European Union

1,278 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Terör olaylarının ülke CDS primlerine ve hisse senedi piyasalarına etkisi: Avrupa bölgesi ve Türkiye özelinde

Çalışmanın amacı terör olaylarının, özellikle İslami kökenli terör olaylarının, finansal piyasalara etkisini ülke CDS primleri ve hisse senedi piyasaları özelinde incelemektir. Bu etki Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, İsveç, İngiltere ve Türkiye'nin yer aldığı 9 ülke kapsamında 2008-2017 dönemi itibariyle olay analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Çalışmada terör olaylarının ülke CDS primlerinin ve hisse senedi piyasalarının davranışını getiri ve oynaklık açısından etkileyip etkilemediğine bakılmıştır. Çalışmada kullanılan verilere Thomsan Reuters veri tabanından ulaşılmış olup bu verileri çalışmada yer alan ülkelerin 5 yıl vadeli ülke CDS primleri ve hisse senetlerinin kapanış fiyatları oluşturmaktadır. Avrupa Bölgesi'nde yer alan 8 ülke için sadece İslami kökenli terör olaylarına bakılırken, Türkiye için IŞİD, PKK ve FETÖ ayrımına gidilmiştir. Çalışma sonucunda ülkeler terör olayları sonrasındaki 10, 20, 30 ve 45 günlerinde terör öncesine göre hem borsa getirileri açısından hem de 5 yıl vadeli ülke CDS primleri getirisi açısından birkaç istisna dışında anlamlı farklılık göstermemiştir. Bunun yanı sıra ülkelerin her iki piyasa için de volatiliteleri benzer davranış göstererek terör olayı öncesine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Terör, Ülke CDS primi, Olay analizi, Getiri, Volatilite

Avrupa BirliğiFinansal etkiFinansal piyasalar+7
Ecem Demirhan
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Türkiye'deki yerel yönetimlerin Avrupalılaşması: İzmir Büyükşehir Belediyesi örneği

European Union has offered many opportunities for local administrations in the EU. When Turkey's official accession process has started in Helsinki Summit 1999, local administrations in Turkey have found a chance to take advantage of these opportunities. This thesis focuses on the question of how the local administrations in Turkey established relationships with the EU from 1999 to 2018. Europeanization is used as a conceptual framework. In this context, different Europeanization models are presented. This thesis is based on John's ladder model. By providing a comprehensive literature review, this thesis also mentions the evolution of EU funds, the role of city networks for the EU and Brussels offices. To understand the interplay between the EU and local administrations in Turkey, Izmir Metropolitan Municipality is considered as case study. Documents related to Izmir Metropolitan Municipality were analyzed and 12 elite interviews were conducted. At the end of the process tracing, it is stated that Izmir Metropolitan Municipality had been Europeanized at the level of networking.

European UnionEuropeanizationMetropolitan municipality+5
Anıl Adadıoğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uzatmalı adaylık sürecinin Türkiye'deki AB şüpheciliğine etkisi: Dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık

Bu çalışmada Türkiye'nin adaylık statüsünün beraberinde getirdiği dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumlarının üniversiteli gençlerin AB şüpheciliği üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmada spesifik olarak bilişsel mobilizasyonları yüksek olan üniversite öğrencilerine odaklanılmasının nedeni genç nüfusun oldukça yüksek olduğu Türkiye'de, küreselleşmenin kazanan grupları olarak nitelendirilebilecek üniversite öğrencilerinin Avrupa Birliği'ne yönelik tutumlarını anlamanın önem taşımasıdır. Bunun için öncelikle üye ve aday ülkelerdeki kamuoyu tutumlarını açıklayan farklı yaklaşımlara yönelik geniş bir literatür taraması yapılmıştır. Ardından aday ülkelerde AB şüpheciliğine neden olduğu ifade edilen dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumlarının ne olduğuna detaylı bir şekilde değinilerek tezin teorik çerçevesi ve hipotezleri ortaya koyulmuştur. Hipotezlerin test edilebilmesi için nicel araştırma yöntemlerinden anket yöntemi kullanılmıştır. Bu çerçevede Survey Monkey çevrim içi anket sistemi aracılığıyla üniversite öğrencilerine Türkiye genelinde bir anket çalışması uygulanmıştır. Örneklemin 1027 öğrenciden oluştuğu anket çalışmasında dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumları bağımsız değişkenler olarak; literatürdeki alternatif yaklaşımlara dair değişkenler ise kontrol değişkenler olarak ele alınmıştır. Çoklu doğrusal regresyon analizlerinin sonuçları dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumlarının üniversite öğrencilerinin AB şüpheciliği üzerinde değişen seviyelerde etkili olduklarını göstermiştir.

Avrupa BirliğiBelirsizlikDışsallık+4
Ezgi Zengin
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of the European Union membership on human development progress of candidate countries: Albania and Serbia

The European Union (EU) membership process is one of the main factors shaping the reform process and evolution of institutions in the Western Balkan countries. Following the end of the conflicts in the region in the 1990s, the EU membership process started for the countries in the region. The major question of the thesis concerns how the Western Balkan countries' economic and political institutions, which are also the major targets of the EU membership conditionality driven reform process, have developed and to what extent the reform process in these institutions relate to the human development in these countries. For this purpose, the literature on the institutional economics school is reviewed and the indicators related to the economic and political institutions of the Western Balkan countries are identified and demonstrated by years. Further, the progress in the human development index during these countries institituional reform process is also presented. In light of the observed difference in human development index values among the EU candidate countries' variance in reform process, Albania and Serbia are chosen for case study to examine the major question of the thesis. The findings of the study indicate that the EU's key priorities for full membership coincide particularly with the quality of institutions and democracy emphasized by the institutionalist economics. This thesis concludes that the reason for the difference in the progress of Albania and Serbia in terms of human development approach during the membership process is international integration.

