Child rearing

54 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuklarının okula uyum süreci ile ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişki

Araştırmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarının okula uyum süreci ile ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma karma yöntem desenlerinden, açımlayıcı sıralı karma yöntem deseni ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anasınıflarında eğitim gören çocuklar, çocukların öğretmenleri ve aileleri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini belirlerken, olasılığa dayalı örnekleme yaklaşımlarından sistematik örneklemeden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında örneklem grubunu, 380 çocuk, çocukların aileleri ve öğretmenleri oluştururken, nitel kısmının katılımcılarını ise okula uyum problemi yaşadığı belirlenen 9 çocuk,9 aile ve 9 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği", "Ebeveyn Tutum Ölçeği", "Yarı-Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu" ve "Yarı-Yapılandırılmış Ebeveyn Görüşme Formu" kullanılmıştır. Öncelikle öğretmenlerden sınıflarındaki her bir çocuk için Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeğini, ailelerden de Ebeveyn Tutum Ölçeğini doldurmaları istenmiştir. Daha sonra Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği puanlarına göre en düşük puana sahip 9 çocuk belirlenmiş ve bu çocukların aile ve öğretmenleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel bölümünde, annelerin çalışma durumları ve çocukların cinsiyeti ile çocuk yetiştirme tutumları arasında bir fark olup olmadığına bağımsız örneklemler için t testi ile bakılmıştır. Ayrıca, annelerin çalışma durumları ile çocukların cinsiyeti ve okula uyumları arasında bir fark olup olmadığını bulmak için t testi yapılmıştır. Anne ve babaları ile yaşayan çocuklar ile diğer ailelerde (dağılmış aile vb.) yaşayan çocukların okula uyumları arasındaki farka bakmak için Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin çözümlenmesinde betimlemenin daha ön planda tutulduğu betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çalışmaya katılan ebeveynlerin demokratik ve aşırı koruyucu tutum puan ortalamalarının yüksek, otoriter ve izin verici ebeveyn tutum puanlarının ise düşük olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda araştırmaya katılan çocukların okula uyum puanlarına göre 24 (%6,31)'ünün okula uyum problemi yaşadığı, 356 (%93,69)'sının ise okula uyum sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çalışma durumları ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki farka bakıldığında annelerin çalışma durumları ile aşırı koruyucu ebeveyn tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu ve çalışmayan annelerin, çalışan annelere göre daha koruyucu bir ebeveyn tutumu sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çalışma durumları ile çocukların okula uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir. Ayrıca, çocukların cinsiyeti ile ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anne babaları ile yaşayan çocuklar ile diğer ailelerde yaşayan çocukların okula uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmamasına rağmen, testin anlamlılık değeri ve sıra ortalamasına bakıldığında anne babasıyla birlikte yaşayan çocukların farklı yerlerde yaşayan çocuklara göre okula daha uyumlu oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda, öğretmenlerin okula uyumu tanımlarken daha çok uyumlu çocukların özelliklerinden söz ettikleri görülmüştür. Ayrıca, çocukların okula uyumlarını sağlamak için bir takım çalışmalar yaptıklarını ve bu süreçte ailevi bazı problemlerle karşılaştıklarını dile getirmişlerdir. Öğretmenler çocukların okula uyumunu kolaylaştırmak için okulun ilk günlerinde genellikle basit etkinlikler yaptıklarını, çocuklarla sohbet ettiklerini ve okula uyum çalışmaları yaptıklarını belirtmişlerdir. Bununla birlikte kendisiyle görüşme yapılan öğretmenlerden bir bölümü sınıfında okulu sevmeme, okula gelmek istememe davranışını gösteren çocuklar olduğunu ailevi sorunlar, anneye aşırı bağımlı olma ve okula devamsızlık yapma gibi nedenlerden kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin çocuklarla okulda veya evde yaşadıkları hakkında sohbet ettiklerini, okuldan şikâyet eden çocukları olmadığını ancak okul saatleri içerisinde "eve gitmeye ne kadar zaman kaldı?" gibi sorular soran ya da herhangi bir neden belirterek etkinliği bırakmak veya sınıftan çıkmak isteyen çocuklar olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenlerin tamamı çocukların okul ya da çalışanlarla ilgili herhangi bir sorun yaşamadıklarını belirtirken bazı çocukların sınıfta arkadaşları ile sorunlar yaşadıklarını dile getirmişlerdir. Öğretmenler ebeveynlerle çoğunlukla çocukları okula bırakırken ve daha az oranda veli toplantıları aracılığı ile iletişim kurduklarını bununla birlikte genellikle her gün görüştüklerini belirtmişlerdir. Ebeveynlerle yapılan görüşmeler sonucunda, ebeveynler çocukların kendileri tarafından okul saatleri içerisinde bırakılıp-alındığını belirtmişlerdir. Bununla birlikte, ebeveynlerin bir bölümü çocuklarının evde oyuna dalma, uyku problemi (sabahları uyanamama), gitmemek için bahaneler üretme gibi nedenlerden okula gitmek istemediklerini dile getirmişlerdir. Çocukların yıl içerisinde okul değişikliği yapmadıklarını belirten ebeveynler çocukları ile eve geldikten sonra sohbet etmeye çalıştıklarını ancak çocukların okulda yaptıkları hakkında çok fazla konuşmak istemediklerini dile getirmişlerdir. Ebeveynlerin tümü çocuklarının okulu, öğretmenini ve arkadaşlarını sevdiğini okul ve çalışanlar ile ilgili herhangi bir sorun yaşamadığını belirtmişlerdir. Ancak ebeveynlerin küçük bir bölümü çocuklarının arkadaşları ile sorun yaşadığını belirtmişlerdir. Ebeveynlerden bir bölümü öğretmenlerle her gün, bir bölümü ise işi oldukça veya çocukla ilgili bir şey olduğunda ya da veli toplantılarında görüştüklerini söylemişlerdir. Ebeveynlerin tümü öğretmenlerin kendileri ile olan iletişiminden memnun olduklarını belirtmişlerdir. Araştırmanın bulguları doğrultusunda ailelere, eğitimcilere, araştırmacılara ve eğitim politikacılarına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, Erken çocukluk eğitimi, Ebeveyn tutumu, Okula uyum, Karma yöntem.

Ana-baba tutumuErken çocuk eğitimiKarma yöntemler+6
Vakkas Yalçın
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk imgesi, oyun ve oyuncak: Sosyo-kültürel bir analiz

Çocukluk imgesi, çocuğa yüklenen anlamı, çocukluk anlayışını ifade eder. Çocukluk imgesi, çağlar boyunca farklı anlamlara sahip olmuştur; dolayısıyla çocukluk imgesi, toplumsal bir kurgudur. Oyun kültürü de, çocuk kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Değişik toplumsal süreçlerde değişik çocukluk imgelerinden bahsedilebildiği gibi, değişik çocuk oyunlarından/oyuncaklarından söz edilebilmektedir. Dolayısıyla çocukluk ve çocuk kültürü, toplumdan topluma, kültürden kültüre farklılık göstermektedir. Çocuk oyunları ve çocukluk imgesi, toplumsal değişimlerden en çok etkilenen ve toplumsalı da en çok niteleyen alanlardan biridir.Günümüzde çocukluk ve çocuk oyunları kültürü hızla değişmektedir. Yaşadığımız küreselleşme sürecinde, post-modern çocukluk imgesinden, sosyal oyunların ve geleneksel oyuncakların ortadan kaybolmasından söz edilmektedir. Dünyada ve Türkiye'de yaşanan toplumsal değişimlerin, çocuk oyun kültürünün ve çocukluk kavramının değişimine etkisi söz konusudur.Bu çalışmada çocukluk'un, oyun ve oyuncağın sosyolojik anlamda neleri ifade ettiği; değişen sosyo-kültürel süreçlerden çocukluk'un ve oyun kültürünün nasıl etkilendiği, değiştiği ve değişimin ne yönde olduğu ele alınmıştır. ?Geleneksel, modern ve post-modern? kavramsallaştırması kullanılarak, çocuk kültürünün toplumsal değişim kaynakları olan sanayileşme, kentleşme, teknolojik ilerlemeler, kapitalizm, tüketim kültürü ve küreselleşme süreçleriyle ne şekilde değiştiği tarihsel karşılaştırmalı yöntemle incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Çocukluk imgesi, oyun, oyuncak, toplumsal değişim, geleneksel, modern, post-modern, sosyo-kültürel analiz.

