Construction
159 theses under this subject heading
Betonlaşma ve finansal krizler ile ilişkisi: Türkiye örneği
Genel olarak devresel dalgalanmaların zirve döneminde inşa edilen binalarla yükseklik rekabetine girildiği kabul edilmektedir. Aslında aralarında bir ilişki olabileceği birçok kişinin aklına gelmese de aşırı betonlaşmanın krizler için bir öncü gösterge olabileceği son 20 yıldır üzerinde durulan bir konu olmuştur. Buna göre bina yüksekliklerindeki aşırı yükseliş olgusu, tipik olarak bir sonraki en uzun gökdelen inşaatının tamamlanmasının devresel dalgalanma döngüsünün zirveye yakın döneminde gerçekleşmesinden dolayı Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla ve kişi başına Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla hakkında bir öncü gösterge olabileceği varsayılmaktadır. Bu tez de Türkiye'deki gökdelen yüksekliği ile finansal krizler arasındaki ilişkiyi ölçmeye yönelik bir çalışmadır. Dolayısıyla gökdelen yükseklik rekoru kırılmasının finansal krizlerle ilişkisini test etmek için 1960 ile 2018 yılları arasındaki ikincil veriler kullanılarak sıradan en küçük kareler yönteminde sağlam ölçünlü hatalar yaklaşımına göre regresyon analizi yapılmıştır. İnşaat başlangıç, tamamlanma ve süre kıstasına göre üç ayrı kukla modeli kullanılarak gökdelen yapımının bağımlı değişkenler olan GSYH ve kişi başına GSYH üzerindeki tek yönlü etkisine bakılmıştır. Bazı metodolojik kısıtlamalara rağmen Türkiye'de yükseklik rekoru kıracak gökdelen inşaatının başlangıç, bitiş ve inşa süreleri yönünden bağımlı değişkenleri açıklayabileceği anlaşılmaktadır.
İnşaat sektöründe çalışanların iş sağlığı ve güvenliğine yönelik tutumları: Tekirdağ Ergene örneği
İş sağlığı ve güvenliği en genel haliyle çalışanların işyerinde işin yürütülmesi sırasında çeşitli nedenlere bağlı olarak iş kazası veya meslek hastalığı geçirme riskini minimum düzeye indirmek amacıyla yapılan çalışmaların tümüyle ilgilenen bir bilim dalıdır. Ortaya çıkışı M.Ö 2600'lü yıllara dayanan iş sağlığı ve güvenliğinin ülkemize geniş çaplı olarak girişi Dilaver paşa Nizamnamesi ile gerçekleşmiş özellikle Cumhuriyet sonrası imzalanan sözleşmeler, getirilen kanunun ve yönetmelikler ile birlikte belirli bir sisteme oturtulmuştur. Sistemin yeni bir kimliğe kavuşması ise 2012 yılında çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile gerçekleşmiştir. Bu kanun ile birlikte mevzuattaki dağınıklık giderilmiş, konular bütünleştirilmiş ayrıca işçi, işveren ve devletin üzerinde olan sorumluluklar arttırılmıştır. Türkiye'de tüm dünyada olduğu gibi gerek sermaye yatırımları gerekse istihdam olanakları ile ön plana çıkan sektörlerin başında inşaat sektörü gelmektedir. Sektörün içerdiği riskler nedeniyle çok tehlikeli sınıfta yer alması iş sağlığı ve güvenliğinin bu alanda ki önemini ortaya çıkarmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak hazırlanan bu çalışmada Tekirdağ ili Ergene ilçesinde bulunan inşaatlarda, faaliyet gösteren 40 çalışan ile görüşmeler yapılmıştır. Ses kaydı alınarak yapılan bu görüşmelerin düz yazı şekline çevrilerek metne aktarılmış daha sonrasında MAXQDA 2018 programı ile analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler ve gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde bölgedeki inşaat sektörü çalışanlarının bilgi, algı ve tutum seviyelerinin düşük olduğu tespit edilmektedir. Bu sorunun en büyük kaynağının ise işçi, işveren ve devletin yürürlükte olan kanunlarda ve yasalarda belirtilen sorumlulukları yerine getirmemesinden kaynaklandığı ortaya çıkmaktadır.
İnşaat sektöründe çalışan iş sağlığı ve güvenliğinden sorumlu mühendislerin iş kazalarının önlenmesindeki etkileri
İş yaşamında çalışanların, sağlıklı ve güvenli olması oldukça önemlidir. İş sağlığı ve güvenliğinin öncelikli amacı; çalışanların sağlığını, iş yerinin olumsuz koşullarından iş kazalarından ve meslek hastalıklarından korumaktır. Alınacak önlemler sayesinde, hem çalışan sağlığı korunmuş olacak, hem de çalışanın kendi sağlığına değer verildiğini görmek, işyerine bağlılığını ve çalışma ortamındaki verimini arttırmış olacaktır. Bu araştırmanın amacı Mersin ilinde inşaat sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin, İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda alınan önlemlere ilişkin uygulamaları hangi düzeyde gerçekleştirdiğinin tespit edilmesidir. Bu amaçla 100 mühendis üzerinde bir anket araştırması gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarından işletmeler daha çok acil durum planını uyguladıkları tespit edilmiştir. Ayrıca işletmelerdeki mühendislerin iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına bakış açısı medeni durum, yaş, kıdem, gelir durumuna göre değişmediği belirlenmiştir.
