Otizm spektrum bozukluğu
Bu konu başlığı altında 298 tez
Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli çocuklara karşı tutumlarının yetersizlik türleri açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmada özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli çocuklara karşı tutumlarının yetersizlik türleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İlişkisel araştırma modeli kullanılarak yapılan araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Edirne il ve ilçelerinde resmi ve özel eğitim kurumlarında görev yapan toplam 237 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği ve Öğretmenlerin Engelli Öğrencileri Öğretmeye Yönelik Tutumları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde Pearson korelasyon katsayısı, hiyerarşik regresyon analizi ve ki-kare testi ve testleri kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre, özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli bireylere karşı tutumu artıkça, özel gereksinim türlerine karşı tutumlarının da düşük düzeyde arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin OSB ve süreğen hastalığı olan öğrenciler ile çalışma sıklığı arttıkça, özel gereksinimli bireylere karşı tutumlarının düşük düzeyde azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer özel gereksinim türlerinin ise anlamlı bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin zihinsel yetersizlik, işitme yetersizliği, duygu davranış bozukluğu, serebral palsi ve Down sendromu olan bireylerle çalışma sıklığı arttıkça, özel gereksinim türlerine karşı tutumlarının düşük düzeyde azaldığı tespit edilmiştir. Diğer özel gereksinim türlerinin anlamlı bir etkiye sahip olmadıkları görülmüştür. Bu ilişkiyi hangi düzeyde yordadığına yönelik yapılan analize göre, özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli bireye karşı tutumlarını, özel gereksinim türleriyle çalışma sıklığı ve özel gereksinim türüne karşı tutumlarıyla yaklaşık olarak dörtte bir oranında açıkladığı söylenebilir. Ayrıca öğretmenlerin özel gereksinim türleri ile çalışma sıklıkları ve tercih etme durumları arasında farklılıklar olduğu belirlenmiştir.
Otizm Spektrum Bozukluğuna sahip çocuk ve ergenlerin bilişsel esneklik düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı olan 6-17 yaş arasındaki çocuk ve gençlerin bilişsel esneklik özelliklerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırma kapsamında ele alınan demografik değişkenler çocuğun cinsiyeti, otizm düzeyi, yaşı, anne babanın eğitim durumu, ailenin gelir düzeyi, ek bir yetersizlik durumunun olup olmamasıdır. İlişkisel tarama modeli kullanılmış olan bu çalışmada araştırmanın çalışma grubu İstanbul İlinde tüm kademelerde eğitim hizmeti alan ve OSB tanısı bulunan 303 çocuk ve gençten, ayrıca onların ebeveynlerinden oluşmaktadır. Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanmış bilgilendirilmiş onam formu ve aile bilgi formu, çocukların otizm düzeylerini belirlemek için ÇODÖ ve bilişsel esneklik düzeylerini belirlemek için Strang vd. (2017) tarafından uyarlanan ve bu çalışmada Türk kültürüne uyarlaması yapılan BEÖ kullanılarak veriler toplanmıştır. Araştırma verileri, SPSS, JASP, Lisrel 8.8 ve Amos programları kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre OSB'li bireylerin bilişsel esneklik düzeyleri Rutinler ve Ritüeller alt boyutu cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Ancak diğer alt boyutlarda farklılık bulunmamıştır. OSB düzeyi, OSB'li bireylerin BEÖ; Rutinler ve Ritüeller, Özel İlgiler ve Yaratıcılık alt boyutundan aldıkları puanlara bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır ancak Geçişler/Değişim alt boyutuna etkisi bulunamamıştır. Yaş değişkeni, anne babanın eğitim düzeyi, gelir düzeyi gibi değişkenler ile bir ilişki bulunamamıştır. Ek yetersizlik durumuna göre ise Yaratıcılık ve Özel İlgiler alt boyutunda anlamlı farklılık bulunmuştur, diğer alt boyutlarda anlamlı farklılık bulunamamıştır. Araştırma bulguları ışığında; daha fazla değişkenin, OSB'li bireylerin bilişsel esneklik düzeylerini yordayıp yordamadıkları; bunların yanı sıra; zihin okuma becerileri, dikkat becerileri, uyumsal işlev becerilerinin bilişsel esnekliği yordayıp yordamadıklarının incelenmesi önerilmektedir.
OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU YEMEK ZAMANI DAVRANIŞ ANKETİNİN TÜRKÇE VERSİYONUNUN PSİKOMETRİK ÖZELLİKLERİ
Amaç: Bu araştırma, Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi’nin Türkçe versiyonunun psikometrik özelliklerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Bu araştırma metodolojik tipte yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, Mardin il merkezinde yer alan 10 rehabilitasyon merkezine kayıtlı olan ve Ekim 2024–Ekim 2025 tarihleri arasında eğitim alan 3–18 yaş arası Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanılı çocukların ebeveynleri oluşturmuştur. Ölçek madde sayısının en az beş katına karşılık gelen 210 ebeveynin çalışmaya alınması planlanmış, araştırmaya katılmaya gönüllü olan 240 ebeveyn çalışma kapsamına dâhil edilmiştir. Verilerin toplanmasında tanımlayıcı soru formu ve Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25 ve AMOS 21 paket programları kullanılmıştır. Bulgular: Ebeveynlerin yaş ortalamasının 36.59±8.73 yıl olduğu ve %72.1’inin kadın olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin %32.5’inin lise mezunu, %61.3’ünün herhangi bir işte çalışmadığı, %55.8’inin orta gelir düzeyine ve %77.9’unun çekirdek aile yapısına sahip olduğu saptanmıştır. Ölçeğin kapsam geçerlik indeksi 0.99 olarak hesaplanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin 24 madde ve beş alt boyuttan oluştuğu belirlenmiştir. Tüm maddelerin madde-toplam test korelasyon değerlerinin 0.345–0.758 arasında değiştiği, faktör yüklerinin ise 0.433–0.941 arasında olduğu saptanmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda uyum indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu belirlenmiştir (χ²/sd=2.634; CFI=0.930; TLI=0.921; IFI=0.930; RMSEA=0.058; SRMR=0.0699). Ölçeğin genel Cronbach alfa katsayısı 0.790 olarak hesaplanmıştır. Sonuç: Araştırma sonucunda, Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi’nin Türkçe versiyonunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin, OSB tanılı çocukların yemek zamanı davranışlarının değerlendirilmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 2026, 72 Sayfa
Samsun ili Atakum ilçesi Ömürevleri ve Cağaloğlu Aile Sağlığı Merkezlerine kayıtlı 18‐36 aylık çocuğu olan ebeveynlerin otizm spektrum bozukluğu hakkındaki bilgi düzeyleri ve farkındalıkları
