Price
120 theses under this subject heading
Elektrik piyasaları, borsaları ve fiyat riskinin yönetilmesi
Elektrik sektöründe liberalleşme aşamalarının başında devlet kontrolündeki tekel şirketlerin yeniden yapılandırılması gelmektedir. Elektrik sektörünün üretim, iletim ve dağıtım kısımlarına ayrılıp, iletim hariç diğer kısımlara özel sektörün girişinin önünün açılmasıyla birlikte yatırımcılar bu sektörlere yatırım yapmaya başlamışlardır. Böylece elektrik piyasalarında rekabetçi bir yapıya geçiş başlamıştır. Elektrik enerjisi, piyasaların serbestleşmesi sürecinin bir parçası olarak yalnızca bir tüketim maddesi olmaktan çıkmış ve finansal piyasaların bir parçası haline gelmiştir. Bunun başlıca nedenleri olarak elektrik pazarında serbest fiyat hareketlerinin oluşması ve buna bağlı olarak fiyatlarda oluşan oynaklık ve risk gösterilebilir. Bu yüzden elektriğin fiziksel olarak toptan ya da perakende günlük ticaretinin yanında futures, forward ve opsiyon kontratları da alınıp satılmaya başlanmıştır. Özellikle ABD ve Avrupa'da yalnızca enerji ve enerji türev ürünlerinin alınıp satıldığı borsalar kurulmuştur. Son yıllarda Türkiye'de de enerji sektöründe serbestleşme yönünde önemli adımlar atılmış ve ayrı bir enerji borsası kurma safhasına geçilmiştir. Bu çalışmada Avrupa ve Amerika'daki enerji borsaları araştırılarak elektrik ticaretinin enerji borsaları içindeki konumu, elektrik kontratlarının özellikleri ve bu borsaların işleyişleri ile elektrik piyasalarında görülen risklerin ortaya konması, bu bilgiler ışığında da Türkiye için öneriler oluşturulması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Elektrik Piyasaları, Elektrik Borsaları, Gün Öncesi Piyasası,Elektrik Kontratları
Meraların hayvancılığa katkısının sosyo ekonomik boyutu Eskişehir örneği
Dünya nüfusu hızlı bir şekilde artmaktadır. Ancak bu nüfusu beslemek için gerekli üretim yeterli düzeyde değildir. Azalan yiyecek kaynaklarına karşı hızla artan dünya nüfusunun nasıl besleneceği bugün küresel anlamda büyük bir problem teşkil etmektedir. Bu problem, üretim-bölüşüm ilişkilerini belirleyen ekonomi politikalarına da yön vermektedir. Çok yakın bir gelecekte dünya nüfusunun önemli bir kısmının açlık tehlikesinde olacağı çok açıktır. Günümüzde doğal kaynakları koruma konusunda alınan tedbirlerin en üst düzeyde olması durumun ciddiyetinin kavrandığını göstermektedir. Artık ülkeler ucuz ve sağlıklı yiyecek kaynaklarına sahip olmanın ve bu kaynakları korumanın yollarını aramaktadırlar. Hayvancılık maliyetlerinden yem giderlerinin büyük bir kısmını karşılayan meralar tarım için hayati öneme sahiptir.
Kurumsal müşterilerin sigorta şirketi seçimini etkileyen faktörler üzerine bir uygulama
Kurumsal müşteriler tüm satın alma kararlarında olduğu gibi sigorta şirketi seçimi kararlarını da çeşitli faktörlere bağlı olarak verirler. Bu faktörlerin bilinmesi ve şirket seçimindeki etkisinin ortaya konması hem gelişme potansiyeli olan sigorta sektörü hem de ülke ekonomisi için önem arz etmektedir.Bu çalışmada kurumsal müşterilerin sigorta şirketi seçimini etkileyen faktörlerin belirlenmesi ile bir taraftan sigorta hizmeti almak isteyen kurumsal müşteriler için rehber olacak bilgiler sunulurken diğer taraftan sigorta şirketlerine kurumsal müşterilerin şirket seçiminde üzerinde durdukları noktalar hakkında bilgi sağlanmıştır.Kurumsal müşterilerin şirket seçiminde üzerinde durdukları faktörleri belirlemek amacıyla nitel araştırma yapılmış ve yapılan içerik analizi ile kurumsal müşterilerin sigorta şirketi seçimine etki eden faktörler; güvenilirlik, fiyat, şirketlerin ödeme yapma davranışları, şirketin bilinirliği, sigorta şirketinin finansal gücü, şirket temsilcisinin; tanıdık olması, kolay ulaşılması, poliçe detaylarını bilmesi, imajı ve statüsü olarak belirlenmiştir.
Fiyatlara döviz kuru geçiş etkisi: Türkiye örneği
Bretton Woods sisteminin çökmesinin ardından dalgalı döviz kuru sisteminin uygulanmaya başlaması, döviz kurundan fiyatlara geçiş etkisinin hem teorik hem de ampirik literatürde önemli bir araştırma konusu haline gelmesini sağlamıştır. Bu çalışmada, döviz kuru geçiş etkisinin Türkiye'nin yurtiçi, ihracat ve ithalat fiyatları üzerindeki etkisini incelemek amacıyla, literatürde öne çıkan modellerden hareketle döviz kuru olarak euro ve doları ayrı ayrı kullanarak analizler yapılmıştır. Analizlerde yer alan değişkenler için 1989:08-2010:11 dönemini kapsayan aylık veriler kullanılmıştır. Ayrıca analizlerde alt dönem ayrımlarına da yer verilmiştir. Serilerin durağanlık analizi için ADF ve PP testleri, seriler arasındaki eş bütünleşik vektör ilişkisinin varlığını belirlemek için ise Johansen eş bütünleşme testi kullanılmıştır.Yapılan analizler sonucunda; yurtiçi fiyatlara döviz kuru geçiş etkisinin dalgalı döviz kuruna geçilen 2001:03 döneminden sonra azaldığı, bu dönemde euronun dolara oranla daha yüksek bir etkiye sahip olduğu, uzun dönemde ithalatta geçiş etkisinin düşük olduğu ve ihracatta dolardaki geçiş etkisinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kısa dönem analizlerinde beklenen etkilerin tersi sonuçlarla karşılaşılmıştır. Bu durum döviz kurunda meydana gelen değişmenin fiyatlara geçmesinde yaşanan şokların firmalar tarafından kalıcı veya geçici olmasına bakıldığı ve kısa dönemde etkinin geçmesini bekledikleri için fiyat ayarlaması yapmadıkları şeklinde yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru, Geçiş Etkisi, VAR Analizi, Etki Tepki Analizi, Vektör Hata Düzeltme Mekanizması.