İnşaat sektörü çalışanlarında ergonomik risk faktörlerinin değerlendirilmesi
İnşaat sektörü, Türkiye'de bulunan üretim sahalarını doğrudan ilgilendiren, ülkenin gelişmesine ve ülke ekonomisine kayda değer bir katkı sunan sektörlerden biridir. İnşaat sektörü, özellikle 20'nci yüzyıl boyunca ilerlemiş teknolojik gelişmelerden sonra ciddi manada değişikliğe uğramıştır. 100-150 yıl kadar önce yapılması mümkün görünmeyen veya yapımı çok zaman alan yüksek yapılar, havalimanları, pistler, barajlar, endüstriyel fabrikalar, tesisler yapılır hale gelmiştir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte üretilen makinaların ve inşaat araç gereç ve malzemelerinin inşaat sektöründe kullanımı sonucunda bu seviyeye ulaşılmıştır. Geçtiğimiz yüzyıl boyunca hayatın ve bilimin her yönünde yaşanan muazzam teknolojik gelişmeler, inşaat işkolunda ihtiyaç duyulan araç gereç ve malzemelerin farklılaşmasına ve gelişmesine, farklı şekillerde kullanılmasına neden olmuştur. Bu gelişmeler kendileri ile beraber meslek hastalıklarını da ortaya çıkartmıştır. Gerek kimyasal gerek biyolojik gerekse fiziksel tehlikelerden kaynaklı birçok hastalık baş göstermiş ve insan sağlığını etkilemeye başlamıştır. Gelişen teknoloji ile beraber ülkemizdeki inşaat sektörü de ortaya çıkan ihtiyaçları giderecek derecede gelişmiş ve işkolu olarak inşaat ön plana çıkmaya başlamıştır. Yurt içi ve yurt dışında çeşitli önemli projelere imza atılmasıyla beraber, inşaat sektörü, alt dallarıyla beraber ekonominin parlayan yıldızı haline gelmiştir. Bu gelişmeler doğrultusunda, inşaat sektöründe meslek hastalıkları, iş ve işçi sağlığı ile iş ve işçi güvenliği hususları daha da önemli hale gelmiştir. Türkiye'nin, sosyal ekonomik ve kültürel olarak bütünleşme gayreti bulunan Avrupa Birliği, inşaat sektöründe meslek hastalıkları ve güvenlik konularında önemli kriterlere sahiptir. Özellikle yurt dışı inşaat faaliyetlerinde Türk inşaat firmaları çok fazla yer almaya başladığı için Avrupa standartlarına uymak zorunda kalmışlardır. Bunun yanında Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girme çabalarının doğal sonucu olan uyum çalışmaları kapsamında, inşaat sektörümüzdeki iş ve işçi güvenliği olumlu şekilde etkilenmektedir. Sektörde faaliyet gösteren birçok işçi ve çalışan, kimyasal, fiziksel ve biyolojik etkilerden dolayı meslek hastalığına yakalanmaktadır. Bunun yanında iş esnasında ortaya çıkan tehlikeli durumlar sonucunda oluşan kazalarda yaralanmalar veya ölümler meydana gelmektedir. Yetersiz mevzuat, yetersiz denetim ve kontrol ile eğitim eksikliği gibi sebeplerden dolayı işçi sağlığı, iş ve işçi güvenliği hususlarında tatmin edici seviyeye ulaşılamadığında, bu durumdan ülke ekonomileri de olumsuz etkilenmektedir. İş ve işçi kazaları ile meslek hastalıkları sonucu, yetişmiş ve kaliteli işgücü kaybı yaşanmasından dolayı, güvenli çalışma koşullarının oluşturulması bakımından toplumsal duyarlılık, farkındalık ve bilinç de önem arz etmektedir. Bu çalışmada, ülkemizde inşaat sektöründe görülen meslek hastalıkları, işkolunun kendine has çalışma şartları, meydana gelen kaza ve olaylar araştırılmış, eksik olan hususlar tespit edilmiş ve alınması gereken önlemler ortaya konmuştur. Ayrıca inşaat sektöründe; kalıp işçiliği, duvar işçiliği, demir işçiliği gibi farklı aşamalarda, işe özgü belirlenen 21 farklı çalışma şekli üzerinde gözlemler gerçekleştirilmiş, REBA ve QEC yöntemleri ile değerlendirmeleri yapılmıştır. Bu değerlendirmeler sonucunda, inşaat sektöründe bina inşaatında çalışılan her dal için risk düzeyi yüksek olarak saptanmıştır. Bu sonuçlara göre inşaat sektöründeki tüm alanlarda, çalışan işçilerin kas iskelet sistemine zarar verildiği, el, kol, bilek, omuz, boyun, diz, bel ve sırt bölgelerinde sağlık sorunları meydana geldiği, uzun süre çalışan işçilerin tedavi görmek zorunda kaldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle çalışma koşullarında belli değişiklikler ve iyileştirmeler yapılması, kullanılan malzemelerin uygun hale getirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Baraj inşaatlarında iş sağlığı güvenliği ve risk değerlendirmesi
Çalışma, Erdemli İlçesinde inşaat aşamasında olan Sorgun Barajında baraj yeri ve göl alanının mühendislik jeolojisi yönünden yapılabilirliğini araştırmak, duraylılık ve geçirimlilik sorunlarını belirlemek, baraj inşası sırasında teknik yönden ve personel kaynaklı olabilecek hataların iş kazalarına yol açmaması için iyileştirici önerileri sunmak amacıyla yapılmıştır. Risk değerlendirmesinde kullanılan veriler kayıt altına alınırken; sahadaki çalışma esnasında personellerin iş pozisyonundaki davranışları, iş makinalarının topoğrafyadaki durumu, kazı şev stabilitesi gözlemlenmiştir. Risk değerlendirmesinde olası tehlikelerin ortadan kaldırılması veya azaltılması için planlanan önerilerin geliştirilmesinde saha incelemesinden, ilgili kanun ve yönetmeliklerden faydalanılmıştır. Risk analiz metodolojileri incelenerek değerlendirmenin hazırlık aşamasında Tehlike ve İşletebilirlik Analiz Yöntemi (HAZOP) , Olursa Ne Olur (What İf….? ) ve Birincil Risk Analizi (PRA) metotlarından faydalanılmış, değerlendirme yöntemi olarak L Tipi Matris (5 x 5) belirlenmiştir. L Tipi Matris Yönteminin belirlenmesinde bu metodun OHSAH 180001 ' in temelini oluşturan BS 8800 standardında konu olması, uygulanan proseste yeniden tasarlanabilmesi ve yapılandırılabilmesi, anlaşılır sadelikte olması, bir analist tarafından gerçekleştirilmesi, hata-tehlike-eksiklerin derecelendirilip meydana gelebilecek olumsuzlukların kaynağında yok edilmesi veya azaltılması için öneriler geliştirmesi gibi nedenler mesnet olmuştur. Yapılan risk analizi ile iş sağlığı ve güvenliği yönünden iş kazalarının tespiti, azaltılması ve emniyetli bir baraj inşası için yapılması gereken esaslar belirlenmeye çalışılmıştır.
