Altın

Bu konu başlığı altında 96 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Portföy çeşitlendirmesi üzerine bir çalışma: İyi bir çeşitlendirme aracı olarak altın

Finansal piyasalar, tarih boyunca fırsatları ve riskleri aynı anda barındıran yerler olmuştur. Finansal varlıkların çeşitlenmesiyle birlikte, yatırım kararlarını vermek yatırımcılar için daha da zorlaşmaktadır. Günümüzde devam etmekte olan küreselleşme ve dijitalleşme süreçleri, uluslararası finansal piyasaların birbirleriyle bütünleşik yapılarının daha da derinleşmesine neden olmaktadır. Yatırımcılar ise, değişen ekonomik koşullara uyum sağlamak ve risklerini dağıtmak amacıyla portföylerini çeşitlendirme eğilimindedir. Bu çalışmada, üç farklı portföyün, referans portföyü olarak oluşturulmuş uluslararası bir portföyün ve referans portföyünün emtia ve altınla çeşitlendirilmesiyle elde edilen farklı iki portföyün, 2008'de yaşanan Küresel Ekonomik Kriz sonrası dönemdeki performansları ölçülmüştür. Portföylerin performans ölçümü için "Sharpe Rasyosu" hesaplamaları yapılmıştır. Çalışmanın sonuçları, altınla çeşitlendirilmiş portföyün, emtia borsa yatırım fonu ile çeşitlendirilmiş portföyü geride bıraktığını ve portföye altın eklenmesinin portföy performansını artırdığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Portföy Yönetimi, Modern Portföy Teorisi, Sharpe Rasyosu, Portföy Çeşitlendirmesi, Risk.

AltınFinansal piyasa araçlarıFinansal piyasalar+3
Büşra Ayça Onacak
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pankreas kanseri kombine fototermal/kemo terapisinde altınnanopartiküllerle dekore edilmiş sıcaklığa duyarlı lipozomların kullanım potansiyelinin incelenmesi

Pankreas kanseri, beş yıllık sağkalım oranı %4-8 ve ölüm oranı %98 olan oldukça ölümcül bir hastalıktır. Bu hastalığın görülme sıklığı ve ölüm oranları artmaktadır ve 2030 yılına kadar kansere bağlı ölümlerin ikinci önde gelen nedeni olacağı tahmin edilmektedir. Pankreas kanserinin belirtileri genellikle hastalığın ileri aşamalarında ortaya çıkar ve bu da tedaviyi zorlaştırır. Cerrahi rezeksiyon mevcut tek tedavi seçeneğidir, ancak hastaların yalnızca küçük bir yüzdesinde mümkündür. Rezeksiyon yapılsa bile hastalığın nüks etme oranı yüksektir. Rezeksiyon yapılamayan hastalarda kemoterapi kullanılır, ancak tümörlerde düşük ve heterojen ilaç birikimi, tümörü çevreleyen fibrotik stroma tarafından direnç gelişimi ve toksisite gibi çeşitli faktörler nedeniyle etkinliği sınırlıdır. Nanotaşıyıcı sistemler, kemoterapinin sınırlamalarının üstesinden gelmenin bir yolu olarak önerilmiştir. Özellikle lipozomların immünojenik ve toksik olmadığı bulunmuştur, bu da onları terapötik ajanların kapsüllenmesi için popüler bir seçim haline getirmiştir. Sıcaklığa duyarlı lipozomlar da ilaç salım etkinliğini indüklemek ve kanser hücrelerini yok etmek için foto-emici ve yakın kızılötesi NIR ışınlamasını kullanan yeni bir kanser terapisidir. Altın nanopartiküller, iyi foto emici özellikleri nedeniyle fototermal tedavide giderek daha fazla kullanılmaktadır. Bu çalışma, fototermal terapi varlığında altın nanopartiküllerle süslenmiş bir lipozomal ilaç dağıtım sisteminin hipertermi ve ilaç salım özelliklerini araştırmayı amaçlamaktadır. Amaç, pankreas kanseri için sinerjik bir terapi ajanı olarak kullanılabilecek bir sistem geliştirmektir. Çalışma, hipertermi ve ilaç salınım özelliklerini kontrol etmek ve incelemek için ön araştırmaları içerecektir. Başarılı bir şekilde tamamlanmasının ardından, formülasyon geliştirme ve in-vivo/in-vitro çalışmaları da içeren kapsamlı bir proje hazırlanacaktır. Bu çalışmanın bulguları potansiyel olarak pankreas kanseri için etkili bir tedavinin geliştirilmesine yol açarak hastaların hayatta kalma oranını ve yaşam kalitesini artırabilir.

AltınHipertermiKanser+2
Emine Yılmaz
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antik metallerin restorasyonu ve konservasyonu

Bu tez çalışmasına kaynaklık eden antik metaller, toplumların sosyal ve ekonomik gelişmelerinde tarihsel evrelere isimlerini verecek kadar önem arz etmişlerdir. On iki bin yıllık bir kültürel mirasa sahip ülkemiz coğrafyasında hemen hemen her kazı merkezinde metal buluntular ele geçmektedir. Metal eser buluntularından elde edilen kesin veriler sayesinde, birçok antik kentin tarihindeki karanlık noktalar aydınlanmıştır. Bu kadar zengin bir kültürel mirasa sahip olan ülkemizin, bu zenginliği koruması ve eserleri gelecek nesillere taşıyabilecek şekilde gerekli önlemleri alması da, bu bağlamda bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Birey olarak bizlerin milli ve manevi görevidir. Bu görev ve sorumluluk içerisinde üzerimize düşeni yapmamız gerekmektedir. Kuyumculuk teknikleri konusundaki tecrübelerimden dolayı bu konuya ilgi duydum, tez hazırlamak istediğim zaman konunun çok derin olduğunu ve birçok disiplinle ilintili olduğunu gördüm ve bu durum beni daha da heyecanlandırdı. Geleneksel metal işleme tekniklerine olan ilgim dolayısıyla, eski devirlerde kullanılan bakır, bronz, kurşun, kalay, altın, gümüş gibi metalleri bu çalışmanın içine aldım. Taşınabilir kültür varlıklarımızdan olan arkeolojik metal ürünlerinin gelecek kuşaklara taşınmasını, yok olup gitmesini engellemek için daha farklı disiplinlerle ortak çalışmaya bu programların yürütülebileceği donanıma sahip ortamlara ihtiyacımız olduğu kanısındayım.

