Civil aviation companies
97 theses under this subject heading
Yer hizmetleri firmalarında maliyet muhasebesi sistemi: Bir uygulama örneği
Havacılık sektörünün en önemli paydaşı olan havayolu firmalarının hava araçlarına, havalimanına varışından ve havalimanından ayrılışına kadar gerekli olan hizmetlerin verilmesini sağlayan yer hizmetleri firmaları havacılık sektörünün değişmez parçalarından biridir. Maliyetlerin kontrol altında tutulması tüm sektörlerde olduğu gibi yer hizmetleri sektöründe de büyük önem taşımaktadır. İşletmelerin maliyetlerini doğru bir şekilde hesaplamaları alınacak olan yönetim kararlarını da etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı; yer hizmetleri firmalarında, havayolu firmalarına verilen hizmet sırasında ortaya çıkan maliyetler üzerine araştırmalar yaparak sektöre katkıda bulunmaktır.
Türkiye'deki sivil havaalanlarında güvenlik hizmetlerinin yönetsel başarısını etkileyen sorunların belirlenmesine yönelik bir araştırma
Hava taşımacılığının başlangıç ve bitiş noktası olan havaalanlarında sunulan güvenlik hizmetleri, havacılık güvenliğine yönelik yasadışı olayların önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir. Bununla birlikte havaalanı güvenlik hizmetleri, hava taşımacılığının sağlamış olduğu hız ve konfora ilişkin faydaların azalmasına da neden olabilmektedir. Bu kapsamda havaalanı güvenlik hizmetlerinin başarısının artırılması hem havacılık güvenliğinin hem de yolcu memnuniyetinin sağlanması açısından gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu doğrultuda havaalanlarında sunulan güvenlik hizmetlerinin başarısı, havacılık güvenliği unsurlarının (insan, güvenlik sistem ve cihazları) etkin ve verimli bir biçimde yönetilmesine bağlıdır. Bu araştırmanın amacı, yukarıda sözü edilen gerekliliklerin sağlanabilmesi adına havaalanı güvenlik hizmetlerinin yönetsel başarısını etkileyen sorunların belirlenmesi ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerinin geliştirilmesidir. Araştırmada nitel araştırma deseni benimsenmiştir. Veri toplama aracı olarak, yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmeler, amaçlı örneklem yöntemiyle seçilen Emniyet, Özel Güvenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatında farklı görev ve pozisyonlarda bulunan katılımcılarla gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen nitel veriler tümevarımsal yöntemle analiz edilmiş, araştırma sorusu kapsamında bulgular tanımlanmış ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda havaalanı güvenlik hizmetlerinin yönetsel başarısını etkileyen sorunlar; havaalanı güvenlik hizmetlerinde farklı kurum/kuruluşların görev alması, havacılık güvenliğinin branşlaşma alanı olmaması, mevzuattan kaynaklanan sorunlar, denetimlerden kaynaklanan sorunlar, paydaşlara özgü sorunlar, havacılık güvenliği eğitimleri ve güvenlik adanmışlığı temaları altında değerlendirilmiştir. Temalar ayrı ayrı açıklandıktan sonra, temalar arası ilişkilere değinilerek sorunlara genel bir bakış açısı kazandırılmış, potansiyel tehlike olarak nitelendirebileceğimiz bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sivil Havacılık Güvenliği, Havaalanı Güvenliği, Sivil Havacılık Yönetimi, Nitel Araştırma
Havayolu yolcu ve bagaj kabul bölümünün analizi ve hizmet kalitesi algısına etki eden faktörlerin araştırılması
Yolcuların havalimanı terminaline girdiklerinden itibaren havayolu sorumluluğunda aldıkları hizmetlerin başında yolcu ve bagaj kabul (check-in) hizmeti gelmektedir. Bu adımdan itibaren havayolu hizmet kalitesi yolcu perspektifinden değerlendirilmeye başlanmaktadır. Havalimanı terminali içerisinde yolcunun en fazla beklediği süreç ise check-in hizmetidir. Hizmet süreçlerinde müşterileri ne kadar az beklerler ise o kadar fazla memnuniyet düzeyi o kadar fazla olmaktadır. Diğer bir yandan check-in hizmetlerinde bekleme davranışının yanı sıra yolcuların hizmet kalitesini nasıl değerlendirdiği önem taşımaktadır. Araştırmada ortak kullanım kontuar check-in kuyruk sistemleri benzetim yöntemi ile incelenmiştir. Kuyruk sistemi parametreleri ele alındıktan sonra yolcuların check-in hizmetlerinde kalite algısını şekillendiren bileşenlerin ne olduğu araştırılmıştır. Daha sonra yolcuların algıladıkları kuyrukta bekleme süreleri ile gerçek süreler arasında fark olup olmadığı ve bu durumun genel memnuniyet düzeyi ile hizmet kalitesi bileşenleri üzerine olan muhtemel etkileri incelenmiştir. Araştırma kapsamında benzetim modelinin yer aldığı bölüm için 2015 Mart ayında İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan veri toplanmıştır. Devamında yer alan bölümler için ise Antalya Uluslararası Havalimanı'nda 11-14 Eylül 2015 tarihleri arasında 412 yolcuyla anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Araştırmada check-in kuyruğundaki hizmetin ve bekleme davranışının hem somut olgulara dayanan hem de algısal tarafları hizmet kalitesi bağlamında detaylı bir şekilde ele alınmıştır.
