Education-nursing

175 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin eğitim öncesi ve sonrası izolasyon önlemlerine uyumlarının değerlendirilmesine yönelik bir çalışma

Araştırma, cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin eğitim öncesi ve sonrası izolasyon önlemlerine uyumlarını değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte planlandı ve uygulandı. Araştırmanın evrenini; Nisan-Kasım 2016 tarihleri arasında Tekirdağ/ Süleymanpaşa ilçesindeki, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Devlet ve Özel Hastanelerin cerrahi kliniklerde çalışan 250 hemşire, örneklemi ise örneklem seçim kriterlerini karşılayan ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan 144 hemşire oluşturdu. Literatür bilgileri doğrultusunda ve uzman kişilerin görüşleri alınarak araştırmacı tarafından hazırlanan ''Çalışan Veri Formu'' ve Tayran tarafından (2009) geliştirilen ''İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği'' ile elde edilen veriler, SPSS 22.00 istatistik paket programında, uygun istatistiksel yöntemler kullanılarak değerlendirildi. Araştırmaya katılan cerrahi hemşirelerin yaş ortalamasının 28,9±8,49, %91'inin kadın, %56,3'ünün lisans mezunu, %58,3'ünün meslekte beş yıldan daha az, %81,9'unun ise çalışılan birimde beş yıldan daha az çalışma süresine sahip olduğu, %32,6'sının devlet, %36,1'inin üniversite, %31,3'ünün özel hastanelerde, %34,7'sinin servis, %27,8'inin ameliyathane, %37,52'inin yoğun bakım birimlerinde çalıştığı belirlendi. Hemşirelerin eğitimden hemen sonra izolasyon önlemlerine uyum düzeyi 90 puan üzerinden 80,389 ±7,106 olarak saptandı (p< 0,05). Sonuç olarak; cerrahi birimde çalışan hemşirelerin izolasyon önlemlerine eğitim sonrası uyum puanları, eğitim öncesine göre yüksek bulundu. Hemşirelerin izolasyon önlemlerine uyumları konusunda kurumsal desteğin sağlanması, hizmet içi eğitimlerde hemşirelerin mesleki özellikleri ve kurumsal faktörler dikkate alınarak planlamaların yapılması ve eğitimlerin düzenli aralıklarla tekrarlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Cerrahi Hemşire, Eğitim, Hastane Enfeksiyonları, İzolasyon Önlemleri, Uyum.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+5
Emine Karagülle Koza
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin eğitim öncesi ve sonrası istenmeyen perioperatif hipotermi hakkında farkındalıkları

Araştırma bir Üniversitenin Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi cerrahi birimlerinde çalışan hemşirelerin, eğitim öncesi ve sonrası istenmeyen perioperatif hipotermi hakkında farkındalıklarını değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde çalışan 260 cerrahi hemşiresi, örneklemini 200 cerrahi hemşiresi oluşturdu. Veriler 01 Şubat-01 Mayıs 2019 tarihleri arasında literatür doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan ''Kişisel Bilgi Formu'' ve "İstenmeyen Perioperatif Hipotermi Değerlendirme Formu" aracılığı ile yüz yüze görüşme yöntemi ile elde edildi. Verilerin normal dağılıma uygunluğunda Kolmogorov Smirnov test ve Box Plot grafikler kullanıldı. Normal dağılım gösteren değişkenlerin değerlendirmelerinde Oneway Anova test ve post-hoc Bonferroni test kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen değişkenlerde ise gruplara göre değerlendirmelerde Kolmogorov Smirnov test, post-hoc Dunn test; grup içi değerlendirmelerde ise Friedman test ve bonferroni düzeltmeli Wilcoxon Signed Rank test kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirildi. Hemşirelerin toplam 41 soru üzerinden hesaplanan istenmeyen perioperatif hipotermi bilgi puan ortalamaları, eğitim öncesi 61,77±13,32, eğitim sonrası 82,76±10,16 ve eğitimden 3 ay sonra 77,56±11,78 olarak saptandı. Eğitim öncesine göre; eğitim sonrası ve eğitimden 3 ay sonra görülen puan ortalamalarındaki artış istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Araştırma bulguları hemşirelerin istenmeyen perioperatif hipotermi farkındalığının eğitim öncesine göre, eğitimden hemen sonra ve eğitimden 3 ay sonra arttığını gösterdi. Perioperatif hipotermiyle ilgili hizmetiçi eğitimlerin düzenli aralıklarla yapılması, İPH önleme yöntemleriyle ilgili standartların oluşturulması, farklı hastane gruplarıyla çalışmanın genişletilmesi önerilir. Anahtar Kelimeler: İstenmeyen hipotermi, Perioperatif hipotermi, Cerrahi hemşiresi, Normotermi

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+3
Tuğba Şenol
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi hemşirelerinde eğitim öncesi ve sonrası SBAR iletişim modeli farkındalığının değerlendirilmesi

Araştırma Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde çalışan cerrahi hemşirelerinde eğitim öncesi ve sonrası, Durum (Situation), Özgeçmiş (Background), Değerlendirme (Assessment), Öneri (Recommendation)'den oluşan SBAR iletişim modeli farkındalığını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde çalışan 220 cerrahi hemşiresi, örneklemi ise basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 138 cerrahi hemşiresi oluşturdu. Veriler 1 Mart-30 Nisan 2019 tarihleri arasında literatür doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ve ''SBAR İletişim Modeli Değerlendirme Formu" aracılığı ile yüz yüze görüşme yöntemi ile elde edildi. Verilerin değerlendirilmesinde nicel verilerin normal dağılıma uygunlukları Shapiro-Wilk test ve grafiksel incelemeler ile sınandı. Normal dağılım göstermeyen nicel değişkenlerin iki grup arası karşılaştırmalarında Mann- Whitney U test kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen üç ve üzeri grupların karşılaştırmalarında ise Kruskal Wallis test ve ikili karşılaştırmaların değerlendirilmesinde Bonferroni-Dunn test kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirildi. Hemşirelerin toplam 18 soru üzerinden hesaplanan SBAR iletişim modeli farkındalık puan ortalamaları, eğitim öncesi 62.76±28.52, eğitimden hemen sonra 95,05±7,56 ve eğitimden 1 ay sonra 90.90±13.89 olarak saptandı. Eğitim öncesine göre; eğitimden hemen sonra ve eğitimden 1 ay sonra görülen puan ortalamalarındaki artış istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Çalışılan birimler değerlendirildiğinde "ameliyathane hemşirelerinin" eğitim öncesi bilgi puan ortalamaları "yoğun bakım ve cerrahi servislerde" çalışan hemşirelere göre daha düşük bulunurken (54.17±36.82), eğitimden hemen sonra "ameliyathane hemşirelerinin" puan ortalamaları "yoğun bakım ve cerrahi servislerde" çalışan hemşirelere göre en yüksek (99.31±2.78), eğitimden 1 ay sonra ise 93.75±6.69 puan ortalaması ile yüksek bulundu. Araştırma bulguları hemşirelerin SBAR farkındalığının eğitim öncesine göre eğitimden hemen sonra ve eğitimden1 ay sonra arttığını gösterdi. Sağlık hizmetlerinde oluşan iletişim kaynaklı hataları önlemede SBAR'ın etkili olduğu, SBAR ile ilgili eğitimlere düzenli ve sürekli olarak hizmet içi eğitimlerde yer verilmesinin önemli olduğu düşünülmekte ve SBAR iletişim modelininin uygulamada kullanılması önerilmektedir. Anahtar Kelime: Hasta Güvenliği, İletişim, SBAR, Hemşirelik

FarkındalıkHasta güvenliğiHemşire-hasta ilişkileri+7
Merve Örgün
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Zor hasta kavramı ve sağlık alanında eğitim gören öğrencilerin zor hasta algısı: Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu örneği