Candidate countriesAlbaniaEuropean Union+4
Burcu Kaptan Akbulut
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Domestic political constraints for the eu's democracy promotion: A comparative analysis of democratic consolidation performances in croatia, Serbia, and Slovenia

This comparative study is an inquiry into democratization reforms from selected Western Balkan countries to offer a generalizable explanation for democratic consolidation. Even though all post-Yugoslav societies have a similar background, have started their state-building processes simultaneously, and have been in contact with the EU as the agent of 'democratization promotion', their democratic consolidation performances vary. While some of them -Slovenia and Croatia- achieved a certain level of democratic consolidation in the early phase of their transition, some others are still defective democracies according to worldwide democratic governance indexes. In this regard, this study aims to find out what explains the varying democratization experience across Western Balkan countries- namely Croatia, Serbia, and Slovenia. Building upon Tolstrup's (2013) analytical framework, which emphasizes the significance of gatekeeper elites' role in controlling and using the external actor's democratization influence, this research explains the variation across the selected cases and also seeks to complement the aforementioned framework as it focuses on how and under what circumstances the political elites embrace democratic reforms. By examining critical junctures in each country's historical democratization processes, the study suggests that the interests of the political elites, their connection to the pro-European agenda, features of the playing field -power distribution and institutional settings- are the dimensions that define the differences in domestic political contexts.

European UnionDemocracyDemocratic consolidation+6
Meriç Ergündüz
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ve Rusya arasında doğal gaz temelli karşılıklı bağımlılık ilişkisi: Sıkı bağlardan çözülmeye

Bu tez, Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)/Avrupa Birliği (AB) ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)/Rusya Federasyonu (RF) arasında doğal gaz temelli kurulan karşılıklı bağımlılık ilişkisine, karmaşık karşılıklı bağımlılık teorisi aracılığıyla odaklanmaktadır. Tezin iki temel argümanı vardır. İlk olarak, Avrupa'da Soğuk Savaş'a ve aralarındaki ideolojik rekabete rağmen, AET ülkeleri ile SSCB arasında karmaşık karşılıklı bağımlılık oluşmuş ve bunda da doğal gaz ticareti kayda değer rol oynamıştır. AET'nin güvenilir bir enerji kaynağı ihtiyacı ve güvenilir bir tedarikçi arayışı ile SSCB'nin Avrupa ile ekonomik ilişkiler kurma ihtiyacının örtüşmesiyle, Soğuk Savaş'ın sonu ve AET'nin AB'ne dönüşümü gibi yapısal değişikliklere rağmen karmaşık karşılıklı bağımlılık ilişkisi 2000'li yılların başına kadar sürmüştür. İkincisi, bu karmaşık karşılıklı bağımlılık, 2000 yılından sonra beş temel gelişme nedeniyle tarafların çabalarına rağmen tedricen çözülmüş ve nihayetinde RF'nin Ukrayna'yı işgaliyle 24 Şubat 2022 tarihinde kopmuştur. Bu gelişmeler şunlardır: (1) AB'nin doğal gaz ticaretinde serbest piyasa koşullarına ve rekabete dayalı sisteme geçmesi, (2) RF'nin Avrupa girişimi olan Enerji Şartı Antlaşması'nı taraf olmaması, (3) AB'nin doğal gaz alanında ortak pazar veya ortak dış politika stratejisi geliştirememesi, (4) Eski Doğu Bloğu ülkeleri merkezli krizlerin AB-RF doğal gaz ticaretini olumsuz etkilemesi ve (5) Kuzey Amerika menşeili LNG'nin küresel doğal gaz ticaretindeki rolünün artması ve Avrupa'daki doğal gaz alım ve satım sözleşme yapılarını değiştirmesi. Bu tez özellikle, doğal gaz bağlamında aralarında asimetrik bir karşılıklı bağımlılık bulunan iki taraf arasında, bu bağımlılığı oluşturan koşulların nasıl tesis edildiğini ve her iki taraftaki devlet dışı aktörler ile etkileşim kanallarının bu süreçte nasıl rol oynadıklarını, iki ana zaman diliminde incelemeyi ve iki taraf arasındaki karmaşık karşılıklı bağımlılığın geçirdiği değişimi gerekçeleriyle irdelemeyi hedeflemektedir.

Avrupa BirliğiDoğal gazDoğal gaz piyasası+6
Hüseyin Caner Can
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The role of external actors in the securitisation of asylum and migration in the EU and their impacts on the EU's normative power

The European Union's prominence in international relations with its unique structure has been associated with the concept of normative power. This thesis examines the change in a normative power of the EU by focusing on the policies of securitization of migration and externalization of migration management within the scope of cooperation with third countries. Thesis presents three different case studies by examining normativity through the Mobility Partnership between the EU and Morocco, the Memorandum of Understanding between Italy and Libya, and the readmission agreement and statement between Turkey and the EU. These cases are analyzed with the explaining outcome process-tracing method, one of the qualitative research methods. This study shows that the EU's securitization and externalization policies give third countries bargaining power and political maneuverability, and as a result, the EU takes more protective border measures in migration management with third countries and underestimates the human rights dimension of migration, thus a cyclical securitization is formed by moving away from its normative power. Keywords: European Union, Normative Power, Securitization, Externalization, Migration Management