Giriş ve Amaç: Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) sosyal iletişim ve sosyal etkileşimdeki eksikliklerin yanı sıra kısıtlı, tekrarlayan davranış, ilgi veya etkinlik kalıplarıyla karakterize, yaşam boyu süren bir nörogelişimsel bozukluktur. OSB'nin yaygınlığını saptayabilmek için verilerin doğru raporlanması esastır. Bu nedenle Amerikan Pediatri Akademisi, pediatrik sağlık hizmeti sağlayıcılarının, geçerli ve güvenilir bir tarama aracı kullanarak 18 ve 24 aylık dönemlerde otizm taraması yapılmasını önermektedir. Bu çalışmada 18-36 aylık çocuğu olan ebeveynlerde OSB hakkında bilgi ve farkındalık düzeyinin ve bunların bireysel faktörlerle ilişkisinin incelenmesini amaçladık. Materyal ve Metod: Araştırma Samsun ilinde Ömürevleri ve Cağaloğlu Aile Sağlığı Merkezlerinde 01.08. 2022– 31.01.2023 tarihleri arasında 18-36 aylık çocuk sahibi 354 ebeveyn ile gerçekleştirildi. Anket katılımcıların sosyo-demografik özellikleri, ebeveynlerin otizm spektrum bozukluğu hakkındaki bilinç düzeyi; çocukta olmasının otizmden şüphelenilmesi ve otizmin nedenleri, tanısı ve tedavisi hakkındaki düşünceler ile ilgili M-CHAT ölçeğinden uyarlanan sorulardan oluşturularak katılımcılara yüzyüze uygulandı. Tüm istatistiksel analizler Statistical Package for Social Sciences versiyon 22.0 yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğunu değerlendirmek için analitik yöntemler (Kolmogorov-Smirnov / Shapiro-Wilk'un testi) kullanılmıştır. Farklı gruplardaki oranları karşılaştırmak için uygun olan yerlerde Ki-kare testi (Fisher, Contunity ve Pearson) kullanıldı. Bulgular: Örneklemimiz 231 (%65,3)'i kadınlardan; 123 (%34,7)'ü erkeklerden oluşmaktaydı ve yaş ortalaması 34,9±5,66'ydı. Ebeveynlerin tamamına yakının (%99,2) daha önceden otizm diye bir hastalığı duyduğunu, %20,9'unun ise çevresinde otizmli bir birey olduğu belirlendi. Katılımcıların %68,9'unun tanının deneyimli uzman tarafından klinik görüşme ve gözlem ile konulduğunu ve %81,6'sının çocuğun konuşması geciktiğinde hemen doktora başvuracaklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca OSB'yi daha önceden duymuş olmasına rağmen en önemli bilgi kaynağının sosyal medya olduğu (%28,5), bilgi kaynağı olarak doktorların sadece %19,2 olduğu belirlenmiştir. Bir çocuğun iki kelimelik cümle kullanma yaşına 2 yaşına geldiğinde şeklinde doğru cevap verenlerde lise ve üniversite mezunu ebeveynlerin oranı artmışken, yanlış cevap verenlerde ilkokul ve ortaokul mezunlarının oranı anlamlı derecede yüksekti (p=0,002).M-CHAT sorularına doğru yanıt verme puanlaması incelendiğinde; ilkokul mezunları ile diğer eğitim düzeyinde olanlar arasındave işçi olanlar ile diğer meslek grupları arasında istatistiksel olarak farklılık olduğu saptandı (sırasıyla; p=0,010; p=0,006). Sonuç: Birinci basamakta erken tanı alma şansı olan çocuklar hızlı bir şekilde deneyimli uzmana yönlendirilerek erken müdahale şansı kazanabilirler. Buradaki başarı hem birinci basamaktaki sağlık çalışanlarının hem de çocukların ebeveynlerinin OSB hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarına ne kadar hâkim olduklarına bağlıdır. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, Otizm, Farkındalık, Aile Sağlığı Merkezi, Aile Hekimi
Otizm spektrum bozukluğu olan ve tipik gelişim gösteren çocuklarda işlevsellik, yetiyitimi ve sağlığın uluslararası sınıflandırılması (ICF) temelli uygulanan değerlendirme sonuçlarının karşılaştırılması
Çalışmamız otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanılı çocukların vücut fonksiyonlarını, aktivite bağımsızlık seviyelerini ve katılım düzeylerini ICF çerçevesinde bütünsel bir şekilde ele alıp tipik gelişim gösteren çocuklarla karşılaştırarak benzerlikleri, farklılıkları ortaya çıkarmak ve çocukların işlevsellik profillerini belirleyebilmek amacıyla oluşturuldu. Her iki gruba da 5-10 yaş aralığında 27 erkek çocuk dahil edildi. Grupların vücut fonksiyonları, aktivite bağımsızlık seviyeleri ve katılım düzeylerine ilişkin değerlendirmeleri ICF çerçevesi temel alınarak yapıldı. Vücut fonksiyonları Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik 2 Testi Kısa Formu (BOT 2-KF) ve Dunn Duyu Profili, aktivite bağımsızlık seviyeleri Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri (PÖDE) ve katılım düzeyleri Çocuk ve Adölesan Katılım Anketi (ÇAKA) kullanılarak değerlendirildi. OSB'li çocukların motor yeterlilik düzeylerinin, duyusal profillerinin, aktivite bağımsızlık seviyelerinin ve katılım düzeylerinin tipik gelişim gösteren çocuklara göre daha zayıf olduğu bulundu (p<0.05). OSB'li ve tipik gelişim gösteren çocukların motor yeterlilik düzeyi arttıkça aktivite bağımsızlık seviyesi ve katılım düzeylerinin arttığı (p<0.05), çocukların duyusal profillerinin aktivite bağımsızlık seviyesini ve katılım düzeyini etkilemediği (p>0.05) saptandı. Ayrıca çocukların aktivite bağımsızlık seviyesi arttıkça katılım düzeylerinin arttığı (p<0.05) bulundu. Çalışmamız OSB'li ve tipik gelişim gösteren çocukların motor yeterlilik düzeylerinin aktivite bağımsızlık seviyesini ve katılım düzeyini önemli ölçüde etkilediğini gösterdi. OSB rehabilitasyonunda çocukların motor yeterlilik düzeylerini artırmanın aktivite bağımsızlığının sağlanmasında ve günlük yaşama katılımlarının artmasında önemli role sahip olduğu görüldü. Anahtar Kelimeler: OSB, ICF, duyu profili, motor yeterlilik, fizyoterapi ve rehabilitasyon
Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuğu olan ebeveynlerin günlük rutinleri kullanımları ile öz yeterliliklerinin incelenmesi
Bu araştırmada, Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı bulunan çocukların ebeveynlerinin günlük rutinleri kullanım durumları, ebeveyn öz yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve günlük rutinleri kullanım durumu ile ebeveyn öz yeterliliğinin bazı demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre planlanmış olup, kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya Otizm Spektrum Bozukluğu tanılı çocuğu olan 102 (84 anne ve 18 baba) ebeveyn katılmıştır. Veri toplama aracı olarak literatür taraması sonucunda 5 alan uzmanı ve 1 istatistik uzmanından görüş alınarak oluşturulan "Otizm Spektrum Bozukluğu Tanılı Çocukları Olan Ebeveynlerin Günlük Rutinleri Kullanım Durumu Kontrol Listesi", "Demografik Bilgi Formu" ve "Çocuğu Otizm Spektrum Tanısı Almış Ebeveynlerde Ebeveyn Yeterlilik Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler çocukların cinsiyetine, yaşına, tanı aldığı yaşa göre; ebeveynlerin ise yaşına, öğrenim düzeyine, sosyo-ekonomik düzeyine, çocuk sayısına ve cinsiyetine göre analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistik yöntemleri kullanılmıştır. Bulgulara göre; ebeveynlerin öz yeterlilikleri cinsiyete, yaşa, öğrenim düzeyine, çocuğun tanı aldığı yaşa, çocuk sayısına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmamıştır; ancak ebeveyn yeterlilik ölçeğinin alt boyutlarında ve günlük rutinleri kullanım durumuna yönelik yapılan analizlere maddesel boyutta bakıldığında anlamlı farklılıkların ortaya çıktığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlar literatür kapsamında bulgulanmış ve tartışılmıştır.
