Atık su
85 theses under this subject heading
Kentsel atık su yönetimi: Türkiye'de büyükşehir belediyeleri'nde kamusal mal ve hizmet olarak atık su arıtma tesislerinin etkinliğine dair bir inceleme
Su, canlılar için yaşam kaynağıdır ve ikame edilemez. Su hem içmek ve temel yaşamsal ihtiyaçları karşılamak hem de tarımsal ve ekonomik üretim yapmak için gereklidir. Kent merkezlerinde yoğunlaşan nüfus, evsel kullanım sonucu ortaya çıkan atık suyun canlı yaşamını tehdit etmesine neden olmuştur. Kentsel atık su yönetimi kamu kesiminin kontrolündedir. Bunun nedeni; atık su arıtma hizmetinin doğal tekel olması, sağlık, ekosistem ve üretici faaliyet üzerindeki dışsallığı, kamusallık özelliği, su ve sanitasyonun insan hakkı olması, ekonomik ve sosyal kalkınmanın merkezinde olmasıdır. Atık su tesisi yatırım, işletme bakım maliyetleri kamu kaynakları ve kurum geliri tarafından karşılanmaktadır. Çalışmanın teması, Türkiye'de büyükşehir belediyelerinde 1986'da genel nitelik kazanan İSKİ modelli kanalizasyon idareleri kapsamındaki kentsel atık su arıtma yönetiminin kurumsal ve yasal yapısını sahip olduğu ekonomik araçlar ile ortaya koyarak, yönetimlerin etkin hizmet sunumuna öneri getirmektir. Çalışmanın yöntemi teorik kısımların genel literatür taraması, güncel verilerin grafik analizi ile incelenmesi ve büyükşehir belediyelerine ait belirli yöntemle arıtma yapan atık su tesislerinin etkinliğinin veri zarflama tekniği ile analizidir. Bu çerçevede, kamu kaynakları ile finanse edilen atık su arıtma tesislerinin etkin yönetim bileşenlerine ulaşarak iyi yönetim örnekleri sunulmuştur. Atık suya yeni yaklaşım onu bir sorun olarak görmek yerine su ve enerji kaynağına dönüştürmektir. Anahtar Sözcükler: Kentsel atık su yönetimi, veri zarflama analizi, kamu harcamaları, büyükşehir belediyesi
Kestane kabuğu/ Nano- Fe3O4 biyokompoziti ile sulu çözeltilerden parlak mavi G boyar maddesinin giderimi
Bu çalışmada, doğada bol miktarda bulunan kestane kabuğu Fe3O4 ile bir araya getirilmiş ve tekstil endüstrisinde kullanılan Parlak Mavi G (PMG) boyar maddesinin sulu çözelti ortamından uzaklaştırılmasında biyosorban olarak kullanılabilirliği incelenmiştir. Biyosorpsiyon koşullarını belirlemek için kesikli sistemde; çözelti pHʼı, sıcaklık, biyosorban miktarı, temas süresi, sürekli sistemde ise; akış hızı, biyosorban miktarı ve kırılma noktası parametreleri araştırılmıştır. Çalışmada deneysel verilerden elde edilen sonuçlar kinetik ve izoterm modeller ile değerlendirilmiştir. Kestane kabuğu/ Nano-Fe3O4 (KK/N-Fe3O4) biyosorbanın SEM, Mösbauer, BET, Zeta potansiyeli ve FTIR ile karakterizasyonu yapılmıştır. Optimum biyosorpsiyon koşullarında KK/N-Fe3O4' nün gerçek atıksu ortamındaki biyosorpsiyon performansı araştırılmıştır.
Bazı sebzelerde atık sularla sulamanın kalite üzerine etkisi
Dünya nüfusunun hızla artması ve iklim değişiklikleri mevcut su kaynaklarına olan ihtiyacın artmasına sebep olmaktadır. Artan nüfus ve gelişen sanayi ile birlikte su ihtiyacı ve su kullanımı da nüfusun artışına paralel olarak artış göstermektedir. Kentsel atık sularının uygun stratejilerle yeniden kullanılması çevre sağlığı ve su kirliliğinin önlenmesine de katkı sağlamaktadır. Sınırlı su kaynakları ve artan su talepleri karşısında atık suların geri kazanılması ve yeniden kullanılması konusu, sadece yoğun kentsel alanlarda değil, aynı zamanda kırsal alanlarda da önem kazanarak yaygınlaşmaktadır. Bu bağlamda çalışmada, ekonomik anlamda önemli tarımsal ürünlerden olan kırmızı kapya biber ve patlıcan çeşitlerinin yetiştirilmesinde arıtılmış atık suların kullanımının fizyolojik ve morfolojik özellikler, verim, kalite özellikleri üzerine etkilerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Ayrıca hasat edilen ürünlerde gıda güvenliği açısından bazı ağır metal analizlerinin (Kadmiyum (Cd), Bakır (Cu), Kurşun (Pb), Çinko (Zn)) yapılarak insan sağlığına uygunluğunun da belirlenmesi amaçlanmıştır. Analiz sonuçları incelendiğinde; önemli bir parametre olan verim değerinde, arıtılmış atık su ile sulanan tür ve çeşitlerde şebeke suyu uygulamalarına göre %98,32'e varan bir artış olduğu, ham (arıtılmamış) atık su uygulaması ile şebeke suyu karşılaştırıldığında ise en yüksek %174,16 oranında verim artışı olduğu tespit edilmiştir. Verim parametrelerinde olduğu gibi diğer morfolojik ve kalite parametreleri açısından da ham atık su uygulamalarından daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Ağır metal içerikleri incelendiğinde; sadece ham atık su uygulaması ile üretilen Urfa İsot çeşidinde Pb değerinin sınır değerde olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler doğrultusunda biber ve patlıcan gibi meyveleri yenen sebzelerde atık sular ile sulamanın ağır metal içeriği yönünden herhangi bir sakınca oluşturmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak, sulama suyu olarak kullanılan arıtılmış atık su ve atık su uygulamalarının kapya biber ve patlıcan çeşitlerinde kullanılabilir olduğu ortaya konulmaktadır. Ancak evsel ve kentsel atık suların, kalitesi ve içeriğinin atıksuyun toplandığı havzaya ve mevsimlere göre farklılık gösterdiği unutulmamalıdır. Atık suların sulama suyu olarak kullanılmadan önce sulama yapılacak bitkiler için yönetmelikte verilen ilgili parametreler analiz edilmeli ve sulama uygulamalarının kontrollü ve denetlemeli yapılması gerekmektedir.
