Albania

54 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İki dünya savaşı arası dönemde Türkiye'nin Arnavutluk politikası (1919-1939)

Arnavutluk tarihsel geçmişi ve stratejik önemi neticesinde Türkiye'nin politikaları içerisinde önemli bir yere sahip olmuştur. İlişkilerin geliştirilmesi adına Arnavutluk ve Türkiye arasında 1923 yılının kasım ayında Dostluk Antlaşmaları imzalanmış ve sonraki süreçte ise Türkiye Tiran'a elçi tayin etmiştir. Fakat 1 Eylül 1928 tarihinde Ahmet Zogu'nun kral olması Türk-Arnavut ilişkilerinde kırılma noktası olmuş ve bu durum Türkiye'nin politikalarına ters düştüğü için Türkiye'nin Arnavutluk ile olan ilişkileri kesilmiştir. Fakat yaklaşmakta olan Almanya ve İtalya tehlikesi karşısında Türkiye, Balkan Birliği'nin oluşturulması için 1931 yılında Ahmet Zogu'nun krallığını tanımıştır. M. Kemal Atatürk Tiran'a tecrübeli devlet adamlarını elçi olarak atayarak, Arnavutluk ile olan ilişkilerine büyük önem verdiğini göstermek istemiştir. Atatürk'ün özel gayretleri ne yazık ki sonuçsuz kalmış, Ahmet Zogu'nun kız kardeşi Prenses Saniye'nin II. Abdülhamit'in oğlu Abid bey ile evlenmesiyle iki ülke arasındaki ilişkiler yeniden kesilmiştir. Bu gelişmeyle birlikte Türkiye_Arnavutluk ilişkileri atatürk'ün ölümüne kadar istenilen seviyeye ulaşamamıştır.Anahtar Kelimeler: Mustafa Kemal Atatürk, Ahmet Zogu, Balkan Birliği, Arnavutluk, Türkiye

ArnavutlukAtatürk DönemiTürk dış politikası+4
Soner Yıldırım
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

1802-1820 yıllarına ait "Arnavutluk Ahvaline Dair Tahrirat" adlı el yazması eserin transkripsiyonu

Bu çalışma halen Arnavutluk Milli Kütüphanesi'nde orijinali bulunan "1802-1820 Yıllarına ait "Arnavutluk Ahvaline Dair Tahrirat" adlı el yazması eserin transkripsiyonunu ihtiva etmektedir. Eserin muhtevasını, Arnavutluk'un o dönemdeki siyasi ve ekonomik durumunu ortaya koyan ve özellikle zamanının en güçlü ayanlarından olan Tepedelenli Ali Paşa ile ilgili raporlar oluşturmaktadır. Tepedelenli Ali Paşa; XIX. yy. başlarında Osmanlı Devleti'nin zayıflaması ile beraber, merkezi yönetim tarafından kendisine emanet edilen yönetme erkini kötüye kullanarak, ölçüsüz bir şekilde zenginleşmiş, bu ölçüsüz zenginlik ve iktidar sarhoşluğu ile imparatorluğa başkaldırmıştır. Bu çalışma ile -tarihin derinliklerinde çok tartışmalı konuları ile kaybolmaya yüz tutan- 1802-1820 yılları arasındaki Arnavutluk'ta yaşanan olayların gün yüzüne çıkmasının kapısı aralanmıştır. Çalışma, tarihte Osmanlı-Arnavutluk, Arnavutluk Türkiye ilişkilerindeki olumlu-olumsuz tüm gelişmeleri objektif bir yaklaşım ile değerlendirilebilmesi için anahtar olabilecek raporları ihtiva ettiğinden, faydalı olacağı değerlendirilerek araştırmacıların dikkatine sunulmuştur.

19. yüzyılArnavutlukBalkanlar+6
Cem Tanrıver
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Arnavut milliyetçiliği ve Derviş Hima (İbrahim Naci)

18. yüzyıl sonlarında Fransız İhtilâli ile birlikte ortaya çıkan milliyetçilik akımı, Napolyon'un gerçekleştirdiği seferler sonucu tüm Avrupa'yı kısa bir süre içerisinde etkisi altına almıştır. Aynı süreçte Balkan coğrafyasında yaşayan halklar, idari mekanizmada meydana gelen bozulmalar sebebiyle yerel yönetimlere karşı isyan hareketlerine başlamışlar ve bu durum 19. yüzyılın başlarında Hıristiyan Balkan halkları tarafından ulusal bağımsızlık hareketine dönüşmüştür. Ulus-devlet kurma mücadelesine girişen Balkan halklarından Yunanlar, Sırplar, Rumenler, Karadağlılar ve Bulgarlar sırasıyla bağımsızlıklarını elde ederken, heterojen bir yapıya sahip Arnavutlar arasında ise ulusal bağımsızlık fikri daha geç bir tarihte ortaya çıkmıştır. Yüzyıllar boyu imparatorluğun hem devlet idaresinde hem de askeri kanadında önemli görevler üstlenen çoğunluğu Müslüman Arnavut halkı, 19. yüzyılın son çeyreğinde ulusal harekete katılmış ve 1912 yılında bağımsızlığını ilan ederek Osmanlı Devleti'nden ayrılan son Balkan milleti olmuştur. Arnavutlar arasında bağımsızlık fikrinin oluşmasında bilhassa aydın kesim ve yurtdışında yaşayan Arnavutlar etkili olmuş, gerek yaptıkları yayın çalışmaları gerekse yürüttükleri propaganda faaliyetleriyle halk arasında örgütlenmeyi sağlamışlardır. Bu süreçte yürüttüğü faaliyetler ve çetelerin kurulmasında üstlendiği kilit rolle, Arnavut ulusal hareketinin gelişmesini sağlayan en önemli isimlerden biri şüphesiz ki İbrahim Temo'nun yakın dostu Derviş Hima (İbrahim Naci) olmuştur. Kalemi kuvvetli olan Derviş Hima, hareketin seyrine ilk etapta yayınladığı yazı, bildiri, gazete, dergi ve broşür gibi yayın faaliyetleri ile destek vermiş, sonraki süreçte ise silahlı çetelerin kurulmasında aktif bir görev üstlenmiştir. Bu çalışmada Arnavut milli hareketinin gelişimi ve Arnavut milliyetçisi Derviş Hima'nın ulusal hareketin gelişim sürecine katkısı arşiv kaynakları, süreli yayınlar, ilgili telif çalışmaları ve biyografi eserleri temel alınarak incelenmiştir. Çalışma neticesinde, Arnavut ulusal hareketinin ortaya çıkışı ve tarihsel gelişimi tüm detaylarıyla ortaya konulurken, Derviş Hima'nın sürece katkısı yayınladığı eserler ve yürüttüğü çalışmalar vasıtasıyla arşiv kaynaklarına dayandırılarak değerlendirilmiştir. Radikal bir Arnavut milliyetçisi olan Hima'nın düşünce yapısının tam manasıyla anlaşılması için kaleme aldığı bazı bildiri ve yazılar tam metin olarak sunulmuştur.

