Computed tomography

Bu konu başlığı altında 58 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kafatası ve omurga sütununun yaralanması sonucu meydana gelen travmalarda bilgisayarlı tomografi görüntüleme tekniği ile hasarlı yapıların morfolojik açıdan incelenmesi

Kafatası ve omurga travmaları, ülkemiz de dahil olmak üzere dünya genelinde can ve mal kaybı ile bunların yanı sıra ekonomik açıdan da kayıplara sebebiyet veren ciddi problemlerdir. Çoğunlukla motorlu taşıt kazaları kaynaklı olmak üzere; bu durumu düşme, darp, ateşli silah yaralanmaları, kesici ve delici alet yaralanmaları, iş kazaları gibi nedenler izlemektedir. Çalışmamızda; kafatası ve omurga travmasına bağlı yaralanma ve ölümler incelendi. Travmaya bağlı meydana gelen kırıkların çeşitli derecelerde sekele sebebiyet verme durumu ve ölümle ilişkisi belirlenerek, adli tıp polikliniğinde kayıtlı hastaların raporlarındaki travma nedenleri, travma bölgesi, kırık tipi ve eşlik eden patolojiler tanımlanarak, bunların birbirleriyle olan ilişkisini analiz etmeyi amaçladık. 01.01.2017 – 31.12.2020 tarihleri arasında Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Polikliniği veri tabanında kayıtlı kafatası ve omurga travmasına maruz kalmış 18 – 75 yaş arasındaki 24 kadın ve 81 erkek olmak üzere toplamda 105 hastanın dosyasını ve BT raporlarını incelemek amacı ile 384 numaralı etik kurul izni ve Çorum İl Sağlık Müdürlüğü' nden hasta bilgilerine erişim izni alındı. Olgularda; cinsiyet, travmanın meydana geliş mekanizması, yaralanma bölgesi, çoklu bölge yaralanmalarının varlığı ve birbirleri ile ilişkisi, travmaya eşlik eden patolojilerin varlığı değerlendirildi. Excel'de hazırlanan verilerin analizi IBM SPSS Statistics 22.0 istatistik programı ile gerçekleştirildi. Chi Square (ki kare) ve Fisher Exact testleri ile kategoriler arası analiz gerçekleştirildi. Pearson korelasyon testi ile veriler arası analiz gerçekleştirildi, istatistiksel olarak p<0.05' i sağlayan değerler anlamlı kabul edildi. Çalışmamızda, en sık travma 51-60 yaş aralığında ve erkek bireylerde hesaplandı. En sık travma nedeni %48,6 (51 olgu) oranla trafik kazalarıydı. Kafatasında en çok lineer kırık tespit edildi. En fazla os frontale'de kırık gözlemlendi. Komplikasyon olarak en sık pnömosefali saptandı. Omurga bölgesinde en çok korpus bölgesinde kompresyon tipi kırık meydana geldi. En fazla lumbal vertebralarda kırık gözlemlendi. En çok eşlik eden komplikasyon medulla spinalis hasarı ve paraplejiydi. Tromboemboli ile C1, C4, C5 omurları arasında pozitif yönde, çok yüksek düzeyde, istatistiksel açıdan anlamlı (r=1,000; p<0,001) ilişki tespit edildi. Çalışmamızın hastanelerin Adli Tıp ve Acil Tıp birimlerine başvuran hastaların gözlem, tanı, tedavilerinde hekimlere yol göstermesi açısından fayda sağlayacağını düşünmekteyiz.

Adli tıpBilgisayarlı tomografiKafatası kırıkları+3
Büşra Betül Kaya
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akciğer bilgisayarlı tomografilerinden görüntü işleme ve derin öğrenme ile COVID-19 tespiti

Yeni koronavirüs hastalığı (COVID-19) SARS-CoV-2 virüsünün sebep olduğu bir salgın hastalıktır. Bulaşıcılığının çok yüksek olması sebebiyle hastalığın kontrol altına alınabilmesi için enfekte olmuş bireylerin hızlıca tespit edilip izole edilmesi gerekmektedir. Hastalığın tespit edilmesinde sıklıkla tercih edilen yöntem ters transkripsiyon-polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) testleridir. Bu testlerin sonuç verme sürelerinin uzunluğu ve başarım yüzdelerinin hastalığın evrelerine göre farklılık gösterebilmesi önemli dezavantajları olarak öne çıkmaktadır. Hastalığın erken evrelerinde hızlı ve doğru bir şekilde COVID-19 tanısı koyabilmek için tıbbi radyolojik görüntüleme yöntemleri de kullanılmaktadır. Bu yöntemler, hasta ile daha az temas gerektirdiğinden daha az bulaş riskine sahiptir. Özellikle, X-ışını (X-Ray) ve Bilgisayarlı Tomografi (BT) görüntüleri üzerinden derin öğrenme temelli yaklaşımlar ile COVID-19'un tespit edilmesini hedefleyen çalışmalar literatürde yoğun ilgi görmektedir. Bu çalışmada, akciğer BT görüntülerini içeren bir veri kümesi oluşturulmuştur. Bu veri kümesi üzerinde derin öğrenme temelli mimariler kullanılarak COVID-19'un tespiti gerçekleştirilmiştir. Derin öğrenme mimarileri kullanılırken iki farklı izlem takip edilmiştir. Birinci izlemde, Basit-CNN ve VGG16 mimarileri kullanılarak ağ derinliğinin başarım üzerindeki etkisi incelenmiştir. İkinci izlemde ise öğrenme aktarımı yönteminin derin öğrenme mimarilerinden VGG19, MobileNet ve DenseNet'in başarımları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmalar sonucunda DenseNet201 mimarisinin 0,99 test doğruluğu ile en yüksek başarıma sahip olduğu gözlemlenmiştir.

Bilgisayarlı tomografiCOVID 19Derin öğrenme+1
Feyzanur Banu Demir
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Paranazal sinüs ve nazal kavite varyasyonlarının bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmesi

Multiplanar görüntüleme kullanarak paranazal sinüs bilgisayarlı tomografi (BT) taramalarını değerlendirmek bu bölgenin karmaşık anatomisinin ve birçok anatomik varyasyonun daha iyi anlaşılmasını sağlar. Radyologların bu anatomik varyasyonları tanımasının kritik klinik sonuçları olacağının farkında olmaları önemlidir. Radyolog ve cerrah arasındaki iletişim, değerlendirmelerin genel kalitesini iyileştirerek daha iyi cerrahi sonuçlar sağlar(1). Bu çalışmada özellikle tehlikeli olabilecek varyasyonların cerrahi öncesi tanınması, tespiti ve buna bağlı olası komplikasyonların önlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda Ocak 2020-Aralık 2021 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Eğitim Araştırma Hastanesi Radyoloji polikliniğinde paranazal sinüs BT'si çekilen yaşları 18-84 arasında değişen 402 (177 kadın, 225 erkek) olgunun paranazal sinüs BT'leri retrospektif olarak incelendi. Sinüs cerrahisi öyküsü olan olgular, 18 yaşından küçük olgular, sinonazal masif polipozis, ciddi sinüs enflamatuar hastalığı, konjenital majör anomalisi, fibroosseöz lezyonu ve sinüs malignitesi bulunan olgular çalışmaya dahil edilmedi. Çalışmamızda en sık saptanan anatomik varyasyon %77,6 (n=312) ile ager nazi hücresi oldu. En az tespit edilen anatomik varyasyonlar ise %0 (n=0) ile pnömotize alt konka ve unsinat proçes (UP) agenezisi varyasyonları oldu. Ayrıca literatürde nadir olarak bildirilen ve çalışılan bifid alt konka, bifid UP, alt konka hipoplazisi ve anterior etmoid arter kanalı ile lamina paprisea dehissansı (LP) çalışılmış olup literatüre katkı sağlayacağımızı düşünmekteyiz. Çalışmamızda özellikle multiplanar yapılan değerlendirmenin varyasyon değerlendirmesinde tartışmasız çok değerli bir görüntüleme metodu olduğu birkez daha vurgulanmıştır. Anahtar kelimeler: Paranazal sinüs, anatomik varyasyon, bilgisayarlı tomografi, sfenoid sinüs, fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi.

