Serials
64 theses under this subject heading
Darbeler sorgulanıyor: Filmler ve diziler
Son on yıldır Türk siyasi tarihindeki askeri darbeleri konu alan sinema filmleri ve televizyon dizileri çoğalmıştır. 2000'lerden itibaren, 27 Mayıs 1960 darbesini, 12 Mart 1971 muhtırasını ve 12 Eylül 1980 darbesini konu alarak yapılan televizyon dizilerine, izleyicilerin gösterdiği yoğun ilgi, yine aynı konuyu içeren yeni sinema filmlerinin yapımında etkili olmuştur. Televizyon dizilerine olduğu gibi, sinema filmlerine de ilgi oldukça fazladır.Sinema filmleri ve televizyon dizilerinde, darbeler sırasında ve sonrasında oluşan baskıcı düzen, darbeler sırasındaki sorgulamalarda ağır psikolojik ve fiziksel tahribe uğramış insanların hayatları eleştirel bakış açısıyla sunulmaktadır.Sinema filmleri ve televizyon dizilerine ilginin yoğun olmasının nedeni de bu eleştirel bakış açıdır. Ayrıca yakın siyasi tarih öğreniminin eksikliğinden kaynaklanan toplumsal belleğin oluşturulması işlevini üstlenmesi, sinema filmleri ve televizyon dizilerine olan ilginin artmasını sağlamıştır. Genç kuşak, yakın siyasi tarihimizde yapılan askeri darbeleri ve darbelere zemin hazırlayan siyasal, sosyal ve ekonomik koşulları, bu filmler ve diziler aracılığıyla öğrenmektedirler.Anahtar Kelimeler: Askeri Darbe, Politika, Filmler ve Diziler, Toplumsal Hafıza.
Toplumsal cinsiyet etrafında ataerkilliğin toplumsal ataerkil TV dizileri üzerinden yeniden üretimi/işlenişi
Bu çalışmanın amacı toplumsal cinsiyet bağlamında ataerkilliğin TV dizilerinde yeniden üretimini ortaya koymaktır. Özellikle TV içerikleri incelendiğinde ataerkil rollerin çoğaldığı görülür. Bunun sonucu olarak içeriklerin izlenme oranları, topluma yansıma biçimleri ve TV'de uzun yıllar kalıcılığı yakalamaları, bu içeriklerin ne derece etkili olduğunu bizlere verirken öte yandan ataerkillik kalıplarıyla harmanlanıp sunulmaları da izlenme paylarını büyük ölçüde etkilemiştir. TV'nin ataerkil dizileri topluma yansıtma biçimleri ve işleyiş biçimleri de çok önemlidir. TV popüler kalıplar etrafında ataerkil roller yaratıp bunu topluma sunar. Çalışmanın amacını gerçekleştirmek için baskın role sahip olan ataerkil kalıplar içinde sunulan "Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz" dizisi örnek olarak tez çalışmasına konu olmuştur. Söylem analizi neticesinde elde edilen bulgular ataerkilliğin toplum içindeki boyutu ve toplumsal cinsiyetin belirginliği bağlamında TV dizilerinin bu durumu besleyen bir kaynak statüsüne sahip olduğunu göstermiştir. Anahtar sözcükler: Toplumsal Cinsiyet, Ataerkillik, TV Dizisi
Feminist film kuramı çerçevesinde süper kahraman dizilerinde hegemonik erkeklik inşası: The Boys dizi örneği
Sinema ve televizyon, çoğu kez gerçekliği yansıtma ve toplumsal unsurları ele alma potansiyeline sahip olan özgün bir sanat diline sahiptir. Bu nedenle, gelenekselleşmiş ataerkil düşünce sistemi ve eril bakış açısının sinema ve televizyon dizilerinde de etkin olduğu iddia edilebilir. Bu noktada, bu çalışmanın amacı, günümüzün dijital televizyon dizilerinde bu ataerkil anlayışın varlığını değerlendirmek ve tahakkümün erkeğe kodlamış olduğu güç ve şiddet değerlerini ele alan süper kahraman dizilerine odaklanmaktır. Ayrıca, süper kahraman dizilerindeki cinsiyetçi ve erkek egemen normları sorgulamak ve alternatif bir bakış açısı sunmak bu tezin bir başka amacı olarak ifade edilebilir. Bu kapsamda, The Boys dizisi örneklem olarak belirlenmiş ve göstergebilim ve feminist eleştirel söylem analizi yöntemleri kullanılarak ilgili yapımın ilk iki sezonu hegemonik erkeklik ve eril nazar kavramları çerçevesinde analiz edilmiştir. İnceleme sonucunda, sinema ve televizyon dizilerinde yer alan ataerkil anlayışın The Boys dizisi özelinde de görüldüğü ve içerdiği göstergelerin ve temaların hegemonik erkeklik değerlerini pekiştiren güç, şiddet ve baskı gibi eril dinamikler üzerine kurulu olduğu yargısına ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra, bu tespitin kadın karakterleri pasif konumda bırakan ve erkek egemen normları tekrarlayan anlayışlara neden olabileceği düşüncesine ulaşılmıştır.
Hercai dizisi bağlamında ataerkil söylemin inşasında kadın temsili
Televizyon medyanın en kolay erişilen dolayısıyla da en yaygın kullanılan etkili kitle iletişim araçlarından biridir. Televizyonda yayınlanan reklam filmleri, soup operalar, reality şovlar, yarışma programları ve diziler gibi televizyon içerikleri belli mesajları iletmede kullanılmaktadır. Medya, içeriklerini üretirken egemen söylemi kullanmaktadır. Böylece içerikler alışılagelmişin dışına çıkmadan belli bir formül üzerinden devam etmektedir. Egemen söylemin dışına çıkmış metinlerin sayısı yok denecek kadar azdır. Bu kalıpların dışına çıkan eleştirel bir tutumla hazırlanmış içerikler de izleyiciden rağbet görmemektedir. Buradan hareketle ele alınan çalışmada incelenek olan televizyon içeriği dizilerdir. Diziler (serial) egemen ideoloyi devam ettiren aynı zamanda yeniden üreten programlardır. Ele alınan çalışmada "Hercai" isimli dizi örneklem olarak seçilmiştir. Dizide kadın karakterlerin söylemleri ve davranışlarından yola çıkılarak toplumsal cinsiyet rolleri ve ataerkil söyleme bakış açıları ve temsilleri incelenmiştir. Çalışmanın yöntemi de eleştirel söylem analizi olarak seçilmiştir. Böylece hâkim ideolojiyi üretme bakımından kadınların hangi noktalarda durduğu, nasıl bir tutum sergiledikleri ve ataerkillikle olan ilişkileri ortaya konmuştur.