Bu çalışma fizyoterapi, hemşirelik, tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik, yaşlı bakımı öğrencilerinin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesi amacıyla yapılan tanımlayıcı bir araştırmadır. Araştırma evrenini Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik bölümü 2, 3, 4. Sınıf öğrencileri toplam 347 kişi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Fizyoterapi bölümü 2. Sınıf öğrencileri, Yaşlı bakımı bölümü 2. Sınıf öğrencileri, Tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü 2. Sınıf öğrencileri olmak üzere NKÜ SHMYO öğrencileri toplam 116 kişi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamına toplam 493 öğrenci dahil edilmiştir. Araştırmada örneklem seçilmemiş, NKÜ Sağlık Yüksekokulu ve Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda öğrenim gören öğrencilerinin %80'ine ulaşılması hedeflenmiş, 347 öğrenciye ulaşılmıştır. Evreni oluşturan 493 öğrencinin %70'ine ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri, "Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Zor Hasta Algısı ve Zor Hasta İle İletişimlerinin Belirlenmesine Yönelik Form" ve "Zor Hasta ve Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Etkileşimi Anketi" olmak üzere iki form aracılığı ile elde edilmiştir. Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Zor Hasta Algısı ve Zor Hasta İle İletişimlerinin Belirlenmesine Yönelik Formda, birinci bölümde, "Zor hasta" algısı ile ilgili sorular, zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesine yönelik sorular yer almaktadır. İkinci bölümde, zor hasta algısına bağlı olarak öğrencilerin verdiği hasta demografik bilgileri yer almaktadır. Üçüncü bölümde, araştırmaya katılan katılımcıların demografik bilgileri yer almaktadır. "Zor Hasta ve Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Etkileşimi Anketi" formunda 34 ifade dört boyut altında sınıflandırılmıştır. Her bir ifade 5'li Likert ölçeği ile ölçülmüştür. Zor Hasta ve Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Etkileşimi Anketi 4 boyuttan oluşmaktadır. Bunları hastanın zorluğu, personelin duyduğu rahatsızlık, uyum ve iletişim problemi ve sedaktif davranış boyutları oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS Statistics 21.0 bilgisayar programında; ortalama, ortanca, standart sapma, yüzdelik sayılar, T testi, Oneway Anova testi, Scheffe testi, Tamhane's T2 ve Kruskal-Wallis testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Fizyoretapi bölümü öğrencilerinin yaş ortalaması 20,04, hemşirelik bölümü öğrencilerinin 21,54, tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü öğrencilerinin 20,41, yaşlı bakımı öğrencilerinin 20,05'tir. Fizyoterapi, hemşirelik ve yaşlı bakımı bölümü öğrencilerinin karşılaştıkları zor hastaların mesleğe bakışlarını etkilemediği belirlenmiştir. Fizyoterapi bölümü öğrencileri zor hastayı "Tedaviyi reddeden-işbirliği yapamayan hasta", hemşirelik, tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik ve yaşlı bakımı bölümü öğrencileri ise "İletişim kuramayan hasta" olarak tanımlamıştır. Fizyoterapi ve hemşirelik bölümü öğrencileri zor hastaların özelliklerini "İletişime kapalı hasta" ve "İşbirliği kuramayan hasta" olarak nitelendirmiştir. Yaşlı bakımı ve tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü öğrencileri zor hastayı "İletişime kapalı hasta" olarak nitelendirmiştir. Araştırmaya katılan öğrenciler zor hasta ile yüksek yüzdelerde karşılaştıkları belirlenmiştir. Zor hasta ile karşılaşılan klinikler genellikle; Fizik tedavi ve rehabilitasyon, iç hastalıkları polikliniği, kardiyoloji polikliniği, ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniği ve nöroloji poliklinikleridir. Öğrencilerin zor hastalarla iletişimde kısmen güçlük yaşadıkları ve kendilerinin orta düzeyde başarılı hissettikleri saptanmıştır. Zor hasta davranışı ile baş etme yöntemlerinden en çok sakince iletişim kurmaya çalıştıkları tespit edilmiştir. Öğrencilerin iletişimle ilgili uygulamalı derslerin de olması gerektiği belirlenmiştir. Zor hastaların genellikle kadın, evli, yetişkin (40-65 yaş) grubunda, ilköğretim mezunu, işçi, ev hanımı ve emekli oldukları tespit edilmiştir.

Hasta bakımıHastalarHemşirelik eğitimi+7
Ayça Doğru Tunca
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelere verilen eğitimin hemşirelerin pediatrik ağrı bilgi ve tutumlarına etkisi

Araştırma, cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin pediatrik ağrıya yönelik bilgi düzeylerinin belirlenmesi ve sonrasında online olarak verilecek olan pediatrik ağrı yönetimi konulu eğitimin etkinliğini değerlendirmek amacıyla "ön test-son test girişimsel" bir çalışma olarak planlandı ve uygulandı. Araştırmanın evreninin Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi'nde çalışan 325 hemşire, örneklemini ise çocuk hasta takibinin yapılma potansiyelinin olduğu cerrahi birimlerde görev alan 106 hemşire oluşturdu. Literatür bilgileri ışığında çalışmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgiler Formu" ve Salentra ve ark. tarafından (1999) geliştirilip, Twycross (2004) tarafından düzenlenerek son halini alan "Pediatrik Ağrı Bilgi ve Tutum Ölçeği" ile elde edilen veriler, SPSS 23 istatistik paket programında, uygun istatistiksel yöntemler kullanılarak değerlendirildi. Araştırmaya katılan hemşirelerin ortalama yaşının 28,52±4,82, %81,1'inin kadın, %43,4'ünün evli, %78,3'ünün lisans mezunu ve %36,8'inin üç yıldan az mesleki deneyime sahip olduğu belirlendi. Ayrıca hemşirelerin %24'ünün yetişkin acil ünitesinde çalıştığı, %80,2'sinin çalıştığı birimde çocuk hastaları takip ettiği ve %56,6'sının daha önce pediatrik ağrı konulu bir eğitim aldığı sonucuna varıldı. Hemşirelerin eğitim öncesi Pediatrik Ağrı Bilgi ve Tutum Ölçeği toplam puan ortalaması 4,13±0,43 iken eğitim sonrası 4,33±0,424 olduğu belirlendi (p<0,05). Sonuç olarak; cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin pediatrik ağrı bilgi ve tutumları eğitim öncesine göre yüksek bulundu. Hemşirelerin pediatrik ağrı yönetimi konusunda hizmet içi eğitimlerle desteklenmesi ve eğitimlerin düzenli aralıklarla tekrarlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler:Ağrı, Pediatrik Ağrı, Hemşirelik Bakımı, Ağrı Yönetimi

AğrıHemşirelerHemşirelik+4
Gülcan Elmas
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz tedavisi alan hastaların bakımdan sorumlu yakınlarının ve hemşirelerinin eğitim gereksinimleri ile ilişkili görüşlerinin q metodu ile incelenmesi

Bu çalışma hemodiyaliz tedavisi alan hastaların, bakımlarından sorumlu yakınlarının ve hemşirelerinin eğitim gereksinimleri ile ilişkili görüşlerinin Q Metodu yoluyla incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma, Konya merkezde bulunan Özel Ölmez Diyaliz Merkezi ve Özel Nefrotrans Karatay Diyaliz Merkezlerinde, Aralık 2017-Mart 2018 tarihleri arasında, hemodiyaliz tedavisi alan 30 hasta, hastaların bakımından sorumlu 30 hasta yakını ve hastalara bakım ve tedavi veren 30 hemşire ile yapılmıştır. Veri toplama araçları olarak hasta, hasta yakınları ve hemşireler için tanıtıcı özellikler soru formları, hemodiyaliz eğitim konularından oluşan 22 soru kartı ve sormak istedikleri soruyu yazmak istemeleri durumunda kullanılmak üzere 2 boş soru kartı kullanılmıştır. Veriler, Q metodundan (kartların önem sırasına göre sıralanması) yararlanılarak araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler yüzdelik ve frekans yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Araştırmada hemodiyaliz tedavisi alan hastaların eğitim gereksinimleri ile ilgili hasta, bakımlarından sorumlu hasta yakınları ve hemşirelerin konulara göre bazı düşüncelerinin aynı bazı düşüncelerinin ise farklı olduğu bulunmuştur. Hasta, hastanın bakımından sorumlu yakını ve hemşirelerin eğitim konularının önem sıralamasına baktığımızda; Hastaların, ihtiyaçları olduğunda psikolojik destek alma, sosyal yaşama uyum sorunlarıyla baş etme gibi psiko-sosyal sorunları içeren eğitim konularını, Hastaların bakımlarından sorumlu yakınlarının, fistül/kateter bakımı, komayı önlemeye yönelik tedbirleri almak gibi komplikasyonları önlemeye yönelik eğitim konularını, Hemşirelerin ise böbreklerin yapısı ve fonksiyonları, hemodiyalizin mekanizması gibi teknik ve teorik bilgi içeren eğitim konularına daha çok ilgi gösterdikleri sonucuna varılmıştır. Hemşirelerin Q metodunu öğrenerek, yapacakları eğitim öncesinde hastaların ve hastaların bakımından sorumlu bakım vericilerinin önem sıralamasını belirlemesi ve eğitimin hasta ve hasta bakım vericilerinin ihtiyaçları doğrultusunda planlanarak yürütülmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Hemodiyaliz, KBY, Hasta Yakını, Hemşire, Q Metodu.

Böbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-kronikHasta bakımı+5
Canan Güngör
Sanko University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelere verilen ventrogluteal bölgeye intramüsküler enjeksiyon eğitiminin hemşirelerin bilgi, görüş ve uygulamayı tercih etme durumlarına etkisi

İntramüsküler (İM) enjeksiyon için kullanılan enjeksiyon bölgesi komplikasyonların en önemli belirleyicisidir. Hemşirelerin çoğunluğu İM enjeksiyonda dorsogluteal (DG) bölgeyi tercih etmekte ve güvenilir bulmaktadır. Bununla beraber, İM enjeksiyon için ventrogluteal (VG) bölgenin birçok yönden üstünlüğü vardır. Çalışmanın amacı, hemşirelere VG bölgeye enjeksiyon uygulaması ile ilgili verilen eğitimin hemşirelerin bilgi, görüş ve uygulamayı tercih etme durumlarına etkisinin belirlenmesidir. Çalışma ön test–son test tek gruplu yarı deneysel tasarımda yürütüldü. Çalışma için etik kurul izni, kurum izni ve hemşirelerin katılım izinleri alındı. Çalışmanın verileri, Hacettepe Üniversitesi Hastanesi yetişkin acil servisinde Mayıs–Ağustos 2021 tarihleri arasında toplandı. Çalışmaya acil serviste çalışan ve çalışmayı kabul eden 30 hemşire dâhil edildi. Veriler hazırlanan "Tanıtıcı Özellikler Formu", "Ventrogluteal Bölge Kullanımı Değerlendirme Formu", "Ventrogluteal Bölge Görüş Formu", "Ventrogluteal Bölge Bilgi Formu", "Ventrogluteal Bölge Eğitim Sonrası Değerlendirme Formu" ile toplandı. Veriler de sayı, yüzde, ortalama, standart sapma Friedman testi, Shapiro – Wilks testi, Wilcoxon testi, McNemar testi ve Mann Whitney-U testleri kullanıldı. Araştırma sonucunda, eğitim sonrası hemşirelerin %86,7 (n=26)'sinin VG bölge ile ilgili görüşlerinin olumlu yönde değiştiği, eğitim öncesi VG bölgeye ilişkin puan ortalaması 14,80+3,09 iken, eğitim sonrasında 18,50+1,68 olduğu (p<0,001), eğitim öncesinde VG bölgeye enjeksiyon uygulamayan 16 hemşirenin 7'si VG bölgeye enjeksiyon uygulamaya başladığı tespit edildi. Sonuç olarak; hemşirelere verilen VG bölgeye İM enjeksiyon eğitiminin hemşirelerin bilgi düzeyini arttırmada anlamlı düzeyde etkili olduğu, VG bölge ile ilgili görüşlerinin yüksek oranda olumlu düzeyde değiştiği, uygulamayı tercih etme durumlarında ise anlamlı düzeyde olmamakla birlikte VG bölgeye enjeksiyon uygulaması yaptıkları belirlendi. Hemşirelere düzenli aralıklarla VG bölgeye ilişkin eğitimlerin tekrarlanması ve becerilerinin değerlendirilmesi önerilmektedir.

Bilgi düzeyiDorsogluteal bölgeEnjeksiyonlar+6
Çisem Meteris
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pediatri hemşirelerine verilen çocuk istismarı eğitiminin bilgi düzeylerine ve çocuk istismarını raporlamaya yönelik tutumlarına etkisi

Bu çalışma tek merkezli İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışmakta olan pediatri hemşirelerin çocuk istismarı ile ilgili bilgi düzeylerinin belirlenmesi ve raporlamaya ilişkin tutumlarını ölçmek amacıyla yarı deneysel çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya toplam 60 hemşire katılım sağlamıştır. Çalışma verileri eğitim öncesi, eğitimden hemen sonra ve eğitimden 1 ay sonra olmak üzere 3 aşamada toplanmıştır. Bilgi düzeyini ölçmek için literatür taranarak çoktan seçmeli sorular hazırlanmış raporlama tutumunu ölçmek için Sağlık Çalışanlarının Çocuk İstismarını Raporlamaya Karşı Tutumlarını Belirleme Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 24.0 istatistik programında değerlendirildi. Ölçeğin cronbach alfa katsayısı hesaplandı. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. İstatistiksel analizde hemşirelerin çocuk istismar çeşitlerini tanımlayabilme durumu ilk değerlendirmede %18,3, ikinci değerlendirmede %68,3, üçüncü değerlendirmede %75,0 olduğu saptandı. Çocuğa yönelik istismar durumunu tanımada ve bildirimini yapmada kendisini yeterli görme durumu ilk değerlendirmede %15,0, ikinci değerlendirmede %35,0 ve üçüncü değerlendirmede %40'ının evet yanıtını verdiği saptandı. ÇİM'i bilme durumu değerlendirildiğinde ilk değerlendirmede %50, ikinci değerlendirmede %95, üçüncü değerlendirmede %96,7'si ÇİM'i bildiğini ifade etti. Çocuk istismarının bildirimi pediatri hemşirelerinin görev yetki ve sorumluluğu dahilinde olmasını bilme durumu değerlendirildiğinde ilk değerlendirmede %86,7, ikinci değerlendirmede %100, üçüncü değerlendirmede %100 olarak hesaplandı. Sağlık Çalışanlarının Çocuk İstismarını Raporlamaya Karşı Tutumlarını Belirleme Ölçeğinin eğitim öncesinde, eğitimden hemen sonra ve eğitimden bir ay sonraki toplam puan ortalamalarını karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlılık olduğu bulundu. (p=0.01). Araştırmanın sonucuna göre, verilen eğitimin bilgi düzeylerinde artış sağladığı, hemşirelerin eğitim sonrası raporlama konusunda kendilerini yeterli hissettikleri, yasal yükümlülükleri hakkında bilgi düzeylerinin arttığı ve raporlamaya karşı tutumlarının değiştiği gözlendi. Bu araştırma ile de görüldüğü gibi hizmet içi eğitimlerinin planlanması, uygulanması ve lisans eğitim programlarına çocuk istismarı konusu eklenerek hemşireler/ hemşire adaylarının bilgi düzeyleri arttırılmalı, raporlamanın hemşirenin yasal yükümlülüğü olduğunu öğretilmeli ve raporlama süreci hakkında bilgi sahibi olmaları sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Çocuk istismarı; pediatri hemşiresi; raporlama.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+6
Selenay Büşra Berk
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diyaliz tedavisi gören çocukların kendi hastalığına yönelik tutumlarının resim yorumlama tekniği ile incelenmesi

Bu çalışma; diyaliz tedavisi gören 9-17 yaş grubu çocukların kendi hastalığına yönelik tutumlarının resim yorumlama tekniği ile incelenmesi amacıyla planlanan karma desenli bir çalışmadır. Araştırma Gaziantep ilinde bulunan, Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde ayaktan veya günübirlik yatışla tedavi görmekte olan Kronik Böbrek Yetmezliği tanılı Periton Diyalizi veya Hemodiyaliz tedavisi uygulanan hastalarla, etik kurul ve kurum izni alındıktan sonra 05.06.2024-05.12.2024 tarihleri arasında yüz yüze görüşme ve resim çizdirme yöntemiyle yapılmıştır. Araştırmada, kronik böbrek yetmezliği nedeniyle diyaliz tedavisi gören çocukların hastalıklarını nasıl algıladıkları ve bu algının onların psikososyal durumlarını nasıl etkilediği konusu ele alınmıştır. Çalışma kapsamında 9-17 yaş grubu çocuklara, hastalıklarıyla ilgili duygu ve düşüncelerini ifade etmeleri için resim çizdirilmiştir. Ardından, bu resimlerin içerik olarak analizi yapılmıştır. Bu araştırmadan elde edilen nicel veriler doğrultusunda çocukların yaş ortalamasının 14,26 olduğu, katılımcıların %57,88'inin 15-17 yaş aralığında olduğu ve %42,10'unun okula gitmediği, %73,70'inin 1-2 yıldır diyalize girdiği ve %68,42'sinin periton diyalizi aldığı, katılımcıların %63,46'sının kendi hastalığına karşı negatif bir tutum sergilediği ve çocuğun kendi hastalığına yönelik tutum ölçeği puan ortalamasının 2,77 olduğu, %63,46'sının düşük persentil dilimlerinde yer aldığı ve büyüme geriliği olduğu saptanmıştır. Bu araştırmada nitel verilerin incelenmesi ile elde edilen temalar şu şekildeydi; diyaliz hastası çocukların özgüven eksikliği, sosyalleşme becerilerinde ve kendilerini ifade etmede yetersizlik, davranış bozukluğu, aile ilişkilerinde kopukluk, gelecek kaygısı, yorgunluk, cinsel kimlik gelişiminde bozukluk, ebeveyne veya bakım veren kişiye bağımlı olma, hastalığı kabullenmeme, ebeveyn ilgisizliği veya ebeveynin aşırı koruyuculuğu. Elde edilen bulgular, diyaliz tedavisi gören çocukların hastalıklarına karşı genellikle olumsuz tutumlar geliştirdiklerini ve bu durumun onların günlük yaşantısını olumsuz etkilediğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak bu çalışma, diyaliz tedavisi gören 9-17 yaş çocukların kendi hastalıklarına yönelik olumsuz tutumlarının, onların psikososyal iyilik hallerini etkilediğini ortaya koymuştur. Çocukların ve ailelerinin hastalık sürecinde psikososyal destek almalarının önemi vurgulanmış ve sağlık çalışanlarına bu konuda önerilerde bulunulmuştur.