Arnavut milliyetçiliğiArnavutlukBalkanlar+6
Betül Küçük
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Makedon ve Arnavut ulusçuluğu bağlamında 2001 Ohri Antlaşması'nın değerlendirilmesi

Ohri Antlaşması, Makedonya'da yaşayan Arnavutların Makedonya Hükümeti'ne karşı başlattığı silahlı mücadeleyi sona erdiren antlaşmadır. Antlaşmanın imzalanmasının nedeni Arnavutların yıllardır süregelen siyasi yollarla yürüttükleri hak arama mücadelesini, 2001'de silahlı direnişe dönüştürmesi ve bu nedenle ülkedeki barışın tehdit edilmesidir. ABD ve AB'nin arabuluculuğunda barış müzakerelerine başlanmış, 13 Ağustos 2001 tarihinde Ohri Antlaşması imzalanmıştır. Antlaşmanın imza edilmesi sürecinde Makedonya Hükümeti, Arnavut temsilciler, ABD ve AB temsilcileri yer almıştır. Bununla birlikte etnik ve dini ayrımcılığı engellemeyi öngören antlaşma uygulama sürecinde yeterince başarılı olamamış ve tarafların antlaşmaya yönelik görüşleri yıllar içerisinde değişmiştir. Bu çalışmada verilen kararların uygulama sürecinde ortaya çıkardığı sorunlar tarihi ve siyasi boyutuyla ele alınmış, tarafların sürece bakış açıları ulusçuluk bağlamında değerlendirilmiştir.

Arnavut milliyetçiliğiArnavutlukEtnik ulusçuluk+7
Cemile Yaşar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Arnavutluk'un Avrupa Birliği üyelik sürecinde Yunanistan dış politikasının etkisi

Avrupa Birliği, Schuman Deklarasyonu ve Avrupa Kömür Çelik Topluluğu'nun ilanından bugüne, Kıta Avrupası'nı kapsayan birçok genişleme dalgasını ortaya çıkartmıştır. Yugoslavya'nın çözünme sürecinde yaşanan kanlı durum Avrupa ülkeleri için birçok açıdan güvenlik unsuru yarattığından dolayı Soğuk Savaş'ın bitmesiyle birlikte Balkan ülkeleri Batıyla karşılıklı olarak yakın ilişkiler kurmuştur. Bu kapsamda özellikle Selanik ve Zagrep Zirveleri AB'nin Balkan politikasını yansıtmaktadır. AB'nin temel amacı, bahsi geçen ülkeleri yakın gelecekte AB üyesi yapmak ve Kıta Avrupası'nın ekonomi, enerji, demokrasi güvenliğini sağlamaktır. Arnavutluk'un AB ile ilişkiler kurması 1991 yılında olmuştur. Komünist ve izolasyonist bir yönetim anlayışını terk eden Arnavutluk, demokrasiye ve yeni küresel sisteme adapte olmaya çalışmıştır. Süreç içerisinde AB ve Arnavutluk arasında birçok ikili anlaşma imzalanmış ve Arnavutluk'un en büyük destekçisi AB haline gelmiştir. Bu kapsamda, yapılan reformların akabinde 2019 yılında Arnavutluk ile müzakerelerin başlama kararı alınmış ancak 2021 yılı dahilinde henüz bir görüşme gerçekleşmemiştir. Arnavutluk'un AB hedefini zorlaştıran tek durum yalnızca yapması gereken reformlar değildir. Arnavutluk aynı zamanda Balkan coğrafyasının AB üyelik süreci için yol gösterici misyonunu üstlenen Yunanistan engelini aşmak zorundadır. AB üyeliği için tüm AB üyelerinin onayını alması gereken Arnavutluk, Yunanistan'ın onayını almak için aralarında geçen sorunlara kimi zaman taviz vermiş kimi zamansa Yunanistan'ın çözümlerini kabul etmiştir. Bu kapsamda AB için oldukça olumlu bir dış politika izlemiş ve Balkan işbirliğine katkı sağlamıştır. Bu çalışmada Arnavutluk'un bağımsızlık kazanmasından itibaren dış politikasında geçirdiği evrimi ve süreç içerisinde AB müktesebatına uyumunu incelenmiştir. Ayrıca Arnavutluk-Yunanistan arasında günümüzde devam eden sorunlar analiz edilmeye çalışılmış ve Yunanistan'ın AB üyeliği kozunu oynayarak Arnavutluk'a karşı kendi lehine bir dış politika izlettirmeye çalıştığı sonucuna varılmıştır. Diğer yandan iki ülke arasında hâlihazırda bir uzlaşmaya kavuşturulamayan sorunlar açıklanmış ve Yunanistan'ın, ortaya çıkan sorunlarda Arnavutluk'un tam üyeliğini engelleme kartını oynadığı açıklanmaya çalışılmıştır.

ArnavutlukAvrupa BirliğiUluslararası politika+2
Ekin Deniz Uyğun
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Public performance management an analysis of the impact of performance appraisal on employees' development: A case study of civil servants in Republic of Albania

Believing that public administration (PA) is a powerful force in the economic, political, social and technological transformation process of a country, as well as acknowledging the major issues of public administration in the Republic of Albania and its insignificant role in developing the Albanian state and society, we decided to conduct research public performance management (PPM). As already mentioned in various studies, the good functioning of PPM, as one of the most important techniques or elements of human resource management, improves individual performance of employees. Then, employees with good performance enhance organizational performance. PPM study is neglected in the science and practice of the Albanian public administration, which is considered as the "Achilles' heel" in the entire human resource management process in every organization, and this phenomenon aroused even more our attention to explore how this tool really works in the Albanian civil service. More specifically, focusing on civil servants in the Republic of Albania, the main purpose of this dissertation thesis is to explore the functioning of performance appraisal (PAp) and employee development (ED), as two important components of PPM process. Moreover, we have focused the analysis on discovering the impact of PAp on ED. In conclusion, we aim at understanding whether the model applied for appraising the performance of civil servants in Albania stimulates or not their personal and professional development. ***