Farklı çelik konstrüksiyon yapılarının imalatında iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları
Sonuç olarak, çelik yapılarda montaj yöntemine göre seçilecek en iyi bağlantı sistemi cıvatalı bağlantılardır. Kaynaklı mümkün olduğunca atölyede yapmak, sahadaki kaynaklı imalat süresini azaltmak alınacak en iyi önlemdir. Kaynaklı bağlantılarda, cıvatalı bağlantıların bütün risklerine ek olarak; zehirli gazlar, yangın tehlikesi, montaj hızının daha yavaş olması sebebiyle daha fazla iş güvenliği riski taşımaktadır.
Structural and topological optimization of steel construction profiles in solar energy systems
In the manufacturing sector; While the manufacturers take into account the product features and customer demands, they try to develop their products at a lower cost. The first step of production is sales. According to the feedback obtained from the product sold, it is possible to make suitable designs according to the desired quality characteristics and standards of the product to be manufactured. In the process of making the most appropriate production, the C profiles of the solar panels in the steel construction, which were created using structural and topology optimization methods, were subjected to finite element analysis and the optimum design was aimed.
Yıllara yaygın inşaat, taahhüt ve onarım işlerinde muhasebe işlemleri inşaat taahhüt işletmelerinde iç kontrol ve denetim
Ülkemizde inşaat sektörü ekonomi açısından lokomotif sektörlerden birisi olup Cumhuriyetin ilanı ile gelişmeye başlayan bir sektördür. Cumhuriyetin ilk yıllarında demiryolu hatları ve büyük su projeleri ile başlayan inşaat sektörü, dünyadaki liberalleşme rüzgarlarının başladığı İkinci Dünya Savaşından sonra tırmanışa geçmiştir. Genel olarak emek-yoğun bir teknoloji ile çalışan inşaat sektörünün istihdamın yaratılması ve işsizliğin azaltılmasında payı büyüktür. Türkiye, bölgesinde pek çok inşaat alt sektöründe üretim kapasitesiyle üretim üssü olma özelliğini taşımaktadır. Demir-çelik, çimento, seramik ve kaplama malzemeleri, mimarlık, boya ve yapı kimyasalları, seramik sağlık gereçleri, yalıtım, plastik boru ve profil, iklimlendirme, soğutma ve klima, aydınlatma, doğal taş ve mermer gibi bir çok alt sektörün can damarı inşaat sektörüdür.Ülkemizde inşaat işleri vergi hukuku açısından yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri ile yıllara yaygın olmayan inşaat ve onarım işleri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.Yıllara yaygın inşaat taahhüt ve onarım işlerinin başlangıç ve bitiş tarihleri farklı dönemlerde olması nedeniyle farklı bir vergileme sistemine sahiptir.Bu çalışmanın amacı, çok farklı coğrafyalar ve bölgelerde faaliyet gösteren inşaat taahhüt işletmelerinin denetim ve iç kontrol sisteminin incelenmesine yöneliktir.Bu çalışmada, yıllara yaygın inşaat taahhüt ve onarım işletmelerinin yapısı, özellik arz eden hesapların işleyişi ile TMS 11 İnşaat sözleşmeleri standardı detaylı olarak incelenmiş olup, inşaat taahhüt ve onarım işletmelerinde iç kontrol sistemi ve denetimin nasıl olması gerektiğini incelemeye çalışılmış ayrıca bilanço hesapları, stok hesapları ve maliyet hesaplarının denetimi açıklanmıştır.Anahtar Kelimeler: İnşaat, TMS 11, Denetim, İç Kontrol,
Türkiye Muhasebe Standardı 11 inşaat sözleşmeleri kapsamında inşaat taahhüt işlemlerinin muhasebeleştirilmesi, raporlanması ve uygulama örneği
İnşaat işletmeleri için yıllara yaygın inşaat taahhüt işlerinde dönem kârı veya zararı ile maliyetlerin doğru tespit edilmesi ve ilgili oldukları hesap dönemlerine aktarılması çok önemlidir. Yıllara yaygın inşaat taahhüt işlerinin muhasebeleştirilmesinde ülkemizde kullanılan yöntem tamamlanma yöntemidir. Bu yöntemde, inşaat işinin kârının veya zararının, gelirinin, maliyetinin tespit edilebilmesi için işin tamamının yapılması gerekir. İş tamamlandıktan sonra kâr veya zarar ortaya çıkmaktadır. Bir diğer yöntem olan tamamlanma oranı (yüzdesi) yöntemi ise Türkiye Muhasebe Standardı 11'in İnşaat Sözleşmeleri Standardının kabul ettiği yöntemdir. Tamamlanma oranı yöntemi, bir inşaat işi yıllara yaygın olarak başladığında farklı hesap dönemleri oluşturduğunu ve dönemsellik ilkesine uyulması gerekliliğini gösterir. Bu yöntemde muhasebeleştirme yapılırken işin tamamlanma oranına göre gelir ve maliyetler kayıt edilir ve hangi dönemde gerçekleştilerse o hesap dönemlerine aktarılır. Böylelikle finansal tablolar güvenilir olur, kullanıcıların daha doğru ve güvenilir bilgilere ulaşması da sağlanmış olur. Anahtar Kelimeler: 1. ĠnĢaat 2. ĠnĢaat Muhasebesi 3. ĠnĢaat SözleĢmeleri 4. MuhasebeleĢtirme 5. Raporlama.
