Westernization
98 theses under this subject heading
Osmanlı Devleti'nin batılılaşma sürecinde klarnetin konumu
Bu çalışmada 1690 yılında Alman çalgı yapımcısı J. C. Denner‟in chalumeau‟dan (şalümo) geliştirmiş olduğu tahta üfleme çalgılar üyesi olan klarnetin, Osmanlı Devletindeki Muzıka-ı Humayun‟dan sonraki gelişimi irdelenmektedir. Batı devletleri ile gelişen ikili ilişkileri sonucunda yaşanan değişimler ve Osmanlının batılılaşma süreci bu değişimi koşutlayan en önemli faktörlerdir. Klarnetin Mehterhane‟den Muzıka-ı Humayun‟a uzanan tarihsel süreç içindeki konumu ve önemi, bu çalgının Osmanlı dönemindeki değişimine ışık tutacak nitelikleri göz önüne sermektedir. Anahtar Kelimeler Chalumeau, Klarnet, Mehterhane, Muzıka-ı Humayun
Türkiye'de modernleşme süreci'nde basın: Ulus Gazetesi'nin modernleşme söylemi
Bu çalışmada, ilk olarak 14 Eylül 1919 yılında İrade-i Milliye adıyla, ardından 10 Ocak 1920 yılında Hakimiyet-i Milliye adıyla ve daha sonrasında dil devrimine uygun olarak 28 Kasım 1934 yılında Ulus adıyla yayımlanmaya başlayan gazetede yer alan haberlerin "Türk Modernleşmesi"ne olan etkileri tartışılmıştır. İktidarın görüşlerini topluma aktaran ve yeni demokrasi ilkelerini topluma sunan Ulus Gazetesi'nde, 1935-1938 yılları arasında modernleşme söylemi içeren haberler eleştirel söylem analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, modernleşme-batılılaşma kavramı üzerine odaklanılmış ve modernleşme olgusunun tarihsel dinamikleri ele alınmıştır. XVI. ve XVII. yüzyılda Rönesans ve Reform, sonrasında Sanayi Devrimi'ne dayanan modernleşme hareketleriyle birlikte Batı'nın ilerleme kaydetmesi, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki gerilemenin ardından başlayan modernleşme denemeleri ve bu denemelerin cumhuriyet dönemine kadar uzanan tarihi söz konusu bölümün temelini oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Osmanlı-Türkiye modernleşme süreci söz konusu bölümde incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, genel hatlarıyla Cumhuriyet Dönemi modernleşmesi üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda, Cumhuriyet Dönemi modernleşmesinin siyasal, ekonomik, hukuki, toplumsal ve kültürel gelişmeleri söz konusu bölümde ele alınmıştır. Öte yandan, 1930'lu yılların genel durumu ve yaratılmak istenen ulusal kimlik olgusuna da bu bölümde değinilmiştir. Ayrıca, ikinci bölümde modernleşme sürecinde basının rolüne genel hatlarıyla yer verilmiştir. Çalışmanın çözümleme bölümünde ise, Ulus Gazetesi'nin tarihi, yayın amacı ve yayın politikası dönem koşulları göz önünde bulundurularak irdelenmiştir. Ulus gazetesinde 1935-1938 yılları arasında yayımlanan ve modernleşme söylemi içeren haberler eleştirel söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde yer alan kuramsal arkaplan bağlamında değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, tek parti hükümetinin resmi yayın organı niteliği taşıyan Ulus gazetesinde yer alan haberlerin ulusal bir bilincin yansıtılmasında, modernleşme bağlamında Türkiye'nin gelişmesi ve kalkınmasında ve yapılan devrimlerin heyecanının yansıtılmasında önemli bir rol oynadığı ortaya konulmuştur. Bununla birlikte, gerçekleştirilen devrimlerde ve modernleşme hareketlerinde Atatürk'ün öneminin vurgulanması, Osmanlı geçmişinin reddedildiği söylemlerin ön plana çıkarılması, Türk modernleşmesinin olumlanması ve iktidar söyleminin yeniden üretilmesi bağlamında Ulus gazetesinde yer alan modernleşme söylemi içeren haberlerin önemli bir ölçüde belirleyici olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Modernleşme, batılılaşma, basın, Kemalizm, Ulus Gazetesi.
Milli Edebiyat Dönemi Türk Romanında batı algısı
II. Meşrutiyet'in ilanı büyük bir açlıkla beklenen hürriyet fikrini getirmesi bakımından Osmanlı Batılılaşması için oldukça önemli bir aşamadır. II. Meşrutiyet'in akabinde milliyetçi isyanlar ve savaşlar neticesinde oluşmaya başlayan Milliyetçilik fikri oluşur. Özgürleşen Batılılaşma cereyanı ile milliyetçilik akımının fikrî sentezinden oluşan Milli edebiyat dönemi romanları bu iki zıt fikrin işlenmesi bakımından önemli bir yere sahip olmaktadır. Bu bakımdan Milli edebiyat romanları Batı'nın eleştirisi ve gerekliliği konusunda zengin verilere sahiptir. Bu çalışmamızda Milli edebiyat romancılarından Peyami Safa, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin ve Refik Halit Karay'dan seçtiğimiz romanların barındırdığı Batılı unsurları inceleyerek Milli edebiyat döneminde mevcut olan Batı algısını tespit etmeye çalışacağız.Anahtar Sözcükler: Milli edebiyat, roman, kültürel değişim, Batılılaşma
Alev Alatlı'nın fikirlerinin sosyolojik açıdan değerlendirilmesi