AlbaniaPublic personnelPublic administration+4
Valbona Ndrepepaj
Ankara Hacı Bayram Veli University
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Arnavutluk-Yunanistan ilişkilerinde bir azınlık sorunu olarak: Çamerya Arnavutlarının yeri ve geleceği

Soğuk Savaş sonrası dönemde Yugoslavya'da yaşanan iç savaşla birlikte bir kez daha gündeme gelen Balkanlar, ulus-devletler açısından etnik sorunları iç ve dış politikalarının öncelikli bir mevzu haline taşımıştır. Bölgede, çatışmalar şu an için barış gücü operasyonuyla dondurulmuş gibi gözükse de, Balkanlar her an patlamaya hazır bir bombadan farksızdır. Bu bağlamda bölgedeki mevcut sorun alanları ile potansiyel nitelikteki sorunlar, bölge devletleri açısından olduğu kadar, küresel çapta da etki yaratacak bir öneme sahiptir. Bir diğer ifadeyle, Balkanlardaki azınlık sorunları, yerel boyutun ötesinde bölgesel ve global bazda bir etki yaratma kapasitesine sahiptir. Bu bağlamda, bölgenin potansiyel sorunlarından birisi de Çamerya bölgesi ya da Çameryalı Arnavutlar (Çamlar)'dır.Yunanistan sınırları içerisinde yer alan Çamerya bölgesi her ne kadar şu an için bölge ve dünya gündeminde ön plana çıkmamış olsa da, diğer taraftan yapısı itibarıyla Balkanlar'daki azınlık sorunlarının ayrılmaz bir parçası olarak varlığını devam ettirmektedir. Özellikle de, Yugoslavya iç savaşı ve sonrasında Arnavut azınlıkların bölgede artan rolleri, Çamerya sorununu da Yunanistan açısından yerel bir nitelikten, bölgesel çapta bir kriz taşıma potansiyeli taşımaktadır. Bu da, hiç kuşkusuz, öncellikle Arnavutluk ve Yunanistan arasındaki ilişkilerin etkilenmesi anlamda gelmektedir ki, tezin çıkış noktasını da bu husus oluşturmaktadır.Dolayısıyla bu tezde ilk olarak dünyada değişen azınlık kavramı tarihsel ve teorik çerçevede ele alınmakta, akabinde ise sorunun tarihsel gelişim seyri ortaya konulmaktadır. Bu süreçte, AB üyesi Yunanistan'ın bölgeye yönelik izlediği inkârcı, ayrımcı ve asimilasyoncu politikaların Çamerya Arnavutları üzerindeki etkisi ve buna bölge halkının verdiği tepki ele alınmaktadır. Sorunun çözülmemesinin Yunanistan-Arnavutluk ilişkilerini olumsuz olarak etkilediğinin varsayıldığı bu tezde, Balkanlar'daki diğer Arnavut azınlıklar ile Arnavutluk'un yaklaşımı da Büyük Arnavutluk Projesi iddiaları çerçevesinde ele alınmakta olup, meselenin geleceğiyle ilgili senaryo çalışmaları ve çözümüyle ilgili alternatif projeler sunulmaktadır.Anahtar Kelimeler:1.Arnavutluk2.Yunanistan3.Çamerya4.Azınlık5.Güvenlik

ArnavutlarArnavutlukAzınlık hakları+3
Erjada Progonati
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Arnavut Milliyetçiliğinin gelişiminde mektepler

1789 Fransız İhtilali ile önem kazanan Milliyetçilik akımı, Osmanlı Devleti'nin yıkılışındaki en önemli unsurlardan biri olmuştur. Osmanlı Devleti'nin Balkan coğrafyasındaki topraklarında Hıristiyan tebaa arasında baş gösteren milliyetçi düşünceler ve faaliyetler, 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi sonrası imzalanan Ayastefanos ve Berlin Antlaşmalarıyla çoğunluğu Müslümanlardan oluşan Arnavutlar arasında da hız kazanmaya başlamıştır. Osmanlı Devleti'nin Balkanlarda bulunan toprakları bir yandan Osmanlı Devletinden ayrılarak bağımsız birer devlet haline gelen Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ bir yandan da Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Rusya ve İtalya tarafından parçalanmak istenmiştir. Osmanlı Devleti'nin Rumeli'de bulunan toprakları parçalanırken Arnavutlar, hem millî varlıklarını hem de üzerinde yaşadıkları toprakları korumak amacıyla Arnavut milliyetçiliğini ön plana çıkarmaya başlamışlardır. Arnavut milliyetçiliği, farklı kabile, lehçe, din ve mezheplere ayrılmış Arnavutları ortak bir ideal etrafında toplamak amacıyla yürütülen siyasî ve kültürel faaliyetler şeklinde gelişmiştir. Bu çalışmada Arnavut millî kimliğinin inşası sürecinde Arnavut milliyetçileri tarafından gerçekleştirilen eğitim ve kültür faaliyetleri üzerinde durulmuştur. Bu çerçevede farklı din ve mezheplere inanan Arnavutlar arasında millî birlik ve beraberliğin tesisi için Arnavutça eğitim veren mektepler açılması için yapılan çalışmalar; Yunanistan, İtalya, Avusturya gibi devletler ve misyonerler tarafından açılan mekteplerin Arnavut milliyetçiliğinin gelişimine katkısı; Arnavutça için ortak bir alfabe oluşturulması çalışmaları; Arnavut diasporasının eğitim ve basın yayın faaliyetleri hakkında bilgiler verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Arnavutluk, Milliyetçilik, Eğitim

19. yüzyılArnavut milliyetçiliğiArnavutluk+5
Said Olgun
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Enver Hoca Dönemi Arnavutluk: 1945-1985

