Duygu düzenleme
181 theses under this subject heading
Okul öncesi öğretmenlerinin çocukların duygu düzenleme becerilerini destekleyici uygulamalarına ilişkin görüşleri
Bu araştırmada, okul öncesi öğretmenlerinin, çocukların duygu düzenleme becerilerini destekleyici uygulamalarına ilişkin görüşlerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Çalışma nitel bir araştırma olup, yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla öğretmenlerin uygulamalarına ilişkin görüşleri alınmıştır. Katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yönteminden maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Maksimum çeşitlilik doğrultusunda belirlenen 28 öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmelerle elde edilen verilerin analizinde Nvivo 11 nitel veri analizi paket programından yararlanılmıştır. Araştırmada, okul öncesi öğretmenlerinin duygu düzenleme kavramını çoğunlukla duyguların kontrol altına alınması ve duyguların ifade edilmesi olarak tanımladıkları belirlenmiştir. Duygu düzenleme becerilerinin kazandırılmasında okul öncesi dönemin kritik olduğunu ve aile, öğretmen ile medyanın bu becerilerin gelişiminde etkisi olduğunu vurgulamışlardır. Öğretmenlerin çoğu, çocukların duygu düzenleme becerilerinin yaş ile bağlantılı olarak gelişim gösteren belirli aşamalar halinde gerçekleştiğini dile getirmişlerdir. Öğretmenler, çocukların, başkalarının duygularını anlama becerilerini kazanma konusunda benmerkezci yapılarından dolayı zorluk yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca öğretmenlerin çoğu, çocuklarda öfke ve mutluluk duygusu ile daha sık karşılaştıklarını ve özellikle öfke duygusu ile baş etmenin çocuk ve öğretmen açısından zor olduğunu dile getirmişlerdir. Okul öncesi öğretmenleri yaptıkları uygulamalar sonucunda çocukların olumsuz duygu tepkilerinde azalma olduğunu, kendilerini ve duygularını daha doğru bir dil kullanarak ifade ettiklerini belirtmişlerdir. Öğretmenlerin çoğu, çocukların kendi ve başkalarının duygularını anlayabilme, duygularını ifade edebilme ve duygularıyla baş edebilme becerilerinin gelişebilmeleri için drama, sohbet, soru-cevap, empati kurdurma, sakinleştirme, mola uygulamaları ve resim çalışmalarından yararlandıklarını dile getirmişlerdir. Materyal olarak çoğunlukla duygu kartları ve kuklalardan yararlandıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin tamamı çocukların duygu düzenleme becerilerini geliştirmeye yönelik uygulamaların sürdürülebilir olması ve yaşanan güçlüklerin aşılabilmesi için ebeveynlerden destek aldıklarını belirtmişlerdir. Okul öncesi öğretmenleri, rehberlik servisinin ailelerle birlikte çalışmasını, lisans eğitimine duygu düzenleme ile ilgili bir ders eklenmesini, duygu düzenleme eğitimine yönelik olarak okullarda proje yapılmasını, uygulamaya yönelik olarak öğretmenlere hizmet içi eğitim verilmesini, duygu düzenleme eğitimi uygulama kitapçığının oluşturulmasını, okul öncesi eğitim programında duygu düzenleme uygulamalarına yönelik olarak kazanım ve göstergelerin zenginleştirilmesini, okullardaki fiziki donanımın geliştirilmesini ve sınıf mevcutlarının düşürülmesini önermişlerdir. Sonuç olarak, öğretmenlerin çoğunun duygu düzenleme kavramını sınırlı bir şekilde algıladıkları ve buna bağlı olarak uygulama konusunda da eksiklikler hissettikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Dönem, Okul Öncesi Eğitim Programı, Duygu, Duygu Düzenleme, Duygu Düzenleme Becerilerinin Gelişimi.
Lisans öğrencilerinin olumsuz çocukluk çağı deneyimleri ve duygu düzenleme becerilerinin yürütücü işlevleri yordama düzeyinin incelenmesi
Amaç: Türkiye'deki bir devlet üniversitesindeki lisans öğrencilerinin Olumsuz Çocukluk Çağı Deneyimlerinin (OÇÇD) ve duygu düzenleme derecelerinin, yürütücü işlevlerini yordayıp yordamadığını ortaya çıkarmaktır. Yöntem: Araştırma deseni olarak nicel bir araştırma deseni olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu çalışmaya Eskişehir'de bir devlet üniversitesinde lisans öğrenimi gören 271 (%73) kadın, 100 (%27) erkek olmak üzere toplam (N=371) kişi dâhil edilmiştir. Verilerin toplanması için araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu, çocukluk çağı olumsuz yaşantılar ölçeği, duygu düzenleme ölçeği ve yürütücü işlevler ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verileri belirtilen ölçeklerin, yüz yüze gözlem altında doldurulmasıyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler Jamovi 2.4.11 programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, doğrusal korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi kullanılmış ve sonuçlar tablolar halinde sunulmuştur. Bulgular: Araştırma bulguları, OÇÇD ile yürütücü işlevler arasında negatif yönde düşük düzeyde bir ilişki olduğunu göstermektedir (p < 0,001). Yürütücü işlevler ile duygu düzenlemenin alt boyutu olan bilişsel yeniden değerlendirme arasında pozitif orta düzeyde, duygu düzenlemenin iki alt boyutu olan bastırma ile bilişsel yeniden değerlendirme becerileri arasında düşük düzeyde pozitif bir ilişkinin olduğu görülmüştür (p < 0,001). OÇÇD ile bilişsel yeniden değerlendirme ve bastırma arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığını göstermektedir (p > 0,05). Yürütücü işlevler ile bastırma arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p > 0,05). Çoklu regresyon analizi bulguları, OÇÇD'nin yürütücü işlev becerilerini olumsuz yönde, bilişsel yeniden değerlendirmenin ise olumlu yönde anlamlı bir şekilde yordadığını ortaya koymaktadır. Sonuç ve Öneriler: Bu araştırma, Olumsuz Çocukluk Deneyimlerinin (OÇÇD) üniversite öğrencilerinin yürütücü işlev becerileri üzerindeki önemli etkisini vurgularken, aynı zamanda bilişsel yeniden değerlendirmeyi bu bilişsel becerilerin kritik bir yordayıcısı olarak tanımlamaktadır. Bu sonuçlar, bilişsel gelişimi desteklemek için bilişsel yeniden değerlendirme gibi duygu düzenleme stratejilerini geliştirmeye odaklanan hedefli müdahalelerin uygulanmasını önermektedir.
