Hatay

111 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İskenderun körfezi balıklarında bisfenol a (BPA) düzeylerinin belirlenmesi

Dünya genelinde en çok üretilen ve kullanılan endokrin bozucu kirleticilerden biri olan Bisfenol A (BPA), insan ve hayvan sağlığı üzerine ciddi olumsuz etkileri nedeniyle günümüzde önemli bir çevre ve halk sağlığı problemidir. Besin zincirinde önemli bir rolü olan balıklar, sucul ortamlarda yaygın olarak bulunan BPA kirliliğini izlemek için biyomonitör canlılar olarak kullanılmaktadır. Bu çalışma, İskenderun Körfezi'nde avlanan ve bölgede sık tüketilen Levrek (Dicentrarchus labrax, Linnaeus, 1758), Çipura (Sparus aurata, Linnaeus, 1758), Kefal (Mugil cephalus, Linnaeus, 1758) ve Mercan (Patlak göz mercan) (Dentex macrophthalmus, Bloch, 1791) balık türlerinde BPA düzeylerini araştırmak amacıyla gerçekleştirildi. Çalışmada her türden 7 adet olmak üzere toplam 28 adet balık kullanıldı. Balıkların boy ve ağırlık ölçümleri yapıldıktan sonra kas dokusu örneklerinde Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi (HPLC) ile BPA düzeyleri tespit edildi. Metot validasyonu tespit limiti (LOD), tayin limiti (LOQ), regrasyon katsayısı (R2), relatif standart sapma (RSD) ve geri kazanım parametreleri üzerinden gerçekleştirildi. Validasyon parametrelerinden; LOD ve LOQ değerleri ise sırasıyla 0.28 ve 0.92 ppb, R2 = 0.9963, % RSD değeri 9.8 ve geri kazanım oranı %96 olarak tespit edildi. Çalışılan tüm balıklarda (n:28) BPA pozitiflik oranı %50 (n:14) olarak belirlendi. Mercan, Çipura, Kefal ve Levrek türlerinde tespit edilen ortalama BPA düzeyleri sırasıyla; 0.50, 0.44, 0.33 ve 0.22 ng/g olarak tespit edildi. Balık türlerine göre tespit edilen en yüksek BPA düzeyleri; Çipura 1.84, Kefal 1.28, Mercan 1.27 ve Levrek 0.93 ng/g olarak ölçüldü. Sonuç olarak; bu çalışmada belirlenen balık türleri BPA düzeyleri farklı bölgelerde yapılan benzer çalışmalarda bildirilen düzeylerin çoğundan ve resmi otoriteler tarafından belirlenen gıdayla temas eden maddelerden kaynaklanabilen spesifik migrasyon limitinin altında tespit edilmiştir. Bununla birlikte, BPA düzeylerinin gıda değeri olan biyomonitör türler üzerinden periyodik olarak izlenmesi ve bölgesel tüketim senaryoları üzerinden risk değerlendirmelerinin yapılması halk sağlığı bakımından önem arz etmektedir.

Balık etiBalıklarBisfenol A+3
Yeşim Demir Günay
Hatay Mustafa Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde katılım ve 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım üzerine etkileri: Hatay örneği

Yerel yönetimler, yönetim birimleri olarak halka en yakın olandır. Halkın yönetime katılımının ve yönetimde temsil özelliğinin en iyi şekilde gösterildiği yönetim birimi olarak değerlendirilebilir. Yerel yönetimler, halkın istek ve sorunlarının en doğru ve etkili biçimde çözüme kavuşturulduğu, vatandaşa en yakın yönetim birimleridir. Yerel yönetimler demokrasinin olgunlaşması ve yayılması açısından da önemi olan kurumlardır. Ülkeler halka yakın olabilmek ve halkın merkezi yönetime olan sadakatinin devamlılığı için yerel yönetimleri tercih etmiş ve ülke yönetiminin güçlenmesi için yerel yönetimlerden gelen etkiyi merkezi yönetimde kullanmışlardır. Tarih içerisinde farklı tür ve adlarla süre gelen yerel yönetimler, Türkiye Cumhuriyet' inin kurulmasıyla birlikte daha modern ve işlevsel bir yapıya kavuşmuşlardır. Yerel yönetimlerle birlikte var olan temsil ve katılım olguları da tarih içerisinde büyük gelişim göstermiştir. Demokratikleşme açısından önem arz eden temsil ve katılım olguları, yapılan düzenlemeler ile daha çok uygulanabilen bir hal almıştır. Temsil ve katılımı daha güçlendirme yönünde atılan adımlar demokratikleşme açısından çok büyük önem taşımaktadır. Ancak bu bağlamda, 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım süreçlerini zayıflatıcı bir düzenleme olduğunu söylemek mümkündür. Söz konusu Yasa ile Türkiye'nin yerel yönetim yapısında çok önemli değişimler yaşanmış, büyükşehir belediyesi kurulmuş olan illerde il özel idareleri, belde belediyeleri ve köy yönetimlerinin tüzel kişilikleri sonlandırılmıştır. Bu düzenlemelerin elbette ki yerel yönetimlerde temsil ve katılım üzerine olumsuz etkileri ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım üzerine olan etkileri Hatay Büyükşehir Belediyesi ve İlçe Belediyeler örneği üzerinden değerlendirilmeye çalışılmıştır.

Belediye meclisiBelediyelerBüyükşehir belediyeleri+6
Semra Cinni
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay'da sosyo-ekonomik ve kültürel hayat (1960-1971)

Hatay, insanlık tarihine ilişkin ilk yerleşim alanlarından biri olup, tarih boyunca farklı din ve etnik kimliğe mensup toplumların çekişme sahası olmuştur. Farklı toplumların Hatay'da egemenlik kurma düşüncelerinin altında ise şüphesiz ki sahip olduğu konumu, iklimi ve iklimine bağlı olarak verimli tarım arazileri ile tarihî arka planı önemli bir etken olmuştur. Toplumsal yapısı, farklılıklar üzerine kurulan Hatay, zaman içinde ev sahipliği yaptığı her kültürden kendi hazinesine kattığı değerler sayesinde farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü hoşgörü ve barış kenti hüviyeti kazandırmıştır. İnceleme dönemimiz olan 1960-1971 yılları arasındaki süreçte Hatay toplumundaki çeşitliliğin devam ettiği ve farklı din ve kimliklere sahip gruplar arasında herhangi bir problemin olmadığı gözlemlenmiştir. Hatay, diğer Anadolu şehirleri gibi 1960 Darbesi ve 1971 Askerî Muhtırası'ndan etkilenmiş olmakla beraber olayların fazla büyümediği ve kayıpların daha az olduğu bir şehir panoroması çizmiştir. Hatay, sıcak iklimi ve verimli toprakları sayesinde Türkiye Cumhuriyeti'ne katılan son toprak parçası olmasına rağmen kısa süre içinde yapılan reformlar ve yatırımlar sayesinde ekonomisini canlandırmış ve gerek ülke ekonomisiyle ve gerekse uluslararası ekonomiyle entegre olmayı başarabilmiştir. Kültürel hayatı da oldukça renkli ve bu bağlamda faaliyetlerin yoğun yaşandığı Hatay, 1960'lı yılların başından itibaren yatırım yaptığı öncelilikli alanların başında eğitim ve sağlık gibi hayati alanlar olmuştur. 1970'li yıllara gelindiğinde Hatay, eğitim ve sağlık gibi insan hayatı açısından elzem olan alanlardaki yatırımlarını yapabilmiş ve kendi nüfusuna yetecek bir hale getirmeyi başarabilmiştir.

