Buildings

136 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Yeşil okul: Çevre, sağlık ve eğitime etkileri

Bu araştırmanın amacı yeşil okulun yapısal özelliklerini; çevreye, binayı kullananların sağlığına, öğrenci başarısı ve öğretmen edimine olan etkilerini ve eğitim yöneticilerinin yeşil okula yönelmeleri gerektirecek özellikeri belirlemektir.Bu amaçla yerli ve yabancı alanyazın taranmış ve yeşil okula ilişkin veriler alt problemlere yanıt olabilecek biçimde çözümlenmiştir. Var olan durum olduğu gibi ortaya konduğundan bu çalışma betimsel bir araştırmadır.Araştırmanın sonucunda yeşil okulların kaynak kullanımı ve çevreye olan olumsuz etkilerinin çok az olduğu, doğal aydınlatmadan faydalanması, sağladığı yüksek iç ortam hava kalitesi, akustik kalitesi, çevresel düzenlemesi ve kullanılan donanımların binayı kullananların sağlığına, öğrenci başarısı ve öğretmen edimine olumlu etkileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yeşil okulların yapısal özellikleri nedeniyle sağladığı kullanım kolaylığı, düşük doğal kaynak kullanımı ile çevreye duyarlılığı ve sağladığı maddi tasarruf, öğrenci başarısı ve öğretmen edimine olan olumlu etkileri nedeni ile okul yöneticilerinin yeşil okula yönelmeleri önerilmektedir.Anahtar Sözcükler: Okul Binası, Yeşil Okul, Okul Çevresi, Öğrenci Başarısı, Öğretmen Edimi

BaşarıBinalarEğitim ortamı+11
Ayşen Demir
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Isıtılan ve soğutulan mahallerde ısı yalıtımının optimizasyonu

Enerji ihtiyacının çogunu ithal eden ülkelerde enerjinin çok daha verimli olarak kullanılması ve maksimum enerji tasarrufunun saglanması gerekir. Türkiye'de enerji kaynaklarının % 40 gibi bir oranı ısıtma ve bazı bölgelerde ise ısıtmadan daha fazlası sogutma için harcanmaktadır. Bu yüzden binaların, ısıtılmasında ve sogutulmasında gerekli olan enerjiyi en aza indirmek için iyi yalıtılmaları ve yapılan yalıtımında ekonomik olması gerekir. Bu çalısmada, faiz ve enflasyon oranları, toplam ısı geçis katsayısı, yıllık ısıtma ve sogutma süreleri, ortam sıcaklıkları, kullanılan enerjinin ısıl degeri, fiyatı, kazan, radyatör, klima, yalıtım malzemesi fiyatları ve cinsi de dikkate alınarak ısıtma ve sogutma için gerekli olan yalıtımlı yıllık toplam maliyet minimum yapılarak optimum yalıtım kalınlıgı elde edilmistir. Daha sonra farklı bölgelerde bulunan dört farklı ilde (Antalya, stanbul, Konya, Sivas) dört farklı enerji türü (kömür, dogal gaz, fuel oil, elektrik) için iki çesit yalıtım malzemesi (tas yünü ve EPS) kullanılarak iki farklı duvar modeli (dıstan ve ortadan yalıtımlı) üzerinde her bir parametre için ayrı ayrı optimum yalıtım kalınlıgı, yalıtımlı ve yalıtımsız yıllık toplam maliyet, enerji tasarrufu ve geri ödeme süreleri hesaplanmıs ve grafikler çizilmistir. Sonuçlar karsılastırıldıgında; en az yalıtım kalınlıgının, yalıtım malzemesi olarak tas yünü ve yakıt türü olarak kömür kullanıldıgında Antalya'da, en fazla yalıtım kalınlıgı ve enerji tasarrufunun, yalıtım malzemesi olarak EPS ve enerji türü olarak elektrik kullanıldıgında Sivas' da, en az yatırım maliyetinin, yalıtım malzemesi olarak EPS ve enerji türü olarak kömür kullanıldıgında Antalya'da ve en kısa geri ödeme süresinin, yalıtım malzemesi olarak EPS ve enerji türü olarak elektrik kullanıldıgında ortadan yalıtımlı duvar modeli için Sivas' da oldugu tespit edilmistir. Anahtar Kelimeler: Isıl yalıtım, enerji tasarrufu, binalar, yalıtım kalınlıgı, optimizasyon.

BinalarEnerji tasarrufuOptimizasyon
Muzaffer Tuncer
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Yapıların boyutsal biçimsel özellikleri ile insan sağlığı ilişkisi

İnsan vücudunun şekli, ölçüleri ve diğer yapısal özellikleri ile yapılara boyut ve biçim kazan dırır. Yapıların boyut-biçim özelliklerinin yeterliliği, insanın antropometrik ölçülerinden, biyolojik, psikolojik ve sosyolojik yapısından kaynaklanan gereksinimlerini karşılayarak sağ lıklı ortamların oluşmasında etkili olur. Gereksinimleri karşılamayan yapılar nedeni ile, in sanda biyolojik ve psikolojik zorlanmalar sonucunda çeşitli sağlık sorardan görülebilir. Bu çalışmada boyutsal-biçimsel özellikler ile sağlık ilişkisine dikkat çekilerek, "yapıların boyut- sal-biçimsel özellikleri ile insanın yapısı arasındaki ilişkinin doğru kurulamamasının neden olduğu sağlık problemleri nelerdir?" sorusuna cevap aranmıştır. Boyutsal-biçimsel özellikle rin insana uygunsuzluğu öncelikle biyolojik sistemlerin çalışma düzenlerini aksatır. Kas- iskelet, dolaşım ve solunum sistemleri doğrudan etkilenir; omurgada yapısal bozukluklar, kemiklerde kaslarda ağrılı, sızılı iltihaplanmalar, duyu kayıpları, yırtıklar, kırıklar, çatlaklar, ödem, şişme, nefes alıp vermede zorlanma, vb. sağlık sorunları görülebilir. İnsanın duygu ve davranışları da yapıların boyut ve biçim özelliklerinden etkilenir. Rahatlık, güvenlik, estetik değerler, normlar, vb. etkenlere dikkat edilmeden tasarlanan, insanın duygu ve davranışlarına olumsuz etki yapacak boyutsal-biçimsel özellikler, uykusuzluk, iştahsızlık, yorgunluk, ağla ma, gülme, vb. gibi davranış bozukluklarına neden olur. Bu davranış bozukluklarım yaratan olumsuzluklar ortadan kaldırılmadığı zaman, psikolojik kökenli biyolojik rahatsızlıklar (psikosomatik hastalıklar) ortaya çıkar. Yapıların boyutsal-biçimsel özelliklerinin uygunsuz luğunun neden olduğu bu tip sorunları azaltmak için insanın üç yapışma ve boyutsal-biçimsel özelliklerine yönelik gereksinim ve eylemleri araştırılmalı, insana en uygun yapısal boyut ve biçim özellikleri tasarlanmalıdır.Anahtar kelimeler: Yapı, insan, sağlık, boyut-biçim, antropometri