Türkiye'de edebiyat, Batı'daki değerinin aksine uzun yıllar sosyal bilimlerin odak noktasının dışında kalmıştır. Oysaki edebiyat disiplini, felsefe ve sosyal bilimler, özellikle de sosyoloji için çok değerli bulguların yer aldığı bir bilgi deryasıdır. Türkiye'de, romancı kimliğiyle tanınan Alev Alatlı, ülkemizdeki çoğu sosyal bilimcinin aksine, toplumsal konuları ve sorunları tahlil ederken, edebiyat alanından önemli ölçüde istifade etmiştir.Alatlı, Aristoteles mantığının tek düzeliğine karşın "saçaklı mantık"ın önemine vurgu yapan, bütüncül düşünce biçimini öne çıkaran, anti-pozitivist, gerçekçi bir romancıdır. Alatlı, Doğu-Batı ayrımı hakkındaki düşüncelerini, coğrafyadan ayrı olarak, biyofilik ve nekrofilik yönden kâinatı algılama tarzındaki farklılıkların üzerine kurmuştur. Alatlı'ya göre, Türk toplumu, Doğu ve Batı arasında arafta kalmış, ahlâk yapısı kapitalist sistemin zorlamasıyla göreceli ahlâka kurban gitmiş, değerler dünyasında büyük karmaşalar yaşamış, genç nüfusu cehalete yenik düşmüş, insanları Batılılaşmanın tesiriyle çeşitli açmazlarla karşı karşıya kalmış, kimlik bunalımı yaşamış, fertleri birbirine yabancılaşmış bir toplum haline gelmiştir.Alatlı, Türk toplumunun Batılılaşma süreciyle nekrofilik bir ruha büründüğünü, kendi yapısına ve dokusuna ters düşen bir yabancılaşma yaşadığını iddia etmiştir.Alatlı, Türk insanının derin kültürel bağlarında yatan özgürlük ruhuna vurgu yapmıştır. Alatlı, dünyayı tahakküm altına alan yağma düzenine eleştirel bakmıştır. Türk toplumunu dünyanın emniyet supabı olarak görmüştür. Alatlı, Türk toplumunun sahip olduğu değeri ve önemi fark etmiştir. O, Türk toplumunun özünü bulması için eserler kaleme almıştır.Tezimiz, Alatlı'nın kaleme aldığı yazıların ışığında, Türk toplumunu hangi dinamikler açısından nasıl değerlendirdiğini konu edinmiştir. Bunun yanı sıra tezimizde, Alatlı'nın toplum sorunlarına bakışını, Doğu-Batı ayrımına, Türk toplumuna ve insanına dair fikirlerini tahlil etmeyi amaçladık. Türkiye'de edebiyat dünyası ve sosyal bilimlerde önemli bir yere sahip olan Alatlı'nın görüşlerini genel ivbir çerçeveye oturtmaya çalıştık. Tezimiz, genellikle edebi yönüyle ele alınmış olan Alatlı'yı, sosyolojik bir perspektifle bütün yönlerini incelemiş olan ilk çalışmadır.Anahtar SözcüklerAlev Alatlı, Aydınlanma, Modernizm, Postmodernizm, Pozitivizm, Oryantalizm, Yabancılaşma, Biyofili, Nekrofili, Batılılaşma, Türk Toplumu, Türk İnsanı, Aydın, Bütüncül Düşünce, Kavram Kargaşası, Saçaklı Mantık, Rölativistik Ahlâk, Murat
Ulus devletin bazı Avrupa ülkelerinde ve Türkiye'de oluşumu ve sorunları: Ötekileştiren ulus mu, ötelenen ulus mu?
Araştırmada, ulus devlet ve milliyetçiliğin yanı sıra, küreselleşme ve ulus devletin etkileşimi hakkında bilgi verilmesi; ulus devletin seçilmiş Avrupa ülkelerinde (İngiltere, Fransa ve Almanya) oluşumu ve sorunlarının ortaya konması; uluslaşma süreci sancılı ve sorunlu bir ülke olan Türkiye?nin ulus devlet konusundaki deneyimlerinin, eksiklerinin ve yanlışlarının ortaya konması ve bunlara dönük çıkarsamalarda bulunulması amaçlanmıştır. Ulus devletin doğuşundan günümüze kadar geçirmiş olduğu tarihsel gelişim süreci, temel nitelikleri, milliyetçilik, küreselleşme ve ulus devletin etkileşimi konusunda bilgi verilen bu çalışmada; seçilmiş Avrupa ülkelerinde ve Türkiye?de ulus devletin dünü ve bugünü, sorunları ele alınmıştır. Kapsam bakımından genişliği, seçilmiş Avrupa ülkeleriyle Türkiye?nin ulus devlet ve uluslaşma eğilimlerini, ulus devletin sorunlarını ve buna dönük çözüm önerilerini ele alması, ulus devlet konusuna `ekonomi cephesinden? yaklaşılması yönünden bu çalışmanın önem taşıdığı düşünülmektedir. Tarihsel ve betimsel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı çalışmada, öncelikle ulus devlet ve küreselleşme hakkında bilgiler verilmiştir. Bu bağlamda ulus devlet ve milliyetçiliğin tarihsel gelişimi, ulus devletin temel nitelikleri, milliyetçilik türleri, küreselleşme ve ulus devletin etkileşimi hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra da, seçilmiş Avrupa ülkelerinde ve Türkiye?de ulus devletin oluşumu ve sorunlarına değinilmiştir. Bu bağlamda, Almanya, Fransa, İngiltere ve Türkiye?de ulus devlet profili, ulus devletin tarihsel gelişimi ve sorunları ele alınmıştır. Seçilmiş Avrupa ülkeleriyle Türkiye?de ulus devletin oluşumu ve sorunları konusu işlendikten sonra, çalışmada ele alınan ülkelerin ulus devlet macerası karşılaştırılmıştır. Çalışmanın son kısmında da çalışmaya ilişkin sonuca yer verilerek, çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Almanya, Batılılaşma, Burjuvazi, Fransa, Đngiltere, Kapitalizm, Küreselleşme, Milliyetçilik, Modernleşme, Ulus Devlet, Türkiye
Atatürk Dönemi Türk kadınının değerlendirilmesine İngiliz basınından örnekler (1923-1938)
29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle Mustafa Kemal Atatürk'ün "Muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak" olarak tanımladığı Çağdaşlaşma, bir başka deyişle Türk toplumunda zihinsel ve kültürel değişim hedeflenmiş ve uygulamaya konulmuştur. Toplumsal yapılarda meydana gelen değişiklikler, aileyi şekillendiren temel unsur olan Türk kadınının toplum içerisindeki konumunu da etkilemiştir. Çalışmada İngiliz gazetelerinden yararlanmak suretiyle, Türk kadınının modernleşme sürecinde geçirdiği yapı değişikliğinin İngiliz basını tarafından nasıl algılandığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada; nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmış ve Cumhuriyet dönemi bazı İngiliz gazeteleri incelenmiştir. Sonuç olarak; İngiliz Basınında Türk Kadınının gelişimi "Batılılaşma" olarak tanımlanırken; İngiliz politikasının, dönemin Türk Kadınını anlama boyutunda etkili olduğu görülmüştür.
