Van Yüzüncü Yıl Üniversity
Discipline

Veterinerlik Anatomisi Anabilim Dalı

Van Yüzüncü Yıl Üniversity

48

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

48 Theses
Master'sOpen AccessTR

Bir aylık ve beş aylık erkek ratlarda medulla spinalis'in thoracal segment'i üzerine yapılan morfolojik ve stereolojik bir çalışma

Bu çalışmada ratlarda medulla spinalis'in thoracal bölümünün ak ve gri madde ve tüm dokunun hacim yoğunlukları stereolojik yöntem kullanılarak araştırıldı. Materyal olarak 1 ve 5 aylık olmak üzere iki farklı yaş grubundan altışar adet erkek Wistar Albino ırkı ratlar kullanıldı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Deney Hayvanları Yetiştirme ve Araştırma Merkezi'nden ölü olarak temin edilen materyaller % 10'luk formaldehitle bir hafta bekletilerek tespit edildi. Daha sonra ratlar diseke edildi ve medulla spinalis'leri açığa çıkarıldı. Çalışmada 1 ve 5 aylık ratların medulla spinalis'lerinin thoracal bölümlerinden segmentler elde edildi. Kesitler alınırken ilk 15 kesit arasından rasgele bir tanesi seçildi. Onu takip eden her 50.kesit sistematik rasgele örnekleme yöntemiyle belirlendi. Böylelikle bir hayvanın medulla spinalis'inin thoracal segment'inden 5µm kalınlığında 12 adet kesit alındı. Bu kesitler hematoksilen eozin boyama tekniği ile boyanarak mikroskop altında fotoğraflandı. Cavalieri Prensibi iile SHTEREOM 1.5 programı kullanılarak noktalı alan cetveli sayesinde medulla spinalis'in thoracal bölümünün her bir segmentinde tüm dokunun, substantia alba ve substantia grisea kısımlarının hacim yoğunlukları hesaplandı. Ayrıca araştırmada thoracal segment'in tüm hacminin, substantia alba ve substantia grisea hacim değerleri ve bu hacim değerlerinin birbirlerine oranları hesaplanarak değerlendirildi.

Anatomi-veteriner hekimlikHacimMorfolojik yapı+4
Ebe Asiye Arkaç Toyran
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgisayarlı tomografi görüntüleri kullanılarak Hamdani koyunlarında cavum cranii'nin morfometrik incelenmesi

Bilgisayarlı Tomografi Görüntüleri Kullanılarak Hamdani Koyunlarında Cavum Cranii'nin Morfometrik İncelenmesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Veteriner Fakültesi, Anatomi Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Van, 2024. Bu çalışma, Türkiye yerli koyun ırkları içerisinde yer alan Hamdani koyunlarında cavum cranii'nin bilgisayarlı tomografi (BT) görüntüleri üzerinden osteometrik ölçülerini elde etmek, indeks değerlerini hesaplamak, hem morfometrik ve hem de indeks ölçüm değerlerinin seksüel dimorfizm bakımından istatistiksel olarak biyometrik farklılıklarını ortaya koymak amacıyla yapıldı. Çalışmada 8 dişi, 8 erkek olmak üzere toplamda 16 adet yetişkin, sağlıklı Hamdani koyununu kafataslarına ait BT görüntüsü kullanıldı. Cavum cranii'ye ait transversal, sagittal ve dorsal kesitlerden 26 parametre morfometrik ve 14 parametre ise indeks ölçümleri elde edildi. Bu ölçüm değerlerinin istatistik analizi yapıldı. Osteometrik ölçüm değerlerinin tamanının erkek koyunlarda dişi koyunlara göre daha fazla olduğu gözlendi. SECİ-II ve DECİ-II ölçüm değerlerinin erkek koyunlarda dişi koyunlara göre istatistik olarak anlamlı bir şekilde yüksek olduğu hesaplandı (p<0.05). Cavum cranii'ye ait hem morfometrik hem de indeks ölçümlerinde istatistik olarak anlamlı ölçüm değerleri arasında negatif korelasyonlar olmakla birlikte, çoğunlukla pozitif yönlü anlamlı korelasyonlar tespit edildi. Ölçüm değerlerine cinsiyeti öngörme açısından ROC analizi kapsamında bakıldığında, DFMU1 ölçümün belirlenen kesim değerlerinin erkek ve dişi koyunları ayırma güçlerinin yüksek düzey ve % 99.9 ayırıcılığa sahip olduğu görüldü (p<0.05). Bununla birlikte, DİCİ-I ve DECİ-II indeks ölçümlerinin belirlenen kesim değerine göre erkek ve dişi koyunları ayırma güçlerinin sırasıyla %79.7 ve %79.7 olduğu tespit edildi. Bu indeks değerlerin erkek ve dişi koyunları ayırma güçlerinin istatistik olarak anlamlı düzeyde olduğu belirlendi (p<0.05). Sonuç olarak, Hamdani koyunlarında cavum cranii'ye ait transversal, sagittal ve dorsal düzlemlerden elde edilen biyometrik ölçüm değerlerinin istatistiksel olarak erkek ve dişiler arasındaki farklılıkları BT görüntüleri kullanılarak tespit edildi. Elde edilen verilerin, bölge ile ilgi patolojik durumların belirlenmesinde, taksonomik çalışmalarda, veteriner klinik uygulama alanları başta olmak üzere, anatomi, cerrahi, zooarkeoloji gibi çeşitli bilim dallarındaki çalışmalara referans olacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Anatomi, Bilgisayarlı Tomografi, Cavum Cranii, Hamdani Koyunu, Morfometri

Anatomi-veteriner hekimlikEvcil koyunlar
Mesut Şen
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Beç tavuklarında ve hindilerde hemıspherıum cerebrı'nin morfometrik ölçümlerinin hesaplanması ve hacim değerlerinin stereolojik olarak incelenmesi

Çelikezen B, Beç Tavuklarında ve Hindilerde Hemispherium Cerebri'nin Morfometrik Ölçümlerinin Hesaplanması ve Hacim Değerlerinin Stereolojik Olarak İncelenmesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Anatomi Anabilim Dalı, Doktora Tezi, Van, 2025. Bu çalışmada, ortalama ağırlığı 2700 g olan 10 adet sağlıklı dişi erişkin hindi (Meleagris gallopavo) ve 1700 g olan 10 adet sağlıklı dişi erişkin beç tavuğu (Numida meleagris) kullanılmıştır. Perfüzyon sonrası hayvanlar formaldehitte tespit edilmiş, cranial diseksiyonla beyinler çıkarılmıştır. Hemispherium cerebri dikkatle ayrılmış ve her hemispherium üç parçaya bölünerek rutin doku takibi uygulanmıştır. Elde edilen bloklardan sistematik ve rastgele örnekleme ile her 30 adımda bir (1/30 oranında), üç parçaya ayrılan her bir hemispherium'dan 5 µm kalınlığında 12 kesit alınmış; kesitler jelatinli su banyosunda düzeltilerek kodlanmış lamlara aktarılmış ve hematoksilen-eozin (H&E) yöntemi ile boyanmıştır. Boyanan kesitler Olympus CX31 mikroskobunda x4 objektif ile incelenmiş, hacim analizleri Shtereom I paket programı kullanılarak Cavalieri prensibine göre yapılmıştır. Cortex ve medulla bölgelerinin ayrıca hemispherium'un tüm hacimleri belirlenmiştir. Ölçümlerin güvenilirliğini değerlendirmek amacıyla hata katsayısı (HK) hesaplanmıştır. Verilerin normal dağılım gösterdiği Kolmogorov-Smirnov testi ile doğrulanmış; grup karşılaştırmalarında bağımsız örneklem t testi, değişkenler arası ilişkilerin incelenmesinde Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Sonuçlar ortalama ± standart hata olarak sunulmuş, p<0.01 anlamlılık düzeyi olarak kabul edilmiştir. Beç tavuğunda hemispherium cerebri'ler genel olarak simetrik bulunmuş, ancak medulla bölgesinde hemispherium cerebri sinistrum lehine nokta sayısı (NOISE) farklılıkları saptanmış ve olası bir lateralizasyona işaret etmiştir. Hemispherium cerebri sinistrum'da tüm doku hacim ile cortex ve medulla hacimleri arasında çok güçlü pozitif korelasyonlar görülürken, hemispherium cerebri dextrum'da ilişkiler daha zayıf ancak anlamlıdır. Morfometrik parametreler hemispherium cerebri sinistrum'da hacimle daha ilişkili, dextrum'da ise daha dengeli bir örüntü göstermektedir. Hindide ise hemispherium cerebri sinistrum ve dextrum arasında tüm doku, cortex ve medulla hacimleri ile oranlar açısından anlamlı fark bulunamamış; NOISE değerleri de benzer tespit edilmiştir. Her iki hemispherium cerebri'de de hacimler arasında güçlü pozitif korelasyonlar saptanmış ve yapısal simetrinin korunduğu gözlenmiştir. Genel olarak, beç tavuğunda hemispherium cerebri bazı bölgelerde hemispherium cerebri sinistrum lehine yapısal farklılık ve lateralizasyon gösterebilirken, hindide her iki hemispherium hacimsel ve morfometrik açıdan dengeli ve simetriktir. Anahtar Kelimeler: Beç Tavuğu, Hemispherium Cerebri, Hindi, Morfometri, Stereoloji.

Burçin Çelikezen
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Koyun ve keçi parmak kemikleri üzerine karşılaştırmalı ve morfometrik bir çalışma

Bu çalışma, Türkiye'de yetiştiriciliği yaygın olan Karacabey Merinos koyunu ve Kıl keçisine ait parmak kemiklerinin morfometrik ve geometrik morfometrik yöntemlerle incelenmesi amacıyla yapıldı. Evcilleştirmeleri oldukça köklü bir geçmişe dayanan bu canlılar insan hayatında önemli bir yere sahiptirler. Artiodactyla sınıfına dahil olan bu canlılar farklı yaşam alanlarına uyum sağlayan ayak yapılarına sahiptirler. Sunulan çalışmada koyun ve keçilerin sahip oldukları bu farklılıkların ortaya konması hedeflenmektedir. Yapılan çalışmada 12 adet Karacabey Merinosuna ve 12 adet Kıl keçisine ait ön ve arka bacaklar Bigadiç Mezbahanesinden temin edildi. Elde edilen materyallere maserasyon işlemleri uygulandıktan sonra kumpas yardımıyla lineer ölçümler yapıldı. Ölçümlerin ardından fotoğraflanan materyallere geometrik morfometrik analiz aşamaları uygulanarak temel bileşen ve ayrım fonksiyon analizleri gerçekleştirildi. Morfometrik ölçümler sonucunda Karacabey Merinos koyununa ait elde edilen verilerin Kıl keçisine göre daha yüksek değerlere sahip olduğu görüldü. Bunun yanı sıra phalanx proximalis ve phalanx media'nın uzunluğu lateral parmaklarda daha fazla iken phalanx distalis'lerde medial parmaklarda daha fazla olduğu tespit edildi. Her iki hayvan türünde de phalanx uzunlukları ön ayaklarda arka ayaklara göre daha fazla olduğu bulundu. Parmaklara ait genişlik değerleri Karacabey Merinos koyununda arka ayaklarda daha yüksek değerde iken Kıl keçisinde ise ön ayaklarda arka ayaklara göre daha yüksek değerlerde olduğu belirlendi. Geometrik morfometri ile incelenen şekil değişimi, proksimal phalanx'da dorsal yüzde en fazla değişim sol arka ayakta corpus' un orta noktası ve corpus' un en çıkıntılı noktasında görülürken diğer ayaklarda tubercullerde ve basis phalangis proximalis'in en geniş noktasında görüldü. Phalanx proximalis'in abaxial yüzünde ise eminentia palmaris/plantaris lateralis 'de en fazla değişim olduğu tespit edildi. Phalanx media'nın dorsal yüzünde en fazla değişim ön ayaklarda trochle phalangis media'nın proksimale uzanan ucunda iken arka ayaklarda en fazla değişim epifiz plağı izinin bulunduğu bölgede görüldü. Phalanx media'da abaxial yüzde ise her ayakta farklı bir bölgede değişim gözlemlendi. Phalanx distalis'te ise hem dorsal hem de abaxial yüzde processus extensorius' ta ve margo dorsalis ile margo solearis'in kesiştiği uçta en fazla değişim görüldü. Çalışmada gerçekleştirilen incelemeler ile koyun ve keçilere ait parmaklara ilişkin verilerin elde edilmesiyle tür özelliklerinin bilinmesi, türler arası ayrımın yapılması, klinik müdahalelere ve yapılacak yeni çalışmalara katkı sağlaması amaçlanmıştır.

Geometrik morfometri
Şevval Özdemir
Balıkesir University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Malaklı köpeklerinin böbrek anatomisi üzerine makroanatomik bir çalışma

Bu çalışma Aksaray Malaklı köpeklerinin böbreklerinin anatomik yapısının incelenmesi amacıyla yapıldı. Bu amaçla çeşitli sebeplerden ölmüş 10 (5 dişi, 5 erkek) adet Aksaray Malaklı köpeği kullanıldı. Karın boşluğundan kesilip çıkarılan böbreklerin uzunluğu, genişliği ve kalınlığı ölçüldükten sonra 2 çifti (2 sağ, 2 sol) 48 saat boyunca %10'luk formaldehit solusyonuda tutuldu ve böbreklerin hilus renalis kısmından longitudinal bir kesit yapılarak korteks ve medulla kısımları ortaya çıkarıldı. Diğer 8 çift (8 sağ, 8 sol) böbreğe korozyon kast tekniği uygulanarak arter, ven ve ureter ortaya çıkarıldı. Böbrek arter ve venlerinin uzunluğu ve çapı elektronik kumpasla ölçüldükten sonra fotoğraflandı. Böbreklerin, columna vertebralis'in sağında ve solunda bir çift olarak düz unipapiller bir tipte ve fasülye şeklinde olduğu tespit edildi. Sağ böbreğin 1.-3. lumbal vertebra hizasında, sol böbreğin ise biraz daha geride 2.-4. lumbal vertebra düzeyinde bulunduğu gözlendi. Yapılan ölçümlerde böbreğin uzunluğunun 79.49 ± 10.26 mm, genişliğinin 46.37±5.35 mm, kalınlığının ise 39.21±0.74 mm olduğu tespit edildi. Böbreği besleyen renal arterlerin abdominal aorta'nın her iki yanından çıkıp böbrek hilus'una doğru uzandığı ve sağ renal arterin sola göre biraz daha cranial'den çıktığı tespit edildi. Sağ ve sol arteria renalis'lerin böbreğin hilus'una doğru seyrederek burada dorsal ve ventral dallara ayrıldığı ve bu dallarında sırasıyla arteria interlobaris, arteria arcuata ve arteria interlobularis'leri vererek böbreğin beslenmesini sağladığı belirlendi. Yapılan ölçümlerde renal arterlerin ortalama çapının 4.18±0.85 mm, ramus dorsalis'in ortalama çapının 2.90±0.68 mm, ramus ventralis'in ortalama çapının ise 3.37 ±0.5 mm olduğu tespit edildi. Arteria renalis'lerin orijininden ortalama 39.7±8.26 mm seyrettikten sonra böbreğin hilus'una ulaştığı tespit edildi. Bu çalışmada dorsal dalın 4-6, ventral dalın ise 6-8 arasında interlober artere ayrıldığı gözlendi. Böbreğin venlerinin vena cava caudalis'ten sağlı sollu olarak vena renalis sinistra ve vena renalis dextra olarak çıktığı ve bu venlerin de daha sonra arterlerden farklı olarak vena lobaris cranialis ve vena lobaris caudalis olmak üzere iki dala ayrıldığı tespit edildi. Bu dallar daha sonra sırasıyla venae interlobares, venae arcuatae ve venae interlobulares'e ayrılarak böbreğin kirli kanını toplarlar. Sağ vena renalis'lerin ortalama çapı 7.56±0.62 mm, sol vena renalis'lerin ortalama çapı 8.44±0.56 mm, dorsal dalların ortalama çapı 5.37±0.36 mm, ventral dalınki ise 6.54±0.67 mm olarak ölçüldü. Anahtar kelimeler: Anatomi, Böbrek, Malaklı köpeği

Eda Onar
Balıkesir University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tekir kedilerinin dil papillalarının taramalı elektron mikroskobik incelenmesi

Dil, birçok kastan meydana gelen hareketli bir organdır. Tamamı çizgili kaslardan oluşması nedeniyle hareket kabiliyeti yüksek olan bir organdır. Dilin mukoza tabakasıyla örtülü ve sinir bakımından zengin olması çiğneme, yutma, emme ve ses çıkarmaya yardım gibi fazlaca işlevi olan bir organ olması bu organı önemli kılmaktadır (Odar, 1986; Dursun, 1991; König ve ark., 2015). Dil bu özelliklerinin dışında ayrıca hassas bir organdır. Dil, özel bir mukoza ile çevrilidir. Dorsal ve lateral bölgede dil mukozası sert olup, ventral bölgede ise daha yumuşaktır. Üst tarafında çok sayıda, değişik işlevleri olan kabartılar görülür. Bu kabartılara dil papilla'ları, papillae linguales adı verilir. Bunların çoğu gözle kolaylıkla görülebilir. Her tür ve ırk için papilla sayısı, hacmi ve dağılımı farklıdır. Papillalar iki guruba ayrılır. Bunlar mekanik papillalar ve tat papillalarıdır. Mekanik papillalar keratinize yapılardır. Genel olarak mekanik papillaların sayısı tat papillaların sayısından daha çoktur. Tat papillalarında tat almaya duyarlı tat tomurcukları yer alır. Mekanik etkili papilla'lar papillae filiformes, papillae marginales, papillae conicae ve papillae lentiformes'tir. Tat alma ile ilgili papilla'lar tat alma özelliği ile donatılmış yapılardır. Bu grupta papillae fungiformes, papillae vallatae ve papillae foliatae bulunur (Odar, 1986; König ve ark., 2015). Dilin üzerini örten epitel dokudaki papilla denilen, kabarcık ve çıkıntı şeklinde gözlemlenebilen tat tomurcukları yer alır. Bu reseptörlerin her birisi tatlı, tuzlu, ekşi, acı ve umami (lezzetli) olmak üzere bütün tatları alır. Yani dilin her bölgesinden her tat alınabilir. Yalnızca dil mukusunda çözünen maddelerin tadı algılanabilir. Yaşlandıkça tat tomurcuklarının sayısı azalır. Dildeki duyu reseptörleri yaklaşık 10-30 saatte bir yenilenir. Tat, ısı ve ağrı alıcılarına sahiptir (Dursun, 1991; König ve ark., 2015). Kedilerin dilleri tat alma işlevine de sahiptir. Ancak kedilerin insanlarla kıyasla daha az tat tomurcuğuna sahip olduğu kabul edilmektedir.