Bilgisayarlı tomografiEtmoid sinüsFrontal sinüs+6
Engin Arslan
Gaziantep University
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Parçacık detektörlerinin tıpta kullanımı

X-ışınlarının 1895 yılında Röntgen tarafından keşfedilmesinden hemen sonra tıpta görüntüleme alanında kullanılmaya başlanması ve daha sonraları radyoaktif elementlerin kanser tedavisinde kullanılabileceğinin keşfedilmesiyle tıp alanında yeni bir çığır açılmış oldu. 20. yüzyılın başlarından itibaren, birçok hastalıkların tanı ve tedavisindeki en önemli gelişmeler fizikte, özellikle parçacık fiziğinde kullanılan deneysel tekniklerdeki yeni buluşlar sayesinde olmuştur.Bu çalışmada, hastalıkların tanısında kullanılan görüntüleme teknikleri (Bilgisayarlı Tomografi (BT), Tek Foton Yayınımlı Tomografi (SPECT), Pozitron Yayınım Tomografi (PET), vb.) ve kanser tedavisinde kullanılan yöntemler ile kullanılan detektörlerin fiziği ve çalışma prensipleri derlenmiştir.Anahtar Kelimeler : Tıbbi Fizik, Röntgen, BT, PET, MR

Bilgisayarlı tomografiTıbbi fizik
Mehmet Oğuz Ulu
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Akut mezenterik iskemi tanısında rutin ve dinamik bifazik kontrastlı abdominal bt incelemeleri

Amaç:Çalışmamızda; karın ağrısı ya da akut primer (vasküler) mezenter iskemi (AMİ) ön tanısı ile gelen olgularda, konvansiyonel ve dinamik bifazik (arteriyel ve venöz) anjio BT tetkiklerinin AMİ tanısındaki rolünün ve BT bulgularının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Materyel metod:Toplam 55 hastanın 22'sine konvansiyonel BT, 33'üne dinamik bifazik anjio BT (tek detektörlü spiral) tetkikleri uygulandı. Konvansiyonel BT incelemesinde oral ve IV pozitif kontrast madde kullanıldı. Dinamik anjio BT incelemesinde otomatik enjektör ile IV pozitif kontrast madde, oral ve rektal negatif kontrast madde (su) uygulanarak arteriyel ve venöz faz batın BT tetkikleri elde olundu. Konvansiyonel ve dinamik BT görüntüleri ile mezenterik vasküler yapılar ve AMİ'nin sekonder BT bulguları değerlendirildi. AMİ tanısı için %95 ve üzeri seçicilik gösteren BT bulguları anlamlı kabul edildi ve hem konvansiyonel BT için hem dinamik BT için ayrı ayrı belirlendi.Bulgular:Çalışmaya alınan 55 olgunun 18'i primer (vasküler) AMİ tanısı aldı. 18 olgunun 15'inde tanı operasyonla 3'ünde klinik, biyokimyasal ve radyolojik tetkiklerle konuldu. 55 hastanın 29'u opere edildi. Opere edilen hastaların 15'inde primer AMİ, 6 olguda sekonder AMİ tanısı saptandı.Çalışmamızda konvansiyonel BT için %95 ve üzeri seçicilik gösteren BT bulguları SMA oklüzyonu, SMV oklüzyonu, portomezenterik gaz, solid organ infarktı olarak belirlendi. Dinamik BT için %95 ve üzeri seçicilik gösteren BT bulguları SMA oklüzyonu, SMV oklüzyonu, pnömatozis intestinalis, barsak duvarının hipokontrastlanması, barsak duvarının hipoatenüasyonu olarak belirlendi. SMA ve SMV lümenlerinin oklüzyon bulguları hem konvansiyonel BT hem dinamik BT için %100 seçicilik gösteren BT bulguları olarak saptandı. Bu anlamlı BT bulguları eşliğinde çalışmamızda AMİ tanısında, konvansiyonel ve dinamik anjio BT'nin her ikisi için duyarlık %89, seçicilik %100 olarak hesaplandı.Sonuç:Çalışmamızın sonuçları dinamik BT ve konvansiyonel BT tetkiklerinin AMİ tanısında %80-90 gibi yüksek duyarlılıkta olduğunu göstermektedir. Oranların her ikisi için benzer olmasının olgu grubu sayısının azlığından kaynaklanabileceği düşünülmüştür. AMİ tanısı için en güvenilir (%100 seçicilik gösteren) BT bulguları SMA ve SMV lümen oklüzyonu olup, diğer sekonder BT bulguları, diğer patolojilerle örtüşmekte ve bu nedenle duyarlılık ve seçicilik oranlarının daha az olduğu dikkati çekmektedir.Bununla birlikte, dinamik anjio BT ile dahi olguların tamamına, muhtemelen uç ve küçük dalların obstrüksiyonunun doğrudan gösterilememesi nedeniyle, AMİ tanısı konulamamaktadır. Bu nedenle BT sonuçları negatif çıkan ancak klinik ve laboratuvar bulguları ile AMİ düşünülen olguların anjiografi gibi tamamlayıcı tetkiklerle birlikte değerlendirilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Bilgisayarlı tomografiMezenterik arterlerMezenterik vasküler tıkanma
Nur Halaç
Manisa Celal Bayar University
2008
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Temporal kemik multiplanar reformat görüntüleme

Amaç:Günümüzde temporal kemik görüntülemesinde, Bilgisayarlı Tomografi (BT) temel radyolojik yöntemdir. Ancak temporal kemiğin kompleks anatomik yapısı ve çekimlerdeki hasta konumlandırılmasındaki fiziksel kısıtlamalar nedeni ile görüntüler optimal şekilde elde olunamamaktadır.Çalışmamızda aksiyal planda elde olunan kesitlere retrospektif olarak rekonstrüksiyon uygulayarak temporal kemik anatomik yapılarının ve patolojilerinin en iyi hangi pozisyonda gösterilebileceğini bulmayı hedefledik.Gereç ve Yöntem:BT ünitemize Temporal kemik BT istemi ile yönlendirilen hastalardan, Siemens marka, Somatom-Emotion model Spiral BT cihazımızla aksiyal planda kesitler alarak, çekim sonrasında değişik düzlemlerde retro-rekonstrüksiyon uygulayarak çok düzlemli görüntüler elde ettik.Bulgular:Aksiyal planda elde olunan görüntüleri çekim sonrasında 0.1 mm aralıkla ince açarak üç referans plan (aksiyal,sagital, koronal) üzerinden rekonstrüksiyon uyguladık. Çok düzlemli retro-rekontrüksiyonların getirdiği yeni değerlendirme açılımları ile hangi anatomik düzlemin hangi normal yapıyı daha iyi şekilde gösterdiğini belirledik. Temporal kemik anatomik yapılarının (kemikçik zinciri, stapes-oval pencere, yuvarlak pencere, kohlea, vestibuler akuadakt, yarım daire kanalları ve fasiyal sinir) ve patolojilerinin optimal şekilde değerlendirildiği oblik planları saptadık. Elde edilen rekonstrükte görüntülerin; anatomik ve patolojik detayı artırdığını, anatomik yapıların ve patolojinin diğer normal bölümlerle ilişkisini değerlendirmede önemli katkılar sağladığını belirledik.Sonuç:Hastaların çekilmiş rutin aksiyal görüntülerinin retro-rekonstrüksiyon ile çok düzlemli yeni görüntülerinin elde edilmesi ve değerlendirilmesi ile hem günlük uygulamalarda standart temporal kemik BT tetkikinde kullanılan koronal kesitlerin çekimine gerek kalmadı hem de yeni düzlemlerin varlığı ile anatomik detay çeşitlenerek temporal kemik BT değerlendirmesi daha uygun koşullarda yapıldı. Ayrıca koronal düzlem çekimlerinin yapılmayarak retro-rekonstrüksiyon ile yeni görüntülerin elde edilmesi ile hastanın aldığı radyasyon dozu azaltılması ve tetkik süresinin kısaltılması sağlandı.Anahtar kelimeler: temporal kemik, BT, multiplanar reformat

Bilgisayarlı tomografiTemporal kemik
Işıl Esen Bostancı
Manisa Celal Bayar University
2009
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Boyun kitlelerinde bilgisayarlı tomografi perfüzyon