Bütünleşik pazarlama iletişiminde fiyat iletişimi ve yüksek-düşük fiyat düzeylerinin çağrışımları üzerine bir araştırma
İşletmeler özellikle küreselleşen dünya pazarları içerisinde müşteri bağlılığını sağlamak, sadık müşteriler oluşturabilmek, başarılı bir konumlandırma yapabilmek için iletişim odaklı faaliyetler uygulamak zorundadırlar. Giderek artan rekabet koşulları ve hızlanıp çeşitlenen iletişim olanakları, koşullara ayak uyduramayan işletmelere yaşama şansı vermemektedir. İşletmeler için oldukça önem taşıyan bütünleşik pazarlama iletişimi bu tez çalışmasında pazarlama karması elemanlarının iletişim rolleri ile ele alınmıştır. Pazarlama iletişimi, iletişimin unsurları, bütünleşik pazarlama iletişimine geçiş süreci ve pazarlama karması elemanlarının iletişim boyutu aktarılmıştır. Özellikle fiyat iletişiminin önemi anlatılmıştır. Değişen tüketici tutum ve davranışlarına bağlı olarak, işletmeler için ürünleri pazara sunmadan önceki önemli bir karar aşaması olan fiyatlandırma stratejileri ayrıntılı olarak anlatılmış ve tüketicilerin yüksek ? düşük fiyat algıları fiyat algılarının değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Pazarlama İletişimi, Bütünleşik Pazarlama İletişimi, Fiyat İletişimi, Fiyat Algısı, Yüksek- Düşük Fiyat Çağrışımları
Altın fiyatlarının yapay sinir ağları ile tahmini ve bir uygulama
Yüzyıllardan beri değerini ve önemini koruyan altın, insanlık tarihinde kullanılan en eski metallerden biridir. Çağlar boyu zenginliğin simgesi olan altın; tarihsel geçmişi içerisinde parasal sistem içerisinde önemli bir rol oynamıştır. Günümüzde yatırım aracı olarak fiziki altın alımının yanı sıra yatırım fonları olarak ta kullanılan altın, endüstriyel ve tıbbi kullanımıyla da önemini korumaktadır. Bu çalışmada, öncelikle altınının ekonomik sistem içerisindeki yerine, Dünya ve Türkiye ekonomisinde altının önemi ve kullanım alanlarına değinilmiştir. Sonraki bölümde Dünya'da altın piyasasındaki altın fiyatlarında meydana gelen değişmeler incelenerek, altın fiyatlarını etkileyebileceği düşünülen değişkenler Gümüş fiyatları, Brent Petrol fiyatları, ABD doları/ EUR paritesi, EuroNext100 endeksi, Amerika Dow Jones Endeksi, 13 Hafta vadeli ABD bonosu faiz oranı ve ABD TÜFE endeksi, seçilerek yapay sinir ağları ile bir model kurulmuştur. Yapay sinir ağları ile kurulan model, 2 – 16 gizli katman ile tahminler oluşturulmuş, gerçek değerler ile tahmin değerleri R2, RMSE, MAE ve MAPE (%) değerleri hesaplanarak karşılaştırılmıştır. 16 gizli katmanda R2= 0,99877, RMSE= 16,60526, MAE= 11,96391 ve MAPE (%)= 1,53663 değerleri elde edilerek en iyi sonuçlara ulaşılmıştır. Bu değerler ağın gizli katman sayısı arttıkça istatiksel olarak daha iyi sonuçların elde edildiğini göstermektedir. Yapılan duyarlılık analizinin sonuçları değerlendirildiğinde altın fiyatlarını etkileyen faktörlerin başında gümüş ve petrol fiyatlarının geldiği tespit edilmiştir.
İlk halka arzların kısa dönem fiyat performansları: Borsa İstanbul'da sektörel karşılaştırmalı ampirik bir çalışma
ÖZET İLK HALKA ARZLARIN KISA DÖNEM FİYAT PERFORMANSLARI: BORSA İSTANBUL'DA SEKTÖREL KARŞILAŞTIRMALI AMPİRİK BİR ÇALIŞMA ÇAKIR, Harun Yüksek Lisans Tezi, İşletme Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Doç.Dr. Soner AKKOÇ Temmuz, 2014, 105 sayfa Bu çalışmada, Borsa İstanbul hisse senetleri piyasasında Ocak 2008 – Temmuz 2013 tarihleri arasında ilk defa halka arz edilen 121 hisse senedinin; ilk gün getirileri ile kısa dönem performansları analiz edilmektedir. Buna göre; Borsa İstanbul hisse senetleri piyasasında gerçekleşen halka arzlarda, ilk gün piyasanın üzerinde bir getiri (%1,16) elde edilmektedir. İlk halka arzları sektörler bazında incelediğimiz zaman, en yüksek ilk işlem günü anormal getirisinin %10,59 ile idari ve destek hizmet faaliyetleri sektöründe gerçekleştiği görülmektedir. Halka arz edilen hisse senetlerinin 21 günlük kısa dönem performansları ise %5,89 düzeyinde gerçekleşmektedir. Kısa dönem sonunda yatırımcısına en yüksek getiri %21,60 ile idari ve destek hizmet faaliyetleri sektörü; en düşük getiri ise -%9,54 oranında inşaat ve bayındırlık sektörü sağlamaktadır. Borsa İstanbul'da ilk defa halka arz edilen hisse senetlerinin düşük fiyatlandırıldığı ve kısa dönemde yüksek performans sağladıkları söylenebilir. Bu durum literatürdeki diğer çalışmaların bulguları ile paralellik göstermektedir. Anahtar Kelimeler: İlk halka arz, Kısa dönem performans, Borsa İstanbul, Sektör.