HataySosyal hayatSosyoekonomik hayat+1
Fevziye Çelik
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Zorunlu göç kapsamında Hatay'da bulunan Suriyeli öğrencilere yönelik Türkçe öğretimi, toplumsal uyum ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin öğretmen görüşlerinden hareketle incelenmesi

Bu çalışma Suriye'de yaşanan iç karışıklıklardan sonra zorunlu olarak Türkiye'ye göç eden ve Türkiye'nin birçok yerine dağılan Suriyelilerin en yoğun olduğu illerin başında gelen Hatay'da gerçekleştirilmiştir. Hatay, coğrafi konumu itibariyle Türkiye'nin en güneyinde ve Suriye'ye sınır olarak en yakın iller arasında yer almaktadır. Bu coğrafi yakınlığa ek olarak Suriye ile tarihsel, kültürel, komşuluk ve akrabalık bağı bulunması nedeniyle de Suriye nüfusunun diğer illere göre daha yoğun olan bir bölgedir. Bu tezin amacı, ülkelerinden zorunlu olarak göç eden ve Hatay'a yerleşip burada eğitim gören ilkokul ve ortaokul düzeyi Suriyeli öğrencilere yönelik başta Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi ve toplumsal uyum çalışmaları olmak üzere eğitim-öğretim faaliyetlerini konuyla ilgili belgelerden, gerçekleştirilen ulusal ve uluslararası projelerden, dokümanlardan ve alanda elde edilen verilerden hareketle analiz edilmeye çalışmaktır. Bununla birlikte eğitim gören Suriyeli öğrencilerin ve bu öğrencilerin eğitim gördüğü okullarda görevli öğretmenlerin eğitim sürecinde yaşadıkları olası güçlükleri öğretmen görüşlerinden hareketle tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda sahada nitel araştırma yöntemi kullanılmış, veriler gözlem, görüşme ve doküman analizi teknikleriyle elde edilmiştir. Ayrıca araştırma durum tespiti desenlerine göre tasarlanmıştır. Sonuç olarak Türkiye'de Suriyeli öğrencilere yönelik uygulanan eğitim politikalarından birinin Suriyeli öğrencilerin Türk eğitim sistemine dahil edildiği; Hatay özelinde bakıldığında bunun birebir uygulandığı; Suriyeli öğrencilerin bulunduğu okullardaki öğretmenlerin birçoğunun konuyla ilgili hizmet içi eğitimler aldığı; alınan eğitimlerin daha çok uygulamaya dönük olması gerektiği; Suriyeli öğrencilerin başta Türkçe öğrenimi olmak üzere birtakım güçlüklerle karşılaştığı; öğretmenlerin ders anlatımlarında farklı yöntem ve tekniklerle görsel materyalleri kullandığı ve bu durumun olumlu yönde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Eğitim faaliyetleriGöçlerHatay+7
Taner Özçellik
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Müziğin göçmenlerin bütünleşme sürecindeki katkıları: Hatay Narlıca Mahallesi örneği

2011 yılında Suriye'de başlayan iç savaş, milyonlarca insanın yurtdışına göç etmesine neden olmuştur. Hayatlarını kurtarma ve yeni bir yaşama tutunma saikleriyle göç eden Suriyeliler, başta Türkiye olmak üzere dünyanın farklı ülkelerine sığınmışlardır. Suriyeli göçmenler üzerine yapılan çalışmalar henüz çok yeni ve canlıdır. Bu durum, saha çalışmasının olmadığı araştırmalarda yanılma olasılığını arTtırmaktadır. Bu tez çalışması, Hatay'ın Narlıca Mahallesi'nde yaşayan Suriyeli göçmenlerin birlikte yaşam kültürüne alışmalarında, müziğin etkileri üzerine odaklanmıştır. Bilhassa Narlıca Mahallesi'nde bulunan ve Suriyeli öğrencilerin yoğun olduğu iki ortaokulda 8. sınıf öğrencilerle anket çalışması yürütülmüştür. Ayrıca aynı bölgede yaşayan yetişkinlerle de mülakat yapılmıştır. Araştırma içerik olarak müzik olgusunun ve müzik derslerinin göçmenlerin uyum süreçlerine olan etkisine dair veriler toplamanın yanında katılımcıların müziğe yönelik farklı görüşlerini de kapsamaktadır. Toplumsal uyumun toplumu bir arada tutan bir yapışkan olduğu göz önüne alındığında, eğitimin de bu toplumsal yapıya bir çimento gibi katkı sağladığı söylenebilir. Burada kurulan analoji eğitim-birey-bütünleşme üçlemesinin toplumsal uyum ve huzurun elde edilmesi bakımından önemini göstermektedir. Bundan dolayı, bu tez çalışmanın özgün değerini; okullaşan Suriyeli göçmenlerin uyum problemlerine odaklanarak müzik dersi özelinde uyum süreçlerini irdelemesi, müziğin ve müzik derslerinin uyum sürecine etkilerini ortaya koyması, yetişkinlerin uyum sürecinde müzik perspektifinden bakması gibi etkenler ortaya koymaktadır. Araştırmada karma araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Literatür taramasıyla gerekli arka plan oluşturulduktan sonra anket ve mülakat tekniğinin kullanılmasına karar verilmiştir. Toplam 30 anket sorusu hazırlanmış ve bu sorular Narlıca Mahallesi'nde ortaokul 8.sınıfta eğitim gören Suriyeli öğrencilere dijital ortamda uygulanmıştır. Yetişkinler için oluşturulan yarı yapılandırılmış mülakatta, görüşmecilere on-line olarak 11 soru yönlendirilmiştir. Hem anket hem görüşme sorularının Arapça çevirisi yapılmış, her aşamada tercüman desteği alınmıştır. Sonuçlar frekans tablo ve grafiklerle ifade edilmiş ve yorumlanmıştır. Bu çalışmayla uzun vadede göçmenlerin uyum süreçlerine katkı sağlayacak projeler üretilmesi hedeflenmiştir. Araştırmadan elde edilecek bulgular ışığında müzik derslerinde kültürlerarası müzik eğitimi anlayışının benimsenip yeni içeriklerin üretilmesine katkı sağlama, farkındalık oluşturma amaçlanmıştır. Her kültürün biricik ve değerli olduğunun benimsendiği eğitim ortamlarının oluşturulması, toplumsal barışa ve bütünleşmeye de katkı sağlayacaktır.

