Türk halk edebiyatı
249 theses under this subject heading
Türk halk şiirinde pınar motifi
?Yoksa yamacında çınar bir de pınarÖlmüşsün ha yaşamışsın neye yarar.?Halk edebiyatı nazım türleri açısından son derece zengindir. Halk edebiyatı nazım ürünleri; anonim halk edebiyatı, âşık edebiyatı ve dini-tasavvufi halk edebiyatı olmak üzere üç başlıkta incelenir. Bu nazım ürünlerinde birçok motif işlenmiştir. Halk edebiyatında karşımıza sık çıkan motiflerden biri de pınar motifidir.Yerden kaynayarak çıkan su, kaynak veya bu suyun çıktığı yer, memba anlamına gelen pınar halk edebiyatının birçok nazım türünde motif olarak işlenmektedir. Bazı yörelerde pınar; bulak, bulah, büngül, göze, büngür, bıngıldak, göz? vb. isimlerle karşımıza çıksa da özelliklerini yitirmemektedir.Toplumun su ihtiyacını karşılama görevini üstlenen pınarlar, zamanla birbirini sevenlerin buluştuğu ya da birbirini bekledikleri mekânlar olmuştur. Önceleri mekân olarak kullanılan pınarlar gerek yaşantı sonucu gerekse anlatıcının kabiliyeti neticesinde benzetme, abartma, kişileştirme ve mecaz anlamlarıyla da sık sık karşımıza çıkmaktadır.Halk, edindiği birtakım yaşantılar neticesinde pınarı mani, ninni, türkü ve ağıtlarında, manzum şekilde yazılan bilmece ve tekerlemelerde, koşma, semai, varsağı ve destanlarda, ilahi ve hikmetlerde bu anlam ve görevlerde başarılı bir şekilde işlemiştir.Gerek ihtiyaçtan gerekse yüklenen anlamdan dolayı pınar halk edebiyatı ürünlerinde duygu ve düşüncenin ifade edilmesinde bir motif olarak sıkça kullanılmıştır.Bu çalışmada amacımız pınarın bir motif olarak halk edebiyatı nazım türlerinde ne derece önemsenip kullanıldığını ayrıca ne tür anlamlar kazandığını örneklerle göstermektir.ANAHTAR KELİMELER: Pınar, motif, su kültü, subaşı, göze, halk şiiri
Kerem ile Aslı hikâyesi eş metinlerinde Jung'un dört arketipi
Bir milletin maddi manevi tüm değerlerini koruyup gelecek nesillere aktarmasıyla kültür oluşur. Halk anlatmaları da kültür aktarımını sağlayan önemli unsurlardandır. Halk hikâyeleri de halk anlatmalarının önemli bir bölümünü oluşturur. Halk hikâyeleri başlangıçta sözlü olarak aktarılmıştır. Halk hikâyecilik geleneğinde hikâyeler, âşıklar ve meddahlar vasıtasıyla yayılıp şekillenmiştir. Daha sonraki dönemlerde de yazıya geçirilmiştir. Halk hikâyeleri; sevda konulu olanlar, kahramanlık konulu olanlar, hem sevda hem kahramanlık konulu olanlar olarak kendi içinde sınıflara ayrılmaktadır. Kerem ile Aslı hikâyesi, sevda konulu hikâyeler arasında bulunmaktadır. Kerem ile Aslı hikâyesi Türk halk hikâyeleri arasında çokça bilinen bir hikâyedir. Hikâye sadece Türkiye ve Azerbaycan sahasıyla sınırlı kalmamıştır. Bugün tüm Türk dünyasında bilinmekte ve Türklerin gittiği her coğrafyada varlığını korumaktadır. Balkanlar'dan Anadolu'ya, Anadolu'dan Türk Cumhuriyetleri'ne kadar her yerde bilinmektedir. Kerem ile Aslı sevda konusunu içtenlikle işlemiştir. Bu sebeple çok sevilmiş ve sözlü gelenekte anlatıcısının gittiği, gördüğü, gezdiği yerler ile bir etkileşim hâlinde olmuştur. Bundan dolayı da eş metinler çeşitlenmiştir. Bu çalışma Kerem ile Aslı hikâyesinin batı sahasında bilinen eş metinleri ile sınırlandırılmıştır. Çalışmaya yüzlerce yıllık Türk toprağı olan Kerkük'ün de bir varyantı dâhil edilmiştir. Halkın hafızasında önemli yere sahip olan Kerem ile Aslı hikâyesi, Türk halk hikâyecilik geleneğinde görülen motifler yönünden de oldukça zengindir. Bu sebeple bu çalışmada hikâyede geçen motifler ve epizotlar da listelenmiştir. Hikâyenin bu yönlerden zengin olmasından dolayı arketipsel olarak da incelenmesi önem arz etmektedir. Tezimizin son kısmını "Analitikal Psikoloji"nin kurucularından Carl Gustav Jung'un "ilk örnek" dediği, kolektif bilinçdışını gelecek nesillere aktaran "arketip"lerinin Kerem ile Aslı hikâyesi üzerindeki incelemesi oluşturmaktadır. Bu hikâyede Jung'un, öne çıkan dört arketipi olan "anne", "anima-animus", "persona" ve "gölge" arketipleri esas alınmış ve Kerem ile Aslı hikâyesinde tespit edilmeye çalışılmıştır.
