Alawiism
152 theses under this subject heading
Göç ve sosyal dışlanma: Gaziantep ve İstanbul'da yaşayan Suriyeli Abdal sığınmacılar örneği
Bu çalışmada 2019 yılının farklı aylarında Türkiye'nin Suriye'ye sınır şehri olan Gaziantep ve en çok sığınmacı barındıran şehirlerinden biri olan İstanbul'da yapılan saha araştırmalarından elde edilen nitel veriler kullanılarak, Suriyeli Abdal sığınmacıların maruz kaldıkları sosyal dışlanma deneyimleri analiz edilmektedir. Çalışmada sözü edilen dışlanma deneyimleri temelde beş ayrı düzlemde ifade edilmektedir. Bunlar; mekânsal, ekonomik, politik, kültürel ve söylemsel düzeylerdir. Çalışma kapsamında bu deneyimleme biçimlerinin her biri, sığınmacı Abdalların yerleştikleri şehir merkezlerinde verdikleri yaşama tutunma mücadelesi esnasında karşılaşmış oldukları zorlukları sosyal dışlanma olgusu bağlamında değerlendirilmektedir. Dolayısıyla araştırmanın amacı, Türkiye'de yaşamakta olan Suriyeli Abdal sığınmacıların hayatta kalma mücadelelerini, savaş öncesi ve sonrası değişen hayat pratiklerini, gündelik hayattaki dışlanma biçimlerini ve bu dışlanmaya karşı geliştirmiş oldukları taktiksel manevra biçimlerini Gaziantep ve İstanbul örneklemleri üzerinden anlamaya çalışmaktadır. Çalışma kapsamında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış ve görüşmeler derinlemesine görüşme tekniğine uygun olarak büyük çoğunluğunu yerleşik ve sığınmacı Abdalların oluşturduğu 45 görüşmeci ile yapılmıştır. Derinlemesine görüşmelerin yanında saha araştırmaları sırasında alınan katılımlı gözlem notları da analiz sürecinde elde edilen araştırma bulgularını desteklemek için kullanılmıştır. Çalışma sonucunda varılan en önemli sonuçlardan biri, Abdal sığınmacıların sahip oldukları kimliksel özellikler ve dezavantajlı konumları nedeniyle göç sonrası süreçte farklı derecelerde kategorik bir dışlanma süreciyle karşı karşıya olduklarını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, Sosyal Dışlanma, Abdallar, Alevilik
Yemînî'nin Fazîlet-nâmesi'nin on dokuzuncu fazîleti üzerine bir inceleme
Bu çalışma, XVI. yüzyılın ilk yarısında, Derviş Muhammed Yemînî tarafından yazılan Fazîlet-nâme isimli manzum bir eseri incelemek üzere yapılmıştır. Eski Anadolu Türkçesi'nin tesirini büyük ölçüde barındıran ve bir geçiş döneminin ürünü olan bu eser, toplamda on dokuz fazîletten oluşmaktadır. Eser, içerik itibariyle Hz. Ali'nin hayatını ve fazîletlerini anlatan biyografi ve nasihat kitabı niteliğindedir. Biz bu çalışmamızda, daha kapsamlı olması ve ilginç anlatıları barındırması sebebiyle on dokuzuncu fazîleti incelemeyi uygun gördük. Çalışmamızın "Giriş" bölümünde, Alevîlik-Bektâşîlik kavramları üzerine genel hatlarıyla değindik. "Birinci Bölüm"de, Derviş Muhammed Yemînî'nin hayatı ve eseri/eserleri hakkında birtakım açıklamalar ve karşılaştırmalar yaptık. Asıl olan "İkinci Bölüm"de ise, on dokuzuncu fazîleti detaylı olarak incelemeye başladık. Bu fazîlette yer alan anlatıların ve ele alınan nazım türlerinin içerikleriyle ilgili geniş bilgiler verdikten sonra on dokuzuncu fazîletin transkripsiyonlu metnini ve dil içi çevirisini de bu kısma ekledik. Daha sonra eserle ilgili tıpkıbasım örneklerini, içeriğe ilişkin somut veri olması maksadıyla çeşitli görselleri ve Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde bu eser temelli yaptığımız saha çalışmasına ait görsel materyalleri çalışmamıza ekleyerek dikkatlerinize sunduk. Anahtar Kelimeler: XVI. yüzyıl, Eski Anadolu Türkçesi, Derviş Muhammed Yemînî, Fazîlet-nâme, Hz. Ali, Alevîlik-Bektâşîlik.
