin kısa vadeli getirileri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu araştırmaları yapabilmek için üç farklı regresyon modeli oluşturulmuş ve konsorsiyum lideri firmalar birer birer modellere kukla değişken olarak ekenmiştir. Çalışma bu açıdan literatüre yenilikçi bir bakış açısı sunmaya çalışmaktadır. Araştırma sonucunda bazı konsorsiyum liderlerinin getiriler üzerinde anlamlı etkileri tespit edilirken, sektörlerin anlamlı bir etkisi olmadığı saptanmıştır.
Japonya örneği ile sıcak paranın uluslararası piyasa dinamiklerine etkisi
Bu tez, Japonya'nın 1990 sonrası uyguladığı sıra dışı para politikalarının ülke içi ekonomik dengelerin yanı sıra küresel finansal sistem üzerindeki etkileri açısından da özgün bir analizini sunmaktadır. Japonya'nın düşük faizli ve genişlemeci para politikaları, gelişmekte olan piyasalara yönelen sıcak para akımlarını şekillendirmiş; özellikle taşıma ticareti mekanizması üzerinden döviz kuru oynaklığını ve finansal kırılganlıkları artırmıştır. Japon Yeni'nin küresel bir fonlama aracı olarak nasıl stratejik bir rol üstlendiği, Japonya Merkez Bankası'nın politika patikalarının altın, gümüş, petrol, tahvil ve hisse senedi fiyatları üzerindeki etkileri grafiksel ve dönemsel verilerle incelenmiştir. 2008 Küresel Finans Krizi ve 2020 COVID-19 pandemisi gibi kırılma anlarında Japonya kaynaklı sermaye hareketlerinin uluslararası portföy davranışlarını nasıl etkilediği ortaya konmuştur. Analiz ve bulgular, Japonya'nın deneyiminin sadece kendisine özgü bir kriz geçmişi değil; aynı zamanda küresel merkez bankacılığı için öncü ve uyarıcı bir paradigma sunduğunu göstermektedir.
Mobbing'in çalışanlara ve motisvasyonlarına etkileri: Bir kamu kuruluşunda uygulama
Günümüzde mobbing kavramı işletmeler açısından önem arz etmektedir. Mobbing bir kişinin mevki, güç ya da otorite gibi nedenlerle çalışma arkadaşlarına, astlarına veya üstlerine sergilemiş olduğu olumsuz davranışlardır. Bu davranışlar kişileri işten soğutmaya, yanlış yapmaya, başarılarını engellemeye ve özgüvenlerinde kayıplar yol açmasına yöneliktir. Dünyada ve ülkemizde mobbing kavramı son yıllarda daha da önemli hale gelmiştir. Artan rekabet ortamı içerisinde işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri adına verimliliklerinin yüksek olması gerekmektedir. İşletme bünyesinde yaşanabilecek mobbing olgusu verimliliğin oluşmasında en büyük engeldir. Mobbinge maruz kalan kişi kendini yetersiz görmekte ve huzursuz bir ruh haline girmektedir. Maruz kaldığı davranışlar onun verimliliğini etkilemekte ve işletmeye sağladığı katkıda gerek süreci yavaşlatması gerek hatalı işlerin gerçekleşmesi konusunda etkin olmaktadır. Kişinin mobbing sonrası sergilediği davranışlar çalışma ortamında da yankı bulmakta ve diğer kişilerde de tedirginlik ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkan bu tedirginlik sonucunda ise işletme içi motivasyon düşmekte ve yapılan işlerde bireysel verimlilik düşmektedir. Bireysel verimliliğin düşmesi ise işletme verimliliğin düşmesinde temel sebeptir. Bu çalışma ile mobbingin kişilerin motivasyonlarına, kişinin benliğine ve işletmeye etkileri araştırılmaktadır. Mobbing ve motivasyon olgularının sebepleri, mobbinge maruz kalınması durumunda yaşanması muhtemel sonuçlar çalışma ile birlikte ele alınmaya çalışılmaktadır. Çalışma mobbinge farkındalık oluşturmak ve mobbinge karşı önlem almak amacıyla önem arz etmektedir. Çalışmada anket yöntemi ile toplanmış veriler sonucunda ortaya çıkan durum belirtilecek ve hem işletmeler hem de kişiler açısından hem motivasyon hem mobbing konusunda öneriler sunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Motivasyon, İşletme
EFQM Mükemmellik Modeli'nin Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinde uygulanması
