Reasoning
64 theses under this subject heading
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersinde akıl yürütme sorularına verdikleri cevapların epistemolojik açıdan incelenmesi
Araştırma sorgulamaya dayalı bir öğretim programı çeşitli üst düzey becerinin kazandırılması için temel oluşturmaktadır. Bu becerilerden birisi de akıl yürütme becerisidir. Türkiye'nin TIMSS verilerine bakıldığında, üst düzey becerilerden olan akıl yürütme becerisi alanında uluslararası düzeyde yeterli seviyede olmadığı görülmektedir. Bu becerinin geliştirilmesi ise sunulan eğitimin niteliği ile doğru orantılıdır. Bireylerin öğrenmelerinin sorumluluğunu aldığı ve öğrenme süreçlerinde aktif katılım gösterdiği bir öğretim modeli, bilginin kalıcılığı konusunda önemli bir unsurdur. Araştırma sorgulamaya dayalı bir öğretim programı doğası gereği epistemoloji ile doğrudan ilişkilidir. Öğrencilerin sahip olduğu epistemolojik inançlar onların öğrenme süreçleri hakkında doğrudan bilgiyi bizlere sunmaktadır. Ancak özellikle ilkokul düzeyinde alana özgü öğrencilerin epistemolojik inançlarını her boyutu ile ele alabilen çalışmaların yetersizliği de bilinmektedir. Mevcut durum göz önünde bulundurularak bu çalışmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersinde akıl yürütme düzeyindeki sorulara verdikleri cevapların epistemolojik olarak analizini nitel betimsel desen ve fenomenoloji deseni yardımı ile ortaya koymaktır. Çalışmanın örneklemini Gaziantep ilinde bulunan bir devlet ilkokulunun 2021-2022 eğitim-öğretim yılı 4. sınıfında öğrenim gören 41 öğrenci oluşturmaktadır. Literatürde ilkokul öğrencilerinin epistemolojik inançlarını ölçmeye yönelik yeterli bir ölçme aracı bulunmamaktadır. Bu nedenle çalışma kapsamında geliştirilen ve öğrencilerin akıl yürütme düzeyindeki sorulara ilişkin epistemolojik inançlarını ölçmek amacıyla geçerliği uzman görüşleri ile sağlanan 14 ana 56 alt maddeden oluşan açık uçlu sorular aracılığıyla veriler toplanmıştır. Toplanan veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, hazırlanan ölçme aracı ile öğrencilerin akıl yürütme düzeyleri ve öğrencilerin epistemolojik inançları Schommer'in epistemolojik inanç boyutlarına göre incelenmiştir. Bulgular, öğrencilerin akıl yürütme düzeyleri ile epistemolojik inançları arasında ve epistemolojik inançların da her alt boyutta farklılık göstermiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda öğrenme-öğretme süreçlerine ilişkin tartışma ve önerilere yer verilmiştir.
İlköğretim öğrencilerinin orantısal akıl yürütmeye dayalı sözel problemler ile gerçekçi cevap gerektiren problemleri çözme becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin orantısal akıl yürütme becerisi gerektiren problemler ile orantısal akıl yürütme problemleri gibi gözüken ancak gerçekçi cevap gerektiren problemleri çözme düzeyleri, bu problemlerin çözümlerinde kullandıkları stratejiler ve sınıf seviyelerine (6., 7. ve 8. sınıf) göre farklılık olup olmadığını incelemektir.Bu araştırma 2008-2009 eğitim-öğretim yılı Adana ili Seyhan ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ilköğretim okullarının 6., 7. ve 8. sınıflarında okuyan öğrenciler arasından tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 570 öğrenci ile yapılmıştır. Araştırma için veri toplama aracı olarak orantısal akıl yürütme problemleri ile gerçekçi cevap gerektiren problemleri içeren problem testi uygulanmıştır. Öğrencilerin gerçekçi cevap gerektiren problem durumlarını nasıl yorumladıklarını ve bu problemleri çözme sırasındaki düşüncelerini belirlemek amacıyla her bir sınıf düzeyinden 10 öğrenci olmak üzere toplam 30 öğrenci seçilerek görüşme yapılmıştır.Veri toplama aracından elde edilen verilerin analizleri öğrencilerin orantısal akıl yürütme gerektiren problemlerde gerçekçi cevap gerektiren problemlere göre daha başarılı olduklarını göstermiştir. Bu araştırma sonucunda öğrencilerin matematikle gerçek hayat durumları arasında ilişki kurmakta zorlandıkları belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Problem Çözme, Orantısal Akıl Yürütme Problemleri, Gerçekçi Cevap Gerektiren Problemler
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin uzunlukları ölçme konusundaki farklı problem türlerine yönelik akıl yürütme tiplerinin incelenmesi
Bu araştırma ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin uzunlukları ölçme konusundaki farklı problem türlerinde kullanmaları gereken akıl yürütme tiplerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılında Yozgat ili Sorgun ilçe merkezinde bulunan, iki farklı ilkokulda görev yapan araştırmaya katılmaya gönüllü iki 4. sınıf öğretmeni ve bu öğretmenlerin sınıflarında bulunan 50 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma nitel araştırma yöntemi içerisinde yer alan, durum çalışması deseni olan iç içe geçmiş çoklu durum çalışması şeklinde olduğundan, verilerin toplanması ve analiz edilmesi belli bölümlere ayrılmıştır. Uygulama yapılan iki sınıftan başarılı, orta ve alt düzey akademik başarısı olan öğrencilerden üçer tane öğrenci ile uygulama yapılan problemler üzerine mülakat yapılmıştır. Bu öğrencilerden, uygulaması yapılan problemleri "Nasıl çözdükleri" sorularak sesli bir şekilde anlatmaları istenmiştir. Seçilen öğrencilerin Akıl Yürütme Testinde (AYT) hangi soruda ne tip akıl yürütmeler kullandıkları belirlenmiştir. Öğretmenler ile problem türleri, akıl yürütme ve akıl yürütme tipleri üzerine mülakatlar yapılmıştır. Her iki sınıfta da uzunlukları ölçme konusunun anlatıldığı hafta boyunca ders gözlemleri yapılmıştır. AYT sonucu elde edilen veriler öğrencilerin problem türlerine göre hangi akıl yürütme tiplerini kullandıklarını göstermiştir. Mülakatlardan elde edilen veriler nitel betimsel analiz yöntemine göre analiz edilerek sunulmuştur. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre katılımcı sınıf öğretmenlerinin derslerinde çoğunlukla müfredat bağımlı ve rutin problemler kullandıkları ve üst düzey akıl yürütmeler gerektiren problemlere yer vermekten kaçındıkları görülmüştür. Ayrıca her iki öğretmen tarafından ders sürelerinin konu anlatımları ve farklı problem çözümleri için yetmediği düşünülmektedir. Bu durum düşünüldüğünde öğretmenlerin çeşitli nedenlerle (öğrenci seviyeleri arasında farklar, süre-zaman problemi v.b.) farklı problemlere derslerinde yer vermediği görülmüştür. Ancak öğrencilerin farklı türden problemlerin çözümünde başarılı olabilmeleri için benzer problem durumlarıyla sınıf ortamında karşılaşmaları gerekmektedir. Bu bağlamda araştırma sonuçları farklı sınıf seviyelerinde öğretmenlerin problem içeriği olarak müfredat bağımlı ve rutin problemler kullandıkları sonucuna ulaşan çalışmaları desteklemektedir. Bunun yanı sıra günlük yaşam problemleri, rutin olmayan ve müfredat bağımsız problemlerin ise derslerde kullanılmadığı görülmüştür. Bu durum ders kitaplarında farklı türden problemlere yer verilmesinin önemini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Akıl Yürütme, Akıl Yürütme Tipi, Problem Çözme, Problem Türleri, Uzunlukları Ölçme
Sekizinci sınıf öğrencilerinin orantısal akıl yürütmeleri ve Van Hiele geometrik düşünme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, sekizinci sınıf öğrencilerinin orantısal akıl yürütme ve Van Hiele geometrik düşünme düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın içeriği ve amacına uygun olarak nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Kırşehir ilinde bulunan beş farklı devlet okulunda eğitim gören sekizinci sınıf öğrencileri arasından olasılıksız örnekleme yöntemlerinden amaçlı örnekleme yoluyla seçilen 255 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmanın veri toplama sürecinde öğrencilere Arıcan (2019a) tarafından geliştirilen 22 çoktan-seçmeli sorudan oluşan orantısal akıl yürütme testi ve Duatepe (2000) tarafından Türkçeye çevrilen 25 çoktan-seçmeli sorudan oluşan Van Hiele geometrik düşünme düzey testi uygulanmıştır. Öğrenciler tarafından birer ders saatinde cevaplandırılan testler araştırmacı tarafından Excel dosyasına kaydedilmiştir. Öğrencilerden elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Öğrencilerin orantısal akıl yürütme test puanlarının Van Hiele geometrik düşünme düzeylerine göre anlamlı olarak değişip değişmediğini belirlemek için ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda sekizinci sınıf öğrencilerinin orantısal akıl yürütme testinde bulunan sorulardan doğru orantı becerisini ölçen soruları ters orantı becerisini ölçen sorulara kıyasla daha kolay cevaplandırdıkları bulunmuştur. Van Hiele geometrik düşünme düzeyleri testinde sekizinci sınıf öğrencilerinden beklenen düzey 3 seviyesinde sadece 10 tane öğrencinin bulunduğu sonucu elde edilmiştir. Öğrencilerin büyük çoğunluğunun düzey 1 seviyesinde yer aldığı belirlenmiştir. Araştırmada öğrencilerin orantısal akıl yürütme testinden aldıkları puanlar arttıkça Van Hiele geometrik düşünme düzeylerinin de arttığı görülmüştür. Van Hiele geometrik düşünme düzeylerinden en az düzey 2 olan öğrencilerin orantısal akıl yürütme testinden en çok düzey 1 olan öğrencilere kıyasla anlamlı olacak şekilde ortalama olarak daha fazla puan aldıkları tespit edilmiştir. Ayrıca, öğrencilerin orantısal akıl yürütme puanları ile Van Hiele geometrik düşünme düzeyleri arasında anlamlı düzeyde çok zayıf pozitif bir ilişki belirlenmiştir.