İnşaat muhasebesinde ticari kara geçiş ve mali tabloların düzeltilmesi ve Türk vergi uygulama örneği
Küreselleşme; sermaye hareketlerinin, çok uluslu şirketlerin ve tek bir küresel pazarın egemenliğinde yeni ekonomik paradigmaya işaret etmektedir. Bu yeni durum, beraberinde ortak bir küresel dilin kullanılmasını zorunlu hale getirmiş ve tek bir muhasebe dilinin yaratılmasını zorunlu kılmıştır. Şirketler için küresel anlamda rekabet koşullarına adapte olabilmek için; doğru, güvenilir, şeffaf bilgilerin önemi büyüktür. Uygulamada iki inşaat şirketinde vergi mevzuatı karşılaştırması yapılarak ticari kara geçişin ve mali tabloların düzenlenmesi, Türk Vergi ve Türk Ticaret Kanunu göz önünde tutularak gerçekleştirilmektedir. Özel inşaatlarda muhasebe kayıtları ve inşaat onarım işlerinde muhasebe kayıtlarının yapılması ve binanın kullanma izninin alınması için Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) ilişkisizlik belgesi alınması, asgari işçilik hesaplaması yapılarak SGK'na bildirilmesi, ticari kara ve mali (vergi) matrahı karına geçiş ve mali tabloların düzenlenmesi ve vergi uygulamaları örneklerle açıklamaya çalışılacaktır.
Project management: Investigation on causes of delay in construction projects in Benghazi Municipility-Libya
Benghazi Municipality has a problem in finishing the construction projects in due time which has a negative impact on the success of these projects such as, exceeding the time limit, increasing the cost estimates. These negative effects reflect themselves on the different spheres of life and the whole society in general. It is important to investigate this phenomenon in the period between 2013-2017 through studying the causes behind it. This research aimed to investigate the main causes of delay in the completion of construction projects in Benghazi Municipality in Libya, and to identify the average of time overrun. It also analyzed and ranked the most important causes of delay according to their FI, SI and the importance index II from the point of view of contractors and consultants. The method used for the analysis was mixed method research design (quantitative & qualitative) as a research approach for this research, while the interview tool and case study were selected to collect qualitative data and a questionnaire tool has been designed to collect the quantitative data. The field survey of a questionnaire contained 69 possible causes for the delay categorized into four major groups. The questionnaire was distributed to the sample of the study that included 54 participants, which is at the same time the population. The population included 36 contractors and 18 consultants which represents two main parties in construction projects, and the interview tool was selected to study one case with a project exposed to time and cost overrun. The research showed delay in many construction projects conducted for BM during the period between 2013-2017, where there was a delay in 54 projects out of 104, and this represent 51.9% of the projects. Moreover, the study indicated that the average of time overrun is between (10% and 30%) of the original time of the projects. The study also showed that 41.7% of the respondents believe that the main reason of the delay is the contractor. However, the results concluded that the following are the top five delay causes arranged according to the II: • The delay in paying the financial dues to contractors by the client. • Award project to lowest bid price (the contractor who has the lowest bid). • The delay in due payments to the suppliers by contractor. • Difficulties in financing the project by the contractor. • Dispute with neighbors. Keywords: Frequency Index (FI), Severity Index (SI), Importance Index (II), Benghazi Municipality (BM), causes of delay, construction projects, Libya
İç kontrol sisteminin oluşturulmasında etkili olan faktörler ve inşaat sektöründe satın alma sisteminin incelenmesi
Büyümeyi hedefleyen işletmeler gelecek ile ilgili stratejilerini etkin ve verimli bir biçimde planlayarak ve hissedarlara güvenilir ve şeffaf bir yatırım ortamı sağlayarak başarıya ulaşabilirler. Bunun için öncelikli olarak sağlıklı çalışan bir iç kontrol sisteminin olması ve sistemi kontrol eden, riskleri değerlendiren, sistemin iyileştirilmesi için tavsiyelerde bulunan aynı zamanda ihtiyaç halinde danışmanlık hizmeti veren bir iç denetim departmanına ihtiyaç duyulmaktadır. Rekabet koşulları ve bilişim teknolojileri gibi alanlardaki gelişmeler ile büyüyen işletmelerin insan kaynağının artmasıyla hata, hile, usulsüzlük, yolsuzluk gibi konularda önlem alınması adına iç denetimin işletme içinde ve dışında önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bu çalışmada denetim ve kontrol ile ilgili temel kavramlara değinilmiş, iç kontrol sistemi ve iç denetimin işletmeler açısından önemine vurgulanmıştır. Çalışmanın sonunda bir işletmede gerçekleştirilen denetim uygulaması anlatılmış olup iç denetim sonucunda hazırlanmış olan denetim raporu ve uygulamada elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda iç kontrol sisteminin etkinliğini sağlanmasında iç denetimin rolüne ilişkin önerilerde bulunulmuştur. Son olarak bir inşaat firmasıyla yapılan mülakat sonucunda ilgili firmanın denetim, iç kontrol ve satın alma süreçleri incelenmiştir.
