572

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Kırsal kalkınmanın aracı olarak Van'da hayvancılık faaliyetleri

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kırsal alana yönelik bilimsel çalışmaların arttığı görülmektedir. Dünyada ve Türkiye'de kırsal alanların içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durum, kırdan kente göçün artmasına neden olmuştur. Göç olgusu kentleşmeyi de beraberinde getirmiş fakat kentlileşme aynı hızda gerçekleşmemiştir. Bu durum kırsal sorunların kentlere taşınmasına neden olmuş ve kırsal yapının bir bütün olarak kentlere taşınması "Kırsal Kalkınma" olgusunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kırsal nüfusun ekonomik gelirlerini ve yaşam kalitelerini arttırmayı amaçlayan kırsal kalkınmanın kapsadığı çalışmaların başında özellikle tarım ve hayvancılık faaliyetleri gelmektedir. Bu çalışmanın temel amacı bölge ve Türkiye küçükbaş hayvancılığında birinci sırada yer alan Van'ın hayvancılık faaliyetlerinin kırsal kalkınma üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktır. Yörenin sosyo-ekonomik yönden kalkınması bakımından hayati öneme sahip olan hayvancılık faaliyetlerinin önünde yatan engelleri tespit etmek hedeflenmektedir. İl hayvancılığının kültürel temellere dayanması, coğrafi koşullardan dolayı tarımın sınırlı olması ve kırsal nüfusun büyük çoğunluğunun temel geçim kaynağının sadece hayvancılık olması bu çalışmanın en önemli gerekliliklerindendir. Van, toplam hayvan sayısı bakımından Türkiye'de Konya'dan sonra ikinci sırada, küçükbaş hayvan sayısı bakımından da 2,7 milyon hayvan ile birinci sırada yer almaktadır. Buna rağmen yeterli verim sağlanamamakta ve hayvancılık faaliyetleri gittikçe azalmaktadır. Bu durumun temel nedenlerini ise toplam kırsal alanın yaklaşık % 30'unda güvenlik gerekçesiyle uygulanan yayla ve mera yasakları, yem ve saman fiyatlarının yüksek olması, yayla ve meraların aileler tarafından bölünmesi-sahiplenilmesi ve bazı yıllar etkili olan kuraklık oluşturmaktadır. Hayvan sayısı bakımından önemli olması, verimin yetersiz olması ve aşılabilir engellerin olması bu çalışmanın gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. "Kırsal Kalkınmanın Aracı Olarak Van'da Hayvancılık Faaliyetleri" adını taşıyan bu çalışma doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Çalışma beş ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümü alan ile ilgili temel coğrafi bilgileri ve çalışmanın metodolojisini içermektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde kırsal kalkınma olgusuna yönelik temel kavramlar ve dünya ile Türkiye'deki durumları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde dünyada ve Türkiye'de hayvancılığın tarihsel gelişimi, mekânsal dağılışı ve güncel durumu değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde Van'da hayvancılığının coğrafi temelleri, mekânsal dağılışı, yapılan hayvancılık faaliyetleri ile türleri, Van'da hayvancılığın tarihsel gelişimi, hayvancılığın il ekonomisi üzerindeki etkisi ve hayvansal üretim ele alınmıştır. Çalışmanın alan araştırmasına dayanan son bölümünde ise elde edilen bulgular üzerinde durulmuştur. Alan araştırması kapsamında Van'ın 75 kırsal mahallesinde (köyünde) 225 kişi ile görüşülerek karma yöntem ile veri elde edilmiştir. Sahadan elde edilen veriler ışığında Van'da hayvancılığın temel sorunları tespit edilmiş ve muhtemel çözümleri üzerinde durulmuştur. Bu veriler Coğrafi Bilgi Sistemlerinin mekânsal betimleme teknikleriyle görselleştirilmiş ve çalışmanın zenginleşmesi sağlanmıştır. Çalışmada aynı zamanda TÜİK ile Tarım ve Ormancılık Bakanlığı verilerinden faydalanılmıştır.

Ekonomik coğrafyaHayvancılıkHayvancılık+5
Numan Ertaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Karabük şehri ve çevresinde doğal ortam ile insan arasındaki ilişkiler

Çalışma sahası, Karabük Merkez ilçesi ve yakın çevresi, Karadeniz Bölgesinin Batı Karadeniz Bölümünde, Filyos çayı havzası içinde yer alır. Alan yapısal bakımdan oldukça karmaşık ve jeomorfolojik açıdan da farklı reliefleri bir arada bulundurmaktadır. Ortalama 1000 km²'lik bir alanı kapsayan çalışma sahanın ana jeomorfolojik birimlerini; Dağlık sahalar, Platoluk sahalar, Vadi tabanları, Dik yamaçlar meydana getirmektedir. Araştırma sahasında, 1300 – 1700 metreler arasında zirve düzlükleri, 950 – 1300 metreler arasında yüksek düzlükler, 650 – 950 metreler arasında yüksek platoluk alanlar, 300 – 650 metreler arasında alçak platoluk alanlardan oluşmaktadır. Karabük Merkez ilçesi ve yakın çevresi Alt Kretase'den Kuaterner'e kadar süren yapısal oluşum faaliyetleri meydana gelmiştir. Çalışma sahası Alp Orojenik kuşağı içinde yer alan, Üst Eosen – Alt Miyosen arasındaki dönemde Türkiye orojenik kuşağının sıkışması ile Tetis denizi çekilmiş ve Pontid – Anatolid kuşağı yükselerek kara haline gelmiştir. Sahada buna bağlı farklı jeolojik yaşlarda litolojik birimler oluşmuştur. Araştırma alanında, farklı arazi kullanım kabiliyet sınıflarına ait araziler bulunmaktadır. Bu sahaların büyük çoğunluğunu orman ve fundalık araziler oluştururken, yer yer kuru tarım, bahçe tarımı, çayır ve mera arazileri de yer almaktadır. Karabük Merkez ilçesi zengin bitki örtüsüne sahip arazilerden oluşmaktadır. Hayvancılık faaliyetleri yönünden de uygun sahalar mevcuttur. Arazinin geneli dağlık ve engebeli olması sebebiyle tarımsal faaliyetler kısıtlı bir sahada yapılmaktadır. Doğal ortamın meydana getirdiği zenginlik, turizm faaliyetlerini de desteklemektedir. Mevcut akarsuların vadi tabanları ve alçak plato sahaları dar bir alanı kapsamaktadır. Araştırma sahasını oluşturan bölgede yanlış ve amaç dışı arazi kullanımı sahanın verim potansiyelinin düşmesine, ortadan kalkmasına ya da daralmasına neden olmaktadır. Böylece arazide tahribatlar, kirlilik ve bozulmalar ortaya çıkmaktadır. Akarsu vadi tabalarının oluşturduğu kısıtlı sulu tarım alanlarının yerleşme ve ticari sahalar olarak kullanılması, büyük bir sorun teşkil etmektedir. İnceleme alanı içerisinde yapılan beşeri faaliyetler, genel olarak sahanın fiziki şartlarına bağlı kalınarak gelişme ve ilerleme göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Jeomorfoloji, Doğal Ortam – İnsan İlişkileri, Filyos Çayı, Havza, Karabük

Batı Karadeniz HavzasıCoğrafyaDoğa+4
İlyas Çağlayan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Pervari (Siirt) Sinebel Yarma Vadisi ve yakın çevresinin jeomorfolojisi

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın alanı, Siirt ili Pervari ilçesinin GD'sunda yer almaktadır. Çalışmaya konu olan Sinebel Vadisi Neotektonik hareketler sonucu faylanmaya yoğun şekilde maruz kalan bir alanda bölgesel yükselmeye ayak uyduran akarsuyun açtığı yarma karakterli bir vadidir. Antesedant özelliklerin görüldüğü Sinebel Yarma Vadisi' nde tektonizmayı yansıtan çok sayıda jeomorfolojik belirteç vardır. Bitlis Zagros Bindirme Zonu üzerinde yer alan Sinebel Yarma Vadisi, kireçtaşlı litolojide açılan bir vadidir. Bölgede kalkerlerin fazla olması ve diğer koşulların elverişli olmasından dolayı karst topoğrafyasına ait jeomorfolojik birimler de oluşmuştur. Sinebel Vadisi' nin aşağı çığırında ise azalan eğim değerlerinden dolayı flüvyal birikim şekilleri görülmektedir. Çalışma alanı faylanmaya yoğun şekilde maruz kaldığı için değişen eğim değerlerinden dolayı gevşek yapıda olan fliş tabakalarında kütle hareketleri görülmektedir. Çalışma alanında yer alan başlıca akarsular; Sinebel, Mansur, Çemekari, Kışlacık, Çatak ve Botan akarsularıdır. Bu akarsuların beslenme havzalarında yer alan litoloji ve iklimden dolayı rejimleri düzensizdir, debi değişkenliği oldukça fazladır. Nisan – Mayıs aylarında azami seviyeye ulaşan akarsularda Sonbahar ve Kış mevsimlerinde akım asgarisi yaşanmaktadır. Çalışma alanında litoloji, iklim, tektonizma ve flüvyal süreçlerin ortak ilişkisinden kaynaklı zengin bir jeomorfolojik görünüm vardır. Bu jeomorfolojik yapı tektonizma ile yakından ilişkili olduğu için morfotektonik anlamda çalışma alanı ve yakın çevresi aktif bir tektonik kuşak üzerinde yer almaktadır

CoğrafyaJeomorfolojiSiirt-Pervari+1
Yahya Öztürk
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Göç ve mekân bağlamında Suriyeli sığınmacılarda doğurganlık analizi: Mersin örneği

Bu çalışma Mersin kent merkezinde yaşayan Suriyeli sığınmacı kadınların doğurganlık özelliklerini belirlemeye yönelik olarak yapılmıştır. Özellikle Suriyeli sığınmacıların sosyoekonomik özellikleri ve doğurganlıkları arasındaki ilişki, Suriye ve Türkiye gibi farklı mekânlarda yaşamanın göçle bağlantısı kurularak mekân değişikliğinin Suriyeli sığınmacıların doğurganlıkları üzerindeki etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Göç ve doğurganlık üzerine ayrı ayrı çalışmalar literatürde ziyadesiyle yer almasına rağmen göç ve doğurganlık arasındaki ilişki pek incelenmemiştir. Bu amaçla 302 Suriyeli sığınmacı kadına Demografik, Sosyoekonomik ve Sağlık-Doğurganlık özelliklerinden oluşan 75 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Elde edilen verilerde SPPS ile çeşitli analizlere tabi tutularak yorumlanmaya çalışılmıştır. Elde edilen önemli bulgulara göre eğitim seviyelerinin düşüklüğü, olumsuz ekonomik koşullar, gebeliği engelleyici yöntemlerin pek kullanılmaması ve din gibi faktörlerin kadınların doğurganlıklarını pozitif yönde etkilediğidir. Yine Suriyeli kadınlar arasında çocuk yaşta evlilikler oldukça yaygın görülmekte ve bu da Suriyeli kadınlar arasında doğurganlığın oldukça yüksek olmasına yol açmaktadır. Ayrıca elde edilen bulgulara göre her 10 kadından 4'ü Türkiye'de doğum yapmış bulunmaktadır.

FertiliteGöçlerGöçmenler+3
Vedat Kaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir gecekondu mahallesinin dönüşümü: Macun örneği (Ankara / Yenimahalle)

Kentsel dönüşüm sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve fiziksel açıdan çöküntüye uğramış kentsel alanlardaki yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla uygulanması gereken bir planlama aracı olup sadece fiziksel olarak değil sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel boyutlarıyla, bütün olarak anlaşılması ve uygulanması gereken kapsamlı bir faaliyettir. Türkiye'de 2000'li yıllarla birlikte uygulamada yoğunlaşan kentsel dönüşüm faaliyetleri, kentsel dönüşüm projesi başlığı altında gerçekleştirilip, uygulama şekli bakımından çeşitlilik göstermektedir. Özellikle büyük kentlerdeki gecekondu alanlarına odaklanan projeler, bu alanlarda uygulanan örneklerde ihtilafların ortaya çıkmasından dolayı eleştirilmektedir. Sorunsallaşan gecekondu bölgelerinin, dönüşüm projelerinin uygulama biçimiyle süreklilik kazandığına yönelik izlenimler, dikkatimizi bu konuya çekmiş ve yapılan bu tez çalışması ile Ankara-Yenimahalle-Macun Mahallesi'nde TOKİ (Toplu Konut İdaresi Başkanlığı) ve Yenimahalle Belediyesi işbirliğiyle gerçekleştirilen "Ankara-Yenimahalle-Macun Kentsel Yenileme (Gecekondu Dönüşüm) Projesi'ni, araştırmak üzere ele almamıza neden olmuştur. Çalışma, proje ile dönüşüm alanında demografik, sosyal, kültürel, ekonomik ve çevresel anlamda ne tür değişimlerin ortaya çıktığını ve fiziksel mekânda meydana gelen değişimin, projenin muhatabı olan mahalle sakinleri üzerinde hedeflenen etkiyi yaratıp, yaratmadığını saptamayı amaçlamaktadır. Ayrıca proje bölgesindeki mahalle sakinlerinin süreçte nasıl bir akışla karşılaştıkları, sürece bakış açıları, gecekondudan TOKİ konutlarına geçiş süreci ve sonrasında, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik bağlamda yaşamlarında nelerin üretilmiş ve tüketilmiş olduğu ile memnuniyet düzeyini ortaya koymayı da amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler analiz edildiğinde, kentsel dönüşümün tüm boyutları ile gerçekleşmediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Macun Mahallesi, Gecekondu, Kentsel dönüşüm, TOKİ.

Ankara-Yenimahalle-MacunGecekondu bölgesiGecekondular+2
Sevgi Erdem
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van gölü havzasının doğusunda heyelan duyarlılık analizi

Çalışma kapsamında heyelan duraylılığı haritası üretilmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla heyelan yoğunluğu görece daha yüksek olan Van ilinin kuzeyi seçilmiştir. Analizlerde yükselti, eğim, bakı, yamaç eğriselliği, ana faylara yakınlık, akarsu aşındırma gücü indeksi, arazi örtüsü, litoloji ve toprak parametreleri, oluşturulan heyelan envanter haritasına göre değerlendirilmiş ve yeniden sınıflandırılmış parametre haritaları üretilmiştir. Bu parametreler haritaları coğrafi bilgi sistemleri yardımıyla üretilmiş ve arazi çalışmaları ile teyit edilmiştir. Daha sonra her bir parametre için frekans oranları elde edilmiş ve heyelan duyarlılık haritası üretilmiştir. Frekans oranı yöntemine göre hazırlanan heyelan duyarlılık haritası çok düşükten çok yükseğe doğru 5 sınıfa ayrılmıştır. Çalışma alanına ait yol ağı ve yerleşme yerleri verileri üretilerek heyelan duyarlılığının bu faktörlere etkisi incelenmiştir. Çalışma alanının özellikle kuzey ve kuzeybatı kesimlerinde duyarlılık değerleri yüksek çıkmıştır. Buralarda yapılacak her türlü beşerî etkinlikten önce mutlaka heyelan değerlendirilmesi yapılmalıdır.

CoğrafyaFiziki coğrafyaFiziki coğrafya+4
Hasan Sayın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çermik-Çüngüş (Diyarbakır) arasında kalan sahanın karst jeomorfolojisi

Çermik-ÇüngüĢ (Diyarbakır) arasında kalan saha Güneydoğu Toroslar kuĢağında Diyarbakır havzasının kuzeybatısında yer almaktadır. AraĢtırma sahası, karstlaĢma koĢulları ve oluĢan karstik erime Ģekiller açısından oldukça zengin bir sahadır. Ġnceleme sahasındaki formasyonlar Paleozoyik ve Senozoik yaĢ aralığındadır. Ġnceleme sahasının en yaĢlı kayaç grupları Jura-Kratse yaĢ aralığında Koçali ve Karadut karmaĢıklarıdır. Sahanın en genç formasyonu Alt Miyosen yaĢ aralığındaki Lice formasyonudur. Sahada karstlaĢma koĢullarının yaygın olduğu formasyonlar Fırat, Gaziantep ve Hoya formasyonlarıdır. Fakat karstik Ģekiller yaygın olarak saf kireç taĢlarından oluĢan Fırat formasyonu üzerinde geliĢmiĢlerdir. Miyosen ortalarında baĢlayıp günümüze kadar devam eden neotektonik süreçler, güneydeki Arabistan levhasının Anadolu levhasını kuzeye doğru itmesi Güneydoğu Toroslar kuĢağında faylı, kırıklı bindirme sistemlerinin geliĢmesini neden olmuĢtur. Bu hareketler aynı zamanda sahadaki kireçtaĢlarının bol kırıklı ve çatlaklı olmasının sağlamıĢtır bu da sahada karstik erime Ģekillerinin geliĢimini hızlandırmıĢtır. YağıĢ, sıcaklı, hidrografya ve bitki örtüsü koĢulları sahadaki karstik Ģekillerin geliĢimini sağlayan diğer önemli faktörlerden olmuĢtur. Bunun sonucunda sahada karstik jeomorfoloji açısından oldukça zengin tipik ve zengin Ģekiller çıkmıĢtır. Bunlar içinden en önemlileri; Yeniköy Polyesi, Sinek Çayı Kanyonu, Hoya Kanyonu vadileri, Yeniköy Düdeni, ElifuĢağı Boğazı ve Gelincik Dağı Peribacaları sayılabilir. AraĢtırma sahasında yapılan incelemeler neticesinde karstik saha ve doğal ortam insan iliĢkisi çerçevesinde incelemeler yapılıp tarım hayvancılık faaliyetleri ve sahanın turizm potansiyeli değerlendirilmiĢtir.