Reaktif boyama atık sularının dekolarizasyonunda nanobubble teknolojisinin kullanımının incelenmesi
Tekstil endüstrisi ve boya endüstrisi atık suları, alıcı oratama deşarj edilmeden önce arıtma proseslerine tabi tutulmaktadır. Günümüzde atık suların arıtılmasında birçok teknolojik yöntem kullanılmaktadır. Atık suların arıtımında özellikle renk büyük bir sorun teşkil etmektedir. Fiziksel, kimyasal ve biyolojik arıtma yöntemleri atık sulardaki rengin giderilmesinde tek başına yeterli olmakta, ancak ilk yatırım maliyeti ve işletme maliyeti nedeniyle tercih edilmemektedir. Bu sebeple kullanılan arıtma yöntemleri birbiri ardına gerçekleştirilmekte ya da kombin halde kullanılmaktadır. Gelişen teknoloji alanlarından biri olan nanobubble teknolojisi tıbbi görüntüleme, tümör tedavisi, canlı büyümesi, tarım ve temizlikte kullanılmaktadır. Nanobubble teknolojisi, yaygın olarak gazın basınçla çözünmesi ve ardından gazın serbest bırakılması ile oluşan nano ya da mikro boyuttaki kabarcıkları tanımlamaktadır. Nanobubble teknolojisi birçok alandan biri olan temizlik ve arıtmada özellikle son yıllarda tekstil sektörününde dikkatini çekmiştir. Çalışmada reaktif boyama sonrası oluşan renkli yıkama atık sularının, nanobubble teknolojisi kullanılarak dekolorizasyonu amaçlanmıştır. Bu kapsamda prototip olarak nanobubble jeneratörü tasarlanmıştır. Nanobubble teknolojisinin tek başına, enzimlerle (lakkaz ve peroksidaz), ozon ve hidrojen peroksit kullanımıyla atık suların dekoloriazasyonu üzerine deneysel çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Dekolarizasyon sonrası elde edilen numunelerin Data Color cihazında transmitans değerleri (%T) ölçülmüş, kompozit numune ile kıyaslanmıştır. Atık su numunelerine uygulanan aynı dekolorizasyon sonrası numunelerin WTW CR 2200 cihazında kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) ölçülmüştür. Elde edilen değerler kompozit atık su numunesi ile kıyaslanmıştır.
Aktif karbon ile sulu çözeltilerden nikel gideriminde kolon çalışmaları
Karbon kökenli her maddeden üretilebilen aktif karbon, genis iç yüzey alanına ve farklı çaplardaki gözenek yapısına sahip olduğundan, gaz ve sıvı fazdaki organik ve inorganik maddeleri adsorblama kapasitesi oldukça fazladır. Bundan dolayı aktif karbonlar evsel ve endüstriyel atıkların içerdiği organik ve inorganik kirleticilerin gideriminde kullanılmaktadır. Nikel; gümüs rafinelerinde, elektro kaplamada, çinko dökümlerde ve pillerde genis kullanım alanı olan bir ağır metaldir. Dolayısıyla insan sağlığı ve çevreye zararlı etkileri olduğundan çevreye desarj edilmeden önce belirli değerlere indirilmelidir. Bu çalısmada, HNO3 asit ve elektrokimyasal aktivasyon metotları kullanılarak farklı sürelerde aktiflestirilmis ticari ve visne çekirdeği aktif karbonları kullanılarak, sürekli kolon sistemleri ile sulu çözeltilerden Ni(II) iyonu giderimi yapılmıstır. Bundan baska, asit konsantrasyonlarının rejenerasyona etkisini incelemek için dört farklı doymus karbonların sürekli kolon sisteminde rejenerasyon çalısmaları yapılmıstır. Anahtar Kelime: Adsorpsiyon, Ni(II) giderimi, Aktif karbon, atık su.
2-aminotiyazol ile fonksiyonlandırılmış poli(glisidilmetakrilat-di-vinilbenzen-metilmetakrilat) mikroküreli karbon pasta elektrot ile bazı ağır metallerin eser analizleri
Bu çalışmada, süspansiyon polimerizasyonuyla hazırlanan poli(glisidilmetakrilat-di-vinilbenzen-metilmetakrilat) (GMA-DVB-MMA) mikrokürelerinin 2-aminotiyazol (ATAL) ile kimyasal olarak modifiye edilmesiyle elde edilen fonksiyonel polimerle oluşturulan karbon pasta elektrot kullanılmıştır. Elektrot üzerinde Pb2+, Cu2+, Hg2+ iyonlarının akım yokken biriktirilmesinden sonra kare dalga anodik sıyırma voltametrisi (SWASV) ile analizleri yapılmıştır. Çalışmada pasta bileşimi, önderiştirme süresi, etkin tarama hızı ve karıştırma hızı gibi parametrelerin elektrot cevabı üzerine etkisi incelenmiştir. Türlerin tayinlerinde en duyarlı ve en güvenilir sonuçları almak için uygulanan işlem optimize edilmiştir. Sentetik çözeltilerde optimum deneysel ve aletsel koşullar altında 10 dakika ön deriştirme süresi için cıva, bakır ve kurşunun belirtme sınırları (LOD) sırasıyla 12,3, 2,8 ve 4,3 µgL-1 olarak bulunmuştur. Belirtme sınırları ön deriştirme süresinin arttırılması ile geliştirilebilir. Örnek olarak 15 dakika ön deriştirme süresi için cıva ve bakır iyonları için belirtme sınırları sırasıyla 4,9 ve 1,0 µgL-1 bulunmuştur. Modifiye polimerin miktarının azaltılması ile daha iletken bir elektrot elde edilerek uygun elektrot bileşiminin bulunmasıyla alt-ppb düzeyde ağır metal iyonları için duyarlık arttırılabilir. Optimize edilen yöntem musluk suyu ve atık su örneklerinde bakır iyonu miktarlarının standart katma yöntemi ile analizine başarıyla uygulanmıştır. Sertifikalı atık su örneğinde tayin edilen bakır içeriği verilen değerle uygunluk göstermiştir. Cıva ve kurşun eklenmiş gerçek örneklere ait kalibrasyon eğrileri de çizilmiştir.Anahtar Kelimeler: 2-aminotiyazol, karbon pasta elektrot, kare dalga anodik sıyırma voltametrisi, ağır metaller, musluk suyu, atık su