AntropometriBinalarİnsan sağlığı
Ayşegül Orhan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Müze olarak kullanılan eski binaların korunmasında yangın sistemlerinin Aya İrini örneğinde irdelenmesi

Aya İrini Müzesi'nin yangına karşı korunması konusunda yapılan bu çalışma, altı ana bölümden oluşmaktadır. BÖLÜM 1. Giriş : Bu bölümde sorun'un belirlenmesi, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, varsayım, kapsam ve yöntemle ilgili bilgiler verilmektedir. BÖLÜM 2. Yangın ve Korunum ile İlgili Genel Bilgiler : Burada yangın korunumu ile ilgili genel bazı bilgiler yer almaktadır bunlar, yangın oluşumu, gelişimi ve yayılımı, yangın sonucu oluşan can ve mal kayıpları yangın savaşım sistemleri hakkındaki bilgilerdir. BÖLÜM 3. Müze Yangınlarından Örnekler : Bu güne değin müzelerde çeşitli nedenlerden dolayı çıkan yangınlara dair örnekler verilmiştir. BÖLÜM 4. Aya İrini Müzesi ve Yangın : Bu bölümde, Aya İrini Müzesi'nin tarihçesi, mimari özellikleri, yapısal özellikleri incelenmiş, müzede meydana gelen yangın hakkında bilgi verilmiştir. BÖLÜM 5. Aya İrini Müzesi İçin Öngörülen Yangın Önlemleri : Burada Aya İrini Müzesi için uygun görülen yangın korunum önlemleri, pasif önlemler ve aktif önlemler başlıkları altında verilmiştir. BÖLÜM 6. Sonuç ve Öneriler : Araştırmanın sonucu ve yapılması uygun görülen öneriler bu kısımda yer almaktadır.

Aya İriniBina güvenliğiBinalar+5
Müjgan Harmankaya
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Yapılarda derz sorunları ve çözüm önerileri

Yapılar ve yapı malzemeleri ısı farklılıkları, nem, rüzgar, oturma hareketleri, titreşim vb., etkiler altında boy ve şekil değişimine uğramakta ve bunun sonucunda çatlamalar, ayrılmalar, seviye değişikliği gibi hasarlar meydana gelmektedir. Yapıda ve malzemede önlenmesi mümkün olmayan hareketlerin malzeme ve yapıya zarar vermeden karşılanabilmesi amacıyla yapı bölümlere ayrılır, yapı ve yapı elemanları arasında derz bırakılır. Derzleri nitelikleri bakımından 3 sınıfa ayırmak mümkündür. Bunlar;. Hareket derzleri Yapıdaki hareketlerin herhangi bir hasara yol açmaması amacıyla oluşturulurlar.. Bileşim derzleri Sınırlı boyutları olan elemanların birleşmesinde yer alan derzlerdir.. İş derzleri Sürekli bir işin çeşitli aşamalarında türlü nedenlerle çalışmanın durdurulması halinde, işin devamını sağlayacak şekilde oluşturulan derzlerdir. Yapılar; yapısal faktörler, doğal faktörler ve mekanik faktörler etkisi ile boy ve biçim değişikliğine uğrarlar. Bu değişim zamanla binada hasar ve çatlaklara neden olur. Bu nedenle betonarme yapılarda rötre, şişme, sünme, sıcaklık değişmesi, temelde farklı oturma gibi faktörlerin, yapıdaki etkilerini azaltmak, depremlerde uygun davranış göstermesini ve dinamik kuvvetlerden oluşacak titreşimlerin bölgesel kalmasını sağlamak amacı ile yapının sürekliliği hareket derzleri ile kesilerek yapı bölümlere ayrılır. Hareket derzleri, oluşumuna neden olan faktörlere göre; ayırma, genleşme (dilatasyon) ve oturma derzleri olarak sınıflandırılırlar. Yapıyı bölümlere ayırarak yapılarda büyük hasar ve çatlakların oluşmasını önleyen hareket derzlerinin düzenlenmesinde yapının planlama aşamasından itibaren tasarımcı ve uygulayıcının uyması gereken öneri ilkeleri aşağıda belirlenmiştir; Hareket derzi oluşturmayı gerektiren faktörlerin belirlenmesi, Bu faktörler doğrultusunda ne tür derz yapılacağına karar verilmesi, Derz yerlerinin yapının tasarım safhasından itibaren düşünülerek, projede erken planlanması, Gerekli olduğu kadar çok, mümkün olduğu kadar az sayıda derz yapılması, Yapı ve yapı elemanlarının parçalara ayrılması, Karmaşık derz arakesitlerinden kaçınılması, Taşıyıcı sistem özelliklerinin, yapı içinde kritik gerilmelerin ve yüklemelerin etkisinde olan bölgelerin belirlenmesi, Derzlerin mimari cephe karakterini bozmayacak şekilde tasarlanması, Derzin işlevine uygun malzeme seçiminin yapılması, Derz maliyetinin ekonomik bir düzeyde tutulması. ANAHTAR KELİMELER: Derz, derz türleri, hareket derzleri, hareket derzlerinin oluşum nedenleri, derz malzemeleri, derzlerin kapatılması, hareket derzlerinin düzenlenmesi, hareket derzlerinin işlevleri.

BinalarDerz
Ebru Elmas
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Yapının iç çevresindeki gürültünün yapı biyolojisi açısından irdelenmesi

ÖZET Fiziksel olarak düzensiz, fizyolojik olarak istenmeyen ses olarak tanımlanan gürültü, insan sağlığında yarattığı birçok olumsuz etki nedeniyle denetim altına alınması gereken çevre kirliliği faktörlerinin en önemlilerinden birisi haline gelmiştir. Gürültünün insan sağlığına verdiği zararın önlenmesine yönelik yapılacak denetimde başarılı olmak için gürültünün tüm özelliklerinin bilinmesi gerekmektedir. Bu nedenle çalışmada öncelikle ses ve gürültünün tanımları ve sınıflandırması yapılmıştır. Daha sonra, işitme sistemi ve işitsel algılama incelenerek gürültü ve insan kulağı arasındaki ilişki kurulmuştur. Gürültünün sağlık üzerindeki biyolojik, psikolojik, psikofizyolojik ve sosyolojik etkilerinin tanıtılmasının ardından, yapımn iç çevresinde oluşma yollan sıralanmış ve denetim sırasında gürültüye karşı alınması gereken önlemler açıklanmıştır. Yapılan denetim sonucunda yapının iç çevresindeki gürültünün kabul edilebilir düzeylere indirilmesiyle, sağlık sorunlarının oluşmadan önleneceği ortaya konmuştur. Sağlıklı yapı ve çevresine ulaşılmasına bağlı olarak, biyolojik, psikolojik ve sosyolojik gereksinimler en üst düzeyde karşılanılmış ve kullanıcının yapıdan beklediği yaşamını sağlıklı olarak sürdürme temel gereksinmesine yamt verilerek insan yaşamına olumlu katkıda bulunulmuş olunur. Anahtar kelimeler: Gürültü, insan sağlığı, yapı biyolojisi, gürültü denetimi, yapı içi kabul edilebilir gürültü düzeyi. vıu