AltınAntik figürlerAntik kültür+7
Meral Özdağ
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dolar, Euro ve altın fiyat değişimlerinin Bist 30 trendlerine etkileri üzerine ampirik bir uygulama

Türkiye'deki pay piyasalarından Bist 30 Endeksi içerisinde belirli kriterleri sağlayan ülkenin en büyük otuz şirketinin hisse senetlerinden oluşmaktadır. Bunun yanında farklı yatırım araçlarının kullanımı da oldukça fazladır. Dolar, euro ve altın diğer yatırım araçlarından işlem hacmi yüksek olanlardır. Yatırımı dört ucu olan bir denge tahtası olarak gördüğümüzde, bu dört ucundan ilkine Bist 30 endeksini koyulduğunda diğerlerinde; dolar, euro ve altın yer alır. Araştırmamda bu dört uçlu denge tahtasındaki yatırım araçlarının birbirleri ile olan etkileşimini, ilişkisini ve bu ilişkinin yönünü; çoklu doğrusal regresyon ve lojistik regresyon analizleri kullanarak tahmin etmenin ne ölçüde başarılı sonuçlar vereceğini tespit etmektir. Analizlerde, Bist 30 endeksi, dolar, euro ve altının 01.01.2010-31.12.2014 tarihleri arasında gerçekleşen günlük fiyat verileri, çoklu doğrusal regresyon ve lojistik regresyon analizlerinde kullanılmıştır. Analizlerinde öncelikle beş yıllık veriler ile yapılan uygulamalarda ilişki düzeyleri ve tahmin etme başarıları düşük seviyelerde tespit edilmiştir. Buna karşı üç analizde de yıl bazlı bölünerek uygulama yapıldığında; ilişki seviyeleri, açıklama düzeyleri ve tahminlerde başarı seviyeleri genel olarak yüksek seviyelerde tespit edilmiştir.

AltınBorsaBorsa endeksi+7
Sercan Yalçın
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Altın fiyatı ile altın ithalat miktarı, işlem miktarı, Brent petrol ve dış ticaretin etkileşimi

Bu tezde Türkiye'nin 2000 ile 2017 yılları arasında üçer aylık külçe/gr altın fiyatı, altın ithalat miktarı, altın piyasası endeksi, altın işlem miktarı, brent petrol fiyatı, dış ticaret endeksi, USD kuru ve EURO kuru arasında olan ekonomik ilişki istatistiksel olarak modellendirilip; açıklanmaya çalışılmıştır. Temel amacımız altın ithalat miktarı, altın piyasası endeksi, altın işlem miktarı, dış ticaret endeksi, USD kuru ve EURO kurundaki çeyrek dönemlik değişimlerin bir bütün olarak külçe/gr altın fiyatı üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Aynı zamanda altın fiyatıyla bu değişkenler arasında karşılıklı ilişkilerin olup olmadığını varsa bu ilişkilerin derecelerin araştırmaktır. Yapılan regresyon analizi sonucu; cumhuriyet altını fiyatı, brent petrol fiyatı ve dış ticaret endeksinde oluşan değişiklikler altın fiyatını aynı (pozitif) yönlü etkilerken, altın piyasası endeksi, altın işlem miktarı ve altın ithalat miktarında oluşan değişiklikler ters (negatif) yönde etkilemektedir.

AltınAltın piyasasıEtkileşim+6
Ayşe Büşra Boyacı
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effects of Covid-19 pandemic on the volatilities of the dynamics of bitcoin and gold

The emergence of the health crisis, covid-19 in this advanced technological era where connections between markets, nations and economies have grown stronger than ever before, both the physical and digital financial markets were affected by the shock of the covid-19 pandemic rapidly. The Chinese financial market experienced the first consequences of the covid-19 pandemic, the shocks in the Chinese stock markets spill over to the other financial markets like bitcoin, gold and others in the world. This thesis focuses on impact the covid-19 has on volatilities of the dynamics of bitcoin in the cryptocurrency market and gold in the precious metals market. Gold has an online platform as well as bitcoin where both assets can be traded online worldwide, however gold has a physical form as it is mined physically and also used in many physical ways too whereas bitcoin has no physical form as it is digitally generated and cannot be used in any physical form, this paper argues that these similarities and differences between these financial assets play major roles in how the covid-19 crisis affected their respective markets. The research employs the GARCH model by using ARMA as the mean equation and examines the impact the health crisis Covid-19 has on the volatilities of the price returns and volumes returns of bitcoin and gold using daily data of bitcoin prices and volumes, gold prices and volumes from 9/22/2014 to 3/31/2021.The empirical results of the estimation gives evidence that covid-19 impacted the volatilities both bitcoin and gold price returns to be more volatile, however the pandemic has no significant impact on the mean values of bitcoin and gold price returns, moreover, the covid-19 restricted the movement of people all over the world, mining, transportation and physical usage of gold was affected unlike for bitcoin where is produced and traded digitally only, the results of this thesis also verifies that the covid-19 has effects on both the mean values and the volatilities of the gold volumes but has no effect on both the mean values and volatilities of the bitcoin volumes.

GoldBitcoinCOVID 19+5
Mohammed Musah
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of world gold prices on the stock market indices of emerging markets: A panel data analysis

The integration of international financial markets and linkages between financial and economic variables have instigated policymakers to try to influence and exercise control over the behavior of some of these variables through policies and investors to make informed investment decisions. Among such variables are stocks that are traded on stock markets. It performs a vital function in the economy and is easily tradeable. It is therefore prudent that its relationship with other economic and financial variables be known for making informed decisions. This research employed monthly data on gold, exchange, inflation, interest rates, and stock market indexes of 19 emerging economy countries for the period 01/2004-12/2019 to scrutinize the relationship between them with stock as a dependent variable. The dynamic panel ARDL model is employed for the research. The results showed the presence of a long-term relationship between stock indices, gold, exchange, inflation, and interest rates. In the long-term, inflation and interest rates are having highly significant coefficients. Both inflation and interest rates have a negative relationship with stock prices. Gold and exchange rate do not have any significant impact on stock indices in the long-term. However, in the short term, with the exception of inflation, all the variables are significant. Traditional theory holds in the long-term whilst in the short-term, portfolio theory holds. Gold does not serve as a hedge nor a diversifier in the long-term but serves as a diversifier for stocks in the short-term, inflation only has an impact on stock prices in the long-term and interest-bearing assets serve as an alternative investment hub to stocks both in the short and long-term.