Emtia fiyatlarının belirleyicileri: Altın ve petrol fiyatları üzerine bir inceleme
20. yüzyılın sonlarında, finansal piyasalarda ve teknolojideki gelişmelerle birlikte emtia piyasalarındaki yatırımlar büyük bir artış yakalamıştır. Kurulan çeşitli emtia borsaları sayesinde, spekülatörler için hisse senedi borsalarında geçerli olan kurallar, emtia borsalarında da geçerli olmaya başlamıştır. Fiziki piyasalardaki öngörülerin yanında, fiyat hareketleriyle uygulanan teknik analizler, emtia fiyatlarındaki değişmelerin belirlenmesinde kullanılmaktadır. Bu çalışmada, emtia piyasasındaki işlem hacimleri ve stratejik önemlerinden dolayı ele alınan altın ve petrol emtialarının fiyatlarında belirleyici olabilecek etkenler incelenmiştir. Vektör otoregresyon modeli (VAR) kurularak, gümüş fiyatları, Dow Jones sanayi endeksi, Dolar-Sterlin paritesi ve FED fon faiz oranı bağımsız değişkenlerinin altın ve petrol bağımlı değişkenlerine etkileri, etki tepki analiziyle belirlenmiştir. Bağımsız değişkenlerin altın ve petrol emtialarının fiyatlarını açıklama güçleri ise varyans ayrıştırmasıyla gösterilmiştir. Elde edilen bulgular şu şekildedir: Bağımsız değişkenlerin dünya emtia fiyatları üzerindeki etkilerinin üç ya da dört ay sonra kayboldukları görülmüştür. Fakat altın emtiasının geçmiş fiyat verilerinin spot fiyatı açıklama gücü %97'nin altına düşmemiştir. Aynı şekilde petrol emtiası için de bu oran en az %87 olarak gözlenmiştir. Bu sonuçlar, yatırımcıların kararları için önemlidir. Anahtar Kelimeler: Altın, Petrol, Emtia Fiyatları, Vektör Otoregresyon Modeli, EtkiTepki Analizi, Varyans Ayrıştırması
Enerji ekonomisi üzerine üç deneme
This study examines the Turkish economy with respect to a number of energy related issues. It is comprised of three chapters, each utilizing a different methodology. Chapter One shows that Turkey has room for implementing energy efficiency policies without hampering economic growth. Chapter Two examines the level and the evolution of oil price pass-through over time. The findings indicate that oil price pass-through to domestic prices in Turkey increases over time. Chapter Three investigates the role of biofuels in commodity futures price linkages, which is relevant to energy policy issues in Turkey. The findings shows that a channel through biofuels has probably caused links between energy and agricultural commodities by increasing the correlation between them. Keywords: Granger Causality, Bootstrap, Turkey, Oil Prices, Domestic Prices, PassThrough, Wavelet analysis, Comovement, Energy futures, Agricultural Commodity Futures, Biofuels
Marka denkliğini oluşturan boyutların referans fiyat oluşumuna etkisinin hafif ticari araç markaları üzerinde incelenmesi
Tüketicilerin markalar ile ilgili algılamaları, markalar için ödemeyi düşündükleri bedelin temellerini oluşturmaktadır. Gerçekten de bir ürün veya hizmetin fiyatına değer veya uygun olarak değerlendirilmesinde marka yoluyla taşınan bazı anlamların önemli bir etkisi olmaktadır. Tüketicinin marka hakkındaki görüşlerini bazı alt boyutlarla değerlendirme şansı sunan ve marka denkliği olarak ifade edilen yapı üzerinde çeşitli araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Fakat marka denkliğinin tüketicilerin zihinsel fiyat oluşumlarına etkisi üzerine gerçekleştirilen çalışmaların eksikliği bilinmektedir.Pazarlama karması elemanları arasındaki ilişkilerin daha etkili bir biçimde ortaya konulmasına da katkısı bulunacağı düşünülen bu çalışmanın amacı, marka denkliğini oluşturan algılanan kalite, marka bağlılığı ve marka farkındalığı/çağrışımı boyutlarının, tüketicilerin referans fiyat oluşumlarına etkilerinin incelenmesidir. Çalışmanın uygulaması, Mersin'de yaşayan 396 hafif ticari araç sahibi ile yapılan anketler sonucunda elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın analizleri sonucunda, tüketicilerin içsel referans fiyat oluşumlarında algılanan kalite ve marka bağlılığının, dışsal referans fiyat oluşumlarında ise, marka farkındalığı/ çağrışımının anlamlı bir etkisi bulunduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmanın sonunda gelecekte gerçekleştirilecek olan çalışmalara ve işletmelere yönelik önerilerde bulunularak sonuçlar tartışılmıştır.