Yurdagül Turhan
Balıkesir University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessEN

Morphological, densitometric and biomechanical evaluation of the bone strength in broilers

Objective: The main aim of this study was to determine the morphological, densitometric and biomechanical properties of the long bones of the broiler. Material and Methods: The long bones (humerus, radius, ulna, femur, and tibia) of wings and legs of 32 broiler chickens were dissected out and stored in the freezer. The bone morphometric measurements showing general and cross-sectional geometry were obtained using computed tomography images. Except for the radius and ulna, bone densities were measured by the DEXA. For biomechanical testing, three point bending was performed on right side and shear testing was conducted on the left side. Results: There was no statistically significant difference between the morphometric features of the right and left side bones. Cortical thickness indices were seen highest in the radius and lowest in the femur. The 95% confidence interval value of maximum bending strength, elastic modulus and maximum shear strength was highest for the radius (84.23-97.68 MPa, 3.64-4.36 GPa and 14.94-17.6 MPa) and lowest for the femur (25.30-30.43 MPa, 0.46-0.56 GPa and 6.09-7.65 MPa), respectively. The coefficients of variation for different biomechanical test calculations showed that generally, the variability of the three-point bending test was lower than the shear test. Conclusion: This study gives information about the cross-sectional geometry, mineral density and biomechanical properties of all the long bones of broiler obtained by different techniques. These data can be used in broilers' breeding and feeding studies for evaluation of the bone strength, by applying the most suitable method and comparing with the provided normal values.

Anatomy-veterinaryBiomechanicsBroiler chickens+3
Komal Khan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Scottish fold ve British shorthair ırkı kedilerde radyografik görüntüleme ile skeleton axiale'nin lumbal, sacral ve caudal bölümlerinin morfometrik analizi

Amaç: Bu tez çalışması ile; Scottish Fold ve British Shorthair ırkı kedilerde skeleton axiale'nin pars lumbalis, pars sacralis ve pars caudalis'lerinin radyografik görüntülerinin analizi ve görüntüler üzerinden alınacak morfometrik verilerin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada, 16 Scottish Fold ve 16 British Shorthair olmak üzere toplam 32 kedi kullanılmıştır. Skeleton axiale'nin pars lumbalis, pars sacralis ve pars caudalis'lerini oluşturan anatomik yapıların ventro-dorsal ve latero-lateral radyografileri alınmış, bu görüntüler üzerinden karşılaştırmalı makroanatomik inceleme ve morfometrik ölçümler yapılarak, elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: British Shorthair ve Scottish Fold ırkı kedilerin röntgen görüntüleri üzerinden yapılan makroanatomik incelemede, iki kedide 8 adet bel omuru ve sakralizasyon, yetişkin dört kedide tam kaynaşmamış S2-S3, on aylık bir kedide tam kaynaşmış S3-Ca1 olgusuna rastlanmıştır. Morfometrik verilerin analizinde, tüm bel omurlarının ortalama uzunluk ve genişlik değerlerinin British Shorthair, foramen vertebrale yüksekliğinin ise Sottish Fold ırkı kedilerde daha büyük olduğu görülmüştür. Irk farkı göz ardı edilerek yapılan karşılaştırmada erkeklerde, L₇ dışındaki diğer tüm bel ve kuyruk omurları daha uzun, bel omuru ortalama genişlikleri de daha büyük bulunmuştur. Sonuç: Her iki ırka ait bazı morfometrik veriler ve makroanatomik bulgular sunulmuştur. Bu çalışma sonucunda elde edilen verilerin, sağlıklı kediler yetiştirilmesi ve vertebraların stabilizasyonu için güvenli implantasyon koridorlarının tanımlanmasına yönelik araştırmalara katkı sağlaması beklenmektedir. Anahtar kelimeler: British Shorthair, Kedi, Morfometrik, Scottish Fold, Skeleton Axiale.

Hayvan hastalıklarıKalıtsal otoinflamatuar hastalıklarMorfometri+1
Beray Korkmaz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Köpeklerde corpus femur ve corpus tibia'nın geometrik özellikleri

Köpeklerde, uzun kemiklerin morfometrik özelliklerine ilişkin yaş, cinsiyet vb. faktörlere bağlı varyasyonların incelendiği araştırmalar biyomekanik veya konformasyonel farklılıkların yorumlanabilmesi için önemlidir. Diğer yandan, bu tür geometrik varyasyonlara ait veriler ortopedik çalışmalarda bazı deformitelerin düzeltilmesi ve implantların uygulama yöntemi veya tasarımlarını geliştirmek için kullanılmaktadır. Çalışmada benzer büyüklükte 41 adet köpeğe ait sağlam femur ve tibia kemikleri kullanıldı. Kemikler genç erkek (n=10), genç dişi (n=10), erişkin erkek (n=10) ve erişkin dişi (n=11) olacak şekilde dört grupta değerlendirildi. Kayıtları alınan kemiklerin röntgen görüntüleri ve bilgisayarlı tomografik kesit görüntüleri hazırlandı. Röntgen görüntüleri kullanılarak proximal ve distal spongioz kemik oranı hesaplandı. Bilgisayarlı tomografi kesit görüntülerinde kemiğin corpus'unun proximal, distal ve ortasında cavum medullare çapları ve substantia corticalis kalınlıkları ölçüldü. Kesit görüntülerinden hazırlanan üç boyutlu kemik modellerinde anatomik eksen, proximal ve distal longitudinal eksenler üç boyutlu olarak çizdirildi. Bu eksenler kullanılarak dorsal düzlem üzerinde proximal ve distal medio-lateral eğim açıları ile sagittal düzlemde proximal ve distal cranio-caudal eğim açıları ölçüldü. Elde edilen verilerden, bu ölçüm parametreleri için her yaş grubuna ve cinsiyete ait ortalama değer, standart sapma, güven aralığı değerleri, istatistiksel karşılaştırmaları ve korelasyon katsayıları tablolar halinde sunuldu. Çalışma sonunda, köpeklerde fonksiyonel anatomi ve klinik açıdan en önemli uzun kemiklerden olan femur ve tibia'daki kesit özellikleri ve eğriliklerin yaş ve cinsiyete bağlı anatomik farklılıkları ortaya konulmaya çalışılmış ve çeşitli ortopedik uygulamalara ilişkin, kemik bölümlerinde tespit edilen bazı geometrik varyasyonlara göre öneriler sunulmuştur.

Anatomi-veteriner hekimlikFemurKemik ve kemikler+3
Sümeyra Oral
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Bıldırcın (coturnix coturnix) ve güvercinde (columba livia), arka bacak bilek (articulatio tarsi) ve parmak (articulationes digiti pedis) eklemlerine etkiyen kasların fonksiyonel olarak makroskobik ve mikroskobik incelenmesi

Bu çalışmada kanatlı hayvanlardan güvercin ve bıldırcında ayak ve parmak eklemlerine etkiyen kaslar makroskobik ve mikroskobik olarak incelendi. Makroskobik inceleme için (10 erkek 10 dişi) 20 adet ergin bıldırcın (C. coturnix) ve (10 erkek 10 dişi) 20 adet ergin güvercin (C. Livia) olmak üzere toplam 40 adet kanatlı hayvan kullanıldı. Hayvanlar dietil eter ile inhalasyon anestezisine alındı. Canlı ağırlıkları hassas terazi ile belirlendi. Anestezi altına alınan kanatlı hayvanların sol ayaklarının ayrı ayrı radyografik görüntüleri alındı. Alınan görüntülerden İmage J programı ile ayrı ayrı PBN ölçümleri gerçekleştirildi. Daha sonra dietil eter anestezisi altında servikal dislokasyon ile ötenazileri yapıldı. Ötenazisi yapılmış hayvanların sağ ve sol bacakları gövdeden ayrıldıktan sonra sol bacakları diseksiyon için %30'luk formaldehit solüsyonunda tespit edilirken, sağ bacakları ise histolojik prosedürler için %10'luk nötral formalin solüsyonunda tespit edildi. Her iki tür içinde eş zamanlı olarak arka bacak kasları diseke edilerek makroskobik olarak incelendi. Kemik (tüm bacak, femur, TBT, TMT ve parmak kemikleri) uzunluklarının, von den Driesch'in (1976) belirttiği ölçüm noktalarına uygun şekilde morfometrik ölçümleri yapıldı. Histolojik inceleme de tespit sonrasında rutin doku takibi uygulandı ve Crossman'ın üçlü boyama tekniğine göre boyandı. Parafin bloklardan alınan 4-5 μ'luk kesitlerde SO-tip I, FG-tip IIb ve FOG-tip IIa'nın varlığı immunohistokimyasal yöntemlerden indirekt strepteavidin-biotin-kompleks yöntemi kullanılarak gösterildi. Çalışmamızın sonucu istatistiksel olarak P<0,05 ve P<0,01 olacak şekilde değerlendirildi. Hallux'un uzunluğu, TMT'a eklemleşme noktası ve iki flexor grubu kaslarda bulunan lif düzenlemeleri tüneme hareketine güvercinlerin arka bacaklarının anatomik ve histolojik olarak daha elverişli bir yapıya sahip olduğunu göstermekteydi.

BacakBıldırcınGüvercinler+4
Fatma İşbilir
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Koyun, keçi ve tavşanda mandibula'nın geometrik özellikleri

Yeni cerrahi malzemeler ve operasyon yöntemleri genellikle insanlardaki klinik kullanımından önce hayvan modellerinde denenir. Bu nedenle ağız ve çene cerrahisi araştırmalarında, mandibula'nın morfolojik ve morfometrik özelliklerinin bilinmesi, uygulamaların başarısı açısından önemlidir. Bu araştırmada, hayvan modeli olarak kullanılabilen tavşan, koyun, keçide mandibula'nın geometrik özelliklerine ilişkin verilerin sunulması amaçlanmıştır. Çalışmada 12 adet tavşan, 10 adet keçi ve 6 adet koyun madibula'sı kullanılmıştır. Mandibula'ların medio-lateral yönlü röntgen görüntülerinde uzunluk, yükseklik, açı ölçümleri ve for. mentale ve for. mandibulae'nın konumunu yansıtabilecek ölçümler alınmıştır. Bilgisayarlı tomografi ile elde edilen kesit görüntüleri kullanılarak, for. mentale, ilk premolar diş ve son molar diş yakınlarındaki kesitlerde kortikal kalınlık, iç ve dış çaplar ölçülmüştür. Ayrıca üç boyutlu modellerde caput mandibulae'ye ilişkin ölçümler alınmıştır. Bu çalışmada, röntgen görüntüleri, kesit görüntüler ve üç boyutlu modeller incelenerek ağız ve çene cerrahisi uygulamaları açısından dikkati çeken önemli morfolojik bulgular sunulmuştur. Morfolojik bulgular yanında morfometrik veriler de göz önüne alınarak canalis mandibulae'nın oransal olarak en kısa ve en dar olarak tavşanda bulunduğu görülmüştür. Çevresindeki kortikal doku da çalışmada kullanılan diğer hayvan türlerine göre incedir. Ramus mandibulae bölgesi tavşanda çok zayıf bir kemik yapısının olması nedeniyle vida vb. uygulamaları için çok uygun değildir. Koyun ve keçide ise bu bölge daha kalın kortikal kemik ve daha fazla trabeküler yapı içermesi nedeniyle bu tür uygulamalar için daha uygundur. Diastema bölgesi, deneysel distraksiyon osteogenesizi, kemik defekti, plak, vida tipi gibi araştırmalar için daha uygun bir bölge olarak görünse de, tavşanlarda bu bölge boyunca incisiv dişlerin köklerinin bulunduğu, koyun ve keçilerde ise mandibular kanalın varlığı araştırıcılar tarafından dikkate alınmalıdır. Sonuç olarak, çalışmanın morfolojik ve morfometrik bulguları kullanılarak özellikle bu hayvan türlerinde deneysel bir cerrahi prosedür, kullanabilecek malzeme tipi ve büyüklüğü planlanabilir. Böylece, bu tür araştırmalarda daha yüksek başarı ve güvenilir sonuçlar elde edilebileceği gibi hayvan refahı da arttırılabilir.

AnatomiAnatomi-veteriner hekimlikAnatomik özellikler+5
Bahri Evcim
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Artırılmış gerçeklik kullanılarak hazırlanan at ön bacak kemik modellerinin veteriner anatomi lisans öğrencilerinin öğrenme etkinliğine olası katkılarının araştırılması

Amaç: Bu tez çalışması ile, at ön bacak kemiklerinden elde edilen üç boyutlu (3D) görüntülerden bir artırılmış gerçeklik uygulaması tasarlanması ve bu uygulamanın geleneksel veteriner anatomi eğitimi almış öğrenciler tarafından değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Uygulama kapsamında türünün tüm sabit anatomik özelliklerini taşıyan, herhangi bir patolojisi olmayan, sağlıklı, erişkin bir ata ait olan sol ön bacak kemiklerinden üç boyutlu görüntüler alınarak işlendi ve 9 adet kemik modeli oluşturuldu. Android işletim sistemine sahip cep telefonu ve tablet bilgisayarlar için tasarlanan bir artırılmış gerçeklik uygulaması (Spectre Anatomy Application) geliştirildi. Uygulamanın değerlendirilmesi amacıyla veteriner anatomi eğitimi almış öğrencilere anket uygulandı. Bulgular: Uygulama yüklü cihazların kameralarının işaretçilere doğrultulmasıyla artırılmış gerçeklik uygulamasının aktif hale geldiği görüldü. Anatomik oluşumların net bir biçimde görülebilmesi ve gerçeğe en yakın şekilde incelenebilmesi için kodlanan tıklama ve sürükleme hareketlerinin işlevsel olduğu saptandı. Anatomik oluşumlar, gerek bulunduğu bölgenin gerekse "Buradan Seç" sekmesinde yer alan adının tıklanması suretiyle görüntülendi. Uygulama, kullanıcılar tarafından büyük oranda başarılı olarak değerlendirildi. Sonuç: Geliştirilen bu artırılmış gerçeklik uygulamasının, anatomik model gereksinimini karşılayacağı, hayvan etiği sorununu azaltacağı, öğrencilere zaman ve mekan serbestliği, öğrenme kolaylığı ve motivasyon artışı sağlayarak, veteriner anatomi eğitimine katkı sağlayacağı kanaatine varıldı. Anahtar kelimeler: Arttırılmış gerçeklik, eğitim materyali, üç boyutlu, veteriner anatomi.