Soğuk Savaş Döneminde Arnavutluk'un lideri olan Enver Hoca yalnız Balkanlar'da değil tüm Dünyada farklı yönleriyle gündeme gelmiştir. Ancak, iktidara geldikten sonra ölünceye kadar diktatörlük konumunu koruduğu görülmüştür. İlmi alanda ilgi çeken bir yaşantısı olduğu düşünülmesine rağmen, Enver Hoca'nın 40 yıllık diktatörlüğünün ve Arnavutluk İşçi Partisi'nin faaliyetlerinin istenilen seviyede incelenme imkânı bulunamamıştır. Böylece bu çalışmanın yapılması ihtiyacı doğmuştur. Enver Hoca; Sovyet lideri Josef Stalin'den daha fazla Stalinci olmuştur. Stalin'i bir ilah ve Marksist-Leninist İdeolojisini de bir yaşam tarzı olarak görmüştür. O'nun Arnavutluk'u bir ?kapalı kutu? haline nasıl getirdiği maalesef hala ortaya çıkarılmamıştır. Ayrıca Enver Hoca Dönemi'nin Arnavutların Balkanlardaki rolü ile Arnavutluk'un yalnız komünist ülkeleriyle değil aynı zamanda Batı ülkeleri ve Türkiye ile olan ilişkileri de hâlâ karanlık kalmıştır.Bir yandan bazı Arnavut halkı O'nu hâlâ Arnavutların ulusal lideri İskenderbey'den sonra büyük bir kişi olarak görmekte iken, diğer bir kısım Arnavut halkı ise O'nu bir vatan haini ve Arnavutluk'un modernleşme yolunda en büyük engeli olduğuna inanmıştır. Bundan dolayı, Enver Hoca döneminin yeniden incelenmesi büyük bir önem arz etmiştir.Bu sebeple çalışmamızda; ilk iki bölümde Enver Hoca'nın İkinci Dünya Savaşı'nda ülkesine nasıl bağımsızlığı kazandırdığı, kısa zamanda iktidara gelişi ve Arnavutluk İşçi Partisinin oluşturulması konuları göz önüne alınmıştır. Daha sonra Enver Hoca'nın iktidarda kalmak için muhaliflere karşı uyguladığı etkisizleştirme siyaseti ile diktatörlük yönleri de göz önüne serilmiştir. İlave olarak, Komünist ülkeleri ile Batılı ülkeler ve ayrıca Türkiye ile olan ilişkileri farklı yönleri ile detaylı olarak ele alınmıştır. Son olarak; Enver Hoca döneminin siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik yönleri, gelecekte Arnavutluk ile iyi ilişki kurmak isteyenlere yeni bir pencere açmak amacıyla detaylı olarak incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Enver Hoca, Arnavutluk İşçi Partisi, Diktatör, Stalin, Mao, Tito.?

ArnavutlukEnver Hoca
Ali Özkan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Arnavutluk ve Türkiye-Arnavutluk ilişkileri

Osmanlı Devleti'nin yıkılmasının ardından verilen kurtuluş mücadelesiyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti, takip ettiği dış politika çerçevesinde pek çok ülke ile ilişkiler geliştirmiştir. Bu devletlerden birisi de bağımsızlığını ilan eden en son Balkan ülkesi olan Arnavutluk'tur. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ve Arnavutluk, ikili ilişkilerini güçlendirmek ve siyasi-diplomatik alanda iş birliğini geliştirmek üzere anlaşmalar imzalamışlardır. Kısa süre içinde de her iki ülkede karşılıklı olarak konsolosluk ve elçilik açılmıştır. Bununla birlikte, İtalya ile ekonomi, savunma ve güvenlik anlaşmaları imzalayan Arnavutluk, bu ülkenin nüfuzu altına girmiştir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında Arnavutluk ile kurulan iyi ilişkiler, ülkedeki İtalyan nüfuzu ve Ahmet Zogu'nun krallığını ilan etmesi gibi bazı gelişmeler sonrası bozulma eğilimine girmiştir. Buna karşın, ortak tarihi ve kültürel bağlara dayanan dostluk ilişkileri, -inişli çıkışlı bir seyir izlese de- 1939 yılına kadar devam etmiştir. 1930'lu yılların sonuna Kral Ahmet Zogu'nun yönetiminde giren Arnavutluk, 7 Nisan 1939'da İtalya tarafından işgal edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı döneminde önce İtalyan ardından da Alman işgalini yaşamış olan ülke, direniş örgütlerinin başlattığı bağımsızlık mücadelesi neticesinde Kasım 1944'te işgalci güçlerden temizlenmiştir. "İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Arnavutluk ve Türkiye-Arnavutluk İlişkileri" başlıklı tezimin giriş bölümünde, Arnavutluk'un coğrafi, demografik ve iktisadi yapısı ile bağımsızlığın kazanılmasına kadar Arnavutluk tarihi ele alınmıştır. Birinci bölümde, bağımsızlığın kazanılmasından İkinci Dünya Savaşı dönemine kadar Arnavutluk'taki gelişmeler ve bu dönem içindeki Türkiye-Arnavutluk İlişkileri incelenmiştir. İkinci bölümde, İtalya'nın Arnavutluk'u işgali ve işgale uluslararası arenada gösterilen tepkiler, İtalyan işgali döneminde Arnavutluk'ta yaşanan gelişmeler, ülkedeki direniş mücadeleleri, Alman işgali, Partizanların zaferi ve Çamerya sorunu gibi konular ele alınırken, üçüncü bölümde, iki ülke arasındaki ilişkiler Türk basını temel alınarak ortaya konulmuştur. Çalışmada Türkiye ve Arnavutluk arşiv belgelerinin yanı sıra Türkçe, Arnavutça ve İngilizce bilimsel yayınlar ile dönemin Türk basını incelenmeye çalışılmıştır.

ArnavutlukDünya Savaşı IITürk dış politikası+3
Muharrem Selçuk Özkan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Arnavutlar ve Arnavutluk sorunu 1908-1914