BütünleşmeDiasporaGöçmenler+5
Aydın Ateş
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Hatay yöresi bal arılarında (Apis mellifera l., 1758) nosemosisin yaygınlığı

Nosemosis, Nosema apis (Zander 1909) ve Nosema ceranae (Fries ve ark. 1996) microsporidia türlerinin neden olduğu ergin bal arılarının sindirim sistemini etkileyen son derece tehlikeli ve bulaşıcı bir bal arısı hastalığıdır. Hastalık, Dünya'da ve Türkiye'de zaman zaman önemli arı kayıplarına neden olan en yaygın arı hastalıklarından birisidir. Erişkin arılar besin paylaşımı veya kovan temizliği esnasında sporlarla temas ettiklerinde, kontamine su, bal, polen, arıcılık malzemesi ile hastalığa yakalanırlar. Çalışmamızda Hatay yöresi bal arılarında mikroskobi ve moleküler (Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PZR)) yöntemler kullanılarak nosemosisin yaygınlığını belirlemek, işletme şartlarının ve arıcıların tutum ve davranışlarının hastalığın varlığı üzerindeki etkilerini anket çalışması ile araştırmak amaçlanmıştır. Çalışmada, 2019 Mart-Mayıs ayları arasında Hatay yöresinin 6 ilçesindeki 75 arıcılık işletmesinde 450 kovandan yetişkin arı örnekleri toplandı. Ayrıca arıcılara anket uygulaması yapıldı. Çalışma boyunca her işletmeyi temsilen 6 kovandan 100 adet örnek olmak üzere toplamda 7500 arı örneği incelendi. Laboratuvara getirilen örnekler hazırlandıktan sonra Nosema spp. sporları yönünden mikroskopta incelendi. Daha sonra pozitif örneklerde Nosema spp. etkenlerini tür düzeyinde tespit etmek için multipleks PZR yöntemi uygulandı. Mikroskobik inceleme sonuçlarına göre ilçelerdeki işletmelerde Nosema spp. enfeksiyonu; Samandağ %75, Dörtyol %56, Yayladağı %50, Antakya %29, Kırıkhan %20 ve Arsuz %14 oranlarında tespit edildi. Bu işletmelerdeki kovanlarda enfeksiyon oranları ise, Samandağ %29, Dörtyol %22, Antakya %21, Yayladağı %17, Arsuz %7 ve Kırıkhan %7 olarak belirlendi. Moleküler inceleme sonuçlarına göre bütün numunelerde sadece N. ceranae tespit edilmiş olup N. apis türüne rastlanmadı. İşletme şartlarının ve arıcıların tutum ve davranışlarının hastalığın varlığı üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla yapılan anket çalışmasının istatistiki değerlendirmesinde, kullanılan arı ırkının ve farklı kovanlara ait malzemelerin ortak kullanımının hastalığın varlığı üzerinde etkili olduğu belirlendi (p<0,05). Sonuç olarak, Hatay yöresindeki işletmelerin %45'inde, kovanların ise %20'sinde N. ceranae enfeksiyonu tespit edilmiştir. Kafkas (Melez) arı ırklarında enfeksiyon oranı (%53,7), yerli (Hatay) arı ırklarına göre (%23,8) anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca, farklı kovanlara ait malzemeleri ortak kullanan işletmelerdeki hastalık oranının (%50,0), ortak kullanımda bulunmayan işletmelerden (%18,2) anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05).

Apis melliferaArılarBal arısı+2
Aykut Zerek
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin güney doğu sahillerinden toplanan mavi yengeçler (Callinectes sapidus)'de esansiyel olmayan bazı metal düzeylerinin belirlenmesi

Bu çalışma Türkiye'nin Güney Doğu sahillerinden toplanan mavi yengeçlerde (Callinectes sapidus) bazı ağır metal düzeylerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Çalışmada Hatay ilinin İskenderun, Dörtyol ve Samandağ ilçelerinden, her istasyondan 10'ar adet olmak üzere toplam 30 adet mavi yengeç (Callinectes sapidus) kullanıldı. Yengeçlerin kas, hepatopankreas ve solungaç dokularında Kurşun (Pb), Kadmiyum (Cd) Arsenik (As), Nikel (Ni) ve Cıva (Hg) ağır metal düzeyleri Atomik Absorbsiyon Spektrofotometre (AAS) cihazında ölçülerek değerlendirildi. Dörtyol istasyonu Hg düzeyi diğer iki istasyondan yüksek bulunurken (p<0,05) diğer metal düzeyleri bakımından istasyonlar arasında fark bulunamadı. Cd düzeyleri hepatopankreas dokusunda, As ve Ni düzeyleri solungaç dokusunda, Hg düzeyleri ise kas dokusunda diğer dokulara göre yüksek bulundu (p<0,05). Pb sadece Döryol ve İskenderun istasyonundan alınan mavi yengeçlerin solungaç dokularında tespit edildi. Mavi yengeç dokularında tespit edilen As düzeyleri çift kabuklu yumuşakçalar için kabul edilebilir ağır metal limitlerinden yüksek bulunurken, Cd, Pb ve Hg düzeyleri ise limitlerden düşük olarak belirlendi. Sonuç olarak, doğal ve besin değeri yüksek mavi yengeçlerin düzenli periyotlarla ağır metal kirliliği açısından takip edilmesinin, gelecekte ekosistem ve insan sağlığının riske girmemesi açısından önemli olduğu değerlendirildi. Anahtar Kelimeler: Ağır metal, AAS, Mavi yengeç, Hatay.

Ağır metal kirliliğiAğır metallerCallinectes sapidus+5
Türkan Reyhanioğlu
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay halk kültüründe defne ağacı

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan ve çok kültürlü bir yaşamın izlerini taşıyan Hatay, halk kültürü açısından oldukça zengin bir şehirdir. Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü birçok bitki türünün yetiştiği Hatay'da maki türleri arasında yer alan defne ağacı da oldukça yaygındır. Bu çalışmanın amacı, Hatay halk kültüründe defneye dair halk inanışlarını, anlatılarını, defne ürünlerinin geleneksel yöntemlerle yapımını ve kullanım amaçlarını ortaya çıkarmak, işlevsel özelliklerini belirlemek, küreselleşmeyle birlikte kaybolmaya yüz tutmuş maddi ve manevi kültür unsurlarını kayıt altına alarak geleneksel kültürün korunması ve yaşatılmasına katkı sağlamaktır. Bu amaçla başta Antakya olmak üzere Hatay'ın ilçelerine saha araştırması gerçekleştirilmiş, görüşme ve gözlem (katılımlı/katılımsız) tekniklerinden yararlanılmıştır. Sahada 90 kaynak kişiye ulaşılmış, elde edilen veriler işlevsel teori kapsamında analiz edilmiştir. Kutsallığı eskilere dayanan ağaç kültünün bir yansıması olarak defne ağacı etrafında çeşitli inanış ve pratikler gelişmiş, Hatay halk kültürüne çeşitlilik katmıştır. Geleneksel üretim tekniğiyle ve yörede toplanan defne meyvesiyle üretilen Hatay Defne Sabunu coğrafi işaret ürünü olarak tescil edilmiştir. Defnenin gerek halk anlatıları gerekse halk ekonomisine katkı sağlayan ürünleriyle yöre halkı için önem arz edişi SOKÜM (Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi) kapsamında değerlendirilebileceği fikrini de ortaya çıkarmaktadır. Çalışma neticesinde defneye dair bazı uygulamaların, sözlü kültürde yaşayan ve halkın belleğinde yer etmiş olan anlatıların, yağ ve sabun üreticiliğinin işlevselliğini ve önemini koruduğu bazı inanış ve pratiklerin ise önemini yitirdiği görülmüştür. Çok yönlü yapısıyla kentin simgesi haline gelen defne yöre halkı için işlevini ve önemini korumaya devam etmektedir. Anahtar Kelimeler: Halk Kültürü, Ağaç kültü, Hatay, Defne, İşlevsel teori, SOKÜM

AğaçlarDefneHalk inançları+3
Arife Özcan
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Varlık vergisi ve uygulanışı: Hatay örneği