Rekabet gerilimini etkileyen unsurlar üzerine Türkiye iç hat havayolu taşımacılığı pazarında bir uygulama
Rakip analizi, pazar içerisinde yer alan firmaların her birinin farklı kaynak donatımlarına sahip olduğu ve rekabet halinde olunan pazarların da farklı özellikler gösterdiği varsayımlarından hareketle oluşturulmuş bir analiz aracıdır. Buna göre, pazar içerisinde yer alan firmaların kaynakları ve firmaların rekabet halinde olduğu pazarlar da kendi içerisinde farklılıklar gösterecektir. İşte bu noktadan hareketle bu araştırma rekabet edilen pazarların benzerlik derecesini ölçen pazar ortaklığı ile kaynakların benzerlik derecesini ölçen kaynak benzerliğinin firmaların rekabet algılarında etkili olup olmadığını Türkiye iç hatlar havayolu taşımacılığı pazarında yer alan firmalar üzerinde test etmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla söz konusu bağlam içerisinde rekabet dinamikleri alanının sunmuş olduğu varsayımların ülkemiz iç hatlar havayolu pazarında işlerlik durumunun ortaya konması hedeflenmektedir. Rakip analizi her bir firmanın gözünden ayrı ayrı yapılmaktadır. Böylelikle firmaların birbirlerine bakış açıları farklılık gösterecektir. Bu bağlamda, firmalar arasındaki rekabetin simetrik bir görünümde olmadığını savunan rekabet asimetrisinin iç hatlar havayolu pazarında yer alan firmalar arasında var olup olmadığının ortaya konması da çalışmanın amaçları arasındadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma iç ve dış paydaşlara uygulanan birincil veriler (anket) ve otoriteler tarafından sağlanan ikincil verilerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Sonuç olarak algılanan rekabet gerilimi ile pazar ortaklığı, kaynak benzerliği, piyasa yoğunlaşması ve rekabet asimetrisi arasında anlamlı ilişkiler bulunmuş ve rekabet geriliminin farklı boyutları altında gerilimi açıklayan farklı modeller elde edilmiştir.
Yeni kurumsal kuram perspektifiyle havacılıkta emniyet yönetim sistemi uygulamalarının değerlendirilmesi
Bu çalışmanın konusu son yıllarda havacılık örgütleri arasında hızla yayılan Emniyet Yönetim Sistemi (EYS) uygulamalarıdır. EYS havacılık faaliyetlerinin emniyetli bir şekilde sürdürülebilmesi amacıyla ortaya çıkmış ve kısa sürede hem ulusal hem de uluslararası alanda yayılım göstermiş yönetsel bir uygulamadır. Havacılık sektörü içinde faaliyet gösteren birçok örgütün EYS uyguladıkları ve bünyelerinde EYS bölümleri oluşturduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, sözü edilen yeni uygulama karşısında havacılık örgütlerinin ne türden tepkiler verdiklerini, örgütsel alanda eşbiçimliliğin oluşup oluşmadığını ve uygulamanın gerçekten benimsenip benimsenmediğini ortaya koymaktır. Çalışmada nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Veri toplarken birincil ve ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır. Çalışmanın birincil verileri araştırmacı tarafından oluşturulan 13 soruluk yarı yapılandırılmış görüşme formu ve gözlemlerden alınan notlar ile toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmeler amaçlı örneklem yöntemiyle seçilmiş olan, Türkiye'deki A grubu ruhsat sahibi yer hizmeti örgütleri ile yer hizmetleri kapsamında faaliyet gösteren ikram kuruluşları ve terminal örgütlerinden oluşan toplam 11 örgütün Emniyet Yönetim Sistemi'ni kurup yönetmekten sorumlu yöneticileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya ilgili tüm tarafları dahil edebilmek adına alanda düzenleyici ve denetleyici otorite rolünde olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nden 1 EYS denetçisi ile de yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen nitel verilerin analiz edilmesinde tümevarımsal ve tümdengelimsel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın ikincil verileri, katılımcı örgütlerden elde edilen belgeler ve araştırmacı günlüğünden elde edilmiştir. Araştırma sonucunda, araştırmaya dahil edilen örgütlerde EYS uygulamalarının yayılımın altında yatan nedenler olarak kuralcı kurumsal baskılar, sivil havacılık otoritesinin mevzuatına uyma zorunluluğu ortaya çıkmış ve alanda zorlayıcı eşbiçimlilik mekanizmasının ve meşruiyet kaygısının hakim olduğu tespit edilmiştir. Tespit edilen kurumsal baskı karşısında araştırma alanı içerisindeki havacılık örgütlerin çoğunluğunun kaçınma ve ayrı tutma stratejisi bir kısmının ise kabullenme ve uyma stratejisi izlediği ortaya çıkmıştır. Son olarak, araştırma alanı içerisindeki örgütlerin büyük çoğunluğunun EYS uygulamalarını törensel olarak benimsedikleri de ortaya çıkmıştır.
Havacılıkta örgütsel sessizlik: Havaaracı bakım personelinin raporlamada bulunmamalarının nedenleri üzerine bir araştırma
Yeni nesil emniyet yönetim yaklaşımları havacılık emniyet performansının sürekli artırılması esasına dayanmaktadır. Emniyet performansının sürekli artırılabilmesi ise örgütlerin yeni nesil emniyet yönetimindeki en temel araç olan Emniyet Yönetim Sistemini (EYS) kullanarak, öneylemci ve kestirimci bir yaklaşım sergilemesi ile mümkün olabilmektedir. EYS'nin başarılı bir şekilde uygulanması için zamanında, nitelikli ve zengin bir veri setine ihtiyaç duyulmaktadır. Emniyete ilişkin veri ve bilgilerin önemli bir kaynağı ise işgörenlerin yapmış olduğu gönüllü raporlamalardır. Ancak işgörenlerin, emniyetin sağlanması için çok kıymetli olan emniyetsiz olayları, sebeplerini ve risk azaltıcı önlemleri yeterince ve gönüllü olarak raporlamadıkları düşünülmektedir. Örgütlerin başarıya ulaşmalarının önündeki en büyük engel olarak görülen ve işgörenlerin örgütlerinde karşılaştıkları sorunlara ilişkin duygu, düşünce ve fikirlerini dile getirmekten kaçınmaları olarak ifade edilen örgütsel sessizlik, havacılık örgütlerinde karşımıza gönüllü raporlamadan kaçınma olarak çıkmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın temel amacı, havacılık örgütlerinde işgörenlerin hangi faktörlerden dolayı gördükleri emniyetsiz olaylar/durumlar karşısında ya da emniyeti arttırıcı önerileri dile getirme konusunda sessiz kalarak gönüllü raporlamada bulunmadıklarının nedenlerini boyutlar halinde ortaya koymaktır. Bu kapsamda çalışma, havacılık emniyetinin sağlanmasında kilit rol üstlenen havaaracı bakım kuruluşlarındaki işgörenler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında araştırmanın problemine ve araştırma sorularına uygun olarak bir veri toplama aracı geliştirilmiştir. 483 işgörenden elde edilen verilerin önce geçerlilik ve güvenirlilik analizleri yapılmıştır. Sonrasında açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılarak havacılıkta gönüllü raporlamamanın nedenlerine ilişkin yapı test edilmiştir. Sonuç olarak işgörenlerin, ilişkisel ve prososyal sessizlik, umursamazlık yaklaşımına dayalı sessizlik, boyun eğmeye ve kabullenmeye dayalı sessizlik ve korkuya ve korunmaya dayalı sessizlik faktörlerine bağlı olarak gönüllü raporlamada bulunmadıkları tespit edilmiştir.