Anatomi-veteriner hekimlikAnatomi-veteriner hekimlikArtırılmış gerçeklik+7
Sercan Kardoğan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Köpeklerin farklı pozisyonlarında ergonomik ölçümler

Amaç: Köpek türünde, her ırkın vücut ölçüleri birbirinden oldukça farklıdır. Bu çalışmada, evcil hayvan sektörünün faydalanabileceği, endüstri ve veteriner hekimlik alanında köpeklere özgü ergonomik nesneler geliştirmesinde yardımcı olabilecek, köpeklerin farklı duruş ve pozisyonlarında morfometrik verilerinin paylaşılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada farklı ırklardan 37 adet köpek kullanılmıştır. Her köpek üç farklı pozisyonda ve üç ayrı yönden toplam dokuz kez fotoğraflandırılmıştır. Bu şekilde, ayakta duruş, oturur ve yatar pozisyonlarında, yandan, önden ve arkadan fotoğraflar çekilmiştir. Ayrıca köpeklerin doğrudan tanımlayıcı ölçümleri ve canlı ağırlıkları alınmıştır. Fotoğraflar üzerinden ImageJ programı yardımıyla morfometrik vücut ölçümleri alınmıştır. Bulgular: Hayvanlardan alınan morfometrik ölçümler, öncelikle ırk özelliklerine göre gruplandırma yapılarak, sonra da tüm köpekler büyük, orta ve küçük ırk köpek olarak gruplandırılarak tablolarda sunulmuştur. Hayvanların genelinde aynı morfometrik ölçümlerin farklı pozisyonlarında farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç: Sonuç olarak; bu çalışmanın verileri dikkate alındığında, köpeklere yönelik yaşam alanları, taşıma kutuları, yatak, medikal eşyalar vb. beden büyüklüğü ve şekliyle doğrudan ilişkili tasarımlar planlanırken canlı ağırlık ve ırk özellikleri yanında, hayvanların farklı pozisyonlardaki duruşları ve vücudun farklı bölümlerinden alınacak morfometrik değerlendirmelerle elde edilecek tüm konformasyon özellikleri kullanılmalıdır

ErgonomiKöpeklerVeteriner hekimlik
Nil Gülsaçan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Büyük ruminantlarda duyu organlarının formaldehitli ve formaldehitsiz silikon plastinasyonu

Plastinasyon; doku sıvılarının reaktif bir polimer ile yer değiştirmesiyle karakterize bir anatomik preparat hazırlama tekniğidir. Birçok anatomik yönteme kıyasla daha zorlu ve ekonomik açıdan maliyetli olsa da ortaya çıkan örneklerin doğal görüntüsüne son derece benzer, ayrıca dayanıklı ve insan sağlığı için zararsız son ürünler olmaları, bu yöntemi cazip kılmaktadır. Bizim asıl amacımız plastinasyon gibi bir yöntemde kullanılan formaldehit gibi kanserojenik bir kimyasalı tamamen bertaraf etmek ve anatomi eğitiminde, sınavlarında kullanılmak üzere ülkemizde üretilmiş ve her biri orijinal olan formaldehitsiz plastinatların üretimini sağlamaktır. Bu amaçla mezbahaneden temin ettiğimiz 10'ar adet büyük ruminantın duyu organlarını 5'i formaldehitli ve 5'i formaldehitsiz olarak karşılaştırmalı plastine ederek aralarında farkı gözeterek formaldehiti bertaraf etmeyi amaçlamaktayız. Plastinasyon teknikleri içerisinde en sık kullanılanı ve örneklerin estetik açıdan etkileyici görünmesi sebebiyle en bilineni silikon plastinasyonudur. Silikon plastinasyonu temel olarak 5 aşamadan oluşmaktadır. Öncelikle örnekler fiksasyonlu ve fiksasyonsuz diseksiyona tabi tutulup istediğimiz anatomik situs'u elde edip hazır hale getirilmiştir. Daha sonra -25˚C ' de aseton banyolarında dehidrasyon aşaması gerçekleştirildikten sonra negatif basınç altında S10-S3 kimyasalı karışımı ile zorlu imregnasyon aşaması yapılmıştır. En son aşamasında ise S6 solüsyonumuzla son halini verip kurutma ve sertleştirme aşamasıyla plastinasyon süreci tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Anatomi, Formaldehit, Plastinasyon, Silikon

AnatomiDuyularFormaldehit+3
Saime Betül Baygeldi
Fırat University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ratlarda ovaryum ve uterus'un yaşa göre morfolojik gelişimi

Çalışmada ratlarda ovaryum ve uterus'un puberta öncesi ve sonrası dönemlerine göre morfometrik ve makroanatomik gelişiminin belirlenmesi amaçlandı. Bununla birlikte tuba uterina ve vagina da morfometrik olarak incelendi. Bu amaçla, puberta öncesi dönem için 30 günlük, pubertal dönem için 60 günlük ve puberta sonrası dönem için 90 günlük gelişimini tamamlamış ratlar kullanıldı. Her grupta kullanılan rat sayısı en az 6 adet olarak belirlendi. Ratlar ötenazi edildikten sonra biyometrik bulguları alındı ve bir gün formaldehitte bekletildi. Formaldehitte tespit olan ratların genital organları diseksiyon edildi ve makroanatomik bulgular alındı. Genital organlar uygun şekilde fotoğraflandıktan sonra Image J programına aktarılarak toplam 12 adet morfometrik ölçüm yapıldı. Çalışma sonucunda ovaryumların regio lumbalis'te bulunduğu, pubertal dönem öncesinden sonuna doğru, regio lumbalis'in caudal'inden daha cranial'inedoğru yer değiştirdiği gözlendi. Tuba uterina ovaryum'un caudal ucunda kıvrımlı kanallardan oluşuyordu. Uterus dublex olarak belirlendi. Sağ cornu uteri'nin sol cornu uteri'den daha uzun olduğu gözlendi. Bu farklılık 30 ve 60 günlük gruplar arasında istatistiksel olarak önemliydi (P<0.05). Vagina mukozasında uzunlamasına mukozal kıvrımlar mevcuttu. Ölçülen parametrelerin gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edildi. Buna göre, sağ ve sol ovaryum çapı, sağ ve sol ovaryum uzunluğu, sağ ve sol cornu uteri uzunluğu ve cervix uteri uzunluğu parametrelerinin gruplar arasında istatistiksel olarak önemli olduğu belirlendi (P< 0.05). Çalışmadan elde edilen sonuçların, dişi ratlarda genital sistem üzerinde yapılacak çalışmalarda patolojik ve normal yapıların karşılaştırılmasına olanak sağlayacağı ve dişi genital sistem ile ilgili gelişimsel anatomi verilerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Makroanatomi, Morfometri, Ovaryum, Rat, Tuba uterina, Uterus, Vagina.

Fatma Çetin
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Honamlı keçilerinde radyografik yöntemle kalbin pozisyonu, şekli ve boyutlarına ilişkin morfometrik incelemeler

Bu tez çalışması; Honamlı keçilerinde yaş, cinsiyet göz önünde bulundurularak ırka özgü vertebral kalp skalasının belirlenmesi ve bu skalanın bazı dış morfomertrik özellikler ile korelasyonun incelenmesini esas almaktadır. Çalışmada, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi Eğitim, Araştırma ve Uygulama Çiftliği'nden temin edilen kulak küpe numaraları kayıtlı her iki cinsiyetten eşit sayıda 20 yavru ve 20 erişkin toplam 40 adet Honamlı keçisi kullanıldı. Çalışma, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi – Hayvan Deneyleri Yerel Etik Kurulu'nun 21 Kasım 2018 tarihli 58-467 sayılı izni ile gerçekleştirildi. Çalışmada kullanılan hayvan materyali uygulama öncesi genel sağlık taramasından geçirildi. Sağlık taraması sonrasında vücuda ilişkin dış morfometrik ölçüler alındı. Keçilerin latero-lateral radyografisi elde edildikten sonra vertebral kalp skalası belirlendi. Elde edilen çevresel morfometrik ölçümlerin güvenilirliğinin sağlanması için aynı kişinin elde ettiği ölçümler tekrarlanarak ortalamaları kaydedildi. VHS değerinin elde edilmesinde VHS ölçüm yazılımı kullanılarak hata payı asgariye indirildi. Elde edilen VHS verileri değerlendirildiğinde; Yavru erkek, yavru dişi, erişkin erkek ve erişkin dişilerde ortalama sırayla 8.44, 8.41, 8.19 ve 8.43 olduğu görüldü. İstatistiksel olarak VHS değerinin yaş ve cinsiyet gibi parametrelere bağlı olmadığı tespit edildi. Dış morfometrik ölçümlerin VHS değeri ile korelasyon değerlendirilmesinde; Erişkin dişilerde cidago yüksekliği ile, kulak uzunluğu bakımından da erişkin keçilerde pozitif istatistiksel olarak önemli bir korelasyon (P<0.05) tespit edildi. Sonuç olarak; Ülkemizin yerli keçi ırklarından biri olan Honamlı keçilerinde kalbe ait radyografik görüntüler elde edilerek, yaş ve cinsiyet farkı da gözetilerek vertebral kalp skalasına ilişkin normatif değerler ortaya konulmaya çalışılmıştır.

AnatomiHonamlı keçisiKalp+3
Mehmet Akif Topçuoğlu
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgisayarlı tomografi anjiyografi ile yeni zelanda tavşanında ıntracranial arterlerin tanımlanması, üç boyutlu modellenmesi ve morfometrisi

Araştırmada bilgisayarlı tomografi anjiyografi ile Yeni Zelanda Tavşanı'nda intracranial arterlerin tanımlanması, üç boyutlu modellenmesi ve morfometrisi'nin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından desteklenmiştir (Proje No: 0580-YL-19). Çalışmada her iki cinsiyetten (10 dişi, 10 erkek) toplamda 20 adet erişkin Yeni Zelanda Beyaz Tavşanı kullanıldı. Bilgisayarlı tomografi anjiyografi çekimlerinden önce genel anestezi prosedürü uygulandı. Çekim için tavşanlara prone pozisyonu verildi. Tavşanların vena auricularis marginalis'inden kontrast madde enjekte edilerek bilgisayarlı tomografi anjiyografi çekimleri gerçekleştirildi. Elde edilen bilgisayarlı tomografi anjiyografi görüntüleri kullanılarak MIMICS 13.0 programında belirlenen noktalardan morfometrik ölçümler yapıldı. Aynı program üzerinde iki boyutlu görüntülerden üç boyutlu intracranial arter modeli oluşturuldu. İstatistiksel olarak ölçümlerin cinsiyet ve taraf karşılaştırılmaları yapıldı. Çalışmada arteria basilaris'in bilateral arteria vertebralis tarafından medulla oblangata'nın basal'ı seviyesinde oluştuğu gözlendi. Çalışmada dişi ve erkek tavşanlarda sadece arteria cerebri caudalis dextra et sinistra'nın çap değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlendi. Yön bakımından ise istatistiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmadı. Sonuç olarak, çalışmamızda elde edilen bilgilerin ölüme yol açan hastalıklar arasında önemli bir payı olan serebrovasküler patolojilerle ilgili yapılacak çalışmalara, klinisyenlere ya da araştırmacılara katkı sağlayacağı kanaatindeyiz.

AnatomiAnevrizmaAnjiyografi+7
Tuğba Oktay
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Sincaplarda (sciurus vulgaris) tat papillalarının makroskobik ve ışık mikroskobik yapısı

Bu çalışma, sincaplarda (Sciurus vulgaris) tat papillalarının makroskobik ve ışık mikroskobik yapısını incelemek amacıyla yapılmıştır.Çalışmada, 10 adet ağaç sincabı kullanıldı.Makroskobik olarak sincap dili nispeten uzun ve dardı. Dil, yaklaşık 2.75 cm. uzunluğunda ve 0.75 cm. genişliğindeydi.Sincap dilinde papilla fungiformis ve papilla vallata olmak üzere 2 çeşit tat papillası bulunmaktaydı.Papilla fungiformis'lerin dilin üst yüzünde mantar biçiminde çıkıntılar olarak papilla filiformisler arasında dağıldıkları görüldü. Fungiform papilllalar, dilin ön yarımında 310 adet sayıldı. Arka yarımında ise 53 adet sayıldı.Papilla fungiformis'ler çok katlı yassı bir epitel ile örtülüydü ve dışında keratin lamelleri bulunmaktaydı. Papilla'nın tepesinin ortasında intraepiteliyal olarak yerleşmiş bir adet tat tomurcuğu (Caliculus gustatorius) yer almaktaydı ve bu tat tomurcuğu bir adet tat porusu ile ağız boşluğuna açılmaktaydı.Sincap'ta dilin arka kısmında, gövdesi ile kök kısmı arasında, üst yüzde etrafı derin bir hendekle çevrili üç adet papilla vallata görüldü. Bu papillalardan ortadaki daha geride bulunmaktaydı. Ters V şeklinde dizilmişlerdi.Papilla vallata çok katlı yassı bir epitelle örtülüydü. Tat tomurcukları hendeğin sadece iç duvarında ve alt yarımında intraepiteliyal olarak yer almaktaydı ve genellikle her duvarda ortalama 4 adet bulunmaktaydı. Papilla vallatada toplam 278 adet tat tomurcuğu sayılmıştır. Hendek duvar yüzey alanı da 0.58 mm² olarak hesaplanmıştır.Makroskobik olarak dilin her iki posterolateral kenarında 12 yapraktan oluşan papilla foliata görünümünde mukoza kıvrımları tespit edilmesine rağmen ışık mikroskobik yapıda tat papillasına ait hiçbir bulguya ulaşılamamıştır.Anahtar kelimeler: Sincap, Tat papillaları, Işık Mikroskop

Laboratuvar bulgularıLaboratuvar çalışmaları
Esin Ünsaldı
Fırat University · Institute of Health Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Oklu kirpilerde (Hystrix cristata) karın organlarının vaskülarizasyonu

. ÖZET Bu çalışma, oklu kirpilerde karın organlarının vaskülarizasyonunu ayrıntılı bir şekilde ortaya koymak ve bu alandaki bilgi birikimine katkıda bulunmak amacı ile planlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda; 4 erkek ve 5 dişi, olmak üzere toplam 9 adet ergin oklu kirpi kullanılmıştır. Bu hayvanlara latex enjeksiyonu ile angiografı metotları uygulanarak, aorta abdominalis'in visceral kolları ortaya çıkarılmış ve böylece karın organlarının vaskülarizasyonu incelenmiştir. A. celiaca orijininden yaklaşık 1 cm. kadar sonra, a. phrenica caudalis'i vermektedir. Celiac arter; a. lienalis ve damarın devamı görünümündeki a. hepatica olmak üzere iki kola ayrılmaktadır. A. lienalis, pankreasın vaskülarizasyonunda görevli en önemli arter olan ramus pancreaticus'a köken teşkil etmektedir. Ramus gastrolienalis ve aa. gastricae breves mevcuttur. A. hepatica' nın ilk kolu, ince bir damar olan a. gastrica dextra'dir. Hepatik arterin en kalın kolu olan a. gastrica sinistra; ramus visceralis ve ramus parietalis olmak üzere iki kola ayrılmaktadır. Safra kesesinin vaskülarizasyonundan sorumlu a. cystica, ramus dexter medialis'den orijin almaktadır. A. pancreaticoduodenalis caudalis, a. mesenterica cranialis'den üçüncü kol olarak ayrılmaktadır. A. colica dextra, vermiş olduğu kollar ile a. colica media ve ramus colicus'la ağızlaşmaktadır. Jejenum'un vaskülarizasyonu, a. mesenterica cranialis'den ve truncus jejunalis'den orijin alan aa. jejunalis'ler tarafından yapılmaktadır. A. mesenterica cranialis, vermiş olduğu yan kollardan sonra, a. ileocolica olarak devam etmekte ve rami colici ile a. cecalis'e ayrılarak sonlanmaktadır. A. renalis'ler, rami adrenales (-supra) caudales ve ramus uretericus'a orijinolmaktadır. Sağ gonadal arterler aorta abdominalis'in lateral duvarından, sol ganadal arterler ise aorta abdominalis'in ventral duvarından doğmaktadır. Sonuç olarak; oklu kirpilerde aorta abdominalis'in visceral kolları; çıkış noktaları, seyir ve dağılışlarıyla ayrıntılı bir şekilde incelenmiş; bu damarların bazılarının evcil hayvanlarla, bazılarının da rodentialarla benzerlik gösterdiği, bir kısmının ise oklu kirpilere özgü ayrıcalıklar sergilediği tespit edilmiştir. Bu çalışma ile, oklu kirpilerde aorta abdominalis'in visceral kolları ve karın organlarının vaskülarizasyonu ilk defa ortaya konularak, konu ile ilgili bilgi birikimine katkıda bulunacağı görüşüne varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Oklu kirpi, Hystrix cristata, aorta abdominalis, anatomi.