Autoregressive Distributed Lag Bounds TestGoldCommodity prices+7
Murtala Mustapha Baba
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Gmo detection with nanobiosensing system integration of artificial intelligence

Genetically modified organisms (GMOs) and their products have been in the food and feed sectors for decades. There are almost 32 crops approved in 44 countries. Every country has different legislation regarding the threshold values and allowed GM events. In the case of Turkey, there are not any GMOs that have been given approval for food use except for three microbial food enzymes. In order to determine GMO levels in the specified limits, rapid and sensitive GMO detection is required. The aim of this study is to propose a new method that makes critical decisions regarding GMO and to develop an amplification-free, DNA-based nanobiosensor that will allow rapid, qualitative determination of the Cry1Ac gene in soybean event MON87701. The new methodology with gold nanoparticles (AuNPs) offers an excellent platform based on the genomic DNA (gDNA) sequence of interest's hybridization with a complementary sequence. gDNA isolated from the Certified Reference Materials (CRM) was prepared with high purity. The probes used were the exact complementary of the gene of interest. Optimal conditions for the GMO nanobiosensor have been determined and with three batches of citrate reduction synthesized AuNPs. Firstly, heat treatment is applied to unamplified gDNA and the complementary probe to allow hybridization, later addition of AuNPs. Detection was accomplished through aggregation of AuNPs which was associated with color changes of the reaction after addition of NaCl. The aggregation levels were evaluated using UV–vis absorption or by visual observation immediately. A correlation was obtained between the GMO level according to the Cry1Ac gene with a colorimetric change of red to purple. The detection limit is as low as nanomolar, and the detection time estimated as 10 min. The method proposed here has the potential to be an alternative method available in food. Finally, a successful prediction analytics model has been developed from the obtained data set with the machine learning algorithm, support vector machine, that will automatically classify and predict GM levels from different batches of AuNPs. Further models are integrated into a user-friendly website.

GoldSupport vector machinesGenetically modified organisms+2
Yeşim Taşkın
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı nanoteknolojik immobilizasyon yöntemlerin katalaz enzimi aktivitesi üzerine etkisinin biyosensör yöntemi ile belirlenmesi

Bu tez çalışmasının amacı son zamanlarda birçok araştırmacının dikkatini çeken nanoteknolojik immobilizasyon yöntemlerinin katalaz enzimi üzerine etkisinin biyosensör yöntemi ile tespit edilmesini sağlamaktır. Bu nanoteknolojik metaryallerin biyosensör üzerine etkisini incelemek için iki farklı immobilizasyon yöntemi ile tasarlanan enzim temelli biyosensörler şunlardır: I. Au/3-MPA/EDC-NHS/Cys/AuNP/CAT/GA enzim biyosensörü II. GCE/MWCNT/MWCNT-CAT enzim biyosensörü Au/3-MPA/EDC-NHS/Cys/AuNP/CAT/Glutaraldehit enzim biyosensörün geliştirilmesi için altın elektrot yüzeyinde kendiliğinden oluşan tek tabaka oluşumu 3-MPA ile sağlandı. 3-MPA'nın karboksil gruplarını aktive etmek için EDC-NHS kullanıldı. Daha sonra elektrot sisteamin çözeltisine daldırılarak inkübe edildi. Elektrot yüzeyine AuNP ve katalaz eklenerek biyoaktif tabakanın oluşması sonrası glutaraldehit ile katalaz enzim molekülleri arasında çapraz bağlanma gerçekleştirildi. GCE/MWCNT/MWCNT-CAT enzim biyosensörünün tasarlanmasında DMF içinde süspanse edilen çok duvarlı karbon nanotüp (MWCNT) kullanılmıştır. Biyosensör hazırlanmasında ilk aşama DMF içinde süspanse edilen MWCNT elektrot yüzeyine damlatılarak elektrot iletkenliğinin arttırılması sağlandı. İkinci aşamada ise MWCNT ile katalazın 1:3 (v/v) oranında karıştırılmasıyla oluşturulan çözeltinin sonikasyonu sonrası elektrot yüzeyine damlatılmasıyla biyosensör tasarımı tamamlandı. İki farklı immobilizasyon metodu kullanılarak geliştirilen biyosensörler ile hidrojen peroksit ölçümleri, -0,2 V & +0,5 V potansiyelleri arasında diferansiyel puls voltametrisi (DPV) yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Tasarlanan her iki biyosensör için ölçüm ortamında bulunan K3[Fe(CN)6]'ün -0,2 V & +0,5 V potansiyelleri arasında yükseltgenme piklerinde gözlenen değişimler ile hidrojen peroksit konsantrasyonu arasındaki doğrusal ilişkiden faydanılarak ölçümler alınmıştır. Tasarlanan enzim temelli biyosensörlerin çalışma koşullarının optimizasyonuna yönelik olarak sıcaklık, pH, iyon şiddeti ve farklı tamponlarda çalışmalar yapılmıştır. Tasarlanan enzim temelli biyosensörlerin karakterizasyonuna yönelik olarak yapılan çalışmalarda ise doğrusal tayin aralığının belirlenmesi, tekrarlanabilirlik ve sütte hidrojen peroksit tayini gibi parametreler belirlenmiştir. Deneysel çalışmalardan elde edilen sonuçlar incelendiğinde her iki immobilizasyon yöntemi ile geliştirilen enzim biyosensörleri için en iyi çalışma koşullarının 50 mM, pH: 7,0 potasyum fosfat tamponu ve 30ºC olduğu belirlenmiştir. Tasarlanan enzim temelli biyosensörler ile hidrojen peroksit için yapılan doğrusal tayin aralığı aynı olup 150 µM - 1000 µM arasında bulunmuştur. AuNP kullanılarak tasarlanan enzim biyosensörü için yapılan tekrarlanabilirlik çalışmalarında 600 µM hidrojen peroksit konsantrasyonunda (n=6) ortalama değer ( ) = 591.4 µM, standart sapma (S.S) = ± 6.54 µM ve % varyasyon katsayısı (% V.K) = 1.105 olarak bulunmuştur. MWCNT kullanılarak geliştirilen enzim temelli biyosensör için yapılan tekrarlanabilirlik denemelerinde 600 µM hidrojen peroksit konsantrasyonunda (n=6) ortalama değer ( ) = 596,3 µM, standart sapma (S.S) = ± 26.8 µM ve % varyasyon katsayısı (% V.K) = 4.5 olarak bulunmuştur. Bunların dışında enzim biyosensörleri ile süt örneklerinde hidrojen peroksit analizi de yapılmıştır. Anahtar sözcükler: Altın nanopartikül, çok duvarlı karbon nanotüp, hidrojen peroksit, 3-Merkaptopropiyonik asit, sisteamin, enzim temelli biyosensör

AltınHidrojen peroksitNanopartiküller+1
Lokman Şener
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Glioblastom kök hücrelerini görüntüleme amaçlı gepı temelli hetero-fonksiyonel peptidler

