European Union

1,145 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kopenhag kriterleri açısından Türkiye ekonomisinin Avrupa Birliği`ne uyumu

YÜKSEK LİSANS TEZ OZU KOPENHAG KRİTERLERİ AÇISINDAN TÜRKİYE EKONOMİSİNİN AVRUPA BİRLİĞİ'NE UYUMU Nazım ÇATALBAŞ İktisat Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ağustos 2000 Danışman: Prof. Dr. S. Rıdvan KARLUK Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri, Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu'na ortak üyelik başvurusu ile başlamıştır. Türkiye 14 Nisan 1987'de Avrupa Topluluğu'na tam üyelik için başvurmuştur. Bu Başvuru, ekonomik ve siyasi gerekçelerle kabul edilmemiştir. 21-22 Haziran 1993 tarihlerinde toplanan Kopenhag AB Konseyi tam üyelik kriterleri belirlemiştir. Bu kriterler; demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, azınlıklara saygıyı ve azınlıkların korunmasını teminat altına alan kurumların istikrarını sağlamak, işleyen bir pazar ekonomisine sahip olunmasının yanı sıra, AB içindeki rekabet baskısı ile piyasa güçleri karşısında durabilmek kapasitesine sahip olmak, siyasi, Ekonomik ve Parasal Birlik de dahil olmak üzere tam üyelikten kaynaklanan yükümlülüklere uyum yeteneğinde bulunmaktır. 11-12 Aralık 1999 tarihlerinde toplanan AB Helsinki Zirvesi'nde, Türkiye aday ülke olarak kabul edilmiştir. Türkiye'nin katılım görüşmelerine başlaması için siyasi kriterlere ve tam üyelik için diğer kriterlere uyması gereklidir. Türkiye'nin AB'ne entegrasyonunda en büyük sorunu makro ekonomik istikrarsızlıktır. Türkiye 9 Aralık Kararları'nın başarılı olması ve AB'nin verdiği yardımları artırması koşuluyla AB'ne uyum sağlayacaktır.

Avrupa BirliğiKopenhag KriterleriTürk ekonomisi+2
Nazım Çatalbaş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan'ın Avrupa Birliği ile ortaklık ve işbirliğinin temelleri

1991'de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan, ulusal çıkarlarını sağlamak ve korumak için uluslararası arenada bölgesel ve küresel düzeydeki faaliyetlerini genişletmiştir. Avrupa alanına yakın entegrasyon gereği duyan devlet, Avrupa Birliği ile çok taraflı karşılıklı ilişkiler kurmuştur. Azerbaycan'ın Avrupa Birliği ile ilk ikitaraflı ilişkileri ekonomik yardımlar şeklinde başlamış ve gelecek ekonomik, politik ve kültürel ilişkilerin şeklini biçimlendirmiştir. Azerbaycan, Avrupa Birliği'nin enerji güvenliğinin sağlanması açısından güvenilir ortaktır. Azerbaycan, Avrupa Birliği ile enerji ve ulaştırma projeleriyle işbirliğini güçlendirmeye odaklanarak, yakın siyasi entegrasyondan kaçınmaktadır. Bu çalışma, Azerbaycan ile Avrupa Birliği arasındaki ortaklık ve iş birliğinin hukuki temellerinin kapsamlı analizini içermektedir.

Avrupa BirliğiAvrupa Ortaklık AnlaşmalarıAzerbaycan+5
Jeyhun Shıkhalızada
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Critic tabanlı Marcos yöntemi ile inovasyon performanslarının değerlendirilmesi: Avrupa Birliği üye ülkeleri ve Türkiye örneği

Küresel rekabet ortamında inovasyon, ülkelerin ekonomik büyüme, teknolojik gelişme ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmalarında önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle ülkelerin inovasyon performanslarının çok boyutlu göstergeler kullanılarak değerlendirilmesi ve karşılaştırılması politika yapıcılar açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, Avrupa Birliği (AB)’ye üye 27 ülke ve Türkiye’nin inovasyon performanslarını çok kriterli karar verme (ÇKKV) ile analiz etmektir. Bu amaç için inovasyon performansını temsil eden yedi ana kriter kullanılmıştır. Bu kriterler; kurumlar, beşeri sermaye ve araştırma, altyapı, pazar gelişmişliği, iş gelişmişliği, bilgi ve teknoloji çıktıları ve yaratıcı çıktılarıdır. Bu çalışmada kriter ağırlıkları nesnel bir yaklaşım sunan CRITIC yöntemi ile belirlenmiş, ülkelerin inovasyon performanslarının sıralanmasında ise MARCOS yöntemi kullanılmıştır. CRITIC yöntemi ile elde edilen sonuçlara göre inovasyon performansının değerlendirilmesinde en yüksek ağırlığa sahip kriterin altyapı olduğu belirlenmiştir. MARCOS yöntemi ile elde edilen sonuçlara göre Hollanda, Finlandiya ve Danimarka inovasyon performansı açısından ilk sıralarda yer alırken Portekiz, Romanya ve Malta alt sıralarda yer almıştır. Türkiye ise düşük düzeyde bir performans sergileyerek sıralamada alt grupta yer almıştır. Bulgular, Avrupa ülkeleri arasında inovasyon kapasitesi bakımından önemli farklılıklar bulunduğunu ve özellikle güçlü altyapı, gelişmiş pazar yapısı ve yaratıcı üretim kapasitesine sahip ülkelerin inovasyon performansının daha yüksek olduğunu göstermektedir.

İnovasyon Performansının ÖlçülmesiÇok Kriterli Karar Verme YöntemleriCRITIC Yöntemi+5
Ebubekir Yavuzkiliç
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2026
31
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.264
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında ücret eşitsizliği: Türkiye ve AB ülkeleri karşılaştırması

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sadece ülkelerin değil dünyanın sorunu olmaktadır. Toplumun eğitim yapısını, politikasını, ekonomisini, büyümesini, kalkınmasını ve daha birçok alanı etkilemektedir. Bu yüzden söz konusu eşitsizlik için hemen hemen bütün ülkelerde farkındalık oluşmaktadır. Söz konusu eşitlik hem AB hem de Türkiye için önemli bir amaç olmaktadır. Bu yüzden Türkiye ve AB söz konusu eşitlik için hem anayasada hem de piyasada birçok düzenleme yapmaktadır. Bu bağlamda Türkiye ve AB'de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin boyutunu görebilmek için Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu, Küresel Ücret Raporu, pek çok veri seti ve kaynaktan hareket ile söz konusu ülkelerdeki cinsiyet eşitsizliği incelenmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ücret eşitsizliği üzerindeki etkisi karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Elde edilen verilere göre Türkiye'deki cinsiyet eşitsizliği hemen hemen bütün AB ülkelerinden daha fazla olduğu görülmektedir. Fakat bu durumun cinsiyete göre ücret eşitsizliğine aynı oranda yansımadığı ve birçok AB ülkesinden daha iyi durumda olduğu görülmektedir. Fakat Türkiye'de genel olarak bir iyileşmeden bahsedilse de aynı eğitimi ve aynı mesleği yapanlarda cinsiyete göre ücret eşitsizliğinin genel olarak erkeklerin lehine olmaktadır. Bu yüzden hem Türkiye hem de AB cinsiyet eşitsizliğini ve cinsiyete göre ücret eşitsizliğini ortadan kaldırmak için mücadele etmelidir. Bu amaç doğrultusunda önyargıları, toplumsal cinsiyete dayalı hükümet düzenlemeleri, meslek ayrımcılığı, cinsiyet ayrımcılığı gibi eşitsizlik yaratan birçok sorun ortadan kaldırılmalıdır.

Avrupa BirliğiEşit ücretKadın-erkek eşitliği+3
Gülcan Güzel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ukrayna'nın çeşitli göstergelerinin Avrupa Birliği ülkeleri ile karşılaştırılması ve olası üyeliğinin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, bir Doğu Avrupa ülkesi olan ve Avrupa Birliği'nin Ortak Komşuluk Politikası kapsamında ilişkileri yürüttüğü Ukrayna'nın güncel gelişmeleri dikkate alınarak ekonomik, sosyal ve siyasal durumunu Avrupa Birliği'ne üye ülkeleri ile karşılaştırmak ve göstergelerin karşılaştırılması sonucu Ukrayna'nın Avrupa Birliği'ne olası üyeliğinin mümkün olup olmadığı değerlendirilmektir. 2013 yılın sonbaharında Ukrayna'da yaşanan ve 2014 yılında da devam eden sorunlar ve protestolar Ukrayna'nın Avrupa Birliği geleceğini ciddi bir şekilde etkilemiştir. Eski Cumhurbaşkanı, Viktor Yanukoviç'in Avrupa Birliği Ortaklık Anlaşması'nın imzalanmasını ret etmesiyle başlayan protestolar 2014 yılının Haziran ayında Ukrayna'nın doğusunda bir iç savaşa dönüşmüştür. Bu tür gelişmeler Ukrayna'nın Avrupa Birliği ile olan ilişkisinin gelişmesine engel olarak ortaya çıkmıştır ve Ukrayna'nın ileride Rusya etkisinden koparak, Avrupa Birliği üyesi olma şansı oldukça yükselmiştir.

Avrupa BirliğiTam üyelikUkrayna+1
Ekrem Emiraliyev
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliği denetimi ve bazı ülkelerden uygulama örnekleri

İş sağlığı güvenliği denetimi ve bazı ülkelerden uygulama örnekleri başlığını taşıyan bu çalışma, çalışma hayatı açısından hem ülkemizde hem de dünyada oldukça önemli bir yeri olan iş sağlığı ve güvenliğini sağlamada ve iş kazalarını azaltmada teftiş ve denetimin önemini vurgulamak amacı ile hazırlanmıştır. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde iş sağlığı ve güvenliği denetimine ilişkin temel kavramlardan, iş sağlığı ve güvenliği teftiş ve denetim türlerinden bahsedilmiştir. İş sağlığı ve güvenliği denetiminin uluslararası hukuktaki kaynakları incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise ülkemizdeki iş sağlığı ve güvenliği denetim sistemi tanıtılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda ilk olarak iş denetiminin ulusal hukukî kaynaklarından bahsedilmiştir. Daha sonra denetim ile görevli kurum ve kuruluşlar ve bunların işleyişi incelenmiş; işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği denetiminde ki rolüne değinilmiştir. İşçilerin denetim yapılmaması halinde hakları ve işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemleri almaması halinde sorumluluğuna değinilmiştir. Teftiş ve denetim sonrası yapılacak işlemler bu bölümde incelenen konular arasında yer almıştır. Bölümün son kısmında Avrupa Birliği'ne üye bazı ülkelerdeki iş denetim sisteminin işleyişi hakkında bilgi verilmeye çalışılmış ve bu sistemlerin ülkemizde var olan iş denetim sistemi ile karşılaştırması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş sağlığı, iş güvenliği, teftiş, denetim, Avrupa Birliği.

Avrupa BirliğiDenetimTürkiye+4
Kübra Demir
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği eşiğindeki Türkiye'de girişimci kadın profili: Eskişehir örneği

İçinde bulunduğumuz bilgi çağının sihirli kelimesi "Girişimcilik", iyi anlaşıldığı ve içselleştirildiği kalkınmış ülkelerin kalkınmalarındaki en temel argümanlardan biridir. Özellikle kadın nüfusunun önemli bir oranının ev kadını diye tabir edilen ücretsiz ev işçisi konumunda olduğu Türkiye, iş hayatına katılmaya namzet önemli bir kadın nüfusu barındırmaktadır. Bu uyuyan devi uyandırmayarak ülkenin kayıp değerlerine yenilerini eklemek yahut uyandırarak işsiz ordusunu büyütmek olumsuzluk bakımından neredeyse eş anlamlıdır. Yıllardır Avrupa Birliği eşiğinde bekleyen Türkiye' nin günümüz bilgi çağında, Avrupa birliğindeki müreffeh yaşam standartlarını yakalayabilmesi ve tam anlamıyla bir sosyal devlet olabilmesi, diğer alternatif yol olan kadın girişimciliği önemseyip desteklemek suretiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin 2023 vizyonuna katkı sağlamasıyla mümkün olacaktır. Bu çalışma ile Eskişehir ilindeki KOSGEB desteği alarak girişimciliğe adım atmış kadınlara uygulanan bir anket çalışmasının sonuçlarını irdeleyerek; kadınların girişimcilikle ilgili görüş, duruş ve vizyonlarının analiz edilmesi amaçlamıştır. Ayrıca, girişimcilik iklimi açısından Türkiye' deki en verimli illerden biri olan Eskişehir'deki bu çalışma ile Türkiye' nin Avrupa Birliği ile kıyaslanma amacı güdülmüştür. Yapılan bu çalışma, Eskişehir ilindeki kadın girişimcilerin durumu ile ilgili veri ve analizler sunmakta olup Türkiye genelini yansıtmamaktadır.

Avrupa BirliğiEskişehirGirişimciler+3
Ali Vasfi Eskicioğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye ile Euro bölgesi arasındaki uyum ve uyumu etkileyen faktörler

Ekonomik bütünleşmenin en önemli aşamalarından olan parasal birlik Avrupa Birliği içinde 1999 yılında gerçekleştirilmiştir. Optimum para sahaları (OPS) teorisi kriterleri, tek para birimi etrafında bir araya gelen ülkelerin benzer politikaları uygulamaları gerektiğini öne sürer. Parasal birlik içinde yer alan ülkelerin politikalarının uyumlaştırılması sürecinde, aralarındaki ticaret çok önemlidir. Ülkeler arasındaki ticaret yoğun ve endüstri-içi ticaret özelliği gös¬teri¬yor¬sa, bu ülkelerin arasındaki uyum artar. Endüstri-içi ticaret ülkeler arasında benzer malların tica¬retinden ortaya çıkacağından, ülkeler benzer politikaları uygulayabilirler. Buna karşılık ülkeler a¬ra¬sın¬daki ticaret endüstriler-arası ticaret olduğunda her ülke ürettiği farklı sektörde uzman¬laşmaya gider. Benzer politikalar yerine her ülke kendi politikasını uygulamayı tercih eder.Ülkelerin para politikasını ulus-üstü kuruma devrettikleri ve kural temelli politikaları benimsedikleri Avrupa Parasal Birliği, Türkiye'nin ticaretinde de çok önemli bir yere sahiptir. Panel veri yöntemine dayalı olarak yapılan testler sonucunda artan endüstri-içi ticaretin, Türkiye ile Euro bölgesinin gelir uyumunu hızlandırıcı bir etki gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte endüstri-içi ticaret tek başına uyumu sağlayan bir etken değildir. Endüstri-içi ticaretin yanı sıra ülkelerin kendi iç ekonomi politikasını yönlendiren yapılarda da uyumu sağlaması gerekir. Esnek istihdamı sağlamaya yönelik politikalar, endüstri-içi ticarette olduğu gibi ülkeler arasındaki uyumu arttırıcı bir işlev görür. Gelir uyumunu arttırıcı bir diğer etken de maliye po¬litikalarını disipline etmeleri ve kamu borçlanmalarını azaltmalarıdır. Buna karşılık her ülkede farklı dinamiklerin rol oynadığı şehirleşme, gelir uyumu üzerinde negatif bir etki gösterir.

Avrupa BirliğiBütünleşmeEkonomik bütünleşme+4
Ragıp Yılmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliğine katılım sürecinde kırsal kalkınma için katılım öncesi yardım aracı - IPARD

Bu tez çalışması, Türkiye'nin Avrupa Birliğine uyum süreci kapsamında kırsal alanlarda gelişimi hızlandırarak, Ortak Tarım Politikası için alt yapı oluşturmayı amaçlayan "Kırsal Kalkınma İçin Katılım Öncesi Yardım Aracı – IPARD" desteklerinin incelenmesini içermektedir. Çalışmanın birincil amacı, 2012 yılından bu yana Türkiye' de 42 il sınırı içerisinde bir fiil uygulanan IPARD desteklerinin kapsamına giren sektörlerin (tarım sektörü, hizmet sektörü, turizm sektörü) sorunlarını ve programın iktisadi ölçüde kırsal alana etkilerini ele almaktır. Çalışmanın ikincil amacı ise, önümüzdeki dönemlerde 81 ilde uygulamaya konulacağı Tarım Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından açıklanan IPARD desteklerinin içeriğini, başvuru – onay ve sürdürülebilirlik evrelerini kurumsal çerçevede açıklayarak, programdan faydalanması olası kişi ve kuruluşlara yol haritası oluşturmaktır. Ulaşılması istenen amaçlar kapsamında çalışmada, IPARD doğrultusunda uygulanan mevzuatların incelenmesinin yanı sıra geçmişte IPARD desteği alarak uygulamaya konulan örnek projeler, proje danışmanları eşliğinde değerlendirilip, programa dair iyileştirilmesi gerekilen hususların altı çizilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: IPARD Destekleri, Kırsal Kalkınma, AB Uyum Süreci, Katılım Öncesi Yardım Aracı, AB Hibe Programları

Avrupa BirliğiIPARDKalkınma yardımları+6
Hazal Duman
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Telafi edici çok kriterli karar verme yöntemleri ile Türkiye ve AB ülkelerinin insani gelişmişlik düzeylerinin belirlenmesi

İnsanı ve yaşadığı toplumu sadece sayısal verilerle değerlendirmek, tek değişkenli bir fonksiyonunun bize verdiği değer kümesine razı olmaktır. Oysa insan ve toplumu ilgilendiren konularda karar verme, içinde insani birçok değişkeni barındıran çok değişkenli bir fonksiyonla tanımlanabilir. Bu bağlamda ülkeleri ve toplumları ilgilendiren durumları sadece sayısal verilerle değerlendirmek, resmin sadece bir parçasını görmektir. Bu çalışmada, 28 AB ülkesi ve Türkiye'nin gelişmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla, sayısal veriler ve toplumun tutumunu yansıtan veriler beraber değerlendirilmiştir. Bu amaçla "İnsani Gelişmişlik Endeksi" (İGE) göstergeleri ile beraber, Avrupa Komisyonu tarafından yaptırılan; "Quality of Life in European Cities 2015" (flash eurobarometer 419) anketindeki sorular birer gösterge olarak ele alınarak, ülkelerin gelişmişlik düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Ülkelerin insani gelişmişlik düzeylerinin belirlenmesinde, telafi edici ÇKKV yöntemleri olan Gri İlişkisel Analiz (GİA) ve MOORA (Multi-Objective Optimization on basis of Ratio Analysis) yöntemleri kullanılmış, bu yöntemlerle elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Toplumun insani gelişmişlik düzeyini en çok belirleyen göstergelerin hangileri olduğunu belirlemek amacıyla, Entropi ve CRITIC nesnel ağırlıklandırma yöntemleri kullanılmıştır. 29 ülkenin insani gelişmişlik düzeyleri, 27 gösterge seti kullanılarak, EXCEL 2016 ile analiz edilmiştir. Elde edilen ülke sıralamaları ve gösterge ağırlıkları yorumlanmıştır.

Avrupa BirliğiGelişmeTürkiye+2
Erhan Orakçı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Birliği ülkelerinde ve Türkiye'de işverenin iş sağlığı ve güvenliği eğitim yükümlülüğü

Her geçen gün gelişen ve değişen ileri teknolojik gelişmeler bağlamında çalışma yaşamında karşılaşılan yeni riskler, iş sağlığı ve güvenliği konusunda ileri düzeyde önlemler almayı gerektirmekte ve bu önlemler içerisinde işverene getirilen yükümlülükler önemli bir yer tutmaktadır. İşverenin iş sağlığı ve güvenliği sağlama borcu kapsamında eğitim verme yükümlülüğü ise iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili sorunların çözümünde öncelikli bir yere sahiptir. Türkiye ölümlü iş kazalarında Avrupa'da ilk sırada yer almaktadır. Ölümcül iş kazalarının bu denli yüksek olmasının nedenleri arasında iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeterli derecede bilgi sahibi olunmaması, çevresel etkenler ve kazaları önleyici tedbirlere gerekli önemin verilmemesi gibi faktörler yer almaktadır. Yapılan araştırmalar eğitim eksikliğinin iş kazaları ve meslek hastalıklarının gerçekleşmesinde büyük öneme sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliği eğitim uygulamaları değerlendirildiğinde, ölümlü iş kazası oranlarının çok düşük olduğu Avrupa ülkelerine göre oldukça geride kaldığı görülmektedir. Türkiye'deki iş sağlığı ve güvenliği eğitimi uygulamalarının iyileştirilmesi amacıyla yapılan bu çalışmada, öncelikle iş sağlığı ve güvenliği eğitimine yönelik mevzuat AB Direktifleri çerçevesinde ayrıntılı bir şekilde AB ülkeleri ile karşılaştırmalı olarak ele alınıp incelenmektedir. Ardından Türkiye'deki iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının Avrupa Birliği Direktiflerine uyum düzeyi değerlendirilmekte ve yaşanan sorunlar tespit edilerek bu sorunların çözümüne yönelik iyileştirme önerileri sunulmaktadır. Anahtar Sözcükler: ĠĢ sağlığı ve güvenliği, Eğitim yükümlülükleri, ÇalıĢan eğitimleri.

Avrupa BirliğiTürkiyeYükümlülük+6
Berrin Gökçek Yılmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye imalat sanayi bileşenleri konjonktür dinamiklerinin Markov geçiş modelleri ile incelenmesi ve gelişmiş Avrupa ekonomileri ile bir karşılaştırma

İmalat sanayi, özellikle küresel finansal krizin reel sektör üzerindeki yıkıcı etkileri sonrasında, sanayisizleşme tartışmaları paralelinde yeniden sürdürülebilir büyüme ve kalkınma politikalarının odağı haline gelmiştir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler, sürdürülebilir büyüme çerçevesinde krizin devam eden etkilerini ortadan kaldırarak ekonomilerini güçlendirmeyi ve daha istikrarlı bir ekonomik büyüme dinamiği hedeflemektedir. Çalışmada, 2005:01-2015:12 dönemi kapsamında aylık imalat sanayi üretim endeksleri kullanılmış ve gelişmiş Avrupa ekonomileri ile karşılaştırılarak Türkiye imalat sanayi ve bileşenlerinin asimetrik döngüsel dinamikleri incelenmiştir. Çalışma, saklı Markov modelleri kullanılarak elde edilen model tahmin sonuçlarına göre, Türkiye ve gelişmiş Avrupa ülkeleri için imalat sanayi ve alt sektörlerinde döngüsel fazlar boyunca durum bağımlı asimetrik davranışların ve heteroskedastisitenin varlığını ortaya koymaktadır. Çalışmadan elde edilen bulgular, global piyasalarda rekabet gücünü artırmak üzere etkin politikalar tasarlanması açısından Türkiye imalat sanayi ve alt sektörlerinin dinamiklerinin değişken yapısına dair politika yapıcılara daha detaylı ve anlaşılır bilgiler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: İmalat Sanayi, Döngüsel Analiz, Markov Değişim Modelleri.

Avrupa BirliğiAvrupa ülkeleriDöngüsel çizelgeleme+7
Gözde Yıldırım
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Optimal para alanları kuramı çerçevesinde Avrupa Parasal Birliğinin içerisinde bulunduğu çıkmazlar

Optimal Para Alanı Kuram'ı ile ilgili temel çalışmayı 1961'de R. Mundell yapmıştır. Bu kuram ekonomik entegrasyonun son aşamalarından biri olan para birliğine dahil olan parasal alanın optimal bir para alanı olup olmadığını belirli faktörlere açıklayan bir kuramdır. Bu kuramda ülkelerin kendi para birimlerinin değerini, parasal alan içerisinde belirlenen kur ile sabitlemesi ve parasal alan dışındaki ülkelerin para birimleri karşısında ise dalgalanmaya bırakması durumu söz konusudur. Mundell, Kenen ve McKinnon bir parasal alanın optimal bir parasal alan olup olmadığını açıklarken birliğe üye olan ülkeler üretim faktörlerinin mobilitesi, ekonominin dışa açıklık derecesi finansal ve ekonomik bütünleşmenin derecesi, enflasyon oranları arasındaki yakınlık derecesi, asimetrik şokları ve fiyat-ücret esnekliği gibi şartların sağlanması gerektiğini açıklamaktadırlar. Ancak zaman içerisinde geleneksel yaklaşımın yetersizliği anlaşılmaktadır. Kurama yönelik eleştiriler yapılmak olup 1970'lere gelindiğinde bir para alanın optimalliği geleneksel yaklaşımdan farklı olarak birlik içerisinde bulunan ülkelerin para birliğine dahil olmalarından dolayı sağladıkları kazanç ve katlandıkları maliyetler ortaya koyularak değerlendirilmektedir. Bu durum fayda maliyet analiz olarak ifade edilmektedir. Ayrıca birliğe dahil olan ülkeler asimetrik bir şokla karşılaştığında şokların olumsuz etkilerini kendi ekonomik göstergeleri sayesinde en aza indirgeyebiliyorlarsa oluşturulan parasal alan optimaldir. Uluslararası ekonomide önemli bir paya sahip olan AB 1999 yılında kaydi olarak Euro'yu kullanmaya başlamıştır. Birliğin geleceği ve birliğe dahil olan ülkeler açısından Euro alanının optimal para alanı olup olmadığı son derece önemlidir. 2008 yılında yaşanan küresel kriz sonrası Avrupa Parasal Birliğinin optimal olup olmadığı konusu yeniden gündeme gelmiştir. Bu noktadan hareketle bu çalışmada, Euro alanının ele alınan yıllar içerisinde, optimal para alanı kuramının belirlenen ölçütler çerçevesinde, seçili ülkelerin ekonomik göstergeleri temel alınarak Euro alanın optimal para alanı olup olmadığı belirlenmektedir. Değerlendirmeye alınan yıllar içerisinde seçili ülkelerin ekonomik göstergeleri incelendiğinde bir parasal alanın optimal alan olmasını sağlayacak olan ekonomik benzerliği yakalayamadığı görülmektedir. Buna ek olarak yaşanan küresel kriz sonrası parasal alana dahil olan merkez ve çevre ülkeler arasındaki ekonomik farklılığın daha da arttığı gözlemlenmektedir. Optimal para alanı kuramı çerçevesinde bir para alanının optimal para alanı olması için, alana dahil olan ülkelerin ekonomik yapıları açısından uyumsuzluğun değil uyumluluğun olması gerekmektedir. Bu doğrultuda Avrupa Parasal Birliğinin optimum para alanı için belirlenen ölçütleri sağlamadığı görülmektedir. Anahtar Kavramlar: Optimal Para Alanı, Ekonomik Entegrasyon, Euro Krizi

Avrupa BirliğiEuroOptimum para alanı+3
Saadet Dündar
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği liderlerinin yeni göçmen dalgası politikalarının söylem analizi: Almanya, İngiltere ve Fransa örnekleri

Küreselleşmenin etkisiyle günümüzde Avrupa Birliği gibi ulus üstü siyasi birlikler olarak tanımlanabilecek yapıların ulus devletlerin ürettiği politikaların önüne geçtiği, bir ideal ve amaç uğruna bir araya gelerek politikalar ürettiği görülmektedir. Avrupa Birliği'nin temel değerleri olarak görülebilecek olan "Avrupa Vatandaşlığı" ve "serbest dolaşım hakkı" ulus üstü birliklerin ortaya koyduğu politikaların en etkin örneklerindendir. Bu noktada bu üretilen politikaların ortak ideal çerçevesinde olumlu iklim içinde karşılıklı çıkarlar dahilinde ortaya konulduğu unutulmamalıdır. "Avrupa Vatandaşlığı", "Avrupa İdeali", "serbest dolaşım hakkı", "özgürlük" ve "çok kültürlülük" gibi Avrupa Birliği'nin şiddetle desteklediği olguların Birlik üyesi devletlerin çıkarlarıyla çeliştiği noktada ne tür değişim ve dönüşümlere uğrayacağı önemlidir. Kökeni 1950'lere dayanan Avrupa Birliği, Avro ortak para bölgesi ve serbest dolaşım hakkı gibi ortak politikalar üretse de 1990'larda Avrupa'nın ortasındaki Sırp-Boşnak Savaşı'nda ortak bir dış politika ve güvenlik politikası ortaya koyamamıştır. Bu sürecin hemen ardından dağılan Sovyetler Birliği ülkelerinden ve Orta Doğu'daki istikrarsızlıklardan kaçanlar için Avrupa Birliği'nin Batı kanadı cazibe merkezi olmuştur. Bu nedenle Avrupa Birliği göç konusunda ortak politikalar üretme çabası içerisine girmiştir. Bu noktada göç olgusu Birlik üyesi devletlerin ulusal çıkarlarıyla çelişmeye başlamıştır. Özellikle Avrupa Birliği'nin Yunanistan, Bulgaristan ve İtalya gibi doğu ve güney sınırları üzerinden Birliğe giren göçmenlerin oluşturduğu kargaşa ortamı Birlik içerisinde görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Suriye Savaşı'nın ortaya çıkardığı göç dalgasının Avrupa Birliği sınırlarına dayanmasıyla birlikte Avrupa Birliği'ne liderlik eden Almanya, Fransa ve İngiltere'nin iç ve dış politika söylemleri hatta Birliğin öncelik verdiği özgürlük ve çok kültürlü politikalara dair söylemler değişmeye başlamıştır. Liderlerin söylemlerindeki değişiklikler Avrupa Birliği'nin göçmenlere karşı geliştirdiği politikalarda ve hukuksal düzenlemelerde de değişikliklere neden olmuştur. Bu çalışmada Avrupa Birliği'ne yön veren Almanya, Fransa ve İngiltere liderlerinin Suriye Savaşı'nın sonucunda ortaya çıkan göç dalgasına dair 2015-2016-2017 yıllarına ait söylemlerinin analizleri Reuters'in resmi internet sitesinde yayınladığı haberlerin yorumlanması ile yapılmıştır. Liderlerin söylemleri temelde söylem analizi tekniğiyle incelenmiştir. Aynı zamanda içerik çözümlemesi tekniğinden de faydalanılmıştır.

Avrupa BirliğiAvrupa ParlamentosuEleştirel söylem çözümlemesi+7
Abdulhalik Kürşat Arık
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Genç işsizliği sorunu:Türkiye-AB karşılaştırması

Eğitimli işsizlik günümüzde gençler arasında yaygınlaşan ve çözüm üretilmesi gereken önemli bir sorundur. Genel olarak işsizlik Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin değil, gelişmiş AB üyesi ülkelerin veya pek çok gelişmiş dünya ülkelerinin de en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. Türkiye OECD ve Avrupa Birliği ülkeleri arasında diplomalı işsizlerin yüksek düzeyde olduğu bir ülke olarak dikkat çekmektedir. Türkiye'de işsizliğin azaltılmasında eğitimin rolü büyüktür. İşsizlik sorunu için yapılan çalışmalar, işsizliği bir miktar azaltmaya yönelik adımlar atılmasını sağlasa da işsizliğin tam olarak bir çözüme kavuşturulması sağlanamamıştır. İşsizlik konusunun gündeme gelmesinin sebebi işsizliğin toplumsal ve ekonomik etkileridir. İşsizliğin özellikle topluma olan ekonomik etkisi büyük önem taşımaktadır. Bir ülkenin gelişmişlik seviyesine bakılırken değerlendirilen en önemli ölçütlerden biri de eğitimdir. Eğitim tüm ülkeler açısından büyük önem taşımaktadır. Yapılan çalışmalar eğitim ile işsizlik arasında bir bağlantı olduğunu göstermektedir. Öyle ki eğitim, işsizlik riskini düşürerek ekonominin geneline olumlu bir katkıda bulunmaktadır. Eğitimle ilgili yanlış kararlar pek çok ciddi sonuçlara neden olabileceği gibi eğitime yapılan doğru yatırımlarda büyümeyi destekleyerek daha fazla iş potansiyeli yaratabilir. Çalışmada eğitim ile işsizlik arasındaki ilişki değerlendirilmiş olup, eğitimli genç işsizliğe neden olan faktörler ve ortaya çıkan ekonomik sosyal ve toplumsal sorunları ve bu sorunları önlemek için uygulanan ekonomi politikaları incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Türkiye ile Avrupa Birliği eğitimli işsizliğin karşılaştırmasına yer verilmiştir. ANAHTAR KELĠMELER: ĠĢsizlik, Genç ĠĢsizliği, Aktif ve Pasif Ġstihdam Politikaları.

Avrupa BirliğiGelişmekte olan ülkelerGelişmiş ülkeler+7
Hicran Çoban
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği sürecinde Türkiye'deki yerel yönetimlerin dış ilişkilerinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi örneği

Bu araştırmanın amacı; "Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye'deki Yerel Yönetimlerin Dış İlişkilerinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Örneği"nin incelenmesi ile Türkiye'nin önemli Büyükşehirlerinden birisi olarak gösterilen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ndeki küreselleşme ve yerelleşme zıtlığının yansımalarını belirlemektir. Bu çalışmada Nitel Analiz Yöntemlerinden içerik inceleme tekniği (analizi) kullanılmış olup, bu teknikle belirlenen araştırma konusu kapsamında kitap, dergi, makale, resmi yazışma ve belgeler ile internet kaynakları üzerinde literatür taraması yapılmış, bir sistem dahilinde kategorilere ayrılarak analiz edilmiştir. Çalışmada; Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde hızla ilerleyen Türkiye'nin, Avrupa Birliği tarafından benimsenen ve uygulanan kurallara uyum sağlama süreci ele alınmaktadır. Demokratik ülkelerde olması gerektiği gibi Avrupa Birliği ülkelerinde de daha demokratik ve daha katılımcı yerel yönetimler kurmak önemli bir amaç haline gelmiştir. Avrupa Birliği yerel yönetimlerle ilgili daha sağlıklı politikalar geliştirebilmek amacıyla uluslararası konjonktürde yer alan gelişmelere uymuştur. Bu bağlamda daha geniş halk katılımı ve demokrasinin gereklerinin sağlandığı ilk basamağın yerel yönetimler olduğu ortaya çıkmıştır. Birliğe üye olma yolunda önemli adımlar atan Türkiye de bu gerçeğin farkına varmıştır. Demokratikleşme çabalarının yanı sıra yerelleşme ve küreselleşme sürecinin de etkisiyle kendi kurumlarını yenileyen Türkiye için Avrupa Birliği'nin normları yerel yönetimlerin daha etkin daha demokratik bir noktaya ulaşması için gerekli ve önemlidir. Ayrıca bu çalışmada Avrupa Birliği'nin Türkiye yerel yönetimlerinden beklediği dönüşümün nitelikleri, Türkiye deki mevcut mevzuatının bu beklentileri karşılama düzeyi ve özelde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Kocaeli, Yerel Yönetimler, Büyükşehir Belediyesi.

Avrupa BirliğiBelediyelerBüyükşehir belediyeleri+3
Uğur Işık
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği Hibe Fonlarının vergi gelirleri üzerindeki etkisi, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu hibeleri örneğinde bir değerlendirme

Avrupa Birliği hibeleri ile günümüzde birçok yatırım yapılmaktadır. 2007-2013 yıllarında Avrupa Birliği Fonlarından ülkemiz faydalanmıştır. Ayrıca Avrupa Birliği fonlarından ülkemize 2014-2020 yılları için 4.4 Milyar Avro hibe verilecektir. Avrupa Birliği ilk kez 1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu ismi altında kurulmasından sonra Türkiye 31 Temmuz 1959 yılında Topluluğa ortaklık başvurusunda bulunmuştur. Sonrasında uzun süreç devam etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Topluluğu arasında imzalanan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin Topluluk programlarına katılımı ile ilgili genel prensipleri düzenleyen 26 Şubat 2002 tarihli Çerçeve Antlaşması'nda öngörülen şartlara uygun olarak Mutabakat zaptını imzalamıştır. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu ise Avrupa Birliğine Katılım öncesi Mali Yardım Aracı Kırsal Kalkınma Fonu(IPARD) Programını uygulamak üzere kurulmuştur. Bu çalışmada; Avrupa Birliği hibe fonları, Avrupa Birliği Hibe fonları hakkında bilgiler verilmiştir. Sonrasında özel olarak Avrupa Birliği Hibeleri Kırsal Kalkınma Hibe hakkında bilgiler verilerek örnek bir proje üzerinde durulmuştur. Hazine'nin verdiği hibelerin Hazine'ye geri döndüğü tezi savunulmuştur. Avrupa Birliği Hibeleri vergiden muaf olduğu için yatırım sonucunda oluşturulan katma değer ile vazgeçilen vergi açısından hibe fonlarını değerlendirilmiştir. IPARD Kapsamında Hibe verilen bir işletme seçilerek oluşturduğu katma değer incelenmiş ve vergi muafiyeti ülkemiz vergi sistemi açısından da değerlendirilmiştir. Sonuçta Hazine tarafından verilen hibe ile vergi arasındaki ilişki araştırılarak yapılan yatırım ile Hazine gelirleri açısından olumlu bir ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği Hibe Fonları, Hibe Fonları, Hazine, IPARD, TKDK, Hibe,Fonlar, Vergi Muafiyeti,

Avrupa BirliğiFonlarHibe destek kredileri+4
İhsan Kaymak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı ab ülkelerinde uygulanan engelli spor politikalarının ekonomik, sosyal ve proje bazlı olarak türkiye ile karşılaştırması

Bu çalışmanın amacı AB engelli spor politikaları ile Türkiye karşılaştırmasının yapılmasıdır. Engelli sporlarının, Avrupa'da hümanist akımların gelişimi sayesinde oluşan bakış açısının etkileri ile başladığı bilinmektedir. Engelli oyunlarının Dünya genelinde doğuşu ve gelişimi Avrupa ülkeleri tarafından organize edilen oyunlarla başlamıştır. Bu nedenle Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda ve Belçika gibi engelli sporlarının başlangıcından itibaren oyunlara katılım sağlayan ve AB'nde kurucu ülke statüsünde ki ülkelerden örneklem oluşturulmuştur. Bazı AB ülkeleri ile Türkiye'nin engelli spor politikalarının ekonomik, sosyal ve proje bazlı karşılaştırmasını yaptığımız araştırma, doküman analizi metodu kullanılarak nitel bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Engelli sporlarının gün geçtikçe önem kazanması ve engelli bireylerin yaşamlarının önemli bir parçası haline gelmesi nedeniyle, ülkemizdeki gelişimin boyutlarını belirlemek amacıyla AB ülkeleri ile karşılaştırma yapılmıştır. AB'nin engellilik ve spor ile ilgili dokümanlar, AB istatistik kurumu olan Eurostat ve Avrupa Komisyon raporlarından alınmıştır. Ayrıca ülkelerin engelli spor federasyonlarının web sayfalarından güncel veriler elde edilmiştir. Ülkelerin Paralimpik Oyunlara katılım durumları ve başarılarıyla ilgili veriler IPC'nin tarihsel arşivinden sağlanmıştır. Araştırma sonucuna göre Avrupa'daki engelli sporları başarı ve katılımcı nitelikleri açısından ülkemizden oldukça ilerdedir. Fakat, 2017 yılında yapılan oyunlarda özellikle Deafolimpik Oyunlarında, ampute futbol ve atletizm dallarınada alınan başarılar ülkemizin alanda gelişim gösterdiğinin göstergesidir. Türkiye'nin engelli spor politika uygulamaları ile Avrupa ülkelerinde ki uygulamalar pek çok alanda benzerlik göstermektedir. Fakat uygulamaya geçirilme konusunda pek çok alanda eksiklikler tespit edilmiştir.

Avrupa BirliğiAvrupa ülkeleriEngelli kişiler+4
Hasan Erdem Mumcu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gümrük vergilerinin yapısının, Türkiye gümrük ve Avrupa gümrük mevzuatı çerçevesinde karşılaştırılması

Gümrük Vergileri, geçmişten günümüze ülkelerin önemli gelir kaynaklarından biri olarak kabul edilmiştir. İlk olarak gümrük vergileri insanoğlunun varoluşu ile birlikte aile, kavim, toplum, devlet çerçevesinde oluşturdukları birlikler ile birlikte doğmaya başlamıştır. Ülkeler zamanla oluşan karşılıklı ilişkileri çerçevesinde birlikler oluşturmuş bu çerçevede gümrük vergilerinde düzenlemeler ve üçüncü ülkelere karşı vergilerin tarife, oran ve ayrıcalıklar kapsamında bazı düzenlemelere gidilmiştir. Bu çalışmada gümrük vergilerinin sistematik olarak tarihçesi ile birlikte mevzuat çerçevesinde uygulanış biçimi ele alınarak ülkemizdeki yapısı ele alınmıştır. Ülkemizde zamanla Avrupa Birliği'ne Gümrük Birliği ile birlikte yapısal değişikleri ve uygulanış biçimleri yıllar itibari ile ithalat ve ihracat rakamları ile ele alınılmaya çalışılmıştır. Bu kavramsal çerçevede gümrük istisna ve muafiyetleri, uygulanacak olan oran ve tarifelerindeki değişikler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Başlangıcında verginin konusu, gümrük mevzuatına göre gümrük vergilerinin uygulanışı, gümrük vergilerinin önemi, amacı ve etkileri göz önünde bulundurularak açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak Türkiye'de uygulanan gümrük vergileri incelenerek Gümrük Birliği ile birlikte Avrupa Birliği ve Türkiye'nin karşılıklı olarak etkileri ortaya sunulmaya çalışılmıştır. Oluşan birliğin üçüncü ülke ve bazı topluluklara göre yapısal eksiklikler nedeni ile Türkiye'nin tam ve etkin bir şekilde kaynak sağlayamadığı sonucuna varılmıştır.

Avrupa BirliğiGümrük BirliğiGümrük vergisi+1
Hüseyin Altıntaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ve Şanghay işbirliği analizi çerçevesinde Türkiye

Değişen dünya düzenini göz önüne aldığımızda Soğuk Savaş Sonrası oluşan, uluslararası konjonktüre "tek kutuplu dünya düzeni" olarak geçen uluslararası sistem, Amerika Birleşik Devletlerinin uluslararası arenada güç ve prestij kaybetmesiyle, Avrasya'da güçlenen ve özelliklede ekonomik anlamda gelişen Rusya ve Çin ile birlikte artık etkinliği kaybetmeye başlamıştır. Dünya yeni bir uluslararası sisteme doğru ilerlerken "iki kutuplu dünya düzenine mi?" yoksa "çok kutuplu dünya düzenine mi?" geçileceği soru işaretleri içerisinde Rusya ve Çin'in başını çektiği Şanghay İşbirliği Örgütü ismini uluslararası arenada daha fazla duyurmaya başlamıştır. Amerika'nın da bir NATO üyesi olup, her ne kadar bazı görüşler de ters düşse de, Avrupa Birliği ile ikili ilişkileri göz önünde bulundurarak dünyanın yeni iki kutbunun Şanghay İşbirliği Örgütü ve Avrupa Birliği olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu siyasi düzlemde iki kutbun tam arasında kalan Türkiye ise kendi politikasını göz önünde bulundurarak bu iki kutuptan birisinde yer almak isteyecektir. Bilindiği gibi son elli yılda Türkiye; Avrupa Birliğine girmek için gerekli adımları atmaya çalışmış, fakat tam manasıyla istediği sonuca ulaşması mümkün olmamıştır. Avrupa Birliğinin ekonomisinin gittikçe gerilemesi ve Türk halkının birliğe tam üyelik umudunun kırılması gibi nedenlerin birikimi sonucu Türkiye de alternatif olarak Şanghay İşbirliği Örgütü konuşulmaya başlamıştır. Her ne kadar tarihi boyunca Rusya ve Çin ile çok yakın ilişkiler içinde olunmasa da örgütün diğer üyeleri Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan ile tarih ve köken bağıda gözden kaçırılmaması gereken bir unsurdur. Ayrıca Şanghay İşbirliği Örgütü kuruluşundan önce ve sonra bu devletlerin ihracat ve ithalat temelli ekonomileri de incelendiğinde örgütün, üye devletlerin ekonomilerine nasıl büyük bir fayda sağladığı göz önüne serilmektedir. Tüm bu gelişmeler ışığında bu çalışmada Soğuk Savaş sonrası dünya tarihi incelenmeye çalışılmış ve uluslararası sistemde ki değişimler ile birlikte "yükselen kutup Şanghay İşbirliği Örgütü" Türkiye çerçevesinden incelenmiş ve olası bir Türkiye – Şangay yakınlaşmasının yeni dünya düzenini ne denli değiştireceği hakkında çıkarımlarda bulunmayı amaçlamıştır. Anahtar Kelimeler: Şanghay İşbirliği Örgütü, Avrupa Birliği, Türkiye, Kutup, Dünya Düzeni

Avrupa BirliğiTürkiyeYeni dünya düzeni+1
Sefa Çoşkun
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

AB'nin Asya pasifik politikası: Çin örneği

20. yüzyılda dünya üzerinde yaşanan gelişmelere ve değişen küresel şartlara bağlı olarak dönemin uluslararası ilişkiler aktörleri arasına yenileri eklenmiştir. Bu çerçevede ortaya çıkan ve bugün hala sistemin en etkili aktörleri arasında yerini koruyan aktörlerden biri de Avrupa Birliği'dir. AB'nin ortaya çıkmasının temel nedenlerini Avrupalı devletlerin İkinci Dünya Savaşı sonunda bozulan ekonomilerini düzeltme ve Avrupa'yı savaşsız bir şekilde kontrol edebilme arzusu oluşturmuştur. Bu yüzyılda ortaya çıkan bir diğer önemli aktör ise 1949 yılında yeniden doğan ve Asya-Pasifik'ten yükselen, dünyanın süper gücü olmaya aday aktörü konumuna erişen Çin Halk Cumhuriyeti'dir. Bu iki önemli aktör dünya sahnesine çıktıklarından beri birbirlerine karşı ekonomik, siyasi ve askeri olmak üzere çeşitli politikalar izlemektedirler. Bugün gelinen noktada iki aktör de zirveye oynamak istemektedir. AB bölgesel bir örgütten küresel bir aktöre, Çin ise Asya-Pasifik'te güçlü bir devletten ziyade süper bir güce dönüşmektedir. Çok kutuplu dünya düzeninin yaşandığı bu dönemde uluslararası aktörler arasındaki denge sağlama çabaları da derinleşmektedir. Temelleri yaklaşık 60 yıl önce atılan ve bugün sistemin en etkili aktörlerinden biri olan AB de, sistemdeki bu güç ve denge yarışında yerini almaktadır. Bu nedenle Asya-Pasifik coğrafyası AB'nin ilgisini yoğunlaştırdığı alanlardan biri haline gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Ortak Dış ve Güvenlik Politikası, Güvenlik, Asya Pasifik, Çin, Ticaret

Asya Pasifik bölgesiAvrupa BirliğiUluslararası ilişkiler+2
Zehra Ayvaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'ne katılım sürecinde havayolu ve havacılık işletmelerinde insan kaynaklarının eğitim ve geliştirilmesine yönelik standartların analizi

Havayolu ve havacılık isletmeleri bakım organizasyonlarında yer alançalısanların, havacılık teknolojisindeki hızlı degisimde yeterliliklerini gelistirme vefarklı hava araçlarının bakım standartlarına uyum saglamalarında en önemli faktöregitimdir.Gerek havacılık sektörünün uluslararası bir nitelik tasıması ve gerekse ülkelerinhavacılık alanında yapmıs oldugu anlasmalar geregi uluslararası standartlarınolusturulması ve bu standartlara uyum havacılık emniyeti açısından son derece önemlibir konudur.Ülkemizin AB sürecinde bulundugu bu dönemde, havayolu ve havacılıkisletmeleri bakım organizasyonlarında yer alacak çalısanların, Avrupa HavacılıkStandartları çerçevesinde olusturulmus bir bakım egitim organizasyonunda, yine ilgilistandartlar çerçevesinde bir egitim ve gelisim sürecinden geçirilmesi çok yararlıolacaktır.Bu çalısmanın ilk bölümünde KY, KY'nin fonksiyonları ve KY'de egitim vegelistirme ile ilgili kavramlar açıklanarak incelenmistir.kinci bölümde, sivil havacılıgın tanımı ve faaliyetleri, sivil havayolu vehavacılık isletmeleri, sivil havacılık faaliyetlerini düzenleyen ulusal ve uluslararasıkuruluslar ile ülkemizde havacılık faaliyetleri hakkında yapılmıs yasal düzenlemelerinneler oldugu incelenmistir.Çalısmanın üçüncü ve son bölümünde ise; Avrupa Birligine katılım sürecinde,havayolu ve havacılık isletmelerinde uygulanan hava aracı bakım egitimi faaliyetlerininAvrupa Havacılık Standartları'nda uygulanabilmesi için olusturulması gereken yapı vesüreç incelenerek, degerlendirme ve önerilerde bulunulmustur.

Avrupa BirliğiAvrupa standartlarıEğitim+5
Osman Nuri Sunar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

AB ülkeleri ve Türkiye'nin kamu borçlarının Maastrıcht mali disiplin kriterlerine uyumu açısından yakınsama analizi yöntemi ile incelenmesi

II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa'da bir barış ortamı yaratmak için başlatılan ekonomik birleşme çabaları sonucu 1951'de, Paris Antlaşmasıyla Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu oluşturulmuştur. 1957'de Roma Antlaşması ve altı ülkenin katılımıyla (Almanya, İtalya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg ve Fransa) Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ve yine aynı yıl içerisinde Avrupa Atom Enerji Topluluğu (EURATOM) kurulmuştur.Topluluk önemli ölçüde dinamizm gösterdikçe katılımlar da artmış ve üye ülke sayısı 27'ye yükselmiştir.1963'te Ankara Antlaşması'nı imzalayan Türkiye ise 1987 yılında üyelik başvurusunda bulunmuş, 3 Ekim 2005'te müzakere çerçeve belgesinin kabulü ile resmen müzakere sürecine başlamaya hak kazanmıştır.Ekonomik Parasal Birliğin gerçekleştirilmesi için 1 Kasım 1993 tarihinde yürürlüğe giren, üye ülke ekonomileri arasındaki farklılıkların giderilebilmesini teminen, bazı makro büyüklükler açısından, ?Maastricht Kriterleri? olarak adlandırılan yakınlaşma kriterleri tespit edilmiş ve bunlara uyulmaması durumunda uygulanacak yaptırımlar belirlenmiştir.Maastricht Kriterleri Avrupa Birliğine üye ülkelerin uyması gereken şartları ifade ederken, Kopenhag Ekonomik Kriterleri ise Avrupa Birliğine üye olmak isteyen aday ülkelerden istenen şartları ifade etmektedir.Bu çalışmada Maastricht Mali Disiplin Kriterlerinden Borç Stoku Kriteri açısından Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye'nin durumu incelenmiştir.Birinci bölümde, genel olarak bütçe açığı ve borçlanma kavramlarından bahsedilmiştir. Bunların çeşitleri, nedenleri ve yönetimi incelenmiştir.İkinci bölümde Maastricht Antlaşması ve yakınlaşma kriterleri incelenerek, Avrupa Birliği ülkeleri ile Türkiye'deki durum tablolarla değerlendirilmiştir.Üçüncü ve son bölümde Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye arasında Borç Stoku ve GSYH için yakınsama analizi yapılarak sonuçlar değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Kamu Borçları, Maastricht Kriterleri, Yakınsama

Avrupa BirliğiBütçe açıklarıKamu borçları+2
Cemalettin Çizmeci
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nde ve Türkiye'de yeni bölgeselcilik anlayışı çerçevesinde bölgeler arası gelişmişlik faklılıkları ve yakınsama

Yerel potansiyeli harekete geçirerek, diğer bölgelerle ve ülkelerle entegre olabilen, rekabetçi ve kendine güvenen bir bölge oluşturabilmek yeni bölgeselcilik anlayışının temel amacıdır. AB'de yeni bölgeselcilik, sosyo-ekonomik karar alma sürecinin yerelleştirilmesi ve ulus-altı kurumsal çerçeve için ortak bir politika uygulamaya konulması yollarıyla en iyi şekilde düzenlenmektedir. Bu anlayışın etkisi ile birlikte AB bölgesel politikaları, ekonomik belirsizlik ve siyasi değişiklik ortamında daha etkili stratejileri araştıran bir dönüm noktasından geçmiştir. Bu süreçte bölgeler arası yakınsama ve bölgesel kalkınma ajansları ön plana çıkmaktadır.AB'de bölgesel kalkınma ajansları, bütün üye ülkelere benimsetilen bir yaklaşım olmaktadır. Amaçları, bölgelerin potansiyellerini, sorunlarını göz önüne alarak geliştirdikleri politikalar ile bölge ekonomisini canlandırmak, bölge halkının gelişmeye katılımını ve gelişmeden yararlanmasını sağlamak olan ajanslar, bölgelerinin ekonomik gelişme açısından gittikçe özerkleşmesini ve bölgelerine dışarıdan yatırımcı çekerek bölgeler arası kalkınma yarışına katılması yönünde gelişime neden olmaktadırlar. Bölgesel eşitsizliğin ortaya konularak yakınsama ya da ıraksama olup olmadığı bu yeni süreçte ve bölgesel kalkınma ajansları bağlamında önemlidir. Çünkü AB, 1990'lar ile birlikte, yakınsama olgusuna önem vermiş, yeni bir bölgeselcilik anlayışına sahip olmuş ve bölgesel kalkınma ajanslarına bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarını azaltmak görevini yüklemiştir.Türkiye'de fiziksel, ekonomik, toplumsal koşullara bağlı olarak bölgeler arasında önemli gelişmişlik farklılıkları görülmektedir. 1960'lı yıllardan bu yana, sorunu azaltma amacını güden politikalar uygulanmaktadır. 1999 yılında Helsinki'de toplanan Avrupa Konseyi'nde, Türkiye'nin AB üyeliğine adaylık süreci başlamıştır. 2001 yılından itibaren Türkiye, kurumsal ve yasal bazı düzenlemelerle AB'nin bölgesel politika alanına uyum sağlamaya çalışmaktadır. AB tarafından yapılan değerlendirmede Türkiye, üye ve aday ülkeler arasında en ciddi bölgesel sorunları yaşamakta olan ülke olarak tanımlanmaktadır. Türkiye'de yeni bölgeselcilik anlayışının benimsenmesi ve bölgesel kalkınma ajanslarının, AB ülkelerindeki gibi uygulama alanı bulması gerekmektedir.

Avrupa BirliğiBölge ekonomisiBölgesel farklılıklar+5
Ayşen Altun
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00

Related subjects