CoğrafyaDiyarbakır-ÇermikDiyarbakır-Çüngüş+4
Berzan Dindaroğlu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van'ın uluslararası turizm pazarı ve turistlerin Van algısı

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma, Van'ın uluslararası turizm pazarı ve turistlerin Van algısını tespit etmeye odaklanmıştır. Şehirler kendilerini geliştirmek ve uluslararası alanda kabul görmek için sürekli rekabet ederler. Bu rekabetin temel nedenlerinden biri de yeterli düzeyde turizme konu olmaktır. Şüphesiz turist almak için öncelikle doğal ve beşeri çekim kaynaklara sahip olmanız ve sonrasında bunları pazarlayabilmek için doğru stratejiler geliştirmeniz gerekmektedir. O nedenledir ki ürün ve pazar ilişkisi turizm araştırmalarının en popüler (önemli) konularından olmuştur. Bu bağlamda bu Yüksek Lisans Tezi, Van'ın turizme konu olan kaynakları, turizm pazarı, uluslararası turistlerin profilleri ve Van'ı nasıl algıladıkları sorularına cevaplar bulmayı amaçlamaktadır. 1970'lerden beri uluslararası turizme konu olan Van, önemli turizm çekiciliklerine (kaynaklarına) sahip olmasına karşın karar vericiler tarafından doğru kararlar verilmediği ve geleneksel turizmde ısrar edildiği için yeteri kadar gelişememiştir. Dahası oransal olarak gerileme gerçekleşmiştir. Ayrıca ilin doğal şartlarının olumsuzluğu, gelişmiş bölge ve illerden uzak olması, doğal afetlerin (deprem) yarattığı yıkım, iş imkânlarının az olması, hızlı nüfus artışı ve beraberinde il dışına yönelik yaşanan göç hareketleri de eklenince Van maalesef uluslararası turizme yeterince konu olamamıştır. Ancak il bir bütün olarak incelendiğinde gelişmesini ve kalkınmasını büyük ölçüde turizm üzerinden gerçekleştirebileceği anlaşılmaktadır. Üç bölümden oluşan bu tezin birinci bölümünde destinasyon kavramı açıklanmıştır. İkinci bölümde Van ilinin turizm altyapısı ve turizm çekicilikleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise araştırmanın bulguları değerlendirilmiş ve analizler yapılmıştır. Araştırma, Van'a gelen yabancı ziyaretçilerin büyük bir kısmının İran'dan gelen ziyaretçiler olduğunu göstermektedir. Van'ın Batı Avrupa ve Uzak Doğu (Asya) pazarlarında eskisi gibi etkin olamadığı görülmektedir. Van yabancı turistlerce daha çok kısa süreli eğlence ve dinlence yeri olarak görülmekte ve transit bir güzergâh olarak seçilmektedir. Van'ın hem fiziki hem de sosyo-kültürel yakınlığı turistler için cazip gelmektedir. Bununla birlikte araştırma Van'da aradıkları eğlenceyi bulamayan bir turist kitlesinin olduğunu ortaya koymaktadır.

Turist niyetleriTuristlerTurizm+4
Cihat Şit
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Duhok ilçesinin fiziki coğrafyası

Dohuk Ġlçesi, Kuzey Irak Bölgesinin Dohuk iline bağlı olup, ilin GB' sında yer alır. Matematiksel olarak 37°07' ve 36°47' K enlemleri ile 43°18' ve 42°33'D boylamları arasındadır. Tektonik açıdan Zagros dağ sistemi içerisinde Arap plakasının KD' sunda yer almaktadır. ÇalıĢmada Dohuk Ġlçesi‟nin, fiziki coğrafya özelliklerini kapsayan, jeoloji, jeomorfoloji, iklim, hidrografya, doğal bitki örtüsü ve toprak özellikleri üzerinde durulmuĢtur. Genel olarak Irak‟ta fiziki coğrafya özellikleri bakımından, güneyden kuzeye büyük farklılıklar görülmektedir. AraĢtırma alanındaki jeolojik formasyonların yaĢı Mesozoyik‟e kadar inmektedir. ÇalıĢma alanının yükselti dağılımı 445 metre ile 1450 metre aradında değiĢir. Dağlar arasında bazı önemli düzlükler (dağ içi ovası) yer almaktadır. Bunların en önemlisi, tarımsal üretimin bir kısmının sağlandığı Memaniova düzlüğüdür. Karasal iklim koĢullarının etkili olduğu Dohuk ilçesinde yağıĢ; Orta Akdeniz üzerinden gelen cephelerin etkisiyle, en çok kıĢ mevsimine düĢer. Dohuk ilçesinin toprakları Biyoring sınıflandımasına göre en yaygın toprak tipi olan litsol topraklarıdır. Dohuk ilçesinin en önemli akarsuları ise Germava ve Sındor akarsulardır. Doğal bitki örtüsünde alçak kesimler ile yüksek kesimler arasında farklılıklar görülmektedir. Bu farklılıkta baĢta yağıĢ, sıcaklık, nem gibi iklim elemanların yanında yer Ģekilleri, bakı, yükselti faktörlerinin de etkisi vardır. Yörede baĢlıca bitki örtüsü Saplı meĢe ağacı (Quercus aegilops) ve Mazi meĢesi (Quercus infectoria) ormanlarından oluĢmaktadır. Anahtar Kelimeler: Dohuk, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi, Bilaspi, Memaniova, Germava, Sındor.

Coğrafi özelliklerFiziki coğrafyaIrak-Duhok+1
Bayar Abdullah Murad Murad
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversitelerin kentsel gelişime etkisi: Siirt örneği

Türkiye'de son yıllarda artan yükseköğretim kurumu sayısı ve bu kurumların bulundukları kentlere etkilerinin daha belirgin bir şekilde ortaya çıkması, literatürde konuya yönelik daha fazla çalışma yapılmasına yol açmıştır. Üniversitelerin öncelikli misyonları eğitim ve araştırmadır. Fakat üniversiteler günümüzde bu görevlerinin dışında, bulundukları kentlerde demografik yapı, ekonomik kalkınma, mekânsal gelişim ve sosyokültürel yapıda değişim gibi birtakım etkiler ortaya çıkarmaktadır. Üniversitelerin ortaya çıkardığı bu etkiler, büyük kentlerde daha az hissedilirken, gelişmemiş ve nüfus bakımından küçük olan kentlerde daha belirgin bir şekilde kendini göstermektedir. Günümüzde küçük ve orta ölçekli kentlerde üniversitelerin kurulma amaçlarından bir tanesi de bulunduğu şehri ekonomik açıdan kalkındırarak bölgelerarası gelişmişlik farkını azaltmaya çalışmaktır. Bu çalışmada üniversitenin Siirt kentine olan etkileri ve neden olduğu değişimleri ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Gelişmişlik ve nüfus bakımından küçük ölçekli bir kent olan Siirt'e üniversite 2007 yılında kurulmuştur. Üniversitenin kente olan etkileri birçok farklı alanda ortaya çıkmıştır. Çalışmada üniversitenin kente olan etkilerini daha ölçülebilir bir konuma getirmek için 397 üniversite öğrencisi, akademik ve idari olmak üzere toplamda 177 üniversite personeli ile anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Ayrıca üniversitenin kent üzerindeki yansımalarını incelemek için kentte farklı mesleki alanlarda 25 katılımcı ile mülakat gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda, öncelikle üniversite 18.980 öğrenci ve 1213 personel sayısı ile kentin nüfusunda önemli bir artışın yaşanmasında katkıda bulunmuştur. Kentte kişisel giderler, barınma ihtiyacı ve alışveriş için harcama yapan öğrenci ve üniversite personeli, Siirt'in ekonomik olarak gelişmesine katkı sağlamıştır. Üniversitenin etkisiyle kentte kafe, eğlence, yemek, kırtasiye ve inşaat sektöründe önemli gelişmelerin yaşandığı anlaşılmıştır. Kentin mekânsal olarak hızlı bir şekilde geliştiği ve üniversite yerleşkesinin de içinde bulunduğu Veysel Karani Mahallesi, üniversite etkisine bağlı önemli bir yerleşme konumuna gelmiştir. Ayrıca üniversite güzergâhı üzerinde bulunan Afetevleri ve Kooperatif mahallelerinde de yapılaşma oldukça hızlı bir şekilde meydana gelmiştir. Üniversite güzergâhında bulunan bu alanlarda arsa ve konut fiyatlarında belirgin artışlar ortaya çıktığı görülmektedir. Kentin konut yapısında değişiklikler yaşanmış, 8-10 katlı yüksek binalar inşa edilmiş, öğrenci ve memurların taleplerine yönelik 1+0,1+1 ve 2+1 gibi daireler çoğalmıştır. Kentin öğrenci ve memur nüfusundaki büyüme ile kira fiyatları olması gerekenden 2-3 kat artış göstermiş ve yerel halk kiralık ev bulmakta güçlük çekmiştir. Ulaşım ağı hem kent içi hem de şehirlerarası alanda gelişme kat etmiş ancak altyapı yetersizliğinden dolayı trafik sorunu ortaya çıkmıştır. Kentin okuryazarlık oranında artış yaşanmış ve özellikle üniversite etkisi ile kız çocuklarının okuma oranında yükselme olmuştur. Üniversite etkisine bağlı olarak kentin toplumsal yapısında değişimler meydana gelmiş, bunun sonucunda da sosyal ve kültürel faaliyetlerde çeşitlilik meydana gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Mekânsal Gelişim, Kentleşme, Üniversiteler, Siirt Üniversitesi, Siirt

Ümit Çelebi
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Adıyaman ilinin kültür turizmi potansiyeli ve alternatif kültür rota önerisi

Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Adıyaman aynı zamanda Türkiye turizminde de özel bir yere sahiptir. Konumundan dolayı geçmişten günümüze birçok askerî ve ticari faaliyetin odağında olan il, başta Kommagene uygarlığının tarihî mirası olmak üzere turizm açısından çekiciliğe sahiptir. Ancak söz konusu çekiciliklere yönelik gerçek anlamda bir potansiyel çalışması yapılamadığı için turizm alanındaki karar vericiler çoğu zaman lokal çalışmalar yapmak suretiyle ilin turizmini yönetmeye çalışmaktadırlar. Tam da bu nedenle ele alınan bu araştırma, bu amaca hizmet etmek için gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda çalışma temelde iki ayrı perspektiften ele alınmıştır. Bunlardan ilki ilin turizm potansiyelini ortaya koymak, diğeri ise alternatif kültür rotası belirleme çalışmaları yapmaktır. Bu kapsamda, Adıyaman'ın kültür-turizm potansiyelinin belirlenmesi, rotaların tasarlanması, uygun yolların belirlenerek alternatif rota oluşturulması ve oluşturulan rotanın haritalanması gerçekleştirilmiştir. Çalışma alanının; konaklama, ulaşım, altyapı gibi durumları belirlenerek bu imkânların geliştirilmesine yönelik öneriler oluşturulmuştur. Kentin turizm imajı nedir sorusuna cevap aranmış ve bu yönde kimlik kazanması için gerekli çözüm önerileri geliştirilmiştir. Ayrıca sürdürülebilir bir turizm yaklaşımı ile doğal ve kültürel varlıkların korunmasına yönelik çözüm önerileri sunulmuştur. Çalışma güzergâhımızda tümülüsler, anıt mezarlar, köprüler, lejyon yolları, hamamlar, camiler, eski ticaret yolları, kesme ve yığma tepeler, eski çağlardan kalan mağara yerleşmeleri ve mağara mezarları bulunmaktadır. Hazırlanan rota haritası çalışma sahası için ilk olma özelliği taşımaktadır. Ayrıca daha sonra hazırlanacak Adıyaman ve çevre iller için oluşturulacak rota haritaları ve tanıtımları açısından da örnek teşkil edecektir. Bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde kültür rotası kavramının tarihsel gelişimi, ikinci bölümünde Adıyaman ilinin genel özellikleri ve turizm potansiyeli hakkında bilgi verilmiş, üçüncü bölümünde ise anket uygulamasıyla elde edilen veriler analiz edilerek değerlendirmelerde bulunulmuştur. Adıyaman ilinin kültür turizmi potansiyelini belirleyerek alternatif kültür rota önerisinde bulunmak üzere yapılan anket çalışmasının evreni olarak Adıyaman ili, örneklem olarak da Adıyaman 18 yaşını doldurmuş kültür varlıklarının tamamını veya birkaçını gören yerel halk olarak belirlenmiştir. Çalışma 18 yaşından büyük ve her öğrenim seviyesine uygun bireylere uygulanmıştır. Anket; 188'i erkek, 162'si kadın olmak üzere toplam 350 katılımcıya uygulanmıştır. Sonuç kısmında özellikle Kommagene Kültür Yolu'nun doğa ve kültür turizmi odaklı turistik kullanımlarının geliştirilmesi ve Kommagene Kültür Yolu'nun bir kültür rotası olarak değerlendirilmesine yönelik olarak birtakım öneriler getirilmiştir.

AdıyamanKültürel turizmRotalar+4
Zafer Babacan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

2011 Van depremi sonrası Van kentinde yaşanan nüfus değişikliği ve rezilyans

Kentlerin değişen ve dönüşen sosyal ve doğal çevreye uyum sağlaması için, birçok bilim insanı yeni 'rezilyans (resilience)' kavramına odaklanmaktadır. Çünkü kentlerin, doğal felaketlerden veya insan kaynaklı tehditlerden hızlı ve sağlıklı bir şekilde toparlanmasına ve dönüştürülmesine ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Dolaysıyla tehditlere karşı kentlerin göstermiş olduğu direnç ve kendini yenileme süreci önem kazanmaktadır. Bu bağlamda, Van kentinin 2011 depremi sonrası yaşadığı (2019 yılına kadar) nüfus değişimini ele alan bu çalışmada, rezilyans teorisini esas alan bir yöntem geliştirilmiştir. Geliştirilen yöntem sayesinde hem kent düzeyinde hem de mahalle boyutunda analizler yapılmıştır. Uygulanan çalışmada yaşam alanı ilk olarak istatistiksel analiz birimi ile belirlenmiş ve nüfus değişikliği temel istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca korelasyon analizi, mahalleye göre nüfus sıralama değişikliği ve ağırlıklı nüfus merkezi noktası ölçümü yapılmıştır. Rezilyans ölçümü çok boyutlu analiz için kent, yaşam alanı ve mahalle boyutuna bölünerek analiz edilmiştir. Geliştirilen rezilyans yöntemi sayesinde 2011 depreminin Van kenti yaşam alanında ve mahalle boyutunda büyük değişikliklere neden olduğu anlaşılmaktadır. Rezilyansın bakış açısıyla değerlendirildiğinde, Van kentinin 2019 yılına kadar kent boyutunda depremden önceki nüfusun büyüme eğilimini geri kazanmadığını göstermektedir. Ayrıca depremin konutlar üzerinde yaptığı olumsuz etkiye hızlı bir şekilde yanıt vermek amacıyla yürütülen TOKİ projesinin, 2013 yılında yaşam alanı ve kent boyutunda depremin ötesinde daha fazla rezilyans değişikliğine yol açan bir faktör olduğu da gözlemlenen bir başka gerçektir. Kentsel yaşam alanı ve mahalle boyutunda bir analizi hedef alan bu çalışmanın, Van kentinin sürdürülebilir bir yerleşme olmasını sağlamada ve değişimin kaçınılmaz olduğu bir ortamda etkin ve esnek bir rezilyans kentine dönüştürülmesine katkı sunmayı ve bundan sonraki çalışmalar için de temel teşkil etmesi beklenmektedir.

AfetlerDemografik değişkenlerDemografik yapı+5
Jae Hun Choı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Ordu ili kırsal kalkınmasında kırsal turizmin yeri ve bir turizm yönetim planı önerisi

Bu çalışma, Ordu İli kırsalında var olan kalkınma probleminin sebeplerini tartışarak bu problemin çözümü noktasında kırsal turizmin ne denli etkili bir araç olabileceğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada turizmin kalkınmaya sağlayacağı katkının yanı sıra ortaya çıkarabileceği olumsuz etkilere de dikkat çekilmiştir. Araştırma metodolojisi olarak nitel ve nicel veri toplama araçlarının bir arada kullanıldığı karma yöntem tercih edilmiştir. Araştırma tasarımı olarak ise veri toplama araçlarının aynı anda uygulandığı, aynı anda analiz edildiği ve aynı anda yorumlandığı "Tamamen Karma: Eşzamanlı Eşit Statülü tasarım modeli tercih edilmiştir. Üç farklı örneklem grubu üzerinden araştırma soruları bağlamında veriler toplanılmıştır. Veri setleri turizm paydaşları ile yapılan görüşmeler ile yerel halk ve turistlere uygulanan anketler vasıtasıyla oluşturulmuştur. Bu veriler doğrultusunda Ordu kırsalında temelinde ekonomik sebeplerin ön planda olduğu bir kalkınma probleminin var olduğu, bu problemin çözümü için öncelikle tarım sektörünün sorunlarının çözülmesi, akabinde ise başta turizm olmak üzere alternatif sektörlerin geliştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. İlin zengin bir kırsal turizm potansiyeli olduğu ve özellikle yaylalara son yıllarda turistlerin yoğun ilgi gösterdiği görülmüştür. Fakat bu talep karşısında süreci yönetecek kurumlar arasında bir koordinasyon ve iş birliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna bağlı olarak ise yörede turizm gelişimi kontrolsüz bir şekilde gerçekleşmektedir. Sonuç olarak bu kontrolsüz gelişim yörede doğal ve kültürel çevreyi tehdit etmenin yanında toplumsal çatışma da dahil birtakım başka problemlere yol açma riski oluşturmaktadır. Söz konusu riski en aza indirmek için yerel halkın istek ve çıkarlarını merkeze alan, ilgili kurumlar ve diğer paydaşlar arasında koordinasyonu sağlayacak bir yönetim organizasyonuna ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir. Bu ihtiyaca binaen ise Ordu'nun en önemli kırsal turizm destinasyonu olan Aybastı Perşembe Yaylası özelinde bir destinasyon yönetim örgüt modeli geliştirilmiştir.

Alan yönetimiBeşeri coğrafyaKırsal kalkınma+2
Bahtiyar Aydın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hakkari merkez ve yakın çevresinde yaylalar ve yaylacılık faaliyetleri

Yaylacılık, Hakkâri gibi dağlık bölgelerde yaz aylarında hayvancılık faaliyetlerini sürdürmek amacıyla yüksek rakımlı alanlara yapılan mevsimlik göçe dayalı geleneksel bir yaşam biçimidir. Ancak, Türkiye'de yaşanan sosyal, kültürel ve ekonomik değişimler sonucunda yaylacılık faaliyetleri önemini yitirmiş ve kırsal yerleşimlerdeki nüfus sürekli olarak azalmıştır. Bu durum, geleneksel yaylacılığın ve yayla göçünün öneminin azalmasına neden olmuştur. Geleneksel yaylacılığın ve yayla göçünün azalması, Türkiye'nin kültürel ve sosyal dokusunda da değişikliklere neden olmuştur. Yaylalar, geleneksel olarak toplumsal ilişkilerin ve kültürel etkileşimin merkezi olmuştur. Ancak, yaylacılığın azalmasıyla birlikte bu geleneksel sosyal yapı da etkilenmiş ve yerini farklı yaşam tarzları almıştır. Yaylacılık, Hakkâri gibi dağlık bölgelerde yaylalara (yüksek rakımlı otlak alanlarına) yaz aylarında hayvancılık ve yaylacılık faaliyetlerini sürdürmek için göç eden bir geleneksel yaşam tarzıdır. Bu çalışma, Hakkâri ilinde gerçekleşen geleneksel yaylacılık faaliyetlerinin zamanla nasıl değiştiğini ve günümüz toplumu üzerindeki etkilerini anlamayı amaçlamaktadır. Çalışma toplamda 150 anket ve 15 mülakat gerçekleştirilerek yapıldı. Anketler, belirli soruları cevaplamak üzere rastgele seçilen katılımcılara uygulanmıştır. Mülakatlar ise daha çok yaylacılıkla doğrudan ilişkili kişiler, yayla bölgelerinde yaşayanlar veya yayla yasaklarından etkilenen köy sakinleri gibi farklı gruplarla gerçekleştirildi. Araştırma sonuçları, yaylacılık geleneğinin 1990 öncesi yörenin temel ekonomisini oluştururken,1990 sonrası artan terör ve güvenlik sorunlarına bağlı olarak nasıl değiştiği, yaylalara uygulanan yasakların etkileri ve yaylacılığın toplumdaki rolü hakkında önemli bilgiler sağlayacaktır. Bu çalışmada, söz konusu yaylalara uygulanan yasakların, hayvancılık faaliyetleri üzerindeki olumsuz etkisinin yanı sıra yöre ekonomine olan etkileri üzerinde de durularak bu konuda farkındalık oluşturulmaya çalışılmıştır.