Kayısı çekirdeğinden üretilen aktif karbon ile sulu çözeltilerden krom (VI) giderimi
Krom, pek çok endüstriyel uygulamada yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Çevrede bulunan krom, Cr (VI) ya da Cr (III) formunda bulunmaktadır. Cr (VI)'nın, Cr (III)'e kıyasla daha toksik özellikte olması sebebiyle çevre numunelerindeki analizi daha önemlidir. Sulardan krom giderimi için aktif karbon kullanımı büyük önem taşımasına rağmen ticari aktif karbonların adsorpsiyon kapasitesinin sınırlı ve fiyatının yüksek olması nedenleri ile bu konudaki uygulamalar kısıtlı kalmıştır. Bu çalışmada, kayısı çekirdeğinden yüksek Cr(VI) sorpsiyon kapasitesine sahip aktif karbonlar üretilmiştir.Deneysel çalışmalar kayısı çekirdeği kullanılarak aktif karbon üretimi ve Cr(VI) sorpsiyonu olmak üzere iki ana başlıkta gerçekleştirilmiştir. Aktif karbon numuneleri doğrudan ve fosforik asit aktivasyonu uygulandıktan sonra karbonize edilerek iki farklı şekilde üretilmiştir. Aktif karbon numunelerinin karakterizasyonu N2 adsorpsiyon yöntemi, FT-IR analizi, Boehm titrasyonu, SEM ölçümleri, pH titrasyonu analizi ve zeta potansiyeli ölçümleri tayini ile gerçekleştirilmiştir.Kesikli gerçekleştirilen sorpsiyon deneylerinde üretilen adsorbanların krom (VI) tutma kapasiteleri belirlenmiş, Langmuir ve Freundlich adsorpsiyon izotermlerine uygunluğu izlenmiştir.
Termik santral uçucu kül tiplerinin atık sulardaki fenolün adsorpsiyon yöntemi ile giderim etkinliklerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada, 2003-2005 yılları arasında Adana Şehir Kanalizasyon şebekesine bağlı Fevzi Çakmak Öğrenci yurduna ait çeşitli aralıklarla 2 saatlik kompozit numuneler şeklinde alınmış evsel atıksudaki fenolün, Afşin Elbistan, Seyitömer ve Soma uçucu külleri ile yapılan adsorpsiyon işlemi ile giderilmesi başlangıç pH, çalkalama süresi ve adsorban dozuna göre incelenmiş ve uçucu külün etkinliği ticarette adsorban olarak kullanım alanına sahip toz aktif karbon ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca elde edilen datalar, Langmuir ve Freundlich adsorpsiyon izotermlerine göre değerlendirilmiştir. Deneysel bulgular fenol adsorpsiyonunda optimum pH ın Afşin-Elbistan, Seyitömer uçucu külleri ve toz aktif karbon için 5, Soma uçucu külü için 6 olduğunu göstermiştir. Bu optimum pH değerinde denge koşullarına 6 saatte ulaşılmıştır. Uçucu küller (Afşin-Elbistan, Seyitömer, Soma) ve toz aktif karbon için denge koşullarında sırasıyla %65, % 80, %55, %85 fenol giderimi sağlanmıştır. Deneysel verilerin adsorpsiyon izotermlerine göre değerlendirilmesi sonucunda her dört adsorbanında Langmuir izotermine daha iyi uyduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Adsorpsiyon, Uçucu Kül, Aktif Karbon, Atıksu, Fenol,
Cibuti atık su ve içme suyu altyapıları, karşılaşılan problemler ve önerilen çözümler
İçme Suyu ve atık su altyapı sistemleri, zamanla bozulur ya da arızalanır. Bu altyapı sistemlerinin, zamanla performanslarının düşmesine veya verdikleri hizmetin aksamasına neden olan sınırlı ömürleri vardır. Cibuti'deki atık su ve içme suyu arıtma şebekeleri bozulma durumundadır. Bu durumun belirtileri, ekipmanın kötü durumu, zayıf performansı ve düşük verimliliği ile ortaya çıkar. Ancak bozulma sorunu, doğanın fiziksel etkilerinin ötesinde bir durumdur. Ekipmanın gerçek kapasitesi ve kalite gereksinimleri, hizmetin amaçlarıyla uyumlu olması gerçeğinde yatmaktadır. Şebeke rehabilitasyonu, bozulma durumlarına yapılması gereken işlerden biridir. Kentsel teknik altyapıların yönetimi ve daha spesifik olarak şebekelerin rehabilitasyonu yeni bir gerekli dinamik oluşturmaktadır. Yöneticiler, mevcut tesislerin bakımını, onarımını ve yenilenmesini mümkün olan en verimli ve ekonomik şekilde ne zaman ve nasıl yapacaklarını belirlemelidir. Bu çalışmada, Cibuti'deki atık su ve içme suyu şebekelerinin sorunlarının tanımlanması, teşhisi ve rehabilitasyon yöntemleri incelenmiştir. Cibuti'deki bazı yerleşim yerlerinde detaylı çalışmalar yapılarak, sorunlar ortaya konmuş, atık su arıtma şebekesine ve içme suyu şebekesine erişimle ilgili problemler vurgulanmıştır. Bu problemler için çözümler önerilmiştir.