BinalarGürültüİnsan sağlığı+1
Asutan Sarp
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı oranda yüzey sertleştirici kullanılarak üretilen plakların dinamik yükler altında incelenmesi

Yapı elemanlarına birden fazla yük etki etmektedir. Bu yükler kalıcı, hareketli ve yatay olarak gruplandırılabilmektedir. Günümüzde, yapı elemanlarının bu yüklere karşı dayanıklılığını test edebilecek birçok yöntem geliştirilmiştir. Bu yöntemler arasında çarpma etkisi analizi en çok tercih edilenleridir. Bu nedenle, bu tez çalışmasında farklı yüzey sertleştiriciler ile üretilmiş plakların incelenmesi sırasında bu yöntemler kullanılmıştır. Öncelikle, 9 beton plak (450×450×60 mm) farklı miktarlarda yüzey sertleştiricileri kullanılarak elde edilmiştir. Sonrasında, bunlardan 9 tanesi çarpma etkisi analizinde incelenmiştir. Bütün deneyler sırasında, çekiç kütlesi 14 kg olup, serbest düşme yüksekliği 500 mm, 400 mm, 300 mm olarak alınmıştır. Elde edilen bu plakların çarpma etkisine karşı verdiği tepkiler ise ivmeölçer, yer değişimi algılayıcı, kuvvet algılayıcısı, veri toplayıcısı ölçüm cihazları yardımıyla ölçülmüştür. Kaydedilen bu değerler kullanılarak elemanlarda oluşan ivme-zaman, hız-zaman, deplasman-zaman grafikleri oluşturulmuştur. Deneysel çalışma sonucunda elde edilen değerlerler incelenmiş ve önerilerde bulunulmuştur.

Beton basınç dayanımıBetonarmeBetonarme döşemeler+4
Onur Başbüyük
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrusal yöntemler ile bina performans analizi

Bu çalışmada, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nde Bölüm 15'te yer alan doğrusal analiz yöntemleri ile bina performans değerlendirmesi konusu irdelenmiştir. Bunun için 2 adet uygulama gerçekleştirilmiştir. Birinci uygulamada kiriş ve kolonlardan meydana gelen 3 katlı çerçevenin eşdeğer deprem yükü yöntemi ile analizi gerçekleştirilmiştir. Sonrasında Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018'deki Bölüm 15'e göre performans analizi yapılmıştır. İkinci uygulamada ise, 2 katlı betonarme yapı irdelenip doğrusal yöntemler ile deprem hesabı yapılıp betonarme yapı elemanlarının hasar türleri tespit edilmiştir. Sonrasında ise, TBDY 2018'deki Bölüm 15'e göre deprem performansı belirlenmiştir. Analiz için SAP2000 ve Xtract V.3.08. programları kullanılmıştır.

BinalarDepremDoğrusal analiz+1
Mehmet Buğra Özbey
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

2018 Türk bina deprem yönetmeliğine göre karma bir yapının analizi

Türkiye son yıllarda doğal afetlerden çok etkilenmektedir. Bu doğal afetlerin en önemlisi ise depremlerdir. Bu sebeple son yıllarda ülkemizdeki yönetmelikler günümüz şartlarına göre yenilenmiştir. Bunlardan en önemlileri 2016 yılında yürürlüğe giren ÇELİK YAPILARIN TASARIM, HESAP VE YAPIM ESASLARINA DAİR YÖNETMELİK ile 2018 yılında yürürlüğe giren TÜRK BİNA DEPREM YÖNETMELİĞİ'dir. Ülkemizde üretilen yapı stoğunun çoğunu betonarme yapılar oluşturmaktadır. Son yirmi yılda buna ek olarak çelik yapı stoğu da özellikle endüstri bölgelerinde artmıştır. 2000'li yılların başından itibaren artan talep ve ihtiyaca göre yüksek katlı yapılar, biyokimyasal tesisler vb. yapılarda hem betonarme hem de çelik bir arada kullanılmaya başlanmış olup; kompozit yapıya bir geçiş yaşanmıştır. Bu çalışmada ise hem betonarme bir yapı hem de onun üstüne inşa edilen bir çelik yapıdan oluşan karma bir yapı ele alınmıştır. İncelenen yapı 2800 m2'lik toplam alanı olan ilk iki katı betonarme diğer sekiz katı çelik yapı on katlı bir KARMA YAPIDIR. 2017 yılında tasarlanıp Afyon ilinde inşa edilen bu yapının aynısının 2019 da yeni yönetmeliğe göre tekrar tasarlanmıştır. Böylelikle eski ve yeni yönetmeliklere göre betonarme yapının davranışı STA4-CAD programı kullanılarak incelenmiştir. Çelik yapı ise SAP2000 programında çözülmüş olup en alt kolonlardaki kesit tesirleri betonarme yapıya dışarıdan yük olarak verilmiştir. Tam bir karşılaştırma yapılabilmesi için de betonarme ve çelik yapı SAP2000 programı kullanılarak bir arada çözülmüştür. Bulunan sonuçlar taban kesme kuvvetleri, periyotlar, kritik kesitlerdeki kesit tesirleri bakımından karşılaştırılmıştır.