Televizyon dizilerinde toplumsal cinsiyet temsili örneği olarak "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada hedef, toplum tarafından kadın ve erkeğe biçilmiş olan rollerin en çok izlenen saatlerde yayında olan Türk dizilerindeki karakterler aracılığı ile nasıl temsil edildiğini, toplumsal cinsiyet rollerinin bu şekilde nasıl yeniden üretildiğini ve ataerkil toplumsal yapının özelliklerinin dizinin hikayesi ve karakterlerinde nasıl sunulduğunu ortaya koymaktır. Burada içeriğinde yer alan karakterler ve hikayesi aracılığı ile toplumsal cinsiyet kalıplarının yeniden üretilmesini sağlayan ve 2010-2013 yılları arasında Kanal D'de gösterimde olan "Öyle Bir Geçer Zaman Ki" dizisi örneklem olarak seçilmiştir. Bu dizi, nitel yöntem ile incelenerek dizide kadın ve erkek temsillerinin nasıl sunulduğuna ve dizilerdeki bu temsil sorununun karakterler ve hikâye üzerinden nasıl ortaya konulduğuna yer verilecektir.
Medyada tarihin temsili: "Muhteşem Yüzyıl" ve "Payitaht Abdülhamid" dizileri örneği
Televizyonda yayınlanan tarihi dizileri konu alan bu tezin amacı medya araçlarının tarihi gerçekleri kurgulayarak oluşturdukları yeni temsilleri ortaya koymaktır. Medya, kültür, gerçeklik, ideoloji ve temsil kavramları üzerinden kuramsal çalışma yapılmış, medya ve tarih arasındaki ilişki irdelenmiştir. Bu çalışmanın örneklemini oluşturan "Muhteşem Yüzyıl" dizisinin 4 sezonunu oluşturan 139 bölümü, "Payitaht Abdülhamid" dizisinin 17 bölümden oluşan 1. Sezonu izlenmiştir. Tarihsel gerçeklerin yer verildiği bu çalışmada, ele alınan dizilerde gösterilen tarihi temsilleri, dönemin padişahları, kadın karakterleri, harem ve giyim kuşam temaları üzerinden karşılaştırmalar yapılmıştır. Niteliksel içerik analizi yöntemi kullanılarak metin çözümlemesinin yapıldığı tez çalışmasında, medyanın tarihsel gerçekleri ekonomik ve ideolojik çıkarlarına göre yeniden inşa ederek yeni temsiller oluşturduğu tespit edilmiştir. Dizilerdeki tarihi şahıs, olgu ve olayların televizyon dünyasının ihtiyaçlarına göre kurgulandığı, gerçekliklerinden uzaklaştığı görülmüştür.
Dizi izleme motivasyonu ve tarihi, askeri, savaş, güç, bağımsızlık, kahramanlık temalı dizi tercihlerinin etnosentrizm ile ilişkisi
Televizyon; bugün dünyadaki en etkili kitle iletişim araçlarından birisidir. Hem görsel hem de işitsel olarak kitlelere hitap edebilen, hemen hemen her hanede mutlaka en az bir tane bulunan televizyon, bireyler için bir motivasyon aracına dönüşebilir. Televizyonların vazgeçilmez yayını olan dizileri izlemek, günün yorgunluğunu ve stresini atmada, boş zamanı etkin değerlendirmede bir alternatif olabilir. Son dönemlerde popüler kültürün yayıcısı konumundaki televizyonda tarihi, askeri, savaş, güç, bağımsızlık vs. temalı dizilere sıkça rastlanılmaktadır. Bu çalışma, popüler kültür ile ilişkilendirilmesi anlamlı olduğu düşünülen etnosentrizm kavramı ile dizi izleme motivasyonları (televizyondaki tarihi, askeri vb. temalı) arasındaki ilişkiyi dikkate almaktadır. Etnosentrizm kısaca kendi kültürüne ait olanı benimsemek, milliyetçi bir yaklaşım sergileyerek diğer bakış açılarına karşı o kültürü ve değerleri korumaktır. Çalışma kolayda örnekleme yöntemiyle, internet ve sosyal medya kullanıcıları arasından ulaşılan 418 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri tanımlayıcı istatistiki analizler (frekans, ortalama, standart sapma, çarpıklık, basıklık), faktör analizi, güvenilirlik ve geçerlilik analizi, korelasyon analizi, T-testi ve Anova analizi ile test edilmiştir. Etnosentrizm algısı faktörlerinden yumuşak ve sert etnosentrizm algıları ile dizi izleme motivasyonu faktörlerinden sosyal etkileşim motivasyonu arasında orta düzeyde ilişki olduğu, diğer faktörlerin arasında da zayıf ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca dizi izleme motivasyonu faktörlerinin ve etnosentrizm algısı faktörlerinin katılımcıların demografik özelliklerine göre farklılık gösterdiği de belirlenmiştir.