Tayyip Yılmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çaldıran-Van Gölü arasında Bendimahi Nehri Vadisi ve yakın çevresinin jeomorfolojisi

''Çaldıran-Van Gölü Arasında Bendimahi Nehri Vadisi ve Yakın Çevresinin Jeomorfolojisi'' adlı Yüksek Lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma, Van Gölü Kapalı Havza'nın kuzeydoğusunu kapsamaktadır. Çalışmada Bendimahi Nehri vadisi ve yakın çevresinin jeomorfolojik özellikleri başta olmak üzere, alanın jeomorfolojisini etkileyen iklim, hidrografya, volkanizma, jeoloji ve tektonik yapı gibi fiziki coğrafya özellikleri ele alınmıştır. Bu başlıklar çerçevesinde gerekli literatür taraması yapılmış ve ilgili kurumlardan çalışma alanına ait veriler elde edilmiştir. Flüvyal sistemlere ait önemli morfolojik birimleri içerisinde barındıran araştırma sahasında gerçekleştirilen arazi çalışmalarıyla bu tez akademik literatüre kazandırılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Jeomorfoloji, Flüvyal Süreçler, Tektonizma, Bendimahi Nehri, Muradiye Şelalesi

Ebru Yıldız
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Balık Gölü Deresi (Ağrı) Havzası Yukarı Kesiminin flüvyo-tektonik jeomorfolojisi

Balık Gölü Deresi Havzası Yukarı Kesimi, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Murat–Van Bölümü'nde, Iğdır–Ağrı il sınırında yer alan Balık Gölü'nün güneydoğusunda yer almaktadır. Havzanın ana akarsuyu, Balık Gölü'nün gideğeni olup Doğubayazıt Ovası'na doğru sürekli akış gösteren Balık Gölü Deresidir. Çalışma alanı, sağ yanal atımlı Balık Gölü Fay Zonu'nun denetiminde şekillenmiştir. Çalışmanın temel amacı, havzanın flüvyo-tektonik jeomorfolojik özelliklerini ortaya koymak ve seçilen akarsu havzalarına uygulanan morfometrik indisler ile bölgedeki aktif tektonizmanın etkisini nicel verilerle değerlendirmektir. Bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, çalışma alanının jeolojik özellikleri, tektonik yapısı ve depremselliği incelenmiştir. İkinci bölümde, bölgenin jeomorfolojik özellikleri ele alınmış; flüvyal ve tektonik süreçlerin şekillendirdiği yer şekilleri ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, çalışma alanında uygulanan morfometrik indislerin sonuçları sunulmuş ve elde edilen bulgular değerlendirilip yorumlanmıştır. Çalışma alanının havza morfolojisi ve drenaj sistemleri, hem tektonik hareketler hem de litolojik farklılıkların etkisi altında şekillenmiştir. Havzanın güney kesiminde BGFZ'nun yer alması, bu bölümdeki yer şekillerinin kuzey kesime göre daha belirgin morfolojik farklılıklar göstermesine neden olmuştur. Güneyde, tektonik kökenli basınç sırtları, sürgü sırtları, ötelenmiş akarsular ve fay diklikleri yaygın olarak gözlenmektedir. Havzada drenaj ağında bozulmalar dikkat çekmekte, akarsu kolları fay hatları boyunca yön değiştirmekte veya kesintiye uğramaktadır. Ayrıca, dik yamaç morfolojisi ve tektonik deformasyon koşulları nedeniyle kütle hareketleri güney kesimde oldukça sık görülmektedir.

Nurhayat Yeşilkaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Erciş kent merkezine yönelik 1980 sonrası yapılan göçlerin mekânsal örgütlenmesinde sosyokültürel faktörlerin rolü

Göç, bir yerden başka bir yere nedenlerini içinde barındırarak gerçekleşen yatay harekettir. Geçmişten günümüze gerçekleşen göçler, daha rahat yaşamak için yapılmıştır. Göçün, insanlığın ortaya çıkması ile başladığı söylenebilir. Sosyoekonomik anlamda rahat koşulların olduğu yerler göçün merkezi olmuştur. Göç olgusu, göç veren ve alan yerleri etkilemektedir. Göçler mesafe durumuna göre iç ve dış göç olarak kategorize edilmektedir. Dolayısıyla iç göçler, ülke içerisinde oluş durumuna göre farklılaşmaya başlamaktadır. Ayrıca iç göçlerin arka planında etkili olan sosyokültürel faktörlerden aşiret, aile, kan bağı ve hemşehriliğin mekânsal örgütlenmedeki rolü önemlidir. Kırsal alanların güçlü toplumsal organizasyonunu oluşturan aşiretler ve bu organizasyonun alt birimlerini meydana getiren kabile, sülale ve aileler önemli yapılardır. Güçlü olan organizasyonun bağlılık ve bağımlılığı kan bağları ile güçlendirilmektedir. Bu bağlamda evliliklerle pekiştirilen akrabalık bağları, sözü edilen örgütlenmenin devamında önemli bir role sahiptir. Bu yazılı olmayan organizasyonun göçteki katkısı göçün arka planını oluşturuyor ise de; göç hareketi ile beraber kentte yansımaları farklı organizasyonları ortaya çıkarmaktadır. Hemşehrilik gibi yapılar, kentin kapitalist yapısının meydana getirmiş olduğu zoraki bir örgütleşmedir. Dolayısıyla göç alan yerler üst organizasyonu ortadan kaldırmasa da kısmen bu organizasyonun zayıflamasına neden olmaktadır. Göç alan yerlerin sosyal ve ekonomik anlamda çevresine göre daha tercih edilebilir olması söz konusudur. Kent veya kentler çevresine göre her yönüyle gelişmeye müsait bir yer ise göç alacaktır. Göçü alan kentin çevre yerleşimlere göre dikkat çekici hususları bulunmaktadır. Kentlerin çekici nedenlerinin göçün serüvenini oluşturduğu bilinmektedir. Göç olgusunun mekâna yansıması ve getirmiş olduğu toplumsal faktörler ve kültürel faktörlerin etkisi görülmektedir. Göç ve mekân elbette her disiplinin önemli nosyonunu oluşturmaktadır. Göçün meydana getirmiş olduğu sonuçlar ülkelerin sosyoekonomik durumuna göre farklılık göstermektedir. Türkiye'de göçlerin sanayinin gelişmesiyle birlikte kırsaldan kent merkezlerine yoğunlaştığı söylenebilir. Erciş kent merkezinin hem kendi kırsalından hem de çevre ilçelerden periyodik olarak göç almaktadır. Erciş kent merkezi nüfusu 1927'de 2813 iken 1935 yılında 3700, 1940 yılında ise 4715'e çıktığı görülmektedir (DİE). Kent merkezi sürekli çevre yerlere göre göç alan bir yer olduğu için 1980'de 27582 kişi, 1990'da 40481 kişi, 2000'de 70881 kişi, 2010'da 77065 kişi ve 2020'de 90982 kişi nüfusa sahip olduğu görülmektedir. Erciş kentinin 1980 sonrası kent merkezine almış olduğu göçlerin toplumsal ve kültürel faktörlerin rolünün göçün arka planını oluşturduğu bilinmektedir. Erciş kent merkezinin, çevre yerleşim yerlerine göre göçün oluşumunu sağlayan çekici faktörlere sahip olduğu; kademeli göç alanı olduğu dışarıya verdiği göçlerden de anlaşılmaktadır. Özellikle Erciş kent merkezine olan göç yoğunluğu 1980 sonrası döneme denk gelmektedir. Bahsi geçen özellikler ile Erciş'in bölgedeki göç alan yerlerden biri olmasıyla birlikte göç olgusundan nasıl etkilendiğinin bilimsel tespiti adına; Adnan Menderes, Alkanat, Beyazıt, Çelebibağı Örene, , Salihiye, Tekevler ve Yeşilova mahalleleri bu araştırmanın örneklem alanını oluşturmaktadır. Dolayısıyla göç için önemli çekici özellikleri içinde barındıran Erciş'in, 1980 sonrası göç almaya devam ederken; çevre kent merkezlerine göre, göçün yaşandığı merkez olmasının arka planında etkin olan rollerin mekâna yansıması araştırma konusunu oluşturmaktadı. Çalışma kapsamında ortaya konan tespitlerden biri; kent merkezinin örneklem alanını oluşturan mahalleler, yoğun göç almaktadır. Bu tespit ekseninde bu araştırmada Erciş kent merkezine yönelik 1980 sonrası göçlerin mekânsal örgütlenmesinde, sosyokültürel faktörlerin rolünü ortaya koymak üzere anket ve mülâkatlar uygulanmıştır. Literatür taraması dışında anket ve mülakat yöntemleri ile Erciş kent merkezine yönelik olan göçlerin; hem kente bağlı kırsalından, hem de çevre kentlerden almış olduğu göçlerin mekânsal örgütlenmesinde sosyokültürel faktörlerin rolünün araştırılması amaçlanmıştır. Belirlenen amaç doğrultusunda tarihsel süreç içerisinde Erciş kent merkezine yönelik, 1980 sonrası yaşanan göçlerin mekânsal dağılımındaki önemiyle birlikte toplumsal ve kültürel faktörlerin rolüne bağlı olarak göçün, kente etkileri üzerinde durulacaktır.

Hikmet İrven
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Afganların göç rotaları ve kente tutunma stratejileri: Van, İstanbul ve Paris örneği

Afganistan 50 yılı aşkın süredir hem sınırları içinde hem de ulus-ötesi hareketliliklere kaynaklık eden bir ülkedir. Binlerce kilometrelik mesafeleri aşarak çeşitli ülkelere ulaşmaya çalışan ve hareketlilikleri artık bir kültür haline gelen Afganların yolculukları uluslararası göç rejimi sebebiyle büyük ölçüde düzensiz yapıdadır. Bu çalışma, Türkiye'de ve Fransa'da önemli bir yer tutan Afgan düzensiz göçünün çok katmanlı ve dinamik yapısını anlamayı amaçlamaktadır. Afganistan'dan başlayarak Türkiye ve Fransa'ya uzanan göç rotaları boyunca göçmenlerin deneyimlerine, karşılaştıkları yapısal engellere ve kentlerde geliştirdikleri stratejilere odaklanmaktadır. Göç rotalarını ve kente tutunma stratejilerini Van, İstanbul ve Paris kentlerinde ele alan çalışma, çeşitli aktörlerle (Afgan göçmenler başta olmak üzere göçmen kaçakçıları, akademisyenler, göç uzmanları, güvenlik birimi çalışanları, STK temsilcileri, gazeteciler ve yerel halk) yapılan yüzden fazla görüşme, kentsel mekanlardaki gözlemler ve düzensiz göç literatürünün kapsamlı incelenmesi neticesinde ortaya çıkan verilerin analizine dayanmaktadır. Araştırma, göçün yalnızca mekânsal bir hareketlilikten ibaret olmadığını, aynı zamanda toplumsal ilişkiler, devlet politikaları ve küresel göç rejimi çerçevesinde şekillenen karmaşık bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, Afganların düzensiz yolculukları ve rotaları belirsiz süreli, döngüsel ve parçalı bir görünüme sahiptir. Kente tutunma stratejilerinde ve hareketliliğin ileriye yönelik devamlılığında ise kentlerin altyapıları, sosyo-ekonomik imkanları, göçmen karşılama kapasiteleri, devletlerin göç politikaları, yerel halkın tutumları ve Afgan topluluklarının dayanışma ağları etkili olmaktadır. Düzensiz göçmenlerin hem kentsel mekanlarda hem de hareketlik boyunca karşılaştığı hususları merkeze alan bu çalışma, göç politikalarının sadece nihai yerleşim üzerine değil, göç rotaları ve ara mekanlarda yaşanan dinamikleri de içerecek şekilde genişletilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Tez, göç süreçlerini daha güvenli ve düzenli hale getirecek uygulamaların geliştirilmesi amacıyla devletlere, uluslararası kuruluşlara ve STK'lara politika geliştirme ve çözüm üretme konusunda farklı veçhelerden bir kaynak sunmaktadır.

Semih Nargül
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kurtalan'da yerleşme sistemi ve nüfus hareketliliği

Bu tez çalışması, Siirt iline bağlı Kurtalan ilçesinde yerleşme sisteminin hangi doğal ve beşerî faktörlerle biçimlendiğini ve bu sistemin nüfus hareketliliğiyle nasıl bir etkileşim içinde olduğunu incelemeyi amaçlamaktadır. Yerleşim biçimlerinin mekânsal dağılımı ile göç, istihdam, eğitim gibi sosyo-ekonomik değişkenler arasındaki ilişkilerin çözümlenmesi, bölgesel planlama ve yerel kalkınma politikaları açısından önemli bir zemin sunmaktadır. Çalışmanın saha uygulaması, Kurtalan ilçe merkezine bağlı 13 mahalle ve 54 köyde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama sürecinde 75 kişiye anket uygulanmış, ayrıca 20 kişiyle mülakat görüşmesi yapılmıştır. Kullanılan yöntemler, hem nicel hem de nitel boyutları içeren karma araştırma yaklaşımına dayanmaktadır. Bu yöntem sayesinde, hem istatistiksel verilerle genel eğilimler tespit edilmiş hem de bireysel deneyim ve algılar derinlemesine analiz edilebilmiştir. Elde edilen bulgular, yerleşme sisteminin biçimlenmesinde fiziki coğrafyanın (topografya, iklim, su kaynakları) ile beşeri coğrafya (ulaşım, tarım, sanayi) sosyo-ekonomik yapıların (meslek, eğitim, sosyal yapı) birlikte etkili olduğunu göstermektedir. Anket sonuçlarına göre nüfus hareketliliğine katılan bireylerin %84'ü erkeklerden, %16'sı kadınlardan oluşmaktadır. Yaş grupları incelendiğinde ise katılımcıların büyük çoğunluğunun 31–50 yaş aralığında olduğu (%72) tespit edilmiştir. Bu durum, aktif ve üretken nüfusun göç eğilimlerinin belirleyicisi olduğunu ortaya koymaktadır. Nüfus hareketine katılan bireylerin eğitim düzeyi dikkate alındığında, %45,3'ünün yüksekokul, %21,3'ünün lise, %28'inin ilköğretim mezunu olduğu, %5,3'ünün ise okur yazar olmadığı belirlenmiştir. Bu durum, göç hareketliliğinde eğitim düzeyinin önemli bir değişken olduğunu göstermektedir. Katılımcıların %89,3'ü evli bireylerden oluşmakta olup, bu da göç kararlarında ailevi sorumlulukların rol oynadığını düşündürmektedir. Mesleki dağılım incelendiğinde, katılımcıların %44'ü eğitim sektöründe, %19'u serbest meslekte, %16'sı kamu sektöründe, %13'ü tarım ve benzeri alanlarda, %3'ü sanayi ve sağlık, %2'si ise inşaat sektöründe çalışmaktadır. 75 katılımcıdan 62'si aktif olarak bir işte çalışırken, 13 kişinin çalışmadığı görülmüştür. Bu veriler, ilçedeki iş gücü piyasasının çeşitliliğini ve kırsal alanda istihdamın çoğunlukla tarım faaliyetleri üzerinden sürdüğünü göstermektedir. Genel olarak değerlendirildiğinde, Kurtalan'daki yerleşim sistemi, hem coğrafi koşulların hem de sosyo-ekonomik dinamiklerin şekillendirdiği çok katmanlı bir yapıya sahiptir. Göç, bu yapının hem sonucu hem de dönüştürücü gücü olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğitim, meslek, yaş ve cinsiyet gibi değişkenlerin göç üzerindeki belirleyici etkileri, mekânsal hareketliliğin bireysel ve toplumsal düzeyde nasıl örgütlendiğini gözler önüne sermektedir. Bu çalışmanın sonuçları doğrultusunda, yerel yönetimlerin ve planlama birimlerinin kırsal alanlara yönelik istihdam artırıcı politikalar geliştirmesi, genç nüfusun ilçede tutulması açısından önem arz etmektedir. Aynı şekilde eğitim olanaklarının kırsal alanda yaygınlaştırılması, kadınların ekonomik yaşama katılımını artıracak adımların atılması ve toplu ulaşım olanaklarının iyileştirilmesi, yerleşme sisteminin daha dengeli işlemesine katkı sağlayacaktır. Sonuç olarak bu araştırma, Kurtalan özelinde yerleşme sistemi ile nüfus hareketliliği arasındaki etkileşimi ortaya koyarak, hem akademik literatüre hem de yerel yönetim politikalarına katkı sağlamayı hedeflemektedir. Çalışmanın ilerleyen süreçlerde farklı dönem verileriyle genişletilmesi ve karşılaştırmalı analizlerle desteklenmesi, bölgenin demografik ve mekânsal dönüşümünü daha derinlemesine anlamaya olanak tanıyacaktır.