HemşirelikHemşirelik araştırmalarıHemşirelik eğitimi
Seher Serin
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşire öğretim elemanlarının bilişim öz-yeterliliklerinin belirlenmesi

Bu araştırma, hemşire öğretim elemanlarının bilişim öz-yeterliliklerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yürütülmüştür. Araştırmada Türkçe dilinde geçerli ve güvenilir olduğu belirlenen, Self Assessment of Informatics Competency Scale for Health Professionals (Sağlık Çalışanları için Bilişim Yeterlilikleri Öz-Değerlendirme Ölçeği), Türkiye'de 2022-2023 eğitim öğretim yılında yedi coğrafi bölgede yer alan üniversitelerin Hemşirelik Fakülteleri/Bölümleri/Yüksekokullarında hemşirelik programı mezunu olup en az altı aydır çalışan 334 hemşirelik öğretim elemanına Mayıs-Haziran 2023 tarihleri arasında uygulanmış ve bilişim yeterliliklerine ilişkin öz değerlendirmeleri belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tukey Testleri ile analiz edilmiştir. Hemşire öğretim elemanlarının bilişim öz-yeterliliği ölçeğinden aldıkları toplam puan 2,32±0,71, alt boyut puan ortlamaları; temel bilgisayar becerileri için 3,11±0,78, işlev için 2,84±0,91 ve uygulamalı bilgisayar becerileri: sağlık bilişimi yeteneği için 1,96±0,85, olarak bulunmuştur. Çalışmada öğretim elemanlarının yaş, cinsiyet, akademisyen olarak çalışma süresi, akademik ünvan, kurumdaki pozisyon, öğretim yaptığı branş, klinik uygulamaya çıkma, klinik sorumluluk alma durumları ve hastane bilgi yönetim sistemi yazılımını kullanma durumu ile bilişim öz-yeterliliği ölçeğinden aldıkları toplam ve alt boyut puanları arasındaki ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermediği bulunmuştur (p>0,05). Diğer yandan öğretim elemanlarının daha önce hemşire olarak çalışma deneyimleri, çalışılan kurumun bulunduğu coğrafi bölge, bilgisayar teknolojilerini kullanma düzeyi, elektronik sağlık kayıtları kullanımı ile ilgili bir eğitim alma durumu ve hastane bilgi yönetim sistemi/sağlık bilgi yönetim sistemi giriş yapma deneyimi ile ölçeğin toplam puanı arasındaki ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak bu çalışmada hemşire öğretim elemanlarının temel bilgisayar becerilerinin iyi düzeyde olduğu ancak genel olarak bilişim öz-yeterliliklerinin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda öğretim elemanlarının bilişim öz-yeterliliklerini destekleyecek eğitimsel düzenlemelerin planlanması ve özellikle hastane bilgi yönetim sistemleri içinde kullanıcı olarak yer almalarına izin verecek düzenlemelerin yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, öğretim elemanları, bilişim, öz-yeterlilik, bilgisayar

HemşirelikHemşirelik bilişimiHemşirelik eğitimi
Nurhan Bingöl
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İntravenöz sıvı tedavisinin oyunlaştırılması ve oyun destekli öğretimin hemşirelik öğrencilerinin öğrenme çıktılarına etkisinin incelenmesi

Bu araştırma periferik intravenöz kateterizasyon (PIVK) ve intravenöz (IV) sıvı tedavisinin oyunlaştırılması ve oyun tabanlı öğretimin hemşirelik öğrencilerinin öğrenme çıktılarına etkisinin incelenmesi amacıyla nicel ve nitel araştırma desenleri kullanılarak Ağustos 2022- Şubat 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada PIVK ve IV sıvı tedavisi oyunlaştırılmış, elde edilen 3D simülasyon oyununun kullanılabilirlik analizi öğretim elemanları ve öğrenciler ile Tanıtıcı Bilgi Formları, Oyun Değerlendirme Anketi ve GUESS-20-TR Ölçeği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre son hali verilen oyunun öğrencilerin öğrenme çıktıları üzerindeki etkileri deney öncesi araştırma tasarımı ile incelenmiştir. Araştırmaya Hemşirelik Esasları dersini başarıyla tamamlamış, araştırmaya katılmaya gönüllü 63 öğrenci katılmıştır. Veriler Tanıtıcı Bilgiler Formu, IV Sıvı Tedavisi Bilgi Testi, IV Sıvı Tedavisi Beceri Değerlendirme Formu ve Akademik Motivasyon Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Kolmogrov Smirnov testi, Eşli iki örnek t testi, Wilcoxon testi, McNemar-Bowker testi ve McNemar testi kullanılmıştır. Nitel araştırma, gönüllü 13 öğrenci ile yarı yapılandırılmış bire bir görüşmeler yoluyla gerçekleştirilmiş, veriler betimleyici tematik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmanın niceliksel aşamasından elde edilen bulgulara göre, oyunlaştırma ile hemşirelik öğrencilerinin IV sıvı tedavisi bilgi ve beceri puanları ile içsel motivasyon-bilme ve dışsal motivasyon-kendini ispat puanları istatistiksel olarak anlamlı şekilde artmıştır. Nitel araştırma sonuçlarına göre öğrenciler, oyunun güçlü ve iyileştirmeye açık yönlerini vurgulamış, oyun sırasında uygulamaları adım adım gerçekleştirerek teorik bilgilerini pekiştirdiklerini, eğlenceli ve öğretici bir deneyim yaşadıklarını belirtmişlerdir. Araştırma sonuçlarına göre PIVK ve IV sıvı tedavisi öğretiminde oyun tabanlı öğrenmenin hemşirelik eğitim müfredatlarına ve mezuniyet sonrası hizmet içi eğitim programlarına ek bir yöntem olarak entegre edilmesi önerilmektedir.

BenzetimBilgisayar oyunlarıEğitici oyunlar+4
Emine Kuruca Özdemir
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerine basınç yaralanması risk yönetimi öğretiminde klinik karar destek sistemi kullanımının etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Bu araştırma, basınç yaralanması risk yönetiminin öğretiminde klinik karar destek sisteminin etkisini incelemek amacıyla randomize kontrol gruplu çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında, öğretim yazılımı geliştirilmiş, eğitim içeriği hazırlanmış ve yazılım aracılığı ile dört hafta boyunca hemşirelik ikinci sınıf öğrencilerine basınç yaralanması risk yönetimi öğretimi yapılmış ve aynı zamanda öğrencilerin yazılımı aktif kullanmaları sağlanmıştır. Çalışmada dört haftalık eğitim süreci ve beraberinde bir aylık izlem süreci sonunda son testler gerçekleştirilip değerlendirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Selçuk Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'nde 2023-2024 eğitim öğretim yılında öğrenim gören 81 öğrenci (nkontrol1=20, nkontrol2=21, nmüdahale1=20, nmüdahale2=20) oluşturmuştur. Veri toplamada, tanıtıcı özellikler formu, basınç ülseri önlemede bilgi değerlendirme ölçeği, basınç ülserini önlemeye yönelik tutum ölçeği ve ön-son test vaka bakım planı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda kontrol ve müdahale gruplarındaki öğrencilerin yaş ve akademik ortalamalarının benzer olduğu (p>0,05), çoğunluğunun klinik uygulamada Braden basınç yaralanması risk değerlendirme aracını kullandığı ve bu aracın riski değerlendirdiğini düşündükleri belirlenmiştir. Müdahale grubundaki öğrencilerin kontrol grubundaki öğrencilere göre basınç yaralanmasına yönelik bilgi puanları daha yüksek (KW=60,130; p<0,05), tutumları daha olumlu bulunmuş (t=-2,880; p<0,05) ve vaka bakım planında hemşirelik risk tanısını belirlemede ve risk faktörüne yönelik girişimleri saptayabilme durumları daha yüksek çıkmıştır (KW: 62,862; p<0,05). Sonuç olarak, karar destek sistemi entegre yöntemin hemşirelik öğrencilerinin basınç yaralanması ilişkili bilgilerini arttırdığı ve tutumlarını olumlu yönde etkilediği ve hastada yaranmaya neden olabilecek risk faktörünü saptamada kolaylaştırıcı rolü olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda karar destek sistemi entegre öğretim yönteminin hemşirelik eğitimine entegre edilmesi ve klinik ortamda hasta çıktılarını etkileyen durumların öğretiminde kullanımının artırılması önerilmektedir.