Deprem yönetmelikleriKarma yapılarKolonlar+3
Hatice Boncuk Özel
Eskişehir Technical Üniversity · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Binalarda gün ışığı ve insan ilişkisinin sürdürülebilirlik bağlamında değerlendirilmesi

Kent merkezlerindeki yaşam tarzının getirdiği ihtiyaç ve taleplerle birlikte yapı endüstrisindeki teknolojik gelişmeler bina üretimine hız kazandırmıştır. Bu durum ekonomik, çevresel ve sosyal açıdan çeşitli sürdürülebilirlik kaygılarının artmasına neden olmuştur. Mimarlık kapsamında sürdürülebilirlik anlayışı genellikle ekonomik ve çevresel boyutlarda tartışılmaktadır. Ancak günümüzde insanların zamanlarının büyük bir bölümünü doğal dış mekan döngülerinden ve çevresel değişkenlerden bağımsız olarak tasarlanan iç mekanlarda geçirmesi son yıllarda yapılan araştırmaların yapılı çevre ve insan arasındaki ilişkiye odaklanılmasına dolayısıyla sosyal ve sağlık boyutlarının ön plana çıkmasına neden olmuştur. Bu bağlamda binalarda bir tasarım öğesi olarak kullanılan gün ışığı giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Gün ışığı, binaların enerji tüketiminden kaynaklanan sorunlar karşısında önemli bir sürdürülebilirlik stratejisidir. Aynı zamanda insan yaşamının önemli bir parçasıdır ve insan sağlığı için gerekli bir unsurdur. İnsan, mimarlık ve sürdürülebilirlik arasında konumlanan gün ışığı bu kavramları bağlayıcı bir rol üstlenmektedir. Ancak mimarlıkta gün ışığı ve insan ilişkisini uzun vadede değerlendirmek tasarım değişkenleri bakımından oldukça karmaşık bir durumdur. Bu doğrultuda gün ışığına verilen tepkileri anlamak için gün ışığı özellikleri, kullanıcı profili, bina tasarımı, bina kullanım amacı ve bina tasarımını etkileyen diğer parametrelerin irdelenmesi gerekmektedir. Bu parametreler arasında doğru ilişkiyi kurmak ve bütüncül bir yaklaşım benimsemek sürdürülebilir tasarım açısından önemli bir adım olacaktır. Bu çalışmada, konu kapsamına giren araştırmalar incelenmiş, insanların bulunduğu mekanla ilişkisi sürdürülebilirlik bağlamında tartışılmış ve mimari tasarım üzerine çıkarımlar yapılmıştır. Sonuçta sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda mümkün olan en etkili gün ışığı tasarımını oluşturmak amacıyla geliştirilen bir tasarım yaklaşımı önerilmiştir.

BinalarGün ışığıSağlık+2
Gülten Şentürk Sipahi
Eskişehir Technical Üniversity · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yapılarda kar yükünün belirlenmesi

YAPILARDA KAR YUKUNUN BELİRLENMESİ (Yüksek Lisans Tezi) M. Levent Koç GAZI ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ÖZET Çatı kar yükü, güneş ışınımı ve rüzgarın çatı üzerindeki dağılımı, çarının geometrisi, yapıdan kaynaklanan ısıl kayıplar, çatı malzemesinin türü gibi birçok faktöre bağlıdır. Ancak, çatı kar yükü pratikte yapının inşa edileceği alanın zemin kar yüküne göre saptanır. Bundan dolayı, rasgele bir değişken olan zemin kar yükü proje kar yükünün esas bileşenidir.Bu çalışmada, Sivas bölgesi için zemin kar yükü istatiksel yöntemlerle saptanmış ve çatı kar yükleri hesaplanmıştır. TS.498'in konuya yaklaşımı elde edilen sonuçlar doğrultusunda değerlendirilmiştir Bilim Kodu: 624. 02. 02 Anahtar Kelimeler: Kar, Çatı, Kar yükü Sayfa adedi: 141 Tez Yöneticisi: Prof. Dr. İbrahim Gürer

BinalarKar yüküÇatı
M.levent Koç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Smyrna Akropolü (Kadifekale) yapı evreleri

Akropoller Hellenistik ve Roma Dönemleri boyunca, bağımsızlık ve saygınlık sembolü olarak kentlerin en önemli unsurlarındandı. Çevreye hakim yüksek bir tepe üzerinde oluşturulan akropollerin etrafları surlarla çevrilmiş olup hem gerektiğinde halka güvenli bir sığınak görevi üstlenmekte hem de kente gelen yolları gözlemleme imkanı sağlamaktaydı. Ayrıca akropollerde kentin koruyucu ve baş tanrılarına adanmış çeşitli kült yapıları da yer almaktaydı. Hellenistik Dönemde Pagos Tepesi üzerinde ve eteklerinde kurulan yeni Smyrna kentinin akropolü günümüzde Kadifekale olarak adlandırılan tepenin zirvesini kapsamaktaydı. Bazı Antik kaynaklar kentin kurucusu olarak B. İskender?i göstermekte diğerleri ise İskender?le beraber Diadokları Antigonos Monophtalmos ve Lysimakhos?unda katkılarına değinmektedir. Antik kaynakların yanında son dönem arkeolojik kazılarında elde edilen verilerde B. İskender?in seferinin hemen sonrasındaki dönemde Pagos?da bir akropol kalesi oluşturulduğunu göstermektedir. Roma dönemi boyunca kullanıma devam edildiği ve içerisinde çeşitli kamu yapıları da barındırdığı öngörülen akropol, Bizans dönemi süresince ise kentin savunulmasında önemli bir yapı olarak birçok kez yenilenmiştir ve son şeklini alması 13. yy. kadar uzanmıştır. Aydınoğlu beyliğiyle başlayan Türk döneminden sonra özellikle F. S. Mehmet döneminde yapılan eklemelerle kullanımına devam edilen yapı önemini 17. yüzyıl sonlarına kadar korumuştur. Ayrıca Orta/Geç Bizans döneminde inşa edilmiş bir yer altı sarnıcı ve farklı evrelerden kalma bazı bölümleri ayakta olan Kale Mescidi, Kadifekale içerisindeki sivil yapılar olarak günümüzde yer almaktadır.Tezin ana konusu içerisinde öncelikle Smyrna Akropolü/Kadifekale?nin en fazla kalıntı ve farklı evre ile temsil edilen savunma yapıları ele alınmıştır. Yazınsal kaynaklar, mimari kalıntılar ve arkeolojik buluntuların ayrı ayrı değerlendirilmesiyle elde edilen veriler sayesinde yapı evrelerinin genel olarak anlaşılması sağlamış ve mevcut kalıntıların birbirleriyle olan aidiyetliklerine ışık tutulmuştur. Anahtar Kelimeler: Akropol, Smyrna, Pagos Tepesi, Akropol Kalesi, Kadifekale, B. İskender ve Diadokları, Savunma Yapıları, Sivil Yapılar.