Otı̇zmlı̇ ve tı̇pı̇k gelı̇şı̇m gösteren çocuklarda jest kullanımının karşılaştırılması
Bu araştırmada sözel iletişim döneminde olan otizmli ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocukların anlatı görevlerinde sergiledikleri jestlerin karşılaştırarak incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 4-9 yaş aralığında olan, 15 otizmli ve 15 TGG çocuk katılmıştır. Çocukların jest kullanımlarının incelenmesi amacıyla uzamsal, motor, soyut ve animasyon anlatı görevleri olmak üzere dört alanda görevler uygulanmıştır. Uygulama sırasında video kaydı alınmış ve kayıtlar üzerinden çocukların sergiledikleri jestler gösterici, ikonik, vurgulayıcı ve kendini düzenleme jestleri olmak üzere dört alt kategoride kodlanmıştır. Mevcut araştırmada otizmli ve TGG çocukların jest kullanım sıklıklarının, jest türlerinin ve anlatı kalitelerinin gruplar arasında karşılaştırmaları yapılmış ve otizmli çocukların kullandıkları jest türlerinin otizm puanlarıyla, dil becerileriyle ve anlatı kalitesiyle ilişkileri incelenmiştir. Analizlerde otizmli çocuklarda toplam jestlerin sırasıyla uzamsal, soyut, motor ve animasyon anlatı görevlerinde; TGG çocuklarda da sırasıyla uzamsal, motor, soyut ve animasyon anlatı görevlerinde çıktığı kaydedilmiştir. Araştırma sonucunda otizmli çocukların TGG çocuklarla karşılaştırıldığında soyut anlatı görevlerinde daha çok jest kullandıkları, TGG çocukların motor ve uzamsal anlatı görevlerinde anlatı kalitelerinin otizmli gruba kıyasla daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Otizmli çocuklarda farklı görev türlerinde jest sıklıkları arttıkça anlatı kalitesinin farklı boyutlarında azalmalarla ilgili ilişkiler saptanmıştır. TGG çocuklarda ise sadece animasyon anlatı görevlerinde bazı jestlerde jest sıklıkları arttıkça anlatı kalitesi puanlarında azalmalarla ilgili ilişkiler bulunmuştur. Sonuçlar dahilinde, araştırma bulguları tartışılmış ve gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur.
Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylerle çalışan özel eğitim öğretmenlerinin şefkat yorgunluğu deneyimlerinin incelenmesi
Bu araştırmada OSB tanısı olan bireylerle çalışan özel eğitim öğretmenlerinin şefkat yorgunluğuna dair deneyimlerini incelemek amaçlanmıştır. Araştrma nitel araştırma modellerinden olgubilim deseni ile tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu üniversitelerin özel eğitim öğretmenliği lisans programlarından mezun olan ve en az bir yıldır OSB tanısı olan bireyler ve aileleri ile çalışma deneyimi olan on özel eğitim öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmanın verileri katılımcılarla yapılan 20-50 dakikalık yarı- yapılandırılmış görüşmeler aracılığı ile toplanmıştır. Görüşme verilerinin analizi içerik analizi ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla her bir katılımcı için görüşme soruları ve alanyazın dikkate alınarak veri setinde yansıtıcı olduğu düşünülen açıklamara bir kod verilmiştir. Bu bağlamda 33 kod elde edilmiştir. Ardından ortak anlam ifade eden kodlardan kategorilere, kategorilerin karşılık geldiği kavramsal temsillerden ise temalara ulaşılmıştır. İçerik analizi sonucunda şefkat yorgunluğuna ilişkin risk faktörleri, şefkat yorgunluğu belirtileri ve şefkat yorgunluğu ile baş etme stratejileri olmak üzere üç tema belirlenmiştir. Araştırma bulguları görüşmelere katılan öğretmenlerin şefkat yorgunluğu belirtileri olarak değerlendirilebilecek deneyimlerden söz ettiklerini ve şefkat yorgunluğu belirtileri ile baş etme stratejileri geliştirdiklerini ortaya koymuştur. Ayrıca özel eğitim öğretmenlerinin ifadelerinde alanyazında şefkat yorgunluğu açısından riskli kabul edilen bazı faktörlerin de yer aldığını ve bu faktörlerin bazılarının OSB'ye özgü olduğunu göstermiştir. Bu araştırmanın, OSB tanısı olan bireylerle çalışan özel eğitim öğretmenlerinin şefkat yorgunluğu deneyimlerine bir ışık tutarak, erken tespit ve müdahaleyle bu duruma ilişkin farkındalığı artırmayı ve öğretmenlerin çalışma koşullarını iyileştirmeyi amaçlayarak alanyazına ve uygulamaya katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmanın bulguları alayzın bağlamında tartışılarak ileri araştırma ve uygulama ortamlarına yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylere çevrim içi cinsel istismarla başa çıkmada davranışsal beceri öğretiminin etkililiği
Bu araştırmada video görsel sahne sunumu ile desteklenmiş davranışsal beceri öğretiminin otizm spektrum bozukluğu tanısı olan bireylere çevrim içi cinsel istismarla başa çıkma becerisinin öğretimi üzerindeki etkililiğini incelemek amaçlanmıştır. Tek-denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modelinin kullanıldığı araştırmada 21-23 yaş aralığındaki üç erkek katılımcı ile çalışılmıştır. Araştırmanın başlama düzeyi ve yoklama oturumları çevrim içi ortamlarda, uygulama oturumları ise otizm spektrum bozukluğu tanısı olan bireylerin eğitim aldıkları kurumlarda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılımcıların edindikleri çevrim içi cinsel istismarla başa çıkma becerisini farklı kişilere genelleyip genellemediklerini belirlemek üzere genelleme oturumları; edindikleri hedef beceriyi koruyup korumadıklarını belirlemek üzere ise öğretim oturumları sona erdikten iki ve dört hafta sonra izleme oturumları gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları tüm katılımcıların çevrim içi cinsel istismarla başa çıkma becerisini edindiklerini, edindikleri beceriyi farklı kişilere genellediklerini ve öğretim sona erdikten sonra da koruduklarını ortaya koymuştur. Araştırmada ayrıca öznel değerlendirme yaklaşımı benimsenerek katılımcılar, katılımcıların aileleri ve öğretmenlerinden sosyal geçerlilik verileri toplanmış ve hem katılımcıların hem de ailelerinin ve öğretmenlerinin hedef beceri, video görsel sahne sunumu uygulamasının model olma basamağında sunulduğu davranışsal beceri öğretimi ve elde edilen sonuçlarla ilgili genel olarak olumlu görüş bildirdikleri gözlemlenmiştir.
Otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip ebeveynlerde aile yaşam kalitesi ve psikolojik esneklik
Bu araştırma, otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip ebeveynlerin aile yaşam kalitesi algılarını ve psikolojik esneklik düzeylerini inceleyen bir ilişkisel tarama çalışmasıdır. Araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip ebeveynlerin aile yaşam kalitesi ve psikolojik esneklikleri arasında istatikstiksel açıdan anlamlı bir farklılık olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, Türkiye'de İç Anadolu bölgesinde bir ilde yaşayan 0-18 yaş aralığında otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip 278 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmada, ebeveynlerin aile yaşam kalitesi algılarını ölçmek için "Beach Center Aile Yaşam Kalitesi Ölçeği", sosyo-demografik özelliklerine ilişkin bilgi edinmek için "Ebeveyn Kişisel Bilgi Formu" ve psikolojik esneklik düzeylerini ölçmek için ise "Psikolojik Esneklik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi bölümünde, öncelikle betimsel istatistikler yapılmış ve normallik varsayımları kontrol edilmiştir. Ardından ebeveynlerin psikolojik esneklik düzeyi ve aile yaşam kalitesi algıları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemek için Bağımsız Gruplar için T-testi; aile yaşam kalitesi ve psikolojik esneklik arasında önemli bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında; aile yaşam kalitesi toplam puan ve tüm alt boyutları, psikolojik esneklik toplam puan ve tüm alt boyutlarının otizm spektrum bozukluğu tanısına sahip çocuğu olan ebeveynlerin lehine anlamlı düzeyde düşük olduğu bulunmuştur. Ayrıca ebeveynlerde psikolojik esneklik ile aile yaşam kalitesi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular literatür çerçevesinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: psikolojik esneklik, aile yaşam kalitesi, otizm spektrum bozukluğu, ebeveyn
Tipik gelişen ve Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklarda taklit değerlendirme aracının güvenirlik çalışması
Bu araştırmada otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocuklarda gecikmeli seyreden gelişim alanlarından biri olarak kabul edilen taklidin değerlendirilmesi amacıyla geliştirilen Taklit Değerlendirme Aracı'nın erken çocukluk döneminde otizm spektrum bozukluğu (OSB) ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocuklarda taklit gelişiminin ölçümlenmesinde güvenirlik düzeyi incelenmiştir. OSB olan ve TGG katılımcı çocukların çalışma grubunu oluşturduğu bu araştırmada Taklit Değerlendirme Aracının güvenirliğine yönelik araştırma sorularına çıkarıma dayalı istatistikler kullanarak yanıt bulabilmek amacıyla betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmaya 12-30 ayları arasında 50 TGG çocuk ve 24-84 ayları arasında 54 OSB olan çocuk katılmıştır. Çalışmanın bulguları; OSB olan çocuklarda kendiliğinden taklidi ölçümlemede yüksek derecede bir güvenilirlik düzeyine sahip olduğunu, taklit edildiğinin farkına varma davranışlarını ölçümlemede orta derecede bir güvenirlik düzeyine sahip olduğunu, ipucuna dayalı taklidi ölçümlemede ise yüksek derecede güvenirlik düzeyine sahip olduğunu göstermektedir.
Otizm ve tipik gelişim gösteren çocukların şematik bellek performanslarının incelenmesi
Bu araştırmada otizmli ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocukların şematik bellek performansları karşılaştırılarak incelenmiştir. Araştırmada katılımcı çocukların şematik bellek performanslarını incelemek amacıyla ilişkili ve ilişkisiz farklı ortam ve nesne fotoğraflarının kullanıldığı deney materyalleri alanyazınla tutarlı olarak hazırlanmıştır. Çalışmaya 48-96 ay aralığında olan 20 otizmli ve 20 TGG'li çocuk katılmıştır. Araştırma da otizmli çocuklar ile TGG'li çocukların sözel olmayan zekâ performansları Renkli Matrisler Raven Zekâ testi kullanılarak eşleştirilmiştir. Araştırma kapsamında otizmli ve TGG'li çocukların dil becerileri, Türkçe Erken Dönem Dil Testi (TEDİL-3) uygulanarak değerlendirilmiştir. Çocukların şematik bellek puanları gruplar arasında karşılaştırılmış ve şematik bellek puanlarının, dil puanları ve sözel olmayan zekâ puanları ile ilişkileri grup içinde incelenmiştir. Araştırma sonuçları gruplar arasında TGG'li çocukların şematik bellek performanslarının otizmli çocuklardan daha yüksek olduğunu göstermiştir. Şematik bellek performansları ayrıntılı incelendiğinde TGG'li çocukların ortam ile ilişkisiz nesneleri, ortam ile ilişkili nesnelere göre daha fazla hatırladıkları görülmüştür. Otizmli çocukların şematik bellek performansları incelendiğinde ortam ile ilişkili ve ilişkisiz nesneleri hatırlamaya yönelik anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Araştırma bulguları tartışılmış, ileri araştırmalara yönelik önerilere yer verilmiştir.
Otizmli ve tipik gelişim gösteren çocukların oyun ve dil becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmada otizmli ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocukların oyun ve dil becerilerinin gruplar arasında karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve bu iki becerinin kendi arasındaki ilişkilerinin grup içinde incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya katılan okul öncesi dönemde olan 20 otizmli ve 20 TGG'li çocuğun bilişsel gelişim düzeylerini ölçümlemek amacıyla Gazi Erken Çocukluk Değerlendirme Aracı (GEÇDA) uygulanmıştır. Bilişsel performansları birbirine eşit olan otizmli ve TGG'li çocuklar araştırmaya dahil edilmişidir. Araştırmada çocukların oyun becerileri Lifter (2000) tarafından geliştirilen Gelişimsel Oyun Değerlendirmesi (GOD) kullanılarak değerlendirilmiştir. Serbest oyun ortamında Doğal Dil Örneği alımı yapılarak, Türkçe SALT programı aracılığı ile hesaplanan Ortalama Sözce Uzunluğu (OSU), Toplam Sözce Sayısı (TSÖZS) ve Farklı Sözce Sayısı (FSÖZS) değeri dil becerilerinin değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre iki grupta yer alan çocukların OSU değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamazken, TGG'li çocukların TSÖZS ve FSÖZS değerleri istatistiksel olarak otizmli çocuklardan daha fazla bulunmuştur. Çocukların oyun performansları gruplar arasında farklılaşırken otizmli çocuklar ayrımsız oyun kategorisinde TGG'li akranlarından daha fazla oyun davranışı sergilemişlerdir. TGG'li çocuklar ise özel fiziksel birleşimler, çocuk aracılı ve eklemeler oyun kategorisinde otizmli akranlarından daha fazla oyun davranışı sergilemişlerdir. Çocukların OSU, TSÖZS ve FSÖZS değerleri ile oyun becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.
