Education-nursing
114 theses under this subject heading
Gülhane Askeri Tıp Fakültesi ve Hemşirelik Yüksekokulu öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Özarslan, S. GATF ve HYO öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi. Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Bölümü Yüksek Lisans Tezi, Kütahya. 2015. Bu araştırma, GATF VE HYO öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından belirlemeye yönelik olarak düzenlenmiştir. Gülhane Askeri Tıp Fakültesi ve Hemşirelik Yüksekokulunda okuyan erkek ve kadın öğrenciler araştırma grubunu oluşturmaktadır. Bu araştırmada bilgi toplama aracı olarak Geçerliliği ve güvenilirliği kabul edilmiş "Fiziksel Aktivite Biçimlerini Belirleme Anketi''(Childhood and Adolescent Physical Activity Patterns Questionnaire and Aerobics Center Longitudinal Study Physical Activity Questionnaire) "anket formu" kullanılmıştır. Verilerin analizine yönelik olarak, öncelikle araştırma kapsamında yer alan Fakülte ve Yüksekokul öğrencilerinden elde edilen veriler SPSS paket programında işlenmiştir. İstatistiksel yöntem olarak tanımlayıcı, grup değişkenlerine göre Mann Whitney U ve Kruskall Wallis H testlerinden faydalanılmış ve α=0,05 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda cinsiyet, yaş, VKİ, bölüm, branş ve sigara kullanımı met puanı üzerinde etkili bir faktör olarak gözükmektedir.
Sağlık çalışanlarına çocuk istismarı ve ihmali konusunda yapılan eğitimin bilgi ve farkındalık düzeylerine etkisi
İstismar ve ihmal çocukların fiziksel, duygusal ve psikolojik gelişimini olumsuz etkileyen ve davranış bozukluğuna yol açan olaylar arasında yer almaktadır. İstismar ve ihmalin yeterince bildirilmemesi, tanı konulmasındaki güçlükler, inkâr edilmesi ve gizli kalması sorunun önemini daha da artırmaktadır. Araştırma, sağlık çalışanlarına çocuk istismarı ve ihmali konusunda yapılan eğitimin bilgi ve farkındalık düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla, ön test-son test kontrol gruplu deneysel çalışma olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini bir şehir ve bir üniversite hastanesinde görev yapan sağlık çalışanları oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise 95 sağlık çalışanı (deney grubu=48, kontrol grubu= 47 sağlık çalışanı) oluşturmuştur. Veriler, 'Tanıtıcı Bilgi Formu' ve 'Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerini Tanılama Ölçeği ile toplanmıştır. Etik kurul onamı alınmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzde dağılımı, ortalama ve standart sapma, bağımlı ve bağımsız gruplarda t-testi ve ki-kare analizi kullanılmıştır. Eğitim ortalama 30 dk haftada bir kez toplam 3 oturum olarak uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubunun eğitim öncesinde ölçek puan ortalamaları değerlendirildiğinde, ortalamanın üzerinde bilgi puanına sahip olmakla birlikte istendik düzeyde yüksek olmadığı belirlenmiştir. Gruplar arası karşılaştırmalarda deney grubunun kontrol grubuna göre ön-test ölçek puan ortalaması arasında anlamlı bir farklılık yoktur (p>0.05), son testte ise deney grubunun ölçek puan ortalaması daha yüksek olup bu farklılık ileri düzeyde anlamlıdır (p<0.001). Grup içi karşılaştırmalarda deney grubunun son-test ölçek puan ortalamasının ön-teste göre ileri düzeyde anlamlı yükselme gösterdiği (p<0.001), kontrol grubunda ise son-test puan ortalamasının ön-teste göre anlamlı bir değişiklik göstermediği (p>0.05) saptanmıştır. Sonuç olarak, uygulanan eğitimin sağlık çalışanlarının çocuk ihmal ve istismarı hakkında bilgi ve farkındalık düzeylerini artırmada etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Çocuk ihmali, Çocuk İstismarı, Sağlık Çalışanları, Psikiyatri hemşireliği, Eğitim
Bezmialem Vakıf Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencilerinin (1,2,3,4) hemşirelik sürecini bilme durumları
Bu araştırma, Bezmialem Vakıf Üniversitesi hemşirelik bölümü öğrencilerinin hemşirelik sürecini bilme durumlarının belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Bezmialem Vakıf Üniversitesi'nde eğitim öğretim gören 154 hemşirelik bölümü öğrencisi ile 16.06.2020- 22.06.2020 tarihleri arasında covid-19 salgını nedeniyle online olarak gerçekleştirildi. Veriler; ''hemşirelik süreci bilgi ve uygulama düzeyi belirleme formu'' kullanılarak toplandı. Analizler SPSS 21 (IBM Corp., Armonk, NY) istatistik programı ile yapılmış olup önemlilik yüzdesi p˂0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırmanın verilerinin normalite dağılımı Kolmogorov Simirnov testi ile gerçekleştirildi. Değişkenlerin tümünde p˂0.05 bulunduğu için analizler nonparametrik testler kullanılarak gerçekleştirildi. Tanımlayıcı testler için sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, karşılaştırmalı analizler için Anova, Kruskal Vallis, Mann Whitney U ve Pearson korelasyon katsayısı kullanıldı. Hemşirelik öğrencilerinin yaş ortalaması 20,44 ± 2,20 olup, %93,5 'i kadın hemşirelik öğrencisidir. Toplam bilgi puan ortalamaları kadın hemşirelik öğrencilerinin 11,50±2,04 ve erkek hemşirelik öğrencilerinin 10,10±3,69 olarak tespit edildi. Mezun oldukları okul göz önüne alındığında fen lisesi mezunu olanların toplam bilgi puan ortalaması en yüksek olup 12,00±1,00'dir. Anne-baba eğitim durumu incelendiğinde anne-baba eğitimi lisans olan hemşirelik öğrencilerinin toplam bilgi puan ortalamaları 11,50±1,24 olarak daha yüksek bulundu. Öğrencilerin hemşirelik süreci ile ilgili soruları %41,6 ile %98,7 arasında doğru cevaplandırdığı saptandı. Toplam bilgi puan ortalaması ise 1. Sınıfların 10,67±1,66, 2. Sınıfların 11,03±2,15, 3. Sınıfların 11,42±2,46, 4. Sınıfların 12,64±2,12 olarak tespit edildi. Araştırma sonucunda, hemşirelik bölümü öğrencilerinin yaşı büyüdükçe hemşirelik sürecini bilme durumlarının daha yüksek (p <0.05) olduğu saptandı.
Yetişkin yoğun bakım birimlerinde çalışan hemşirelerin fiziksel kısıtlamaya yönelik aldıkları eğitimin bilgi tutum ve uygulama üzerine etkisi: Randomize kontrollü çalışma
Yetişkin yoğun bakım birimlerinde çalışan hemşirelerin fiziksel kısıtlamaya yönelik aldıkları eğitiminin bilgi, tutum ve uygulama üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılan ön test- son test düzeninde, prospektif, randomize kontrollü bir araştırmadır. Bir eğitim araştırma hastanesinin yetişkin yoğun bakım birimlerinde çalışan 85 hemşire örneklemi oluşturmuştur. Araştırmanın başında girişim ve kontrol grubu homojen dağılım göstermiştir (p>0.05). Ocak- Mart 2023 tarihleri arasında yürütülen çalışmanın verileri Sosyodemografik ve Fiziksel Tespit Uygulamaya Yönelik Özellikler Anketi ve Hemşirelerin Fiziksel Tespit Edici Kullanımına İlişkin Bilgi Düzeyi, Tutum ve Uygulamaları Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, t testi, ANOVA testi, Bonferroni testi, Ki-Kare, Fisher exact testleri kullanılmıştır. Girişim grubunda yer alan hemşirelerin eğitim öncesine göre, eğitim sonrası ve 1. ay izlemde fiziksel tespit uygulamaya yönelik bilgi, tutum ve uygulama puan ortalamasında anlamlı düzeyde artış olduğu belirlenmiştir (p>0,001). Girişim grubunun bilgi ve tutum puan ortalaması eğitim sonrası ve 1. ay izlemde, uygulama puan ortalaması 1. ay izlemde kontrol grubuna göre daha yüksektir (p<0,001). Sonuç olarak fiziksel kısıtlamaya yönelik verilen yapılandırılmış eğitim programları hemşirelerin bilgi, tutum ve uygulamalarını olumlu yönde etkilemektedir. Bu uygulamaların hizmet içi eğitimlerle sürdürülmesi ve belirli aralıklarla tekrarlanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel Kısıtlama, Yetişkin Yoğun Bakım, Hemşirelik, Eğitim.