İlköğretim matematik öğretmen adaylarının dikdörtgenlerin alanlarının ölçümünde orantısal akıl yürütme bilgi kaynaklarını kullanma becerileri
Bu çalışma, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının dikdörtgenlerin alanlarını nasıl anlamlandırdıklarını ve dikdörtgenlerin alanlarını hesaplamayı gerektiren problemlerde orantısal akıl yürütme becerilerini nasıl kullandıklarını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın içeriği ve amacı göz önünde bulundurularak nitel araştırma desenlerinden bütüncül çoklu durum deseni kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini 2021-2022 güz döneminde İç Anadolu Bölgesi'nde bulunan bir üniversitedeki ilköğretim matematik öğretmenliği programında öğrenim gören amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilmiş olan sekiz öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada, öğretmen adayları ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Veri toplama sürecinde araştırmacının hazırladığı dikdörtgenin alanı ile ilgili açık-uçlu altı sorudan oluşan bir çalışma kâğıdı kullanılmıştır. Öğretmen adayları ile yapılan mülakatlar sonucunda elde edilen veriler ve araştırmacının gözlemci notları içerik analizi ile çalışma sorularına verdikleri yanıtlar doküman analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Öğretmen adaylarının orantısal akıl yürütmelerinin gelişmişliğini değerlendirmek için Weiland vd. (2020) tarafından geliştirilen 10 başlıktan oluşan bir teorik çerçeve kullanılmıştır. Bu teorik çerçeve öğretmenlerin akıl yürütmelerinin gelişmişliğine işaret eden 19 bilgi kaynağı içermektedir. Öğretmen adaylarından elde edilen veriler bu bilgi kaynakları ışığında analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda öğretmen adaylarının dikdörtgenin alanını bulurken formül odaklı ilerledikleri, düzgün olmayan şekillerin alanını bulurken zorlandıkları ve uzunluk, alan birimlerine dikkat etmedikleri bulunmuştur. Bununla birlikte, orantısal akıl yürütme sorularında zorlandıkları, çarpımsal karşılaştırma sorularında toplamsal düşündükleri, doğru orantı ve ters orantıyı fark edemedikleri saptanmıştır. Öğretmen adaylarının kullandıkları bilgi kaynakları incelendiğinde, "orantılı durum", "paylaştırma ve döşeme", kovaryans", "çarpımsal karşılaştırma" ve "karşılıklı kenarlar arasında oran" olarak beş çeşit bilgi kaynağının sekiz aday tarafından kullanıldığı görülmüştür. Diğer taraftan, "büyütme/küçültme", "sabit oran", "birim oran", "denklik", "toplamsal düşünme", "kendi içinde oran" ve "yatay alan bilgisi" bilgi kaynaklarını kullanan adaylar orantısal akıl yürütme düzeyleri açısından diğer adaylara göre fark oluşturmuşlardır. Bulgular ışığında dikdörtgende alan konusunun öğretiminde temel kavramlar oluştuktan sonra, kavramsal bilgilerden hareketle alan ilgili formüllerin kazandırılmasının anlamlı öğrenme açısından daha yararlı olacağı, orantısal akıl yürütme becerisinin gelişimi için, öğrencinin akıl yürütebileceği, muhakeme içeren ve doğrulama yapabileceği günlük yaşam problemlerinin kullanılması araştırmanın önerileridir.
Okul öncesi dönemdeki çocukların matematiksel akıl yürütme becerilerine kodlama eğitiminin etkisi
Bu araştırma, okul öncesi dönemdeki çocukların matematiksel akıl yürütme becerilerine kodlama eğitiminin etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020 – 2021 eğitim öğretim yılında Adana il merkezine bağlı Çukurova ilçesinde yer alan bir ilkokulun anasınıflarına devam etmekte olan 29 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada, ön test - son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın deney grubunda 17 çocuk, kontrol grubunda ise 12 çocuk yer almaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile Ergül (2014) tarafından geliştirilen "Erken Matematiksel Akıl Yürütme Becerileri Değerlendirme Aracı" kullanılmıştır. Müdahale öncesinde değerlendirme aracı her iki gruba da ön test olarak uygulanmıştır. Ardından deney grubuna "Kodlama Eğitim Programı" uygulanırken kontrol grubundaki çocuklar normal eğitim müfredatlarına devam etmişlerdir. Müdahale sonunda ise değerlendirme aracı her iki gruba son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler, betimsel istatistiksel ve normallik testi sonuçları dikkate alınarak analiz edilmiştir. Araştırma sonunda, kodlama eğitiminin çocukların matematiksel akıl yürütme becerileri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarının ön test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmazken, deney grubuna uygulanan müdahale programı sonrasında deney grubundaki çocukların matematiksel akıl yürütme becerileri son test puanlarının kontrol grubundaki çocukların son test puanlarından istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: okul öncesi eğitim, matematiksel akıl yürütme, kodlama eğitimi, kodlama
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının akıl yürütme stilleri ile eleştirel düşünme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının akıl yürütme stilleri ile eleştirel düşünme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında iki ayrı üniversitenin eğitim fakültelerinin 1., 2., 3., 4. sınıflarında öğrenim gören 434 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Duran (2019) tarafından geliştirilen Akıl Yürütme Stilleri Ölçeği ve Semerci (2016), tarafından geliştirilen Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının akıl yürütme stilleri ile eleştirel düşünme becerileri arasında orta düzeyde, pozitif anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının akıl yürütme stilleri ile eleştirel düşünme becerileri cinsiyet, sınıf düzeyi, üniversite, anne-baba eğitim düzeyi, ekonomik durum, anne tutumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının eleştirel düşünme becerilerinde bölüm tercihindeki etkene, kitap okuma sıklığına ve baba tutumuna göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının eleştirel düşünme becerileri kendi isteğiyle bölüm tercihinde bulunanlarda, her zaman kitap okuyanlarda ve babası demokratik olanlarda en yüksek düzeydedir. Çevrenin önerisiyle bölüm tercihinde bulunanlarda, ara sıra kitap okuyanlarda ve babası demokratik olmayanlarda en düşük düzeydedir. Gelecek çalışmalarda, çevrenin önerisi ve yerleşememe kaygısıyla bölüm tercihinde bulunan öğretmen adaylarının eleştirel düşünme becerilerini düşüren nedenler ortaya çıkarılabilir. Ara sıra kitap okuyan öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini yükselten önlemlerde bulunulabilir. Babası demokratik bulunmayan öğretmen adaylarının daha düşük eleştirel düşünme becerisinde bulunmalarının nedenlerini belirleyici çalışmalar yapılabilir.