Türkiye'de okuyan Cibutili öğrencilerin Türk televizyon dizilerine yönelik algıları
Televizyon gündelik yaşamımızda vazgeçilmez medya araçlarından biri hâline gelmiştir. İletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte televizyon bireylerin düşünce ve davranışlarını biçimlendirmede daha etkili hale gelmektedir. Toplumun bilgilendirilmesi ve eğitilmesi, toplumlar arası kültürün aktarılması, toplumsal sorunların çözülmesi işlevleriyle televizyon oldukça önemli bir rol oynamıştır. Televizyon dizileri son yıllarda Türkiye içinde ve dışında yüksek oranda beğeni kazanmış̧, büyük bir izleyici kitlesi oluşturmuştur. Türk dizileri Cibutili öğrencilerden de yoğun ilgi görmektedir. Bu nedenle bu çalışma öğrencilerin Türk televizyon dizilerine yönelik algılarını ve dizileri izleme motivasyonlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda derinlemesine mülakat yöntemi uygulanmış ve amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Ankara ve Çankırı illerinde eğitim gören Cibutili öğrencilerden oluşan 24 kişilik bir katılımcı grubu oluşturmuştur. Öğrencilerle 5-15 dakika yüz yüze görüşme yapılmış ve görüşme formu kullanılarak veriler toplanmıştır. Bilim Kodu : 116509 Anahtar Kelimeler : Cibuti, kullanımlar doyumlar, Türk dizileri, dizi izleme motivasyonları, Cibutili öğrenciler Sayfa Adedi : 87 Tez Danışmanı : Prof. Dr. Zakir AVŞAR
Televizyon dizilerindeki tasavvufi göstergelerin İbn Arabi'nin tasavvufi bakış açısıyla göstergebilimsel analizi: "Vuslat" dizi örneği
Araştırmanın amacı Tasavvufi öğretilerin de yapıldığı "Vuslat" dizi örneği üzerinden göstergebilimsel analiz yapmaktır. Tasavvufi derin anlamların önemini arz etmek ve bu kapsamda oluşan bir dizinin anlatısının Tasavvufi manalarla güçlü olduğuna vurgu yapmaktır. Bu manada, İbn Arabi'nin düşünce dünyasından ve Satranc-ı Urefa'dan yararlanılmıştır. "Tasavvuf ve Sinema" başlığı kapsamında incelemelerin yapıldığı bölümde diğer tez ve makalelerde göstergebilimsel analiz açısından "deruni" bir bakış bulunamamıştır. Çalışmalar farklı noktalara değinse de özellikle İbn Arabi'nin düşünce dünyası ile tam olarak özdeşleşen bir teze rastlanamamıştır. Bu noktada bir tezde İbn Arabi'den bahsedilse de göstergebilimsel analizden ziyade öykü çözümlemesi yapılmıştır. Tezi bu kapsamda düşündüğümüzde "Vuslat" dizisi göstergebilim yöntemiyle incelenmiştir. Dizide tasavvufi bir yönle İbn Arabi'nin epistemolojik yaklaşımı ve simgesel yaklaşımı Satranc-ı Urefa oyunuyla beraber vurgulanmaktadır. Tüm bölümler izlendikten sonra simgesel boyutun ağırlıklı olduğu incelemede dizide İbn Arabi ve Satranc-ı Urefa ile birlikte anlamların çok yoğun olduğu tespit edilmiş ve bu perspektiften göstergebilimsel analizlere yer verilmiştir.
Yeni medya ve televizyon yayıncılığı ilişkisi temelinde dönüşen izleyici pratikleri: Popüler diziler üzerinden bir analiz
Yeni medya teknolojileri, televizyon içeriklerinin izleyicilere sunum biçimlerini farklılaştırmıştır. Böylelikle izleyicilerin televizyon izleme pratiklerini dönüştürerek televizyon yayıncılığının yeniden yapılanmasında temel bir rol oynamaktadır. Yeni medya teknolojilerinin gelişimi ile televizyon yayıncılığında yaşanan yakınsama özellikle içeriklerin izleyicilere dağıtım biçimlerini dönüştürmüş, yayıncı kuruluşlar açısından yeni ortama uyum sağlamak izleyici oranlarını korumak ve sektöre hâkim olan rekabet ilişkilerinde ayakta kalabilmek adına giderek daha fazla önemsenen bir duruma dönüşmüştür. Televizyon yayıncılığı alanında yaşanan bu dönüşümün yansımaları son yıllarda Türkiye'de de belirgin bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Televizyon yayıncılığının yeni medya teknolojileri temelinde dönüşümü, içeriklerin sunum biçiminin farklılaşması ve bu kapsamda yayıncı kuruluşların izleyicilerle kurdukları etkileşim biçimlerinin değişmesi sektör açısından yeni bir dönemin ve rekabet ilişkilerinin de başlangıcı olmuştur. Bu kapsamda, özellikle kullanıcıların/izleyicilerin televizyon izleme biçimlerinin bulunduğu ortamı aşarak zaman ve mekândan bağımsız hale gelmesine vurgu yapılan yeni bir yayıncılık anlayışı ön plana çıkarılmaktadır. Ayrıca, yeni medya teknolojilerinin dönüştürmüş olduğu izleyici pratikleri sayesinde, kullanıcılar/izleyicilerin aktif katılımcı konumuna gelmeleri ön plana çıkarılmaktadır. Bu vurgular temelinde izleyicilerle kurulan etkileşimin geliştirilmeye çalışıldığı yeni medya mecralarındaki faaliyetler daha temelde sektördeki rekabet ilişkileri açısından önemsenmektedir. Televizyon içerikleri yalnızca geleneksel yayın kanalları üzerinden değil aynı zamanda yayıncı kuruluşlarca oluşturulmuş olan kurumsal web siteleri, sosyal medya ve video paylaşım siteleri ya da medya kuruluşlarının kendilerinin geliştirmiş oldukları çevrimiçi video izleme platformları aracılığı ile kullanıcılara/izleyicilere sunulmaktadır. Bu çalışmada da temel olarak, yeni medya teknolojileri temelinde televizyon içeriklerinin sunum biçimlerinin nasıl dönüştüğü, bu dönüşümün izleyicilerle kurulan etkileşimi nasıl şekillendirdiğine ve bu gelişmelerin televizyon yayıncılığı açısından taşıdığı anlama odaklanılmaktadır. Bu bağlamda, altı geleneksel televizyon kanalı ve bu kanallarda yayınlanan altı popüler dizinin yeni medya mecraları aracılığıyla izleyicilere sunum ya da aktarım biçimleri analiz edilmiştir. İçerik analizi yöntemi kullanılarak seçilen kanalların ve dizilerinin yeni medya platformları üzerinden izleyiciyle kurdukları etkileşim biçimleri incelenmiştir. Sonuç olarak, geleneksel televizyon yayıncılarının kullanıcıların/izleyicilerin yeni medya teknolojileri üzerinden televizyon içeriklerine rahatlıkla ulaşabilmelerini sağlayacak faaliyetleri önemsedikleri görülmüştür. Yayıncı kuruluşların kurumsal web siteleri, sosyal medya ve video paylaşım siteleri ya da kendilerinin geliştirmiş oldukları çevrimiçi video izleme platformları aracılığı ile kullanıcılara/izleyicilere etkin bir biçimde ulaşma çabası içinde oldukları gözlemlenmiştir. İzleyicilere içerikler hakkında yorum yapma, paylaşımlarda bulunma, beklenti ve isteklerini iletme açısından daha geniş imkânlar sunan yeni medya mecralarının izleyicilerle kurulan etkileşimi arttırdığı görülmüştür.