2001 sonrası Afganistan'ın yeniden inşası: devlet, barış anlaşması ve ulusal güvensizlik
This thesis seeks to study why the United States, believed to be the world's superpower, had to start peace negotiations after 20 years of fighting with the Taliban, a terrorist organization which is not recognized by the US, to bring an official end to the longest war ever in American history. In other words, it seeks to figure out that what conditions/reasons managed to bring the US and the Taliban to the table to start peace negotiations entitled, "agreement for bringing peace in Afghanistan", after more than two decades of fighting, which resulted in death of thousands of innocent people in the country. Furthermore, the work examines the concept of proto-state (Daesh example) to demonstrate the characteristics of proto-state and elaborate whether the Taliban movement could be dealt as a proto-state. Following the conducted research, finally, the thesis reaches the following conclusions: (1) the Taliban is not the same group as it used to be in 1990s and early 2000s, now the movement is more organized, holding a clear strategy, fight, and talk, both on the table and in the ground, (2) the United States' incompetent/mistaken policies towards Afghanistan which are obviously failed and backfired in many circumstances.
Endüstri 4.0'ın Türkiye'deki yapı endüstrisine uygulanmasının önündeki zorlukların belirlenmesi
İnsanoğlu varolduğundan beri sürekli değişimler ve gelişmelerle karşı karşıya kalmıştır. Son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler üretimin her alanında kendini göstererek insan hayatında değişimlere sebep olmaktadır. Endüstri devriminin dördüncü evrimi olan "Endüstri 4.0" her alanda olduğu gibi yapı endüstrisine de beton izleme sistemi(BİS), nesnelerin interneti(IoT), lazer tarama sistemi, 4 boyutlu yazıcılar, yapı bilgi modellemesi(BIM), drone teknolojisi gibi birçok katkıda bulunmuştur. "Endüstri 4.0"ın yapı endüstrisine getirdiği yeniliklerin tam olarak uygulanabilmesi için bu yeniliklere uyum sağlamak gerekmektedir. Bu çalışmada ülkemizde bu yeniliklerin uygulanmasının önündeki zorluklar araştırılacak ve her bir zorluğun ne kadar engel olduğu derecelendirilecektir. Derecelendirmenin ardından öneriler sunularak ülkemizde "İnşaat 4.0"ın uygulanmasının kolaylaşması hedeflenmektedir. Sözü geçen zorlukların araştırılması, listelenmesi ve derecelendirilmesinde, odak grup çalışması ve bulanık analitik hiyerarşi prosesi(BAHP) yöntemi kullanılacaktır.
İnşaat sektöründe risklerin yapay sinir ağı ile değerlendirilmesi
İş sağlığı ve güvenliğinde yapay sinir ağları ile inşaat sektöründe risklerin değerlendirmesine yönelik olan bu çalışmada, iş sağlığı ve güvenliği sınırları içinde, iş kazalarının önlenmesine yönelik yapay zeka teknolojisinin kaza verileri üzerinde modellenmesine yönelik bir çalışmadır. Bu durumla ilgili daha önce paylaşılmış olan iş sağlığı güvenliği kazalarının sebeplerine yönelik çalışmalar incelenmiş ve yapay zeka teknolojisinin uygulama alanları değerlendirilerek, yapay sinir ağları ile iş kazaları sayıları öngörülebilirlik model çalışması yapılmıştır. Çalışmada kullanılan veri seti, İstanbul ili içerisinde faaliyet gösteren ortak sağlık ve güvenlik biriminin 2016-2019 yıllarına ait 644 adet meydana gelmiş inşaat kaza verilerinden oluşturulmuştur. Kazalar excele girilerek gruplandırılmıştır. Ay içinde meydana günlük kazalar toplanarak, ilgili aya ait kaza sayısı değeri, yıllar için 2016-2019 arası 4 kategorik değer, aylar için 12 kategorik değerleri elde edilmiştir. Veri seti ay, yıl olarak 2 adet bağımsız değişken, kaza sayısı ise 1 adet bağımlı değişkendir.644 adet kaza verisinden 48 adet YSA için veri seti oluşturuldu. Çalışmada, veri setinin % 70'i eğitim, % 30'u test verisi olarak ayrılmıştır. Modellerin performansları, R2 ve RMSE(Root Mean Square Error) ölçütleri içinde değerlendirilmiştir. YSA ile oluşturulan model ile giriş ve çıkış değerleri, tekrar tekrar ağa uygulanarak gerçekleşen eğitim süreci, hataların minimize edilmesiyle kaza sayılarını öngören öğrenmeler gerçekleştirilmiştir. Böylece üst yönetime risk değerlendirmesinde yüksek düzeyde karar destek sistemi sağlayacaktır.