Altın nanopartiküllerin (ANP) nano-tıp alanında yüksek bir potansiyele sahip olduğu gösterilmektedir. Yüksek elektron yoğunluğu ve benzersiz optik özellikleri nedeniyle, ANP'ler biyo-görüntülemede kontrast maddesi, tanı probları ve hedefleyici sistemler olarak verimli bir biçimde kullanılabilmektedir. ANP'ler ayrıca hipertermi tedavisinde termal enerji taşıyıcısı olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte, biyolojik sistemlerde taşınmaları için stabil ve sağlam yapıda olmaları ANP'lerin biyolojik işlevini kritik bir hale getirmektedir. Biyolojik işlev, nispeten sert koşullar ve kuvvetli indirgeyici ajanları içeren fiziksel veya çok basamaklı kimyasal yöntemlerle biyolojik bir yapının ANP'lerle birleştirilmesiyle kazandırılır. Bu çalışmada, tasarlanmış peptid temelli kendiliğinden birliktelik fonksiyonilizasyon metodu glioblastom (GBM) kanser kök hücreleri (KKH'leri) ni özgün hedefleyen fonksiyonilize ANP'lerin oluşturulması için kullanıldı. Tasarlanan peptid dizileri hem gliom hücresine bağlanan peptid hem de ANP yüzeyi ile kendiliğinden bir araya gelen altın bağlanma dizisini içermektedir. Altına bağlanan peptid dizisi, daha önce kombinatoryal FliTrx peptid kütüphane tekniği kullanılarak seçildi. Peptidlerin, 15nm çapında ANP'lerle bağlanma etkinliği lokalize yüzey plazmon rezonans spektroskopisi (LSPR) ile test edildi. Spektral tarama verisi GraphPad Prism 6.0 yazılımıyla değerlendirildi. AlamarBlue testi, fonksiyonel ANP'lerin NIH/3T3, U-87 MG ve GBM KKH hatları üzerindeki olası sitotoksik etkisinin tanımlanmasında kullanıldı. Hücre hatlarına göre, hetero-fonksiyonel peptidlerin bağlanma karakterini test etmek için hücre yayılım testi kullanıldı. Sonuçlar, kimerik peptid ile fonksiyonilize edilmiş ANP'lerin hücreye özgün hedefleme için geliştirildiğini gösterdi. Hetero-fonksiyonel peptidlerin bağlanma için hücre seçiciliğine sahip olduğu bulundu. Geliştirdiğimiz hetero-fonksiyonel peptid stratejisi yalnızca hücre görüntüleme için değil ayrıca potansiyel olarak kemoterapi ajanlarının yan etkisini düşürebilen tümör bölgesine özgün ilaç taşınımı ve nanopartikül ilişkili hipertermi tedavisinin geliştirilmesinde GBM hastaları için umut verici bir yaklaşım olarak kullanılabilir.

AltınBeyin neoplazmlarıGlioblastoma+5
Hasan Onur Çağlar
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A dft study on interaction between Au, Re and Au-Re surfaces with species involved in wgs reaction

In this study, the steps of WGS reaction was investigated through studying theadsorption/co-adsorption of its reactants, products and possible intermediate species onAu(111), Re(001) and Au-Re(001) surfaces at atomic scale via utilizing DFT modules ofCASTEP. Firstly, the adsorption energies of CO, OH, CO2, H2O, HOCO molecules and Hatoms on Au(111) and Re(001) surfaces, LDOS profiles of these adsorbates for their freeand in adsorbed state, and the surface metal atoms on the adsorption sites of Au(111) andRe(001) surfaces for their bare and adsorbed state were analyzed. Additionally, CO-OHco-adsorption on Au(111) and Re(001) surfaces were carried out in order to analyze thereaction steps of WGS reaction on Au(111) and Re(001) surfaces. In the second part of thestudy, Au-Re surface alloys were generated by the addition of Au atoms on Re(001)surface as point defects. The adsorptions/co-adsorptions of CO and OH molecules on Au-Re(001) surface alloys having different Au concentration on Re(001) were carried out inorder to understand the reason of high activity and selectivity of Au-Re/Ceria catalysts.The results revealed that monometallic Au and Au-Re surface alloy are active catalysts,whereas Re is not an active catalyst for WGS reaction. It was found that OH has strongerinteraction with Au surface than that of CO in terms of its high binding energy, and it isinferred that the active sites on Au surface, which dominantly participate in WGS reactionsteps, can be poisoned by OH molecules due to site competition. The results also showedthat the binding energies of OH on Re are higher than that of OH on Au, and it isconcluded that OH molecules can move from Au sites to Re sites, and the active sites onAu surface can be poisoned by OH molecules to a lesser degree. The co-adsorption of COand OH molecules on Au(111), Re(001) and Au-Re surfaces revealed that WGS reactiontakes place on Au sites of monometallic and Au-Re surface alloy, and the surface reactionbetween CO and OH molecules on Au is consistent with the carboxyl mechanism.

GoldGold alloysCatalysts+2
Ali Uzun
Boğaziçi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 ve altın talebi

Bu çalışmanın amacı, COVID-19 pandemisinin küresel altın talebi üzerindeki etkisinin analiz edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda 2010:Q1-2022:Q3 dönemine ait çeyreklik veriler kullanılarak oluşturulan ekonometrik model, FMOLS ve DOLS teknikleriyle tahmin edilmiştir. Analiz sonuçları altın talebinin COVID-19 başlangıç döneminde diğer dönemlere kıyasla %16-24 bandında azaldığını; kanıksama döneminde ise diğer dönemlere kıyasla %11 oranında arttığını göstermektedir. Bu bulgular, pandeminin başlangıç döneminde altının güvenli liman olarak görülmediğini ancak ilerleyen dönemlerde tekrar güvenli liman olma özelliği kazandığına vurgu yapmaktadır. Buna göre pandeminin küresel altın talebi üzerindeki etkisi pandeminin ciddiyetine göre değişkenlik göstermektedir.

AltınCOVID 19Pandemiler+2
Halil Berat Belirir
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karadere-İvrindi (Balıkesir) düşük sülfidasyonlu epitermal altın-gümüş yatağında cevher oluşturan çözeltilerin özellikleri