Argümantasyon yoluyla fikir iklimi oluşturma: Nazım Hikmet Ran ve Necip Fazıl Kısakürek örneği
Bu çalışmada, mantık konusuyla giriş yapılarak formal ve informal mantığın açıklamaları ve kıyasları yapılmıştır. Fikir iklimi oluşturmadaki öneminden dolayı retorik sanatı ve diyalektik yöntem ele alınıp, daha sonra da Stephen Toulmin'ın Argümantasyon Kuramı açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, Nazım Hikmet Ran ve Necip Fazıl Kısakürek'in sanatçı, şair, tiyatro, dil, din, milli edebiyat ve kadın konuları üzerine oluşturdukları hükümleri içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Varılan sonuç doğrultusunda fikir iklimi oluşturmada argümanların, akıl yürütmenin, hitabın ve dolayısıyla ikna ediciliğin gücü ispatlanmıştır.
Ortaöğretimde tarih derslerinin öğrencilerin akıl yürütmelerine etkisi: Aksaray ili örneği
Araştırmada, ortaöğretimde tarih derslerinin öğrencilerin akıl yürütmelerine etkisi belirlenmeye çalışılmış, öğretmen ve ders kitabı boyutları da ele alınmıştır. Araştırma betimsel araştırma modelinde tasarlanmıştır. Nitel veri toplama teknikleri kullanılmıştır. Araştırmada ders kitabı boyutu için içerik analizi uygulanmıştır. Öğretmenlerden görüşme yoluyla bilgi alınmıştır. Öğrencilere tarihsel materyallere ilişkin akıl yürütmelerini sağlamak için öncüllerin verilerek sonucun istendiği ve sonucun verilerek öncüllerin istendiği iki form hazırlanmıştır. Bu formlar eğitim-öğretim yılı başında ve sonunda öğrencilere uygulanmış ve bu formlardaki öğrenci yorumları analiz edilmiştir. Bu doğrultuda Aksaray Anadolu Öğretmen Lisesi, Aksaray Anadolu Lisesi ve Aksaray Ticaret Meslek Lisesi?nde bulunan 9. sınıf öğrencilerinden elde edilen toplamda 262 veri formu değerlendirilmiş ve altı tarih öğretmeni ile görüşme yapılmıştır. Araştırmada öğrencilerin tarihsel materyallere ilişkin yürüttükleri akıl yürütmelerin nitelikleri ile ders kitabında sunulan ve öğretmenlerin vurguladıklarını söyledikleri akıl yürütmelerin niteliklerinin tutarlı olup olmadığına bakılmıştır. Ders kitaplarının sunduğu materyal ve buna dayalı akıl yürütmelerin öğrenci akıl yürütmelerine göre daha üst seviyede olduğu saptanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin kullandıklarını/kullanmadıklarını söyledikleri akıl yürütmeler ile öğrencilerin akıl yürütmelerinin tutarlı olduğu belirlenmiştir. Okul türleri açısından bakıldığında giriş sınavında daha yüksek puanla giriş yapabilenokulların öğrencilerinin daha iyi akıl yürütme yapabildikleri görülmüştür. Cinsiyet açısından ise öncüllerin istendiği formlarda kızlar lehine, sonucun istendiği formlarda erkekler lehine bir farklılık belirlenmiştir..
Fen bilgisi öğretmen adaylarının bazı kimya konularındaki höristik kullanımlarının incelenmesi
Öğrenciler tarafından sıklıkla kullanılan ve öğrencilerdeki bilişsel yolu azaltan kestirme yollu stratejilerin (höristikler) belirlenmesi ve bu höristiklerin sezgisel yargılama ve karar verme proseslerinde önyargılara nasıl sebep olduklarının tespit edilmesi, analitik düşünme yollarını daha fazla geliştirebilecek eğitim stratejileri oluşturmaları hususunda eğitimcilere yardımcı olacaktır. Bu araştırmanın amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının "hidrojen bağı", "bileşiklerin bağıl asitlik/bazlık kuvvetleri", "bileşiklerin erime/kaynama noktalarına göre sıralanması" ve "bileşiklerin çözünürlüklerinin kıyaslanması" konuları ile ilgili akıl yürütme süreçlerinde etkili olan höristikleri belirlemek ve bu höristiklerin çalışma mekanizmalarını Talanquer tarafından önerilen on höristik modelini esas alarak kimya alanına özgü bir şekilde açıklamaktır. Bu araştırmada nitel araştırma metotlarından biri olan fenomenografik araştırma metodu kullanılmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, Fen Bilgisi Öğretmenliği programına kayıtlı 30 öğretmen adayı ile yukarda bahsedilen her bir kimya konusu için ayrı ayrı mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Mülakatlar sürecinde katılımcılardan yukarda bahsedilen kimya konuları ile ilgili olarak hazırlanmış mülakat protokollerinde yer alan soruları cevaplamaları istenmiştir. Araştırma sonucunda Talanquer tarafından önerilen on höristiğin katılımcıların bahsedilen kimya konuları ilgili yorumlarını etkilediği tespit edilmiştir. Araştırmada ayrıca bu etkiler sonucu öğrencilerin çoğunlukla etkili analitik akıl yürütmeler yerine kestirme yollu stratejileri kullandığı ve böylelikle de sorularda kastedilen hedef nitelikleri değerlendirmedikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların kendilerine sorulan her bir farklı kimya sorusuna vermiş oldukları cevaplardan farklı cevap desenleri elde edilmiştir. Bu desenlerden doğru cevabı ihtiva edenlerin oranlarının genel olarak oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. Araştırma ile ayrıca öğrencilerin kendilerine sorulan her bir kimya sorusunu çözme süreçlerinde etkili olan höristiklerin kullanım sıklıkları da belirlenmiştir. Yukarda bahsedilen kimya konularında etkili olan höristiklerin çalışma mekanizmaları da bu tez kapsamında yapılan araştırmalar ile kimya alanına özgü bir biçimde açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Fen Eğitimi, Hidrojen Bağı, Höristik, Kimya Eğitimi, Akıl Yürütme
İlköğretim matematik öğretmenlerinin matematikte kusurlu akıl yürütme hakkındaki bilgi düzeyleri ve görüşleri
Bu çalışma ilköğretim matematik öğretmenlerinin kusurlu akıl yürütme hakkındaki bilgi düzeylerini ve görüşleri almak amacı ile hazırlanmıştır. Öncelikle akıl yürütme üzerine bilgiler verilerek kusurlu akıl yürütmenin daha anlaşılır hale gelmesi sağlanmış ve kusurlu akıl yürütme ile kavram yanılgısı arasındaki ilişki de açıklanmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verileri için 2 uzman akademisyenin görüşleri alınarak yarı yapılandırılmış bir görüşme formu hazırlanmıştır. Çalışmada uygun veya erişebilirlik örneklem yöntemi kullanılarak ilköğretim matematik öğretmenlerinin hizmet süreleri dikkate alınıp 20 öğretmenden, 6 açık uçlu soru ile veriler toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analiz tekniği kullanılarak öğretmenlerin yanıtları araştırmacı tarafından değerlendirilerek eklenmiştir. Elde edilen bulgular öğretmenlerin matematiksel akıl yürütme, matematikte kusurlu akıl yürütme, kusurlu akıl yürütme ile kavram yanılgısı arasındaki ilişki, kusurlu akıl yürütmenin psikolojik bir yansıma olması/olmaması, kalıp çözümlerin kusurlu akıl yürütmeye neden olması/olmaması şeklinde alt başlıklara ayrılarak çalışmada işlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular çerçevesinde matematikte kusurlu akıl yürütmenin öğrenciler üzerindeki etkisi ile ilişkili birtakım önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Matematiksel Düşünce, Matematik Eğitimi, Matematiksel Akıl Yürütme, Kusurlu Akıl Yürütme.