Hemşirelik eğitiminde etik
Sağlık bilimleri alanında gösterilen üç temel etkinlik, araştırma, uygulama ve eğitimdir. Bunlardan özellikle araştırma ve uygulama etkinliklerinin etik boyutu üzerinde çok durulmasına karşın, eğitimin etik boyutu daha az ilgi çeken bir konu görünümündedir.Eğitim, bireyin davranışlarında onun kendi yaşantıları üzerinden ve bilinçli-denetimli olarak istendik davranış değişikliği meydana getirme sürecidir. Etik, insan tutum ve davranışlarının iyi ya da kötü olma yönünden değerlendirilmesi; bilinçli eylemler bağlamında nelerin iyi olduğunun ve iyinin ne olduğunun sorgulanmasıdır.Tez çerçevesinde yürütülen araştırmanın amacı bir yandan hemşirelik eğitiminde öğretim elemanlarının hangi etik ilkelere öncelik verdiklerinin ve hangi etik sorunlarla ne sıklıkta karşılaştıklarının belirlenmesi; diğer yandan etik derslerinin içerik, süre, yöntem açısından değerlendirilmesi ve öğretim elemanlarının etik eğitimi alma durumlarının saptanmasıdır. Araştırma hemşirelik eğitimi veren on okulda görev yapan 134 öğretim elemanı üzerinde yürütülmüştür. Veriler katılımcı bilgileri, eğitim etiği ve etik eğitimi ile ilgili üç bölümde toplam 28 soru içeren anket formu ile toplanmıştır.Araştırmada katılımcıların görevlerini yerine getirirken etik ilkeleri göz önünde bulundurdukları buna rağmen tanıklık ve deneyim düzeyinde etik dışı öğretim elemanı davranışlarına rastladıkları; etik eğitiminin bu alanda uzman olmayan öğretim elemanları tarafından ve genellikle entegre sistemin bir parçası olarak verildiği, etik dersi içeriğinin okuldan okula değiştiği belirlenmiştir. Bu sonuçlar itibariyle, hemşirelik okullarında öğretim elemanlarına etikle ilgili bilinç ve duyarlılık düzeylerini arttırma olanağı sağlanması ve etik derslerinin standart hale getirilmesi uygun olacaktır.
Hemşirelik eğitim modellerinin öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimlerine etkisi: Çok merkezli çalışma
Hemşirelerin, hemşirelik problemleri ile başa çıkabilmeleri, karmaşık hasta bakım gereksinimlerini saptayabilmeleri ve sistemik bakım verebilmeleri için aldıkları eğitim doğrultusunda eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeleri gerekmektedir. Bireylere eleştirel düşünme becerilerinin kazandırılmasında en önemli görev eğitim kurumlarına düşmektedir. Ülkemizde, son yıllarda hemşirelik eğitiminde klasik eğitime alternatif olarak probleme dayalı öğretim (PDÖ) ve entegre eğitim gibi farklı eğitim modelleri hayata geçirilmiştir.Araştırmanın evrenini PDÖ modelinin uygulandığı Dokuz Eylül Ü. Hemşirelik Yüksekokulu (n=131), entegre eğitim modelinin uygulandığı Cumhuriyet Ü. Sağlık Bilimleri Fakültesi (n=144) ve klasik eğitim modelinin uygulandığı Çukurova Ü. Adana Sağlık Yüksekokulu'nun (n=115) hemşirelik bölümlerinin 2008?2009 akademik yılı bahar döneminde birinci ve dördüncü sınıflarında öğrenim gören toplam 513 öğrenciden çalışmaya katılmayı kabul eden 390 öğrenci oluşturmuştur. Öğrencilerin 229'u (%58,7) birinci sınıf, 161'i (%41,3) dördüncü sınıf öğrencisidir. Veriler, öğrencilerin sosyo-demografik özellikleri, sosyal faaliyetleri ve eğitimleri ile ilgili bilgileri belirleyen anket formu ve California Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği (CEDEÖ) ile toplanmıştır.Araştırmaya katılan öğrencilerin CEDEÖ toplam puan ortalamaları; entegre eğitim modelindeki öğrencilerde 267,4±31,8, PDÖ modelindeki öğrencilerde 262,6±29,1 ve klasik modeldeki öğrencilerde 256,4±23,8 olarak saptanmıştır (p=0,008). Dördüncü sınıftaki öğrencilerin puanı 266,3±32,2 olarak bulunurken, birinci sınıftaki öğrencilerin puanı 260,4±25,8 olarak bulunmuştur (p=0,020). Dördüncü ve birinci sınıf ortalamaları arasındaki fark PDÖ'de anlamlı bulunurken diğer eğitim modellerinde anlamlı bulunmamıştır. PDÖ eğitimi almak (OR:3,21, %95 GA:1,21-8,54, p=0,020), 4. sınıfta olmak (OR:3,55, %95 GA:1,62-7,79, p=0,002), demokratik (OR:3,94, %95 GA:1,55-10,01, p=0,004) ve yoksul sosyoekonomik düzeyde aileye sahip olmak (OR:3,61, %95 GA:1,02-12,76, p=0,046) yüksek düzeyde eleştirel düşünme eğilimini arttıran bağımsız etkenler olarak saptanmıştır.Çalışmanın sonuçları eğitim modellerinin eleştirel düşünme eğilimini etkilediğini göstermektedir.
Hemşirelik öğrencilerinin girişimcilik hisleri ve potansiyelleri ile hemşirelik eğitimindeki inovasyona ilişkin düşünceleri
Araştırma; hemşirelik öğrencilerinin girişimcilik hisleri ve potansiyelleri ile hemşirelik eğitimindeki inovasyona ilişkin düşüncelerinin belirlenmesi amacıyla kesitsel olarak yapılmıştır. Evreni; 2015-2016 Eğitim- Öğretim döneminde Gaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik bölümünde eğitim gören 862 öğrenci oluşturmuştur. Evrenin tamamının alınması planlanmış örneklem seçimine gidilmemiştir. Çalışmaya katılmayı kabul eden ve anketleri sorunsuz şekilde dolduran 554 öğrenci çalışmaya dahil edilmiştir Veriler; sosyo-demografik özellikleri içeren anket formu, eğitim ve inovasyon ilişkisi formu ve Girişimcilik Hisleri ve Potansiyeli ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler SPSS 18 programında değerlendirilmiştir. Girişimcilik hisleri ve potansiyeli ile tanımlayıcı özellikler karşılaştırıldığında, erkeklerin; risk alma eğilimi, yaşamının çoğunu il merkezinde geçirenlerin; içsel kontrol hisleri ve girişimcilik potansiyelleri, süper lise mezunlarının; risk alma eğilimi puan ortalamaları istatistiksel olarak daha yüksektir Alınan eğitimin hemşirelik alanında meydana gelen yenilikleri kısmen içeridiğini düşünenlerin; risk alma eğilimi, hemşirelikteki yenilikleri içermediğini düşünenlerin; bağımsızlık arzusu, derslerin yeniliklere açık olarak işlendiğini belirtenlerin; risk alma eğilimi, yeniliklerden haberdar bir eğitim aldıklarını ifade edenlerin; içsel kontrol hissi ve risk alma eğilimi, hemşirelik eğitimi alırken gelenekçi bir eğitim aldığını düşünenlerin; risk alma eğilimi, derslerin güncel konuları içermediğini belirtenlerin; içsel kontrol hissi ve bağımsızlık arzusu, modern yaklaşımların tartışılmadığını belirtenlerin; risk alma eğilimi, hemşirelik eğitiminin fikir üretebilen bir birey olarak yetişmesine katkı sağlamasında uygulama derslerinin etkili olduğunu düşünenlerin; risk alma eğilimi, hemşirelik ile ilgili yeni şeyler düşünme düzeyine gelmemiş öğrencilerin; risk alma eğilimi, alternatif fikirler üretebilenlerin; girişimcilik potansiyeli istatistiksel olarak daha yüksektir.