AmaçBilgisayarlı tomografi(BT) ve manyetik rezonans görüntüleme(MRG), anatomi ve baş- boyun patolojilerini belirlemede oldukça duyarlı bir yöntemdir. Ancak anormal dokunun patofizyolojisini belirlemede sınırlıdır. Son yıllarda yeni uygulanmaya başlanan dinamik kontrastlı perfüzyon tomografi tekniği ile bu sınırlamalar giderilmeye çalışılmaktadır. Dinamik görüntüleme bolus kontrast madde enjeksiyonu sırasında kesit alınmasıyla sınırlıdır ve kantititatif bilgi sağlamaktadır. Major avantajı, daha kolay ulaşılabilir, daha kolay kullanılabilir ve daha ucuz oluşudur.Çalışmamızda anabilim dalımızda boyun kitlesi nedeniyle dinamik kontrastlı BT tetkiki yapılan hastaların verilerini retrospektif olarak cihazda bulunan bir software yardımı ile tekrar değerlendirilip kitlelerin BT perfüzyon görüntüleri ve verileri elde edilerek benign-malign kitle ayrımında perfüzyon BT'nin yararlılığının araştırılması amaçlanmaktadırGereç ve YöntemBT ünitemize boyun kitlesi nedeniyle dinamik boyun BT istemi ile refere edilen hastaların, Siemens marka Somatom-Emotion model Spiral BT cihazımızda Medrad Vistron CT injection system marka otomatik enjektör ile İV kontrast madde verilerek yapılan dinamik BT verileri üzerinden bir software yardımı ile BT perfüzyon görüntüleri ve verileri elde edilmiştir.Bulgular11 malign ve 24 benign hasta grubunda perfüzyon görüntüler elde edildi. Perfüzyon parametreleri incelendiğinde kan hacmi ve permeabilite değerleri ortalaması tüm kitlelerde(benign ve malign) (BV= 91,0886 mL/100g ve CP=95,5800 mL/100g/dk) kas dokularından(BV=22,9171 mL/100g ve CP=22,2657 mL/100g/dk) belirgin farklılık gösterdiği ve aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı(p<0,05). Aynı şekilde benign ve malign kitleler ayrı ayrı düşünüldüğünde kan hacmi ve permeabilite değerleri kas dokusundan belirgin farklılık göstermekte olup aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu(p<0,05).Benign ve malign olguların perfüzyon parametre değerlerinin karşılaştırılmasında kan hacmi değerleri malign kitlelerde daha yüksek olup (Malign kitlelerde, BV= 142,9455 mL/100g benign lezyonlarda BV=67,3208 mL/100g/dk) aradaki fark anlamlı bulundu(p= ,030). Permeabilite değerleri malign kitlelerde daha düşük olup (Malign kitlelerde CP=60,1273 mL/100g/dk; benign lezyonlarda CP=111,8292 mL/100g/dk) aradaki fark anlamsız bulundu(p= ,206).SonuçÇalışmamızda perfüzyon BT'nin malign kitlelerin benign lezyonlardan ayrımında, perfüzyon parametrelerinden BV değerinin faydalı olabileceği gösterilmiştir. Ancak malign ve bening kitllerin CP değerleri arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. BTP'de, uygulanan tekniğe, lezyonun heterojenitesine, artefaktlara, hasta hareketine bağlı olarak farklı sonuçlar elde edilebileceği göz önüne alındığında boyun kitlelerinin benign-malign ayırımında BTP yönteminin yararlılığının tam ortaya konabilmesi için daha homojen oluşturulmuş hasta sayısı yüksek serileri içeren çalışmalara gereksinim olduğunu düşünmekteyiz.

Bilgisayarlı tomografiBoyunPerfüzyon
Fatih Düzgün
Manisa Celal Bayar University
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Acetabulum ve proksimal femur morfometrisinin bilgisayarlı tomografi görüntüleme yöntemi ile değerlendirilmesi

Articulatio coxae, acetabulum facies lunata'sı ve caput femoris arasında yer alan çok güçlü bir spheroid eklemdir. Bu eklemin çevresi kuvvetli kaslarla ve fibröz bir yapı ile kaplıdır. Articulatio coxae, kas iskelet sisteminin statik ve dinamik fizyolojisinde önemli bir yere sahiptir, yük taşıma ve mobilizasyondan sorumludur. Bölgenin anatomik ve radyolojik değerlendirilmesi cerrahi operasyonların planlamasının yapılmasında son derece önemlidir. Bu çalışmanın amacı, sağlıklı bireylerde proksimal femur ve acetabulum yapılarına ait morfometrinin değerlendirilmesidir. Bu çalışmada, Adana Yüreğir Devlet Hastanesi'ne 2022 yılında çeşitli nedenlerle başvuran 18-50 yaş arasındaki sağlıklı bireylerin abdominal ve pelvik bölge bilgisayarlı tomografi (BT) görüntüleri retrospektif olarak incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda kendi toplumumuzdan elde edilen acetabulum ve caput femoris ile ilgili morfometrik ölçümlerin articulatio coxae'yı içeren ortopedik cerrahi işlemlere yol göstermesi amaçlanmaktadır. Bu değerlendirmelerin sonuçlarının kalça artroplastisi, kalça displazi, kalça kırıkları gibi os femoris ve acetabulum'u içeren cerrahi işlemlerde oluşabilecek komplikasyonların önlenmesinde faydalı olacağını ve elde edilen verilerin ülkemiz kaynaklı çalışmalara fayda sağlayacağını düşünüyoruz. Anahtar Kelimeler: Acetabulum, Articulatio coxae, Bilgisayarlı Tomografi, Morfometri, Proksimal Femur

Bilgisayarlı tomografi
Elif Baykara
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Karaciğer Kitlelerinin Multidetektör Bilgisayarlı Tomografi ile Dinamik İncelemesi

ÖZETKARACİĞER KİTLELERİNİN MULTİDETEKTÖRBİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ İLEDİNAMİK İNCELEMESİDr. M. Suat DURAKOĞLUGİLUzmanlık Tezi, Radyodiagnostik Anabilim DalıTez Yöneticisi: Doç. Dr. Reşat KERVANCIOĞLUŞubat 2008, 117 sayfaRadyodiagnostik Anabilim Dalı'na fokal karaciğer kitlesi ön tanısı veya bilinen malignitesi olup karaciğer metastazı şüphesi ile gönderilen 127 olguya multidetektör bilgisayarlı tomografi (MDBT) ile kontrastsız incelemeyi takiben dört fazlı (erken ve geç arteryel, portal ve geç faz) dinamik kontrastlı inceleme yapıldı. Hemanjiomlu olgularda 10. ve 20. dk'larda ek kesitler alındı. Lezyonların her bir fazdaki boyanma paternleri (hipodens, hiperdens ve izodens) ve kontrastlanma miktarları (minimal, minimal-orta, orta, orta-belirgin, belirgin ) değerlendirildi ve istatistiksel analizleri yapıldı.127 olgunun 20'si (%15.7) hemanjiom, 16'sı (%12.5) HSK, (13'ü hiper, 3'ü hipovasküler), 82'si (%64.5) metastaz (77'si hipo, 5'i hipervasküler), 3'ü rejenerasyon nodülü, 3'ü basit kist, 2 `si (%1.6) psödo lezyon ve 1'i (%0.8) hamartomdu. 20 olgudaki 31 hemanjiomun tümü kontrastsız incelemede total hipodens, erken arteryel fazda %70.9'u (minimal ve orta derecede), geç arteryel ve portal fazlarda %100'ü (belirgin derecede) periferal nodüler hiperdens ve geç fazda %100'ü hiper veya izodensdi (minimal ve orta-belirgin derecelerde). HSK'lı 16 olgunun erken arteryel fazda 2'si izodens, 13'ü hipodens, 1'i hiperdens; geç arteryelde 3'ü hipodens, 13'ü hiperdens; portal fazda 8'i hipodens, 8'i hiperdens ve geç fazda 14'ü hipodens, 2'si izodensdi. 13 hipervasküler HSK'nın 11'i erken arteryel fazda minimal ve minimal-orta, 12'si geç arteryelde belirgin, 8'i portal fazda belirgin ve 12'si geç fazda minimal-orta derecede kontrastlandı. 13 hipervasküler HSK'da en belirgin kontrastlanma düzeyine geç arteryel (%92.3) ve geç arteryel ve portal fazı kapsayan iki fazlı çalışmada (%100) ulaşıldı. HSK'lı olguların 8'inde venöz, 6'sında kapsül dışına invazyon ve 6'sında kapsüler boyanma saptandı. 77 hipovasküler metastazın erken arteryel fazda %96.1'i, geç arteryelde %98.7'si, portal fazda %100'ü ve geç fazda %98.7'si hipodens boyanma paterni; erken arteryel fazda %100'ü minimal, geç arteryelde %72.7'si minimal-orta, portal fazda %92.2'si orta ve geç fazda %84.4'ü minimal-orta derecelerde kontrastlanma gösterdi.Dinamik MDBT karaciğer kitlelerinin saptanması, lokalizasyonlarının belirlenmesi, karakterizasyonları ve tedavilerinin planlanması ile birlikte hepatik perfüzyon bozukluklarının görüntülenmesinde seçkin bir görüntüleme yöntemidir. Geç arteryel fazlı trifazik inceleme yeterli fazik inceleme olarak kabul edilebilir. Hemanjiomlar için ilave geç kesitler gerekebilir.Anahtar Kelimeler: Karaciğer fokal kitleleri, Multidetektör BT