Modern kentte evlilik: Çorum örneği
İnsan hayatının üç önemli geçiş dönemi vardır bunlar; doğum, evlenme ve ölümdür. Bu dönemler, yaşamın farklı bir aşamasına geçildiğinin bir ifadesidir. Geçiş dönemi uygulama ve pratikleri üzerine, gerek dünya çapında gerekse Türkiye sahasında birçok çalışmanın yapıldığı bilinmektedir. İçinde bulunulan kültürel birikime, yöreye göre farklı şekillerde icra edilen pratikler kendi içinde zengin bir tablo oluşturmaktadır. Bu dönemlerden biri olan evlilik geçiş dönemi de, bulunduğu kültüre ve coğrafyaya bağlı olarak geçmişten günümüze çeşitli biçimlerde şekillendirilmiş ve icra edilmiştir. Zaman içerisinde değişerek ve dönüşerek sözlü veya yazılı olarak aktarılan kültürel unsurlar kimi zaman da yeni yaratmalarla günümüze gelmiştir. Bu değişim ve dönüşümün temel nedenleri arasında kırsal yaşamdan kent hayatına geçişten söz etmek mümkündür. Mekâna bağlı olarak yaşanan değişimler, yaşam pratikleri üzerinde etkili olduğu kadar kültürün değişim ve dönüşümüne de zemin oluşturmuştur. Çünkü mekân kolektif bilincin ve belleğin hamisidir. Mekânın hafızası kültürün uygulanış biçimini kolaylaştırdığı gibi mekânın değişimi de unutkanlığını ortaya çıkarır. Elbette değişim ve dönüşümün yalnız bu faktörler doğrultusunda gerçekleşmediğini söylemek mümkündür. Teknolojinin gelişmesi, modern yaşamın gerektirdiği gibi yaşama isteği, ürünlerin metalaştırılması ve kültürel unsurların endüstri ile biçimlendirilmesi de değişim ve dönüşüme neden olan unsurlar arasındadır. Özellikle bireyin kentte kim olarak algılandığı, tüketiminin yönlendirilmesi, tüketim alışkanlıklarının belirlenmesi üzerinde etkili olan kültür endüstrisi, moda ve popülerlik arasında geleneği yeniden şekillendirmiştir. Çalışmada, bu doğrultuda yaşanan gelişmeler Çorum il merkezi geçiş dönemi evlilik uygulama ve pratikleri ile ilişkilendirilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Başta yazılı kaynaklar olmak üzere Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu izni ile çalışmaya mülakat ve gözlem yöntemleriyle gerçekleştirilen görüşmeler kaynaklık etmiştir. Yapılan araştırma sonucunda, geleneğin moda ve popülerite arasında şekillendirildiği, modernitenin yaşam pratikleri üzerinde etkili olduğu buna bağlı olarak kültür endüstrisinin geleneği metalaşmış bir ürüne dönüştürdüğü, bireyin kültür anlayışının bu doğrultuda değiştirildiği söylenebilir. Elbette zamana, mekâna veya olağan seyrine bağlı olarak yaşanan değişimler olacaktır. Ancak, kültürel uygulama ve pratiklerin yapılış gayesinin dışında endüstriyel bağlamda gerçekleştirilmesi geleneğin özünün ve aslının unutulmasına da yol açacaktır. Başta bireye has olan unutuş biçiminin zamanla kolektif unutuşa yol açabileceği ön görülmektedir. Bu bağlamda bireysel çabalar, ulusal ve uluslararası uzlaşmalarla yerel kültürel renklerin, birikimin ve hafızanın yok olmaması yönünde birçok çalışmanın yapıldığı bilinmektedir. Bu anlamda yerel kültürlerin günden güne küresel kültür akıntılarıyla farklı bir yöne evrildiği ve yeni uygulama alanlarıyla bu akıntıların toplumda daha görünür olduğu çalışmada geçiş dönemi evlilik uygulamaları üzerinden değerlendirilmiştir.
Iğdır yöresi bayatı geleneği
Mâni, Anonim halk şiirinin önemli bir cephesini teşkil eder. Mânilerimizde Türk gelenek-görenekleri, Türkçenin söz varlığı ve kültür hazinesi saklıdır. Halkın duygusunu, inancını, acısını, zevkini nakşettiği bu ürün asırlar boyu sözlü gelenek sayesinde varlığını sürdürmüştür. Ilıman bir iklim özelliğine sahip olan ve doğa güzelliği ile Doğunun Çukurova'sı olarak adlandırılan Iğdır, millî kültürümüz açısından da son derece zengin bir geçmişe sahiptir. Üzerine pek araştırma yapılmayan Iğdır mânilerini hem yazılı ortama geçirmek hem de bu mâniler üzerine bilimsel çalışma yaparak bilim dünyasına katkıda bulunmak için bu çalışmayı başlattık. Bu yaptığımız çalışma Iğdır'da derlenmiş mâniler ile sınırlıdır ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde Türk halk edebiyatında mâni kavramı verilmiş, mânilerin tarihi süreci incelenmiş, araştırmacıların mâni üzerine yaptıkları tasniflere yer verilmiş ve Iğdır mânilerinin diğer anonim halk edebiyatı türleri ile ilişkisi incelenmiştir. İkinci bölümde Iğdır'da mâni söyleme geleneği değerlendirilmiş ve derlenen Iğdır mânileri konu, hazırlanış- uygulanış ve şekil bakımından olmak üzere üç ana tasnife tabi tutulmuştur. Üçüncü bölümde ise Iğdır mânileri içerik olarak incelenmiş ve halk bilim unsurları tespit edilmiştir. Sonuç olarak; derlenen mâniler üçüncü dizeleri baz alınarak alfabetik bir şekilde sıralanmış ve mânilerin içerisinde geçen arkaik kelimelerden bir sözlük oluşturularak anlamlandırılmaya çalışılmıştır. En son kısımda ise kaynakça, yazılı ve sözlü olmak üzere iki kısımdan oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Iğdır, Anonim Halk Şiiri, Mâni, Tasnif.
Artvin ili Murgul ilçesi folkloru (metin- inceleme)
Folklor yani halkbilimi; bir coğrafyanın, yörenin, ülkenin maddi ve manevi her türlü kültürel değerlerini kapsamına alır. Bu ürünleri çeşitli metotlarda değerlendirip analiz eder ve yorumlar. Artvin İli Murgul İlçesi Folkloru (Metin- İnceleme) isimli çalışmamızın konusu, ilçenin maddi, manevi kültürel değerlerini yansıtan mahsullerinin tespiti ve bunların incelenmesidir. Çalışmamızın birinci bölümünde Murgul'un coğrafi konumu, Artvin ile bağlantılı tarihi seyri, sosyal yapısı, ekonomik ve idari durumu, nüfusu genel bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde ilçeden derlenen halk edebiyatına ait manzum ve mensur ürünlere yer verilmiştir. Sınıflandırılan ürünler, birinci mısraların ilk harfleri esas alınarak alfabetik olarak sıralanmıştır ve incelenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde canlı ve cansız varlıklarla ilgili inanmalara yer verilmiştir. Dördüncü bölümünde halk hekimliği, beşinci bölümünde halk oyunları, altıncı bölümünde çocuk oyunları ve yedinci bölümünde halk mutfağı ile ilgili ürünler ele alınmıştır. Derleme yapılan Murgul ilçesine dair kapsamlı bir araştırma yapılmadığı için çalışmamızın amacı, ilçeye yönelik yapılabilecek araştırmalara ve dil çalışmalarına ışık tutmasıdır. Anahtar Kelimeler: Folklor, Derleme, Halk Edebiyatı, Artvin, Murgul.