Coğrafi konum itibariyle stratejik bir öneme sahip olan Balkanlar, pek çok milletin hâkimiyet kurmak istediği bir alan olmuştur. Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'a yerleşmesinin ardından bölgede huzurlu ortam oluşmuştur. Fransız İhtilâli'nin etkisi ve emperyalist güçlerin kışkırtmaları sonucu başlayan, kilise mücadeleleri, çete ve isyan faaliyetleri Balkanlar'daki huzurlu ortamı bozmuştur. Milliyetçilik yüzünden Balkanlar, 19.asırdan başlayarak millet olma duygusunun gelişmesine bağlı olarak isyanların merkezi haline gelmişti. 1908 yılından sonraki Arnavutların isyanı, Jön Türklerin Arnavut topraklarındaki uyguladıkları bazı yanlış politikaların bir sonucuydu.Arnavutlar yarı özerklik statüsünde yaşayan ve Osmanlı, Karadağ, Sırbistan, Bulgaristan ve Yunanistan sınırı boyunca yerleşen bir nüfustu. İmparatorluğa sadık kalmak şartıyla II. Abdülhamit onlara özel bir statü tanımıştı. İttihat ve Terakki'nin bu özel statüsüyü değiştirme çabaları durumun gerginleşmesine sebebiyet verdi, Arnavutlar bazı Paşalar'ın askeri operasyonları ile karşı karşıya kaldılar. Silahsızlanma çabaları boyunca bazı aşiret reislerine baskı yapıldı. Karadağ, İtalya ve Avusturya-Macaristan bu durumundan faydalanmaya gayret etti. Kral Nikola, kendi topraklarını İşkodra vilayetine doğru genişletmeye çalışıyordu. Bundan dolayı Kral Nikola, isyancıların bir kısmını topraklarında barındırıp korudu ve ayrıca onları silahlandırdı da. Adriyatik denizinin öbür tarafında nüfuzunu arttırmaya çalışan İtalya ve Avusturya da Arnavutlar için özel ilgi gösterdi.Avrupa devletleri iki taraflı bir tutum sergilediler. Balkanlar'daki Slav halklarının koruyuculuğunu üstelenen Rusya, Osmanlı Devleti'ne karşı sert bir vuruşun gerçekleştirme zamanının geldiğine inanıyor, Avusturya ise, Arnavut isyanının Rusya'nın nüfuzunu arttıracağından endişe ediyordu. Karadağ'dan memnun kalmayan ve Osmanlı Devleti'nin Avrupa Devletlerinin aracılığıyla yaptığı baskı sonucunda birkaç ay sonra isyancı Arnavutlar evlerine döndü.Balkan yarımadası Osmanlı Devleti'nin ana merkezlerinden olup Balkan harbi sonunda Avrupa'daki vilayetler Balkan devletlerine terk edildi. İşte bu durum karşısında Büyük Güçler ortak bir politika takip etmek suretiyle hem Balkanlar'daki yeni statükoyu belirlemek hem de aralarında doğabilecek anlaşmazlıklara engel olmak için Londra'da bir konferans düzenlemeyi kararlaştırdı. I.Balkan Savaşı'ndan sonra İngiliz Bakan Edward Grey'in önderliğinde İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya-Macaristan, Rusya ve İtalya'nın katıldığı Büyükelçiler Konferansı Aralık 1912'de çalışmasına başladı. Yaklaşık olarak 8 ay devam ettikten sonra Ağustos 1913'te sona erdi. Bu çalışmadaki amacımız, Büyük Güçlerin özellikle Balkanlardaki Arnavut toprakları üzerindeki diplomatik mücadelesini incelemek ve güçler dengesini değerlendirmektir.1912 yılında I.Balkan Savaşı patlak verdiği sırada Arnavutlar bağımsızlıklarını şimdiki Arnavutluk ve Kosova havalisinde ilan ettiler. 20 Aralık'taki Londra'da Büyükelçiler Konferansı ise ülkeyi yönetmek üzere bir Uluslar arası Denetim Komisyonu kurdu ve ülkenin sınırları belirlemek için de sınır komisyonları kurdu. Bu çalışma Milliyetçilik, Osmanlıcılık ve İslamcılık etkileşiminin Arnavutluk havalisi üzerindeki etkisini incelemektedir. Çalışmanın, Balkanlarda odaklandığı nokta ise I.Dünya Savaşı öncesinde Arnavutların ayrılıkçı faaliyetleridir. Bu çalışma Arnavutluk'un 1908-1914 yılları arasındaki bağımsızlık çabalarını ayrıntılı olarak incelemeyi ve kurulacak Arnavutluk devletinin sınırlarının 1912-1914 yılları arasında nasıl belirlendiğini göstermeyi amaçlamaktadır.

Arnavut sorunuArnavutlarArnavutluk+2
İhsan Burak Birecikli
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

Historicizing the nationalization in Albanian provinces: Divergent strategies, state-formation, and geo-political competition

The problem of invoking the concepts of "nation" and "state" as a category of analysis in the Ottoman historiography created a nationalist teleology that cut nationalization practices loose from their socio-historical preconditions by ignoring their uneven and combined development. This historical research proposes that a proper understanding of the socio-historical conditions of nationalization processes requires focusing on the dynamic interplay between the internal socio-political conflicts mediated by social-property relations, the state-formation, and the international geo-political competition. In this framework, the research reveals that this dialectical nexus rooted in different levels of class conflict provided the dynamics of political conflicts which influenced and transformed the course of Albanian nationalization. The research analyzes how the regionally-specific and internationally-mediated resolutions of class conflicts depending on the uneven balance of class forces and structures directed the strategies among heterogenous Albanian actors (i.e., rules and forms of conflict and cooperation), their sources of identity-formation, and constituted the social preconditions of Albanian nationalism as a contested practice.

AlbaniansAlbaniaState building+5
Deniz Ali Uyan
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Explaining multireligious nationalism: The cases of Albania and Egypt

Even though the close relationship between the Reformation in Europe and the rise of nationalism is underlined by many scholars, contemporary dynamics between religion and nationalism are rarely remembered. The religiously exclusionary procedures for the nation-state formation have been one of the main apparatuses to succeed in national homogeneity, which is always desired by nation-states. The early nation-states such as England, France, and Spain all rose upon religious homogeneity. Therefore, while it is easy to find religiously homogenous nationalism examples, multireligious nationalisms are strictly rare and require more attention. Such cases provide us with an invaluable opportunity to compare, test, and ultimately understand the complicated relationship between nationalism and religion. In this thesis, I argue that Albanian and Egyptian nationalisms successfully addressed the challenge of accommodating different religious affiliations within their populations, thus becoming rare examples of multireligious nationalism. After formulating the concept of multireligious nationalism, which entails three necessary and jointly sufficient conditions, namely, the presence of diverse religious groups within the nation, the rejection of exclusionary practices based on religion, and the recognition and inclusion of diverse religious groups; the causal background of Albanian and Egyptian multireligious nationalisms is analyzed. I argue that the efforts of Christian minorities within both societies, along with Protestant missions, contributed to the revival of Albanian and Arabic as literary languages. This revival provided a platform for minority elites to express their nationalist ideas, which were reciprocated by Muslim elites. Subsequently, external threats from other Balkan states in the case of Albania, and the British invasion of Egypt, led to the unification of elites from diverse religious groups in both contexts. Consequently, the concept of nationalism expanded to encompass diverse religions within both societies.