European UnionExternalizingMigration management+6
Ali Can Özkan
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Fifty shades of grotesque: Anti-austerity movements in Europe after 2008

The aim of this thesis is to examine the anti-austerity protests that took place in seven European Union countries in the post-2008 Global Economic Crisis by bringing together the Social Movements literature and the Bakhtinesque concepts of grotesque and carnivalesque. The main argument of the thesis is that, from a Bakhtinesque perspective, grotesque and carnivalesque symbols are used similarly in these antiausterity protests in Europe, despite different regional, cultural and economic elements. In the thesis, a photographical analysis will be carried out on Bakhtin's theories, social movements literature and the findings of the cases discussed, and finally a general discussion will be carried out on three main themes obtained eventually in the conclusion part. Considering the Bakhtin literature and the Social Movements literature together will provide an understanding of the connection between the behavior patterns revealed in the protests and the folk culture. Furthermore, this would also assist in grasping the relationship between the strategy, motivation and emotions of the participants and the Bakhtinesque concepts

European UnionEuropean countriesBakhtin, Mikhail+5
Burak Çakır
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü doğrultusunda profilleme ve otomatik karar alma

Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü md. 22'de otomatik kararlar ve profilleme faaliyetleri için özel bir hüküm sevk edilmiş; kişisel verileri, ilgili hükümde belirtilen koşulları sağlayan otomatik kararlar ve profilleme faaliyetleri kapsamında işlenen ilgili kişilere özel bir hak tanınmıştır. Hakkın hukuki niteliği ve şartları tartışmalıdır. Çalışmamızda, öncelikle kişisel verilerin korunması alanında ilgili hak bakımından önem arz eden hukuki ve teknik kavramlar kısaca ele alındıktan sonra, hakkın hukuki niteliği ve şartlarına yönelik tartışmalar ele alınmış; veri sahibi ilgili kişilerin konu ile ilgili diğer hakları ve veri sorumlusunun yükümlülükleri incelenmiştir. Bu hak, ülkemiz veri koruma mevzuatının temel düzenlemesi olan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 'İlgili Kişinin Hakları' başlıklı 11. maddesinin, ülkemizde henüz kapsamlı bir çalışmaya konu edilmediği söylenebilecek olan, (g) bendinde düzenlenen "İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme" hakkı ile benzerlik taşısa da, çalışmamızın son kısmında iki düzenlemenin farklılıkları ve bu farklılıkların sonuçlarına yer verilmiş; ülkemiz mevzuatının GVKT ile uyumlaştırılması amacına hizmet edebilecek önerilerde bulunulmuştur.

Avrupa BirliğiAvrupa Profil Belirleme GridiGenel Veri Koruma Tüzüğü+5
Neslihan Kavak Güven
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The European Union's external aviation policy on the basis of Europeanization: A case study on the common aviation area

The purpose of this study is to examine the Common Aviation Area (CAA), which is one of the three pillars of the EU's external aviation policy. The CAA aims to create a level playing field that liberalizes the air transport market of the EU's neighboring countries and ensures legislative harmonization with those countries. The CAA will be discussed within the scope of Europeanization. The research question of this study is "What explains the harmonization of ENP countries with the EU acquis in the field of civil aviation?" In order to answer the research question and test the accuracy of the proposed hypothesis, case study techniques, process tracing, and semi-structured interviews were used. Georgia and Moldova were examined within the scope of the CAA. In this context, the hypothesis put forward within the framework of this study is that the material expectations of the ENP countries are the main determinant for the creation of the CAA. This study is divided into four parts. After the introduction, the second chapter will include the conceptual and theoretical framework and methodology. In the third chapter, it will be discussed whether Georgia and Moldova could be seen as being motivated by material expectations for being included in the CAA. The last chapter will summarize the main findings.

European UnionEuropeanizationAviation+6
Mehmet Furkan Özdemir
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The European Union in global climate governance: A "Critical" role for the climate negotiations

This thesis aims to examine global climate governance and the role of the European Union (EU) throughout the Conference of Parties (COP) negotiations as the main supreme body of the United Nations Convention Framework Convention on Climate Change (UNFCCC). This thesis considers analytical frames introduced in the literature, such as the "norm life cycle" and reinterprets the EU's role in climate politics within the scope of constructivist arguments. The findings reveal that the EU's role in global climate governance is related to a normative framework based on its claim of a "leading by example" role given its productive policies and consistent position addressing the significance of climate change during the COP negotiations. The EU's official discourse is traced during the selected COP negotiations that demonstrate its pledges and commitments reinforcing the legitimacy of the climate regime. These findings highlight the importance of legitimacy and authority in advancing climate governance and in the EU's role in the process.

European UnionUnited Nations Framework Convention on Climate ChangeConstructivism+6
Elif Kelekci
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Cities, forced migration, and multi-level governance: Assessing berlin's policy towards unaccompanied minors

This thesis aims to investigate the relationship between cities and forced migration and explores the increasing role of cities in the Multi-Level Governance of migration. It focuses on the intersection of the local turn in migration and vulnerable refugee groups, mainly unaccompanied minors. Focusing on Berlin through process tracing and single case method, the thesis assesses Berlin's policy toward the unaccompanied minors on the Greek islands in a time frame of the European Refugee Crisis in 2015 until March 2022. It discusses the multilevel nature of local policymaking in migration and its multifaceted drivers as it demonstrates Berlin's interaction with actors at the vertical and horizontal levels and the defining (institutional and structural) and transformative (local discourses and actors) drivers that feature in Berlin's migration policymaking. While this study proves that there is a local turn in migration and cities are no longer solely responsible for the implementation of policies, since they formulate them, particularly for unaccompanied minors, it also reveals that cities are still constrained by the institutional factors that shape their capabilities and limitations against national and supranational actors.

