Geographical properties
115 theses under this subject heading
1571 tarihli Tapu Tahrir Defteri'ne göre Gediz nahiyesi
Bu çalışmanın temel kaynağını oluşturan Tahtir defterleri, Osmanlı Devletinin sosyal, ekonomik ve beşeri durumu hakkında bilgiler vermektedir. Çalışmamızda 47 numaralı Tahrir Defteri ışığında Gediz Nahiyesi'nin coğrafi, tarihi, idari, nüfus ve iktisadi durumu hakkında tespitler yapılmıştır.Bölge tarih öncesi dönemlerden beri yerleşim yeri olmuş daha sonra Anadolu'nun Türkleşmesiyle bölgede Selçuklu hakimiyeti başlamıştır. Bu tarihten sonra Gediz, Germiyanoğullarının ve daha sonra da Osmanlı Devleti'nin kontrolüne geçmiştir.Gediz Nahiyesi, çalışmayı kapsayan dönemde 55 köye ve 9 mezra'ya bölünmüştü, ayrıca Gediz Nahiyesi'nin merkezi ise idari bakımdan 8 mahalleden meydana gelmekteydi. Gediz Nahiyesi'nde nüfus yaklaşık olarak 20109 kişidir. Nahiyede hububat üretimine önem verilmekle birlikte sebze ve meyve de yetiştiriliyordu. İktisadi bakımdan Gediz Nahiyesi'nde zirai üretime ek olarak küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ve arıcılık da yapılıyordu.Anahtar Kelimeler: Gediz, Tahrir Defteri, Nahiye, Osmanlı Devleti, Nüfus
Afganistan'ın siyasi ve kültürel tarihi (Tarihi dönemlerin başlangıcından 1747 yılına kadar)
Afganistan stratejik coğrafi konumu itibariyle Orta Asya halklarının göç geçiş güzergahı, istilacıların hedef noktası, kültürel ve iktisadi ilişkilerin tarih boyunca en önemli kavşaklarından biri olmuştur. Geniş bir kültür yelpazesine sahip olan Afganistan, "dünyanın damı ve kalpgâhı" olarak adlandırılmaktadır. Jeopolitik açıdan stratejik önemi dikkat çekici olup, tarih boyunca dünyanın cazibe merkezlerinden biri olmuştur. Jeopolitik öneminden dolayı tarih boyunca küresel güç olma siyaseti güden ülke ve hükümdarlar Afganistan üzerinde kilitlenmiştir. Bu nedenle çok eski çağlardan beri defalarca istilaya maruz kalmıştır. Ülkenin tarihi boyunca ani ve radikal değişikliklerle farklı ideolojik yönetimleri yaşaması, Afganistan'ı farklı kılan özelliklerdendir. Afganistan, Ahmet Şah Dürrani'nin ilk Afgan devletini ilan ettiği 1747 yılına kadar Persler, Büyük İskender, Türk- İslam, Türk- Moğol toplululuklarının kurduğu devletlerin hakimiyetinde kalmıştır. Afganistan topraklarında hüküm sürmüş olan son Türk hükümdarı Afşar Nâdir Şah'tır. Bu çalışmada; tarihi dönemlerin başlangıcından 1747 yılına kadar Afganistan'ın tarihi şehirleri, demografik yapısı, Aryan teorisi, Persler dönemi, Büyük İskender dönemi, Türklerin bölgede hakimiyet kurmaları, İslam fetihleri, bölgede İslamiyet'in yayılmasından sonra gelişen siyasi olaylar, Türk-İslam, Türk-Moğol devletlerinin sosyo kültürel hayatı araştırılarak kaleme alındı.
Irak'ın coğrafi özelliklerinin jeostratejik açıdan analizi
Irak'ın jeostratejik önemi, bölge olarak devlet kurma gücünün üzerine inşa edildiği en önemli temelleri temsil etmektedir. Devletin gelişimini belirlemede büyük öneme sahip olan, devletin güç yapısının oluşumuna doğa ve siyaset faktörü, Ülkenin sahip olduğu coğrafi ortamdan etkilenmektedir Irak, Ortadoğu'da ve dünyada önemli bir stratejik konuma sahiptir. Kuzeyden güneye, bu çeşitliliğin iklim çeşitliliği, tarımsal ürünler ve bunların üretim miktarları ve yoğunlukları üzerinde açık bir etkisi vardır. Nüfusun bir yerden başka bir yere, Suyun bolluğunun insanın tarımda elinden gelenin en iyisini yapmasına yardımcı olduğu yerlerde üretim potansiyeli yüksektir su genel olarak Arap dünyasında ve özelde Irak'ta devlet takviminin bel kemiğidir. Büyümeyi artırarak devletin kendi gücünü inşa etmesi sonucunda üretimin artmasında temel çekirdeğin oluşumuna katkıda bulunur ve endüstriyel ekipman ve makine kullanmada en iyi şansa sahip olan çalışma çağına giren yaşlar için, tarımla bağlantıdır çünkü bazı tarımsal ürünler ham olarak dahil edilmektedir. Sanayide ve bu alandaki malzemeler entegre bir yerel üretim çemberi oluşturmuştur. Öte yandan, Irak valiliklerinde nüfusun dağılımı ve sayılarının artması, tarımsal ürünlerin üretimini artırma ve bu alanda yani imalat alanında işçi sayısını artırma kabiliyetine sahip olup başka bir örnek ise, ham petrol veya diğer mineral maddelerin varlığı, bu elementi üretmek veya rafine etmek için çok büyük fabrikaların olması gerektiği ve bu nedenle, doğal üretim faktörü ve arasındaki bu karşılıklı bağımlılığı yaratan bu alanda yetenekli işgücü ve uzmanlığa ihtiyaç duymasıdır. Artan işgücünün temsil ettiği insan faktörü Ekonomik gücünü artıran ülkenin geliri, bu araştırmada, devletin gücünü inşa etmede doğal ve beşeri faktörlerin en önemli olduğunu ve buradan bazı komşu ülkelerin Irak'ın siyaset ve ekonomisinde önemli bir role sahip olması nedeniyle Irak üzerindeki uluslararası ve bölgesel rekabetin başladığını göstermiştir. Irak'ın maden ve tarım kaynakları aracılığıyla ve bunun için Irak ile komşu ülkeler arasındaki tüm ilişkiler, istikrarlı siyasi ve ekonomik ilişkiler olduğu sürece saygı, taahhüt ve uluslararası yasalara dayalı ilişkilerdir. Bu istikrarla birlikte ülkeyi inşa etmekte jeostratejik önem yatmaktadır.
Cibuti tarımının coğrafi analizi
Cibuti nüfusunun %70'i kentsel alanlarda yaşarken, geri kalan %30'luk kısmı ise kırsal alanlarda yaşamaktadır. Ülkede ekilebilir arazinin varlığının az olmasından kaynaklı olarak tarımsal faaliyetler daha çok hayvan otlatıcılığına dayanmaktadır. Kırsalda yaşayan toplulukların ekonomik ihtiyaçlarının ve hayvansal üretim miktarının iyileştirilmesi için suya erişim imkânlarının iyileştirilmesi temel önceliktir. Yeraltı su kaynakları yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Bu durumun avantaja dönüştürülmesi için yetkili birimlerin yüzey suyunu toplamaya daha fazla odaklanması gerekmektedir. Cibuti Cumhuriyeti Devleti'nin mevcut ekilebilir arazisinin yüz ölçümü %1'lik bir orana denk gelmektedir. Tarımsal faaliyetler için kullanılan bu alan yaklaşık 600 hektara denk gelmektedir. Bu sınırlı alanda üretim, ülke nüfusunun ihtiyaçlarının yalnızca %10'unu karşılayabilmektedir. Dolayısıyla Cibuti'nin tarımsal kaynakları sınırlıdır, başta coğrafi koşullar olmak üzere birçok engelleyici faktör bulunmaktadır. Tarım hem gıda güvenliği hem de devletin egemenliği için stratejik bir faaliyet olmasının yanı sıra bir istihdam ve zenginlik kaynağı durumundadır. Küresel ısınmadan dolayı meydana gelen iklim değişikliği ve kuraklıkların bu derece yoğunlaşması, küresel gıda ticaretini ve küresel gıda krizini etkilemektedir. Bu bağlamda Cibuti'nin de tarımını iyileştirmek ve gerçekleşebilecek olan küresel krizler için yiyecek depolamak amacıyla önlemler alması gerekmektedir. Halkının büyük çoğunluğu yoksul olan Cibuti'de muhtemel gıda krizleri için alınacak önlemlerin planlarının hızla yapılması gerekmektedir. Yeni bir salgının ne zaman patlak vereceği, bir sonraki savaşın ne zaman başlayacağı, yeni bir krizin ne zaman ortaya çıkacağı bilinmediğinden, gıda arzını artırmak için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. İnsan yaşamının sona ermesine neden olan kıtlık ve diğer felaketlerin önlenmesi hayati önem taşımaktadır, tarımın tüm yönleriyle gelişmesi bütün bu sorunların önlenmesinde kilit rol oynamaktadır.