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının bazı kimya konularındaki akıl yürütmelerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının bazı Kimya Konularındaki Akıl Yürütmelerini (KKAY) incelemektir. Bununla birlikte fen bilgisi öğretmen adaylarının KKAY'leri cinsiyet, sınıf ve mezun olduğu lise türü değişkenleri açısından incelenmiştir. Bu sebeple araştırma kesitsel tarama türündedir. Çalışmaya Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen bilgisi Öğretmenliği programına kayıtlı 210 (180 Bayan, 30 Erkek) öğrenci katılmıştır. Çalışmada Cloonan ve Hutchinson (2011) tarafından geliştirilmiş olan "Kimya Konuları Akıl Yürütme Testi" (KKAYT) veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. KKAYT 38 maddeden oluşmaktadır. KKAYT atom-molekül teorisi, atomun yapısı, kimyasal bağlar, kimyasal denge, kimyasal kinetik, kimyasal reaksiyonlar, kinetik molekül teorisi, faz dengeleri, termokimya ve termodinamik konularını içermektedir. Katılımcıların KKAY'nin cinsiyet, sınıf ve mezun olduğu lise türü düzeylerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği t-testi ve ANOVA yöntemleri ile incelenmiştir. Çalışma sonucunda fen bilgisi öğretmen adaylarının çoğunun bu çalışmada incelenen kimya konuları ile ilgili olarak doğru olmayan akıl yürütmelere sahip oldukları belirlenmiştir. Araştırma verileri cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde öğretmen adaylarının KKAY'nin anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Ayrıca fen bilgisi öğretmen adaylarının KKAY'nin sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık görülmediği belirlenmiştir. Ek olarak fen bilgisi öğretmen adaylarının KKAY'nin mezun olduğu lise türü değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Ancak bu farklılık mezun olduğu lise türü bazında teker teker incelendiğinde sadece düz lise-anadolu lisesi türleri arasında anlamlı farklılığın olduğu, diğer lise türleri arasında ise anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada katılımcıların KKAY'nin düşük olduğu ve bu çalışma grubu için KKAYT'nin zor olduğu sonucunda ulaşılmıştır.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının bazı bilimsel olguları açıklamada kullandıkları sezgisel akıl yürütmeler ve höristikler
Öğretmen adaylarının bilimsel olguları açıklarken kullandıkları karar verme stratejileri ile fen eğitiminde sınırlı bilgi ve motivasyon altında hangi sezgisel akıl yürütmeler ve zihinsel kestirmeleri (Höristik) kullandığının belirlenmesi, üstbilişsel ve analitik düşünmeyi geliştirmesi açısından eğitimcilere yol gösterecektir. Bu çalışmanın amacı, Fen Bilgisi öğretmen adaylarının bazı bilimsel olguları açıklarken kullandıkları sezgisel akıl yürütmeler ve höristikleri belirleyerek çağrışımsal hafızanın üç sürecine (Nitelik yer değiştirmesi, çağrışımsal tutarlılık ve akıcılık prosesi) göre açıklamaktır. Çalışma grubunu, 2015-2016 öğretim yılının bahar döneminde Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Fen Bilgisi Öğretmenliği Bilim Dalı'nda bilimin doğası dersini almış 3. ve 4. sınıfta eğitim gören 15 öğretmen adayı oluşturmuştur. Öğretmen adaylarının başarı düzeyleri karma olarak seçilmiştir. Nitel araştırma yöntemini kullanıldığı çalışmada yarı yapılandırılmış mülakat yöntemiyle öğretmen adaylarına 9 adet soru yönlendirilmiş ve mülakatların video kayıtları alınıp analiz edilerek araştırma verileri toplanmıştır. Mülakat sonucunda elde edilen veriler kodlanarak yüzde ve frekansları tablo haline getirilmiş ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Verilerin güvenilirliği için 2 bağımsız fen eğitimcisinin cevapları kodlaması ve analiz yapması sağlanmıştır. Yapılan çalışmada öğretmen adaylarının karar verirken üç farklı strateji kullandığı tespit edilmiştir. Kullanılan bu stratejilerin detaylı analizi sonucu Öğretmen adaylarının büyük çoğunluğunun bilimsel bilgileri kullanmadan sezgisel akıl yürütme yoluyla sorulara cevap verdikleri görülmüştür. Öğretmen adaylarının karar verme sürecinde çağrışımsal hafıza süreçlerinin birini veya daha fazlasını kullandıkları tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının soruları cevaplandırırken çağrışımsal hafıza süreçlerini birlikte kullandıkları ve bu süreçlerin iç içe geçtiği görülmüştür. Çağrışımsal hafıza süreçlerini kullanan katılımcıların soruları yanlış cevaplandırdığı gibi doğru cevaplandırmasıda gözlemlenmiştir. Yapılan bu çalışma ile fen eğitiminde sezgisel akıl yürütmenin kullanımının öğretmen adaylarına ve fen eğitimi alan öğrencilere kazandırılmasının başarıyı arttıracağına yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Matematik öğretmen adaylarının görsel akıl yürütme durumlarının incelenmesi
Görsel akıl yürütmenin matematik kavramlarını anlamada yardımcı olduğu pek çok araştırmacı tarafından vurgulanmıştır. Eğitimde bu özellikten yararlanabilmek için öğretmenlerin öğrencilerin görsel akıl yürütme ile ilgili becerilerini geliştirmeleri, öncesinde ise görsel akıl yürütmenin öneminin farkında olmaları gerektiği düşünülebilir. Sonuç olarak bu amaca katkıda bulunabilmek için, bu araştırma matematik öğretmen adaylarının görsel akıl yürütme durumlarını incelemektedir.Araştırma üç gönüllü matematik öğretmen adayı ile yapılmıştır. Veriler, üçü görsel ispatı ispatlama ve biri görsel ispatı yorumlama olmak üzere öğretmen adaylarına dört görsel ispatın sorulduğu iki oturumdan elde edilmiştir. Öğretmen adaylarının görsel akıl yürütme durumlarının belirlenebilmesi amacıyla veri analizinde gömülü (grounded) teorinin teknikleri kullanılmıştır.Araştırmanın sonuçları öğretmen adaylarının görsel ispatları algılama, takip ettikleri süreç ve ulaştıkları sonuçların farkında olma ile ilgili birtakım zorluklarla karşılaştıklarını göstermiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının ispata görsel ispat üzerinden ulaşmak yerine cebire eğilim gösterdikleri, çözüm süreçlerinde ispata odaklandıkları veya ispattan uzaklaştıkları tespit edilmiştir. Bununla birlikte görsel ispat üzerindeki çözümlerinin rastgele olmadığı, görsel ispattaki şekil ve çözümleri üzerinden stratejiler uyguladıkları ortaya çıkmıştır.