Yoğun bakım hemşirelerinin kan kültürü alma ile ilgili bilgi ve tutumları
Kan kültürü kanda; menenjit, osteomiyelit, pnömoni, böbrek enfeksiyonu ve sepsis yaratan bakterileri tespit etmek, maya bulmak, kalp kapakçığında bakteri enfeksiyonu bulmak, bakteri ve mantarı öldüren antibiyotiği keşfetmek, nedensiz ateş veya şokun nedenini bulmak amacıyla yapılır (WEB 4, 2017). Kan kültürü pozitif olan hastalarda infeksiyona neden olan mikroorganizma tanımlanır ve antibiyotik duyarlılık testi yapılır. Hastanın kanında mikroorganizma saptanması sadece tanı açısından değil tedavi ve prognoz açısından da oldukça önemlidir. Hastanede yatış sırasında kan kültürü pozitif olan olgularda, kan kültürü negatif olgulara göre 12 kez yüksek olduğunun gösterilmiş. Kan kültürü hastalık tanı, tedavi ve prognozunu en iyi şekilde belirlemenin yöntemidir (Bryan,1989). Kan kültürleri hastadan örnek alımından başlayarak, laboratuvarda değerlendirme, takip etme ve sonuçların klinik yorumuna kadar hastanın tanı ve tedavisine etki edebilecek her biri ayrı önem taşıyan dönemlerden geçer. Tüm bu dönemlerde kurallara uyulması ve klinik-laboratuvar işbirliği kan kültürlerinin yararlılığını arttırmaktadır. Bu çalışmada yoğun bakım hemşirelerinin kan kültürü alma ile ilgili bilgi ve tutumlarını belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaçla Aydın Devlet Hastanesi 8 yoğun bakım ünitesinde çalışan 101 hemşireye kan kültürü alma ile ilgili bilgi ve tutumlarını ölçmeye yönelik anket çalışması uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS 18.0 programı kullanılarak çözümlenmiştir. Veriler, tanımlayıcı istatistiksel metotlar Ki-kare ve Kruskal Wallis testleri ile çözümlenmiştir. Bu çalışma sonucunda; hemşirelerin bilgi olarak en iyi oldukları konu kan kültürünü antibiyotik tedavisi başlamadan aldıkları, erişkinlerde 2 set kan kültürü aldıkları, alınan kültürleri 2 saat içinde laboratuvara ulaştırdıkları, cilt antisepsisi yaparken steril spanç kullandıkları, cilt antisepsisi sonrası steril eldiven yoksa tekrar palpasyon yapmadıkları, erişkinlerde ayrı venlerden iki set kan kültürü aldıkları, her şişe için uygun miktarda kan aldıkları, laboratuvara en geç 2 saat içinde ulaştırdıkları tespit edilmiştir. Çoğu hemşirenin kanı şişeye boşaltmadan önce enjektörün ucundaki iğneyi değiştirdiği saptanmış olup, iğne ucunu değiştirilmesi zorunlu haller (iğne kontaminasyonu) dışında perkutan yaralanma riskini arttırdığından önerilmediği ve bu işlemin kontaminasyonu attırdığı konusunda bilgi verilmesi gerekmektedir. >40 yaş hemşirelerin cilt antiseptiğinden sonra uygun süre bekledikleri saptanmış olup, diğer hemşirelerin genelde kan alırken acele ettiği için antiseptikle temas süresini göz ardı etmekte ve beklemeden kanı aldıkları düşünülebilir. Hemşirelerde yaşın artması ile birlikte tecrübenin de artması doğru uygulamaları da artırdığı söylenebilir. Çalışmamızda kan kültürü ile ilgili eğitim alan hemşirelerin aynı damardan tek seferde alınan kan ile 2 set doldurmadığı saptanmıştır. Bu durum ise eğitim alan hemşirelerde doğru uygulamanın daha fazla yapıldığını göstermektedir. Kadın hemşirelerin erkek hemşirelere göre SVK enfeksiyonu düşünülüyorsa 1 set kataterden, 1set periferik venden kan alma durumunun daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kadın hemşirelerin erkeklere göre doğru uygulama konusunda daha duyarlı olduğu ya da erkeklerin bilgi eksikliğinin daha fazla olduğu söylenebilir.Çoğu hemşirenin kan kültür şişesinin kauçuk başlığını alkol ile silmediği belirlenmiştir. Hemşirelerin bir kısmının kan kültürünü aldıktan sonra buzdolabında sakladığı saptanmıştır. >40 hemşirelerin, ≤ 40 hemşirelere göre kan kültür şişelerini laboratuvara ulaşıncaya kadar oda sıcaklığında beklettikleri tespit edilmiş olup ≤ 40 hemşirelerin bu konu hakkında bilgi eksikliği olabilir. Çalışmamızdaki bazı hemşirelerin hem periferik damar yolundan hem de arteriyel kataterden kan kültürü aldıkları ve kan alımında ilk girişim başarısız ise aynı iğne ile tekrar deneyen hemşirelerin olduğu saptanmıştır. Bu uygulamaların kontaminasyon riskini arttırdığı konusunda bilgi eksikliği düşünülmektedir. Mesleki yılı artmış olan hemşirelerde kan kültürü alımı sırasında steril eldiven kullanma durumunun daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamız sonuçları ışığında kontaminasyon oranını en aza indirmek için, uygun biçimde ve doğru zamanda kan kültürü alınması ile ilgili politika ve prosedürler hazırlanmalıdır. Kan kültürü alma işlemini gerçekleştiren hemşirelere yönelik rutin eğitimler yapılarak farkındalığın arttırılmasının önemli olduğu düşüncesindeyiz.
Hemşirelerin flebit risk faktörlerini algılamaları
Bu araştırma, hemşirelerin flebit risk faktörlerini algılama durumlarını belirlemek amacıyla yapılmış, tanımlayıcı analitik kesitsel nitelikte bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini 01 Temmuz-30 Kasım 2019 tarihleri arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi yetişkin hasta servislerinde görev yapmakta olan 237 hemşire oluşturdu. Araştırmada veriler literatür doğrultusunda hazırlanan anket formu ile toplandı. Veriler Pearson'un Ki-Kare, Fisher'in Kesin Sonuçlu Ki-kare testi ve Monte Carlo ki-kare testi kullanılarak analiz edildi. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 31,27±6,78'di. Hemşirelerin %81'i kadın, %68,4'ü evli, %65,9'u üniversite mezunuydu. Hemşirelerin %43,5'inin dahiliye servisinde çalıştığı, %48,1'inin 5 yıldan fazla deneyime sahip olduğu, %86,1'inin flebit eğitimi almadığı belirlendi. Araştırmada hemşirelerin çoğunun periferik venlerde flebit oluşumunu orta düzeyde bir problem ve hemşirelik bakımının bir kalite göstergesi olarak algıladığı belirlendi. Araştırmada hemşirelerin çoğu kateterin hastaya deneyimli bir kişi tarafından uygulanmasının, bölgenin skala ile düzenli değerlendirerek kayıt edilmesinin, ilacın kısa süreli infüzyon olarak verilmesinin, ince çaplı, kısa ve plastik kateter kullanılmasının, uygulamadan önce cildin antiseptik bir solüsyonla temizlenmesinin flebit gelişimini azaltacağı algısına sahipti. Ayrıca, hemşirelerin çoğu kateter çıkarılmasından sonraki 24-96 saat içinde de flebit gelişebileceği, özellikle diabetes mellitusun, obezite, ileri yaş, venöz yetmezlik ve tromboembolitik hastalıkların flebit gelişme riskini arttıracağı, pansuman materyalinin flebit riskini etkileyeceği, infüzyon sıvısının yüksek konsantrasyonun, yüksek ozmolaritesinin ve yüksek pH'ının flebit riskini arttıracağı, ön kolda flebit gelişme riskinin az, ayakta ise fazla olduğu algısına da sahipti. Araştırmada cinsiyet, mezun olunan okul, çalışılan servis, çalışma deneyimi, flebit eğitimi alma durumu gibi bazı temel faktörlerin hemşirelerin flebit algılarını farklı açılardan anlamlı düzeyde etkilediği saptandı (p<0.05). Sonuç olarak, hemşirelerin flebit risk faktörleri algılama durumlarının pek çok yönden istendik düzeyde olduğu fakat bazı açılardan güncel literatür bilgilerini destekleyici yönde olmadığı saptandı. Bu sonuçlar doğrultusunda hemşirelerin flebit bilgi ve algılarına ilişkin düzenli aralıklarla değerlendirilme yapılması ve güncel literatür temelli eğitimler düzenlenmesi, algı çalışmalarının yanısıra uygulamaya dönük gözlemsel çalışmalar yapılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Flebit, hemşirelik bakımı, hemşirelik eğitimi, intravenöz tedavi.