Cumhuriyet'in ilanın'dan günümüze tarım coğrafyası alan yazını
Bu çalışma, Cumhuriyet'in İlânı'ndan Günümüze Tarım Coğrafyası Alanyazınının betimsel ve tarihi yöntemlerle bibliyografik çözümlemesini içermektedir. Geniş bir tarama kapsamında coğrafya disiplini ile coğrafya dışındaki tarımla ilgilenen diğer disiplinlerin çalışmaları da incelenmiştir. Bu kapsamda 7 coğrafya,36 tarım ve ziraat dergileri bunun yanında lisansüstü tezler ve sistematik tarım coğrafyası kitapları da taranmıştır. Cumhuriyet'in İlânı'ndan Günümüze Tarım Coğrafyası Alanyazını Kaynakçası:1923-2018 üzerinden başlıklar çözümlenerek tarım coğrafyası ile ilişkili olan fiziki ve beşerî unsurların etkileşimi dikkate alınarak konulara, yayın türlerine göre ve genel bibliyometrik analizi yapılarak coğrafyanın Türkiye'deki tarihi gelişimiyle ve tarım coğrafyası yayınları arasında doğrusal bir ilişki olduğu düşünülerek ilişkilendirilmiştir. Coğrafyacıların ve diğer disiplinlerdeki bilim insanlarının yapmış olduğu çalışmalar nicel olarak karşılaştırılıp alan yazındaki yerleri tespit edilmiştir. Böylece Cumhuriyet'in İlânı'ndan Günümüze Tarım Coğrafyasıyla ilgili geniş bir çalışmayla bu alandaki kaynakça eksikliğini gidermek hedeflenmektedir. Bu çalışma tarım coğrafyası çalışması yapacak olan bilim insanlarına bundan sonraki çalışmalarında yol haritalarını belirlemeleri adına faydalı olacaktır.
Şanlıurfa'nın iklim özellikleri ve kuraklık analizi
İklim ve hava olayları, dünya var olduğundan günümüze dinamik yapısı itibariyle sürekli değişmektedir. Günümüzde iklimle alakalı en önemli sorun, insan kaynaklı iklim değişikliğidir. İklim değişikliğinin de en önemli sonuçlardan biri kuraklıktır. Özellikle orta kuşakta bunan Türkiye, yaşanan bu değişikliklerden en fazla etkilenecek sahalardan biridir. Bu çalışmada iklim elamanları ve Erinç, Thornthwaite, UNCCD, De Martonne ve SYİ gibi iklim ve kuraklık analizleriyle Şanlıurfa'nın iklim ve kuraklık özellikleri çalışılmıştır. Yapılan analizlerde varılan sonuçlara bakıldığında sahadaki birçok yerin kurak ile yarı kurak özelliğe sahip olup, kuraklık konusunda kırılgan olduğu görülmektedir. Bu durum yaşanan iklim değişikliği sonrasındaki senaryolarla birleştirilirse, sahanın kuraklıktan daha fazla etkileneceği öngörülmektedir. Kuraklıktaki artış son 44 yıldaki yağış ve sıcaklık parametrelerinde açıkça görülmektedir. Aynı durum SYİ yöntemi ile yapılan analizlerde son yıllarda artan kuraklıklarla kendini göstermektedir.
Cibuti su kaynakları ve sürdürülebilir yönetimi
Su hayattır, ama aynı zamanda ülkelerin vağrolma öyküsüdür. Cibuti Cumhuriyeti, çöllerle kaplı bir coğrafyada, oldukça sıcak ve kurak bir iklime sahiptir. Çok az yağışın kaydedildiği ülkede sıcaklık tüm yıl boyunca çok yüksektir. Maksimum sıcaklıklar aylık ölçekte ortalama olarak 27°C ila 43°C arasındadır. Aslında, Cibuti Cumhuriyeti nüfusun ihtiyaçları ile ilgili olarak su temininde yapısal bir açıkla karşı karşıya buunmaktadır. Cibuti Cumhuriyeti'ndeki su eksikliği yapısal bağlamda, 20. yüzyılın ortalarında, ülkenin genel çıkarları gözetilmeksizin ekonomik kârlılığı vurgulayan sömürge hizmetinin su yöntemiyle birleştirildi. Egemenliğin kazanılmasından sonraki süreçte, kamu otoriteleri, Cibuti Ulusal Su Ofisi'nin kurulmasıyla "susuzluğa karşı mücadele" yi bir öncelik olarak belirledi. Bu ofisin temel görevi, ekonomik yapı içerisinde su kullanımı konusunda ulusal bir kamu hizmetini yönetmektir; bu, üretimin artırılması ve özellikle su ağının genişletilmesi yoluyla, su ihtiyacını karşılarken vatandaşın su kullanımını ve suyun dağıtımını garanti etmek zorunda kalmıştır. Bu çalışma doğru ve güvenilir veriye ulaşmanın oldukça güç olduğu bir coğrafyada, su kaynaklarının nasıl yönetilmesi gerektiği sorusuna cevap oluşturmayı amaçlamaktadır.
Kalecik (Ankara) ve Söke (Aydın) ilçelerinde karşılaştırmalı arazi kullanımı ve planlama önerileri
Bu çalışmada "Kalecik (Ankara) ve Söke (Aydın) İlçelerinde Karşılaştırmalı Arazi Kullanımı ve Planlama Önerileri" adlı araştırma ele alınmıştır. Coğrafi konumları farklı, birbirine uzak mesafede bulunan, yer şekilleri, iklim, nüfus ve yerleşme özellikleri bakımından farklı olan Kalecik ve Söke ilçeleri "arazi kullanımı açısından farklılıklar ve benzerlik göstermekte midir?" sorusu bu tez çalışmasının temel araştırma sorusunu oluşturmaktadır. Bu noktadan hareketle yürütülen araştırmada; öncelikle Kalecik ve Söke ilçelerinin doğal ve beşeri özellikleri başlığı altında arazi varlığı, tarım, yerleşim, mera, hayvancılık, orman, sanayi, ulaşım, turizm kullanım alanları coğrafi araştırmalarının temel ilke ve prensiplerine bağlı kalınarak incelenmiştir. Arkasından, Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ortamında arazi ile ilgili problemler ve bunların çözüm önerileri kapsamında bazı bilgiler açıklanmış, arazi kullanımları bakımından karşılaşılan benzerlik ve farklılıklar irdelenmiş, doğal ve beşeri çevre şartlarının Kalecik ve Söke ilçelerinin gelişimi üzerindeki etkileri karşılaştırmalı olarak ortaya konulmuştur. Kalecik ve Söke ilçelerinde temel araştırma sorusunun ve bu soruya bağlı olarak oluşturulan cevaplandırılma sürecinde elde edilen bulgular neticesinde, ana hatlarıyla pek çok farklılığın olduğu tespit edilmiş; coğrafi özellikleri birbirine benzememesine rağmen bazı benzerliklerin de olduğu gözlenmiştir. Günümüzde Türkiye'nin hemen her bölgesi yanlış arazi kullanım problemi ile karşı karşıyadır. Bu çalışma ile arazi kullanımının mevcut durumu ortaya konularak iki ilçenin karşılaştırmalı arazileri incelenerek, nasıl bir kullanım planlamasına sahip olması gerektiği açıklanıp öneriler dile getirilmiştir. Tez beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, girişte tezin genel özelliklerine, araştırma alanlarının konumları ve başlıca özellikleri, araştırmanın amacı ve kapsamı, yöntem ve materyal, kuramsal ve kavramsal çerçeve, önceki çalışmalar, araştırma alanlarının kuruluş ve gelişimleri konularına değinilmiştir. İkinci bölümde Kalecik ve Söke'nin doğal unsurlarını ele alınmıştır. Üçüncü bölümde beşeri unsurlara Türkiye İstatistik Kurumu'ndan temin edilen nüfus verileri kullanılarak, her iki ilçenin nüfus dağılışı, grafikler ve tablolar hazırlanmış, ekonomik, sanayi, ulaşım, turizm faaliyetleri ele alınmıştır. Dördüncü bölümde araştırmanın bulgularına dayanmaktadır. Her iki ilçeye yönelik elde edilen arazi kulanım verileri karşılaştırmalı olarak ele alınmış ve başlıklar altında irdelenmiş, planlanma önerilerinde bulunulmuştur. Son bölüm olan sonuç bölümünde ise çalışmanın genel değerlendirmesi yapılmıştır.