Havayolu sektöründe ortaklaşa rekabet stratejisi: Geleneksel havayolu şirketleri üzerine bir araştırma
Ortaklaşa rekabet stratejisi, iki ya da daha fazla rakip işletme tarafından özellikle rekabet yoğun pazarlarda kullanılan, rekabet ve işbirliğinin aynı anda gerçekleştirildiği bir işletme stratejisidir. Rakip işletmeler, karşılıklı menfaatler doğrultusunda aynı anda bir yandan yeni bir ürün ya da hizmet üretimi için bir araya gelirken diğer alanlarda ise rekabetlerini devam ettirmektedir. Ortaklaşa rekabette temel yetenek ve kaynaklarını bir araya getiren işletmeler, yeni ürün veya hizmet üretiminde ise maliyetleri ve riskleri paylaşmaktadır. Böylelikle, maliyetleri düşüren ve riski paylaşan işletmeler, önünü daha iyi görebilme kabiliyeti kazanmaktadır. Havayolu sektörü sahip olduğu karakteristikleri itibari ile faaliyetlerin yüksek maliyetlerle gerçekleştirildiği, belirsizlik, risk ve krizlerden anında etkilenen bir yapıya sahiptir. Havayolu şirketleri, bu olumsuzlukları aşmak ve sürdürülebilir rekabet avantajı kazanmak için ortaklaşa rekabet stratejisini uygulamaktadır. Bunu da stratejik havayolu ittifakları dahilinde ya da haricinde rakip havayolu şirketleri ile yaptıkları anlaşmalarla gerçekleştirmektedir. Bu çalışmanın amacı, ortaklaşa rekabet stratejisini uygulayan havayolu şirketlerinin deneyimlerinin ortaya konmasıdır. Bu amaçla beş geleneksel havayolu şirketinin üst düzey yöneticileri ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Araştırmada ortaya çıkan en önemli sonuç, ortaklaşa rekabet stratejisinin havayolu sektörünün sürdürülebilirliği için gerekli olduğudur. Araştırmada öne çıkan bir başka sonuç ise, stratejik havayolu ittifakı üyesi havayolu şirketlerinin, ittifakları sorgulamaya başladığı ve ittifakların varlığını devam ettirebilmesi için daha esnek bir yapıya sahip olması gerektiğidir.
Havayollarında yolcu konforu ve hizmetlerinin şirket faaliyet ve finansal performansına etkisi
Sivil Havacılık Sektöründe havayollarını 2015/2016 döneminde yaklaşık 19.2 milyon anket uygulayarak değerlendiren World Airline Awards'ın 2015 yılının en iyi 100 havayolu içerisinde yer alan bayrak taşıyıcı havayolları, bu çalışmanın örneklemini meydana getirmiştir. Seçilen 20 havayolu iki ana parametre altında Analitik Hiyerarşi Prosesi yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bunlardan ilki olan hizmet parametresi kendi içerisinde koltuk genişliği, koltuk aralığı, ücretsiz izin verilen bagaj sayısı, ücretsiz parça başına izin verilen bagaj ağırlığı ve kabin içi eğlence faktörleri altında değerlendirilirken, bir diğer parametre olan performans ise, kendi içerisinde arz edilen koltuk kilometre, ücretli yolcu kilometre, arz edilen koltuk kilometre başına gelir, arz edilen koltuk kilometre başına gider, arz edilen koltuk kilometrenin ücretli yolcu kilometreye bölünmesiyle elde edilen yük faktörü ve arz edilen koltuk kilometre başına gelirin arz edilen koltuk kilometre başına gidere bölünmesiyle elde edilen gelirin gideri karşılama oranı faktörleri altında değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda hizmet ve performans parametrelerinin arasındaki korelasyonun, havayollarının bilançolarındaki etkisi hesaplanmış olup, göreceli ve sübjektif değil, objektif olarak rakamsal değerler esas alınarak belirlenen hizmet ve performans parametrelerinin havayollarının kar/zarar dengesindeki önemi ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Analitik hiyerarşi prosesi, Hizmet-konfor parametreleri, Performans parametreleri, Skytrax, Ağırlıklı ortalama analizi
İş modeline göre sermaye yapısının belirleyicileri: Düşük maliyetli ve geleneksel havayolları üzerine bir panel veri analizi
Bu çalışmanın amacı, uyguladıkları iş modeline göre havayolu şirketlerinin sermaye yapısını belirleyen faktörlerin ortaya çıkarılmasıdır. Bu kapsamda havayolu şirketleri, uyguladıkları iş modeli dikkate alınarak geleneksel ve düşük maliyetli olmak üzere iki farklı grup halinde değerlendirilmiştir. Çalışmada geleneksel ve düşük maliyetli iş modeli uygulayan havayolu şirketlerinin sermaye yapısını belirleyen faktörlerin ortaya çıkarılması ve bu iş modeline sahip havayolu grupları arasında, sermaye yapısının belirleyicileri konusunda anlamlı farklılıkların olup olmadığının ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Buna ek olarak iş modeline göre havayollarının finansman davranışlarının Finansman Hiyerarşisi ve Dengeleme Teorisi ile uyumunun incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada 31 geleneksel ve 15 düşük maliyetli iş modeli uygulayan havayolu şirketine ait finansal veriler, panel veri analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. 2004-2015 döneminin incelendiği çalışmada, literatürde en çok kullanılan sermaye yapısı değişkenleri kullanılmıştır. Çalışmanın ampirik bulguları, geleneksel ve düşük maliyetli iş modeli uygulayan havayollarının uzun vadeli finansman davranışlarının büyük ölçüde benzerlik gösterdiğini ve havayolu gruplarının Dengeleme Teorisine uygun olarak davrandığını ortaya koymaktadır. Buna karşın elde edilen sonuçlar, havayolu gruplarının kısa vadeli finansman davranışlarının belirgin bir şekilde farklılaştığını göstermektedir.