Savaşlar, devlet ve toplum hayatlarını maddi ve manevi yönden yıkıma götüren olgulardır. Özellikle II. Dünya Savaşı, savaş kavramının daha geniş manalara ulaştığı bir yıkım olmuş, en az askeri kayıplar kadar sivil kayıplar da yaşanmıştır. Türkiye, bu savaşta her ne kadar etkin bir dış politika izleyerek harp dışı kalmışsa da sosyo-ekonomik yıkımdan kurtulamamıştır. Türkiye'nin almış olduğu ekonomik tedbirler içinde yankıları günümüze kadar süren varlık vergisi uygulaması önemli bir yer tutmaktadır. Varlık vergisinin tahakkuk ettirilmesinde ve mükelleflerin tespit edilmesinde keyfi hareketler olmuştur. Gelir-gider dengesine bakılmaksızın lüks bir yaşamı olan kişilere yüksek oranda vergi borcu yüklenirken; mal varlığı çok fazla olup alelade yaşam sürenlere daha az vergi tahakkuk ettirilmiştir. Varlık vergisi uygulamasının merkez üssü tarihi ve sosyal dokusundan ötürü İstanbul olmuştur. Varlık vergisi uygulamasının en ağır yanı çalışma kampları olmuştur. Vergi mükellef listelerinin defterdarlıklarda askıya çıkarılmasıyla birlikte on beş gün içerisinde borcunu ödemeyenler, kafileler halinde trenlerle Erzurum'un Aşkale ilçesine gönderilmişlerdir. Burada yol açma, taş kırma vb. işlerde çalıştırılmışlardır. II. Dünya Savaşı patlak verdiğinde Hatay ili henüz Anavatana yeni iltihak etmiştir. Buna rağmen varlık vergisi hazırlıkları tüm ülkede olduğu gibi Hatay'da da başlamıştır. Hatay'da varlık vergisi mükelleflerinin listesi Hatay Defterdarlığı'nda askıya çıkarıldığı gibi bu dönemde yayınlanan Yenigün Gazetesi'nde de yer almıştır. Hatay sınırları içinde yaşayan hatırı sayılır bir gayrimüslim nüfus bulunmaktadır. Aynı zamanda sermaye birikimini de elinde tutan bu sınıfa yüklü miktarda varlık vergisi tahakkuk etmiştir. Hatay, tahakkuk ettirilen vergi miktarı açısından Türkiye'nin altıncı ili olmuştur.

AzınlıklarDünya Savaşı IIHatay+3
Yakup Kalıçlı
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gelenekselden moderne masal anlatıcılığının evrilmesi: Hatay örneği

Hatay çok kültürlü yapısından dolayı önemli bir şehirdir. Dolayısıyla bu çok kültürlü yapıdaki çeşitlilik sözlü kültür ürünlerine de yansımıştır. Sözlü kültür ürünlerinin en önemlilerinden olan masallar da bu kültür çeşitliliğini üzerinde taşımaktadır. Bu çalışmada, anlatıcılık ve anlatıcılığın geldiği durum Hatay masalları ve masal anlatıcıları üzerinden verilmek istenmiştir. Amaç; anlatıcı ve anlatıcılığın yapılma sebeplerini, insanların neden bir anlatıcıya ihtiyaç duyduklarını ve bu sebeple son dönemlerde ortaya çıkan modern masal anlatıcılığının oluşma döngüsünün nasıl gerçekleştiğini sebepleriyle ortaya çıkarmaktır. Bu çalışmada masal anlatıcılığının durumu kaynak kişilerle görüşülerek ve literatür çalışmasına dayandırılarak ele alınmıştır. Bu çalışma; giriş, dört temel bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Çalışmada öncelikle araştırma sahası olan Hatay ile ilgili genel bilgiler verilmiş, burada derlenen masallar ve masal anlatıcılığı işlevsel açıdan değerlendirilerek Hatay'da masal anlatıcılığının gelenekselden moderne değişim süreci ele alınmıştır. Anlatıcılık geleneği eski zamanlardan itibaren süre gelmektedir. Masal anlatıcılığının Hatay'da da bir şekilde devam ettiği ve çağın ihtiyaçlarına göre yeni şekliyle de karşımıza çıktığı görülmüştür. Masal anlatıcılığının geçmişten günümüze Hatay'da geldiği bu durum sahada tespitler yapılarak açıklanmıştır. Bu durumu açıklamak için İşlevsel Kurama başvurulmuştur. Çalışma, kuramın da konusunu oluşturan anlatıcı, aynı zamanda dinleyici ve icra ortamı, metin, müzik ve kıyafet unsurları üzerinden incelenmiştir. Bu bağlamda, birçok farklı ortamda farklı anlatıcıdan derlenen masallar, masal anlatıcılığının gelenekselden moderne evrilmesi durumunu Hatay üzerinden anlamamızı sağlamıştır.

HatayHikaye anlatmaMasallar+1
Leyla Funda Arslantaş
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hatay'da Üniversite öğrencilerinin tütün ürünleri ve elektronik sigara hakkında bilgi, tutum ve davranışları ile karbonmonoksit düzeyleri

Amaç: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerde tütün ürünleri ve elektronik sigara kullanımı hakkında bilgi, tutum ve davranışlarını ortaya koymak ve karbonmonoksit düzeyini belirlemektir. Yöntem: Kesitsel nitelikteki araştırma Hatay'da 2019-2020 yılında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerde yapılmıştır. Çalışmanın evreni Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören toplam 13021 öğrenci olup, çalışmanın örneklemi çok aşamalı örneklem yöntemi ile seçilen 905 öğrenciydi. Ölçüm aracı olarak tarafımızca oluşturulan anket formu ve Fagerström Nikotin Bağımlılık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekten alınan puan arttıkça nikotin bağımlılık düzeyi artmaktadır (0-10 puan). Ayrıca karbonmonoksit ölçüm cihazı ile katılımcıların nefeste karbonmonoksit ölçümü yapılmıştır. Ki-Kare, Mann Whitney-U, Kruskal Wallis ve korelasyon testleri kullanıldı, p<0,05 önemli kabul edildi. Bulgular: Tütün ürünü deneme sıklığı %69,7 ve kullanma sıklığı %54,8 idi. Elektronik sigara deneme sıklığı %18,5 ve son bir ayda kullanma sıklığı %6,6 idi. Ölçek puan ortalaması 3,14±2,86 olup çok düşük-düşük bağımlılık sıklığı %73,7 idi. Karbonmonoksit düzeyi ortalaması 7,55±7,39 ppm idi. Tütün ürünü ve sigara kullananlarda karbonmonoksit düzeyi daha yüksekti (p<0,001). Ölçeğe göre bağımlılık düzeyi artıkça karbonmonoksit düzeyi artmaktaydı (p<0,001). Ölçek puanları ile karbonmonoksit düzeyleri arasında yüksek korelasyon görüldü (p<0,001). Sonuçlar: Öğrencilerin yaklaşık dörtte üçünün tütün ürünü denediği ve yarısından fazlasının kullandığı görülmüştür. Yaklaşık her beş öğrenciden biri elektronik sigarayı denediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Tütün, elektronik sigara, nikotin bağımlılığı, karbonmonoksit

BilgiElektronik sigaraHatay+5
Cansu Karabiber
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli göçmenlerde adil dünya inancı ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi: Hatay ili örneği

Göç, bireylerin ait olduğu yerlerden kopmasına ve alışık olmadıkları yeni bir ortamla etkileşime girmesine sebep olmaktadır. Bu etkileşim çok boyutlu olacağı için karşılaşılacak çeşitli sorunları da beraberinde getirebilmektedir. Bu anlamda göçmenler karmaşık bir sorun zincirinin ortasında kalabilmektedir. Bu çalışmanın ele aldığı konu Suriyeli göçmenlerin yaşayacakları psikososyal problemler göz önüne alınarak bu bireylerin adil dünya inancı ve psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi Hatay ilinin Antakya, Reyhanlı ve Altınözü ilçelerinde yaşayan 18 yaş üstü okuma-yazma bilen 150 Suriyeli göçmenden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan Suriyeli göçmenlere Kişisel Bilgi Formu, Adil Dünya İnancı Ölçeği (ADİÖ) ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ) uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; elli altı yaş ve üzeri bireylerin genel adil dünya inancı puanların diğer yaş gruplarından daha yüksektir. Eğitim durumlarına göre, lise mezunu olan katılımcıların hem kişisel hem de genel adil dünya inancının diğer eğitim düzeylerine sahip katılımcılara göre daha düşük olduğu saptanmıştır. Katılımcıların medeni durumlarına göre, evli katılımcıların psikolojik iyi oluşlarının bekar ve boşanmış katılımcılara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Son olarak, Suriyeli göçmenlerin psikolojik iyi oluşları ile kişisel ve genel adil dünya inançları arasında pozitif yönlü yüksek bir ilişki olduğu görülmüştür.