Aliağa Çayı Havzasında (Arguvan-Malatya) kır yerleşmelerinin beşeri ve ekonomik coğrafyası
Aliağa Çayı havzası, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümünde, Malatya ili sınırları içerisinde Arguvan ilçesinde yer almaktadır. Havzanın kuzeyinde Çatalan Dağları, güneyinde Karakaya Baraj Gölü, batısında Yazıhan ve Hekimhan ilçelerine ait yerleşmeler, doğusunda ise Arapgir ilçesi yer almaktadır. Araştırma sahasında ilk nüfus bilgilerine, Osmanlı döneminde rastlanılmıştır. Havza Cumhuriyet sonrası nüfus hareketliliği fazla olan dinamik bir yapı göstermektedir. Bu dinamik nüfus yapısını önce yüksek doğum oranları şekillendirirken, daha sonra ise göçler nüfus seyrini önemli oranlarda değiştirmiştir. Aliağa Çayı havzasında nüfusun gelişimine bakacak olursak; ilk yerleşme bilgilerine 1560 yılında rastlanılmaktadır. Bu dönemde 4 yerleşme bulunurken, nüfus miktarının artmasına bağlı olarak yerleşmeler çoğalmış ve havzada günümüzde 14 yerleşme bulunmaktadır. 1935'den 1970 yılına kadar yüksek doğum oranlarına bağlı olarak nüfus artış gösterirken, 1970 yılından 2000'li yıllara kadar kırdan kente gerçekleşen göç hareketlerinin etkisiyle sürekli olarak bir azalma meydana gelmiştir. 2007 yılından sonra ise değişken özellikler göstermektedir. Havzada ilk yerleşme bilgisi ve yerleşmelerin ne zaman kurulduğu ile ilgili bilgi ve bulguların tarihi milattan önceye dayanmaktadır. İsaköy, Karahüyük ve Morhamam'da elde edilen örneklerde yerleşme tarihinin ilkçağlara dayandığını göstermektedir. Havza sınırı içerisindeki yerleşmeler köy ve köy altı yerleşme birimleri ile ikamet etme süresine göre daimi ve geçici yerleşmelerden oluşmaktadır. Kırsal yerleşme özelliği gösterdiği için, sahanın geçim kaynakları tarım ve hayvancılık faaliyetleridir. Tarım faaliyetleri arasında kuru tarım metoduyla tahıl tarımı ön plana çıkmaktadır.
Akdağ'da (Elazığ–Bingöl) doğal ortam insan ilişkisi
Çalışma alanı olan Akdağ, Yukarı Fırat Bölümü'nün Güneydoğu Toroslar'ın Doğu Bölümü'nde Elazığ-Bingöl illeri arasında yer almaktadır. Çalışma sahasını oluşturan Akdağ doğu-batı yönünde uzanan yüksekliği 2620 metreye varan Elazığ-Bingöl illerinin idari sınırını oluşturan bir dağ kütlesidir. Akdağ'ın batısında Elazığ doğusunda Bingöl ili bulunmaktadır. Akdağ kütlesi üzerinde Elazığ ve Bingöl illerine ait çok sayıda köy yerleşmesi ayrıca Elazığ iline ait Arıcak ilçesi ve Beyhan beldesi Akdağ'ın yamaçlarında yer almaktadır. Akdağ ve çevresinde Prekambriyen, Üst Paleozoyik, Mesozoyik, Tersiyer ve sahanın akarsu havzalarında kuvaternere ait arazileri görmek mümkündür. Akdağ kütlesini kuzeyden doğu-batı yanünde uzanan Doğu Anadolu Fayı (DAF) ve kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanan Doğanlı Fayı kesmektedir. Ayrıca Akdağ'ın güneyinde doğu-batı yönünde uzanan Güneydoğu Anadolu Bindirmesi de yer almaktadır. Çalışma sahasında görülen iklim, Doğu Anadolu karasal iklimi karakterini taşımaktadır. Bitki örtüsüne baktığımızda, yükselti ve sıcaklık çalışma alanının bitki örtüsü üst sınırı belirlenmiştir. Bitki örtüsü çalışma sahasında belli yüksekliğe kadar meşe ağaçları ve ardıçlar görülürken, yükseltinin artması ve buna bağlı olarak sıcaklığın azalmasıyla geven, çobanyastığı gibi bitki örtüsü görülmektedir. Akdağ'ın zirve bölümlerinde ise kayalıklar uzanmaktadır. Akdağ ve çevresinde kahverengi topraklar, kireçli kahverengi topraklar, kireçli kahverengi orman topraklar , kahverengi orman toprakları, alüvyal ve koluvyal toprak tipleri görülmektedir. Akdağ kütlesi Fırat ve Dicle nehirlerine akan akarsuların ana su bülüm çizgisini oluşturmaktadır. Sahada en önmeli akarsuları Yatansöğüt ve Mirvan çayları oluşturmaktadır. Bu iki çay güneye doğru akarak Dicle Nehri'ne ulaşmaktadırlar. Akdağ'da yerleşmeler, genellikle yamaç, sırt ve akarsu vadilerinde yer almaktadır. Akdağ'da yerleşmelerin en büyüğünü Elazığ iline bağlı Arıcak İlçesi ve Beyhan Beldesi oluşturmaktadır. Bunun yanında önemli bir diğer yerleşim yeri Bingöl iline bağlı Servi Köyü'dür. Çalışma sahaının jeolojik, jeomorfolojik, topoğrafik, iklim, hidrografya ve toprak özellikleri yerleşmelerin dağılışından bütün ekonomik faaliyetlere kadar yön vermekte bazı alanlarda ise ekonomik faaliyetleri kısıtlamaktadır. Dolayısı ile doğal ortam özellikleri beşeri faaliyetlere yansımaktadır. İnceleme sahasında doğal ortam ile insan arasında sıkı bir ilişki vardır. Çalışma sahasında ekonomik faaliyetler genellikle tarım ve hayvancılık faaliyetleridir. Bunun yanı sıra çalışma sahasında Akdağ'ın uygun koşullar sağlayan alanlarında yaylacılık faaliyetleri önemli ölçüde yapılmaktadır. Çalışma sahasında dağlık alanların fazla olması nedeni ile inceleme alanında arazi kullanımı çok fazla çeşitli değildir. Yerleşim ve tarım alanları genellikle mevsimlik ve sürekli akarsu vadilerinde görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Akdağ, Doğal Ortam, Arıcak, Yaylacılık, Jeomorfoloji, Hidrografya
Duhok (Kuzey Irak) ilinde dini turizm olanakları
Bu araştırma, Duhok ilinde yer alan inanç turizmini geliştirme yollarını ele almaktadır. Bununla, ülkeye inanç turizmi ile kazanç sağlamak ve yeni iş fırsatları sağlayabilecek bir ekonomik sektör oluşturmak amaçlanmıştır.Araştırma, farklı dinlere ait türbeler ve dini mekanlara sahip olan Duhok ilinde yer alan inanç turizmi kavramını ve turizme ait bütün içerikleri ele alarak, inanç turizminin önemini belirtip, inanç turizminin ekonomik, sosyal ve politik etkilerini gözler önüne sermektedir. Çalışma, turizm hizmetlerinin mevcudiyetini ve bu yerlerin gelişmesi için ihtiyaç duyduğu unsurları belirlemek için Duhok ilinde gerçekleştirilen kişisel görüşmelere ve saha ziyaretlerine dayanır. Araştırma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel olarak turizm ve türlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde dünyada ve Irak'ın Duhok şehri çevresinde yer alan inanç turizmine değinilmiştir. Duhok ilinde genel olarak yirmi inanç turizmi yeri vardır. (10) yer Müslümanlara ait, (6) yer Hristiyanlara ait, (2) yer Yahudilere ait, (1) yer Yezidilere ait, (1) yer ise Zerdüştlere aittir. Üçüncü bölümde turizmin coğrafya ile olan ilişkisinden bahsedilmiştir. Dördüncü bölüm, Duhok ilinin beşeri ve fiziki özelliklerinden oluşmaktadır. Araştırmanın sonuç kısmında ise insani, sosyal, dini ve ekonomik konularda elde edilen bulgular yer almaktadır.