Gümüşhane ili Kelkit ilçesi Akdağ köyü Alevilerinin gelenek ve görenekleri
Toplayıcılıktan ve avcılıktan, tarım ve çobanlık aşamasına ardından yerleşik hayata geçen insanlık, tarih boyunca bir inanca ihtiyaç duymuştur. Mitlerle, totemlerle gelişen bu süreç, dinsel düşünüşün de süreklilik kazanmasıyla insani kültürün önemli bir unsuru haline gelmiştir. Türk İslam inançları ışığında Alevi- Bektaşi inancı, Türk İslam inançlarını kültür bakımından zenginleştiren bir inanç sistemidir. Alevilik, Anadolu'da gelişerek yayılan Türk tarikatlarındandır. Tasavvuftan etkilenen bu tarikatın felsefesi, örf ve adetleri Türklere ait özellikler gösterir. Bu inanç sistemi, Eski Türk din inançları ile Müslümanlığı kaynaştıran, tasavvufi olarak ifade edilen zengin kültürü, dili ve duyguları ile ulusal yapıda çevreleyen, akla ve bilime değer veren tarikatlardandır. Hacı Bektaş Veli önderliğinde, Güvenç Abdal halifeliğinde gelişen Gümüşhane Aleviliği 16. yüzyıla kadar büyüyerek gelmiştir. Güvenç Abdal'ın bölgeye intikalinden sonra gelişen süreç bir başarıdır. Kürtün'de Güvenç Abdal'ın şahsında temsil edilmeye başlayan ve kurduğu inanç-dede ocağı ile Doğu ve Orta Karadeniz'e yayılan öğreti; bölge insanına yaşamsal, inançsal ve tarihsel bir çıkış olmuştur. Alan araştırmasında Akdağ Köyünün âdet, gelenek ve göreneklerini derleyebilmek için gözlem ve görüşme yöntemi kullanılmıştır. Derlenen bu çalışmanın incelenmesinde, bağlam merkezli halk bilimi yöntemleri kullanılmıştır. Bu yöntemler çerçevesinde "Karşılıklı Görüşme (Mülakat) Yöntemi" ve "Derleme Yöntemi" ile Akdağ Köyü Alevilerinin âdetleri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Alevilik, Bektaşilik, İnanç, Türk İslam, Gümüşhane
Alevîlik'teki Hak-Muhammed-Ali inancının Hıristiyanlık'taki teslis ile karşılaştırması: Teslis benzerliği eleştirisi
Alevîlik-Bektaşîliğin temel yapı unsuru Hak-Muhammed-Ali inancıdır. Bu inancın kendine has yapısı onun anlaşılmasını problemli hale getirmektedir. Bu sebeple pek çok yerli ve yabancı araştırmacı bu inancın temelinde Hıristiyanlığın teslis öğretisinin yattığını iddia etmektedir. Ancak tarihî süreç ve bu inancın oluşumunda etki eden unsurlar bütünlüklü olarak incelendiğinde bunun böyle olmadığı fark edilecektir. İşte bu çalışmanın amacı da, Hak-Muhammed-Ali inancının ortaya çıkış serüvenini gözler önüne sermek ve bu inancı teslis öğretisiyle mukayese etmek suretiyle onun Hıristiyanlığın teslis inancının bir kopyası olmadığını ortaya koymaktır. Bu çalışmanın yöntemi ise literatürde Alevîlik-Bektaşîlik tarihi ve inancı hakkında yazılmış çeşitli kaynakları incelemek ve onları analiz etmektir. Bu analiz sonucu ortaya çıkan bulgularsa şu şekildedir; Alevîlik-Bektaşîliğin oluşumunda Türkmenlerin yaşantıları ve onların İslam öncesi inançları etkili olmuştur. İslam'a yeni girmiş bu topluluklar, eski inançlarının mirası üzerinde Hak-Muhammed-Ali inancını inşa etmişlerdir. Bu yönüyle Hak-Muhammed-Ali inancının Hıristiyanlığın teslis öğretisinin bir kopyası olmadığı bilakis Alevîlik-Bektaşîliğin kendi iç dinamikleri ile oluştuğu söylenebilir. İkinci olarak vahdet-i vücûd öğretisinin etkisinde bir hayli kalan Hak-Muhammed-Ali inancının tevhid akidesine de çokça vurgu yaptığı görülmektedir. Bu yönüyle de teslis ile arasında bir farkın olduğu görülmektedir. Ortaya konan bu bulgular ise, Alevîlik-Bektaşîliği özünden kopararak değerlendirmek isteyenlere karşı bir temel direği vazifesi gerçekleştirmeyi ve Alevîlik-Bektaşîliğin daha doğru anlaşılmasını sağlayacaktır.
Radicalization and recruitment process of DHKP-C
DHKP-C, a terrorist organization with a radical revolutionary left-wing view, has sought an organic bond at various levels with the Alevi community, which has a unique ethnic and sectarian identity in Turkish society, instead of carrying out its activities as an international movement claimed by its founding ideology and it started to carry out radicalization and recruitment activities targeting the Alevi community. The main reason for this situation is the developments in domestic and international politics and, so the blows that the left ideology and communism received. The DHKP-C terrorist organization focused on its manipulation and politicization activities against the Alevi community to protect its existence and ensure its continuity as a reflex in the face of these developments at the national and international levels. The starting point of this thesis is 'Is there an attempt by DHKP-C to radicalize and recruit the Alevi community? If so, what is the reason?'. First of all, while seeking answers to these questions the concepts of radicalization and recruitment will be explained at the theoretical level. Then, the changes and transformations that the DHKP-C terrorist organization has experienced since its establishment will be discussed in the historical context. In the last section, the contrast between the discourses and actions of the DHKP-C terrorist organization will be revealed, and how the process of transition from radicalization to recruitment works within the organization will be tried to be explained, especially by using discourse analysis. As a result, I argue that terrorist organizations, can act against their founding ideologies and expand their fields of activity and influence when they see their existence under threat depending on cyclical developments.
Yazı - resim geleneğinin alevi - Bektaşi sanatındaki örnekleri ve günümüz sanatına yansımaları
Bu yüksek lisans çalışmasında, insanlığın resimden yazıya, yazıdan resme nasıl gelişim gösterdiği tarihsel süreç içerisinde verilmiştir. Kadim Anadolu topraklarında varlığını günümüze kadar getirebilmiş olan Alevi- Bektaşi inançlarının, kendilerini ifade etmek için kullandıkları yazı-resim sanatının vahdet-i vücûd düşüncesi üzerine inşa edilmesi, tasavvufi sembolizm içinde ne anlam barındırdıkları anlatılmaya çalışılmıştır. Alevi- Bektaşi inancının heteredox ve sekretizm problemine açıklık getirilerek, tarihsel süreç içerisinde birbirleri ile olan irtibatlarına değinilmiştir. Tekke sanatı olarak da ifade edilen yazı-resim örneklerinin anlam derinliklerine inilerek, bu konuda eserler üretmiş çağımız sanatçılarından Erol Akyavaş, Balkan Naci İslimyeli, Murat Morova'nın eserlerinden örnekler verilmiştir. Tezin amacı, üzerinde fazla araştırma yapılmamış olan Alevi- Bektaşi inancında ki yazı-resim sanatının heteredox inancı taşımadığı ve piktogram olmadığı; vahdet-i vücûd düşüncesinden kaynaklanan, tasavvuf sembolizmini en iyi şekilde anlatan tekke sanatı yazı-resim örneklerinin Alevi- Bektaşi kaynaklarıyla açıklamaktır. Anahtar Kelimeler: Alevi- Bektaşi, Yazı-resim, Vahdet-i Vücûd.