Standart entegrasyon sürecinde veri analizi uygulamaları ve havacılık mevzuatlarına uyum yönetimi
Havacılık ve uzay sektörü, şirketler için sürekli olarak müşteri beklentilerini karşılamayı veya aşmayı, aynı zamanda geçerli yasal düzenlemelere de uyumluluk göstermeyi gerektirmektedir. Uluslararası Havacılık Kalite Grubu (IAQG), endüstrideki temsilcilerle birlikte, tedarik zinciri boyunca kullanılacak Kalite Yönetim Sistemi (KYS) gereksinimlerini standartlaştırmak amacıyla AS9100 Serisi kalite yönetim sistemi standartlarını geliştirmiştir. Genellikle kuruluşların, KYS dışında, havacılık emniyeti ve çevresel korumayı sağlayan sivil havacılık otoritesi düzenlemelerine de (örnek olarak Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı EASA) uymaları gerekmektedir. Bu düzenlemelere uyum sayesinde uçuşa elverişli parçaların, montaj gruplarının ve hava araçlarının üretimi ve satışı mümkün olmaktadır. Bu çalışma, AS9100 KYS ve EASA Part 21 POA düzenlemeleri arasındaki benzerlikleri ve farkları ele alırken, bütünleşik bir uygulama metodolojisini ortaya koymaktadır. Bu sayede hem AS9100 KYS hem de EASA Part 21 POA için sertifikasyon sürecinde olan kuruluşlar için maliyet ve zaman açısından etkili, hızlı ve sürdürülebilir bir yaklaşım sunmayı amaçlamaktadır.
Havacılıkta emniyet kültürünün oluşturulmasında bir araç olarak emniyet yönetim sistemi: Nitel bir araştırma
Emniyet kültürü, örgüt içindeki ve dışındaki bireylerin olumsuz veya tehlikeli koşullara maruz kalmasını en aza indirmekle ilgilenen örgüt içi inançlar, normlar, tutumlar, roller, sosyal ve teknik uygulamalar seti olarak ifade edilmektedir. Herhangi bir ihlalden, engelden ve baskıdan bağımsız olarak örgütü ulaşılabilecek en yüksek emniyet hedefine doğru yönlendiren bir araç olma özelliği de taşımaktadır. Çalışanların sürekli olarak daha emniyetli çalışma koşullarına sahip olması için motivasyonlarını sağlayacak etkili bir araç olan bu kültür ayrıca emniyet ile ilgili risklerin daha kolay fark edilerek emniyetsiz davranışlardan sakınılmasına yardımcı olan bir emniyet yaklaşımı olarak da ifade edilebilir. Yüksek emniyet kültürü düzeyine sahip örgütlerde; yönetim ve çalışanlar arasında karşılıklı güvene dayalı etkili bir iletişim ortamı mevcuttur. Operasyonel tehlikeler ve hatalar daha kolay fark edilir. Çalışanların uygun emniyet davranışında bulunabilmeleri için bir çerçeve oluşmuştur ve çalışanlar yüksek riskli tesislerde emniyetli davranışlar gösterirler. Havacılık örgütlerinin tamamında yüksek düzeyde emniyet kültürü seviyesine ulaşılabilmesi ile insan faktörü kaynaklı kazalar, olaylar, hatalar, tehlikeler ve riskler büyük oranda engellenerek yüksek emniyet seviyesine ulaşılmasına büyük katkı sağlanacaktır. Bu seviyeye erişebilme noktasında en önemli unsur ise etkili bir Emniyet Yönetim Sistemi (EYS) aracılığı ile emniyet kültürünün oluşturulmasıdır. Emniyet kültürünün oluşturulabilmesi için EYS'ye yoğun bir şekilde odaklanmak önemlidir. EYS, çalışanların emniyet ile ilgili davranışlarına yön verebilmeleri için bir çerçeve sağlamakta ve bu çerçeve yönetimin uygun liderliği ile desteklenmelidir. EYS bileşenleri ve süreçlerinin etkin ve dinamik olarak uygulanması ile emniyet kültürü oluşturulabilir. Bu çalışmada, havacılıkta emniyet kültürünün oluşturulmasında EYS'nin bir araç olarak kullanılabileceği temel görüşünün doğruluğu sınanmak amacı ile Türkiye'de faaliyet gösteren havacılık işletmelerinde niteliksel bir araştırma yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda ise EYS ve süreçlerini etkin olarak uygulamayan işletmelerin emniyet kültürü seviyesinin düşük olduğu saptanmıştır. Etkin olarak uygulayan işletmelerde ise yüksek emniyet kültürü seviyesine ulaşıldığı tespit edilmiştir.
Hava yolu taşımacılığında hizmet kalitesi Esenboğa Havalimanı örneği
Sivil havacılık sektörünün gelişmeye başlaması ve insanların ulusal-uluslararası dolaşımda havayollarına olan ilgilerinin artmasıyla tüketici boyutunda hizmet kalitesi beklentileri de artmıştır. Sivil havacılık pek çok bileşenden meydana gelen büyük bir endüstridir. Sivil havacılıkta hizmet kalitesinin en önemli unsurlarından birisi olan havalimanı hizmet kalitesi diğer tüm bileşenler üzerinde etkilidir. Literatür incelendiğinde, hava yolculuğu hizmet kalitesine yönelik çalışmaların genellikle hava yolu şirketleri ekseninde yapıldığı görülmektedir. Ancak uçuşların başlangıç ve bitiş noktasında yer alan havalimanlarında verilen hizmet kalitesinin, genel hizmet kalitesi algısı üzerinde temel belirleyicilerden birisi olmasına rağmen, bu konunun yeterince üzerinde durulmamıştır. Bu çalışmanın amacı hava yolu taşımacılığında hizmet kalitesinin incelenmesidir. Hizmet kalitesi algısının hiçbir boyutunun katılımcıların eğitim düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği, ancak hizmet yenilik ölçeğinin katılımcıların eğitim durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca hizmet kalitesi ve hizmet yenilik algısının sadece empati boyutunun katılımcıların yaş gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Hizmet yenilik ölçeğinin de katılımcıların yaş durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır. Bunun yanı sıra yılda beş veya daha fazla sıklıkla uçuş gerçekleştiren katılımcıların, nispeten daha az sıklıkla uçuş gerçekleştiren katılımcılardan daha yüksek düzeyde hizmet yenilik algısına sahip oldukları görülmüştür. Son olarak katılımcıların tam hizmet sunan hava yolu şirketlerine yönelik hizmet kalitesi algı düzeylerinin, düşük maliyetli hava yolu şirketlerine yönelik hizmet kalitesi algı düzeylerinden daha yüksek olduğu görülmektedir.