AydınlanmaBireysellikBireysellik+32
Fulya Sormaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

3-6 yaş çocukların annesinin ve anneannesinin çocuk yetiştirme stilleri ile çocuğun mizacı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, 3-6 yaş çocukların annesinin ve anneannesinin çocuk yetiştirme stilleri ile çocuğun mizacı arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada hem çocuklara hemde annneannelere ilişkin veriler annelerden toplandığından dolayı, araştırmanın çalışma grubu 30 ilde 3-6 yaş arası çocuğu olan 264 anneden oluşmaktadır. Pandemi nedeniyle okul öncesi eğitim kurumlarında testleri uygulama olanağı olmadığından verilerin toplanmasında kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Çocuk Yetiştirme Anketi", "Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Stili Ölçeği" ve "Çocuklar İçin Kısa Mizaç Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın genel amacı ve ana problemi çerçevesinde toplanan verilerin istatistiksel çözümleri için SPSS 22.0 paket programından yararlanılmıştır. Sonuç olarak, anneannelerin ebeveyn kontrolü orta düzeyde, ebeveyn kabulü orta düzeyin üstünde, çocuk yetiştirme stili orta düzeyin üstünde, annelerin çocuklarından itaat beklemelerinin orta düzeyde, cezalandırmalarının düşük düzeyde, sıcaklıklarının çok yüksek düzeyde, açıklayıcı akıl yürütmelerinin çok yüksek düzeyde, çocuk yetiştirmelerinin ortanın üstünde düzeyde olduğu bulunmuştur. Anneler çocuklarını sıcakkanlı, sebatkar ve tepkisel davranışları düşük, uyku, açlık, tuvalet gibi fonksiyonlarının düzenli olduğunu belirtmişlerdir. "Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Stili" toplam puanları arttıkça annelerin kendilerinin "Çocuk Yetiştirme Anketi" toplam puanları artmakta, ancak "Sıcaklık Alt boyutu" ve "Açıklayıcı Akıl Yürütme Alt boyutu" puanlarının ise azalmakta olduğu bulunmuştur. Çocuk Yetiştirme Anketi değişkenlerinin Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Stili üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu saptanmıştır. Annelerin eğitim durumuna göre çocuk yetiştirme stillerinin farklılaştığı saptanmıştır. Çocukların yaşı arttıkça Sıcakkanlılık-utangaçlık ve Tepkiselliklerinin azaldığı, Sebatkarlıklarının ise arttığı bulunmuştur. İşçi, öğretmen olan babaların asker olan babalara göre daha fazla itaat bekledikleri saptanmıştır. Aylık geliri düşük olan ailelerin, aylık geliri orta ve üst olanlara göre çocuklarından daha fazla itaat bekledikleri, cezalandırmaya başvurdukları ve daha fazla ebeveyn kontrolü uyguladıkları bulunmuştur.

Ana-baba tutumuAnneanneAnneler+5
Gamze Esmer
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının öğrencilerin bilişötesi becerileri üzerindeki etkisi

Bu çalışmada, ebeveyn tutumlarının öğrencilerin bilişötesi becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır Çalışmaya düz liseye ve süper liseye devam eden 305 öğrenci ve bu öğrencilerin ebeveynleri katılmıştır. Çalışmanın sonuçları niceliksel veriler kullanılarak elde edilmiştir. Niceliksel veriler, öğrencilerin ebeveynlerine uygulanan "Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (PARI)" ve öğrencilere uygulanan "Bilişötesi ölçeği" ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde t testi istatistiği kullanılmıştır. Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (aşırı koruyucu tutum, demokratik tutum, ev kadınlığı rolünü red, geçimsizlik, sıkı disipline dayalı baskıcı tutum) ve Bilişötesi Ölçeğin alt boyutları (farkındalık, kendini kontrol, bilişsel stratejiler, değerlendirme) kapsamında ayrı ayrı yapılan analizlerin sonuçlan, demokratik ebeveyn tutumunun değerlendirme becerisi üzerinde, annenin ev kadınlığı rolünü reddetmesinin bilişsel yöntemler, değerlendirme becerileri üzerinde, sıkı disipline dayalı baskıcı tutumunun da bilişsel stratejiler becerisi üzerinde olumlu etkisi olduğunu göstermektedir. Diğer tanımların bu beceriler üzerinde anlamlı bir etkisi tespit edilmemiştir. iv

Ana-baba tutumuBeceriBeceri kazandırma+6
Cenk Şentürk
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
10
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk örselenme yaşantıları, ana-baba-ergen ilişki biçimleri ve sosyal destek algısının, kuraldışı davranışlarla ilişkisi

Bu araştırmada 14?18 yaş aralığında bulunan öğrencilerde görülen kuraldışı davranışların, çocukluk örselenme yaşantıları (fiziksel, duygusal, cinsel ve ihmal), ana-baba-ergen ilişki biçimleri ve aile ve arkadaştan algılanan sosyal destek açısından incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 9, 10 ve 11 sınıfa devam eden 1032 lise öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin kuraldışı davranış düzeylerine ilişkin veriler ?Kuraldışı Davranış Ölçeği? (Kaner, 2001), çocukluk örselenme yaşantılarına (fiziksel, duygusal, cinsel) ilişkin veriler ?Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği?(Aslan ve Alparslan, 1999) ana-baba-ergen ilişkilerine ilişkin veriler ?Ana-Baba-Ergen İlişki Envanteri? (Kaner, 2001), aile ve arkadaştan algılanan sosyal destekle ilişkin veriler Procidano ve Heller (1983) tarafından geliştirilen ve Güçray ( 1998) tarafından uyarlanan, ?Aile ve Arkadaştan Algılanan Sosyal Destek Ölçeği? kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu?, kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis' ten yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; erkek öğrencilerin, kızlara kıyasla; geçmişte istismar yaşantısı (fiziksel, duygusal, cinsel ve istismar yaşantısı toplam) olan öğrencilerin, olmayanlara kıyasla; ana-baba-ergen ilişki biçimlerini olumsuz-yetersiz algılayan öğrencilerin, ilişkilerini yeterli ve olumlu algılayan öğrencilere kıyasla; aileden düşük sosyal destek algılayan öğrencilerin yüksek sosyal destek algılayan öğrencilere kıyasla; arkadaştan düşük sosyal destek algılayan öğrencilerin, yüksek sosyal destek algılayan öğrencilere kıyasla,kuraldışı davranış puanları ( kuraldışı davranışları toplam puanda ve alt ölçeklerin büyük çoğunluğunda) daha yüksek bulunmuştur.Bunun yanında, ailenin gelir düzeyi yüksek olan, anne-baba eğitim düzeyi yüksek olan öğrencilerin kuraldışı davranışlar toplam puanları ve bazı alt ölçek puanları yüksek bulunmuştur. Anadolu Lisesi öğrencilerinin, Genel-Akademik Liseye devam eden öğrencilere kıyasla, kuraldışı davranışlar toplam puanlarının daha yüksek olduğu da bulunmuştur.Ayrıca, tartışıp kavga eden, evlerinde fiziksel şiddete uğrayan, evde içki içen biri olan, evde birbirine sevgi ile yaklaşmayan, ev ortamını huzursuz bulan öğrencilerin kural dışı davranışlar gösterme oranları, evlerinde bu davranışların olmadığını ifade eden öğrencilere kıyasla daha yüksek bulunmuştur.

Aile desteğiAna-baba tutumuAna-baba-genç ilişkileri+14
Sedef Bal
Çukurova University
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Hiperaktivite ve dikkat eksikliği (HADE) teşhisi konulmuş ilköğretim birinci kademe öğrencilerinin annelerine yönelik psikososyal yardım uygulaması: Deneysel çalışma

Bu çalışmada, Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği (HADE)/Öz denetim ve Motivasyon Sorunu (ÖMS) yaşayan ilköğretim 1. Kademe öğrencilerinin annelerine yönelik olarak, Diana Baumrind'in (1967) çalışması doğrultusunda hazırlanan bir psikososyal yardım programı uygulanmış ve bu eğitim sonucunda öğrencilerin HADE/ÖMS puanlarında farklılaşma olup olmadığı incelenmiştir. Eğitimde, annelerin çocuklarıyla ilişkilerini yeniden düzenlemelerinde yardımcı olmak amacıyla doğru ve etkili iletişim, çocuklarının yaşlarına uygun sosyal, bilişsel, duygusal, davranışsal talepler, gelişimi destekleyici denetim kurma biçimleri, sıcak, yakın ve destekleyici bir ilişki kurmanın yolları konuları hakkında bilgi verilmiştir. Örneklem Adana Seyhan ilçesinde bulunan iki, Mersin Toroslar ilçesinde bulunan bir ilkokuldan seçilen 50 öğrenci ve bu öğrencilerin annelerinden oluşmaktadır. Veriler, Conners Öğretmen Değerlendirme Ölçeği (CÖDÖ), Conners Anababa Değerlendirme Ölçeği CADÖ), Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ) ve Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumu Ölçeği (AHÇYTÖ) ile toplanmıştır. Araştırmanın deneysel kısmından elde edilen nicel veriler, 2009-2012 yılları arasında yürütülmüş olan Evde Destek Çalışması'na (EDÇ) katılan 4 anne ile yarı yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilen bilgilerle desteklenmiştir. Evde Destek Çalışması da Baumrind'in bulguları doğrultusunda olgunluk talepleri, iletişim, denetim, sevecenlik çatısı üzerine oturtulmuştur; deneysel çalışmadan farklı olarak, ev ortamında anne ve çocukla yoğun ve yakın bir ilişki kurmayı, gözlem yapmayı, dönüt vermeyi, model olmayı, eşlik etmeyi, anne ve çocuğun gerilimini azaltmayı, ailenin yıpranmış ilişkilerini yeniden doğru bir şekilde kurmayı içermektedir. EDÇ'den elde edilen bilgilerin değerlendirilmesinde betimsel analiz tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, deneysel çalışmada annelere verilen 2 aylık eğitim sonucunda, anne-çocuk ilişkilerinin gelişim açısından destekleyici bir niteliğe bürünmesinde önemli olan problem çözme, iletişim, duygusal tepki verebilme, genel işlevler ve demokratik tutum puanlarında olumlu yönde bir artış görülmüştür. Gelişim açısından engelleyici aşırı koruyuculuk, sıkı/katı disiplin, ev kadınlığı rolünün reddi, karı koca geçimsizliği gibi tutumlara dair puanlarda azalış görülmektedir. Öğrencilerin HADE/ÖMS'ye özgü davranış puanlarında ise .05 güven aralığında anlamlı bir farklılaşma olduğu (p=0.008), puan ortalamalarının %25 azalarak 63,08'den 47,32'ye düştüğü tespit edilmiştir. EDÇ grubunda yer alan çocukların puan ortalamaları ise %61,6 azalarak 41,75'ten 16,00'ya düşmüştür. EDÇ'ye katılan annelerin, deneysel çalışmaya katılan annelerin kazanımlarına ilaveten roller ve gereken ilgiyi gösterme alt boyutlarında gelişim kaydettikleri gözlemlenmiştir. Anahtar Sözcükler: HADE/ÖMS, psikososyal yardım, aile, çocuk yetiştirme tutumları