Ömer Atalar
Fırat University · Institute of Health Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Kobaylarda Timus'un morfolojik ve ultrastrüktürel postnatal gelişimi

1. ÖZET Bu araştırmada, postnatal dönemde kobay timuslarında (thymus) meydana gelen morfolojik ve ultrasütrüktürel değişimler incelendi. Çalışmada, bir günlük, bir, iki, dört, altı, sekiz, oniki, onaltı, yirmi ve yirmi dört haftalık olmak üzere on grup oluşturuldu. Her gruptan altı, toplam altmış adet kobay kullanıldı. Doğumdan sonra, vücut ağırlığı artışına paralel olarak timus ağırlığı da artarak, altıncı haftada maksimum düzeye ulaştı. Altıncı haftadan sonra timus ağırlığında azalma tespit edildi. Bir günlük kobaylar, tam gelişmiş bir timus'a sahipti. Korteks (cortex) ve medulla kolaylıkla ayırt edildi. Korteks'te; çok sayıda küçük lenfositler (thymocytus), lenfoblastlar, makrofajlar ve epiteliyal retikulum hücreleri (epithelioreticulocytus), medulla'da ise; lenfositler, epiteliyal retikulum hücreleri ve Hassal cisimcikleri (Corpuskulum thymicum) görüldü. İnvolüsyon belirtilerinden biri olan yağ hücreleri, ilk olarak altıncı haftada gözlendi. Artan yaşla birlikte, yağ doku miktarının artarak korteks içine girdiği ve yağ infiltrasyonu sonucu lenfosit sayısında azalma olduğu saptandı. Hassal cisimcikleri hem sayı bakımından azaldı, hem de hacim bakımından küçüldü. Medulla'da bağdoku artışı dikkati çekti. Elektron mikroskobik düzeyde, hücre sitoplazmalarında tüm organellerin tam olarak geliştiği tespit edildi. Lenfosit sitoplazmalarında çok sayıda mitokondriya bulundu. Hücre sınırları belirgindi. Epiteliyal hücre uzantıları lenfositler arasınagirmişti. Korteks'te epiteliyal hücreler ile lenfositler yakın temas halindeydi. Bu temas, timik mikroçevreyi oluşturması açısından önemli idi. İnvolüsyonla beraber, lenfositlerin sitoplazma membranlarının belirginliğini kaybettiği ve sitoplazmada organellerin azaldığı tespit edilirken, epiteliyal retiküler hücrelerde dikkate değer bir değişiklik saptanmadı. Makrofaj sitoplazmalannda, çok sayıda elektron yoğun lizozomik ve apopitotik cisimciklere rastlandı. Sonuç olarak, timus'un doğumla birlikte gelişimini tamamladığı, puberteden sonra invole olduğu ve hayat boyunca fonksiyonel aktivitesini sürdürdüğü tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Kobay, timus, involüsyon, ışık ve transmisyon elektron mikroskop.

Meryem Karan
Fırat University · Institute of Health Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Köpek femur'unun iki ve üç boyutlu görüntülerinde geometrik özelliklerin değerlendirilmesi ve sonlu elemanlar yöntemi ile biyomekanik analizi

Proximal femur bölgesi geometrisinin iyi anlaşılması, özellikle total kalça arthroplastisi uygulamalarında kemik-implant uyumunun değerlendirilmesi ve yeni tasarımlarının geliştirilebilmesinde önemlidir. Veteriner hekimlikte fonksiyonel ve morfolojik özelliğinden dolayı köpeklerin ortopedik hastalıklarında önemli bir yer tutan femur'a ve buna bağlı implant tasarımlarına ilişkin morfometrik çalışmalar yetersizdir. Bu çalışmada rutin olarak kullanılan röntgen ve son yıllarda yaygın olarak kullanılmaya başlanan üç boyutlu model görüntüleri ile elde edilen köpek proximal femur ölçümleri arasında farklılık olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Ayrıca, ülkemizde yaygın olarak yetiştirilen, art. coxae problemlerinin sık görüldüğü ve vücut konformasyonlarında da farklılık olan Alman çoban köpeği ve Kangal köpeği proximal femur geometrisinin ırklar arasında farklılık gösterip göstermediğinin ve olası geometrik farklılıkların proximal femur mekaniğinde değişikliklere neden olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır.Çalışmada 21 adet (11 adet Kangal Köpeği, 10 adet Alman Çoban Köpeği) köpeğe ait temizlenmiş femur kemikleri kullanılmıştır. Femur'ların öncelikle cranio-caudal, medio-lateral röntgen görüntüleri alınmış ve daha sonra üç boyutlu modellemede kullanılmak için bilgisayarlı tomografi ile kesit görüntüleri elde edilmiştir. Elde edilen bu kesit görüntüleri kullanılarak üç boyutlu katı model görüntüleri hazırlanmıştır. Bilgisayar ortamında üç boyutlu modellerde ve iki boyutlu görüntülerde proximal femur'a ilişkin morfometrik ölçümler alınmıştır. Ayrıca üç boyutlu femur modellerinde bilgisayar ortamında sonlu elemanlar yöntemi ile biyomekanik analiz simülasyonu yapılmıştır.Köpeklerde kalça protezi tasarımı açısından önemli olan morfometrik değerlere bakıldığında; yeniden şekillendirilen caput femoris'in yeri-pozisyonu ve protezin sap kısmının yerleşeceği proximal femur'un medullar kanal geometrisi hem röntgen görüntüleri hem de üç boyutlu kemik modelleri üzerinden değerlendirilmiş ve her iki yöntem ölçümleri arasında bazı farklılıklar bulunmuştur. Ancak tasarım açısından çok değerli olan inklinasyon açısı ve canal flare indeks değerlerinde yöntemler arası farklılık görülmemiştir. Bu sonuçlara göre, üç boyutlu ölçme yöntemi ile genel olarak amaç açısından daha geçerli bir geometrik değerlendirme yapılablise de, her iki yöntemin birlikte kullanılmasının değerlendirme kolaylığı sağlayabileceği düşünülmüştür.Protezin sap kısmının yerleşeceği medullar kanal şeklinde, kesit geometrisinde, isthmus bölgesinin yerinde Alman çoban ve Kangal köpeği ırkları arasında belirgin bir farklılık görülmemiştir. Bu hayvanlarda ortalama canal flare index değerleri medio-lateral yönlü olarak 2.44-2.64 arasında, cranio-caudal yönlü olarak 1.52-1.59 arasında tespit edilmiştir. Proximal isthmus pozisyon indexi 39.59-40.43 arasında, distal isthmus pozisyon indexi ise 42.84-46.54 arasında tespit edilmiştir. Caput femoris pozisyonuna ilişkin olarak ırklar arası farklılık gösteren inklinasyon açısı değerinin Alman çoban köpeğinde ortalama 145o, Kangal köpeğinde ortalama 149o olduğu dikkati çekmiştir. Bunun yanında caput femoris merkezinin anatomik eksene mesafesinin her iki ırkta da bir birbirine eşit olması nedeniyle ve inklinasyon açısı daha yüksek olan Kangal köpeğinde caput femoris'in oransal olarak proximale daha yakın olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar mekanik test simülasyonu sonucunda ırklar arasında bir farklılık bulunmamışsa da, morfometrik değerlendirmedeki bu farklılığın aynı tip protez kullanılması durumunda protez-kemik uyumunda beklenenin dışındaki bölgelerde ve farklı miktarlarda oluşabilecek yüklenmelere neden olabileceği ve bunun sonucunda postoperatif kırık ve benzeri sorunların riskini arttırabileceği düşünülmüştür.

FemurKalça proteziKöpekler+3
Figen Sevil Kilimci
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Kedi ve köpek orijinli acinetobacter türlerinin izolasyonu, identifikasyonu ve antibiyotik duyarlılıklarının belirlenmesi

oz Bu araştırma ile Aydın ve İzmir bölgelerindeki kedi ve köpeklerde şekillenen infeksiyonlarda Aclnetobacter türlerinin rolünün araştırılması ve elde edilen izolatların antibiyotik duyarlılıklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada kullanılan 100 adet svab, küçük hayvan klinikleri ve hayvan hastanelerinde bulunan köpek (70 adet svab) ve kedilerden (30 adet svab) temin edildi. Toplanan 100 adet svabtan 3 adet (% 3) A. baumannii susu izole ve identiflye edildi. Çalışmada izole ve identiflye edilen A. baumannii suşlarmm; amikasin, meropenem, sulbaktam + ampisilin, imipenem, sefoperazon + sulbaktam gibi antibiyotiklere duyarlı olduğu, sefoperazon, levofloksasin, sefepim, seftriakson, cefuroksim sodyum, ampisilin, gentamisin, amoksisilin + klavulanik asit, sefotaksim gibi antibiyotiklere dirençli olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler : Aclnetobacter baumanii, İzolasyon, İdentifikasyon, Antibiyotik Duyarlılık Testi

Öznur Kaan Yılmaz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Köpeklerde arka bacağın morfometrik ölçümleri ve eklem hareket aralığı arasındaki ilişkinin araştırılması

Köpeklerde Arka Bacağın Morfometrik Ölçümleri ve Eklem Hareket Aralığı Arasındaki İlişkinin Araştırılması Köpeklerde arka bacağa ait ortopedik bozukluklara sıklıkla rastlanılmaktadır. Arka bacağın hareket sistemini oluşturan kas, eklem ve iskelet sisteminin koordinasyonundaki bozukluklar ortopedik problemlere sebep olabilmektedir. Irklara özgü morfometrik varyasyonların şekillenmesine bağlı olarak köpeğin duruşunda da farklılıklar görülebilmektedir. Yapılan literatür taramalarında, ırklardaki farklı duruş pozisyonlarını objektif olarak ortaya koyan herhangi bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu nedenle, mevcut çalışmada farklı arka bacak duruşuna sahip sağlıklı köpeklerde, duruşu etkileyen eklem açılarının, kas kitlelerinin ve bacak çevre ölçümlerinin ırka özgü referans değerlerin ve bu değerler arasındaki ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmada, ortopedik olarak sağlıklı toplam 135 adet (25 adet Alman Çoban, 23 adet Golden Retriever, 23 adet Labrador Retriever, 20 adet Belçika Malinois,16 adet Rottweiler, 10 adet Boxer, 9 adet Doberman, 5 adet Kangal Çoban köpeği ve 4 adet Berner Sennenhund ırkı) erişkin köpek kullanıldı. Hayvan materyalleri, özel veteriner klinikleri veya üniversite hastanelerine gelen köpeklerden temin edildi. İlk olarak, köpeklerin arka bacakları üzerinden yükseklik ölçümleri, bacak ve uyluk çevresi ile duruş pozisyonundaki eklem açılarına ait morfometrik değerler ölçüldü. İkinci olarak, sedasyon altında köpeklerden ekstensiyon ve fleksiyon açı ölçümleri alınarak ROM ölçümleri hesaplandı. Ayrıca, sedasyon sırasında elde edilen beş ayrı röntgen görüntüsü üzerinden kas kalınlıkları, kemik uzunlukları ve Norberg açısı (NA), kuadriceps açısı (KA) ile tibial düzlem açısı (TPA) değişkenlerinin ölçümleri gerçekleştirildi. Duruş pozisyonuna direkt etkili olan ölçümler arasında, özellikle yükseklik ölçümleri ve duruş pozisyonundaki açı ölçümlerinin tamamında, ırklar arasında istatiksel olarak önemli farklılıklar tespit edildi. Elde edilen veriler ışığında, Alman çoban köpeğinin diğer ırklardan daha farklı bir duruşa sahip olduğu söylenebilir. Irka özgü duruş pozisyonlarında elde edilen veriler arka bacakla ilgili çalışmalarda referans değer olarak önemli katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Bu bağlamda, beşeri hekimlikte, pratik bir kullanıma sahip olan ROM değerinin, köpek ırkları arasında meydana getirdiği farklılıkların dikkate alınması ve sadece ROM değil eklemlerin ekstensiyon ile fleksiyon değerlerinin de göz önüne alınması gerektiği görüşündeyiz. Sonuç olarak, mevcut çalışmada farklı arka bacak duruşuna sahip sağlıklı köpeklerde, duruşu etkileyen, eklem açılarının, kas kitlelerinin ve bacak çevre ölçümlerinin ırka özgü verileri ortaya konulmuştur. Bu değerlerin, köpek ırklarına ait arka bacak biyomekaniğinde ilgili değişikliklere yol açtığı umulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Arka Bacak, Duruş, Köpek, Morfometri, ROM.

AnatomiBacakDuruş+3
Seyyid Said Sabancı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Korozyon kast yöntemiyle pırlak ırkı koyun ve honamlı ırkı keçi böbreğinin idrar yolları anatomisinin karşılaştırılması

Bu çalışmada, pırlak ırkı koyun ve honamlı ırkı keçi böbreklerinin idrar yollarının makroanatomisi araştırılmıştır. Çalışmada bahsi geçen hayvanların böbrek pelvis renalis'inin ve bu yapının böbrek içinde dallandığı kısımların incelenmesi, varyasyonlarının ortaya çıkartılması ve bu konuda yapılacak olan çalışmalara katkı sağlanması amacıyla yapılmıştır. Bu amaca yönelik olarak çalışmamızda, 14 adet pırlak ırkı koyun böbreği ve 14 adet honamlı ırkı keçi böbreği kullanıldı. Korozyon kast yöntemi uygulanarak böbreklerin pelvis renalis ve bağlı bulunduğu yapıları ortaya çıkarıldı. Koyun ve keçi böbreklerinin hepsinde 1 adet pelvis renalis olduğu saptanırken, calix renalis minor ve calix renalis major yapıları gözlemlenmemiştir. İncelemede koyun böbrek pelvis renalis hacmi ortalama 7,73 cm3, keçi böbrek pelvis renalis hacmi ortalama 8,12 cm3 olarak bulundu. 14 adet koyun böbreğinin ortalama ağırlığı 53,47 gram, 14 adet keçi böbreğinin ortalama ağırlığı 72,72 gram olarak tespit edilmiştir. Böbrek ağırlığı ile hayvan canlı ağırlığı arasında da istatistiksel olarak anlam tespit edilmiştir (p≤ 0,01). Böbrek ağırlığı ile pelvis renalis hacmi arasında istatistiksel olarak anlamlılık bulunmuştur (p≤ 0,05). Keçi böbreklerinin ortalama ağırlığı koyun böbreklerinden fazla olarak bulunmuştur. Bu çalışmamızda, koyun ve keçi böbreğinin pelvis renalis ve ağırlıkları ortaya çıkarılmış ve arasındaki farklar saptanmıştır.

AnatomiBöbrekHonamlı keçisi+5
Ferhat Fatih Karaman
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kedilerin farklı pozisyonlarında ergonomik ölçümler

Bu tez çalışmasında evcil hayvan sektörünün faydalanabileceği, endüstri ve veteriner hekimlik alanında kedilere özgü ergonomik nesneler geliştirilmesine yardımcı olmak için Bursa yöresinde bulunan yerli ve yabancı kedi ırklarının farklı duruş ve pozisyonlarında morfometrik verilerinin paylaşılması amaçlandı. Çalışmada farklı ırklardan 40 adet kedi kullanıldı. Her kedi üç farklı pozisyonda ve üç ayrı yönden toplam dokuz kez fotoğraflandı. Bu şekilde, ayakta duruş, oturur ve yatar pozisyonlarında, yandan, önden ve arkadan fotoğraflar çekildi. Ayrıca kedilerin canlı ağırlıkları da kaydedildi. Fotoğraflar üzerinden ImageJ programı yardımıyla kedilerin morfometrik vücut ölçümleri alındı. Kedilerden alınan morfometrik ölçümler, öncelikle ırk özelliklerine göre gruplandırma yapılarak, sonra da tüm kediler yavru ve yetişkin olmak üzere gruplandırılarak çizelgelerde sunuldu. Kedilerin genelinde aynı morfometrik ölçümlerin farklı pozisyonlarında farklılıklar gösterdiği tespit edildi. Sonuç olarak; bu çalışmanın verileri dikkate alındığında, kedilere yönelik yaşam alanları, taşıma kutuları, yatak, medikal eşyalar vb. beden büyüklüğü ve şekliyle doğrudan ilişkili tasarımlar planlanırken canlı ağırlık ve yerli ve yabancı ırk özellikleri yanında, hayvanların farklı pozisyonlardaki duruşları ve vücudun farklı bölümlerinden alınacak morfometrik değerlendirmelerle elde edilecek tüm verilerin sonuçlarından faydalanılmasının önemi ortaya çıktı.