Veli Lale
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel yoksulluk ve sosyal risk bağlamında sosyal yardım olgusu Van kenti örneği

Kentlerde yaşanan kontrolsüz büyüme ve nüfusun sayıca artması birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu durum, kent merkezlerindeki sınırlı kaynaklara ve kent hizmetlerine erişimi daha da zorlaştırmış ve nüfusun yoğun olduğu kentlerde yoksulluk, işsizlik, çarpık kentleşme ve barınma sorunları baş göstermiştir. Bu kavramlar içinde en belirleyici olan yoksulluk sadece ekonomik temelli olmayıp; sosyal psikolojik ve politik temellere de dayanan bir olgudur. Bu çalışmada öncelikle kavramsal olarak; kent, kentleşme, yoksulluk, kentsel yoksulluk, yardımlaşma, sosyal yardımlar, sosyal devlet gibi kavramlar irdelenerek sosyal yardımların kentsel yoksulluğu önlemedeki etkisi ele alınmaktadır. Sosyal yardım verileri mahalle bazlı tasnif edilerek yoksulluğu önleme durumları analiz edilmeye çalışılmıştır. Van kenti özelinde kentsel yoksulluk ve buna bağlı sosyal risklerin sosyal yardım politikaları bağlamında analiz edilmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın temel konusu; kentsel yoksulluğun ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutları ile sosyal yardımların bu sorunlar üzerindeki rolü ve etkinliğinin değerlendirilmesidir. Araştırmada karma yöntem kullanılmış olup, nicel ve nitel veri toplama teknikleri bir arada uygulanmıştır. Nicel veriler anket yöntemi ile 740 katılımcıdan toplanmış, nitel veriler ise 25 katılımcı ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış mülakatlarla elde edilmiştir. Araştırmanın bulguları, Van kentinde yaşayan bireylerin büyük bir bölümünün gelir yetersizliği, işsizlik, borçlanma ve barınma sorunları gibi ciddi ekonomik güçlüklerle karşı karşıya olduğunu ortaya koymaktadır. Sosyal risklerin başında eğitim, sağlık, altyapı ve barınma hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler bulunmaktadır. Katılımcılar, özellikle sağlık ve eğitim hizmetlerinin yetersizliğini, temel ihtiyaçların karşılanmasında yaşadıkları ekonomik sorunları ve sosyal dışlanma deneyimlerini dile getirmişlerdir. Sosyal yardımların ekonomik ve sosyal anlamda önemli katkılar sağladığı katılımcılar tarafından ifade edilmiş olsa da, yardımların miktar ve süreklilik açısından yetersiz kaldığı, durumların olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda, sosyal yardımların etkinliğinin artırılması ve sürekliliğinin sağlanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, kentsel yoksulluğun çok boyutlu yapısı ve sosyal risklerin çeşitliliği dikkate alındığında, sosyal yardımların yanı sıra ekonomik kalkınma, istihdamın artırılması ve sosyal hizmetlerin güçlendirilmesi gibi bütüncül ve sürdürülebilir politikaların geliştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Birleşmiş Milletler Kalkınma ProgramıDoğu Anadolu Kalkınma AjansıOECD ülkeleri+2
Murat Akkoyun
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Şehir coğrafyası açısından Vezirköprü (Samsun)

Tarihi süreç içerisinde Şinder (Şin: Köprü) ve Gedegra isimleriyle anılan Vezirköprü, Ankara devlet karayoluna 31 km'lik bir tali yol ile bağlanmaktadır. İlçenin kuzeyinde Durağan (Sinop), kuzeybatısında Saraydüzü (Sinop), güneybatısında Osmancık (Çorum), güneyinde Gümüşhacıköy (Amasya) ve Merzifon (Amasya), güneydoğusunda ve doğusunda Havza (Samsun), kuzeydoğusunda Bafra ve Alaçam (Samsun) ilçeleri bulunmaktadır. İlçe merkezi Vezirköprü Ovası'nın bitişiğinde, neojen havzası üzerine kurulu olup hafif meyilli bir topografyaya sahiptir. Şehir, 1. dereceden deprem kuşağında bulunmaktadır. Şehir içerisinden Uluçay ve Esenli çayları geçmektedir. İlçe merkezi deniz seviyesinden 300-390 m yükseklik aralığında bulunmaktadır ve 14,95 km²'lik bir alana sahiptir. Vezirköprü yöresi Karadeniz iklimi ile iç kısımların karasal iklim karakteri arasında geçiş kuşağında bulunmaktadır.Şehirsel fonksiyonları bakımından hizmet sektörünün ağır bastığı Vezirköprü şehir yerleşmesi, 2008 yılı adrese dayalı sayım sonuçlarına göre 25894 kişilik bir nüfusu barındırmaktadır. Nüfus, kırsal göçün ve doğurganlığın etkisiyle ? 11.77'lik bir artış hızına sahiptir. Şehirsel doku bakımından ışınsal dokunun etkisinde olan şehrin 21. yüzyılda, devlet yolunun etkisiyle doğrusal şehir dokusuna bürünmeye başladığı görülmektedir. Depremsellik ve zemin özellikleri, şehirsel gelişimde kısıtlılıklara neden olmaktadır. Vezirköprü şehir yerleşmesinde arazi kullanımı açısından konut alanları ve tarım alanları ön plandadır. Sanayi fonksiyonu bakımından ise orman ve tarıma dayalı sanayinin geliştiği şehirde geleneksel meslekler de mevcuttur.Bu araştırmada Vezirköprü yerleşmesinin Şehir Coğrafyası bakımından gösterdiği özellikler modern haritalama teknikleri ile desteklenerek araştırılmış ve yaşanan sorunlara çözüm üretilmeye çalışılmıştır.

Coğrafi özelliklerKent bilgi sistemleriKent coğrafyası+3
Koray Kor
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kıyı turizminden alpinizme sürdürülebilir turizm (Burhaniye Edremit Kaz dağı örneği)

Alternatif turizm türleri içerisinde pek çok turizm türü yer almaktadır. Klasik turizm anlayışına (kıyı-kum-güneş) alternatif arayışlar ve çağın turizm istekleri doğrultusunda artık kıyı turizmi tek başına, özellikle maceracı ruhlu insanlar için yeterli gelmemektedir.Araştırmamızda öncelikle ?sürdürülebilirlik? kavramı incelenmiş, oluşumuna neden olan deklarasyon, toplantı ve organizasyonlardan bahsedilmiştir. Sürdürülebilirlik kavramının kökeninde yatan ?gelecek kuşakların hakkını gözetme? anlayışının dünya literatüründe nasıl yer ettiği detaylarıyla verilmeye çalışılmıştır.İlerleyen bölümlerde turizmin coğrafi amillerle ve özellikle fiziki coğrafya amilleriyle olan yakın ilgisi kurulmaya çalışılmış ve bu kapsamda sürdürülebilir turizmin doğada alternatif değer teşkil eden çeşitli elemanlarla olan yakın ilgisi gösterilmeye çalışılmıştır. Turizm üzerinde etkili olan örgütsel roller özellikle hükümet ve sivil toplum örgütleri ekseninde ki kurumsal yapıların, sürdürülebilir turizm üzerinde ne gibi etkilerinin olabileceği ya da olduğu irdelenmiştir. Turist istek, beklenti ve çeşitlilik taleplerinin, turizm pazarında farklılık oluşturmaması imkânsızdır. Nitekim maceracı turizm anlayışıyla birlikte, başkaları tarafından organize edilmiş tur seçenekleri ve her şey dâhil sistemlerin dışında, tamamen kişisel kararlarla gelişen bir turizm anlayışının giderek artan bir şekilde talep aldığı görülür.İndeksimizin genel perspektifinde, tümdengelim metodu benimsenmiş sürdürülebilirlik genel olarak incelenip turizmle bağlantısı kurulmuştur. Rekreasyon ve turizm kavramı açıklandıktan sonra, pek çoğu aynı zamanda boş zaman aktivitesi olan alternatif turizm türlerinin önemli bir kısmı incelenmiş ve genel geçer bilgiler verilmiştir.Sürdürülebilirlik ve turizmle olan bağıntısı incelendikten sonra, alanımızın turizm özellikleri tasnifi ve potansiyel analizleri yapılmıştır. Mevcut turizm türleri ve alanda potansiyel teşkil eden turizm türleri, özellikleri ile birlikte gözler önüne serilmiştir.Tez konumuz direkt olarak alan çalışması niteliği taşımamaktadır. Alanın turizm potansiyelinden ziyade, sürdürülebilir turizm üzerinde durulmaya çalışılmış, Türkiye'de kıyı turizmi ve alpinizmin bu kadar yakın mesafelerde yürütülebileceği ender alanlardan biri olması dolayısıyla, alan konunun somutlaştırılması adına örneklem seçilmiştir. Bu bilgiler ışığında hazırlanan araştırmanın son bölümünde örneklem alanıyla ilgili eksiklikler ve bu eksikliklerin çözümü için önerilerde bulunulmuştur.Temennimiz araştırmamızın Coğrafya Bilimine küçükte olsa bir fayda sağlaması ve Coğrafyacıların turizm planlamalarında daha etkin rollere sahip olmalarıdır.Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Alternatif Turizm, Burhaniye, Edremit, Jeoturizm, Edremit Körfezi, Kaz Dağı.

Alternatif turizmBalıkesir-BurhaniyeBalıkesir-Edremit+6
Süleyman Karğı
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kemalpaşa ilçesinde eğitim çevre ilişkisi

Ege Bölgesi'nde yer alan İzmir iline bağlı Kemalpaşa ilçesinde eğitim faaliyetleriyle çevresel koşulların karşılıklı etkileşimini araştırmak, bu çalışmanın temel amacını teşkil etmektedir.Araştırmada, Kemalpaşa ilçesi alanı coğrafi ve çevresel faktörler bakımından farklılıklar göstermektedir. Yerleşmenin çevresel koşulları ile eğitim düzeyleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu alanda şimdiye kadar detaylı bir çalışma yapılmamıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda, çevresel koşulların sosyal, ekonomik ve kültürel yapıyı etkilediği, bu etkileşimin eğitime yansıdığı belirlenmiştir. Kırsal yerleşmelerin kent merkezine olan mesafesi, kent merkezinin konumu, yeryüzü şekilleri eğitim hayatı üzerinde etkiye sahiptir.Çalışmada İzmir ili, Kemalpaşa ilçesi, belde ve köyleriyle birlikte seçilerek, buradaki eğitim ile çevresel koşulların birbirleriyle ilişkisi araştırılmaya ve elde edilen bulgulara bakılarak sorunlara çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.

EğitimEğitim faaliyetleriKırsal bölge+8
Şükran Yörük
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sivaslı ilçesinde eğitim ve çevre ilişkisi

Sivaslı ilçesi, Ege Bölgesi'nin İç Batı Anadolu Bölümü'nde yer alan Uşak ilinin idari sınırları içinde bulunmaktadır. İlçe ile ilgili eğitim faaliyetleri konusunda detaylı olarak bilimsel çalışmalar yeterince yapılmamıştır. Bu amaçla Sivaslı ilçesinde eğitim çevre ilişkisi konulu tez çalışması yapılmış, eğitimin çevre ile olan ilişkisi ortaya konmuştur.Çalışmada Sivaslı'nın genel özelliklerine, kent ve kır yerleşmelerine de yer verilmiştir. Saha araştırmaları sırasında literatür taraması yanı sıra ilçe hakkında yazılan kaynaklardan da yararlanılmıştır. Ayrıca yerinde yapılmış olan gözlemlerden yararlanılarak konu hazırlanmıştır.Yapılan araştırma sonucunda topoğrafik yapının ilçenin sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını etkilemesinin yanında eğitim hizmetlerini de etkilediği tespit edilmiştir. Yerleşmelerin ilçe merkezine olan coğrafi konumları, ekonomik özellikleri ve gelir düzeylerinin eğitim hayatı ile ilişkili olduğu bulgusuna varılmıştır.

Ekonomik yapıEğitimEğitim faaliyetleri+13
Fadime Coşkun
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Beylerhan ve Eskisaray köylerinin gelişmişlik bakımından karşılaştırılması

Bu çalışma Uşak Merkez Beylerhan ve Eskisaray Köylerinin gelişmişlik açısından ele alınıp, köylerin coğrafi konumu, tarihçesi, iklimi, toprağı, bitki örtüsü, hidrografyası, nüfusu, yerleşmesi, eğitimi vb. başlıklar çalışılmıştır.Bu başlıkların bilgilerine ulaşabilmek için, belge taraması, anket ve gözlem gibi çeşitli yöntemler kullanılmış ve bu bilgilere ulaşılmıştır.Yapılan çalışmalar sonucunda köyler coğrafi açıdan karşılaştırılıp farklılıkları, benzer yönleri tespit edilmiş ve bu farklılıkların nedenleri, sonuçları ortaya konmuştur.Sonuçlara bakıldığında köylerin coğrafi açıdan sabit kalmadığını dönem dönem nüfusta, tarımda, eğitimde, ekonomide yani beşeri özelliklerin değiştiğini; fakat fiziki özelliklerin sabit kaldığını görmekteyiz.Son olarak bu çalışmamızın kırsal yerleşmelerdeki değişimlerin, farklılıkların neler olduğunu ilerideki çalışmalara kaynak teşkil etmesini düşünmekteyiz.

Beşeri özelliklerCoğrafi özelliklerCoğrafya+6
Şahin Yörük
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kozak yaylasında (Bergama) fıstık çamının ekolojik şartları ve yetiştiriciliği

İnceleme alanı olan Kozak, Ege Bölgesi'nin Asıl Ege Bölümü'nde yer almaktadır. Araştırma sahası, Bergama ilçesinin kuzeyinde olup, ilçe merkezine uzaklığı 20 km. dir. Akdeniz iklim sahasında yetişme olanağı bulan Fıstık Çamı {Pinus pinea), çok özel bir bitkidir. Yetişmesi kolay ve ekonomiye olan katkısı çok büyüktür. Dünyada ılıman kuşak ve Akdeniz ülkelerinde yetişen bu çam türü dış görünüşü ile diğer çam türlerinden kolay bir şekilde ayırt edilebilir. Kullanım alanı ve besin değeri ile ekonomiye katkısı fazladır. Ekonomik değeri yüksek olması nedeniyle Fıstık Çamı, yetiştirildiği ülkelerde ticaret payını yükselten bir üründür.Bu çalışmada, Bergama - Kozak Yöresi'nde Fıstık Çamı'nın ekolojik şartları ve yetiştiriciliği hakkında bilgi toplamak amaç edinilmiştir. Bu ağacın özellikleri, optimum yetişme koşulları ve Kozak Yöresi'nde yayılmasının sebepleri araştırılmıştır. Araştırma sahasında Fıstık Çamı dikili alan yaklaşık olarak 16.000 ha dır. Türkiye'nin en büyük ve doğal Fıstık Çamı sahası olan Kozak Yaylası coğrafi açıdan önemli bir yere sahiptir. Tüm uygun şartlar bu havzada mevcuttur. İklim, toprak, jeolojik ve jeomorfolojik faktörlerin bir arada bulunması bu bölgede Fıstık Çamı'nın yetişmesini kolaylaştırmıştır. Granodiyoritlerin yayılış göstermesi bu yörede Fıstık Çamı için en önemli unsuru teşkil eder. Toprak karakteri olarak granitlerin üzerinde gelişen kumlu toprakları seven Fıstık Çamı, bu alanda rahat bir şekilde yetişmektedir. Bakımı da oldukça kolaydır. Bu nedenlerden dolayı Kozak tipi Fıstık Çamı'nda verim diğer Fıstık Çamı tiplerine göre daha yüksektir. Ülkenin ihraç ürünlerinde çam fıstığı, kuru meyve alanında büyük bir başarı yakalamıştır. Bu satış gelirlerinin yanında yöre halkına geniş bir istihdam sahası oluşturmaktadır.Fıstık Çamı'nı yine bir Akdeniz bitki elemanı olan zeytinle karşılaştırmak gerekirse, zeytinin bakımı daha zor ve uğraştırıcıdır. Fıstık Çamı bakımında ise böyle bir durum söz konusu değildir. Yetiştirilmesinde budama çok önemli bir yer tutar. Zeytinin yetiştirilmesinde olduğu gibi gerekli olan çapalama, gübreleme ve ilaçlama masrafları bulunmaz. Yetişme dönemi uzun olmasına rağmen getirmiş olduğu gelir çok yüksektir. Bu nedenle Bergama'nın ekonomik açıdan en zengin köyleri bu yörede yer alır.Fıstık Çamı yetiştiriciliğinin en önemli sorunu, hasat zamanı gelmeden toplanan kozalaklardır. Hırsızlık olayları nedeniyle köy halkı kozalaklarını olgunlaşmadan toplama gereği duymakta, bu da verimi düşürmektedir. Bu sorunun yetkililerce çözümlenmesi gerekir. Diğer sorunlar ise yetersiz tanıtım, kalifiye eleman eksikliği, eğitim ve pazarlama olarak söylenebilir.Sahanın Fıstık Çamı yetiştiriciliği dışında diğer geçim kaynakları ise; bağcılık, hayvancılık ve granit taşı işletmeciliğidir. Kozak Yaylası'nda ağırlıklı olarak büyükbaş hayvancılığının yapıldığı söylenebilir. Yöre halkına getirişi Fıstık Çamı'ndan sonra en fazla olan iş sahası granit işletmeciliğidir. Granit işletmecilikleri Terzihaliller ve Yukarıcuma Köyleri'nde faaliyet gösterir. Fakat bu granit taş işletmelerinin çevreye verdiği zararlar da önemli bir sorundur. İşletmelerin doğaya yaydıkları toz ve katı atıklar, çevre kirliliğine yol açmaktadır. Bu nedenle taş işletmeciliği konusun da gerekli tedbirler alınmalıdır.Anahtar Kelimeler: Fıstık Çamı, ekoloji, Kozak Yaylası, coğrafya, Pinus pinea

Bitki yetiştirmeCoğrafyaEkoloji+7
Şule Solbaş
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Turgutreis'de turizm

Turgutreis, Ege Bölgesinin kıyı (asıl) Ege Bölümü sınırları içinde yer alan Muğla ilinin Bodrum ilçesine bağlı bir beldedir. 6833 hektarlık yüzölçümüne sahip olan Tutgutreis, girintili çıkıntılı 38 km. uzunluğunda sahil boyunca geniş ve dik bir kıyı şeridine sahiptir. Turgutreis belediye örgütlü kasaba olmasının yanında dört köy (Akyarlar, Dereköy, İslamhaneleri, Peksiment) yerleşmesinden meydana gelmiştir.Sahanın iklimi Akdeniz iklimi olup yıllık ortalama 545,7 mm. yağış almaktadır. Yıllık sıcaklık ortalaması 18,5 °C yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı 19,2°C dir. Doğal bitki örtüsünü Akdeniz iklimine bağlı olarak kızılçam ormanlarının tahribiyle sahaya yerleşen makiler oluşturur. 1970 yılında 4436 olan nüfus, 1990 yılında 9403 olmuş, turizmin etkisiyle yoğun göç alan sahada emekli nüfusun ve çalışmaya gelenlerin yerleşmesiyle, 2010 yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemi verilerine göre nüfus 28.837 kişi olmuştur. Ekonomisi tarım, hayvancılık ve balıkçılığa dayanan yörede 1970 yılından sonra turizm faaliyetleri başlamış, 1990 yılından itibaren hızlanarak artmıştır. Turizm faaliyetlerinin etkisiyle değişmeye başlayan doğal çevre turistik bir kentleşmeye maruz kalmıştır. Turizm özellikleri sayesinde turizmde söz sahibi olan Turgutreis Bodrum'a alternatif bir turizm merkezi konumundadır.Turistik potansiyelini öncelikle deniz-kum-güneş anlayışı üzerine kurmuş olan Turgutreis'in Türkiye'nin Ege kıyısında yer alması ve deniz turizmi potansiyeli, yatçılığa elverişli koyları ve ikliminden dolayı ilgi çekmiş; yat limanının yapılmasıyla da deniz turizminde kendini ispatlar duruma gelmiştir. Doğal ve kültürel zenginlikleri, uygun coğrafi yapısı, neredeyse on iki ay yatçılığa elverişli iklimi sürdürülebilir bir gelişmeyi beraberinde getirmiştir. Yöreye her dönem ülke içinden ve dünyanın çeşitli yerlerinden ziyaretçiler gelmektedir.Anahtar kelimeler: Turgutreis, Turizm, Turist

Coğrafi etüdCoğrafyaEge bölgesi+3
Fatih Koç
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çandarlı-Aliağa arasındaki kıyı bölgesinin jeomorfolojisi ve kıyı çizgisindeki değişimler