EvlerKalelerSarnıçlar+5
Hakan Göncü
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Erzurum kentinde bina yüksekliklerinin değişimi: 2005-2017 dönemi

Kentsel mekânın düzenliliğini okuyabildiğimiz unsurlardan biri olan yükseklik kavramından yola çıkılarak; kentteki mevcut yükseklikler, arsa bedelleri ve uygulama imar planları arasındaki ilişkinin ele alındığı tez çalışmasının amacı, farklı kat adedine sahip olan bölgelerin tespit edilmesi ve uygulama imar planları ile olan uyum ve aykırılıkların incelenmesidir. Bu kapsamda, Erzurum ilinde merkezde bulunan Yakutiye, Palandöken ve Aziziye ilçeleri çalışma alanı olarak seçilmiş ve 2005-2017 yıllarındaki 12 yıllık süreç temel alınmıştır. Öncelikle ilin nüfus değerleri incelenmiş, tüm çalışma alanında kat adedi analizleri yapılmıştır. Ardından mahalle düzeyine inilerek kat adedi analizleri yapılarak örnek alanlar belirlenerek alt bölgelemelerle daha detaylı incelemeler yapılmıştır. Bu incelemeler ile Erzurum il genelinde yükseklik değerlerinin tüm mahallelerde artış eğiliminde olduğu saptanmıştır. Yapılan 2008-2017 uygulama imar planlarında da benzer bir yaklaşım olduğu gözlenmiştir. Ayrıca ortalama kat adedinin yükseldiğini fakat bina sayısında bir düşüş olduğu da tespit edilenler arasındadır. Sonuç olarak Erzurum ilinde nüfus değerlerinin sürekli azalmasına rağmen kentteki binaların yüksekliklerinde bir artış olduğu görülmüştür. Arsa bedellerinin de bu artışla paralel olarak yükseldiği tespit edilmiştir. Bu artışın kentin bazı bölgelerinde yeni yüksek katlı binaların yapılmasıyla, bazı yerlerde ise düşük katlı konutların sayıca azaltılmasıyla sağlandığı ortaya konulmuştur.

BinalarKentlerYükseklik
Gözde Güher Özcan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı rijitleştirici elemanlara sahip deprem etkisindeki yapıların lineer davranışlarının zemini de dikkate alarak karşılaştırmalı olarak incelenmesi

ÖZET Yapıların taşıyıcı sistemlerinin uygun olarak seçilmesi depreme karşı dayanıklılıklarını artırmada önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle yapıların taşıyıcı sistemlerinin seçiminde olabildiğince özen gösterilmelidir. Bu çalışmanın amacı geleneksel çerçeve sistem ile farklı olarak düzenlenen eğik elemanlarla ve betonarme perdelerle rijitleştirilmiş çerçeve sistem yapıların depreme karşı lineer davranışlarının zemini de dikkate alarak karşılaştırılmalı olarak incelenmesidir. Bu inceleme farklı kat adedi ve açıklıktı çerçeveler için yerdeğiştirme eğilme momenti ve normal kuvvet yönünden ayrı ayrı gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla birinci bölümde depreme dayanıklı yapı taşıyıcı sistem seçiminde dikkat edilecek hususlar, yapılarda kullanılan başlıca taşıyıcı yapı elemanları, taşıyıcı sistemler ve depreme dayanıklı yapı tasannu konusunda yapılan çalışmalar hakkında genel bilgiler verilmektedir. İkinci bölümde çalışmanın amacı doğrultusunda SAP90 programı kullanılarak yapılan modelleme hakkında bilgi verilmektedir. Üçüncü bölümde çalışmada dikkate alınan çerçeve sistemlerden elde edilen bulgular, tablolar ve diyagramlar halinde verilerek irdelenmektedir. Dördüncü bölümde çalışmanın tümünden çıkartılabilen bazı sonuçlar ve öneriler verilmekte, bu bölümü kaynaklar Üstesi izlemektedir. Elde edilen sonuçlar, bu çalışmada lineer analizi yapılan çerçeve sistem yapıların, geleneksel çerçeve sistem yapıya göre, dikkate alman özellikler bakımından daha iyi davranış gösterdiğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Yapı, Rijitleştirici Eleman, Deprem, Zemin, Eğik Elemanlı Çerçeve Sistemler, Betonarme Perdeli Sistem, Geleneksel Çerçeve Sistem, Karşılaştırmak İnceleme

Betonarme perdelerBinalarDeprem+2
Yaprak Itır Özdemir
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Binalarda ısıtma ve soğutma ihtiyacının karşılanması için Promethee yöntemi ile VRF klima sistemi uygulayıcı firma seçimi

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte artan yaşam standartları sadece ısıtmayı ihtiyaç olmaktan çıkarmıştır. İnsanlar evlerinde, işyerlerinde gittikleri eğlence mekanlarında ihtiyaçlarına göre ısıtma ve soğutma konforu talep etmektedir. Japonya'da geliştirilen VRF sistemlerinin, teknolojisi sayesinde tek bir dış üniteye bağlı birden fazla iç ünitenin bireysel olarak kontrol edilerek farklı sıcaklıklarda çalıştırılabilmesi bu sistemin en önemli tercih sebebidir. Son yıllarda pek çok yeni firma, VRF Klima Sistemleri üreticisi ve uygulayıcısı olarak sektörde yerini almıştır. İlk kurulum maliyetleri yüksek olan bu sistem için en iyi üretici ve uygulayıcı firmayı alternatifler arasından seçmek karar vericiler için zorlaşmıştır. Bu tez çalışmasında, binalarda ısıtma ve soğutma ihtiyacını karşılamak için kullanılan, iki borulu ısıtma ve soğutma yapabilen Isı Pompalı VRF Sistemleri için uygulayıcı firma seçimine yönelik bir çok kriterli karar verme (ÇKKV) modeli önerilmektedir. Uygulayıcı firma seçimi için VRF sistemlerinin çalışması ve yapısı incelenerek seçim kriterleri ve seçim alternatifleri olan 15 adet firma belirlenmiştir. ÇKKV yöntemlerinden PROMETHEE yöntemi ile 3 farklı bina için bina özelliklerine ve iklim şartlarına göre kriter ağırlıkları değiştirilerek, firmalar arası sıralama ve karşılaştırmalar yapılmıştır. Çalışmada 'Visual Promethee Academic' versiyonu kullanılmıştır. Çalışma sonucunda üç binanın konum ve yapısına göre kriter ağırlıklarının değiştirilmesinin her bina için farklı VRF sistemi uygulayıcı firma sıralaması oluşturduğu görülmüştür.