Periyodik sistemin öğretim sürecinde oluşan rasyonel bilginin; üretimi, epistemolojisi ve metodolojisi
Bu çalışmada, kimya öğretmenlerinin ve öğrencilerinin öğretim sürecinde oluşturdukları söylemler temelinde, akıl yürütmelere dayalı bilgi üretimini nasıl gerçekleştirdiklerinin belirlenmesi ve bu bilgi üretiminin epistemolojik açıdan incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yaklaşımı ile durum çalışması yöntemine göre yürütülen çalışma 10.sınıf kimya öğretim programında yer alan ?Periyodik Sistem? ünitesinin öğretim süreci ile sınırlandırılmıştır. Çalışmanın grubunu Ankara ilinin farklı yerleşim merkezlerindeki farklı okullarda görev yapan 5 kimya öğretmeni ve öğretmenlerin dersini takip eden 15 öğrenci oluşturmuştur. 2009-2010 öğretim yılında yürütülen araştırmanın verileri derslerin video kayıtlı olarak gözlenmesinin yanı sıra, öğretmen ve öğrenciler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır. Elde edilen bu veriler içerik analizine tabi tutulmuştur.Periyodik sistemin öğretim sürecinde sınıf ortamında oluşturulan bilgi üretimine ilişkin felsefi bir zeminde yürütülen çalışmada bilgi üretiminin metodolojik ve epistemolojik niteliklerine yönelik sonuçlara ulaşılmıştır.Öğretim sürecinde metodolojik açıdan; çalışmada ?Bilgi Üretme Süreçleri, (BÜS)? adı altında yapısı tanımlanan süreçler ile bilgi üretildiği ortaya çıkmıştır. Bu süreçlerle oluşturulan bilgi üretiminde; öğretmen söylemlerinin şekillendirdiği a priori benimsenen bilgilerden yapılan formel nitelikte tümdengelim ve bu tümdengelimi farklı bir şekilde doğrulamak için yapılan tümevarımlara dayalı bir metodoloji söz konusudur. Bu metodolojide söz konusu a priorileri benimseme sürecinde olan ve bunlardan tümdengelim yapan öğrencilerin de katkısı vardır. Başka bir ifade ile bilgi üretiminin metodolojik yapısı genel olarak; ortak öncüllerden yapılan tümdengelimsel bir sürece dayandığı söylenebilir. Çalışmada tümevarım ve tümdengelim dışında özellikle anomalileri açıklamada geniş bir olanak sunma potansiyeline sahip ve bu açıdan Periyodik Sistemin öğretiminde de etkili yöntemler olabileceği görülen hipotetik-dedüktif ve retrodüktif yöntemlere ve bunlara bağlı bir metodolojiye rastlanmamıştır.Bilgi üretiminin söz konusu metodolojik özellikleri ile yakın bir ilişkisi olduğu ortaya çıkan epistemolojik özellikleri açısından ise; bilgi üretim sürecinde kullanılan akıl yürütme yöntemlerine bağlı olarak periyodik sistemin kendine has özellikleri çerçevesinde, kimyasal bilginin bilimsel niteliğinde a priorilik ve analitiklik gibi işlevsel değişimler oluştuğu gözlenmiştir. Diğer taraftan bu değişimlerle bağlantılı olarak indirgemecilik, totoloji ve nedensellik gibi uygun olmayan ve tartışmaya açık epistemolojik ilişkiler de ortaya çıkmıştır. Ayrıca periyodik sisteme yine akıl yürütmelere bağlı olarak farklı nedenlerle de olsa aksiyomatik bir sistem olarak yaklaşıldığı da belirlenmiştir. Bu süreçte öğretmenin öğrenci üzerindeki belirleyici ve yönlendirici özelliği de önemli bir noktayı oluşturmaktadır.Sınıf ortamında metodolojik ve epistemolojik açıdan böylesi bir bilgi üretim ortamı oluşmasının, bilimsel düşünme ve bilimin doğası anlayışları gibi fen eğitimi açısından önemli olan noktalarda ve özelde periyodik sistem-kimyasal bilgi olmak üzere bilimsel bilginin niteliğine uygun akıl yürütme becerilerini desteklemeyeceği görülmektedir. Ayrıca böylesi bir ortamın kimyasal içerik bilgilerini kazanılmasında karşılaşılan birçok sıkıntılı durum ile ilişkisi de kurulabilir. Bu genel çerçeveden bakıldığında fen ve kimya öğretiminde farklı boyutlardaki söz konusu kazanımlara ulaşmada akıl yürütmelerin bilim felsefesi zeminindeki yorumlarının bir değişken olarak ele alınması mümkündür. Bu noktada ise alternatif akıl yürütmelerin özellikle bilimsel epistemoloji ve metodoloji bağlamında ele alınması gerekli görünmektedir.Anahtar Kelimeler: Kimya eğitimi, Kimya felsefesi, Periyodik sistem, Periyodik tablo, Akıl yürütme yöntemleri, Bilgi üretimi, Epistemoloji ve Metodoloji
İlkokul 2. sınıflarda Lego MoreTomath eğitsel aracınının matematikte problem çözme, akıcılık, anlama ve akıl yürütme becerilerine etkisi: Bir vaka incelemesi
Bu araştırmada Lego MoretoMath eğitsel aracının ilkokul 2. Sınıfların matematik dersinde kullanımının akıl yürütme, anlama, problem çözme ve akıcılık becerileri üzerindeki etkisinin anlaşılması amaçlanmıştır. Çalışma aktivitelerdeki yapı oyuncaklarının ve bilgisayar yazılımının sınıf ortamında ders içerisindeki kullanımında karşılaşılan olumlu ve olumsuz durumların betimlenmesi açısından önemlidir. Bu doğrultuda 2014-2015 eğitim ve öğretim yılının ikinci döneminde okul sonrası bir etkinliğe katılan ilkokul 2. sınıf öğrencileriyle çalışılmıştır. Çalışma grubunu oluşturan 7 öğrencinin dördü erkek, üçü kız öğrencilerdir ve ağırlıklı olarak devlet okulunda öğrenim görmektedirler. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Uygulama boyunca ve uygulama bitiminde öğrencilerden gözlem, görüşme ve dokümanlarla veri toplanmıştır. Konunun daha derinlemesine anlaşılabilmesi için ayrıca öğrencilerin velilerinden ve öğretmenden de etkinliğe dair mülakatla görüşleri alınmıştır. Betimsel analiz yaklaşımı kullanılarak veriler analiz edilmiş ve araştırma sorularına paralel olacak şekilde yorumlanmıştır. Etkinlikte öğrenciler okul müfredatında gördükleri sorulardan farklı olan açık uçlu ve ulusal sınav sorularına benzer sorularla karşılaşmışlardır. Ancak MathBuilder yazılımını ve Lego parçaları olan somut materyalleri kullandıklarında sorular karşısında zorlanmamışlardır. Bulgulara göre öğrencilerin sekiz aktivitenin her birinde sınıf genelinde ortalamalarının % 85'ten yüksek olduğu, soruların anlaşılabildiği ve çözüldüğü görülmüştür. En kolay çözülen aktivitelerin problem çözme becerisine odaklanan alışveriş ve anlama becerisine odaklanan yüzme havuzu olduğu anlaşılmıştır. Aktiviteleri çözerken en fazla yapılan hataların soruyu yanlış okumadan veya soruyu anlamamaktan kaynaklandığı belirlenmiştir. Öğrencilerin her biri için ayrı ayrı performansları değerlendirilmiş ve her birinde ayrı çıktılara ulaşılmıştır. Matematik dersine karşı olumlu tutumu olan ve ders başarısı yüksek olan öğrencilerin aktivitelerden sonra hızlandığı, daha akıcı ve rahat bir şekilde çözümlerini modelledikleri görülmüştür. Matematik ders başarısı fazla yüksek olmayan ve derse karşı daha az olumlu tutum taşıyan öğrencilerde ise işlem becerilerinin arttığı, anlaşılmayan kavramların daha anlaşılır hale geldiği görülmüştür. Ayrıca her aktivitede başarma duygusu tazelenerek derse karşı ilgileri artmıştır. Öğrencilerin yeni öğrendikleri bölme kavramını etkinliklerden sonra daha net anladıkları ve modelledikleri görülmüştür. Öğrencilerin hem fikir olduğu bir başka nokta dersin eğlenceli olması, soruları yazılımla ve materyallerle çözmenin anlaşılır olmasıdır. Aktivitelerin yarısı takım çalışması yapılarak çözüldüğü için öğrencilerin sosyalleştiği ve anlamadıkları noktaları birbirlerine anlattıkları görülmüştür. Öğretmen görüşüne bakıldığında ise MathBuilder yazılımının ve somut