Writing

72 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Alfabenin gelişim süreci

Alfabenin icadından çok önceleri Paleolitik ( Yontma Taş Devri ) çağda ilkel insanlar mağara resimleri ile birbirleriyle iletişim kurmaktaydılar. Ancak, bu dönemlerde yerleşik hayata geçilmesiyle beraber kalıcı ve büyük araçlar yerine daha pratik yöntemlerle aynı gereksinimlerini karşılamışlardır. Zaman içerisinde taş üzerine çizdikleri resimler ve oymaklar ile yazı kavramının ortaya çıkmasına katkı sağlamışlardır. Alfabenin doğuşu ve Latin yazısına geçişte kullandıkları Akrofoni yöntemi, Fonografiden bir derece daha gelişmiş bir sistem haline gelmiştir. Alfabeyi kimlerin icat ettiği tartışma konusu iken Fenikeliler'in alfabenin icadındaki önemli katkıları görülmektedir. Fonetik bir yazı sistemini benimsemiş olan batı dünyasında kullanılan Latin alfabesi, Yunan alfabesinin geçirdiği evrim sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu dönem, iletişimin başlangıcı olan mağara resimleri ve oymaklardan başlayarak Johannes Gutenberg'in hareketli harfleri icat etmesine kadar devam etmektedir. 18. yüzyıldan sonraki zaman dilimi, Endüstri Devrimi ile 19. yüzyılda yeni tipografik biçimlerin ortaya çıkmasına dayanan teknolojik yenilikler dönemidir. Birbirlerinden farklı düşünce ve görüşlere sahip olan sanatçıların birlikte oluşturduğu bu sanat haraketini grafik tasarım ve tipografi ile geliştirmişlerdir. Sanattaki bu teknik ilerlemeler 20. yüzyılın tipografik tasarımına yön vermiştir. Tipografinin elemanlarından olan harfler birbirlerinden kendilerini ayıran karakteristik işaretler olarak ortaya çıkmaktadır. Zaman içerisinde tasarımcılar ve tipograflar alfabeyi oluşturan harflerin görsel uyum veya karmaşıklığını daha iyi inceleyip, yorumlayabilmeleri için harfin yapısını oluşturan temel öğelerini tanımlayan ve herkes tarafından kabul görmüş bir terminoloji gelişmişlerdir. Bu çalışmada, alfabedeki harflerin tipografik özellikleri ele alınıp, harflerin algılanabilirliği, harflerin boyutları ve karakteristik özellikleri, harflerin temel şekilleri ve geometrileri, harflerde oluşan kontrastlar, harflerin anatomik ve iskelet yapıları, harflerin özelliklerinin ve benzerliklerinin ayırt edilmesi ele alınıp ve bu özellikler görsellerle pekiştirilmiştir.

AlfabeGrafik tasarımıHarfler+3
Emirhan Yıldırım
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Latin ve Non Latin Alfabelerin tipografik olarak incelenmesi

İlk çağlardan itibaren insanoğluna, medeniyetleri kurduran, reformları yaptıran, bilgi ve kültür toplumunu inşa etmesine sebep olan etkenler arasında dil ve yazı bulunmaktadır. Dil iletişimin önemli bir öğesi olmakla beraber yazı ile anlam bulur, yazı ile paylaşılır, yazı ile saklanır. Bundan dolayı Sümerlerden başlayarak yazının medeniyetler içerisinde gelişimini incelemek önemlidir. Bu gelişim Sümerlere paralel eski Mısır ve Çin uygarlıklarında devam etmiştir. Yazı Sümerler yoluyla Mezopotamya'ya yayılmıştır. Geçmişte ve günümüzde dünyanın kullandığı yazı sistemlerini sınıflandırılacak olursak, Ebcet, Abugida, Alfabe, Logografik yazı, Syllabary akla gelebilir. Yazı sistemlerinden Alfabeler dünya toplumlarının birçoğu tarafından kullanılmaktadır. Özellikle Fenikelilerin bulduğu, Yunanlılar ve Romalılar ile son haline ulaşan Latin Alfabesi dünyada birçok toplum tarafından kullanılmaktadır. 15. yy'da Rönesans buluşlarından matbaanın etkisiyle Avrupa'da harf tasarımları başlamış ve tipografinin temelleri atılmıştır. Tipografi sanatı yazının formunu inceler ve yazıyla bilginin iletilmesi sağlar, yazının okunurluğunu artırır, yazıya grafik öğeler yükler. Tipografinin doğuşu ve gelişimi Avrupa eksenli olduğundan, tipografi Latin alfabesiyle özdeşleşmiştir. Fakat Latin alfabesinin dışında birçok yazı sistemi vardır ki bunların hepsine Not-Latin (Latin olmayan) denir. Küreselleşen dünya toplumu okuma ve yazmayı kitapların ötesine, ekran temelli medyalara ve internete taşımıştır. Non-Latin Alfabelerin veya yazı sistemlerinin kendine has coğrafyası üzerinde veya farklı bir ülkede kullanılması, Non-Latin sistemler için tipografik zorunluluklar getirmiştir. Bu noktada Non-Latin istemlerin tipografileri ile Latin tipografisi arasında bir organik bağ kurulmalıdır. Non-Latin sistemlerin tipografileri incelenerek, Latin tipografisiyle uyumu araştırılmalıdır. Bu çalışmada dünya üzerinde en çok kullanılan Çin yazı sistemi, Hint yazı sistemi (Devanagari), Arap alfabesi, İbrani alfabesi, Yunan alfabesi, Kiril alfabesinin tipografileri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çin yazı sistemi, Devanagari alfabesi, Arap alfabesi, İbrani alfabesi, Yunan alfabesi, Kiril alfabesi, Non Latin Tipografi,