Enerji fiyatlarındaki değişimin hisse senedi fiyatlarına etkisi: BİST Elektrik Endeksi üzerine bir uygulama
Bu çalışmada Borsa İstanbul'da işlem gören elektrik endeksi ile enerji fiyatları arasındaki etkileşim asimetrik ilişkileri de modele dâhil edebilen "Doğrusal Olmayan Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Model (Nonlinear Autoregressive Distributed Lag – NARDL)" ile ilişkinin yönü ve katsayısı incelenmiştir. Veri seti Mart 2010-Mart 2019 arası üçer aylık elektrik endeksi ve enerji fiyatlarından oluşmaktadır. Bağımlı değişken olarak BİST Elektrik Endeksi (XELKT), bağımsız değişken olarak elektrik fiyatları (EL), gaz fiyatları (GAS) ve brent petrol fiyatları (BR) alınmıştır. NARDL sınır testi sonuçlarına göre uzun dönemde BIST Elektrik Endeksi ile gaz fiyatları arasında negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. BIST Elektrik Endeksi ile elektrik fiyatları ve brent petrol fiyatları arasında ise uzun dönemde anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Hata düzeltme modeli sonuçlarına göre ise uzun dönemli sonuçların aksine neredeyse tüm bağımsız değişkenler ile BİST Elektrik Endeksi arasında ilişki bulunmuştur. Kısa dönemde BİST Elektrik Endeksi (XELKT) ile elektrik fiyatlarının pozitif bileşenleri (EL+) ve BR arasındaki ilişki pozitif yöndedir. Kısa dönemde BİST Elektrik Endeksi (XELKT) ile elektrik fiyatlarının negatif bileşenleri (EL-) ve GAS değişkenlerinin ilişkisi ise gecikmelere bağlı olarak pozitif veya negatif yönde olabilmektedir.
Tüketicilerin fiyat promosyonlarına yönelik tutumlarına etki eden faktörler
Bu çalışmanın amacı tüketici fiyat algılamaları (fiyat bilinci, değer bilinci, indirim duyarlılığı, fiyat uzmanlığı, fiyat-kalite ilişkisi, prestij duyarlılığı) ve alışveriş motivasyonlarının (hazcılık, faydacılık) hızlı tüketim ürünlerindeki fiyat promosyonlarına yönelik tüketici tutumları üzerinde etkisini incelemektir. Bu amaçla, Adana ili kent merkezinde ikamet eden 420 tüketiciden yüz yüze anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde; çoklu regresyon ve kanonik korelasyodan yararlanılmıştır. Analiz sonucunda elde edilen bulgular fiyat promosyonlarına yönelik tüketici tutumları üzerinde fiyat bilinci, indirim duyarlılığı, fiyat uzmanlığı ile faydacı alışveriş motivasyonunun istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü etkilerinin olduğunu göstermektedir. Ayrıca fiyat-kalite ilişkisi ve prestij duyarlılığı ile hazcılık arasında, değer bilinci ve fiyat uzmanlığı ile faydacılık arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkinin varlığı görülmüştür. Bu kapsamda, sonuçlar hem literatür hem de uygulama açısından tartışılmış ve öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Fiyatlandırma, fiyat algısı, alışveriş motivasyonları.
Bulanık regresyon analizi ile Aydın ili konut fiyatlarını etkileyen değişkenlerin belirlenmesi
Türkiye'de, özellikle 2002 sonrası dönemde, konut ve inşaat sektörü ekonomik büyümenin en önemli sektörlerden biri haline gelmiştir. Konut talebini etkileyen faktörlerin belirlenerek, konut fiyatlarının tahmin edilmesi ve fiyatın talep üzerindeki etkisinin belirlenmesi çalışmaları son yıllarda literatürde sıklıkla yer almaktadır. Konut fiyatlarının belirlenmesi için yapılan ampirik araştırmalarda genellikle klasik regresyon analizi yöntemlerinin kullanıldığı görülmektedir. Klasik regresyon analizinde bağımlı değişken ile bağımsız değişken ya da değişkenler arasındaki ilişki gözlenmiş verilere dayalı olarak tahmin edilmektedir. Yetersiz gözlem sayısı, varsayımların doğruluğunu test ederken karşılaşılan zorluklar, bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkide oluşan belirsizlik gibi nedenlerle klasik regresyon analizinin yetersiz kaldığı problemler bulanık regresyon analizi ile çözülebilmektedir. Bulanık regresyon analizinde, klasik regresyonda hata terimi olarak bilinen ve bağımlı değişkeni açıklama olasılığı olan ancak modele dahil edilemeyen değişkenlerden veya ölçüm hatalarından kaynaklanan hata tüm model katsayılarına dağıtılır. Bu çalışmada, Aydın ili örneklemine ilişkin veriler ile konut talebinin en temel belirleyicisi olan konut fiyatlarını etkileyen konut özelliklerinin neler olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Konut fiyatının tahmini aşamasında, bulanık en küçük kareler yönteminden yararlanılmıştır. Çalışma bu yönüyle benzerlerinden güçlü olup, ilgili literatüre, il ekonomisine ve bu alanda yapılacak çalışmalara önemli bir katkı sağlanması beklenmektedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Konut fiyatları, Konut Talebi, Bulanık Mantık, Bulanık Regresyon
Döviz kuru artışlarının fiyatlara geçiş etkisi: Türkiye örneği
Bu çalışmada döviz kuru artışlarının fiyatlar üzerindeki geçiş etkisi 2003:Q1-2020:Q1 yılları arasında incelenmiştir. Türkiye'nin 2003:Q1-2020:Q1 yılları arasındaki döviz kurunun fiyatlara geçiş etkisi, Engle-Granger Eş Bütünleşme ve Granger Nedensellik analizleri ile test edilmiştir. Türkiye'de 2003:Q1-2020:Q1 yılları arasındaki reel efektif döviz kuru ve yurtiçi fiyat değişimleri grafik yardımıyla hem ayrı ayrı hem de her iki değişken birlikte ele alınarak incelenmiştir. Uygulanan ekonometrik modellerden Granger testi sonucunda döviz kurundan fiyatlara doğru tek yönlü bir nedensellik bulunmuştur. Engle-Granger testinde ise söz konusu değişkenlerin aralarında güçlü bir ilişki olduğu ve uzun dönemde birlikte hareket ettikleri tespit edilmiştir.