BinalarIsıtmaPROMETHEE yöntemi+2
Nejla Abacı
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Roma'nın Anadolu'daki yapı politikası

İÖ. 129 yılından Alexander Severus zamanına kadar çok farklı deneyimler yaşayan Anadolu eyaletlerindeki yerleşimlerde merkezi yönetimin inşa ettirdiği yapıların miktarı, türü ve kentlere yapılan mali katkılar Roma'nın eyaletlere bakış açısını anlamayı sağlayan önemli unsurlardan biridir. Kentlere belirli durumlarda yapılan bu yardımlar, epigrafik belgelerden ve antik yazarların anlatımlarından öğrenilebilmektedir. Antik yazarların imperator'ların hayatlarını anlattığı eserler, onların eyalet kentlerine yönelik yönetim anlayışlarını anlamak açısından önemli bilgiler vermektedir. Konuya ilişkin bilim insanları tarafından yapılan çalışmalar, dönemin koşullarının ve Roma'nın kentlere yaptığı yardımların çerçevesinin daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır. Roma'nın Anadolu'daki Yapı Politikasını ele alan bu çalışma, Cumhuriyet Dönemi'nde imperium yetkisine sahip Romalı idareciler ve Principatus Dönemi'nde imperator'lar tarafından Anadolu'daki eyalet kentlerinde gerçekleştirilen yapısal faaliyetler ve mali yardımlar üzerine yoğunlaşmıştır. Özellikle Antoninus Pius sonrasında Roma'nın buradaki normal yapı inşası ve buna verdiği destek son bulmaktadır. Bu dönemden sonra Roma'nın yapı inşası faaliyeti daha çok, askeri özellikler sergileyen yol ve köprü yapımı veya onarımına yöneliktir. Bununla birlikte çalışma asker imperator'lar döneminin başlangıcına kadar getirilmiştir.Imperator'lar euergetes, ktistes ve despotes gibi ifadelerle sık sık onurlandırılmalarına karşın, yapı inşası üzerine somut bilgiler vermeyen onur yazıtları çalışmada geniş kapsamlı değerlendirilmemiştir. Eyalet kentlerinin kullanımı açısından büyük bir öneme sahip olmasına rağmen, daha çok askeri özellik taşıması nedeniyle yol yapımı ve onarımı gibi faaliyetler de istisnai durumlar dışında çalışmanın dışında tutulmuştur. İnşa faaliyetleri ve yaptıkları yardımlar doğrultusunda imperator'lar, dönemin koşullarıyla ve birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Merkezi yönetim tarafından buradaki kentlerde yapılan herhangi bir inşa faaliyeti veya yardım olmaması durumunda bunun olası nedenleri sorgulanmıştır. Buna bağlı olarak Anadolu'daki eyaletlerde imperator'lar tarafından takip edilen planlı ve düzenli bir yapı inşasının olup olmadığı sorgulanmış ve bunun boyutu ile kapsamı üzerine değerlendirmeler yapılmıştır.

AnadoluEyaletYapılanma+2
Mehmet Oktan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Aigai Agora Binası

Aigai Antik Kenti Agora Binası, Helenistik Dönem içerisinde, Batı Anadolu ve bütün Akdeniz Havzasında onlarcası bulunan bir mimari oluşumun belki de günümüze en iyi korunmuĢluk durumunda ulaĢmıĢ örneğidir. Yapının, bu niteliğinden hareketle, dönem mimarisinin gerek tasarımsal gerekse de yapısal genel özelliklerinin yanı sıra, mimari form özelinde de "L" Biçimli Agora Binalarının detaylıca anlaĢılmasında tartıĢmasız öncül bir rol oynayacağı ortadadır. Bu doktora çalıĢmasının birincil amacı da, Aigai Agora Binasının tasarımsal ve yapısal niteliklerinin, benzeri yapılarla karĢılaĢtırmalı olarak detaylarıyla ortaya konması ve söz konusu binanın sunduğu bütün verilerin anlaĢılabilir bir metot içerisinde değerlendirilmesidir. Kendi türündeki binalar arasında, tartıĢmasız olarak, en iyi korunmuĢluk durumu gösteren yapıdır. Bu özelliği dolayısıyla, diğer benzer örneklerin doğru olarak değerlendirilmesinde olduğu kadar, dönemin inĢa faaliyetlerinin anlaĢılmasında da yol gösterici bir niteliğe sahiptir. Benzeri çok katlı yapıların statik problemlerinin çözülmesi ile verimli mekan yaratımı ve kullanımının nasıl kombine edildiği; üç farklı amaca hizmet eden, üç farklı tasarımdaki katların, statik kaygıları gözeterek, tek yapı içerisinde, organik bir Ģekilde iliĢkilendirilmeleriyle, Aigai Agora Binası özelinde cevaplanmıĢ olmaktadır. Agora Binasının birinci katı, ekonomik faaliyetlere ayrılmıĢ gibi görünmektedir. 12 adet doğu, 2 adet de kuzey cepheli, önlü arkalı toplam 28 mekanıyla, ekonomik ve hatta belki de (en azından bazı mekanlarda) üretime yönelik amaçlara ayrılmıĢtır. Söz konusu mekanların bazılarının, üretimden direkt olarak arza açıldıkları düĢünülebilir. Bu durum, doğu cepheli mekanların açıldıkları, Küçük Meydan veya Dar Teras olarak isimlendirilen alan için de geçerlidir. Burada bulunan ve Macellum olarak tanımlanan yuvarlak yapı da, aynı Ģekilde, muhtemelen üretimden arza açılmaktadır. Kamu alanlarının düzenlenmesi açısından da, hem Agora Binası, hem de birbirine bağladığı iki meydan, önemli Ģehircilik detayları sunmaktadırlar. Agora Binasının kat düzenlemeleri, bu iki meydanın da farklı kullanım amaçlarına iĢaret etmektedir. Birinci katın ticari iĢlevinin aksine, Agora Meydanının doğu stoası konumundaki üçüncü kat sosyal iĢlevlidir.

AgoraAigaiBinalar+5
M. Hamdi Kan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

K.T.Ü.kampüsü eğitim binaları fiziksel değişimi üzerine bir inceleme (1976, 1990)