Adil dünya inancıGöçlerGöçmenler+5
Yusuf Doğru
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli göçmen çocukların 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında değerlendirilmesi: Hatay örneği

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, 2011 yılından itibaren ülkemize giriş yapmış olan göçmen çocuklarında korunmasıyla ilgili bir yasadır. Bu yasa çerçevesinde ihmal ya da istismara uğramış çocuklara danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma gibi tedbirler uygulanmaktadır. En fazla göçmen barındıran illerin başında gelen Hatay İli, söz konusu kanun kapsamındaki uygulamalara da bir manada merkez olmuştur. Bu sebeple çalışmamızda Hatay İlinde bulunan göçmen çocuklara danışmanlık, eğitim, barınma, bakım ve sağlık tedbirlerinin ne oranda sağlanabildiği üzerinde durulmuştur. Bu meyanda hem Türkiye genelinde hem de göçmen nüfusun yoğun olduğu diğer illerde yapılan uygulamalar değerlendirilmiştir. Hatay ilindeki çocukların topluma sosyal uyumu ve kayıp nesil olmamaları konusunda neler yapılabileceği hususunda öneriler getirilmesi ve saha çalışmalarında kullanılabilecek analizler yapılması tasarlanmıştır. Yapılan genel değerlendirmede ise Çocuk Koruma Kanunu kapsamında göçmen çocuklara da uygulanan tedbir kararlarının göçmen çocukların kayıp nesil olmamaları, eğitim almaları ve aileleri ile sosyal uyumu üst düzeyde gerçekleştirmeleri için kritik bir öneme sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Kanunun uygulanmasında göçmen çocuklar özelinde yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğu ve yeni sosyal politikaların gerektiği düşünülmektedir.

GöçlerGöçmenlerHatay+7
Bora Tolga Aras
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay'da Girit muhacirleri ağzı

Türkiye Türkçesi ağız araştırmaları 19. yüzyılın ikinci yarısından bugüne yapılmaya devam edilmektedir. Yerli ve yabancı araştırmacılar tarafından sürdürülen bu araştırmalar, standart dilin özellikleriyle birlikte arkaik ve farklı dil özelliklerini barındıran, yazı dilinde kullanılmayan pek çok sözcük ile zengin söz varlığına sahip olan, Türk dilinin zenginliğini ortaya çıkarmak açısından büyük önem taşıyan ağızların Türkçenin ses bilgisi, şekil bilgisi özelliklerine ışık tutması, medya, iletişim, ulaşım vb. unsurların gelişmesine paralel olarak ÖTT'den etkilenen TT ağızlarının kayıt altına alınması bakımından oldukça önemlidir. Ülkemizde yapılan dil araştırmaları henüz yeterli seviyeye ulaşmamıştır. Bu çalışmamız Türkiye sınırları dışında kalan Girit'ten çeşitli siyasi olaylar sebebi ile Türkiye'ye getirilip Hatay'a yerleştirilen Girit muhacirlerinin ağzını inceleyerek alana küçük de olsa bir katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada Hatay'da yaşayan Girit muhacirlerinin ağız özellikleri tespit edilmiştir. Bu tespitler, Girit muhacirlerinin yerleştiği 3 köyden derlemeler yapılarak ortaya konmuştur. Çalışma "Giriş", "Kavramsal Çerçeve", "Yöntem", "Bulgular" "Metinler", "Sonuç", "Kaynakça" ve "Dizin ve Sözlük" bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, araştırmaya dair problem, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, araştırmanın sınırlılıkları belirtilmiştir. Kavramsal Çerçeve bölümünde, araştırmaya dair kavramsal açıklamalar ve çalışma sahasına dair bilgiler belirtilmiştir. Yöntem bölümünde, araştırmanın yöntemi anlatılmıştır. Bulgular bölümünde, Hatay ili Girit muhacirleri ağızlarının ses bilgisi ve biçim bilgisi özellikleri ele alınmıştır. Metinler bölümünde, Hatay ilinde Girit muhacirlerinin yaşadığı 3 köyden derlenen 31 metin numaralandırılarak verilmiştir. Sonuç bölümünde, Hatay ili Girit muhacirleri ağızlarının genel özellikleri sıralanmıştır. Dizin ve Sözlük bölümünde ise çalışmanın temel verisi olan metinlerin gramatikal dizini yapılmış ve sözlük oluşturulmuştur.

AğızlarBiçimbilimGirit+4
Fatma Çolak
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Asi Nehri (Antakya)'nın bazı fiziksel, kimyasal ve biyolojik parametrelerinin tespiti

oz YÜKSEK LİSANS TEZİ ASİ NEHRİ (ANTAKYA)'NİN BAZI FİZİKSEL, KİMYASAL VE BİYOLOJİK PARAMETRELERİNİN TESPİTİ Meltem TAŞDEMİR (DURAL) ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Yrd.Doç.Dr.M.Z.Lugal GÖKSU Yıl: 1998, Sayfa: 45 Jüri : Yrd.Doç.Dr.M.Z.Lugal GÖKSU Prof. Dr. Ercan SARIHAN Yrd.Doç.Dr. Sevim POLAT Bu çalışma, Hatay bölgesinin sahip olduğu en önemli su kaynaklarından biri olan Asi Nehri'nin kirlilik düzeyinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma 1 yıl sürmüş ve bu süre içinde Asi nehrinde 12 kez örnekleme yapılmıştır. Su kalite parametrelerinden, çözünmüş oksijen, pH, sıcaklık, iletkenlik, KOt, Amonyak azotu, nitrit azotu, nitrat azotu, fosfat, AKM, sertlik, silikat ölçülmüştür. Yapılan çalışmalar sonucunda Asi Nehri'nin az kirli su sınıfında, olası bir kirlenme tehditi altında olduğu kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Asi nehri, kirlilik, su kalite parametreleri

Asi NehriHataySu kirliliği
Meltem Taşdemir (dural)
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Hatay yöresi sürk (küflü çökelek) ve carra (testi) peynirlerinin üretimi, özellikleri ve standardizasyon olanakları üzerine bazı araştırmalar