Otizm spektrum bozukluğu'nda bir immün fenotip: kan-beyin ve bağırsak bariyeri proteinlerine karşı otoimmünite ve otistik belirtilerle ilişkisi
Otizm spektrum bozukluğu (OSB), kısıtlı ilgi alanı, tekrarlayan davranışlar ve sosyal iletişimdeki bozukluklarla karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur. Yüksek prevalansına rağmen, etiyopatogenezi tam olarak anlaşılamamıştır. Genetik değişiklikler, gastrointestinal anormallikler ve bağışıklık sistemi yanıtları ile ilişkili durumların, OSB'nin patofizyolojisinde rolü olduğu düşünülmektedir. Çalışmamızda temel olarak OSB'de otoimmün etkenlere bağlı klinik fenotiplerin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışmaya 4-10 yaş arası 41 OSB tanılı çocuk ile, yaş ve cinsiyet açısından eşlenmiş 24 sağlıklı çocuk dahil edilmiştir. Tüm katılımcılara klinisyen tarafından Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi- Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli- DSM-5 Türkçe Uyarlaması (ÇDŞG-ŞY-DSM-5-T), Çocukluk Otizm Derecelendirme Ölçeği (ÇODÖ), Pediatrik Gastrointestinal Semptomlar Anketi Roma III Versiyon (QPGS-RIII) ve Bristol Dışkı Skalası uygulanmıştır. Ebeveynlerden Sorun Davranış Kontrol Listesi (SDKL), Otizm Davranış Kontrol Listesi (ODKL), Yenilenmiş Conners Ana-Baba Derecelendirme Ölçeği Kısa Türkçe Formu (CADÖ-YK) ve Sosyal Cevaplılık Ölçeği (SCÖ) doldurmaları istenmiştir. Serum örneklerinde anti-klaudin-5 ve anti-β-katenin IgG otoantikor konsantrasyonları ölçülmüştür. Ayrıca her iki otoantikor için, tüm örneklerin analiz edilebilmesi amacıyla, standardize ELISA indeks değerleri hesaplanmıştır. OSB ve kontrol grubunda, anti-klaudin-5 ve anti-β-katenin IgG otoantikor konsantrasyon ve ELISA indeks değerleri karşılaştırılmıştır. OSB grubunda otoantikor ELISA indeks değerleri ile ölçek puanları arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Ek olarak OSB grubunda en az bir GİS belirtisi olan (GİS+) ve GİS belirtisi olmayanlarda (GİS-) otoantikor konsantrasyonları, ELISA indeks değerleri ve ölçek puanları karşılaştırılmıştır. Değişkenleri klinik olarak daha homojen alt gruplarda değerlendirebilmek için OSB grubu; stereotipik davranış ve tekdüzelikte ısrar (SD-TI), duyusal hipo/hipersensitivite (DH/H), sosyal ilişki/iletişim becerileri (Sİ/İ), DEHB belirtileri açısından yüksek ve düşük düzeyde semptom gösteren alt kümelere ayrılmış, bu alt kümelerde otoantikor konsantrasyonu, ELISA indeks düzeyleri karşılaştırılmıştır. Son olarak OSB grubu otoantikor ELISA indeksleri açısından yüksek ve düşük olan alt kümelere ayrılmış, iki grup arasında ölçek puanları karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda OSB grubunda gaz şikayetleri (GŞ) oranı, GİS+ oranı, anti-klaudin-5 IgG otoantikor konsantrasyonu ve ELISA indeksi düzeyi kontrol grubuna göre istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Anti-β-katenin IgG otoantikor konsantrasyonu ve ELISA indeksi açısından gruplar arasında istatiksel açıdan anlamlılığa yaklaşmasına karşın fark tespit edilmemiştir. OSB grubunda GİS+ olanların, GİS- gruba göre OSB şiddetinin daha düşük olduğu gözlenmiştir. Anti-β-katenin IgG ELISA indeksinin, SDKL uyuşukluk; ODKL beden-nesne kullanımı, dil becerileri, sosyal-özbakım; SCÖ sosyal biliş alt ölçeği ve SCÖ toplam puanı ile negatif ilişkisinin olduğu belirlenmiştir. OSB grubunda GİS+ ve GİS- gruplar arasında otoantikor konsantrasyon ve ELISA indeks düzeyleri açısından bir fark gözlenmemiştir. OSB grubunda kümeleme analizi ile oluşturulan SH-TI yüksek olan alt grupta anti-β-katenin IgG ELISA indeksi anlamlı düzeyde düşük gözlenmiştir. Anti-β-katenin IgG otoantikor ELISA indeksi yüksek alt grupta; ODKL beden-nesne kullanımı ve dil becerileri alt ölçek puanları anlamlı düzeyde düşük tespit edilmiştir. Anti-klaudin-5 IgG ELISA indeks alt grupları arasında ölçek puanları açısından anlamlı fark bulunmamıştır. Çalışmamız, OSB'de anti-klaudin-5 ve anti-β-katenin IgG otoantikorlarını inceleyen bilgimiz dahilindeki ilk çalışmadır. Sonuç olarak OSB'li hastalarda hastalık fenotipinden bağımsız olarak anti-klaudin-5 IgG otoantikor konsantrasyonu ve ELISA indeksi kontrol grubuna göre yüksek bulunmuştur. Anti-β-katenin IgG otoantikor konsantrasyonu ve ELISA indeksi için iki grup arası fark anlamlılık düzeyine yaklaşmıştır. SH-TI yüksek olan OSB alt grubunda anti-β-katenin IgG ELISA indeksinin anlamlı düzeyde düşük olması ve anti-β-katenin IgG ELISA indeksi yüksek olan grupta ODKL beden nesne kullanımı, dil becerileri alt ölçek puanlarının düşük bulunması, OSB'de otoimmün etkenle ilişkili daha hafif klinik fenotipe sahip bir alt grubun olabileceğini düşündürmektedir. Konu ile ilgili daha büyük örneklemli ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip ebeveynler için psikolojik sağlamlık ölçeği'nin geliştirilmesi, geçerliliği ve güvenilirliği
Bu çalışmanın amacı, otizmli çocukların ebeveynlerinin psikolojik sağlamlık düzeyini incelemek için geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Ölçülecek özelliklerin ve kavramsal yapının belirlemesi için literatürde yer alan psikolojik sağlamlık ile ilgili ölçekler ve psikolojik sağlamlık modelleri incelendi. Kapsam geçerliliğinin belirlenmesi için 9 uzmana Davis tekniğine göre uyarlanmış kapsam geçerlik formu iki kez uygulandı. Kapsam geçerliliği sonrasında oluşturulan taslak formuna pilot çalışma uygulandıktan sonra yeniden düzenlenen form 0-18 yaş arası otizm tanısına sahip çocukların ebeveynlerine uygulandı (n=556). 139 ebeveyne iki hafta sonra tekrar test uygulandı. Madde analizi ile ölçeğin iç tutarlığı değerlendirildi. Ölçeğin yapı geçerliğini incelemek için açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi teknikleri kullanıldı. Ölçeğin kapsam geçerlik indeksi 0,954 bulundu. Faktör analizi sonucu, 19 maddeden oluşan ölçeğin, toplam varyansın %53,88'sini açıklayan 5 faktörlü bir yapı gösterdiği görüldü. Doğrulayıcı faktör analizinde ise faktör birleştirme tekniğiyle oluşturulan yapıya ait model uyum indeksleri RMSEA=0,033; GFI=0,937; AGFI=0,913; NNFI=0,943; CFI=0,954; NFI=0,830; IFI=0,956 ve CMIN/df=1,293 olarak hesaplandı. Edilen model uyum indeksleri göz önüne alındığında, ölçüm modelinin uygun olduğu belirlendi. Ölçeğin güvenilirlik analizinde ölçek için ICC=0,984 ve Cronbach alfa=0,992 bulundu. Ön test ve son testler arasında çok güçlü korelasyon katsayıları bulunmuş olup iki ölçüm arası ilişki istatistiksel olarak anlamlıydı (r=0,984; p˂0,01). Sonuç olarak, geliştirilmiş beş boyuttan oluşan 19 maddelik bir ölçek yapısının geçerliliği doğrulanmıştır. Ölçeğin 0-18 yaş arası otizm tanısına sahip çocukların ebeveynlerinde psikolojik sağlamlık düzeyini incelemek için gerekli ölçütleri karşıladığı ve psikometrik özelliklerinin yeterli olduğu söylenebilir.