Türk halk edebiyatında bir eğitim metodu olarak manzum metin örnekleri ve bunların Jung psikolojisi açısından tahlili
Folklor ürünlerinde halkın yaşama düzeni, sanat zevki, dünya görüşü, din anlayışı, düşünüş ve inanış sistemi ve bütün bunlarla ilgili gelenek ve görenekler bulunur. Kuşkusuz ki halk kendisini en doğal haliyle halk edebiyatı ürünlerinde sergiler. Halk edebiyatı ürünlerinin en belirgin niteliği `kalıplaşma? özelliğidir. Şekil ve yapılarda kalıplaşmalar olduğu gibi söylemlerde de kalıplaşmalar olduğu görülmektedir. Bu bağlamda Türk halk edebiyatının manzum ürünleri işlevsellikleri sebebiyle söylendiği topluma ait ipuçları taşıyan metinlerdir.Bu çalışmada Albert Bandura?nın Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramından yola çıkılarak manzum metin örneklerinin eğitim boyutu çözümlenmeye çalışılmaktadır. Bu gerçekten hareketle informal eğitimin bir parçası olarak nitelendirebileceğimiz Türk halk edebiyatında manzum metinlerin ?eğitim metodu? olarak bir işlev üstlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda doğrudan veya dolaylı olarak eğitim boyutu olan manzum metinlerde geçen arketiplerin C. G. Jung?un ?ortak bilinçdışı? kavramıyla ilişkili olduğu saptanmıştır.Sonuç olarak bu çalışmada Türk halk edebiyatının manzum ürünlerinden yararlanılarak sembollerin nasıl öğrenildiği sosyal bilişsel öğrenme kuramıyla çözümlenmektedir. Jung psikolojisiyle de sembollerin ilk çıkış noktaları yani orijinleri irdelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı, Toplumsal Kalıtım, Ortak Bilinçdışı, Manzum Metinler.
Kütahya-Altıntaş folkloru
Teknolojik yapıdaki hızlı ve çarpıcı gelişmeler, yaşamın hemen her yerinde olduğu gibi, bir zincir halinde kültürel birikimi de etkilemekte, insanoğlunun ilk çağlarındaki çok kültürlülüğünü, evrensel bir tek kültürlülüğe doğru götürmektedir. Bu durum folklorik ögelerin de hızla değişip yok olmasına ortam oluşturmaktadır. "Kütahya-Altıntaş Folkloru" adını verdiğimiz çalışmamızda, eksen alınan halkbilimi yöntemleri ile sözünü ettiğimiz kültür unsurları incelenerek, yöre insanının geçmişten geleceğe aktardığı tüm maddi ve manevi folklor ürünlerinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Herhangi bir halkbilimsel incelemeye konu edilmemiş olan Altıntaş coğrafyası sahip olduğu birikimle tipik bir İç Batı Anadolu yerleşmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Elde edilen bulgular, yörenin bir geçiş coğrafyası olduğunu doğrulamakla beraber, günümüzde hala canlı tutulan yöreye özgü bir folklor varlığının da bulunduğunu göstermektedir. Altı bölüm halinde vücuda getirilen çalışmada, edinilen bulgularla Altıntaş İlçesinin folklor hazinesinin kayıt altına alınarak, sonraki süreçte daha farklı araştırmalara kaynaklık etmesi öngörülmektedir.
Sivas türkülerinde mitolojik unsurlar
Türkü içinde yaşadığı toplumun dünya görüşünü, inançlarını, geleneklerini, sanat zevkini yansıtan ve yaşatan gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan çoğu kez bir doğa olayı, sevda, isyan, iskân, ölüm ya da kahramanlık sonucunda ortaya çıkan ve halkın içinde doğup yayılan özel bir dildir. İlk yaratıldığı şekilden ayrılarak halkın ortak yaratması şekline dönen zaman zaman değişik müzikal ve söz değişiklikleri (varyantlar) ile ayrı bir zenginlik gösteren ürünlerdir. Türkülerin tarihi çok eskilere dayanır. Türklerin; İslamiyet'ten önce yarattıkları, içinde kendi geleneklerini yaşam tarzlarını barındırdıkları kendilerine has bir edebiyat tarihi bulunmaktadır. Bu edebiyat birikiminin bir kısmı bugünkü halk şiirinin kaynağı olan sazla ve sözle söylenen şiirlerden oluşmaktadır. Türküler tek başına söz, müzik ve ritimden ayrı düşünülemez. Bu bağlamda türküler yazının henüz gelişmediği dönemlerde ozanın ve kopuzun kendi tınılarında meydana getirdiği bir aktarım biçimidir. Bu eserler ilk doğuşunda her ne kadar ferdi olarak başlamış gibi görünse de daha sonra tüm halkın yüreğinde yer bulmuş; durmaksızın her ozanın, aşığın dilinde yeniden renk, şekil ve konu bularak özgün duruma gelmiş ve topluma mal olmuştur. Sivas bölgesi türküler adına incelenecek olursa ozanlarının tavrı, üslubu, halk kültüründeki zenginlik ve âşık yoğunluğu bakımından diğer bölgelere göre bu özelliklerinden dolayı ayrı bir yer tutmaktadır. Sivas yöresine ait türkü sözleri ile mitoloji arasındaki ilişki mitolojik unsurlar bağlamında değerlendirilmiştir. Yörede yüzyıllardır varlığını sürdüren sözlü kültür birikimi ve bu kültürün yarattığı geleneğin aşıklar arasında geçerli olması, bunun genç kuşaklara aktarılmasına ve halen türkü yakma türkü söyleme geleneğinin canlı bir şekilde yaşamasına sebep olmuştur. İki ana bölümden oluşan bu çalışmada mitolojinin toplumdaki yeri, mitoloji nedir? toplumdaki yeri işlevselliği ve sembolleri nelerdir, türkü kavramı, türkü türünün tarihçesi, türkünün işlevleri ve özellikleri, türkü-mitoloji ilişkisine değinilmiştir. Çalışmada Türk Halk Müziği repertuvarı, Elektronik kaynaklar ve Sivas yöresine ait olan anonim türküler incelenip tasnifleri yapılmıştır. Mitolojik unsurları yansıttığını düşündüğümüz bu (Sivas yöresi özelinde) türkü sözlerinin incelemesi yapılmıştır. Herhangi bir mitolojik motifin Sivas türkülerinin sözlerinde yer alabileceği düşüncesinden hareketle türkü ile mitoloji arasındaki bağı ortaya çıkarma hedefi bu çalışmamızın doğuş noktası olmuştur. Anahtar kelimeler: Sivas, mitoloji, türkü, mitolojik unsurlar