The impacts of project management and government support on project's economy: a comparative study of precast concrete factories in Iraq
Construction projects are among the important projects for each country, and consideration it given to construction costs, time used for implementation, and quality. Implementation of projects with PCF (precast concrete factory) it considered one of the important projects that it distinguished from projects implemented in the traditional way. This type of construction should highlighted in view of the closure of many of these factories, which in turn causes a weakness in the construction in terms of speed and quantity, in addition to the termination of the service of the employees who work in PCF and their projects. Therefore, some independent variables (project management and government support) that affect the dependent variable (project economy) as studied. The hypothesis of the study included that there is an effect by the first independent variable (project management) on the dependent variable (project economy), and the effect of the second independent variable (government support) on the dependent variable (project economy). The study also imposed that there are differences between the three projects included in this research. Primary data collected through interviews with project managers, the main data collected through a questionnaire (Likert scale with five options: strongly agree, agree, neutral, disagree, and strongly disagree). This questionnaire contained three sections, the first section is concerned with questions about the dependent variable (project economy), the second section is concerned with questions about the first independent variable (project management), and the third section is concerned with questions about the second independent variable (government support). This questionnaire distributed to the study sample, which included three PCF, and the number of respondents was 75 respondents in these factories. The data taken from the questionnaire was analysed to find out the responses of the respondents. Most of the respondents were strongly agree that there is an effect by the first and second independent variables (project management and government support) on the dependent variable (project economy), in addition to that they strongly agreed that there is negative impact on the economy of their PCF. Then the data transferred from the ordinal data to the interval data to see the extent of the influence of the independent variables on the dependent variable by doing a multiple linear regression analysis, the results came that there is an effect by the first independent variable and there is no effect by the second independent variable. Independent samples t-test analysis was used to test the hypothesis that there are differences between the three projects. The results came to find there are differences in influencing the project economy between the first project and the second project, where the first project was less affected by the second project, but there were no differences between the second project and Third or first project and third project. The study recommended studying the independent variables that affect the project economy that was not add it to this study, in addition to appointing project managers with expertise and competence in the field of project management by shareholders or investors, as well as the government's interest in this type of project.
Üst yapı inşaatlarında risk değerlendirmesinin önemi ve Fine Kinney örneği
Gelişen dünyada, artan nüfus oranıyla ilerleyen teknoloji ve sanayileşme, dünya ve ülkemiz genelinde ki yapılaşma kültüründe; fazlaca ölümlü ve yaralanmalı kazaların meydana geldiği inşaat-yapı sektörünün önünü alamamaktadır. Çalışma ortamının ve çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlama ve geliştirme amacı ile İSG açısından risk değerlendirmesi yapılmasına ihtiyaç vardır. Yapılan AR-GE çalışmalarında kaza riskleri yüksekten düşüğe göre gruplandırılmış ve bu risklerin bertarafına yönelik metotlar geliştirilerek hem nitel hem de nicel sonuçlar elde edilmiştir. Alınan sonuçlar neticesinde, belirlenmiş olan referans aralıklarına göre alınacak tedbirler şematik olarak belirlenmiş ve gerekli standartlara uyularak önleme ve düzeltme faaliyetleri önerilmiştir. Söz konusu metotlardan, inşaat-yapı sektöründe en çok kullanılan, Fine Kinney risk değerlendirme yöntemidir. Bu metot, uygulanacak sektöre göre tek başına kullanılabildiği gibi başka yöntemlerle de birliktede kullanılarak, çıkacak sonuçların karşılaştırılmasıyla daha nitelikli sonuçlar elde edilmesi mümkün olabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Fine Kinney, Nitel, Nicel,AR-GE, İSG, Risk değerlendirme metotları
İnşaat mühendisliği bölümü öğrencilerinin "iş sağlığı ve güvenliği" kavramına ilişkin metaforik algılarının belirlenmesi
İnşaat sektörü tehlikelerin ve risklerin yoğun olduğu bir sektördür. İnşaatta çalışanların güvenliklerinden ödün vermeden çalışmalarını sağlamak için oluşturulan ortamlara güvenli çalışma ortamları denir. Bu güvenli ortamın sağlanabilmesi için inşaat sektöründe birçok önlem alınabilir. Bu güvenli ortamları sağlamak için iyi bir "İş Sağlığı ve Güvenliği" eğitimi almak öncelikli olarak görülmektedir. İnşaat mühendisliği öğrencilerinin lisans döneminde İş Sağlığı ve Güvenliği dersi kapsamında bu eğitimin iyi ve sistemli bir şekilde alındığı göz önüne alındığında, yaşanacak kazaların ve yaşanacak sorunların en aza indirileceği düşünülmektedir. Nitel araştırma tekniklerinden oldu bilim deseniyle yürütülen bu araştırmada inşaat mühendisliği öğrencilerinin "İş Sağlığı ve Güvenliği" dersine ilişkin metaforik algılarını metafor analizi yoluyla belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılı içerisinde eğitimine devam eden Ege Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Batman Üniversitesi ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nin Hazırlık sınıfı dahil olmak üzere 4. Sınıfa kadar toplam 105 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilmiş Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu Kullanılmıştır. Demografik Bilgilerin yer aldığı bu formun ikinci aşamasında üniversite öğrencilerine "İş Sağlığı ve Güvenliği ………… benziyor, çünkü ………." Şeklinde açık uçlu sorular hazırlanmıştır. Sorular yüz yüze ve Google Forms üzerinden olmak üzere iki ayrı şekilde toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle incelenmiş ve metaforlar uzman görüşleri alınarak kategorilere yerleştirilmiştir. Kategoriler daha sonra tablolar halinde bulgular kısmında açıklanmıştır. Birçok metaforun toplandığı bu kısımdan elde edilen verilere göre birçok sonuç ortaya çıkmış ve çalışmanın sonuç kısmında yer almıştır.