Germany-BerlinEuropean UnionMigration policies+7
Cansu Avan
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The European Union's energy security policy: Transition from Russian natural gas to the United States LNG

The European Union (EU) is dependent on Russian natural gas due to its high demand. The dynamics of energy relations between the EU and Russia have changed after the 2022 Russia-Ukraine War. In the context of energy supply security policies, the EU aims to reduce its dependence on Russian natural gas and diversify energy suppliers. During this period, there has been an increased demand for Liquefied Natural Gas (LNG) from the United States(US) as an alternative energy source. This thesis argues whether or not US LNG can be a long-term energy alternative over Russian natural gas for the EU. It examines the political, economic, and technical rationales of US LNG and Russian pipeline natural gas with the context of EU energy supply security through comparative analysis. The findings highlight that the technical infrastructure requirements, the installation process, and the high financial investment required to utilize US LNG lead to challenges for sustainable energy imports. Furthermore, it is predicted that increased demand for US LNG may create a new area of energy dependency for the EU. Therefore, completely abandoning Russian natural gas does not offer a long-term solution. Instead, this thesis advocates balancing the EU's natural gas energy demand between Russia and the US. Keywords: European Union Energy Security, Natural Gas, Russian Pipeline Natural Gas, US Liquefied Natural Gas

United States of AmericaEuropean UnionNatural gas+3
Zehra Uğurlu Oflazca
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Esnek çalışma ve iş-aile yaşamı dengesi: AB ve Türkiye'deki düzenlemelere yönelik betimleyici bir inceleme

Günümüzde ekonomide, bilgi ve iletişim teknolojilerinde, yaşam tarzlarında ve daha birçok alanda meydana gelen değişimler, kişilerin bireysel ve çalışma yaşamlarında birtakım farklılıklara neden olmuştur. Değişen piyasa koşulları karşısında yeniliklere cevap vermek amacıyla, istihdamın geleneksel biçimleri yavaş yavaş değişerek yeniden yapılanmış, iş organizasyonları ile çalışma süresi esnekleştirilerek daha karmaşık bir yapı ve farklı bir şekil almıştır. Meydana gelen bu olaylar sonucunda kişilerin iş-yaşam dengesi bozulmuş ve bunun sonucunda iş-aile yaşamı üzerinde bir uyum problemi meydana gelmiştir. Bu problemin ortadan kaldırılması için çeşitli yöntemler kullanılmakta, bu amaç doğrultusunda iş hayatında esneklik uygulamaları, çalışanların uyum problemlerine çözüm bulmada büyük destek sağlamaktadır. Esnekliğin, işverenlerin hızla değişen piyasa taleplerine uyum sağlamasına yardımcı olması ve çalışanlara iş-yaşam dengesi için seçenek ve fırsatlar sunması bu kavrama daha fazla önem kazandırmaktadır. Kadınların işgücü piyasasında daha fazla yer alması ve emek piyasalarında meydana gelen dönüşüm neticesinde tartışılan iş-yaşam dengesi, bu dengeyi sağlayacak politika ve uygulamaları gündeme getirmiştir. Buna bağlı olarak esneklikle ilgili tartışmalar başlamış, ebeveyn izni ve çocuk bakım politikaları kadar esnek çalışma da iş-yaşam dengesi politikalarının en önemli düzenlemelerinden biri durumuna gelmiştir. Bu tezde esnek çalışmanın iş-yaşam dengesine olan katkısı araştırılmakta, sağlıklı bir iş yaşam dengesi açısından esnek çalışmanın önemli fakat yeterli olmadığı, esnek çalışmanın dışında bu olumsuzları (cinsiyet eşitsizliği, düşük kadın istihdamı, kadının aile içindeki rolü, vb.) azaltacak farklı önlemlerin alınması gerektiği ileri sürülmektedir. Anahtar Kelimeler: Esneklik, Esnek Çalışma, İş-Yaşam Dengesi, İş-Aile Çatışması, İş-Yaşam Dengesi Düzenlemeleri.

Avrupa BirliğiEsnek çalışmaTürkiye+6
Kemal Serbes
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin sağlık sistemi ile Türk sağlık sisteminin karşılaştırılması: Türkiye- Almanya örneği