Yerli dizilerde erkek bedeninin metalaştırılmasının incelenmesi
Bu çalışma, yerli dizilerde erkek bedeninin metalaştırılmasının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden erkeklere atfedilen ve televizyon dizilerinde yer alan erkeklik temsilleri incelenmektedir. Toplumsal cinsiyet kavramı, tarım toplumuna geçişle birlikte ortaya çıkmış, günümüzde hâlen hem kadınların hem de erkeklerin hak arama mücadelesi olarak varlığını sürdürdüğü bir alan olmuştur. Toplumsal cinsiyet, bireyleri sosyal ve kültürel olarak tanımlayarak ve konumlarını belirleyerek nasıl bir role bürünmeleri gerektiğini ifade etmektedir. Toplumsal cinsiyet rolleri, kültürel olarak farklılık gösterse de küreselleşen dünyada gelişimini sürdüren medya endüstrisi aracılığıyla aktarılmakta ve televizyon dizileri aracılığıyla sürekli yeniden üretilmektedir. Dizilerde yer alan erkek ana karakterlerin temsilinde yalnızca bedensel değil aynı zamanda tavır, davranış, tutum ve imajları üzerinden metalaştırılan kahramanlar, "ideal erkeğin" ve erkekliğin nasıl olması gerektiği ile ilgili öğretiler sunmaktadır. Medya eliyle aktarılan bu öğretiler, bireyleri popüler olana ve dolayısıyla tüketime yönlendirmektedir. Tüketilen ürünler zamanla ihtiyaç kaynaklı olmaktan çıkmakta, toplumda yer bulabilmek ve kimlik edinebilmek adına hazcı (hedonist) tüketim anlayışı benimsenmektedir. Popüler olan güzeldir ve tüketilmesi gerekir anlayışı ile birlikte izleyiciler de birçok şeyi tüketmeye başlamıştır. Ancak bu tüketim zamanla bedenlerin de tüketilmesine ve meta haline dönüşmesine neden olmuştur. Bu çalışmada, Aşk-ı Memnu, Medcezir ve Kiralık Aşk dizilerinde yer alan erkek ana karakterler, dizilerin bölümleri izlenerek incelenmiş ve "idealize" edilen erkeğin hem bedensel hem de toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında nasıl kurgulandığı tartışılmıştır.
Türkiye'de yayınlanan savaş temalı dizilerin ortaöğretim öğrencilerine etkisi üzerine bir çalışma: Trabzon ili örneği
Bu tez çalışmasında, 15 Temmuz Darbe Girişimi'nden sonra Türkiye'de yayınlanan savaş içerikli televizyon dizilerinin ortaöğretim öğrencileri üzerinde nasıl bir etki yarattığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Savaş içerikli Türk dizilerinin ortaya çıkışı aslında daha eskiye dayanmaktadır fakat 15 Temmuz Darbe Girişimi'nden bu yana artış göstermiştir. Bu dizilerin daha çok ergenlik çağındaki ortaöğretim öğrencilerini etkilediği varsayılmış ve çalışma buna göre şekillendirilmiştir. Çalışmanın ilk üç bölümünde savaş ve medya kavramları arasındaki ilişki kuramsal olarak açıklanmıştır. Sonraki bölümde araştırmanın evrenini oluşturan dizilerin tanıtımı yapılmıştır. Son bölümde ise araştırma verileri analiz edilmiş ve tablolar halinde sunulmuştur. Araştırma, 2020-2021 eğitim-öğretim yılının birinci döneminde Trabzon ilindeki ortaöğretim kurumlarında öğrenim görmekte olan 310 öğrenci ile yürütülmüştür. Hazırlanan ölçek ile savaş temalı televizyon dizilerinin ortaöğretim öğrencileri tarafından nasıl algılandığına, öğrenciler üzerinde bir etkisi olup olmadığına bakılmıştır. Yapılan araştırmanın ardından savaş temalı dizilerin özellikle kişilikleri tam oturmamış olan ergenlik çağındaki bireyleri etkilediği sonucuna varılmıştır.