materyallerin ders içerisinde kullanımına olumlu baktığı görülmüştür. Çünkü aktivite destekli Lego MoretoMath'in MEB müfredatında yer alan soyut kavramları somutlaştırmak için materyal kullanımı ifadesini desteklediği görüşündedir. Ayrıca öğrencilerin yaratıcılık becerilerini geliştirdiği ve birbirlerinin çözümlerini dinlemeye imkân verdiği için farklı çözüm yolları keşfetmesine fırsat verdiğini düşünmektedir. Yazılımın kullanımı öğretmen tarafından rahat bulunmasına rağmen uygulamalarda daha çok somut materyalleri kullanmayı tercih ettiği görülmüştür. Veliler mülakatlarda, öğrencilerin uygulama öncesine göre artık daha hızlı soru çözdüklerini, eğlenerek ve isteyerek kursa geldiklerini belirtmişlerdir. Sosyalleşerek ve kendi öğrenmelerinin sorumluluğunu alarak ilerleme kaydettiklerini ifade etmişlerdir. Kursu ve etkinlikleri yararlı bulmuş, yazılım ve oyuncak olarak gördükleri Lego parçalarıyla eğitimin anlaşılmayan kavramları daha da netleştirdiği konusunda hem fikir olmuşlardır. Sonuç olarak etkinliğin sonunda öğrencilerin alternatif çözüm yolları görerek problem çözme becerilerini arttırdığı, hız kazanarak daha akıcı bir şekilde işlem yaparak sayıları kullanabildikleri anlaşılmaktadır. Anlamadıkları kavramları modeller üzerinde netleştirdikleri veya yeni öğrendikleri kavramları daha rahat anladıkları gözlemlenmiştir. Sınıf içerisinde takım çalışması sırasında birbirlerinin çözümlerini dinleyerek farklı çözümleri dinleme ve değer vermelerinde bir ilerleme olduğu görülmüştür. Araştırmanın önerilerinin öğretmenlere, velilere ve uygulayıcılara aktivitelere dayalı Lego MoretoMath 'in artılarını ve eksilerini tanımlayarak uygulamanın sınıf ortamında nasıl gerçekleştirilmesi gerektiğine yönelik bir fikir vereceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aktivitelere Dayalı Lego MoretoMath, matematik, ilkokul, 2. sınıf, durum çalışması, MathBuilder, bilgisayar destekli öğretim, problem çözme, akıcılık, akıl yürütme, anlama, veli görüşü, müfredat karşılaştırması
Ortaöğretim matematik öğretmeni adaylarının muhakeme hatalarının ispatlama bağlamında incelenmesi
Matematiksel ispat; matematikteki tanım, aksiyom, teorem, sembol, simge gibi soyut kavramların anlam kazanması; matematiğin temel bileşenlerinin birbirleriyle olan ilişkilerinin açıklığa kavuşmasını sağlayan en önemli yapıdır. Bu bakımından ispat matematiksel bir sonucun doğruluğunu gösterme ya da basit bir matematiksel işlemden ziyade ilişkilendirme, soyutlama, sezgi, genelleme ve muhakeme gibi yoğun zihinsel faaliyetleri içeren bir süreçtir. Muhakeme; ispat sürecinde keşfetme, stratejiler geliştirme, varsayımda bulunma gibi becerilerinin kullanılmasını sağlayan bir araçtır. Bu nedenle matematiğin merkezinde yer alan ispat ve muhakeme birçok araştırmacı tarafından bir bütün olarak ele alınmaktadır. Matematiksel muhakeme bireylerin ulaştıkları sonuçlarda tutarlı ve mantıksal karar vermelerini sağlar ve en fazla ispat sürecinde kullanılır. Doğru bir ispat anlayışının gelişimi ancak bireylerin çeşitli mantıksal düşünme yollarını kazanmasına bağlı olarak gerçekleşir. Öğrenciler ispat sürecinde muhakemeler yürüterek bazı stratejiler geliştirirler. Ancak bazen bu stratejiler sonucunda sistematik bir yanılgıya düşerek geçersiz ispatlar oluştururlar. Bu yanılgılar muhakeme hatası olarak nitelendirilmektedir. Özelikle lisans düzeyinde matematik öğretmeni adayları matematiğin soyut ve aksiyomatik yapısıyla karşılaştıklarından matematiksel kavramlar, kavramlar arası ilişkileri, tanım ve teoremleri anlama, bunları yorumlayarak ispat oluşturmada ve doğru muhakemeler yürütmede çeşitli zorluklar yaşamaktadır. İspat sürecinde öğrencilerin doğru bir muhakeme geliştirmeleri, matematiksel ilişkileri anlama bakımından önemlidir. Bunun için bu süreçte öğrencilerin sahip olduğu hatalı muhakemelerinin belirlenmesi ve üniversite eğitimi boyunca bu hatalarının gelişimsel olarak nasıl değiştiğinin incelenmesine yönelik çalışmaların yapılması önemlidir. Bunun yanı sıra lisans düzeyinde ispatların yoğun olarak işlendiği ve doğru muhakemelerin geliştirmesinde kilit bir rol oynayan derslerde ispat sürecinde muhakemeye odaklanan noktalarının neler olduğunun belirlenmesi, bu süreçte ileriye sürülen muhakeme hatalarının analiz edilmesi önemlidir. Bu çalışma ile ortaöğretim matematik öğretmeni adaylarının ispat sürecinde sahip oldukları muhakeme hataları, muhakeme eksiklikleri ve muhakeme boşluklarını belirleme, üniversite eğitimleri boyunca bu hatalarının gelişimsel olarak nasıl değiştiğini inceleme ve bu süreçte aldıkları bazı derslerin; matematiksel muhakemelerini geliştirme, uygun stratejiler belirleme ve muhakeme hatalarının üzerindeki rolünün ne ölçüde olduğunu derinlemesine analiz etme amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda farklı sınıf seviyelerinde (1, 2, 3, 4 ve 5. sınıf) yer alan matematik öğretmeni adaylarının lisan eğitimleri boyunca muhakemelerinin nasıl bir değişim gösterdiğini belirleyebilmek için enlemsel bir gelişimsel araştırma tasarlanmıştır. Araştırmanın verileri; muhakeme hataları belirleme testleri, klinik ve yarı yapılandırılmış mülakatlar, ders gözlemleri, alan notları ve ispat sürecinde alınan ses-video kayıtları aracılığıyla elde edilmiştir. Çalışmada gözlemler sonucunda elde edilen veriler, geliştirilen gözlem formu ile analiz edilmiştir. Muhakeme hataları belirleme testleri ve klinik mülakatlardan elde edilen verileri analiz etmek için de geliştirilen muhakeme hataları belirleme ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda farklı sınıf seviyesinde yer alan öğretmen adaylarının ispat sürecinde benzer muhakeme hataları, muhakeme eksiklikleri ve muhakeme boşluklarına sahip oldukları belirlenmiştir. Bununla birlikte muhakeme hataları, eksiklikleri ya da boşlukların yoğunluk bakımından sınıf seviyelerine göre dikkate değer bir oranda değişim göstermiştir. İspat sürecinde özel bir durumdan elde edilen sonucun ispat olarak kabul edilmesi, yanlış varsayımlarla başlama gibi muhakeme hataları; matematik dilini kullanmada yetersizlik, ispata başlayamama veya başlanan bir ispatı devam ettirememe gibi muhakeme eksiklikleri; yazılan ispat adımları ile elde edilen sonucun uyuşmaması, kullanılan önermelerin gerekçelerinin sunulmaması gibi muhakeme boşluklarının üst sınıflara doğru önemli ölçüde azaldığı görülmüştür. Buna karşın sonuç ile başlama, ilgili matematiksel ifadesinin tanım aralığını dikkate almama, teoremin karşıt tersinin kendisinin mantıksal dengi olduğunun farkına varılamaması gibi hata, eksik veya boşluklarının direnç gösterdiği görülmüştür. Ayrıca ispatların yoğun olarak işlendiği farklı derslerde muhakeme veya muhakeme hataları ile ilgili odaklanılan bileşen ve göstergeler matematik dili ve sistematikleştirme, öğrenci muhakemesine odaklama ve ispat yöntemleri boyutlarında farklılaşmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda lisans düzeyinde ispatların yoğun olarak işlendiği derslerde öğretmen adaylarının doğru muhakemeler geliştirmeleri için öğretim elemanlarının nelere dikkat etmeleri gerektiği yönünde önerilerde bulunulmuştur.