İstanbul Alibeyköy ve Taşdelen cemevlerindeki cem törenlerinde Tokat Hubyar/Sıraç köylülerince icra edilen müzikal eserlerin tespiti ve değerlendirilmesi
Bu çalışmada, İstanbul'da iki farklı cemevinde tespit edilmiş Tokat Hubyar / Sıraç köylülerinin müzikal eserleri, usul ve dizi özellikleri bakımından incelenmiş, müzikal eserlerin benzerlik ve farklılıkları ortaya çıkarılmıştır. Birinci bölüm olan giriş bölümünde, araştırmanın amacı, literatür özeti, araştırmanın yöntemi ve öne sürülen hipotezler açıklanmıştır. İkinci bölüm, Alevilik ve Cem kavramı ile ilgili genel bilgilerden oluşmaktadır. Üçüncü bölümde ise, İstanbul Alibeyköy ve Taşdelen Cemevlerinde Tokat Hubyar/Sıraç köylülerince yapılan Cem Töreni genel olarak anlatılmış, icra edilen eserlerin notaları sunulmuş ve ilgili müzik eserleri incelenip değerlendirilmiştir.
Anadolu âşıklık geleneğinde Alevi âşıkların yeri ve önemi: Âşık Seyit Meftuni örneği
Bu çalışmada Âşıklık ve Alevilik arasında yüzyıllara dayanan kadim bağ bir Alevi dedesi olan Âşık Seyit Meftuni örneğiyle incelenmeye çalışılmış ve söz konusu bağ üzerinden tarihsel süreç içerisinde çeşitli benzerlik ve farklılıkların neler olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada Alevilik ve Âşıklık arasındaki girift ilişkiden yola çıkılarak Seyit Meftuni örneklemi üzerinden "Alevi Âşıklığının" temel özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Âşık Seyit Meftuni'nin Alevi inanç önderi olarak "dede" vasfını taşımasının yanı sıra Âşıklığın en temel özelliklerinden birisi olan müzikal üretim yönünün de kuvvetli olması tezin örneklemi olarak seçilmesinde önemli bir etken olmuştur. Tezin birinci bölümüne konuyla ilintili olarak giriş niteliğinde bir takım genel bilgiler verildikten sonra çalışmanın önemi, amacı/kapsamı, temel ve alt problemlerinin yanı sıra yöntemi hakkından da detaylı bir bilgilendirme yapılmıştır. Ayrıca literatürde söz konusu alanlarla ilgili yapılan çalışmalara da yine bu bölümde yer verilmiştir. Âşıklık ve Alevilik Anadolu coğrafyasının en geniş kapsamlı iki konusu olması sebebiyle Âşıklığın etimolojik kökeninden hareketle Âşıkların geçmişten günümüze Anadolu'daki serüvenleri, kültürel varlıkları, Alevilikle olan bağları ve müzikal alt yapılarına tezin geniş kapsamında yer verilmiş ve önemli başlıklar olarak öne çıkarılmıştır. Bahsi geçen konular tezin ikinci bölümünü oluşturmuş çalışmanın üçüncü bölümü ise örneklem olarak seçilen Âşık Seyit Meftuni özelinde oluşturulmuştur. Bu bölümde Âşık Seyit Meftuni Dede'nin Âşıklık süreci, dedeliği, dedelik sürecinde gerçekleştirdiği çeşitli Alevi inanç geleneğine ait ritüeller ve müzikal yaşamı incelendikten sonra eserler örnekleri üzerinden yapılan bazı çıkarımlarla sonlandırılmıştır. Bir nitel araştırma olarak planlanan çalışmada literatür taramasının yanı sıra yarı yapılandırılmış kişisel görüşme tekniği uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Âşıklık, Alevilik, Âşıklık Geleneği, Müzik, Meftuni.
Anadolu Alevi ve Bektaşî müzik geleneği üzerine bir araştırma
Bu çalışma, Haliç Üniversitesi Lisansüstü Enstitüsü Türk Musikisi Ana Sanat Dalı Yüksek Lisans tez çalışması olarak yapılmıştır. Bu çalışmada, Türk toplumunun zengin kültür yapısını, saz ve söz birlikteliği ile geçmişten günümüze yaşatıp aktaran, Anadolu âşıklık geleneğinin büyük bir bölümünü oluşturan ve Orta Asya Türk uygarlıklarının dini inanç sistemleri ve uygulamaları ile benzerlik gösteren, Anadolu Alevi ve Bektaşî müziği incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde Türk halk müziği ve bu müziğin ulusal kültür aktarıcılığı rolü ve önemi işlenmiş, Türk halk müziğinin temelini oluşturan, Orta Asya ozanlık geleneği ve bu geleneğin devamı olan âşıklık geleneği ve geleneğin temsilcileri olan ozan/aşık'lar genel olarak incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Anadolu insanının yüzyılları aşkın dini inanç değerlerinin ve kültürel birikiminin müzikal ifadesi olan, tasavvuf müziği içerisinde yer alan Alevi ve Bektaşî inanç değerlerini konu alan müziğin oluşumu, âşıklık geleneği içerisindeki yeri ve önemi, tarihsel bir perspektif oluşturularak genel hatlarıyla incelenemiştir. Çalışmanın son bölümünde Anadolu Alevi ve Bektaşî kültürü içerisinde yetişmiş ve bu müziğin önemli temsilcilerinden olan Ali Ekber Çiçek, Aşık Davut Sularî ve Aşık Daimi'nin hayatları, müzik çalışmaları incelenmiş, Alevi ve Bektaşî dini inanç değerlerini konu alan eserlerinden birer örnek incelenip açıklanmaya çalışılmış, gerekli çıkarımlar yapılarak sonuç kısmına yazılmıştır. Anahtar Kelimeler: Alevi- Bektaşî, Tasavvuf, Müzik.