Bir Başkadır / Ethos dizisindeki sosyal ağızların çevirisinin çok düzgülülük çerçevesinden analizi
Non-standard linguistic varieties which possess extra-linguistic meanings associated with them are inserted in audiovisual products to create linguistic differences and fulfill different communicative functions such as aiding in the understanding of character portrayals. Therefore, in the rendering of these varieties, the audiovisual translation (AVT) needs to move beyond one-to-one correspondence of spoken/written text from one language into oral or written version in another. This is because audiovisual texts are comprised not only of verbal mode, but they are also multisemiotic and multimodal in nature, a combination of various modes (visual, aural etc.) which all interact in the construction of meaning. In this vein, this study aims to conduct a descriptive multimodal analysis of the translation of sociolects existing in the Netflix Turkish series Bir Başkadır/ Ethos (Oya, 2020) to find out the intermodal relations between different modes and the impact of translation strategies on the established relations. The series is selected as the case study since it depicts the interwoven relationships between multiple characters who come from different socio-cultural backgrounds. Sara Ramos Pinto's analytical framework of analysis (2017) is utilized to identify the type of sociolects, which are the most evident non-standard varieties present in the series and to examine the impact of translation on preserving, modifying, or cancelling the intermodal relations established between different modes (spoken and mise-en-scène). Consequently, 141 social varieties were detected and 14 of them were grouped under their phonological, morphosyntactical and lexical features were analyzed thoroughly. It was found that, in all the units, the translator adopted a neutralisation strategy by standardizing the sociolects. This has resulted in the loss of communicative meaning embedded in the spoken mode of the source text and caused translation to fall short to contribute to the diegetic function other modes are expected to fulfill and ultimately left the interpretation to be made by the viewer solely on other modes.
Camın ardındaki öteki: Feminizm çerçevesinde Camdaki Kız dizisinde kadının temsili
Toplumsal cinsiyet kavramı feminizmin doğuşundan itibaren onun alt dalı olarak ilerleyen günümüzde de başlıca araştırılması ve tartışılması gereken konulardan biridir. Toplumsal cinsiyet kapsamında yapılan çalışmalar, cinsiyet rollerinin anlamı ve feminizm üzerinde zengin bir bilgi birikiminin oluşmasına katkı da bulunmuştur. Özellikle cinsiyet rollerinin şekillenmesinde ve yeniden üretilmesinde kitle iletişim araçlarından televizyon önemli bir yere sahiptir. Bu tez çalışması da Camdaki Kız dizisinde toplumsal cinsiyet kodlarının analizini, feminist eleştiri çerçevesinde kadın karakterlerin, izleyiciye nasıl sunulduğunu tespit etmeyi amaçlamaktadır.
Filmlerin ve televizyon dizilerinin destinasyon seçimine etkileri
Araştırmada, Tv Dizileri ve filmlerin destinasyon seçim sürecindeki önemi turistlerin görüşleri göz önünde bulundurularak belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma ele alındığında tüketicinin hangi faktörlerin etkisinde kalarak bir destinasyonu tercih ettiğinin bilinmesinin, uygun stratejinin belirlenmesi ve uygun araçların kullanılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada alternatif turizm türlerinden kültür turizmi şemsiyesi altında yer alan dizi ve film turizmi ve bu alternatif turizm türünün turistlerin destinasyon seçim kararlarına etkisi incelenmektedir.Araştırmaya katılan turistlere araştırmanın amaçları doğrultusunda veri toplamak amacıyla anket uygulanmıştır. Anketin birinci bölümünde, turistlerin demografik özelliklerine yönelik sorular bulunurken ikinci bölümünde ise turistlerin destinasyon hakkındaki görüşleri, Tv dizileri ve filmlere yerleştirilmiş destinasyonların turist tercihlerine etkilerini saptamak amacıyla oluşturulmuş sorular bulunmaktadır.Araştırmanın evrenini 2011 yılı Haziran-Eylül tarihleri arasında İstanbul Sultanahmet, Topkapı ve Kapalıçarşı'yı ziyaret eden turistler oluşturmaktadır. Evrenden tesadüfî örneklem yöntemi ile seçilen 601 kişi araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır.Araştırmanın bulgularına göre dizi ve filmlerin turistlerin destinasyon seçme davranışlarına etkisi bulunmaktadır.
Televizyon dizilerine karşı alternatif medya kullanımı olarak internet dizileri üzerine bir çalışma : "Abzüğürt" dizisi örneğinde
Kitle iletişim araçlarını, toplumun dönüştürülmesi ve yeniden şekillendirilmesinde en büyük etkenlerden biri olarak gören iktidar erki, 90'lı yıllara kadar daha çok haber içeriklerine müdahale yolunu denerken, 90'lı yıllardan itibaren özellikle televizyonun toplum üzerindeki etkisinin daha iyi anlaşılmasının ardından, eğlendirme işlevine yönelik çalışmalar başlatmış ve bunun sonucunda da farklı eğlendirme örnekleri ortaya çıkmıştır. Toplumun dönüştürülmesi amacıyla yola çıkan kapitalist sistem, insanların en büyük eğlencesi haline gelen dizileri hedef almış ve özellikle 2000'lerden itibaren tamamen kendi sisteminin kontrolü altına almıştır. Tamamen izleyici bağımlılığı üzerine bir yayın politikası güden televizyon dizileri, 70'lerden itibaren, gerek konu, gerek oyunculuk, gerek çekim yapılan fiziksel alanlar, gerekse de sahnelerde kullanılan dekor ve kostümler olmak üzere, izleyicinin olabildiğince dikkat edeceği unsurlar ortaya çıkarmaya çalışmış, izleyiciyi etkileyerek, merak unsuru ile birlikte sürekliliğini sağlama amacını büyük bir titizlikle uygulamaya başlamıştır. Tabi bu durum, zaman içerisinde dizi maliyetlerinin gittikçe yükselmesi sonucunu doğurmuştur. Televizyon dizilerinin bu kadar eleştirilmesi, insanları doğal olarak bir alternatif aramaya yönlendirmektedir. Son dönemlerde pek çok konuda olduğu gibi, dizi konusunda da televizyonun alternatifi yine internet ortamı olmaktadır. Önceleri bağımsız yapımcılar veya televizyona dizi kabul ettiremeyen bazı ekipler tarafından üretilen içeriklerin internette yayınlanması ile başlayan, sonradan sadece internette yayınlanmak için üretilen içerikler ile devam eden, en sonunda ise internette bu içeriklerin düzenli bir şekilde yayınlanmasını sağlamak amacıyla kurulan internet platformları ile zirveye ulaşan bu alternatif, 'internet dizisi' olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışma ile televizyon dizileri ile internet dizileri arasındaki farkların, bir internet dizisi uygulaması da yapılarak net bir şekilde ortaya konulması hedeflenmektedir. Yine aynı zamanda, ilerleyen dönemlerde bu alanda yapılacak çalışmalar için de akademik bir kaynak oluşturulması amaçlanmıştır.