Çandarlı ile Aliağa arasındaki kıyı bölgesini ve yakın çevresini kapsayan bu çalışmada kıyı ve kıyı gerisinde bulunan birimler tek tek ayrılmış ve bu birimler üzerinde görülen morfolojik şekiller tanımlanmaya çalışılmıştır. Kıyı ve kıyı gerisindeki şekillerin oluşmasında rol oynayan iç ve dış güçlerin etkileri ve bu etkiler sonucu ortaya çıkan şekiller jeomorfolojinin ilkeleri (yöntemleri) doğrultusunda incelenmiştir. Yeryüzü rölyef, litoloji, görünüm ve yükseklik bakımından farklılık gösterir. Yer şekillerinin gelişiminde rol oynayan etken ve süreçler de değişkendir. Bu çalışmada özellikle yörede bulunan yer şekilleri, bu şekillerin hangi koşullar altında geliştikleri ve gelişmelerinde rol oynayan etkiler incelenmiştir. Ayrıca farklı tarihlere ait uydu görüntülerinin değerlendirilmesi ile çalışma alanında kıyı çizgisindeki değişimin belirlenmesi de amaçlanmıştır. Araştırma alanı kıyılarının ticaret, liman, turizm ve sanayi alanlarına dönüşmesi araştırma alanının önemini arttırmaktadır.Geçmişten günümüze kadar geçen zaman içindeki morfolojik değişmeler çeşitli kaynaklardan yararlanmak yoluyla açıklanmaya çalışılmış, arazi, literatür ve harita çalışmalarıyla konuya açıklık getirilmiştir. Araştırma alanıyla ilgili yapılan önceki çalışmalar derlenmiş, arazi gözlemleri yapılmış, sahadaki jeomorfolojik oluşum ve gelişmeler, kıyı çizgisi değişimi, insanın kıyı jeomorfolojisine olanetkileri tespit edilerek sonuca gidilmiştir. Yapılan gözlemlerde hem morfolojik değişim ve gelişim hem de insanın yapı üzerindeki olumlu ya da olumsuz etkileri dikkate alınmıştır.Bunlara dayanarak tez beş bölüm olarak hazırlanmıştır:Giriş bölümünde tez konusunun tanımı yapılmış, konunun öneminden bahsedilmiş, çalışma alanı bir kıyı bölgesi olduğundan birbiri yerine kullanılmasına rağmen aslında farklı anlamlar ifade eden kıyı ile ilgili temel kavramlara yer verilmiştir. Ayrıca kullanılan verilerin özellikleri, çalışmanın amacı, yöntemi konusunda bilgi verilip, konuyla ilgili araştırma alanında daha önce yapılan çalışmaların geniş bir literatür özetine yer verilmiştir.İkinci bölümde, araştırma alanındaki jeomorfolojik şekillere etki eden coğrafi faktörler üzerinde durulmuştur. İlk olarak, araştırma alanındaki litoloji ve tektoniğin ele alındığı yapısal özellikler üzerinde durulmuş, iklim, bitki örtüsü, toprak, hidrografya, dalga ve akıntılar gibi fiziki coğrafya faktörlerinden; sonra da nüfus, yerleşme, ekonomik özellikler ve çevresel sorunları içeren beşeri faktörlerden bahsedilmiştir.Üçüncü bölümde, ana jeomorfolojik özellikler tanıtılmış ve jeomorfolojik ünitelerin süreç içerisindeki morfolojik gelişimleri incelenmiştir. Araştırma alanı Yüksek Alanlar, Alçak Alanlar (Kıyı Gerisinde Bulunan Az Eğimli Yamaçlar), Kıyı Şeridi olmak üzere üç ana jeomorfolojik üniteye ayrılmıştır.Dördüncü bölümde çalışma sahasındaki daha çok beşeri sebeplerden kaynaklanan kıyı çizgisi değişimi, dolgu alanları, dolgu alanlarının kullanım amaçları incelenmiştir.Sonuç bölümünde ise çalışma genel olarak değerlendirilerek elde edilen sonuçlar üzerinde yorum yapılmıştır.

Aliağa KörfeziJeomorfolojiJeomorfolojik özellikler+7
Yıldız Güney
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Nazilli ilçesinin beşeri ve ekonomik coğrafyası

Nazilli İlçesinin Beşeri ve Ekonomik Coğrafyası adındaki bu araştırmada temel amaç, ilçe genelinde doğal ortamın nüfus, yerleşme ve ekonomik faaliyetler üzerindeki etkisini incelemek; sahadaki beşeri ve ekonomik faaliyetlerin dağılışını ortaya koymaktır. Yüksekliği yaklaşık 60 m olan ovalık saha ile 1600 m'lere çıkan dağlık kütleler üzerinde doğal çevre, nüfusun dağılışı, yoğunluğu ve ekonomik faaliyetlerin türü değişikliğe uğramakta, saha bu haliyle dağlık alanlar ve düz alçak alanlarda iki farklı karaktere bürünmektedir. İlçe Büyük Menderes havzasının orta mecrasında yer almaktadır. Ege Bölgesi'nin horst ve graben sistemi içindeki en büyük oluklardan olan Büyük Menderes grabeni ve çevresindeki yüksek dağların oluşturduğu jeomorfolojik birimler, sahadaki ekolojik durum ve beşeri faaliyetleri derinden etkilemiştir. Sahanın en büyük akarsuyu Büyük Menderes nehridir. Drenaj ağı daha ziyade bu akarsuya göre şekillenmiştir. Ancak bu akarsu dışında Gediz ve Küçük Menderes nehirlerine de su taşıyan dere ve kaynaklar da bulunur. Nazilli ilçesinde tipik Akdeniz iklimi görülmektedir. İlçede görülen yıllık ortalama sıcaklık 17.5 oC, yıllık düşen yağış miktarı ise 569.4 mm kadardır. Ancak dağlık saha ve depresyon tabanı arasında bu miktarlarda değişim olabilmektedir. Araştırma sahasının yerleşme tarihi oldukça eskilere gitmektedir. Çevresinde Nysa, Aphrodisias, Hierapolis, Tralles gibi büyük antik kentlerin bulunması önemli yol güzergâhlarının üzerinde bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca ilçe sınırları içinde yer alan Harpasa ile Mastaura antik yerleşmeleri ve çeşitli höyükler yerleşmenin ne kadar eski olduğunun kanıtıdır. İlçe nüfusu cumhuriyet tarihi içinde, idari sınır değişiklikleri dışında hiç azalmamıştır. Ayrıca ilçe doğal yaşamı ve beslenme alışkanlıkları ile insan ömrünün uzun olduğu bir yerleşme olarak ünlenmiştir. Devamlı artan nüfusu buraya çeken en önemli neden, ilçedeki ekonomik çeşitliliktir. Özellikle Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası'nın kurulmasından sonra, ilçe önemli bir nüfus çekim bölgesi halini almıştır. İklimin olumlu etkisi ile ilçede tarımsal faaliyetler kesintiye uğramadan yıl boyunca devam etmektedir. Ayrıca gelişmiş hizmet sektörünün yanında, sanayi de önemli istihdam sağlamaktadır. Anahtar kelimeler: Coğrafya, Beşeri Coğrafya, Ekonomik Coğrafya, Nazilli ilçesi

Mehmet Deniz
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Karasu'da (Sakarya Nehri-Karasu Deresi arası) arazi kullanımı

Sakarya'nın Karasu ilçesinde 2003–2012 yılları arasında dalga aşındırmasından kaynaklanan kıyı gerilemesi meydana gelmiştir. Özellikle Karasu Limanı'nın inşasından sonra limanın doğusunda kalan kıyıda dalga aşındırması çok etkili olmuştur. Karasu sahilinde oluşan kıyı gerilemesinin önlenmesi için yapılabilecek çalışmalar, alınabilecek önlemler hususunda çözüm önerileri ortaya konulması gerekmektedir. Kıyıda meydana gelen gerilemenin kıyı şeridindeki yapılar üzerine olumsuz etkilerini ortaya çıkarmak için resmi kurum ve kuruluşlar tarafından çalışma sahasında alınan önlemler ve yapılan müdahaleler yerinde incelenerek sonuçlar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Kıyı şeridindeki dalga erozyonun arazi kullanımı üzerine olan etkileri; coğrafi yöntemler kullanılarak ortaya çıkarılmaya ve coğrafi metodolojiye göre bunun bir tez halinde sunumu amaçlanmıştır.

Arazi kullanımıCoğrafi özelliklerFiziki coğrafya+1
Fatih Yurdusever
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerinin (Eskişehir) beşeri ve ekonomik coğrafyası

Bu eserde İç Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Sakarya Bölümü'nde yer alan Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerinin (Eskişehir) idari sınırları dâhilindeki sahanın Beşeri ve Ekonomik Coğrafya özellikleri araştırılmıştır. Toplam 2.682 km² yüzölçümüne sahip bu alandaki nüfus ve yerleşme sayısı XIX ve XX. yüzyıllarda Osmanlı'nın kontrol ve himayesinden çıkan Kırım, Kafkasya ve Balkanlar'dan yapılan göçlerle artmıştır. Bu artış da gerek kırsal ve gerekse kentsel alanda ekonomik açıdan hızla kalkınmayı sağlamıştır. Coğrafi konumu nedeniyle 1892'de İstanbul demiryolunun geçmesi ve ardından da Cer Atölyesi'nin kurulmasıyla Eskişehir kenti, ticaret ve sanayi açısından hareketlenmeye başlamıştır. Cumhuriyet devrinde uçak bakım, şeker, tuğla-kiremit, basma, çimento, bisküvi gibi sanayi yatırımları ile daha da gelişerek ülkenin en gelişmiş kentlerinden biri haline gelmiştir. Ancak bu hızlı gelişme; gecekondulaşma, çarpık kentleşme yeşil alanların tahribi ve trafik tıkanıklığı gibi birtakım olumsuzlukları da beraberinde getirmiştir. Kentteki hızlı büyüme ve gelişmeye karşın kırsal kesimde ise tarımda makineleşme, miras yoluyla toprakların bölünmesi, işsizlik, daha iyi yaşam isteği, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanamaması gibi nedenlerle daha çok şehre yapılan göçlerle nüfus sürekli azalmaktadır. 6 Aralık 2012 tarihinde yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası'nın getirdiği ekstra yaptırımlar nedeniyle 1950'den itibaren sürekli kan kaybeden kırsal nüfusun yakın gelecekte daha da gerilemesi beklenmektedir. Her şeye rağmen bugün ülkenin önemli bir ticaret, eğitim, sanayi ve tarımsal üretim alanlarından biri olan sahanın gelecekte daha da gelişmeye aday bir yer olduğunu söylemek mümkündür. Ancak beşeri ve ekonomik coğrafya açısından tespit edilen birtakım sorunlara karşı alınacak tedbirler, hem inceleme alanının daha da gelişmesine, hem de ülke kaynaklarının yerinde kullanılmasına katkı sağlayacaktır. İşte bu çalışmada da sahanın mevcut durumunun coğrafi metodolojiye uygun bir şekilde tespiti amaçlanmıştır. Çalışma, beşeri faaliyetlerin fiziki coğrafya şartlarından bağımsız olamayacağı düşüncesinden hareketle, doğal çevre özellikleri üzerine inşa edilmiştir. Buna göre üç bölümden oluşan çalışmanın I. Bölüm'ünde Doğal Çevre Özellikleri, II. Bölüm'ünde Beşeri Coğrafya Özellikleri, III. Bölüm'ünde ise Ekonomik Coğrafya Özellikleri irdelenmiştir. Son olarak da karşılaşılan sorunlar ve alınması gereken önlemlere Sonuç ve Öneriler kısmında değinilerek araştırma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Beşeri Coğrafya, Ekonomik Coğrafya, Eskişehir, Odunpazarı, Tepebaşı

Beşeri coğrafyaCoğrafi özelliklerEkonomik coğrafya+2
Hüseyin Şahbaz
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Spil Dağı Milli Parkı'nın turizm coğrafyası

Turizm, dinlenmek ve tatil yapmak amacıyla yapılan faaliyetler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu faaliyetleri gerçekleştirecek olan insandır. İnsanlar, turizm faaliyetlerini belli bir zaman ve mekân olgusu içinde gerçekleştirirler. Bu aşamada turizm, coğrafya bilimi içine girmektedir. Coğrafya, insan ve doğal ortam arasındaki ilişkiyi kendi ilkelerine göre inceleyen bir bilim dalı olarak turizm konusunu da içine almaktadır. Ege Bölgesi'nin Manisa ili, Şehzadeler ilçesinde yer alan Spil Dağı Milli Parkı; 1968 yılında, 6867 ha alan üzerinde milli park olarak ilan edilmiştir. Spil Dağı Milli Parkı, 1513 m. yüksekliği ve serinletici özelliği, kanyon vadileri, dolin gölleri, lapyalar ve mağaralar gibi, karstik arazi şekillerinin varlığı ile ülkemiz için önemli bir değere sahiptir. Bunun yanında Niobe Ağlayan Kaya, Kybele Rölyefi ve Tantalos Kalesi ile çeşitli arkeolojik, mitolojik kayıtların ve mağaraların bulunması, endemik türlerinin varlığı, güzel manzaraları ve dağ havasıyla rekreasyon imkanları yaratması ve kışları ılık geçen Ege Bölgesi'nde, karın görülebileceği birkaç merkezden biri olması açısından, yerli ve yabancı turistlerce hayli rağbet görmektedir. Milli park; ekoturizm, dağ turizmi, kültür turizmi, sağlık turizmi, botanik turizmi, kamp-karavan turizmi açısından gelecek vaat etmektedir. Henüz değeri yeteri kadar anlaşılamamış Spil Dağı Milli Parkı'nın var olan turizm potansiyeli değerlendirildiğinde ülkemiz için önemli bir turizm merkezi haline geleceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Milli Park, Turizm Coğrafyası, Spil Dağı

Dağ turizmiMilli parklarSpil dağı+1
Zehra Durukan
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Polatlı'nın şehir coğrafyası

Polatlı Şehri İç Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Sakarya Bölümü'nde bulunan Ankara İli'ne bağlı bir ilçe merkezidir. Karasal İklim'in hakim olduğu şehir ve çevresinde yıllık ortalama sıcaklık değeri 11.6˚C, yıllık yağış miktarı 344 mm'dir. Şehir, alüvyal topraklı hafif engebeli plato üzerinde gelişmiştir. İlk iskan izlerine Antik çağlarda rastlanılan Polatlı şehrin yakın çevresi, ticaret yolları üzerinde yer alması sebebiyle tarih boyunca önemli yerleşim alanlarından birisi olmuştur. En parlak dönemi Frigya Devleti Dönemi'nde yaşamıştır. Şehir, Kurtuluş Savaşı'nda düşman saldırılarına karşı bir savunma hattı vazifesi görmüş ve bu savaşın önemli etkilerini yaşamıştır. Tarım ve ulaşım fonksiyonunu şehrin kurulmasında temel fonksiyon olarak kabul etmek mümkündür. Özellikle 1892'de inşa edilen Polatlı Tren Garı ve şehir merkezinden geçen Ankara-Eskişehir Karayoluşehrin gelişimini hızlandırmıştır. Şehrin gelişmesinde bu iki fonksiyonun yanında askeri ve sanayi fonksiyonu da etkilidir. 1927 yılında Polatlı şehrinde 420 kişi yaşarken, 2015 yılında 102430 kişi yaşamaktadır. Şehir nüfusunda bazı dönemlerde artış hızında azalmalar yaşanmış olsa da nüfus sürekli artış göstermiştir. Nüfus artışı sadece doğal nüfus artışı ile değil, şehrin almış olduğu göçler ile olmuştur. Günümüzde şehirde yaşayan nüfusun %50.3'ü erkek, %49.7'si kadın nüfustur. Şehrin okur-yazar oranı ise %94.4'tür. Polatlı hizmet fonksiyonunun oldukça gelişmiş olduğu bir şehir yerleşmesidir. 2015 yılı verilerine göre kent nüfusunun %59.6'sı (16020 kişi) hizmet sektöründe çalışmaktadır. Hizmet sektörünü %20.4'lük oranla (5474 kişi) tarım sektörü takip etmektedir. Polatlı sahip olduğu nüfus ve şehirsel fonksiyonları ile birlikte tam manasıyla bir şehir yerleşmesi özelliğindedir. Şehrin gelişmesinde faydalı olabilecek turizm gibi diğer fonksiyonların geliştirilmesinin oldukça önemli olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Polatlı, Şehir Coğrafyası, Şehirsel Fonksiyonlar, Şehirsel Gelişim

Ankara-PolatlıCoğrafyaKent coğrafyası
Hüseyin Melih Özdemir
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kızıltepe (Mardin) ilçesi ve yakın çevresinde arazi kullanımı

Kızıltepe İlçesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Dicle Bölümü'nde Mardin İli sınırları içinde bulunmaktadır. Mardin ilinin güneyinde yer alan çalışma alanı doğal ortam özellikleri bakımından engebesiz bir görünüme sahiptir. Genel olarak ova özelliği gösteren sahada en önemli morfolojik birim, ilçenin Kuzey-Kuzeybatısında yer alan Güneydoğu Toros Dağlarıdır. Kızıltepe İlçesi'nin arazi kullanım durumu ve zamansal değişimlerinin tespit edilebilmesi için hazırlanan bu çalışmada 1985 ile 2017 tarihli LandSAT uydu görüntüleri CBS ve UA teknikleri ile incelenip karşılaştırılmış ve arazi kullanım haritaları oluşturulmuştur. Yapılan bu çalışmalar sonucunda çalışma sahası sınırları içerisinde 1985 yılından bu yana mera alanlarında azalma görülürken, tarım alanlarında da bir artış dikkat çekmektedir. 2017 yılına ait uydu görüntülerinden oluşturulan arazi kullanım haritalarında, araştırma sahasında sulu tarım arazileri ve meyve bahçelerinin artmış olduğu, kuru tarım arazilerinde azalma olduğu görülmektedir. Bu durum ilçede sulama imkanlarının arttığının göstergesidir. Sulu tarım alanlarında artış görülmesine rağmen, yine de araştırma sahasında sulama imkanlarının yetersizliği, bölge halkının bilinçsiz sulama yapması önemli bir sorun oluşturmaktadır. GAP projesinin tamamlanması ve sulama imkanlarının artmasıyla tarımsal faaliyetlerin artacağı ve yapılan faaliyetlerde yöreyi sınırlayan doğal sorunların ortadan kalkacağı öngörülmektedir. Bunun yanında halkın sulama konusunda bilinçlendirilmesi özellikle gerekmektedir

Arazi kullanımıCoğrafyaMardin-Kızıltepe
Müstecab Karadeniz
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Foça'da ikinci konutların fiziki ve sosyo-ekonomik çevreye etkileri üzerine yerel halkın bakış açısı

Bu araştırmada, Foça'da bulunan ikinci konutların mekân üzerindeki fiziki, sosyo-kültürel ve ekonomik etkilerine yönelik yerel halkın algıları ve bakış açılarını ortaya koymak amaçlanmaktadır. 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren kıyı yerleşmeleri ve kırsal alanlarda yoğunlaşan ikinci konutlar, mekân üzerinde birtakım fiziki, sosyo-kültürel ve ekonomik etkiye sahiptir. Uzun yıllar boyunca ekonomik kaygılar sebebiyle plansız ve düzensiz şekilde gelişen ikinci konutların fiziki çevre üzerindeki baskısı giderek artmaktadır. Ayrıca ikinci konut gelişimiyle birlikte farklı sosyo-kültürel özelliklere sahip iki ayrı grubun (yerel halk ile ikinci konut sahipleri) karşılaşması neticesinde birtakım sosyo-kültürel çatışmaların yaşandığı bilinmektedir. İkinci konutların sözü edilen olumsuz etkilerinin haricinde çevre koruma bilincinin arttırılması, ekonomik gelir getirici etkisi, istihdamı çeşitlendirmesi vb. olumlu etkileri de mevcuttur. 1980'li yıllardan itibaren metropollerin çevresi ve kıyı yerleşmeleri başta olmak üzere birçok kırsal alan, ikinci konut istilasıyla karşı karşıyadır. 21. yüzyılda Akdeniz Havzası ve İskandinavya kıyıları başta olmak üzere kıyı şeridinin büyük bir kısmı, turistik kentleşme ve ikinci konutların baskısı altındadır. Literatürde ikinci konutların etkileri konusu son yıllarda popülerleşmesine rağmen hala sınırlı sayıda çalışmanın var olduğu görülmektedir. Ayrıca, ikinci konutların sözü edilen etkilerine yönelik yerel halkın bakış açılarını ortaya koyan çalışmaların da yeterli sayıda olmadığı anlaşılmaktadır. Çalışma konusunun, kıyı yerleşmeleri ve kırsal alanlar açısından önemli ve güncelliğini koruyan bir problem niteliğinde olmasıyla birlikte, ilgili literatürde fark edilen boşluğu tamamlama ihtiyacı araştırma konusunun seçilmesinde önemli rol oynamıştır. Araştırmada Foça'da yıl boyu ikamet eden 432 kişiye anket uygulanmıştır. Toplanan veriler, IBM SPSS Statisticts 25 yazılımı vasıtasıyla derlenerek analiz edilmiştir. Araştırmada, katılımcıların sosyo-demografik özellikleri ve ikinci konutların etkilerine bakış açılarını saptamak amacıyla frekans testleri uygulanmıştır. Ayrıca, yerel halkın demografik özelliklerine göre ikinci konutların sözü edilen etkilerine bakış açılarını ortaya koymak amacıyla T testi ile tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre yerel halkın, ikinci konut sahiplerinden ekonomik gelir elde etmesinden dolayı pozitif bir bakış açısına sahip olduğu görülürken ikinci konutların fiziki çevre üzerindeki olumsuz etkilerinden rahatsız oldukları anlaşılmıştır. Ayrıca yerel halk, ikinci konutların sosyo-kültürel yapıya negatif etkilerinden dolayı negatif bir algıya sahiptir. Foça'da başarılı bir turizmin ve sosyal entegrasyonun sağlanması için ikinci konutların sürdürülebilir gelişiminin sağlanması ve yerel halkla etkileşimlerinin arttırılması büyük önem arz etmektedir.