Etnik kimlik inşasında mezhep farklılığının oynadığı rol: Zazalar örneği
Bu çalışmada Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde yaşayan Zazaların, din-mezhep değişkeni çerçevesinde, etnik kimliklerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Bu tez çerçevesinde temel alınan etnik grup Zazalardır. Mezhep ile ifade edilmek istenen ise Alevi ve Sünni gruplardır. Böylece araştırmada, Sünni Zaza ve Alevi Zaza gruplarındaki dini ve etnik kimliği karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu çalışmada Elazığ'da Alevi ve Sünni Zazaların yoğun olarak yaşadığı mahallelerde Zaza etnik kimliğinin inşasında ait olunan mezhebin etkisine bakılmıştır. Elazığ'da gerçekleşen alan araştırması sonucunda Alevi ve Sünni Zazaların etnik kimlik inşalarında mezhep farklılığının etkin rol oynadığı tespit edilmiştir.
Anadolu Aleviliğinde tevellâ ve teberrâ inancı
Anadolu Aleviliği; kökeni yüzyıllar öncesine dayanan bir inanç sistemidir. Çeşitli düşünce akımlarından ve özellikle eski Türk inanç ve kültürlerinden etkilenerek günümüzdeki halini almıştır. Yazılı gelenekten daha çok sözlü kültüre dayanan ve sözlü kültürle nesilden nesile aktarılan Alevilik, Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde önemli bir inanç, düşünce ve yaşayış biçimidir. Anadolu Aleviliği tarafından bir inanç maddesi olarak kabul edilen tevella ve teberra inancı, Alevilik açısından önemli bir yere sahiptir. Tevella; Hz. Ali ve soyunu dost saymak ve dost edinmek, Hz. Ali ve soyunu sevmek, Onlardan yardım ve şefaat dilemek anlamlarına gelmektedir. Teberra ise Hz. Ali'nin karşısında olan, Onun halifeliğini ve imametini tanımayan Muaviye, Muaviye'nin Oğlu Yezid'le ve Onun neslinden gelenlerle ilişkiyi kesmek, onları sevmemek, onlara buğz ve lanet etmek anlamlarına gelmektedir. Tevella ve teberra inancının temelini oluşturan Hz. Ali ve Ehl-i Beyt sevgisi, Anadolu Alevilerinin üzerinde en fazla durdukları mesele ve Aleviliğin esasını oluşturmaktadır. Anadolu Aleviliğinde, tevella ve teberra anlayışı da Ehl-i Beyt ve Ehl-i Beyt nesline duyulan sevgi ve muhabbetten kaynaklanan bir inanç esasıdır
Tarihsel ve kültürel boyutlarıyla Diyarbakır'da Alevilik
Günümüzde Alevîliğin sağlıklı bir şekilde anlaşılması toplumsal birlik, kardeşlik ve güven ortamı için büyük önem taşımaktadır. Bu yüzden Alevîlik tarihsel süreç içerisinde ele alınmalı; gelenek, görenek, dini esas ve inançları bir bütün olarak incelenmelidir. Dolayısıyla bu çalışmada Alevîliğin inanç, ibadet, kültür ve ahlâk ilkelerinin bilimsel olarak incelenmesi, bu bağlamda Anadolu Alevîliğinin bir parçası olan Diyarbakır yöresindeki Alevîler (Diyarbakır'da Alevîlik), tarihsel süreç, inançları, ibadetleri, örf ve adetleri, ahlâkî kuralları, bakımından araştırılmıştır. Anahtar kelimeler: Alevi, Alevilik, Bektaşilik, Diyarbakır
Tarihsel ve kültürel boyutlarıyla Bingöl'de alevilik
Tarih boyunca birçok tanımı ve yorumu yapılan Alevîliği ele alan bu çalışmada; çıkış noktası olarak İslamın ilk yılları ele alınmıştır. Tarihi süreç içinde farklı tepkimeler sonucunda günümüze kadar ulaşan süreç neticesinde oluşan olaylar ve olaylara verilen tepkiler akademik tarafsızlık ilkesine bağlı kalınarak ele alınmıştır. Çalışmanın ana konusu olan bölge Alevîlerinin nereden geldikleri, nasıl yerleştikleri, demografik yapıları, inanç ve ibadetleri, farklı kültürlerle etkileşimleri ve inançlarının sosyal yaşamlarına etkileri ele alınmıştır. Çalışma; Kârer bölgesi merkeze alınarak bölge Alevîleri hakkında bilinen doğru ve yanlışların alana inilerek, klasik ve yakın çağ kaynaklarına dayandırılarak bilim dünyasına sunulması sürecini içermektedir. Anahtar kelimeler: Alevî, Alevîlik, Bektâşîlik, Şiâ, Bingöl
Halk dini/dindarlığı olgusunun ziyaret fenomeni bağlamında Alevilik, Sünnilik, Süryanilik inançları açısından halkbilimsel incelenmesi: Diyarbakır, Siirt, Mardin örneği