BedenErgonomiKediler+3
Muhammer Malak
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kıl, kilis, honamlı ve saanen keçilerinde cranium'un geometrik morfometrik yöntemlerle analizi

Çalışmada Kıl, Kilis, Honamlı ve Saanen keçisi cranium'larında cinsiyet ve ırk faktörünün şekle etkisinin olup olmadığını belirlemek amaçlandı. Bu amaç için toplam 48 adet cranium kullanıldı. Kafatasları homolog landmarklar kullanılarak basal, dorsal ve sol lateral yönden, mandibula'lar ise sol lateral yönden geometrik morfometrik yöntemlerle analiz edildi. Kıl, Kilis, Honamlı ve Saanen keçisi kafatasları hem cinsiyet hem de ırk faktörleri baz alınarak değerlendirildiğinde sınırlı düzeyde bir ayrımın mümkün olduğu gözlendi. Kıl, Kilis, Honamlı ve Saanen keçisi mandibula'ları hem cinsiyet hem de ırk faktörleri baz alınarak değerlendirildiğinde kafatasları arasındaki ayrım kadar belirgin olmasa da sınırlı düzeyde bir ayrımın olduğu tespit edildi. Sonuç olarak elde edilen bilgilerin geviş getiren cranium kalıntıları için referans oluşturabileceği düşünülmektedir.

Honamlı keçisiKafatasıKeçiler+7
Ahmet Yaprak
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dişi sığırlarda ovaryum üzerindeki yapıların ultrason ve kumpas ile ölçümlerinin karşılaştırılması

Bu tez çalışmasında veteriner hekimliği alanında önemli bir tanısal görüntüleme aracı olan ultrason cihazını ile yapılan ölçümlerin doğruluğunu tespit etmek amacıyla Akşehir yöresinde bulunan ve kesim için mezbahaya getirilen 23 adet kültür ırkı dişi sığırların kesim öncesi ultrason cihazı ile ovaryum üzerindeki en büyük folikül ölçümü yapılıp kesim sonrası elde edilen ovaryumda yine aynı yapının ölçümü yapılarak iki ölçümün karşılaştırılması sağlanmıştır.Ayrıca elde edilen ovaryumların ağırlığı, en uzunluğu, boy uzunluğu ve hacim ölçümleri de Afyon Kocatepe Üniversitesi Veteriner Fakültesi Anatomi Labaratuvarında gerçekleştirilmiştir. Ovaryumlar üzerinde kesim öncesi ve sonrası yapılan bu ölçümler yine tablo halinde tez metni içerisinde sunulmuştur. Folikül ölçümlerinde ultrason ve kumpas ölçümleri arasında gözle görülür bir fark olmadığı saptanmış olup ultrason cihazı ölçümlerinin güvenilirliği tespit edilmiştir.

Üzeyir Güven
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Soya (glycine max l.)' nın dişi ratlarda böbrekler üzerine etkisinin stereolojik metodla değerlendirilmesi

Bu çalışmada sadece hayvan beslenmesinde değil insan gıdalarında da çeşitli formlarda kendine yer bulan soya bitkisinin böbrek dokusu üzerine etkileri araştırıldı. Çalışmanın ilk aşamasında, Türkiye'de yetişen Glycine max L. bitkisi üzerinde biyolojik aktivite taraması tayini amacıyla etil asetatlı ekstreler hazırlanarak ratlara oral yolla 100mg/kg ve 200 mg/kg dozlarda 1 ay süreyle verildi. Deney süresinin sonunda ratlar genel anestezi altında servikal dislokasyon yolu ile ötenazi edildi. Deney sonucunda ratlardan alınan böbrek dokuları stereolojik metotlar kullanılarak incelendi. Böbrek dokularının ağırlık, hacim, en ve boy ölçümleri yapılarak değerlendirmeye alındı. Stereolojik olarak böbrek doku kesitlerinde glomerul ve medulla boyut ölçümü okuler mikrometresi ile x 40 büyütmede rastgele alanlardan seçilen düzgün yapılı glomerul ve medulla üzerinde çap ölçülerek değerlendirmeye alındı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda soyanın deney öncesi ve deney sonrası böbrek ağırlık, hacim, en ve boy ortalamaları alınıp karşılaştırıldığında anlamlı bir fark görülmemiştir. Soyanın böbrekteki medulla ve korteks glomerulus çaplarında değişiklik yapmadığı görülmüştür.

BöbrekBöbrek fonksiyon testleriGlomerüler filtrasyon+3
Esma Gülcan Karaca
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

12 haftalık voleybol antrenmanlarının 15-18 yaş gurubu öğrencilerin fiziksel ve motorik özellikleri üzerine etkisi

Araştırma 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Afyonkarahisar Fatih Anadolu Lisesinde öğrenim gören 40 öğrenci üzerinde yapıldı.12 hafta Voleybol antrenmanı yapıldı. Haftada 2 gün (Pazartesi, Cuma) öğrencileri zorlamayacak şekilde antrenman uygulandı. Hedef kalp atım sayıları % 40-50 şiddetinde olup, Antrenman süresi 60-75 dakika arasında yapıldı. Kontrol grubuna hiçbir egzersiz yaptırılmadı ve günlük yaşamları devam etmeleri sağlandı. Araştırmaya katılan sporculara uygulanan tüm ölçümler ve testler 12 haftalık Voleybol antrenman programı başlamadan önce (ön test) ve 12 haftalık voleybol antrenman programı bittikten sonra (son test) olmak üzere iki kez yapıldı. Araştırma verilerinin analizleri SPSS istatistik paket programında yapılıp, tüm verilerin aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları belirlenerek, ön ve son test değerlerinin arasındaki farklılıkların tespitinde, Paired Samples t-testi kullanıldı. Bu çalışmada Denek grubu ile Kontrol guruplarının ön ve son test sonuçları değerlendirildiğinde, vücut ağırlıkları, vücut kitle indeksleri, dikey sıçrama, uzun atlama, mekik çekme, şınav çekme,30 m koşusu ve 400 koşusu değerlerinde istatistiki açıdan ileri derecede anlamlı farklılıklar tespit edildi(p<0,01). Kontrol grubunun tüm parametrelerinde istatistiki olarak anlamlı bir farklılık tespit edilemedi. Sonuç olarak 12 haftalık voleybol antrenmanlarının dikey sıçrama, uzun atlama, mekik çekme, şınav çekme, 30 m koşusu ve 400 m koşusu gelişimini olumlu yönde etkilediği tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Voleybol, Antrenman, Fiziksel Özellikler, Motorik Özellikler,Fiziksel Uygunluk

AntrenmanEgzersiz testiFiziksel uygunluk+6
Fatih Ekici
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sekiz haftalık pliometrik egzersizlerin 14-17 yaş futbolcuların bazı motorik özelliklerine etkisi

Sekiz Haftalık Pliometrik Egzersizlerin 14-17 Yaş Futbolcuların Bazı Motorik Özelliklerine Etkisi Yaptığımız çalışmanın amacı; 14–17 yaş grubundaki erkek sporcuların antrenmanlarına ek olarak yapılan 8 hafta süresince pliometrik antrenman çalışma programının, bazı motorik özelliklerine etkisini incelemek, önemini vurgulamak için yapılmasının yanında bu alandaki yapılan çalışmalara destek olmak ve yeni çalışmalara kaynak oluşturmaktır. Araştırmaya 14-17 yaşlarında, 25 araştırma grubunda, 25 kontrol grubunda olmak üzere toplam da ise 50 adet erkek sporcu katıldı. Araştırma da kontrol grubunda yer alan sporculara sistemli olarak futbol sezon içi branş antrenmanı yaptırılırken, deney grubunda yer alan sporculara ise ilave olarak 8 hafta süresince, haftada üç gün 45'er dakika pliometrik antrenman çalışma programı uygulandı. Antrenman öncesinde yapılan ön test ve antrenman sonrasında son test olmak üzere iki ölçüm yapıldı. İstatistiksel analizde SPSS 22.0 paket program kullanıldı. Değerlendirmede 2*2 tekrarlı ölçümler ANOVA analizi (Two-way Repeated Measures ANOVA) uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubunun ölçüm değerleri kıyaslandığında, antrenman öncesinde yapılan ön test ölçüm değerlerinde aradaki çıkan fark anlamlı olmazken, antrenman sonrasında yapılan son test ölçüm değerlerinde ise; Otur Uzan Eriş Testi, İllionist Çeviklik Testi, Sırt, Bacak, Kol Kuvveti Testi, Dikey Sıçrama Testi, Flamingo Denge Testi, Durarak Uzun Atlama Testi ve El Kavrama Kuvveti Testlerinde İstatistiksel olarak (P<0.05) düzeyinde oluşan farkın anlamlı olduğu görüldü. 30m. Sprint Sürat Testi değerinde ise İstatistiksel bakımdan (P>0.05) oluşan fark anlamsız olarak belirlendi. Sonuç olarak; 14-17 yaş grubundaki erkek çocuklarda, futbol branş antrenman çalışma programı ile birlikte ilave olarak yapılan 8 hafta süresince pliometrik antrenman çalışma programının, bazı motorik özelliklerine etkisi üzerinde, pozitif yönde tesirinin (etkisinin) olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler : Pliometrik, Anaerobik Güç , Dikey Sıçrama

Anaerobik güçAntrenmanDikey sıçrama+7
Erkan Göktaş
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

50 yaş üstü futbol oynamış bireylerle aynı yaş grubu sedanter bireylerin yaşam kaliteleri bağlamında karşılaştırılmaları

Bu çalışmada 50 yaş üstü futbol oynamış bireyler ile aynı yaş grubu sedanter bireylerin yaşam kalitesinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırmaya Afyonkarahisar ilinde yaşayan 50 yaş üstü futbol oynamış bireyler ile 50 yaş üstü sedanter olarak kabul ettiğimiz düzenli fiziksel aktivite yapmayan toplam 100 birey katılmıştır. Katılımcılara kişisel bilgi formu, uluslar arası fiziksel aktivite anketi ve araştırma grubunun yaşam kalitesini değerlendirmek için WHO'nun (1998) geliştirdiği Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler SPSS 25 programında analiz edilmiş, araştırmaya katılanların dağılımını belirlemek için frekans ve yüzde analizi, Kolmogorv – Smirnova analizleri yapılmış olup verilerin dağılımın normal olduğu belirlendikten sonra, 2'li grupların karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t-testi, 2 'den fazla gruplar için tek yönlü Anova Varyans analizi yapılmıştır. Anlamlı farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Scheffe testi yapılmıştır. Sonuç olarak; evli olan katılımcıların bekar olanlara göre, düzenli bir şekilde spor yapanların yapamayanlara göre, haftada 5 gün ve üzerinde spor yapanların daha az sıklıkta spor yapanlara göre, 41 yıl ve üzerinde aktif spor yaşamı olanların daha az yıl spor yapanlara göre, genel sağlık durumu çok iyi olanların olmayanlara ve yoğun fiziksel aktivite yapan kişilerin yapmayanlara göre yaşam kalitesinin yüksek olduğu görülmüştür. Bu da 50 yaş üstü kişilerin 50 yaş öncesinde ve sonrasında futbol oynamış bireylerle sedanter bireylerin yaşam kalitesi açısından farklılaştığı ve bir şekilde fiziksel aktivite yapmış kişilerin diğer bireylere göre yaşam kalitesinin daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Futbol, Sedanter, Sedanter Birey, Yaşam Kalitesi

FutbolcularSedanterlerSpor+2
Ali İhsan Gönen
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Anatomik deformitelerin yaşam kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı anatomik deformiteli bireylerin yaşam kalitesini ölçmektir. Araştırma, Ekim 2015-Ekim 2016 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırma kesitsel bir çalışma olup, ileriye dönük olarak yapıldı. Araştırma Isparta Eğirdir Kemik Eklem Hastalıkları Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesinde ortopedi kliniklerinde yatan anatomik deformiteli bireyler üzerinde yapıldı. Araştırmaya dahil olan katılımcılara yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak sosyo demografik bilgi formu ve SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılarak ilgili bölümleri cevaplamaları sağlandı. Araştırmaya gönüllü olarak 200 kişi dahil oldu. Araştırma verilerinin analizleri SPPS istatistik paket programında yapılıp, verilerin Aritmetik Ortalaması ve Standart Sapması bulundu, aynı gruptaki değerlerin karşılaştırılmasında; paired t testi, daha fazla değişkenin karşılaştırmasında Varyans Analizi kullanıldı. Çoklu karşılaştırma da ise Duncan testi kullanıldı. Bu çalışmada, cinsiyete göre katılımcıları karşılaştırdığımızda, SF-36' nın sadece ağrı alt boyutunda istatistiki olarak anlamlılık bulunmuştur. Erkek katılımcıların ağrı ortalam puanı bayan katılımcılardan yüksek olarak bulunmuştur (p<0.05). Katılımcıların SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanların yaş grublarına göre karşılaştırdığımızda; fiziksel rol güçlüğü alt boyutunda, enerji canlılık vitalite alt boyutunda, sosyal işlevsellik alt boyutunda, ağrı alt boyutunda genel sağlık algısı alt boyutunda yaş gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırmada ise 18-30 yaş grubu puan ortalaması diğer grubların puan ortalamasından daha yüksektir. Emosyonel rol güçlüğü alt boyutunda yaş grubuna göre istatiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05) . Gruplar arası karşılaştırma da ise 18-30 yaş grubu ve 46-60 yaş grubu ortalaması diğer gruplara göre yüksektir. Ruhsal sağlık alt boyutunda yaş durumuna göre istatiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırma da ise 18-30 yaş, 31-45 yaş, 46-60 yaş grublarının puan ortalaması, 61 yaş ve üstü ortalamasından daha yüksek olarak bulunmuştur. Medeni duruma göre karşılaştırdığmızda bekar katılımcıların SF-36 puan ortalaması, evli katılımcıların puan ortalamasından yüksek bulunmuştur (p<0.05). Medeni duruma göre istatistiksel olarak anlamlılık vardır. Eğitim durumuna göre ise; fiziksel rol güçlüğü alt boyutu haricindeki bütün alt boyutlarda istatiksel olarak farklılık bulunmuştur. Enerji canlılık vitalite alt boyutunda gruplararası karşılaştırmada ise okuryazar olmayan, lise ve üniversite mezunu olan katılımcıların puan ortalaması daha yüksek iken diğer alt gruplarda ise lise ve üniversite mezunu olan bireylerin puan ortalaması yüksek bulunmuştur (p<0.05). Çalışma duruma göre karşılaştırdığımızda, bütün alt boyutlarda istatistiki olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Sağlık güvencesine sahip olma duruma göre; fiziksel fonksiyon, enerji canlılık vitalite, ruhsal sağlık, sosyal işlevsellik, ağrı ve genel sağlık algısı alt boyutlarında istatistiki olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırmada ise sosyal güvencesi olmayan katılımcıların puan ortalaması daha yüksektir. Gelir duruma göre, sosyal işlevsellik, genel sağlık algısı alt boyutlarında istatiski olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05) . Gruplar arası karşılaştırmada ise, her iki alt boyutta da geliri olmayan, asgari ücretliler ve geliri 4001 TL ve üzeri olan katılımcıların puan ortalaması daha yüksektir. Yaşanılan yere göre, alt boyutların hepsinde istatistiki olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Deformite yerine göre, fiziksel fonksiyon, emosyonel rol güçlüğü, enerji canlılık vitalite, ruhsal sağlık, sosyal işlevsellik, ağrı ve genel sağlık algısı alt boyutların da istatistiki olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Gruplar arası karşılaştırmada ise ruhsal sağlık alt boyutunda el ve ayak deformiteli katılımcıların ortalama puanı daha yüksek iken, istatistiki olarak anlamlı bulunan diğer alt boyutlarda ise el deformitesi olan katılımcıların puan ortalaması daha yüksek bulunmuştur. Deformite nedenine göre, sadece genel sağlık algısı alt boyutunda istatistiki olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Gruplar arası karşılaştırma da ise, doğum öncesi ve diğer grupların puan ortalaması daha yüksektir. Deformite sayısına göre; fiziksel fonksiyon, enerji canlılık vitalite, ruhsal sağlık, sosyal işlevsellik, ağrı ve genel sağlık algısı alt boyutlarında istatistiki olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırmada ise 3 ve daha fazla deformiteye sahip katılımcıların puan ortalaması daha yüksektir. Yaşama şekline göre (yalnız yaşayıp yaşamadığı) fiziksel fonksiyon, enerji canlılık vitalite, ruhsal sağlık, sosyal işlevsellik, ağrı ve genel sağlık algısı alt boyutlarında istatistiki olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırmada ise yalnız yaşayan katılımcıların puan ortalaması daha yüksek bulunmuştur. Günlük aktivitelerde başkalarına bağımlı olma durumuna göre alt boyutların hepsinde istatistiki olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırmada ise hayır cevabı veren katılımcıların puan ortalaması daha yüksek bulunmuştur. Kronik bir hastalık sahip olma durumuna göre, ruhsal sağlık, ağrı ve genel sağlık algısı alt boyutlarında istatistiki olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırmada ise hayır cevabı veren katılımcıların puan ortalaması daha yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak, cinsiyete göre, yaş, medeni durum, eğitim durumu, sağlık güvencesine sahip olma durumu, gelir durumu, deformite yeri, sayısı ve nedenine göre, yaşam şekli (yalnız yaşayıp yaşamadığına göre), günlük aktivitelerde başkasına bağımlı olma durumuna göre, kronik hastalık varlığı durumuna göre SF-36 Yaşam Kalitesine göre istatistiki olarak anlamlı farklılık bulunmuştur.