Cerrahi hemşirelerinin ağrıya yönelik bilgi ve tutumlarına ağrı eğitiminin etkisi
Bu çalışmanın amacı cerrahi hemşirelerine verilen ağrı yönetimi ve değerlendirilmesi eğitiminin, hemşirelerin ağrıya yönelik bilgi ve tutumlarına etkisinin belirlenmesidir. Yarı deneysel tasarımda yapılan çalışmaya Araştırma Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Cerrahi bölümlerinde çalışan 71 hemşire katılmıştır. Verilerin toplanmasında literatürden yararlanılarak oluşturulan Hemşirelerin Tanıtıcı Özellikleri Formu, Hemşirelerin Ağrıya İlişkin Bilgi ve Tutumları (NKASRP) Ölçeği kullanılmıştır. Veriler 1 Haziran-30 Kasım 2017 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırma kapsamında iki oturumdan oluşan üç saatlik ağrı ile ilgili eğitim programı düzenlenmiştir. Hemşirelere eğitim öncesi ön-test ve NKASRP ölçeği doldurtulup eğitim verildikten bir hafta sonra da son-test ve NKASRP ölçeği tekrar uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel anailzinde tanımlayıcı istatistiklerin yanısıra ki-kare testi, Wilcoxon Signed Ranks Test, Paired Samples t Test ve Kruskal Wallis Testleri kullanılmıştır. Hemşirelerin yaş ortalamaları 31.42±5.62 yıl; çoğunluğu kadın (%76.1), evli (%66.2) ve lisans mezunudur (%84.5). Hemşirelerin NKASRP ölçeğinde doğru yanıtlanan madde sayısı ortalamaları eğitim öncesi 18.73 ± 5.85 madde iken eğitimden bir hafta sonrası artarak 26.64 ± 5.31 olduğu görülmüştür (p<0.005). Eğitim öncesi NKASRP ölçeğinde eğitim durumuna göre cevaplanma oranı etkili olurken, eğitim sonrası ise hemşirenin görev durumuna göre farklılıklar göstermesi etkinliğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak ağrı eğitim programının cerrahi hemşirelerinin ağrıya yönelik bilgilerinin artması ve mesleki deneyimin etkili olması kanısına varılmıştır.
Çocuk hemşirelerine verilen aile merkezli bakım eğitiminin değerlendirilmesi
Bu araştırma, çocuk kliniklerinde çalışan hemşirelere verilen Aile Merkezli Bakım (AMB) eğitimini, aile merkezli bakım tutum ölçeğiyle değerlendirmek amacıyla yapıldı. Araştırma deneysel tipte olup, Türkiye'de, Malatya'da, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde, 1 Temmuz-30 Aralık 2019'da, 70 hemşireyle uygulandı. Veriler, tanıtım formu, Aile Merkezli Bakım Tutum ölçeği (AMBTÖ) kullanılarak, eğitim öncesi/ön test ile eğitim sonrası/son test olarak toplandı. İstatistiksel analizler SPSS (IBM SPSS Statistics 24) adlı paket programıyla yapıldı. Hemşirelerin yaş ortalaması 32.06±6.21 (yıl), %81.4'ü kadın,%55.7'si evli %25.7'si iki çocuklu idi.Aile Merkezli Bakım (AMB) kavramını 51 hemşirenin (%72.9) duyduğu, bunların (%56.9) AMB kavramını hastanede duyduğu, 47 hemşirenin (%92.2) AMB'ın faydalı olduğunu düşündüğü ve 27 hemşirenin (%38.6) bazen kliniklerinde aile merkezli bakım uyguladığı belirlendi. Hemşirelerin çalışma sürelerine göre aile merkezli bakım tutum ölçeği ön test puanları açısından anlamlı farklılık tespit edildi (p<0.05). Hemşirelerin çalıştıkları kliniklere göre AMBTÖ son test puanları açısından anlamlı farklılık tespit edildi (p<0.05). Araştırmaya katılan pediatri hemşirelerine verilen eğitimin değerlendirmesinde; aile merkezli bakım tutumu (Eğitim öncesi-E.Ö.; eğitim sonrası-E.S. olarak sırayla verildi, 4.04±0.59;4.55±0.25), aile merkezli bakımın katkıalt boyutu (4.05±0.63;4.55±0.27), bakıma aile ve çocuk katılımı (4.04±0.59; 4.55±0.26) alt boyutu açısından istatistiksel olarak ileri derecede anlamlı olduğu (p<0.001) ve eğitim öncesi yüksek puanların çok yüksek düzeye yükseldiği tespit edildi. Aile merkezli bakım eğitiminin aile bakım katsayısı alt boyutuna ve AMB tutum ölçeği nihai sonuca göre eğitim öncesi hemşirelerin çalışma yılı, AMB kavramını duymaları anlamlıdır (p<0.05). Aile merkezli bakım eğitiminin bakıma aile ve çocuk katılımı alt boyutu ile AMB tutum ölçeği nihai sonucuna göre hemşirelerin çalıştıkları klinik açısından (çocuk psikiyatri kliniğinde) eğitim sonrası fark anlamlıdır(p<0.05). Aile merkezli bakım eğitiminin, AMB'in katkısı açısından, eğitim sonrası, AMB uygulama sıklığıyla fark anlamlıdır (p<0.05). Hemşirelerin eğitim düzeylerine göre aile merkezli bakımın katkısı alt boyutu eğitim öncesi puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edildi (p<0.05). Hemşirelerin, aile merkezli bakım tutum ölçeği Cronbach-α katsayısı yüksek derece güvenilir bulundu (E.Ö: 0.985;E.S: 0.998). Sonuç olarak, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşirelerine verilen AMB eğitimi hemşirelerin AMB tutumunu etkiler hipotezi kabul edildi. Pediatri hemşireliğinin bakım felsefesi olan AMB eğitimi hem lisans eğitiminde hem de hizmet içi eğitimlerde, alanında uzmanlaşmış eğitimciler tarafından verilmelidir. Anahtar Kelimeler: Aile Merkezli Bakım Eğitimi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği, Tutum.