Asker kökenli ressamların Türk resim ve grafik sanatına etkisi
Batılı anlamda Türk Resmi, manzara resmi ile başlar. Doğa görünümleri, özellikle orman resimleri en çok rastlanan konulardır. Kent görünümleri arasında da İstanbul manzaraları sıklıkla yer almıştır. Ve Türk Resim Sanatının başlangıcını araştırdığımızda bulduğumuz bilgiler bizi asker ressamlar konusunu da araştırmaya yöneltir. Bunun sebebi, Türk Resminin ilk örneklerini veren sanatçıların asker ressamlar olmasıdır.Osmanlı Devleti'nin batılılaşma hareketleri, ordudaki yeni düzenlemelerin bir sonucu olarak gündeme gelen teknik çizim ve topografi dersleriyle başlayan bu süreç günümüze kadar artarak ve gelişerek devam etmiştir. Osmanlı Padişahı III. Selim döneminde açılan Mühendishane-i Berri-i Hümayun ve Mühendishane-i Bahri-i Hümayun okullarının müfredatlarına resim derslerinin dahil edilmesi çok büyük bir adım olmuştur ve bu okullarda resim sanatımızın ilk temsilcileri yetişmiştir. Bu batılılaşma hareketlerini sivil okullar da takip ederek, bazılarının programlarına da resim dersleri konulmuştur.Yukarıda belirtilen bilgiler ışığında bu araştırmada Asker Kökenli ressamların Türk Resim ve Grafik sanatların etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma genel tarama modellerinden yararlanılarak gerçekleştirilmiştir.Araştırma iki bölümde incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde, Türk Resim Sanatı nasıl başlamıştır?, Kimler öncü olmuşlardır?, Hangi evrelerden geçmiştir? Sorularına cevap aramaya çalışılmıştır. Ayrıca Türk Ordusunun kendi bünyesindeki askeri okullarındaki yenilik hareketleri ile Türk Resim sanatına etkileri araştırılmıştır.Askeri düzenin batılılaşma eğilimi ile yeniden organizasyonu askeri okulların kurulmasını sağladığı araştırmada elde edilen sonuçlardan biridir. Diğeri Bu okullarda yetiştirilen subaylara daha çok stratejik amaçlarla resim eğitiminin verilmesiyle subayların yetenekleri ve ilgileri doğrultusunda sanata yönelmeleri dünyada benzerine rastlanmayan bir asker ressamlar olgusunun ortaya çıkmış olmasıdır.Araştırmanın İkinci Bölümünde ise Osmanlının son döneminden başlayarak batılılaşma hareketleri sonucunda batılı anlamda resim sanatına geçişte en önemli rol alan Askeri ressamların kimliklerinin tespiti, hayatları ve eserleri ile Türk resim sanatına olan katkıları kronolojik sırayla anlatılmıştır. Askeriyenin batılılaşma hareketleriyle başlayan ve Türk Askeri eğitim programına resim dersinin ilave edilmesi ve sarayın teşvikleri ile Avrupa'ya eğitim için gönderilen Asker ressamların öncülüğü ile Asker ressamlar olgusu oluşmuştur. Zamanla askeri okulları sivil okullar izleyerek Batılı anlamda resim sanatı yayılarak günümüze kadar gelmiştir. İstanbul'un coğrafi yapısı içinde Osmanlı kimliğinin anıtsal kuruluşları olan mimari yapılar içinde dolaşarak resimler çalışan bir asker sanatçı grubunun oluştuğu görülmektedir. Ayrıca Asker Ressamlar Kuşağı sadece resim sanatı ile ilgili değil diğer sanat dallarıyla da (heykeltıraş, bestekâr, illizyonist, karikatürist v.s. gibi) ilgilenmiştirler.Anahtar Kelimeler: Asker, Ressam, Osmanlı, Türk, Resim Sanatı, Grafik Sanatı
Türkiye'nin Ortadoğu Projesinin doğuşu (1945-1956)
Bu araştırma, Osmanlı devletinin zayıflamaya başlamasıyla birlikte uygulamaya çalıştığı ve yerine kurulan cumhuriyetin de sürdürdüğü batılılaşma veya modernleşme hareketlerinin Türk-Arap ilişkileri üzerindeki etkisini tarihsel bir arka plan ile ele alarak, 1945-1956 yılları arasında Türkiye'nin Ortadoğu devletlerine karşı izlemiş olduğu politikaların oluşumundaki iç-dış etkenlerin nasıl etkilediğini analiz etmektedir. II. Dünya Savaşı sonrasında yeniden canlanma sürecine giren Türk-Arap ilişkileri çerçevesinde Osmanlı döneminde ilişkilerin kopmasına neden olan Batı, bu toplumların ilişkilerinin oluşmasında ve gelişmesinde önemli roller üstlenmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren batılılaşma veya modernleşmenin temel hedef olarak alınması, Türk siyasetçilerinin veya politik aktörlerin Ortadoğu'ya yönelik istikrarlı bir politika oluşturmalarını engellemiştir. Hem tek parti döneminde hem de çok partili hayatın ilk dönemlerinde Türkiye'nin Ortadoğu'ya yönelik politikaların belirlenmesinde, Batılı odaklı bakış açısı ve ikinci olarak da güvenlik algısı etkili olmuştur. Atatürk döneminde ilişkilerin iyi olduğu Sovyet Rusya'nın II. Dünya Savaşı öncesi ve esnasında Türkiye'ye yönelik tutumu değişerek, savaş sonrasında Türkiye için bir tehdit unsuru olmuştur. Bu durum Türkiye'nin Batı Blok'una yakınlaşmasına yol açmıştır. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye, Batı Blok'unun kurduğu güvenlik şemsiyesi olan NATO başta olmak üzere Batı devletlerinin kurdukları veya oluşturmak istedikleri bütün oluşumlar içerisinde yer almaya yönelmiştir. Bunun için de kendi iç politik yapısında revizyona giderek çok partili hayata geçişi gerçekleştirmiştir. Bu çok partili hayata geçiş süreci ile birlikte Türkiye, her ne kadar Batı'nın safında yer alıyor görünse de bu dönemde kendine özgü bir dış politika projesi geliştirmeye yönelik bir takım diplomatik faaliyetlere girişerek kendi inisiyatifi ile Batı merkezli oluşumların içerisinde yer almıştır. Bu dönemdeki Türkiye'nin Ortadoğu'ya yönelik izlediği politikalar da bu eksende şekillenmiş ve Bağdat Paktı'nın kurulması da bunun bir sonucu olmuştur.Anahtar Kelimeler: Dış politika, Ortadoğu, Bağdat Paktı, Batılılaşma, Ortadoğu Projesi.