Bilgisayarlı tomografiKaraciğerKitle
Mehmet Suat Durakoğlugil
Gaziantep University
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

CT görüntülerinde lamina papyracea'nın yapısı ve varyasyonlarının araştırılması

Lamina papyracea(LP), os ethmoidale'nin orbitaya bakan yüzünde yer alan ve orbitanın medial duvarının oluşmasına katkı sağlayan ince bir kemik yapıdır. Endoskopik sinus cerrahisi(ESC)'nde LP iyatrojenik olarak kırılıp orbitaya girilebilir ve ciddi komplikasyonlar oluşabilir. Muhtemel komplikasyonları önlemek için LP'nin yapısını ve varyasyonlarını bilmek önemlidir. Bu nedenle çalışmamızda BT görüntüleri kullanılarak LP'nin yapısı ve varyasyonları incelenmiştir. Çalışmaya, Düzce Üniversite'si Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde eylül 2021- haziran 2022 tarihleri arasında yüz, cranium, sinus paranasales BT çekilen hastalar dahil edilmiştir. Rastgele seçilen 101 kadın ve 102 erkek hastada LP'nin sağ ve sol taraf olmak üzere tiplerinin tanımlaması ve ölçümü yapıldı. Veriler SPSS programı (version 23.0) ile analiz edildi. Çalışmaya dahil ettiğimiz 203 hasta içerisinde 3 kişide LP dehissansı olduğu görüldü. Dehissans olan hastalar ölçüme dahil edilmedi. 200 hastada sağ ve sol taraf olmak üzere toplam 400 LP'de ölçüm yapıldı. LP'de en fazla Tip I'in, daha sonra sırasıyla Tip IIa, Tip IIb, Tip IIIa ve Tip IIIb'nin olduğu görüldü. Sol LP tiplerinin görülme oranının cinsiyete bağlı olarak değiştiği (p<0,05) ancak sağ LP tiplerinin görülme oranının cinsiyete bağlı olarak değişmediği görüldü (p>0,05). Sol LP tipleri ile sağ LP tipleri karşılaştırıldı ve LP tiplerinin görülme oranının sağ veya sol tarafta bulunma durumuna göre değişmediği görüldü (p>0,05). LP tiplerinin tamamına bakıldığında yaşa bağlı olarak tipin değiştiği görüldü (p<0,05). Sağ LP tipinde yaşa bağlı değişme görülmezken (p>0,05), sol LP tipinde yaşa bağlı değişme görülmektedir (p<0,05). Çalışmamızda bulduğumuz LP tiplerinin görülme oranının literatürde bildirilen oranlarla uyumlu olduğu görüldü. Çalışmamızdaki LP dehissans oranının literatürde bildirilen dehissans oranlarıyla uyumlu olduğu görüldü. LP dehissansının cinsiyet, yaş ve taraf seçip seçmediğine dair istatistiksel değerlendirme veriler yetersiz olduğu için yapılamamıştır. Çalışmamız, LP'nin yapısının daha iyi bilinmesiyle ESC'de oluşabilecek ciddi komplikasyonların önüne geçmeye yardımcı olacaktır.

Bilgisayarlı tomografiEtmoid sinüsNeurocranium+1
Selen Akdoğan
Düzce University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilgisayarlı tomografi görüntüleri üzerinde derin öğrenme tabanlı COVID-19 teşhisine yönelik hekim karar destek sistemi tasarımı

COVID-19 pandemisi tüm dünyayı birçok yönden olumsuz etkilemektedir. Ortaya çıktığı günden bu yana olumsuzluklarının çözümü için çeşitli yöntem ve yaklaşımların geliştirilmesine neden olmuştur. Bu çözüm arayışlarının ortak hedefi, COVID-19'un zararlarını en aza indirgeyebilmektir. Bu tez çalışmasında radyoloji uzmanlarına, göğüs bilgisayarlı tomografi görüntülerinden COVID-19 hastalığının tespit edilmesi sürecinde yardımcı olması için derin öğrenme tabanlı bir sistem tasarlanmıştır. Derin öğrenme tabanlı bu sistem sınıflandırma ve anlamsal bölütleme yeteneğine sahip iki farklı model üzerine kurgulanmıştır. Sınıflandırma yeteneğinin bilgisayara kazandırılması ve COVID-19 pozitif veya COVID-19 negatif bulgularına sahip göğüs bilgisayarlı tomografi görüntülerinin ayırt edilmesinde EfficientNet model ailesi üyelerinden yararlanılmıştır. Sekiz farklı EfficientNet model ailesi üyesi, T.C Sağlık Bakanlığı tarafından verilen izin sayesinde gerçek hasta görüntüleriyle oluşturduğumuz EFSCH-19 adlı veri seti örnekleriyle eğitilmiştir. Eğitim süreci sonucunda gerçekleştirilen test aşamasında %99.75 doğruluk, %99.50 duyarlılık, %100 kesinlik, %100 özgüllük, %99.75 F1-Skoru ve %99.50 MCC oranına ulaşan EfficientNet-B2 modeli sınıflandırıcı derin öğrenme modeli olarak seçilmiştir. Sınıflandırıcı derin öğrenme modeline giriş olarak verilen göğüs BT görüntüsü, çıkışta ikili sınıflandırma yöntemine uygun olarak COVID-19 pozitif veya COVID-19 negatif olarak tahmin edilmektedir. Anlamsal bölütleme yeteneğinin bilgisayara kazandırılabilmesi için göğüs BT görüntülerinde yer alan piksellerin hangi sınıfa ait olduğu bilgisi tanımlanmalıdır. Bu kapsamda EFSCH-19 veri setinde yer alan 200 adet göğüs bilgisayarlı tomografi görüntüsüne karşılık maske görselleri radyoloji uzmanı tarafından elle işaretlenerek EFSCH-19-Seg adını verdiğimiz ikinci veri seti oluşturulmuştur. Oluşturulan maske görsellerinde akciğer alanları, enfeksiyon alanları ve geriye kalan diğer alanları temsil etmek üzere üç adet farklı piksel değeri bulunmaktadır. EFSCH-19-Seg veri seti yardımıyla U-Net model eğitimleri gerçekleştirilmiştir. Bu eğitimlerde U-Net modelinin varsayılan kodlayıcı ağı yerine ResNet model ailesinde yer alan beş farklı modelden yararlanılmıştır. Resnet-50 tabanlı U-Net modeli diğer modellere kıyasla %93.76 Jaccard indeksi ve %96.61 Dice skoru değerleriyle test aşamasını en iyi tamamlayan model olmuştur. Bu tez kapsamında, sınıflandırma ve anlamsal bölütleme görevleri için elde edilen başarılı sonuçlar neticesinde COVID-19 pandemisiyle mücadelede hızlı bir şekilde sahaya entegre edilebilecek bir hekim karar destek sistemi önerilmiştir.