Yükselen piyasa ekonomilerinde cari açık, ekonomik büyüme ve petrol fiyatları arasındaki ilişki
Gelişmekte olan ülkelerin birçoğu ekonomik büyümelerini gerçekleştirirken cari açık sorunu ile karşılaşmaktadır. Bu ülkelerin ödemeler bilançosu incelendiğinde cari açık sorununun en temel nedenlerinden biri olarak göze çarpan unsur enerji ithalatıdır. Bu çalışmanın amacı cari açık, ekonomik büyüme ve petrol fiyatları arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Araştırmada, yükselen piyasa ekonomileri tanımında yer alan 23 ülkeden yalnızca G-20 üyesi olan ve cari açık sorunu ile karşı karşıya kalan 6 ülke (Arjantin, Endonezya, Güney Afrika, Hindistan, Meksika ve Türkiye) incelemeye konu edilmiştir. 1982-2019 dönemi için cari açık ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki, petrol fiyatları değişkeni de eklenerek panel veri yöntemi ile incelenmiştir. Modelde ekonomik büyümenin belirleyicisi olan gayri safi yurtiçi hâsıla, cari işlemler hesabı bakiyesi ve Brent petrol fiyatları değişkenleri kullanılmıştır. Dumitrescu ve Hurlin Panel Nedensellik Testi sonuçlarına göre, ekonomik büyümeden cari açığa ve petrol fiyatlarına doğru, petrol fiyatlarından da cari açığa doğru tek yönlü nedensellik tespit edilmiştir. Panel regresyon analizi sonucunda petrol fiyatlarının ve ekonomik büyümenin, cari açığı pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Seçili ülkeler açısından, cari açık ile ekonomik büyüme arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilemezken cari açık ile petrol fiyatları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.
1980 sonrası Türkiye'de tarım sektöründe üretim fiyat ilişkisi ve Gördes örneği
Tarım sektörü insanlık tarihi için çok önemli bir yere sahiptir. Yerleşik hayata geçiş ile hız kazanan önem eski çağlardan günümüze kadar her bir dönemde daha da artarak günümüze kadar ulaşmıştır. Türkiye'de Cumhuriyetin ilanından sonra gelişen tarım sektörü, 1980 yılında alınan 24 Ocak kararları ile farklı bir boyut kazanmıştır. Bu alınan kararlar neticesinde dışa açık bir ekonomi uygulanmaya başlanmış ve bu süreçten sonra Avrupa Ortak Tarım Politikalarına uyum sürecine girilmiştir. Uygulanan uyum sürecinde birçok anlaşmaya imza atılmış ve Avrupa'daki gelişmeler yakından izlenmiştir. Ortak Tarım Politikası ve Türkiye'de uygulanan Tarım Uygulama Reformları üreticilerin lehine önlemler alınmasını sağlamıştır. Bu kapsam da verilen desteklemeler çiftçi için ek gelir kaynağı olmuş ve bazı ürünlerin yetiştirilmesi konusunda teşvik edici bir rol oynamıştır. Gördes ilçesinde de 2008 yılı ve daha sonrası dönemde verilen desteklemeler çiftçilerin gelirlerinde önemli artışlar sağlamıştır. Gördes ilçesinde 2008 yılı ile 2014 yılları arasında bazı ürünlerde verilen devlet destekleri incelenmiş ve sektördeki değişim belirlenmeye çalışılmıştır; tütün, susam, buğday, arpa, karpuz, kavun, patates, haşhaş, fiğ, kiraz, zeytin ve üzüm ürünleri için maliyet föyü çıkartılarak tek tek maliyet kalemleri hesaplanmıştır. Bu seçili on iki ürün için 2008-2014 yılları arasında bir dekarda yetiştirilen üründeki toplam maliyet analizi ayrı ayrı incelenmiştir. Bunun yanında bir dekarda maksimum verim ve birim fiyatları kullanılarak gelir maliyet analizi yapılmış ve her ürün için bir dekardaki kârlılık miktarları hesaplanmıştır. Seçili ürünler için bir dekardaki toplam maliyet, gelir ve kâr rakamlarının 2008 ile 2014 yılları arasında nasıl değişim gerçekleştirdiği grafiksel olarak analiz edilmiştir. Her ürün grubu için 2008-2014 yılları arasındaki toplam üretim miktarları, bir dekardaki getiri ve birim fiyatlar incelenmiş her ürün grubu için elli dekardaki toplam getiri hesaplanarak desteklemeden alacağı gelirlerde yıllar itibari ile bu rakamlara ilave edilmiştir.