4-5 yaş çocuğu olan anne ve babaların kabul red düzeyleri, çocukların duygu düzenleme becerileri ve duygusal davranışsal problemleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı 4-5 yaş çocuğu olan anne ve babaların kabul-red düzeyleri, çocukların duygu düzenleme becerileri ve duygusal ve davranışsal problemleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bunun yanında anne ve babaların kabul-red düzeyleri, çocukların duygu düzenleme becerileri ve duygusal ve davranışsal problemlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde resmi bağımsız anaokullarına devam eden 4-5 yaş 219 çocuk ve onların anne/babaları oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında "Ebeveyn Kabul Red Ölçeği (Anne formu/Baba formu)", "Duygu Düzenleme Ölçeği", "Güçler Güçlükler Anketi (Öğretmen formu)" ve araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma tarama modellerinden olan ilişkisel tarama modeline uygun olarak planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmada verilerin istatistiki çözümlenmesi için SPSS 26.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizi için betimsel analizler, Bağımsız Gruplar T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Tukey testi, Kruskal Wallis H Testi, Mann Witney-U Testi, Pearson Momentler Çarpım korelasyonu kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre anne ve babaların red düzeyi ile çocukların duygu düzenleme becerileri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Annelerin red düzeyleri ile çocukların duygusal ve davranışsal problemleri arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmazken babaların düşmanlık/saldırganlık ve ayrıştırılmamış red düzeyleri ile çocukların duygusal ve davranışsal problemlerinin bazı alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca çalışma grubundaki çocukların duygu düzenleme becerileri ve duygusal ve davranışsal problemleri arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Anne ve babaların kabul-red düzeyleri çocukların doğum sırası ve kardeş sayılarına göre, çocukların duygu düzenleme becerileri sosyoekonomik düzey ve anne öğrenim düzeyine göre ve çocukların duygusal ve davranışsal problemleri ise cinsiyet ve kardeş sayısı değişkenleri açısından farklılaşmaktadır. Son olarak annelerin kabul-red düzeyi ile babaların kabul-red düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Ebeveyn kabul-reddi, duygu düzenleme, duygusal ve davranışsal problemler
Bilinçli farkındalık temelli psikoeğitim programının bipolar bozukluk tanılı hastaların algılanan stres düzeyi ve duygu düzenleme stratejilerine etkisi
Bu araştırma, bipolar bozukluk tanılı hastalara verilen bilinçli farkındalık temelli psikoeğitim programının hastaların duygu düzenleme stratejileri ve algılanan stres düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırma ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel model olarak yürütüldü. Gaziantep ilindeki Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerine kayıtlı bipolar bozukluk tanısı almış hastalar araştırmanın evrenini, araştırma kriterlerine uyan 35 deney ve 36 kontrol grubu olmak üzere toplam 71 hasta çalışmanın örneklemini oluşturdu. Bilinçli Farkındalık temelli psikoeğitim programı haftada 2 oturum, toplam 6 oturum olarak grup eğitimi şeklinde uygulandı. Oturumlar 3 haftada tamamlandı.Veriler, Sosyodemografik Bilgi Formu, Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ), Duygu Düzenleme Anketi (DDA) ve Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ile toplandı ve SPSS 22.0 paket program ile analiz edildi. Çalışmaya katılanların; %61,9'u erkek, %86,3'ü evli, %53,5'i 25-44 yaş arasında olduğu, %66,2'sinin bipolar tanısını 20-39 yaşları arasında aldığı belirlendi. Son testte deney grubunun kontrol grubuna göre BİFÖ ve DDA Bilişsel Yeniden Değerlendirme boyutunun ortalamasının anlamlı düzeyde arttığı, ASÖ ve DDA Bastırma boyutunun ortalamasının anlamlı düzeyde azaldığı belirlendi (p<0.05). Grup içi karşılaştırmalarda deney grubunun ön teste göre son test BİFÖ, DDA Bilişsel Yeniden Değerlendirme puan ortalamaları anlamlı düzeyde arttığı, ASÖ ve DDA Bastırma puan ortalamaları anlamlı düzeyde azamıştır (p<0.01). Kontrol grubunun grup içi karşılaştırmalarında ise son testte DDA Bastırma ve ASÖ toplam puan ortalamalarında anlamlı bir değişiklik görülmedi (p>0,05). Bilinçli Farkındalık Temelli Psikoeğitim Programının hastaların bilinçli farkındalığını arttırmada, algılanan stresini azaltmada ve duygu düzenleme stratejilerinde olumlu yönde etkisi olduğu belirlendi. Bipolar bozukluk tanılı hastaların tedavisinde, bilinçli farkındalık temelli psikoeğitim uygulamalarının psikiyatri hemşireleri ve diğer ruh sağlığı profesyonelleri tarafından verilmesi önerilmektedir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde zorbalığın yaşam kalitelerine etkisi
Amaç: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocukluk çağının en sık görülen nörogelişimsel bozukluğudur ve bireyin gelişim düzeyine uygun olmayan dikkatsizlik, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtileri ile kendini gösterir. DEHB tanısı alan çocuk ve ergenlerin hem zorbalığa uğrama ve hem de zorbalık yapma açısından risk taşıdığı bilinmektedir, ancak DEHB'li çocuklarda akran zorbalığının yaşam kalitesi, duygu düzenleme stili ve yürütücü işlevler ile ilişkisi araştırılmamıştır. Bu çalışmada DEHB'li çocuk ve ergenlerde akran zorbalığının yaşam kalitesi, yürütücü işlevler ve duygu düzenleme yöntemleri ile ilişkisinin araştırılması hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları polikliniğinden DEHB tanısıyla takipte olan 10-18 yaşlar arasında olan 75 çocuk ve ergen dâhil edilmiştir. Katılımcılar DEHB ve eştanılarının belirlenmesi için Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi- Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonu- Türkçe Uyarlaması (ÇDŞG-ŞY-T) ile değerlendirildiler. Sosyodemografik özellikler için ebeveyn tarafından doldurulan sosyodemografik veri toplama formu, DEHB şiddeti için Conners Anababa Derecelendirme Ölçeği-Kısa Form, zorbalığın değerlendirilmesi için Olweus Öğrenciler için Akran Zorbalığı Anketi, duygu düzenleme yönteminin değerlendirilmesi için Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği (EİDDÖ), yaşam kalitesinin değerlendirilmisi için Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ) Çocuk formu ve yürütücü işlevlerin değerlendirilmesi için Yönetici İşlevlere Yönelik Davranış Değerlendirme Envanteri (YİYDDE) formu kullanılmıştır. Bulgular: Bulgular: Değerlendirmeler sonucunda özbildirim ölçeklerinde katılımcıların %24'ünün kurban, %12'sinin zorba ve %5,3'ünün zorba/kurban olduğu saptanmıştır. Kurban olanların fiziksel işlevsellik(t=2,060, p=0,046), duygusal işlevsellik(t=3,498, p=0,01), sosyal işlevsellik(t=4,647, p<0,001) ve toplam yaşam kalitesi(t=3,762, p<0,001) puanlarının kurban olmayanlarınkinden daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Zorba olanların fiziksel işlevsellik(z=-2,228, p=0.022), sosyal işlevsellik(z=-4,474, p<0,001) ve yaşam kalitesi(z=-3,838, p<0,001)puanlarının zorba olmayanlarınkinden daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Zorba olanların zorba olmayanlara göre duygusal işlevsellik puanları anlamlı yüksek tespit edilmiştir(z=-3,334, p=0.001). Okul işlevselliğinde zorbalığa dâhil olup olmamasına göre anlamlı bir fark saptanmamıştır. Yürütücü işlevler ve duygu düzenleme ölçeklerinde kurban olanlar ile kurban olmayanlar arasında anlamlı bir fark saptanmadı. Zorba olan çocuk ve ergenlerin daha çok dışsal işlevsel olmayan duygu düzenleme yöntemi kullandığı saptanmıştır(z=-3,751, p<0,001). Zorba olanların yürütücü işlevlerinin bastırma(z=-2,066, p=0.039) ve duygusal kontrol(z=-1970, p=0.049) boyutlarında zorba olmayanlara göre anlamlı farklılık saptanmıştır. Sonuç: DEHB tanısı olan çocuk ve ergenlerden akran zorbalığına dâhil olanlarının yaşam kalitesinin dâhil olmayanlara göre daha kötü olduğu tespit edilmesi, DEHB'li çocukların değerlendirmesinde psikososyal sorunların da ele alınması gerektiğini göstermektedir. Aynı zamanda akran zorbalığına dahil olan DEHB'li çocuklara yönelik müdahale programlarının oluşturulurken duygu düzenleme yöntemleri ve yürütücü işlevlerin de göz önünde bulundurulmasının faydalı olabileceği görülmektedir. Anahtar kelimeler: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Akran Zorbalığı, Yaşam kalitesi, Duygu Düzenleme Yöntemi, Yürütücü İşlevler
Ergenlerin duygu düzenleme ve iletişim becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmada ergenlerin duygu düzenleme ve iletişim becerilerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi ve duygu düzenleme ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel ve devlet liselerinde öğrenim görmekte olan, basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 13 ile 17 yaş arasında toplam 500 ergen oluşturmaktadır. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Duygu Düzenleme Ölçeği" ve "İletişim Becerileri Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde t-Testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ergenlerin duygu düzenleme becerileri ile cinsiyet, kardeş sayısı, ebeveynlerin medeni durumu, kendini algılama durumu, hobi ve iletişim kurabilme durumu arasında anlamlı bir farklılık bulunurken (p<.05), iletişim becerileri ile cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, lise türü, kendini algılama durumu, hobi ve iletişim kurabilme durumu arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<.05). Ayrıca ergenlerin duygu düzenleme becerileri artıkça iletişim becerilerinin de arttığı belirlenmiştir.