Bilgisayarlı tomografiCOVID 19Görüntü bölütleme+1
Oğuzhan Katar
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilgisayarlı tomografi anjiyografi ile yeni zelanda tavşanında ıntracranial arterlerin tanımlanması, üç boyutlu modellenmesi ve morfometrisi

Araştırmada bilgisayarlı tomografi anjiyografi ile Yeni Zelanda Tavşanı'nda intracranial arterlerin tanımlanması, üç boyutlu modellenmesi ve morfometrisi'nin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından desteklenmiştir (Proje No: 0580-YL-19). Çalışmada her iki cinsiyetten (10 dişi, 10 erkek) toplamda 20 adet erişkin Yeni Zelanda Beyaz Tavşanı kullanıldı. Bilgisayarlı tomografi anjiyografi çekimlerinden önce genel anestezi prosedürü uygulandı. Çekim için tavşanlara prone pozisyonu verildi. Tavşanların vena auricularis marginalis'inden kontrast madde enjekte edilerek bilgisayarlı tomografi anjiyografi çekimleri gerçekleştirildi. Elde edilen bilgisayarlı tomografi anjiyografi görüntüleri kullanılarak MIMICS 13.0 programında belirlenen noktalardan morfometrik ölçümler yapıldı. Aynı program üzerinde iki boyutlu görüntülerden üç boyutlu intracranial arter modeli oluşturuldu. İstatistiksel olarak ölçümlerin cinsiyet ve taraf karşılaştırılmaları yapıldı. Çalışmada arteria basilaris'in bilateral arteria vertebralis tarafından medulla oblangata'nın basal'ı seviyesinde oluştuğu gözlendi. Çalışmada dişi ve erkek tavşanlarda sadece arteria cerebri caudalis dextra et sinistra'nın çap değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlendi. Yön bakımından ise istatistiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmadı. Sonuç olarak, çalışmamızda elde edilen bilgilerin ölüme yol açan hastalıklar arasında önemli bir payı olan serebrovasküler patolojilerle ilgili yapılacak çalışmalara, klinisyenlere ya da araştırmacılara katkı sağlayacağı kanaatindeyiz.

AnatomiAnevrizmaAnjiyografi+7
Tuğba Oktay
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimEN

Shape and geometry preserving loss functions for computed tomography image segmentation

Segmentation networks are not explicitly imposed to learn global invariants of an image, such as the shape of an object and the geometry between multiple objects, when they are trained with a standard loss function. On the other hand, especially when there exists a limited amount of training data, incorporating such invariants into network training may help regularize the training, provided that these invariants are the intrinsic characteristics of the objects to be segmented. This thesis addresses this issue by introducing the topology-aware loss function, with alternative formulations, that penalizes shape and geometry dissimilarities between the ground truth and prediction through persistent homology. We use three different topological filtration functions, leading to alternative formulations of the topology-aware loss function. After obtaining the persistence diagrams of both the ground truth and prediction maps by a topological filtration function, the topological dissimilarity is calculated by the use of the Wasserstein distance between the corresponding persistence diagrams. Our experiments on two different datasets of CT images reveal that the increase in the network's performance is significant.

Computed tomographyImage segmentationSimplical topology
Seher Özçelik
Koç University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karaciğer bt görüntülerinin bilgisayar destekli bölütleme uygulaması

Son yıllarda tıp alanında, görüntüleme tekniklerinin sıklıkla kullanılması sayesinde Bilgisayar Destekli Tespit (BDT) sistemleri de kendisine geniş bir yer bulmuştur. BDT sistemlerinde en önemli işlem bölütleme aşamasının doğru bir şekilde yapılmasıdır. Bu tez çalışmasında, Bilgisayarlı Tomografi (BT) görüntüleri üzerinde karaciğerin bölütlenmesi için bilgisayar destekli otomatik bir yöntem ve yazılım geliştirilmiştir. Bölütleme işlemleri için Bölge Büyütme (RG) ve Bulanık C-Ortalama (FCM) algoritmalarından yararlanılmıştır. Bu algoritmalar ile yapılan bölütlemelerin başarımını tespit etmek için alanında uzman bir hekimden destek alınmıştır. Bu amaçla uzman tarafından yapılan seçim ölçüt olarak kullanılarak RG ve FCM algoritmaları ile bilgisayar destekli olarak elde edilen bölütleme sonuçları karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma ölçütü olarak Jaccard benzerlik ölçütü kullanılmıştır. 88 BT görüntüsü üzerinde yapılan deneysel çalışmalarda Jaccard benzerlik ölçütüne göre RG algoritmasında %91.15 ve FCM algoritmasında %75.16 bölütleme için ortalama başarım değerleri bulunmuştur. Sonuç olarak Bölge Büyütme algoritması ile yapılan bölütleme işlemlerinin daha başarılı olduğu görülmüştür. Ayrıca, benzerlik ölçümleri sonucunda bulunan nicel değerlerin istatiksel olarak anlamlılık testlerinin değerlendirilmeleri de gerçekleştirilmiş ve RG algoritması ile elde edilen daha başarılı bölütleme sonuçlarının, anlamlı bir fark ortaya koyduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunlara ek olarak, benzerlik ve anlamlılık testleri ile beraber işlem zamanlarının karşılaştırmaları da yapılmış ve burada da RG ile yapılan bölütleme işleminin daha hızlı olduğu sonucuna varılmıştır. Tüm bu elde edilen bulgular ile bu tez çalışmasında karaciğerin bölütlenmesi için önerilen bilgisayar destekli yöntemin ve geliştirilen yazılımın, hekimlerin karar verme aşamalarında ikincil bir yardımcı araç olarak kullanılabileceği görülmüştür.

Bilgisayarlı tomografiGörüntü bölütlemeGörüntü işleme-bilgisayarlı
Yasin Erdinç
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kafa tabanı havalanması: Vidian kanal ve eşlik eden anatomik yapıların yüksek çözünürlüklü çok kesitli bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmesi

AMAÇ:Kafa tabanındaki çeşitli yapıların birbirleriyle olan ilişkisini detaylı incelemek ve bazı özel durumların sıklığını araştırarak endoskopik kafa tabanı cerrahisinin planlanmasına katkıda bulunmaktır. GEREÇ VE YÖNTEMLER: Şubat-Temmuz 2014 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Radyoloji Anabilim dalına başvuran ardışık 640 olgunun yüksek rezolüsyonlu Çok Kesitli kafa tabanı Bilgisayarlı Tomografi (ÇKBT) görüntüleri incelendi. Kafa tabanında ve paranazal sinüslerde belirgin bir patoloji veya yer kaplayan kitlesel lezyon bulunan, artifisiyel görüntüler nedeniyle tanısal kalitede olmayan ve 18 yaşından küçük olan olgular çalışmaya dahil edilmedi. Geriye kalan normal veya normale yakın sınırlarda 171 olgu çalışmaya dahil edildi. BULGULAR: Sfenoid sinüsün havalanma paterni en sık sellar tipteydi. Sfenoid sinüslerin yaklaşık yarısında tek orta hat septumu mevcut olup olguların yaklaşık yarısında lateral sfenoid reses havalanması mevcuttu. Vidian kanalın ortalama uzunluğu kadın ve erkeklerde 16 mm olarak bulundu. Kanalın rostral-kaudal seyri en sık medialden laterale doğru olup ikinci sıklıkla düz kanal seyri gözlendi. Vidian kanalın en sık rastlanan havalanma paterni Tip 0 olup daha sonra azalan sıklıkla tip III, II ve I izlendi. Petröz ICA olguların büyük bir kısmında Vidian kanalın superiorunda yerleşmiş olup iki yapı aynı aksiyal kesitte izlenebilmekteydi. Onodi hücresi olguların yaklaşık dörtte birinde görüldü. ACP havalanması olguların yaklaşık dörtte birinde gözlenirken PCP havalanması %5 gözlenmekteydi. Çalışmaya dahil edilen olguların yaklaşık beşte birinde ICA protrüzyonu ve yaklaşık %3'ünde ise ICA dehisensisi mevcuttu. Olguların %11'inde OS protrüzyonu, %5'inde OS dehisensisi mevcut olup %4 OS'de ise hem protrüzyon hem de dehisensi mevcuttu. SONUÇ: Mevcut retrospektif gözlemsel çalışmada literatürde bulunan bazı tiplendirme ve yaklaşım modellerini revize ederek kritik role sahip olan yapıların detaylı anatomisini ortaya koyduk.