AnatomiMalformasyonlarSF-36 Sağlık Taraması+1
Saliha Abacıoğlu
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Glukagon benzeri peptid-1 analoğu Liraglutid'in civciv embriyo modelinde nöral tüp gelişimi üzerine etkisi

İnkretin bazlı glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1) reseptör agonistleri tip 2 diyabet ve obezite tedavisinde kullanılır. Pankreasın beta hücrelerinden insülinin salgılanmasını kan şekerine bağımlı bir mekanizma ile arttırır, glukagon sekresyonunu inhibe eder, beta hücresini apoptozisten korur. Gıda alımını ve iştahı azaltırken gastrik boşalmayı geciktirir, kilo verdirir ve sinir sistemi üzerinde koruyucu etki oluşturur. Tez çalışmamızın amacı memelilerde ilk ay gelişimine benzerlikgösteren civciv embriyo modelinde farklı Liraglutid dozlarının nöral tüpe etkilerini araştırmaktır. İzmir Bornova Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü'nden temin edilen 100 adet 61 ± 5 gr ağırlıkta, spesifik patojen içermeyen 0. gün beyaz, döllenmiş tavuk yumurtaları kullanıldı. Sunulan tez çalışmamız bölümümüz ile Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi kürsüsü ile ortak yapıldı.28 saatlik inkübasyon sabit bir sıcaklık 37.5 ± 0.5°C, nem oranı % 60 - 68 aralığında tutulması ve her 2 saatte bir 45° açıyla otomatik olarak döndürülmesi sağlandı. Her biri 25 yumurtadan oluşan 4 gruba ayrıldı. Liraglutid subblastodermik olarak Hamilton mikro enjektörü ile 3 farklı dozda uygulandı. 48. saatin sonunda tüm yumurtalar açılıp embriyolar çıkarılarak makroskobik, mikroskobik ve histopatolojik olarak değerlendirildi. Çalışmada düşük doz 1.5 µg, orta doz 7.5 µg, yüksek doz 15 µg liraglutid yumurta başı kullanıldı. Kontrol grubu ise sham olarak çalışıldı. Hematoksilen-Eosin ve May-Grünland Giemsa solüsyonu ile boyama yapıldı. 1. grupta 30 µg/kg/1.5 µg/yumurta başı Liraglutid enjeksiyonu sonrası 20 embriyoda nöral tüpün kapalı olduğu (%80), 1 embriyoda nöral tüpün açık olduğu (%4), 1 embriyoda gelişim geriliği olduğu (%4), 1 embriyoda diskin oluşmadığı (%4) ve 2 embriyoda ise açma hatası oluştuğu (%8) baş-kıç ölçümü 660.37 ± 20.98 µm, somit sayısı 15.95 ± 1.43, Hamburger Hamilton skalasına göre 11-12 evre aralığında olduğu, 2. grupta 150 µg/kg/7.5 µg/yumurta başı Liraglutid enjeksiyonu sonrası 19 embriyoda nöral tüpün kapalı olduğu (%76), 3 embriyoda nöral tüpün açık olduğu (%12), 1 embriyoda gelişim geriliği olduğu (%4), 1 embriyoda diskin oluşmadığı (%4) ve 1 embriyoda ise açma hatası oluştuğu (%4) baş-kıç ölçümü 660.20 ± 30.39 µm, somit sayısı 15.45 ± 1.37, Hamburger Hamilton skalasınag öre 11-12 evre aralığında olduğu, 3. grupta 300 µg/kg/15 µg/yumurta başı Liraglutid enjeksiyonu sonrası 19 embriyoda nöral tüpün kapalı olduğu (%76), 3 embriyoda nöral tüpün açık olduğu (%12), 1 embriyoda gelişim geriliği olduğu (%4), 1 embriyoda diskin oluşmadığı (%4) ve 1 embriyoda ise açma hatası oluştuğu (%4) baş-kıç ölçümü 631.62 ± 31.05 µm, somit sayısı 15.50 ± 1.43 Hamburger Hamilton skalasına göre 11-12 evre aralığında olduğu, 4. grup olan sham ise hiçbir işlem yapılmamış olup 21 embriyoda nöral tüpün kapalı olduğu (%84), 1 embriyoda nöral tüpün açık olduğu (%4), 1 embriyoda gelişim geriliği olduğu (%4), 2 embriyoda diskin oluşmadığı (%8) baş-kıç ölçümü 670.50 ± 30.14 µm, somit sayısı 16.27 ± 1.24, Hamburger Hamilton skalasına göre 11-12 evre aralığında olduğu saptandı. Nöral tüp açıklığı, somit sayıları, Hamburger Hamilton evreleri incelenmesinde kontrol grubu ile deney grupları arasındaki doza bağlı farkın istatistiksel olarak anlamlıolmadığı tespit edildi (p>0.05). Baş-kıç uzunlukları ortalaması kontrol grubu (670.50 µm) ile düşük doz (660.37 µm) ve orta doz (660.20 µm) gruplarında benzer iken yüksek doz grubunda 631.62 µm'ye düştüğü ve yüksek doz grubu ile diğer gruplar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edildi (P<0.05). Sonuç olarak,Liraglutid'in dozları ile nöral tüp açıklığı ve somit sayıları arasında anlamlı bir ilişki saptanmazken baş-kıç ölçümleri arasında farklılıklar saptandı.Liraglutidteratojenik mekanizması net değildir; bu nedenle, daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.

CivcivlerEmbriyoGLP-1+6
Hava Açar Kaya
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Böbrek hacminin stereolojik metotlarla hesaplanması

Böbrekler canlılarda boşaltım ile ilgili bir çift organdır. Böbrek hacmindeki değişimler yaşam kalitesini etkileşmesi açısından önemlidir. Biz bu çalışmada 6 adet pırlak koyunu böbrek hacimlerini stereolojik metotlarla hesapladık. Hesaplamalar üçünün sağ böbrekleri ve üçünün sol böbrekleri üzerinde gerçekleştirildi. Böbrekler Arşimet Prensibi ve Cavalieri Prensibi ile ölçüldü. Ortalama böbrek hacimleri Arşimet Prensibi için 79,66ml, Cavalieri Prensibi için 76,67ml, hata katsayısını 0,03 olarak bulundu. Çıkan bu sonuçlar Arşimet ile Cavalieri Prensiblerinin sonuçlarıyla ve önceki stereolojik çalışmalardan elde edilen bulgularla karşılaştırılarak, stereolojik açıdan uygun olduğu bulunmuştur. Çalışmamızın neticesinde Cavalieri Prensibleri, uygulanması kolay ve böbrek bölgelerinin hacimlerini ayrı ayrı hesaplanmasına olanak sağlayan metot olduğu saptanmıştır.

BöbrekHacimStereoloji
Kerem Göker Koçak
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Afyonkarahisar ilinde özel eğitim kurumlarında 9-11 yaşlarındaki engellilerde 12 haftalık düzenli egzersizlerin, bazı fiziksel ve fizyolojik parametreleri üzerine etkilerinin araştırılması

Bu araştırma; Afyonkarahisar ilinde özel eğitim kurumlarında 9?11 yaşlarındaki engellilerde 12 haftalık düzenli egzersizlerin, bazı fiziksel ve fizyolojik parametreleri üzerine etkilerini belirlemeye yöneliktir.Araştırmada 20 deneğe 12 haftalık atletizm antrenman programı uygulanmış elde edilen verilerin frekans dağılımı ile ilişkilendirmeleri t-testi analizleri SPSS programında yapılmış, anlamlılık düzeyleri 0,05 olarak belirlenmiştir.Deneklerin boy ve vücut ağırlıklarının ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür(P ? 0.05).Deneklerin sağ el kavrama kuvveti ve sol el kavrama kuvvetlerinin ortalamaları arasında ileri derecede anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür(P<0,01).Deneklerin Bacak kuvvetinin ortalamaları arasında ileri derecede anlamlı farklılık olduğu görülmüştür(P<0,01).Deneklerin Dikey sıçrama kuvvetlerinin ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür(P<0,05).Deneklerin esneme mesafelerinin ortalamalarında ileri derece bir anlamlılık olduğu görülmüştür(P<0,01).Sonuç olarak; bu çalışmanın verilerinden elde ettiğimiz bulgulara göre, 3 aylık özel düzenlenmiş ve kontrolü yapılmış güç kuvvet egzersizlerinin, çocukların fiziksel ve fizyolojik performanslarını olumlu yönde geliştirdiği, onların yaşam kalitesinde önemli şekilde etkili olduğu tespit edilmiştir. Çocuklara yönelik egzersiz çalışmalarının yaptırılması neticesinde, ortaya çıkan sonuçların olumlu olduğu görülmüştür.

AfyonkarahisarEgzersizEgzersiz tedavisi+7
Hüsamettin Yüce Doğan
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

12 haftalık eşli dans çalışmalarının bazı fiziksel uygunluk parametreleri üzerine etkisinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı; aktif spor yapmayan genç erkeklerde 12 hafta uygulanan eşli danslardan tango ve salsa çalışma programının,bazı fiziksel uygunluk parametrelerine etkisinin belirlenmesidir. Araştırmaya 2014–2015 eğitim-öğretim yılında, Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğrenim gören 51 sağlıklı erkek öğrenci gönüllü olarak katıldı. Öğrencilerin ortalama yaşları 20,87±2,07 yıl, boyları 177,47±6,1 m. olarak belirlendi. Bu öğrencilerden rastgele salsa grubu (N=17), tango grubu (N=17) ve kontrolgrubu (N=17)oluşturuldu.Kontrol grubuna herhangibir egzersiz yaptırılmadı ve günlük yaşamlarınadevam etmeleri sağlandı. Deney grubuna ise, 12 hafta, haftada 3 gün, hedef kalp atım sayılarının% 50–70'i şiddetinde ve 60–75 dakika arasında eşli dans çalışmaları yaptırıldı.Antrenman öncesinde 10 dakika ısınma ve antrenman bitiminde 5 dakika soğuma egzersizleri yaptırıldı. Deneklere uygulanan tüm ölçümler ve testler antrenman programı başlamadan iki gün önce (ön test) ve antrenman programı bittikten iki gün sonra (son test) olmak üzere iki kez yapıldı.Araştırma verilerinin analizleri SPSS istatistik paket programında yapıldı. Tüm verilerin aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları belirlendi. Deneklerin grup içi ön ve son test değerlerinin arasındaki farklılıkların tespitinde, Paired Samples t-testi, gruplar arası değerlendirmede ise varyans analizi (ANOVA) ve tukey çoklu karşılaştırma testi kullanıldı. Anlamlılık düzeyi 0,01 olarak belirlendi. Bu çalışmada, salsa ve tango gruplarının ön ve son test sonuçları değerlendirildiğinde, deneklerin vücut ağırlıkları, vücut kitle indeksleri, vücut yağ oranları, bacak kuvvetleri, esneklik, sağ ve solel kavrama kuvvetleri, anaerobik ve aerobik güç (maxVO2) değerlerinde istatistikî açıdan ileri derecede anlamlıfarklılıklar tespit edildi (p<0,01).Salsa, tango ve sedanter grupları arasındaanova varyans analizine göre; vücut yağ yüzdesi ile aerobik kapasite dışındaki tüm parametrelerde istatistiki olarak anlamlı bir farklılık tespit edilemedi. Ancak salsa grubunun verilerinin tango ve sedanter grup verilerine göre daha fazla gelişim gösterdiği belirlendi. Sonuç olarak, 12 haftalık eşli dans egzersizlerin kilo kontrolünü, sırt kuvvetini, el kavrama kuvvetini ve esneklik gelişimini olumlu yönde etkilediği, ayrıca aerobik ve anaerobik verimliliği artırdığı tespit edildi. Bu tür egzersizlerin sadece eğlence amaçlı kullanılmasının yanı sıra, tüm sporcularda psikolojik rahatlama ve sporcular için önemli olan ritim gelişimi açısından da antrenman programları içerisinde yer almasının faydalı olacağı kanısına varıldı.

DansEgzersizEgzersiz testi+2
Bahadır Okyar
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Afyonkarahisar ili amatör futbol takımlarında oynayan sporcularda görülen sakatlanma sıklıkları ve nedenlerinin araştırılması

Bu çalışmada amaç Afyonkarahisar Süper Amatör ve 1 Amatör klasmanlarında meydana gelen spor sakatlanmalarının genel olarak sıklıklarını ve nedenlerini araştırmaktır. Bu şekilde sakatlanmaların şekli dağılımı, sakatlıkları etkileyen faktörleri ve sakatlanma mekanizmasını anlamamıza yardımcı olacaktır. Bu çalışmada geçmişi kapsayan tarama modeli kullanılmıştır. Süper amatör kümeden 10 takım (125 erkek sporcu) ve 1. amatör kümeden 10 takım (125 erkek sporcu) toplamda 250 erkek sporcuya, içinde; Sporcuların genel demografik yapısı, kondisyon durumları, mevkileri, klasmanları, saha zemini, sakatlanma bölgeleri ve şekillerini ve hangi aktivite sırasında sakatlandığı vb. soruları içeren bir anket çalışması uygulanmıştır. Çalışmada ele geçen veriler Excel ve SPSS 13.0 programında değerlendirilmiştir. Sakatlanma ve bileşkelerinin ölçülmesi amacıyla frekans ve değişkenler üzerinde etkisini ölçmek amacıyla da ki kare testi uygulanmıştırTestlerin değerlendirilmesi sonunda amatör oyuncuların yaş ortalamasının ortalama (23,97) olarak bulundu. Sporcuların (%58,6)'sı sakatlanmadan kaynaklanan en az bir müsabakaya katılamamışlardır. Sakatlanmadan en çok etkilenen vücut bölgeleri; ayak/ayak bileği (% 31,2), alt bacak (%17,6) ve diz (%15,1); En yaygın görülen sakatlanma tipleri burkulma (%29,0), kas sakatlıkları (%22,1), yara-bere (%14,1) olduğu görüldü. Müsabaka sırasında meydana gelen (%72,4) sakatlanmaların oranı antrenman (%12,4) ve gayrı resmi müsabakalarda (%15,2) meydana gelen sakatlanmalardan daha fazla olduğu saptandı. Sakatlığın derecesine göre en çok sırasıyla orta (%45,1), hafif (%38,0) ve ağır sakatlıklar (%16,9) olduğu tespit edildiBu çalışmada ayrıca sporcuların futbol oynadıkları yıllar 5,012 standart sapma ile ortalama (10,3)'dür. Daha çok tecrübeye (7-15 yıl arası) sahip olan sporcuların tekrar eden sakatlanmalardan dolayı, sakatlanma oranının (%39,6) daha fazla olduğunu ortaya çıkmıştır. Bunun yanında sakatlıkların çok büyük bir kısmı müsabakaların 2. devresinde (59,6) olmakla birlikte, sakatlığın ortaya çıkmasını etkileyen saha zemini olarak sırasıyla suni çim (%50,8) ve toprak zemin (%38,8) oluşturmaktadır. Sporcuların sakatlanmalarına etki eden faktörler arasında yetersiz antrenman (%21,2), yetersiz ısınma (%20,4) , saha çeşidi (%16,8), saha zemini (%15,4) öne çıkan nedenler arasında olduğu saptandı.