Dinin halk kültürü boyutu ya da halk kültürünün dini boyutunu ifade eden halk dini, normatif yapıya sahip olmaması, anlatı merkezli olması ve etkiye açık olması sebebiyle kitabî dinden ayrılır. Bu ayrışma sonucunda çatışma içerisinde karşıt kültür oluşturabileceği gibi yapı olarak altında da kümelenebilir. Halk dininin karakterisitiği olan ziyaret fenomeni ise kökeninde yer alan ata/veli kültü inancı ile bir fenomen olarak manevî güç sayesinde çok önemli birer çekim merkezi olan kutsal mekânların türlü dilek ve amaçlar ve belli usullerle ziyaret edilmesini karşılar. Bu çalışmada, halk dini olgusu ziyaret fenomeni bağlamında ele alınmış dindarlık tipolojilerine yer verilerek halk dindarlığının kitabi dindarlıkla kurmuş olduğu dikotomik yapı üzerinde durulmuştur. Bu durum ortaya konulurken kutsal mekân deneyimi bütüncül şekilde ele alınmış, üç farklı inanç sisteminden kutsal mekân ritüellerine yer verilerek performatif sürece ve işlevselliğe dikkat çekilmiştir. Ayrıca anlatı boyutuna geniş yer verilerek performatif süreç ve işlevselliğin yanında metin merkezli bakış açısıyla keramet/mucize motiflerine ve motiflerin sembolik anlamlarına yer verilmiştir. Halk dini olgusunun halk yaşamının her alanına yansıyan bir olgu olması sebebiyle kutsal mekânlara fenomenolojik bakış çerçevesinde geniş kapsamlı bir çalışma yürütülerek kentleşme süreçlerinden toplumsal kurumlara, inanç turizminden dijital kültüre, manevi şifa arayışından geçiş dönemlerine, cinsiyet farklılaşmasından yeme-içme kültürüne inanış, anlatı ve ritüel kapsamında bir değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışma sonucunda halk dini olgusunun ziyaret fenomeni bağlamında araştırma sahasında oldukça canlı olduğu kitabi dinin alt ve karşıt kültür nitelendirmeleri ve müdahalelerine karşın varlığını sürdürdüğü görülmüştür.
Ötekiliğin dinsel kimlik ve cinsel kimlik çerçevesindeki izdüşümleri
Dinsel ve cinsel kimlik üzerinden bireylerin birbirlerine göre ötekiliğini ve ötekileştirme davranışını konu edinen bu çalışmada, Alevilik, Sünnilik, eşcinsellik, düzcinsellik kapsamında ötekiliğin ve ötekileştirilme pratiklerinin bireyler tarafından anlamlandırılma ve deneyimlenme biçimleri ele alınmıştır. Bu doğrultuda bireylerin dinsel ve cinsel kimlikler çerçevesinde 'öteki' ile ilişki kurmaya yönelik yaklaşımları değerlendirilmiştir. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği bu çalışmada kartopu örnekleme tekniği ile ulaşılan Alevi-eşcinsel, Alevi-düzcinsel, Sünni-eşcinsel ve Sünni-düzcinsel şeklinde kategorize edilen 20 katılımcı ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışma verileri, tematik analiz ile değerlendirilmiştir. Bu çerçevede çalışma, benimsenen kimlik üzerinden 'öteki' olmayı, ötekileştiren ve ötekileştirilenin gözünden anlamaya çalışmıştır. Ulaşılan temalar doğrultusunda, bireylerin birbirine göre ötekiliğini ve ötekileştirme davranışını belirleyen unsurların bu kimliklere atfedilen anlamlar doğrultusunda geliştirilen stereotipler olduğu söylenebilir. Alevi katılımcılar, en çok dini pratiklerinin farklılığı üzerinden oluşan stereotipler aracılığıyla etiketlenmektedir fakat Sünni katılımcıların bu farklılığa ve din mefhumuna atfettiği anlamlar, onların Alevi bireyler ile çeşitli toplumsal bağlamlarda ilişki kurmasını önler nitelikte değildir. Eşcinsel bireylere yönelik ötekileştirici yaklaşımın temelinde ise toplumsal cinsiyet normları üzerinden gerçekleşen stereotipler bulunmaktadır ve bu bağlamda bilhassa düzcinsel erkek katılımcılar, eşcinsel bireyler ile ilişki kurmaktan kaçınmaktadır. Alevi-düzcinsel, Alevi-eşcinsel ve Sünni-düzcinsel katılımcıların kendi ötekiliğini anlamlandırma ve kabullenme sürecinde ise benimsenen dinsel ve/veya cinsel kimliğin toplumdaki farklılığına atfedilen anlamlar etkili olmaktadır ve bu anlamları katılımcılar, ilişki kurdukları diğer ötekiler aracılığıyla sosyalizasyon sürecinde öğrenmektedir. Farklılığa atfedilen anlamların niteliği, katılımcıların kimliklerini çevresinden gizleme eğilimi göstermesine neden olabilmektedir. Bu bağlamda Alevi katılımcılar açısından ötekileştirici pratiklerin denetimi için belirli bir dönem dinsel kimliği gizlemek bir tercih olsa da bilhassa yetişkinlik döneminde ötekileştirici pratiklere rağmen kimliklerini gizlemek istememektedirler. Eşcinsel katılımcılar ise cinsel kimliklerinin farklılığının belirleyici olmadığı ilişkiler kurmak istedikleri için kimliklerini sınırlı bir çevrede dışa vurmaktadırlar. Anahtar Sözcükler Ötekilik, ötekileştirme, cinsel kimlik, dinsel kimlik, Alevilik, Sünnilik, eşcinsellik, düzcinsellik.