Ardışık kesikli reaktörlerde biyotaşıyıcı ilavesinin tekstil atık suyundan pentaklorofenol (PCP) ve di(2 ethilhekzil) fitalat (DEHP) giderim verimi üzerine etkisi
Tekstil endüstrisi atıksularının konvansiyonel kirleticiler dışında önemli miktarda mikrokirletici içerdiği bilinmektedir. Çok düşük konsantrasyonlarda dahi mikrokirletici deşarj edilmesi toksik ve endokrin bozucu özellikleri nedeniyle sucul ekosistem üzerinde potansiyel risk unsuru oluşturmaktadır. Bu kirleticilerin olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi amacıyla ulusal ve uluslararası mevzuatlarda alıcı ortama deşarjında sınır değerler tanımlanmıştır. Ülkemizde 2016 yılında revize edilen Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği kapsamında nehir/göl ve kıyı geçiş suları için belirlenen mikrokirleticiler için Çevresel Kalite Standardı (ÇKS) oluşturulmuştur. Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi (DOSAB) Atıksu Arıtma Tesisi giriş atıksuyu laboratuvar ölçekli ardışık kesikli reaktör (AKR) ve biyotaşıyıcı malzeme ilavesi ile oluşturulan ardışık kesikli biyofilm reaktörün (AKBR) beslenmesinde kullanılmıştır. Tez kapsamında, konvansiyonel kirleticiler ile plastikleştiriciler grubundan, canlılar üzerinde endokrin bozucu etki gösterdiği bilinen diethilhekzilfitalat (DEHP) ve biyosit olarak yaygın bir kullanım alanı olan, toksik olduğu raporlanan pentaklorofenol (PCP) model mikrokirleticilerinin arıtım düzeyleri araştırılmıştır. Yürütülen çalışmalarda işletme şartlarının (anaerobik-aerobik döngü süreleri, hidrolik bekleme süresi ve çamur yaşı) ve biyotaşıyıcı ilavesinin arıtma performansı üzerine etkisinin ortaya konulması ve optimum işletme koşullarının belirlenmesi amaçlanmıştır. AKR ve AKBR sistemleri aktif hacmi 5 L olan reaktör sistemlerinden oluşmakla beraber toplam reaksiyon süresi 20 saat olacak şekilde işletilmiştir. Reaktörlerin işletim performansı ve çıkış suyunun kalitesi için günlük olarak konvansiyonel parametreler (KOİ, AKM, renk ve MLSS) standart metotlara göre ölçülmüş ayrıca çıkış suyu, karışık sıvı ve biyotaşıyıcılardan alınan örneklerde seçilen mikrokirleticilerin konsantrasyonları GC-MS cihazı ile belirlenmiştir. İlk olarak 4 sa. anaeobik-16 sa. aerobik (SET 1), 8 sa. anaeobik-12 sa. aerobik (SET 2), 12 sa. anaeobik-8 sa. aerobik, (SET 3), 16 sa. anaeobik-4 sa. aerobik (SET 4) olacak şekilde prosesler çalıştırılmıştır. Havalandırma süresinin artmasının DEHP gideriminin her iki proses için de arttığı ancak, AKBR daha yüksek giderim verimlerine ulaşıldığı gözlemlenmiştir. Farklı olarak PCP'nin giderimi üzerine aerobik-anaerobik döngü sürelerinin değişiminin DEHP ile kıyaslandığında daha sınırlı etki gösterdiği tespit edilmiştir. HRT değişimin mikrokirletici giderim verimi üzerine etkisinin incelenmesi için HRT 36, 48 ve 60 sa. olacak şekilde prosesler işletilirken SRT (15 gün) ve havalandırma süresi (4 sa anaerobik/16 sa aerobik) sabit tutulmuştur. HRT'nin artması ile AKR ve AKBR de model mikrokirleticilerin giderim verimlerinde artış gözlemlenmiştir. Çamur yaşının giderim verimleri üzerine etkisinin incelenmesi için diğer değişkenler sabit tutulup, SRT, 10, 15 ve 20 gün olarak sistemler çalıştırılmış ve en yüksek giderim verimi SRT'nin 20 gün olduğu işletim koşulunda bulunmuştur. DEHP ve PCP için temel giderim mekanizmaları çamura sorpsiyon ve biyobozunum iken buharlaşmanın ihmal edilecek düzeyde kaldığı gözlemlenmiştir. Seçilen mikrokirleticiler için en yüksek giderim 16 saat aerobik, HRT 60 sa ve SRT 15 olan işletim koşullarında elde edilmiş olup DEHP giderim verimi AKBR ve AKR için sırasıyla %83 ve %61,9 iken; PCP için giderim, AKBR ve AKR için sırasıyla %75,5 ve %49,9 olarak bulunmuştur. Makrokirleticiler için yapılan çalışmalarda da biyotaşıyıcı malzeme ilavesinin kirleticilerin giderim verimlerini arttırdığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: ardışık kesikli reaktör (AKR), ardışık kesikli biyofilm reaktör (AKBR), biyolojik arıtma, DEHP, mikrokirletici, PCP
Kentsel atık suların yapay sulak alanda arıtılması ve açık yeşil alan sulamalarında kullanılabilme olanaklarının araştırılması
Çalışma ile Karaisalı ilçesi kentsel atık suyunun yapay sulak alanda arıtılması ve arıtılan bu suyun kentsel alanda sulama suyu olarak kullanımı hedeflenmiştir. Typha latifolia kullanılarak oluşturulmuş yapay sulak alanda sisteme giren atık su ile arıtılmış atık suyun kalite kriterleri yıl boyu düzenli olarak izlenmiştir. Sulama suyu olarak kullanıma yönelik denemelerde Cynodon dactylon (alan ve saksı), Jacaranda mimosifolia (alan), Platanus orientalis (alan ve saksı) ve Nerium oleander (alan ve saksı) yetiştirilen bitki türleridir. Çalışmada, yapay sulak alandan çıkan arıtılmış atık suda BOİ, KOİ, AKM ve pH deşarj standartlarına uygun olarak elde edilmiştir. Mikrobiyal giderim çok yüksek olmasına rağmen tarımsal alanda sulama suyu olarak kullanıma uygun değildir. Sulama suyu kriterleri bakımından da farklı sınıflarda su ortaya çıkmasına rağmen genel olarak 3. sınıf sulama suyu olarak kabul edilmiştir. Arıtılmış atık su ile sulama özellikle çim alan (C. dactylon) kalitesi üzerine olumlu etki yapmıştır. En olumsuz etkilenme J. mimosifolia türünde gerçekleşmiştir. P. orientalis ve N. oleander'de orta düzeyde bir gelişme elde edilmiştir. Arıtılmış atık su yeşil alanlar ile fidanlıklarda sulamada kullanılabilir niteliktedir. Bir kişinin ürettiği arıtılmış atık su ile sulanabilecek yeşil alan miktarı her gün 1 saat sulama koşullarında 15-20 m2 arasındadır. Arıtılmış atık su uygulaması 2 yıl sonunda toprakta ciddi düzeyde bir kirlilik etmeni oluşturmamıştır.