Türkiye uzun yıllardır Avrupa Birliği'ne girmek için çaba sarf etmektedir. Zaman zaman ilişkilerde inişler ve çıkışlar görülse de son yıllarda genellikle olumsuz gelişmelerin yaşandığı söylenebilir. Bu ortamda Türkiye'nin AB'ye girme konusunda pek heyecanlı olduğu söylenemez. AB'ye üye olunamasa da AB standartlarında bir yaşama ulaşılması gerektiği herkesin ortak kanaatidir. Hâlihazırda AB üye olacak devletlerden bazı kriterleri yerine getirmesini beklemektedir. Sağlık ise AB'nin ortak bir sisteme sahip olmadığı alanlardan biridir. Üye ülkelerin kendileri sağlık hizmetlerinin sunumu, yönetimi ve finansmanı konusunda esas belirleyicidir. Bu nedenle Türkiye ve AB arasında sağlık alanında bir karşılaştırma yapabilmek ve eksikleri tespit edebilmek adına örnek bir ülke seçilmesi daha uygun olacaktır. Bu nedenle de AB'nin en önemli ülkelerinden biri olan ve nüfusu bakımından Türkiye'ye yakın olan Almanya bu çalışmada konu edinilmiştir. Türkiye ve Almanya sağlık sektörünün işleyişi açısından pek çok benzer noktaya sahiptir; nüfusun tamamını kapsayan bir sigorta sistemi, yakın oranlarda seyreden kamu finansmanı, sağlık hizmetlerinin kaç basamakta sunulduğu vs. Ancak Almanya gelişmiş ekonomisi sebebiyle pek çok kalemde Türkiye'nin önünde yer almaktadır. Hastane sayısı, hastanelerdeki yatak sayısı, doktor- diş hekimi-eczacı sayısı, MR- BT gibi teknolojik cihaz sayısı göz önüne alındığında Türkiye, Almanya'nın çok gerisinde kalmaktadır. Bu çalışmada en güncel veriler ve resmi istatistikler kullanılarak farklılıklar ortaya konulmuştur. Pek çok alanda olduğu gibi sağlık sektöründe de uçurumların ortadan kalkmasının ilk şartı yeterli finansmanın sağlanmasıdır. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Almanya, Sağlık Sistemi Karşılaştırması

AlmanyaAvrupa BirliğiHastaneler+2
Sena Karaman
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Birliği Çiftlik Muhasebe Veri Ağı (FADN) sisteminin Türkiye'deki tarımsal işletmelerde uygulanabilmesi için model önerisi

Avrupa Birliği'nde Ortak Tarım Politikası' nın yürütülebilmesi için bir veri tabanının kurulması ihtiyacı 1965'li yıllarda hissedilmeye başlanmış ve bu amaçla, Avrupa Birliği Tarım Muhasebesi Veri Ağı (FADN) oluşturulmuştur. FADN, İngilizce'de Farm Accountancy Data Network (FADN) olarak ifade edilmektedir. Bu kavram Türkçe'ye Çiftlik Muhasebe Veri Ağı (ÇMVA) olarak tercüme edilmiştir. Türkiye'de Çiftlik Muhasebe Veri Ağı sistemi yıllar önce kurulmaya başlanmış ancak tam bir netice alınamamıştır. Oysa bu sistem Türkiye için önemlidir ve tarım politikalarının yönlendirilmesi için bu sistemin kurulması gerekmektedir. Günümüzde, Çiftlik Muhasebe Veri Ağı Sistemi konusunda Türkiye'de 12 pilot ilde kuruluş çalışmaları başlatılmış, ancak önceki çalışmalar gibi tam bir başarı elde edilemeden sekteye uğramaması için çalışmaların yürütülmesinin ve başarısının geniş bir işbirliği ve katılım gerektirdiği gözlenmiştir. Türkiye'de uygulanan muhasebe sisteminde FADN sisteminden elde edilen verilerin doğru kullanımı için değişime gidilebilir. Bu nedenle, tarıma özel bir muhasebe sistemi ihtiyacı doğabilir, diğer bir ifadeyle, bu çalışmada, belki de şu an uygulanmakta olan tekdüzen hesap planının değişime uğrayabileceği veya tamamen tarıma özel bir muhasebe sistemi kurulması gerekliliğinin yakın zamanda ihtiyaç olarak karşımıza çıkabileceği kanaatine varılmıştır. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için çiftçilerin kayıt tutma alışkanlığı edinmesi ve bu kayıtların uzmanlar veya muhasebeciler eliyle değerlendirilerek analiz ve değerlendirmeleri yapacak olan kurumlara iletilmesi gerekmektedir. Bu çalışma; FADN Sisteminin temel unsurları, FADN'nin Avrupa Birliği'ndeki tarım işletmelerinde uygulanışı, FADN sisteminde işletme seçimi, Avrupa Birliği'nde FADN uygulamaları, Türkiye'de uygulanan Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) ve yetersizlikleri, FADN Sisteminin Türkiye'ye Sağlayacağı Faydalar, FADN sisteminin uluslararası muhasebe standartları ve Türk vergi normları ile uyumluluk düzeyi, Çiftlik Muhasebe Veri Ağı (ÇMVA) kurulum modeli, modelin uygulanma süreçleri, modelin envanter işlemleri, modelin muhasebe işlemleri, FADN sistemi hesap planı, FADN sisteminin çıktıları ile masraf, maliyet, gelir ve brüt kâr ve Standart Çıktı (SO) hesaplama yöntemi, gerçek tarımsal işletmelerine ait mali tabloların hazırlanması konu başlıklarından oluşmaktadır.

Avrupa BirliğiMuhasebeMuhasebe+6
Teoman Akpınar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği fonlarının Türkiye'deki etkinliği: Tekirdağ örneği

Avrupa Birliği küresel bir aktör olarak da dünya siyasetinde yerini almaktadır. Küresel aktör olma rolü gereği Avrupa Birliği, dünya genelinde mali yardımlarda bulunmakta ve dünyada zorda kalan bölgelere kaynaklarını bütçe doğrultusunda aktarmaktadır. Bununla birlikte Birliğe üye olmayan fakat adaylığı söz konusu olan ülkelere de özellikle bölgesel politikalarını Birlik müktesebatına uyumlaştırmak bağlamında katılım öncesi mali yardımlarda bulunmaktadır. Bu kapsamda aday ülke olan Türkiye'de bu yardımlardan uzun bir zamandan beri yararlanmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'ye sağlanan Avrupa Birliği Katılım Öncesi Sağlanan Mali Yardımların etkililiğinin Tekirdağ özelinde etkinliğinin değerlendirilmesi yapılacaktır. Bu kapsamda, Avrupa Birliği'ne adaylık sürecinde yerelde yapılan çalışmalarla katkısı değerlendirilecektir.