Batı Anadolu'daki pek çok epitermal Au-Ag (yüksek ve düşük sülfidasyonlu /HS-LS), porfiri Au-Cu-Mo ve baz metal skarn cevherleşmesi ve yatağı Tersiyer yaşlı kalk-alkalen magmatizması ile ilişkilidir. Karadere yatağı düşük sülfidasyon tipi epitermal bir yatak olarak kabul edilmekte olup cevherleşme alanında Triyas yaşlı metamorfik bir temel, Oligo-Miyosen yaşlı Kozak granadiyoriti ve Erken-Orta Miyosen yaşlı volkanik-subvolkanik kayaçlar gözlenmektedir. Altın ve gümüş cevherleşmeleri; Erken-Orta Miyosen yaşlı volkanik-subvolkanik kayaçlardan; yüksek-orta açılı normal faylar ile ötelenmiş andezitik domlar ile onları üzerleyen aglomera ve volkanik breşler içerisinde gözlenen kuvars damarları ile ilişkilidir. Cevherli damarlar şeker dokulu kuvarslardan oluşmakta olup, nadiren bıçağımsı ve breşik yapıdadır. Karadere yatağındaki kuvars mineralleri üzerinde gerçekleştirilen sıvı kapanım incelemeleri şeker dokulu kuvarslarda yapılan ölçümler ve ilk evreyi temsil eden çözeltilerin orta tuzluluk (%7 NaCl eşdeğeri) ve yüksek sıcaklığa (300°C) sahip olduğunu; rekristalize kuvarslarda yapılan ölçümler ve son evreyi temsil eden çözeltilerin düşük tuzluluk (%0,3 NaCl eşdeğeri) ve daha düşük sıcaklığa (180°C) sahip olduğunu göstermektedir. Bıçaksı yapılar ve sıvı ve gazca zengin sıvı kapanımların oldukça yaygın olarak gözlenmesi Karadere altın yatağında kaynamaya işaret etmektedir. İzotop jeokimyası incelemelerinde; pirit örneği içerisindeki kükürt δ34S değeri -1,4 ‰ olarak belirlenmiş olup, cevherleşmedeki sülfürlü minerallerin yapısında bulunan kükürtün magmatik kökenli olduğuna işaret etmektedir. Kuvarsların oksijen ve hidrojen izotop jeokimyasından itibaren elde edilen veriler, cevherleşmeyi oluşturan çözeltilerin başlıca meteorik suların derinlerde ısınmasıyla oluştuğunu ve magmatik kökenli yan kayaçlardan geçmesi nedeniyle meteorik su-magmatik su karışımını temsil eden izotopsal bir bileşim kazandığını göstermektedir.

AltınBalıkesir-EdremitBalıkesir-İvrindi+3
Burçin Oğuz
Pamukkale University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de altın tasarruflarının finansal sistem açısından değerlendirilmesi

Türkiye'de finansal sistem denildiğinde ilk akla bankacılık sektörü gelmektedir. Çünkü finansal sistem büyük oranda bankacılık sektöründen oluşmaktadır. Bu sebeple Türkiye'de altın tasarruflarının finansal sisteme dâhil edilip, kayıt altına alınabilmesi bankacılık sektörünün altın bankacılığına yönelik çalışmaları ve yapılan çalışmaların uygulanmasına destek vermesi ile mümkün olmaktadır. Türkiye'de İstanbul Altın Rafinerisi A.Ş.'nin öncülüğünde başlatılan ve potansiyelinden dolayı dikkat çekilmesi sağlanan altın bankacılığı hakkında değerli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar neticesinde kısıtlı da olsa bir miktar altının ekonomiye kazandırılması sağlanmıştır. Yastıkaltında olduğu tahmin edilen altın tutarının, Türkiye'nin ekonomi bağlamında refahına katkı sağlayacak değerde olması, yeni çalışmaların yapılarak uygulanması ile daha fazla altınının kayıt altına alınması gerekliliğini doğurmuştur. Arzının sınırlı olması, yok olmaması, değerini her koşulda muhafaza edebilmesi, paslanmaması ve tüm dünyada tasarruf sahipleri için "güvenli liman" olarak görülmesi, bu kıymetli metalin yastıkaltından çıkarılıp altın bankacılığı sayesinde değerlendirilerek, ekonomide büyümeyi desteklemesi ve tasarruf sahipleri için de artı gelir sağlaması beklenmektedir. Çalışmada, altının ekonomiye kazandırılmasına yönelik yeni öneriler sunulmuştur. Asıl amacın hurda altına ulaşmak olması ve hurda altına tahmini olarak daha çok kadınların sahip olması, önerilerin hazırlanmasında yol gösterici olmuştur. İnsanların ihtiyaçlarının ve beklentilerinin birbirlerinden farklı olması, herkese tek bir proje ile ulaşmanın çok mümkün olmaması; yaş, cinsiyet, gelir ve bölgesel farklılıkların dikkate alınmasını gerektirmektedir. Bu sebeple çalışmada 5 ayrı öneri hazırlanarak, altın bankacılığına destek olabilmek hedeflenmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Altın Tasarrufu, Altın Bankacılığı, Altın Piyasası.

AltınAltın bankacılığıAltın piyasası+2
Nihal Kızılağıl
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Alternatif yatırım araçları ile hisse senedi fiyatları arasındaki ilişkinin doğrusal olmayan eşbütünleşme analizi ile incelenmesi: Türkiye örneği

Doğrusal zaman serisi yöntemleri ekonometri literatüründe sıklıkla kullanılmaktadır. Fakat iktisadi ve finansal değişkenlerin modellenmesinde doğrusal yöntemler yetersiz kalabilmektedir. Bundan dolayı, değişkenlerin asimetrik etkilerinin belirlenmesinde doğrusal olmayan yöntemlerin tercih edilmesi daha doğru olmaktadır. Bu çalışmanın amacı; Türkiye için 2003Q1-2021Q3 dönemine ait çeyreklik veriler kullanarak hisse senedi fiyatları ile alternatif yatırım araçları arasındaki asimetrik ilişkiyi doğrusal olmayan ARDL (NARDL) modeli yaklaşımıyla incelemektir. Bu doğrultuda, tezin ilk bölümünde analizde kullanılan değişkenlere ait genel bilgiler ele alınmıştır. Tezin ikinci bölümünde uygulamada kullanılan ekonometrik metodoloji anlatılmıştır. Tezin üçüncü bölümünde ise uygulama ve bulgular yer almaktadır. Çalışmada karşılaştırma yapmak amacıyla hem doğrusal hem de doğrusal olmayan ARDL modelleri tahmin edilmiştir. Her iki yaklaşımda da hisse senetleri ile alternatif yatırım araçları arasında uzun dönemli bir ilişki tespit edilmiştir. Doğrusal ARDL modelinde altın, döviz ve faiz oranlarındaki pozitif ve negatif değişmelere BIST100 endeksi kısa ve uzun dönemde aynı tepkiyi verdiği, doğrusal olmayan ARDL modelinde ise pozitif ve negatif değişimlere farklı tepkiler verdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca yapılan Hatemi-J (2012) asimetrik nedensellik testi sonuçlarına göre değişkenler arasında asimetrik nedensellik ilişkisine rastlanmıştır. BIST100 endeksinin pozitif bileşenlerinden altın fiyatlarının pozitif ve negatif bileşenlerine, BIST100 endeksinin negatif bileşenlerinden altın fiyatlarının pozitif, faiz oranlarının ise negatif bileşenlerine doğru bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Altın, döviz ve faiz oranlarının pozitif bileşenlerinden BIST100 endeksinin negatif bileşenlerine doğru nedensellik varken, altın, döviz ve faiz oranlarının negatif bileşenlerinden BIST100 endeksinin pozitif bileşenlerine doğru bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.