öz DOKTORA TEZİ Hatay Yöresi Sürk (Küflü Çökelek) ve Carra (Testi) Peynirlerinin Üretimi, Özellikleri ve Standardizasyon Olanakları Üzerine Bazı Araştırmalar Mutlu Buket GÜLER ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ GIDA MÜHENDİSLİĞİ ANABİLÎM DALI Danışman : Prof. Dr. Atilla KONAR Yıl: 1998, Sayfa: 118 Jüri: Prof. Dr. Atilla KONAR Prof. Dr. Atilla YETİŞMEYEN Doç Dr. Mehmet GÜVEN Bu çalışmada öncelikle, Hatay'ın yöresel Carra peynirinin geleneksel üretim yöntemi incelenmiş ve piyasa örneklerinin (30 adet) fîzikokimyasal ve duyusal nitelikleri belirlenmiştir. Daha sonra geleneksel üretim yöntemi, laboratuvar koşullarında geliştirilerek çiğ ve pastörize inek ve keçi sütlerinden Carra peynirleri üretilmiştir. Ayrıca sırlı testiye alternatif olabilecek şeffaf polietilen kap (pet kavanoz) kullanılarak geleneksel toprağa gömerek olgunlaştırmanın yam sıra buzdolabı koşullarında da 90 gün olgunlaştınlmışür. Laboratuvarda böylece üretilen Carra peynirlerinin fîzikokimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal nitelikleri saptanmıştır. Araştırma bulgularına göre en kaliteli Carra peynirinin pastörize keçi sütünden üretilerek pet kavanozda buzdolabında 3 ay olgunlaştıranlar olduğu saptanmıştır. Bu peynirin ortalama bileşimleri kurumadde %52.43, yağ %25.67, protein %23.09, tuz %6.35 ve olgunlaşma indeksi %48.33 olarak saptanmıştır, Çalışmama ikinci bölümünde ele alınan yine Hatay'ın yöresel bir başka ürünü olan küflü Sürkün geleneksel üretim yöntemi önce belirlenmiş ve bu yöntem uygulanarak laboratuvarda inek sütünden Sürk yapılmıştır. Gerek piyasadan alman (36 adet) ve gerekse laboratuvarda üretilen Sürk örneklerinde fîzikokimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal nitelikler saptanmıştır. Laboratuvar koşullarında üretilerek cam ve pet kavanozlarda 30 gün süre ile olgunlaştırman Sürklerden, genelde de kullanılan cam kavanozdakiler beğenilmiş olup, bileşimleri kurumadde %39.57, yağ %6.50, protein %23.15, tuz %4.87 ve olgunlaşma indeksi %47.62 olarak saptanmıştır. Ancak normalde olduğu gibi çevre sıcaklığında 25-30 gün küflendirilerek tüketilen Sürklerde, küflerden dolayı daima mikotoksin ve bu arada aflatoksin oluşma olasılığı nedeni ile Sürkün yaygın olarak üretimi ve tüketiminin pek önerilemeyeceği ve bu küflerin yakından incelenmesinin yararlı olacağı kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Carra peyniri, Sürk, olgunlaşma, standardizasyon.

HatayPeynirlerStandartlaşma+1
Mutlu Buket Güler
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay ilinde süt ve süt mamülleri üretim ve pazarlama yapısı

Bu çalışmada, Hatay ilindeki 58 adet küçük ve orta ölçekli süt ve mamulleri işletmesi değerlendirilmiştir. Araştırmada, işletmelerin üretim ve pazarlama yapılan incelenmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur. İncelenen süt ve mamulleri işletmelerinde, peynir, yoğurt, süt, tereyağı, ayran, çökelek ve diğer ürünler üretilmektedir. İşletmelerde genel kapasite kullanım oranı % 56.3 'tür. Atıl kapasiteye neden olan sorunlar içerisinde en önemlisi hammadde yetersizliği ve pazarlama sorunudur. İşletmelerin kaliteli süt temininde karşılaştıkları en önemli sorunlar; bozuk sütler, yağsız sütler, su katıntılı sütler ve süt yetersizliğidir. Genel olarak işletmelerde üretilen ürünlerdeki randıman durumu; açık süt için % 97.6, yoğurt için % 95.5, tuzlu yoğurt için % 20.2, beyaz peynir için % 15.4, çökelek için % 15.2, künefelik peynir için % 14.6, dil peyniri için % 14.5, carra peyniri için % 1 3.90, sürk için % 12.70, kaşar için % 10.3 ve tereyağı için % 3.3'tür. İşletmelerin en önemli problemleri; hammadde, tecrübeli işgücü ve sermaye yetersizliği, atıl kapasite ve pazarlama sorunudur. İşletmelerin günlük olarak satın aldıkları inek, koyun ve keçi çiğ sütü ortalama miktarları sırasıyla; 5970.38, 16.0 ve 10.5 kg'dır. Anahtar Kelimeler: İşletme, Süt ve Mamulü, Üretim, Pazarlama, Yapısı

HatayPazarlamaSüt+2
Nuran Tapkı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay ili kentiçi ve varoşları hayvan yetiştiriciliğinin (küçükbaş ve büyükbaş) yapısı ve çevresel etkileşimi

Bu çalışma da, Hatay ili Antakya ve İskenderun ilçelerinde kent içi ve çevresi, küçükbaş ve büyükbaş hayvancılığı teknik, sosyal, ekonomik ve çevre sağlığı yönünden incelenmiştir. Araştırmada kent içi hayvancılığının teknik yönden çok yetersiz olduğu, sosyal anlamda kent içi hayvancılığından dolayı çevre insanlarının koku, sinek ve gürültü gibi olumsuz faktörlerden son derece rahatsızlık duydukları, ayrıca hayvan barınaklarının insan, toplum ve çevre sağlığının korunması açısından pek uygun olmadıkları, yapılan işin ekonomik olmadığı,üretimin düşük olduğu belirlenmiştir. Kent İçi hayvancılığın genellikle insanların evsel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapıldığı düşünülürse, bu durumun ileriki dönemler için teşvik edici olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Antakya, İskenderun, Büyükbaş, Küçükbaş, Kent İçi ve Çevresi Hayvancılığı

HatayHayvancılıkRuminantlar+1
Sami Özkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Hatay bölgesinde bazı nohut (Cicer arietinum L. ) çeşitlerini değişik rhizobium ırkları ile aşılamanın nodül oluşumu ve tane verimine etkileri

^^«DOofes oz DOKTORA TEZİ HATAY BÖLGESİNDE BAZI NOHUT (Cicer arietinum L.) ÇEŞİTLERİNİ DEĞİŞİK RHİZOBİUM IRKLARI İLE AŞILAMANIN NODUL OLUŞUMU VE TANE VERİMİNE ETKİLERİ CAHİT ERDOĞAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARLA BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman:Prof. Dr. Yusuf KTRTOK Yıl:2002, Sayfa: 168 Jüri : Prof. Dr. Yusuf KIRTOK : Prof. Dr. Ahmet Can ÜLGER : Prof. Dr. A. Emin ANLARSAL : Prof. Dr. Mehmet KILINÇ : Yrd. Doç. Dr. Şaban YILMAZ Bu araştırma, 3 değişik Rhizobium ırkıyla (CP-31, CP-36 ve CP-39) aşılanmış 3 nohut çeşidinin (İzmir-92, Aydın-92 ve Menemen-92) farklı fenolojik dönemlerindeki azot ve/veya protein içerikleri, nodülasyonu, tane verimi ve buna etki eden bitkisel özellikleri araştırmak amacıyla Hatay ekolojik koşullarında 1998-1999 ve 1999-2000 kış yetiştirme dönemlerinde gerçekleştirilmiştir. Her iki yetiştirme döneminde de tane verimi bakımından çeşitler ve Rhizobium bakterileri arasında önemli bir fark bulunamamıştır. Bununla birlikte "çeşit x bakteri" interaksiyonu tane verimini önemli derecede etkilemiştir. Bu nedenle İzmir-92 çeşidinin CP-36 ve Menemen-92 çeşidinin CP-3 1 Rhizobium ırkıyla aşılanması gerektiği belirlenmiştir. Tam olum döneminde diğer fenolojik dönemlere göre çok daha fazla protein/azot birikimi olmuştur. Bu nedenle çiçeklenme/bakla tutma döneminde nohutun azota önemli düzeyde ihtiyacının olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler:Nohut, Biyolojik Azot Fiksasyonu, Aşılama, Rhizobium