Malatya halk kültüründe kayısı
Malatya, coğrafi konumu itibarıyla doğu ile batı arasındaki geçiş yolları üzerinde bulunan ve bu yönüyle birçok kültüre ev sahipliği yapmış bir Anadolu şehridir. Kadim Türk kültürünün izlerini taşıyan zengin bir halk kültürüne sahip olan Malatya'da, bu kültürün oluşumunda birçok değişkenin etkili olduğu görülmektedir. Bu değişkenlerden biri de çalışmamızın yapıldığı sırada Türkiye'nin Avrupa Birliği nezdinde coğrafi işaret tesciline sahip yedi ürününden biri durumundaki Malatya kayısısıdır. "Malatya Halk Kültüründe Kayısı" adını taşıyan çalışmada, şehirdeki halk kültürü ögeleri üzerinde kayısının etkileri ele alınmış; adlandırmalarda, halk mutfağında, oyunlarda, halkın içinde doğup halk tarafından yaşatılan çeşitli inanış, uygulama ve geleneklerde, halk edebiyatı ürünlerinde kayısının izi sürülmüştür. Bu bağlamda Malatya ve ilçelerinde derleme, araştırma ve inceleme faaliyetleri yapılmış, yazılı ve sözlü kaynaklardan elde edilen halk kültürü ürünlerinde kayısının etkisi örneklerle sunulmuştur.
Malatya (Merkez) halk kültüründe bitki
İnsan var olduğu günden itibaren çevresiyle ilişki içinde olmuştur. Bunun doğal bir sonucu olarak bitkiler insan hayatında çeşitli işlevlerle yer almıştır. Alan araştırması yöntemleri kullanılarak hazırlanan bu tez çalışmasında, bitkilerin halk kültüründeki uygulama alanları ve kullanış amaçları Malatya-merkez özelinde tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, görüşme, gözlem ve anket yöntemleri kullanılmıştır. İki bölümden oluşan bu tez çalışmasında Malatya şehir merkezinde ikamet eden 52 kişi ile görüşme sağlanıp konuya ilişkin sahip oldukları bilgi birikimleri kayıt altına alınmıştır. Araştırma ve araştırma alanı hakkında gerekli açıklamalar çalışmanın girişinde verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde "Kavramsal Çerçeve" başlığı altında halk biliminin gelişimi hakkında bilgiler aktarıldıktan sonra konunun daha iyi anlaşılabilmesi için insan-doğa ilişkisi ve bitkilerin Türk halk kültüründeki yeri ve önemi konuları ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünü bulgular ve tartışma oluşturmaktadır. Araştırma alanında elde edilen malzemeler; geçiş dönemleri, halk hekimliği, halk inanışı, halk kozmetiği, halk mutfağı, halk edebiyatı başlıkları kullanılarak ilgili alanlarda ele alınmıştır. Çeşitli kaynaklardan yararlanılarak tespit edilen halk bilgisinin tarihi, dini ve mitolojik kökenleri açıklanmaya çalışılmıştır.
Âşık Latif Arslan'ın hayatı, sanatı, şiirleri
Halk edebiyatı üzerine oluşturulan literatür içerisinde âşıklarla ilgili olarak yapılmış olan monografik çalışmalar önemli bir yer tutmaktadır. Halk edebiyatında manzum şiirler söyleyen icracıların adlandırılması araştırmacıların üzerinde durduğu inceleme konularından biri olmuştur. Çalışmada Latif Arslan saz çalabilmesi ve âşık edebiyatının geleneksel temalarını kullanması sebebiyle âşık olarak nitelendirilmiştir. Tezimizin inceleme konusunu Latif Arslan'ın hayatı ve edebi kişiliği oluşturmaktadır. Eski Türk kültüründen beslenerek günümüze kadar devam eden ve çağın değişikliklerine ayak uydurarak güncellenen âşıklık geleneğinin temsilcileri Türk dünyasının dört bir tarafına dağılmıştır. Latif Arslan bu geleneğin Kahramanmaraş ilindeki temsilcisidir. Çalışmada Latif Arslan'ın hayatı hakkında bilgiler verilmiş ve şiirleri şekil-içerik-üslup özellikleri bakımından değerlendirmeye alınmıştır.
Halep Türkmenleri çocuk oyunları
Oyun, fiziksel bir aktiviteye dayanmakla birlikte içerisinde bulunduğu kültürden bağımsız olarak değerlendirilemeyeceği için kültürel bir arka plan barındırmaktadır. Dolayısıyla bir toplumun oyunları o toplumun kültürü ile ilgili veriler de sunmaktadır. Bu çalışmada Halep Türkmenlerinin çocuk oyunları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda hem Suriye hem de zorunlu göç sonrası Türkiye'nin çeşitli illerine gelen Halep Türkmenleri arasında derleme faaliyetleri gerçekleştirilmiş ve tespit edilen oyunlar çalışmanın içeriğini oluşturmuştur. Çalışmada yer verilen oyunlar, oynanma biçimi, kuralları, oyuncu sayıları gibi özellikler bakımında tanıtılmıştır. Daha sonra oyunlarda yer alan yerelleşmeye ilişkin unsurlar, ebe seçiminde kullanılan yöntemler ve oyunlarda yer alan sözlü formeller, oyunların isimlendirilmesinde etkili olan faktörler hakkında bilgiler verilmiştir.