Yoğun bakım hemşirelerine verilen güvenli kan ve kan ürünleri transfüzyonu eğitiminin hemşirelerin bilgi ve tutumlarına etkisi
Araştırma, Yoğun Bakım Hemşirelerine Verilen Güvenli Kan ve Kan Ürünleri Transfüzyonu Eğitiminin Hemşirelerin Bilgi ve Tutumlarına Etkisini belirlemek amacıyla ön test-son test düzeninde yarı deneysel olarak yapıldı. Araştırma, Kahramanmaraş sütçü imam üniversitesi sağlık uygulama ve araştırma hastanesi yoğun bakım ünitelerinde çalışan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 166 hemşire ile tamamlandı. Araştırmanın verileri; araştırmacı tarafından literatür taranması ile oluşturulan, hemşirelerin tanıtıcı özelliklerini, güvenli kan ve kan ürünleri transfüzyonu ve hemşirelik bakımı ile ilgili bilgi ve tutumlarının belirlemesine yönelik soruları içeren, anket formu ile toplandı. Ankette her soruya 2.5 puan verilmiş olup, toplamda 40 soru 100 puan üzerinden değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan hemşireler 45 dakikalık eğitim aldı. Kan ve kan ürünleri transfüzyonu eğitimleri tamamlandıktan 1 ay sonra hemşirelere son test yapıldı. Verilerin normal dağılıma uygun olup olmadığı Shapiro-Wilk testi ile değerlendirildi. Ön test ve son test karşılaştırmalarında Paired Sample T-test, Wilcoxon testi kullanılmıştır. Gruplar arası farkın belirlenmesinde Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, One way Anova ve post hoc-tamhane's T2 testi uygulandı. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesi SPSS 22.0 paket programı ile yapıldı. İstatistiksel analizlerde p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Araştırmaya katılan yoğun bakım hemşirelerinin %48.8'i 21-25 yaş aralığında, %62.7'sinin kadın, %53.6'sının evli, %52.4'ünün lisans mezunu olduğu ve %56'sının toplam çalışma süresinin 1-5 yıl olduğu bulundu. YB hemşirelerinin eğitim öncesi kan ve kan ürünleri transfüzyonu bilgi puan ortalamalarının 60.25±8.92, eğitim sonrasında ise 78.17±8.19 olduğu ve bu puan farkının istatiksel olarak anlamlı olduğu tespit edildi (p<0.001). YB hemşirelerinin verilen eğitim sonrası kan ve kan ürünleri transfüzyonu konusunda bilgi düzeylerinin arttığı bulundu. Bu sonuca dayanarak hemşirelerin, kan ve kan ürünleri transfüzyonu konusunda çalıştıkları kurumlarda güncel rehberler eşliğinde hazırlanmış hizmet içi eğitimlerin arttırılması, eğitimlerde farklı eğitim modellerinin uygulanması, eğitimler sonrası uygulama basamaklarında gözlem yapılması, kurumlarda bulunan kan transfüzyonu komitesinin daha etkin ve verimli çalışması önerilmektedir.
Ezilerek ve şekli değiştirilerek enteral yol ile verilen ilaç uygulamaları konusundaki eğitimin pediatri hemşirelerinin bilgi ve tutumlarına etkisi
raştırma ezilerek ve şekli değiştirilerek enteral yol ile verilen ilaç uygulamaları konusundaki eğitimin pediatri hemşirelerinin bilgi ve tutumlarına etkisini ölçmek amacıyla ön test-son test düzeninde yarı deneysel araştırma tipine uygun olarak hazırlandı. Araştırma Gaziantep Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi pediatri, nörolojik hastalıklar, palyatif bakım ve yoğun bakım servislerinde görev yapan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 70 hemşire ile tamamlandı. Araştırma verileri literatüre uygun olarak geliştirilen anket formu kullanılarak toplandı. Çalışmaya katılan hemşireler araştırmacı tarafından verilen bir saatlik eğitim aldı. Eğitim alan hemşirelere bir ay sonra son test uygulandı. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro wilk testi ile test edildi. Normal dağılmayan özelliklerin eğitim öncesi ve sonrası karşılaştırılmasında Wilcoxon testi kullanıldı. Ayrıca sayısal verilerin 2 den fazla bağımsız grupta karşılaştırılmasında normal dağılım gösteren özellikler için Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve LSD çoklu karşılaştırma testleri, normal dağılmayan özellikler için ise Kruskal Wallis testi ve All Pairwise çoklu karşılaştırma testi kullanıldı. İstatistiksel analizler için SPSS Windows version 24.0 paket programı kullanılmış olup, p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Araştırmaya katılan hemşirelerin %47.1' inin 26-30 yaş aralığında, %65.7'sinin kadın, %85.7' sinin lisans mezunu olduğu ve %61.4'ünün çalışma yılının 1-5 yıl arasında olduğu bulundu. Hemşirelerin ezilerek ve şekli değiştirilerek enteral yol ile verilen ilaç uygulamaları ile ilgili verilen eğitim öncesi puan ortalamaları (40,14±9,40) ile eğitim sonrası puan ortalamaları (86,31±14,31) arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fark olduğu bulundu (p=0,001). Araştırmaya katılan hemşirelerin ezilerek ve şekli değiştirilerek enteral yol ile verilen ilaç uygulamaları konusunda bilgi düzeyleri arttığı bulundu. Bu sonuca dayanarak hemşirelerin, çalıştıkları kurumlarda güncel rehberler eşliğinde hazırlanmış hizmet içi eğitimlerin arttırılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Enteral yol; pediatri hemşiresi; ilaç; eğitim
Hemşirelerin kan basıncı ölçümü sırasındaki ergonomik risklerine yönelik eğitim etkinliğinin değerlendirilmesi
Hastanelerde sağlık işgücü içinde sayısal olarak büyük çoğunluğu oluşturan ve hizmet sunumunun sürekliliği açısından önemli bir grup olan hemşireler kas iskelet sistemi rahatsızlıkları açısından riskli gruptadır. Bu çalışma hemşirelerin gün içinde defalarca yaptığı tekrarlı hareket olan kan basıncı ölçümü işlemi sırasındaki ergonomik risk analizine yönelik verilen eğitimin etkinliğini değerlendirmek amacıyla Eylül 2019- Mayıs 2020 tarihleri arasında 64 hemşireyle Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde yürütülmüş, deney grubunun kontrol grubu ile aynı olduğu ön test/ son test yarı deneysel planlanmış bir araştırmadır. Çalışmada Hemşire Tanıtıcı Özellikler Formu, Hızlı Tüm Vücut Değerlendirmesi Formu (REBA), Genişletilmiş Nordic Kas-İskelet Sistemi Ağrı Sorgusu kullanılmıştır. Veriler SPSS programının 21.0 sürümü (IBM SPSS Inc Canada) kullanılarak yapılmıştır. Çalışmaya katılan hemşirelerin %82.4' ü kadın, %84.4'ü lisans mezunu olup yaş ortalamaları 35.79±5.04'tür. Hemşirelerin %64.1' inin fiziksel egzersiz yapmadığı ve tüm anatomik bölgelerinde farklı oranlarda ağrıları olduğu; fakat en sık bel ağrısı (%71.9) yaşadıkları saptanmıştır. Hemşirelere verilen eğitim öncesi REBA puan ortalamalarının 5.79±1.08 olduğu, eğitimden sonraki (1. ve 3. ay) gözlemlerinde bu ortalamanın düştüğü, eğitimin etkin olduğu bulunmuştur. REBA puan ortalamaları ile eğitim durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş, lisansüstü eğitim mezunlarının daha yüksek REBA puanı aldıkları görülmüştür (p=0.049). Hemşirelere verilecek eğitimler ile; uygun olmayan postürde çalıştıklarında, yaptıkları işe bağlı olarak kas iskelet sistemi rahatsızlıkları yaşayabilecekleri farkındalığı oluşturulmalı ve kas iskelet sistemini destekleyecek egzersiz programlarına yönlendirilmelidirler.