Atık su arıtma çamurunun süs lahanasının gelişimi ve besin elementi içeriği üzerine etkisi
Bu çalışmada arıtma çamuru ve toprak ile hazırlanan beş farklı ortam süs lahanası yetiştiriciliğinde kullanılmıştır; I) toprak-%100 (kontrol), II) toprak-%75;çamur-%25, III) toprak-%50;çamur-%50, IV) toprak-%25;çamur-%75, V) çamur-%100. Çalışmada, bitkisel büyüme parametreleri (bitki yüksekliği, gövde boyu, baş yüksekliği, kök uzunluğu, gövde ve kök boğazı çapı, yaprak uzunluğu ve genişliği, yaprak sapı uzunluğu ve çapı, tüm bitki, üst aksam ve kök yaş ağırlıkları, tüm bitki, üst aksam ve kök kuru ağırlıkları, oransal üst aksam ve kök ağırlıkları, kök/üst aksam oranı ve kompaktlık), fizyolojik parametreler (SPAD, PSII, turgor kaybı, yaprak oransal su kapsamı-YOSK, iyon sızıntısı ve zararlanma), bitki besin elementleri (N, P, K, Ca, Na, Cu, Fe, Mn, Mg, Zn ve B) ve çamurundaki bazı ağır metaller (Zn, Cr, Ni, Cd ve Mo) incelenmiştir. Çalışma sonunda, birçok bitkisel parametre bakımından, III. ortam'da (% 50 arıtma çamuru) en yüksek; arıtma çamurunun artması ile (%75 ve %100) en düşük sonuçlar alınmıştır. Ayrıca, yüksek oranda çamur içeren ortamlarda (%75 ve %100) PSII ve YOSK azalırken, turgor kaybı, iyon sızıntısı ve zararlanma artmıştır. Arıtma çamuru (özellikle %25 ve %50) besin elementi alımında (P, Ca, Mg, Fe, Mn ve Zn) etkili bulunmuştur. Sonuç olarak, süs lahanasında arıtma çamurunun yetiştirme harcında kullanılması uygun (%50'ye kadar) bulunmuştur.
Atıksu arıtma tesislerinde risk değerlendirmesi
Bu çalışmanın amacı evsel nitelikli atıksu arıtma tesislerindeki oluşabilecek iş kazalarını ve meslek hastalıklarını belirlemek ve oluşabilecek iş kazası ve meslek hastalıklarını ortadan kaldırabilmektir. Çalışma sırasında Mersin ilinin Anamur, Bozyazı ve Mut ilçelerinde bulunan farklı teknoloji ve proseslerden oluşan arıtma tesislerinden yararlanılmıştır. Aktif olarak görev aldığım 3 tesiste 9 aylık izleme sonucu gözlemlenen ve ortadan kaldırılan risk faktörleri incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda 3 tesiste de belirlenen bölümlerde 3T yöntemi kullanılarak risk değerlendirmesi yapılmıştır. Değerlendirme öncesi ve sonrasında elektriksel ve biyolojik risklerin daha az olduğu görülmüştür. Tesislerde incelenen bölüm ve ekipmanlar da büyük risklerin sırasıyla geri devir ünitesi, çamur susuzlaştırma ünitesi, giriş terfi ünitesi, havalandırma havuzları, çökeltme havuzları, laboratuvarlar, atölyeler, blower binası, kum ve yağ tutucu ünitesi, kaba ızgara, ince ızgara ve idari binalardır. Sonuç olarak incelemeler dahilinde riskler belirlenerek ve önlemler alınarak iş kazaları ve ölümler ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.
Aktif çamur sistemlerine nano materyal ilavesi ile sentetik tekstil atıksularından renk gideriminin araştırılması
Bu çalışmada, yeni bir adsorpsiyon/biyosorpsiyon hibrit sistemi olan Magnetit/Aktif Çamur (M/AÇ) sürecinin, Reaktif Kırmızı 195'in (RK195) simüle tekstil atıksuyundan (STA) gideriminde potansiyel kullanımı araştırılmıştır. Magnetitin karakterizasyonunu Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Enerji Dağıtıcı X-ışını (EDX) ve Fourier İletim Kızılötesi (FTIR) ve Özgül Yüzey Alanı (BET) analizleri ile araştırılmıştır. RR195 giderim çalışmaları magnetit ve Magnetit/Aktif Çamur hibrit prosesi ile ayrı gerçekleştirilmiştir. RR195'in magnetit üzerine adsorpsiyon mekanizması Freundlich izoterm modeli (R2=0,999) ile tanımlanmıştır. RR195 için magnetitin maksimum deneysel adsorpsiyon kapasitesi 65,28 mg/g olarak hesaplanmıştır. M/AÇ hibrit prosesinde farklı konsantrasyonlarda karışık sıvıda askıda katı madde (MLSS) ve farklı magnetit dozları eş zamanlı kullanılmıştır. Deneysel çalışmalar, MLSS konsantrasyonu ve magnetit dozunun artmasıyla RR195 giderim veriminin arttığını göstermiştir. M/AÇ hibrit prosesi ile STA'dan RB19 gideriminde optimum MLSS konsantrasyonu 4000 mg/L olarak tespit edilmiştitr. 4000 mg/L MLSS içeren aktif çamur ile 90 dakika sonunda RR195 giderim %76,10 iken, aktif çamur prosesine 0,5 gram magnetit ilave edilmesi ile bu verim %99,5'e yükselmiştir. 1,0 g magnetit/4000 mg/L MLSS hibrit prosesi ile Kimyasal Oksijen İhtiyacı giderim verimi %94,32 olarak belirlenmiştir. Magnetit partikülleri, M/AÇ hibrit proses uygulamasının ardından harici bir manyetik alan uygulaması ile STA'dan kolayca ayrılabilmektedir.