Depresyon tanılı hastalarda bilişsel esneklik ve duygu düzenleme becerilerinin semptom şiddetineetkileri
Bu araştırma, majör depresif bozukluk tanılı hastalarda bilişsel esneklik ve bilişsel duygu düzenleme becerilerinin semptom şiddetine etkisini belirlemek ve aralarındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir Bir devlet hastanesinin psikiyatri polikliniğine başvuran majör depresyon tanısı almış hastalar araştırmanın evrenini, araştırma kriterlerine uyan 188 hasta çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Beck Depresyon Envanteri (BDE), Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ) ve Bilişsel Esneklik Envanteri (BEE) kullanılarak toplanmıştır. Hastaların depresif semptom şiddeti oldukça yüksek, bilişsel esneklikleri orta düzeyde olduğu saptandı. Depresif semptom şiddeti ve bilişsel esneklik düzeyi arasında negatif yönde ilişki olduğu, bilişsel esnekliğin depresif semptom şiddetini yordayan bir değişken olduğu ve % 17'sini açıkladığı belirlendi. Hastaların bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden en fazla "Düşünceye odaklanma (ruminasyon)" stratejisini kullanma eğiliminde oldukları görüldü. Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin depresif semptom şiddetini yordayan bir değişken olduğu ve depresif semptom düzeyindeki değişimin %25.5'ini açıkladığı belirlendi. Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden yıkım, kendini suçlama, diğerlerini suçlama ve kabul etme ile depresif semptom şiddeti arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu bulundu. Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden "pozitif tekrar odaklanma", "bakış açısına yerleştirme", "pozitif tekrar gözden geçirme", "plan yapmaya tekrar odaklanma" ile depresif semptom şiddeti arasında negatif yönde ilişki olduğu bulundu. Hastalarda semptom yönetiminde, bilişsel esneklik ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden "pozitif tekrar odaklanma", "bakış açısına yerleştirme", "pozitif tekrar gözden geçirme", "plan yapmaya tekrar odaklanma" düzeyi arttığında depresif semptom şiddeti de azalmaktadır. Hastaların semptom şiddetlerini azaltmaya, bilişsel esneklik ve bilişsel duygu düzenleme düzeylerini arttırmaya yönelik hemşirelik girişimlerin planlanıp uygulanması önerilir
Ürün yerleştirme uygulamalarının tüketici satın alma niyeti ile olan ilişkisinin ortaya çıkartılmasına yönelik pilot bir araştırma
İşletmeler pazarlamaya çalıştıkları ürünleri ve özelliklerini reklamlar aracılığıyla tüketicilere ulaştırmaktadırlar. Reklamlar tüketiciye ulaşmada en etkili yollardan birisidir. Fakat günümüzde artan rekabetle beraber işletmeler tüketicilere ulaşmak için daha etkili iletişim yollarını aramaktadırlar. Bu yeni yollardan birisi ise ürün yerleştirmedir. Bu çalışma ürün yerleştirme uygulamalarının tüketici satın alma niyeti ile olan ilişkisinin içsel ve dışsal faktörler altında incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırma kapsamına Çukurova Üniversitesi merkez kampüste eğitim gören 420 üniversite öğrencisi dâhil edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre üniversite öğrencilerinin ürün yerleştirme uygulamalarına yönelik tutumlarının olumsuz olmasına rağmen kıyafet, ayakkabı ve moda ürünleri uygulamada kabul edilebilir bulunmuştur. Araştırmada ürün yerleştirmeye yönelik tutumlar ile dış görünüşü iyileştirme ve marka bilinci arasında pozitif bir ilişkinin olduğu ortaya çıkmıştır. Fakat ürün yerleştirmeye yönelik tutumlar ile kendini denetleme davranışı, gelecekteki satın alma niyeti ve tv izleme süresi arasında bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca ürün yerleştirmeye yönelik tutumun cinsiyet ve gelire göre bir farklılık göstermediği ortaya çıkmıştır.
Çocuk ve ergenlerde Duygu Düzenleme Ölçeği'nin Türkçeye uyarlanması
Bu çalışmanın amacı, Gullone ve Taffe'ın (2012) çocuk ve ergenlerin duygu düzenleme stratejilerini ölçmek için Gross ve John'un (2003) Duygu Düzenleme Ölçeği'nden (Emotion Regulation Questionnaire) uyarlamasını yaptığı Çocuk ve Ergenlerde Duygu Düzenleme Ölçeği-ÇEDDÖ'yü (Emotion Regulation Questionnaire for Children and Adolescents) Türkçeye uyarlamaktır. Çalışma grubunu Adana ilinin merkez ilçelerindeki ortaokul ve liselerde 2017-2018 yılları arasında öğrenim gören, 10-18 yaşlar arasındaki 1048 (558 kız ve 490 erkek) öğrenci oluşturmaktadır. ÇEDDÖ'nün dil geçerliği için çeviri çalışmaları dört İngilizce öğretmeni tarafından yapılmıştır. Çukurova Üniversitesi'nde görev yapmakta olan altı öğretim üyesinden çevirilerle ilgili görüşleri alındıktan sonra ölçeğin Türkçe formu oluşturulmuş ve geri çevirisi yapılmıştır. ÇEDDÖ'nün yapı geçerliğini ölçmek amacıyla Doğrulayıcı Faktör Analizinden (DFA) faydalanılmıştır. DFA bulguları, ölçek yapısının, bu çalışmada yeniden değerlendirme ve bastırma şeklinde tanımlanan iki ayrı boyuttan oluştuğunu onaylamıştır. Yeniden değerlendirme altı, bastırma alt boyutu dört maddeden oluşmaktadır. DFA sonuçları farklı yaş grupları (10-12, 13-15, 16-18) ve her iki cinsiyet için benzer şekildedir. Ölçeğin ölçüt bağıntı geçerliği ortaokul öğrencilerinde Çocuklar için Depresyon Ölçeği ve lise öğrencilerinde Hızlı Büyük Beşli Kişilik Testi aracılığıyla incelenmiştir. Ortaokul öğrencilerinin depresyon düzeyleri beklenildiği gibi bastırma stratejisi ile pozitif, yeniden değerlendirme stratejisi ile negatif ilişkili olduğu görülmüştür. Lise öğrencilerinin uyumluluk, sorumluluk, deneyime açıklık kişilik alt boyutlarından aldıkları puanlarla yeniden değerlendirme stratejisi ile pozitif, dışadönüklük alt boyutundan aldıkları puanlarla bastırma stratejisi ise negatif ilişkili bulunmuştur. Cinsiyet faktörü dikkate alınarak yapılan incelemede, kız öğrencilerin yeniden değerlendirme alt ölçeğinden aldıkları puanlar, erkek öğrencilerin aldıkları puanlardan; erkek öğrencilerin bastırma alt ölçeğinden aldıkları puanlar, kız öğrencilerin aldıkları puanlardan anlamlı bir şekilde daha yüksektir. Üç hafta arayla yapılan test tekrar test güvenirliğine göre birinci ve ikinci ölçüm arasında yeniden değerlendirme alt ölçeği için .64, bastırma alt ölçeği için .57 düzeyinde ilişki bulunmuştur. Cronbach alfa iç tutarlık katsayısının ise, yeniden değerlendirme alt ölçeği için.79, bastırma alt ölçeği için .53 olduğu görülmektedir. Bulgular alan yazında ortaya konan görüş ve araştırmalar dikkate alınarak tartışılmıştır. ÇEDDÖ'nün Türkçe formunun 10-18 yaşlar arasındaki bireyler için kullanılabilir olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Duygu Düzenleme, Ölçek Uyarlama, Çocuk, Ergen
Ergenlerde bilişsel esneklik ve duygusal özerklik: Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü
Bu araştırmanın temel amacı ergenlerde bilişsel esneklik, duygusal özerklik ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişkileri ve bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejileri seçiminin aracı rolünü incelemektir. Araştırma Şanlıurfa ilinin Ceylanpınar ilçesinde yer alan sekiz lisede 9., 10., 11. ve 12. sınıf düzeyinde öğrenimine devam eden 528 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Ergenlerin bazı kişisel bilgilerine ait veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu"; ergenlerde bilişsel esnekliğe dair veriler "Bilişsel Esneklik Ölçeği" (Bilgin, 2009); ergenlerin duygusal özerkliğine dair veriler "Duygusal Özerklik Ölçeği" (Steinberg ve Silverberg, 1986); ergenlerin günlük yaşamında karşılaştığı durumlar ile bilişsel anlamda başa çıkmada kullandığı duygu düzenleme stratejilerine dair veriler ise "Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği" (Garnefski, Kraaij ve Spinhoven, 2001) kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler üzerinde, değişkenlerin birbiriyle ilişkisini ortaya koymak adına Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu'na ait bulgular incelenmiştir. Bilişsel esneklik ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin duygusal özerkliği yordayıp yordamadığını