Fiziksel çevreSosyoekonomik etkiSosyokültürel etki+7
Okan Oğan
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Değişen sosyo–ekonomik koşullarda Yörükler (Manavgat örneği)

Yörüklük günümüzde giderek kaybolan bir kültürdür. Yörüklerin hayat tarzları sürekli merak konusu olduğundan birçok araştırmalar yapılmıştır. Toroslar göçebe yörüklerin ekonomik faaliyetlerinin sürdürebilmeleri için elverişli doğal ortam şartları sunmaktadır. Manavgat çevresinde yürütülen bir hayvancılık türü olan yarı göçebelik yöre ekonomisi ve ülkemiz için önemlidir. Akdeniz iklim sahasında kalan alanda gür bir bitki örtüsü, verimli topraklar ve yükseltinin artışına bağlı olarak hayvancılık için elverişli otlak alanları bulunur. Yöre halkı topoğrafya şartlarının değişkenliğini iyi bir şekilde kullanmaktadır. Yükseltinin fazla olduğu ve engebeli alanlarda hayvancılığın yanında dar bir alanda tarımsal faaliyetler yapılırken, deniz seviyesine yakın alanlarda tarımsal faaliyetler için ayrılan araziler artmaktadır. Asıl geçim kaynağı hayvancılık olup tarımla da uğraşan yörükler tarımı kendi ihtiyaçları doğrultusunda ve hayvanları için yapmaktadır. Yörükler geçmişte yaylalara çıkış ve yaylalardan inişlerini yaya olarak hayvanları ile birlikte gerçekleştirirken günümüzde ulaşım araçları kullanılmaktan ve teknolojik gelişmelerden olabildiğince faydalanmaktadır. Araştırma sahasındaki önemli bir faaliyet kolu da turizmdir. Turizmle birlikte otel sayıları artmış ve hayvancılığı terk eden yörüklerin büyük bölümü turizmde çalışmaya başlamıştır. Ayrıca Manavgat Irmağı'nda su sporlarının gelişmesi ile Beşkonak civarındaki köylerde yaşayanlar da daha rahat yaşayabilme arzusu ile tarım ve hayvancılığı terk ederek turizme yönelmiştir. Okullaşma oranının artması da göçebe hayvancılığın bırakılmasında etkili olmuş ve okuyan çocuklar günümüz koşullarının etkisiyle göçebelikle uğraşmak istememektedir.

Antalya-ManavgatGöçebelerGöçebelik+7
Ahmet Aydoğmuş
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak ilinde jeositler, jeomorfositler ve başlıca problemleri

Yaklaşık 5341 km2 yüz ölçüme sahip Uşak ilinde bulunan görsel, bilimsel, eğitim, kültürel ve turizm değeri olarak önem arz eden jeosit ve jeomorfositleri araştırma kıstaslarını yerine getirerek tespit etmek, bu çalışmanın amacıdır. Farklı değerler bakımından zenginlik oluşturan jeosit ve jeomorfositlerin tespiti sonucunda tanıtımlarının yapılması ile yerli ve yabancı turistlerin bu bölgeye olan ilgilerinde artış sağlanacaktır. Alternatif turizm sektörünün bu bölgede canlanması için öncelikle Uşak ilinde bulunan doğal, kültürel ve tarihi miras unsuru güzelliklerin bilimsel çalışmalar ile tespit edilmesi gerekmektedir. Sahada belirlenen jeosit ve jeomorfositler ile Uşak ilinin alternatif turizm olanaklarının ortaya çıkartılmış olması çalışmanın önemini oluşturmaktadır. Araştırma sahası ve araştırma konusu ile ilgili literatür taraması yapılmış ve çalışmalar incelenmiştir. Arazi çalışmaların da başlangıçta bölgede mostra veren litolojik birimler tespit edilmiş, tektonik yapılar tanımlanmıştır. Sahada yer alan ve jeosit olma özelliğine sahip olabilecek faylar, fay basamakları, pişme zonu ve fosil içeren sahalar, jeoarkeolojik sit olma özelliğine sahip olan kaya mezarları, höyükler, tümülüsler ve kaya (mağara) meskenleri ile kültürel jeosit olan; antik taş ocağı ve antik cıva maden ocağı tespit edilmiştir. Ayrıca çalışma sahasında yer alan yeryüzü şekilleri araştırılmıştır. Sahada tespit edilen travertenler, traverten konileri, peribacaları, kanyon vadi, terkedilmiş menderes yatakları, vadi içinde yer alan yatak çukurları, badlands topografyası, lapya, dolin, obruk ve mağaralar jeomorfosit olarak sınıflandırılmış ve bu alanların özellikleri açıklanmıştır. Jeoloji, topografya, jeosit ve jeomorfosit haritaları oluşturulmuş jeoyol haritaları hazırlanarak araştırma sahası hakkındaki özellikler görsel materyal haline getirilmiştir. Tespit edilen jeosit ve jeomorfositler için mevcut problemler belirtilmiş ve bunlar açıklanmıştır. ProGEO'nun jeosit sınıflandırmasına göre araştırma sahasında; Grup a- Stratigrafik sınıfında Kemiklitepe Omurgalı Hayvan Fosil Yatağı ve Akçaköy Omurgalı Hayvan Fosil Yatağı olmak üzere 2 tane, Grup b- Ortamsal sınıfında Yukarı Karacahisar (Banaz) Ağaç Fosilleri olmak üzere 1 tane, Grup c - Volkanik, Metomorfik ve Tortul Petroloji, Dokular ve Yapılar, Olaylar ve Provensler sınıfında Üç Kuyular Pişme Zonu ve Aşağı Karacahisar Trakit Sütunları olmak üzere 2 tane, Grup d- Minerolojik, Ekonomik sınıfında Aksaz Travertenleri, Örencik Travertenleri, Hamamboğazı Travertenleri ve Sürmecik Traverten Konileri olmak üzere 4 tane, Grup e- Yapısal sınıfında Hasköy Fayları, İlyaslı Fay Basamakları olmak üzere 2 tane, Grup f- Jeomorfolojik Yapılar, Aşınma ve Depolanma Süreçleri, Yer Şekilleri ve Arazi Manzaraları sınıfında Ulubey Kanyonu, Avgan Kanyonu, Yayalar Kanyonu, Clandras Kanyonu, Çubukdağ Kanyonu, Taşyaran Vadisi, Taşyaran Vadisi Yatak Çukurları, Çataltepe Boğazı, Delihıdırlı- Çoğuplu- Çokaklı Delik Lapyaları, Misçukuru Dolini, Çanaktarla Dolini, Zordaş Dolini, Deveyatağı Dolini, Deveçukuru Obruğu, Çokrağan Mağarası, Sırçalık Mağarası, Kayaağıl Peribacaları, Düzköy Peribacaları ve Ortabağ- Çatalbayır Köyü Badlands Topografyası olmak üzere 19 tane, Grup g- Tarihi ve Kültürel sınıfında Ayrancı (Comburt) - Baltalı Antik Cıva Maden Ocağı, Altıntaş Antik Taş Ocağı, Blaundos Antik Kenti, Sebaste Antik Kenti, Düzköy Tümülüsü, Kale Tepe Höyüğü ve Kaya Mezarları (Mesotimolos), Bekişli Kaya (Mağara) Meskenleri, Kapıkaya (Aydınlı) Kaya Mezarları, Sürmecik Paleolitik Siti, Akmonia Antik Kenti, Pepouza Antik Kenti, Güre Tümülüsleri ve Tepedelen Çamı Anıt Ağacı olmak üzere 13 tane ve toplamda 43 tane jeosit ve jeomorfosit yer almaktadır. Uşak ilinde estetik - görsel, bilimsel, eğitim, kültürel ve turizm değerlerine sahip doğal ve kültürel miras unsuru alanlar bulunmaktadır. Bunlardan estetik ve görsel değere sahip olan alan sayısı 25, bilimsel değere sahip olan alan sayısı 32, eğitim değerine sahip olan alan sayısı 32, kültürel değere sahip olan alan sayısı 13 ve turizm değerine sahip olan alan sayısı 23 'dür. Bir jeosit veya jeomorfosit tek bir değere sahip olabileceği gibi birden çok değere sahip olan jeosit ve jeomorfositler de mevcuttur. Sahadaki Sürmecik Paleolitik Siti sahada tespit edilen jeosit ve jeomorfositler içinde belirtilen beş değerin hepsine de sahip olan tek jeosittir. Uşak ilinde yer alan jeosit ve jeomorfositler yerel, ulusal ve uluslararası nadirlik durumlarına sahiptir. Ulubey Kanyonu, Çubukdağ Kanyonu, Avgan Kanyonu, Yayalar Kanyonu, Clandras Kanyonu ve Sürmecik Paleolitik Siti olmak üzere 6 alan uluslararası nadirlik durumuna sahiptir ve ender oluşan coğrafi miras unsurlarıdır. Kemiklitepe Omurgalı Hayvan Fosil Yatağı, Akçaköy Omurgalı Hayvan Fosil Yatağı, Taşyaran Vadisi, Taşyaran Vadisi Yatak Çukurları, Yukarı Karacahisar Ağaç Fosilleri, Sürmecik Traverten Konileri, Üç Kuyular Pişme Zonu, Blaundus Antik Kenti, Pepuoza Antik Kenti ve Manastırı, Sebaste Antik Kenti ve Güre Tümülüsleri olmak üzere 12 alan ulusal nadirlik özelliği taşır. Uşak ilindeki jeosit ve jeomorfositler birbirlerinden farklı uzaklıklarda ve geniş bir sahaya yayılmıştır. Bundan dolayı birbirine göre uzak mesafelerde yer alan jeosit ve jeomorfositleri görmek ve gezmek amaçlı gelen turistlerin daha kolay bir şekilde gezebilmeleri için jeoyollar oluşturulmuştur. Uşak ilinde 43 jeosit ve jeomorfosit ile toplamda 44 durak noktasından oluşan 7 jeoyol belirlenmiştir. Araştırma sahasında yer alan jeosit ve jeomorfositler ile ilgili başlıca problemler; jeosit ve jeomorfositlerin tahrip edilmesi, ulaşım sorunları, tanıtım eksikliği ve farklı kurumların sit alanları ile ilgili bağımsız çalışmalar yürütmesidir. Kemiklitepe Omurgalı Fosil Yatağı, Akçaköy Omurgalı Fosil Yatağı, Yukarı Karacahisar Ağaç Fosil Yatağı, Sürmecik Traverten Konileri, Delihıdırlı Çokaklı Çoğuplu Delik Lapyaları, Bulkaz Dağı'nda yer alan Türk Fındığı Ağaçları, Beydağı'nda yer alan Fransız Akçaağaçları ve jeoarkeolojik sit alanları araştırma sahasında tahrip edilmiş ve tahrip edilmeye devam eden alanlardır. Olumsuz ulaşım koşullarına sahip olan jeosit ve jeomorfositler ise Misçukuru Dolini, Zordaş Dolini, Sırçalık Mağarası, Tepedelen Çamı Anıt Ağacı, Ayrancı (Comburt) - Baltalı Antik Cıva Maden Ocağı ve Pepouza Manastırı'dır. Toplamda 43 tane olan jeosit ve jeomorfositler için 44 durak noktası belirlenmiştir. Bu alanların 6 tanesi ile ilgili ulaşım sorunları bulunmaktadır. Ayrıca 19 tane jeosit ve jeomorfosite ulaşım belirli bir noktadan sonra yürüyerek sağlanmaktadır. Sahada alanların tanıtım eksikliği mevcuttur. Uşak ilinde belirlenen jeoarkeolojik sitlerin bazıları için (Blaundos Antik Kenti, Akmonia Antik Kenti, Mesotimolos, Sebaste Antik Kenti), Ulubey Kanyonu, Clandras Kanyonu (Köprüsü) ve Taşyaran Vadisi için kahverengi tabelalar yollara konulmuştur ve kitle iletişim araçlarıyla tanıtımları yapılmaktadır. Ancak geriye kalan 37 durak noktası için yer gösterici işaret veya tabelalar mevcut değildir. Ayrıca kitle iletişim araçları vasıtasıyla tanıtımları yapılmamaktadır. Sahada mevcut olan alternatif turizm potansiyelinin yüksek olduğu bu çalışma ile ortaya konulmuştur. Mevcut problemlerin çözülmesi durumunda sahanın alternatif ve sürdülülebilir turizm kapsamındaki önemi ve değerlendirilme durumu artacaktır. Anahtar Kelimeler; Uşak, Jeosit, Jeomorfosit, Kanyon, Jeoarkeolojik Sit, Jeomorfoturizm.

JeoturizmUşak
Gözde Dündar
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yalburt Dağı'nın jeomorfolojik özellikleri'nin CBS ile analizi

Yalburt Dağı, Konya ili Ilgın ilçesinin kuzeyinden yer almaktadır. Yalburt Dağı evrensel grid sisteminde 394074.63 X- 4262699.69 Y ile 414833.85 X -4264293.15 Y koordinatları arasında uzanmaktadır. Çalışma sahası yaklaşık 702 km2'dir. En yüksek noktası 1644 m en alçak noktası ise 970 m'de yer alan 674 m'lik yükselti farkı bulunmaktadır. Çevresinde Tekeler, Gölyaka, Kundullu, Yeşiloba, Hursunlu, Harunlar, Büyükova, Çobankaya ve Avdan köylerinin çevrelemiş olduğu karstik bir plato sahasına karşılık gelmektedir. Jeolojik olarak metamorfiklerden (mermerler) ve kalkerlerden oluşması sahada birçok karstik şeklin meydana gelmesine olanak sağlamamıştır. Çalışma alanında karstik şekillerden en yaygın olanı dolinlerdir. Yalburt Dağı yükselimi asimetrik bir duruşa sahip olup kuzeye eğilimli Monoklinal bir yapı özelliği göstermektedir. Çalışma alanının kuzeyinde yer alan akarsular menba kesimlerinden güney yönünde kuzeybatı ve kuzeydoğu mansap kısmına doğru iki kola ayrılarak bir eğim doğrultusunda hareket etmektedir. Güney de ise memba kısımları kuzeyden güneybatı ve güneydoğu mansap kısmına doğru iki kola ayrılarak hareket etmektedir. Araştırma alanında teşekkül etmiş akarsuların drenaj sistemi "Dandritik"tir. Alanın karstik olması ve bölgeye düşen yıllık yağış miktarının 400 mm. dolayında olması ve yağışların daha çok bahar mevsiminde düşmesi nedeniyle akarsular mevsimlik karakterdedir. Araştırma sahasında karstlaşmayı şiddetlendiren ve karakteristik şekillerin (lapya, dolin, uvala, polye) ortaya çıkmasını sağlayan bir diğer faktör ise tektonizmadır. Özellikle Neo-Tektonik dönemde genç yükselimlerin olduğu KB-GD istikametinde fayların ortaya çıkması karstlaşmayı olumlu yönde etkilemiştir. İnceleme alanında morfometrik hesaplamalar ile elde edilen sayısal veriler doğrultusunda CBS yazılım programıyla haritalar, grafikler yapılmıştır. Analizler sonucunda araştırma sahasının jeotektonik özellikleri belirlenmiştir. Sonuç olarak inceleme alanı güneyinde yer alan Sultan dağların horst kısımları ile Akşehir- Ilgın graben fay sisteminde kuzeye doğru çarpılarak yükselen çalışma alanı horst sisteminde platoluk sahaya denk gelmektedir. Bu sahanın yüksek kısımlarında yoğunlukla yer alan karstik şekiller jeolojik ve jeomorfolojik açıdan ele alınmıştır. Alanın jeo-tektonik özelliklerini belirlenmesi için morfometrik analizler doğrultusunda güney kesimlerindeki depresyonların kuzey kesimindeki depresyonlara göre genç olduğu tespit edilmiştir. Ancak sahanın geneline yapılan morfometrik analizler sonucunda Yalburt Dağı ve sınırları olgunluk evresinde olduğu, yeni bir epirojenik hareketlere kadar ihtiyarlık evresine kadar ilerleyeceği belirlenmiştir.