AlbaniaReligionNationalization+3
Mehmet Yasin Bozkuş
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tanin gazetesine göre İkinci Balkan Savaşı sonrasından I. Dünya Savaşı başlangıcına kadar Balkanlar

ArnavutlukBalkanlarGazeteler+5
İbrahim Sakarya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Arnavutluk'taki orta öğretim kurumlarının örgüt kültürünün karşılaştırılması (Vlora ve Ankara ili örneği)

ÖZET Bu araştırma ile, Vlora ve Ankara illerindeki liselerde görev yapan öğretmenlerin örgüt kültürü boyutlarından olan sosyalleşme, iletişim ve karar verme süreci ile ilgili algılama düzeyleri arasında anlamlı farklılıkların ölçülmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi olarak, Vlora ve Ankara liselerinde görev yapan 306 öğretmen alınmıştır ve 306 anketin istatistiksel değerlendirilmesi yapılmıştır. Araştırmada bilgi toplama aracı olarak, iki bölümden oluşan anket kullanılmıştır. Birinci bölüm kişisel bilgilerden, ikinci bölüm ise örgüt kültürü boyutlarından olan sosyalleşme, iletişim ve karar verme sürecine olan algıları ölçmeye yönelik sorulardan oluşmaktadır. Anketin uygulanması sonrası, elde edilen verilerin analizi için SPSS 11.0 paket programı kullanılmıştır. Öğretmenlerin kıdem, cinsiyet, yaş, eğitim durumu, okul türü, kıdem ve çalıştıkları okullardaki kıdeme göre dağılımlarında N (Sayı) ve % (Yüzde) kullanılmıştır. İletişim, sosyalleşme ve karar verme süreçlerinde ise maddelere ilişkin görüşlerin dağılımında frekans (f) ve yüzde (%), ayrıca her maddeye ait aritmetik ortalama ( X ) değerleri verilmiştir. Araştırmanın sonucunda, Arnavut ve Türk öğretmenlerin algılan ayrı ayrı değerlendirildiğinde; sosyalleşme, iletişim ve karar verme süreçlerinin algılama düzeylerinde anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Aynı zamanda, bu üç boyutun bağımsız değişkenlerine göre ülkeler ayrı ayrı incelendiğinde de anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Arnavutluk ve Türkiye'deki öğretmenlerin algılan birlikte kıyaslandığında ise, anlamlı farklılık görülmüştür. Arnavut öğretmenlerin iletişim, sosyalleşme ve karar verme boyutlarına ilişkin algılan Türk öğretmenlere oranla daha olumludur. Her iki ülke öğretmenlerinin ortak algılan incelendiğinde, cinsiyet, yaş, okul türü, kıdem ve eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar görülmemektedir.

ArnavutlukKarşılaştırmalı eğitimLise öğretmenleri+6
Kseanela Sotirofski
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Balkanlar'ın anahtar ülkesi Arnavutluk

ArnavutlukBalkanlarEnver Hoca
Oktay Göktaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Benim çift başlı kartalım

Bu belgesel çalışmada Türkiye ve Arnavutluk içinde bölünen geniş bir ailenin (sülale) hikayesi anlatılmak istenmiştir. Zaman içinde birbirinden ayrı düşen aile üyeleri her biri kendi yaşam koşullarını oluşturmuştur. Ancak birbirlerine duydukları özlem her zaman saklı kalmıştır. Bu belgesel tarihi bir kişilik olan Arnavutluk kralı Ahmet Zogu temel alınarak bu insanları hikaye etmektedir.

ArnavutlarArnavutlukBelgesel film+2
Zeynep Dengiz Taşkıran
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ile istikrar ve ortaklık sürecinde Batı Balkanların ekonomik dönüşümü

Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra Avrupa Birliği, Doğu Blok'unun eski ülkelerini bünyesine katma kararı almıştı. Ancak bu ülkeler siyasi ve ekonomik yönden tam üyeliğe hazır değildi. Bu bölgelerde yaşanan istikrarsızlıklar sadece bölgeyi değil, tüm Avrupa ülkelerini de doğrudan ilgilendirmekteydi. O yüzden bu bölgede yaşanan istikrarsızlıklara bir çözüm bulmak gerekiyordu. Avrupa Birliği bu bölgeyi istikrara kavuşturmak için bazı politikalar uygulamaya başladı. Bu politikalardan ilki olan Bölgesel Yaklaşım, mali yardımları, ticari-ekonomik işbirliği ve anlaşmalarını da kapsayacak biçimde ikili ilişkilerin geliştirilmesi için yerine getirilmesi gereken kriterleri ve şartları belirlemiştir. Belirlenen şartlar ilgili ülkeler tarafından başarılı bir şekilde yerine getirilememiştir. Bu nedenle, Avrupa Birliği 1999 tarihinde Batı Balkan ülkelerine yönelik reform sürecini hızlandırmak için "İstikrar ve Ortaklık Süreci"(SAP) adlı yeni politikayı kabul etmiştir. Bu politika çerçevesinde her ülkede, farklı zaman dilimlerinde İstikrar ve Ortaklık Anlaşması imzalanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Batı Balkanlar'ın ekonomik dönüşüm süreçlerinin "İstikrar ve Ortaklık Süreci" politikalarından ne ölçüde etkilendiğini analiz etmektir. Ekonomik dönüşüm süreci öncesi ve sonrasında bu ülkelerin makroekonomik göstergelerinde ne gibi olumlu ya da olumsuz değişimler olduğu karşılaştırmalı analiz yöntemiyle incelenmiştir. Sonuç olarak, makroekonomik göstergeler ışığında incelenen altı devlette (Arnavutluk, Bosna Hersek, Karadağ, Kosova, Makedonya, Sırbistan) İstikrar ve Ortaklık Süreci sonrasında bir ekonomik dönüşümün gerçekleştiği söylenebilir.