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türk edebiyatında Kâğıthane (1839 - 1923 roman - şiir ve anı türlerinde)
Bilinen tarihi Roma İmparatorluğu'na dayanan İstanbul'un Kâğıthane bölgesi, en hareketli yıllarını III. Ahmet zamanında yaşar. "Lâle Devri" olarak isimlendirilen bu on üç yıllık dönem Osmanlı İmparatorluğu'nda yenileşme adına pek çok adımın ilk defa atıldığı, kimilerine göre ise Batılılaşmanın başladığı dönemdir. Lâle Devri'nde Damat İbrahim Paşa tarafından Kâğıthane'ye inşa edilen Sa'dâbâd Sarayı etrafında oluşturulan yapılanma çerçevesinde "Seyr-i Sa'dâbâd" olarak da anılan eğlence kültürü zirveye ulaşır. Tanzimat ve Servet-i Fünun dönemlerine gelindiğinde halk tarafından devam ettirilen bu eğlence kültürüne bağlı olarak Kâğıthane, Osmanlı İmparatorluğu'nun geçirdiği sosyokültürel değişimlere tanıklık etmesi ve barındırdığı doğal güzellikler ile Türk edebiyatının ilk eserlerine konu edilir. Bu çalışmada, Yeni Türk edebiyatının kurgusal ve kurgusal olmayan içeriğinde "Kâğıthane" isminin geçtiği kaynaklar belirlenmiş ve bölgenin dönem eserlerine yansıyış biçimleri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kâğıthane, Sa'dâbâd, Batılılaşma, III. Ahmet, Lâle Devri, Türk Edebiyatında Kâğıthane
Batılılaşma sürecinde Türk resminde figür mekân ilişkisi
Bu araştırmada Osmanlı Devleti'nin Batılılaşma süreci içinde yer alan 19. yüzyılın son çeyreğinden, Cumhuriyetin Kuruluşu ile yeni bir sürece giren Türkiye'nin 1950 yıllarına kadarki dönemi içinde Türk Resim sanatında figür ve mekân ilişkisinin ele alınışı kuramsal bir çerçevede incelenmiştir. Araştırma, Türk Resminde mekân figür ilişkisini ele alan sanatçılar ve yapıtlarıyla sınırlandırılmıştır. Araştırmada Osmanlı devletinin son döneminde başlayan ve Cumhuriyetin kuruluşu ile devam eden modernleşme ve çağdaşlaşma düşüncesi ve bu değişimin, yenilik arayışının resim sanatında figür ve mekân ilişkisi çerçevesindeki etkisi ele alınmıştır. Bu değişimde Osmanlı padişahlarınca saraya davet edilen yabancı ressamlar, azınlıklar ve batıya eğitim almaya giden asker ressamların önemli katkıları olmuştur. Batılılaşma süreci ile birlikte özellikle Avrupa'da ortaya çıkan akım ve oluşumların paralelinde Türkiye de de resim sanatı gelişme göstermiştir. Bu gelişimin hızlı ve içselleştirilememiş bir gelişme olduğu söylenebilir. Çünkü batıdaki kültür sanat ortamındaki yaşanan süreç (Rönesans ve Barok gibi) Türk sanat ortamında yaşanmadığından içselleştirilememiştir. Minyatürden batı resminin genel kurallarına geçiş sürecinde figür, model sorunu, daha ortada olmayan sanat akademilerinin kuruluşu ve akademik anlamda eğitim verebilecek sanatçıların yabancı oluşu ya da yeterli olmayışına rağmen resimde çağdaş ülkelerle paralellik sağlanması açısından ilerleme olduğu görülmüştür. Resim sanatında bu değişime paralel olarak mekân ve nesnelerin daha gerçekçi ifade buluşu, nesnelerin ve en önemlisi insanın bir fotoğraf gerçekliği ya da izlenimci anlayışın romantizmle harmanlanmış yeni senteziyle, bazen dışavurumcu bir tavırda ya da soyutlanmış bir kurgu içinde yer alışı önemli bir gelişme olarak görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Resim sanatı, Resimde Figür, Resimde Mekân, Türk Resmi, Figür ve mekân ilişkisi.
Servet-i Fünun romanlarında batılılaşma analizi ve kimlik tipleri
ÖZET Türk toplumunun yüzünü Batıya dönmesi olarak ifade edilen Batılılaşma yüzyıllardır süren tarihsel bir sürece karşılık gelmektedir. Bu süreç içerisinde Türk Batılılaşması farklı şekiller almış ve farklı açılardan değerlendirilmiştir. Önceleri askeri alandaki eksiklikleri ve geri kalmışlığı gidermek amacıyla Batı taklit edilmiştir. Fakat geçen zaman içerisinde Batının maddi kültürüyle birlikte ideolojisi de Türk Batılılaşmasını çevrelemiştir. Siyasi alana ilaveten eğitimden aileye, modadan insana bakışa kadar bütün diğer sosyo-kültürel alanlarda da Batılılaşmanın etkisi hızla kendisini göstermiştir. Özellikle Tanzimat'tan sonra artan bu hız Servet-i Fünun Dönemi'nde zirveye ulaşmıştır. Servet-i Fünun Batılılaşma açısından ayrı bir dönem olarak ele alınmalıdır. Çünkü bu dönem, Batılı okullarda okumuş, Batı tazında yetişmiş olan bir neslin ortaya çıkışına sahne olmuştur. Dönemin baskıcı ve sansürcü ortamı dolayısıyla Batı değerlerinin açık olarak ifade edilemediği bu dönemde, Batılılaşma ve onun taşıdığı değerler sistemi karşılığını ve ifadesini edebi eserlerde bulmuştur. Bundan dolayı bu dönem yazarlarının eserlerinde toplumsal yapıyı resmetmesi açısından Batılılaşma, ayrı bir yer tutar. Roman kahramanları Batılı gibi giyinip kuşanır, onlar gibi düşünürler. Batı idealize edilmiş bir şekilde anlatılırken yer yer yapılan karşılaştırmalarda Doğu ve Doğulu tipler yerilir ve küçümsenir. Romanlarda Batılı değerlere ve yaşantıya özel bir vurgu yapılır. Danslar, balolar, Batı enstrümanı olarak piyanolar, kızlı-erkekli gezmeler, Batı tarzında konuşmalar vb. ilişkiler öne çıkarılır. Türk tarihinin en etkin ve en uzun süreli toplumsal değişme hareketi olan Batılılaşma sosyal yapıdaki pek çok unsuru ve öğeyi değiştirmiştir. O dönem romanları, aile, eğitim, sosyal yaşantı, moda ve edebiyat gibi konulan ve bu alanlardaki değişimleri kendisine konu edinmiş ve Batılılaşma perspektifiyle ele almıştır. Bu bakımdan Servet-i Fünun dönemi romanlarının incelenmesi, hem o dönem Batılılaşmasına hem de hala devam eden bir süreç olarak bugünün Batılılaşmasına ışık tutması, toplum-edebiyat ilişkisi ve edebiyat sosyolojisi açısından çok önemlidir.