Coğrafi bilgi sistemleriCoğrafi özelliklerCoğrafya+3
Naile Köslüoğlu
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Yarihi Yarımadası'nda müzecilik ve müze turizmi

Bu araştırma İstanbul Tarihi Yarımadası'nda müzeler, müzecilik ve müze turizmini konu edinmiştir. Araştırmada, turizm, turist, müze, müze turizmi kavramları incelenmiş; Dünya'da ve Türkiye'de turizm sektörü, Türkiye'nin turizm politikası, Dünya'da ve Türkiye'de müzecilik, müze turizminin gelişimi ortaya konulduktan sonra, İstanbul Tarihi Yarımadası'nda müzeler ve müze turizmi ele alınmıştır. Türkiye'deki müzelere bakıldığında Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı 199 müze, Kültür ve Turizm Bakanlığı denetiminde faaliyet gösteren ise 239 özel müze bulunmaktadır. Bu müzelerden Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı 18 müze, Kültür ve Turizm Bakanlığı denetiminde faaliyet gösteren 112 özel müze ise İstanbul'da bulunmaktadır. Türkiye'deki müze ziyaretçilerine bakıldığında ziyaretçilerin yaklaşık %69'unu yabancıların, %31'ini Türkiye vatandaşlarının oluşturduğu görülmektedir. Müze ziyaretlerindeki en büyük payı alan yer ise %44 ile İstanbul'dur. Bunda İstanbul'da yer alan Topkapı Sarayı Müzesi ve Ayasofya Müzesi'nin Türkiye'de en çok ziyaret edilen müzeler olması oldukça etkili olmuştur. (Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017). Bu oranlara bakıldığında müzelerin Türkiye ve İstanbul turizmine önemli bir katkısından söz edilebilir. Bu araştırmada, İstanbul Tarihi Yarımadası'nda Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı 8 müzede ve Kültür ve Turizm Bakanlığı denetiminde faaliyet gösteren 1 özel müzede, gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerin müzelere karşı güdü ve davranışlarını ölçmek amacıyla anket yapılmıştır. Yapılan anketlerden elde edilen veriler ışığında, müzelerin ve müzeciliğin mevcut durumu ortaya konulmuş, müzelere gelen turist sayısını ve müzelerin turizm sektörü içerisindeki önemini artırmak için uygulanabilecek önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Turizm, Müzeler, Müze Turizmi, İstanbul Tarihi Yarımadası, İstanbul.

Alternatif turizmBeşeri coğrafyaKültürel coğrafya+7
Burcu Temel
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bodrum'da turizm faaliyetlerinin şehirleşmeye etkisi ve ortaya çıkardığı sorunlar

Turizmin gelişmeye başladığı ülke, bölge veya yörelerde mekânsal değişimler gerçekleşmektedir. Mekânsal değişimlerin yanında turizmin, toplumsal ve ekonomik yapı üzerinde de olumlu ve olumsuz etkileri olmuştur. Bodrum Yarımadasında şehirleşme turizmin gelişmesiyle şekillenmeye başlamıştır. Bu çalışmada, turizm faaliyetlerinin Bodrum' da şehirleşmeye etkisi ve ortaya çıkardığı sorunlar coğrafi bir bakış açısıyla ele alınmıştır. Beş bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde turizm ve şehir kavramları üzerinde durulmuştur. İkinci ve üçüncü bölümlerde ise Bodrum Yarımadasının fiziki ve beşerî coğrafya özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde ise Bodrum Yarımadasının turizm kaynaklarına yer verilmiş olup incelenmiştir. Beşinci bölümde,1960'lı yıllara kadar ekonomik yapı balıkçılık, süngercilik, tekne yapımı gibi denize dayalı faaliyetlerden oluşan bölgede, turizmin gelişmesiyle birlikte ne gibi değişimlerin yaşandığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bunun yanında turizmin toplumsal yapıya etkisi ve ortaya çıkardığı sorunlar ele alınmıştır. Yapılan tüm bu çalışmalar sonucunda, turizmin kalkınmakta olan ülkelerin ekonomileri açısından çok önemli bir kaynak olduğu görülmüştür. Bodrum gibi büyük turizm potansiyeli olan şehirlerin bu potansiyellerini mutlaka çok iyi bir şekilde değerlendirmeleri gerekmektedir. Sahip oldukları turizm gücüyle rekabet avantajlarını iyi kullanmaları şehrin gelişimi açısından fayda sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Turizm, Şehir, Şehirleşme, Bodrum

KentleşmeKentleşme süreciKentsel sorunlar+5
Nurettin Öncü
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya Ovası'nda tarımın yapısal değişiklikleri

Araştırma konusu olarak Antalya Ovası'nda yer alan tarım arazileri ve bu arazilerde yetiştirilen tarım ürünlerinin zaman içerisinde fizikî ve beşeri unsurlar neticesindeki değişimi incelenmiştir. Sahada, iklim ve toprak özellikleri tarımsal üretime elverişli olmasına rağmen, şehirleşme ve turizm faaliyetlerinin artmasına bağlı olarak tarımsal alanlar daralmış, nüfus miktarının artması ile de ürünlere olan talep artarak, birim alandan yüksek oranda faydalanma arayışları artmıştır. Antalya Ovası'nda, iklimin ılıman geçmesi ve don olaylı gün sayısının az olması sebebi ile yılda birden fazla ürün alınabilmektedir. Bu doğal ortam teknoloji ve ulaşım sistemlerinin gelişmesi ile de seracılık faaliyetlerini desteklemiş ve geleneksel ürünlerden günümüz ihtiyaç ve taleplerine göre bir dönüşüm yaşanmıştır. Fakat tarım toprakları erozyon tehlikesi ile karşı karşıyadır ve ilin tarım arazilerinin bir kısmı özellikle sulamanın yetersiz olduğu alanlarda (Konyaaltı ve Kepez) nadasa bırakılmaktadır. Ülkemizde tarımsal desteklemeler ve kooperatifleşme ile tarımsal üretimde artışlar sağlanmaya çalışılmıştır. Buna ilave olarak örtüaltı üretimde, kış aylarında meydana gelen olumsuz hava koşullarının etkisinin, devlet desteği ile giderilmeye çalışılması çiftçiler için olumlu bir adım olarak görülmüştür. Araştırma sahasında tarım sektörü çalışanlarının çoğunluğunu artık yaşlı nüfus oluşturmaktadır. Bu da Antalya tarımının yaşadığı, şehrin yapısına uygun olan, yapısal dönüşümlerden bir diğeridir. Genç nüfus daha çok eğitim ve turizm sektörüne yönelmiş, bu durum da tarımın gelecekte ki devamlılığının sağlanmasında tehlikeler ortaya çıkarmıştır. Ancak devletin genç çiftçilere destekleri ve hibeleri ile bu problemler aşılmaya çalışılmaktadır.

AntalyaAntalya OvasıOva+5
Canan Aydoğmuş
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gediz ilçesinin ekonomik coğrafyası

Gediz İlçesi; Kütahya İlinin 91 km. güney batısında, İç Anadolu ile Batı Anadolu arasında bir geçit üzerindedir. Coğrafi olarak ilçe yüksek dalgalı bir plato üzerinde kurulmuştur. İlçenin en önemli yer şekilleri "Murat Dağı ve Şaphane Dağı" olarak bilinmektedir. İlçenin kuzeyinde Hisarcık ve Emet, Güneyinde Uşak ve Banaz bulunmaktadır. İlçenin doğusunda Çavdarhisar, Aslanapa ile Altıntaş yer almakta, batısında ise Şaphane ile Simav yer almaktadır. Gediz ilçesi coğrafi olarak Gediz çevresine göre daha alçak düzeyde olduğu için iklim çevreye göre daha ılımlı bir karakter göstermekte olup, ilçe Akdeniz ve karasal iklim arasında bir geçiş iklimine sahiptir. Genel olarak ilçe alanının büyük bir kesimi dağlık gür ve geniş ormanlarla kaplıdır. Gediz' de ilk yerleşim yaklaşık M.Ö. 1000-700 yıllarında başlamış olup, ilçenin ilk sakinleri Frigyalılar olarak bilinmektedir. Gediz İlçesinin Ekonomik Coğrafyası, başlıklı bu çalışma; "Gediz İlçesinin doğal ve beşeri özelliklerinin İlçedeki sosyal ve ekonomik yapı üzerindeki etkilerini coğrafi bakımdan irdelemeye" yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda geçmişten günümüze bölgede doğa-insan etkileşiminin nasıl geliştiği, nüfus ve yerleşmenin ne şekilde dağıldığı ve bu dağılıma sebep olan nedenler araştırma kapsamında değerlendirilmiştir. Ayrıca çalışmada kırsal ve kentsel yerleşim yerlerindeki sorunları incelenmeye ve bu sorunlara çözüm yolları aranmaya çalışılmıştır. İlçe merkezi ve çevresinde yer alan yerleşim yerlerindeki farklı dağılım ve nüfus hareketleri ve demografik özellikler belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca ilçenin arızalı yer şekillerine sahip olması, dağlık alanların ve engebeli arazilerin çok olması nedeniyle bu arazilerin daha rasyonel ve verimli nasıl kullanılması gerektiği araştırılarak, bu bağlamda tarımsal alanlar için hangi faaliyetlerin daha uygun olacağı konusunda fikirler geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu araştırmaya yönelik olarak öncelikle araştırma sahasındaki beşeri faaliyetler üzerinde etkili olan doğal ortamlar incelenmiş, daha sonra araştırma sahasındaki nüfus artış ve azalışları, yerleşme çeşitleri ve ekonomik faaliyetleri etkileyen diğer sebepler irdelenmiş ve elde edilen bu bulgular araştırmamıza dahil edilmiştir. Bu bağlamda araştırmamızın hedeflerine ulaşılabilmesi için araştırma sahası ziyaret edilerek, araştırma sahasında bulunan kişi ve kurumlarla görüşmeler yapılarak sorunların kaynağı belirlenmeye çalışılmıştır. Görüşme ve mülakatlar sonucu elde edilen bilgiler literatürle ilişkilendirilerek yorumlanmaya çalışılmıştır. Ayrıca "YÖK Ulusal Tez Merkezi, Üniversite ve Şehir Kütüphanesinde" araştırma yapılarak konu ile ilgili kütüphane katalogları taranmış ve araştırma sahası ile ilgili olan veriler çalışma kapsamında değerlendirilmiştir.

Coğrafi özelliklerEkonomiEkonomik coğrafya+2
Ali Ulutürk
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yerinde yaşlanma bağlamında yaşlıların konut ve çevresinden beklentileri: Afyonkarahisar kenti örneği

21. yüzyıl demografik anlamda küresel değişimlerin en somut biçimde yaşandığı bir dönemdir. Özellikle demografik yaş yapısındaki değişimler yaşlılığın görüldüğü toplumlara göre yeni bir boyut ve anlam kazanmaktadır. Yaşlıların sosyoekonomik, toplumsal ve mekânsal ihtiyaçlarına yönelik akademik çalışmaların önemi giderek artmaktadır. Dünyadaki toplam nüfus içindeki 65 yaş ve üzeri nüfusun oranı 1990 yılında %6, 2019 yılında ise bu oran %9,1'dir. Türkiye toplam yaşlı nüfus oranı 2019 yılında %9,1, Afyonkarahisar kentsel yaşlı nüfus oranı %6,6 ve kırsal yaşlı nüfus oranı %8,3'tür. Yaşlılıkla ilgili çok sayıda ulusal ve uluslararası literatür olduğu anlaşılmaktadır. Ulusal literatürde yer alan çalışmaların ağırlıklı olarak kırsal yaşlanmaya yönelik yapılan çalışmalar olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma, Afyonkarahisar kent merkezindeki 65 yaş ve üzeri yaşlı bireylerin yaşadığı konut ve çevresinden beklentilerini yerinde yaşlanma bağlamında tespit etmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, kentsel yaşlanma ve yerinde yaşlanma bağlamında birey-çevre-mekan ilişkisini ortaya koyan az sayıdaki çalışmalardan biridir. Araştırmanın amacına yönelik çeşitli hipotezler oluşturulmuştur. Hipotezleri test etmek amacıyla kent içerisinde belirlenen örneklem sahasındaki yaşlı nüfusa anket yapılmıştır. Çalışmada keşfedici/açımlayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Faktör analizi sonucunda konut olanakları, konut büyüklüğü, konut türü, tuvalet ve banyo kullanımı konuttan beklentiyle ilgili boyutları oluşturmuştur. Erişilebilirlik, yaşlılıkla ilgili hizmetlere yakınlık, sosyoekonomik yapı, çevresel faktörler, sosyal ağ ve ilişkiler konut çevresinden beklentiyle ilgili boyutları oluşturmuştur. Yalnız yaşama, medeni durum ve hanehalkı büyüklüğü, yaşıların konut büyüklüğüne yönelik bakış açılarını farklılaştırmıştır. Eğitim düzeyi değişkeni yaşlıların konut çevresindeki çeşitli hizmetlere erişilebilirlik, sosyoekonomik yapı, sosyal ağ ve ilişkilere yönelik beklentilerinin farklı olduğunu göstermiştir. Aylık gelir seviyesi, konut çevresindeki sosyal ağ ve ilişkilere karşı yaşlıların bakış açısının farklılaşmasını sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, Yerinde Yaşlanma, Konut ve Konut Çevresi, Afyonkarahisar

AfyonkarahisarKonutYaşlanma+3
Muhammet Keskin
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Şaphane (Akdağ) Dağı'nın vejetasyon coğrafyası

Bu çalışma, Şaphane Dağı ve çevresinin vejetasyon coğrafyasını araştırmaya dayanmaktadır. Saha ile ilgili çalışmalar olduğu halde tüm kütleyi kapsayan bir çalışmanın olmaması bizi böyle bir araştırma yapmaya yönlendirmiştir. Botanikçiler ve ormancıların Şaphane Dağı ile alakalı yaptıkları flora çalışmalarının yanı sıra vejetasyon araştırmalarının eksikliği bu araştırma ile giderilmeye çalışılmıştır. Ayrıca Şaphane Dağı'nın Akdeniz, İran-Turan ve Avrupa-Sibirya fitocoğrafya bölgelerinin birbirlerine geçiş yaptığı ve bu flora bölgelerine ait bitkilerin bulunduğu kesimde yer alması da araştırma sahası olarak seçilmesinde etkili olmuştur. Flora bölgelerinin geçiş sahasındaki Şaphane Dağı bitki tür çeşitliliği bakımından oldukça zengindir. Şaphane Dağı, Ege Bölgesi'nin İçbatı Anadolu Bölümü'nde Kütahya ili sınırları içinde yer alır. Şaphane Dağı'nın yükseltisi 2120 metreye kadar çıkar (Ulugedik Tepe). Murat Dağı'ndan (Kartaltepe, 2309 m) sonra İçbatı Anadolu Bölümü'nün en yüksek ikinci dağı konumundadır. Araştırma sahasındaki bitki kademelerindeki farklılaşmayı ortaya koymak amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden amaçsal örnekleme yöntemi kullanılmıştır. 3 bitki kesiti üzerinden incelemeler yapılmıştır. Arazi çalışmaları 2019 ve 2020 yıllarının Temmuz ayları içerisinde gerçekleştirilmiş. Dağlık kütle kuzeybatı-güneydoğu ekseninde uzanır. Gerek kuzeyden gerekse güneyden eğim atımlı faylarla parçalanmıştır. Şaphane Dağı'nın güney yamaçlarında eğim daha fazladır. Bu durum sahanın litolojik ve tektonik özellikleriyle yakından ilişkilidir. Kütle, Paleozoik yaşlı metamorfik kayaçlar, Mesozoik zamanına ait kalkerler ve ofiyolitler, Senozoik zamanına ait tortul ve volkanik formasyonlarla örtülüdür. Bitkilerin yetişme koşullarının başında iklim gelmektedir. İklim elemanlarından sıcaklık ve yağış bitkilerin ekolojik şartlara uyumu için hayati önem taşımaktadır. Çalışma sahasında kullanılan istasyonlarda yıllık ortalama sıcaklık değerleri Uşak'ta 12,6 ⁰C, Simav'da 12,0 ⁰C, Gediz'de 12,8 ⁰C ve Emet'te 11,5⁰C'dir. Bu istasyonların yetişme dönemleri Uşak'ta 228 gün, Simav'da 227 gün, Gediz'de 227 gün ve Emet'te 223 gün olarak tespit edilmiştir. Bitkilerin yetişme şartlarından olan su, özellikle kurak ve yarı kurak sahalarda bitki hayatı ve tür çeşitliliği için önem arz etmektedir. Yıllık ortalama yağış miktarı Uşak'ta 546,6 mm, Simav'da 768,7 mm, Gediz'de 566,2 mm ve Emet'te 445,7 mm'dir. Kahverengi orman toprağı, kireçsiz kahverengi orman toprağı, kestane rengi topraklar, redzina topraklar, alüvyal ve kolüvyal topraklar dağlık kütlede yayılış gösteren toprak tipleridir. Şaphane Dağı'nda ekolojik şartların imkan verdiği bitki formasyonları orman formasyonu, çalı formasyonu ve alpin bitkilerdir. Dağlık alanda en geniş yayılışa sahip olan formasyon ormandır. Şaphane Dağı'nın kuzey ve batısında iklim ve topografik şartlardan dolayı nemli-yarı nemli orman; güney ve doğusunda ise yağışın düşük, sıcaklığın ve buharlaşmanın yüksek olması nedeniyle kuru orman gelişme imkânı bulmuştur. Nemli-yarı nemli orman sınırlı alana sahip olup hâkim elemanını Doğu kayını (F.orientalis) ve Avrupa kayını (F. sylvatica) oluşturur. Kestane (Castenia sativa), Türk fındığı (Corylus colurna), gümüşî ıhlamur (Tilia tomentosa), Titrek kavak (Populus tremula), çınar yapraklı akçaağaç (Acer platonoides), Kazdağı akçaağacı (Acer hyrcanum subsp. keckianum) ise diğer nemli-yarı nemli ormanı oluşturan türlerdir. Kuru ormanın yayılış gösterdiği sahalarda ise palamut meşesi (Quercus ithaburensis), tüylü meşe (Quercus pubescens), saçlı meşe (Quercus cerris), kızılçam (Pinus brutia) gibi bitkiler başlıca türleridir. Türkiye endemiği olan Kasnak meşesi (Quercus vulcanica) çalışma sahasında görülen kuru ormanın bir diğrer elemanıdır. Vejetasyon bakımından çalışma sahasının kuzeyinde 900 m'lerde karaçamlar (Pinus nigra), doğusunda 900 metrelerde meşeler (Quercus cerris, Quercus ithaburensis), güneyinde 700 m'lerde kızılçamlar (Pinus brutia) ve batısında 950 metrelerde karaçamlar (Pinus nigra) orman toplulukları oluştururlar. Bilhassa dağın güney ve doğusundaki alt kesimlerinde antropojenik etkilerden dolayı orman örtüsü tahrip edilmiştir. Orman üst sınırı dağın kuzeyinde 1800-1850 m, güneyinde ise 1900 m'ye kadar çıkar. Daha üst kısımlarda ise alpin bitkiler kuşağı yer alır. 1800 m'den sonra Juniperus communis subsp. nana kendini göstermeye başlar ve zirvelere kadar çıkar. Cüce ardıçlar, alpin bitki kuşağının en geniş yayılışa sahip çalı türüdür. Geven (Astragalus sp.), çoban yastığı (Acantholimon sp.) ve sığırkuyruğu (Verbascum sp.) gibi otsu türler cüce ardıçlara eşlik ederler. Çalışma sahasındaki hayvancılık faaliyetleri, tarımsal amaçlı tahribat, kaçak kesimler, madencilik faaliyetleri, Saruhanlar köyünde geleneksel tahta kaşık yapımı, taş ocaklarının varlığı ve bunun yanında orman yangınları bölgenin en önemli sorunlarıdır. Bu çalışmanın İçbatı Anadolu bölümünün ikinci en yüksek dağı olan Şaphane Dağı'nın vejetasyon coğrafyası ve bitki formasyonlarıyla ilgili açığı kapatacağını umut ediyoruz. Ayrıca Türkiye'nin relik ve endemik bitki varlığı hususuna katkılar sağlayacağı kanaatindeyiz. Anahtar kelimeler: Bitki Coğrafyası, Ege Bölgesi, Şaphane Dağı, Kütahya, Gediz, Avrupa kayını, Kestane.