Hemşirelik eğitimi
Özlem Arıburnu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğrenci hemşirelerin bakım planı hazırlama becerisine yönelik bir karar destek sisteminin geliştirilmesi : N-Care

Bu çalışma, öğrenci hemşirelerin bakım planı hazırlama becerisine yönelik bir karar destek sisteminin geliştirilmesi (N-Care) amacıyla gelişimsel araştırma tasarımı kullanılarak (analiz, tasarım, geliştirme, uygulama ve değerlendirme basamaklarına dayalı) yürütülmüştür. Bu kapsamda araştırmanın analiz basamağının kullanıcı görüşlerinin alınması aşamasının çalışma grubunu; ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıfta öğrenim gören 27 hemşirelik öğrencisi ve 8 öğretim elemanı oluşturmuştur. Uygulama basamağında yürütülen pilot uygulama aşamasının çalışma grubunu, üçüncü ve dördüncü sınıfta öğrenim gören 10 hemşirelik öğrencisi oluşturmuştur. Uygulama basamağında yürütülen paralel desende son test kontrol gruplu aşamanın çalışma grubunu ise, 41 hemşirelik ikinci sınıf öğrencisi (kontrol grubu=21, müdahale grubu=20) oluşturmuştur. Değerlendirme aşaması ise müdahale grubunda yer alan 20 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmanın analiz aşamasının verileri, Tanıtıcı Özellikler Formu (öğretim elemanı/öğrenci) ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Soruları (öğretim elemanı/öğrenci) kullanılarak toplanmıştır. Uygulama ve Değerlendirme basamaklarında verilerin toplanmasında; Sistem Kullanılabilirlik Ölçeği, Tanıtıcı Özellikler Formu (öğrenci), Hemşirelik Bakım Planı Değerlendirme Vakası (son test) ve N-Care sisteminin kullanımını değerlendirme formu (Müdahale Grubu için) kullanılmıştır. Araştırmanın çeşitli aşamalarından elde edilen nitel verilerin analizinde tematik analiz yöntemi, nicel verilerin analizinde ise tanımlayıcı istatistiklerden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular üç temel başlık altında verilmiştir: Sistemin Yapı ve İşleyişine Yönelik Bulgular, Sistemin Geçerlemesine Yönelik Bulgular, İyileştirmeye Yönelik Bulgular. Sistemin Yapı ve İşleyişine yönelik bulgularda, literatürden ve öğretim elemanları/öğrencilerle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler doğrultusunda, sistemin taşıması gereken özelliklere karar verilmiş ve yazılım geliştirilmiştir. Geçerlemeye yönelik bulgularda, öncelikle yapılan pilot uygulama sonucunda sistemin kullanışlılığının oldukça iyi düzeyde (%87,75) olduğu saptanmıştır. Sistemin bakım planı hazırlamadaki etkinliğinin değerlendirilmesinden elde edilen verilerin analizi sonucunda ise, müdahale grubunun planlama aşamasından elde ettikleri puanların (Z=-3,041, p=0,002, r=0,475) ve toplam puanların (Z=-2,284, p=0,022, r=0,357) kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek olduğu saptanmıştır. İyileştirmeye yönelik bulgularda ise, daha hızlı ve kolay veri kaydetme açısından sistemde yer alan bazı sekmelerinin gözden geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Çalışmada N-Care sistemi geliştirilmiş ve sistemin hemşirelik öğrencilerinin bakım planı hazırlama becerilerini iyileştirme potansiyeli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda N-Care sisteminin etkililiğinin belirlenmesine yönelik daha büyük gruplarla çalışma planlanması önerilmektedir.

HemşirelikHemşirelik bakımıHemşirelik eğitimi
Meltem Özduyan Kılıç
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin insan onuruna ilişkin anlayış ve algıları

Hemşirelik mesleğinin temelini insan onuru kavramı oluşturmaktadır. Ancak, onur kavramı soyut, çok boyutlu, görünürlüğü ve ölçülebilirliği neredeyse olanaksız bir kavram olduğundan, hemşirelik uygulamalarında hasta onurunun korunmasına yönelik hemşirelik rol ve işlevlerini somut olarak ortaya koyabilmek oldukça güçtür. Bu durum, onur kavramının hemşirelik eğitim programlarında etkili bir şekilde ele alınmasını da güçleştirmekte, yalnızca teorik bilgi olarak tartışılmasına yol açmakta; insan ve hasta onurunun korunması hemşireliğin duyuşsal ve etik yönünün elzem bir öğesi olmasına karşın, bu anlayış ve yaklaşımın uygulamaya aktarılmasını güçleştirmektedir. Bu tanımlayıcı nitelikteki araştırmayla somut veriler neticesinde hemşirelik öğrencilerinin insan onuruna ilişkin algılarını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın etik kurul onayı ve idari izinler alındıktan sonra, Ankara'da Devlet ve Vakıf Üniversitelerinin Hemşirelik Lisans Programlarına kayıtlı öğrenciler ile yüz yüze anket aracılığıyla gerçekleştirilmesi, elde edilecek verilerin ise tanımlayıcı istatistiksel yöntemler ile analiz edilmesi planlanmıştır.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik bakımı+4
Ulviye Aydan Nacak
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelik eğitiminde ters yüz sınıf öğretim yönteminin öğrenci başarısına etkisi.

Bu araştırma, hemşirelik eğitiminde Ters-Yüz sınıf öğretim yönteminin öğrenci başarısına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 Öğretim Yılı Güz Dönemi'nde Çankırı Karatekin Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik Bölümü, "Hemşirelikte Liderlik" dersini alan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 40 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın birinci grubunu, Ters Yüz Sınıf öğretim yöntemi ile öğrenim gören 20 öğrenci, ikinci grubunu ise sınıf içi öğretim yöntemi ile öğrenim gören 20 öğrenci oluşturmuştur. Ancak, sınıf içi öğretim yöntemi grubunda 1 öğrenci, kişisel nedenlerden dolayı, okula ve bu derse devam etmediğinden dolayı, çalışma 19 öğrenci ile tamamlanmıştır. Veriler, "Tanıtıcı Bilgiler Formu", "Mevcut Uygulamaya İlişkin Görüş Formu", Ters-Yüz sınıf öğretim yöntemine ilişkin öğrenci görüşlerini belirleme formu ve "Öğrenme Çıktılarını Ölçme Araçları" aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, ödev, final ve ders başarı notu açısından Ters Yüz Sınıf grubu puanlarının, kontrol grubunun puanlarına göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. Ödev ve final puanları açısından, öğrenci başarısı yüksek bilişsel seviyeleri (uygulama-1-2, sentez-2, analiz) değerlendiren basamaklarda, TYSÖY'de SİÖY'e göre anlamlı düzeyde yüksek puanlar elde edilmiştir. Öğrenciler, "esnekliğin sağlanması" hakkında olumlu; "sistem alt yapısı sorunları" hakkında olumsuz görüş bildirmişlerdir. Araştırma sonuçları doğrultusunda, Ters Yüz Sınıf öğretim yönteminin, öğrencilerin temel kavramları öğrenmelerinde kullanılabilecek bir yöntem olduğu ve öğrencilerin kendi kendilerine öğrenme deneyimi ve sorumluluğu elde edebilmeleri için, yöntemin diğer hemşirelik lisans derslerine de entegre edilmesi önerilmektedir.

Bilişsel öğrenmeHemşirelerHemşirelik+6
Gözde Özaras Öz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik yüksekokulu öğrencilerinin vücut algısı ile yeme davranışı arasındaki ilişki

Bu çalışma, hemşirelik yüksekokulu öğrencilerinin vücut algısı ile yeme davranışı arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı tasarımda ve ilişki arayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini (Kasım 2019-Haziran 2020) İstanbul İli Avrupa yakasında bir Vakıf Üniversitesinde Hemşirelik Yüksekokulu'nda okuyan öğrenci (N:372); örneklemini ise çalışmaya gönüllü katılan 276 öğrenci oluşturdu. Çalışmanın verileri; Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Hollanda Yeme Davranışı Anketi ve Vücut Algısı Ölçeği ile toplandı. Çalışmanın verilerinin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistiksel analizler (ortalama, standart sapma, medyan, frekans, yüzde, minimum, maksimum), normal dağılım testleri (Skewness ve Kurtosis), Cronbach Alpha, bağımsız gruplarda t testi/Mann Whitney U testi, One-way Anova/Kruskal Wallistesti, Pearson Korelasyon testi kullanıldı. Çalışmadaki öğrencilerin çoğunun kadın olduğu, 18-23 yaş aralığında, bekar, çekirdek aile yapısında, annenin çalışmadığı, gelirin gidere denk olduğu, Marmara bölgesinde, ilde yaşamakta olduğu, normal Beden Kütle İndeksi (BKİ) sınıfında, konuşkan veya girişken olduğu belirlendi. 19-23 yaş grubunda olanların dışsal yeme düzeylerinin, 24 ve üzeri yaş grubunda olanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptandı. Kadınların vücut algısı, erkeklere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlendi. Fazla kilolu BKİ sınıfında olanların duygusal yeme düzeyleri, zayıf BKİ sınıfında olanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptandı. Normal, fazla kilolu ve obez BKİ sınıfında olanların kısıtlayıcı yeme düzeyleri, zayıf BKİ sınıfında olanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlendi. Fazla kilolu BKİ sınıfında olanların kısıtlayıcı yeme düzeyleri, normal BKİ sınıfında olanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlendi. Obez BKİ sınıfında olanların dışsal yeme düzeyleri, fazla kilolu BKİ sınıfında olanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Vücut algısı, yeme davranışı, hemşirelik yüksekokulu öğrencileri.