AlfabeArapçaKiril+7
Reha Karaca
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yazının tarihsel süreci ve latin kaligrafisinin matbaanın keşfine kadar uzanan gelişimi

On binlerce yıllardan beri resimler, göstergeler ve tasvirler aracılığıyla mesaj iletmenin sayısız yolu bulunmuştur. Bütün bir insanlığın hafızası diyebileceğimiz bu muhteşem çizgiler âlemi, kullanıcıların düşündükleri ve hissettikleri ya da ifade edebildikleri her şeyi somutlaştırıp açıkça belirleyebilecekleri düzenli bir gösterge ya da simgeler bütünü oluşturulduktan sonra ortaya çıkmıştır. İlk yazı benzeri imajlardan oluşan çalışmaların mağara resimleri ile başladığı ve zamanla insanlar arasında iletişim biçimine dönüştüğü görülmüştür. İnsanlar her zaman daha güzelini yapma ve bulma içgüdüsüyle hareket etmişler ve bundan dolayı yazı sanatı geliştikçe yapılan çalışmaların da daha estetik bir yapıya ulaştığı görülmüştür. Bu gelişim süreci, güzel yazı yazma sanatı yani kaligrafinin oluşmasını sağlamış ve sanatın ayrı bir dalı olarak gelişmeye başlamasına yol açmıştır. Bu yüzden Kaligrafi yazı sanatı akıl ve disiplin tutarlılığı sonucunda yüzyıllar boyunca canlı bir sanat olarak kalmayı başarabilmiştir. Güzel yazı ruhun sembolüdür, bir çok bakımlardan, muhteşem harikalar âlemidir. Binlerce yıllık insanlık tarihinin en önemli buluşu yazının sanatsal anlamda ifadesi olan kaligrafi (Güzel Yazı) sanatı, Avrupa da ve Dünyanın diğer gelişmiş ülkelerinde oldukça bilinçli bir şekilde eğitimi ve öğretimi yapılırken, aynı durum ülkemizde istenilen seviyede değildir. Her yazının olduğu gibi Latin Kaligrafi Sanatının da kendisine mahsus bir ilmi öğretim biçimi vardır. Ülkemizde bu sanatın gerçek manada anlaşılabilmesi için, Kaligrafi, Sanat Eğitiminin tüm eğitim kurumlarında geliştirilmesi ve yaygınlaştırılabilmesi gerekmektedir. Günümüzde yazı, bugüne gelene dek değişik tarihi süreçlerde farklı medeniyetlerden kaynak alarak gelişim göstermiştir. Bu tez kapsamında yazı sanatının geçmişten günümüze nasıl geldiği, nasıl geliştiği ve bu yazı sanatının öğretim teknikleri üzerinde nasıl etkili olduğu araştırılmıştır. Bu tez; yazının 1450' lerde matbaanın bulunuş sürecine kadar uzanan tarihi sürecini, evre ve aşamalarını bölümler halinde ve sürekliliği içerisinde değerlendirerek konu ile ilgili literatür taramasına dayalı olarak hazırlanmıştır.

Latin harfleriYazma eserlerYazı+1
Serdar Kipdemir
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Latin harflerinin anatomik yapılarının incelenmesi

Yazı geçmişten günümüze gelişerek gelen büyük bir buluştur. Düşüncelerimizi kısa yoldan en rahat aktarabileceğimiz, görsel biçimdir. Yazı sadece bir iletişim aracı değil, simgesel düşüncenin dönüştüğü ve yol aldığı bir dönüm noktasıdır. İlk yazı, insanlığın yerleşik hayata geçmesi ile doğmuştur. Görsel iletişimin başlangıcı olan bu buluş, mağara resimlerinden, çivi yazılarına kadar uygarlıkların belirleyicisi olmuştur. Tipografinin gelişimi 15.yy Avrupa'da Johannes Gutenberg'in matbaayı icat etmesinden, Endüstri devrimine kadar devam eden zaman dilimleri, görsel iletişimin gelişerek, teknolojiyle birlikte yeni tipografik hareketlerin doğuşuna kadar sürmeye devam etmektedir. 20 yy' da birlikte yeni tipografik tasarımlar, gelişen yeni teknikler, harflerin birbirinden ayıran karakteristik özellikleri, sanattaki değişimler ve ilerlemeler tipografik tasarıma yön vermiştir. İlerleyen zaman içerisinde alfabeyi oluşturan harflerin tipografi uzmanları tarafından incelenip, harfin iskelet yapısını oluşturan temel özelliklerini görebileceğimiz harf terminolojilerini geliştirmişlerdir. Harfin karakteristik özellikleri, anatomik yapıları, geometrileri, kontrastlıkları, optik denge ve vurgu farklılıkları görseller ile serifli ve sans serif yazı karakterlerinin ayrıntılı yapıları bu tezde incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Yazı Tarihi, Alfabe, Tipografi, Harf Anatomisi.