Postmodernizm ve kimlik perspektifinde distopiktelevizyon dizileri: Black Mirror örneği
Postmodernizmin başlangıcı kabul edilen II. Dünya Savaşı sonrası hızla ilerleyen teknoloji insanlar için bir araçtan çok amaca dönüşmektedir. Bireyler teknolojinin bir kölesi haline gelmiş, isteyerek ya da istemeyerek bir sisteme dâhil olmuşlardır. Var olan veya oluşan sisteme dâhil olan bireyler tek tipleşmeye başlamış ve sisteme ayak uydurmak zorunda olduklarından kendi kimliklerinden ödün vermek zorunda kalmışlardır. Artık insanlar kendileri gibi değil, kendilerinden beklenen kişilik gibi davranmaya başlamıştır. Zamanla değişen ve gelişen dünyada insanların her geçen gün artan teknoloji bağımlılığının ilerde yol açacağı felaketleri konu eden distopya temalı diziler de git gide artmaktadır. Bu çalışmanın amacı postmodernizm kültürünün etkisiyle insanların yaşadığı kimlik değişiminin, distopya senaryoları çerçevesinde televizyon dizilerinde nasıl işlendiğini, hangi özellikleri barındırdığını, konunun nasıl sunulduğunu incelemektir. Bu bağlamda araştırmanın örneklemini "Black Mirror" dizisinin konuya ilişkin olarak seçilen altı (6) bölümü oluşturmaktadır. Yapılan incelemelerden elde edilen sonuçlara göre, teknolojinin şuan göz ardı edilmiş olan kötü etkilerine karşı, bilişsel yabancılaştırma imgeleriyle, insanların gelecekte bir robot gibi ya da teknoloji ile ayrılmaz bir bütün olacağı, kendi kimliklerinden uzaklaşacakları, tek tipleşmenin artacağı, insanların teknolojiyi değil teknolojinin insanları yöneteceği, bireyler arasında müthiş bir güvensizlik ortamının oluşacağı tasvir edilmiştir. Ancak bu süreçte insanların; ahlaki ve insansı yönde değişimine yönelik bir çözüm önerisi sunulmamıştır. Anahtar Kelimeler: Postmodernizm, kimlik, distopya, televizyon dizileri
Televizyon dizilerinde ürün yerleştirme perspektifinden görsel okuryazarlık becerileri: Elazığ örneği
Günümüzde kitle iletişim araçlarından televizyon, tüketiciye ulaşma noktasında etkin olarak kullanılmaktadır. Televizyondan, tüketiciye ulaşmada en etkili yol dizilerdeki ürün yerleştirme reklamlarıdır. İletişim araçlarının ve markaların çoğalmasıyla birlikte tüketiciler yoğun bir mesaj trafiğine maruz kalmaktadır. Doğal olarak tüketiciler bu durumdan kaçmaya çalışmaktadır. Buna bağlı olarak reklamcılar, mesajlara duyarsız kalan tüketicinin dikkatini çekebilmek amacıyla mesajlarını sürekli ve etkili bir şekilde iletebilecekleri farklı iletişim stratejileri bulmaya yönelmişlerdir. Dolayısıyla televizyon dizilerinde ürün yerleştirme uygulamasını başlatarak ürünü fark ettirmeden öne çıkarmaktadırlar.Bu çalışma televizyon reklamcılığında yeni bir dönemi başlatan dizilere ürün yerleştirme uygulamaları ve bu noktada tüketicilerin farkındalık duygusunu geliştirmesi açısından görsel okuryazarlık becerilerini ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde televizyon ve reklamın tarihsel gelişimine yönelik teorik bilgilere yer verilirken, üçüncü bölümde görsel okuryazarlık kavramının araştırılması ve popüler dokuz dizinin izlenerek ürün yerleştirme oranlarının belirlenmesi yolu izlenmiştir. Son bölümde ise yapılan alan araştırmasıyla veriler tablolaştırılmış ve alan araştırmasının sonuçları ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Televizyon, Diziler, Reklam, Ürün Yerleştirme, Görsel Okuryazarlık
2011-2012 Türk televizyon dizilerinde ürün yerleştirme kullanımı ve gençlerin Türk televizyon dizilerindeki ürün yerleştirmeye yönelik bakış açısı
Artan rekabet ortamı ve teknolojik gelişmelere paralel olarak reklamcılar ürün ve hizmetlerini etkili bir şekilde pazarlamak için yeni yollar aramaya başlamışlardır. Geleneksel reklam anlayışının tüketiciler üzerinde etkisini yitirmesi üzerine; ürünlerin sinema filmleri, televizyon programları, diziler, kitaplar ve bilgisayar oyunlarına yerleştirilmesiyle ürün yerleştirme uygulaması tercih edilen bir yöntem haline gelmiştir. Dizilerin günümüzde izlenme oranlarının yüksek olması da reklamcıları, mecra olarak televizyon dizilerinde ürün yerleştirme uygulamasına daha fazla önem vermeye itmiştir. Ürün yerleştirme uygulamasına yönelik hazırlanan tezin amacı; özellikle Türkiye?de en çok izlenen programlar arasında yer alan 2011-2012 Türk televizyon dizilerindeki ürün yerleştirme örneklerini incelemek ve gençlerin Türk televizyon dizilerindeki ürün yerleştirmeye yönelik bakış açısını öğrenmektir. Araştırma Elazığ ili Fırat Üniversitesi ile sınırlı tutulmuştur. Bu bağlamda reklam, ürün yerleştirme kavramı detaylı olarak ele alınmış, Fırat Üniversitesinde okuyan öğrencilere anket uygulaması yapılarak dizilerde gerçekleşen ürün yerleştirmelere yönelik gençlerin bakış açısı öğrenilmiştir. Aynı zamanda yapılan anket sonucunda öğrencilerin en çok izledikleri ilk beş dizi ürün yerleştirme açısından ele alınarak içerik analizine tabi tutulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ürün yerleştirme, Reklam, Televizyon dizileri