Beden algısıBeslenme davranışıHemşireler+5
Hatice Karayılan
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Anatomi modeline ilişkin sanal gerçeklik teknolojisi kullanan hemşirelerin deneyimlerinin incelenmesi

Tüm dünyada olduğu gibi hemşirelik bilgisayar teknolojisinden etkilenmekte, geleneksel eğitim yapısı dönüşmektedir. Günümüzün önemli teknolojilerinden olan sanal gerçeklik teknolojisi bu etkinin en önemli temsilcilerindendir. Bu teknoloji hemen her alanda olduğu gibi sağlık alanında da oldukça fazla kullanılmaya başlamış, özellikle tıp eğitiminde yer edinmeye başlamıştır. Bu çalışmanın amacı, hemşirelere Playstation VR teknolojisinde yer alan Human Anatomy VR uygulaması aracılığıyla; anatomi modeline ilişkin sanal gerçeklik teknolojisinin deneyimletilmesi ve bu deneyimler bağlamındaki etkilerinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırmaya, İstanbul'daki bir araştırma hastanesinde cerrahi birimlerde çalışan rastgele seçim yöntemiyle seçilmiş 50 hemşire katılmıştır. Katılımcıların %60'ı kadın, %40'ı erkek; %60'ı 23-28 yaş, %40'ı 29-35 yaş aralığındadır. Bununla birlikte katılımcıların tamamı lisans mezunudur. Araştırmanın verileri, Sosyo-demografik Bilgi Formu, Sanal Gerçeklik Teknolojisi Kullanımına İlişkin Bilgilendirme Formu (Ön Değerlendirme Formu ve Son Değerlendirme Formu), Simülatör Hastalığı Anketi ve Hareket Hastalığı Anketi, Gönüllü Bilgilendirme ve İzin Formu ile sanal gerçeklik gözlüğü kullanılarak toplanmıştır. Katılımcılardan öncelikle ön değerlendirme formu doldurulması istenmiş, sanal gerçeklik uygulamasıyla bazı temel anatomi unsurları deneyimletilmiş, ardından son değerlendirme formu doldurtularak deneyimleri sorulmuştur. Bu bağlamda hemşirelerin psikofizyolojik etkilenimlerini incelemek üzerine "Simülatör Hastalığı ve Hareket Hastalığı" anketi doldurmaları istenmiştir. Bunun sonucunda ön değerlendirme formu, son değerlendirme formu ve anketten elde edilen bilgiler tablolaştırılarak araştırma bölümünde sınıflandırılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ortalama, standart sapma, yüzde, sayı değerleri verilmiştir. Ayrıca niteliksel verilerin değerlendirilmesinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Önemli bulgular bağlamında hemşirelerin %84'ü (4,82±0,37), "Anatomy VR uygulamasının kas ve organlar hakkında verdiği bilgileri yeterli buldum." basamağını; %94'ü (4,86±0,46), "Anatomy VR uygulaması sağlık alanında kullanılabilir." basamağını olumlu düzeyde cevaplandırmıştır. Elde edilen sonuçlara göre anatomi modeline ilişkin sanal gerçeklik teknolojisi kullanan hemşirelerin deneyimleri olumludur. Araştırmanın sonuçları bağlamında hemşirelerin beceri eğitimlerinde sanal gerçeklik teknolojisi kullanımına yer verilmesi önerilmektedir.

AnatomiHemşirelerHemşirelik+4
Eda Çakır Bayrak
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sesli düşünme yönteminin hemşirelik eğitiminde kullanımına yönelik niteliksel bir çalışma

Nitel tanımlayıcı tasarımlı bu araştırmada, hemşirelik lisans son sınıf öğrencilerinin hemşirelik eğitiminde sesli düşünme yöntemi kullanımına yönelik görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2020–2021 Öğretim Yılı Bahar Dönemi'nde Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'nde öğrenim gören ve sesli düşünme yöntemini deneyimleyen 14 son sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Veriler, "Tanıtıcı Özellikler Formu", "Yarı Yapılandırılmış Soru Formu" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın niteliksel verileri, MAXQDA 2020 programında tümevarıma dayalı analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Devamında kodlar temalaştırılmıştır. Sesli düşünme öğrenme deneyiminin öğrencilerde oluşturduğu hislere, sesli düşünme yönteminin olumlu ve olumsuz yönlerine ve sesli düşünme yönteminin hemşirelik eğitiminde kullanılmasına ilişkin öğrencilerin görüşleri olmak üzere üç ana tema oluşmuştur. Bu ana temalar altında "yeterlik geliştirme", "tutumsal öğrenme", "güvenirlilik ve etkililik", "öğrenme süreci", "tutumsal davranışlar kazandırma", "ortama bağlı etmenler" olmak üzere altı adet alt tema oluşturulmuştur. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda sesli düşünme yönteminin hemşirelik eğitiminde kullanılması önerilmektedir.

Eğitim yöntemleriHemşirelerHemşirelik+4
Tuğba Güneş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelik eğitimi için geliştirilen ciddi oyun ve standart hasta uygulamasının öğrencilerin bilgi düzeyi, eleştirel düşünme, problem çözme becerisi, memnuniyet ve öğrenmede kendine güvenine etkisi

Araştırmada, hemşirelik eğitimi için geliştirilen ciddi oyunun öğrencilerin bilgi düzeyi, eleştirel düşünme, problem çözme ve öğrenci memnuniyeti ve öğrenmede kendine güvene etkisini belirlemek amacı ile yarı deneysel ve öğrencilerin konuya ilişkin görüşlerini belirlemek için nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma ciddi oyunun geliştirilmesi, nicel verilerin toplanması ve nitel görüşme olarak üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci aşamasında, hemşirelik eğitiminde kullanılmak üzere, araştırmacı tarafında oyun uygulaması geliştirilmiş, ikinci aşamasında etkinliğini belirlemek üzere bir grup öğrenciye oyun oynatılmış, diğer gruba ise standart hasta uygulaması yapılarak gruplar arası değerlendirme yapılmıştır. Araştırmanın 3. aşamasında ise oyun oynayan öğrencilerin görüşlerinin alınmasına yönelik odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Araştırmanın hedef grubu Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesinde, İç Hastalıkları Hemşireliği dersini başarı ile tamamlamış 2. sınıf öğrencilerinden oluşmuştur. Araştırma, gönüllü 72 öğrenci ile tamamlanmıştır. Öğrencilere ciddi oyun ve standart hasta uygulaması olarak iki farklı müdahale yöntemi uygulanmıştır. Nicel veriler "Tanıtıcı Özellikler Formu", "Problem Çözme Envanteri", "Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği", "Öğrenci Memnuniyeti ve Öğrenmede Kendine Güven Ölçeği" ve "Odak Grup Görüşme Soru Formu" ile toplanmıştır. Nitel veriler, mekanik-dinamik-estetik modeli kapsamındaki kategorilere göre alt kategoriler oluşturulmuştur. Araştırmanın sonucunda ciddi oyun grubu öğrencilerinin bilgi düzeyi, öğrenci memnuniyeti ve öğrenmede kendine güven puanları standart hasta grubuna göre yüksektir. İki grup arasında problem çözme ve eleştirel düşünme puanları açısından anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Ciddi oyun ve standart hasta uygulaması sonrasında öğrencilerin eleştirel düşünme ve problem çözme beceri puanlarında artma gözlenmiştir. Ciddi oyun grubu ile yapılan odak grup görüşmelerinde ortaya çıkan alt temalar; rozet, ipuçları, ödüller, geri bildirim, zaman, duygular, ifade etme, meydan okuma, kurgu ve iş birliğidir. Öğrencilerin oyunla ilgili genel görüşlerinde oyunun bilgiyi işlemede yararlı olduğu, oyun içi verilen geri bildirimlerin öğrenmeye katkı sağladığı, hızlı karar vermeye yardımcı olduğu, gerçekçi bir ortam sunduğu belirtilmiştir. Araştırmanın sonuçları ciddi oyun ve standart hasta uygulamasının hemşirelik öğrencilerinde bilgi düzeyi, eleştirel düşünme, problem çözme, öğrenci memnuniyeti ve öğrenmede kendine güveni geliştirdiğini göstermiştir. Her iki yöntemin de hemşirelik eğitimine entegre edilmesi ve yaygınlaştırılmasını öneririz. Dijital alt yapının geliştirilmesiyle birlikte klinik eğitim hemşirelik eğitimde ciddi oyun kullanılması önemli hale gelmektedir. Bu kapsamda hemşirelik profesyonellerinin ciddi oyun geliştirmesi ve alanda uzman kişiler yetiştirmesi desteklenmelidir.