AnatomiAnatomik özelliklerGrafik sanatlar+4
Yağmur Aşıcı
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yazının tarihsel sürecinde bir yazı kültürü olarak kaligrafive Türkiye'deki gelişimi

Yazı şüphesiz insanlık tarihi açısından en önemli buluşların başında gelir. Mağara duvarlarına çizilen resimlerle başlayan bu serüven hesap tutmak için kil tabletler üzerine işlenen resim yazılarına, resim yazısı olan piktogramlara daha sonraları düşünce yazısı diyebileceğimiz ideogramlara evrilmiştir. Bu gelişim içerisinde ses içeren fonetik yazılara nihayet akrofoni yöntemi ile sesli yazı formlarından oluşan alfabeler şekillenmeye başlamıştır. Yazıların çeşitli yüzeylere işlenme süreci yazının kalıcılığı, okunaklığı ve çoğaltılabilirliği gibi bazı sorunları da beraberinde getirmiştir. Yazının işleneceği alanlara sığdırılması ve harf aralarındaki boşlukların okunabilirliğini artırması gibi etkenler yazıların belli bir form ve düzene göre yazılmasını gerektirmiştir. Matbaanın icadına kadar geçen sürede önemli eserler el ile yazılır kopya edilir ve çok zahmetli işlemlerden geçirilerek kitaplaştırılırdı. Yazıların belli form ve biçimlere göre yazılması, insan gözünün daha güzeli araması, alfabe yazı formlarının belirli estetik düzenlere göre şekillendirilmesi kaligrafi sanatının doğuşunu hızlandırmıştır. Bu sanat latin harfleri ile sınırlandırılmamalıdır. Kökü resimli yazı sistemine dayanan binlerce yıllık geçmişi olan Çin kaligrafisi, Japon kaligrafisi, Arap kaligrafi (hat sanatı) güzel yazıya verilen önemin evrenselliğinin önemli birer örneğidir. Osmanlı'da geleneksel sanatlara verilen önem Cumhuriyet'in ilanından sonra da önemsenmiş bilim, teknik ve sanat alanlarında önemli gelişmeler sağlanmıştır. Resim, heykel, hat ve süsleme sanatlarına önem verilmiştir. Yetiştirilmek üzere birçok yetenekli öğrenci yurt dışına gönderilmiş, yüksek okullar, enstitüler ve atölyeler açılmıştır. Millî mücadele döneminde ve Cumhuriyet'in ilanından sonra da Alfabe üzerine tartışmalar yaşanmış 1928'de harf inkılabı ile latin harflerine geçilmiş ve Türkiye'de kaligrafi sanatı farklı bir boyut kazanmıştır. Harf devrimi ile hızlı bir geçiş süreci yaşanmış bazı hattatlar güzel yazı üslubunu teknikleri ile birlikte yeni harflerde devam ettirmişlerdir. Türkiye için devrim her ne kadar sancılı da olsa bu geçiş süreci kültür, bilim ve sanatın evrenselliği sayesinde gerek usta çırak ilişkisi ile gerekse okul eğitimi sistemi ile kuşaklara aktarılmaya devam etmektedir. Çalışmamızda Türkiye tarihinde önemli yeri olan kaligrafi ustalarından ve latin kaligrafisi ile ilgilenen sanatçılardan ve eserlerinden bahsedilmektedir. Son 15 yılda ülkemizde hızlı bir gelişim gösteren kaligrafi sanatı bazı üniversitelerde bölüm dersi olarak verilmekte, özel ve resmî kurumlarda kaligrafi kursları verilmektedir. Kaligrafi sanatı ile ilgili uluslararası sergiler, sempozyum ve konferanslar düzenlenmekte, Gelişen teknoloji ile birlikte iletişim ağlarının yaygınlaşması ve görsel iletilerin çoğalması bu sanatın tanıtılması ve yaygınlaşmasını sağlamaktadır.