Aile eğitimiAile içi ilişkilerAile tutumu+7
Ayşegül Harputlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kuşaklararası annelik anlatılarında süreklilik ve değişim: Ankara örneği

"Kuşaklararası Annelik Anlatılarında Süreklilik ve Değişim: Ankara Örneği" konulu sözlü tarih çalışmamızın amacı; kuşaklararası aktarılan annelik deneyimlerinde benzerlikler ve farklılıklar üzerinde durarak anneliğin tarihsel sürecine ışık tutmaktır. Araştırmanın ilk bölümünde üç farklı kuşaktan annenin hamilelik, doğum, lohusalık ve emzirme süreçlerine dair deneyimleri ele alınarak, bu süreçlerde annelerin, sağlık hizmetlerine erişim sağlayıp sağlayamadığı, emzirme pratikleri ve lohusalık döneminde yaşadığı zorluklara ışık tutulmuştur. Devamında annelerin anneliğe hangi anlamlar yüklediği, ideal annelik algıları, anneliğin kadına sağladığı ayrıcalıklar ve kadını kısıtladığı yönler ele alınmıştır. Son olarak da kuşaklar ekseninde annelerin çocuk yetiştirme deneyimleri, annelerin anneliği öğrenme kaynakları, çocuk bakımı ve yetiştirmede anne-baba rolleri, çocuk yetiştirmede gözetilen cinsiyet farkı, annelerin pişmanlıkları gibi konular işlenmiştir. Üç farklı kuşaktan her biri diğerinin akrabası olan Anneanne- kız- torun olmak üzere 27 farklı annenin anlatımları ile ortaya konulan çalışma bütün bu konuları araştırmak için kadınların annelik deneyimlerine odaklanmaktadır. Bu çalışmanın ana amacı; geçmişten geleceğe annelik değerlerinin ve pratiklerinin aktarımına dair süreklilikleri ve değişimleri feminist bir metodoloji ile ele alarak incelemektir. Doğum tarihleri kabaca 1940-1950, 1960-1970 ve 1980-1990 arası yıllara tekabül eden aynı aileden üç farklı kuşaktan yirmi yedi (27) anne ile gerçekleştirilen olan sözlü tarih çalışması kapsamında annelik deneyiminin takriben 1960 – 2000'li yıllar arasında geçirdiği evrimin haritasını çıkarmak araştırmanın en önemli amacını oluşturmaktadır. Bu bağlamda, annelik deneyiminin hangi açılardan aynı kaldığı ve hangi açılardan dönüştüğü ve hangi açılardan tamamen kırılmaya uğradığı araştırmanın en önemli sorularını oluşturmaktadır. Üç farklı kuşak üzerinde gerçekleştirilen bu sözlü tarih araştırması ile aynı zamanda 1960 – 2000'li yıllar arasında annelik deneyimindeki değişim ve dönüşümün sebepleri de mercek altına alınmıştır. Toplumdaki tarihsel dönemlere göre değişen kültürel değerler ve sistem, annelik ve kadınlık söylemlerini çeşitli iktidar mekanizmaları aracılığıyla kuşatır ve sürekli olarak yenilemektedir. Klasik aile yapısından uzaklaşılarak geleneksellikten kopuş yaşanmaya başlanmıştır. Küreselleşme olgusu ile birlikte anneler tamamen kültürel değerlerden, örf ve âdetlerden yararlanarak çocuk yetiştirmek ile yetinmeyip alternatif annelik deneyimleri sürecine girdikleri gözlemlenmiştir. Kadınların yaptığı bu annelik pratiklerinin değişim ve dönüşüm içerisinde olması gelecek nesilleri de etkileyeceği aşikârdır.

AnlatıAnne davranışıAnne deneyimi+6
Nuray Soy Gençaslan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynliğin dönüşümü ve paronoyak ebeveynliğin sosyo-kültürel temelleri

Tarihsel süreçte aile, ebeveynlik ve çocukluğun tanımı, çocuğa yüklenen anlamlar değişiklikler göstermiştir. Yerleşik yaşama geçişle birlikte toplumların temel kurumlarından birisi halini almış olan aile kurumu hem evrensel bir nitelik kazanmış hem de binlerce yıldır varlığını sürdürmeyi başarmıştır. Aile ve ebeveyn toplumsallaşma sürecinde ilk basamak olması ve kültürel değerlerin kuşaklar arası aktarımını sağlaması nedeniyle oldukça önemli bir araştırma konusudur (Nomaguchi K., ve Milkie M.A., 2017; Chan, T. W ve Koo, A., 2011 ). Toplumsal alandaki yapısal değişim ve dönüşümler bireylerin düşünme biçimini tutum ve davranışlarını doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemektedir. Bu süreç aile içi ilişkilerde sadece ebeveynler arası ilişkileri değil, çocuğun aile içindeki ve toplumdaki konumlarını da dönüştürmektedir. 1990'lı yılların sonlarından bu yana Batı Avrupa'da ortaya çıkan ve artarak devam eden 'paranoyak ebeveynlik' yeni bir ebeveynlik sitili olarak 2000'li yılların ortalarından itibaren ülkemizde de görünürlük kazanmıştır. Yaygın olarak karşımıza çıkan bu ebeveynlik sitili, çocukların nasıl yetiştirilmesi gerektiği, çocuğun psikolojik, bilişsel ve fiziksel gelişimlerinin nasıl olmasına dair hemen her şeyi ebeveynlerin temel sorumluluğu olarak tanımlamıştır. Ebeveynliği yeni baştan öğrenilmesi gereken bir göreve dönüştürmesi beklenebileceği gibi, ebeveynliğin anksiyete, kaygı, güvenlik endişesi ve paranoyaklığın gelişmesine zemin hazırlamıştır. Araştırmanın amacı paranoyak ebeveynliği ortaya çıkaran sosyo-kültürel nedenlerinin ortaya konularak ebeveynlerin düşünme biçimlerine, tutum ve davranışlarına, gündelik yaşam pratiklerine yansımalarının incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmada nicel araştırma tekniği üzerinden kotalı anket uygulaması yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi, kotalı örneklemle dayalı olarak seçilmiş olan 341 ebeveyne anket uygulanmıştır. 18 yaş ve üzeri, evli, 25 yaş altı çocuk sahibi olan Aydın ilinde ikamet eden ebeveynlerle görüşülmüştür. Araştırma sorunsalı üç bağlam üzerinden incelenmiştir. Birinci bağlam ailenin tanımı, tarihçesi, çocuğun tanımı, tarihçesi ve çocukluğa yüklenen anlamlar olarak ele alınmıştır. Ailenin ve çocuğun tanımı ve tarihçesini anlamak araştırmada ebeveynlik süreçlerinden bahsetmeden önce anlaşılması gereken önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. İkinci bağlam bireylerin yaşamlarını risklere yüklenen olumsuz anlamlar üzerinden değerlendirerek düşünme biçimlerini ve gündelik yaşam pratiklerini risk toplumu perspektifinden değerlendirmeleri üzerine kurulmuştur. Araştırmanın üçüncü ekseni geçmişten günümüze ebeveynlik tutumları ve tanımlamaları, uzmanlığın toplumsal yaşam üzerindeki etkisi paranoyak ebeveynliğin ortaya çıkışında etkili olan diğer süreçler üzerinde durulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Aile, Çocuk, Ebeveynlik, Paranoya, Risk, Güven.