Atık suların arıtılmasında uygun adsorban seçimi
Yüzey suları ve atık sulardaki agır metallerin varlıgı halk saglıgı ve çevreyi ilgilendirmektedir. Endüstriyel islemlerde metal ve kimyasal kullanımının artması nehir sularının kirlenmesiyle sonuçlanmaktadır. Antimon toksik metallerden biridir. Alasımlar, piller, kablolar, tesisat lehimi, kursun alasım, cephane, sac ve boruda çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalısmada, atık sulardaki antimonun giderilmesi için ucuz ve dogal bir adsorban olan Gri ve Kırmızı renkli Erzurum killeri kullanılarak batch sistemde incelenmistir. Adsorbsiyon deneylerinde sulu ortamdaki Sb(III)'ün uzaklastırılması üzerine adsorban miktarı, parçacık büyüklügü, karıstırma hızı, çözelti sıcaklıgı ve pH etkileri gibi ana parametreler çalısılmıstır. Adsorbsiyon ile çözeltideki Sb(III) iyonları miktarının azalması Differensiyel Puls Anodik Stripping Voltammetri (DPASV) metodu ile saptanmıstır. Deneysel çalısmalar sonucunda, Gri ve Kırmızı Erzurum Kili üzerine Sb(III)'ün adsorbsiyonu için optimum sartların, 0.5 g adsorban miktarı, 500 mesh partikül büyüklügü, 500 dev/dak. karıstırma hızı, 25 ºC çözelti sıcaklıgı ve 45 dak. karıstırma süresi oldugu gözlendi. Adsorpsiyon için Langmuir ve Freundlich izotermleri çizildi. Adsorpsiyon Langmuir modeliyle benzerlik gösterdi. Farklı iki sıcaklıkta entalpi (H) : 21.138 kjmol-1 olarak hesaplanmıstır. Bundan dolayı antimonun kil yüzeyine baglanması fiziksel bir adsorbsiyondur. Ayrıca adsorbanın yüzeyi FTIR kullanılarak aydınlatılmıstır. Anahtar Kelimeler: Adsorbsiyon, Antimon(III), Erzurum Kili, Atık Su, , Voltammetri.
Gediz Nehri Aşağı Gediz Havzası'ndan alınan su ve sediment örneklerinde bazı kirlilik parametrelerinin incelenmesi
Ege Bölgesinin Büyük Menderesten sonra ikinci büyük akarsuyu olan Gediz Nehri, bölgedeki sanayi kuruluşları, evsel atıklar ya da tarımsal alanlardan gelen tarım ilaçları ve suni gübrelerle kirlenme tehdidi altındadır.Su ve sedimentlerde bulunabilecek her türlü madde kullanım amacına göre belirli bir konsantrasyonun üzerinde sağlık için zararlıdır. Eser miktarda bile sakıncalı olabilen bu maddeler arasında en önemli gurubu Ağır Metaller oluşturur. Bu nedenle çalışmamızda Gediz Nehri ve buna karışan bazı kirlilik kaynağı olarak belirlenen 5 ayrı noktada bazı fiziksel parametrelerle buradan alınan su ve sediment numunelerinde Atomik Absorpsiyon Spektrofotometresi kullanılarak bazı ağır metal derişimleri ölçülmüştür. Çalışılan dönem ve istasyonlarda sonuçlar Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği Su Kalite kriterleri ile karşılaştırıldığında Gediz Nehir suyunun IV. sınıf su kalitesinde olduğu tespit edilmiştir.
Deri sanayi atık sularından krom (VI) iyonunun adsorpsiyonu
Son yıllarda atık suların arıtılmasında alternatif arıtım yöntemleri geliştirilmektedir. Atık sulardaki ağır metalleri gidermek için kullanılan yöntemlerden birisi de ağır metallerin adsorpsiyonudur. Bir ağır metal olan Cr(VI), su kirliliğine ve canlı bünyesinde toksik etkiye neden olur.Bu çalışmada klinoptilolit, asit ile aktive edilmiş klinoptilolit, dolomit minerali ve deri sepileme endüstrileri tarafından üretilen palamut meşesi (Quercus ithaburensis) atığı gibi doğal adsorbanlar kullanılarak Cr(VI) iyonunun adsorpsiyonu ve deri atık suyundaki diğer kirletici parametrelerin giderimi araştırılmıştır.Çalışma iki deneysel kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda adsorpsiyona etki eden temel faktörler incelenmiştir. Çalışma parametreleri olarak uygun karıştırma hızı, pH, adsorbanın uygun tanecik boyutu, uygun konsantrasyon, adsorban miktarı ve sıcaklık bulunmuştur. Krom (VI) çözeltileri için optimum şartlar belirlenmiştir.İkinci kısımda, bütün adsorban maddeler için önceden belirlenmiş optimum koşullarda atık su ile adsorpsiyon deneyleri yapılmıştır. Deneysel çalışmalarda bir deri endüstrisi atık sularından kompozit olarak alınan numunede, KOİ (Kimyasal Oksijen İhtiyacı), AKM (Askıda Katı Madde), BOİ (Biyolojik Oksijen İhtiyacı) ve Krom (VI) parametrelerinin giderimi üzerine çalışılmıştır. Klinoptilolit ve aktif klinoptilolit kullanımıyla sırasıyla KOİ, AKM, BOİ ve krom(VI) değerleri için; %50, %55, %33 ve % 80 civarında adsorpsiyon verimleri elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler : Klinoptilolit, krom(VI), deri atık suyu, adsorpsiyon, dolomit.