Azot fiksasyonuAşılama-bitkiHatay+4
Cahit Erdoğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Hatay koşullarında yetiştirilebilecek bazı yonca (Medicago sativa l.) çeşitlerinin adaptasyon ve tarımsal özellikleri üzerine bir araştırma

VII öz Hatay Koşullarında yetiştirilebilecek bazı yonca çeşitlerinin adaptasyon ve tarımsal özelliklerini saptamak amacıyla yapılan bu araştırma değişik kaynaklardan elde edilen 11 yonca çeşidi ile iki yıl boyunca sürdürülmüştür. Yeşil ot verim ortalaması çeşitlere göre değişmekle birlikte 6313-7925 kg/da, kuru ot verimi ortalaması 1 127-1415 kg/da olarak bulunmuştur. En yüksek yeşil ve kuru ot verimi Salton ve Elçi çeşitlerinden elde edilmiştir. En düşük yeşil ve kuru ot verimi Kisvardai ve Mesa-Sirsa çeşitlerinden elde edilmiştir. Adaptasyon ve tarımsal özellikleri yönünden en uygun çeşitlerin Salton, Elçi, Syn-1 ve Pioner-518K olduğu saptanmıştır.

HatayTarla bitkileriYonca
Kutbettin Öncü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay ilinin sosyo-ekonomik yapısı ve gelişme potansiyeli

Yerleşim birimleri, toplumsal düzeyde ki sosyo-ekonomik gelişmelerin izlenebilmesine fırsat vermektedir. Bu nedenle illerin sosyal ve ekonomik yapılarının iktisat bilimi tarafından ele alınması bir zorunluluktur. Hatay, tarihte pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış bir ildir. Bundan dolayı, Hatay ili tarihi ve kültürel yönden önemli zenginlikler barındırmaktadır.Hatay ilinin sosyo-ekonomik yapısının ortaya konulmaya çalışıldığı bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde bölge ve bölgesel kalkınma kavramları irdelenmeye çalışılmış, bölgesel kalkınma teorilerine değinilmiştir. İkinci Bölüm'de; ilin coğrafi yapısı ile nüfus, eğitim ve sağlık potansiyeli ele alınmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise, ilin ekonomik yapısı ayrıntılı olarak incelenmiştir Çalışmada ilin sosyal ve ekonomik yapısı tablolar ve şekiller yardımıyla değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra ilin SWOT analizine yer verilerek, fırsat ve tehlikeler ile güçlü ve zayıf yönleri ortaya konulmuş ve il genelindeki il genelindeki uygun yatırım alanlarına dikkat çekilmiştir.

Ekonomik yapıHataySosyal yapı
Yunus Açcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Yatırımcıların yerel piyasalarda yatırım davranışları ile stratejik kararları arasındaki ilişki Hatay ilinde bir uygulama çalışması

Bu tez çalışması; yatırımcıların yerel piyasalarda, stratejik kararları ile yatırım kararları arasındaki ilişkiyi davranışsal finans perspektifinde incelemek ve değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Tez çalışmasında literatür taramasına geniş yer verilmiştir. Uygulama olarak anket çalışması yapılmıştır. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Tezde teorik yapı iki ana bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde; davranışsal finans ve stratejik yönetimin temel kavramlarına ilişkin literatür taraması yapılarak yerel yatırımcı türleri ve yatırımcıların yerel piyasada davranışları incelenmiştir. Tezin ikinci bölümünde; davranışsal finans teorileri araştırılıp Kahneman ve Tversky'nin beklenti kuramından yola çıkılarak konuya ilişkin teorik çalışmalar özetlenmiştir. Ardından, açıklanan kavramlar ışığında yatırımcı davranışlarına etki eden psikolojik faktörlere değinilmiştir. Son bölüm olan uygulama bölümünde ise davranışsal finans ile stratejik kararlar arasındaki ilişkilerin yerel piyasalarda etkileri incelenmiş ve bu etkilerin sonuçları açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: DavranıĢsal Finans, Yatırımcı Psikolojisi, Yatırımcı Duyarlılığı.

HatayStratejik kararYatırım kararları+3
Eda Pınar Tufan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Döneminde halkevlerinin eğitim ve tarih çalışmaları 1932-1951: Akdeniz bölgesi örneği