Higher-order defeat, epistemic luck, and knowledge norm of belief
This thesis aims to explain why one would be wrong to stick to his belief upon learning that he has been cognitively unreliable during the reasoning whereby he formed the belief. I show that taking truth as a norm or a goal, which sets the standards of justification for belief, is untenable. For instance, on the one hand, those who take truth as the norm cannot give an explanation because they constrain epistemic reasons to evidential considerations. On the other hand, those who take truth as the goal are susceptible to trade-off objections against consequentialist and instrumentalist views in epistemology. However, I argue that a better explanation, which resides in theories that explain justification in terms of knowledge, does not face such problems. A wide range of accounts in these theories has it that epistemic justification requires being in a position to know the target proposition. By endorsing this requirement, I argue that learning about one's cognitive unreliability constitutes evidence that one is not in a position to know the target proposition because this evidence indicates that, under these conditions, one has no possible way to hold a non-accidental belief that would qualify as knowledge.
Young children's selective epistemic trust: Do children favor informants who explain in line with their predictions?
As selective social learners, children critically evaluate the sources of information and the information they are given (e.g., the relevance of an explanation). They make predictions about the world and compare their predictions to their observations. In this online study, we examined whether 5- to 6-year-old children (N=48, Mage=5,54) use the match or mismatch between their prediction and an informant's explanation as a cue in forming epistemic trust. Children were introduced to an informant who was to explain a given topic (e.g., what makes cars go). Before they heard the informant's explanation, they chose one explanation among three, i.e., two relevant (e.g., pressing the gas pedal makes a car go) and one irrelevant explanation (e.g., when I am in the car, I watch outside the window), as their prediction of how the informant would explain the topic. They predominantly predicted a relevant explanation. We manipulated whether the informant's explanation matched the child's predictions, resulting in three within-subjects conditions. In the relevant-match condition, the informant provided the relevant explanation the child predicted. In the relevant-mismatch condition, the informant offered the relevant explanation that is different from the child's prediction. In the irrelevant-mismatch condition, the informant provided the irrelevant explanation. We asked children whether 1) the informant explained the topic well, 2) they would ask the informant to learn about a new relevant topic, and 3) they would team up with the informant in a quiz game. Overall, children favored the informant in the relevant-match condition more often than the informants in the two mismatch conditions. They favored the informants equally often in the two mismatch conditions. Thus, our study showed that young children predict informants to provide relevant explanations and selectively trust those who explain as predicted.
Geogebra destekli Acodesa metodu ile 7. sınıf öğrencilerinin çokgenler konusundaki matematiksel akıl yürütmelerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, GeoGebra destekli ACODESA metodu ile desteklenen bir öğrenme ortamında ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin çokgenler konusundaki matematiksel akıl yürütmelerinin incelenmesidir. Nitel araştırma yöntemlerinden etnografik durum çalışması benimsenerek gerçekleştirilen bu çalışmanın katılımcılarını ortaokul yedinci sınıfta öğrenim gören 9 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak yedinci sınıf çokgenler konusuna yönelik hazırlanan matematiksel etkinlikler, ekran ve ses kayıtları, GeoGebra dosyaları, araştırmacının notları kullanılmıştır. Uygulama öncesinde öğrencilere 5 haftalık GeoGebra eğitimi verilmiş ve matematiksel etkinliklerin haftada bir kez olacak şekilde kullanılmasıyla uygulama süreci 6 hafta boyunca sürmüştür. Matematiksel etkinlikler dinamik matematik yazılımı ve sosyal etkileşim-iletişim ile desteklenen bir öğrenme ortamında ACODESA metodu aşamalarına göre (bireysel çalışma, takım çalışması, sınıf tartışması, öz yansıtma ve kurumsallaştırma) uygulanmıştır. Ses ve video kayıtları transkript edilerek öğrencilerin matematiksel akıl yürütmelerinin analizinde diyalojik yaklaşım ve Toulmin'in argümantasyon modeli benimsenmiştir. Verilerin analizinde matematiksel akıl yürütme çerçevesi olarak Jeannotte ve Kieran tarafından geliştirilen okul matematiği için matematiksel akıl yürütme kavramsal modeli kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgularda öğrencilerin matematiksel akıl yürütmelerinde tümdengelimsel, tümevarımsal ve geri çıkarımsal yapıları ile karşılaştırma, sınıflandırma, genelleme ve gerekçelendirme süreçleri sıklıkla ortaya çıkmıştır. Ancak Jeannotte ve Kieran'ın matematiksel akıl yürütme modeline göre analiz edilen bu çalışmada ispat ve formel ispat süreçleri ortaya çıkmamıştır. Öğrenciler bireysel olarak çalışarak takım çalışması ve sınıf tartışmalarında sundukları iddialar ve gerekçelerle iş birliği ortamında takımın veya sınıfın ortaklaşa akıl yürütmelerine katkıda bulunmuşlardır. GeoGebra ve ACODESA metodu ile desteklenen öğrenme ortamının, öğrencilerin matematiksel akıl yürütmelerinin hem yapısal hem de süreç boyutlarının ortaya çıkmasını desteklediği görülmüştür. Öğrencilerin akıl vii yürütmelerinin gözlemlenmesi ve gelişimi için öğrenme ortamlarında GeoGebra gibi dinamik matematik yazılımı kullanılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: ACODESA, çokgenler, GeoGebra, matematiksel akıl yürütme, diyalojik yaklaşım, Toulmin modeli
Sekizinci sınıf öğrencilerinin matematikle baş etme ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri ile matematiksel akıl yürütmeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı sekizinci sınıf öğrencilerinin, cebir öğrenme alanında matematiksel akıl yürütme becerileri (MAYT), problem çözmede yansıtıcı düşünme becerileri (PÇYD) ve matematikle baş etmeleri (MBE) arasındaki ilişki ile matematiksel akıl yürütme becerilerini cinsiyet, başarı durumu, çalışma saati gibi bazı değişkenlere göre incelemektir. Ayrıca öğrencilerin cebir öğrenme alanında matematiksel akıl yürütme yöntemleri ve çözümleri incelenmiştir. Bu araştırmanın evrenini, Bingöl ili Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokullarında 2018-2019 eğitim öğretim yılında öğrenim gören sekizinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Bingöl ili bir devlet ortaokulu sekizinci sınıfta öğrenim gören olasılıklı örnekleme ile seçilen 162 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın yöntemi karma yöntem olup, nicel bölümde verilerin analizinde ilişkisel tarama modeli, nitel bölümde içerik analizi kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak, kişisel bilgi formu, matematiksel akıl yürütme görüş formu, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi ölçeği, matematikle baş etme ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen matematiksel akıl yürütme testi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde; frekans, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre MBE ölçeğinin alt boyutları (problem çözmeye odaklanma, başkalarını referans alarak başa çıkma ve üretken olmayan baş etme) ve PÇYD ölçeğinin alt boyutlarıyla (sorgulama, değerlendirme, nedenleme), MAYT arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki ve olumlu etkisi görülmüş. Sadece PÇYD ölçeğinin sorgulama alt boyutunun anlamlı bir etkisi görülmemiştir. Öğrencilerin cinsiyetleri ve kitap okumalarının matematiksel akıl yürütme başarısı arasında anlamlı bir farklılık olmadığı, başarı durumu ve çalışma saatlerinde ise anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. İçerik analizi sonucunda öğrencilerin akıl yürütme yöntem ve çözümlerine dair; eksik akıl yürüterek işlemi eksik bırakmaları veya işlem hatası yapmaları, mantıksal çıkarımda bulunmalarının yeterli olmaması, soruları anlamama, zamanı etkin kullanamama ve rastgele işlem yapma gibi sonuçlar elde edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre mevcut öğretim programlarının, öğrencilerin daha iyi mantıksal çıkarım yapmalarını sağlayacak ve akıl yürütme yeteneklerini geliştirebilecek şekilde düzenlenmesi, müfredat yoğunluğunun azaltılması öğretmenlerin matematik dersinin zor olduğu kalıbını yıkmaları, öğrencilerin matematik dersine dair korku ve kaygılarının üstesinden gelmelerinde onlara rehberlik ve eğitim koçluğu yapmaları gibi önerilerde bulunulmuştur.