ve bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı etkiye sahip olup olmadığını test etmek için bir dizi regresyon ve çoklu regresyon analizleri uygulanmış. Aracı etkiyi ortaya koyan regresyon katsayılarındaki değişimin anlamlılığı ise bootstrapping metodu kullanılarak incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre bilişsel esneklik puanının, duygusal özerklik puanı ile pozitif yönde anlamlı; uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile pozitif, uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile negatif yönlerde anlamlı ilişkiler göstermektedir. Ayrıca duygusal özerklik puanı ile uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı pozitif yönde; uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile ise negatif yönde anlamlı ilişkiler göstermiştir. Yapılan regresyon analizleri, bilişsel esnekliğin duygusal özerkliği anlamlı şekilde yordadığını; uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin ayrı ayrı bilişsel esneklik tarafından anlamlı bir şekilde yordandıklarını ve duygusal özerkliği ise anlamlı şekilde yordadıklarını göstermiştir. Bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin bilişsel esnekliğin standardize regresyon katsayısında anlamlı bir azalmaya neden olduğu bulgulanmıştır. Son olarak ise bu azalmanın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bootstrapping metoduyla doğrulanmıştır. Bu bulgular ışığında uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri seçiminin, bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide kısmi aracı değişkenler olarak rol oynadıkları görülmektedir. Anahtar kelimeler: Bilişsel esneklik, duygusal özerklik, bilişsel duygu düzenleme, bilişsel duygu düzenleme stratejileri. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre bilişsel esneklik puanının, duygusal özerklik puanı ile pozitif yönde anlamlı; uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile pozitif, uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile negatif yönlerde anlamlı ilişkiler göstermektedir. Ayrıca duygusal özerklik puanı ile uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı pozitif yönde; uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile ise negatif yönde anlamlı ilişkiler göstermiştir. Yapılan regresyon analizleri, bilişsel esnekliğin duygusal özerkliği anlamlı şekilde yordadığını; uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin ayrı ayrı bilişsel esneklik tarafından anlamlı bir şekilde yordandıklarını ve duygusal özerkliği ise anlamlı şekilde yordadıklarını göstermiştir. Bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin bilişsel esnekliğin standardize regresyon katsayısında anlamlı bir azalmaya neden olduğu bulgulanmıştır. Son olarak ise bu azalmanın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bootstrapping metoduyla doğrulanmıştır. Bu bulgular ışığında uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri seçiminin, bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide kısmi aracı değişkenler olarak rol oynadıkları görülmektedir.
Anne, baba ve çocuk tarafından algılanan ebeveyn kabul-red ve kontrolünün çocuğun duygu düzenleme becerisi ile ilişkisi
Bu çalışmanın amacı Ebeveyn Kabul-Red Teorisi'ne göre çocuğun anne ve babasından algıladığı ebeveyn kabul-red ve kontrolü ile anne ve babanın çocuğuna gösterdiği kabul-red/kontrolün çocuğun duygu düzenleme becerisi ile ilişkisini araştırmaktır. Bu araştırma ile anne babaların beyan ettikleri ebeveyn tutumlarının çocuklar tarafından ne şekilde algılandığının ortaya konulması hedeflenmiştir. Öte yandan çocuğun cinsiyeti, anne-babanın eğitim düzeyi ve ailenin gelir düzeyi gibi demografik değişkenlerin çocuğun duygu düzenleme becerisi ve algılanan ebeveyn kabul-red/kontrol puanları ile olan ilişkisi incelenmiştir. Araştırma, ilköğretim 4. ve 5. sınıfa devam eden 93 çocuk (41 kız, 52 erkek) ve anne-babaları ile yürütülmüştür. Veriler; Demografik Bilgi Formu, Ebeveyn Kabul-Red/Kontrol Ölçeği (EKRÖ/K), Çocuk EKRÖ/K: Anne, Çocuk EKRÖ/K: Baba ve Duygu Ayarlama Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda çocuğun anne ve babasından algıladığı kabul-red ve kontrol ile çocuğun duygu düzenleme becerisi arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Anne ve babanın kabul-red ve kontrolü ile çocuğun duygu düzenleme becerisi arasında negatif yönlü ve zayıf bir ilişki saptanmıştır. Anne, baba ve çocuk tarafından algılanan ebeveyn kabul-red ve kontrol puanları arasındaki uyum incelendiğinde anne-çocuk, baba-çocuk ve anne-baba puanları arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde bir ilişki saptanırken çocuğun anne ve babasından algıladığı ebeveyn kabul-red/kontrol puanları arasında pozitif yönlü ve kuvvetli bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış; araştırmanın sınırlılıkları belirtilmiş ve gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Algılanan ebeveyn tutumları, ebeveyn kabul-reddi, ebeveyn kontrolü, duygu düzenleme becerisi
Algılanan ebeveyn tutumları ve intihar amacı olmayan kendine zarar verme davranışı ilişkisinde duygu düzenlemenin aracı rolünün incelenmesi
Bu çalışmada, algılanan ebeveyn tutumları ile intihar amacı olmayan kendine zarar verme davranışı ilişkisinde duygu düzenleme becerilerinin aracı bir rolü olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaçla yürütülen çalışma, korelasyonel yöntem kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu, Gaziantep Açık Ceza İnfaz Kurumunda bulunan ve yaşamları boyunca en az bir kez kendine zarar verme davranışı sergilemiş 18-52 yaş aralığındaki 150 erkek hükümlüden oluşmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunun oluşturulması aşamasında amaçlı ve uygun örnekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırma verileri Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Duygu Düzenlemede Güçlükler Envanteri ve Kendine Zarar Verme Davranışı Değerlendirme Envanteri kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi Bağımlı Gruplar için T-testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis Non-Parametrik Varyans Analizi, Pearson Korelasyon Katsayısı ve Çoklu Lineer Regresyon Analizi kullanılarak yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda algılanan ebeveyn tutumları ve intihar amacı olmayan kendine zarar verme davranışı üzerinde, duygu düzenlemenin stratejiler alt boyutunun aracı bir rolü olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular alanyazın doğrultusunda tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Algılanan Ebeveyn Tutumları, İntihar Amacı Olmayan Kendine Zarar verme, Duygu Düzenleme.
Üniversite öğrencilerinde duygu düzenleme stratejileri ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, lisans öğrencilerinde duygu düzenleme stratejileri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada korelasyonel yöntem kullanılmıştır. Çalışmaya Gaziantep'te Hasan Kalyoncu Üniversitesi'nde ve İstanbul'da Marmara Üniversitesi'nde birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıflarda öğrenim gören 404 lisans öğrencisi katılmıştır. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu, Duygu Düzenleme Ölçeği ve Yılmazlık Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler üzerinde, sürekli değişkenler arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için Pearson Korelasyon analizi, sürekli verilerden ikili grupların karşılaştırılmasında bağımsız örneklemler t-testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılmasında ise ANOVA analizi kullanılmıştır. Yılmazlık Ölçeği Puanlarının değerlendirilmesinde Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği alt boyutlarının hangisinin kullanıldığını ortaya çıkarmak için çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan çalışmanın sonucunda; psikolojik sağlamlık ile bilişsel duygu düzenleme arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler: psikolojik sağlamlık, duygu düzenleme stratejileri, üniversite öğrencileri.