Hamzaname: Metin - dizin (14. Cilt)
Bu çalışmada Hamzavî'nin 14. yüzyılda yazıya geçirdiği söz varlığı ve dil bilgisi bakımından Eski Anadolu Türkçesinin dil özelliklerini yansıtan Hamzanâme'nin Yapı Kredi Sermet Çifter Kütüphanesi'nde bulunan 14. cildi ele alınmıştır. Çalışma metnin yazı çevirimi ve çözümlemeli dizininden oluşmaktadır. Çalışmanın amacı metnin doğru şekilde okunarak çözümlemeli dizininin yapılması, böylece edebiyatımızda önemli bir yere sahip olan Hamzanâmeler'in bir cildinin daha günümüz Türkçesine kazandırılmasıdır. Çalışmayla Hamzanâmeler'in edebiyatımızdaki yeri ve önemini belirlenmeye çalışılmaktır. Üzerinde çalıştığımız metin 19. yüzyılda istinsah edildiğinden, Eski Anadolu Türkçesine özgü dil özelliklerinden kimileri eserde farklı biçimlerde yer almıştır. Müstensihin yazımda yaptığı yanlışlar da metinde ikili yazımların oluşmasına neden olmuştur.
Gebze Halk Kültürü monografisi
"Gebze Halk Kültürü Monografisi" başlıklı bu çalışmada Kocaeli'nin Gebze ilçesindeki geçiş dönemleri olan doğum, sünnet, askerlik, evlenme, hac ve ölüm âdetleri ve bunlara bağlı inanç ve pratikler; bayramlar, tören ve kutlamalar, halk inanışları, halk mutfağı, halk bilgisi üzerinde durulmuştur. Çalışma yedi bölümden oluşmaktadır. Yazılı kaynaklar ve görüşme yöntemiyle tespit edilen sözlü kaynaklardan ulaşılan bilgiler belirli bir yöntemle sınıflandırıldıktan sonra üzerinde gerekli incelemeler ve düzeltmeler yapılmıştır. Tespit edilen âdet ve inanmaların Gebze'nin eski inanç sistemleriyle olan bağlantıları kurulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda görüşme sırasında elde ettiğimiz fotoğraflar ek olarak sunulmuştur. Bu araştırmanın sonucunda Gebze halk kültüründe, Anadolu kültürüne ait genel izlere ve kendi içlerinde oluşturdukları farklı folklorik unsurlara rastlanmıştır. Gebze'nin yerel halkının kendi öz kültürlerini oluşturan "Manav" topluluğuna ait folklorik unsurları, Anadolu'nun genel kültürüyle harmanlayıp yaşadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gebze, Halk Kültürü, Geçiş Dönemleri, Halk İnanışları
Karacaoğlan'da benzetme ve nitelemeler
Karacaoglan* da Benzetme ve Nitelemeler (Yüksek Lisans Tezi) Tez özeti Bu tez -Karacaoglan' da Benzetme ve Nitelemeler- Onsu*-., Kısaltmalar, Gir is', İnceleme, Sonuç ve Kaynakça olmak uzwre bölümlere ayrı Imıst ir. Bu çalışmada "İnceleme" kısmı üç bolüme ayrılmıştır. "İnceleme" kısmının ilk bölümünde Karacaoglan' ırı çevresini ve çevresindeki varlıkları şiirlerinde nasıl yansıttığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla güzeller (sevgili, gelin, kız), basta olmak üzere kendisi, çocuk, ağlan, ana, yiğit, insan ve insan mizacı; sosyal çevre ve doğanın bu şiirlerde nasıl betimlenip nitelendiği üzerinde durulmuştur. Bu çalışmalar sonucunda Karacaoglan' in en -fazla güzeller üzerinde durduğunu ve onu tüm yönleriyle (ic ve dıs portreciyle) verdiğini görürüz. Onların saclarının samura, züiü-f ler inin kemende, kirpiklerinin oka, burunlarının fındığa, ağızlarının kutuya? memcvler inin elmaya, turunca, ayvaya benzediğini; ince belli ve güvercin topuklu olduklarını, baslarında yazma, gözlerinde sürme, burunlarında hırızma, kulaklarında küpe, kollarında bilezik;, parmaklarında yüzük ve topuklarında halhal bulunduğunu görürüz. Onların üzerlerindeki elbise mavi, yeşil, sarıdır; belleri sallı, kadife şalvarlıdırlar ve ayaklarında da mes vardır. Güzel (sevgili, gelin, kız), mizâc olarak hercaidir, zalimdir; âşığına hiç acımaz, onu yalanlarla avutur. Fakat, bazan da onun melek huylu olarak nitelendiği görülür. Bunun yanında bu şiirlerde yiğidin kurt gibi baktığını» mızrağını kapıp meydana çıktığını görürüz. Bu verilen örneklerden yiğidin belki -Fizik olarak cılız, çelimsiz birisiolmadığını anlarız? ama onun bu verilen özellikleriyle mert, delikanlı, cesur olduğunu kesinlikle çıkarabiliriz. Yani onun iç portresinin daha belirgin çizildiğini söyleyebiliriz. Bu şiirlerde bazı tiplerin ise yalnızca adının geçtiğini görürüz. örneğin çocuğun tip olarak oldukça silik çizildiğini; yalnızca adının geçtiğini görürüz. "Çoluk çocuk doldurmuşsun odana", "Çocuk kadar hatırımı görmedi" örneklerinde görüldüğü üzere, durumu acık seçik tespit etmek mümkündür. Karacaoglan' in çevresindeki insanları nasıl verdiği ele alındıktan sonra sosyal çevrenin nasıl verildiği belirlenmek istenmiş ve "Karacaoglan' da Sosyal Çevre" adlı bir başlık altında bu konu ele alınmıştır. Burada onun Sultan Murat ve vezirlerinden övgüyle bahsettiği tespit edildikten sonra toplumu en -fazla etkileyen faktörleri ortaya çıkarmaya yönelik bir çalışmaya gidilmiş ve ayrılık, gurbet, -felek, âsi; gibi kavramların ateşe, meye, oda, veya acı bir şerbete benzetilmesiyle, toplumu ne derece etkiledikleri gözler önüne serilmiştir. Daha sonra, Karacaoglan' in ilerine hile katan esnaflara, rüşvet alan beylere "İğneden ipliğe sorulur bir gün" dediği, halkın acizliğini ve bu kişilerin zalimliğini dile getiren bölüm, "Toplum Düzensizlikleri" baslığı altında ele alınmıştır. Hayvanlar ve Bitkiler konusunun ele alındığı bölümde ise, hayvan adlarının ve bitki adlarının dana çok onun sevgili ile ilişkisini anlatmasında ve onu tasvir etmesinde kullanıldığı göze çarpar. örneğin sevgili ceylana, kuğuya, yeşil başlı ördeğe benzetilir. Yine coğrafî unsurların da benzetmeler kurmaya yardımcı oldukları görülür. Bir çok şiirinde Karacaoğlan coşkunluğundan, heyecanından dolayı kendisini akarsulara benzetmektedir.