Otizmden kurtulma yanılgısıyla yaşamak: Annelerin deneyimlerine ilişkin bir gömülü teori çalışması
Araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu tanılı /şüphesiyle takip edilen çocuğa sahip annelerin deneyimlerini derinlemesine anlamak ve bunu açıklayan bir gömülü teori inşa etmektir. Araştırmada Charmaz'ın (2014) yapılandırmacı gömülü teori yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırmanın veri kaynakları 1) "Kadınlar Kulübü" isimli forum, 2) araştırma öncesinde otizmli çocuğa sahip annelerin deneyimlerini anlamaya ilişkin yapılmış olan dokuz görüşmenin transkripsiyonları ve 3) derinlemesine nitel görüşmelerdir. Araştırmanın başlangıç örneklemine, 10 katılımcının ortalama 1,5 yıl boyunca Kadınlar Forumu'nda yaptıkları paylaşımlar ve daha önce dokuz anne ile yapılan derinlemesine nitel görüşmelerin transkripsiyonları analiz edildiğinde ulaşılmıştır. Teorik örnekleme ise derinlemesine nitel görüşme yapılan dört anneden oluşmaktadır. Yapılandırmacı GT yaklaşımının veri analizi prosedürlerine göre yapılan analiz sonucunda inşa edilen gömülü teorinin en soyut kavramını, ebeveynlerin otizmden kurtulma düşüncesi oluşturmaktadır. Bu ana kategori etrafında oluşan alt kategorilerle beraber, en son aşamada "otizmden kurtulmaya çalışırken yol ayrımlarıyla ve iniş-çıkışlarla dolu bir annelik deneyimlemek" kavramsallaştırması altında gömülü teori yapılandırılmıştır. Gömülü teori, annelerin deneyimlerini üç süreç (tanı öncesi süreç, doktor süreci, otizm tanısı alma/ otizm şüphesiyle özel eğitime yönlendirilme sonrası süreç) ve üç yol ayrımı (doktora gitme kararı, özel eğitime başlatma kararı, yeniden doktora gitme/özel eğitime başlatma kararı) şeklinde açıklamaktadır. Araştırma sonucunda inşa edilen gömülü teori, alan yazında yapılmış olan ilgili çalışmalar ve var olan kuramsal açıklamalar bağlamında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: gömülü teori, otizm spektrum bozukluğu, özel gereksinimlilik, ebeveynlik
Otizm spektrum bozukluğuna sahip olan çocukların ebeveynlerine yönelik hanen more than words eğitim programının ebeveyn ve çocuk davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, otizm spektrum bozukluğunun (OSB) müdahalesinde kullanılan Hanen-More Than Words programının birincil olarak katılımcı ebeveynlerin duygu durumları, özyeterliği, etkileşimsel davranışları ve aldıkları sosyal destek üzerindeki; ikincil olarak ise çocuk etkileşimsel davranışları ile çocukların dil gelişimleri üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü uygulama alanı olan Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Dil ve Konuşma Terapisi Ünitesinde yürütülmüştür. Çalışmaya, toplam 14 OSB'li çocuk ve ebeveyni katılmıştır. Ebeveyn değerlendirmelerinde 'Durumluk- Sürekli Kaygı Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Anne Baba Stres Ölçeği, Anne-Babalık Becerilerinde Özyeterlik Ölçeği, Ebeveyn Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği' kullanılmıştır. Çocukların etkileşimsel davranışlarını ölçmek için 'Çocuk Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu' kullanılmış, dil gelişimleri ise 'Dil Gelişimi Tarama Envanteri' ve 'Türkçe Erken Dil Gelişim Testi' aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında kullanılan değerlendirme araçlarından farklı zaman aralıklarında veri toplama aşaması tamamlandıktan sonra verilerin analizinde müdahale öncesi ve müdahale sonrası ön-test son-test arası farklar hesaplanmıştır. Müdahale etkinliğini değerlendirmek için non-parametrik düzende Wilcoxon testi değerlendirmeleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ebeveynlerin More Than Words programı sonrasında gerçekleşen özyeterlik düzeylerindeki, durumluk kaygı ve stres düzeylerindeki ve birçok etkileşimsel davranışlarındaki değişim oranının More Than Words programı öncesinde gerçekleşen değişim oranından istatistiksel olarak farklı olduğu (p < 0.05) görülmüştür. Araştırmada yer alan OSB'li çocukların birçok etkileşimsel davranışı ve sözel dil performanslarındaki değişim oranının More Than Words programı öncesi ve sonrası dönem arasında istatistiksel olarak farklılık göstermesi (p < 0.05), More Than Words programının OSB'li çocuklar ve ebeveynleri üzerinde olumlu bir etkisinin olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: otizm spektrum bozukluğu, hanen-more than words, dil gelişimi, ebeveyn odaklı müdahaleler
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara iletişim kurarken ileri düzey teknolojileri kullanma becerisi kazandırma
Bu araştırmada, Uygulamalı Davranış Analizi (UDA) temelli bir öğretim programı aracılığıyla Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklara iletişim kurarken (İstek bildirme) ileri düzey teknolojileri kullanma becerisi kazandırma amaçlanmıştır. Araştırmada, tek denekli araştırma yöntemlerinden davranışlar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Tohum Otizm Vakfı Özel Eğitim Okulu'nda eğitim almakta olan OSB tanılı 13 yaşındaki bir öğrenci araştırmaya denek olarak katılmıştır. Eğitim aracı olarak seçilen tablet teknolojisinde OSB'li çocuklara yönelik ilk Türkçe tablet uygulaması olma özelliği taşıyan Tohum-I yazılımı kullanılmıştır. Uygulamanın en önemli özelliklerinden biri çocuğun gereksinimlerine göre bireyselleştirilebilir olmasıdır. Uygulama, çocuğun ihtiyaçlarına göre ilgili bölümlere resim/fotoğraf eklenebilir, ses ve video görüntüsü yüklenebilir şekilde tasarlanmıştır. Araştırmaya konu olan iletişim becerisi OSB'li çocuklara öğretilecek en temel becerilerden biri olan istek bildirmedir. İstek bildirme olarak "içecek", "yiyecek" ve "tuvalet ihtiyacı" iletişim kurabilecekleri hedefler olarak seçilmişlerdir. Öğretim programı UDA'nın temel ilkeleri dikkate alınarak planlanmıştır. Araştırmada başlama düzeyi, yoklama, uygulama, genelleme ve izleme oturumlarında sistematik olarak etkililik verileri toplanmıştır. Elde edilen bulguların grafiksel analizi yapılmıştır. Grafik