Alevi ocaklarında aile: Tunceli örneği
Araştırma, merkezi Tunceli'de bulunan ve hala aktif olarak devam eden yedi ana Alevi ocağının aile yapısı anlamaya odaklanmıştır. Araştırmanın amacı ise bu yedi ocağa mensup Alevi dedeleri ve aile üyelerinin aile yapılarını anlama, aile kurumunun ocaklarda ne gibi karşılıklar bulduğunu öğrenme ve böylelikle toplumsal değişim sürecinde ailede ne gibi değişimler olduğunu ortaya çıkartma olmuştur. Araştırmada ele alınan kuram ise ailenin niteliklerini ve yapısını anlamada yardımcı olan sistem yaklaşımı olmuştur. Saha araştırması dâhilinde Tunceli ve Elazığ'da bulunan Alevi dedeleri ve aile üyeleri ile görüşmeler yapılmıştır. Veriler, içerik analizi tekniğine tabi tutularak çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular aracılığıyla bölgede yaşayan dedeleri ve halkın aile yapılarına, aile içinde yaşanan sosyo-kültürel değişikliklere ve bu değişikliklerin ailelerinde ne gibi karşılıklar bulduğuna ışık tutulmaya çalışılmıştır. Buradan hareketle iki ana tema ve toplamda dört tane de alt temaya ulaşılmıştır. Araştırma temalarından elde edilen genel sonuca göre hem Alevi dedeleri hem de aile üyeleri, gerek bulundukları coğrafyada yaşayan Alevi toplumunun gerekse genel olarak tüm Alevi toplumunun aile yapılarının değişime uğradığını söylemişlerdir. Bu değişimi Alevi dedeleri, eskisi gibi Alevi inancına olan bağlılığın kalmadığına ve kentlere olan göçle birlikte Alevilikte uygulanan ritüellerde, gelenek ve göreneklerde çözülmelerin olduğuna bağlarken, aile üyeleri bu durumu genç kuşağın değişime çabuk adapte olmasına, zamanının ve mekânın gerekliliklerine ayak uydurabilmesine bağlamışlardır. Zamanının, mekânın ve yaşam biçimlerinin farklılaşmaya başlamasıyla birlikte diğer toplumlarda olduğu gibi Alevi toplumunda da değişimler yaşanmıştır. Görüşmeye katılan Alevi dedeleri ve aile üyeleri de bu değişimler sonucu farklı kültürlerle iç içe girerek değişimden etkilendiklerini ve bu toplumsal bazda yaşanan değişimlere direnç gösterememe konusunda hemfikir olduklarını dile getirmişlerdir. Dolayısıyla alan araştırmasına dahil edilen her iki grubunda bu konuda hem fikir olması, genel olarak aile yapısında değişimlerin meydana geldiğini ve böylelikle ailelerin değişen koşullara adapte olmada kendi iç mekanizmalarını devreye sokup uyum sağlamaya çalıştığına işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Tunceli, Alevi, Ocak, Aile, Değişme, Aile Yapısı
Kemalpaşa Tahtacı kültürü: Çınarköy örneği
Çınarköy, İzmir'in Kemalpaşa ilçesine bağlı bir Tahtacı köyüdür. 1950'li yıllardan önce bir Tahtacı yerleşim bölgesi değilken, Nif Dağı'nın eteklerinde yer alması ve bu bölgenin ormancılık mesleği için uygun bir coğrafyaya sahip olması sebebiyle, Çınarköy geçimini bu meslekten sağlayan Tahtacılar tarafından ilgi görmüş ve 1950'li yıllardan itibaren giderek bir Tahtacı köyü haline gelmiştir. Günümüzde orman işçiliğini büyük ölçüde bırakmış olsalar da, Çınarköylüler Tahtacı inanç pratiklerini ve geleneklerini büyük ölçüde sürdürmeye ve gelecek kuşaklara aktarmaya devam etmektedirler. Literatür tarama, gözlem ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniklerine dayanan bu çalışma ile haklarında çok fazla araştırma bulunmayan Çınarköy Tahtacılarının inançları ve geleneklerini açığa çıkarmak hedeflenmektedir ve gelecekte bu kültürle ilgili başka çalışmaların da yapılması umut edilmektedir. Keywords: Animation, Movie, Gender, Walt Disney, Disney
Diyarbakır yöresi alevi ocakları: Tarih, inanç ve gelenek
"Diyarbakır Yöresi Alevi Ocakları: Tarih, İnanç ve Gelenek" adlı bu çalışmamızın Giriş kısmında, çalışmanın konu, kapsam, amaç ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın I. Bölümü'nde, Alevi inanç sistemi içerisindeki adlandırma sorunlarına tarihî referanslar aracılığıyla çözüm aranmış ve Aleviliğe özgü kavram ve terimler hakkında tespit, değerlendirme ve çözümlemelere yer verilmiştir. II. Bölüm'de yöredeki Alevi toplulukların tarihî geçmişi hakkında yazılı ve sözlü kaynaklar üzerinden tespit ve değerlendirmeler yapılmıştır. Bu bölümde, yöre tarihini konu edinen belge ve kaynakların yanı sıra, devlet arşivlerinden temin edilen Diyarbakır 16. yüzyıl tahrir defteri kayıtları ve saha çalışmalarında şahsî arşivlerden elde ettiğimiz şecerenâme, icâzetnâme ve erkân defteri gibi belgeler sözlü tarih ile karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve bu doğrultuda değerlendirmelere yer verilmiştir. II. Bölüm'de yöredeki Alevi ocakları tarafından gerçekleştirilen ritüeller konu edilmiştir. Yörede icra edilen cem ritüelleri ve diğeri inanç merkezli ritüeller üç ana başlık altında sınıflandırılarak haklarında ayrıntılı olarak bilgi verilmiştir. Çalışmamızın III. Bölümü'nde yöredeki Alevi ocaklarına mensup topluluklar arasında icra edilen cem ritüelleri halk bilimi kuram ve yöntemleri çerçevesinde yapı bakımından çözümlenerek yapısal birimlerine ayrılmış ve formüle edilmiştir. Bu yapısal incelemenin ardından, cem ritüelleri içerisinde yer alan hizmetlerden işlevsel özellikleri ve bunların değişimi hakkında tespit ve değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmamızın Sonuç kısmında ise yapılan tespit, değerlendirme ve incelemeler neticesinde elde edilen bulgu, öneri ve tartışmalara yer verilmiştir. Sonuç kısmının ardından, Kaynakça, Kaynak Kişi Dizini ve Ekler kısmı ile çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Alevi, Diyarbakır, Ocak, Cem, Ritüel.