insanların doğasında bulunan öğrenme olgusu, toplumların yerleşik düzene geçmeleriyle birlikte eğitim yapılarının oluşması biçiminde somutlaşmıştır. Toplumun eğitim düzeyinin yükselmesi sonucu oluşan yüksek öğretim yapıları da süreç içinde sosyo-kültürel, teknolojik, ekonomik geliş melere bağlı olarak bir büyüme ve değişme sürecine girmişlerdir. Bu tez kapsamında yüksek öğretim yapılarında süreç içinde oluşan değişimler, değişimlere neden olan faktörler ve değişimlerin bina fiziksel yapısına yansıması araştırılmış ve bütün bu unsurlar Karadeniz Teknik Üniversitesi kam pusu eğitim birimlerinde yapılan bir gözlem ve tespit çalışması ile örneklenip değerlendirilmeye gidilmiştir. Çalışma 4 ana bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde, çalışmanın konusu ve amacı başlığı altında konunun tanıtımı, çalışmaya yardımcı olabilecek konuyla ilgili daha önceden yapılmış çalışmalar ve çalışmanın amacı üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, yüksek öğretim olgusu ele alınıp üniversite yapılarının (dünyada ve ülkemizde) tarihsel süreç içinde gelişimi ve değişimi incelenmiştir. Yüksek öğretim yapılarında büyüme ve değişmeyi etkileyen faktörler;. İhtiyaçların değişimi ve eğitim yapılarına etkileri. öğrenci ve öğretim kadrosundaki artış. Organizasyonel büyümeler. Ekonomik etkenler olarak belirlenmiş ve bunlar alt başlıklar olarak da çeşitlenmiştir. Üçüncü bölümde araştırmanın sunulması yer almaktadır. Karadeniz Teknik üniversitesi kampusunun yalnızca eğitim birimlerinin yer aldığı alanda yapılan çalışmada mevcut fa kültelerin bölümlerinde 1976-1990 arasında oluşan değişimlerin son durumu saptanarak planlara işlenmiş, binaların fiziksel yapılarına yansıyan 8 değişim tipinin tüm katlar düzeyinde incelenmesi sonucu bir değerlendirmeye gidilmiştir. Bu değişim tipleri;. Yapıya dışarıdan birim eklenmesi (büyüme). Yapıya içeride birim eklenmesi. Birimlerde değişim (bölücü eleman eklenmesi ile). Parça birim eklenmesi. Birimlerde değişim (bölücü eleman yıkılması ile). Fonsiyon değişimi. Toplam sirkülasyon alanlarındaki değişim. Toplam metrekarelerde değişim olarak sıralanmıştır. Sonuç olarak, binaların fiziksel yapısına yansıyan değişimlerin en çok hangi kat ve bölümlerde, hangi değişim faktörleri üzerinde yoğunlaştığı saptanmış bu değişimlerin bina iç sirkülasyon alanlarındaki etkisinin neler olduğu belirlenmiş ve yorumlanmıştır. Dördüncü bölümde ise sonuç ve öneriler yer almaktadır.

BinalarFiziksel değişmelerÜniversiteler
Ayça Araz
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1990
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul binalarının fiziksel engelliler için uygunluğuna ilişkin yönetici görüşleri (Kocaeli örneği)

Bu araştırmada fiziksel engelliler için ortaokul binalarında yapılan düzenlemelerin uygunluğunun tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini 2017-2018 eğitim öğretim yılında Kocaeli ilindeki mevcut 130 özel ortaokul ve 620 devlet ortaokulu yöneticisi oluştururken araştırmanın örneklemini random örnekleme yoluyla seçilen 29 özel ortaokul ve 208 devlet ortaokulu yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinde Ortaokul Binalarının Fiziksel Engellilere Uygunluğu Kontrol Listesi kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel metotların (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma) yanında ki-kare analizi kullanılmıştır. Okulların fiziki durumunda yapılan düzenlemeler ile engelli tuvaleti, asansör düzenlemeleri; okulun yapılış yılı, yöneticilerin kendilerinde ya da yakınlarındaki engellilik durumu, yöneticilerin engelliler ile ilgili almış oldukları hizmet içi eğitim, okulda bulunan fiziksel engelli öğrenci ve öğretmen sayısı, okuldaki kat sayısı, okulun devlet ya da özel okul olması değişkenleri açısından incelenmiştir. Okulun fiziki düzenlemelerinde genelge sonrası yapılan, fiziksel engelli öğrenci olan, yakınlarında engelli birey olan yöneticilerin bulunduğu binalar daha uygun bulunmuştur. Tuvalet ile ilgili düzenlemelerde genelge sonrası yapılan, fiziksel engelli öğrenci ve öğretmen olan, kendisinin ya da yakınlarının engeli olan yöneticilerin bulunduğu binalar daha uygun bulunmuştur. Asansör düzenlemelerinde ise genelge sonrası yapılan, fiziksel engelli öğretmen olan, kat sayısı fazla olan binalar daha uygun bulunmuştur. Okul yöneticilerinin almış oldukları hizmet içi eğitime göre yapılan düzenlemeler ile okulun devlet ya da özel okul olma durumuna göre yapılan düzenlemelerde ise herhangi bir farklılık görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: fiziksel engelli birey, okul binalarındaki düzenlemeler.

Bedensel engelli çocuklarBedensel engellilerBinalar+7
Emre Çelik
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çelik malzemeli tanıtım binalarının taşıyıcı sistemlerinin incelenmesi

Mimarlıkta malzemelerin farklı tasarım fikirlerinde kullanılması yapılara veya binalara karakteristik özellikler kazandırmıştır. Bu karakteristik özellikler ile birlikte insanların etkileşimi arttırılmaya çalışılmıştır. Bu konuda birçok örneğe sahip tanıtım binaları öne çıkmıştır. Tanıtım binalarının insanlar ile iletişimi diğer binalar ile karşılaştırıldığında daha fazla olduğu görülmüştür. Bu nedenden dolayı tanıtım binalarının tasarımları dikkat çekici özelliklere sahip olmuştur. Özelliklerinden dolayı tasarımlarında farklı teknikler kullanılması olasıdır. Malzeme tercihi ile birlikte tanıtım binaları dayanıklı ve içerisinde barındıracağı mekanların düzenli bir taşıyıcı sisteme sahip olması gerekir. Özelliklerinden dolayı tanıtım binalarında çelik malzemesi, taşıyıcı sistemlerinde ve bağlantı noktalarında diğer malzemelerden daha fazla tercih edilmektedir. "Çelik malzemeli tanıtım binalarının taşıyıcı sistemlerinin incelenmesi" isimli akademik tez çalışmasında; Birinci bölümde çalışmanın amacı, kapsamı ve çalışma yöntemi anlatılmıştır. İkinci bölüm olan "tanıtım, tasarımsal gelişmeler" bölümde, tanıtım binalarının nasıl oluşturulduğu ve tanıtım binaları hakkında genel bilgileri anlatılmaktadır. Üçüncü bölüm olan ve "Tanıtım binalarının tasarım gerekliliğine göre taşıyıcı sistemlerinin şekillenmesi" başlığına sahip bölümde; tanıtım binalarının insanların dikkatini çekecek bir tasarımsal formun taşıyıcı sistem ile birlikte uyum içerisinde çalışacak bir sistem bütünü oluşturma süreçleri incelenmiştir. İnceleme sürecinde taşıyıcı sistemlerin tasarıma etkisi anlatılmaktadır. Dördüncü bölüm olan "örneklerin incelenmesi ve karşılaştırılması" bölümde; dünya genelinde tanıtım binalarının mimari detayları incelenmiştir. İnceleme 10 farklı bina örneği ile gerçekleştirilmiştir. İncelenen örnekler karşılaştırılmıştır. Son bölüm olan "sonuç" bölümünde yapılar incelenerek günümüzde inşa edilecek olan tanıtım binalarının çelik malzeme ile tasarlanacak taşıyıcı sistemleri için çıkarımlar elde edilmiştir. Elde edilen çıkarımlar doğrultusunda çelik malzemenin kullanıldığı bir taşıyıcı sisteme sahip proje önerisi gerçekleştirilmiştir.