AfyonkarahisarFutbolFutbolcular+5
Mehmet Yıldız
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

17 yaş altı Avrupa Badminton Takım Şampiyonası'na Katılan Türkiye, Avusturya, Belçika, Macaristanmilli takım sporcularının bazı fiziksel ve antropometrik parametrelerinin karşılaştırılması

Araştırma, "17 Yaş Altı Avrupa Badminton Takım Şampiyonası'na Katılan Türkiye, Avusturya, Belçika, Macaristan Milli Takım Sporcularının Bazı Fiziksel ve Antropometrik Parametrelerinin Karşılaştırılması" amacıyla planlandı. Çalışmaya, 17 Yaş Altı Avrupa Badminton Takım Şampiyonası'na katılan, yaşları 14-16 aralığında değişen, her takımda 8 sporcunun bulunduğu (4'er kız ve 4'er erkek) Badminton Türk Milli Takımı ile Avusturya, Belçika, Macaristan ülke takımlarından, toplam 32 denek gönüllü olarak katıldı.Deneklerin, fiziksek ve antropometrik parametrelerini kapsayan ölçümler ise; boy, vücut ağırlık, çap, çevre, uzunluk, skinfold, sistolik ve diastolik kan basınçları, istirahat nabız, dikey sıçrama, vücut yağ yüzdesi, esneklik, bacak ve pençe kuvveti ölçümleri yapıldı. Elde edilen veriler kullanılarak; beden kitle indeksi, vücut yağ yüzdesi, toplam yağ ağırlığı, yağsız vücut ağırlığı, somatotip (endemorfi, mezemorfi, ektomorfi), anaerobik güç (lewis nomografı), relatif bacak kuvveti, relatif sağ ve sol el kuvveti, Microsoft Office Excel 2007 programında, 11 değişken formül edilerek hesaplandı. Veriler ?WINKS SDA 6? paket programında değerlendirildi.Bu çalışmadaki, Avrupa badminton şampiyonasına katılmış tüm ülkelerin ortalama, yaşları 15.34±0.82 yıl olduğu, vücut ağırlık ortalamaları; erkek sporcularda 67.68±5.83 kg, bayan sporcularda 59,30±8,11 kg, boy uzunluk ortalamaları erkek sporcularda 177.00±7.08 cm, bayanlarda 165.47±7,84 cm olduğu, günde yaklaşık 2 kez, haftanın 5.21±0.94 günü ve günde toplam 3.15±0.96 saat/dk antrenman yaptıkları belirlendi. Belçika ve Macaristan'ın 8 yaşlarında, Türkiye 9.63, Avusturya'nın 9.37 yaşlarında badmintona başladıkları tespit edildi. Avusturya (% 16.49±2.75) ve Macaristan (% 15.59±2.34) erkek badminton milli takım sporcularının vücut yağ yüzdelerinin normal değerlerin biraz üzerinde olduğu, Türkiye (% 14.34±0.44) ve Belçika'nın (% 14.79±1.45) vücut yağ yüzdesinin normal değerler içinde kaldığı görüldü. Bayanlarda ise, Macaristan'ın (% 28.10±1.10) başta olmak üzere Avusturya (% 25.91±5.09) ve Belçika (% 26.13±3.10) takımlarının vücut yağ yüzdesi normal değerlerin üzerinde olduğu, Türkiye'nin (% 24.21±3.64) vücut yağ yüzdesi normal değerler içinde kaldığı tespit edildi. Badmintoncuların somatotip değerleri, erkek sporcuların ortalamaları ekto-mezemorfi, bayanların ise; endo-mezemorfi komponentine sahip oldukları görüldü. Türkiye milli badminton takımı bayan sporcularının esneklik değerlerinin (36,50 cm), Avusturya (26,50 cm) sporcularından önemli ölçüde yüksek olduğu tespit edildi.Milli badminton takımı erkek sporcularında, Türkiye ve Macaristan takımları arasında istirahattaki diastolik kan basıncı, Macaristan ve Belçika takımları arasında bacak kuvveti, Avusturya ve Belçika takım sporcularının biceps değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmüştür (P<0.05). Bayanlarda ise, Türkiye ve Avusturya takımları esneklik, istirahattaki kalp atım sayısı ve istirahattaki diastolik kan basınç değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (P<0.05).Türkiye, Avusturya, Belçika ve Macaristan milli badminton takımı erkek ve bayan sporcularının, beden kitle indeksi, vücut yağ yüzdesi, yağsız vücut ağırlığı ve toplam yağ ağırlıkları somatotip (endemorfi, mezemorfi ve ektomorfi), dikey sıçrama, anaerobik güç, esneklik (bayan sporcular hariç), istirahattaki kalp atım sayısı (bayan sporcular hariç) ve istirahattaki sistolik kan basıncı, sağ ve sol el kavrama kuvveti ile relatif kuvvetleri, bacak kuvveti (erkek sporcular hariç), relatif bacak kuvveti, skinfold, çevre, çap ve uzunluk değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir (P>0.05).Sonuç olarak, Türkiye ile Avusturya Belçika, Macaristan badminton milli takım sporcularının genelde benzer fiziksel ve antropometrik özelliklere sahip oldukları belirlendi.Anahtar Kelimeler : Antropometri, Badminton, Fiziksel, Milli Takım, Parametre, Vücut Kompozisyonu.

Adem Poyraz
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Güreşci ve futbolcuların quadriceps ve hamstring kas kuvvetlerinin izokinetik sistemle değerlendirilmesi ve sakatlık eğilimlerinin araştırılması

Bu araştırmada, izokinetik dinamometreyle güreşçi ve futbolcuların hamstring ve quadriceps kas kuvvetlerinin farklı açılarda ölçülerek elde edilen bulgular doğrultusunda, antrenman yöntemlerinin değerlendirilmesi ve sporcularda buna bağlı sakatlık eğilimlerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır.Çalışmaya 20 güreşçi, 20 futbolcu ve 20 kontrol grubu olmak üzere toplam 60 denek alınmıştır. Sporcu olan deneklerin haftada 5 gün spor yapmaları ve en az 5 yıl aktif sporcu olmaları şartı aranmıştır. Denekler araştırmaya gönüllü olarak katıldı ve bütün deneklerden gönüllülük onan formu alındı.Araştırmaya katılan deneklerin diz fleksiyon/ekstansiyon kas kuvvetleri 60o/s ve 180o/s açısal hızlarda ?Biodex System 3? marka izokinetik dinamometreyle ölçüldü. Araştırma verilerinin analizleri SPSS istatistik paket programında yapıldı. Güreşçi, futbolcu ve kontrol gruplarının dominant ve nondominant ekstremitelerinin izokinetik kuvvetlerinin ölçüm sonuçlarının karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve tukey çoklu karşılaştırma testi kullanıldı.Dominant ve Nondominant ekstremitelerinin ekstansör (Q) 60o/s açısal hız zirve tork değerlerinde güreşçiler ile kontrol grubu arasında güreşçiler lehine istatistikî olarak anlamlı bir farklılık gözlendi (p ? 0.01). 180o/s açısal hızda hem güreşçiler ile kontrol grubu ve hem de futbolcular ile kontrol grubu arasında istatistikî olarak ileri derecede anlamlı farklılık olduğu görüldü (p ? 0.001).60o/s açısal hızda dominant ekstremite ekstansör (Q) zirve tork/vücut ağırlığı değerleri, güreşçilerin ve futbolcuların değerlerinin kontrol grubunun değerlerinden yüksek olduğu gözlendi (p ? 0.05). 180o/s açısal hızda da, güreşçi ve futbolcu gruplarının değerleri kontrol grubuna göre yüksek bulundu (p ? 0.01). 60o/s açısal hızda nondominant ekstremite ekstansör (Q) zirve tork/vücut ağırlığı değerlerine göre, güreşçiler ile kontrol grubu arasında istatistikî olarak güreşçiler lehine anlamlı bir farklılık görüldü (p ? 0.05). 180o/s açısal hızda ise, hem güreşçilerle kontrol grubu, hem de futbolcularla kontrol grubu arasında istatistikî olarak ileri derecede anlamlı farklılık tespit edildi (p ? 0.001).Güreş, futbol ve kontrol grupları arasında dominant ekstremitelerin 60o/s ve 180o/s açısal hızlardaki H/Q zirve tork oranlarında istatistikî olarak anlamlı bir farklılık bulunmadı (p>0.05). Ancak dominant ekstremite 180o/s açısal hızdaki H/Q zirve tork oranlarında, kontrol grubunun ortalamalarının futbolculara göre yüksek olduğu görüldü (p ? 0.05).Bu araştırmada, sporcularda lig seviyesi ve kalite yükseldikçe H/Q oranlarında düşüş gözlendi. Ayrıca açısal hız arttıkça H/Q oranının da arttığı tespit edildi. Yapılan bu çalışmada tüm dominant ekstremite değerlerinin, nondominant ekstremite değerlerinden yüksek olduğu belirlendi (p ? 0,05). Ancak farklılıkların sakatlanma konusunda kritik değer olarak kabul edilen % 10'un üzerine çıkmadığı görüldü.Ayrıca, açısal hız arttıkça quadriceps ve hamstring kas kuvveti zirve tork ve zirve tork/vücut ağırlığı değerlerinin düştüğü, tüm açısal hızlarda quadriceps zirve tork ve zirve tork/vücut ağırlığı değerleri hamstring değerlerinden yüksek olduğu görüldü. Alt ekstremitede statik kuvvetin ön planda kullanıldığı güreşçilerin zirve tork değerleri, dinamik kuvvet kullanımına yönelik çalışan futbolculardan tüm açısal hızlarda yüksekti.Sonuç olarak; Araştırmaya katılan sporcu gruplarının H/Q ve dominant-nondominant oranları ile zirve tork ve zirve tork/vücut ağırlığı değerlerinin, sporcuların birinci derecede sakatlanmalarına sebebiyet verecek düzeyde olmadığı, bilakis normal kabul edilen sınırlar içerisinde olduğu görüldü. Başka bir ifadeyle sporcularda orantısız kuvvet gelişimi ve ciddi bir sakatlık eğilimi bulunmadığı belirlendi. Bu durum sporcuların geçmişte doğru antrenman ve yöntemleriyle çalıştıklarını göstermiştir. Dolayısıyla araştırmaya katılan güreşçi ve futbolcuların antrenman metotlarıyla ilgili yeni yaklaşımlar sunmaya ihtiyaç duyulmamıştır.

Diz eklemiEgzersiz testiKas kuvveti+2
Yunus Tortop
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Koronavirüs hastalığının (Covid-19) denge ve işitme kaybı üzerine etkisi

Covid-19'un nörotropik virüs olduğu bilinmektedir buna rağmen; COVID-19'un doğrudan işitme ve denge sistemini etkilediğine dair yeterli bilimsel kanıt henüz mevcut değildir. Bu araştırmada, COVID-19 hastalığını geçiren bireylerin Koronavirüs hastalığının (COVID-19) denge ve işitme kaybı üzerine etkisini tespit etmek ve bu alanda yapılacak çalışmalara fikir verebilmek amaçlanmaktadır. Bu amaç çerçevesinde COVID-19 geçirmiş toplam 122 katılımcıdan anket yoluyla elde edilen veriler istatistiksel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Tarama modelinin kullanıldığı araştırmada katılımcıların ait yaş, cinsiyet, eğitim durumu gibi demografik bulgular, COVID-19 hastalık sürecine ilişkin bulgular ve işitme, denge kaybına ilişkin bulguları değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda COVID-19 geçiren bireylerde işitme ve denge kaybı bulgularına rastlanmıştır. İşitme ve denge kaybı olan bireylerde ise COVID-19 sonrası işitme ve denge kayıplarında artış görülmüştür.

COVID 19DengeKorona virüsler+2
Tuğçe Nur Özüdoğru
Aksaray University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aksaray malaklı köpeklerinde lumbal ve sakral vertebraların morfometrik olarak incelenmesi

Bu araştırmada Aksaray Malaklı ırkı köpeklerin lumbal ve sakral omurlarının makroanatomik incelemesi, kemik yapılarının ölçülerinin belirlenmesi ve bu ölçülerin aritmetik ortalamalarının ortaya konmasıyla literatüre katkıda bulunulması amaçlanmıştır. 6 kadavranın L1 kemiği processus transversus genişliği ortalaması 5.84, processus spinousus uzunluğu ortalaması 3.24, foramen vertebrale kemik duvarı kalınlığı ortalaması 0.62 cm ölçüldü. L2 kemiğine ait ortalamalar sırasıyla 6.82, 3.51 ve 0.62 cm ölçüldü. L3 kemiğine ait ortalamalar sırasıyla 7.34, 3.62, 0.58, L4 kemiğine ait ortalamalar 7.90, 3.86, 0.55, L5 kemiğine ait ortalama değerler ise 8.68, 3.89 ve 0.59 cm olarak ölçüldü. L6 ve L7 kemiklerine ait processus transversus genişliği ortalamaları 9.14 ve 8.71, processus spinousus uzunluğu ortalamaları 4.03 ve 3.43, foramen vertebrale kemik duvarı kalınlığı ortalamaları 0.65 ve 1 cm olarak ölçüldü. 6 kadavranın sacrum kemiğinin; craniocaudal uzunluk ortalaması 5.77 cm, laterolateral uzunluk ortalaması 6.65 cm, canalis sacralis kanalının cranial girişinin vertikal çapı ortalaması 1.24 cm, canalis sacralis kanalının cranial girişinin transversal çapı ortalaması 1.9 cm, canalis sacralis kanalının caudal çıkışının vertikal çapı ortalaması 0.62 cm, Canal is sacralis kanalının caudal çıkışının transversal çapı ortalama değeri ise 1.49 cm olarak ölçüldü. Lumbosacral vertebra'larının craniocaudal uzunluğu ölçümleri ise 33.33 cm, 34.07 cm, 32.10 cm, 36.61 cm, 34.45 cm ve 30.63 cm'dir.

Anatomi-veteriner hekimlik
Muhammet Alperen Fidan
Aksaray University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Koronavirus hastalığının (Covid-19) gastrointestinal sistem üzerine etkileri

Bu araştırmada koronavirus hastalığının (Covid-19) gastrointestinal sistem üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla covid-19 geçirmiş katılımcılardan anket yoluyla elde edilen veriler analiz edilmeye çalışılmıştır. Tarama modelinin kullanıldığı araştırmada katılımcılara ait demografik bulgular ve covid-19 hastalık geçirenlerde görülen yorgunluk, kilo kaybı, iştahsızlık, ağız kuruluğu, boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü, karın ağrısı, mide bulantısı, kusma ve ishal gibi semptomların hangi oranda görüldüğü belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmaya gönüllülük esasına göre belirlenen 115 kişi katılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre en yaygın olarak görülen semptomun % 95.1 ile yorgunluk olduğu tespit edilmiştir.. Ayrıca, bu çalışmada % 29 karın ağrısı, % 56.4 iştahsızlık (anoreksiya), % 45 bulantı, % 14 kusma ve % 28 oranında ishal vakasına rastlanmıştır. Yapılan çalışmada covid-19 hastalarında gastrointestinal belirtilerin değerlendirilmesinin çok önemli olduğu ve bu hastalarda gastrointestinal belirtilere de dikkat edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Böylece solunumla ilgili belirtiler göstermeyen hastaların erken dönemde covid-19 tanısı için hastalığı hafif geçiren kişilerin klinik özelliklerini tanımlamanın önemli olduğu kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Gastrointestinal sistem, Koronavirüs, Pandemi

COVID 19Gastrointestinal sistemKorona virüsler+1
Halime Bulem Özüdoğru
Aksaray University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çin kazı (Anser Cygnoides) dalağının histolojik ve taramalı elektron mikroskobik (sem) yöntemle incelenmesi