Pembe dizilerin kadınlar üzerindeki etkisi
Pembe dizilerin kadınlar üzerindeki etkisi konulu bu çalışmada kulla-nım ve doyumlar yaklaşımı çerçevesinde kadınların çeşitli gereksinimlerini karşılamak adına pembe dizileri seyrettikleri varsayımından hareket edilmiş-tir. Bu noktada kadınların aktif izleyici oldukları ve pembe dizi izleme tercihlerini kendi istekleri doğrultusunda yaptıkları görülmüştür. Anket yapılan ev kadını izleyicilerin, pembe dizileri vakit geçirme, dinlenme ve alışkanlık gibi nedenlerden dolayı izlemeyi tercih ettikleri görülmüştür.Anketin gerçekleştirildiği örneklem grubunda, pembe dizleri seyretmelerine bağlı olarak herhangi bir tutum değişikliği saptanmamıştır. Dizilerde meydana gelen olaylarla ilgili duygusal tepkileri olmasına karşın, o dünyanın gerçek olmadığı, yaşananların gerçek dünyada olamayacağı ve dizilerdeki olayların Türk toplum yapısıyla bağdaşmadığı bilinci oldukça yerleşmiş durumdadır. Kadınların pembe dizileri izleme nedenleri ilgili sorulara verdikleri cevaplar arasında da tutum değişimine yönelik herhangi bir veri yoktur.Kadınların kişisel ve psikolojik özellikleri ile sosyo-ekonomik düzeyleri pembe dizileri seyretmelerinde etkili olmaktadır. Ancak bu etki sanıldığı kadar yüksek değildir. Tam tersine örneklem grubunun eskisi kadar pembe dizileri seyretmediği, bunun yerine ruhani içerikli bazı yapımlara yönelmeye başladığı görülmüştür.
Türkiye'deki popüler dizilerde kadın imgesi; İstanbullu Gelin dizisindeki kadın karakterlerin temsili
Osmanlı döneminden itibaren Cumhuriyet'in ilan edilmesine kadar olan zaman içerisinde Türk kadını pek çok değişim ve gelişim yaşamıştır. Cumhuriyet'in ilanıyla beraber de kadın, modernleşme sürecinin önemli bir parçası haline gelmiştir. Lakin tarihsel gelişimlerden ve değişimlerden yola çıkılarak günümüze de baktığımızda toplumsal cinsiyet rolleri ve kalıp yargıları var olmaya devam etmekte ve yeniden üretilmektedir. Kitle iletişim araçları da bu durumun en büyük destekleyicilerinden biri olmaktadır. Kitle iletişim araçları arasında en etkili olan araçlardan biri televizyondur. Televizyon, toplumda var olan ataerkil ideolojinin korunması ve değer yargıların yeniden üretilmesinde oldukça etkili bir araçtır. Televizyon programları içerisinde de diziler, insanların hayatında boş zamanlarını değerlendirmek adına önemli bir yer tutmakta ve diğer televizyon ürünlerine göre daha çok dikkat çekmekte ve izlenmektedir. Dizileri bu denli dikkat çekmesini sağlayan şeyler ise senaryoları, anlatı yapıları ve kullanılan karakterlerdir. Dizilerdeki karakterlere yüklenen rollerle kalıplar, belirli imgeler oluşturulmakta ve bu imgelerle izleyici kendini özdeşleştirmekte, bütünleştirmektedir. Türk dizilerinde, kimi zaman toplumun modernleşme sürecine uyum sağlayan kadın karakterler oluşturulsa da alt yapısında ataerkil bir toplum yapısına ve toplumsal cinsiyet yargılarına bağlı olma durumu devam etmektedir. Dizi karakterleri, izleyiciler üzerinde etkili imgeler oldukları için örnek dizi olarak seçilen İstanbullu Gelin dizisinden yola çıkılarak Lajos Egri'nin Diyalektik Çözümlemesiyle Karakter Analizi yöntemi ile belirli karakterler seçilip analiz edilmiştir. Bu çalışmada televizyon dizilerinde kadın imgelerinin nasıl yer aldıkları, örnek dizi üzerinden karakter analizleri yapılarak incelenmiştir.
Türk dizilerinde toplumsal değişim ve toplumsal cinsiyet açısından kadının sunumu: 1975 ve 2008 yıllarında yayınlanan Aşk-ı Memnu dizisi örneği
Tarih öncesi çağlardan beri gerçekleşen doğal afetler, göçler, nüfus-artışı azalışı ve teknolojik ilerlemeler gibi faktörler toplumsal değişimin önünü açmıştır. Değişen toplum, kadınında toplum içindeki konumunda köklü değişiklikler yaşanmasına sebep olmuştur. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte modernleşen Türkiye'de kadın, toplumsal değişimin simgesi haline gelmiştir. Toplumu değiştirme ve şekillendirmede en etkili araçlardan biri olan televizyon da meta olarak kadını kullanmıştır. Televizyon, toplumun kültür ve ideolojisini değiştirerek yeniden üretmiştir. Ataerkil anlayışı ortadan kaldırıp kadın-erkek eşitliğini savunan yayınlar yapması beklenirken tam tersi ataerkil anlayışı devam ettirmiştir. Medyanın ataerkil ideolojiyi destekler nitelikte sürdürdüğü çalışmalar, kadının sömürülmesine ve cinselliği ile gündeme gelmesini normalleştirmiştir. Araştırmanın konusunu belirleyen Aşk-ı Memnu dizisi 1899 yılında yayınlanan romanın televizyona uyarlanmasıdır. Çalışmada 1975 ve 2008 yılında yayınlanan Aşk-ı Memnu dizisinin kadın karakterleri söylem analizi yöntemiyle incelenmiş, kadına karşı toplumsal cinsiyet algısının korunduğu sonucuna varılmıştır.