Petrol fiyatlarındaki artışın tüketicilerin otomobil seçimine etkisi: Elektrikli otomobiller üzerine bir uygulama
Doğal kaynakların giderek tükenmesi ve çevredeki dengelerin bozulmaya başlaması insanların son yıllarda çevreye olan hassasiyetlerini giderek arttırmıştır. Bu araştırmanın amacı, son yıllarda giderek artan ekonomik krizlerin ve çevreci faaliyetlerin etkisi ile tüketici satın alma davranışlarının değişip değişmediği, bu kapsamda mevcut yakıt tüketen araçlara olan bakış acısı ve bu bakış açısı içinde elektrikli otomobillerin yerinin belirlenmesine yöneliktir. Araştırmanın önemi ise petrol fiyatlarındaki artışın tüketicileri nasıl etkilediği ve elektrikli otomobiller hakkındaki fikirlerini öğrenmektir. Sonuçlar gösterdi ki çevreye olan zararlı etkilerin artmasıyla insanlar, alternatif enerji kaynaklarını kullanmaya yönelmekte ve çevreye olan bu zararlı etkileri azaltmayı düşünmektedir. Anahtar Sözcükler: 1- Satın Alma Davranışı 2- Tüketicilerin Satın Alma Davranışlarını Etkileyen Faktörler 3- Alternatif Enerji Kaynakları 4- Otomotiv Sektörü
Türkiye'deki altın fiyatlarının ekonometrik analizi
Yüzyıllardan beri değerini ve önemini koruyan altın, tarihte uzun dönemler boyunca parasal sistemde önemli bir yere sahip olmuştur. Uluslararası ticaretin ve finansal piyasaların gelişmesi ile parasal sistem içerisindeki yerini kademeli olarak kaybetse de, günümüzde hala finans ve yatırım aracı olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, altınının ekonomik sistem içerisindeki yeri, Dünya ve Türkiye ekonomisinde altının önemi ve kullanım alanlarına değinilmiş ve Türkiye altın piyasasındaki altın fiyatlarında meydana gelen değişmeler incelenerek, altın fiyatlarını etkileyebileceği düşünülen değişkenler Londra Külçe Altın Birliği altın fiyatları, Brent Petrol fiyatları, ABD doları, Amerika Dow Jones Sanayi Endeksi, aylık ortalama vadeli mevduat faiz oranları, toptan eşya fiyat endeksi ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası 100 endeksi olarak seçilmiş ve ekonometrik modeller kurulmuştur. Engle- Granger iki aşamalı tahmin yöntemiyle tahmin edilen modellerden en iyi sonucu veren modelde, Londra Külçe Altın Birliği altın fiyatlarının İstanbul Altın Borsası altın fiyatlarını etkileyen tek ve en önemli bir değişken olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışmada ayrıca İstanbul Altın Borsası?nın altın fiyatları ARCH modelleri yardımıyla tahmin edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre en iyi model EGARCH(1,1) modelidir. Bu modele göre İstanbul Altın Borsası Altın Fiyatlarını, Dow Jones Sanayi Endeksinin negatif yönlü olarak etkilediği, Londra Külçe Altın Birliği altın fiyatlarının pozitif yönlü olarak etkilediği, Toptan Eşya Fiyat Endeksinin pozitif yönlü olarak etkilediği ve ARCH modelleri yardımıyla tahmin edilen İstanbul Altın Borsası Altın Fiyatlarının Oynaklığının negatif yönlü olarak etkilediği sonucuna varılmıştır.
Hisse senetleri fiyatlarının tahmininde yayınlanan finansal raporlardaki bilgilerin analizinin rolü
Bu çalışma, finansal analizin boyutlarını ve özelliklerini belirlemeyi, bir dizi finansal oranı test etme yoluyla hisse senedi fiyatlarını tahmin etmede finansal analizden nasıl faydalanacağını göstermeyi, Filistin Menkul Kıymetler Borsası'ndaki her bir sektöre ait hisse senedi fiyatlarını tahmin etmede ve piyasada yatırım yaparken yatırımcıların doğru kararlar vermesine yardımcı olmada kullanılabilecek nicel bir model oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu oranlar, piyasanın her kesimi için en iyi modele ulaşmak için çoklu regresyon olarak bilinen istatistiksel teknik kullanılarak analiz edildi. Bu model şirketler ve Filistin Menkul Kıymetler Borsası kuruluşları için hisse senedi fiyatlarını tahmin etmek için kullanılan bir dizi finansal oranları kapsamaktadır. Sigorta sektörü için hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili olan oranlar piyasa değerinin defter değerine olan oranı, hisse başına kazanç oranı (EPS) ve hisse başına defter değeri oranı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bankacılık sektöründe ise, Sonuçlar sektördeki hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranın defter değeri oranı, hisse başına defter değeri oranı ve cari oran olduğunu göstermiştir. Yatırım sektörü için, hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranlar, piyasa değerinin defter değerine oranı, hisse başına kazanç oranı (EPS), özsermaye oranı getirisi ve hisse başına defter değeri oranlarıdır. Ayrıca, piyasa değerinin defter değerine oranı, fiyat kazanç oranı (P/E), mevcut borçların hisse senedi ve kar marjına oranı hizmet sektörü için hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranlar olarak kabul edilmektedir.İmalat sektörü için hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranlar, piyasa değerinin defter değerine olan oranı ve hisse başı defter değeri oranlarıdır. Bu çalışma, bir dizi finansal oranın hisse senedi fiyatlarını tahmin etmek amacıyla her bir sektör için kullanılabilir olduğu sonucuna ulaşmıştır. Çalışma ayrıca finansal listeler hazırlanırken daha dikkatli olunması gerektiğini, listelerin uluslararası muhasebe standartlarına göre hazırlanmasının zorunlu olduğunu ve yatırımcıların finansal yatırım kararları verirken finansal analiz listelerine güvenmelerini önermektedir. Anahtar Kelimeler: Finansal analiz, hisse senedi fiyatları, finansal oranlar. 2018, 82 Sayfa Bilim Kodu: 112203
Orta Anadolu'da para ve fiyatlar (1688-1760)
Bu çalışmada, 1688-1760 yılları arasında Orta Anadolu'da para ve fiyatlar konusu incelenmiş; kuruluşundan 1760 yılına kadar Osmanlı Devleti'nin para tarihi bütün yönleriyle irdelendikten sonra, Ankara, Konya ve Kayseri şehirleri özelinde halkın kullandığı para birimleri ile paradaki değişimlerin halk arasında ve halk ile devlet arasındaki ilişkilerde ne gibi olaylara sebep olduğu ayrıntılı olarak tespit edilmeye çalışılmıştır. 1683 Viyana mağlubiyetinden sonra Kutsal İttifak devletleriyle yapılan ve 16 yıl süren savaşlar döneminde para bulmakta sıkıntı yaşayan devlet, 1688 yılında bakır para (mankur) bastırmış ve bakıra kendi madeni değerinden daha fazla itibari değer verildiğinden, büyük problemlere sebep olmuş ve 1691'de bakır paralar tedavülden kaldırılmıştır. Devlet 1690 yılında kendi guruşlarını darp etmeye başlamış ve guruşlar 1760 yılına kadar istikrarlı bir şekilde devam etmiş, bu tarihten itibaren devletin yeni savaşlar içine sürüklenmesiyle hızla değer kaybetmeye başlamıştır. Bu nedenle bu çalışma 1760 yılına kadar getirilmiştir. Fiyatlar kısmında istastiki bilgiler kullanılarak 1688-1760 yılları arasında Ankara, Konya ve Kayseri'deki fiyatlar çok yönlü incelenmiştir. Gıda fiyatları, ev, bağ, bahçe, tarla, han, hamam ve dükkân fiyatları ile kiralar, hayvan ve köle fiyatları; nafaka, diyet, giyim, kumaş, ev eşyası, mutfak eşyası ve inşaatlarda kullanılan malzemelerin fiyatları ile ücretler incelenerek fiyatlardaki değişimler ve fiyatları etkileyen unsurlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Böylece merkezi bir konumda bulunan Orta Anadolu şehirlerindeki para ve fiyatların incelenmesiyle Osmanlı Devleti'nde halkın iktisadi durumu hakkında fikir edinilmeye çalışılmıştır.