Recovering energy, nutrient and water from waste water of bulgur plants
In this study, recovering energy, nutrient and water from wastewater of bulgur plants were investigated. Especially, the washing and cooking steps are important operations in bulgur processing due to the significant amount of water usage and disposal. At present, the wastewater from the washing and cooking operations is discharged without any recovering operation in the industry. Washing (20 °C) and cooking (97 °C) were made using 1 and 2 ratios of water to 1 ratio of wheat, respectively. The wastewater obtained from the washing and cooking was treated with filtration, centrifugation and column which contains sand, activated carbon and resin, and then finally treated with UV. Before and after the treatments, the properties of water (DO, BOD5, color values, pH, turbidity, conductivity, total solid content, Brix and microorganism load only for the washing wastewater) were determined to find the effect of the treatments. It was found that these treatments were significantly (p<0.05) effective on the reduction of the BOD5 values from 311.5 to 169.9 and from 429.5 to 93.7 mg/l, for the washing and cooking, respectively. For both wastewater, the treatments improved the color values (L*, a*, b*, YI). Total solid content, Brix, conductivity and turbidity decreased. In addition to the recovering treatments, the wastewater of cooking was used in the next cooking operation by mixing with fresh water. It was found that the reuse of wastewater could be possible for the subsequent cooking operations. Also, the nutrients leached during the cooking lead to increase the BOD5 value of the wastewater of cooking. At this point, the spray drying method was used to recover the nutrients. The spray dried product can be used in ready soup, baby foods recipes, because of containing 19 % protein, 10 % starch and 12 % ash. According to the result, 73.4 and 49.5 % of wastewater can be obtained from the washing and cooking operations, respectively. Additionally, one bulgur plant, having 50 tons/day capacity, can save nearly $ 70524 and 19080 tons of water, annually. The net profit after the evaluation of investment cost, processing cost, salvage value and service life of system was calculated as $ 51524. Keywords: wastewater, recovery, bulgur, cooking, washing, energy, water, nutrient
Lanaset red G'nin ceviz (Juglans regia L.) kabuğu ile arıtımı
Bu çalışmada; Lanaset Red (LR) G boyasının ceviz (Juglans regia L.) kabuğu ile adsorpsiyonunda adsorbent parçacık büyüklüğü, adsorbent miktarı, başlangıç pH rejimi, boya konsantrasyonu ve etkileşim zamanının etkileri araştırılmıştır. Adsorbentin doğal ve boya yüklü yapısı FTIR-ATR spektroskopi ile karakterize edilmiştir. Sonuçta, adsorbent başına tutulan boya miktarı başlangıç boya konsantrasyonunun artması ile önemli derecede artmıştır (p<0,01). Ceviz kabuğunun pH sıfır yük noktası (pHsyn) 6,1 olarak bulunmuştur. LR G'nin maksimum adsorpsiyonu pH 1'de, 0,5 g/l adsorbent miktarında ve 125?250 µm parçacık büyüklüğünde ulaşılmıştır. Adsorpsiyon işlemi çalışmanın ilk 60 dakikasında hızlı olup etkileşim zamanının artması ile sabit kalmıştır. Pseudo ikinci mertebe kinetik model adsorpsiyon kinetik verileri iyi açıklamıştır. Denge verileri, Langmuir ve Freundlich izotermleri ile değerlendirilmiştir. Korelasyon katsayısı ve hata fonksiyonu değerlerine göre, Freundlich model adsorbent üzerine LR G boyasının ceviz kabuğu üzerinde adsorpsiyonunu tanımlayan uygun izoterm olmuştur. Sonuçlar, ceviz kabuğunun LR G'nin uzaklaştırmasında büyük bir potansiyele sahip çevreye dost bir işlem olduğunu göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Adsorpsiyon, Juglans regia, Lanaset Red G, ceviz kabuğu, modelleme
Fen bilgisi öğretmen adaylarının laboratuvar etkinlikleri ile su eğitimi hakkındaki başarı ve farkındalıklarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, su bilinci ve çevre bilinci oluşturmak üzere laboratuvar etkinlikleri ile öğrencilerin su konusu farkındalığı hakkındaki başarı ve davranışların incelenmesidir. Çalışmanın örneklemini Kastamonu Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümünde öğrenim gören 3. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Bu araştırmaya katılan 46 öğrenci, deney grubundan 22 kişi ve kontrol grubunda ise 24 kişi olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Kontrol grubundaki öğrencilere su kavramı ve su analizleri hakkındaki tüm bilgiler düz anlatım yöntemiyle verilmiştir. Deney grubundaki öğrencilere ise su ile ilgili titrasyon, kolorimetrik analiz ve UV-Vis absorpsiyon spektrometri gibi analizi yöntemleriyle su analizi yapılmıştır. Grupların başarı düzeyini ölçmek için Test Analiz Programı (TAP) kullanılarak Su Bilinci Testi geliştirilmiştir. Bu çalışma kapsamında Su Bilinci Testi ve Su Tüketim Davranış Ölçeği ölçme aracı olarak kullanılmıştır. Başarı düzeyindeki ve davranıştaki değişim SPSS programı ile değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, laboratuvar etkinliklerinin öğrencilerin bilişsel öğrenme süreçlerini geliştirdiği gözlenmiştir. Deney ve kontrol grupları arasında başarı durumlarına bakıldığında deney grubunun lehine sonuçlandığı görülmektedir. Deney grubundaki öğrencilerin Su Bilinci Testinden ve Su Tüketim Davranış Ölçeğinden aldıkları puan olumlu yönden artmıştır.
Atık sulardan litik bakteriyofaj izolasyonu ve karakterizasyonu
Yanlış ve bilinçsiz antibiyotik kullanımı sonucu günümüzde pek çok patojen bakteri antibiyotiklere dirençli hale gelmiştir. Antibiyotiklerin yetersiz kalması sonucunda son yıllarda alternatif mücadele yöntemleri ile ilgili çalışmalar hız kazanmıştır. Bu yöntemlerden biri bakterilerin doğal düşmanı olan bakteriyofaj kullanımına yönelik faj terapisidir. Fajlar etki spektrumu dışında kalan bakterilere etkisiz olduğu için, antibiyotiklerin normal mikrofloraya olan olumsuz etkilerini göstermezler. Bu çalışmada, Trabzon ilinde iki farklı kaynaktan atık sular toplanarak bakteri izolasyonu yapıldı. İzole edilen bakteriler litik faj izolasyonu için konak hücre olarak kullanıldı. Litik enfeksiyon sonucu plak oluşturan faj lizatları saflaştırıldı ve morfolojik ve konak spektrumu yönünden karakterize edildi. Atık sudan izole edilen bakteriler morfolojik ve biyokimyasal özelliklerine göre tanımlandıktan sonra litik fajlara duyarlı olan bakteriler otomotize sistemler ile tanımlandı ve antibiyotik dirençlilikleri belirlendi. Toplam 14 faj ve 14 faja duyarlı bakteri izole edildi. Bu bakteriler Enterobacteriaceae, Moraxellaceae, Pseudomonadaceae ve Alcaligenaceae familyasına ait olan bazı suşlardır. İzole edilen 14 faj dar ve geniş spekturumlu olarak iki gruptan oluştu. Tüm fajlar geçirimli elektron mikroskobunda (TEM) incelendi ve görüntülendi. Fajlar Bradley Sınıflandırmasına göre A, B ve C tiplerinde sınıflandırıldı. Familya olarak fajlar Myoviridae, Sphoviridae ve Podoviridae'de yer almaktadırlar. Bu fajlardan ɸssn 21 faj DNA'sı izole edilerek çeşitli restriksiyon enzimler ile kesildi ve bu fajın genom büyüklüğünün yaklaşık 60 kbp olduğu hesaplandı. Bu fajın litik enfeksiyon siklusu incelendi ve hücre başına üretilen faj partikül sayısı (burst size) 20 PFU/mL olarak saptandı.