analizinde veriler, davranışlar arası çoklu yoklama modeline göre analiz edilip yorumlanmıştır. Sosyal geçerlilik verileri, alanda çalışan ve uygulamada görev alan özel eğitim öğretmenlerinin görüşlerinden elde edilen bilgilerle değerlendirilmiştir. Sosyal geçerlilik soru formundan elde edilen veriler için frekans hesaplaması yapılmış ve niteliksel olarak analiz edilmiştir. Gözlemciler arası güvenirlik verileri başlama düzeyi, yoklama, uygulama, genelleme ve izleme oturumlarında toplanırken; uygulama güvenirliğine ilişkin veriler sadece başlama düzeyi ve uygulama evrelerinde toplanarak analiz edilmiştir. Araştırmanın etkililik bulguları UDA temelli öğretim programının, iletişim kurarken ileri düzey teknolojileri kullanma becerisinin kazandırılmasında etkili olduğunu göstermektedir. Uygulama evrelerinin sonlandırılmasının ardından ortalama 2. ve 5. haftalarda düzenlenen izleme oturumlarında deneğin öğrendiği becerilerin kalıcılığını koruduğu ve farklı kişilere genelleyebildiği gözlemlenmiştir. Araştırmanın sosyal geçerlik bulguları, alanda çalışan özel eğitim öğretmenlerinin araştırma kapsamında sunulan öğretim sürecine ilişkin olumlu görüşler ifade ettiklerini göstermiştir. Bulgular ışığında konu tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, iletişim, ileri düzey teknoloji, istek bildirme
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda tablet bilgisayar yoluyla sunulan etkinlik çizelgesi ile dosyadan sunulan etkinlik çizelgesinin etkililiğinin karşılaştırılması
Özel eğitimin bir grubu olan otizm spektrum bozukluğu gösteren bireylerin eğitimleri gelişimsel açısından oldukça önemlidir. Bu çocukların eğitiminde kullanılan önemli eğitimsel araçlardan bir de etkinlik çizelgeleridir. Gelişen teknoloji özel eğitim gereksinimi olan bireylerin eğitimlerinde de önemli katkılar sunmaktadır. Geleneksel etkinlik çizelgeleri yerine tablet tabanlı etkinlik çizelgesi ile yapılan uygulamanın etkililiği araştırmanın amacıdır. Bunun için İstanbul ilinde bir özel eğitim kurumunda eğitim gören iki öğrenci katılımcı olarak belirlenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni olarak 3 hedef davranış (tişört giyme, el yıkama ve uçak yapma ve boyama) belirlenmiştir. Araştırma modeli tek denekli deneysel desenlerden ABC desenine göre tasarlanmıştır. Uygulama sonucunda tablet ile yapılan etkinlik çizelgelerinin dosya ile yapılan etkinlik çizelgelerine göre daha etkili olduğu belirlenmiştir. İlerideki çalışmalarda tablet ile yapılan etkinlik çizelgelerinin kullanımında etkili olabilecek farklı değişkenlerin etkisi araştırılabilir.
Otizm spektrum tanısı konulmuş çocuğa sahip ailelerin psikolojik süreçlerinin stres ve tükenmişlik bağlamında incelenmesi
Otizm tanısı almış çocukların rehabilite edilmesinde ebeveynlerin pek çok belirleyici rolleri bulunmaktadır. Otizmli çocukların ailelerin psikolojik süreçlerinin stres ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Otizmli çocuklar ve ailelerine yönelik araştırmada İstanbul Ataşehir ve İstanbul Kadıköy ilçelerindeki özel eğitim okullarındaki 103 aileyle görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada 'Kişisel Bilgi Formu', 'Aile Stresini Değerlendirme Ölçeği' ile 'Maslach Tükenmişlik Ölçeği" kullanılmış ve veriler SPSS: programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, otizmin ebeveynler tarafından inkar edilmesinin rehabilitenin önünde bir engel niteliği taşıdığını, kabullenmenin ise otizm rehabilitesinin ilk adımı olarak kabul edildiğini ortaya koymuştur. Çalışmada ayrıca engel düzeyi hafif olan çocuklar ile engel düzeyi ağır olan çocukların duygusal tükenme, tükenmişlik, karamsarlık, ana-baba ve aile sorunları ile aile stres ortalamalarının benzer düzeyde olduğu; buna karşın işlev yetersizliği, kişisel başarı ve duyarsızlaşma konusunda hafif OSB tanılı çocukların lehine olacak şekilde farklılaştığı yönünde sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmanın Ataşehir ve Kadıköy bölgesindeki 103 aileden oluşması, ulaşılan sonuçları sınırlı hale getirmektedir. Anahtar Kelimeler: OSB, OSBli Çocuklar, Ebeveynler, Stres, Tükenmişlik.
Otizm spektrum bozukluğu ve mental retardasyon tanısı alan çocuklarda uyku sorunları ile davranışsal sorunlar arasındaki ilişki
Merkezlerine devam eden Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) ve Mental Retardasyon (MR) olan çocukların uyku bozuklukları ve davranışsal sorunlarının incelenmesidir. Araştırma örneklemi, beş özel eğitim merkezinde eğitim gören toplam 59 kız 101 erkek olmak üzere 160 çocuk, ebeveynlerinden oluşmaktadır. Araştırmada üç tip ölçek kullanılmıştır. Çocuklarda var olan uyku sorunları için "Çocuklarda Uyku Ölçeği (ÇÜÖ)", davranışsal sorunların tespitine yönelik olarak "4-18 Yaş Çocuk ve Ergenler için Davranış Değerlendirme Ölçeği (ÇEDDÖ / 4-18)" ve eğitimciler tarafından doldurulan "Eğitsel Değerlendirme Ölçeği" olarak belirlenmiştir. OSB ve MR çocuklarında uyku sorunları ve davranışsal sorunlar arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığına yönelik yürütülen analizler sonucunda, davranış sorunları ile uyku sorunları arasında zayıf düzeyde bir ilişki olduğu görülmüştür. Cinsiyet değişkeni ve davranış bozukluğu arasındaki ilişki incelenmiş ve cinsiyet değişkeninin davranışsal sorunlar açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Davranışsal sorunların temel gruplar açısından farklılık gösterip göstermediğine yönelik yürütülen testler sonucunda davranışsal sorunların alt boyutları kapsamında anlamlı olarak farklılaşmadığı görülmektedir. Çalışmamızın sonuçları, OSB ve MR olan çocuklarda uyku sorunları ve davranış sorunları arasında negatif bir ilişki olduğu, davranışsal sorunların demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermediği sonucu elde edilmiştir. Çalışmamızın sonuçları, OSB ve MR çocuklarında uyku ve davranışları üzerine yapılacak müdahalelere aile eğitimleri ve ailelerin bilgilendirilmesine dikkat çekmektedir.