Ergenlerde dijital oyun bağımlılık düzeyi ile algılanan sosyal destek ve duygu düzenleme arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma; dijital oyun kullanan ergen bireylerin bağımlılık düzeyleri arttıkça duygu düzenleme ve algıladıkları sosyal destek düzeylerinde nasıl bir ilişki olduğuna bakabilmek ve ilişki varsa bu ilişkinin hangi yönde olacağını tespit edebilmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda gönüllülük esasına göre araştırmaya 315 i erkek, 324 ü kız olmak üzere 639 lise öğrencisine; kişisel bilgi formu, dijital oyun bağımlılık ölçeği (DOBÖ-7), algılanan sosyal destek ölçeği (ASDÖ-R) ve ergenler için duygu düzenleme ölçeği (EİDÖ) uygulanmıştır. Elde edilen veriler için Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi ve Sperman Sıra Farkları Korelasyon Analizi yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda dijital oyun bağımlılık ölçeği puanları ile algılanan sosyal destek ve duygu düzenleme alt boyutlarıyla ilişkisinin olduğu görülmüştür. Bunlara göre dijital oyun bağımlılık düzeyi arttıkça algılanan sosyal destek düzeyi azalmıştır. Bununla birlikte dijital oyun bağımlılık düzeyi arttıkça duygu düzenleme alt boyutlarından işlevsel duygu düzenleme düzeyi azalmış, işlevsel olmayan duygu düzenleme düzeyleri artmıştır. Sonuçlar literatür bazında tartışılarak bazı öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Duygu Düzenleme, Algılanan Sosyal Destek, Dijital Oyun Bağımlılığı
Ergenlerde duygu düzenlemenin üstbiliş ve sosyal destek algısı ile özyeterlik arasındaki aracı etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, üstbiliş ve sosyal desteğin, duygu düzenleme aracılığı ile özyeterlik üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla iki farklı model test edilmiştir. Birinci modelde, duygu düzenlemenin aracılık etkisi ile üstbiliş ve sosyal desteğin özyeterlik üzerindeki dolaylı etkisi incelenmiştir. İkinci modelde ise duygu düzenlemenin aracı etkisi olmaksızın üstbiliş ve sosyal desteğin özyeterlik üzerindeki etkisi incelenmiştir. Ayrıca üstbiliş, sosyal destek, duygu düzenleme ve özyeterlik puanlarının çeşitli demografik değişkenlerle olan ilişkileri de ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemini, 13-18 yaş arası 760 öğrenci oluşturmaktadır. Verileri toplamada Kişisel Bilgi Formu, Üstbiliş Ölçeği Çocuk ve Ergen Formu, Çocuk ve Ergenler İçin Sosyal Destek Değerlendirme Ölçeği, Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği ve Çocuklar İçin Öz-Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, ergenlerde üstbiliş ve sosyal desteğin, hem doğrudan, hem de duygu düzenleme aracılığıyla dolaylı olarak, özyeterliği anlamlı şekilde yordadığı bulunmuştur. Elde edilen bulgular, literatürde yer alan verilere dayalı olarak tartışılmıştır.
Çocukların duygu düzenleme becerileri ve problem davranışları ile öğretmen ve ebeveynlerinin duygu düzenleme ve öğretmenlerin sınıf yönetimi becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerileri ve problem davranışları ile öğretmen ve ebeveynlerin duygu düzenleme becerileri ve öğretmenlerin sınıf yönetimi becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelindedir. Bu araştırmanın evrenini Siirt il merkezinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi veya özel okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan bütün okul öncesi öğretmenleri, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocuklar ve bu çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Millî Eğitim Bakanlığına bağlı Siirt İl merkezindeki resmi veya özel okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan 142 okul öncesi öğretmeni ile her öğretmenin sınıfından basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 687 çocuk ve 618 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak öğretmenler ve çocuklar için ayrı hazırlanmış kişisel bilgi formu ile çocukların duygu düzenleme becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla Çocuk Duygu Düzenleme Ölçeği, yetişkinler için bilişsel duygu düzenleme becerilerini ölçmek amacıyla Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, okul öncesi dönem çocuklarının problem davranışlarının belirlenmesi amacıyla Problem Davranış Ölçeği ve öğretmenlerin sınıf yönetimi becerilerine ilişkin algılarını saptamak için ise Sınıf Yönetimi Beceri Düzeyi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre okul öncesi öğretmenlerinin cinsiyet, yaş, hizmet süresi, eğitim düzeyi, mezuniyet alanı, sınıf mevcudu, çalışma statüsü ve okul türü değişkenlerine göre bilişsel duygu düzenleme ve sınıf yönetimi becerilerinde anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Fakat öğretmenlerin duygu düzenleme becerileri ile sınıf yönetimi becerilerinin pozitif yönlü ilişkiye sahip olduğu ve bilişsel duygu düzenleme becerilerinin sınıf yönetimi becerilerini yordadığı belirlenmiştir. Ebeveynlerin bilişsel duygu düzenleme becerilerinin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik düzey ve çocuk sayısı ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Çocukların duygu düzenleme becerileri ile problem davranış düzeyinin cinsiyet, ebeveynin eğitim düzeyi, ebeveynin yaşı, ailedeki çocuk sayısı ile ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrıca ebeveynlerin bilişsel duygu düzenleme becerileri ile çocukların problem davranışları arasında ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Çocukların duygu düzenleme becerileri ile problem davranışları arasında ilişki tespit edilmiş ve duygu düzenleme becerilerinin problem davranışları yordadığı bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar çerçevesinde önerilere yer verilmiştir.
Üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler arasında duygu düzenleme, anne-baba tutumu ve sınav kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler arasında duygu düzenleme, anne-baba tutumu ve sınav kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini 209'u kız, 188'i erkeklerden oluşan 397 lise son sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada demografik bilgiler formu, Westside Sınav Kaygısı Ölçeği, Ergenler için Duygu Düzenleme Ölçeği (EİDDÖ) ve Anne-Baba Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler üzerinde, sınav kaygısı, duygu düzenleme ve anne-baba tutumlarının cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakmak için bağımsız gruplar t-testi; anne ve baba eğitim düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakmak için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. ANOVA sonrası belirlenen anlamlı farklılığın hangi gruplardan kaynaklandığını belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analiz tekniklerine geçilmiştir. Varyansların homojen olduğu durumlarda kullanılan Scheffe çoklu karşılaştırma tekniği kullanılmıştır. Sınav kaygısı, duygu düzenleme ve anne-baba tutumu arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere Pearson Çarpım Moment Korelasyon Analizi yapılmıştır. Son olarak, anne-baba tutumu ile duygu düzenleme ölçeği puanlarının sınav kaygısı yordama düzeyi puanlarını belirlemek üzere Aşamalı Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Anne-baba tutumu, duygu düzenleme, sınav kaygısı, lise son sınıf öğrencileri