Bilgisayarlı tomografiParanazal sinüs hastalıklarıSfenoid sinüs
Mehmet Emin Adin
Dicle University
2015
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Serebral sinüs ven trombozlarında 64 kesitli ÇKBT ile yapılan serebral bt venografinin tanısal değeri

Serebral sinüs ven trombozu beynin arteryel tıkayıcı hastalıklarına oranla daha nadir görülen bir durumdur. Bu konuda yapılmış epidemiyolojik çalışmalar olmadığından insidansı konusunda yeterli bilgi yoktur. Serebral ven trombozu, ilk tanımlandığı dönemlerde ölümcül ve nadir bir hastalık olarak bilinirken, günümüzdeki tanı araçları sayesinde hafif veya ağır seyredebilen çok çeşitli klinik tablolarla karşımıza çıkabilir ve sanıldığından daha sık görülür. Konvansiyonel serebral anjiyografi, BT, dijital subtraksiyon anjiyografi, MR görüntüleme ve MR venografi tanıya yardımcı olan görüntüleme modaliteleridir.Biz çalışmamızda kliniğimize sinüs ven trombozu yada başka bir serebral patoloji ön tanısıyla gönderilen hastaların çok kesitli bilgisayarlı tomografi ile yapılan BT venografi (ÇKBT venografi) ile elde edilen serebral sinüs ven trombozu bulgularını saptamayı amaçladık. Çalışmamızda 14 kadın, 9 erkek toplam 23 hasta sinüs ven trombozu bulguları açısından değerlendirildi.ÇKBTA ile serebral venöz sistemde saptanan morfolojik değişiklikler, trombüs, rekanalizasyon, parankimal anormallikler, perfüzyon değişiklikleri, derin ven tıkanıklıkları, izole kortikal venöz tromboz gibi olası patolojilerdi. Çalışmaya aldığımız 23 hastada toplam 50 sinüste tromboz saptanırken, yirmiüç olgunun 17'sinde (%73.9) birden fazla sinüste tromboz saptandı. Beyinde en sık olarak etkilenen venöz yapı %32'lik oranla sigmoid sinüs idi. Beş hastada juguler vende de tromboz izlendi. Serebral venöz yapılardaki etkilenme ile birlikte parankim tutulumlarıda göz önüne alındığında, sinüs trombozu saptanan olguların 10'unda (%43.4) SVT'na parankimal değişiklikler eşlik ediyordu.Sonuç olarak, ÇKBTA intrakraniyal venöz dolaşımın detaylı görüntülerini sürekli olarak yüksek kalitede sunan hızlı ve faydalı bir metottur. Dural sinüs trombozu şüphesi olan, acil tedavi gerektirebilecek akut ve klinik tablosu ağır olan hastalar için BT venografiyi, sağladığı hızlı ve güvenilir tanı özelliğinden dolayı tercih edilmesini öneriyoruz.Anahtar sözcükler: Çok kesitli bilgisayarlı tomografi anjiografi, sinüs ven trombozu

Bilgisayarlı tomografiSinüs trombozu-intrakraniyal
Rojbin Ceylan Tekin
Dicle University
2010
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

İntestinal obstrüksiyonun değerlendirilmesinde multiplanar rekonstrüksiyon eşliğinde multidetektör bilgisayarlı tomografi'nin rolü

Bu çalışmanın amacı, intestinal obstrüksiyon şüphesi olan hastaların değerlendirilmesinde MPR eşliğinde MDBT'nin rolünü yorumlamaktır. İntestinal obstrüksiyon şüphesi olan 66 hastada oral kontrast madde kullanmadan, iyotlu kontrast madde enjeksiyonu sonrasında 16-detektör sıralı MDBT cihazı ile abdominal BT incelemesi yapıldı. Önce, intestinal obstrüksiyonun varlığı, düzeyi, geçiş zonu, nedeni, tipi ve olası ek bulgular açısından aksiyel kesitler değerlendirildi. Bir ay sonra aynı hastaların MPR görüntüleri yukarıda sayılan bulgular açısından randomize şekilde tekrar değerlendirildi ve bulgular karşılaştırıldı. Aksiyel planda değerlendirme ile obstrüksiyon varlığı %100 doğrulukla saptandı. Vakaların %92'sinde geçiş zonu bulundu. Obstrüksiyonların %77'si ince barsak düzeyindeydi. Vakaların %94'ünde obstrüksiyon nedeni ve %95'inde obstrüksiyon tipi doğru biçimde saptandı. Multiplanar reformasyonla değerlendirme ile obstrüksiyon varlığı %100 doğrulukla saptandı. Vakaların %92'sinde geçiş zonu bulundu. Obstrüksiyonların %77'si ince barsak düzeyindeydi. Vakaların %95'inde obstrüksiyon nedeni ve %95'inde obstrüksiyon tipi doğru biçimde saptandı. Aksiyel kesitler ile MPR görüntüler arasında intestinal obstrüksiyonun varlığı, düzeyi, geçiş zonu, nedeni, tipi ve derecesi yönünden istatistiksel fark yoktu. Tüm barsaklar ve ince barsak obstrüksiyonları için ortalama güven skoru daha yüksek olsa da bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Aynı zamanda brid ileuslu hastalarda cerrahi gerekecek veya gerekmeyecek hastaları ayırt etmeye yardım edebilecek MDBT bulguları var mı diye inceledik. Komplet ve yüksek dereceli inkomplet obstrüksiyonu olan hastaların operasyon gereksiniminin düşük dereceli inkomplet obstrüksiyonlu hastalara göre istatistiksel olarak daha fazla olduğunu bulduk. Sonuç olarak, çalışmamız MDBT'nin intestinal obstrüksiyonun varlığını, düzeyini, nedenini ve tipini tespit etmede, ayrıca olası komplikasyonları saptamada cerraha doğru bilgiler sağladığını doğrulamaktadır. Aksiyel kesitlerle yapılan MDBT çalışmaları, intestinal obstrüksiyon konusunda radyoloğa yeterli bilgiyi ve güveni sağlayacaktır. Brid ileuslu hastalarda obstrüksiyon derecesi operasyon ihtimalini belirlemek için önem arzetmektedir.

Bilgisayarlı tomografiTomografi-emisyon-bilgisayarlıTomografi-x ışınlı-bilgisayarlı+1
Fatih Uzunkaya
Karadeniz Technical University
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hastanelerde uygulanan tıbbi teknolojinin Türk sağlık hizmetlerindeki etkisi

Sağlık sektöründe kullnılan yüksek tıbbi teknolojik cihazlar, ülke ekonomisi ve canlıların sağlığıyla dogrudan ilintili olması sebebiyle bu cihazların etkin ve verimli kullanımında söz sahibi olan Biyomedikal Mühendisliğin yeri daha bir önem kazanmıştır.Görüntülü tıp teknolojisinin tanımı, sağlıktaki uygulamaları, gelişimi, görüntüleme sistem çeşitleri, Türkiye'de tıbbi teknolojilerin sağlık hizmetlerinin sunumunda verimliliğe etkisinin değerlendirilmesi hakkında çeşitli incelemeler yapılmış; Türkiye' deki görüntülü teknolojinin işlerliği istatistiki verilerle analiz edilerek incelenmiştir. Ayrıca sağlık teknolojisi; sosyal boyut, teknolojinin aktarımı ve potansiyel verimlilik yönleriylede irdelenmiş, tıbbi cihaz yönetmeliğine değinilmiştir.Anahtar Kelimeler: Biyomedikal Mühendislik, Tıbbi Teknoloji, Görüntülü Cihaz Teknolojisi, Manyetik Rezonans, Bilgisayarlı Tomografi.