2003 sonrası Irak Cumhuriyeti'nin yeniden inşa süreci
Çalışma ağırlıklı olarak, Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiklerinin 2003 yılında Irak'ı işgal etmesiyle birlikte tüm Irak devlet kurumlarını tasfiye etmesinin ardından Irak'ta devletin yeniden inşa sürecini ele almaktadır. Çalışmada ilk olarak Irak'ın İngiliz idaresine tabi olduğu Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra devlet olarak doğuşunun ilk aşamalarının tarihsel anlatımı ön planda tutulmuştur. Daha sonra, İngiltere'nin yardımıyla, özellikle 1921 yılında, Kral I. Faysal tarafından temsil edilen ilk Irak hükümetinin fiili başlangıcı ele alınmıştır. Çalışma daha sonra, özellikle 1958 darbesinden sonra, monarşiyi izleyen cumhuriyetçi dönemi de ayrıntılı olarak ele almıştır. 1958'de başlayıp 1979'a kadar ülkede hakim olan devrimci karakter, askeri darbeler, ordunun ve askeri sınıfın devlet yapısı üzerindeki kontrolü konuları ele alınmıştır. Saddam'ın yönetiminin 2003 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak'ı işgali ile devrilmesine kadar olan süreçten sonra ise Irak tarihinde önemli bir dönem olan eski Irak Başbakanı Nuri el-Maliki'nin iktidarda olduğu yıllara da değinilmiştir. Irak'ın teröre ve silahlı gruplara karşı zorlu bir mücadelenin yanı sıra Maliki liderliğindeki Irak hükümeti ile Sünni ve Kürt unsurlar arasındaki krizler, Irak ve Şam İslam Devleti terör örgütünün (IŞİD) Irak'a girip bölgesinin üçte birini işgal etmesi, Eski Irak Başbakanı Haydar el-Abadi'nin iktidarda olduğu yıllarda Irak'ın topraklarını bu örgütten kurtarmak için verdiği mücadele de ayrıntılı olarak ele alınmıştır
Erken Cumhuriyet Dönemi fotoğraf sanatı: İdeoloji ve inşa
Türkiye'de fotoğrafın yaygınlaşması ve bir sanat disiplini olarak görünür hale gelmesinde, Osmanlı İmparatorluğu'ndan devralınan mirasın, Erken Cumhuriyet Dönemi devlet politikalarını destekler nitelikteki fotoğraf kullanımıyla sürmesi etkili olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin ideallerini ve anlatısını oluşturmakta, ulus devletin ve toplumsal belleğin inşasında sanat, başat aygıtlardan biri olmuştur. Tez kapsamında, bu inşa sürecinde, fotoğrafın rolü araştırılarak, gerçekleştirilen çalışmaların, amatör fotoğrafçılığa ve fotoğraf sanatına katkıları irdelenmiştir. Fotoğrafa dair, özellikle devlet kurumları aracılığıyla yapılan çalışmalar, göstergebilimsel ve içeriksel yöntemlerin sentezinden yararlanılarak ele alınmıştır. Fotoğrafın sosyokültürel bağlamla ilişkisi nedeniyle, Erken Cumhuriyet Dönemi'nin fotoğraf anlayışı, kültürel ve toplumsal bellek, ideoloji, iktidar ve söylem gibi kavramlarla bağlantılı olarak değerlendirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin, hemen hepsi "yeni" olan endüstri, tarım, savunma, havacılık, eğitim gibi alanlardaki yatırımları ve sosyal politikaları tanıtılmaya çalışılmış, öte yanan, fotoğrafçılar da kurguladıkları fotoğraflarla gerek bu sürece gerekse amatör fotoğrafçılığa ve fotoğraf sanatına katkı sunmuştur. Devlet kurumlarının yanı sıra, dönemin gazete ve süreli yayınları da Türkiye'de fotoğrafın bir sanat disiplini olarak görünür olması ve yaygınlaşması için çalışmıştır.
Mimari karakterli inşai seramik çalışmalar
Sanat eseri ya da herhangi bir obje olsun, en saf haliyle okunduğunda bile seramik, kilin ve ateşin aracılığıyla varlık kazanmıştır ve öyle ki doğadaki toprak halinden bambaşka bir kimliğe bürünmüştür. Malzeme ve araç olmaksızın salt kendi varlığı dahi türlü tinsel iletiler içermektedir. İnsanoğlunun en eski biçimlendirme etkinliklerinden biri olan mimarlığın zamandaşı sayılabilecek seramik de tıpkı mimarlık gibi yüzyıllardır insani yaratıların etkisinde kalmıştır. Zaman içinde ilk varlığından farklı şeyler iletmeye başlamıştır; yeri gelmiş kült objesi, kap kacak, evi inşa eden kerpiç, teknolojinin en vasıflı materyali olmuş, yeri gelmiş sanatın en kadim malzemesi haline dönüşmüştür. Seramiğin bu üstün ve bitimsiz nitelikleri arasında en tanıdık gelen yüzü ise binalarda zemin döşemesi, iç mekânda dekoratif bir pano, belki bir şöminenin rengârenk mozaik süslemesi olmasıdır. Nitekim seramik zengin repertuvarıyla her dönem mimarlığa hizmet etmiştir. Mimarlık ve seramiğin arkhe' de (başlangıç olanda) barındırdığı tektonik (yapım, inşa) kodlar, onların aynı dışavurum esaslarına dayandığını işaret etmektedir. Dolayısıyla çalışmanın asıl konusu, seramiği bir yapı malzemesi olarak görmek değil, arkitektonik biçimlerin seramik sanatında yorumlanması üzerinedir. Araştırmanın kazanımı, mimari karakterli öğelerin yarattığı plastik duyarlılıkları, seramik birimlerle inşa ederken deneyimleme olarak önerilmektedir. Anahtar Sözcükler; İnşa, yapım, tektonik, arkitektonik, mimari, seramik.