6-8. sınıflar matematik öğretim programında yer alan becerileri ölçmeye yönelik ölçek geliştirme çalışması
Problem çözme, iletişim, akıl yürütme ve ilişkilendirme gibi temel matematiksel becerilere ve bu becerilerin ölçülmesine verilen öneme rağmen öğrencilerin bu becerilerine yönelik ölçme araçları yetersizdir. Bu tespitten hareketle bu çalışmanın amacı; 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerine yönelik olarak Problem Çözme (PÇBÖ), İletişim (İBÖ), Akıl Yürütme (AYBÖ) ve İlişkilendirme (İKBÖ) becerilerinin değerlendirmesine dayalı ölçekler geliştirmektir. Bu amaçla öncelikle; ilgili literatür, doküman analizi, uzman ve öğretmenler ile yapılan mülakatlar ve gözlemler sonucunda her bir beceri için ayrı ayrı taslak ölçekler oluşturulmuştur. 4'lü likert tipindeki bu ölçekler, geçerlik ve güvenirliklerinin sınanması amacıyla 347 ilköğretim matematik öğretmenine uygulanmıştır.Ölçeklerin yapı geçerliği için sırasıyla Açımlayıcı (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör (DFA) Analizleri yapılmıştır. Analizler sonucunda 18 madde ve üç faktörden (Anlama, Uygulama ve Değerlendirme) oluşan PÇBÖ; 15 madde ve üç faktörden (Okuma ve Dinleme, Konuşma ve Yazma, Matematik Dilini Etkili Kullanma) oluşan İBÖ; tek faktör ve 19 maddeden oluşan AYBÖ ile iki faktörde (Disiplin İçi İlişkilendirme ve Disiplin Dışı İlişkilendirme) toplanan 8 maddeden oluşan İKBÖ ortaya çıkmıştır.Çalışmada ayrıca ölçeklerin Cronbach Alfa ve Guttman Split Half katsayıları incelenmiştir. Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayıları ölçeklerin güvenirliklerinin (PÇBÖ için 0.875, İBÖ için 0.887, AYBÖ için 0.933 ve İKBÖ için de 0.863) ve ölçeklerin iki yarısı arasındaki tutarlılıkları için test yarılama tekniği olarak hesaplanan Guttman Split Half değerlerinin (sırasıyla 0.797, 0.854, 0.924 ve 0.844) istatistiksel olarak kabul düzeyinde olduğu ortaya çıkmıştır.Bu istatistiksel analizler sonucunda ölçeklerin geçerli ve güvenilir olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın son kısmında benzer çalışmaları yapacak araştırmacılara ve öğretmenlere önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Problem Çözme, İletişim, Akıl Yürütme, İlişkilendirme, Ölçek Geliştirme
8.sınıf öğrencilerinin veri işleme süreçlerindeki istatistiksel akıl yürütme düzeylerinin incelenmesi
İstatistiğin matematikten ayrılarak, başka bir bilim dalı olarak görülmesiyle birlikte, istatistiksel akıl yürütme kavramı da ilgili alan yazında ele alınan önemli bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. İstatistiksel akıl yürütmenin bireylerde sezgisel türden geliştirilebilecek bir beceri olmadığı, bu becerinin okul eğitiminin bir parçası olarak öğrencilik döneminde geliştirilebilir olduğu ifade edilmektedir. Bu araştırmanın amacı ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin veri işleme süreç ve alt süreçlerindeki istatistiksel akıl yürütme düzeylerinin incelenmesidir. Mooney'nin ortaokul öğrencilerine yönelik geliştirdiği istatistiksel akıl yürütme gelişim düzeyleri çalışmanın kuramsal çerçevesi olarak ele alınmıştır. Araştırmada betimsel tarama deseni kullanılmıştır. Ayrıca çalışmaya gönüllü katılan 16 öğrenci ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırma, Ankara İli Etimesgut İlçesinde bulunan üç farklı devlet ortaokulundan uygun örnekleme yöntemiyle belirlenen 540 sekizinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Öğrencilerin istatistiksel akıl yürütme düzeylerinin belirlenmesine yönelik hazırlanan testte 9 adet açık uçlu soru bulunmaktadır. Bu sorulara verilen yanıtların analizi Mooney'nin istatistiksel akıl yürütme veri işleme süreç ve alt süreçlerine göre 4 seviyede değerlendirilmiştir. Bu süreçler; verilerin tanımlanması (VT), verilerin düzenlenmesi ve indirgenmesi (VD), verilerin gösterimi (VG), verilerin analizi ve yorumlanması (VA)'dır. Belirtilen bu alt süreçler Düzey 1'den Düzey 4'e doğru sıralanmaktadır. Bu düzeyler: Düzey 1: Kişiye özgü, Düzey 2: Geçici, Düzey 3: Nicel ve Düzey 4: Analitik olarak tanımlanmıştır. Öğrencilerin düzey 1'den düzey 4'e doğru istatistiksel akıl yürütmelerinin arttığı belirtilmektedir. Testten elde edilen bulgular, 8.sınıf öğrencilerinin istatistiksel akıl yürütme düzeylerinin ortalamasının 1,85 olduğunu göstermektedir. Mooney (2002)'ye göre bu değerin, Düzey 2'ye yakın olmakla beraber, Düzey 1 ile Düzey 2 arasında olduğu söylenebilir. Diğer bir ifade ile 8.sınıf öğrencilerinin yüzde 46'sının İAY düzeylerinin Düzey 1 ile Düzey 2 arasında; yüzde 32,4'ünün Düzey 2 ve Düzey 3 arasında; yüzde 3,7'sinin Düzey 3 ile Düzey 4 arasında yer aldığı tespit edilmiştir. Düzey 4'e en yakın ortalamaya sahip yalnız bir öğrenci bulunmaktadır. Öğrencilerle yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular içerik analizi ile analiz edilmiştir. Mooney'nin çerçevesinde yer alan süreçler ve düzeyler kategori ve tema olarak ele alınmıştır. Genel olarak öğrencilerin grafik çizimlerinde en çok sütun grafiğini tercih ettiklerini, yatay sütun grafiği verildiğinde grafiği okumakta oldukça zorlandıklarını ve akıl yürütme gerektiren sorularda düşüncelerini açıklamakta güçlük çektiklerini ifade etmişlerdir.
Buluş yoluyla öğrenme yaklaşımını esas alan matematik öğretiminin 8. sınıf öğrencilerinin akıl yürütme ve ilişkilendirme becerilerine etkisi
Bu çalışmada ilköğretim öğrencilerine uygulanan buluş yoluyla öğrenme yaklaşımını esas alan matematik öğretiminin öğrencilerin akıl yürütme ve ilişkilendirme becerilerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma, 2014-2015 öğretim yılının ikinci yarıyılında Osman Hamdibey Ortaokulu 8.sınıfta öğrenim gören toplam 60 öğrencinin yer aldığı, birbirine denk iki sınıf üzerinde yürütülmüştür. Bu sınıflar; matematik dersi eşitsizlikler konusunun buluş yoluyla öğrenmeyi esas alan öğretim ile işlendiği deney grubu ve geleneksel öğretim yöntemi ile işlendiği kontrol grubu olarak atanmıştır. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilere matematiksel muhakeme değerlendirme ölçeği ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Deney grubuna buluş yoluyla öğrenmeyi esas alan öğretim ile eşitsizlikler konusu anlatılırken süreç video kaydına alınmış ve öğrencilerin davranışları gözlemlenerek ilişkilendirme becerileri analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda matematiksel muhakeme ölçeğinden elde edilen verilerin istatistiksel analizinde bağımlı örneklem için t-testi ve bağımsız örneklem için t-testi kullanılmıştır. Buluş yoluyla öğrenmeyi esas alan matematik öğretiminin matematiksel akıl yürütme becerisine ve ilişkilendirme becerisine olumlu yönde katkı sağladığı belirlenmiştir.