Araç-gereçlerBilgisayarlı tomografiManyetik rezonans görüntüleme+6
Cevdet Karakaya
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
DoktoraAçık ErişimTR

Pankreas kanser dokularının segmentasyonunda farklı derin öğrenme tekniklerinin performanslarının incelenmesi

Pankreas kanserinin geç tanısını engellemek, tanı, tedavi ve cerrahide tıp doktorlarına yardımcı olmak için otomatik pankreaas ve pankreas tümör segmentasyonu kullanılmaktadır. Pankreasın ve pankreas tümörünün değişken büyüklükleri, şekilleri ve konumları nedeniyle, pankreas ve pankreas tümörü segmentasyonu ile ilgili çalışmalar belirli bir başarı yüzdesine kadar ulaşabilmektedirler. Tez çalışmamızın amacı Bilgisayarlı Tomografi (BT) görüntülemede daha yüksek doğrululuğa sahip otomatik pankreas ve pankreas tümörü segmentasyonu sağlamaktır. Bu kapsamda derin öğrenme tabanlı yaklaşımlar önerilmektedir. Tez çalışmamız iki farklı kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda pankreas segmentasyonunu gerçekleştirmeye yönelik iki aşamadan oluşan bir yöntem önerilmektedir; (i) Pankreas İlgi Bölgesinin Belirlenmesi ve (ii) Pankreas Segmentasyonu. İlk aşamada kaba olarak pankreas pozisyonunu tespit etmektedir. Bu aşama segmente edilmiş ve maskelenmiş pankreasın aday bölgelerinin oluşturduğu 2B alt BT dilimlerini üretmektedir. İkinci aşama (Pankreas Segmentasyonu) önceki aşamada üretilen 2B alt BT dilimlerini girdi olarak almakta ve çıktı olarak segmente edilmiş pankreas bölgesi üretilmektedir. Tez çalışmasının ikinci kısımda ise pankreas ve pankreas tümör dokularını segmente etmek için ilk kısımda önerilen iki fazlı yöntem tekrar dizayn edilmekte ve her fazın performansında iyileştirmeler sağlanmaktadır. Her kısım için önerilen yaklaşımların literatürdeki çalışmalar ile karşılaştırması yapılmakta ve daha iyi sonuçlar sağladığı öznel ve nesnel olarak ispatlanmaktadır.

Bilgisayarlı tomografiDoku bölütlemeGörüntü bölütleme+1
Ramazan Özgür Doğan
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Radyoloji görüntülerinden COVID19 zatürresi analizi

COVID19, ilk olarak 2019 yılı sonunda Aralık ayında ortaya çıkmıştır ve ilk vaka Çin'in Wuhan kentinde görülmüştür. Birkaç ay içerisinde tüm dünyayı saran bir pandemi haline gelen hastalığa dönüşmüştür. Hastalığa sebep olan virüs, SARS virüs ailesine ait olan SARS-CoV-2'dir. Hastalığın başlıca belirtileri, yüksek ateş, halsizlik, öksürük ve nefes darlığıdır. Hastalığın ilerleyen safhalarında çeşitli sindirim sistemi rahatsızları, kalp rahatsızlıkları ve zatürre gibi mortaliteyi artıran sonuçlar görülebilir. Radyolojik görüntüler COVID19 pandemisi döneminde, hastalığın zatürre oluşturup oluşturmadığını incelemek ve eğer akciğerlerde zatürre oluştuysa bunun durumunun takibi için kullanılmaktadır. Radyolojik görüntüler birkaç başlık altında açıklanabilmektedir; röntgen görüntüleri, manyetik rezonans görüntüleri, pozitron emisyon tomografisi görüntüleri ve bilgisayarlı tomografi görüntülerinden oluşmaktadır. Bilgisayarlı tomografi genellikle kemik dokusu, damar dokuları, kalp dokusu ve akciğer dokuları gibi çeşitli bölgelerin incelenmesi amacıyla kullanılabilmektedir. COVID19 pandemisi döneminde de, zatürre tespiti için en çok kullanılan yöntemlerden birisi olmuştur. Bunun başlıca sebepleri, yüksek çözünürlüklü görüntüler sunması, kısa sürede sonuç alınabilmesi, çok katmanlı görüntüler sunduğu için detaylı bilgiler sunması şeklinde sayılabilir. Bilgisayarlı tomografi görüntüleri lezyonların tespitinin yanı sıra hastalığın akciğerler üzerinde seyrinin takip edilmesi için de kullanılabilmektedir. Bu çalışmada VGG16, ResNet50, ResNet50v2 ve katman eklenmiş ResNet50v2 mimarileri ile 12967 görüntü, oluşturulan sistem tarafından eğitilmiş ve test edilmiştir. Eğitilen katman eklenmiş ResNet50v2 modeli ile sınıf aktivasyonu görüntüler üzerinde görselleştirilmiştir. Yapılan testlerin sonuçlarına göre katman eklenmiş ResNet50v2 modeli %97.83 hassasiyet, %99.47 özgüllük ve %99.53 test kesinliği vermiştir.

AkciğerAkciğer hastalıklarıBilgisayarlı tomografi+3
Muhammed Mehdi Menteş
Başkent University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ortodontik mikro-implantların primer stabilitesinin in vitro koşullarda incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, ortodontik self-drilling (SD) ve self-tapping (ST) mikroimplantlarınprimer stabilitesini incelemek ve karşılaştırmaktır. Ayrıca, mikroimplantlarınprimer stabilitesini etkileyen faktörler arasındaki korelasyonuaraştırmaktır. SD ve ST implantlar (n=72) bilgisayarlı tomografi ile kortikal kemikkalınlığı ve kemik yoğunluğu (Hounsfield unit) ölçüldükten sonra sığır iliak kemikbloklarına yerleştirilmiştir. İmplantların (n=24) yerleştirme torkları ölçülmüş veeşanlı olarak uygulayıcı tarafından yerleştirmeye karşı olan direnç subjektifolarak skorlanmıştır. İmplantlar yerleştirildikten sonra Periotest ölçümleriyapılmıştır. Her implanttan elde edilen aksiyal kesitlerde histomorfometrikkemik-implant teması (K.İ.T. %) ölçülmüştür. Toplam 48 implantta pull-out vepush-in testleri yapılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğiniincelemek amacıyla %95 güven seviyesinde Kolmogorov-Smirnov testiyapılmıştır. Gruplar arası karşılaştırmalar Mann-Whitney U, Bağımsız t-test veKi-Kare testleriyle %95 güven seviyesinde yapıldıktan sonra bu faktörlerarasındaki olası korelasyonları araştırmak için Spearman'ın korelasyon analiziyapılmıştır. SD ve ST implantların yerleştirme tork (P=.552) ve subjektif skorları(P=.324) benzer bulunmuştur. Periotest ölçümlerinden sadece Periotest 3ölçümü için gruplararası fark bulunmuştur (P=.013). Gruplararasıkarşılaştırmada maksimum pull-out (P=.166) ve push-in (P=.419) kuvvetlerifarklı bulunmamıştır. SD gruptaki K.İ.T. (%87.60) ST gruptakinden (%80.73)daha yüksek bulunmuştur (P=.046).K.İ.T. ve kortikal kemik kalınlığı arasında SD (r=0.909, P=.00) ve ST (r=0.823,P=.001) gruplarında pozitif korelasyon bulunmuştur. Pull-out değerleri vekortikal kemik kalınlığı (r=0.606, P=.037) ve kortikal kemik yoğunluğu (r=0.748,P=.005) arasında SD grupta pozitif korelasyon belirlenmiş olmasına karşın, STgrupta bu parametreler arasında korelasyon bulunamamıştır. Benzer şekildepush-in değerleri ve kortikal kemik yoğunluğu (r=0.661, P=.00) arasında SDgrupta pozitif korelasyon bulunmuş olmasına karşın, ST grupta push-indeğerleri ve bilgisayarlı tomografi parametreleri arasında korelasyonbulunamamıştır. Yerleştirme tork ve kortikal kemik kalınlığı arasında SD(r=0.544, P=.00) ve ST (r=0.516, P=.001) gruplarında pozitif korelasyon bulunmuştur. Ayrıca, yerleştirme tork ve kortikal kemik yoğunluğu arasında SD(r=0.661, P=.00) ve ST (r=0.568, P=.00) gruplarında anlamlı korelasyonbulunmuştur. Özellikle SD grupta yerleştirme tork ve Periotest değerleriarasında negatif korelasyon bulunmuştur (P<.05). Her iki grupta da subjektifskorlar arasında önemli farklılıklar bulunmuştur (P<.05). Yerleştirme tork ile pullout(r=0.916, P=.00) ve push-in (r=0.58, P=.048) değerleri arasında SD gruptapozitif korelasyon bulunurken, ST grupta bulunamamıştır. K.İ.T. ve yerleştirmetork değerleri arasında SD (r=0.657, P=.02) ve ST (r=0.839, P=.001)gruplarında pozitif korelasyon bulunmuştur. Bu çalışmada kulanılan SD ve STimplantların primer stabilitesi SD implantların çevresindeki kemik kütlesi dahafazla olmasına karşın benzer bulunmuştur. K.İ.T., kortikal kemik kalınlığı veyerleştirme tork değerleri arasında pozitif korelasyon görülürken, tork vePeriotest değerleri arasında negatif korelasyon görülmüştür.