Halk Eğitimi ihtiyacı bütün toplumlarda ilkçağdan itibaren sezilmiş ve bu ihtiyacın çeşitli etkinliklerle giderildiği tarih sayfalarına yansımıştır.Türk siyasi ve kültür yaşamında ise Halk Eğitimi ihtiyacı geleneksel yapısı içerisinde devam ederken, devletin oluşturduğu kurumlar aracılığıyla planlı ve kontrollü bir şekilde karşılanmaya da çalışılmıştır. Bu bağlamda özellikle Anadolu Selçuklu ve Osmanlılarda Ahilik, Loncalar, Terbiye ocakları ve Medreseler bu devlet kurumlarına örnek verilebilir. Yakın tarihimizde ise; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulduğu 1923 yılından itibaren Mustafa Kemal Atatürk her fırsatta belirttiği gibi eğitime önem vermiş, ülkenin gelişmesinin ve çağdaşlaşmasının tek yolunun eğitimden geçtiğini belirterek, eğitim alanında önemli adımlar atmıştır. Özellikle de bu alanda Halk Eğitimine ayrı bir önem vermiştir.Örgün eğitim kurumlarında verilen eğitimin belli bir yaş grubuna hitap etmesi ve okul dışında eğitim amaçlı kullanılacak iletişim araçlarının az olması ve benzeri gibi nedenler, halk eğitimi için özel bir yapılanmaya gidilmesini zorunlu kılmıştır.Ülkenin okur-yazarlığı bir seferberlik haline getirmeyi ve %100'lük bir okur-yazarlık seviyesine ulaşmayı amaçlaması da halk eğitiminin yaygınlaştırılması çabalarının başkaca nedenleri olarak sıralanabilir. Bu amaçla, 1928'de yeni harflerin kabulünden sonra Atatürk'ün önderliği ile Millet Mektepleri açılmıştır. Bu halk eğitimi hareketinde bütün öğretmenlerle birlikte birçok aydın da seferber olmuştur. Seferberlik ruhunun verdiği heyecanla ve yeni harflerin sağladığı kolaylıkla kısa bir zamanda, az bir masrafla milyonlarca vatandaşa okuma-yazma öğretilmiştir. Bunun yansıra halk eğitimi kapsamında sayılabilecek birtakım bilgiler de halka verilmiştir.Halkevleri halk eğitimi yapmak, halkı ortak kalkınma çabalarına yöneltmek amacıyla Atatürk tarafından kurulmuş olan kurumlardır. Atatürk ilkelerinin halka anlatılması, halkın imtiyazsız, sınıfsız bir kitle halinde kaynaştırılması, halkevlerine bir görev olarak verilmiştir. Halkevleri, sınıf, yaş ve seviye farkı gözetmeksizin, kadın erkek tüm yurttaşların serbestçe girip yararlanabileceği birer kültür ve eğitim merkezleri halinde gelişmiştir. Ulusu bilinçli, birbirini anlayan, birbirini seven, ulusal ülküye bağlı bir topluluk haline getirmek için teşkilatlanan halkevlerinin Atatürk devrimi değerlerinin halk tarafından korunmasına, yayılmasına, benimsenmesine çalışması amaçları arasındadır.Devrimleri yaymak, kökleştirmek, halkı kültürel açıdan geliştirmek amacıyla 1932'de Halkevleri kurulmuştur. Akdeniz bölgesinde açılan halkevleri de bölgedeki halkın toplumsal ve kültürel açıdan gelişmesini sağlamıştır.Kısa zamanda ülke çapındaki okuma yazma oranında artış ve halkta görülen büyük değişime ve gelişme Halkevlerinin başlatmış olduğu halk eğitimi faaliyetlerinin başarısını ortaya koymuştur. Toplumun gelişmesini sağlayan bu kadar önemli bir kurumun geçmişi üzerine derinliğine, tarafsız bir araştırma ve çalışmanın günümüz eğitimi ve gelecekte yapılacak eğitim çalışmaları için de faydalı olabileceği düşünülmüştür. Şimdiye kadar Halkevleri ve Adana Halkevi konularında çalışmalar yapılmasına rağmen; Akdeniz Bölgesi'ndeki Halkevlerinin Eğitim ve Tarih faaliyetlerini kapsayan bir çalışmaya rastlanmamıştır.Bu çalışmada Halkevlerinin 1932-1951 yılları arasında Eğitim ve Tarih Çalışmaları ile Akdeniz Bölgesi'ndeki Halkevinin Eğitim ve Tarih çalışmaları ele alınmıştır. Ayrıca 1932-1951 yılları arası Halkevlerinin Halk Eğitim Çalışmaları derinlemesine incelenmiş, Türk halkına olan katkıları üzerinde durulmuştur.Önce 14 ilde açılan Halkevleri, 1939 yılında sayı olarak 373'e ulaşmıştır. Halkevi açılmayan küçük yerleşim birimlerinde de halk odaları açılmıştır. 1950'de yurt çapında 63 ilde ve kimi ilçelerde çoğunun binası kendisinin olan 478 Halkevi ve 4.332 halk odası vardı.1945 yılında Halkevleri'nin irili ufaklı 35 yayın organı vardı. Aylık veya on beş günlük yayınlanan bu dergiler Türkiye'nin en önemli imzalarını sayfalarında toplamışlardır. Ankara Halkevi tarafından yayınlanan Ülkü, İstanbul Eminönü Halkevi'nin yayınladığı Yeni Türk, İzmir Halkevi'nce yayınlanan Fikirler Türkiye çapında okuyucuya sahipti. Küçük taşra illerinde ise Halkevi dergileri şehrin tek kültür organıydı.Akdeniz bölgesinde açılan halkevlerinden Antalya Halkevi 24 Haziran 1932 tarihinde, Adana, Mersin ve Isparta Halkevleri 24 Şubat 1933 tarihinde, Maraş Halkevi 20 Şubat 1934 tarihinde, Burdur Halkevi 22 Şubat 1935' de, Hatay Halkevi 25 Temmuz 1939 tarihinde açılmıştır.Akdeniz bölgesinde toplam 48 halkevi 435 halkodası açılmış bu kurumlar önemli çalışmalar gerçekleştirmişlerdir. İl ve ilçe merkezlerinde halkevleri açılmış, köy ve beldelerde halkodaları açılmıştır.İlk kurulan halkevleri arasında yer alan Akdeniz Bölgesi'ndeki halkevleri bölge için kalıcı etkisi olan çalışmalar yürütmüşlerdir.Bu çalışmada 1932-1951 yılları arasındaki Halkevleri'nin halk eğitim çalışmaları incelenmiş olup toplumsal aydınlanmaya ve bilinçlenmeye olan katkıları genel olarak eğitim ve tarih çalışmaları açısından değerlendirilmiştir. Akdeniz Bölgesi Halkevlerinin eğitim ve tarih çalışmaları ise daha ayrıntılı olarak incelenerek raporlaştırılmıştır.Bu nedenle Halkevleri'nin bu kapsamlı etkinlikleri içinde çalışma alanımız ?Halkevlerinin Tarih ve Eğitim Çalışmaları-Akdeniz Bölgesi Örneği? (Adana, Mersin; Antalya, Isparta, Burdur, Hatay, Kahramanmaraş illeri) ile sınırlıdır.Yakın Türk tarihindeki halk eğitim kurumlarını ve bu kurumların çalışmalarının ortaya konulması, tarihin geleceğe ışık tutan özelliğinden dolayı önemli bulunmuştur. Bir tarihi sürecin hangi koşullarda, ne şekilde başlayıp hangi aşamalardan geçerek günümüze ulaştığının bilinmesi, bugünkü ve gelecekte yapılacak çalışmalara rehberlik edecektir. Ayrıca geçmişteki halk eğitimi çalışmalarının bilinmesi, bugünkü Halkevi ve Halk Eğitimi faaliyetlerinin düzenlenmesine yardımcı olacağı düşünülmüştür.Anahtar Kelimeler: Halkevleri, Adana, Burdur, Mersin, Antalya, Isparta, Hatay, Kahramanmaraş, Halk Eğitimi, Tarih, Eğitim.

AdanaAntalyaBurdur+7
Hediye Titiz
Çukurova University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal alanda yaşayan bireylerin rüzgar enerji santralleri hakkındaki düşünceleri: Hatay ili örneği

Türkiye'de ki elektrik talebi her gün artmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye dışarıdan elektrik enerjisini ithal etmek ya da yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmak zorunda kalmaktadır. Türkiye'nin hala kullanamadığı hali hazırda oldukça fazla yenilenebilir enerji kaynağı bulunmaktadır. Rüzgar enerjisi Türkiye'deki elektrik enerjisinin gelişimine yardımcı olabilecek alternatif enerji kaynaklarından biridir. Yenilenebilir enerji kaynaklarına halkın katılımı ise başarı için önemlidir. Bu nedenle, bu çalışmada, Hatay'da yaşayan halkın rüzgar enerji santralleri hakkında ki düşüncüleri araştırılmıştır. Belen ve Samandağ ilçelerinde veri toplamak amacıyla 130 kişiyle yüz yüze görüşme yapılmıştır. Katılımcıların büyük çoğunluğu, yabancı enerji kaynaklarına bağımlılığı azaltmada ve toplumsal ekonomik faaliyet de rüzgar enerjisinin önemli olduğunu kabul etmişlerdir. Ama insanlar kuşları öldürme potansiyeli, yarasaları öldürme potansiyeli ve radar sinyallerini etkilemesi konularında oldukça endişe duymaktadırlar. İnsanların çoğunun kendi toplulukları içerisinde rüzgar enerji santrallerinin inşaatını destekledikleri ve rüzgar enerjisi hakkında olumlu bir tavır sergiledikleri tespit edilmiştir. Ve de katılımcıların yaklaşık %50'sinin rüzgar enerjisi için daha fazla ödemeye istekli oldukları saptanmıştır.

HatayKırsal bölgeRüzgar enerjisi
Zehra Eren
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00

Related subjects