NH3 içeren atık su ile SO2 giderimi
Endüstriyel proseslerde, gaz emisyonlarının düsürülmesi yani temiz üretim, sürdürülebilir kalkınma için önemli bir gereksinimdir. SO2 gibi gaz haldeki kirleticilerin temel emisyon kaynagı fosilli yakıtların yakılmasıdır ve günümüzde bir çok ülkede temel enerji kaynagı olarak kullanılan kömür, en büyük atmosferik kirlilik kaynagıdır. Amonyak yıkama ile yakıt gazının temizlenmesi, gaz haldeki kirleticileri uzaklastırmak için kullanılan proseslerden biridir. Bu prosesle SO2 etkili bir sekilde uzaklastırılabilir ve bu prosesten olusan yan ürünler, tarımda ve gazı geri kazanma için kullanılabilir. Bu çalısmada NH3 içeren atıksu ile baca gazından SO2 giderimi arastırılmıstır. Bu amaçla farklı konsantrasyonlarda ve sıcaklıklarda SO2 içeren gaz bacaya verilmis, degisik konsantrasyonlarda amonyak içeren atıksu spreylenerek bu atıksuların SO2'i giderimleri tespit edilmistir. pH, sıcaklık, konsantrasyon gibi parametrelerin SO2 giderme verimi üzerindeki etkisi incelenmistir. Yapılan bu çalısmalar sonucunda yüksek NH3 konsantrasyonu ve düsük giris sıcaklıgında daha etkili giderme veriminin oldugu bulunmustur.(Giris sıcaklıgı 100 º C, NH3 konsantrasyonu 328.1 mg/L, SO2 konsantrasyonu 1000 ppm) Elde edilen bu sonuçlar NH3 içeren atıksuların SO2 gideriminde kullanılabilmesi açısından önemli olacaktır. Anahtar Kelimeler : Atıksu, SO2, NH3, Yıkama, Giderme Verimi
Elazığ kenti evsel atıksularında bulunan azot bileşiklerinin mevsimsel değişiminin araştırılması
Ill ÖZET Yüksek Lisans Tezi ELAZI? KENTİ EVSEL ATIKSULARINDA BULUNAN AZOT BİLEŞİKLERİNİN MEVSİMSEL DE?İŞİMİNİN ARAŞTIRILMASI Gülşad USLU Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı 1993, Sayfa: 54 Bu çalışmada, "Elazığ Kenti Evsel Atıksularında Bulunan Azot Bileşiklerinin Mevsimsel Değişimi" araştırılmıştır. Elazığ kenti evsel atıksularınm deşarj edildiği noktadan alman atıksu örneğinde fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Atıksu örneğinin analizinde standart metodlardan yararlanılmış ve elde edilen sonuçlar, istatistiksel olarak değerlendirilerek azotlu bileşiklerin mevsimsel değişimi incelenmiştir. Yapılan çalışma Elazığ kenti evsel atıksularım karakterize etme bakımından önem taşımaktadır. Çalışmaların sonucunda elde edilen veriler değerlendirildiğinde, azotlu bileşiklerin mevsimlere bağlı olarak değişim gösterdiği belirlenmiştir. Keban Baraj Gölü'ne verilen evsel atıksular, bitki besin maddeleri bakımından gölü olumsuz yönde etkilemektedir. Atıksularm, ağır metal yönünden gölü kirletici etkileri olmadığı fakat bununla beraber evsel atıksularm ihtiva ettiği mikroorganizmaların göl kirliliğinde büyük önem taşıdığı belirlenmiştir. Göle giren mikroorganizmalar, su canlılarını ve dolayısıyla da besin zincirini olumsuz yönde etkileyerek gölün ekolojik dengesini bozabilmektedir. Gerekli tedbirler alınmadığı taktirde, şimdi olmasa bile ileride Keban Baraj Gölü, organik bir kirlilikle karşı karşıya kalacaktır. ANAHTAR KELİMELER: Evsel atıksu, azotlu bileşikler, nitrat, nitrit, amonyak, nitrifîkasyon, denitrifikasyon, göl kirliliği
Ergani Bakır İşletmesi flotasyon atısularının Maden Çayı'ndaki kirlilik potansiyeli
m ÖZET Yüksek Lisans Tezi ERGANİ BAKIR İŞLETMESİ FLOTASVON ATIKSULARININ MADEN ÇAYI'NDAKİ KİRLİLİK POTANSİYELİ Faruk GÜR Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Kimya Mühendisliği Anabil im Dalı 1993, Sayfa: 81 Bu çalışmada, Etibank Ergani Bakır İşletmesi Flotasyon atıksularının Dicle'nin başlangıcı olan Maden Çayı üzerindeki kirlilik potansiyeli araştırılmıştır. Bu amaçla Maden Çayı 'nın, tesisi kapsayan 7 km'lik bir kısmından kirliliği belirleyecek şekilde numune alma istasyonları seçilmiştir. Ekim 1991 tarihinden itibaren bir yıl süreyle ayda bir alınan su numunelerinde sıcaklık, pH, iletkenlik, çözünmüş oksijen, kimyasal oksijen ihtiyacı, alkalinite, katı madde ve ağır metal lerCCu, Fe, Mn, Zn, Co, Ni, Cd, ve Pb) tayin edilmiştir. Ayrıca flotasyon katı atığına EPA ekstraksiyon testi uygulanarak ağır metal kirlilik potansiyeli belirlenmiştir. Ergani Bakır İşletmesi Flotasyon atıklarının dini erdirildiği barajlardan Maden Çayı'na akan atıksularda yüksek miktarda, esasIV itibariyle sülfürlü minerallerden ibaret, katı madde tesbit edilmiştir. Gerek bu katı maddenin çözünmesi ve gerekse yağışların cevher ve cüruf sahasından sızdırdığı suların Maden Çayı'nda ağır metal kirliliği oluşturduğu belirlenmiştir. Bazı metallerin konsantrasyonlarının çeşitli su kriteri erindeki limit değerlerini astığı tesbit edilmiştir. Flotasyon katı atığının EPA akstraksiyon test sonuçlan, bu atığın atmosferik ve bakteriyel etkilerle bozunarak sürekli bir kirlilik potansi yeli ol uşturacağı nı göstermektedi r. ANAHTAR KELİMELER : Ağır Metal Kirliliği, Metaiurjik Atıkların Kirlilik Potansiyeli, Maden Drenaj l arının Kirliliği, EPA ( Ağır Metal ) Ekstraksi yon Testi