El sanatlarıGrafik sanatlarYazı+1
Said Çetin
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Latin harflerinin evrimi ve kûfi tarzında uygulanabilirliği

Latin harflerinin kûfi tarzında tipografik olarak uygulanabilirliği tezi öne sürülerek yapılan bu çalışmada önce Latin harflerinin ortaya çıkışından bu yana geçirmiş olduğu şekil değişiklikleri, türleri ve bu türlerin yazılışından kaynaklanan tipografik özellikler açıklanmıştır. Arapça harfler konusundaki bilgiler sonraki bölümlerde ele alınmıştır. Kûfi tarzındaki Latin harflerinin metin tipografisinde uygulanabilirliği konusu ise daha sonra teorik olarak açıklanmış ve örnek şekillerle de desteklenmiştir. Önermeler bölümünde, öne sürülen savı doğrulamak amacıyla hazırlayan tarafından tasarlanmış olan her biri özgün nitelikteki tipografik eserler yer almaktadır. Eserlerde, kare kûfi yazı tarzı için özel olarak geliştirilen (hazırlayanın buluşu olan ve özgün bir kare kûfi tarzı yaratan harfleri de içeren) Türkçe-Latin harf şekilleri kullanılmıştır. Tipografi kullanımı açısından bu eserler iki gruba ayrılmıştır. Birinci grupta uzun metin özelliğinde çok satırlı yazılardan oluşan düzenlemeler bulunmaktadır. İkinci grupta ise tek ya da birkaç sözcük içeren eserlerdeki az sayıda harf şekliyle yapılan yaratıcı tipografik yorumlara yer verilmiştir. Tezde ileri sürülen savın gerçek anlamda kanıtlanabilmesi için; alfabedeki tüm harflerin defalarca kullanıldığı örnekler incelenmelidir. Bunun için kûfi tarzda yazılmış uzun metinli, özgün tipografik eserlerden oluşan birden fazla uygulama yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: petrogram, petroglyph, Antik Romen, hümanist yazı, tipografi, sans serif, kare kûfi.

El yazısıGrafik sanatlarLatin harfleri+5
Memetşan Yıldızhan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de gazete tasarımında yazının kullanımı

İnternet gazeteciliğinin iyice hayatımıza girdiği günümüzde basılı gazeteleri okuyucuya ulaştırmak, okuyucuyu bu basılı mecralara çekmek oldukça zor hale gelmiştir. Gazetenin, okuyucusunun bir başka değişle müşterisinin dikkatini çekmede sunum şekli büyük öneme sahiptir. Gazetelerde birinci sayfalar vitrin görevi görmektedir. Gazetenin iç sayfalarında bulunan birçok haber özet şeklinde kendine birinci sayfada yer bulurken aynı zamanda okuyucunun kafasını karıştırmayacak şekilde kolaylıkla anlaşılır, dikkat çekici bir düzende olmak durumundadır. Burada devreye gazetenin tasarımı girmektedir. Tasarım bir gazete için haberi okuyucuya aktarmanın, haberi satmanın en etkili yöntemidir. Tezimde ülkemizdeki gazetelerin sayfa tasarımlarını inceleyerek yazıyla birlikte görsel öğelerin, fotoğrafın, infografiklerin sayfa tasarımlarında uygun açıdan sanatsal ve teknik durumlara göre çıkarımlarda bulunmaya ve bu çıkarımları yapmak için tasarımda gerekli olan öğelerin teknik bilgilerini aktarmaya çaba gösterdim. Gazete tasarımında kullanılan argümanlara ve ortaya çıkan tasarımlara değindim. Bu bilgiler çerçevesinde değerlendirmemi yapmaya çalıştım. Anahtar Kelimeler: Gazete, Gazete Tasarımı, Yazının Kullanımı

GazetelerGrafik sanatlarGrafik tasarımı+4
Abdullah Adıgüzel
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yazı - resim geleneğinin alevi - Bektaşi sanatındaki örnekleri ve günümüz sanatına yansımaları

Bu yüksek lisans çalışmasında, insanlığın resimden yazıya, yazıdan resme nasıl gelişim gösterdiği tarihsel süreç içerisinde verilmiştir. Kadim Anadolu topraklarında varlığını günümüze kadar getirebilmiş olan Alevi- Bektaşi inançlarının, kendilerini ifade etmek için kullandıkları yazı-resim sanatının vahdet-i vücûd düşüncesi üzerine inşa edilmesi, tasavvufi sembolizm içinde ne anlam barındırdıkları anlatılmaya çalışılmıştır. Alevi- Bektaşi inancının heteredox ve sekretizm problemine açıklık getirilerek, tarihsel süreç içerisinde birbirleri ile olan irtibatlarına değinilmiştir. Tekke sanatı olarak da ifade edilen yazı-resim örneklerinin anlam derinliklerine inilerek, bu konuda eserler üretmiş çağımız sanatçılarından Erol Akyavaş, Balkan Naci İslimyeli, Murat Morova'nın eserlerinden örnekler verilmiştir. Tezin amacı, üzerinde fazla araştırma yapılmamış olan Alevi- Bektaşi inancında ki yazı-resim sanatının heteredox inancı taşımadığı ve piktogram olmadığı; vahdet-i vücûd düşüncesinden kaynaklanan, tasavvuf sembolizmini en iyi şekilde anlatan tekke sanatı yazı-resim örneklerinin Alevi- Bektaşi kaynaklarıyla açıklamaktır. Anahtar Kelimeler: Alevi- Bektaşi, Yazı-resim, Vahdet-i Vücûd.