Kuruçay havzası aşağı çığırının (Malatya) beşeri ve ekonomik coğrafyası
Kuruçay havzası; Doğu Anadolu Bölgesi, Yukarı Fırat Bölümü, İç Toros Depresyonları Yöresi, Malatya Havzası Alt Yöresi içinde yer almaktadır. Çalışma sahası Malatya şehrinin 40 km kuzeyinde yer almaktadır. Havzanın kuzeyinde Hekimhan İlçesi ve Arguvan İlçesi yer alır. Doğusunda Elazığ'a bağlı Baskil İlçesi ve güneyinde Malatya'ya bağlı Dilek Kasabası ile bulunmaktadır. Çalışma alanı 481 km2'lik yüz ölçümüne sahiptir. Havzaya adını veren Kuruçay ise havzanın tam ortasından geçmektedir. Kuruçay'ın iki önemli kolu Hırın Çayı ve Hasır Çay'da çalışma alanı sınırları içinde yer almaktadır. Çalışma sahasında, nüfus 1935 yılı ile 1980 yılları arasında dinamik bir artış gösterirken, 1980-2000 yılları arasında durağan şekilde bir artış göstermiştir. 2000 yılından sonraki sayım yıllarında ise çalışma sahasında dinamik bir gerileme gözlenmiştir. Çalışma alanının nüfus bakımından en önemli özelliği sürekli göç vermesi ve göçlerin mevsimsel olarak değişmesidir. Araştırma sahasındaki yerleşmelerin tarihi ilk çağlara dayanmaktadır. Havzadan geçen D-875 Malatya- Sivas karayolu ilk çağlardan itibaren İpekyolu'nun tali yolu olarak kullanılması bu durumu kanıtlar niteliktedir. Çalışma sahasındaki yerleşmeler büyük bir çoğunluğu daimi yerleşmeler olarak nitelendirilebilir. Daimi yerleşmelere örnek olarak mahalleler, köyler ve mezralar gösterilebilir. Araştırma sahasındaki geçici yerleşmeler ise genelde bağ-bahçe evleri ve hayvancılık ile geçimini sağlayan insanların kullandığı yayla evleridir. Araştırma alanında tarım alanlarının oranı % 41'lik dilimi oluştururken, % 37'sini ormanlık ve çalılık alan, % 5'ini çayır ve meralar ve % 17'lik kısmını ise yerleşim alanları, bataklıklar ve su yüzeyi oluşturmaktadır. Sahada yetiştirilen başlıca tarım ürünü olarak kayısı gelmektedir. Kayısı yörenin en önemli geçim kaynağıdır ve yaz mevsiminde kayısı tarımı sayesinde nüfus oldukça artmaktadır. Bunun dışında havzada buğday, arpa, yonca, fiğ, baklagiller ve bağ-bahçe tarımı yapılmaktadır. Fakat bu bahsedilen tarımsal üretimler genelde ticari amaçlı değildir. Hayvancılık bakımından sahada yükseltinin ve engebenin azaldığı güney kısmında genelde büyükbaş hayvancılık ve kümes hayvancılığı yürütülürken, engebenin ve yükseltinin arttığı kuzey kesiminde ise genel olarak küçükbaş hayvancılık faaliyetleri yürütülmektedir. Diğer iktisadi faaliyetler ise araştırma sahasının önemli bir güzergâhta yer almasından dolayı yol kenarlarında benzinliklerin olması ve Kuruçay'ın etkisiyle akarsuyun döküldüğü ağız kısmında çakıl ve kum gibi ince yapılı malzemelerin birikmesi sonucu kum ocaklarının mevcudiyetidir. Ülkemizdeki kırsal alanlarda olduğu gibi çalışma sahasındaki en büyük sorunları; göç olgusunu fazla oluşu, arazi kullanımından kaynaklanan sorunlar ve arazinin engebeli olduğu kırsal sahalarda yerleşim yerlerinin birbirinden kopuk alanlara kurulmuş olması ve ulaşımda yaşanan sıkıntılardır. Bu belirtilen sebepler ve sorunlar çalışmanın yapılmasında belirleyici faktörler olmuştur.
Huzurkent'in (Mersin) beşeri ve ekonomik coğrafyası
Huzurkent, Akdeniz bölgesinin Adana bölümünde Mersin ili idari sınırında yer almaktadır. 1968 yılında kurulan Huzurkent 1969 yılında belediye statüsü kazanmıştır. 2004 yılında Nacarlı ve Bağlarbaşı mahallelerinin dahil olmasıyla mahalle sayısı 7'ye yükselmiştir. 2012 yılında büyükşehir yasasıyla Huzurkent belediyesi kaldırılmıştır. Bu tarihten itibaren Mersin'in Akdeniz ilçesine bağlı mahalle ünitesi olarak yer almıştır. Günümüzde 38,78 km² yüz ölçümüne sahip olan Huzurkent'de 7 mahalle ünitesi bulunmaktadır. Alüvyal bir ova üzerinde kurulan Huzurkent, uygun iklim koşulları, topoğrafik bir engelin olmaması ve verimli topraklara sahip olması Huzurkent'in yerleşim alanı olarak tercih edilmesini sağlamış ve kısa sürede nüfuslanmasına imkan tanımıştır. Mersin-Adana kara yolu ve Mersin-Adana demiryolunun bulunduğu güzergahta yer alması, Huzurkent'in sosyo-ekonomik yapısında değişmeler meydana getirmiştir. Kurulduğu dönemde yoğun zirai faaliyetleriyle kırsal yerleşme özelliği gösteren Huzurkent, ulaşım fonksiyonunun sahaya etkisiyle birlikte ticaret, sanayi ve hizmet alanlarında gelişme göstermeye başlamış ve zamanla şehirsel bir karakter kazanmıştır. Sahada topoğrafik bir engelin olmamasına rağmen nüfusun mahallelere dağılışında farklılıklar görülmektedir. Nüfus daha çok Mersin-Adana karayolunun güneyinde ve Demiryolunun kuzeyindeki mahallelerde yoğunluk göstermektedir. Huzurkent'de ticaret, sanayi ve hizmet faaliyetleri gelişme göstermekle beraber günümüzde tarım, ekonomik faaliyet alanı olarak önemini korumaktadır. Huzurkent'de modern tarım yöntemleri uygulanmakta olup çeşitli sebze ve meyve tarımı yapılmaktadır. Huzurkent ulaşım fonksiyonları yönünden zengin bir sahadır. Sahada hem karayolu ulaşımı hem de demiryolu ulaşım sistemi mevcuttur. Bu ulaşım sistemleri ile birçok yerleşim alanına ulaşmak mümkündür. Uluslararası ticarette önemli bir konumda olan Mersin ve Tarsus şehirleri arasında yer alan Huzurkent, Mersin Tarsus organize sanayi bölgesinin sahada kurulmasıyla birlikte sahada ticaret ve sanayi faaliyetlerinin gelişmesini sağlamıştır. Ticaret, Mersin-Adana karayolu ve Atatürk Caddesi boyunca gelişme göstermiştir. Huzurkent'de perakende ticaret, günlük ihtiyaçlar, uzun süreli ihtiyaçlar, periyodik ihtiyaçlara yönelik ticari faaliyetler gelişmiştir. Sanayi, Mersin-Tarsus karayolu üzerinde ve Mersin-Tarsus organize sanayi bölgesinin bulunduğu alanlarda kurulmuş olup sanayi faaliyetleri hem Huzurkent hem de çevresinde yer alan yerleşim alanları için önemli bir istihdam alanı oluşturmaktadır. Mevcut olan sanayi kolları ise gıda, otomotiv, cam, petro-kimya sanayisi ve kimya sanayisidir. Anahtar kelimeler: Huzurkent, şehir, ulaşım, sanayi ve ticaret
Solhan'ın (Bingöl) beşeri ve ekonomik coğrafyası
Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde yer alan Solhan ilçesi Bingöl iline bağlı olup bu ilin kuzeydoğusunda yer alır. Solhan, doğusunda Muş, batısında Bingöl, kuzeyinde Karlıova(Bingöl) ve Varto(Muş), güneyinde de Diyarbakır ve Genç(Bingöl) ilçesi ile çevrelenmiştir. İstanbul-İran transit yolu üzerinde olup, Bingöl'e 56 km, Muş'a ise 58 km uzaklıktadır. Araştırmada Solhan ilçe merkezinin beşeri ve ekonomik coğrafya özellikleri ele alınarak, coğrafi bir bakış açısıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. İlçenin özellikleri incelenirken genel eserlerin yanı sıra, çeşitli periyodiklerden de yararlanılmıştır. Bunun yanında, gözlemlerden de büyük ölçüde faydalanma yoluna gidilmiştir. Çalışma alanı, elverişli konumu sayesinde önemli kara ve demiryolları üzerinde bulunmaktadır. Ancak bu konum, İlçenin gelişimine beklenen katkıyı pek sağlayamamıştır. Yerleşim sahası yeryüzü şekillerine ve ulaşıma bağlı olarak sınırlanmıştır. Son yıllarda İlçenin gelişimi genel olarak yer şekillerinin daha sade olduğu ve D-300 karayolunun da geçtiği güzergâh olan batı yönünde gelişmiştir. Yörenin ekonomisinde hayvancılığın payı oldukça fazladır. Nitekim şehrin çoğu geçimini hayvancılıktan sağlamaktadır. Çalışma sahasındaki sanayi son yıllarda biraz gelişim gösterse de sanayinin gelişmesini sağlayıcı önlemlerin alınması gerekmektedir. Solhan, sahip olduğu doğal çevre özellikleri, önemli bir ulaşım arteri üzerindeki konumu ve turizm potansiyeli ile gelişmeye açık bir ilçedir. Çalışmada, şehrin bu tür özellikleri ön plana çıkarılarak sorunlar tespit edilmeye ve öneriler getirilmeye çalışılmıştır.