Yara bakımı eğitiminde gerçekliği sağlamada mulaj kullanımının etkisi
Amaç: Hemşirelik öğrencilerinde yara bakımı becerisi geliştirmede mulaj kullanımının etkisinin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışma, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü 2. sınıf öğrencileri ile Ekim 2021–Ocak 2022 tarihleri arasında yürütüldü. Çalışmanın evrenini 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Güz Döneminde fakültenin hemşirelik bölümü 2. Sınıf Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği dersine kayıtlı olmayan 104 öğrenci oluşturdu. Dahil edilme kriterlerine uyan 92 öğrenci çalışmaya alındı; girişim grubunda 46, kontrol grubunda 46 öğrenciyle çalışma tamamlandı. Her iki gruba da önce yara bakımı teorik eğitimi verildikten sonra girişim grubunda mulaj, kontrol grubunda ise basit görev öğretici maketler kullanılarak yara bakımı uygulama eğitimi verildi. Çalışmada 'Yara Bakımı Bilgi Formu', 'Yara Bakımı ve Pansumanı Beceri Formu', 'Öğrenmede Öğrenci Memnuniyeti ve Özgüven Ölçeği' ve 'Simülasyon Tasarım Ölçeği' kullanıldı. Bulgular: Araştırmada girişim grubundaki öğrencilerin %82,6'sının kadın, yaş ortalamaları 20,09±0,96 ve %39,1'inin hemşirelik mesleğini isteyerek seçtiği; kontrol grubundaki öğrencilerin %87'sinin kadın, yaş ortalamaları 19,54±0,72 ve %41,3'ünün hemşirelik mesleğini isteyerek seçtiği tespit edildi. Araştırma bulgularına göre yara bakımı bilgi puanının ön test ve son test puanları arasında farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu son test puanlarının daha yüksek olduğu belirlendi. Çalışmada girişim grubundaki öğrencilerin yara bakımı ve pansuman beceri puanları, kontrol grubundaki öğrencilerin puanlarından daha yüksek ve aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu (p<0,05). Girişim grubundaki öğrencilerin çalışmada kullanılan her iki ölçek puan ortalamaları ve alt boyut puan ortalamaları daha yüksek ve aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı. Sonuçlar: Mulaj uygulamasının öğrencilerin yara bakımı beceri puanlarına, öğrencilerin özgüven ve memnuniyet puanlarına ayrıca simülasyon tasarımına olumlu katkı sağladığı bulundu. Anahtar Kelimeler: yara bakımı, mulaj, simülasyon.
Ventrogluteal alana intramüsküler enjeksiyon uygulamasına yönelik hemşirelere ve ebelere verilen eğitimde nöro linguistik programlama tekniğinin etkisi
Amaç: Ventrogluteal alana intramüsküler enjeksiyon uygulamasına yönelik hemşirelere ve ebelere verilen eğitimde Nöro Linguistik Programlama (NLP) tekniklerinin etkisini belirlemek amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntem: Uşak Devlet Hastanesi'nde görev yapan hemşireler ve ebelerle 18 Mayıs - 21 Eylül 2015 tarihleri arasında yürütüldü. Örneklem seçimine gidilmeyip araştırmaya katılmayı kabul eden ve NLP' ye ilişkin eğitim almayan tüm ebe ve hemşireler araştırmaya alındı. Verilerin toplanmasında ilgili literatür doğrultusunda araştırmacı tarafından geliştirilen, "Hemşire ve Ebe Tanıtım Formu", ''Hemşirelerin ve Ebelerin İntramüsküler Enjeksiyon Uygulamasına İlişkin Görüşleri Formu'', "Ventrogluteal Bölgeye İlişkin Bilgi Formu'' ve ''İntramüsküler Enjeksiyonda Ventrogluteal Bölge Kullanımı İşlem Basamakları Gözlem Formu'' kullanıldı. Araştırmadan elde edilen veriler (SPSS) 22.0 programında sayı, yüzde, ortalama, paired t testi, student t testi, ki kare testi, Kruskal-Wallis, Mann-Whitney U ve Mc-Nemar Testi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin ve ebelerin yaş ortalaması deney grubunda 35,84±6,13, kontrol grubunda 39,29±7,91 olduğu, deney grubunda %93,3' ünün kadın, %6,7' sinin erkek, kontrol grubunda %100' ünün kadın olduğu, IM enjeksiyonlarda en sık kullandıkları bölgenin deney grubunda (%95,6) ve kontrol grubunda (%88,9) dorsogluteal bölge olduğu saptandı. ventrogluteal bölgeye ilişkin bilgi puan ortalamaları deney grubunda eğitim öncesi 14,29±8,34, eğitim sonrası 23,53±3,14 olduğu, kontrol grubunda eğitim öncesi 10,38±8,87, eğitim sonrası 18,76±6,80 olduğu saptandı. Sonuç: Araştırma bulguları doğrultusunda, verilen eğitimde NLP tekniği' nin etkili olmadığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Nöro Linguistik Program, Ventrogluteal bölge, Eğitim.
Ölmekte olan kanserli hastalar ve ailelerine bakım veren hemşirelere verilen eğitimin hemşirelik bakımına ve yaşanılan güçlükler üzerine etkisi
Bu araştırma, "Ölmekte Olan Kanserli Hastalara ve Ailelerine Bakım Veren Hemşirelere Verilen Hemşirelik Bakımı ve Yaşanan Güçlüklerle Başetme Eğitimi'nin, hemşirelik bakımına ve yaşanan güçlükler üzerine etkisini belirlemek amacı ile randomize kontrollü, deneysel tipte yapıldı. Araştırma, 1 Ekim-31 Aralık 2022 tarihleri arasında Adana'da onkoloji ve palyatif bakım klinikleri bulunan hastanelerde çalışan hemşirelerle yapıldı. Örneklemi, 52 hemşire oluşturdu. Etik kurul onayı, hastanelerden izin, katılımcılardan bilgilendirilmiş onam alındı. Veriler, Hemşire Tanıtım Formu, Ölmekte Olan Hastalar ve Aileleri İçin Hemşirelik Bakımı Ölçeği (ÖHBÖ) ve Ölmekte Olan Hastalar ve Aileleri için Hemşire Güçlük Ölçeği (ÖHGÖ) ile toplandı. Analizler, IBM SPSS V25 Software ve R Studio ile gerçekleştirildi. Kritik anlamlılık değeri p<0,05 olarak alındı. Araştırmada, hemşirelerin ÖHBÖ ön test toplam puan ortalaması 42,38±4,78 ve son test puan ortalaması 52±3,7, ÖHGÖ ön test toplam puan ortalaması 31,63±6,1, son test puan ortalaması 21,2±6,2 olarak belirlenmiştir. ÖHBÖ ve ÖHGÖ toplam ön ve son test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardır (p<0,05). Hemşirelere verilen "Ölmekte Olan Kanserli Hastalar ve Ailelerine Bakım Veren Hemşireler için Hemşirelik Bakımı ve Yaşanan Güçlüklerle Başetme Eğitimi'nin" hemşirelerin ölmekte olan kanserli hastalara verdikleri hemşirelik bakımının kalitesini arttırdığı ve hemşirelerin bu hastalara bakım verirken yaşadıkları güçlükleri azalttığı belirlendi.