Aile içi rollerEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+7
Şeyda Kankurdan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde sosyal onay ihtiyacı: Yetiştirilme tutumlarına yönelik algı ve benlik kurgusunun rolü

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde sosyal onay ihtiyacının yordanmasında benlik kurgusu ve yetiştirilme tutumuna yönelik algıların rolünün incelenmesidir. Çalışma grubu 276 kız ve 141 erkek olmak üzere toplamda 417 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. İlişkisel tarama modelinde tasarlanan bu araştırmada, veri toplama aracı olarak "Sosyal Onay İhtiyacı Ölçeği", "Altılı Benlik Kurgusu Ölçeği" ve "Çocuk Yetiştirme Tutumu Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında sosyal onay ihtiyacının cinsiyete, aile ile birlikte yaşama, okul dışı bir işte çalışma ve sanat/spor faaliyetiyle uğraşma durumlarına göre karşılaştırılması için İlişkisiz Örneklemler t Testi, sosyal onay ihtiyacını yordayan değişkenlerin belirlenmesinde iseHiyerarşik Regresyon analizi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, sosyal onay ihtiyacı cinsiyet, aile ile yaşama/yaşamama, okul dışı bir işte çalışma/çalışmama durumlarına göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Bununla birlikte sosyal onay ihtiyacının sanat/spor faaliyetiyle uğraşma/uğraşmama durumlarına göre anlamlı bir farklılık gösterdiği; sanat/spor faaliyetiyle uğraşmayanların, sanat/spor faaliyetiyle uğraşanlara göre sosyal onay ihtiyaçlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca benlik kurgusunun tüm alt boyutlarının (ilişkisel dikey, ilişkisel yatay, toplulukçu yatay, toplulukçu dikey, insancıl, kişisel) ve çocuk yetiştirme tutumunun alt boyutlarından anne sıkı denetim/kontrol ve baba sıkı denetim/kontrol boyutlarının birlikte sosyal onay ihtiyacının anlamlı yordayıcılar ıolduğu görülmüştür. Öte yandan, çocuk yetiştirme tutumunun alt boyutlarından anne kabul/ilgi/sevgi ve baba kabul/ilgi/sevgi alt boyutları sosyal onay ihtiyacını anlamlı şekilde yordamamıştır.

AlgıBenlik kurgularıSosyal onay ihtiyacı+4
İdil Şavur
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin algıladıkları ebeveyn tutumları ile çocuklarının ruhsal sorunları arasındaki ilişkide çocuk yetiştirme tutumlarının aracı rolünün incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, annelerin algıladığı anne-baba tutumları ile çocuklarının ruhsal sorunları arasındaki ilişkide çocuk yetiştirme tutumlarının aracı rolünün incelenmesidir. Aynı zamanda çocuklarda görülen ruhsal sorunlar anne ve çocuğa ait demografik değişkenler açısından da incelenmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu 7-13 yaş arasında çocuğa sahip 1123 anne oluşturmaktadır. Veriler seçkisiz olmayan uygun örnekleme yoluyla toplanmıştır. Araştırmada veriler Demografik Bilgi Formu, Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği (PARI), Anne Baba Tutum Envanteri ve Güçler ve Güçlükler Anketi ile toplanmıştır. Verilerin analizi Mplus sürüm 7 ve SPSS 21.0 paket programı ile yapılmıştır. Çocuklarda görülen ruhsal sorunlar üzerinde annelerin algıladığı anne-baba tutumu ile çocuk yetiştirme tutumlarının yordayıcı etkisine bakabilmek ve annenin çocuk yetiştirme tutumlarının, algılanan anne-baba tutumları ve çocuklarda görülen ruhsal sorunlar üzerindeki aracı rolünü test etmek için yol (path) analizi yapılmıştır. Araştırmadaki değişkenlerin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek amacıyla yeniden örnekleme yöntemi (bootstrapping) kullanılmış olup 5.000 tekrarlı (iteration) denemeyle test edilmiştir. Annenin algıladığı demokratik anne-baba tutumu, çocuklarda görülen davranım sorunları, hiperaktivite ve akran sorunları üzerinde negatif, annenin çocuk yetiştirme tutumlarından aşırı koruyucu annelik, demokratik davranma, sıkı disiplin ve sosyal davranış üzerinde pozitif yönde yordamıştır. Çocuk yetiştirme tutumlarından aşırı koruyucu annelik, algılanan demokratik tutum ile davranım sorunları ile arasındaki ilişkide tam aracı, çocuk yetiştirme tutumlarından demokratik davranma ise algılanan demokratik tutum ile sosyal davranışlar arasındaki ilişkide kısmi aracı rol üstlenmiştir. Annenin algıladığı koruyucu anne-baba tutumu, çocuklarda görülen hiperaktivite, duygusal sorunlar ve akran sorunları ile pozitif, davranım sorunları ve sosyal davranışlar üzerinde negatif yönde yordamıştır. Annenin algıladığı koruyucu tutum, çocuk yetiştirme tutumlarından aşırı koruyucu annelik, ev kadınlığını reddetme, aile içi çatışma ve sıkı disiplin ile pozitif, demokratik davranma ile negatif yönde yordamıştır. Çocuk yetiştirme tutumlarından aşırı koruyucu annelik, algılanan koruyucu tutum ile davranım sorunları arasındaki ilişkide, demokratik davranma tutumu ise algılanan koruyucu tutum ile davranım sorunları, hiperaktivite ve akran sorunları üzerinde, ev kadınlığını reddetme tutumu ise algılanan koruyucu tutum ile davranım sorunları, hiperaktivite ve duygusal sorunlar arasındaki ilişkide tam aracı rol üstlenmiştir. Ayrıca demokratik davranma tutumu, algılanan koruyucu tutum ile sosyal davranışlar arasında kısmi aracı rol oynamaktadır. Annenin algıladığı otoriter tutum, çocuklarda görülen davranım sorunları, hiperaktivite ve duygusal sorunlar üzerinde pozitif, çocuk yetiştirme tutumlarından sıkı disiplin ile negatif yönde yordamıştır. Ayrıca çocuk yetiştirme tutumlarından hiçbiri, algılanan otoriter tutum ile çocuklarda görülen ruhsal sorunlar arasında aracı rol üstlenmemiştir. Anahtar Kelimeler: Algılanan anne-baba tutumu, Çocuklarda görülen ruhsal sorunları, Çocuk yetiştirme tutumları.

Ana-baba algısıAna-baba tutumuAnneler+6
Merve Akyıldız
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin olumlu çocukluk yaşantıları ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı ebeveynlerin olumlu çocukluk yaşantıları ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada ayrıca ebeveynlerin olumlu çocukluk yaşantıları ve çocuk yetiştirme tutumlarının çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığına da bakılmıştır. İlişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen araştırmanın evrenini Türkiye'de yaşayan ve ortaokul eğitimine devam eden çocuğu olan ebeveynlerden oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 31 ile 64 yaş aralığında yaş ortalaması 41.94 olan ve kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle belirlenen 313 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında ebeveynlerin demografik özelliklerini tespit etmek için Kişisel Bilgi Formu, olumlu çocukluk yaşantılarını değerlendirmek amacıyla Olumlu Çocukluk Yaşantıları Ölçeği (OÇY), çocuklarına karşı sergiledikleri tutumları ölçmeye yönelik Anne-Baba Tutum Ölçeği-C Formu (ABTÖ-C) kullanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan veriler normallik varsayımını sağladığı için parametrik karşılaştırma istatistikleri olan bağımsız gruplar için t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Kavramlar arası ilişki ise Pearson Momentler Çarpımı korelasyon katsayısı ile hesaplanmıştır. Değişkenler arasında korelasyon düzeyinin anlamlı çıkması ile basit regresyon analizi yapılmıştır. Veriler SPSS-22 Paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; ebeveynlerin olumlu çocukluk yaşantıları ile çocuk yetiştirme tutumu alt boyutu olan demokratik tutum arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Olumlu çocukluk yaşantıları demokratik tutumu yordamaktadır. Çalışma kapsamında ele alınan değişkenlerin yaşa göre yalnızca demokratik tutum alt boyutunda farklılaştığı görülmektedir. Ebeveynlerin demokratik tutum alt boyutundan aldıkları puanların ebeveyn rollerine göre anlamlı bir fark gösterdiği sonucuna ulaşılmaktadır. Ebeveynlerin öğrenim düzeyi ile çocuk yetiştirme tutumu tüm alt boyutlarında anlamlı farklılaşmalar bulunmuştur. Çalışma kapsamında ele alınan değişkenlerin çocukluğun geçtiği yere göre yalnızca otoriter tutum alt boyutunda farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.