Türkiye'de elektrik piyasasında fiyat oluşumunun dünü, bugünü ve geleceği
Ekonomik kalkınmanın ve büyümenin yanında, yurttaşlar için de zorunlu bir mal olan elektrik enerjisine, toplumun her kesiminin kolay bir şekilde ulaşabilmesi, herkesin rahatça ödeyebileceği bir fiyattan satılmasına bağlıdır. Elektrik fiyatları geçmişte üretim, iletim ve dağıtım alt kesimlerinin tümünün devlet tekelindeki piyasa yapısında, belli ölçüde kamu yararı da gözetilerek elektrik KİT'lerinin maliyetleri ile hükümet programları ve enflasyon hedeflerine göre belirlenmekteydi. Devletin egemen olduğu dikey bütünleşikli bu yapıda sübvansiyonlar ve diğer teşvik unsurları fiyatların günümüze oranla daha düşük olmasını sağlamaktaydı. Piyasada önce devlet tekelinin kaldırılması, sonra da hükümetlerce yürütülen serbestleştirme çalışmaları ve özelleştirmelerle birlikte devletin sadece iletim sektöründe yer aldığı, üretim ve dağıtım pazarlarının özel kesime bırakıldığı bir piyasa yapısına geçiş hedefi büyük ölçüde gerçekleşmiştir. 4628 sayılı Yasa'nın çıkarılması sonrası Geçiş Dönemi olarak ifade edilen alt aşamada üretim ve dağıtım özelleştirmelerinin tamamlanmasıyla piyasanın yeniden yapılandırması sonucu, toptan piyasada fiyatların belli ölçülerde sunum ve istem dengesine göre marjinal fiyatlandırma ile belirlendiği bir yapı kurulmuştur. 2013 yılında geçilmesi tasarlanan son aşamada ise bütün piyasanın anlık sunum ve istem durumuna göre belirlendiği bir yapı kurulmuş olacaktır. Böyle bir ortamda belirlenecek, zorunlu olarak kullanılması gereken bir mal olan elektriğin fiyatının da geçmiş yıllardaki karar alma mekanizmalarının belirlediği fiyatlardan farklı olacağı açıktır. Özel sektörün egemen olduğu bir yapıda elektrik fiyatlarının gelecekte daha fazla artacağı yaşanan birkaç olayla gözler önüne serilmiştir.Buna göre, AB ve diğer uluslararası kuruluşların dayatmalarıyla stratejik açıdan önemli olan enerji ve elektrik konusunda Türkiye'nin kendi karar alma haklarını önce özel sektöre daha sonra uluslararası tekellere devredeceği olasılığının yüksek olduğu bir ortamda, belirlenecek olan bir fiyatlandırma yapısı da Türk toplumunun gönenci ve ülkenin geleceği açısından önemli sorunlar oluşturacaktır.
Enflasyon - nispi fiyat değişkenliği ilişkisi: Türkiye örneği
Günümüzde pek çok ekonominin enflasyon sorunu ile karşı karşıya olduğu ve enflasyonun adeta yaşamın bir parçası haline geldiği bilinmektedir. Enflasyonun nispi fiyat değişkenliği üzerinde etki yaratarak reel ekonomik değişkenleri etkileyebileceği uzun süredir kabul edilmektedir. Yüksek enflasyon dönemlerinde ekonomik birimlerin nispi/mutlak, geçici/sürekli fiyat değişimlerini doğru olarak algılamaları zorlaştığından nispi fiyatların ekonomik kararlara sinyal verme özelliği azalmaktadır. Bu nedenle, enflasyon nispi fiyatlarda değişkenliğe sebep olduğunda kaynakların etkin dağılımı engellenmekte ve refah kayıpları ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı enflasyon oranı ile nispi fiyat değişkenliği arasındaki ilişkiyi Türkiye ekonomisinde hem harcama hem de bölge bazında ayrı ayrı test etmektir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada öncelikle, 31 harcama grubunun 26 bölgedeki 2003: 01-2014: 01 dönemi tüketici fiyat endekslerinden yararlanılarak her bir harcama grubu ve bölgeye ilişkin enflasyon oranı ve nispi fiyat değişkenlik ölçütleri hesaplanmıştır. Daha sonra söz konusu iki değişken arasındaki ilişkinin yönü ve derecesini belirlemek için korelasyon analizi yapılmıştır. Ardından 31 harcama grubu ve 26 bölgenin her biri için ayrı ayrı oluşturulan ikili değişkenlerin Vektör Otoregresyon (VAR) modeli çerçevesinde Granger nedensellik testi, varyans ayrıştırması ve etki-tepki analizleri yapılmıştır. Harcama bazında yapılan analiz sonuçları, bazı harcama grupları için herhangi bir nedensellik ilişkisi tespit edilmemiş olmakla birlikte genellikle iki değişken arasında çift yönlü nedensellik ya da enflasyondan nispi fiyat değişkenliğine doğru bir nedensellik ilişkisi olduğunu göstermiştir. Bölge bazında yapılan test sonuçları ise harcama gruplarından farklı olarak birçok bölgede nedenselliğin yönünün nispi fiyat değişkenliğinden enflasyona doğru olduğunu göstermiştir.