Avrupa BirliğiBölgesel kalkınmaEkonomik yardımlar+5
Gözde Tecer
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Normatif güç Avrupa: Macaristan örneği

Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları gibi kurucu normlara sahip farklı bir siyasi kimlik ve bütünleşme modelini temsil eden ve "değerler birliği" olarak tanımlanan Avrupa Birliği, 2010'lu yıllardan itibaren bizzat kendi üye devleti Macaristan'ın birlik değerlerini ihlaline yönelik sorunlar yaşamaktadır. Nitekim Avrupa Parlamentosu, 12 Eylül 2018'de Macaristan'ın temel değerlerini ihlal ettiğine dair açık bir riskin varlığını tespit kararı almıştır. Böyle bir kararın, bu kurumda ilk kez bir üye devletine karşı alınmış olması konunun önemini göstermektedir. Kuramsal çerçevesini İnşacılık yaklaşımının oluşturduğu bu tezde; Avrupa Birliği'nin temel değerlerini, uluslararası politikada en önemli araçlar olarak kullandığı iddialarına dayanan, İnşacılık yaklaşımından beslenen ve ilk kez Ian Manners tarafından öne sürülen "normatif güç Avrupa" kavramı, Macaristan vakası bağlamında incelenecektir. Birliğin uyguladığı süreç incelendiğinde, bu sorun karşısında normatif temelli bir yaklaşım sergilediği sonucuna ulaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, İnşacılık, Normatif güç Avrupa, Macaristan

Avrupa BirliğiGüç ilişkileriKonstrüktivizm+2
Duygu Yıldız
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tek Kuşak Tek Yol projesi bağlamında Çin-AB ülkeleri işbirliğinin Doğu Akdeniz'e etkileri

Günümüzde Doğu ve Batı arasında ekonomik bir güç olarak karşımıza çıkan Çin, 2013 yılında devlet başkanı Xi Jinping tarafından duyurulan Tek Yol Tek Kuşak projesi ile çağımız küreselleşmesinde ve küresel oyun kurucuların konumlanmalarında değişikliklere yol açmaktadır. Proje, esas itibariyle küreselleşme çağında kazan-kazan politikalarını derinleştirerek, geleneksel küreselleşmenin olumsuz yanlarını da hafifletmeyi amaçlamaktadır. Bu açıdan projenin temelleri kapsayıcılık, denge ve uyumluluk mekanizmaları vasıtasıyla küresel bir entegrasyon oluşturma ilkesine dayanmaktadır. Projede sözü edilen "Kuşak" kavramı karayollarını, demiryollarını, petrol ve doğalgaz boru hatlarını ve altyapı çalışmalarını kapsayan "Karayolu Güzergâhlarını" ifade ederken; "Yol" kavramı ise "Deniz Yollarını" belirtmektedir. Dolayısıyla proje, çeşitli altyapı faaliyet zincirleri ve yatırımlar doğrultusunda Doğu ile Batı arasındaki ticari ve kültürel alışverişin sağlandığı bir koridor görevi görmektedir. Başka bir ifade ile Kuşak Yol projesi, sadece Avrasya kıtasının genişletilmiş ticari rotası değil aynı zamanda Avrupa, Asya ve diğer uygarlıklarında karşılıklı entegrasyonuna katkı sağlamaktadır. Bu arka plan doğrultusunda, Kuşak Yol projesi ekseninde Çin'in ekonomik bir aktör olarak yükselişi ve AB ile gelişen ortaklık ilişkisi uluslararası ilişkilerde önemli değişikliklere yol açmaktadır. Bu durum özellikle Akdeniz bölgesinde dikkat çekici bir boyutta seyir etmektedir. Ayrıca Doğu Akdeniz ülkelerinde ekonomik olarak varlık gösteren Çin, bölgesel rekabette değişimlere yol açmaktadır. Zira bölge devletlerinin her geçen gün büyük altyapı projelerine katılımı artmakta ve bu durum stratejik konumlanmalarda ve ticaret yolları üzerinde önemli bir etki yaratmaktadır. Bu çalışma, Çin'in büyük dış politika stratejisi olarak nitelendirilen Kuşak Yol projesi vasıtasıyla Doğu Akdeniz'deki ilgi alanlarını ve faaliyetlerini irdelerken, bölgedeki jeopolitik gelişmelerle nasıl ilişkili olduğu sorusu üzerinde durmakta ve bu soruya yanıt aramaktadır. Özellikle AB ülkeleri ile oluşturulan işbirliği çerçevesinin detayları incelenirken, bu işbirliğinden ortaya çıkan altyapı faaliyetlerinin genelde küresel siyasete, özelde ise Doğu Akdeniz'e olan olası etkilerini irdelemektedir. Nitel bir araştırma yöntemine göre hazırlanan bu çalışmanın odak noktası; Kuşak Yol projesi kapsamında AB ile oluşturulan kazan-kazan mekanizmasının Doğu Akdeniz'e olan olası etkileri olarak belirlenmiştir. Çalışmada öncelikle küreselleşme çerçevesinde teorik bir altyapı hazırlanmış olup; daha sonrasında Kuşak Yol projesinin ana hatları açıklanarak, partner devletlerle kurulan işbirliklerine ve bu işbirlikleri neticesinde yapılan altyapı çalışmalarına değinilmiştir. Son olarak elde edilen veriler ışığında projenin özel odağında yer alan AB işbirliği çerçevesinin uluslararası ilişkilere ve Doğu Akdeniz'deki yansımalarına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tek Kuşak Tek Yol, Doğu Akdeniz, Küreselleşme, Çin, Avrupa Birliği