Son dönem Türk dizilerinde kadının toplumsal kimliğinin değişimi
Son dönem Türk dizilerindeki kadın karakterler incelenerek, Türk toplum yapısında kadının kimliğinin değişiminin vurgulanması amaçlanmıştır.Son dönemde kadın kimliğinde meydana gelen değişimler Lajos Egri'nin diyalektik çözümlemesi yöntemi kullanılarak kadın ve erkek karakterler üç boyutlu olarak incelenmiştir.Bütün toplumlarda olduğu gibi toplumumuzda da cins ve cinsiyet ayrımı önemli bir konu teşkil etmektedir. Cins ve cinsiyet doğuştan getirilen özellikler olsa da toplumsal cinsiyet içinde yaşanılan topluma göre şekillenmektedir. Toplumların gelişmişlik düzeyi cins ve cinsiyet kavramlarındaki ayrımın boyutunu değiştirmektedir. Ülkemiz 1980'li yıllardan itibaren hızlı bir sanayileşme sürecine girmiş ve beraberinde toplum düzeninde bazı değişikliklere yol açmıştır. Bu süreçte kadın toplumda kendine yer edinmeye başlamış iş hayatına girmiş ve modernleşen toplumla birlikte kimliğinde değişiklikler istemiştir.Televizyon ilk kullanılmaya başladığı andan itibaren kitle iletişim araçları içinde en etkili ve en yaygınlaşan araç haline gelmiştir. Bunda elbette ki görsellik ve işitselliğin beraber kullanılması etkili olmuştur. Toplumda istenilen değişikliklerin benimsetilmesi için en çok televizyon dizilerine başvurulmuş ve yaratılan fenotipler aracılığıyla kadın modeller oluşturulmuştur. Bu kadın modeller toplumun ataerkil yapısını bozmayacak şekilde tasarlanıp istenilen yönde kadının değişimini sağlamaktadır.Bu tezde kadın kimliğinin değişiminin vurgulanması için Aşk-ı Memnu ve Kadın İsterse dizileri örnek alınmıştır. Örnek dizlerdeki kadın ve erkek karakterler incelenmiştir. Ataerkilliğin bir getirisi olan erkek egemen toplum yapısına uygun bir kadın profili amaçlanmıştır. Güçlü erkeği elde etmek için yalnız dişi veya yalnız iyi anne-fedakar eş olmak yeterli değildir, bu ikisinin bir sentezi olan kadın modeli gerekmektedir. Bu hipotezde güçlü erkeği elde etmek için hem eğitimli hem bakımlı ve dişi hem de fedakar eş-iyi anne olmak gerektiği açıklanmaya çalışılmıştır.Anahtar kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Kadın Kimliğinin Değişimi, Türk Televizyon Dizileri
Yerli televizyon dizilerinde toplumsal kimliklerin temsilleri: "Yalan Dünya" dizisi örneği
Türkiye'de akşam saatlerinin toplumdaki vazgeçilmezi olan yerli televizyon dizileri, son yıllarda kapital-popülist düzenin yaşama aktarımını sağlayan metin içerikleriyle ekran karşısında sunulmaktadır. Özellikle televizyon dizilerindeki karakterler, toplumdaki kimliklerin genel geçer özellikleriyle basmakalıplaştırılarak ya da stereotipleştirilerek izleyiciye sunulurken; bu durum, sıklıkla toplumsal gerçekliği yansıtıyormuşçasına, özünde tek yönlü bir algıyla ele alınmakta, karakterler üzerinden onların metinlerine işlenerek temsil edilmekte ve ekran karşısında belirli zamanlarda tüketilmektedir. Toplumdaki ekonomi-politik ve sosyo-kültürel unsurların yerli diziler yoluyla ekrana yansıtıldığı ve egemen ideolojiyi böylesi bir yolla yaşatarak sürekliliğini sağladığı bilinmektedir. Bu çerçevede yerli dizilerin türlerine özgü tarzlarda kendi yöntemleriyle egemen ideolojiyi ayakta tutarak yeniden ürettiği söylenebilir. Karşılıklı etkileşim içerisindeki dizilerin, toplumun içinde bulunduğu kültürden beslenerek kültürü yeniden etkilemesiyle topluma seslenişi, farklı kültürlerin "öteki"ni yaratarak ve yansıtarak temsil edilişini de beraberinde getirir. Bu durum özellikle günümüzdeki televizyon dizileriyle daha çok işlenirlik sağlayan bir ivme kazanmaktadır. Toplumun ise, dizilerde sunulan görsel kodları ve metinsel içerikleri anlamlandırma aşamasında, kurgusal-öznel ayrımcılığın yaratıldığı karakterler üzerinden kendini de bunlardan biriyle özdeşleştirerek toplumda kendini meşru kılma çabasına girdiği, dolayısıyla "öteki" kimliklerin baskın kimlikler çatısı altında pasifize olduğu görülmektedir. Bunu yaparken nefret ya da şiddet yerine mizahın, televizyondaki eş deyişiyle komedinin unsurlarından yararlanılarak belirli bir mizansen içerisinde sunulduğu da çalışma kapsamında önemli bir vurgudur. Bu bağlamda, çalışmanın amacını, farklı kültürlerin yer aldığı "Yalan Dünya" dizisindeki karakterlerin toplumsal kimliklere göre temsil analizleri oluşturmaktadır. Bu amaçla, dizi göstergebilimsel çözümleme yöntemi kullanılarak, yaratılan kimliklerin görsel-işitsel ve metinsel içerikleriyle bütünsellik çerçevesinde analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, karşıt okuma yapıldığında, mitler üzerine kurulu dizinin ideolojik yeniden üretimi yineleyici ve destekleyici birtakım özellikler gösterdiği, bunu yaparken de mizah unsuru olarak kültürel değerleri yan anlamında kullandığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Dizi, Toplumsal Kimlikler, Temsil, Mit, İdeolojik Yeniden Üretim.