Ana-baba tutumuEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+6
Mert Yavuz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuğuna sahip annenin çocuk yetiştirme tutumu ile çocuğun dinleme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Yapılan araştırmanın, annenin çocuk yetiştirme tutumunun çocuğun dinleme becerisi arasındaki ilişkiyi incelemektir. 2015-2016 eğitim-öğretim yılı Mersin ilinin Erdemli ilçesine bağlı Limonlu, Kumkuyu, Esenpınar mahallelerinde bulunan, M.E.B'e bağlı ana sınıfındaki çocuklara ve annelerine uygulanmıştır. Çocuk özellikleri: 5 yaş 6 ay, 6 yaş 6ay aralığı, anne özellikleri: lise mezunu, çiftçilik yapan, 23-34 yaş. Bu özelliklere uyan 47 çocuk ve annesiyle çalışılmıştır. Bu 47 anneye "ebeveyn tutum ölçeği" uygulanmış ve bu annelerin çocuklarına da "dinleme becerileri" testi uygulanmıştır. Uygulanan ebeveyn tutum ölçeği 46 maddeden oluşmaktadır. Bunlardan 17 tanesi demokratik tutuma, 9 tanesi izin verici tutuma, 9 tanesi aşırı koruyucu tutuma ve 11 tanesi de otoriter tutuma ait maddelerdir. Ebeveyn tutum ölçeği 5'li likert tarzındadır ve şu şekildedir: Her zaman böyledir (5), çoğunlukla böyledir (4), bazen böyledir (4), nadiren böyledir (2), hiçbir zaman böyle değildir (1) . Çocuklara uygulanan dinleme becerisi testi ise harita şeklindedir. Haritada ev, kuşlar, göl, deniz, ağaç, köpekler, çadır, ev, orman ve gemi vardır. Başlangıç ve bitiş yerleri "x" ile gösterilmektedir. Çocuğun kavramları bilip bilmediği kontrol edilir, bilmiyorsa öğretilir ve çocuktan tekrar söylemesi istenir. Kavramaları söylerken de eliyle ismini söylediği nesneyi göstermesi beklenir. Testi uygulayan kişinin elinde harita ile ilgili 9 tane yönerge vardır ve bu yönergeleri sırasıyla çocuğa söyler ve çocukta yönergeye uygun haritada bir rota oluşturur ve yönergelerle haritayı çizerek bitirir. Burada amaç söyleneni dinleme, dinlediğini anlama ve anladığını uygulamaktır. Her doğru çizilen rota için "1" puan verilir. 5 puan ve altı başarısız, 6-7 doğru orta, 8 ve üzeri ise başarılı sayılır. Araştırma sonucunda, annenin demokratik, otoriter, izin verici alt boyutları ve araştırmaya katılan çocukların dinleme becerisi arasında istatiksel olarak ilişki bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Dinleme becerisi, Okul öncesi dönem, Annenin çocuk yetiştirme tutumu

Ana-baba tutumuAna-çocuk etkileşimiAnneler+4
Gülhan Çetinel
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocukluk çağı örselenme yaşantısı ve bazı demografik özellikleri ile çocuk yetiştirmeye yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bebeğin doğumundan itibaren ilk etkileşimde bulunduğu sosyal çevresi ailedir. Aile ve çocuk arasındaki sağlıklı ilişkiler, çocuğun yaşamını sürdürmesinde ve güven duygusunun oluşmasında önemli bir olgudur. Ebeveynin sağlıklı tutumları çocuğun "Ben kimim?" sorusunun yanıtını bulur ve sağlıklı kimlik oluşturmasına katkı sağlar. Amaç; ebeveynlerin çocukluk çağı örselenme yaşantısı ve bazı demografik özellikleri ile çocuk yetiştirmeye yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırmanın diğer amacı da araştırmadan çıkan sonuçlardan yola çıkılarak, elde edilen bilgilerin bu alanda çalışacak olan kişilere ve çocuklarına karşı tutumlarında sıkıntı yaşayan ebeveynlere yardımcı olmasıdır. Örneklem; 2016/2017 eğitim öğretim yılında Adana ili, Çukurova ve Seyhan ilçelerinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı özel kreş ve anaokuluna devam eden 2-6 yaş çocukların ebeveynleri oluşturmuştur. Metot: Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) ve Çocukluk Çağı Örselenme Yaşantıları Ölçeği (ÇÖYÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma bulgularına göre anne tutumlarının demokratik düzeyleri baba tutumlarından daha yüksek bulunmuştur. Baba tutumlarının ise izin verici düzeyleri anne tutumlarından daha yüksek bulunmuştur. Anne ve babaların otoriter ve aşırı koruyucu tutumlarında anlamlı fark yoktur. Ebeveyn tutumları ile yaşları arasında yapılan One-Way ANOVA testi bulgularına göre yaşları küçük ve büyük ebeveynlerin orta yaşa göre anlamlı derecede daha demokratik olduğu bulunmuştur. Gelir düzeyi yüksek olan ebeveynler daha demokratik, gelir düzeyi düşük ebeveynler ise daha koruyucu olarak bulunmuştur. Çocuk sayısı azaldıkça ebeveynlerin demokratik tutumları artmakta, çocuk sayısı arttıkça ebeveynlerin otoriter tutumlarının arttığı bulunmuştur. Ebeveynlerin kendi anne ve baba tutumları ile ebeveynlerin kendi tutumları arasında benzerlik olduğu bulunmuştur. Çocukluk çağı örselenme yaşantısı ile ebeveyn tutum ölçeği alt ölçek puanları arasında yapılan Pearson Korelasyon analizinde çocukluk çağı örselenme yaşantısı ile ebeveynin aşırı koruyucu tutumu arasında negatif yönde ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn tutumu, çocukluk çağı örselenmesi, aile yapısı.

Aile yapısıAna-baba tutumuDemografik özellikler+4
Sibel Aydoğan Arslan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

2-4 yaş grubunda çocukları olan ailelerin aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumu (Diyarbakır örneği)

Bu çalışmada 2-4 yaşları arasındaki çocukları olan ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın verileri 2017-2018 yılları arasında Diyarbakır İlindeki 2-4 yaş grubunda çocukları olan 102.924 aileden seçkisiz olarak seçilen 356 ebeveyne ölçek uygulanarak toplanmıştır. Çalışma kapsamında ebeveynlere demografik bilgileri içeren bir veri formu ve Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeğinin 3 alt boyutu uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel olarak SPSS 21 Paket programı ile analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında annelerin babalara göre daha demokratik tutum sergiledikleri, ebeveyn tutumları çocuğun cinsiyetine ve algılanan ekonomik düzeye göre farklılaşmadığı, tek çocuk sahibi olan ebeveynler birden fazla çocuğu olan ebeveynlere göre daha demokratik tutum sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak daha genç olan anneler, yaşı daha ileri olan annelere göre daha kontrolcü tutum sergilerken, babaların yaşları ilerledikçe daha demokratik tutum sergiledikleri, eğitim seviyesi daha düşük olan daha kontrolcüdürler ve çocuklarına daha sıkı disiplin uyguladıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. İlgili sonuçlar literatür ışığında tartışılmıştır.

Aile hayatıAile tutumuAna-baba tutumu+3
Mahmut Kurttekin
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova Üniversitesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniğine başvuran okul öncesi çocuklarda medya maruziyetinin uyku alışkanlıkları üzerindeki etkisi ve ilişkili faktörler

Amaç:Yaşadığımız pandemi sürecinde hem erişkin hem de çocukların hayatında önemli değişiklikler olmuştur. Bu süreçte, çocukların televizyon, telefon ve tablet gibi teknolojik araçlarla zaman geçirme sürelerinde artışlar meydana gelmiştir. Çalışmamızda, 3-6 yaş arasındaki çocukların medyaya maruz kalmalarının; uyku alışkanlıkları üzerindeki etkisinin ve bununla ilişkili faktörlerin incelenmesi amaçlandı. Yöntem: Bu çalışma, ilişkisel tarama modelinde betimsel bir araştırma olarak tasarlandı. Çalışmaya, 25 Haziran 2021- 31 Ağustos 2021 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi polikliniğine başvuran 3-6 yaş arasında 70'i erkek, 39'u kız çocuğu ve aileleri alındı. Araştırmada veri toplama araçları olarak, "Kişisel Bilgi Formu", ve çocuklar için "Aile İnternet Tutum Ölçeği", "Çocuk Uyku Alışkanlıkları Ölçeği" ve aileler için, "Anne–Baba Çocuk Yetiştirme Ölçeği" kullanıldı. Ölçekler katılımcılara yüz yüze uygulandı. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS Version 22.0 paket programı ile analiz edilerek değerlendirildi. Bulgular: Çalışmamızda, kız çocuklarının %53,84'inde, erkeklerin ise %44,2'sinde haftalık 8 saatten fazla tablet ve televizyon kullanım süreleri bildirildi. Okula giden çocukların anne babalarının demokratik tutum (t=3,964, p<,001) ve aile yakınlığı (t=2,383, p<,05) puanlarının okula gitmeyen çocuklardan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptandı. Çocukların uyku alışkanlıklarına bakıldığında, 6-9 saat arası uyku süresi bulunan çocukların uyku alışkanlığı sıra ortalamalarının 10 saat ve üstü uyku süresi olanlardan anlamlı düzeyde daha yüksek, yani uyku problemlerinin daha fazla olduğu bulunmuştur (U= 927,5, p<,05). Televizyon kullanımına göre; 2 saatten fazla televizyon kullanan çocukların uyku alışkanlıkları 1 saatten 2 saate kadar kullananlardan anlamlı düzeyde daha yüksektir. Çocukların uyku alışkanlıkları ile aile kontrolü, aile yakınlığı ve babanın demokratik tutumu arasında negatif yönde ve düşük düzeyde (sırasıyla; rho= -,223, p<,05;rho= -,207, p<,05;rho= -,231, p<,05); babanın otoriter tutumu arasında ise pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki (rho= ,266, p<,05) bulunmuştur. Aile kontrolü ve aile yakınlığının ise babanın demokratik tutum ile arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Uyku alışkanlığı incelendiğinde, anne/baba eğitim düzeyi yükseköğrenim olan çocukların, daha az uyku sorunu olduğu görülmüştür. 2 saat ve üstü televizyon izleyen çocukların aile kontrolü puan ortalamalarının 2 saate kadar televizyon izleyen çocuklardan anlamlı düzeyde daha düşük olduğu görülmüştür (p<,05). Tablet kullanan çocukların aile internet tutumları alt boyutlarından aile kontrolü ve aile yakınlığı puanlarının tablet kullanmayan çocuklardan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmektedir (t= -2,078, p<,001, t=-2,090, p<,05). Gelir düzeyi 5651 TL ve üstü olan katılımcıların gelir düzeyi 0-2825 TL arası olanlara göre, hem aile kontrolü ve aile yakınlığı hem de demokratik tutum puan ortalamaları anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmektedir (p<,05), uyku alışkanlığı sıra ortalamaları ise anlamlı düzeyde daha düşük bulunmuştur (p<,016). Çocukların cinsiyetlerinin, yaşlarının uyku alışkanlıkları ve medya maruziyetleri üzerinde bir etkisi olmadığı bulunmuştur. Sonuç: Aile kontrolü ve aile yakınlığı arttıkça uyku alışkanlığı sorunları da anlamlı olarak azalmaktadır/negatif yönlü ilişki söz konudur. Demokratik tutum arttıkça uyku alışkanlığı sorunları da anlamlı olarak azalmaktadır /negatif yönlü bir ilişki vardır. Otoriter tutum arttıkça uyku alışkanlığı sorunları da artmaktadır / pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Demokratik tutum arttıkça aile yakınlığı ve aile kontrolü de artmaktadır / pozitif ilişkili bulunmuştur. Ailelerin ekonomik düzeylerinin çocukların uyku alışkanlıkları, aile tutumları ve internet kullanımında etkili olduğu bulunmuştur. Ailelerin çocuk yetiştirme tutumlarının çocukların uyku alışkanlıkları üzerinde etkisi olduğu bulunmuştur.