EFQM Mükemmellik Modeli bir yönetim sistemi olup, kurumların mükemmelliğe ulaşmaları ve bunu sürdürmeleri amacıyla uygulanan stratejik bir yönetim modelidir. Modelde kullanılan özdeğerlendirme yöntemi ise kurumların kuvvetli yönleri ile iyileştirmeye açık alanlarını belirlemeyi sağlar. EFQM Mükemmellik Modeli özdeğerlendirme yaklaşımı ile kullanılmaktadır. Avrupa'da, özdeğerlendirme en yaygın kullanılan yönetim yaklaşımlarından biridir. Bu çalışmada, kamu kurumlarında özellikle yerel yönetimlerde verimlilik sağlanabilmesi, bu kurumların hedefledikleri stratejilerini gerçekleştirebilmeleri, vatandaş başta olmak üzere diğer paydaşlarına ilişkin algı sonuçlarını, etki ettiği değer kapsamında takip edebilmeleri için mevzuat hükümlerine katkı sağlayacak, stratejik yönetim sürecinin etkililiği artıracak yönetim sistemlerinin uygulanması araştırılmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı açıklanmış olup, birinci bölümde; kalite ile yerel yönetimlerde kalite olgusuna değinilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise EFQM Mükemmellik Modeli' nde kullanılan temel kavramlar genel olarak incelenmiştir ayrıca bu bölümde modelde amaçlanan yapı ve özdeğerlendirme yöntemine değinilmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise yerel yönetim uygulama örneklerine yer verilmiştir. EFQM Mükemmellik Modeli' nin uygulama örnekleri, bu modeli uygulayan ve bir yerel yönetim kurumu olan Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi uygulamalarından alınmıştır. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'nin "EFQM Mükemmellikte Yetkinlik" kategorisinde 4 yıldız belgesini aldıktan sonraki çalışmaları araştırma içerisinde yer almaktadır. İncelenen konuların modeli uygulayan kurumun, stratejileri ve oluşturduğu yol haritasını destekleyici çalışmalar olduğu görülmüştür.
Türkiye'de girişimci destekleri
Ülke ekonomisinin kalkınmasında girişimciler önemli paya sahiptir. Girişimciler mevcut pazarların yanında potansiyel pazarların yarattığı boşluğunu doldurmaktadır. Özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini etkilemektedir. Girişimcilerin ekonomiye yaptığı katkının bilincinde olan devlet girişimcileri desteklemektedir. Ülkemizde girişimcilere destek ve teşviklerde en büyük paya sahip olan KOSGEB'dir. KOSGEB tarafından verilen eğitim ve destekler sayesinde girişimcilik kültürünün yaygınlaştırılması, nitelikli girişimcilerin arttırılması ve sürdürülebilir işletmelerin oluşturulması hedeflenmektedir. Girişimcilik faaliyetleri insanlık tarihinin ilk yıllarından beri takas yolu ile varlığını sürdürmektedir. Bireyler ihtiyaçlarını karşılayabilmek için her dönem çeşitli faaliyetlerde bulunmuşlardır. Zaman içerisinde ihtiyaç ve isteklerin değişmesiyle ticaretin şeklide değişiklik göstermiştir. Bireylerin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çeşitli faaliyetlerde bulunmasına girişimcilik olarak tanımlanabilir. Girişimcilik günümüzde işsizlik sorununun azalmasına yardımcı olmaktadır. İşsizliğin azaltılması ülkeler için önemlilik arz etmesinden kaynaklı ülke ekonomisinde yer kaplamaktadır. Ülkeler ekonomik politikalarını ve stratejilerini oluştururken girişimciliği göz önüne almaktadırlar. Bundan dolayı ülkeler girişimciler için teşvik ve destek programları gibi birçok destekleme programını girişimcilere sunmaktadır. Verilen destek programları ile potansiyel girişimcilerin ekonomiye katkıda bulunması sağlanmıştır. Çalışmamızda ülkelerin değişen ekonomik ve stratejik planları sonucu girişimcilere verilen teşvik ve destekler incelenmiştir. Yapılan araştırmayla girişimcilere verilen güncel destekler araştırılmıştır. Böylece girişimcilerin ihtiyacı olan destek ve teşviklere kolayca ulaşabilmektedirler. Anahtar Kelime: KOSGEB, Girişimci, Destek ve Teşvikler