Havacılık sektöründe rakabet koşulları
Örgütsel alt kültürler ve kaynakları: Bir hizmet işletmesinde araştırma
Örgüt kültürü araştırmaları, örgüt çalışanlarının bütüncül biçimde değer, norm ve anlayışları paylaşlaşabileceği gibi aralarında farklılıkların da oluşabileceğini göstermektedir. Örgütsel kademeler, fonksiyonel birimler, meslekler ya da demografik özelliklerdeki farklılaşmanın sonucunda örgütsel alt kültür grupları oluşmaktadır. Bu çalışmada, daha önce imalat sektörü işletmelerinde yapılan örgütsel alt kültür araştırmalarında kullanılan kültür alt boyutları esas alınarak bir hizmet işletmesinde araştırma yapılmaktadır. Bu araştırmanın, en az üç nedenle önemli olduğu düşünülmektedir. İlk olarak, daha önce imalat sektörü işletmelerindeki örgütsel alt kültür gruplarını belirlemek için kullanılan kültür alt boyutlarının hizmet işletmesinde kullanılması ülkemizdeki alt kültür araştırmaları yazınına katkıda bulunmaktadır. İkinci olarak, hiyerarşik, sıralı (tandem) ve iki aşamalı kümeleme yöntemlerinin kullanılarak sonuçlarının karşılaştırılması alt kültür çalışmalarındaki yöntem tartışmasına katkı yapmaktadır. Üçüncü olarak, bir hizmet işletmesindeki aynı profesyonel meslek grubundaki çalışanlar arasındaki alt kültür gruplarının kaynaklarının belirlenmesi yazındaki alt kültürün kaynakları tartışmasına katkıda bulunmaktadır. Bu araştırma için Sivil Havacılık Sektörü'nde faaliyet gösteren bir hizmet işletmesinde görev yapan 233 pilottan anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda sıralı (tandem) kümeleme yönteminin örgütsel alt kültür gruplarının belirlenmesi için en iyi sonucu verdiği görülmüştür. Araştırma sonuçları ayrıca, örgütsel alt kültür gruplarının ayrışmasında ülke kültürlerinin belirleyici olabileceğine yönelik bulgular ortaya koymuştur. Araştırma sonuçları çerçevesinde yöneticilere yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Örgütsel alt kültürler, alt kültürün kaynakları, kümeleme analizi, sivil havacılık sektörü, hizmet işletmesi
Havalimanı terminal yönetimi: Uluslararası Dalaman Havalimanı uygulamaları
Havalimanı işletmeleri, havacılık faaliyetlerindeki en önemli alt yapı sağlayıcısıdırlar. Havalimanı faaliyetlerinde ve tasarımlarında, uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ve yerel sivil havacılık otoritelerinin katı kuralları vardır. Ayrıca uluslararası havacılık kuruluşlarının tavsiye niteliğinde kararları da dikkate alınır. Havalimanlarının kara ve hava taraflarının işletilmesi ve yönetilmesi, uluslararası kural ve kaideler göz önünde bulundurularak planlanmaktadır. Bunun yanında kara tarafında, özellikle de terminal binalarının yönetiminde, yolcuların sosyal ve kültürel özellikleri de önemli hale gelmektedir. Havalimanları, çok sayıda yolcuyu, havalimanı personelini ve destek ekiplerini içeren çok büyük organizasyonlardır. İnsan gücünün ve işleyişinin çok iyi planlanması gerekmektedir. Ayrıca, sadece insan değil hava araçları ve teknik cihazlar ile bu alanlarda çalışan teknik ekiplerin de düzenli ve emniyetli operasyonlar için çok iyi yönetilmesi gerekmektedir. Bu yönetim sürecinde, havalimanı ve terminal binalarının, bir bütünlük içinde ele alınarak, sistemi çok iyi bilen ve tanıyan uzman kişiler tarafından planlamaların yapılıp yönetilmesi gerekmektedir. Bu yönetim süreci içinde doğabilecek sorunlar önceden tespit edilmeli ya da oluşan sorunlar kısa süre içerisinde çözülmelidir. Havalimanı terminal yönetimi süreklilik ve koordinasyon gerektirmektedir. Bu yönetim sürecinde yöntem ve uygulanacak stratejiler her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. Bu tez çalışmasında, Dalaman Havalimanı terminal yönetimi ögeleri araştırılmış ve güncel uygulamalar incelenmiştir. Araştırmada havalimanı ve havalimanı terminal yönetimi ile ilgili temel tanımlar, havalimanı terminal yönetimine yönelik ulusal ve uluslararası düzenlemeler ile Dalaman Havalimanı terminal yönetimi uygulamalarına yer verilmiştir. Araştırmanın son bölümünde Dalaman Havalimanının terminal yönetimi unsurları yarı yapılandırılmış görüşme ile analiz edilmiştir ve incelemeler sonucunda havalimanı terminal yönetimi kontrol listesi oluşturulmuştur.
Kişilik tipleri ve kariyer başarısı arasındaki ilişki: Havacılık sektöründe bir uygulama
Küreselleşen dünyada havacılık sektörünün bölgesel, ulusal ve uluslararası düzeyde teknolojik gelişmelerin yanı sıra ekonomik ve sosyal alanlarda da gelişime büyük katkı sağladığı görülmektedir. Bu çalışmanın temel amacı havacılık sektöründe çalışan bireylerin kişilik tiplerinin kariyer başarıları üzerindeki etkisini ve ilgili kavramlar arasındaki ilişkisini saptamaktır. Bu amaçla literatür taraması yapılarak kavramsal açıklamalarda bulunulmuş ardından özel bir havayolu şirketinin çalışanlarından güvenirlikleri test edilmiş olan "Beş Faktörlü Kişilik Tipleri Ölçeği" ve "Kariyer Başarısı Ölçeği" kullanılarak anket tekniğiyle veri toplanmıştır. Konu kapsamında oluşturulan hipotezlere yönelik toplanan veri korelasyon ve regresyon analizinden yararlanılarak test edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre beş faktörlü kişilik tipleri ile kariyer başarısı arasında ilişkinin var olduğu, sorumluluk ve uyumluluk boyutlarının kariyer başarısını pozitif yönde ve anlamlı olarak etkilediği diğer boyutların ise kariyer başarısına anlamlı bir etkide bulunmadığı tespit edilmiştir.