Raimondo D'Aronco: İstanbul' daki yapılarında cephe biçimlenişi ve detayları
Tez çalışmasının I. bölümü Giriş kısmından oluşmaktadır. Bu bölümde genel olarak tez çalışmasının seçiliş amacı, çalışma konuları ve çalışmada izlenen yöntem ve metodlar hakkında bilgi verilmiştir.II. bölümde, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Batılılaşma dönemi hakkında genel bilgiler verilmiş; batılılaşma dönemi mimarisi ve mimar sorunu üzerinde durulmuştur.III. bölümde, Raimondo D'Aronco'nun yaşamı ve İtalya'daki mimari etkinlikleri ile ilgili kısa bilgiler verilmiştir. İstanbul'da gerçekleştirdiği tüm tasarımlar ele alınarak, günümüze ulaşan yapılarından cephe nitelikleri bakımından ele alınan tasarımlarla ilgili bir katalog çalışması yapılmıştır. Çalışmanın bu bölümünde araştırma konusu yapılarla ilgili gerekli ölçümler yapılarak fotoğraflar çekilmiştir. Bunlar ışığında rölöveler hazırlanarak katalog çalışmaları yapılmıştır.IV. bölümde, çalışmanın değerlendirme kısmı bulunup kataloglardaki örnekler yardımıyla cephe biçimlenişleri hazırlanan tablolar ve fotoğraflarla açıklanarak benzer ve farklı özellikler tespit edilmeye çalışılmıştır.V. bölümde, yapılan incelemeler ve değerlendirmeler neticesinde D'Aronco'nun İstanbul'da bulunduğu dönemde yaptığı tasarımlar ve mimari tasarım metodolijisi hakkında varılan sonuçlar ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Batılılaşma, II. Osmanlı Tarım ve Sanayi Ürünleri Ulusal Sergisi, D'Aronco, Art Nouveau
أحكام المرأة المسلمة أمام أهم القضايا المعاصرة
In this research, in the light of contemporary developments, the provisions regarding Muslim blood were examined in terms of Islamic jurisprudence according to four sects. The study aims to identify preferred views on current problems based on the Qur'an, Sunnah and other Shari'ah sources. The importance of the study stems from the sensitivity of the subjects covered in the research. In a period when there are many fatwas without evidence, it is of great importance to know the shar'i decree clearly and clearly, and this issue is one of the problems of our age. Veiling, inheritance issues, women's work, participation in elections and political life, sedition, mischief and loss of social values as a result of fault and neglect of these duties are questions that need to be answered about women today. Descriptive historical method was used while revealing the position of women in history. Analytical induction method was preferred to analyze the opinions and texts about the rulings of Muslim women in the light of contemporary developments in the Shari'ah and law books, and to analyze the views of the relevant sects by comparing them. The most important results of the research are as follows: Unlike other legal systems that exploit women for their worldly and material interests, it is the religion of Islam that treats women fairly for the first time and gives them all their rights and duties. Mixing of men and women in schools, factories and public places has undesirable consequences can give birth. Among the most important challenges faced by Muslim women is the right of women to leave the house and work in various jobs. Sharia allowed women to work in these areas. Women have proven their success in business life and even surpassed men in some areas. However, the use of all these rights depends on the compliance of the work with the conditions of the Sharia. If this condition is not fulfilled, the woman may neglect her primary duty of raising a generation. As for participation in politics, women can claim political positions like men, as long as they comply with Shariah law. However, in this regard, men and women should not work in a mixed way. The researcher proposes to increase the awareness of religious and national culture so that women do not fall into western secular movements. Likewise, it is necessary to warn reformers, preachers and thinkers that women have a very important and central role in the education and generation reform process. Keywords: Fiqh, Muslim women, Contemporary Developments, Women's Work, Westernization
Cumhuriyet sonrası Türk mimarlığı ve yabancı mimarların etkileri
Batıya açılma ve batılılaşma çabaları, Cumhuriyet öncesi ve sonrası Türk mimarlığının gelişiminde önemli bir unsurdur. 18.yy.da gerçekleşen Endüstri Devriminin etkisiyle dünya mimarlığında oluşan değişimler, Osmanlı mimarlığını da etkilemiş; geleneksel değerlerden giderek uzaklaştırmıştır. Türkiye'de yaşayan gayrimüslim mimarların egemen olduğu mimarlık ortamı, yüzyılın sonlarında Avrupa'dan getirtilen mimarlarca da paylaşılmaya başlanmış; böylece Türk mimarlığına yabana mimarlar dönemi de başlamıştır. Ancak Avrupa mimarlık biçimlerinin Türk mimarlığına düzensiz bir şekilde girmesi ve 2Ö.yy.ın ballarında Osmanlı Devletinin dağılma sürecine girmesi, Türkçülük düşüncesinin daha baskın gelmesine neden olmuş; dolayısıyla yabancı mimarların Türk mimarlığındaki ilk dönemi uzun sürmemiş ve Ulusal Mimarlık dönemi başlamıştır. Cumhuriyetin ilanı ile, yeni kurulan devletin kendi iç sorunları üzerine eğilmeye başlanmıştır. Bu sorunların mimarlık ile ilgili olanları, yeni devletin örgütlenme gereksinmelerini karşılayacak yönetim yapıları, şehirlerin imar gereksinmesi, devletin yapması gereken hizmet kurumlan binaları, altyapı kuruluşları olarak sıralanmaktadır. Ancak Türklerin daha önceki dönemlerde mimarlık eğitimine gösterdikleri ilginin azlığı, az sayıdaki Türk aydınının 1. Dünya Savaşı'nda kaybedilmesi ve gayrimüslim mimarların ve yapı ustalarının Cumhuriyetin ilanından sonra yurt dışına göçmeleri nedeniyle bu sorunları çözümleyebilecek sayıda mimar bulunmamaktadır. Bir yandan da Ulusal Mimarlık düşüncesi sürmektedir. Ancak I.Ulusal Mimarlık akımı, eski rejimi temsil etmekte, yeni rejimin yani Cumhuriyetin ideolojisjyle bütünleşecek, modern, çağdaş ve yenilikçi bir mimarlığa ihtiyaç duyulmaktadır. Bu dönemin en önemli sorunu olan Ankara'nın imarı sorunu da belirince, olay, Cumhuriyetle birlikte gelen genel batılılaşma eğilimi çerçevesinde çözümlenmeye çalışılmış ve batılı mimarların daveti yoluna gidilmiştir. Ankara'nın iman için Türkiye'ye gelen Clemens Holzmeister'ı, Paul Bonatz, Bruno Taut ve Ernst Egli gibi önemli mimarlar izlemiştir. Türkiye'de eğitim, tasarım ve uygulama alanlarında görev alan batılı mimarîmin, aldıkları eğitim, kendi düşünce sistemleri ve uygulama ilkeleri doğrultusunda Türk mimarlığına hem olumlu hem de olumsuz çok sayıda etkileri olmuştur. Ancak yapıtları günümüzde bile halen kullanılan bu mimarların katkılarını yadsımak imkansızdır.