Dalak, vücuttaki en büyük ikincil bağışıklık organıdır ve kanla taşınan antijenlere karşı bağışıklık reaksiyonlarını başlatmaktan ve kanın yabancı maddelerden ve eski veya hasar görmüş kırmızı kan hücrelerinin filtre edilmesinden sorumludur. Bu çalışmanın amacı Çin kazı (Anser cygnoides) dalağının anatomik, histolojik ve Taramalı Elektron Mikroskobik (SEM) olarak araştırılmasıdır. Araştırma Aksaray'da özel bir işletmeden temin edilen Çin kazları kullanılarak ortaya konmuştur. Araştırmada 12 adet (6 tane erkek + 6 tane dişi) sorunsuz büyük Çin kazı (Anser cygnoides) ile yapılmıştır. Çin Kazlarına premedikasyon amacıyla 10-12 mg/kg xylazine, anestezi için 30-40 mg/kg oranında intramüsküler ile ketamin (ketalar) verilmiştir. Sonrasında dalaktan doku örnekleri alınmıştır. Rutin histolojik tespit ve takip işlemlerinden sonra dokulardan 5–6 mikron kalınlığında kesitler alınarak Hematoxilen Eosin (HE) boyama metodu ile mikroskobik düzeyde incelenmiştir. Anatomik inceleme sonucunda, Çin kazı (Anser cygnoides) dalağı glanduler ve muskuler midenin bir araya geldiği yerde gözlendi. Dalak midenin hemen yakınında, karaciğerin sağ lobunun üst tarafında yer alan bir organdır. Çin kazı (Anser cygnoides) dalağı lacivertimsi-kahve bir renkte görüldü. Yine Çin kazı (Anser cygnoides) dalağının yumurta şeklinde olduğu dikkati çekti. Çin kazı (Anser cygnoides) dalağının histolojik değerlendirmeleri sonucunda; organı dıştan saran bağ doku kapsülü ve bu bağ dokunun organ içerisine gönderdiği trabeküller gözlendi. Kapsül ve trabeküllerde bol miktarda düz kas tellerine rastlandı. Kapsül içinde yer yer lenf folikülleri ve subkapsüler sinüs gözlendi. Organın parenşiminin beyaz ve kırmızı pulpa alanlarından oluştuğu görüldü. Beyaz pulpa; merkezinde yer alan arteria sentralisin etrafında toplanmış lenfoid doku ve damarlar etrafındaki seyreden lenfatik kordonlardan oluştuğu gözlendi. Kırmızı pulpanın ise bol miktarda kan içeren venöz sinuslar ve kırmızı pulpa alanlarından oluştuğu dikkat çekti. T lenfositlerin yerleşim gösterdiği arteria sentralis etrafında periarteriyoler lenfoid kılıf (periarterioler lymphoid sheat, PALS) gözlendi. Ayrıca lenf foliküllerinin içinde germinal merkez saptandı. Yine lenf folikollerinin etrafında marjinal sinüs ve marjinal bölgede gözlendi. Çin kazı (Anser cygnoides) dalağının Taramalı Elektron Mikroskobik (SEM) bulgularında organı dıştan saran bağ doku kapsülü düşük büyütmede düzgün seyirli iken daha yüksek büyütmelerde ve enine kesitte ipliksel uzantılar dikkat çekti. Dalağın enine kesitinde beyaz pulpa, kırmızı pulpa marjinal bölge ve trabeküller iyi bir şekilde ayırt edildi. Beyaz pulpanın yüksek büyütmelerinde arteria sentralis ve etrafında yer alan periarteriyoler lenfoid kılıf (PALS) gözlendi. Kırmızı pulpada yüksek büyütmelerde venöz sinüsler ve lenfositler görüldü. Yine kırmızı pulpada yüksek büyütmelerde venöz sinüslerin birbirleriyle oluşturduğu bağ gözlendi. Yapılan çalışma sonucunda, literatürde rastlamadığımız ancak Çin kazı (Anser cygnoides) dalağında dıştan saran bağ doku kapsülünün içinde çok sayıda birbirinden bağımsız lenf foliküllerini tespit ettik. Anahtar Kelimeler: Çin kazı (Anser cygnoides), histoloji, dalak, Taramalı Elektron Mikroskop (SEM), lenfatik sistem

Burak Kaya
Aksaray University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Alman Mast kazı (Anser anser) ile Fransız Toulouse kazı (Anser anser) Organa oculi Optica ve Organa oculi Accessoria anatomik yapılarının karşılaştırılmalı olarak incelenmesi

Bu çalışmada Fransız Toulouse kazı ile Alman Mast kazının göz yapısının incelenmesi, karşılaştırmalı olarak ölçümlerinin yapılması ve bu ölçümlerin aritmetik ortalamalarının belirlenmesi ve ikili olarak karşılaştırma yapılarak aradaki farkların tespit edilmesi amaçlanmıştır. 6 adet erkek Fransız Toulouse kazının iki comissura arasındaki mesafenin ortalaması 7.22 mm, bulbus oculi yatay genişliği ortalaması 14.72 mm, lens dikey genişliği ortalaması 4.71 mm, lens yatay genişliği ortalaması ise 4.63 mm olarak ölçülmüştür. 6 adet dişi Fransız Toulouse kazında ise iki comissura arası mesafenin ortalaması 6.95 mm, bulbus oculi yatay genişliği ortalaması 13.98 mm, lens dikey genişliği ortalaması 4.09 mm, lens yatay genişliği ortalaması ise 3.99 mm olarak bulundu. 6 adet erkek Alman Mast kazının iki comissura arasındaki mesafenin ortalaması 5.95 mm, bulbus oculi yatay genişliği ortalaması 13.59 mm, lens dikey genişliği ortalaması 3.83 mm, lens yatay genişliği ortalaması da 3.75 mm'dir. 6 adet dişi Alman Mast kazının iki comissura arasındaki mesafenin ortalaması 5.57 mm, bulbus oculi yatay genişliği ortalaması 12.55 mm, lens dikey genişliği 3.49 mm, lens yatay genişliği 3.31 mm'dir. Bu verilere bakıldığında ölçüm olarak Fransız Toulouse kazının Alman Mast kazına, erkek cinsiyetinin de dişiye göre uzunluk olarak bir üstünlüğü bulunmaktadır. Yapılan çalışmada karşılaştırılan Fransız ve Alman kazları arasında anatomik yapı olarak benzer, ölçüm olarak farklılıkların olduğu kanısına varıldı.

Mehmet Kara
Aksaray University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Alman Mast kazı (anser anser) ile Fransız Toulouse kazı (anser anser) neurocranium'unu ve viscerocranium'unu oluşturan kemiklerin makroanatomisinin karşılaştırılmalı olarak incelenmesi

Bu araştırmada Alman Mast kazı ile Fransız Toulouse kazı neurocranium'unu ve viscerocranium'unu oluşturan kemiklerin makroanatomik incelenmesi, kemik yapılarının karşılaştırmalı olarak ölçümlerinin yapılması ve bu ölçümlerin aritmetik ortalamalarının belirlenmesi, bu iki kaz türü ve kanatlı hayvan türleri ile karşılaştırma yaparak farklılıkların ve benzerliklerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. 6 adet erkek Alman Mast kazının os frontale dikey uzunluğunun ortalaması 28,91 cm, os parietale genişliğinin ortalaması 28,15 cm, os occipitale genişliği ortalaması 30,71 cm, mandibulae uzunluğu ortalaması 106,33cm, burun deliği dikey çapı ortalaması 20,85 cm ve premaxillar uzunluğu ortalaması 73,61 cm olarak ölçüldü. 6 adet dişi Alman Mast kazının os frontale dikey uzunluğunun ortalaması 25,82 cm, os parietale genişliğinin ortalaması 27,40 cm , os occipitale genişliği ortalaması 30,20 cm, mandibulae uzunluğu ortalaması 105,31 cm, burun deliği dikey çapı ortalaması 17,80 cm ve premaxillar uzunluğu ortalaması 74,91 cm olarak ölçüldü. 6 adet erkek Fransız Toulouse kazının os frontale dikey uzunluğunun ortalaması 29,76 cm, os parietale genişliğinin ortalaması 31,37 cm, os occipitale genişliği ortalaması 29,72, mandibulae uzunluğu ortalaması 117,04 cm, burun deliği dikey çapı 21,37 cm ve premaxillar uzunluğu ortalaması 82,20cm olarak ölçüldü. 6 adet dişi Fransız Toulouse kazının os frontale dikey uzunluğunun ortalaması 27,75 cm, os parietale genişliği ortalaması 31,26 cm, os occipitale genişliği ortalaması 29,10 cm, mandibulae uzunluğu ortalaması 112,0 cm, burun deliği dikey çapı ortalaması 19,32 cm ve premaxillar uzunluğu ortalaması 86,53 cm olarak ölçüldü. Bu verilen ölçüm sonuçları göz önünde bulundurulduğunda Fransız Toulouse kazının Alman Mast kazına, cinsiyet faktörüne bakıldığında erkelerin dişeye göre üstünlük sağladığı tespit edildi. Sonuç olarak iki kaz türü arasında anatomik yapı olarak benzerlik olmakla birlikte istatistiksel veriler ışığında farklılıkların olduğu da düşünülmektedir.

Fidan Büyükyazı
Aksaray University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Saksağan (pica pica) ve kınalı keklik (alectoris chukar)'te karşılaştırmalı olarak plexus lumbosacralis'in makroanatomik incelenmesi

Amaç: Çalışmada, saksağan (Pica pica) ve Kınalı keklik (Alectoris chukar) plexus lumbosacralis'leri ile dallarının karşılaştırmalı olarak belirlenmesi ve her iki türdeki farklılıkların araştırılması amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Çalışmada, Erzurum İli Uzundere İlçesi ve köylerinde doğal yollarla ölen veya yaralı olarak bulunan 20 adet saksağan (Pica pica) ile Amasya İli Merzifon İlçesi'ndeki ''Keklik-05 Amasya-Merzifon Kınalı Keklik Üretim Çiftliği''nden temin edilen 20 adet Kınalı keklik (Alectoris chukar) kullanılmıştır. Her iki tür aneztezi altında öldürülüp kanları akıtıldıktan sonra, %10'luk formaldehit solüsyonu kullanılarak fiksasyonları sağlandı. Her iki türde de plexus lumbosacralis'i oluşturan sinirlerin her biri ayrı ayrı diseke edilerek fotoğrafları çekildi. Bulgular: Plexus lumbosacralis'i çalışılan her iki türde 8 adet (2-9) synsacral spinal sinirin ventral dallarının bir araya gelerek oluşturduğu tespit edilirken, n. ilioinguinalis'in sadece Kınalı keklikte var olduğu görüldü. Saksağanda n. femoralis'in iki ana dala ayrıldıktan sonra, bu dalların da ikişer adet caudal dala ayrıldığı; Kınalı keklikte ise n. femoralis'in üç ana dala ayrılarak cranial'de yer alan dalın üç caudal dala, caudal'de yer alan dalın ise iki caudal dala daha ayrıldığı tespit edildi. Saksağanda n. peroneus'un vermiş olduğu en kalın ve en sonda yer alan dalın n. peroneus profundus olduğu görülürken, Kınalı keklikte n. peroneus profundus'un, n. peroneus'tan musculer dallardan daha sonra ayrıldığı, orijinini takiben n. peroneus superficialis ile paralel bir şekilde seyrettiği belirlendi. Sonuç: Araştırılan her iki türde de plexus lumbosacralis'in oluşumu ile bu plexus'u meydana getiren sinirlerin yayılımlarının anatomik yapı ve seyiri itibariyle birçok kanatlı türüyle büyük oranda benzerlik gösterdiği belirlendi. Ancak, keklikte plexus sacralis'i oluşturan sinirlerin ve bu sinirlerin yan dallarının saksağana göre daha kalın olduğu tespit edildi.

Anatomi-veteriner hekimlikKeklikKuşlar+4
Hülya Kara
Atatürk University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Sülün (Phasianus colchicus) ve şahinde (Buteo buteo) ön ekstremitelerin morfolojik incelenmesi ile bilgisayar destekli modellemesi

Amaç: Sürekli kanat çırparak kısa mesafeler uçabilen Sülün (Phasianus colchicus) ile uzun mesafeler boyunca göç eden ve süzülerek uçan Şahin (Buteo buteo)'e ait ön ekstremite anatomisini karşılaştıran detaylı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışma Sülün ve Şahin`e ait ön ekstremite anatomisini incelemek ve elde edilen bulgular ile uçuş karakteristikleri arasında bir bağlantı kurmak amacı ile yapılmıştır. Çalışmanın anlaşılabilirliğini arttırmak ve görsel olarak zenginleştirmek için iki kuş türüne ait üç boyutlu kemik ve kas modellemeleri ve uçuş animasyonları oluşturulmuştur. Materyal ve Yöntem: Çalışmada sekizer adet dişi Sülün ve Şahin olmak üzere toplamda on altı adet yetişkin kuş kullanıldı. Kuşların tamamı makroskobik bulguların değerlendirilmesi için diseksiyon yöntemiyle incelendi. Yumuşak dokuların incelenmesinin ardından kemik dokular incelendi ve ölçümleri alındı. Sülün ve Şahin`den alınan BT (Bilgisayarlı Tomografi) görüntüleri ile elde edilen makroskobik bulgular kullanılarak, özel yazılımlar aracılığıyla kuşların üç boyutlu dijital modelleri oluşturuldu. Üç boyutlu modeller ve iki kuş türünün de uçuş karakteristiğini gösteren videolar kullanılarak, kuşların uçuş animasyonları hazırlandı. Bulgular: Sülün ve Şahin`de; ossa cinguli membri thoracici, ossa membri thoracici, musculi membri thoracici ve patagium`a ait anatomik yapılar detaylı olarak incelendi. Kemikler üzerindeki yapılar ve kaslar, önceki çalışmalarla karşılaştırılarak isimlendirildi. Kuşların uçuş karakteristikleri ile anatomik yapıları arasındaki fonksiyonel bağlantılar belirlendi. Üç boyutlu dijital modelleme ve animasyon hazırlandı. Sonuç: Sonuç olarak bu çalışma ile Sülün ve Şahin`e ait ossa cinguli membri thoracici, ossa membri thoracici, musculi membri thoracici detaylı olarak incelendi ve uçuş karakteristiği ile karşılaştırılarak anatomik farklılıkların fonksiyon üzerindeki etkileri tanımlandı. Ayrıca üç boyutlu dijital modeller, animasyonlar ve ''QR'' kodu gibi günümüz teknolojisini kullanan yöntemler sayesinde konuya farklı bir bakış açısı getirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Anatomi, Sülün (Phasianus colchicus), Şahin (Buteo buteo), 3B tasarım, Kanat anatomisi.

Anatomi-veteriner hekimlikBilgisayar destekli modellemeBilgisayar destekli tasarım+7
Süleyman Yüksel
Ondokuz Mayıs University · Institute of Health Sciences
2023
10
DoctorateOpen AccessTR

Taze ve alkid resin tekniğiyle hazırlanan rat beyinlerinin renk, koku ve textür özelliklerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada alkid resinle hazırlanan rat beyinlerinin gerçek dokuya benzerliğini ve beyin dokusunda alkid resin yönteminin uygulanabilirliğini ortaya koymak amacıyla, taze beyin dokusu ile renk, koku, işlenebilirlik, sertlik, elastikiyet ve yapışkanlık yönünden karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmayı yapmak için 54 adet erkek wistar albino rat kullanıldı. Sıçanların anestezisi ksilazin (5-8 mg/kg) + ketamin (75-90 mg/kg) karışımıyla İP veya İM enjeksiyon yoluyla yapıldı. Anesteziye alınan sıçanlardan 20 tanesinin karın duvarına ensizyon yapılıp Aorta abdominalis'leri kesilerek kanları boşaltıldı ve beyinleri çıkarıldı. Alkid resin yöntemi ile işlenecek olan 34 rat ise anestezi sonrasında kanları boşaltılıp Aorta abdominalis'lerinden kranial ve kaudal yönlü kateter uygulaması yapılarak Spence'in kadavra tespit sıvısı ile fiksasyonları sağlandı. Alkid resin yöntemiyle işlenecek olan ratlardan 4 tanesi sergi amaçlı materyaller üretmek için istenilen pozisyonlar verildikten sonra tespit edildi. Alkid resin yöntemiyle işlenecek örnekler sırasıyla yıkama aşaması, arındırma, gömme, ön kurutma, emdirme aşaması ve son kurutma aşamalarından geçirildi. Sonrasında taze olarak çıkarılan rat beyinleriyle alkid resin yöntemiyle işlenen beyinler renk değerleri (L*, a*, b*) ve textür özellikleri bakımından (sertlik, elastikiyet ve yapışkanlık) karşılaştırıldı. Her iki yöntemle hazırlanan materyaller oluşturulan panel ile koku ve işlenebilirlik (ensizyon) yönünden birbiriyle kıyaslandı ve alkid resinli materyallerin kokusuz ve işlenebilir olduğu ortaya konuldu. Renk değerleri bakımından alkid resinli örnekler daha sarı çıkarken, taze örneklerin daha kırmızı ve beyaz olduğu gözlendi. Alkid resinli örneklerin taze dokuya göre daha sert ve elastik olduğu, ancak yapışkanlık değerinin olmadığı belirlendi. Bu çalışma ile alkid resinin beyin dokuda tespit amaçlı uygulanabileceği, alkid resinle işlenen beyin dokusunun gerçek dokuya benzerliği, elde edilen materyallerin sergi ve eğitim-öğretim amaçlı kullanılabileceği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Alkid resin, Kadavra, Rat, Sinir Sistemi, Taze beyin

AnatomiBeyinKadavra+4
Hacı Keleş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2019
00