AlevilerAlevilikBektaşiler+6
Meryem Günana
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin üstdil farkındalık becerileri ile yazma becerileri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin üstdil farkındalık becerileri ile yazma becerileri arasındaki olası ilişkiyi belirlemektir. Araştırmanın evrenini Uşak, ili merkezinde 2014-2015 öğretim yılında öğrenim gören 5, 6, 7, ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmuş; örneklemi için TEOG verilerine göre başarısı "orta düzey" olarak ifade edilebilecek Uşak ili Merkez Ergenekon Ortaokulu'nun 33'ü kız 27'si erkek; orta ve yüksek düzeydeki(Türkçe dersi başarılarına göre) 60 ortaokul öğrencisi seçilmiştir. Bu rakam her sınıf düzeyinden (5, 6, 7 ve 8. Sınıflar) 15 kişi olacak şekilde belirlenmiştir. Öğrencilerin üstdil farkındalık seviyelerini ölçmek için, fonolojik, morfolojik, semantik, sentaktik farkındalık testleri uygulanmış, bunların toplamından üstdil farkındalık testi elde edilmiştir. Elde edilen veriler 3 alan uzmanı ve araştırmacı tarafından değerlendirilmiş; testlerin öğrencilerin yazma becerisi ile anlamlı bir ilişkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Öğrencilerin yazma becerilerini ölçmek için "öykü tamamlama" yöntemine başvurulmuş; kompozisyonlar Çetin(2002)'in hazırlamış olduğu kompozisyon analitik puanlama ölçeğine göre 3 alan uzmanı ve araştırmacı tarafından değerlendirilmiştir. Elde edilen veri ve analizlerden ortaokul öğrencilerinin üst dil farkındalık becerileri ve yazma becerileri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğunu söylemek mümkündür. Üst dil farkındalık becerilerinin alt boyutları olarak ele alınan fonolojik, morfolojik, semantik ve sentaktik farkındalık becerileri ayrı ayrı ele alındığında da yine aynı durum söz konusudur. Üst dil farkındalık becerilerinin ortaokul öğrencilerinin yazma becerilerini anlamlı bir oranda bir yordadığı, farkındalık becerileri yüksek olan öğrencilerin yazma becerilerinin de yüksek olduğu; bu becerilerin düşük olduğu öğrencilerde yazma becerisinin de düşük olduğu gözlemlenmiştir. Öğrencilerin üst dil becerilerinin gelişimine katkı sağlanmasının yazma becerilerini de geliştireceği durumu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: üstdil, fonolojik farkındalık, morfolojik farkındalık, semantik farkındalık, sentaktik farkındalık, yazma becerisi.

Anlam bilimDil becerileriDil farkındalığı+7
Tuğba Nur Beyret
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Writing in the architecture of Aydınoğlu Beylik

The study called the script in the architecture of Aydınoglu Principality consists of five chapter. In the first chapter " The history of the script", in the second chapter " The script in the arcihtecture of the Aydınoglu Principality ", in the third chapter "The constructions which belongs to the period of the Aydınoglu Principality and don't have inscription", in the fourth chapter "Possible constructions that belong to the Aydınoglu Principality", and in the fifth chapter "Archive Documents, structures belongs to Aydınoglu Principality in the itineraries and publications" are mentioned. Satisfying information is tried to be given about the 120 years of period which mentions the chapter of the history of the Aydınoglu Principality and its joining the Ottoman States' property in 1425 since principality's foundation in 1305. In the first chapter which is mentioned the history of the scrip, the begining and development of the script is given as prior knowledge and then the types of islamic script is dwelt on. It is stated that the stage of the script in architecture before Anatolian Seljuk and the journey of Islamic script evalution period in the time of Emevis and Andalus Emevis. In the second chapter, the script in the period of Aydınoglu Principality is under debate. The Works belonging to the principality period have been examined and it has been reached 15 works belonging to this period. The inscriptions belonging to this period have been identified and photopraphed, and translated into today's Turkish. What's more, the short history of structure and its present situation, the content and technique of structure, script in the construction and the place where the manuscript found are discussed one by one with meticuluous work. Among the 15 construction inscriptions belonging to Aydınoglu Principality, Izmir Emir Sultanate Shrine inscription, Tire Ulu Mosque inscription and Kiraz Isa Bey Mosque inscription are repair ones. Other 12 inscriptions are building inscrutions. Mentioned in this chapter, it cannot be reached to Tire Georgian Melek Hatun Bridge inscription and Tire Tannery Mosque inscription. In the third chapter, the construction belonging to Aydınoglu Principality period but don't have inscriptions have been discussed. 15 structures have been examined in this section. In addition to historical information relating to the construction, it has been given information about the construction of the material and tecnique. It is still very little standing and function of theseconstructions. Many of them are neglected or have taken their share of the loot from treasure hunters and cannot be used. In the fourth chapter, the constructions possibly belonging to Aydınoglu Principality have been examined and it has been reached 54 constructions in the chapter. In addition to historical information belonging to these constructions, it has been given short information about material and construction technique. In the fifth chapter, it has been discussed archive documents documents, travelogues and constructions belonging to Aydınoglu Principality which mentioned in publications. As a result of our searchs, it has been reached to 50 constructions which are mosque, masjid, palace, caravanserai, bazaar, spa, madrasah, bridge and fountains. By means of scanning of documents and searchs, in addition to historical informations belonging to these constructions, some important details have been tried to be given belonging to the construction. The studies which performed up to now, we know that there are few searchs about constructions belonging to Aydınoglu Principality. The script and inscriptions in Aydınoglu Principality architucture have partially discussed in the symposiums as report or article study and they haven't totally been examined in the terms of architectural features and artistic value of script. We, with this study, both determined the constructions of Aydınoglu Principality and introduced a different study from previous ones, have been up to now, by examining the inscriptions belonging to that period. We have classified available and unavailable consructions belonging to Aydınoglu Principality period with possible ones. I hope this study will be a good sample to searchers who'll have study in the field of script and inscriptions of Aydınoglu Principality architectur.