Batılılaşma dönemi mimarisinde, yapım teknolojisindeki değişim ve gelişim
ÖZET Osmanlı Devleti'nde, 18. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren Batı uygarlığına karşı bir açılım başlamış ve bu Batılılaşma olgusu, Tanzimat dönemiyle birlikte devlet ve toplum yapısındaki köklü bir yenileşme hareketine dönüşmüştür. Bu değişimin kent fizyonomisine yansıması ise, yeni mekan organizasyonları, yeni yapı türleri, tasarım kalıpları ve biçimlenme ilkeleri ile birlikte yapım teknolojisi alanında da gelenekselden çağdaş mimariye geçiş olmuştur. Modernleşme sürecinde, Batı mimarlığından model alınan kagir yapım teknolojileri kullanılarak inşa edilen yapılar, günümüzdeki yapı potansiyelinin de büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Döneminin sosyal ve kültürel yapısı, mimari anlayışı ve ekonomik eğilimlerini belgeleyen bu yapılar, taşımış oldukları bu değerler ile korunması gerekli birer kültür varlığıdır. Yapım teknolojileri de, dönemin endüstriyel ortamı, teknik imkanları ve standartlarını belirleyen verileri ile korunması gerekli bu yapıların, kültürel kimliğine değer kazandıran faktörlerin farklı bir yönünü oluşturmaktadır. Bu çalışmada da, Batılılaşma dönemi mimarlığı yapım teknolojilerinin taşımış oldukları kültürel misyonun boyutları çizilerek, koruma bilincinin bu kapsama kadar indirgenmesi ve dönem yapılarının yeniden değerlendirilmesine yön verecek teknolojik veri ve standartların tespit edilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçlar doğrultusunda, Batılılaşma sürecinde modernleşme hareketlerinin ortaya çıkardığı toplumsal, ekonomik, teknolojik ve mimari yapıdaki dönüşümler, devletin siyasi, kurumsal ve yasal düzenlerindeki değişim ve bunların yanı sıra Batı uygarlığı ile olan ilişkilerin yapım teknolojisi gelişim sürecinin biçimlenmesine olan etkileri irdelenmiştir. Ayrıca, kent dokusu içinde taşımış oldukları mimari değerler ile simgesellik ifade eden dönem yapıları arasından örnekler seçilerek, görsel belgelerle desteklenen bir anlatım içinde yapım malzemesi ve teknolojilerinin kullanım biçimleri tespit edilmiştir. Bu değerlendirmeden elde edilen veriler ile Batılılaşma dönemi mimarlığı yapım malzemesi ve teknolojilerinin tarihsel süreç içersindeki değişim kriterleri ve gelişim profillerinin saptandığı bir araştırma ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: İstanbul, Batılılaşma Dönemi, Kagir Yapı, Yapım Teknolojisi, Yapım Malzemesi.
Türk politik kültüründe ittihat ve terakki mirası: İdeolojik bağlamda bir değerlendirme
Çalışmada, Türk politik kültüründe önemli bir yer tutan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kuruluşu, gelişimi, iktidar yılları ve sonrasındaki mirası incelenmektedir. Osmanlı İmparatorluğu'nun gerileme döneminde ortaya çıkan İttihat ve Terakki Cemiyeti, Batılılaşma hareketleri ve ıslahat girişimlerine paralel olarak gelişmiştir. Tezde, Cemiyetin kuruluş süreci, siyasi, ekonomik ve toplumsal fikirleri, öncü düşünürleri ve liderleri analiz edilmektedir. Cemiyet, II. Meşrutiyet Dönemi'nde güçlenerek iktidarı ele geçirmiştir. Bu dönemde İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yönetim anlayışı, uygulamaları ve politikaları mercek altına alınmaktadır. Siyasi, ekonomik ve toplumsal alanda hayata geçirilen icraatlar ve bunların yarattığı sonuçlar incelenmektedir. Ayrıca, Cemiyetin Türkçülük ve milliyetçilik anlayışının gelişimi de bu süreçte değerlendirilmektedir. Cemiyet, ulus-devlet inşa etme, toplumsal ve kültürel dönüşümlere yön vermiştir. Çalışma, I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti'nin yıkılışı ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin tasfiyesini de kapsamaktadır. Cemiyetin mirasının Cumhuriyet Dönemi'ne yansımaları, siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel alanlarda analiz edilmektedir. Çalışmada Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar olan süreçteki Cemiyetin kadrolarının siyasette yer buluşu, Cemiyet düşünce yapısı ve ilkelerinin devlet mekanizmasında benimsenme tarzı, eğitim, kültür ve kadın hakları konusunda Cemiyetin bıraktığı miras incelenmiştir. Asıl olarak askerî alanda kendine yer bulan Cemiyetin bugün askerî olarak nasıl karşılık bulduğu ve darbe dönemlerine etkisi, son olarak da İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin günümüz Türkiye'sindeki izleri tartışılmaktadır.
Namık Kemal'in düşünce dünyasında yerlilik olgusu
Osmanlı devleti, Batı?nın siyasal ve kültürel etkisini 19. yüzyılda kuvvetli bir şekilde hissetmeye başlar. Bu dönem aydınlarımız yeni bir medeniyet anlayışının tezahürü olan Batı medeniyetini, bir ruh ve zihin karmaşası içinde izler ve tavırlarını belirlemeye çalışır. İçinde yetiştikleri kültürden bambaşka dinamiklere sahip olan bu yeni anlayış, onları ciddi bir anlama-karşılaştırma-çözümleme etkinliğine sevk eder.Bu dönemin en önemli isimlerinden biri olan Namık Kemal?in değişik türlerde ve zamanlarda ortaya koyduğu şiirleri, tiyatro eserleri ve özellikle de makaleleleri kendi anlama-çözümleme çabasını yansıtan değerli ürünlerdir. Namık Kemal, sanatçı kimliğinin ötesinde düşünür olarak da ortaya koyduğu fikirlerle döneminde ciddi bir etkiye sahiptir. Avrupa medeniyeti karşısında aldığı tavır, eserlerinde ortaya koyduğu düşünce iklimi en açık şekilde onun makale ve mektuplarında görülebilmektedir. Sanatçının edebî ürünleri şimdiye kadar çok değişik açılardan incelenmiştir. Onun düşünce dünyası ve bu dünyayı oluşturan temel öğeler çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Çalışmamızda makale ve mektuplarından hareketle sanatçının düşüncesini oluşturan temel unsurları ortaya koymayı amaçladık. Anahtar Kelimeler: Yerlilik, Edebiyatta Yerlilik, Namık Kemal, Tanzimat, Batılılaşma.
Western perception of the Turkish statesmen from 1923 to the present in the context of civilization and civilizations(Present-Prime Minister)
Civilization is not constant in a society and constantly advances and does not go back from the level. A society that does not conform to these elements is not a developed society. Measures taken to reach the level of civilization of the Ottoman Empire delayed the collapse. Moreover, thanks to these measures, the last of the Ottoman Empire, the first son of the Republic of Turkey has grown. Thus the founders of the Republic of Turkey, civilizations struggle, inherited from the Ottoman Empire. The presence of both enemy and civilization in the West forced Turkish statesmen (president and prime minister) to pursue policy in a fine line between heaven and hell. But they did not give up their struggle to reach the level of contemporary civilizations. 1923 to present contemporary civilizations extending reach the level of the struggle on behalf of Turkish Statesmen have won their way to western perception and continues to win. Keywords: Civilization, Modernization, Turkish Statesmen, Westernization, Western Perception.