Otizmli çocuğu olan ebeveynlerin otizme yönelik söylemleri
Bu çalışmanın amacı, otizm tanısı almış çocuğu olan ebeveynlerin otizme ve otizmli çocuklarına dair ne tür açıklamalarda bulunduklarını ve bu açıklamalarına kaynaklık eden "açıklayıcı repertuarların" neler olduğunu incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, 4 ile 11 yaşları arasında otizmli çocuğu olan, İstanbul'da yaşayan 10 ebeveynle yarı-yapılandırılmış birebir derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler, katılımcıların onayı dahilinde ses kayıt cihazıyla kaydedilmiş ve daha sonra yazıya aktarılmıştır. Görüşme metinleri "söylem analizi" ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada kullanılan söylem analizi, Wetherell ve Potter'ın (1988) "açıklayıcı repertuarlar" yaklaşımına dayanmaktadır. Görüşmelerin analizi sonucunda, ebeveynlerin otizme yönelik açıklamalarına kaynaklık eden 6 farklı repertuara ulaşılmıştır: "Farklılık olarak otizm", "tıbbi problem olarak otizm", "engel/yetersizlik olarak otizm", "dini imtihan olarak otizm", "ötekileştirilme deneyimi olarak otizm", "kişisel gelişim imkanı olarak otizm". Katılımcıların açıklamalarına kaynaklık eden bu repertuarların, otizme yönelik toplumsal söylemlerle bağlantılı olduğu kadar katılımcıların dini inançları ve bireysel deneyimleriyle de ilişkili olduğu görülmektedir. Buna göre, katılımcılar, otizmli bir çocuğa sahip olma durumunu zorlayıcı ve yıkıcı bir durum olarak tanımlarken bir yandan da bu durumla baş etmede dini inanç alanından ve bireysel gelişim söyleminden destek almaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Otizm, ebeveyn kabulü, ötekileştirme, söylem analizi, açıklayıcı repertuarlar
Otizmin sosyal temsilleri
Otizm hem psikolojik hem nörolojik hem de otizmli bireylerin toplumun bir parçası olması sebebiyle sosyal bir olgudur. Toplumsal süreçleri ve değişimleri anlamanın yollarından biri, çeşitli olguların gündelik konuşmalar içerisinde nasıl anlamlandırılıp dolaşıma sokulduğunu incelemektir. Bu çerçevede bu çalışma, otizme yönelik sosyal temsilleri incelemeyi amaçlamaktadır. Moscovici'ye (1984) göre, sosyal temsiller sosyal etkileşim sürecinde şekillenen ve bireylerin dünyayı anlama ihtiyacını karşılamaya hizmet eden anlam kalıplarıdır. Bu bağlamda otizm de sosyal etkileşimler içerisinde inşa edilen sosyal bir olgu olarak ele alınmıştır. Araştırmanın katılımcıları; Bursa'da yaşayan, 18-60 yaş aralığında, 42'si erkek ve 58'i kadın olmak üzere 100 kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın amacına uygun olarak hazırlanmış olan 7 soruluk görüşme formu katılımcılarla yüze yüze görüşerek uygulanmış ve kaydedilen görüşmeler yazıya geçirilmiştir. Elde edilen veriler, tematik içerik analizi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda; otizmin bir hastalık/bozukluk olarak görüldüğü, otizmli bir birey olmanın zor ve olumsuz bir durum olarak karşılandığı, otizmli bireylerin olumsuz özelliklere sahip ve uyumsuz kişiler olarak algılandığı, otizmin daha çok erkek çocuklarda olduğunun varsayıldığı, otizmli bireylere ve ailelerine karşı acıma ve üzüntü hissedildiği görülmüştür. Sonuçlar, otizme yönelik yaygın ve güçlü tek bir sosyal temsilin olduğunu ortaya koymaktadır; "hastalık/bozukluk olarak otizm". Bu temsilin ise kendi içinde "iletişim sorunu olarak otizm" ve "biyolojik problem olarak otizm" şeklinde iki alt temsile ayrıldığı görülmüştür. Paylaşılan bu temsillerin, bilimsel bilgiden ziyade toplumsal etkileşimlere dayanan sağduyu bilgisinden kaynaklandığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Otizm, sosyal temsiller, tematik içerik analizi, nitel araştırma
6-11 yaş otizimli ve normal gelişim gösteren çocukların Covid-19 pandemisi süresince yaşadıkları sosyal, duygusal, davranışsal güçlükler ve yaşam kalitesi ile uyku alışkanlıklarının karşılaştırılması
Otizm spektrum bozukluğu (OSB) yaşam boyu devam eden bir gelişim bozukluğudur. Bu bozukluk bireyi bilişsel, duygusal, davranışsal ve sosyal anlamda önemli ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisinden etkilenme düzeylerinin de farklı olacağı düşünülmektedir. Bu düşünceden hareketle yapılan çalışmanın amacı 6-11 yaş ilkokula devam eden otizimli ve normal gelişim gösteren çocukların Covid-19 pandemisi süresince yaşadıkları sosyal, duygusal, davranışsal güçlükler ve yaşam kalitesi ile uyku alışkanlıklarının karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya OSB tanılı 11 kız ve 26 erkek olmak üzere 37 kişi ve normal gelişim gösteren 15 kız ve 22 erkek olmak üzere 37 kişi ile birlikte toplam 74 kişi katılmıştır. Çocuklar için bilgiler annelerinden alınmıştır. Bu kapsamda annelere içinde kişisel bilgi formu, Pediatrik Yaşam Kalitesi Ölçeği-Ebeveyn Formu, Güçler ve Güçlükler Anketi ve Çocuk Uyku Alışkanlıkları Anketi'nin olduğu anket formu uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda OSB tanılı çocukların, normal gelişim gösteren çocuklara oranla uyku alışkanlıkları daha kötü ve yaşadıkları güçlükler daha fazla bulunmuştur. Evde bulunan teknolojik alet sayısına göre OSB tanılı çocukların yaşam kalitesi puanları farklılık göstermektedir. OSB tanılı çocukların yaşam kalitesi puanları ile uyku alışkanlıkları ve güçler ve güçlükler puanları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Son olarak annelerin çocukları ile geçirdikleri zamanın artışına bağlı olarak yaşam kalitesinin arttığı ve uyku alışkanlıklarının düzeldiği görülmüştür. Elde edilen bulgular, Covid-19 pandemisinin özel eğitime ihtiyaç duyan OSB tanılı bireylerdeki etkilerinin incelenmesi açısından önemli görülmektedir.