İncelemenin ikinci bölümünde ise benzetme sanatlarının kullanılışı (teşbih ve istiare) ve dilbilgisel yapısı irdelenmiş; bu benzetme sanatlarının anlatım gücündeki yeri tespite çalışılmıştır. Bu benzetmeler, edat grubu, isnâd grubu, isim ve sıfat tamlamaları yapılarıyla birlikte verilmiştir. Edat grupları, son çekim edat ıy la bir isim unsurunun birleşmesinden oluşmuştur ( selvi gibi, arı gibi...), isim tamlamaları, soyut kavramları somutlaştırmak amacıyla kullanılmıştır (askın meyi, ayrılık defter i... ). Sıfat tamlamalarında ise sevgilinin uzuvları renk, parlaklık, sekil itibariyle daha güçlü bir varlığa benzetilmiştir (hilâl kas, mân yüz...), isnâd gruplarıyla benzetmeler yapıldığında ise küçüklüğünden dolayı dişe incilik, tatlı konuşmasından dolayı agıza sekerlik isnâd edildiği v.b. örneklere rastlandığı görülür. Burada sevgili ve özellikleri anlatılırken, benzeyenle benzetilenin yan yana olduğu teşbihlerin daha tu-' la kullanıldığı (alma yanak, kiraz dudak...); bunun yanında doğa nitelenirken kapalı istiarelere daha fazla yer- verildiği görülür. örneğin Çukurova'nın "bayramlık giymesi dolayısıylaT sevinçli bir çocuğa benzetildiğini yada kışın sert ve acımasız olması dolayısıyla azgın yüzlü bir insana benzet i ldigini görürüz. Ancak, güzellerin (sevgili, gelin, kız) bazı uzuvları verilirken de belirli klişelerden yararlanılmak durumunda kalındığı (meme yerine alma, ayva, turunç..-) ve açık istiarelere bas vurulduğu göze çarpar. İncelemenin üçüncü kısmında metafor lar in (deyim aktarması) nasıl kullanıldığı (Örneğin sevgisindeki coşkunluğu anlatmak için akarsular gibi " cağla-" fiilini kullanmıştır.), kendine özgü anlatım özelliklerinin neler olduğu; halk söyleyişlerini şiirlerinde nasıl yansıttığı(yunmak, hepisi, ıraf, ilam...) ortaya çıkarılmaya çalışılmış; şiirlerini doğayla nasıl iç içe verdiği gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Onun bu özelliği "Senin derdin benden beter menevse" ya da "Canım sana bu yaylalar vurgundur." dediğinde açıkça kendini göstermektedir. Çünkü bu, doğa tasvirinden daha da öteye giderek bir birliktelik hali ifade etmektedir. Bir de onun bu bölümde söyleyiş gücünü etkili kılmak için deyimleri nasıl kullandığı ve as sözle çok sey anlatmak amacıyla atasözlerini nasıl kullandığı ifade ödilmeye çalışılmıştır. örneğin, "Ayrılık elinden ciğerim delik" ifadesinde, ayrılığın verdiği acı "ciğerim delik" kavramıyla daha etkili bir anlama kavuşmuştur.. Bütün. bu çalışmalar sonucunda şunları söylemek mümkündür: Karacaoglan, güneyin toplum ve doğa koşullarını, insan ilişkilerini, değişik benzetme ve nitelemelerle yeniden yoğurmuş, ondan yeni bir birleşim yeni bir sür yaratmış bu yüzden de yüz yılları asarak yünümüze ulaşmış bir halk ozanı dır.
Adana`da aşıklık geleneği ve yaşayan Adanalı aşıklar (Derleme-İnceleme)
İçel efsaneleri üzerine bir araştırma
SUMMARY As we have seen that İçel area is rich in respect to oral works, we've decided to study about myths of İçel Our study consists of theoretic, investigation and written works. For the theory part we've utilized from İçel Adana, Ankarajibraries. We've mentioned the legem of İçel in the access part as we've evaluated the subject as preparing general information. We've seperatedthe Iffl legends into eight groups. Mien we were evaluating them we practised the historical, geographical coparative and sociological methods. We've mentioned the motifs of legends depending on the titles ofStith Thompson's study ealkd "Motif index of Folk LUeraiure "f hut as we couldn't see it directly we coulin' i find out the motif numbers. Afterwards, we've evaluated the legem in respect to being "holy", "true", "extraordinary" and to the motifs before Mmtiism and the motifs of Islamic term beliefs. IVe've found out ' me aadent AnotoBan dvUmdhtis' cuUurel marks, mentioned the motifs of legends and stories. We've mentioned the motif type tmmbers of legends about being flabbergasted from Soon Sakaoğlu' s written - work named " Anadom - Turk Efsanelerinde Taş Kesilme Motifi ve Bu Efsanelerin Tip Katalogu ". In the conehismn part evaluating the 101 legends we' ve found out the value of İçel legends in Turkish kgmdteMng tradition, the cultural marks of İçel people, the effects of; 1. Ancient Turkish euMure 2. Mamism culture 3. The marks of ancient Anatolian emulations. For the MbHsgraphy pari we've onfy mentioned (he written - sources we had seen and used We've prepared the index according to individual and place names. We've also mentioned the author names thai are in the footnotes to the mdmduat names index.