Hatay ili Defne ilçesi Arap alevilerinde (Nusayri) düğün (Ferah) müzik kültürü
"Hatay İli Defne İlçesi Arap Alevilerinde (Nusayri) Düğün (Ferah) Müzik Kültürü" çalışmamızda Hatay ilinin çok kültürlülük yapısının bir parçası olan Arap Aleviliği (Nusayrilik) evlenme geleneğinin düğün müzikleri incelenmiştir. Bu çalışma giriş ve sonuç bölümleri dışında üç bölümden oluşur. Birinci bölümde, Hatay ilinin ve Defne ilçesinin; coğrafik konumu, tarihsel geçmişi ve demografik yapısı gibi başlıklar ele alınmıştır. İkinci bölümde Arap Aleviliği (Nusayrilik) ile ilgili etimolojik inceleme, Arap Aleviliği tarihsel süreçleri, ayrıca Arap Alevilerinin kültürel kimlikleri; Arap Aleviliğine kabul edilme, ana dil olan Arapçanın günlük hayattaki ve düğün ritüelindeki yeri, ayrıca evlenme geleneğinde yer alan "kız isteme, nişan, çeyiz çıkarma, kına, gelin çıkarma" gibi olaylar da incelenmiştir. Üçüncü bölümde; Arap Alevilerinin müzik kültürü (mavval, 'ataaba, mijana) ve düğün ritüellerinde yer verilen müzikler incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde, yaptığımız çalışmanın daha iyi anlaşılması için takip etmiş olduğumuz bir düğün ritüelinin betimlemesine de yer verilmiştir. Bu üç bölümden sonra ekler bölümünde Arap Alevi düğünlerinde gelenekselleşmiş/karakteristik eserlerin notalarına yer verilmiştir.
The fragmentation of Alevilik as exemplified in the case of Gazi Mahallesi: Three Cemevis, three free spaces
This thesis scrutinizes the fragmentation of Alevilik as exemplified in the case of Gazi Mahallesi and three Cemevis. From a larger perspective, the Alevis have organized their own identity movement after the 1980s which has a fragmented characteristic. Cemevis have emerged as a result of this fragmented movement within the same fragmented characteristic. The 1990s are significant date for appearance of Cemevis in public sphere, and the thesis analyze the fragmented characteristic of Alevilik over Cemevis. In this regard, Gazi Mahallesi was chosen to conduct fieldwork. Existence of three Cemevis in the neighbourhood which addressed the fragmented characteristic of Alevilik was investigated as a case study. However, the reason of Gazi's unique situation required analyze the Cemevis within the framework of "free spaces". Therefore, It argues existence of three Cemevis in the neighbourhood indicates the fragmented characteristic of Alevilik. However, their ways of construction were intrinsic to the neighbourhood which caused to analyze as free spaces. This study involves extensive review of the current literature on Alevilik, and analysis of the many conversations and 20 in-depth interviews conducted by using participant observation method in Gazi Mahallesi and there Cemevis as well. Namely, this study aims to present the fragmented characteristic over three Cemevis in Gazi Mahallesi and its unique position as well.
Alevism in politics: Possibilities and limits of alevi identity politics
This dissertation scrutinizes the politicization of Alevism in the 1990s. The politicization of Alevi identity as the basis of a socio-political movement is shaped by culturel turn of politics stemming from debates on postmodernism, multiculturalism and globalization, but the Alevi movement has never been a classical identity movement. Its ambivalent characteristics, which derive from a heterodox cosmology, ethnic pluralism, and geographical distribution, makes Alevism's availability as a defining component of identity movement difficult. Despite this ambivalence, historical massacres provide Alevi identity with a stable foundation. The ambivalence of Alevi identity and fear of new massacres shape the dynamism of its politicization. In this regard, the Alevi movement, which politicizes without direct reference to Alevi identity, focuses on universal ideologies that provide for equal coexistence of Alevis and non-Alevis. Citizenship and secularism have thus become key concepts of the Alevi movement. After analysis of the structural framework of Alevi politicization, this dissertation examines its dynamism of Alevism through the main agents of the movement in the 1990s: Alevi associations and the Peace Party. Various definitions and historiographies of Alevism developed by these associations as well as their differentiated positions toward political parties and state structures demonstrate the contested associational domain of Alevi politics. At another level, discussions during the formation of the Peace Party and its subsequent failure demonstrate the difficulty of using Alevism as an ideological source for a party. Thus, this dissertation underscores the multidimensional relation between culture and politics.
More than mere polemic: The adventure of the Risalah-i Husniyah in The Safavid, Ottoman and Indian lands
This thesis explores the historical adventure of a Shī'ī polemical work, Risālah-i Ḥusniyah, which appeared in Persian in Safavid Iran probably in the sixteenth century when the conversion of Iranian populace from Sunnīsm to Shī'ī Islam was in full swing. It seeks to analyze how this anti-Sunnī polemical work played a role in popularizing Shī'ī theological principles and consolidating a distinctive Shī'ī identity among its audience in Iran and beyond. Next, it studies the translations and circulation of the Risālah into Ottoman Turkish and Urdu in the late Ottoman Empire and India. In connection with this, the censorship policies of the political authority of the time and religious rebuttals written by the Sunnī Ottoman scholars against the Risālah are of particular interest for this study. Last but not least, by making brief inroads into the adventure of Ḥusniyah in modern Turkey, this study demonstrates that the Risālah is one of the significant components of the Alevi literary corpus and popular religion after all the censorship policies and religious resistance against it in the late Ottoman Empire and early republic. One of the important contributions of this study is that it demonstrates that confessional polemical texts might have very colorful biographies, the exploration of which would provide important vistas and insights into the time in which they 'live', therefore their journey, reception, circulation, and translation warrant detailed historical investigation.