Bitki coğrafyasıBitki örtüsüCoğrafi özellikler+3
Burçin Kabak
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Besni Şehri'nin mekânsal gelişimi ve şehirleşmeye bağlı problemler

Dünya genelinde şehirleşme hareketlerinin ortaya çıkış biçimleri ve dönemleri bir bütünlük arz etmemektedir. Sanayi Devrimi ile başlayan şehirleşme hareketi ülkemizde 1950 yılından sonra görülmeye başlanmış ve 1980 yılından sonra ise hızlı bir şekilde devam etmiştir. Şehirleşme hareketine bağlı olarak nüfusu artan yerleşmelerde yeni mekansal gelişim alanları ortaya çıkmasına bağlı olarak bazı yerleşmelerde şehrin mekansal gelişim yönünde de değişmeler görülmektedir. şehirleşme olayı meydana gelirken özellikle bazı bölgelerde hızlı bir şekilde gerçekleşmiş ve bu buna bağlı olarak plansız, çarpık yerleşmeler, gecekondular ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla şehirlerde sosyal hayata, kültüre, ekonomiye, çevreye, sağlık ve altyapıya dair sorunlar meydana gelmiştir. Bu çalışmada, Besni'nin ilk kurulmuş olduğu sahadan başlayarak, günümüze kadar gelen süreçte meydana gelen mekansal değişiklikler, fonksiyonel özellikler ve yerleşmenin şehirleşmesinde coğrafi özeliklerinin etkisi incelenmiştir. Ayrıca yeni mekansal gelişim alanları tarihi coğrafya perspektifiyle incelenmeye çalışılmış ve şehirleşme olgusu ile meydana gelen başlıca sorunlar değerlendirilmiştir. Çalışma sahası olan Besni yerleşmesi Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Adıyaman iline bağlı bir şehir merkezidir. Besni Şehri ilk çağlardan beri yerleşme alanı olarak ortaya çıkmış ve Mezopotamya Bölgesi içinde idari olarak önemli bir ilçe yerleşmesi konumundadır. 1927'de şehrin nüfusu 7014 kişi iken 2019 yılında 34584 olmuş ve genel olarak şehir nüfusu sürekli artış göstermiştir. Besni şehrinde hakim ekonomik fonksiyon hizmet sektörü olmakla birlikte sanayi ve inşaat sektörlerinin de payı azımsanmayacak kadar çoktur. Şehrin etki alanında bulunan kırsal nüfusun fazla olmasına bağlı olarak ticari iş yerleri ağırlıktadır. 2000 yılından sonra kırsal kesimden şehir merkezine doğru göçler artış göstermiş ve şehrin mekansal olarak batı yönüne doğru gelişimi hızlanmıştır. Şehrin ilk kuruluş nüvesini oluşturan Besni kalesi etrafında savunma fonksiyonu ön planda olan bir yerleşme olarak kurulmuştur. Kurulduğu arazi yapısının eğimli, dar ve engebeli bir yapıya sahip olmasına bağlı olarak zamanla yer değiştirmiştir. Buna bağlı olarak günümüzdeki şehir alanı eski şehir alanın 5 km kuzeyinde kurulmuştur. Yeni şehir alanına taşınmalar hızlı bir şekilde gerçekleşmiş; plansız, düzensiz büyümeye bağlı olarak Besni şehrinde de şehirsel sorunlar ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Şehir, Mekânsal Gelişim, Besni, Fonksiyon, Problemler

Adıyaman-BesniCoğrafi özelliklerFonksiyonlar+6
Mülayim Altuntaş
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sille Çayı Havzası'nda doğal ortam-insan ilişkileri, sorunlar ve çözüm önerileri

Coğrafyanın temel konularından olan doğa-insan etkileşimi Sille Çayı Havzası etrafındaki eski yerleşimler için uyarlandığında insan ve doğanın birbirlerini karşılıklı olarak nasıl etkilediklerine yer verilir. Sille genelinde insan-doğa etkileşimini mercek altına alan bir çalışmaya ait literatür bilgisine rastlanamamıştır. Bu durum bölgede böyle bir çalışma ihtiyacı doğurmuştur. Bu çalışmanın temel amacı Sille Çayı Havzası'nın doğal ortam özelliklerinin tespit edilmesi ve turizm potansiyelinin ortaya konulmasıdır. Zira araştırma sahası ile ilgili birçok beşeri ve fiziki coğrafya çalışmaları ayrı ayrı yapılmış olmasına rağmen doğal ortam ve insan etkileşimini bir bütün olarak ele alan spesifik bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmada ilk olarak sahanın yer şekilleri, iklim, toprak ve bitki örtüsü özellikleri tespit edilmiştir. Daha sonra havza içerisindeki beşeri unsurlar ortaya konulmuştur. Ardından havzada yer alan Sille Gölet'i ve çevresindeki doğal güzelliklere değinilmiş ve Sille Baraj Gölet'ini tehdit eden unsurlardan erozyon ve doğal peyzaja zarar veren durumlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma sahasında doğal çekiciliklerin yanında tarihi ve turistik çekiciliklerde mevcuttur. Araştırmada bunların turizm olanaklarının ortaya konulması, yeni öneriler geliştirilmesi ve tehdit unsurlarının saptanmasına çalışılmıştır. Son kısımda ise bölgeye zarar veren etkilerin düzeltilmesi ve Sille'ye daha çok turist çekilmesi için önerilerde bulunulmuştur. Buna göre Sille'de turizm potansiyelinin geliştirilmesi için, Sille Himmet Ölçmen Barajının çevresindeki yamaçların ağaçlandırılarak erozyon etkisinden kurtarılması gerekir. Dahası Himmet Ölçmen Barajına ulaşan akarsuların üzerlerine setler yapılarak gölete sediment gelişinin engellenmesi mümkün. En çok sedimentin geldiği Söğütlü, Tatköy, İğdeli ve Soğuk dereler üzerinde setler yapılabilir. Böylece barajın ömrü uzatılmış olacaktır. Zira Sille Himmet Ölçmen Barajı mesire alanı özellikle Konya halkı için çok önemli bir rekreasyon alanıdır. Sille Çayı vadisi boyunca da ağaçlandırmalar yapılabilir. Bölgede yaklaşık olarak yıllık 370 mm kadar yağış düştüğü için ağaçlandırma da su ihtiyacı düşük olan bitkiler tercih edilmelidir. Araştırma sahasında mera alanının yoğun olması küçükbaş hayvancılık yapılmasına olanak sağlamıştır. Özellikle Tatköy sınırları içerisinde 40 civarı ağıl ve ahır yer almaktadır. Bu bölgenin Konya şehir merkezine yakın olması hayvansal ürünlerin Konya içine taze bir şekilde nakline imkân sağlamaktadır. Bu nedenle bölgedeki koyun yetiştiriciliği desteklenmelidir. Ancak bölgedeki en önemli sorunun ağaçlandırma eksikliği olması nedeniyle keçi yetiştiriciliğinin kısıtlanması gerekir. Araştırma sahasındaki önemli merkezlerden bir tanesi olan Sille'de mübadeleden sonra zayıflayan el sanatları ve ticaret kolları canlandırılabilir. Havzadaki önemli kültürel değerlerden Mevlana'nın ziyaret ettiği Ak Manastırın turizme açılması, Mevlana Kültür merkezine gelen turistlerin turlarla Sille'ye getirilmesi hatta Sille'yi ziyaret eden turistlerin de turla Sille'den Tatköy yakınındaki eski ören yerlerine getirilerek buraların gezdirilmesi oldukça önemli kültür turizmi aktivitelerinden olacaktır. Yine Sille'de bulunan kaya mağaralarının koruma altına alınması, Sille baraj park alanında doğal görüntü ile uyumsuz yapıların kaldırılması da kültür turizmi ve görsellik açıdan önem arz etmektedir. Sille Çayı Havzası ve yakın çevresinde önemli problemlerden bir diğeri de bölgede kirlilik oluşturan taş ocaklarının kontrol altına alınmasıdır. Bölgede Paleozoyik ve Mesozoyik yaşlı kireç taşlarının varlığı taş ocakları açılması için cazibe merkezi oluşturmakta ancak her geçen gün çok büyük bir çevresel kirlilik oluşturmaktadır. Çözüm olarak bu alanlardaki ocakların ruhsatlarının iptal edilerek merkezden uzak alanlara da sınırlı olarak ruhsat sahası oluşturulmalıdır. Sille'nin tarihi ve turistik yönlerinin başta Konya ve çevre illerinden başlamak üzere kademeli olarak tüm dünyaya tanıtılması gerekmektedir. Bu çalışma ile bu tanıtıma katkı sağlanmış olunacaktır.

Baraj gölleriBarajlarCoğrafi özellikler+7
Derya Avsever
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Etimesgut'ta şehirsel gelişim ve konut alanlarının morfolojik dönüşümü

Şehirlerin kuruluşu ve morfolojik gelişimi fiziki, beşeri ve ekonomik olmak üzere birçok değişkene bağlı olarak gerçekleşmektedir. Etimesgut şehri 1928 yılında Ankara şehir merkezinin batısında yer alan boş araziler üzerinde Cumhuriyet rejiminin modern yüzünü temsil etmesi amacıyla ve Bulgaristan'dan mübadele yoluyla ülkemize gelen vatandaşlarımızın iskanı için tarihi tren istasyonu yakınında örnek köy yerleşmesi olarak kurulmuştur. Etimesgut şehri, İç Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Sakarya Bölümü'nde bulunan Ankara iline bağlı bir ilçe merkezidir. Araştırma sahasını oluşturan Etimesgut şehri Ankara'nın batısında toplam 10.300 hektar yüzölçümüne sahip Ankara metropolünün merkez ilçelerinden biridir. Etimesgut şehri, idari olarak bağlı bulunduğu Ankara ili gibi ülkemizdeki şehirleşme hareketlerinden etkilenmiştir. Şehir tarımsal fonksiyon üzerine kurulmuş olmasına rağmen oldukça kısa bir süre içerisinde sağlık, askeri, sanayi ve hizmet sektörlerini de geliştirerek tarımsal fonksiyonundan sıyrılmıştır. Şehrin temelleri örnek köy kapsamında 52 hane ile birlikte atılmıştır. 1950'li yıllardan itibaren örnek köy ve çevresinde şehir gelişim göstermeye başlamıştır. Şehir 1990'lı yıllara kadar gecekondu yapıları ile birlikte bir gelişim gösterirken, 1990 ila 2010 yılları arasında gecekondu yapıları yerini apartman yapılarına bırakmıştır. Şehir yerleşmeleri canlı organizmaları gibi doğar, gelişir ve belli bir olgunluğa erişirler. Gerçekleştirilmiş olan bu çalışma ile şehrin fiziki, beşeri ve ekonomik yapısının yanı sıra, kuruluşundan günümüze kadar geçirmiş olduğu morfolojik dönüşüm aşamaları tespit edilerek değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimler: Şehirsel Gelişim, Şehirsel Fonksiyonlar, Morfolojik Dönüşüm, Etimesgut

Ankara-EtimesgutKentleşmeKentsel değişim+6
Hüseyin Melih Özdemir
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İhsaniye ilçesinin jeomorfolojisi ve doğal ortam kaynaklı sorunları

Bu çalışmada Afyonkarahisar/İhsaniye'nin jeomorfolojisi insan-doğa-coğrafya ekseninde coğrafi bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın özünü, coğrafi yapısıyla oldukça zengin ve karakteristik özelliklere sahip İhsaniye oluşturmaktadır. Araştırmanın kapsamını İhsaniye'nin doğal görünümünün yer sistemlerinin tümünü içeren üç doğal küre ile (atmosfer, hidrosfer, litosfer) birlikte biyosferi de içine alan kapsamı geniş bir değerlendirmesi oluşturmaktadır. İhsaniye, Porsuk Çayı ve Eber Gölü'ne dökülen Akarçay'ın kolları tarafından yarılmış olup; Afyon ovasından kuzeye doğru kademeli şekilde yükselen 1250-1500 metre yükseltili bir platonun üzerine kurulmuştur. Kuzeyden Türkmen dağları, doğudan Emirdağları ve batıdan Murat dağlarının devamı niteliğindeki dağlar silsilesi tarafından çevrelenmiştir. Eskişehir sınırlarına doğru kuzeyden Eynihan dağları ve batıdan Elmalı dağları ile çevrelenmiştir. İhsaniye, mevcut konumu itibariyle Ege Bölgesi İç Batı Anadolu Bölümü'nde, Orta Anadolu ve Ege Bölgesi arasında bir geçiş bölgesinde yer almaktadır. "İç Batı Anadolu Eşiği" olarak tanımlanan bölge, İç Anadolu'nun batıya açılan kapısı, doğu ile batıyı birleştiren bir kavşak durumundadır. Burası aynı zamanda Kral Yolu'nun da geçtiği ve önemli yolların düğüm noktası olup geçmişten bu yana jeopolitik ve jeostratejik önemini muhafaza etmektedir. İhsaniye, çeşitli yeryüzü şekilleri, jeolojik-jeomorfolojik oluşumlar, termal kaynaklar, bitki örtüsü ve geçiş iklimi ile tabiat ve tarihe dair önemli izlerin bulunduğu nadiren karşılaşılan bir bölgedir. Çalışma alanı sırasıyla Hititler, Frigler, Persler, Lidyalılar, Romalılar, Bizanslılar ve Türkler tarafından iskan görmüş ve bölgede şehirler kurulmuştur. Hem doğal ve kültürel varlıkları hem de tarihi geçmişi ile jeoekolojik açıdan güçlü bir potansiyele sahip bu alan yoğun ve yanlış kullanımlar sonucu hızla degradasyona uğramaktadır. Bunu ortaya koyabilmek bağlamında araştırma sahasının bir bütün olarak coğrafi özellikleri belirlenip, sorunlar ortaya çıkarılmış ve çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Jeomorfoloji, Jeomorfoturizm, Afyonkarahisar, İhsaniye, Dağlık Frigya.

Afyonkarahisar-İhsaniyeCoğrafyaFrigya+2
Fatma Billor Günalp
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gülpınar-Bademli (Hadim) arası Aladağ Vadisinin jeomorfolojisi

Çalışma sahası olan Aladağ Vadisi Hadim ilçesi sınırları içerisinde Türkiye'nin güneyinde bulunan Orta Toros sıradağlarının kuzeyinde yer almaktadır. İlçenin kuzey sınırını Bozkır ve Güneysınır; güney sınırını Taşkent, Sarıveliler ve Alanya oluşturmaktadır. Doğusunda Karaman ili, batısında ise Gündoğmuş ilçesi ile komşudur. Geyik Dağları ilçenin batısında yer almakta olup 2.588 metre ile en fazla yüksekliğe sahiptir. Sahada akış gösteren en önemli hidrografik hat ise Göksu Nehridir. Bu çalışmanın amacı Gülpınar – Bademli arası Aladağ Vadisi'nin jeomorfoloji özelliklerini incelemek ve sahanın jeomorfolojisini jeoloji, iklim, bitki örtüsü, hidrografya, toprak gibi fiziki coğrafya özellikleri ile ilişkilendirerek değerlendirmektir. Araştırma alanı için jeomorfolojinin ilk kez çalışılması yerel ve bölgesel ölçekte bilgi kazandırması açısından çalışmayı önemli kılmaktadır. Sahada özellikle karst jeomorfolojisine ait oluşumlar bulunmaktadır. Aladağ Vadisi farklı jeolojik devirlerde meydana gelmiş çözünebilen kireçtaşlarının yoğun olduğu Toros Karst Kuşağında bulunan bir sahadır. Karstlaşma için jeoloji, iklim ve bitki örtüsü açısından uygun şartlar taşıyan yerlerde lapyalar, mağaralar ve travertenler gibi karstik şekiller gelişmiştir. Karstik oluşumların yoğun olduğu ve güncelliklerinin devam ettiği bu çalışma alanı, aşınım ve birikim şekillerinin tespit edilmesi ve dağılışının belirlenmesi açısından önemlidir. Bu amaçla araziye ait verilerin haritalanmasında CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri) ve UA (Uzaktan Algılama) programları kullanılmıştır. Araştırma alanı sınırları içerisinde görülen karstlaşma örtülü karst, serbest karst ve geçiş karstı sınıfına girmektedir. Anahtar Kelimeler: Hadim, Jeomorfoloji, Karstik Şekiller

AladağlarJeomorfolojiJeomorfolojik yapı+2
Merve Işık
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Emet (Kütahya) ilçe merkezinin beşeri ve ekonomik coğrafyası

Araştırma sahası olan Emet ilçesi, Ege Bölgesi'nin İç Batı Anadolu Bölümü sınırları içerisinde yer almaktadır. İdari yönetim biçimi ilçe merkezi şeklindedir. İlçe merkezinin ortalama yükselti değeri 896 m. kadardır. 2020 yılında, ilçe merkezi nüfusu, 11362 kişiden oluşuyordu. Nüfusun eğitim düzeyi oldukça iyi durumdadır. Sahada 2015-2020 yılları arasında belirgin göç hareketleri yaşanmıştır. Özellikle büyükşehirlere doğru yönelim söz konusudur. İlçe merkezi eski bir yerleşim alanıdır. Bu nedenle tarihi çağlar boyunca farklı isimlerle nitelendirilmiştir. Konut tipleri son yıllarda çağdaşlaşma eğilimi göstermektedir. Bunlardan bazıları, sivil mimari özelliği gösteren eski tip meskenlerdir. İlçe merkezi, Kütahya İli Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun kararıyla 2014 yılında 'sit alanı' olarak belirlenmiştir. İlçe merkezinde, tarımsal faaliyetler ve hayvancılık pek yaygın olmamakla birlikte daha çok küçükbaş hayvan yetiştiriciliği tercih edilmektedir. Tarım ürünleri olarak arpa ve buğday üretimi yaygındır. Ulaşım, sadece karayolu kullanılarak gerçekleşmektedir. İlçe otogarından, belirli saatlerde Gediz, Tavşanlı ve Kütahya iline dolmuş ve otobüs seferleri düzenlenmektedir. Turizm faaliyetleri genel olarak termal turizm olarak işlevsellik kazanmıştır. Konaklama hizmeti veren apart, pansiyon, otel niteliği taşıyan tesisler mevcuttur. İlçe merkezi yakınında bor madenine ait rezerv sahaları bulunmaktadır. Halen söz konusu madenin işletmesi Eti Maden tarafından yapılmaktadır. Burada yaşayan nüfus için maden işletmesi eskiden beri önemli bir geçim kaynağı durumundadır.

Beşeri coğrafyaCoğrafyaEkonomik coğrafya+1
Sami Cerit
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2022
00