Keban (Elazığ)' ın beşeri ve ekonomik coğrafyası
Küreselleşen dünyada toplumların başka kültürlerle ilişkiye geçmesi, dillerin birbirinden etkilenmesi ve kelime alışverişinde bulunması gayet doğal bir süreçtir. Çeşitli nedenler ve ihtiyaçlar sonucunda bir dile başka bir dilden girmiş ve o dilde benimsenmiş olan sözcüklere alıntı sözcük denilir. Her dilde belirli oranda alıntı sözcük yer almaktadır. Oğuz grubu Türk lehçeleri içerisinde yer alan Azerbaycan Türkçesi de bu yazı dillerinden biridir. Azerbaycan Türkçesi tarih boyunca içinde bulunduğu bölgenin farklı uluslarının dillerinden etkilenmiştir. Günümüzde de yabancı dillerden etkilenmeye devam etmektedir. Bir dile giren alıntı sözcüklerde geldikleri dilden ayrılan fonetik özellikler bulunabilir. Bu durumda dil almış olduğu sözcükleri kendi fonetik yapısına uydurma veya yaklaştırma çabası içine girer. Bu nedenlerden ötürü alıntı sözcüklerde az veya çok ses değişiklikleri veya ses olayları meydana gelir. Bu çalışmada yapılan fonetik incelemeler doğrultusunda tespit edilen alıntı sözcüklerin Azerbaycan Türkçesine ne şekilde girdiği, hangi ses değişikliklerine ve ses olaylarına uğradığı ele alınmış ve bu fonetik tespitler istatistiksel veriler, tablolar ve grafiklerle desteklenmiştir.
Alacakaya ilçesi (Elazığ) ve yakın çevresinin yeraltı kaynakları ve bunların kullanım durumu
İnsanlar varlığını sürdürebilmek için gerekli ihtiyaçlarını üzerinde yaşadığı topraktan sağlamaktadır. Bir ulus bağımsızlığını korumak yurdunu savunmak ve insanlarını çağdaş uygarlık düzeyinde yaşatabilmek için sahip olduğu topraklarının bahşettiği olanaklardan en çok ve en iyi biçimde yararlanmasını bilmek zorundadır. Maden yatakları devamlı belirli kayaç tipleriyle ilişkili olarak bulunurlar krom yatakları sadece bazik ve ultra bazik kayaçlar içerisinde gelişmektedir. Krom mineral olarak 1787'de Fransız kimyager N.L VAUGUELİN tarafından keşif edilmiştir. Kromit Türkiye'de ekonomik öneme sahip önemli bir mineraldir. İlk defa Bursa - Harmancık bölgesinde 1848 yılında bulunmuştur. Bundan sonra ülkemizde çok önemli yataklar keşif edilmiştir. 1935 'te MTA ve Etibank'ın kurulmasından sonra krom araması ve madenciliği gelişmiştir. Elâzığ'da 1935 yılında Abdullah HÜSREV Bey tarafından krom yatakları bulunmuş ve 1936 yılında işletmeye açılmıştır. Bu çalışma kapsamında krom yataklarının genel özellikleri; Alacakaya ve yakın çevresindeki çıkarım–üretim faaliyetleri krom yataklarının tanımlanması, sınıflandırması ve kullanım alanları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Mermerin tanımı, dünyada mermer rezervleri ile mermer üretim miktarı ihracat ve ithalatı verilmiştir. Türkiye'de, Elâzığ'daki ve dolayısıyla Alacakaya ve yakın çevresindeki mermer çıkarım – üretim alanları, çalışma alanında çıkarılan mermer türleri ve bunların pazar durumları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Milli düzeyde ülke kalkınması için önemli yere sahip olan maden ve mermer sektörü, yerel düzeyde de Elazığ için ilin diğer sektörlerdeki durumu düşünüldüğünde daha da öncelikli hale gelmektedir. Çalışma sahasının mermer konusundaki potansiyeli azımsanmayacak seviyededir. Bunda hem rezerv hem de çeşit bakımından çalışma bölgesini ön plana çıkaran doğal taş mermer türlerinin etkisi vardır. Elazığ Türkiye mermer rezervlerinin %8'ine sahiptir. Bu büyük bir mermer ihracatçısı olan Türkiye içerisinde önemli bir rezerv oranıdır. Rezerv miktarının yanı sıra Alacakaya ve yakın çevresi, dünya çapında üne sahip olan ve dünya literatüründe Rosso Levanto olarak bilinen Elazığ Vişne isimli renkli mermer türüne sahiptir ki bu doğal taş Elazığ'ı hem Türkiye içerisinde hem de dünya çapında mermer konusunda hatırı sayılır bir yere taşımıştır.
Yanarsu (Garzan) Çayı Aşağı Havzası (Siirt/Kurtalan) jeomorfolojisi
Bu tez çalışmasında, Dicle Nehri'nin önemli kollarından biri olan Yanarsu (Garzan) Çayı Aşağı Havzası'nın jeomorfolojik özellikleri incelenmiştir. Yanarsu Çayı aşağı havzası, kuzeyden Mereto Dağı, güneyde Garzan ve Yanarsu dağları, batıdan Kıra Dağı ile sınırlandırılmaktadır. Kuzeydeki dağlık alanlar Paleozoyik ve Mesozoyik, güneydeki dağlık alanlar Eosen ve Oligosen dönemine ait Formasyonlardan oluşmaktadır. Bu iki dağlık kütle arasında havza tabanlarına karşılık gelen düzlükler ise Üst Miyosen-Pliyosen dolgularından oluşmaktadır. Diyarbakır Havzası'nın en doğu bölümünde güneyde Garzan ve Yanarsu Dağı, kuzeyde Eski Garzan Reşan Antiklinali arasında yer alan hafif dalgalı düzlükler, Garzan Ovası olarak adlandırılmaktadır. Ova, kuzey ve güneyde kıvrımlı yapılar arasında bir senklinale karşılık gelmektedir. Bu senklinal, Yanarsu (Garzan) Çayı tarafından iki parçaya bölünmüştür. Bu bölünme ile birlikte Yanarsu Çayı'nın batısında kalan alanlar akarsular tarafından fazla yarılmıştır. Doğuda kalan bölüm ise batıya göre fazla parçalanmamış hafif dalgalı düzlüklerden oluşmaktadır. Asıl Garzan Ovası, Yanarsu Çayı doğusunda kalan kuzey ve güneyden kıvrımlı yapılarla sınırlandırılan hafif dalgalı düzlüklere karşılık gelmektedir. Ova KB-GD doğrultusunda 10 km genişliğinde, 25 km uzunluğunda ortalama 250 km2'lik alan kaplamaktadır. Garzan Ovası, Üst Miyosen-Pliyosen çakıltaşı, kumtaşı ve kiltaşı litolojilerinden oluşan genç örtü birimleri üzerinde gelişmiştir. Üst Miyosen-Pliyosen boyunca sedimantasyon alanı olan havza Kuvaterner'de dış drenaja açılarak günümüz şeklini almıştır. Bu havzada buzul topoğrafyası dışındaki bütün yapılara ait yer şekilleri görülmekte olup jeomorfoloji açısından bir açık hava müzesi özelliğindedir.