ARDLAlternatif alım satım sistemleriAltın+7
Lütfü Sizer
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gümüş ve altın N-heterosiklik karben komplekslerinin sentezi ve özellikleri

Son yıllarda N-heterosiklik karbenler ve bunlardan sentezlenen geçiş metal kompleksleri organometalik kimyada çok geniş bir uygulama alanına sahiptir. Bu bileşikler güçlü ?-donör zayıf ?-akseptör özelliklerinden dolayı anologları olan fosfin ligantlarından daha iyi aktivite göstermektedir. Ayrıca metallerle oluşturdukları bağlar fosfinlerinkinden daha kuvvetlidir. M-NHC bağı yüksek sıcaklıkta bile bozunmadığı için katalitik reaksiyonlarda oldukça aktiftir. Bu tür bileşikler C-C eşleşme reaksiyonları, hidroformilasyon, olefin metatezi, C-H aktivasyonu ve polimerizasyon reaksiyonlarında katalizör olarak kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra M-NHC kompleksleri tıp alanında da yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bu bileşiklerin antimikrobiyal etkilerinin yanı sıra eklem iltihabı ve kansere karşı aktif olduğu görülmüştür. Bu nedenle imidazolidin ve benzimidazol karben öncülleri, geçiş metal kompleksleri hazırlanmış ve antimikrobiyal aktiviteleri incelenmiştir.Bulunan sonuçlar üç başlıkta özetlenebilir;1)Tezde 1,3-dialkilbenzimidazolyum tuzları sentezlenmiş (1a-1d), yapıları uygun spektroskopik yöntemlerle aydınlatılmıştır.2)Karben öncülleri Ag2O ile etkileştirilerek Ag(I)-benzimidazolidin (2a-h) ve Ag(I)-imidazolidin kompleksleri (3a-b) hazırlanmıştır ve yapıları uygun spektroskopik yöntemlerle aydınlatılmıştır.Ayrıca hazırlanan bu Ag(I)-karben kompleksleri [AuCl(PPh3)] bileşiği ile etkileştirilerek Au-NHC kompleksleri (4a-c) hazırlanarak yapıları uygun spektroskopik yöntemlerle aydınlatılmıştır.3)Elde edilen Ag ve Au-NHC komplekslerinin antimikrobiyal aktiviteleri incelenmiştir.ANAHTAR KELİMELER: N-heterosiklik karben, Ag, Au, imidazolidin, benzimidazol, antimikrobiyal aktivite

AltınAntimikrobiyal aktiviteGümüş+1
Nazan Temelli
İnönü University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oksitli bir altın cevherinin knelson ayırıcısı kullanılarak zenginleştirilebilme olanaklarının araştırılması

Bu çalışmada, 4,57 g/t Au içeriğine sahip oksitli bir altın cevherinin, Knelson ayırıcısı (MD3 laboratuvar ölçekli) kullanılarak zenginleştirilebilme olanakları araştırılmıştır. Bu kapsamda, istatiksel deney tasarımı yöntemlerinden faydalanılarak, en uygun çalışma koşullarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında etkisi incelenen çalışma parametreleri; G kuvveti, yıkama suyu, besleme hızı ve katı oranıdır. Deneysel çalışmalara ait sonuçların değerlendirilmesi, elde edilen konsantrelerin altın tenörü ve verimi kullanılarak istatistiksel olarak gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel verilerin yardımıyla G kuvveti, yıkama suyu, besleme hızı ve katı oranı parametrelerinin altın tenörü ve verimi üzerindeki etkilerini ortaya koyan modeller oluşturulmuştur. Ayrıca, parametrelerin etkileri ve birbirleriyle olan etkileşimleri, ANOVA verileri ve yüzey cevap grafikleri ile tartışılmıştır. Gerçekleştirilen deneyler sonucunda, tenörün öncelendiği durumda, 44,4 g/t Au içeren bir konsantre, %70,8 verimle, 60 G kuvvetinde, 250 rpm besleme hızında, 3 l/dk yıkama suyu debisinde ve %40 katı oranında elde edilmiştir. Verimin öncelendiği durumda ise, 33,9 g/t Au içeren bir konsantre, %76,8 verimle, 100 G kuvvetinde, 250 rpm besleme hızında, 2 l/dk yıkama suyu debisinde ve %20 katı oranında elde edilmiştir. Deney sonuçları ile gerçekleştirilen ANOVA analizleri sonucunda, tenör ve verim için modeller oluşturulmuştur. Tenör için oluşturulan model, 0,8762 R2 değeri ile verim için oluşturulan model ise, 0,8685 R2 değeri ile istatistiksel olarak anlamlıdır. Oluşturulan bu modeller ile tahmin edilen tenör ve verim değerlerinin, deneysel verilerle yüksek bir uyum içinde olduğu tespit edilmiştir. Parametrelerin, tenör ve verim ile olan ilişkileri ve birbirleriyle olan etkileşimleri tartışılmıştır. İlave olarak, taze cevher ve tenörün öncelendiği durumda elde edilen Knelson ayırıcısı artığına Bottle Roll testleri gerçekleştirilmiştir. Bu testler sonucunda, gravite zenginleştirmesini takiben gerçekleştirilen liç işlemi ile liç süresinin 48 saatten 10 saate düştüğü, siyanür tüketiminin ise 0,76 kg/mt'dan 0,50 kg/mt'a azaldığı belirlenmiştir.

AltınAltın madenciliğiAltın metalurjisi+2
Sercan Sevgül
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Altın petrol fiyatları ve döviz kurunun Türkiye borsası üzerine etkileri: NARDL yaklaşımı analizi

Bu çalışmada Türkiye ekonomisinde 1994: Q1 ile 2020: Q4 arası dönem için altın ve petrol fiyatları ile döviz kurunun BİST100 üzerindeki etkisi NARDL modelleri ve ilgili sınır testleri kullanılarak kısa ve uzun dönem ilişkisi araştırılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkinin analizi için WinRats 8.1 programı kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda tüm değişkenler ADF, PP ve KPSS birim kök test sonuçlarına göre I(1) düzeyinde durağan hale gelmektedirler. Yapısal kırılmayı dikkate alan Perron birim kök test sonuçlarına göre ise Bist100, Altın fiyatı, Petrol fiyatı Döviz kuru değişkenleri sırasıyla 2000, 2014 ve 2005 yıllarında yapısal kırılmaya uğradığı belirlenmiştir. Ayrıca yapısal kırılma olmadan serilerde birim kökün varlığını gösteren temel hipotez reddedilmiş ve dolayısıyla yapısal kırılma olmadan seride birim kökün varlığını gösteren temel hipotez kabul edilmiştir. Perron birim kök testine göre BIST100, AF, PF ve DK değişkenlerinde histeri etkisine rastlanmıştır. NARDL testi sonucuna göre, AF, PF ve DK değişkenlerinin BİST100 endeksi üzerinde uzun ve kısa dönemde asimetrik etkisi vardır. Bir başka ifade ile, AF, PF ve DK değişkenlerinde gerçekleşen pozitif ve negatif şokların etki büyüklüğü bir birine eşit değildir. Uzun dönemli model sonuçlarına göre, altın, petrol ve döviz kuru değişkenlerinin pozitif şokları BİST100 üzerinde analamlı etkiye sahip iken, negatif şoklar istatisiksel açıdan anlamlı etkiye sahip değilir. Kısa dönemli model sonuçlarına göre, şoklar nedeni ile değişkenler arasındaki uzundönemli denge değerinden sapmalar yaklaşık 1.2 dönem sonra tekrar uzun dönem denge değerine dönecektir. Kısa dönemli model sonuçlarına dayanarak bağımsız değişkenlerde gerçekleşen pozitif ve negatif şokların BİST100 üzerindeki nedensel etkileri incelendiğinde, altın, petrol ve döviz kuru değişkenlerinde gerçekleşen pozitif şoklardan BİST100 endeksine doğru nedensel etki varken, altın, petrol ve döviz kuru değişkenlerinde gerçekleşen negatif şokların BİST100 endeksi üzerinde nedensel etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır.