Google trends verileri ile kripto para ilişkisi: Bitcoin örneği
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte toplumlar ödeme yapma, para transferleri ve ticaret yapmak için interneti kullanmaya başlamıştır. Bununla birlikte de dijital para kavramı toplumlar tarafından benimsenmiş ve hayatımızın önemli bir noktasına yerleşmiştir. Bu dijital para kavramının, kriptografik yapılar ile birleşmesi sonucunda şifreler ile korunan paralar ortaya çıkmıştır. Bu paralara en iyi örnek, 2008 yılında ortaya çıkan Bitcoin olmuştur. Başlangıçta büyük oranda online oyunlarda kullanılan Bitcoin zamanla popülerliğini artırmış ve pek çok satıcı tarafından ödeme birimi olarak kabul görmüştür. Son yıllarda fiyatlarındaki çok yüksek artış ve azalışlar ile yatırımcıların son derece ilgisini çekmektedir. Bu çalışmada, Bitcoin fiyatının ve Google Trends verilerinin 2010-2019 yılları arasındaki aylık verilerinden yararlanılarak, ARDL sınır testi ile Bitcoin fiyatı ile Google Trends verileri arasındaki kısa ve uzun dönemli etkileşim, Toda-Yamamoto nedensellik testi ile de bu değişkenler arasındaki nedenselliğin hangi yönde olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan ekonometrik analizlerin sonuçlarına göre; Bitcoin fiyatı ile Google Trends verileri arasında kısa ve uzun dönemli etkileşim olduğu ve bu değişkenler arasında iki yönlü bir nedenselliğin olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla Bitcoin fiyatı arttıkça Google üzerinden Bitcoin kelimesi aranması veya tıklanması artmakta, aranma veya tıklanma arttıkça da Bitcoin fiyatı artış göstermektedir.
Fiyat yapışkanlıkları, fiyatlama davranışı ve Türkiye üzerine görgül bir inceleme
Nominal toplam talepteki değişmelerin fiyatlara eşanlı olarak yansımaması gözlemine dayanan fiyat yapışkanlıkları, geniş tanımıyla piyasada arz ve talep koşullarında meydana gelen değişmeler karşısında fiyatların Walrasyan çözümlemeden çok daha yavaş uyarlanması olarak tanımlanabilir. Fiyat yapışkanlarına neden olan temel faktörler arasında piyasa yapısı, fiyat ayarlama maliyetleri, sözleşmeler, fiyatın kalitenin göstergesi olarak kabul edilmesi, müşteri ilişkileri, malın niteliği, eşgüdüm başarısızlıkları ile maliyet temelli fiyatlandırma ve sabit marjinal maliyetler sayılabilir. Bu çerçevede, çalışmamızda Türkiye imalat sanayiindeki firmaların fiyatlama davranışları ortaya konmaya ve fiyat yapışkanlıklarının olup olmadığı tespit edilmeye çalışılacaktır.Çalışmamızın ilk bölümüne fiyat yapışkanlıklarının kavramsal olarak açıklanmasıyla başlanmıştır. Ayrıca bu bölümde geleneksel iktisatta firmaların fiyatlama davranışı ortaya konmuş ve geleneksel bakışa yönelik eleştirilere yer verilmiştir.İkinci bölümde fiyat yapışkanlıklarının nedenleri üzerinde durulmuştur Ayrıca bu nedenlerin önemi konusunda literatürde yapılan çalışmalarda ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda değerlendirmeler yapılmıştır.Üçüncü bölümde ise, Türkiye imalat sanayinin genel durumu ortaya konularak, 1987-2009 döneminde fiyat değişim sıklıkları ve ortalama fiyat değişim büyüklükleri hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar Türkiye imalat sanayiindeki fiyat değişim sıklığının, yaklaşık % 90'lara varan düzeyiyle dünyadaki diğer ülkelerin çok üzerinde olduğunu göstermektedir. Fiyat değişim sıklığının bu kadar yüksek olması fiyat yapışkanlıklarının olmadığı biçiminde yorumlanamaz. Çünkü bu sonuç firmaların fiyatlarını arz ve talep koşullarındaki değişmelerle eş zamanlı olarak değiştirdikleri anlamına gelmemektedir. Bu savımızı test etmek için VAR modeli kapsamında genelleştirilmiş etki-tepki çözümlemesi kullanılarak enflasyondaki şok karşısında firmaların kendi fiyatlarını eşzamanlı olarak uyarlayıp uyarlamadıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Bu yüzden enflasyon ile alt sektörlerdeki fiyat değişimleri arasındaki yapısal ilişki VAR modeli kapsamında genelleştirilmiş etki-tepki çözümlemesi çerçevesinde ortaya konularak, firmaların enflasyondaki şok karşısında fiyatlarını eşanlı olarak uyarlayıp uyarlamadıkları belirlenmeye çalışılmıştır.Elde edilen sonuçlar, Türkiye'de fiyat değişim sıklıklarının yüksek olmasına karşın, firmaların arz ve talep koşullarındaki değişmeleri fiyatlarına eşanlı olarak değil, zaman içinde yansıttığını göstermektedir. Firmaların fiyatlama süreçlerini etkileyen en önemli etkenler arasında ise piyasa yapısı ve alt sektörlerdeki yüksek fiyat-maliyet marjlarının öne çıktığı görülmektedir.