AydınoğullarıHandicraftsHandwriting+6
Mehmet Kamer
Uşak University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Disleksili çocuklarda yazı yazma performansı ve performans algısının karşılaştırılması

Ergoterapistlerin disleksili çocuklarda karmaşık bir süreç olan yazı yazma aktivitesinde yaşadığı zorlukların kaynağını tespit edip, yazı yazma aktivitesini geliştirebilmesi için daha detaylı inceleme yapması gerekir. Bu çalışma disleksili çocukların yazı yazma performansları ile performans algısı arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla plandı. Çalışmamıza 45 disleksili çocuk ve 45 tipik gelişim gösteren çocuk dahil edildi. Tüm çocuklardan ve ebeveynlerden onam formu alındı ve çocukların sosyodemografik bilgileri sorgulandı. Disleksili ve tipik gelişim gösteren çocuklarda yazı yazma performansını değerlendirmek için Minnesota Yazı Yazma Testi (MYYT); yazı yazma performans algısını değerlendirmek için Bak Nasıl Yazı Yazıyorum Testi kullanıldı. Değerlendirme sonrasında çocuklarda yazı yazma performansı ile performans algısı karşılaştırıldı. Disleksili çocukların düşük yazı yazma performansına karşın daha olumlu performans algısına sahip oldukları tespit edildi (p˂0,05). Bununla birlikte, disleksili çocukların MYYT'nin hız, okunaklılık, şekil, hizalama, ölçü ve aralık kategorilerinde kontrol grubuna göre daha düşük puan aldığı saptandı, iki grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde fark olduğu görüldü (p˂0,05). Disleksi ve tipik gelişim gösteren çocuklar arasında yazı yazma performans algısına ilişkin duygulanım, performans ve fiziksel özellikler alt testlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu, disleksili çocukların tipik gelişim gösteren çocuklara göre daha düşük yazı yazma performans algısına sahip olduğu saptandı (p˂0,05). Bu sonuçlar disleksi grubunun öz farkındalığının etkilendiğini ve bu becerinin desteklenmeye ihtiyacı olduğunu göstermektedir. Yazı yazma değerlendirme sürecinde çocukların öz farkındalığını daha fazla dikkate almanın sürece katkı sağlayacağı düşüncesindeyiz.

DisleksiPerformans değerlendirmeYazı+2
Gülbahar Seyis
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