Kırgızların Karaç Döö Destanı (İnceleme-metin)
Destanlar, milletlerin mitolojilerinden toplumsal yaşamlarına ve arada bulunan maddesel ve maneviyat içeren tüm değerleri kapsaması yanında milletlerin estetik ve sanat değerlerinin de örneğini oluşturmaktadır. Aynı zamanda sözlü geleneğin geçmişten günümüze gelişimini göstermektedir. Sözlü anlatılar olmaları nedeniyle bir toplumdan başka toplumla, bir ulustan başka ulusla etkileşimde bulunmaları kaçınılmazdır. Türk destanları hususunda yapılan araştırmalar da bunu ispatlamaktadır. Orta Asya'da en eski toplumlardan biri olan Kırgızlar çok eski zamandan günümüze kadarki süreçte pek çok mühim siyasal, toplumsal hadiseler yaşamalarına karşın ulusal değer ve kimlikleri ile dinsel itikatlarını eski dini kalıntılarla birlikte muhafaza etmiş, nesilden nesile taşımayı başarabilmişlerdir. Kırgızlarda dünya ile ilgili tasavvurlar, itikatlar, gelenek, görenekler; tarihsel derinliklerden bugüne kadar süren müşterek kültür unsurları olarak destanlarda yaşatılmıştır. Kırgız destanları içerinde yer alan Karaç Döö Destanı Kırgızların destan geleneklerine özgü ögeler içermektedir. Karaç Döö Destanı, Kırgızların birlik ve beraberliği yönünde mesajlar verip tarihsel hakikatleri de içeren bir bağımsızlık mücadelesini anlatmaktadır. Çalışmada, Destan, Kırgızlar hakkında genel bilgi verilen giriş kısmından sonra Kırgız destanları ve Karaç Döö Destanını anlatan kısım bulunmaktadır. Son kısımda ise, sonuç ve Karaç Döö Destanı'nın transkripsiyonu ve Türkiye Türkçe'sine çevirisi yer almaktadır. Ayrıca metin merkezli folklor teorileri arasında bulunan Tarihi-Coğrafi Fin metodundan faydalanılmıştır. Bu metodun en önemli yapıtı, dünyaca meşhur halkbilimci Stith Thompson'un; "Motif Indeks of Folk Literature" (Halk Edebiyatı Motif İndeksi) adlı eseridir. Bu yapıttaki motif dizinine uygun olarak Karaç Döö destanının motifleri tasnif edilmiş ve destanda sık sık karşılaşılan motiflerin diğer Kırgız destanları ile benzer ve farklılıkları tespit edilerek genel bir karşılaştırma yapılmıştır.
Hamzaname (8. cilt, Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi) metin- inceleme
Bu çalışma Hamzanâmenin (8. Cilt Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi)halk edebiyatı içinde taşıdığı değerin ortaya konulmasını amaçlamıştır. Çalışma Türkedebiyatında Hamzanâmelerin kaynakları olan İslam tarihi, dinû kıssalar ve menkıbeler ileefsane ve masalar hakkında bilgi vererek başlamaktadır. Hamzanâmeler üzerine yapılançalışmaların tanıtımından sonra destan, hikayecilik ve meddâhlık geleneğindeHamzanâmelerin taşıdığı önem ortaya konulmaktadır.Tezimizin konusunu oluşturan yazmanın temin edildiği Yapı Kredi Sermet ÇifterAraştırma Kütüphanesinin yayını olan Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma KütüphanesiYazmalar Kataloğundaki diğer Hamzanâme yazmalarının ve konumuz olan 8. ciltHamzanâmenin tanıtımından sonra Hamzanâme metninin inceleme kısmı başlamaktadır.Hz. Hamza'nın menkıbevû hayatı 15. yüzyılda halk hikâyecileri tarafından Anadolu'da,Hamzanâme adıyla anlatılmaya başlanmıştır. Yaklaşık 50-60 cilt içinde birbirinin devamı olan150-200 hikâyeden meydana gelen Hamzanâmenin içindeki olaylar ve kahramanlıklarArabistan ve İran'da geçmekte; hikâye kahramanlarının hepsi Arap, Acem, Müslüman, kâfirve putperestlerden oluşmaktadır.Türkçe Hamzanâmeler, ilk kez 16. yüzyılda Hamzavû tarafından yazıya geçirilmiştir.Hamzavû'nin eseri zamanla daha da yayılmış, özellikle Yeniçeri Ocaklarında, sınır boyukalelerinde, kahvehanelerde el yazması kitaplardan okunmuş veya meddâhlar tarafındananlatılmıştır.Bu çalışmayla Hamzanâme ciltlerinden bir tanesinin biçim, üslûp ve içerik özellikleriortaya konulmaya çalışılmıştır. 106 varaklık eserin çeviri yazısı yapıldıktan sonra dil, üslûpözellikleri incelenmiş, eserdeki kişiler, mekân, zaman ve motifler tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Hamza, Hamzanâme, masal, efsane, halk hikayesi
Halk kitapları üzerine mukayeseli bir araştırma
Bu çalışma, Halk Kitapları Üzerine Mukayeseli Bir Araştırma adını taşımaktadır. Çalışmada öncelikli olarak halk kitapları üzerinde durulmuş, halk kitaplarının tarihçesi ve özellikleri verilmiştir. Devamında halk kitapları üzerine yapılan çalışmalar hakkında bilgi sunulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde ise başta Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde seminer derslerinin kuvvetlendirilmesi için okunan ve Fevziye Abdullah Tansel tarafından hazırlanmış olan "Klasik Türkçe Dinî Metinler" ile çalışmanın diğer eserleri olan "Mevlid-i Nebevi" ve "Leylȃ ile Mecnûn" adlı halk kitapları şekil ve muhteva bakımından incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise "Mevlid-i Nebevi" ve "Leylȃ ile Mecnûn" gibi halk kitabı olan eserlerden hareketle "Klasik Türkçe Dinî Metinler" adlı eserin bir halk kitabı olup olmadığı ortaya konmaya çalışılmıştır. Amacımız halk kitaplarına dair yeni bir araştırma ortaya koymak suretiyle bu alandaki bilimsel çalışmalara katkı sağlamak ve kıyıda köşede kalmış veya unutulmuş böyle eserleri gün yüzüne çıkararak Türk kültürüne ait yeni ürünleri bilimsel platformda tanıtmaktır.