Türkiye havalimanlarının coğrafi analizi
Havalimanları bir bölgede coğrafi kapsamlı inceleme yapılabilecek olan fonksiyon çeşitliliği maksimum düzeydeki en küçük beşeri sahalardır. Çalışmada havalimanlarının kuruluş yeri seçiminde etkili olan faktörlerin incelenmiş, havalimanlarının kurulduktan sonra bulundukları çevre üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Çalışmada topoğrafik analizleri yapılan havalimanlarında genel olarak uygunluk gözlemlenmekteyken, havalimanı çevresinde bulunan yükselti ve engebenin etkisi pistin inşa edilme yönü ile en aza indirilmeye çalışılmıştır. Sis, rüzgar, yağmur ve kar hava ulaşımı üzerinde etkili olan klimatik faktörlerdir. Ülkemizde incelenen havalimanlarında hava yolu üzerinde en fazla etkili olan hava olaylarının faktörlerin kar ve sis olduğu gözlemlenmektedir. Rüzgar ve yağmur hava yolu ulaşımı üzerinde daha az etkilidir. Iğdır Şehit Bülent Aydın, Muş, Hatay ve İstanbul Havalimanlarında hidrografik olarak problemler yaşanmaktadır. Ülkemizde ulaşım imkanlarının geliştiği şehirlerde hava ulaşımına yeteri kadar ilgi gösterilmez iken ulaşımın zor olduğu özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde son hava ulaşımına daha fazla ilgi gösterilmiştir. Havalimanlarının uzun süreli kullanılmasını engelleyebilecek önemli bir diğer faktör şehir bünyesi içerisinde kalma faktörüdür. Ülkemizde kent içinde kalan havalimanları mevcuttur. Kent merkezlerine ulaşım süresi incelendiğinde, havalimanlarımızın çoğunluk olarak uygun mesafede kurulmadığı görülmektedir.
Kumyazı Çayı havzasının (Elazığ) beşeri ve iktisadi coğrafyası
Kumyazı Çayı havzasındaki yerleşmeler Elazığ ilinin güneydoğusunda kuzeydoğu güneybatı doğrultulu bir uzanış göstermektedir. Havzanın tamamı Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde yer alan Elazığ ili içerisinde yer almaktadır. Havzanın kuzeyinde; Keban baraj gölü, doğusunda; Elazığ'ın Merkez ilçesine bağlı Kuşhane köyü, kuzeydoğusunda; Palu ilçesine bağlı Baltaşı köyü, güneyinde ve güneydoğusunda; Maden'e bağlı köyler, batısında ve güneybatısında; Elazığ Merkez ilçesine bağlı köyler bulunur. Araştırma sahasının ve yakın çevresinin fiziki coğrafya özelliklerine baktığımızda, Havzanın batısında Çelemlik-Mastar sıra dağları ile güney kesimde Hazar-Yaylım sıra dağları, olmak üzere iki dağlık alan ve bunlar arasına sıkışmış, Hazar Gölü depresyonu ile Behrimaz-Çitli depresyonları yer almaktadır (Erinç, 1953). Havzaya adını veren Kumyazı Çayı Murat Nehri'nin bir kolu olup Keban Baraj gölüne dökülmektedir. Yaklaşık olarak araştırma sahasının ortasından geçen Kumyazı Çayı'nın önemli kolları olan Baltalık Deresi, Medi Deresi ve Kartal Deresi de havza içerisinde yer almaktadır. İklim özellikleri bulunduğu Doğu Anadolu Bölgesi'nin kontinental iklimine benzerlik göstermekle beraber yer yer karasal iklim ile bozulmuş Akdeniz ikliminin geçiş özelliğini bir arada yansıtmaktadır. Çalışma alanında nüfusun gelişimi Cumhuriyet Tarihi boyunca 3 ayrı dönemde incelenmiştir. Bu dönemler; 1935-1965 yılları arasında dinamik nüfus artış dönemi, 1965-1990 değişken nüfus dönemi ve 1990-2019 yılları arasındaki nüfus azalma dönemidir. 1990 yılından itibaren başlayan nüfus kaybı tüm ülkede görülen bir durumdur ve bu kayıp üzerinde kırdan kente göç süreci etkili olmuştur. Ancak 2013, 2018 ve 2019 yıllarında Kumyazı Çayı havzasında sanal bir nüfus artışı yaşanmıştır. Bu sanal artışın temel nedeni yerel seçimler dolayısıyla nüfusun kaydını köylere aldırması, il merkezinde ağır hasarlar oluşturan depremin köylerde bu denli hasar oluşturmaması ve mart ayından itibaren ülkemizi etkileyen COVİD-19 salgınıdır. Çalışma alanının nüfus bakımından en önemli özelliği genç nüfusun saha dışına göç vermesi ve göçlerin mevsimsel olarak değişmesidir. Araştırma sahasında yerleşme tarihi ilk çağlara kadar dayanmaktadır. Sarıkamış köyündeki Sarıkamış Höyüğü ile Örencik köyündeki Haraba Tepe sahada yerleşme tarihinin ilkçağa uzandığını kanıtlamaktadır. Çalışma sahasındaki yerleşmelerin çoğunluğu daimi yerleşmeler oluşturur. Daimi yerleşmelere örnek olarak köyler ve mezralar gösterilebilir. Araştırma sahasındaki geçici yerleşmelerin örneğini ise bağ-bahçe evleridir. Sahadaki nüfusun temel geçim kaynağını tarım ve hayvancılık oluşturur. Sınırlı bir şekilde hizmete dayalı faaliyetlerde görülür. Yetiştirilen başlıca tarım ürününü tahıl grubundan olan buğday ve arpa oluşturur. Hayvancılık bakımından sahada yükseltinin ve engebenin azaldığı dağların etek kısımlarında ve alçak sahalarda genelde büyükbaş hayvancılık ile kümes hayvancılığı yürütülürken, engebenin ve yükseltinin arttığı kesimlerde ise genel olarak küçükbaş hayvancılık faaliyetleri yürütülmektedir. Anahtar kelimeler: Elazığ, Kumyazı Çayı, Nüfus, Yerleşme, Tarım, Hayvancılık
Duhokta (Irak) küçük sanayi
Bu çalışmada, Irak'ın kuzeyinde bulunan Duhok ilinde endüstri sektörünün en önemli alanlarından biri olan küçük ölçekli sanayiler, kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmanın problemi birkaç soruyla özetlenebilir, bu tür sanayiler çalışma alanında eşit olarak dağılmakta mıdır? Coğrafi faktörlerin çalışma alanındaki dağılımları üzerindeki etkisinin kapsamı nedir? Ayrıca bu çalışma; küçük sanayiler için açık çok özel bir tanıma ulaşmayı Duhok ilindeki küçük sanayilerin gelişmesini takip etmeyi, dağılımı etkileyen yerleşme etkenlerini ortaya çıkararak ve sanayilerim kalkınmadaki rolünü alçılayarak bu tür sanayilerin yer açısından dağılımını tanımayı, küçük sanayilerin karşılaştığı sorunları tanımayı ve bu sorunlar için uygun çözüm önerileri bulmayı amaçlamıştır. Çalışmada; veriler ve bilgiler, temel eserler ve kurumsal kaynaklardan toplanarak farklı aşamalardan geçilmiştir. Alan çalışmalarından ve kaynaklarden elde edilen bilgilerin; istatistiksel analiz, dağılış haritaları, diğer açıklamalı haritalara aktarılmasının ardından, sonuçların orta çıkmasında yardımcı olan tablolar oluşturulmuştur. Çünkü bu çalışmanın