Bilgisayarlı tomografiOrtodontik aygıtlarProtezler ve implantlar+2
Seçil Çehreli
Başkent University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Manyetik görüntüleme ve Bilgisayarlı tomografi maliyetleri ve SUT fiyatları ile karşılaştırılması: Bir eğitim araştırma hastanesinde uygulama

2003 Yılından bu yana Sağlıkta Dönüşüm Programının en önemli sorun alanlarından biri, kaynak tahsisidir. Sağlıkta Dönüşüm Programı Türkiye sağlık sisteminin organizasyonyapısını ve işleyişini geliştirmeye odaklaşmıştır. Diğer ülkelerdeki reform çalışmalarında olduğu gibi, Sağlıkta Dönüşüm Programı da, sağlık kurumları yöneticilerini maliyet analizlerine dayalı olarak daha etkili ve verimli kaynak tahsis kararları almaya yönlendirmektedir. Bununla birlikte MR ve BT hizmetlerinin maliyetleri konusunda çok fazla veri bulunmamaktadır.Bu araştırmanın temel amacı, eğitim araştırma hastanesinde sunulan MR ve BT hizmetlerinin fiili maliyetlerini belirlemek ve bunları SGK tarafından yayınlanan SUT fiyatları ile karşılaştırmaktır. Araştırma bir eğitim araştırma hastanesinde gerçekleştirilmiştir. Veriler hastanenin muhasebe kayıtlarından, faaliyet istatistiklerine kadar uzanan farklı veri tabanlarından toplanmıştır. Birim maliyetleri belirlemek için kademeli dağıtım yöntemi kullanılmıştır.Araştırma MR ve BT maliyetlerinin (sırasıyla (119,7 and 84,8 TL) SUT fiyatlarından oldukça yüksek olduğunu ortaya koymuştur

Bilgisayarlı tomografiHastanelerMaliyet+5
Murat Haberal
Başkent University
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Multi-dedektör bilgisayarlı tomografi ile pankreasta yaşa bağlı hacimsel değişikliklerin stereolojik yöntemle tespiti ve vücut kompozisyonu ile korelasyonu

Pankreas, sindirim bezlerinin en büyüğü olup endokrin ve ekzokrin salgı işlevi vardır. Yaşlanma ile birlikte pankreas parankiminin yerini ilerleyici olarak yağ dokusu almaktadır ve bu da pankreas lobulasyonunu artırır. Çalışmamızda pankreasta görülen yaşa bağlı hacimsel değişiklikler ve bu değişikliklerin belirlenen parametrelerle ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır.Çalışmamız pankreasla ilgili herhangi bir şikayeti bulunmayan ve demografik bilgileri mevcut olan 272 bireye ait bilgisayarlı tomografi (BT) görüntüleri üzerinde retrospektif olarak gerçekleştirildi. Bireyler vücut kitle indeks (VKİ) değerlerine ve yaşlarına göre gruplandırıldı. Bireylerin yaşları 3.-9. dekadlar arasında dağılım gösterdi. Stereolojik yöntem olarak ?Cavalieri prensibi? kullanılarak pankreasın hacim ölçümü yapıldı. BT görüntüleri üzerinde sagittal ve transvers abdominal çap ölçümleri ile cilt kalınlığı ve pankreas dansite ölçümleri yapıldı.Pankreas hacim değeri ile yaş arasında negatif korelasyon bulundu (p<0,001, r:-,473). Ayrıca pankreas hacmi ile VKİ değeri arasında (p<0,001, r:0,226), sagittal abdominal çap (p<0,001, r:0,288), transvers abdominal çap (p<0,001, r:0,218), anterior cilt kalınlığı (p<0,001, r:0,211), posterior cilt kalınlığı (p=0,009, r:0,158) ve bilateral cilt kalınlığı (p=0,012, r:0,153) arasında pozitif korelasyon bulundu.Çalışmamızın temel bilimler ve klinik bilimler literatürüne katkıda bulunacağı, özellikle yaşa bağlı olarak pankreas hacminde meydana gelen değişikliklerin sınırlarını belirlemede referans niteliğinde olabileceği ve oluşabilecek çeşitli hastalıkların aydınlatılmasına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.Anahtar Sözcükler: 1. Pankreas 2. BT 3. Yaşa bağlı değişiklikler 4. Stereoloji

Bilgisayarlı tomografiPankreasPankreas hastalıkları+3
Veli Çağlar
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Meatus acusticus internus boyutları ile orta kulaktaki varyasyon ilişkilerinin incelenmesi

Meatus acusticus internus, auris interna'yı fossa cranium mediale'ye bağlayan kemik bir kanaldır. Os temporale'nin pars petrosasının içinde lateral olarak uzanır. Meatus acusticus internus'un içinden nervus facialis, nervus vestibulicochlearis, a.v. labyrinthi gibi önemli oluşumlar geçer. KOM, membrana tympanica perforasyonu, kulak akıntısı, işitme kayıpları ile karakterize, 3 aydan daha uzun süren ve medikal tedavi ile tamamen düzelmeyen otitis media'daki inflamatuar bir süreçtir. Kolesteatomlu KOM'daki kemik erimesi kolesteatomsuz KOM'a göre daha ciddidir. Çalışmamızda Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde Şubat 2011 ile Mayıs 2014 tarihleri arasında Kronik otit nedeniyle opere edilen (mastoidektomi) 49 hastanın retrospektif ameliyat notlarını inceledik ve varsa semptom, patoloji ve varyasyonları tespit ettik. Aksiyal ve coronal planda çekilen os temporale BT bulguları incelendi. Cerrahi uygulanan hastaların demografik bilgileri, pre-operatif tanısı not edildi. Pre-operatif BT ile meatus acusticus internus(MAİ)'un morfometrik ölçümleri yapıldı. MAİ giriş açısı, kanal uzunluğu, çapı, girişin aquaductus vestibularis'e uzaklığı ve sinüs sigmoideus'un dış kulak yoluna uzaklığı ölçüldü. Aynı zamanda dosya taramalarından körner septumu, kronik otitis media, kolesteatom, kulak zarı retraksiyonu, timpanik membran durumu, kulak akıntısı, duramaterin orta fasciada düşüklüğü, fasial sinir dehisansı, kemik zincir durumu, lateral semisirküler kanal durumu değerlendirildi. FSD ile LSK dehisansı arasındaki ilişki karşılaştırıldığında; aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulundu. Kolesteatom varlığı ile LSK dehisansı, FSD, TMD arasındaki ilişki karşılaştırıldığında; aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görüldü. MAİ morfometrileri kendi aralarında karşılaştırıldığında sadece sağ çap ve sol çap arasında istatistiksel olarak bir anlamlılık bulundu. Sol MAİ kanal uzunluğu ile sol sinüs sigmoideus'un dış kulak yoluna uzaklığı arasında istatiksel olarak anlamlı orta düzeyde korelasyon bulundu. Sonuç olarak yaptığımız çalışmada kolesteatom'un TMD, FSD ve LSK dehisansı üzerinde etkili olduğunu gördük. Bizim çalışmamızda değerlerin diğer çalışmalara göre düşük olmasını etnik ve coğrafik farklılıklardan kaynaklandığını düşünüyoruz.

AnatomiBilgisayarlı tomografiKolestatoma+2
İskender Akbal
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00

İlgili konular