Avrupa BirliğiBir Kuşak Bir Yol ProjesiDoğu Akdeniz+5
Gizem Sınır
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa'da radikal sağ partiler ve göç karşıtlığı; Güvenlik ekseninde Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) ve Hollanda Özgürlük Partisi (PVV) incelemesi

Avrupalı devletlerin güvenlik algılamaları zaman içerisinde bazı değişim ve dönüşümler geçirmiştir. Günümüz itibariyle açıkça belirtilmemekle birlikte göçmen olgusu güvenlikleştirmenin merkezinde yer almaktadır. Güvenlikleştirme sürecinde aktör olarak devlet, herhangi bir sorunu tehdit olarak algıladığında o soruna öncelik verir. Sorun olarak tanımlanan "nesne" özel olarak ulusal güvenlik meselesi olarak kabul edilirse devletler bununla baş etmek için de özel haklara sahip olduğunu iddia eder. Soğuk Savaş sonrasında Avrupalı devletlerin güvenlik anlayışında göçmenler aleyhine değişim olmuştur. Aşırı sağ düşüncesi ile hareket eden ve göçmen karşıtı tutum gösteren siyasal partiler yükselişe geçmiştir. Bu çalışmada güvenlikleştirme kavramları ve Avrupa Birliği'nde göçün güvenlikleştirilmesi incelenmiştir. Daha sonra Avrupa'da göçmen karşıtlığı üzerinden siyaset yapan Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) ile Hollanda Özgürlük Partisi (PVV), durum çalışması modeline göre incelenmiştir. Bu seçimin nedeni ise her iki partinin göçmen karşıtlığında son yıllarda dikkat çeken faaliyetlerinin olmasıdır. Ayrıca FPÖ ve PVV'nin ırkçılık ve yabancı düşmanlığı ile birlikte Avroseptizm konusunda ortak söylemlerinin olmasıdır. Çalışmanın sonucunda, Avrupa genelinde göçmenlere yönelik ötekileştirici bir anlayışın güçlenmeye başladığı ve bunun da aşırı sağcı siyasi gruplar tarafından istismar edildiği tespit edilmiştir.

Avrupa BirliğiAvusturyaGöçmen karşıtı+7
Selin Balıkoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin Avrupa Birliği ortak tarım politikasına entegrasyon süreci

Bir ülkede tarımsal yapılanma, yaşamsal faktörlerin temeli olan gıda ihtiyacının giderilmesi, giyim sektörüne katkı sağlaması ve sanayi platformunu doğrudan etkilemesi bakımdan büyük bir öneme sahiptir. Sanayileşmenin büyük ilerlemeler kaydetmesi ile birlikte, tarımsal girişimler yerine sanayi odaklı girişimler daha cazip hale gelse de, tarımsal faaliyetler önemini hiçbir zaman yitirmemiştir. Bu önemin uzun vadede karşılık bulması için de ülkeler, çeşitli tarımsal destekleme politikalarına entegre olacak bir süreç içerisinde kendilerine yer bulmaya çalışmıştır. Birçok ülkenin tarımsal alanlarının daha elverişli bir hale gelmesi için ulusal ve uluslararası çeşitli tarım politikaları meydana gelmiştir. Bu vesile ile özellikle Avrupa Birliği (AB) ortak tarım politikası içerisinde coğrafya avantajına sahip olan ülkelerin entegrasyon süreçleri söz konusu olabildiğinde, ilgili ülkelerdeki üretim hacimlerinin artması ve dışa bağımlılıkların azalması anlamında çok önemli kazanımları ortaya çıkacaktır. Günümüzde ise sürdürülebilir ve teknoloji odaklı girişimlerin yer aldığı görülmektedir. Ülkemizde uygulanan tarım politikaları belirlenirken de, geçmişteki tecrübelerden ders alınıp stratejik planların bu doğrultuda yapılması, Türkiye'nin geleceği açısından büyük önem arz etmektedir. Bu sebeple geniş bir perspektiften bakıldığında sürdürülebilir ve uygulanabilir politikaların yürürlüğe konması, Türkiye'nin AB'ye adaptasyon sürecini de kolaylaştıracaktır. Ancak Türkiye'nin AB tarım politikalarına dahil olabilmesi oldukça zorlu bir sürece işaret etmektedir. Çalışmada bu zorlu sürecin başarıyla gerçekleşebilmesi için detaylara, istatistiki veriler çerçevesinde işaret edilmeye çalışılmış ve bir dizi öneriler sunulmuştur.

Avrupa BirliğiAvrupa Birliği Ortak Çevre PolitikasıTarım+2
Fahri Karbuz
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

AB enerji güvenliği ve Türkiye'nin bir koridor olarak yeri

1940'lı yıllarda ortaya çıktığı tarihten itibaren enerji bağlamında gelişen Avrupa toplumu, enerji güvenliğini sağlamak amacıyla birçok adım atmıştır. Bu adımlar hem bütünleşme içindeki üye ülkelerin birbirleriyle olan ilişkilerini hem de Avrupa bütünleşmesinin dışında kalan ülkelerle olan ilişkilerini etkilemiştir. Bu çalışmada, Avrupa bütünleşmesinin enerji konusunda yaşanan tarihsel krizlerden hareketle AB'nin enerji güvenliğini sağlama adımları açıklanmıştır. Bunun yanında çalışma, enerji güvenliği bağlamının zaman içinde nasıl değiştiğini açıklamaya çalışmaktadır. AB'nin enerji politikası dönüşümünü açıklamak için enerji güvenliğinin önemli boyutları ve parametreleri tartışılmıştır. Türkiye jeostratejik konumu nedeniyle AB enerji politikalarında ve AB'nin kaynak ülkelerle ilişkilerinde önemli bir yere sahiptir. AB ile Türkiye arasındaki enerji bağlamındaki ilişkiler, 1970'lerde Joseph S. Nye ve Robert O. Keohane tarafından ortaya atılan "Karşılıklı Bağımlılık" çerçevesinde incelenmiştir. Bu noktada iki aktörün ilişkilerinde hem ekonomik hem de siyasi olarak bir maliyetinin var olduğu belirlenmiş ve bunun üzerine önerilerde bulunulmuştur.

Avrupa BirliğiEnerjiEnerji güvenliği+4
Kurtuluş Arslan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ve Türkiye'de engelli istihdamına yönelik iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımı

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne adaylık süreci ile birlikte birçok alanda Avrupa Birliği normlarına uyum sağlamaya dönük politikalar geliştirdiği ve ulusal mevzuatta çeşitli düzenlemeler yaptığı gözlenmektedir. Ayrıca engelli bireylerin istihdam edilebilirliğinin arttırılması ve özel politika gerektiren engelli bireylerin işyerlerinde her açıdan korunması ile iş sağlığı ve güvenliği gibi sosyal politikaya ilişkin alanlar, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde sosyal bütünleşmenin sağlanabilmesi için üzerinde durulan en önemli konular arasındadır. Bu bağlamda bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde engellilik ve engelli istihdamı ile ilgili kavramsal çerçeve, ikinci bölümde Avrupa Birliği bağlamında engelli istihdamı, üçüncü bölümde Türkiye'de engelli istihdamı ve dördüncü bölümde de engelli çalışanlara yönelik iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ele alınarak geniş bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Avrupa Birliği ve Türkiye'ye ilişkin yapılan literatür incelemesi sonucunda, işyerlerindeki uygulamalarda engelli çalışanlara yönelik birçok yanlış uygulamanın olduğu tespit edilmiştir. Buradan hareketle engelli bireylere yönelik yapılan düzenlemelerde görülen eksik noktalar vurgulanmış, yürürlükteki mevzuata ve işyerlerine uygulamaya yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışmanın engelli bireylere, engelli bireylerle çalışan işveren, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeli; ilgili tüm kişi, kurum ve kuruluşlara yol gösterici olması ve bu alanda yapılacak akademik çalışmalara ışık tutması amaçlanmaktadır.

Avrupa BirliğiEngelli istihdamıEngelli kişiler+4
Aslıhan Toyoğlu
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Birliği mülteci politikası ve hukuku: Normatif bir yaklaşım

Uluslararası değer ve normların doğduğu bölge olarak Avrupa Kıtası gösterilmektedir. Günümüzde refah düzeyi yüksek ülkelerin bir araya gelmesiyle oluşan Avrupa Birliği (AB), sahip olduğu norm ve değerlerin çekiciliği ile de sığınma taleplerine maruz kalmaktadır. Birliğin bu taleplere karşı oluşturduğu politika ve hukuk düzenlemeleri araştırmanın odak noktasıdır. Değerlendirme için Uluslararası İlişkilerin normatif kuramından yararlanılmıştır. Bireyin rızasına dayalı göç kavramından farklı olarak mültecilik olgusu ahlaki boyutuyla ele alınmalıdır. Bu bakımdan tez, sonuççuluk ve deontoloji felsefi temellerine dayanan toplulukçuluk ve kozmopolitanizm kuramları ışığında AB mülteci politikasını incelemektedir. Farklı kültürlere sahip Avrupa ülkelerinin mülteci politikası gibi ahlaki öneme sahip bir alanda uyumlu hareket edip etmedikleri araştırmanın odaklandığı sorulardan birisidir. Araştırma kapsamında AB vatandaşlığı gibi somut kozmopolitan bir değere sahip olan Birlik'in mülteci politikasında bu değeri gözetip gözetmediği sorgulanmaktadır. Öte yandan fayda temelli bir anlayış olan sonuççuluk izinden gidilerek toplulukçu politikaya ağırlık verilip verilmediği incelenmiştir. Araştırma, bir topluluğa ait öz değerleri merkeze alan toplulukçuluk yaklaşımı ile birey temelli kozmopolitan yaklaşım arasındaki çekişmenin politikaya olan etkisini analiz etmektedir. AB mülteci politikası ve ilgili hukuki düzenlemeler oluşturulurken kozmopolitan düşünce temel alınmıştır. Bu noktada tez kozmopolitan normların aşındırıldığını ve toplulukçu normlara ağırlık verilmek istendiğini öne sürmektedir. AB'nin ortak sığınma politikasında sığınma bir hak olarak görülmektedir. Ancak 2020 sonrası paradigma değişimi düzenleyici normların ağırlık kazanmasına neden olmuştur. Bu bakımdan AB mülteci hukukunda da ilkelerden değerlere geçiş hızlanmıştır. Söz konusu değerler özgürlük, demokrasi, eşitlik, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı doğrudan mültecilerin durumuyla ilişkilidir. Öte yandan AB mülteci müktesebatı uluslararası hukuka uygun biçimde insan haklarına saygı çerçevesinde oluşturulmuştur.

Avrupa Birliği
Sinan Veziroğlu
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00

Related subjects