Transkraniyal manyetik uyarım (TMU) ve hemşirelik bakımı konusunda verilen eğitimin etkisinin değerlendirilmesi
Bu araştırma lisans düzeyindeki hemşirelik 4. sınıf öğrencilerine verilen Transkraniyal Manyetik Uyarım ve hemşirelik bakımı konusunda verilen eğitiminin etkisini değerlendirmek amacıyla yarı deneysel olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; Batı Karadeniz Üniversiteler Birliğine Bağlı üniversite ve bağlı fakülte ve yüksekokulların hemşirelik bölümü 4. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Ayrıca örneklem hesabına gidilmeden çalışmayı kabul eden öğrencilerin hepsi çalışmaya alınmıştır. Araştırmanın verileri, öğrencilerin özelliklerini belirleyen Tanıtıcı Özellikleri Anket Formu, TMU ve Hemşirelik Bakımı Bilgi Formu ile ön test, son test, üç hafta sonra tekrar test ve Eğitim Değerlendirme Formu uygulanması suretiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde yüzdelik, ortalama, ortanca, min-max, Friedman's Two Way ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; öğrencilerin bilgi testi puanları bakımından zamanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Öğrencilerin bilgi testi puanları ortancaları bakımından eğitim öncesi, sonrası ve eğitimden üç hafta sonrası istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (x2=197.695 sd=2 p=0.001). Öğrencilerin yaklaşık yarısı (%45) eğitimi "iyi" olarak değerlendirmiş ve eğitime X̅=3. 1 ± 0.94 puan vermişlerdir. Sonuç olarak hemşirelik öğrencilerine verilen TMU ve hemşirelik bakımı eğitiminin eğitim öncesi, sonrası ve üç hafta sonrasında öğrencilerin bilgi düzeyleri arasında farklılık yarattığı bulunmuştur. Çalışma yarı deneysel bir çalışma olduğu için TMU ve hemşireli bakımı eğitiminin etkinliğini ölçen öğrenci ve hemşirelerle ulusal düzeyde çalışma yapılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Hemşirelik Bakımı, Hemşirelik, Psikiayatri, Transkraniyal Manyetik Uyarım
Hemşirelik öğrencilerinin psikomotor beceri eğitiminde sanal gerçeklik teknolojisinin etkisi
Araştırma, hemşirelik öğrencilerinin psikomotor beceri eğitiminde sanal gerçeklik teknolojisinin intravenöz kateter uygulama ve sıvı verme becerisini kazanma düzeylerine etkisinin incelenmesi amacıyla deneysel olarak yapılmıştır. Araştırma, Eylül 2018 – Ocak 2019 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırma evrenini; 2018-2019 öğretim yılında Düzce Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü ikinci sınıfta öğrenim gören 197 öğrenci oluşturmuştur. Örneklem seçiminde Power analiz sonucu belirlenen 52 öğrenci; araştırmayı kabul eden öğrencilerden 29'u deney, 27'si kontrol grubunu oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak; "Öğrenci Tanıtım Formu", "İntravenöz Kateter Uygulama ve Sıvı Verme Beceri Kontrol Listesi" ve "Bondy Değerlendirme Skalası" kullanılmıştır. Deney grubundaki öğrencilere sanal gerçeklik teknolojisi, kontrol grubundaki öğrencilere ise intravenöz enjeksiyon kol maketi ile intravenöz kateter uygulama ve sıvı verme beceri uygulaması yaptırılmıştır. Araştırma kapsamındaki öğrencilerin yaş ortalaması 19.50±0.76; %71.4'ü kadın, %28.6'sı erkek; %57si mesleği isteyerek, %43'ü öneri üzerine hemşirelik mesleğini seçtikleri saptanmıştır. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin intravenöz kateter uygulama ve sıvı verme beceri kontrol listesi puanı ile yaş ortalamaları arasında ilişki bulunmuştur (p=0.017). Deney ve kontrol grubunda yer alan öğrencilerin İntravenöz Katater Uygulama ve Sıvı Verme Beceri Kontrol Listesi puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p=0.001). Bondy Değerlendirme Skalası'na göre deney ve kontrol grubundaki "Denetimli" uygulayan öğrenciler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p=0.011). İntravenöz kateter uygulama ve sıvı verme becerisinin geliştirilmesinde öğretim yöntemi olarak sanal gerçeklik teknolojisinin etkili olduğu saptanmıştır. Hemşirelik uygulamalarında beceri eğitimlerinde sanal gerçeklik teknoloji kullanımının arttırılması ve klinik ortamdaki beceriler üzerine etkisinin araştırıldığı çalışmaların yapılması önerilmektedir.
Bir simülasyon oyununun hemşirelik öğrencilerinin yansıtıcı düşünme becerilerine etkisi
Araştırma, hemşirelik son sınıf öğrencilerinin yansıtıcı düşünme becerilerine "Klinik" isimli simülasyon oyununun etkisini incelemek amacıyla karma yöntem kullanılarak yapılmıştır. Power analizi sonucu 23 öğrenci gönüllülük ilkesi kapsamında araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma sürecinde öğrencilere haftada bir gün olmak üzere yedi (7) hafta boyunca "Klinik" isimli simülasyon oyunu uygulanmıştır. "Kişisel Bilgi Formu", "Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri", "Yansıtıcı Düşünme Düzeyi Belirleme Ölçeği", "Çözümleme Aşaması Görüşme Formu", "İki Kolonlu Öğrenme Yazıları" ve "Oyun Görüş Anketi" aracılığı ile veriler toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımlı gruplar için t testi, Kruskall Wallis testi, nitel veri analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Yedi (7) hafta boyunca uygulanan "Klinik" simülasyon oyununun öğrencilerin yansıtıcı düşünme düzeylerini anlamlı düzeyde arttırdığı, simülasyon oyununun öğrenciler tarafından eğlenceli bulunduğu, öğrencilere ekip duygusu hissettirdiği ve farklı bakış açıları kazandırdığı belirlenmiştir. Grup cevaplarının duyulması ise öğrenciler tarafından oyununun olumsuz bir yönü olarak belirtilmiştir. Sonuç olarak yansıtıcı düşünme becerileri gelişen öğrencilerin simülasyon oyununun yarattığı ekip çalışması ve işbirliği ortamında var olan bilgi ve düşüncelerini diğer öğrencilerle karşılaştırarak eksik bilgi, beceri ya da yanlış öğrenmelerinin farkına vardıkları bu doğrultuda yeni bilgiler edindikleri ve eksik bilgilerini tamamladıkları belirlenmiş olup, oyunla ilişkili olarak öğrencilerin motivasyonlarının arttığı ya da azaldığı saptanmıştır. Aynı zamanda öğrencilerin farklı görüşleri analiz ederek bakış açılarının ve etkili karar verme becerilerinin geliştiği ve öz güven kazandıkları da belirlenmiştir. Bu doğrultuda hemşirelik öğrencilerinin eğitim sürecinde yansıtıcı düşünme düzeylerini geliştirmeye yönelik farklı yöntem ve stratejiler kullanılarak eğitim programlarının yeniden gözden geçirilmesi ve yapılandırılması önerilmektedir. Anahtar sözcükler: Hemşirelik, Hemşirelik öğrencileri, Hemşirelik eğitimi, Simülasyon oyunu, Yansıtıcı düşünme.