Osmaniye Âşıklık geleneği ve Âşık Osman Çevik
Çukurova âşıklık geleneği ve Osmaniye âşıklık geleneği üzerine gecmisten günümüze pekçok araştırma ve teferruatlı çalışmalar yapılmıştır. Biz de Osmaniye yöresi âşıklık geleneğini geçmişten günümüze kadar ki olan dönemde değişen ve gelişen yönleriyle bugünün koşullarına göre inceledik.
Ebû Bekir b. Abdurrahmân el-Hüseynî'ye ait şecerenin değerlendirilmesi
Bu tezde, Osmanlı döneminin son âlimlerinden biri olan ve birçok eserin müellifi olan Seyyid Ebû Bekir el-Alevî el-Huseynî'nin hayatı ve ona ait Kitâbu Ukûdu'l-lu'lu'iyye isimli eseri ele alınmaktadır. Tezde kendi döneminde ilmî ihtiyacı karşılamak için farklı alanlarda çok sayıda eser yazan bu şahsın sadece mezkûr eserini inceleyip tanıtmak amaçlanmaktadır. Ebû Bekir el-Huseynî'nin telif ettiği eserler arasında ayrı bir yeri bulunan Ukûdu'l-lu'lu'iyye'de Hz. Peygamber'den (sav.) başlamak üzere sahabe, tabiîn, tabei tâbiîn ve Aleviyye tarikatına mensup olan bin küsur kişi zikredilmektedir. Bunların arasında tarihe mâl olmuş bazı önemli simalar da yer almaktadır. Mesela yedi Kurrâ imam-ı, Kütüb-i Sitte müellifleri, dört mezhep imam-ı ve meşhur sufîler burada kaydedilenlerden bazılarıdır. Bu eserin silsilesinde zikredilen kişilerin kalabalığından dolayı uygulanagelen şecere metotlarından farklı bir yöntem kullanılmıştır. Buradaki metot -bilindiği kadarıyla- ilk defa müellif tarafından uygulanmıştır. Bu yeni yöntemle hoca ile talebe ilişkisini göstermek için çizgiler kullanılmamış, bunun yerine numara sistemi geliştirmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Halk Edebiyatı, Ebû Bekir el-Huseynî, Kitâbu Ukûdu'l-lu'lu'iyye, Aleviyye Tarikatı, Hadramiye Tarikatı.
"Kasım Oğlan" ile "Gövher Kız ve Şiralı Bey" destanlarının motif indeksi
Sözlü gelenek eserleri içinde önemli yere sahip olan destanlar, ait olduğu toplumun hafızasını taşıyıp nesilden nesile aktaran ürünlerdir. Bu eserler, yapılan çalışmalar sayesinde bir topluma ait barındırdığı kültürel miras tespit edilmek ve gelecek nesillere aktarılmak açısından önem arz etmektedir. Bu düşünceden yola çıkarak, Türkmen destan geleneği içinde yer alan "Kasım Oğlan" ile "Gövher Kız ve Şiralı Bey" destanları incelenmiş, bunların motifleri belirlenmiş ve motif indeksi oluşturulmuştur. Bu kapsamda, anlatının parçalanamayan en küçük birimi olarak tarif edilen motif, sözlü gelenek içinde uzun yıllar anlatılagelen destanların zihinsel hafızada kalmasını sağlayan bir unsurdur. Bu tez çalışmasında metin merkezli halkbilimi kuramları içinde yer alan "Tarihi-Coğrafi Fin" yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemin en önemli eseri, dünyaca ünlü folklorist Stith Thompson'un; halkbilimi ve halk edebiyatı alanlarında yapılan çalışmalarda başucu kaynağı olarak kabul gören "Motif Indeks of Folk Literature" (Halk Edebiyatı Motif İndeksi) adlı kataloğudur. Adı geçen eserdeki motif dizinine uygun olarak "Kasım Oğlan" ile "Gövher Kız ve Şiralı Bey" destanlarının motifleri tasnif edilmiş ve her iki destanda sıklıkla karşılaşılan motiflerin benzer ve farklılıkları tespit edilerek genel bir mukayese yapılmıştır. Çalışma sonucunda her iki destanın motifleri harf ve sayı dizinine uygun olarak sıralanmıştır. Destanların Türkmen sahası destan geleneği içerisinde yer almasından dolayı benzer motiflerin daha fazla olduğu fakat farklı motifleri de barındırdığı tespit edilmiştir.
Osmaniye ili merkez ilçeye bağlı köy ve mahallelerde halk kültürü araştırması
Bu çalışmada Osmaniye Merkez ilçe ve Merkez ilçeye bağlı köy ve mahallelerdeki geçiş dönemleri olan doğum, evlenme, ölüm âdetleri ve bunlara bağlı inanışlar, bayram tören ve kutlamalar, halk inanışları, halk mutfağı, halk hekimliği ve anonim halk edebiyatı ürünleri ile ilgili araştırmalar yapılmıştır.Birinci bölümde halk kültürü ile ilgili olan ele alınan konularda yazılı kaynaklardan elde edilen teknik bilgiler verilmiş daha sonra sözlü kaynaklardan edinilen âdet ve inanmalar ilave edilmiştir. Sözlü kaynaklar ile yapılan derlemelerde elde edilen bilgiler incelenerek âdet ve inanışların eski Türk kültürü ile olan benzerlikleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.İkinci bölümde anonim halk edebiyatı ile ilgili olarak; manzum, manzum-mensur, mensur anonim halk edebiyatı ürünlerinden örnekler verilmiştir. Bölüm sonlarında biçim ve içerik yönünden değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmanın son bölümünde metinler içerisinde geçen ve genellikle halen kullanılmakta olan yerel kelimeleri kapsayan bir sözlük oluşturulmuştur.Bu çalışmanın sonucunda Osmaniye yöresinde yaşanmış ve yaşanmakta olan halk kültürünün, hem Orta Asya'nın hem de Anadolu'nun inanç ve kültür yapısından önemli ölçüde etkilendiği anlaşılmıştır. Bu oluşumlar İslâmiyet'in kabul edilişinden sonraki aşamada yeniden şekillenerek günümüz Osmaniye halk kültürünü meydana getirmiştir.Anahtar Kelimeler: Osmaniye, Halk Kültürü, Geçiş Dönemleri, İnanışlar, Anonim Halk Edebiyatı.