AltınBorsa İstanbulDöviz kuru+7
Mehmet Turgut Menziletoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Türkiye altın piyasası ve İstanbul Altın Borsası

ABSTRACT This thesis specifically analysed the changes in the working of the gold market in Turkey and especially determined the changes from the control of central bank to the control of IGE. Establishment of IGE was important in terms of liberalisation of the financial markets. IGE created an organised gold market and closely linked it to international markets. The factors that determine the world gold price are also valid for Turkey. However, during the period of economic instability and uncertainty, gold demand showed significant movements. In Turkey, gold is seen as a traditional store of value both in urban and rural areas, having cultural issues as well as economic ones. The price of gold in Turkey is determined by two sets of factors. These are "gold supply" and "macroeconomic factors". This thesis shows that ?$iere is an increasing demand for gold in case of uncertainty or instability.

GoldGold exchangesIstanbul Gold Exchange
Eda Uz
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Wavelet denoising and detrending analysis of gold prices and usd/try exchange rates

For this thesis, nonlinear dynamics of gold prices and USD/TRY exchange rates between January, 03 2005 and February 18, 2015 have been investigated through wavelet based denoising and detrended methods. Four different types of wavelet family namely, Haar, Daubechies, Meyer and Symlet have been employed within the stationary wavelet transform (SWT) framework. The purpose of this thesis is twofold. Firstly, we compared different wavelet thresholding methods of universal, Stein's unbiased risk estimator (SURE), false discovery rate (FDR) and global cross validation (GCV) thresholding algorithms for both hard and soft thresholding to remove the noise inherent gold price and USD/TRY exchange rate data. According to signal-to-noise (SNR) and peaked signal-to-noise (PSNR) ratio, hard thresholding method provides better performance in extracting noise from the original data. Moreover, SURE method seems to be superior compared to other methods in terms of SNR and PSNR values. Another important empirical finding is that Symlet wavelet with 8 vanishing moments have higher SNR and PSNR values. Secondly, cyclical behaviour of gold price and USD/TRY exchange rate dynamics have been uncovered via wavelet map indexing. The results suggest that SWT based detrending models provide good cyclical components for gold price and USD/TRY exchange rate data.

GoldWavelet transformsDollar+1
Çiğdem Sarı
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimEN

Activation of metal nanoparticle/polymer systems via photothermal effect to develop shape memory polymers

Nanoparticles, known to have superior properties; are considered in a wide range of applications in the field of photonics, optoelectronics, biological and magnetic practices. Photothermal effect due to surface plasmon resonance in metal nanoparticles has become a great interest to be used for several applications in many disciplines. It is possible to find biological studies taking advantage of this effect in aqueous environment. However, there exist only a few interested in tracking and controlling the local temperature profile in solid medium. Although the morphology and crystallinity of polymers can be governed, in situ, via altering the heat released from photoexcitation of metal nanoparticles. In this work, remote actuation of metal, in particular gold and silver, nanoparticles is aimed to be investigated. The local temperature change due to photothermal heating of gold nanoparticles in poly (ethylene oxide) was followed with using fluorescence probes as thermal sensors. On the other hand, a method is proposed to study Raman crystallinity as a function of temperature using the conformational changes in poly (ethylene oxide). Gold nanoparticles are heated by photothermal effect to actuate magnetite doped poly (DL-lactide-co-glycolide); which is a shape memory polymer, and multi stages of shape memory schemes were successfully achieved. At the same time, the influence of gold and silver nanoparticles (at diameter of 10 and 30 nm) on thermal and mechanical properties of polymers was studied. The mechanical properties of poly (ethylene oxide) were found to be enhanced with addition of nanoparticles regardless of the nanoparticle type and size. However, the increase in stiffness and strength of poly (ethylene oxide) reached a plateau above a certain concentration, which is attributed to nanoparticle agglomerations. Finally, the effect of silver nanoparticles on the thermal conductivity of water, ethylene glycol and hexane was investigated. The thermal conductivity of different base fluids such as hexane and ethylene glycol was found to increase upon addition of silver nanoparticles whereas, the results for water measurements was contradictory. Although, this result can be correlated with interfacial thermal resistance and viscosity of the nanofluid, the deterioration in thermal conductivity of water cannot be fully explained.

GoldColloidal silverPoly-d,l-lactat+1
Merve Seyhan
Yeditepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sıçanlarda hızlı üst çene genişletmesi sonrası vasküler epitelyal büyüme faktörünün nano taşıyıcılarla uygulanması ile üst çene sutural bölgesinde oluşan değişikliklerin incelenmesi