Türkiye`de sivil havacılık ve havalimanlarında acil durum planlaması: Batman ve Diyarbakır Havalimanları örneği
Havacılık sektörü, ilk kontrollü uçuş ile beraber hızla önemli bir ulaşım yolu olmuştur. Modern hava araçlarının geliştirilmesi, havacılığın farklı kollarda büyümesini sağlamıştır. En önemli kollarından biri olan sivil havacılığın hızla iyileşmesi havayollarına olan ilgiyi artırmaktadır. Sivil Havacılığın sektörel bazlı büyümesi, bazı olumsuz durumların meydana gelmesine neden olmuştur. Bu olumsuzlukların başında gelen uçak kazası, büyük bir sorun olmaktadır. Hava aracı kazalarının yaygınlaşması nedeniyle de ülkelere bağlı, havacılığın idamesi için gerekli sorumluluğu üstlenen kurumlar oluşturulmuştur. Türkiye`de ise bu sorumluluğu Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) üstlenmektedir. Devlet Hava Meydanları İşletmesine (DHMİ) bağlı havalimanları, oluşacak acil durumun çeşidine göre planlar hazırlamaktadır. Bu tez çalışması iki ana temadan oluşmaktadır. İlkinde Türkiye`de hızla gelişim gösteren sivil havacılık faaliyetleri irdelenerek tüm çalışmaların detaylıca incelenmesi sağlanmıştır. Diğer ana temasında ise Batman ve Diyarbakır Havalimanlarında doğabilecek tüm olumsuz şartlara yönelik yapılan acil durum planlamasının kapsamı ve etkinliği değerlendirilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde sivil havacılığın doğuşu ve uluslararası sivil havacılık faaliyetlerinin idamesi için çalışmalar yapan kurum, kuruluşların misyon ve vizyonları incelenmiştir. İkinci bölümde, Türkiye`de sivil havacılığın gelişimi ve bu gelişime etki eden tüm etkenler üzerinde durulmuştur. Tez çalışmasının üçüncü bölümünde ise Batman ve Diyarbakır Havalimanlarında meydana gelebilecek olay ya da afetlere etkin ve doğru müdahalenin yapılabilmesini sağlayan çalışmalar dikkatlice analiz edilmiştir.
Havacılıkta katılımcı yönetim anlayışı: Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü uyarlaması
Temel amacı, Türkiye'deki kamu kesimi sivil havacılık kuruluşları başta olmak üzere sivil havacılık sistemindeki pozitif emniyet kültürünü destekleyecek nitelikteki katılımcı yönetim anlayışını ele almak suretiyle bir model önerisi dizayn etmek olan bu araştırma, nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanılması suretiyle yapılmıştır. Araştırmanın ilk dört bölümünde havacılık kuruluşları özelinde, ICAO düzenlemelerine göre hayata geçirilen "emniyet yönetimine ilişkin konseptler, emniyet düşüncesinin evriminde gelinen son noktayı temsil eden "pozitif emniyet kültürü" ve post-modern çağın yönetim anlayışlarına yansımasıyla ortaya çıkan "katılımcı yönetim" anlayışı teorik düzeyde incelenmiştir. Söz konusu temel araştırma kavramlarıyla ilgili yapılan literatür taraması sonucunda ulaşılan nitel bulgulara göre araştırmanın modeli, ölçekleri ve hipotezleri tespit edilmiştir. Son olarak, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü çalışanlarının oluşturduğu araştırma evreninde 105 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen bir anket uygulaması aracılığıyla toplanan nicel veriler SPSS 26.0 programında çeşitli analizlere tabi tutulmak suretiyle araştırma hipotezleri test edilmiştir. Araştırma sonucunda görülmüştür ki, kamu kesimi havacılık kuruluşlarında hem pozitif emniyet kültürü hem de katılımcı yönetim anlayışının, emniyet ve risk yönetim süreçlerine, organizasyon yapısına, çalışan davranışlarına ve emniyet yönetim sisteminin bütününe doğrudan doğruya ve pozitif yönde etkisi bulunmaktadır. Gerek pozitif emniyet kültürü, gerekse katılımcı yönetim anlayışı emniyet ve risk yönetim sisteminin alt boyutları arasında en güçlü şekilde "çalışan davranışlarını" pozitif yönde etkilediği araştırma sonucunda tespit edilmiştir. Ayrıca araştırma sonucunda katılımcı yönetim anlayış ve uygulamalarının, havacılığın düzenleyici ve denetleyici kurumundaki pozitif emniyet kültürünün gelişimine olumlu yönde katkı sağladığı anlaşılmıştır. Araştırma sonucunda anlaşılmıştır ki, kurum içinde katılımcı yönetim uygulamalarına sıklıkla yer verilmediğinde pozitif emniyet kültürü yerine negatif emniyet kültürü olarak da nitelendirilebilen "suçlama kültürü" etkisini artırmaya başlayacaktır. Özellikle yaşanan emniyete aykırı bir durumda, genellikle çalışanlar ile yöneticiler arasında kutuplaşmaların yaşanması, kurumsal anlamda emniyet raporlama sisteminin hemen işletilemez hale gelmesi ve kayırmacı tutumlarla emniyeti tehlikeye atan durumların hemen örtbas edilmeye çalışılması gibi olaylar katılımcı yönetim anlayışının hâkim olmadığı örgütlerde sıklıkla görüleceği araştırma sonucunda anlaşılmıştır. Son olarak araştırma sonucunda, pozitif emniyet kültürünü ve katılımcı yönetim anlayışını önceleyen yeni bir model önerisi getirilmiştir. Araştırma bulgularına göre önerilen yeni modelin kurulması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması yönünde izlenecek yol ve yöntemler detaylı bir şekilde anlatılarak, gelecekte aynı konuda yapılması planlanan araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Hava trafik kontrol hizmetlerinde geleneksel yönetim yaklaşımından post-modernizme geçiş: Hava trafik kontrolörleri üzerine bir uygulama