BinalarEtkileşimTanıtım+2
Arda Filibelioğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

6306 sayılı kanuna dayalı riskli alan ve riskli yapı tespiti ve hukuki sonuçları

6306 Sayılı Kanun'a dayalı riskli alan ve riskli yapı tespiti ve hukuki sonuçlarını incelediğimiz bu çalışmada; Kanun'un öngördüğü müdahale biçimlerine değinilerek, ilgili düzenlemelerin Anayasa'ya ve idare hukuku kurallarına uygunluğu irdelenmiştir. Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yayımlanan bilimsel eserlerin birçoğunda, kanun ve yönetmelik hükümlerinin tekrarlanmakla yetinilmesi, bu çalışmayı hazırlamamızda etken olmuştur. İlgili Kanun'un başta mülkiyet hakkı olmak üzere temel hak ve hürriyetler üzerindeki etkisi ve öngörülen dönüşüm uygulamalarının hak ihlallerinin yaşanmasına neden olacak müdahaleler içermesi, bu uygulamaların hukuki boyutunun incelenmesini gerekli kılmıştır. Aynı zamanda, söz konusu uygulamalarda idareye etkin bir rol tanınması ve idari işlemlerle sürecin yürütülmesi, konunun idare hukuku ilkeleri kapsamında irdelenmesine vesile olmuştur. Bu bağlamda yapılan çalışmada, 6306 Sayılı Kanun'a dayalı olarak gerçekleştirilen riskli alan ve riskli yapı tespit işlemi incelenmiş ve neticesinde oluşan hukuki sonuçlara değinilerek, Anayasa'ya ve idare hukuku kurallarına aykırı olduğunu düşündüğümüz düzenlemeler belirtilerek bu aykırılıkların giderilmesi için çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kentsel Dönüşüm, Riskli Alan, Riskli Yapı, İdare Hukuku, Mülkiyet Hakkı

Kanunlar 6306 sayılıKentsel dönüşümKentsel dönüşüm+5
Didem Akbey Erdidal
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessEN

Modüler sistemlerin mekansal tasarım ve çeşitliliğe olan etkisi: inşa edilen modüler binalar üzerinden analiz

Modular systems are prefabricated building elements as a product of modern architecture. Compared to conventional methods, modular construction systems can find a place in many different projects with their two- and three-dimensional types, however, they have never become quite popular as an architectural design method. Modular systems, which offer various alternatives in terms of materials and construction methods, are produced as prefabricated; therefore, the problems that may arise during the construction phase and the time for on-site operations are minimized. In this sense, it significantly differs from other techniques in terms of time and work control and provides an advantage. However, modular systems could not provide the necessary place for themselves in the market, and their examples were limited to specific functions and locations. This thesis proposes an analysis method to investigate this problem, through examining the effect of modular systems on spatial design and diversity. In line with this target, this study examines the existing modular building examples worldwide through the number and the distribution of spaces generated, such as public-private zones, circulation areas, and bathrooms. When the relations of these areas with each other and the unit they are located in, are analyzed; it has been observed that the spatial design and diversity vary based on the number of utilized modules and the function of the project. When the shapes of the employed modules, indoor circulation, main entrance, private zones, and the relations of these areas with each other are compared with other examined projects, it is observed that the modular systems do not concentrate on a single type. Since a single type of unit does not have the vast majority, it has been concluded that modular systems have a high potential in terms of spatial diversity and design, they can be used in different projects and functions, but the spatial performance of curvilinear- or organic form-based modules and applicable examples in earthquake zones should also be examined in detail.

BuildingsModular designModularity+2
Beliz Sunsal
İhsan Doğramacı Bilkent University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Bina değerleri yaklaşımı ile kullanım sonrasında bina değerlendirmesi

Evaluation of buildings and their environments has an effective role in the building process in order to assess the efficiency of designed environments. Both at the academic and professional level, the most practical, systematic and effective feedback tool available for building evaluation is post occupancy evaluation This thesis aims at assessing this systematic technique from the point of view of building values, pointing out deficient aspects, and developing an alternative model. Rather than changing the nature of POE, the objective is to bring a new approach in order to make the context of POE more comprehensive and useful. The criteria used in POEs conducted so far is gathered by the use of some typical case studies. A brief analysis of current studies showed that all the aspects evaluated by POE are somewhat technical in terms of building performance, user satisfaction, and overall effectiveness of the building. A comprehensive POE should go one step beyond building performance, and add new aspects into its context in order to meet the need for useful design guidelines of wider perspective. Thus, building values and defined criteria are integrated into POE, regarding its deficient parts in specific cases, and programmatic needs. An alternative POE model is proposed, and the applicability of this model is tested by the use of a pilot study. As a result of this study, it is concluded that the new model is quite effective in evaluating buildings according to social, cultural, contextual, and perceptual criteria. POE can be more comprehensive by integrating alternative criteria into this system. Further studies would broaden the perspective of POEs by focusing on new trends and new values in the highly accelerating building industry. Keywords: Post Occupancy Evaluation, Building Values, Building Evaluation m

Building designBuildingsValuation+3
Elçin Akman
İhsan Doğramacı Bilkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessEN

Endüstri mirasının korunmasında özgünlük kavramı: Samsun Tütün Fabrikası binaları örneği

The gradual changes in almost all aspects of life brought about by the industrial developments left their spatial and social traces. These sometimes revolutionary variations have inscribed their identity in entire cities. The protection of these traces lies behind the protective thought and activities for cultural heritages. Industrial heritage, as one of the important constituents of the cultural heritage, has become a central issue for the world heritage protection activities. Within a historical perspective, through the late 18th and 19th centuries' Industrial Revolution, all production processes and methods have seen radical changes and the new industrial technology affected the factories and manufacturing sites. These changes, however, were not confined to these past centuries. The rapid advancements in industry continued to force adjustments of these industrial sites or brought their abandonments. Today, there are many studies, groups, conferences, thus a powerful discourse upon the protection and re-evaluation of industrial heritage. In the protection and re-evaluation process, "authenticity" appears as an important concept. With this in mind, this study investigates the importance of authenticity within the concept of collective memory and analyses its status in the process of the industrial heritage protection in architecture. Through the case study of Samsun Tobacco Factory (1886), which was turned into a shopping mall in 2012, these arguments are developed and the analysis is made. This study aims to put a special emphasis on such sites as a value for the socio-cultural dynamics and historical sustainability of the urban life and bring a criticism upon their commercialized re-evaluation and reuse that may create incompatibilities with the spatial/architectural authenticity and with the collective memory of a city. Keywords: Industrial Heritage, Authenticity, Samsun, Tobacco Factory, Re-evaluation

BuildingsIndustrial herigateFactories+3
Merve Kurt
İhsan Doğramacı Bilkent University · Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00

Related subjects