Halk sağlığı hemşireliği dersi tutum ölçeğinin geliştirilmesi
Araştırmanın geliştirilmesinde amaç, hemşirelik öğrencilerinin Halk Sağlığı Hemşireliği (HSH) dersinin teorik ve uygulamasına yönelik tutumlarını ölçen, geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Bu ölçek geliştirme çalışması açısından metodolojik tasarımda, öğrenci hemşirelerin HSH dersinin teorik ve uygulamasına ilişkin tutumlarının belirlenmesi açısından da tanımlayıcı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini; 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Gaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik bölümünün 3.(216) ve 4. Sınıflarında (235) öğrenim gören ve HSH dersini alan toplam 451öğrenci oluşturmuştur. Çeşitli nedenlerden dolayı 304 form değerlendirmeye alınmıştır. HSH Dersi Tutum Ölçeği ve Tanıtıcı özellikler formu ile veriler toplanmıştır. Veriler SPSS ve AMOS programları ile analiz edilmiştir. Ölçekteki maddelerin Kapsam Geçerlik İndeksleri (KGI-CVI) .87-1.00 arasında değişmiş, tüm ölçek maddeleri için KGI'i .93 olarak uyumun olduğu saptanmıştır. Ölçeğin geçerliği için yapılan doğrulayıcı faktör analizi uyum değerleri istendik düzeyde yeterli bulunmuştur (CMIN/DF: 1.698, RMSEA 0.048, CFI:0.927, NNFI: 0.900, GFI:0.853, AGFI:0.829, PCLOSE:0.723). Ölçeğin güvenilirliği için yapılan iç tutarlılık analizi cronbach alfa katsayısı; teorik alt boyutunda 0.883, uygulama alt boyutunda 0.891 ve genel toplam için 0.941 olarak belirlenmiştir. Ölçekteki tüm maddelerin (34 madde) madde toplam puan korelasyonları anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Araştırma bulgularına göre; Halk Sağlığı Hemşireliği Dersi Tutum Ölçeği, öğrenci hemşirelerin dersin teorik ve uygulamasına ilişkin olumlu ve olumsuz tutumlarını ölçen yüksek düzeyde geçerlik ve güvenirlik göstergelerine sahip bir ölçme aracıdır. Geliştirilen Halk Sağlığı Hemşireliği Dersi Tutum Ölçeği (HSHDTÖ) 34 maddeden oluşmaktadır. Ölçek teorik ve uygulamaya yönelik tutum olmak üzere iki alt boyutu içerir. Ölçeğin değerlendirilmesi alt boyutlar üzerinden gerçekleştirilir. Alt boyutlara yönelik puan ortalaması; maddelerin toplamının madde sayısına (17) bölünmesiyle elde edilir. Her bir alt boyut 0-4 arası puanlanmakla birlikte, puanların 0'a doğru azalması olumsuz tutumun, 4'e doğru artması olumlu tutumun düzeyine işaret etmektedir. Geliştirilen ölçeğin öğrenci hemşirelerin HSH dersine yönelik tutumlarını belirlemede kullanılması önerilir. Anahtar Kelimeler: Ders, Geçerlik, Güvenilirlik, Halk Sağlığı Hemşireliği, Ölçek, Tutum
Sosyal zeka düzeyinin öğrencilerin iletişim becerilerine etkisi: Fırat Üniversitesi örneği
Hemşirelik mesleğinin etkili bir şekilde yapılabilmesi için hemşirelerin sosyal zeka ve iletişim becerileriyle donanımlı olmalarının önemi bilinmektedir. Bu nedenle hemşirelik eğitimi boyunca bu iki boyutta gelişmelerine özel bir önem verilmelidir. Bunun için de gerek öğretim programları hazırlanırken gerekse uygulanırken gerekli önlemlerin alınması ve düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Bu araştırmanın genel amacı, hemşirelik öğrencilerinin sosyal zeka düzeyinin iletişim becerilerine etkisini belirlemektir. Ayrıca sosyal zeka düzeylerinin ve iletişim becerilerinin sosyo-demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. Bu araştırma, nicel araştırma desenlerinden olan tarama türü araştırmanın içinde yer alan betimsel ve ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini 2017-2018 öğretim yılında Elazığ ilinde Fırat Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemini ise Hemşirelik bölümünün birinci ve dördüncü sınıflarında okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Tromso Sosyal Zeka Ölçeği ve İletişim Becerileri Envanteri kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 22 paket programında yapılmıştır. Araştırmada sonuç olarak öğrencilerin hem sosyal zeka seviyelerinin hem de iletişim becerileri seviyelerinin orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Sosyal zeka düzeylerinin ve iletişim becerilerinin sosyo-demografik değişkenlerle karşılaştırılması sonucunda; cinsiyet, sınıf düzeyi, uzun süre yaşanılan yerleşim yeri değişkenleri açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ailenin sosyo-ekonomik düzeyi değişkenine göre ise anlamlı bir fark bulunmuştur.
Hemşirelik son sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme düzeyinin belirlenmesi
Araştırma son sınıf hemşirelik öğrencilerinin eleştirel düşünme düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini, 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Bahar Döneminde Hacettepe Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve Gaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümleri, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu, İstanbul Üniversitesi ve Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültelerinde öğrenim gören 947 son sınıf hemşirelik öğrencisi, örneklemini ise 553 son sınıf hemşirelik öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veriler, Öğrenci Tanıtıcı Özellikler Formu ve Kaliforniya Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği (KEDEÖ) kullanılarak toplanmıştır.Verilerin istatistiksel analizinde t testi, tek yönlü varyans analizi, tukey testi, aritmetik ortalama, standart sapma, ortanca, frekans ve yüzdelik hesapları kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, son sınıf hemşirelik öğrencilerinin eleştirel düşünme puan ortalaması =193.87±23.019 olup düşük düzeydedir. Öğrencilerin KEDEÖ alt ölçek puan ortalamalarından sadece analitiklik alt ölçeği puan ortalaması orta düzeyde diğer boyutların puan ortalaması ise düşük düzeydedir. Araştırmada aile yapısının ve baba eğitim düzeyinin öğrencilerin eleştirel düşünme düzeyleri üzerine etkisi olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sosyal ve bilimsel etkinliklere katılan, kendini yüksek sosyo-ekonomik düzeyde algılayan, yılda okuduğu kitap sayısı 6-20 arasında olan öğrencilerin eleştirel düşünme puan ortalaması daha yüksek olmakla birlikte bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05).Anahtar Kelimeler: Eleştirel düşünme, Hemşirelik Öğrencileri, Hemşirelik Eğitimi
Ameliyathane hemşirelerinin teknik olmayan becerileri kullanma durumlarının belirlenmesi
ÖZET GİRİŞ VE AMAÇ Bu araştırma, ameliyathane hemşirelerinin teknik olmayan becerileri kullanma durumlarını belirlemek amaçlı yapıldı. YÖNTEM Bu araştırma niteliksel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme yöntemi ile yapıldı. Bu araştırmada veriler 19.03.2014-30.04.2014 tarihleri arasında toplandı. Araştırmanın evrenini bir üniversite hastanesinin ameliyathane ünitesinde çalışan 40 ameliyathane hemşiresi, örneklemini ise 18 ameliyathane hemşiresi oluşturdu. Verilerin toplanmasında demografik özellikler formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanıldı. Toplam altı teknik olmayan beceri ile ilgili veriler 14 soruluk bir yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edildi. Görüşmeler yapılmadan önce "bilgilendirme ve onam formu" katılımcılara okutuldu ve onay imzaları alındı. Her bir katılımcı ile görüşme öncesi günü için randevu alındı. Görüşmelerin her biri yaklaşık 30- 60 dakika sürdü. Yapılan görüşmeler ses kayıt cihazı ile kayıt edildi. Elde edilen verilerin araştırmacı tarafından okunarak, amaca uygun olarak, belirlenen temalar altında bir araya getirildi ve gruplandırılarak değerlendirildi. Analiz sürecinde tüme varımcı bir anlayış izlenerek, üzerinde durulan konu ile ilgili ifade edilen kavramların ve düşüncelerin temalar altında toplanması, görüşmelerden elde edilen verilerin tekrar tekrar okunması ile söz konusu olmuş, bu temalar araştırmanın alt amaçlarına göre kodlanıp gruplandırılmıştır BULGULAR Kullanılan teknik olmayan becerilerin durumsal farkındalık, liderlik, karar alma, ekip çalışması, iletişim, stres ve yorgunlukla baş etme becerileri olduğu sonucuna varıldı. Dışarıdan yapılan müdahalelerin dikkati dağıtan faktör olduğu görüldü. Karar alma becerisinin etkin kullanılamadığı görüldü. Ekip çalışması becerisinde çoğunlukla dayanışma, koordineli çalışma üzerinde durulduğu görüldü. Cerrahi ekibi tanımama faktörünün iletişimi engellediği görüldü. Stresle baş etmede kendini telkin etme gibi yöntemler kullanıldığı görüldü. Branşlaşma olmamasının becerileri olumsuz etkilediği sonucuna varıldı. SONUÇ VE ÖNERİLER Bu araştırmada elde edilen sonuçlara dayanarak ameliyathane hemşirelerinin teknik olmayan becerileri daha etkin kullanabilmeleri için sadece ameliyat sırasında değil tüm süreçte hastanın yanında olabilmesi, liderlik ve karar alma becerileri ile ilgili mesleğin daha görünür olması için yetkilerin yasal çerçevede belirtilmesi, stres ve yorgunlukla baş edebilme becerisini etkin kullanabilmek için yöneticiler tarafından desteklenmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler; ameliyathane hemşiresi, teknik olmayan beceri, cerrahi, hasta güvenliği, istenmeyen olay/durum.