Hava trafik kontrol hizmetlerinde geleneksel yönetim yaklaşımından post-modern yönetim yaklaşımına geçiş süreci kontrolörler gözünden incelenerek yönetim süreçlerinin iyileştirilmesi amaçlanan bu çalışmada nitel ve nicel araştırma teknikleri birlikte kullanılmıştır. Bu kapsamda beş bölümden oluşan tezin ilk üç bölümünde teorik arka plan çerçevesinde literatür incelemesi yapılarak araştırmanın kavramsal modeli oluşturulmuştur. Tezin ilk bölümünde sürekli gelişmekte olan havacılık sektörünün deregülasyon süreci sonrası gelişimi ve çalışmanın içeriğiyle ilgili bilgiler verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde; havacılık sektöründeki temel düzenlemeler ve uluslararası ve ulusal havacılık otoriteleri hakkında bilgiler verildikten sonra hava trafik yönetimi kavramı açıklanmıştır. Tezin üçüncü bölümünde; tezin teorik arka planının oluşturulmasına yönelik yönetim yaklaşımları, post-modern yönetim sürecine geçişi sağlayan önemli gelişmeler ve havacılık sisteminin post-modernizasyonu kapsamında bilgilere yer verilmiştir. Araştırmanın örneklemi ülkemizde aktif lisanlı "Hava Trafik Kontrolörü" olarak çalışan 225 kişiden oluşmaktadır. Anket aracılığıyla toplanan veriler SPSS 26 ve AMOS 23 programlarında analiz edilerek ulaşılan bulgular değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda hava trafik kontrolörlerinin, post-modern yönetim sürecine bakış açıları, demografik özellikleriyle ilişkilendirilerek açıklanmıştır. Elde edilen sonuçlar, hava trafik kontrol alanında post-modern yönetim anlayışına geçişte, insan kaynakları yönetim süreçlerinin iyileştirilmesine katkı sağlamaktadır. Ayrıca kontrolörlerin mevcut yönetim süreçleri içinde, post-modernizasyon algılarını en üst düzeye çıkarabilmek için alınabilecek önlemler tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, hava trafik kontrol alanında mevcut yönetim süreçlerinin post-modernizasyonu için özgün bir rehber niteliği oluşturmaktadır. Tez çalışmasında elde edilen tüm sonuçların, hava trafik kontrol alanında post-modern yönetim anlayışına geçiş için farkındalık yaratması; post-modern yönetim modeli literatürüne ve bundan sonra konu ile ilgili yapılacak bilimsel çalışmalara katkı sağlayacaktır.
Havalimanı mania planları yükseklik kriterlerinin CBS ile havacılık ve gölgeleme çalışmaları kapsamında değerlendirilmesi
Günümüzde havayolları yolcu taşımada önemli bir rol oynamaktadır. Artan nüfusu karşılayacak hem hızlı hem sürdürülebilir bir ulaşım tercihi olan havayolu seyahati için havalimanları sayısında artış gözlenmektedir. Kentler artan nüfusla birlikte gelişmekte yüksek katlı binalar inşa edilmekte ve kent çeperlerindeki yapılaşmalar yayılmaya başlamıştır. Uçuş güvenliğinin sağlanması için havalimanlarının çevresinde bulunan kentsel yükseklik kısıtlamalarının olması, kentlerin yükseklik planlamasını zorlaştırırken güvenlik açısından önemli bir kısıtlamadır. İmar yapmaya yetkili yerel yönetimler ve diğer kurumlar imar inşaat yükseklik izni verirken havalimanları için tasarlanmış olan mania planlarındaki yükseklikleri aşmamaları gerekmektedir. Bu durumda kentsel yüksekliklerin sürekli olarak kontrol ediliyor olması uçuş güvenliği için önemli bir husustur. Sivil ve askeri havacılık otoriteleri mania kontrol ekipleri ile bu süreci yürütürken manuel hesaplamalar ve çizimler gerçekleştirmektedirler. Artan havalimanı sayısı ve artan kentsel yapılaşmaların yükseklik kontrolünün yapılması hem süre açısından hem de işgücü açısından zor hale gelmektedir. Bu çalışmada havalimanı mania planı içerisinde kalan kentsel yapıların yükseklik engel analizlerinin otomatik olarak belirlenmesi amacı ile Coğrafi Bilgi Sistemleri teknikleriyle ArcGIS Aviation Tool kullanılmıştır. Mania planını aşan yükseklikler için Havacılık ve Gölgeleme Çalışmaları yürürlükte olan mevzuat kapsamındaki değerlendirmesi incelenmiştir.