Eleştirel düşünceHastalarHemşireler+6
Afra Çalık
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinde öz-farkındalık ve empati becerisi gelişiminde simülasyona dayalı deneyimin etkisi

Amaç: Araştırma, hemşirelik öğrencilerinde öz-farkındalık ve empati becerilerinin kazandırılmasında simülasyon eğitiminin etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü deneysel çalışma olarak gerçekleştirildi. Yöntem: Araştırma bir devlet üniversitenin hemşirelik bölümünde gerçekleştirildi. 2023-2024 Eğitim-Öğretim Yılı Bahar Yarıyılında Klinik Uygulama Dersi'ni alan 4. Sınıf öğrencileri araştırmanın evrenini oluşturdu (N=116). Örneklemi ise; araştırma kriterlerine uyan, araştırmanın amacı hakkında bilgilendirme yapılan, katılmaya gönüllü olan 40 deney grubu, 40 kontrol grubu olmak üzere 80 öğrenci oluşturdu. Araştırma verileri, Öğrenci Bilgi Formu, Hemşirelik Uygulamalarında Öz Farkındalık Ölçeği (HUÖFÖ), Hemşirelik Öğrencileri için Jefferson Empati Ölçeği (HÖİJEÖ), Kiersma-Chen Empati Ölçeği (KCEÖ), Yaşlanma Simülasyonu Deneyim Ölçeği (YSDÖ), Öğrenmede Öğrenci Memnuniyeti ve Özgüven Ölçeği (ÖÖMÖÖ) ile toplandı. Deney grubu öğrencileri, yaşlı birey rolünü canlandırdıkları Geriatrik İlaç Oyunu Simülasyon Uygulamasına katıldı. Kontrol grubuna herhangi bir girişim uygulanmadan, rutin müfredatlarını takip etmeleri istendi. Deney grubu veri toplama araçlarını simülasyon öncesi, simülasyon sonrası ve izlemde; kontrol grubu ise ilk değerlendirme ve izlem ölçümünde doldurdu. İzlem ölçümleri 3 haftalık yaşlı bireye bakım verdikleri klinik uygulama eğitimlerini tamamladıktan sonra yapıldı. Bulgular: Araştırma kapsamında yer alan öğrencilerin yaş ortalaması 22,6501,233 idi. Öğrencilerin çoğunluğunun kadın (%77,5) ve Anadolu lisesi mezunu (%78,8) olduğu saptandı. Öğrencilerin %62,5'i alanıyla ilgili gelişmeleri kısmen takip ettiklerini ve %61,3'ü daha önce yaşlı bireye bakım verdiklerini ifade etti. Bu doğrultuda deney ve kontrol grubundaki öğrenciler arasında, anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Simülasyon sonrası deney ve kontrol gruplarının HUÖFÖ alt boyutlarının ve toplam puan ortalamalarının benzer olduğu ve gruplar arasında anlamlı fark görülmedi (p>0,05). Buna karşın; simülasyondan 3 hafta sonra yapılan HÖİJEÖ izlem puan ortalamalarında, deney ve kontrol grupları arasında, "hasta perspektifinden bakış" dışındaki tüm alt boyut (Empatik bakış açısı edinme, şefkatli bakım) ve toplam puan ortalamalarında deney grubu lehine anlamlı fark olduğu görüldü (p<0,05). Ayrıca simülasyondan 3 hafta sonra yapılan KCEÖ izlem puan ortalamalarında, deney ve kontrol grupları arasında, "duyuşsal empati" puan ortalamasında ve toplam puan ortalama farklarının karşılaştırılmasında deney grubu lehine anlamlı fark olduğu görülürken (p<0,05); "bilişsel empati" puan ortalamasında gruplar arasında anlamlı fark belirlenmedi (p>0,05). Simülasyondan 3 hafta sonra yapılan YSDÖ izlem puan ortalamalarında, deney ve kontrol grupları arasında, deney grubu lehine yaşlı bireylere yönelik algı düzeyi açısından anlamlı fark olduğu saptandı (p<0,05). Sonuç: Hemşirelik öğrencilerinde Geriatrik İlaç Oyunu Simülasyon Uygulamasının; hasta merkezli bakım durumlarına yönelik empati duygusunun kazandırılmasında uygun bir öğretim yöntemi olduğu, öğrencilerin yaşlı bireylere yönelik algı düzeylerini arttırdığı, simülasyon deneyiminin öğrenmede memnuniyet ve özgüven düzeylerini geliştirdiği belirlendi. Hemşirelik eğitiminde bilişsel ve psikomotor alan gelişiminde olduğu gibi, duyuşsal alan gelişimlerine de katkı sağlanması için yenilikçi yöntemlerin kullanılması ve multidisipliner çalışmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: öz farkındalık, empati, Geriatrik İlaç Oyunu, memnuniyet, hemşirelik öğrencileri

Duyuşsal farkındalıkDuyuşsal öğrenmeEmpatik beceri+6
Gizem Kaya
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerine subkutan enjeksiyon uygulama becerisi kazandırmada dijital oyun kullanımının öğrenme memnuniyeti ve özgüven üzerine etkisi

Giriş: Hemşirelik eğitiminde öğrenme sonuçlarının iyileştirilmesinde teknoloji kullanımı önem arz etmektedir. Dijital öğretim teknolojileri de hemşirelik temel becerilerinin öğretiminde yeni bir yaklaşımdır. Amaç: Araştırma, hemşirelik öğrencilerine subkutan enjeksiyon uygulama becerisi kazandırmada dijital oyun kullanımının, bilgi, beceri, memnuniyet ve özgüven üzerine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirildi. Yöntem: Ön-test son-test randomize kontrollü olarak yürütülen araştırmanın evrenini bir Vakıf Üniversitesinde öğrenim gören ve Hemşirelikte Temel İlke ve Uygulamalar dersine kayıtlı 76 öğrenci, örneklemini ise dahil edilme kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 72 (deney=36; kontrol=36) hemşirelik öğrencisi oluşturdu. Araştırma verileri Öğrenci Bilgi Formu, Subkutan Enjeksiyon Bilgi Testi, Subkutan Heparin Enjeksiyonu Uygulama Becerisi Kontrol Listesi ve Öğrenci Memnuniyeti ve Öğrenmede Kendine Güven Ölçeği ile toplandı. Öğrencilere subkutan enjeksiyon eğitimi geleneksel öğretim yöntemleri ile verildikten sonra Subkutan Enjeksiyon Bilgi Testi (ön test) uygulandı ve enjeksiyon uygulaması, laboratuvar ortamında düşük gerçekli maket üzerinde gösterildi. Eğitimden sonra deney grubundaki öğrencilere dijital oyun eğitimi verildi ve oyunu bir hafta boyunca oynamaları sağlandı. Müdahalelerden sonra tüm öğrenciler beceri kontrol listesi ile değerlendirildi ve memnuniyet ve kendine güven düzeyleri ölçüldü. Beceri ölçümlerinden iki hafta sonra tüm öğrencilere Subkutan Enjeksiyon Bilgi Testi (son test) uygulandı. Veriler SPSS 26 ve Amos 24 programları ile analiz edildi. Bulgular: Araştırmada yer alan deney ve kontrol grubu öğrencilerinin tanıtıcı özellikleri, ön test ve son test subkutan enjeksiyon bilgi puanları arasında farklılık olmadığı (p>0,05), grup içi değerlendirmede deney grubunun son test subkutan enjeksiyon bilgi puanlarının anlamlı derecede yüksek olduğu (p=0.002), deney grubunun subkutan heparin enjeksiyonu uygulama becerisi ortalama puanının 61,86±2,73, kontrol grubunun 54,33±7,52 olduğu ve aradaki farkın istatistiksel anlam taşıdığı (p<0,001), memnuniyet ve kendine güven düzeyi açısından deney grubunun kendine güven alt boyutundan (p=0,004) ve ölçek toplamından (p=0,006) aldığı puanların kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu görüldü. Sonuç: Dijital oyunun subkutan enjeksiyon becerisi öğretiminde etkili bir öğretim teknolojisi olduğu, memnuniyet ve öğrenmede kendine güven düzeyini arttırdığı ve bilgi düzeyini iyileştirdiği görüldü. Anahtar kelimeler: Subkutan enjeksiyon, dijital oyun, hemşirelik eğitimi.