İlkokul çocuklarına ve annelerine uygulanan duygu düzenleme psikoeğitim programlarının çocukların duygu düzenleme becerilerine etkisi
Bu araştırmanın genel amacı ilkokul çocuklarına ve annelerine uygulanan psikoeğitim programlarının çocukların duygu düzenleme becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda çocuklara uygulanan duygu düzenleme becerileri psikoeğitim programının, çocukların duygu düzenleme becerileri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bunun yanı sıra çocukların annelerinin kendileriyle eş zamanlı olarak duygu koçluğuna ilişkin eğitim alıp almamasının çocukların duygu düzenleme becerileri üzerinde fark yaratıp yaratmadığı değerlendirilmiş ve ek olarak annelere uygulanan duygu koçluğu psikoeğitim programının annelerin duygu sosyalleştirme davranışlarına etkisi incelenmiştir. Araştırmaya Ankara ili Altındağ ilçesinde ilkokul dördüncü sınıfa devam eden toplam 24 çocuk ve 16 anne katılmıştır. Duygu düzenleme becerileri ile ilgili verilerin toplandığı ve çocukların katılımcısı olduğu iki deney ve bir kontrol grubu oluşturulmuştur. Bu gruplardan hem çocuğun hem de annenin eğitim aldığı "anne-çocuk eğitimi grubu"nda 8 çocuk, sadece çocuğun eğitim aldığı "çocuk eğitimi grubu"nda 8 çocuk, çocuğun ve annenin eğitim almadığı "kontrol grubu"nda 8 çocuk yer almıştır. Anne-çocuk eğitimi grubu ile çocuk eğitimi grubuna on oturumluk "Duygu Düzenleme Becerileri Psikoeğitim Programı" uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir deneysel işlem yapılmamıştır. Ayrıca çocuğu eğitim alan 8 anne, altı oturumluk "Duygu Koçluğu Psikoeğitim Programı"nın uygulandığı deney grubunda yer almıştır. Çocuğu eğitim almayan 8 anne ise kontrol grubunda yer almış, bu annelere herhangi bir deneysel işlem yapılmamıştır. Araştırma, ön test-son test kontrol gruplu deneysel modelin kullanıldığı yarı-deneysel bir araştırma desenine sahiptir. Araştırmanın nicel verileri, Shields ve Cicchetti (1997) tarafından geliştirilen "Duygu Ayarlama Ölçeği (Emotion Regulation Checklist)" ve Fabes, Eisenberg ve Bernzweig (1990) tarafından geliştirilen "Çocukların Olumsuz Duygularıyla Baş Etme Ölçeği (Coping With Children's Negative Emotions Scale)" aracılığıyla toplanmıştır. Duygu Ayarlama Ölçeği (DAÖ), çocukların hem anneleri hem öğretmenlerine, çocukların duygu düzenleme becerilerini ölçmek üzere uygulanmıştır. Çocukların Olumsuz Duygularıyla Baş Etme Ölçeği (ÇODBÖ) ise annelerin duygu sosyalleştirme davranışlarını ölçmek üzere anneler tarafından doldurulmuştur. Ölçeklerle toplanan verilerde deney ve kontrol grubundaki çocukların ve annelerin ön test, son test ve izleme testi ölçümleri elde edilmiştir. Araştırmada anne-çocuk eğitimi, çocuk eğitimi ve kontrol gruplarından "DAÖ" ve "ÇODBÖ" ile toplanan ön test ve son test verileri Mann Whitney-U testi kullanılarak çözümlenmiştir. Anne-çocuk eğitimi ve çocuk eğitimi gruplarından toplanan verilerin kalıcılığını belirlemek için ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu yoluyla deney grubundaki annelerle yapılan odak grup görüşmesi aracılığıyla toplanmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bulguları incelendiğinde, çocukların ve annelerinin eğitim aldığı anne-çocuk eğitim deney grubundaki çocukların anne ölçümlerine dayalı duygu düzenleme becerilerinin kontrol grubuna göre anlamlı derecede artış gösterdiği ve bu artışın kalıcı olduğu bulunmuş; öğretmen ölçümlerine göre ise alınan eğitimler sonucu deney grubundaki öğrenciler ile kontrol grubundaki öğrencilerin duygu düzenleme becerileri arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Sadece çocukların eğitim aldığı çocuk eğitimi deney grubundaki çocukların anne ve öğretmen ölçümlerine göre duygu düzenleme becerilerinde kontrol grubuna göre anlamlı bir değişim olmadığı görülmüştür. Anne-çocuk eğitim grubu ile çocuk eğitimi grubu karşılaştırıldığında, anne ölçümlerine göre çocukların duygu düzenleme becerilerinde anlamlı bir fark olduğu ve bu farkın anne-çocuk eğitimi grubu lehine olduğu görülmektedir. Öğretmen ölçümlerinde ise anne-çocuk eğitimi ve çocuk eğitimi gruplarının duygu düzenleme becerileri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Duygu Koçluğu Psikoeğitim Programı uygulanan deney grubundaki annelerin ÇODBÖ'nün olumsuz tepkiler alt ölçeğinden aldıkları puanların kontrol grubundaki annelerin puanlarına göre anlamlı derecede düşüş gösterdiği ve bu düşüşün kalıcı olduğu bulunmuştur. Deney grubundaki annelerin ÇODBÖ'nün olumlu tepkiler alt ölçeğinden aldıkları puanların kontrol grubundaki annelerin aldıkları puanlara göre anlamlı derecede artış gösterdiği ve bu artışın kalıcı olduğu bulunmuştur. Duygu koçluğu psikoeğitim programının olumlu duygu sosyalleştirme davranışlarını arttırdığı, olumsuz duygu sosyalleştirme davranışlarını azalttığı ve bu değişimlerin kalıcı olduğu ortaya çıkmıştır. Annelerle yapılan odak grup görüşmesinden elde edilen nitel bulgular incelendiğinde, annelerin aldıkları eğitimden etkili iletişim, duygu düzenleme ve sorun çözme alanlarında etkili kazanımlar elde ettikleri, eğitim öncesinde yaşadıkları nahoş duyguların yerini hoş duygulara bıraktığı, oturumlardan hem kendileri hem de çocukları için faydalandıkları, çocuklarının aldığı eğitim sonrasında onlardaki duygu düzenleme, kendini ifade etme, iletişim becerileri ve sosyal beceriler ile sorun çözme becerilerinde artış gözlemledikleri ortaya çıkmıştır. Bu bulgular sonucunda çocuk ve annenin birlikte eğitim almasının çocukların duygu düzenleme becerileri, kendini ifade etme, iletişim becerileri ve sosyal beceriler ile sorun çözme becerilerini arttırmada etkili olduğu söylenebilir. Bulgular alan yazındaki veriler ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Duygu düzenleme becerileri, duygu sosyalleştirme
Lise öğrencilerinde internet oyun oynama bozukluğu ve aleksitimi ilişkisinde duygu düzenlemenin aracı rolü
Bu araştırmada duygu düzenleme güçlüğünün aleksitimi ve internet oyun oynama bozukluğu arasındaki ilişkide aracı rolünün olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırma 2019-2020 eğitim öğretim yılında 402 ortaöğretim öğrencisine Toronto Aleksitimi Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü ve İnternet Oyun Oynama Bozukluğu ölçeklerinin uygulanması ile yapılmıştır. Ayrıca internet oyun oynama bozukluğunun çeşitli demografik değişkenlerle olan ilişkileri ele alınmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; aleksitiminin internet oyun oynama bozukluğunu hem doğrudan hem de duygu düzenleme güçlüğünün aracılığıyla yordadığı saptanmıştır. Kullanılan üç ölçeğin de aralarında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki bulunmaktadır. Elde edilen bulgular, literatürde yer alan verilere dayalı olarak tartışılmıştır.