Ekran maruziyetiMedyaOkul öncesi çocuklar+7
Seda Kara
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin mükemmeliyetçilik ve çocuk yetiştirmeye dair özyeterlik inançlarının sosyal medya kullanımı ve diğer değişkenlere göre incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; ebeveynlerin mükemmeliyetçilik düzeyi ve özyeterlik inançlarının, sosyal medya kullanımı ve diğer demografik değişkenlerle olan ilişkisini incelemektir. Araştırma Türkiye genelinde 0 – 6 yaş grubunda çocuğu olan gönüllü ebeveynlerle gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubunu, kolay ulaşılabilen örnekleme yöntemiyle seçilmiş 324 anne ve 86 baba olmak üzere toplam 410 ebeveyn oluşturmaktadır. Katılımcılara; Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Bilgi Formu, Berkeley Ebeveyn Özyeterlik Ölçeği ve Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 22 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri olan özyeterlik ve mükemmeliyetçilik puanlarının normal dağılıma uygun olmamasından dolayı parametrik olmayan testlerden faydalanılmıştır. Bu doğrultuda; araştırmada ebeveynlerin özyeterlik ve mükemmelliyetçilik düzeylerinin ebeveyn rolleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığı Mann Whitney U Testi ile incelenirken; çocuk sayısı, yaş, eğitim düzeyi, gelir düzeyi, sosyal medya kullanım sıklığı ve sosyal medyadan etkilenme düzeyi açısından farklılaşıp farklılaşmadığı ise Kruskal Wallis Testi aracılığı ile incelenmiştir. Ebeveyn özyeterliği ve mükemmeliyetçilik arasındaki ilişkiler ise Spearman Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı aracılığı ile hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında; ebeveyn özyeterliği ile mükemmeliyetçiliğin 3 alt boyutu arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki (rho=-,143, p<,001) olduğu ve ebeveynlerin özyeterlik düzeyleri arttıkça mükemmeliyetçilik düzeyinin azaldığı görülmüştür. Sosyal medya kullanımı ile ebeveyn özyeterlik inançları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir (U=1231.5, p<,008). Sosyal medya kullanım süresi artan ebeveynlerin (Günlük 4 saat kullanım) özyeterlik düzeyinin diğer ebeveynlerden daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sosyal medyadan etkilenme düzeyi ile ebeveyn özyeterliği arasında istatiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmıştır. Sosyal medyanın ebeveynlik rollerinde etkili olduğunu düşünmeyen ebeveynlerin özyeterlik seviyelerinin diğer ebeveynlerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Ebeveyn özyeterliği ile diğer demografik değişkenler arasında anlamlı bir farka rastlanmamıştır. Mükemmeliyetçilik değişkeni ile ebeveynlerin sosyal medya kullanımı, sosyal medyadan etkilenme düzeyi, aylık gelir ve eğitim düzeyi arasında istatiksel açıdan anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Bulgular, alanyazındaki diğer bulgularla karşılaştırılıp tartışılmıştır.

Ebeveyn davranışıEbeveyn öz yeterliliğiEbeveyn-çocuk ilişkisi+6
Beyza Sarıdoğan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Velâyetin kapsamı ve hâkimin müdahalesi

Hukuk düzeni toplumun en küçük birimi olan ailedeki ana, baba ve çocuk ilişkisini genel ve soyut kurallara bağlayarak bu ilişkideki zayıf konumda olan çocuğun korunmasını amaçlamıştır. Gerçekten de çocuk fizikî, zihnî ve ekonomik anlamda henüz tam bir yeterliliğe erişmemiş olması sebebiyle korunmaya muhtaçtır. Bu nedenle velâyet tarafların birbirlerine karşı olan hak ve ödevleri ile bu hak ve ödevlere aykırı hareket edilmesi halinde oluşacak sonuçların belirlenmesi şeklindeki hukukî bir kurum olarak karşımıza çıkar.Velâyetin konusunu hukuken ayrı bir kişiliğe sahip olan çocuk oluşturur. Velâyet hakkı diğer kişilik haklarından farklı olarak ana ve babaya kendi menfaatleri açısından değil de çocuğun menfaati için tanınmıştır. Başka bir deyişle söz konusu haktan faydalanacak olan çocuktur. Ana ve babaya velâyet dolayısıyla tanınan haklar çocuğun korunmasına yönelik olup daha çok ödev niteliğindedir.Velâyetin çocuğun şahsı üzerinde ana ve babaya yüklediği ödevler esas itibariyle çocuğun bakımı ve eğitimine ilişkindir. Buna göre ana ve baba çocuğu, besleyip büyütmek; sağlığına, fizikî gelişimine özen göstermek zorundadırlar. Bunun gibi ana ve baba kendi maddi güçleri elverdiği oranda çocuğun yeteneklerini de göz önünde tutarak ona iyi bir eğitim imkanı sağlamak, meslek kazandırmak ve çocuğa dinî eğitimini de vermekle yükümlüdürler.Ana ve babanın velâyetten doğan ödevlerini hiç ya da gereği gibi yerine getirmemeleri yahut kendilerine tanınan hakları kötüye kullanmaları halinde çocuğun korunması sorunu ortaya çıkar. Çocuğun korunması hukukumuzda çok sayıda kanun, tüzük ve yönetmelikle düzenlenmiş geniş kapsamlı bir konudur. Söz konusu konu aynı zamanda çok sayıda uluslararası antlaşmaya da konu olmuştur. Ana ve babanın kusurlu veya kusursuz şekilde ödevlerini ihlal etmeleri sonucu çocuğun yaranının tehlikeye düşerek korunmaya muhtaç hale gelmesinde hâkimin velâyete müdahale ederek çocuğun korunması için gerekli tedbirleri alır.17/01/1998 tarihlinde yürürlüğe giren 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun ile aile bireylerinin aile içi şiddetten korunmak amacıyla getirilen tedbirlerden, çocuğun korunması için de faydalanılabilir.Çocuğun korunmasına yönelik hükümler içeren Kanunlardan biri de 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunudur. Bu kanun kapsamına göre çocuk statüsünde olan şüphelilerin yargılaması özel hükümlere tabidir. Belirtilen kanunlar dışında 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu da çocukların korunmasına yönelik hükümler içeren başka bir kanundur.Ülkemize bakıldığında aile kurumunun hala güçlü olduğu görülür. Ancak sosyal ve ekonomik güçlüklerin, bu kurumu belirli ölçülerde zayıflattığı da bir gerçektir. Birçok aile çocuklarının çalışmasına ekonomik açıdan zorunlu görmektedir. Bu sebeple çocukların sokaklarla tanışmaları erken yaşta olmaktadır. Çalışma yaşamındaki ilişkiler, hayli çarpık gelişen kentleşme sonucu ortaya çıkan yoksul kent mahalleleri, yoksulluk ve işsizlik sokakta yaşayan ve çalışan çocukların sayısının giderek artmasına yol açan etmenlerdir.