The relationship between state and capital: The reconstruction of soccer stadiums as an urban transformation project
This study analyzes the relation between state and capital in Turkey to provide an account of the accumulation strategy during the AKP period (between 2002–2015) by focusing on a discernable trend in urban transformation projects, that of the reconstruction of soccer stadiums in Anatolian metropolises. In particular, this work aims to clarify the role of political entrepreneurship in the reconstruction of soccer stadiums through a partnership between state and capital. The term political entrepreneurship refers specifically to a neoliberal form of articulatory practice that serves to reproduce consent for the regeneration of the hegemony of the power-bloc. In this regard, the reproduction of hegemonic project enables the continued generation of economic imaginary in the society in such a manner that the articulation mechanism of hegemonic power and its associated regime of accumulation operate effectively and reproduces itself.
Öznenin inşası bağlamında şeytan figürü ve müzik diline etkisi
Şeytan figürü tarihsel serüveni boyunca topluluk tarafından belirlenen öznenin sınırları ötesindekileri temsil eder. Bu öznenin gereklilikleri ise her topluluğun kendini var ederken kurduğu epistemeye göre değişir ve bu doğrultuda kurduğu değer sisteminin dışında kalanlar üzerinden belirlenir. Bu bağlamda Şeytan hiçbir zaman bağımsız bir figür değil, özne üzerinden belirlenmiş ötekinin temsili olma özelliği taşır. Bu özelliği dolayısıyla felsefi, edebi, dramatik ve müzikal açıdan öznenin ve öznelliğin tarihindeki güç ilişkilerini açığa çıkarır. Ortaçağ'da yalnızca belirli bir sınıf tarafından bilinen kutsal dil üzerinden aktarılan bilgi, bu sınıfın kurduğu değer sistemini denetlenemez ve sorgulanamaz kılar. Bunu yapanlar ise Şeytan ile bağdaştırılıyor ve müzik dilinin bir parçası olduğuna inanılan göksel armonide kendine yer edinemez. Hildegard von Bingen'in Ordo Virtutum'unda bu anlayışın uzantısı olarak Şeytan, konuşan ama şarkı söyleyemeyen, canavarsı bir figür olarak karşımıza çıkar. Reform döneminden itibaren dinin rasyonelleşen diliyle birlikte Şeytan'a dair söylem gittikçe irrasyonelliğe yönelmeye başlar ve müziğin rasyonelleşen dilinde akla hitap etmeyenle, yani hazla ilişkilendirilir. Moderniteye başkaldıran romantik düşüncede ise Şeytan, ironinin müzikal karşılığı hâline gelerek tüm kabul edilmişleri yıkan bir güç hâline gelir. Franz Liszt'in Faust Senfonisi'ndeki müzikal fikir üretmeyen ancak varolanları yok eden Mefistofeles bu anlayışın en belirgin müzikal yansımalarından biri olarak kabul edilebilir. Bu bilgiler ışığında Şeytan'ın tarihine öznenin inşa edilişi bağlamında bakıldığı zaman, yeni bir kimlik belirlendiği, sınırların yeniden çizildiği Eski ve Yeni Ahit arası, Yeni Ahit sonrası Hristiyan cemaatinin kuruluşu, Reform dönemi gibi toplumsal kriz dönemlerine veya Romantik düşüncede olduğu gibi kurulu düzene başkaldırılan dönemlerde Şeytan'ın özelikle başvurulan bir figür olduğu görülür. Bununla birlikte Şeytan'ın hem kurulu düzenin savunucuları hem de başkaldıranları tarafından başvurulan bir figür olması, Şeytan'ın gelenekten bağımsızlaşarak simgesel anlamda farklı anlamlar kazandığını da gösterir. Yüzyıllar içerisinde ötekilik üzerinden beslenen Şeytan figürü, kazandığı zengin malzeme sayesinde öyle güçlenir ki dini bağlamdan tamamıyla özerk bir şekilde öznelerin imgeleminde kendine yer edinmeyi başarır. Bu çalışmada literatür taraması ve seçilmiş eserlerin analizleri çerçevesinde oluşturulan öznenin tarihine dair öteki üzerinden sunulan bakış göstermektedir ki; Şeytan figürünün tarihi, topluluğun niteliği ne kadar değişirse değişsin genellikle kontrol edilemediği için tehlikeli görülen bilginin, kontrolün ve hazzın libidosu motifi merkezinde gelişmektedir.
İnşaat sözleşmelerinde ek iş
İnşaat sözleşmelerinin zamana yayılan yapısı gereği sözleşmenin başında kararlaştırılmayan bir kısım işlerin ifa süreci devam ederken sözleşme konusu işe ilave edildiğine sıklıkla rastlanılmaktadır. Ek iş olarak adlandırılan bu çeşitten işlerin tanımının yapılarak, unsurlarının net bir şekilde belirlenmesi yüksek önem taşımaktadır. Zira ek işlerin inşaatın teslim vadesi başta olmak üzere sözleşmedeki farklı noktalara etki ettiği kabul edilmektedir. Bu nedenle tez çalışmamızda inşaat sözleşmeleri kapsamında meydana gelen ek işler üzerine araştırma ve inceleme yapılmaya çalışılmıştır. Tez çalışmamız dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde inşaat sözleşmesi hakkında genel bilgiler verilmiş, ikinci bölümde ek işlerin tanımı, unsurları, uygulama alanları ve benzer kavramlardan farkı açıklanmaya çalışılmış, üçüncü bölümde ek işlerin inşaat sözleşmesindeki taraf borçları ile ilişkisi ortaya konmaya çalışılmış, dördüncü ve son bölümde ise ek iş meydana getirilmesinin sonuçları açıklanarak çalışmamız sonlandırılmıştır.