ArnavutlukAvrupa BirliğiBosna-Hersek+7
Gülizar Erdem
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Arnavutluk'ta demokratikleşme süreci ve Avrupa Birliği'nin yapıcı etkileri

Arnavutlar nüfusunun önemli bir kısmı Balkanlar bölgesindeki çeşitli devletler arasında dağılmış bir halktır. Soğuk Savaş boyunca kendilerini dünyanın diğer uluslarından soyutlayan komünist yöneticilerin buyruğu altında yaşamışlardır. Soğuk Savaşın bitimi ve bölgedeki diğer komünist rejimlerin çöküşü ile birlikte Arnavutluk da hızlı bir değişim sürecinin içine girmiş, özellikle bölgede nüfusunu yaymaya başlayan ABD ve Avrupa Birliği'nin önemsediği ülkelerden biri haline gelmiştir.Yeni binyılla birlikte ülke yeni Batılılaşma, ya da diğer deyişle demokratikleşme ve modernizasyon safhasına girmiştir. Başlarda söz konusu hedefleri gerçekleştirmek için gerekli ivme sağlanamamış olsa da en azından pazar ekonomisine geçiş ve geniş özelleştirme hareketleri sayesinde yabancıların ve sermayelerinin dikkatinin çekmeyi başarmıştır. Bununla birlikte, modernleşmenin tamamlayıcı parçaları niteliğindeki siyasal kurumlar, yargı ve idare ilgili reformlar hala ele alınmayı beklemektedir.Arnavutluk'un demokratikleşmesinde iç olduğu kadar dış etkenler önemli rol oynamıştır. Coğrafi yakınlık Arnavutluk ve Avrupa Birliği'nin birbirlerine olan ilgilerini karşılıklı olarak arttırmıştır. Her ne kadar başlarda AB ülkenin modernleştirilmesi sürecinde kendinden beklenen rolü tam olarak oynayamamışsa da özellikle Kosova krizinden sora bölgedeki tecrübelerinden çıkardığı dersler ışığında bölge ve de bu ülke adına daha anlamlı politikalar üretmeye başlamıştır. Böylelikle, zamanla Avrupa Birliği ülkenin demokratikleşmesi ve de ekonomik kalkınmasında diğer hiçbir ülke ile kıyaslanmayacak biçimde başat bir aktör haline gelmiştir.Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Söz konusu bölümler sırası itibarıyla, Arnavut devleti ve ulusunun tarihsel gelişimini ve özgün kültürünü; Avrupa Birliği'nin belirli politikalarını önceleyen dönemde ülkenin kendi çabalarıyla yürütmek istediği demokratikleşme sürecini, ve de son olarak Avrupa Birliği ve Arnavutluk arasındaki anlaşmaları ve de ülkenin AB gözetimindeki gelişmelerini ortaya koyan ilerleme raporlarını ele almaktadır.Anahtar Sözcükler: Arnavutluk, Arnavutlar, Demokratikleşme, Avrupa Birliği, Bütünleşme, Balkanlar.

ArnavutlukAvrupa BirliğiBütünleşme+2
Sokol Brahaj
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Arnavutluk'un kapitalizm sistemine geçiş süreci ve bugünkü ithalat-ihracat olanakları

1945-1990 yılları arasında komünist rejimi yasayan Arnavutluk gerçek anlamda dıs ticarete sahip olmamıstır. Kapalı bir ülke olarak, yalnız aynı rejimi yasayan ülkelerle dıs ticaret iliskisi kurmustur. Komünist rejimini yasayan ülkelerle iliskileri bozuluncaya kadar gerçeklesen dıs ticareti ülkeler arası karsılıklı ihtiyaç olan maddelerin takası seklindedir. 1990 yılında rejim degisikligi ile birlikte Arnavutluk dısa açılmıs ve diger ülkelerle iliski kurmaya baslamıstır. Gerçek dıs ticaretin temelleri de bu zamanda atılmıstır. Dıs ticaret gelismeye baslamıs, ancak sürekli dıs ticaret açıgı büyük bir sorun olmustur. Sorunun sebeplerinden en nemlileri, iç üretimin olmaması ve tüm ihtiyaçların ithalat yoluyla karsılanmasıdır. Zamanla bu sorunlar ortadan kaldırılmaya çalısılmıstır. Fason üretimi ile üretilen ürünlerin (ayakkabı, deri ve suni deri ürunleri ve tekstil ürünleri) ihraç edilmesiyle iç üretimin az da olsa birkaç iç ihtiyacı karsılanınca dıs ticaret açıgı azalmaya baslamıstır. Sekiz ülke ile imzalanan Serbest Ticaret Anlasması, Arnavutluk'un dıs ticaretinde olumlu bir etki yaratmıstır. Avrupa'nın güney dogusunda bulunan Arnavutluk, Avrupa ve Asya pazarların etkisi altında kalmıstır. En önemli üç dıs ticaret ortagı Italya, Yunanistan, Almanya ile birlikte Türkiye, Makedonya ve Kosova ile dıs ticaret iliskileri de çok önemlidir

ArnavutlukKapitalizmKomünizm+4
Anareta Brahımı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Balkan dillerindeki Türkçe kültür kelimeleri (2 cilt)

ÖZET Tezin giriş bölümünde, ilk önce Balkan tarihi gözden geçirilmiştir. Bu dönem, Osraanlx öncesi ve sonrasx olarak incelenmiştir. Tarihî ilişkilerin dillere de yansıdığı ve kelime alış-verişlerinde önemi tesbit edilmiştir. Alfabetik olarak düzenlenen metin kısmında, Balkan dillerine ve Macarca'ya giren toplam 2862 kelime, mukayeseli olarak incelenmiştir. Her kelime için, önce Türkçe Sözlük' teki anlam verilmiş, daha sonra da, bu dillerde yapılan çeşitli etimolojik sözlük ve incelemelerden elde edilen sonuçlar kaydedil miştir, tndeks kısmı da, mukayeseli olarak düzenlenmiş ve kullanım açısın dan pratik hale getirilmiştir. Son bölümde de, Balkan dilleri ve Türkçe ile olan dil ilişkileri konusu çerçevesinde, başlangıcından günümüze dek yapı lan çalışmalar, bir bibliyografya halinde sunulmuştur.