Aile içi ilişkilerAile içi şiddetVesayet+3
Burcu Yılmaz Önal
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk yetiştirme tarzının bağlanma stillerine etkileri ve bunun da kişilerin romantik ilişkilerinde yaşadıkları kaygı ve yaşam doyumlarıyla ilişkisi

Bu araştırmada, çocuk yetiştirme tarzının bağlanma stillerine etkileri ve bunun kişilerin romantik ilişkilerinde yaşadıkları kaygı ve yaşam doyumlarıyla ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma kapsamında en az üç aydır romantik ilişki içerisinde olan 192 lisans ve yüksek lisans öğrencisinin verilerinin analiz edilmesiyle araştırma değişkenlerinin aralarındaki ilişki ve farklılaşma düzeyleri değerlendirilmiştir. İlk olarak, kişilerin araştırmaya katılım onaylarını almak için "Onam Formu" verilmiştir. Daha sonra katılımcıların cinsiyeti, yaşı, çocukluklarını geçirdikleri yer, çocukken bakım verenin kim olduğu, kardeş sayıları, ilişki süreleri gibi değişkenleri hakkında veri toplamak için araştırmacı tarafından oluşturulan "Sosyodemografik Bilgi Formu" sorularına cevap verilmesi istenmiştir. Ardından öğrencilerin anne ve baba tutumlarını değerlendirmek için Yıldız Kuzgun tarafından geliştirilmiş olan "Anne – Baba Tutum Envanteri", katılımcıların bağlanma stillerini değerlendirmek için Sümer ve Güngör (1999) tarafından Türkçe'ye uyarlanması yapılan "İlişki Ölçekleri Anketi", romantik ilişkilerini değerlendirmek için Selçuk ve arkadaşları (2005) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II (YİYE II), sürekli kaygılarını ölçmek için Öner ve LeCompte tarafından 1985 yılında Türkçe'ye uyarlanması yapılan "Durumluk ve Sürekli Kaygı Envanteri"nin sürekli kaygı maddeleri ve kişilerin yaşamdan aldıkları doyumu ölçmek için ise "Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ)" kullanılmıştır. Araştırmanın istatistiksel analizi SPSS 23 (Statistical Package fort the Social Sciences) programında yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel analizi sonucunda romantik ilişkilerde kaygı ve yaşam doyumu ile sosyodemografik değişkenler arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Bağlanma stillerinin aracı rolünü değerlendirmek için Paralel Çoklu Değişken Analizi (PROCESS) yürütülmüştür. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda anne – baba tutumları ile romantik ilişkide yaşanan kaygı arasında aracı rolü bulunmasıyla birlikte yaşam doyumu ile aracı rolü bulunmamıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır, sınırlılıklar ve gelecek çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Anne – baba tutumu, bağlanma, romantik ilişkide kaygı, yaşam doyumu.

Ana-baba tutumuBağlanmaBağlanma stilleri+6
Ceren Yeltekin
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk eğitim sistemi açısından birey özelliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı Türk eğitim sisteminin yetiştirmek istediği birey özelliklerini incelemek, bu süreçte yaşanan sorunları ortaya çıkarmak ve gerekli değerlendirmeleri yapmaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada iç içe geçmiş tek durum deseni kullanılmıştır. Araştırma verileri nitel araştırmalarda veri toplama tekniklerinden doküman incelemesi tekniği ile toplanmıştır. Doküman olarak, "milli eğitim genel amaçları", "okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumları yönetmeliği", "ortaöğretim kurumları yönetmeliği", "yükseköğretim kanunu", "2018 yılında revize edilen öğretim programları genel amaçları", "2018 yılında revize edilen öğretim programları kazanımları", "2019-2020 eğitim öğretim yılında uygulamada olan ders kitapları" incelenmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda milli eğitim genel amaçlarında yetiştirilmek istenen birey özelliklerinin öğretim programlarına ve ders kitaplarına yansıtılmadığı belirlenmiştir. Türk eğitim sisteminde yetiştirilmek istenen birey özellikleri açısından genel amaçlar, yönetmelikler, öğretim programları, ders kitaplarının benzer nitelikler taşımadığı belirlenmiştir. Öğretim programları genel amaçlarında yetiştirilmek istenen birey özelliklerinin öğretim programlarında yer alan kazanımlara yansıtılmadığı tespit edilmiştir. Öte yandan en çok kazandırılmak istenen özelliklerin "kişilik ve karakter", "bölücü ve yıkıcı amaçlar taşıyan davranışlarda bulunmama", "dengeli ve sağlıklı gelişmiş olma", "temel düzeyde beceriler", "yaşadığı yer ve çevre özellikleri", "Türkiye", "yemek", "tasarruf", "temizlik", "Allah (c.c.)", "dostluk", "iyilik", "Atatürk" ve "Osmanlı Devleti" temaları ile ilgili olduğu belirlenmiştir.

BireysellikEğitim sistemiKarakter+5
Sait Çakan
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin empatik beceri düzeyi ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

ÖZET ANNELERİN EMPATİK BECERİ DÜZEYİ VE ÇOCUK YETİŞTİRME TUTUMLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ UÇMAZ HALICIOGLU, İlknur Yüksek Lisans Tezi, Eğitim Bilimleri Bölümü Tez Danışmanı: Doç. Dr. Abide GÜNGÖR Ekim, 2004 Bu araştırmanın amacı, annelerin empatik beceri düzeyi ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada, ayrıca, annelerin empatik beceri düzeyleri ile çocuk yetiştirme tutumlarının bazı demografik değişkenlerle olan jlişkisi de incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2002-2003 eğitim-öğretim yılında Ankara İli Çankaya, Keçiören ve Altındağ ilçelerindeki ilköğretim okullarının anasınıfina devam çocuklardan 532' sinin annesi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Dökmen' in (1988) Empatik Beceri Ölçeği-B Formu, Schaefer ve Bell' in (1958) Çocuk Yetiştirme Tutumu Ölçeği (Parental Attitude Research Instrument, PARI) kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, annelerin PARI' den aldıkları puanlara göre E.B.D. (Empatik Beceri Düzeyi)'i yüksek olan annelerin, E.B.D. 'i düşük ve orta olanlara göre daha koruyucu ve disiplinli tutumda olduğunu göstermektedir. Araştırmada,empatik beceri düzeyi ile demokratik, ev kadınlığı rolünü reddetme ve geçimsizlik faktörleri arasında bir ilişki bulunmamıştır. Araştırmanın bulguları, anne Empatik Beceri Düzeylerinin annelerin yaşma, ailedeki çocuk sayısına, anasınıfina devam eden çocuğun doğum sırasına, babaların yaşına, göre farklılaşmadığını göstermiştir. Araştırmada anne empatik beceri düzeylerinin annelerin bazı demografik özelliklerine göre farklılaştığı görülmüştür. Profesyonel meslekler grubunda çalışan annelerin, üniversite ve yüksek okul mezunu annelerin, orta ve üst SED' deki annelerin E.B.D.'inin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda, annelerin empatik beceri düzeylerinin yükseltilebilmesi amacıyla eğitimcilere ve ailelere çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Empati, Anne-Baba Tutumları, Okulöncesi Eğitim

Ana-baba tutumuAna-çocuk ilişkisiAnneler+2
İlknur Uçmaz Halıcıoğlu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının çocuklardaki obsesif kompulsif belirtiler ve umut düzeyleri ile ilişkisi

Bu araştırma ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının çocuklardaki obsesif kompulsif belirtiler ve umut düzeyleri ile ilişkisini ortaya koymak, bu değişkenlerin demografik özelliklere göre nasıl farklılaştığını incelemek ve çocuklardaki obsesif kompulsif belirtilerin umut düzeyiyle ilişkili bir değişken olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Balıkesir ilinde yaşamakta olan ve rastlantısal olarak seçilen 12-16 yaş arasındaki 260 çocuk ve ebeveynleri araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada 'Sosyodemografik Bilgi Formu' katılımcıların sosyodemografik özelliklerini, 'Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumu Ölçeği' ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarını, 'Maudsley Obsesif Kompulsif Soru Listesi' çocukların obsesif kompulsif belirtilerini, 'Çocuklarda Umut Ölçeği' çocukların umut düzeylerini ölçmek için uygulanmıştır. Toplanan verilerin değerlendirilmesi ve analizinde IBM SPSS v.21 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularında ebeveynleri demokratik tutum ve eşitlik tanıma yaklaşımını benimseyen çocukların umut düzeylerinin yüksek olduğu görülmektedir. Ebeveynleri aşırı koruyucu annelik veya demokratik tutum ve eşitlik tanıma yaklaşımını benimseyen çocukların obsesif kompulsif belirtilerden ruminasyon düzeylerinin yüksek olduğunu saptanmıştır. Annenin ev kadınlığı rolünü reddetme tutumunu sergilediği ailelerde çocukların obsesif kompulsif belirtilerden kontrol etme, kuşku ve ruminasyon düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Obsesif kompulsif belirtilerden temizlik alt boyutunun yüksek olduğu çocuklarda umut düzeyinin arttığı, kuşku ve ruminasyon alt boyutlarının yüksek olduğu çocuklarda ise umut düzeyinin azaldığı görülmektedir. Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının çocuklardaki obsesif kompulsif belirtiler ve umut düzeyleri ile ilişkisi ve çocuklardaki obsesif kompulsif belirtilerin umut düzeyiyle ilişkisi incelenmiş ve yapılan çalışmada hipotezleri destekleyen sonuçlar elde edilmiştir. Araştırma sonuçları, önceki bulgular ışığında başka uygulamalara da yol gösterecek şekilde tartışılmıştır.