Öğretmen-çocuk ilişkisinin 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme becerilerini yordama düzeyinin belirlenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme becerilerinin ve öğretmenlerin çocuklarla olan ilişkilerini algılama biçimlerinin demografik özelliklere göre incelenmesi ve öğretmen-çocuk ilişkisinin çocukların duygu düzenleme becerileriyle olan ilişkisinin ve duygu düzenleme becerilerini yordayıcı etkisinin belirlenmesidir. Genel tarama modeli kullanılarak yapılan araştırmanın çalışma grubunu, Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil ilçelerinde bulunan 23 bağımsız anaokulu ve 15 ilkokula bağlı anasınıflarına devam eden 48-72 aylık 238 çocuk ve onların öğretmeni olan 238 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; Çocuk kişisel Bilgi Formu, Öğretmen Kişisel Bilgi Formu, Öğrenci-Öğretmen ilişki Ölçeği ve Duygu Düzenleme Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler; SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma verileri "ortalama", "standart sapma", "T-testi", "Tek yönlü varyans analizi", "Post-Hoc çoklu karşılaştırmalar testi" ve "Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı" ile çözümlenmiştir. Ayrıca çocukların duygu düzenlemeBu araştırmanın temel amacı, 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme becerilerinin ve öğretmenlerin çocuklarla olan ilişkilerini algılama biçimlerinin demografik özelliklere göre incelenmesi ve öğretmen-çocuk ilişkisinin çocukların duygu düzenleme becerileriyle olan ilişkisinin ve duygu düzenleme becerilerini yordayıcı etkisinin belirlenmesidir. Genel tarama modeli kullanılarak yapılan araştırmanın çalışma grubunu, Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil ilçelerinde bulunan 23 bağımsız anaokulu ve 15 ilkokula bağlı anasınıflarına devam eden 48-72 aylık 238 çocuk ve onların öğretmeni olan 238 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; Çocuk kişisel Bilgi Formu, Öğretmen Kişisel Bilgi Formu, Öğrenci-Öğretmen ilişki Ölçeği ve Duygu Düzenleme Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler; SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma verileri "ortalama", "standart sapma", "T-testi", "Tek yönlü varyans analizi", "Post-Hoc çoklu karşılaştırmalar testi" ve "Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı" ile çözümlenmiştir. Ayrıca çocukların duygu düzenleme becerilerinin en iyi yordayıcılarını belirlemeye yönelik "Hiyerarşik çoklu regresyon analizi" yapılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmen-çocuk ilişkisi ile çocukların duygu düzenleme becerileri arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu ve çocukların duygu düzenleme becerilerinin en iyi yordayıcısının öğretmen çocuk çatışması olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin çocuklarla olan ilişkilerini algılama biçimlerinin öğretmenlerin yaşına ve çalıştıkları okulun bulunduğu sosyo-ekonomik düzeye göre farklılık gösterdiği, cinsiyet, mesleki deneyim ve sınıf mevcudu değişkenlerine göre farklılık göstermediği bulunmuştur. Çocukların duygu düzenleme becerilerinin çocuğun cinsiyetine, anne ve baba öğrenim durumuna göre farklılık gösterdiği çocuğun yaşına, uyruğuna, anne ve babasının yaşına göre farklılık göstermediği bulunmuştur. becerilerinin en iyi yordayıcılarını belirlemeye yönelik "Hiyerarşik çoklu regresyon analizi" yapılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmen-çocuk ilişkisi ile çocukların duygu düzenleme becerileri arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu ve çocukların duygu düzenleme becerilerinin en iyi yordayıcısının öğretmen çocuk çatışması olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin çocuklarla olan ilişkilerini algılama biçimlerinin öğretmenlerin yaşına ve çalıştıkları okulun bulunduğu sosyo-ekonomik düzeye göre farklılık gösterdiği, cinsiyet, mesleki deneyim ve sınıf mevcudu değişkenlerine göre farklılık göstermediği bulunmuştur. Çocukların duygu düzenleme becerilerinin çocuğun cinsiyetine, anne ve baba öğrenim durumuna göre farklılık gösterdiği çocuğun yaşına, uyruğuna, anne ve babasının yaşına göre farklılık göstermediği bulunmuştur.
Üniversite öğrencilerinde travma sonrası büyümenin yordanmasında bağlanma ve bilişsel duygu düzenlemenin rolü
Bu araştırmanın temel amacı travma yaşamış üniversite öğrencilerinin bağlanma düzeyleri ile bilişsel duygu düzenleme düzeylerinin travma sonrası büyüme düzeyleri üzerinde yordayıcı rolünü incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın deseni ilişkisel tarama modeli olarak belirlenmiştir. Araştırma 563 (350 kadın - 213 erkek) üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Travma Sonrası Büyüme Envanteri", "Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği", "Travma Yaşantılarını Tarama Formu" ve "Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteri – Kısa Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS programı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin travma sonrası büyüme, olumlu ve olumsuz bilişsel duygu düzenleme, anneye, babaya ve arkadaşa bağlanma düzeylerinin cinsiyet değişkeni açısından anlamlı derecede farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacı ile Bağımsız Gruplar T - Testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre travma sonrası büyüme, anneye ve babaya bağlanma ve olumlu ve olumsuz bilişsel duygu düzenleme düzeyleri arasında cinsiyete göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık yoktur. Arkadaşa bağlanma düzeyi ise kadın öğrencilerde erkek öğrencilere göre daha yüksektir ve aradaki bu farklılık istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur. Araştırma amacına uygun olarak çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre olumlu ve olumsuz bilişsel duygu düzenleme ve anne, baba ve arkadaşa bağlanma düzeyleri travma sonrası büyümeyi anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Olumlu ve olumsuz bilişsel duygu düzenleme ve anne, baba ve arkadaşa bağlanma toplam varyansın %32'sini açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: Travma, Travma Sonrası Büyüme, Bilişsel Duygu Düzenleme, Bağlanma
Çocuk psikiyatrisi kliniğine ayaktan tedavi için başvuran 12-18 yaş ergenlerde anksiyete duyarlılığı ve ilişkili faktörlerin incelenmesi
Amaç: Çalışmamızda; ergenlerin sosyodemografik değişkenlerinin, davranışsal inhibisyonlarının, duygu düzenleme güçlüklerinin, üst bilişlerinin, sorunlarla başa çıkma stratejilerinin, ebeveynlerin anksiyete duyarlılığının, ebeveynlerin ergene karşı tutumlarının ve ebeveynlerinin ruhsal semptomlarının ergenlerin anksiyete duyarlılığı üzerine etkisini ve anksiyete duyarlılığı ile ergenlerin psikiyatrik tanılarının ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Yöntem: Çalışma 2020 yılı aralık ayı ile ve 2021 yılı haziran ayları arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Polikliniği'nde yapılmıştır. Çalışmaya; polikliniğine herhangi bir yakınmayla ilk defa başvuran ya da o tarihlerde henüz değerlendirme aşamasında olan ve herhangi bir tedavi başlanmamış olan, klinik olarak normal zeka düzeyine sahip 12-18 yaş ergenler ve ebeveynleri alınmıştır. Çalışmanın kontrol grubu bulunmamaktadır. Tüm ergenlere ÇDGŞG-ŞY-DSM-5 (Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonu-DSM-5) uygulanmış ve klinik tanıları belirlenmiştir. Ergenlerin hastalık şiddetini belirlemek için araştırmacı tarafından klinik global izlenim ölçeği puanlanmıştır. Ergenlerin sosyodemografik ve klinik özellikleri; araştırmacı tarafından hazırlanan formla belirlenmiştir. Ergenler tarafından çocuklar için anksiyete duyarlılığı indeksi, davranışsal inhibisyon anketi, duygu düzenlemede güçlükler ölçeği kısa formu, üstbilişler ölçeği çocuk ve ergen formu, ergenler için başa çıkma ölçeği, çocuklarda anksiyete ve depresyon ölçeği-yenilenmiş çocuk ve ergen formu doldurulmuştur. Ebeveynler tarafından ise anksiyete duyarlığı indeksi–3, kısa semptom envanteri, ebeveyn tutum ölçeği ve çocuklarda anksiyete ve depresyon ölçeği-yenilenmiş (ebeveyn formu) doldurulmuştur. Bulgular: Çalışmamızda kızlarda erkeklere göre anksiyete duyarlılığının daha yüksek olduğu, ergenlerin yaşı arttıkça anksiyete duyarlılığı fiziksel kaygılar alt ölçek puanının arttığı, annesinde psikiyatrik hastalık olan ergenlerin anksiyete duyarlılığı fiziksel kaygılar alt ölçek puanı ve toplam anksiyete duyarlılığı puanının daha yüksek olduğu, babalarının eğitim seviyesi lise bitimine kadar olan ergenlerin babalarının eğitim seviyesi lise öncesi olan ergenlere göre daha yüksek anksiyete duyarlılığına sahip olduğu, anne babası birlikte olmayan ergenlerin anksiyete duyarlılığı