On Kawara'nın çalışmaları bağlamında malzemenin olanakları

Bu tez, yüksek lisans tezimin devamı niteliğindedir. Resim sanatı tarihi düşünüldüğünde sanat pratiği olarak malzemeyi ele alış sürecinde 3 aşama saptanmıştır. İlk iki aşama alan araştırmasına uygun olarak Resim Sanatında Dokunsal Etkinin Malzeme Deneyimi İle İlişkilendirilmesi başlıklı yüksek lisans tezimde irdelenmiştir. Tezde iki ve üç boyut içerisinde yer alan malzemelere dair saptamalar yapılmıştır. Sanatta yeterlik sürecinde ise üçüncü aşamaya yer verilmiş, düşüncenin çok çeşitli katmanlarca kuşatıldığı sanatsal üretimlere değinilmiştir. Bedenin işin içerisine girdiği performatif yapılar, sanat-hayat çizgisindeki yok-oluş ve toplumsal ilişkilerin sanat nesnesine dâhil olması ile ortaya çıkan kavramsal çerçeve, bu tezin ana aksını oluşturmuştur. Sanatta malzemeyi odağına alan bu çalışma, Japon sanatçı On Kawara'nın üretimlerinden beslenmektedir. Kawara'nın çalışmaları, başlangıçta figüratif olsa da zamanla Kavramsal Sanat hareketi içerisinde anılmaya başlamıştır. Çalışma için Kawara'nın seçilme nedeni, sanatçının sanat tarihini özetler nitelikte üç farklı malzeme türünü de deneyimlemiş olmasıdır. Boyar madde, boyanın dışındaki malzeme ve yazı olmak üzere üç katman ve deneyim alanı üzerinden Kawara'yı incelemek, bu tezin amaçlarından biridir. Sanatı ile yaşamını iç içe deneyimlemiş bir sanatçı olan Kawara, sanatsal üretimlerini ölüm teması ile ilişkilendirmiştir. Ülkesinin içerisinde bulunduğu zorlu durumlardan etkilenip, tüm sanat pratiğini bu etkilenme üzerinden oluşturmuştur. Birinci bölümde sanat tarihinde malzeme ve malzeme algısı üzerinde durulmuş; Kavramsal Sanat ve malzeme ilişkisi kurulmuştur. İkinci bölümde malzeme olarak boyar madde, boyanın dışındaki malzeme ve malzeme olarak yazı başlıkları altında sanatçının çalışmaları konumlandırılmaya çalışılmıştır. Özellikle malzeme olarak yazının, diğer her iki malzeme türünü de kapsadığı görülmüştür. Yazının gerek boyar madde gerekse de boyanın dışındaki malzemeler kullanılarak üretilen çalışmalarda yer alması, zorunlu olarak yazının plastik sanatlardaki temsil olanaklarının incelenmesine ve yazı-resim ilişkisinin kurulmasına neden olmuştur. Ayrıca, sanatçının çalışmaları katmanlı yapı, katmanlaşma vb. terimler aracılığıyla irdelenmeye çalışılmıştır. Burada malzemelerin katmanlaşması, medyumların katmanlaşması gibi durumlar söz konusu olup; birim tekrarlar üzerinden çalışmalara yaklaşılmıştır.

KatmanlarKawara, OnMalzemeler+4
Zeynep Güray Can
Mersin University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yazının plastik ögeden göstergeye değin sanat yapıtında imge, imaj ve kavram olarak kullanımlarının çözümlenmesi

Bu tez, sanat yapıtındaki yazının, gösterge değeri üzerinden gönderimde bulunduğu mesajın; imge, imaj, kavram ya da yapıtın organik bir bileşeni olan plastik öge bağlamında çözümlenmesini hedeflemiştir. Yöntem olarak, yazının kullanım biçimlerinin belirlenmesi adına eser analizleri yapılmıştır. Bu kapsamda yazının, plastik öge, imge, imaj ya da kavram olarak kullanımlarına dair yapılacak okumalardan, sanat yapıtının biçim ve içeriğine sunduğu katkıya dair argümanlar üretilmeye çalışılmıştır. Sanat yapıtı meselesini plastize ederken dilin olanağında ve onun kapalı yapısının içinde anlam üretmeye çalışır ve yazı da sanat yapıtı içinde kullanım biçimine göre kimlik kazanır. Günümüze kadar, görsel, işlevsel ve içerik anlamında büyük değişimler gösteren yazının orijinine bakıldığında, biçimsel temsilin ilk örneği olan mağara resimleriyle karşılaşılır. Bu resimleri Mezopotamya'da, ticari hesaplar, siyasi antlaşmalar için tutulan kayıtlar ve iletişim için kullanılan resimyazılardan/piktogramlardan oluşan simgesel formlar takip etmiştir. Bu simgelerin zamanla soyutlaşıp yalınlaşmasıyla günümüz alfabe sistemi oluşmuştur. Ancak yazının sanatsal temsiline ilk defa resimle simbiyotik ilişkide olduğu Ortaçağ'ın el yazması kitaplarında rastlanmaktadır. Yazının tipografik temsil değeriyle sanat yapıtında kullanımına ise ilk defa Rönesans'ta rastlıyoruz. Kübizm' de plastik öge olarak yer alan yazı, Soyut Sanat'ta yapıtın görsel göstergesi; Kavramsal Sanat'ta ise kavramın mesajını taşıyan yapıtın kendisine dönüşmüştür. Yazıyla ilgili yapılan araştırmalar sürecinde, çok katmanlı yapıya sahip olan sanat eserleri çözümlenirken; onun biçim ya da içeriğine ilişkin hangi kriterlerin ya da argümanların dikkate alarak okuma yapılacağına dair bir yöntem dizgesi oluşturulmuştur.