amacı bu sorulara cevap vererek kesin sonuçlara ve mantıklı analizlere ulaşmaktır. Bu çalışma; teorik açıdan betimleme yöntemi, teorik açıdan ise bölgesel, usul, objektif ve analiz yöntemini kullanmıştır. bu yöntemlerde; rakam destekli sonuçları, tablo ve şekilleri elde etmek için çok sayıda kriter kullanılmıştır. Yapılan çalışmada Duhok'ta, piyasaya yakın olma faktörü, küçük sanayilerin yer seçme konusunda en önemli faktör olduğu ortaya çıkmaktadır. Organize sanayi siteleri bu anlamda önemlidir. Duhok merkez ilçesi; yerleşik sanayileri açısından birinci sırada yer almaktadır. İlde bulunan toplam 2.935 sanayi sitesi arasında %34,7'si Zaho ilçesinde bulunmaktadır. Çalışma bölgesinde değişkenlik faktörü 0,45 olduğu tespit edilmiştir. Bu da yüksek oranda değişken sanayi alanı olduğunu göstermektedir. Toplam gidere göre yıllık ortalama kar %43'tür. En yüksek oranda kar sağlayan sektör ise tekstil ve giyim, ardından metal sanayi, son sıra ise gıda sektörüdür. Duhok'ta küçük sanayilerin karşısına çıkan çok sayıda problemler vardır. Bu problemlerin en önemlisi teknoloji ile ilgilidir. Çalışma örneklerinde yer alan bu sorunla karşılaşanların oranı %26,4 iken ikinci sıradaki problem ise pazarlamadır. Anahtar Kelimeler: Ekonomi, Küçük Sanayi, Duhok İli, Irak
Palu ilçesi'nin (Elazığ) coğrafi etüdü
Palu ilçesi, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde Elazığ ili sınırları içinde yer almaktadır. İlçenin doğusunda Genç (Bingöl), kuzeyinde Kovancılar ve Karakoçan, güneyinde Maden, Alacakaya ve Arıcak, batısında Elazığ Merkez ilçeleri bulunmaktadır. Elazığ-Bingöl karayolunun, 8 km güneyinde yer alan Palu, il merkezine 72 km uzaklıkta olup toplamda 772 km²'lik bir alana sahiptir. Jeolojik olarak çok karmaşık bir yapıya sahiptir. Palu İlçesi tüm jeolojik zamanlara ait arazilere sahip olup tektonik faaliyetlerin mevcudiyetini her zaman sürdürdüğü bir alandır. Doğu Anadolu Fayı'nın kuzeydoğu güneybatı istikametinde uzandığı ilçede sık aralıklarla depremler yaşanmaktadır. Palu ilçesi jeomorfolojik durumu itibarıyla, çoğunlukla dağlık ve çeşitli yüksekliklerde yer alan aşınım yüzeylerinden (platolar) ibarettir. İlçede çok az yer kaplayan düzlük alanlar çoğunlukla ilçenin batısında yoğunlaşmıştır. Bu düzlükler Baltaşı piedmond ovası, Seydili düzlüğü ve Kayaönü yüksek dağ içi ovasıdır. Palu, güneyde Güneydoğu Torosların (Akdağlar) kuzeyde ise Doğu Torosların uzantıları olan Gökdere ve Karaömer Dağları'nın geniş yer kapladığı Elazığ ilinin en engebeli ve en yüksek alanlarını barındırmaktadır. İlçede yüksekliğin en az (820 m) olduğu yerler batıdaki Keban Baraj Gölü çevresi ile temsil edilirken, doğuya doğru gidildikçe yükseklik artmakta ve nihayetinde 2520 m ile Akdağ'da en yüksek alanlara ulaşılmaktadır. İlçe içerisinde yükselti farkının fazla olması (1700 m) hem fiziki coğrafya özelliklerini (bitki örtüsü, toprak, iklim, su kaynakları) hem de beşeri (nüfus ve yerleşme) ve ekonomik coğrafya özelliklerini derinden etkilemiştir. İnceleme alanında görülen iklim, karakter açısından Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasında bir geçiş özelliği gösterir. Ancak topografik koşulların kısa mesafelerde değişiklik gösterdiği ilçede doğuya gidildikçe karasallık artmakta ve kışlar daha sert geçmektedir. Palu ilçesi çoğunlukla Fırat Nehrinin önemli bir kolu olan Murat Nehri drenaj sahasına girmektedir. Kayaönü, Bozçanak ve Tarhana köyü çevrelerinde akan akarsular da Dicle Nehri drenaj alanına dahildir. İlçede doğal göl bulunmamakla birlikte; Keban ve Beyhan Barajı önemli yapay göletlerdir. Aşınım ve birikim faaliyetlerinin hızlı gerçekleştiği Palu'da, kahverengi orman toprakları, bazaltik topraklar ve kireçli-kireçsiz kahverengi topraklar geniş bir alan kaplamakla beraber, Murat Nehri vadi tabanları ve nehrin Keban Baraj Gölü'ne döküldüğü menderesli alanlarda alüvyal topraklara da rastlanılmaktadır. Çok engebeli alanlarda, hızlı erozyon faaliyetleri nedeniyle pedojenik süreçlerin kesintiye uğradığı çıplak kayalık alanlar da önemli bir yer teşkil etmektedir. Elazığ İli içerisinde % 15'lik (22488 ha) bir orman varlığına sahip olan Palu'da, meşe ormanları en önemli ağaç formasyonlarını oluşturmaktadır. Kışlık yakacaklarını temin etmek amacıyla yıllarca tahribata uğramış olan meşeler, günümüzde bozuk ve kümeler halinde yayılış göstermektedir. Tahribatın ileri düzeyde olduğu alanlarda atropojen step alanları, sekonder vejetasyon olarak hakim duruma geçmiştir. Ayrıca doğal stepler ve yüksek dağlık alanlarda yağışın artışı ve sıcaklık düşüşüne bağlı olarak dağ çayırları ilçenin diğer bitki örtülerini oluşturmaktadır. Söz konusu bu alanlar günümüzde yaylacılık faaliyetlerinin yoğun olarak yapıldığı mekanlardır. M.Ö. 2000'li yıllara dayanan geçmişiyle Hurriler, Urartular, Persler, Araplar, Artuklular, Anadolu Selçukluları, Osmanlılar gibi çok sayıda devletin egemenliğinde varlığını sürdürmüş olan Palu, günümüzde 20035 kişilik nüfusuyla, Elazığ ilinin önemli bir ilçesidir. Bir belde ve 35 köyü bulunan Palu, son zamanlarda dışarıya yoğun göç vermektedir. İlçede nüfus daha çok Murat Nehri vadi tabanları ile ilçenin batısındaki nispeten daha düz olan ovalarda toplanmıştır. Palu'da ekonomi tarım ve hayvancılığa dayanmakla birlikte, ilçenin batısındaki yerleşmelerde madencilik ve balıkçılık önemli uğraşlar haline gelmiştir. Sanayi faaliyetlerinin yok denecek kadar az olduğu ilçede, küçük sanayi tipi marangozhane, demir doğrama, değirmen gibi işletmeler bulunmaktadır. Keban Baraj Gölü kıyısına kurulmuş olan Ferro-Krom fabrikası Kovancılar ilçe sınırında kalmış ve ilçeden çok sayıda kişinin çalıştığı bir yer haline gelmiştir. Ekonomik faaliyetlerin sınırlı olduğu Palu'da işsizlik önemli bir sorundur. Demografik yatırımların da yetersiz olduğu kırsal alanlarda son 20 yıl içerisinde gerek il merkezine gerekse Kovancılar ilçesine yoğun göç verilmiştir. Bu durum kırsal alanlara yönelik sürdürülebilir bir kalkınmayı gerekli kılmaktadır.