sosyal kaygılar alt ölçek puanının yüksek olduğu, düzenli sigara içen ergenlerin anksiyete duyarlılığı bilişsel kaygılar alt ölçek puanı ve toplam anksiyete duyarlılığı puanının düşük olduğu, alkol içen ergenlerin anksiyete duyarlılığı bilişsel kaygılar alt ölçek puanının düşük olduğu, kendine zarar veren ergenlerin vermeyenlere göre anksiyete duyarlılığı bilişsel kaygılar alt ölçek puanının yüksek olduğu saptanmıştır. Örneklemimizde YAB tanısı olanların anksiyete duyarlılığı sosyal kaygılar alt ölçeği puanı dışındaki tüm anksiyete duyarlılığı puanları yüksek olduğu ve hastalığı en çok etkileyen alt ölçeğin fiziksel kaygı alt ölçeği olduğu saptanmıştır. SAB tanısı olanların bilişsel kaygılar hariç tüm anksiyete duyarlılığı alt ölçek puanlarının daha yüksek olduğu ve hastalığı en çok etkileyen alt ölçeğin sosyal kaygı alt ölçeği olduğu saptanmıştır. MDB tanısı olanların anksiyete duyarlılığı bilişsel ve sosyal kaygılar alt ölçek puanlarının yüksek olduğu ve hastalığı en çok etkileyen alt ölçeğin bilişsel kaygı alt ölçeği olduğu saptanmıştır. OKB tanısı olanlar ile olmayanlar arasında anksiyete duyarlılığı puanlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. DEHB/DB tanısı olanların tüm alt ölçek puanları ve toplam anksiyete duyarlılığı puanları düşük saptanmıştır. Hastalık şiddeti çoklu regresyon analizlerinde toplam anksiyete duyarlılığı, fiziksel kaygılar alt ölçeği ve bilişsel kaygılar alt ölçeği indirgenmiş son modelinde etkili olarak saptanmıştır. Son olarak çalışmamızda; davranışsal inhibisyon anketi, duygu düzenleme güçlükleri ölçeği, üstbilişler ölçeği, çocuk ve ergenler için başa çıkma ölçeğinin kaçınan başa çıkma alt ölçeği ile ergenlerin anksiyete duyarlılığı arasında korelasyon saptanırken, erişkin anksiyete duyarlığı indeksi, ebeveyn tutum ölçeği ve ebeveyn kısa semptom envanteri ile ergenlerin anksiyete duyarlılığı arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon saptanmamıştır. Sonuç: Çalışmamızın sonuçları literatürde görece olarak yeni bir konu olan ergenlerde anksiyete duyarlılığı ile ilgili yeni veriler sunmaktadır. Ergenlerin bazı sosyodemografik ve klinik verilerinin anksiyete duyarlılığına etkileri gösterilirken, ebeveynlerle ilgili değişkenlerin anksiyete duyarlılığına etkisi olmadığı görülmüştür. Anksiyete duyarlılığının üç farklı alt ölçeğinin/boyutunun farklı klinik tanılar ile ilişkisi olduğu gösterilmiştir. Anksiyete duyarlılığının anksiyete bozukluklarının yanı sıra depresif bozukluklarla ilişkisi de ortaya konulurken, diğer ruhsal bozukluklar için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu fark edilmiştir. Ergenlerde anksiyete duyarlılığı ve ilişkili faktörlerin anlaşılması ruhsal patolojilerin tedavisinde faydalı olabilir ve erken müdahalelere olanak sağlar. Ek olarak bu risk faktörleri ile ilişkili olarak erişkin yaşam döneminde gelişebilecek psikopatolojileri önleyebilme şansı doğurabilir. Bu yüzden ergenlerde anksiyete duyarlılığı daha fazla araştırılmaya ihtiyaç duyulan bir konudur.
Kişiler arası ilişkilerde duygu düzenleme psikoeğitim programının genç yetişkinlerin kişiler arası ilişki boyutlarına ve duygu düzenleme beceri düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Kişiler Arası İlişkilerde Duygu Düzenleme (KİDD) Psikoeğitim Programının genç yetişkinlerin duygu düzenleme becerileri ve kişiler arası ilişki boyutları üzerindeki etkisini incelemektir. Bu araştırmada karma araştırma yöntemlerinden çok aşamalı desen kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasında, genç yetişkin bireylerin kişiler arası ilişkilerinde sıklıkla yaşadıkları duygular, duygu düzenleme tarzları, duygu düzenlemenin/düzenleyememenin etki ve sonuçları, duygu düzenleme konusundaki ihtiyaçları nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılarak incelenmiştir. Doküman analizi çalışmasından elde edilen bulgular, alan yazındaki ilgili yaklaşımlar ve araştırma bulgularından hareketle genç yetişkin bireylere yönelik psikoeğitim programı geliştirilmiştir. Psikoeğitim programı, araştırmacı tarafından farklı yaklaşım ve modeller eklektik ve sistematik bir şekilde bir araya getirilerek geliştirilmiştir. İkinci aşamada, psikoeğitim programının genç yetişkinlerin duygu düzenleme becerileri ve kişiler arası ilişki boyutları üzerindeki etkisini incelemek için nicel araştırma desenlerinden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Üçüncü aşamada, psikoeğitim programının genç yetişkin bireyler üzerindeki uzun dönemli etkileri nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşmesi yoluyla belirlenmiştir. Birinci aşamada gerçekleştirilen nitel araştırmada kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırmaya 58 kadın (%81,69) ve 13 erkek (%18,31) olmak üzere toplam 71 genç yetişkin katılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında yapılan nitel araştırmada, çevrimiçi kişiler arası ilişkilerde duygu düzenlemeye ilişkin ihtiyaçları belirleme formu kullanılmıştır. İkinci aşamada yapılan nicel araştırmanın çalışma grubunu belirlemede kriter örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışma, deney grubunda 8 ve kontrol grubunda 12 olmak üzere toplam 20 genç yetişkin ile gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada gerçekleştirilen nicel araştırmada veriler Duygu Düzenleme Ölçeği (DDÖ), Kişiler arası İlişki Boyutları Ölçeği (KİBÖ) ve Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği (DDBÖ) ile toplanmıştır. Üçüncü aşamadaki odak grup görüşmesi, psikoeğitim programı uygulamasını tamamlayan deney grubundaki 7 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın son aşamasında ise odak grup görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın birinci ve üçüncü aşamasında gerçekleştirilen nitel araştırmalarda elde edilen nitel veriler, içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. İkinci aşamadaki nicel araştırmanın hipotezlerinin test edilmesinde parametrik olmayan testlerden Fridman testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasındaki doküman analizinden elde edilen bulgular; kişiler arası ilişkilerde yaşanan duygular, duygu düzenleme tarzları, duygu düzenlemenin etki ve sonuçları ve ihtiyaçlar olmak üzere dört kategori altında toplanmıştır. İkinci aşamada yapılan nicel araştırma sonucunda; psikoeğitim programının katılımcıların bilişsel yeniden değerlendirme stratejisini kullanma, kişiler arası ilişkilerdeki empati ve duygu farkındalığı, duygu düzenleme becerileri düzeyini artırmada, bastırma stratejisi kullanma düzeyini azaltmada etkili olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, psikoeğitim programının katılımcıların kişiler arası ilişkilerdeki onaybağımlılık düzeyini azaltmada ve başkalarına güven düzeyini artırmada etkili olmadığı saptanmıştır. Çalışmanın üçüncü aşamasında gerçekleştirilen odak grup görüşmesi sonucunda, psikoeğitim programının duygu düzenleme, kişiler arası ilişkiler ve benlik üzerinde uzun dönemli etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Kişiler arası ilişkiler, duygu düzenleme, genç yetişkin, psikoeğitim programı, karma yöntemi araştırması.
Üniversite öğrencilerinde suçluluk ve utanç ile affetme arasında duygu düzenlemenin aracı rolünün incelenmesi
Bu araştırmada, suçluluk ve utanç ile affetme arasındaki ilişkide duygu düzenlemenin aracı rolü araştırılmıştır. Araştırmaya uygun örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiş, 18-25 yaş arasında lisans öğrenimi gören 219 kadın ve 217 erkekten oluşan toplam 436 üniversite öğrencisi katılmıştır. Çalışmada ölçme araçları olarak; Suçluluk-Utanç Ölçeği, Heartland Affetme Ölçeği ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Analizler, suçluluğun uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve affetmeyi yordadığını, uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri aracı değişken olarak modele dahil edildiğinde suçluluğun affetme üzerindeki yordayıcı etkisinde düşüş olmadığını ortaya koymuştur. Sonuç olarak suçluluğun affetme üzerindeki etkisinde uyumsuz stratejilerin aracı rolü olmadığı görülmüştür. Utancın ise uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerini ve affetmeyi yordadığını, uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri aracı değişken olarak atandığında utancın affetme üzerindeki etkisinin kaybolduğu görülmüştür. Sonuç olarak utancın affetme üzerindeki etkisinde uyumsuz stratejilerin aracı rolü olduğu sonucuna varılmıştır. Affetme ile ilgili geliştirilecek psiko-eğitimsel müdahalelerde suçluluk, utanç ve duygu düzenleme ilişkisinin dikkate alınması farklı bakış açıları sunarak bu müdahalelerin daha olumlu sonuç vermesine katkı sağlayabilir.