Beceri eğitimiEnjeksiyonlar-deri altıHemşirelik+5
Burcu Demircan
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelik lisans programlarında görevli akademisyenlerin duygusal emek düzeyleri ve duygusal emek, iş doyumu ve tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi

Hemşirelik eğitiminin teorik ve uygulamayı içermesi, hemşire akademisyenlerin hem öğretim sürecinde öğrenciler ile hem de uygulamada birey, aile ve diğer sağlık bakım profesyonelleri ile etkileşim içinde olmalarını gerektirmektedir. Hemşire akademisyenler, eğitimle ilgili sorumluluklarının yanı sıra, akademik kariyerlerinde ilerleyebilmek için araştırmalar yapmak, bilimsel toplantılara katılmak, yayınlarla bilimsel bilgiye katkıda bulunmak ve idari işleri de yerine getirmek zorundadırlar. Bu nedenle duygusal emek akademik yaşamın önemli bir parçasıdır. Bu tanımlayıcı ve ilişkisel araştırma, hemşirelik lisans programlarında görevli akademisyenlerin duygusal emek düzeyleri ve duygusal emek, iş doyumu ve tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla, Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesindeki devlet Üniversitelerinde çalışan 474 hemşire akademisyen üzerinde 2019 yılında yapılmıştır. Araştırmanın yürütülebilmesi için etik kurul onayı, ilgili Üniversitelerden resmi izin, ölçüm araçlarının Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapan yazarlar ve katılımcılardan aydınlatılmış onam alınmıştır. Veriler "Tanımlayıcı Özellikler Formu", "Duygusal Emek Ölçeği", "Kopenhag Tükenmişlik Envanteri" ve "Minnesota İş Doyumu Ölçeği" aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Kolmogorov Smirnov, skewness ve kurtosis değerleri, t testi, tek yönlü varyans analizi, Hiyerarşik regresyon modeli ve yapısal eşitlik modeli olan yol analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; akademisyenlerin en fazla doğal, samimi duyguları sergilediği (4.38±0.65), onu sırasıyla derinden rol yapma (2.89±1.22) ve yüzeysel rol yapmanın (1.84±0.79) takip ettiği belirlenmiştir. Hemşire akademisyenlerin, tükenmişlik ve iş doyumu ile ilgili elde ettiği en yüksek puan ortalamaları "İş ile ilgili tükenme" (48.32±15.3) ve "İçsel iş doyumu" (46.32±6.79) alt boyutlarındadır. Duygusal emeğin tükenmişlik ve iş doyumunu etkileyen bir belirleyici olduğu saptanmıştır. Sonuçlar, yüzeysel rol yapma ile tükenmişlik tüm alt boyutları arasında pozitif, doğal duygular ile tükenmişlik arasında negatif ilişki olduğunu göstermiştir. Hemşirelik Fakültesi'nde çalışmak iş ve öğrenci ile ilgili tükenmeyi artırmış iken; araştırma görevlisi/öğretim görevlisi unvanında çalışmak ve kadın olmak kişisel tükenmeyi artırmıştır. Derinden rol yapmanın ve doğal duyguların, iş doyumunu artırdığı; araştırma görevlisi/öğretim görevlisi unvanında çalışmanın, kişisel tükenmenin ve iş ile ilgili tükenmenin ise iş doyumunu azalttığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları doğrultusunda, akademisyenlerin öğrencileriyle etkileşimleri sürecinde derinden rol yapmanın ve doğal duyguların önemine ilişkin farkındalığının artırılmasına yönelik bilimsel etkinliklere yer verilmesi, akademik ortamda tükenmişlik ve iş doyumunu etkileyen faktörlerin incelenmesine yönelik ileriye dönük araştırmaların yürütülmesi önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Akademi, duygusal emek, hemşirelik, hemşirelik eğitimi, iş doyumu, tükenmişlik

Akademik personelDuygusal emekHemşirelik+6
Nadiye Barış Eren
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İş yeri hemşirelerinin eğitimleri, nitelikleri, görev, yetki ve sorumlulukları: Delphi analizi çalışması

İş yeri hemşireleri, sağlığı geliştirme, araştırma, kanıt temelli uygulamalar, multidisipliner iş birliği, yaşam kalitesini arttırma, maliyet etkin iş sağlığı uygulamaları geliştirme, uygulama standartları oluşturma ve politika geliştirme, çalışan birey ve ailesini değerlendirme gibi öncelikli konularda çağdaş roller üstlenmektedirler. Günümüzde birçok ülkede iş yeri hemşireliğinin eğitimi ve uygulaması ile ilgili standartlar geliştirilmiş olup yasal düzenlemeler aracılığı ile desteklenmektedir. Türkiye'de ise iş yeri hemşireliğinde eğitim, uygulama ve yasal düzenlemeler açısından sorunlar güncelliğini korumaktadır. Bu nedenle, bu araştırma iş yeri hemşirelerinin sahip olması gereken nitelikleri belirlemek ve iş yeri hemşireliğine yönelik sertifika programı içeriği geliştirmek amacıyla planlanmıştır. Tanımlayıcı tasarıma sahip bu araştırmada iş yeri hemşiresi nitelikleri (yeterlilikleri) ve sertifika programı içeriği Delphi tekniği kullanılarak (anketin tasarlanması, uzmanların belirlenmesi, uzmanların izlenmesi ve yanıtların tablolanması) üç oturum boyunca alandaki uzmanların değerlendirmesine sunulacak ve uzmanların görüş birliğine varmaları sağlanacaktır. Araştırmanın birinci turunda uzman grubunun açık uçlu sorulara verecekleri yanıtlar üzerinden ana temaları ve kodları ortaya çıkarmak için içerik analizi (nitel veri) kullanılacaktır. İkinci ve üçüncü turda ölçekli maddelere (nicel veri) verilen cevaplara yönelik merkezi eğilim (ortalama, medyan, mod) ve dağılım (standart sapma, çeyrekler arası aralık-IQR değeri) değerleri hesaplanacaktır. Araştırma ile iş yeri hemşirelerinin görev, yetki ve sorumlulukları belirlenecek ve iş yeri hemşireliğine özgü sertifika programı içeriği oluşturulacaktır.

Delphi tekniğiHemşirelerHemşirelik+4
Zehra Gök Metin
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik son sınıf öğrencilerinin kontrol odağı ve mesleğin uygulamasına hazır oluş algılarının incelenmesi

Araştırma, hemşirelik son sınıf öğrencilerinin kontrol odağı ile mesleğin uygulamasına hazır oluş algılarını belirlemek amacıyla metodolojik ve tanımlayıcı olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Metodolojik aşamada, Casey-Fink Uygulamaya Hazıroluşluk Ölçeği'nin (The Casey-Fink Readiness for Practice Survey) Türkçe'ye uyarlanması, geçerlik ve güvenirlik çalışması Google formlar üzerinden çevrim içi olarak yapılmıştır. Bu aşamanın örneklemini (ikinci aşamaya dahil edilmeyen) Ankara'da üç üniversitenin 179 hemşirelik son sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Tanımlayıcı aşamada; öğrencilerin kontrol odağı ve mesleğin uygulamasına hazır oluş algılarının belirlenmesi amacıyla kontrol odağı ile geçerlik ve güvenirliği yapılmış Casey-Fink uygulamaya hazıroluşluk ölçeği kullanılmıştır. Örneklemini, Türkiye genelindeki hemşirelik bölümlerinden kartopu örnekleme yöntemiyle ulaşılan 301 hemşirelik son sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 22.0 Windows paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde metodolojik aşamada; tanımlayıcı istatistikler, doğrulayıcı faktör analizi, açıklayıcı faktör analizi, yapısal eşitlik modeli, Cronbach alfa katsayısı, tanımlayıcı aşamada; tanımlayıcı istatistikler, Kolmogrov – Smirnov, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi ve Spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, doğrulayıcı ve açıklayıcı faktör analizleri sonucunda; 15 maddelik tek alt boyutlu, Cronbach alfa değeri 0,881 olan Casey-Fink Uygulamaya Hazıroluşluk Ölçeği'nin ülkemiz için geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu bulunmuştur. Araştırmanın tanımlayıcı aşamasında öğrencilerin kontrol odağı düzeyleri iç kontrol odağı eğilimli (ortanca=121), mesleğin uygulamasına hazır oluşluk algıları ise orta düzey (ortanca=2,93) olarak bulunmuştur. Hemşirelik son sınıf öğrencilerinin Kontrol Odağı Ölçeği ile Casey-Fink Uygulamaya Hazıroluşluk Ölçeği puanları arasında 0,240 olan pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre geçerlik ve güvenirliği saptanmış olan ölçek formunun Covid-19 süreci sona erdikten sonra bütün klinik uygulamalarını yüz yüze tamamlayan daha geniş bir örneklem grubu ile tekrarlanması, hemşirelik son sınıf öğrencilerinin kontrol odağı ve uygulamaya hazır oluşluk algılarını etkileyen farklı değişkenlerin nicel ve nitel araştırmalar ile incelenmesi önerilerinde bulunulmuştur.

Denetim odağıHazırbulunuşlukHemşireler+5
Bahar Kuleyin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00

Related subjects