Ana-baba tutumuDemografik özelliklerEbeveyn davranışı+5
Gamze Munis
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerdeki çocuk yetiştirme tutumlarının ilköğretim çağındaki çocuklarda karşılaşılan davranış problemlerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, annelerdeki çocuk yetiştirme tutumları ile ilköğretim çağındaki çocuklarda görülen davranış problemleri üzerine etkisinin incelenmesidir. İstanbul il sınırları içinde bulunan bir özel okuldaki eğitimlerine devam eden rastgele yöntemle seçilmiş 60 kız ve 68 erkek, toplam 128 çocuğun annesi araştırmaya katılmıştır. Çocukların annelerine " Aile Hayatı ve Tutum Ölçeği (PARI) " ve " Çocuk ve Gençler İçin Davranış Değerlendirme Tutum Ölçeği" uygulanmış, örneklem grubu oluşturması için Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. İstatistiksel analiz için Mann-Whitney U ve Spearman kolerasyon katsayısı kullanıldı. Annelerdeki yetiştirme tutumları ile çocuklarda karşılaşılan davranış problemleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Annelerin aşırı kontrolcü annelik düzeyi arttıkça çocukların anksiyete/depresyon, sosyal içe dönük, düşünce sorunları ve içe yönelim düzeylerinde; demokratik tutum düzeyi arttıkça çocukların sosyallik düzeylerinde; baskı ve disiplin düzeyi arttıkça da çocukların saldırgan davranışlar, sosyal sorunlar ve dışa yönelim düzeylerinde artış olduğu görülmüştür. Bu bulgular, literatürdeki yayınlar ışığında tartışılmış ve psikoloji alanında hizmet veren kişilere ve ebeveynlere kılavuz olmak amacıyla tartışma bölümünde ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Anne Babalardaki Çocuk Yetiştirme Tutumları, Çocuklardaki Davranış Problemleri

Ana-baba tutumuAna-çocuk etkileşimiDavranış bozuklukları+3
Cansu Ersoy
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Konuşma gecikmesi olan ve olmayan çocuğa sahip annelerin anksiyete ve çocuk yetiştirme özelliklerinin karşılaştırılması

Çocuklarda konuşma gecikmesine neden olabilecek birçok faktör bulunmaktadır. Bu konuda gerek ulusal ve gerekse uluslararası literatürde bilgi oldukça sınırlıdır. Bu çalışmada, konuşma gecikmesi olan çocukların anneleri ilesağlamçocukların annelerinin çocuk yetiştirme tutumları veanksiyete düzeyleriaçısından karşılaştırılması ve çocuklardakikonuşma gecikmesi nedenlerini sosyodemografik özellikleraçısından incelenerek, sağlam çocukların anneleri ilekontrollü bir karşılaştırma yapmak amaçlanmıştır. Çalışmamızda hasta ve kontrol grubu olmak üzere 2 grup bulunmaktadır. Hasta grubuna yaşları 3-6 yaş arasında konuşma gecikmesi olan çocuğa sahip 105 anne, kontrol grubuna ise 3-6 yaş arasında normal konuşma ve dil gelişimine sahip çocuğu olan 105 anne dahil edilmiştir. Hasta ve kontrol grubundan, konuşma gecikmesi olan çocukların anneleri tarafından doldurulacak sosyodemografik özellikleri içeren soruların bulunduğu bir Bilgi Formu Anketi, Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumu Ölçeği (PARI) ve Beck Anksiyete Ölçeği formunu doldurmaları istenmiştir. Hasta grubunda çocuklardan ve annelerinde elde edilen veriler ile kontrol grubundaki çocuk ve annelerinden elde edilen veriler istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır. Çalışmamızda, gruplar arasındaki cinsiyet farklılığı istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p= 0.001). Literatürle uyumlu olarak konuşma gecikmesinin erkeklerde kızlara göre daha fazla görüldüğünü tespit edilmiştir. Çocukların doğum sıralaması bakımından karşılaştırıldığında istatistiki olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p= 0.000). Konuşma gecikmesi olan çocukların özellikle ilk iki çocuk olduğu literatürle uyumlu olarak görülmüştür. Annelerin eğitim durumları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p= 0.008). Çalışmamızda konuşma gecikmesine sahip annelerin eğitim düzeyinin daha yüksek seviyede olduğunu tespit edilmiştir. Ailelerin aylık gelir düzeyleri arasındaki istatistiki olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p= 0.000). Konuşma gecikmesi olan çocuğa sahip ailelerin gelir düzeyinin daha yüksek olduğu gözlenmiştir. "Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumu" ölçeğinin alt boyutlarına verdikleri cevaplar bakımından istatistiksel olarak karşılaştırıldığında; Aşırı Koruyucu Annelikboyutuna verilen cevaplar bakımından konuşma gecikmesi olan çocuğa sahip annelerin ortalaması, normal konuşma gelişimine sahip çocuğu olan annelerin ortalamasından daha yüksek olduğu ve bufarklılığın istatistiki olarak anlamlı olduğu bulunmuştur(p< 0.01). Konuşma gecikmesi olan çocuğa sahip annelerin daha koruyucu annelik tutumuna sahip olduğunu fakatDemokratik Tutum ve Eşitlik Tanıma,Ev Kadınlığını Reddetme,Karı-Koca Geçimsizliği,Baskı ve Disiplinboyutuna verilen cevaplar bakımından farklılığın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bulunmuştur. Beck Ansiyete Ölçeği"ne verdikleri cevaplar bakımından istatistiksel olarak karşılaştırıldığında; iki grup arasında anlamlı fark gözlenmiştir (p< 0.01). Konuşma gecikmesi çocuğu olan annelerin daha fazla anksiyete şiddeti seviyesine sahip olduğutespit edilmiştir. Sonuç olarak; çocuğun yaşadığı ailenin sosyal yapısı ve annenin çocuğa sergilediği tutum ve davranışlar ile annenin anksiyete düzeyi çocuğun gelişimi için önemli bir etkiye sahiptir. Bu yüzden etiyolojisinde birçok faktörün rol oynadığı konuşma gecikmesiyle ilgili daha fazla sayıda ve bizim ülkemizin aile ve toplum yapımızla ilişkisini araştıracak biçimde çalışma yapılması gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler:Konuşma, Konuşma Gecikmesi, BECK Anksiyete Ölçeği, PARI, Anne

AnksiyeteAnnelerKonuşma+5
Talih Özdaş
Başkent University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerin çocuk yetiştirme tutumları ile algıladıkları ana-baba davranışları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın temel amacı; genç yetişkinlerin, çocuk yetiştirme tutumları ile algıladıkları ana-baba davranışları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evreni İzmir ili merkez Karşıyaka, Bornova, Konak, Buca, Balçova ve Narlıdere ilçelerindeki bağımsız anaokullarıdır. Araştırmanın örneklemi, bu ilçelerde yer alan bağımsız anaokullarında okulöncesi eğitim alan 3, 4, 5 ve 6 yaş grubu çocukların ebeveynleri arasından seçilmiştir. Okul seçimleri ve ölçekler uygulanırken sırasıyla küme ve rastgele örneklem seçim tekniği benimsenmiştir. Bu çalışmadaki veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu; Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği ve Algılanan Ana-Baba Davranışları Envanteri kullanılarak toplanmıştır.Araştırmada toplanan nicel veriler, istatistiksel analiz tekniklerinden ortalama standart sapma, tek yönlü varyans analizi, korelasyon katsayısından yararlanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada, istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Packages of Social Science) 13.0 versiyonu kullanılmıştır.Yapılan istatistiksel analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre; eğitim düzeyi artıkça anne babaların kendi çocukluklarında algıladıkları disiplin yöntemlerindeki kısıtlama ya da cezalandırma durumlarının nedenlerinin açıklanması algısının önemli olduğu; daha kontrolcü davrandıkları, kendi aralarında daha fazla geçimsizlik yaşandığı; sıkı disiplin uygulamayı daha fazla tercih ettikleri saptanmıştır. Çalışan anne babaların kontrolcü ve disiplinli olmayı daha önemli olarak algıladıkları söylenebilir. Kendi ailesinde kalabalık kardeş sayısı olan anne ve babaların, kendi çocuklarına karşı daha kontrolcü ve sıkı disiplin içeren tutumlar sergiledikleri düşünülmektedir. Kişinin çocukluğunda yaşadığı özellikle baba yoksunluğunun, çocuk bakımı konusunda etkili olduğu düşünülmektedir.

Aile içi ilişkilerAna-baba tutumuYetişkinler+2
Fulya Atalay Yalçın
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2010
00

Related subjects