Çalışmanın amacı, deneysel üst çene genişletmesi sonrasında altın nano taşıyıcılar ile uygulanan vasküler epitelyal büyüme faktörünün sıçanların üst çene sutural bölgesinde kemik remodelingine etkisinin histomorfometrik olarak incelenmesidir. Çalışmada, 14 haftalık, 250g ağırlığında 5 grup, toplam 30 adet Wistar cinsi sıçanın üst çeneleri, 0,014 inç çapında paslanmaz çelik telden hazırlanmış heliksli genişletme aygıtı kullanılarak transversal olarak genişletilmiştir. Genişletme işleminin 5. gününde laboratuvar şartlarında hazırlanmış altın nano-parçacıklar (AuNP) ve vasküler epitelyal büyüme faktöründen (VEGF) oluşan kimyasal yapıdaki solüsyon sıçanların üst keser dişleri arasından başlayarak palatinal sub-mukozal alana enjekte edilmiştir. Çalışmada 5 grup vardır ve bu grupların hepsinde üst çene genişletmesi yapılmıştır. Bu 5 grupta, enjeksiyonu yapılan kimyasallar farklıdır, bu kimyasallar; serum fizyolojik, AuNP, VEGF, AuNP ile VEGF?nin karışımı ve AuNP+Oligonükleotid+VEGF?dir. Enjeksiyonu takip eden 10. günde sıçanlar sakrifiye edilmişlerdir. Deneyin sonunda, sıçanların üst çeneleri diseke edilmiş ve histomorfometrik inceleme için histolojik kesitler hazırlanmıştır. Boyanan kesitler, Stereoinvestigator 7.0.5 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Hacim ölçümleri için Leica C Plan X10 objektif (NA = 0,22) kullanılmıştır. Yapılan çalışmada, izotonik serum fizyolojik enjekte edilmiş kontrol grubu ile AuNP, VEGF, AuNP+VEGF ve AuNP+Oligonükleotid+VEGF enjekte edilmiş deney grupları yumuşak doku, kemik dokusu ve total kemik hacmi açısından karşılaştırılmıştır. Grupların homojenitesini değerlendirmek için Levene testi yapılmıştır (p=0,216, p<0,05). Homojen dağılım gösteren grupların karşılaştırılmasında ANOVA testi ve gruplar arası ikili karşılaştırmalar için de Tukey testi kullanılmıştır. Çalışmanın histolojik değerlendirmesinde VEGF ve AuNP+VEGF grupları arasında ölçülen yumuşak dokuları ve kemik dokusunu içeren total hacim incelendiğinde, VEGF grubunda ölçülen total hacim miktarı AuNP+VEGF grubunda gözlenen total hacimden istatistiksel olarak anlamlı derecede fazla bulunmuştur (p<0,05, p=0,028). AuNP ve VEGF grupları arasında, yumuşak dokuları ve kemik dokusunu içeren total hacim ve tek başına yumuşak doku hacmi karşılaştırmasında, VEGF grubunda ölçülen total hacim ve yumuşak doku hacmi, AuNP grubunda gözlenen total hacim ve yumuşak doku hacmi miktarından istatistiksel olarak anlamlı derecede fazladır (p<0,05, p=0,046), (p<0,05, p=0,046). VEGF ve AuNP+Oligonükleotid+VEGF grupları arasında, ölçülen yumuşak doku hacimleri açısından karşılaştırma yapıldığında VEGF grubunda, AuNP+Oligonükleotid+VEGF grubuna göre yumuşak doku hacminin istatistiksel olarak anlamlı derecede fazla olduğu görülmektedir (p<0,05, p=0,046). Çalışmada elde edilen sonuçlar, VEGF?nin kemik gelişimini arttırdığını; ancak bu tezde anlatılan yöntem ile AuNP?ların VEGF?in hücre içine taşınmasında kullanılmasının kemik gelişimini arttırmadığını ve VEGF?in yumuşak doku gelişiminde önemli role sahip olduğunu göstermiştir.

AltınAlveolar kenar artırılmasıNanopartiküller+5
İbrahim Burak Aydın
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Serçeler Köyü Kartaldağ altın madeninden alınan cevherlerde FAAS yöntemiyle Au ve Ag tayini

Bu tez kapsamında; örneklerdeki Au(III) iyonlarının zenginleştirilmesinde sıvı-sıvı ekstraksiyonu uygulanırken, Ag(I) iyonlarının zenginleştirilmesi ve ayrılmasında hem sıvı-sıvı ekstraksiyonu hem de katı faz ekstraksiyonu uygulanmıştır. Zenginleştirilen örnekler alevli AAS ile tayin edilmiştir. Au(III) ve Ag(I) iyonlarının sıvı-sıvı ekstraksiyonu ile zenginleştirilmesinde MIBK kullanılmıştır. Altın için gözlenebilme sınırı 0,034 mg/L ve 1 ppm için bağıl standart sapması (BSS) % 3,21 olarak bulunmuştur. Mevcut yöntem cevher örneklerindeki Au(III) ve Ag(I) analizlerine uygulanmış olup yüksek doğruluk ve tekrarlanabilirlik elde edilmiştir.Ag(I) iyonlarının katı faz ekstraksiyonu ile zenginleştirilmesinde, Ag(I) iyonları 3-(2-aminoetilamino)propil bağlı silika jel (AEAP-SJ) içeren kolon kullanılmış ve elde edilen elüent alevli AAS ile tayin edilmiştir. Ag(I) iyonlarının kantitatif geri kazanımı için numune pH'ı, akış hızı ve hacmi, elüent türü, derişimi, pH'ı ve akış hızı gibi faktörlerin etkisi araştırılmıştır. Ayrıca Ag(I) iyonlarının kantitatif geri kazanımı üzerine bazı matriks elementlerinin etkisi incelenmiştir. Ag(I) için gözlenebilme sınırı 7,2 µg/L ve 0,3 ppm için BSS % 2,92 bulunmuştur. Mevcut yöntem gerçek cevher örneklerine uygulanmış olup Ag(I) iyonları kantitatif olarak geri kazanılmıştır.

Alevli atomik soğurma spektrometresiAltınKatı faz özütlemesi+1
Emin Dönmez
Çanakkale Onsekiz Mart University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çoklu sinyal verebilen yeni bir iyon algılayıcının sentezi ve özellikleri

İşlevsel organik bileşikler ileri teknolojik alanlarda birçok uygulama bulabildiği içinçok sayıda bilim insanının ve akademik çevrelerin ilgi duyduğu özel malzemeler olarakkabul edilmektedir. Bu tür malzemeleri ayrıcalıklı yapan en önemli unsurlardan biri arzuedilen özellikler (iletkenlik, işlenebilirlik, kararlılık, optiksel özellikler v.b.) doğrultusundatasarımlarının yapılabilmesidir.Bu çalışmada, literatürde bilinmeyen, 2-(4-(2,5-bis (tiyofen-2-il) tiyofen-3-il) - 6 - (piridin-2-il) piridin-2-il) piridin (1a) ve 2-(4-(2,5-bis (4-hekziltiyofen-2-il) tiyofen-3-il) - 6 -(piridin-2-il) piridin-2-il) piridin (1b) ve dietil-1-fenil 2,5-di(tiyofen-2-il)-1H-pirol-3,4-dikarboksilat (2) bileşikleri sentezlenmiş, yapı ve özellikleri spektroskopik yöntemlerle(UV-vis, lüminesans floresans, FTIR, NMR, elementel analiz, kütle, döngülü voltametre)aydınlatılmıştır. Ayrıca elde edilen bu yeni bileşiklerin moleküler algılayıcı olarak işlevgörüp göremeyeceği denenmiştir. Çalışmanın son aşamasında ise ilgili bileşiklerin 1a-1bpolimerleştirilmesi ve özelliklerinin tanımlanması üzerinde durulmuştur.

AltınMoleküler algılayıcılar
Zahide Öztaş
Çanakkale Onsekiz Mart University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00

İlgili konular