Türk sinemasında Alevilik algısı (1990-2020)
Güzel sanatların yedincisi kabul edilen sinema farklı yöntemler ile incelenebilecek karmaşık, katmanlı ve geniş bir alandır. Yapılacak çalışmalarda estetik unsurlar incelenebileceği gibi filmlerin anlatısal ve görsel ögelerinden yararlanarak kültürel incemeler de yapmak mümkündür. Bilindiği üzere insanların izledikleri görüntüler, olayları ve olguları nasıl algıladıkları hususunda belirleyici olabilmektedir. Sinemanın olayları ve olguların anlamlandırılmasındaki etkisi, televizyon yayıncılığının akabinde de dijital platform yayıncılığının başlamasıyla artmıştır. Bu minvalde sinema tüm toplum kesimlerini olduğu gibi Alevileri de etkilemiş ve bu etki sinemada Aleviliğin konu edilmesi ile daha da derinleşmiştir. Bu çalışmada; "Sinemanın Alevilik algısı nedir ve Alevilik, izleyiciye tarihî ve itikadi yapıya sadık kalınarak mı anlatılmıştır?" soruları yanıtlanmaya çalışılmıştır. Sinema, televizyon ve dijital platformlarda filmlerin izlenebilmesinin yanı sıra bir filmin dizisinin yapılması yahut bir dizinin filminin de yapılabiliyor olması çalışmanın daha kapsamlı ve geniş ele alınması sonucunu doğurmuştur. Bu anlamda sinemada gösterilen filmlerin ele alınması konunun anlaşılması için yeterli olamayacağından çalışmada sinema filmlerinin yanı sıra televizyon ve dijital platform dizilerinden örneklem seçilmiştir. Yapılan incelemeler neticesinde sinemada Alevilik söz konusu olduğunda Alevi, Bektaşi, Kızılbaş, ocak kavramı ve dedelik kurumu, Cem ibadeti ve semah olmak üzere altı kavramın ağırlıklı olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Filmlerde ve dizilerde Aleviliğe ilişkin bu kavramların genel hatları ile itikadi yapıya sadık kalınarak ele alındığı ve Alevilik algısının şekillenmesinde bu hususa dikkat edildiği söylenebilir. Örneklemde yer alan filmler ve dizilere ilişkin değinilmesi gerek bir diğer husus ise filmlerde Alevilikle ilgili itikadi unsurlardan ziyade sosyolojik unsurların ele alınmasıdır. Ayrıca örneklemde yer alan popüler filmlerde Alevilik başat öge olarak yer almazken bağımsız filmlerde gerçeğe yakın bir Alevilik algısı başat ögedir. Dizilere bakıldığında ise filmlerin aksine bir durum söz konusudur. Dizilerde sosyolojik unsurlardan ziyade itikadi unsurlar yer almaktadır. Bu kapsamda izleyicinin dikkatini çeken Muhteşem Yüzyıl ve Alef dizileri tarihsel seyirden uzaklaşılmadan seyirciye Aleviliğe ve itikadi yapıya ilişkin ögeleri aktarmıştır. Yunus Emre Aşkın Yolculuğu dizisinde ise Yunus Emre ile Taptuk Emre'nin itikadi özellikleri tarihsel gerçeklikten bağımsız, Sünni İslam öğretisi paralelinde ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Alevi, Bektaşi, Kızılbaş, Film, Dizi
Hurufilik düşüncesindeki "Vech (İnsan yüzü)" kavramının Alevi-Bektaşi kültürüne etkisi
Bu çalışma, Alevi-Bektaşi inanç sistemi ile Hurufilik arasındaki ilişkiyi "vech (insan yüzü)" kavramı üzerinden ele almayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada Hurufiliğin Alevi-Bektaşi inanç sistemi üzerindeki etkisi, niceliksel (tarihî, kültürel, doktriner) ve niteliksel (Tanrı-evren-insan ekseninde, sınırlı, göreli) parametreler üzerinden ve somut delillerle ortaya koyularak ilişkinin mahiyeti belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada, Hurufiliğin Alevi-Bektaşi inanç sistemi üzerindeki etkisinin sebeplerinin neler olabileceği sorusuna cevap aranırken aynı zamanda Hurufiliğin doğru tanımlanmasının gereği de vurgulanmıştır. Bu gereklilik, iki inanç sistemi arasındaki benzerliğin doğru yerde aranması nedeniyle vurgulanmaya değer görülmüştür. Bu doğrultuda öncelikle Hurufiliğin tarihî, dinî ve doktriner çerçevesi çizilmiştir. Daha sonra ise her iki inanç sisteminin Tanrı-evren-insan tasavvuru konusunda ortak bir inanç evrenini benimsediği hususu vech kavramı üzerinden izah edilmeye çalışılmıştır. Bu noktada, iki inanç sisteminin İslam düşünce geleneğindeki ortak yerinin irfâni, tasavvufî ve mistik gelenek olduğu ve söz konusu etkileşimin hem niceliğinin hem niteliğinin bu çerçevede aranması gerektiği öne sürülmüştür. Nihayet, bu teorik çerçeve içinde, Alevi-Bektaşi literatüründe "vech" kavramının izi sürülmüş ve Alevi-Bektaşi inanç sistemine etki eden bu ve bununla doğrudan ilgili diğer kavramlar üzerinden etkinin somut delilleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vech, Alevi-Bektaşi, Hurufilik, Tanrı-evren-insan algısı