ArnavutlukBalkanlarBulgaristan+7
Hatice Kutlar Aksel
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Arnavut fıkıh alimi Vehbi Süleyman Gavoci'nin hayati, eserleri ve fıkhi görüşleri

Araştırma konumuzu hem Arnavutça hem de Arapça çok sayıda orijinal eserleri bulunan Arnavut fikıh alimlerinin önde gelenlerinden Vehbi Süleyman Gavoçi'nin hayatı, eserleri ve onun fikhi görüşleri olusturmaktadır. Amacımız, Şu'ayb el-Arnaut, Abdulkadir el-Arnaut ve Nasirüddin el-Elbani ile birlikte Arnavut alimlerin en önde gelen alimlerinden olan Vehbi Süleyman Gavoci'nin hayatını, eserlerini, fıkıh alanındaki çalışmalarını tanıtmak ve fikhî görüşlerini fıkıh ilmi ile uğraşanların kazanımına sunmaktır. Vehbi Süleyman Gavoçi ibadet, muamelat ve ahlak konuları da dahil Arapça ve Arnavutça olmak üzere yaklaşık 60 orijinal eser kaleme almış velud bir alimdir. Fakat burada onun tüm eserlerinin tanıtımını kısaca yapmakla beraber her bir eser için detaya inmemiz mümkün değildir, ki bu aslında çalışmamızın amacını da taşmaktadır. Çalışmamızın kapsam ve sınırlarını belirlemek bakımından esas konumuzu, Vehbi Süleyman Gavoci'nin fıkıh ilmine dair katkıları bakımından fıkıh ile ilgili en önemli görüşleri oluşturmaktadır. Araştırmamızda nitel araştırma yöntemi tercih edildi. Veri toplama aracı olarak kaynak taraması, metin okumaları, doküman incelemesi yoluna gidildi. Ilk olarak kaynaklardan Vehbi Süleyman Gavoci'nin hayatı ile ilgili bilgi taraması yapıldı. Bu doğrultuda hem hakkında yazılanlar hem de kendisinin vermiş olduğu röportajlar incelendi. Konu hakkında doğrudan veya dolaylı olarak alakası bulunan yazılı metinlere, kaynaklara da müracaat edildi. Kaleme aldığı eserleri ve özellikle fıkıh ile ilgili olan eserleri incelendi. Çalışma aşamasında elde ettiğimiz bütün bulguların kaynakları da kaynakça kısmında gösterildi. Araştırma sonucunda Vehbi Gavoçi'nin en önemli fıkhî görüşlerini tespit ettik, savunduğu fikir ve düşüncelerini kendi kitaplarından kesitlerle ortaya koymaya gayret ettik.

ArnavutlarArnavutlukArnavutça+4
Saljahudın Zenunı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Turhan Hüsnü Paşa'nın hayatı, idari ve siyasi faaliyetleri (1846-1927)

Bu tez, Sultan II. Abdülhamid devrinin önde gelen devlet adamlarından biri olan Turhan Hüsnü Paşa'nın hayatını siyasi ve idari faaliyetlerini merkeze alarak konu edinmektedir. Batılı bir tarzda eğitim alıp devlet bünyesinde istihdam edilerek önemli görevlere getirilmiş olan Turhan Hüsnü Paşa, Osmanlı bürokrasisinde dil bilen, mesleki bilgiye sahip, dış dünyayı tanıyan, entelektüel, teşrifatçı, eli kalem tutan bir diplomattır. Yurt içi ve yurt dışında neredeyse yarım asra yakın bir sürede üstlendiği idari ve siyasi vazifeler, denetim görevleri, delegelikler ve diplomatik misyonlar bu tezin esasını oluşturur. Osmanlı Devleti'nde kayda değer bir diplomat olmasıyla birlikte yeni kurulan Arnavutluk Devleti'nin ikinci başbakanı olması bakımından da önemli bir şahsiyettir; bütün bu görevleri ve siyasi kimliği, bu tezin muhtevasını belirlemiştir. Turhan Hüsnü Paşa, her daim siyasetin içinde kalarak birçok politik konuda fikirlerini açıkça dile getirmiştir. Tezde, Turhan Paşa'nın Sultan II. Abdülhamid devrinin devlet politikalarındaki yerine dikkat çekilirken, Paşa'nın Osmanlı Devleti'nden kopuşuna etki eden olaylar da tespit edilmiştir. Çalışmanın ana kaynaklarını, arşiv belgeleri, ikinci el kaynaklar, ulusal ve yabancı gazeteler teşkil etmiştir. Bu tez, Turhan Paşa'nın hariciyeye intisabının kendi hayatının en belirleyici unsuru olduğu iddiasından hareketle, söz konusu teşkilâtın ilgili döneminde Osmanlı siyaset ve bürokrasisindeki ağırlığının da gittikçe arttığını vurgular ve Paşa'nın Sultan II. Abdülhamid'in oluşturduğu yeni idarî yapılanmada önemli bir role sahip olduğunu öne sürer.

ArnavutlukDiplomasiOsmanlı Devleti
Muhammet Ballı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı sonrası Arnavut kimliğinin inşası

Bu çalışma, Osmanlı sonrası Arnavut kimliğinin inşası sürecinin degerlendirilmesini ve aktarılmasını amaçlar. Arnavut kimliği erken bir geçmişten başlayarak bugüne dek ele alınmıştır. Bir grubun veya bir toplumun kimliği sadece bir kaç faktör sayesinde ayakta kalabilir. Bir kimliği tesis eden, yaşatabilen ve koruyan faktörler dil, din, kültür ve gelenektir. Bunların ortak desteğiyle, kimliğin korunma mekanizması ortaya çıkar. Din faktörü Arnavut toplumuna sonradan ve Arnavutların kendi tercihleriyle gönüllü olarak eklemlenmiştir. Arnavutların bir dinden başka bir dine giriş sebebi kendi kimliğini korumak idi. Bu anlamda İslam Dini, Arnavut kimliğinin koruyucu bir kalkan vazifesi gördüğü söylenebilir. Dil ve din faktörleri Arnavutların ayrılmaz parçaları olduğu tarihi süreç içinde defalarca ispatlanmıştır. Son yüzyıllarda Arnavut kimliği yok edilmeye çalışılmıştır. Farklı metotlarla orijinal Arnavut kimliğinin parçalanmasına gayret edilmiştir. Örneğin Kosova'daki Arnavutlar için Kosovalı olmak, Makedonya'daki Arnavutlar için Makedon olmak ve Karadağ'daki Arnavutlar için Karadağlı olmak gibi yeni kimlikler üretilerek farklılaştırmak ve bu farklılıkları da çatıştırmak en önemli amaçlardan biri olmuştur. Bölgesine göre Arnavut Halklarına yeni, biri diğerinden farklı kimlikler üretilmeye çalışılmıştır. Başta dış güçler olmak üzere bunları yapanların amacı, yaşadıkları farklı yörelere göre yeni yeni kimlikler üretmek ve böylece de Arnavutları kendi içinde çatışmalara sürüklemektir.

ArnavutlarArnavutlukDil+5
Murtezan Idrızı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects