Bronze Age

54 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Seyitömer sivil mimarisinin özellikleri ve gelişimi

Bu çalışmada, Erken Tunç Çağı'ndan Roma Dönemi'ne kadar uzanan Seyitömer sivil mimarisinin özellikleri ve gelişimi ele alınmıştır. Höyükte Erken Tunç Çağı'nın yanı sıra Orta Tunç Çağı, Akhaemenid, Hellenistik ve Roma Çağlarına ait kalıntılar ortaya çıkarılmıştır.Seyitömer Höyük'ün mimari özellikleri ve gelişimini değerlendirebilmek için, her bir kültür katını en iyi temsil eden konut ve atölyelerden birer sivil yapı örneği seçilerek malzeme, inşa teknikleri, plan özellikleri ve kullanım amaçları açısından incelenip yerleşimin kendine has özellikleri ortaya konmaya çalışılmıştır.Yerleşimler bir sur veya teras-sur duvarlarıyla çevrelenmiştir. Yerleşimlerde anıtsal nitelikteki yapılara rastlanmamıştır. Özellikle Erken ve Orta Tunç Çağlarında konut tipi yapıların yanı sıra atölye/işlik ve depo olabilecek nitelikte mekânlar da görülmektedir.Erken Tunç Çağı'nda megaron planlı bir yapıya rastlanması, bu yerleşimin Batı Anadolu kültürel etki alanına girdiğini göstermektedir. Orta Tunç Çağı'nda ise daha ziyade Orta Anadolu etkisi ağırlık kazanmaktadır.Höyüğün en yoğun ve en geniş sınırlarına Erken ve Orta Tunç Çağı'nda ulaştığı; daha sonraki dönemlerde yerleşim alanının küçüldüğü ve daha az bir nüfusun yaşadığı anlaşılmaktadır. Seyitömer Höyük'ün özellikle Erken ve Orta Tunç dönemlerinde seramik ve maden üretiminde, ayrıca Anadolu'nun Doğusu ve Batısı arasındaki ticarette önemli bir rol üstlendiği açıktır. Akhaemenid ve Hellenistik Dönem mimari kalıntıları genellikle konutlardan oluşmaktadır. Dönemi karakterize eden yapı türlerine rastlanmaması ve daha ziyade yerel mimari özelliklerin görülmesi, höyüğün bu dönemde bir taşra yerleşimi niteliğinde olduğuna işaret etmektedir.Anahtar Kelimeler: Seyitömer Höyük, Mimari, Konut, Atölye, İşlik.

AtölyeHelenistik DönemMimari+5
Nazan Yüzbaşıoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Seyitömer Höyük çatı örtü sistemleri

?Seyitömer Höyük Çatı Örtü Sistemleri? başlıklı bu çalışma, Seyitömer Höyük'te ortaya çıkarılan yapıların çatı örtü sistemlerine ilişkin buluntuların belirlenmesiyle oluşturulmuştur. Aynı zamanda buluntulardan hareketle Seyitömer Höyük'ün Erken ve Orta Tunç Çağ, Akhaemenid, Hellenistik dönem yapılarında uygulanmış olabilecek çatı örtü sistemleriyle ilgili öneriler sunulmuştur. Bunun yanı sıra, çalışmamızın birinci bölümünde antik dönem çatı kiremitlerinin ortaya çıkışı ve gelişimi, ikinci bölümünde ise kullanım şekilleri ve yapım teknikleriyle ilgili genel değerlendirmeler yapılmıştır.Seyitömer Höyük'te Erken Tunç Çağ tabakalarından ele geçmiş olan kil kütleleri, Orta Tunç Çağ yapılarından birinde ortaya çıkarılmış olan yanmış durumdaki çatı sistemi, söz konusu dönemlerde höyük yapılarının çatı örtü sistemleriyle ilgili önemli verilerdir.Höyüğün Akhaemenid ve Hellenistik dönem yapılarının çatı örtülerinde Korinth tipi düz kiremitler (stroter) ile Korinth ve Lakonia tipi kapama kiremitleri (kalypter) kullanıldığı anlaşılmıştır. Höyükte ele geçen çatı kiremitleri arasında ?yarım antefiksli stroter? olarak adlandırdığımız örnekler de, bugüne kadar herhangi bir benzeri bulunmamış, ilginç bir buluntu grubunu oluşturmaktadır. Çatıların ön uç sırasında yer alan stroterlerin köşelerine aplike edilmiş olan ve antefiks işlevi gören söz konusu parçalardan hareketle, höyüğün yer aldığı bölgenin iklim şartları da göz önünde tutularak, höyükteki yapıların yüksek eğim derecesine sahip oldukları sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Çatı, kiremit, Seyitömer Höyük.

KiremitSeyitömer HöyükTunç Çağı+2
Fatma Çağım Özcan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Seyitömer Höyüğü'nde bulunan M.Ö. II. Bin'e ait dokumacılıkla ilgili buluntular

?Seyitömer Höyüğü'nde Bulunan M.Ö. II. Bin'e Ait Dokumacılıkla İlgili Buluntular? başlıklı bu çalışma, M.Ö. II. Bin'de Seyitömer Höyüğü'nde ki dokuma aletlerinin analizini yapma olanağı sağlamıştır. M.Ö. II. Bin Seyitömer Höyük yerleşiminde dokumacılık mesleğinde kullanılan farklı işlevlere sahip iki tip alet tespit edilmiştir. Bunlar ağırşak ve tezgâh ağırlıklarıdır.Ağırşaklar üç ana form altında değerlendirilmiştir. Bu ana formların alt tipleri oluşturulmuştur. Ağırşaklar üzerinde tespit edilen bezemeler, dokuz çeşit altında incelenmiştir.Dokuma tezgâh ağırlıkları ise tip olarak yedi gruba ayrılmıştır. Tezgâh ağırlıkları üzerinde görülen bezemeler ise dört gruba ayrılarak incelenmiştir.Çalışmanın sonucunda, Batı Anadolu'da çalışma yapılan höyüklerdeki benzer buluntular karşılaştırılarak yerleşimler arasındaki kültürel etkileşimler ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Seyitömer Höyüğü'nde ki dokumacılığın gündelik faaliyet şeklinde gerçekleştirildiğini ve üretimin iç pazara yönelik yapılmış olduğunu söyleyebiliriz.Anahtar Kelimeler: Seyitömer Höyük, Orta Tunç Çağı, Dokuma, Ağırşak, Tezgâh Ağırlığı.

Dokuma tezgahlarıDokumacılıkM.Ö. 2000+2
Hülya Karaoğlan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Seyitömer Höyük 24 No'lu Orta Tunç Çağı (IVA) Mekânının değerlendirilmesi

Batı Anadolu'da Orta Tunç Çağı, siyasal ve sosyo-ekonomik açıdan doğusunda bulunan Assur Ticaret Kolonileri Çağı ve batısında yer alan Minos Uygarlığı'na göre daha az bilinen bir dönemi karakterize etmektedir. Bu durumun başlıca sebebi olarak bölgede gerçekleştirilen kazıların azlığı ve kazıların ayrıntılı yayınlarının henüz gerçekleştirilmemiş olması gösterilebilir. Son yıllarda bir kurtarma kazısı projesi olarak gerçekleştirilen Seyitömer Höyük Kazıları, sözü geçen döneme ait tabakalarının tümüyle kazılmış olması ve sunduğu veriler sebebiyle, Batı Anadolu'nun OTÇ için önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmada; Seyitömer Höyük 24 No.lu OTÇ (IVA) mekanının, öncelikle yerleşimde bulunan diğer OTÇ yapılarıyla ve kendisinden önce gelen ETÇ yapılarıyla olan konum ve işlevi konusundaki benzer veya farklı yönleri incelenmiştir. Daha sonra Anadolu'da çağdaşı olan anahtar yerleşimlerde ortaya çıkartılan yapılarla olan plansal ve iç donanımsal benzerlikleri karşılaştırılmıştır. Son olarak da 24 No.lu Mekân'dan yola çıkarak mekânların hem kendi yerleşimlerinin içerisinde hem de diğer yerleşimlerle olan plansal benzerliklerini etkileyen etmenler yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Seyitömer Höyük, Orta Tunç Çağı, Mimari, Mekân, Konut.

Arkeolojik alanlarArkeolojik kazılarHöyükler+7
Osman Vuruşkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Harran Höyük Orta Tunç Çağı seramiği

Balih Havzası içerisinde yer alan Harran Şanlıurfa İli'ne 44 km uzaklıktadır. 4 km'lik bir surla çevrili olan Antik Kent birçok medeniyete başkentlik yapmıştır. Kent merkezinde konumlanan Höyük oldukça geniş ve yayvan bir formdadır. Geç Kalkolitik Çağ'dan Ortaçağ'a kadar kesintisiz bir statigrafi göstermektedir. Bu çalışmanın konusu oluşturan malzeme ise Harran Höyük'te ele geçen Orta Tunç Çağı Seramiği'nin değerlendirmesidir. Harran Höyük'te ele geçen Orta Tunç Çağı seramiği OTÇ I ve OTÇ II'de kesintisiz bir Orta Tunç Çağı tabakalanması vermektedir. Habur ve Balih havzaları ve çevre kültür bölgelerle yapılan karşılaştırmalar ile dönemin kültürel özellikleri ve bölgeler arasında yapılan ilişkiler tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan karşılaştırmalar sonucunda Orta Fırat Bölgesi ve yakın merkezler ile etkileşimin yoğun olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca incelenen seramikler arasında sayıca fazla olan Orta Fırat Bölgesi'nde ve çevre bölgelerde yaygın olan standart mal grupları da bu durumun kanıtıdır. Seramik formları arasında yoğun olarak görülen çömlek formları yerleşimin sosyo-ekonomik yapısı hakkında bilgiler sunmaktadır. İncelenen seramikler arasında görülen Erken Tunç Çağı ve Geç Tunç Çağı seramik gelenekleri ile devamlılıkların saptanması Orta Tunç Çağı boyunca kültürel sürekliliğe işaret etmektedir. İlerde yapılacak kazı çalışmaları ile daha geniş bir alanda açığa çıkarılacak olan tabakalanmalar bu devamlığı daha net bir şekilde ortaya koyacaktır. Anahtar Kelimeler: Orta Tunç Çağı, Seramik, Orta Fırat Bölgesi

Arkeolojik eserlerArkeolojik yerleşimEtnoarkeoloji+7
Rahime Selim
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Amik ovası M.Ö. II. Binyıl seramikleri

Bu çalışmanın amacı M.Ö. II. binde Amik Ovası'nda bulunan yerli ve yabancı kültürler, bu kültürlerin birbirleriyle olan etkileşimlerini seramik malzeme açısından değerlendirmektir. Amik Ovası M.Ö. II. binyıl seramiği hakkındaki bilgilerin sınırlı olması ve bu konuda henüz kapsamlı bir çalışmanın bulunmaması bu çalışmamın yürütülmesindeki temel nedenler olmuştur. Çalışma malzemesi Amik Ovası M.Ö. II. binyıl seramiği üzerine yapılmış yayınlardan faydalanarak oluşturulmuştur. Bu bağlamda bölgenin M.Ö. II. binyıl seramiği birçok yerleşmede tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında Alalakh/Tell Atchana, Tell Cüdeyde ve Çatal Höyük'ten elde edilen seramik malzemeler değerlendirilmiştir. Söz konusu yerleşmelerde bulanan yaklaşık 100 adet Orta ve Geç Tunç Çağı seramiği incelenmiştir. Bunların 25 adeti yerel, 75 adeti ithal seramiklere aittir. Orta ve Geç Tunç Çağı seramiği yerel ve ithal olmak üzere iki ana başlık altında değerlendirilmiştir. Buna göre bölgede M.Ö. II. binyılın başlarından itibaren güçlü bir yerel seramik geleneği olduğu ve bu yerel seramik geleneğinin Geç Tunç Çağı boyunca muhafaza ettiğini görülmektedir. Yine aynı şekilde bölgenin özellikle Orta Anadolu (Hitit), Mezopotamya (Mitanni), Kıbrıs ve Grit (Minos) ile ticari ve kültürel etkileşim içinde olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Amik ovası, orta tunç çağı, geç tunç çağı, seramik

Amik ovasıGeç Tunç ÇağıM.Ö. 2000+4
Zehra Çakan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Tunç Çağında Batı Anadolu'daki Luvi toplulukları

Luviler, günümüz Türkiye sınırları içerisinde bulunan, Anadolu'nun kuzeybatısından, Ege ve Akdeniz kıyıları dahil olmak üzere, Batı Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'ya değin varlığı, gerek Hitit kaynakları ve bazı Luvice hiyeroglif yazıtlardan ispatlanmış, coğrafyası hakkında araştırmacılar tarafından fikir birliğine varılamamış bir Tunç Çağı Uygarlığıdır. Özellikle Geç Kalkolitik'te (M.Ö. yak. 5000-4000) yıllarında, Anadolu'ya yayılan bir göç dalgasında, Batı Anadolu uğrak yerlerden biri olmuştur. Konuştukları dil bakımından Hint-Avrupalı olan bu halkların Anadolu'ya, Balkanlardan ya da Kafkasya'dan geldiğine dair görüş bildiren araştırmacılar, döneme ait yazılı kaynak bulunamadığından araştırmalarını, dil, onomastik ve arkeolojik kanıtlar üzerine yapmıştır. M.Ö. 2000 yılından itibaren Luvice kökenli kişi, tanrı ve yer adları Anadolu'nun çeşitli yerlerinde görülmeye başlamıştır. Batı Anadolu'nun, coğrafi özellikleri ve siyasi açıdan merkezi bir yönetime bağlı olmamasından kaynaklı olarak birçok krallığa bölünmüş bu medeniyet hakkında, elimizdeki kısıtlı kaynaklar üzerinden yaptığımız bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Luvilerin Anadolu coğrafyasına nereden geldikleri ve kökenleri üzerine ileri sürülen görüşler değerlendirilirken, ikinci bölümde Batı Anadolu'da, Luvi kültürünün yayıldığı coğrafya ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Hitit krallarının, yıllıklarında geçen Luvi krallıkları ile olan ilişkileri hakkında bilgi verilirken, dördüncü bölümde Arzava merkez olmak üzere, Mira- Kuwaliya, Seha Nehri Ülkesi, Wilusa, Hapalla, Pedassa (Pitassa), Masa Ülkesi, Lukka, Karkisa, Tarhundassa ve Kizzuwatna krallıklarıyla ilgili elde ettiğimiz bilgiler incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Arzava. Batı Anadolu, Hitit, Luvi, Tunç Çağı.

Batı AnadoluErken Tunç ÇağıEski Çağ+3
Nurcan Uslu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Başlangıcından Demir Çağı sonuna kadar Equid gömütleri

Equid familyası, dünya çapında kullanılabilirlik açısından insanoğlunun çağlar boyu yanında yer almıştır. Evcilleştirilmeden önce eti için bir av hayvanı iken evcilleştirilmesinden sonra uzun mesafeleri kat edebilen, günlük hayatta üretim amaçlı işlevselliği ve savaşlarda sağladıklarıüstünlüklerİ sebebiyleinsanoğlunun faydalandığı en önemli araçlardan biri olmuşlardır. Mağara duvarlarına ilk çizilmeye başladıkları dönemden itibaren görsel ve plastik sanatlarda önemli bir figür halini almışlardır. Tez kapsamında bu familyanın alt türlerinden bir tanesi olan EquusCaballus öncelikli olarak incelenmiştir. Asya'nın büyük bir bölümü, Anadolu, Yakındoğu, Doğu Akdeniz, Ege Adaları ve Orta Avrupa coğrafyaları incelenmiş ve equidfamilyası'na ait bireylerin,gömüt geleneklerinde kullanımları araştırılmıştır. Asya'da, Anadolu'da, Ege Adaları'nda ve Orta Avrupa'da EquusCaballus gömütlerinin yoğunluğu gözlenmiştir. Yakındoğu'daveDoğu Akdeniz'deEquusAsinus gömütlerinin yoğunluğu tespit edilmiştir. Ayrıca bazı merkezlerde savaş ve cenaze arabalarınında bu gömüt gelenekleribağlamında gömüldükleri tespit edilmiştir.

AtlarDemir ÇağıEquus familyası+3
Fehmi Keskin
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İç Anadolu Bölgesi Bronz Çağı Hitit Dönemi eserleri motif ve kompozisyonlarının takı tasarımında uygulanması

Bu araştırmada; Ankara ili Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve Çorum(Çorum, Alacahöyük ve Boğazkale) Müzelerinde bulunan Bronz Çağı Hitit Uygarlığı?na ait eserleri,kompozisyon ve motif özellikleri ile inceleyerek belgelemek ilgili eserlerin motif ve kompozisyonlarından esinlenilerek takı tasarımında kullanmak ve Hitit kültürünü özgün tasarımlarla günümüze aktarmak amaçlanmıştır. Anadolu?da büyük bir uygarlığın temsilcisi olan Hitit Devleti, M.Ö. 1660?1190 yılları arasında Anadolu coğrafyasında hâkimiyetini sürdürmüştür. Hititler, bu 500 yıllık zaman dilimi içerisinde önemli sanat eserleri ortaya koymuşlardır. Bunlar kazılar sonucu ortaya çıkarılan mimari kalıntılar, anıtsal kapılar,seramik kaplar, madeni eşyalar ve heykeltraşlık eserleri olarak sıralanabilirler. Hititli sanatkârlar eserlerini meydana getirirken daha ziyade dini cepheye ağırlık vermişler; taş, pişmiş toprak, altın, bronz, gümüş, fildişi gibi malzemelerden yaptıkları çok sayıda eserlerle Anadolu?ya özgü bir sanat üslubu meydana getirmişlerdir. Bu araştırma kapsamında; Hitit Uygarlığı eserlerinin motif ve kompozisyonlarından esinlenilerek 2 adet yazı sanatı, 4 adet heykel ve kabartma sanatı, 4 adet mühürcülük sanatı, 2 adet çömlekçilik sanatı ve 3 adet maden sanatından olmak üzere toplam 15 eserden esinlenerek gümüş ve yarı değerli taşlarla üretilen ?Hitit takı koleksiyonu?hazırlanmıştır. Ayrıca araştırmada takı yapımı hakkında temel bilgiler verilmiş, yapılan takılardan bir tanesinin tasarım ve uygulama aşamaları ayrıntılı olarak analiz edilerek fotoğraflarla sunulmuştur. Bu araştırma ile geçmiş ve gelecek arasında bir bağ kurmak ve binlerce yıl önce yapılmış olan sanat eserlerinin kültürler arası aktarımı hedeflenmiştir.

Bronz ÇağıHitit figürleriHititler+5
Gülhan Güldür
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik veriler ışığında geç Tunç Çağı'nda Orta Anadolu-Batı Anadolu ilişkileri

Geç Tunç Çağı Anadolu'sunun belirleyici gücü olan Hitit Devleti, yaptıkları askeri ve siyasi hamlelerle çevrelerindeki vasal ülkeleri kendisine bağlarken kültürel olarak da birçok etki bırakmıştır. Bu etkilerin izleri günümüzde arkeolojik verilerle kanıtlanmaktadır. Hitit Devleti'nin erken dönemden beri Batı Anadolu ülkeleri olan ilişkileri yazılı belgelerden anlaşıldığına göre zaman zaman düşmanca zaman zaman dostane bir şekilde ilerlemiştir. Orta Anadolu ve Batı Anadolu'da yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında bulunan bazı eser grupları her iki bölge arasındaki iletişimin kültürel kanıtlarıdır. Yapılan tez çalışması kapsamında bu veriler değerlendirilerek bölgelerin birbirleriyle olan kültürel alış–verişinin sınırları detayları ortaya koyulmaya çalışılmıştır.

ArkeolojiArkeolojik kazılarBatı Anadolu+7
Hasan Umut Kıvrak
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu'da Neolitik Çağdan Tunç Çağı sonuna kadar kabartma insan ve hayvan figürleriyle bezeli pişmiş toprak kaplar

Anadolu'da Erken Neolitik Dönem'den itibaren görülen, pişmiş toprak kapların üzerinin kabartma olarak yapılmış insan ve hayvan figürleriyle süslenmesi anlayışı, Eski Hitit Dönemi'nde doruk noktasına ulaşmaktadır.M.Ö. 2. bin yılın ilk yarısında, Asur Ticaret Kolonileri Çağı ve Eski Hitit dönemlerinde yaygın olarak görülen bu kapların, bu dönemde Mezopotamya ile girilen yoğun ticari ilişkilerin ve etkileşimin bir sonucu olarak karşımıza çıktığı kabul görmüştür.Bu tez çalışmasının amacı, özellikle vazo formlarında karşımıza çıkan bu bezeme anlayışının Erken Neolitik Dönem'den Geç Tunç Çağı sonuna kadar incelenmesi yoluyla, ele alınan dönemler boyunca bu kap tipinin tipolojik gelişiminde ve kullanım amacında bir sürekliliğin olup olmadığının incelenmesidir. Çalışma sırasında, ele alınan malzeme, Neolitik Dönem, Kalkolitik Dönem ve Tunç Çağı olmak üzere üç ana dönemde incelenmiştir. Kabartma figürlü kapların ele geçtiği yerleşimler ana dönem başlıkları altında ayrı ayrı ele alınmış ve mümkün olduğunca buluntular ele geçtikleri arkeolojik kontekstlerle birlikte değerlendirilmiştir. Kabartma figürler, oluşturdukları konu bütünlüklerine göre gruplara ayrılarak, incelenen her örnek için kataloglama çalışması yapılmıştır.

Hayvan figürleriHitit seramiğiHititler+9
Şifa Demir Yılmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Tunç ve Demir çağında Anadolu'nun güneyinde Orthostatin mimaride kullanımı ve işlevi

Anadolu yarımadası, özellikle de Anadolu' nun güney kesimi ideal iklimi, zengin maden yataklarına sahip olması ve kültürel geçiş güzergâhında (Mısır, Mezopotamya, Suriye, Anadolu ve Balkanlar) yer alması bakımından tarihöncesi devirlerden bu yana önemini korumaktadır. Tunç ve Demir Çağı'nda da devem eden söz konusu bu popülarite, mimarinin gelişiminde de etkili olmuştur. Duvar bedenlerinin alt kısımları, dış etmenlere ve neme karşı en zayıf bölüm olması bakımından orthostatlar ile korunmaya alınmıştır. Orthostatlar hem yapının statiğinin arttırılması hem de yapıya anıtsallık-görsellik kazandırılması amacıyla kullanılmıştır. Anadolu'da Orta Tunç Çağı' ndan beri mimaride kullanılan orthostatlar Levant ve Ege grubu olmak üzere hem fonksiyonel hem de biçimsel bakımından iki farklı tipte gelişim göstermiştir. M.Ö. 13. yy.' ın sonlarında hem iklimsel değişiklik hem de deniz kavimlerinin akınları sonucu Anadolu' nun siyasi yapısı tümüyle değişerek nihayetinde Hitit İmparatorluğu da yıkılmıştır. Kuzeyden güneye adeta bir domino etkisiyle görülen kültürel göçler neticesinde Anadolu' nun güney kesiminde yeni kültür bölgelerinin şekillenmesiyle sonuçlanmıştır. Demir Çağı' nda Hitit-Assur etkisiyle şekillenen orthostatlar, Geç Hitit sanatının en önemli mimari ürünlerindendir. Ağırlıklı olarak bazalt ve kireçtaşı malzemeden yapılar orthostatlar tapınaklar, kent kapıları, saray ve hilani yapıları, mezar yapısı, anıtsal cadde duvarları ve sivil mimari yapılarında kullanım görmüştür. Anahtar Kelimeler: Anadolu, orthostat, statik, anıtsallık, Hitit, Assur.

AnadoluArkeolojik eserlerAsurlular+7
Ali Ilgaz
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İç Kuzeybatı Anadolu'da İlk Tunç Çağı'nda gaga ağızlı testi formunun gelişimi

"İç Kuzeybatı Anadolu'da İlk Tunç Çağı'nda Gaga Ağızlı Testi Formu'nun Gelişimi" başlıklı tez çalışmasının amacı, İlk Tunç Çağı'na Geçiş Dönemi'nden Orta Tunç Çağına Geçiş Dönemi zaman aralığında, İç Kuzeybatı Anadolu'da kazısı yapılmış olan yerleşme ve mezarlık kazılarında elde edilmiş olan gaga ağızlı testi formunun gelişimini ortaya koymaktır. Gaga ağızlı testi, Batı Anadolu'da çanak çömlekte Tunç Çağı'na geçişin saptanmasında ve kronolojilerin çakıştırılmasında kullanılan önemli formlardan bir tanesidir. Bu form Anadolu ile Ege coğrafyasında İlk Tunç Çağı'na Geçiş Dönemi'nde (İTÇ IA) ortaya çıkmış ve hızla yaygınlık göstermiştir. Batı Anadolu'da GKÇ'nin sonlarından itibaren çanak çömlek gelişiminde, İTÇ özelliklerinin oluşmaya başladığı önemli bir kırılma noktası yaşanır. Bunun devamında da yöresel özelliklerin hakim olduğu "kültür bölgeleri" ve her bölge içinde de "çanak çömlek grupları" ortaya çıkar. Gaga ağızlı testi de genel olarak bu çanak çömlek gruplarına göre form ve üslup özellikleri kazanmıştır. Bu çalışma sonucunda İç Kuzeybatı Anadolu'da İlk Tunç Çağına tarihlenen kazılardan elde edilen gaga ağızlı testi formuna ait sekiz ana form (A-H) ve bunlara ait çeşitli alt tipler belirlenmiştir. Bu sayede söz konusu olan bölgede iyi bilinen fakat hakkında henüz form özellikleri ve kronolojisi hakkında ayrıntılı bir çalışma bulunmayan gaga ağızlı testinin ortaya çıkışı ve İTÇ boyunca gerek form olarak ve gerekse mal özellikleri bakımından ortaya konulmuş; formun yerleşmeler ve çanak çömlek gruplarına göre gösterdiği farklılıklar ve benzerlikleri belirlenmeye çalışılmış ve komşu bölgelerden bilinen gaga ağızlı testi formları ile karşılaştırmalar yapılmıştır.

Arkeolojik kazılarErken Tunç ÇağıHayvan figürleri+7
Abuzer Güneysu
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İlk Tunç Çağı'nda Batı Anadolu'da üç ayaklı mutfak kabının yayılımı ve gelişimi

Bu çalışmada, Batı Anadolu'da İlk Tunç Çağı'nda görülen Üç Ayaklı Mutfak Kaplarının gelişiminin belirlenmesi ve söz konusu kapların bölge prehistoryasındaki yerinin tanıtılması amaçlanmıştır. Batı Anadolu'da yapılmış olan kazı, yüzey ve sondaj çalışmalarından ele geçirilmiş malzeme içerisinde bulunan İlk Tunç Çağı'na tarihlendirilmiş üç ayaklı mutfak kapları ve ayak parçaları referans alınmıştır. Söz konusu malzeme mal ve biçim özelliklerine göre gruplara ayrılmış olup dönemsel gelişim ve yayılımına bakılmıştır. Ayrılmış olan gruplardan yola çıkarak Batı Anadolu İlk Tunç Çağı'nın pişirme kaplarına ve pişirmeye ait kültürel özelliklerine yorum getirilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, Üç Ayaklı Mutfak Kapları ile beraber kullanılan ve pişirme ile ilgili olabilecek -kapak gibi- diğer form gruplarına da değinilmiş ve son olarak etnografik verilerden de yararlanarak İlk Tunç Çağı pişirme geleneği ile ilgili bir değerlendirme yapılmıştır. Batı Anadolu'da İlk Tunç Çağı'nın önemli form gruplarından bir tanesi olan Üç Ayaklı Mutfak Kapları pişirme geleneği ile ilgi önemli bilgiler vermesinin yanı sıra bölgede yer alan İlk Tunç Çağı yerleşmelerinin stratigrafilerinin çakıştırılmasında anahtar formlar arasında yer alır. Üç Ayaklı Mutfak Kapları İlk Tunç Çağı'nın başından itibaren Batı Anadolu'nun sahil kesiminde yaygınken İç Batı Anadolu'da ilk kez İlk Tunç Çağı II'nin son evresinde ortaya çıkar ve Erken İTÇ III'de tüm Batı Anadolu'da yaygın bir şekilde devam eder. Ocak kullanımına bağlı olarak Batı Anadolu'nun sahil kesiminde Geç İlk Tunç Çağı III ile birlikte pişirme kabı olarak kullanımı neredeyse bitmiştir ve yerini düz dipli küresel gövdeli çömleklere bırakmıştır. Ancak pişirmede farklı biçimlerde üç ayakların kullanımı devam etmiştir ve günümüzde bile örnekleri mevcuttur.

Batı AnadoluErken Tunç ÇağıKaplar+7
Fadime Arslan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu'da başlangıcından M.Ö 1.binyıla kadar gamalı haç (Swastika) motifinin ortaya çıkışı ve gelişimi

Çıkış noktası tarih öncesi topluluklara dayanan motif şekil olarak, kollarında gamaların ( Γ ) yer aldığı artı (+) işaretinin meydana getirdiği sembol olarak tarif edilmektedir. Çeşitli bilim adamları tarafından değişik anlamlar yüklenen söz konusu motifin anlamı da her zaman merak konusu olmuştur. Bu çalışmayla, Gamalı Haç (Swastika) motifinin Önasya'da ortaya çıkışı, Anadolu'da motifin görüldüğü yerleşmeler ve malzemenin değerlendirilmesi bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Ayrıca, söz konusu motifin taşıdığı anlamlara çeşitli bilim adamlarının görüşleriyle harmanlanarak sunulmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda, Anadolu merkezli olarak çalışmada, Gamalı Haç (Swastika) motifli buluntu 37 yerleşme tespit edilmiştir. Kazı ve mezarlık alanları olmak üzere toplamda 96 adet Gamalı Haç (Swastika) motifli buluntu tez kapsamında değerlendirilmiş ve varılan sonuçlar aktarılmaya çalışılmıştır. Gamalı Haç (Swastika) motifi Anadolu ile Mezopotamya'da neredeyse aynı kronolojik sırada ele geçirilmiştir. Söz konusu motif her iki bölgede de MÖ 7. binyılın ortalarından itibaren görülmeye başlanmıştır. Kuzey ve Orta Mezopotamya'da en erken veriler Samarra kültüründen gelmekle birlikte, Anadolu'da Çatalhöyük ve Bademağacı Höyüğü motifin ilk olarak ortaya çıktığı yerleşmelerdendir. Motif tezin kapsadığı dönem aralığı baz alındığında, MÖ I. binyıla kadar kesintisiz bir şekilde Anadolu'da varlığını sürdürmüştür. En yoğun ele geçirildiği dönem ise, İTÇ II dönemi olarak saptanmıştır. Arkeolojik verilerle değerlendirildiğinde çeşitli bilim adamları tarafından değişik anlamlar yüklenen söz konusu motifin günümüzde de kullanım alanı ve anlamının toplumdan topluma farklılık gösterdiği bilinmektedir. Ancak genel olarak tarihöncesi toplumların kültürünün içinde sosyal ve dini alanlarının bir parçası olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Gamalı Haç, Anadolu, Neolitik, Tunç Çağı

AnadoluGamalı HaçMotifler+2
Derya Taçyıldız
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Afyon'un kuzeybatısındaki Karacaahmet ve Yeniköy köylerinden gelen ve Afyon Arkeoloji Müzesi'nde muhafaza edilen çanak çömleklerin bölgenin ilk Tunç Çağı kronolojisindeki yerlerinin saptanması

"Afyon'un Kuzeybatısındaki Karacaahmet ve Yeniceköy Köylerinden Gelen ve Afyon Arkeoloji Müzesi'nde Muhafaza Edilen Çanak Çömleklerin Bölgenin İlk Tunç Çağı Kronolojisindeki Yerlerinin Saptanması" konulu tez kapsamında İlk Tunç Çağı (III ve III) Batı Anadolu kapsamında literatür olarak çalışılmış birçok yayından tezin ana konusunu oluşturan çanak çömlek grubunun karşılaştırması yapılmıştır. Bu kapsamda mal grupları, formlar ve bezeme türleri tanıtılmış, değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışılan çanak çömleğin bilimsel bir kazıdan gelmemiş olması nedeniyle Kaklık Mevkii, Karaoğlan Mevkii, Beycesultan, Aizanoi (Çavdarhisar), Höyüktepe ve Seyitömer kazıları mercek altına alınmış, kronoloji oluşturulmaya çalışılmıştır. Karşılaştırma yoluyla yapılan tarihlemek İlk Tunç Çağı I-II-III gruplarının elimizde olduğunu bize göstermiştir.

Afyon MüzesiAfyonkarahisarArkeolojik eserler+4
Burçin Aydınbek
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Geç Tunç Çağı sonrası İonia yerleşim mimarisi

Kıta Yunanistan ve Ege Adaları'da yapılan kazılar sonucunda Demir Çağlara yönelik bilgilerimiz geniş olmakla beraber Batı Anadolu'da özellikle Erken Demir Çağ'a ait tabakalar yeterince aydınlığa kavuşturulamamıştır. Bu durum bölgedeki yürütülen kazıların yetersiz olması ya da ilgili tabaklara henüz ulaşılamamış olması ile açıklanabilir. İonia kentlerinin uzun süreli ve kesintisiz iskânı sonrasında Demir Çağ'a ait tabakaların daha geç dönem yapılarının altında kaldığı düşünülmektedir. Ayrıca geç dönem yapıları tarafından tahrip oldukları da akılda tutulmalıdır. Geç Tunç Çağ'da daha çok Kıta Yunanistan merkezli Myken ve Girit merkezli Minos kültürünün Batı Anadolu ile etkileşimleri söz konusudur. Batı Anadolu'nun önemli Geç Tunç Çağı merkezleri arasında yer alan Panaztepe, Bakla Tepe, Troia, Liman Tepe ve Miletos gibi yerleşimlerin kültür tabakalarında bu kültürlerin yoğun etkisi tespit edilmiştir. Bu etkileşim kendini mimari kültürde de göstermektedir. Daha çok kompleks ve belirli plan çerçevesinde olan ve sokaklar ile bölünen bu dönemin yapıları Erken Demir Çağ'a gelindiğinde yerini Ege Göçleri'nin etkisiyle müstakil, düzensiz yapılara bırakmıştır. Çalışmanın ana konusunu oluşturan İonia Bölgesi'nin Erken Demir Çağ'a tarihlenen, Phokaia, Klazomenai, Smyrna, Ephesos, Miletos, Erythrai, Khios Emporio ve Samos'ta ortaya çıkarılan yapılar, çağdaşı Yunanistan ve Ege Adaları'nın çoğunda görüldüğü gibi oval, apsidal ve megaron planlı yapılardır. İonların Ege Göçleri'nden sonra İonia diye anılan bölgeye gelişleri ve bu merkezlerdeki kurulan yerleşimlerin mimarisi, topografyası ve coğrafyası antik kaynaklar da göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Aynı zamanda bölgede yürütülen son kazılar ile konu hakkındaki bilgilerimizin güncellenmesi amaçlanmıştır.

Arkeolojik yerleşimBatı AnadoluGeç Tunç Çağı+5
Ramazan Bozkurttan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Batı ve Orta Anadolu'da ilk Tunç Çağı'nda siyah ağız kenarlı (Black-topped) kaseler

Bu tez çalışmasında ilk kez Geç Kalkolitik'te ortaya çıkan Siyah ağız kenarlı kaselerin İlk Tunç Çağı'nda Batı ve Orta Anadolu bölgelerinde yayılımını ve gelişimini ortaya koymak hedeflenmiştir. Özellikle Batı Anadolu için önemli bir mal grubu olan Siyah ağız kenarlı kaseler Orta Anadolu'da da Alişar İlk Tunç Çağı I örnekleri haricinde bölgede bu mal grubu genellikle İlk Tunç Çağı II-III'te görülmektedir. Özel bir fırınlama tekniği kullanılarak üretildiğini düşündüğümüz Siyah ağız kenarlı kaseler için kendine has pişirme teknikleri geliştirilmiş olmalıdır. İlk Tunç Çağı'nın önemli mal ve form gruplarını oluşturan Siyah ağız kenarlı kaseler bu dönemde ele geçirildiği bölge yerleşmelerinin stratigrafi oturtma ve çakıştırma çalışmalarında önemli bir konumda yer almaktadır. Siyah ağız kenarlı kaseler özellikle Maraş-Elbistan ovası başta olmak üzere Doğu Anadolu bölgesinde İlk Tunç Çağı I-II de ele geçirilirken Orta Anadolu bölgesinde yoğun olmamakla beraber görülen mal gruplarından bir tanesidir. Bu mal grubunun en yoğun olarak görüldüğü bölge ise İç Kuzeybatı Anadolu'dur. Söz konusu bölgede, Siyah ağız kenarlı kaselerin gelişimi kapsamlı bir şekilde Demircihöyük çanak çömlek grubuna ismini veren Demircihöyük yerleşmesinde izlenebilmektedir.

ArkeolojiArkeolojik eserlerArkeolojik kazılar+5
Osman Dengiz
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Küllüoba Yerleşmesi İlk Tunç Çağı I mezarlığının ve yapılarının arkeobotanik değerlendirmesi

Bu çalışma, Batı Anadolu'nun İlk Tunç Çağı tabakalarını en iyi şekilde veren yerleşmelerden biri olan Küllüoba Höyüğü'nün, İlk Tunç Çağı I Dönemi'ne tarihlenen yerleşim dışı mezarlığından ve karşılaştırma yapılabilmesi için yerleşim içinden (AG-22/Aİ-14 Plankareleri) alınan arkeobotanik örneklerin incelenmesini içermektedir. Tez çalışması ekonomik olarak kullanılan bitki yelpazesini ortaya çıkarmak, mezarlıktaki verilerin arkeobotanik bakımdan dönemsel bağlamda değerlendirilebilecek ritüel faaliyetlerini ortaya çıkarmak ve mezarlık ile yerleşme içerisindeki bitki kullanım benzerliliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ekonomik bitkilerde ağırlık tahıllardadır (Poaceae). Altı-sıralı arpa (Hordeum vulgare), kabuklu buğday çerçevesinde değerlendirilen siyez buğdayı (Triticum monococcum) ve gernik buğdayı (Triticum dicoccon), kabuksuz buğday olarak ekmeklik/makarnalık buğday (T. aestivum/durum) tahıl ailesi içerisindeki bitki kalıntılarını temsil etmektedir. Baklagil ailesinde ise mercimek (Lens culinaris), bezelye (Pisum sativum) ve karaburçak (Vicia ervilia) en yoğun ele geçen baklagil türleridir.

ArkeobotanikKüllüobaMezarlar+3
Abdurrahim Cavit Özcan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlk Tunç Çağı Batı Anadolu sur kapıları

İnsanoğlu içgüdüsel olarak sürekli korunma ve koruma ihtiyacı hissetmiştir. Bu ihtiyaç zaman içerisinde yerleşik hayat ile beraber mimariye yansımıştır. Batı Anadolu'da İlk Tunç Çağı içerisinde sistematik olarak gelişen uzun mesafeler arası ticaret ve toplum içerisindeki sınıflaşma beraberinde çatışmaları da getirmiş ve savunmadaki ihtiyaç artmıştır. Gerek yaşadığı ortamı koruma gerek bölgesel korunmalar ve her türlü dış tehditlere karşı korunmak yaşanılan ortamı çevreleyecek duvarlar inşa etmeyi gerektirmiştir. Savunma sistemlerinin ortaya çıkışı ile beraber bunun ayrılmaz bir parçası olan kapılar da bu sistem içerisinde yerini almıştır. Yerleşmenin coğrafi konumu, bölgesel coğrafyası, komşuları, gelişmişlik seviyeleri ve hangi yollar üzerinde yer aldıkları gibi birçok kıstas savunmada değişime ve gelişmeye sebep olmuştur. Savunma ile beraber gelişen kapı, sistemin en önemli mimari öğesi haline gelmiştir. Sosyal yaşantının yerleşme içerisindeki mimari yansımalarına göre kapılar yukarı ve aşağı yerleşme gibi farklı yaşam alanlarında da konumlandırılmıştır. Sistemin en önemli parçası olmasına karşın savunmadaki en zayıf halka olan kapılar gelişme ve değişme göstererek dönemsel olarak farklılıklar sergilemişlerdir. Yerleşmeye giriş ve çıkışta trafiği sağlayan kapılar, ihtiyaç duyulması halinde karmaşık hale getirilmiştir. Rampa, kule, bekçi odası gibi mimari elemanlar ile savunmaya ve aynı zamanda kapıyı kontrol edebilmeye önem verilmiştir. Savunma sistemi içerisinde ayrılmaz bir bütün olarak yer alan kapılar yerleşmenin ihtiyacına göre tasarlanmış, konumlandırılmış ve çeşitlendirilmiştir.

Batı AnadoluErken Tunç ÇağıKapılar+5
Gözde Tutak
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya Müzesi`nde yer alan bir grup Urartu tunç iğne ve bilezikleri

M.Ö. 9?6. yüzyıllarda merkezi Doğu Anadolu bölgesi olmak üzere geniş bir coğrafyaya egemen olan Urartu Krallığı, elinde bulundurduğu maden kaynakları ve bunları işleme yöntemleriyle zaman içerisinde çevresindeki güçlü krallıklarla yarışır hale gelmiştir. Krallığın elinde bulunan demir, bakır, altın, gümüş gibi madenlerin yanında özellikle tunç alaşımını kullanmış olmaları diğer madenlerden daha fazla doğal koşullara dayanıklı olmasından kaynaklanmaktadır. Süs eşyalarında da bu alaşımın yoğun olarak kullanıldığı görülmektedir.Tezin ana konusunu oluşturan ve Malatya Müzesine satın alma yoluyla gelmiş bir grup Urartu tunç iğne ve bilezikleri üzerinde benzer örneklerinden faydalanılarak paralelleri yapılmıştır. Urartu kültürünün ayrılmaz bir parçası olarak düşünülen süs eşyaları Urartu sınırları dışında da çok sık rastlanılmış olması belirli bir ticaret hacminin varlığının ve oldukça fazla bir talebin olduğunu da göstermektedir.20 adet tunç iğne, 17 adet tunç bilezik baş kesimlerinde yer alan bezemelere göre çeşitli gruplara ayrılmıştır. Gerek satın alma yoluyla müzelere gelmiş gerekse kazılarla ortaya çıkarılan eserler ile benzer yönleri karşılaştırılmıştır.Araştırmalar sonucunda Malatya Müzesi'nde yer alan bu iğne ve bileziklerin Urartu takı sanatının özelliklerini kısmen de olsa göstermektedir. Bu da Urartu kültürünün çeşitliliği konusunda bilgi edinmemize yardımcı olmaktadır

BileziklerKlasik arkeolojiMalatya+7
Hamdiye Demircan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
10
Master'sOpen AccessTR

Harran'da Tunç Çağı pişmiş toprak insan figürleri

Bu çalışma, Şanlıurfa'nın yaklşık 44 km güneyinde bulunan Harran Höyük ören yerinde yapılan arkeolojik kazılarda ETÇ III- OTÇ tabakalarında ortaya çıkartılan figürinler ile Urfa Müzesinde bulunan ve ETÇ III- OTÇ' ye tarihlenen figürinlerinin arkeolojik ve kültürel açıdan değerlendirilmesiniiçermektedir. Badre'ın Euphrates tipi olarak sınıflandırdığı bu tip figürinler kuzey Suriye ve komşu bölgelerde oldukça geniş bir alana yayılmaktadır ve Erken Tunç Çağı III- Orta Tunç Çağı kültüründe dikkat çeken bir konumasahiptir. Harran Höyük kazılarında ortaya çıkartılmış 8 adet Euphrates Tipi figürin ile Urfa müzesinde bulunan 9 adet Euphrates Tipi figürin bugüne kadar Anadolu'da açığa çıkartılan en geniş repertuarı oluşturmaktadır. Bu figürinlerin arkeolojik olarak değerlendirilmesi Euphrates Tipi figürinlerin anlaşılmasına önemli katkı yapabileceklerdir.Anahtar Sözcükler: Tunç Çağı, Heykelcikler, Euphrates, Pişmiş Toprak Eserler

FigürHarran OvasıHeykelcikler+5
Bekir Çetin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Tunç Çağı'nın sonundan Klasik Çağ'a kadar Doğu Akdeniz'de Helen kolonizasyonu

Helen Kolonizasyonunu içeren en kapsamlı bilgiler Batı Akdeniz ve Karadeniz yerleşimlerinden sağlanırken gerek Antik Çağ Yazarlarının atıfları ve gerekse arkeolojik kanıtlar üzerinde genel anlamda bir uzlaşma sağlandığı görülmektedir. Ancak Doğu Akdeniz'deki duruma bakıldığında muhtemel Helen kolonizasyon aktivitelerinin yeteri kadar irdelenmediği, birçok yerleşimdeki Helen varlığı ve Helen koloni aktivitelerinin durumunun oldukça tartışmalı olduğu ve ancak birkaç yerleşim üzerinden tanımlama yoluna gidilmiş olduğu görülmektedir. Bu çalışmada Geç Tunç Çağı'nın Sonundan Klasik Çağ'a kadar Doğu Akdeniz'de Kilikya, Kıbrıs, Kuzey Suriye ve Kenan Bölgesindeki toplam kırk yerleşim üzerinden mimari, ölü gömme gelenekleri, seramik, yazı gibi unsurlar dikkate alınarak yerleşimlerdeki Helen kökenli buluntular irdelenmiştir. Yunan Anakarası, Ionia, Ege Adaları'nın yanı sıra Batı Akdeniz ve Karadeniz'deki Helen yerleşimlerindeki koloni kent buluntuları göz önüne alınarak Doğu Akdeniz'deki muhtemel Helen kolonizasyon aktiviteleri tanımlanıp, değerlendirilip, Doğu Akdeniz'deki Helen kolonizasyonu olgusu ortaya koyularak, açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kolonizasyon, Helenler, Doğu Akdeniz, Ticaret

Doğu Akdeniz bölgesiGeleneklerGeç Tunç Çağı+5
Barış Gür
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Aşağı büyük menderes havzası'nın son Tunç Çağı tarihi coğrafyası

M.Ö. II. Binyıl'da Ortadoğu'daki önemli uygarlıklardan birisi olan Hititler Orta Anadolu merkez olmak üzere Anadolu'nun ilk devlet teşkilatını kurmuşlardır. Bu güçlü devletin hüküm sürdüğü tarihlerde Anadolu'da daha küçük çapta bölgesel idari yapılanmalar vardı. Bu idari yapılanmalardan bir kısmı da Batı Anadolu'da yer almaktaydı. Batı Anadolu aynı zamanda, Hitit Devleti ile Ahhiyawa ve Arzawa Ülkeleri arasındaki büyük mücadelenin yaşadığı bir bölgedir. Hititler'in bu bölgede iskan amaçları olmasa da dolaylı olarak hâkimiyetlerini devam ettirmek istemekteydiler. Ahhiyawa ve Arzawa zaman zaman Hitit'in bölgede hissedilen gücünü parçalamaya çalışmışlardır. Bölgedeki çok daha küçük yönetimler ise varlıklarını sürdürebilmek için bazen Ahhiyawa Krallığı'nın ya da Arzawa Krallığı'nın bazen de Hitit'in yanında yer almışlardır.Hitit Devleti ve Ege Havzası Kültürleri arasındaki ilişkiler ülkemizde son yıllarda gittikçe artan oranda ilgi görmeye başlamıştır. Bunun sebebi de hiç şüphesiz yeni yazıtların ve arkeolojik diğer buluntuların açığa çıkmasıdır.Bu yüksek lisans tezinde, Hitit metinlerinden ve coğrafi özelliklerden faydalanarak, belirtilen bölgenin ve yakın çevresinin Hitit metinlerinde geçen isimlerinin lokalizasyonları hakkında var olan görüşler bir araya getirilmeye çalışılmıştır.Anahtar kelimeler: Hitit, Batı Anadolu, Ahhiyawa, Arzawa, Millawanda, II. Mursili, Tarihi Coğrafya, Son Tunç Çağı

Ahhiyawa DevletiBatı AnadoluBüyük Menderes havzası+6
Hüseyin Güney
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00

Related subjects