Havalimanı apron tarafında emniyet yönetim yaklaşımları: bilişsel farkındalığın rolü
Havayolu taşımacılığı, sahip olduğu hız, verimlilik ve uzak lokasyonlara bağlanma kapasitesi ile küresel ulaştırma sisteminin hayati bir bileşeni konumundadır. Uçuş operasyonları her ne kadar havada gerçekleşse de, operasyonların hazırlık ve destek süreçleri yerde tamamlanmakta olup emniyetin sağlanmasında yer operasyonları kritik bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, havalimanının önemi bir parçası olan apron, emniyeti açısından stratejik bir öneme sahiptir. Bu araştırmanın amacı, havalimanı apronu üzerinde insan faktörlerinden kaynaklanan kazaların önlenmesinde bilişsel farkındalığın rolünü incelemek ve bu bağlamda emniyet yönetim sistemine katkı sunacak çözüm önerileri geliştirmektir. Çalışmanın amacı doğrultusunda, veriler, Türkiye'de faaliyet gösteren yer hizmetleri şirketlerinin operasyon departmanlarında görev yapan personellere yönelik yarı yapılandırılmış görüşmeler ve anket yöntemi ile elde edilmiştir. Araştırma bulguları, bilişsel farkındalığın zayıflamasının arkasında "kirli düzine" olarak bilinen insan hatalarından kaynaklı kazaların meydana gelebileceğini göstermektedir. Özellikle stres, iletişim ve ekip çalışması eksikliği gibi faktörlerin apronda yürütülen operasyonlardaki emniyeti olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, bu faktörlerin eğitim yoluyla iyileştirilebileceğini ve kazaların önlenmesine önemli katkılar sağlayabileceğini ortaya koymaktadır. Yapılan analizler sonucunda; demografik değişkenlerin, emniyet davranışları, ekip çalışmasındaki eksiklik, iletişim yetersizlikleri ve stres üzerindeki etkileri belirlenmiştir. Apron emniyet düzeyini artırmak için, eğitim programlarının genişletilmesi, ödül ve ceza mekanizmalarının etkinleştirilmesi, denetim süreçlerinin sıklaştırılması, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, apron alanındaki iletişimin güçlendirilmesi, çalışma ortamının düzenlenmesi ve işe alım süreçlerinde personel seçim kriterlerinin yükseltilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Measuring and assessing the impact of leadership types on employee's performance and risk-taking tolerance in aviation organizations
Leadership styles have a significant impact on organizations and employees. Different types of leadership play an important role in the organization and employee success. Its stream from different leadership styles can provide different approaches in different situations and employee groups. This study aims to examine the effect of leadership types on employee performance and risk-taking tolerance in aviation organizations. The aviation industry is a stressful, dynamic and complex environment that is closely tied to ever-changing rules and regulations. In such sectors, the concept of leadership is critical. In this study, a study was conducted by using the correlation analysis method in order to reveal the effect of leadership styles on employee performance and risk-taking tolerance and the connection and relationship between variables. The data collection process was carried out through questionnaires and applied to people working in different units operating in the aviation sector. The results revealed that in the aviation industry, different leadership styles have a significant impact on employee performance measures and also affect employees' risk-taking behaviour. The findings provide important clues that can be taken into account when evaluating and developing the leadership styles of aviation organizations. This study is expected to contribute to the literature on leadership practices and employee performance in the aviation industry.
Havacılık işletmelerinde ağ yapıları ve rekabet ilişkilerinin işletme performansı üzerine etkileri
Günümüzün yoğun küresel rekabet baskısı altında havacılık işletmeleri faaliyetlerine etkili ve verimli bir şekilde devam edebilmek için stratejilerini ve performanslarını düzenli olarak analiz edebilmeli ve başta rakipleri olmak üzere diğer işletmelerle sürekli olarak karşılaştırmalar yapabilmelidir. Örgütsel ağlar kuramı; ağ düzeneği içerisindeki aktörler arasında yer alan bağlantılar aracılığıyla gerçekleştirilen paylaşımlara odaklanarak örgütlerin bağlantıları üzerinden kaynaklara erişim konusundaki stratejilerini değerlendirebilmektedir. Havacılık sektörü; dünya ülkeleri açısından en stratejik sektörlerinden birisi olup ekonomik büyümeye katkı sağlaması, uluslararası ticareti ve turizmi kolaylaştırması, sosyal etkileşimleri kolaylaştırması gibi sebeplerle oldukça önem arz eden bir konumdadır. Alanyazında havacılık sektörü özelinde örgütsel ağ analizi ile ilgili oldukça sınırlı sayıda çalışma yapıldığı belirlenmiştir. Bu araştırmalarda, ağ yapılarının ve işletmenin ağ yapısı içerisindeki konumu ile işletmenin stratejilerinin işletme performansı kavramı üzerine etkilerine ve bu kavramların kendi içerisindeki etkileşimlerine odaklanan ve bir havalimanı ekosistemi içerisinde birbirleriyle sürekli etkileşim halinde olan havacılık işletmelerini bütüncül bir bakış açısıyla inceleyen bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu bağlamda çalışmada, Ankara Esenboğa Uluslararası Havalimanı ekosistemi içerisinde yer alan havacılık işletmelerinin örgütsel ağ yapıları ve rekabet stratejileri incelenerek bu etkenlerin işletme performanslarına olan etkileri hakkında değerlendirmeler ve önerilerde bulunulmuştur. Buradan hareketle çalışma içerisinde belirlenen araştırma sorusuna yanıt bulunması ile mevcut alanyazına katkı sağlanılmış ve havacılık sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin de yeni bir bakış açısı ile performans ve stratejilerini değerlendirmesine olanak sağlanılmıştır. Bu kapsamda çalışmanın hem akademiye hem de sektöre farklı bir bakış açısı ile inceleme olanağı kazandırması yönünden özgün ve önemli bir yapıda olduğu değerlendirilmektedir.
Hava taşımacılığında liberalleşme kavramı ve hava kargo talebinin ekonometrik analizi: Türkiye örneği
Havacılık endüstrisinde faaliyet gösteren havayolu şirketleri, havalimanı işletmeleri, yer hizmeti işletmeleri, seyrüsefer sistem sağlayıcıları, acenteler gibi paydaşların yatırımlarını doğru yönetmesi, hava taşımacılığı sisteminin verimliliğinin artırılması ve devletler tarafından politika oluşturulması açısından hava taşımacılığı talebini analiz etmek önemlidir. Hava kargo taşımacılığı yapan havayolu şirketleri ve diğer paydaşların, faaliyetlerini planlaması, yatırım kararları vermesi ve küresel anlamda rekabet edebilmesi için Türkiye'de hava kargo talebine etki eden faktörlerin belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, alanyazın taraması gerçekleştirilmiş ve Türkiye özelinde hava kargo talebine etki eden faktörler ile ilgili sınırlı sayıda çalışma yapıldığı belirlenmiştir. Ayrıca, Türkiye ile diğer ülkeler arasında karşılıklı olarak giden-gelen hava kargo miktarını inceleyen ve ikili hava hizmeti anlaşmalarının liberalleşmesinin hava kargo talebine etkisini belirlemeye yönelik bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu bağlamda çalışmada, Türkiye ile örneklem olarak seçilen 15 ülke arasında 2013-2022 yılları arasında giden ve gelen hava kargo miktarına, ikili hava hizmeti anlaşmalarının liberalleşme düzeyleri ve alanyazın taraması sonucu belirlenen diğer değişkenlerin etkisi incelenmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular; ikili anlaşmaların liberalleşme düzeyleri, ilgili ülkelerden Türkiye'ye yapılan ithalat tutarı ve mesafenin giden ve gelen hava kargo miktarını pozitif etkilediğini, jet yakıt fiyatındaki değişimin negatif etkilediğini, uçuş sayısının ise sadece Türkiye'den ilgili ülkelere giden hava kargo miktarını pozitif etkilediğini göstermektedir.