Peyami Safa'da Cumhuriyet Dönemi Türk modernleşmesi
Daha sonra doldurBu tez metninde Cumhuriyet Dönemi Türk Modernleşme süreci, 1899-1961 yılları arasında yaşamış olan Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemine, Birinci Cihan Harbine, akabinde imparatorluktan yeni bir yönetim biçimi olan Cumhuriyet rejimine geçiş sürecine, Cumhuriyet Döneminde modern bir ulus devlet inşa edilmesi sürecinde yaşanan modernleşme hareketlerine, toplumsal değişim ve dönüşüme tanıklık etmiş, tanıklık etmenin ötesinde bu modernleşme sürecinin hem tek tek bireyler üzerinde hem de toplumsal yaşam üzerinde bıraktığı etkiyi derin bir tahlile tabi tutan Peyami Safa'nın perspektifi ile değerlendirilmiştir. Bu bağlamda modernite kavramı ve kavramın tarihsel gelişimi, Batı dışında kalan toplumların yaşadığı modernleşme süreci, toplumsal ve kültürel değişmeyi beraberinde getiren modernleşme hareketlerinin dönemin sosyo-kültürel yapısını nasıl ve hangi açılardan etkilediği konuları ele alınmıştır. Türk Modernleşme sürecine tanıklık etmiş bir yazar olan Peyami Safa'nın düşünceleri ışığında; Asya kıtası ile Avrupa kıtasının kesiştiği bir konumda yer alan, kültürel olarak ise doğu medeniyeti ve batı medeniyeti arasında kalan ülkemizde yaşanan modernleşme hareketleri, modernleşmenin Türk toplumu üzerinde yarattığı sosyal, kültürel, siyasi, ahlaki değişme gözler önüne serilmiş, bu yaşanan toplumsal değişimin nasıl bir kültürel zemine oturduğu anlatılmıştır. Peyami Safa, Batı'nın sahip olduğu ileri seviyedeki kültür ve medeniyeti örnek almamız gerektiğini savunurken Türk Modernleşmesinin kendine özgü bir kimlik ve karakter taşıması gerektiğinin de altını çizmiştir. Safa, coğrafi olarak da zihniyet olarak da Doğu medeniyeti ile Batı medeniyeti arasında bir yerde konumlanan Türk toplumunun modernleşmesini değerlendirirken bu iki farklı kültür ve medeniyetten birini diğerine tercih edip üstün görmemiş; bilakis ikisinin de kendi farklı iç dinamiklerinin bulunduğunu iddia etmiştir. Bu iki coğrafya arasında kalan Türk toplumunun modernleşmesi de bu iki kültürün birbirini tamamlayan parçalarından anlamlı bir sentez şeklinde olduğu müddetçe başarıya ulaşır. Yani ideal modernleşme Doğu ve Batı medeniyetlerinin anlamlı bir sentezidir. Burada önemli olan husus; Modernleşmeyi, "Doğu ve Batı medeniyetleri arasında din, dil, kültür ve zihniyet farklılıklarının çatışması olarak değil; iki medeniyetin sahip olduğu kültürün benzer ve ortak yanlarından anlamlı bir sentez oluşturabilmek" olarak ele alabilmenin elzem olduğu düşüncesini benimseyebilmektir. Anahtar Kelimeler: Modernleşme, Batılılaşma, Kültürel Değişme, Cumhuriyet Dönemi, Peyami Safa. ulacaktır.
Osmanlı Batılılaşmasının figüratif resim sanatına etkisi
Bu tez çalışması, Osmanlı Devleti'nde Tanzimat Fermanı ile başladığı kabul edilen ve Cumhuriyete kadar devam eden Batılılaşma çabalarının figüratif resim sanatı üzerinden incelenmesini konu almaktadır. Batılılaşma, Osmanlı Devleti'nde tavandan tabana nüfuz eden modernleşme süreci olarak ifade edilebilir. Batılılaşma başlangıçta biçimsel benzeme olarak algılanmış, ilerleyen süreçte, kimliğini bulmuştur. Toplumun ekonomik, siyasi, kültürel dönüşümler yaşadığı bir coğrafyada sanatın bu dönüşümden etkilenmeyeceğini düşünmek mümkün değildir. Çalışmamızın yöntemi, siyasi gelişmelerle birlikte sanatın da "gelenekselden" "moderne" giden yolculuğunu incelemek üzerinedir. Bu bağlamda, dönemin yurt dışında eğitim görmüş sanatçılarının figüratif tabloları üzerinden, Batılılaşmanın Osmanlı toplumunda oluşturduğu değişim izlenmiştir. İncelenen döneme ait eserlerde, Batılılaşmayı gerçekleştiren üst toplumsal sınıf çalışılmıştır. Geleneksel yaşamını değiştirmeyen, ait olduğu kültürel yapıdan kopması zaman alan, reformlarla başlayan süreci benimseyememiş halkı gösteren eserlere rastlanmamaktadır. İki ana bölümden oluşan çalışmada, I. bölümde Batılılaşma döneminin tarihsel süreci hakkında genel bilgiler verilmiştir. II. bölümde ise dönem hakkında bilgi verebilecek özellikteki bazı eserlerle Türk resim sanatının gelişim ve değişim öyküsü, konu hakkında inceleme yapan araştırmacıların görüşlerinin derlenmesi ile sunulmuştur. Çalışma, Batılılaşmanın Türk resim sanatına etkisini, seçilen bazı figüratif tablolar üzerinden sunmayı amaçlamıştır.
Hafta mecmuası - İnceleme, fihrist, çeviri yazı
Süreli yayıncılığın altın çağı olarak nitelendirilen XIX. yüzyıla damgasını vuran gazete ve dergilerin çoğu, Türk edebiyatının kült isimleri tarafından neşredilmiştir. Bu durum matbuat ile edebiyat arasında sıkı bir ilişki meydana getirmiştir. Tarihsel vetireyi şekillendiren ve kolektif belleğe kaynaklık eden gazete ve dergiler, içerdikleri edebi malzemeler dolayısıyla edebiyat araştırmacıları için büyük bir önem taşımaktadır. Bu çalışmada 1881 yılında Şemsettin Sami tarafından İstanbul'da neşredilen Hafta mecmuası incelenmiştir. Derginin bütün olarak incelendiği çalışma, dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde dönemin siyasi ve kültürel atmosferinden, başlangıcından Hafta mecmuasına kadar Osmanlı matbuatındaki belli başlı süreli yayınlardan, Şemsettin Sami'nin yayıncılığı ve Hafta mecmuasından söz edilmiştir. İkinci bölümde mecmuadaki metinler tasnif edilerek incelenmiştir. Üçüncü bölümde mecmuanın kronolojik, alfabetik ve sınıflandırılmış fihristleri yer almaktadır. Dördüncü bölümde ise 1'den 20'ye kadar bütün sayıları yeni harflere aktarılan Hafta mecmuasının çeviri yazısı bulunmaktadır.