Tunceli ili ekonomik faaliyetlerinin kültür coğrafyası açısından incelenmesi
Coğrafya, en basit tanımıyla insan ve mekân ilişkilerini inceleyen bir bilim dalıdır. Kültür insanın doğa karşısında doğayla birlikte yaşamını sürdürebilmesi için ürettiği her şeydir. Kültürlerin ve toplumların mekansal farklılıkları kültür coğrafyası tarafından incelenir. Tunceli İli Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır. Doğuda Bingöl ve Elazığ, batıda ve kuzeyde Erzincan, güneyde ise Elazığ iliyle komşudur. Tunceli, 7. 774 km2 yüzölçümü ile Türkiye topraklarının % 1'ini kaplamaktadır. Tunceli İli, Fırat nehrinin iki ana kolu olan Murat ile Karasu nehirleri arasında, etrafını tabii bir duvar gibi çevreleyen Munzur ve Mercan dağlık kütleleri yamaçlarında kurulmuştur. Tunceli ili arazisinin, %70'ini dağlar, %25'ini platolar ve % 5'ini ova alanları oluşturur. Tunceli ilinde Karasal iklim hüküm sürmektedir. Yıllık toplam yağış miktarı 550-1080 mm arasında değişmektedir. Doğal koşulların fazlası ile etkilediği bir yaşam sahası ve buna bağlı gelişen ekonomik yapı daha çok hayvancılık ve çok az tarım faaliyetleri üzerine şekillenmiştir. Sanayi ve ticaret yok denecek kadar az gelişmiştir. Şehirleşme, göç, teknolojik yenilikler vb etmenler ile beraber geleneksel üretim araçları ve yaşam uğraşları terk edilmiş, ya yok olmuş ya da yok olmaya yüz tutmuştur. Çalışma sahasında geleneksel halk kültürünün etkisi ile şekillenen 40 meslek tespit edilmiştir. Anahtar Kelime: Kültür Coğrafyası, Tunceli, Munzur Dağları, Tunceli Sarmısağı (Allium Tuncelianum), Göç.
Dağlık alanlarda şehirleşme Kocaköy (Diyarbakır) örneği
Kocaköy, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Dicle bölümünde yer almaktadır. Diyarbakır'ın kuzeydoğusunda yer alan Kocaköy'ün doğusunda Hazro, kuzeydoğusunda Lice, kuzeybatısında Hani ile Dicle, batısında Eğil ilçeleri, güneyinde Mermer Beldesi yer almaktadır. Kocaköy idari olarak, Diyarbakır'a bağlı bir ilçe merkezidir. 1976 yılında belediye teşkilatı kurulmuş olup, 1990 yılında Kocaköy adı altında ilçe hüviyetine kavuşmuştur. Bugün 151 km2 yözölçüme sahip alanda 12 köy ve 9 mahalle yerleşmesi bulunmaktadır. Kocaköy'ün yeryüzü şekillerine baktığımızda hem Diyarbakır havzasında hemde Güneydoğu Toroslar da toprakları bulunmaktadır. Buda ikliminin hem havza hemde dağlık birimden gelen havaya açık olduğunu göstermektedir. Güneydoğu Torosların ilk kıvrımlanmaya uğradığı antiklinalin güneye bakan yamacında kurulmuş olan Kocaköy, ilk çağlardan beri yerleşilmiş bir sahadır. Bunda mağaralar, höyükler ve daha birçok tarihi kalıntı bunu kanıtlar niteliktedir. 2012 yılında toplam nüfus 16312 dir. Bunun 10370'ini köy nüfusu 5942'sini Kasaba nüfusu oluşturmaktadır. Kocaköy'ün genç nüfusu fazladır. Bunun en büyük nedeni doğum oranlarının yüksek oluşudur. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanan ilçenin en önemli tarım ürünü buğday, en fazla yürütülen hayvancılık faaliyeti de küçükbaş hayvancılıktır. Diyarbakır- Bingöl yolu üzerinde kurulu olan ilçenin Diyarbakır'a uzak oluşu ve anayolun 3 km batısında yer alması gelişimini olumsuz etkilerken dağlık bir sahada kurulması ve engebeli yapısı da ekonomik faaliyetlerini kısıtlamış genişlemesinin önüne geçmiştir. Bunların yanında bölgenin yıllardır süren terör sorunu ekonomik tüm faaliyetlerini(tarım, hayvancılık, sanayi, turizm, eğitim, ticaret vb.) olumsuz etkilemiştir. Anahtar Kelimeler: Coğrafya, Kocaköy, Kasaba, Güneydoğu Toroslar, Diyarbakır Havzası, Ulaşım, Hayvancılık
Elbistan havzası'nın fiziki coğrafyası
Elbistan Havzası; Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde yer almaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi'nin en batı ucunda ve bölgenin İç Anadolu Bölgesi ile Akdeniz Bölgesi'ne komşu olduğu bir noktada yer alması nedeniyle havza; önemli bir geçiş sahasıdır. Büyük ölçüde su bölümü çizgisine göre sınırlandırılan havzanın yüzölçümü 5156,023 km², kuzey-güney doğrultusunda uzunluğu 65 km, doğu-batı doğrultusundaki uzunluğu ise 92 km' dir. Elbistan Havzası; Orta Toroslar'ın, Doğu ve Güneydoğu Toroslar olarak ikiye ayrıldığı kısımda yer alır. Havza, batıdan Doğu Torosların başlangıcını oluşturan Binboğa Dağları; doğuda Kepez Dağı, kuzeyden Hezanlı Dağı; güneyden ve güneydoğudan Güneydoğu Toroslar'ın öncüleri kabul edilen Berit Dağları ve Nurhak Dağları ile çevrilidir. Morfolojik olarak bir havza niteliğinde olan Elbistan Havzası, aynı zamanda jeolojik bir havza karakteri de göstermektedir. Havzanın merkezinde ve en alt seviyelerde Kuvaterner ile Üst Miyosen-Pliyosen yaşlı birimler görülürken, dışa doğru bu genç birimleri yaşları doğrultusunda çevreleyen ve aynı oranda yükseltileri kademeli olarak artış gösteren Orta Triyas-Kretase ve Üst Kretase yaşlı formasyonlar ile en dışta Paleozoik yaşlı birimler görülmektedir. Kuzey ve güneyde faylarla sınırlandırılan Elbistan Havzası, jeolojik olarak bir Neojen çöküntü havzasıdır. Doğu Anadolu Bölgesi'nin güneybatı ucunda yer alan Elbistan Havzası, bir taraftan içinde bulunduğu bölgenin iklim özelliklerini yansıtırken, diğer taraftan Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerine komşu olmasından dolayı kendisine özgü bir iklim karakteri kazanmıştır. Her üç bölgenin de sahip olduğu iklim özelliklerini bünyesinde bulunduran bu iklim tipi geçiş tipi olarak tanımlanmaktadır. Elbistan Havzası'nın yüzey sularını, inceleme sahasında kaynağını alan ve bütün havzanın sularını drene eden Ceyhan Nehri ile onun yan kolları oluşturmaktadır. Yıl boyunca akım seviyesinde büyük değişiklik olmayan Ceyhan Nehri, düzenli bir rejime sahiptir. Elbistan Havzası toprak tipleri yönünden de oldukça zengindir. En geniş yayılım alanına sahip olan toprakları, zonal topraklar oluşturmaktadır. Bu gruba dâhil kahverengi topraklar sahadaki hâkim toprak tipi olup, havza tabanı ile plato alanlarında geniş yayılış göstermektedir. Elbistan Havzası'nın büyük bir bölümü doğal orman sınırı içine girmesine rağmen, asırlardan beri süregelen orman tahribi ve aşırı otlatmadan dolayı ormanların önemli bir kısmı ortadan kalkmıştır. Böylece, havzanın genel görünümüne step manzarası hâkim olmuştur. Orman alanları, havzanın doğu yarısında ve kuzey kesimlerinde daha çok dağlık alanlar üzerinde sınırlı ve seyrek şekilde görülürken, özellikle havzanın güneybatısında Doğu Anadolu'nun başka hiçbir yerinde mevcut olmayan çeşitlilik ve kapalılık göstermektedir. Bu şekliyle havzada alçaktan yükseğe doğru, 1000-1200 m'lere kadar çıkan sınırlı bir alanda doğal step, havza tabanından 2000 m'lere kadar olan alanlarda güneybatıda nemli, diğer kısımlarda kuru orman ve bunların tahrip edildiği yerlerde antropojen step, 2000 m'lerden daha yüksek kesimlerde ise yüksek dağ çayırları görülmektedir. Bu çalışmada ayrıca Elbistan Havzası'nın Fiziki Coğrafya özelliklerinden kaynaklanan; yanlış arazi kullanımı, erozyon, kütle hareketleri, depremsellik gibi önemli sorunlar açıklanarak, çözüm önerilerinde bulunulmuştur ANAHTAR KELİMELER: Kahramanmaraş, Elbistan, Afşin, Fiziki Coğrafya, Elbistan Havzası, Ceyhan Nehri, geçiş sahası, Elbistan Fayı.