Ankara Yahudi Mahallesi Birlik Sokak ta bulunan Ankara Sinagogu ile Albukrek ve Araf konutlarının 19.yy Osmanlı batılılaşması bağlamında incelenmesi
Avrupa?da 18. yüzyılın sonunda Sanayi Devrimi ile başlayan reformist hareketler, farklı etnik kökenlere sahip toplulukların yönetici halkla eşit haklara sahip olması ile sonuçlanmıştır. Aynı dönemde Avrupa?ya denk bir gelişimin gözlenemediği Osmanlı Devleti?nde ise; Batı?nın baskısından çok devletin kendi iç dinamiklerinin zorunlu kıldığı, geleneğin yanında batılı modellerin tercih edildiğiBatılılaşma olgusu ortaya çıkmıştır. Pazar arayışında olan Avrupa?nın gerileyen Osmanlı?nın iç işlerine karışabilmek için öne sürdüğü eşitlik ilkesi, yayınlanan fermanlar ile uygulanmaya başlamış ve zaten Millet Sistemi ile özerk olarak yaşayan azınlık gruplar Müslümanlar ile eş haklara sahip olmuştur. Bu bağlamda 19. yüzyıl, Avrupa ve Osmanlı?da azınlık olarak yaşayan Yahudilerin, kazandıkları hakları mimari alanda da ifade edebilecekleri önemli bir dönem olmuştur. Çalışmanın amacı, Batılılaşma olgusu ile değişen sosyo-ekonomik, kültürel ve demografik verilerin mekana olan yansımalarının, 19. yüzyılda yapılan Ankara Sinagogu ile karşısındaki Araf ve Albukrek konutları üzerinden okumaları yapılarak, Ankara?da yaşayan Yahudi Cemaatinin Osmanlı Batılılaşması veya Batılı etkenlere karşı nerede konumlandığının tespit edilmesi olmuştur. Bu bağlamda çalışma kapsamında, tarihsel bir süreklilik içerisinde tanımlanan Yahudi Kimliği ile sınıflandırılan Yahudi Mimarlığının oluşturduğu genel çerçevede Ankara Sinagogu ve karşısındaki konutlar, Osmanlı ve Batı?daki örnekler ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Tez çalışmasında sonuç olarak, 19. yüzyıl sonunda Ankara?da yaşayan Yahudi cemaatine ait mimari eserlerde, kentle kurulan ilişki, cephe düzeni ve bezeme özellikleriyle batı etkisinin; koruduğu mekânsal nitelikler ve mekân örgütlenmesi ile gelenekçi bir tutumun varlığı tespit edilmiştir. Ankara Yahudilerinin bu tutumu, hızla Batılılaşan diğer gayrimüslim toplulukların tavrından farklılaşmakta ve Osmanlı?nın daha çok Müslüman tebaası için geçerli olan ihtiyatlı batılılaşma olgusuna yakın bir duruş sergilediğine işaret etmektedir.
Peyami Safa'nın düşüncelerinin romanlarına yansıması
Roman, içinde tarih, biyografi, psikoloji, dram, komedi gibi birçok alandan izler barındıran bütünleşik bir sanattır. İçerisine eklediği anlam ve olguları sistematik bir şekilde bir kurgu içerisine yerleştirir. Çeşitli ifade araçları ve yöntemleri vardır. Roman okurken içinde barındırdığı şifreleri çözüp anlamları irdelemek mümkündür. Bütün edebi eserlerin içerisindeki gizli anlamlar yeni ve farklı bakış açıları ile yorumlamaya açıktır. Gerek araştırmacılar gerek okurlar bilgi birikimleri ve tecrübeleri ile metinlerin içindeki gizil anlamaları keşfeder kodlarını çözerler. Metindeki kodların çözülmesiyle okurlar okuma hazzına ulaşmakta, araştırmacılar ise metni bilimsel açıdan çözümlemektedir. Bu çalışmada Peyami Safa'nın düşüncelerinin yazıldığı kitaplar ve romanlar incelenmiştir. Yazarın düşünce eserleri ve romanları incelenerek, düşünceleri ile kendi hayatından kesitlerin, romanlarına yansımaları tespit edilmiştir. Romanlarıyla aynı zamanda geçmişe ve çağın sorunlarına da dikkat çeken yazar, Kahramanlar sözcülüğü ile düşüncelerini ve insanlığın zaman içerisinde geçirdiği değişimleri sunmuştur. Bu çalışma, Dünya harpleri sonucunda insanlığın yaşadığı tarihi, iktisadi, siyasi, sosyal, dini ve ailevi buhranları çözüm yollarıyla vermesi açısından önem arz etmektedir.
Tanzimat Dönemi dört Türk romanında Doğulu ve Batılı medeniyet unsurları (Felâtun Bey ile Râkım Efendi, İntibah, Sergüzeşt, Araba Sevdası)
Tanzimat hareketiyle yüzünü Batı'ya çeviren Türk toplumu siyasi, sosyal ve edebi anlayış bakımından Batı'dan etkilenmiştir. Her edebi dönemin kendi zamanının sosyal olaylarından beslendiği bilinmektedir. Tanzimat ile ortaya çıkan yeni dönemde devlet ve toplum yapısında ortaya çıkan değişimler edebiyatı da etkilemiştir. Bu tez çalışması, Türk edebiyatının Batı etkisinde kalmaya başladığı en belirgin dönem olan Tanzimat dönemi edebiyatına Doğu-Batı çatışmasının ne şekilde yansıdığını dönemin önemli romanlarını inceleyerek ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaçla hazırlanan çalışmada, Batı etkisinin görüldüğü düşünülen dört Tanzimat dönemi romanı incelenmektedir. Tanzimat dönemi edebiyatında öncü olan dört yazarın önemli eserleri [Ahmet Mithat Efendi: Felâtun Bey ile Râkım Efendi (1875), Namık Kemal: İntibah (1876), Sami Paşazade Sezai: Sergüzeşt (1888) ve Recâizâde Mahmut Ekrem: Araba Sevdası (1896)] seçilip bu dört romanda Doğu-Batı çatışma olgusu incelenmiştir. Bu tez çalışmasının yöntemi betimsel araştırma yöntemidir. Romanların incelenmesinde doküman tarama yöntemi kullanılmıştır. Her roman ayrıntılı olarak okunup Doğu veya Batı kültürlerine ait olduğu düşünülen ifadeler toplanarak yorumlanmıştır. Söz konusu olgu, roman kahramanları, yer, zaman ve bunlara bağlı olarak gerçekleşen olaylar/durumlar açısından değerlendirilmiştir. Bu tez dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın amacı, önemi, yöntemi gibi bilgilerin bulunduğu Giriş bölümü yer almaktadır. İkinci bölümde kuramsal çerçeve başlığı altında, Tanzimat'tan önce ve Tanzimat döneminde Batılılaşma etkileri, Tanzimat dönemi romanlarına ve yazarlarına genel bakış vb. bölümler yer almaktadır. Üçüncü bölümde, çalışmada incelenen dört romana ait vaka takdimleri ile birlikte her bir romanda tespit edilen Batılılaşma etkisini yansıtan bahislere ayrıntılı olarak yer verilmektedir. Dördüncü bölümde ise çalışmadan elde edilen sonuçlara genel olarak yer verilip, sonraki araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Tanzimat edebiyatı, Türk romanı, Batılılaşma, Doğu-Batı çatışması.