GöstergeKavramlarKavramsal sanat+4
Bengisu Muazzez Kurtuluş
Mersin University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessAR

تحقيق مخطوط شرح منظومة وسيلة الإصابة في صنعة الكتابة

First of all, I had to introduce the author Ibn Khatib Al-Dahsha, then introduce his sheikhs, students, and his writings, then to the book (Sharhu Wesylati Elisaba Fi Sanati Elkıtaba), and my methodology in its investigation, as I documented his attribution to his author, and indicated his methodology that he followed in his book, and the confiscation from which he drew his scientific material, and more quotations from it, in addition to introducing the manuscript copies that I reached. My work in the investigation is to highlight the book as wanted by its author or as close to the image wanted by the author, so I chose the original copy and then compared it to the rest(others) of the copies with reference to the resources of the workbook and extracting the Qur'anic verses, the hadiths of the Prophet and poetic evidence, and documenting the sayings of the prominent scholars and translating them with the interpretation of what is between them and the control of what constitutes of the words. In his compilation and explanation, the author deals with the science of spelling and calligraphy in ninety-six verses, starting with an introductory introduction, then four chapters: the first: on connection and disconnection (separation). The second: deletion. And the third: to increase. And the fourth: in allowance. Under each chapter are chapters and issues, the author employed sayings, evidences and examples for them in a wonderful (essential) manner, then concluded with a conclusion in dots and formation. The author presented a scientific rooting (foundation) of Arabic dictation, based on the value of grammarians, and the writing of prosody, with his comparison of that to the drawing of the Qur'an, so that his book became full of benefits and a great treatise, despite its small size and easy (smooth) expression.

Mustafa Tavuş
Mardin Artuklu University · Yaşayan Diller Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Spelling development in Turkish: Phonological encoding and rapid naming skills in first and second graders

The present study explored spelling development of Turkish- speaking children in grades 1 and 2. It was designed to investigate the predictors of word spelling and reading skills and the developmental relationship between spelling and reading abilities. In particular, the role of phonological encoding (PE) skills and rapid automatized naming (RAN) in reading and spelling was examined. Besides, children's spelling errors in word and text level were investigated in terms of different task modality (copying vs. dictation). A total of 71 students attending Grade 1 and 2 participated in the study. Data were gathered through a battery of tests and analyzed both quantitatively and qualitatively. The results indicated that there was no significant difference between the performance of the first and second graders in PE and word spelling skills although the second graders performed significantly better in RAN and word reading tests. In addition, multiple regression analyses showed that PE was a significant predictor of spelling skills while RAN was a strong predictor of reading skills in Turkish. Besides, PE significantly contributed to the reading skills of the second graders while it did not account for significant amounts of variance in word reading ability of the first graders. The findings of the qualitative analysis of spelling errors showed a variety of error patterns across task modalities, however, they were found not to be significantly different across Grade 1 and 2.

Reading skillsTurkishTurkish lesson+5
Yeliz Korkmaz
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüm dil yaklaşımına göre öğretim programını düzenleyen bir öğretmenin betimsel yazı çalışmasında kullandığı stratejilerin öğrenme güçlüğü olan öğrencinin yazmasını etkilemesi açısından betimlenmesi

Bu araştırmanın amacı, tüm dil yaklaşımına göre öğretim programını düzenleyen bir öğretmenin betimsel yazı çalışmasında kullandığı stratejilerin öğrenme güçlüğü olan öğrencinin yazmasını etkilemesini betimlemektir. Araştırmanın deseni, "tek katılanlı niteliksel vak'a çalışmasıdır". Araştırmaya katılanlar, bir beşinci sınıf öğretmeni, öğrenme güçlüğü olan bir öğrenci ve yirmi üç kişiden oluşan 5-A sınıfı öğrencileridir. Araştırma verileri, saha notlan, görüşmeler, odyo ve video teyp kayıtlan ile toplanmıştır. Video teyp kayıtlarının analizinde mikro etnografik analitik teknikler kullanılmıştır. Doğal sınıf ortamında betimsel yazı yazma çalışması sırasında video teyp çekimleri yapılarak analiz edilmiştir. Betimsel yazı yazma çalışması günümüzde normal ve öğrenme güçlüğü olan çocukların öğretiminde etkililiği araştırmalarla kanıtlanmış olan "Yazılı Anlatım Öğretim Modeli" çerçevesinde incelenmiştir. Yazılı Anlatım Öğretim Modeli'ne göre; öğretmenin yazılı anlatım çalışması sırasındaki öğretim ortamının düzenlenmesi betimlenmiş; bu çalışma öğretim programının içeriği öğeleri bakımından ele alınmış; ve öğretmenin kullandığı öğretim stratejileri, yazma süreci içinde gerçekleşen etkinlikler sırasındaki sözel etkileşim kalıplarına dayalı olarak incelenmiştir.Ill Araştırma verileri incelendiğinde, araştırmaya katılan öğretmenin yazılı anlatım çalışmasını düzenlerken dahil olma, gösterim, katılım, beklenti, sorumluluk, tahmin etme, kullanım ve yanıt özellikleri gösteren bir ortam oluşturduğu gözlenmiştir. Araştırma bulgularına göre öğretmenin yazma sürecinde yoğun olarak 1 0 yazma stratejisi kullandığı belirlenmiştir. Bunlar; soru sorma, geçmiş bilgilerin harekete geçirilmesi, özetleme/netleştirme, görselleştirme, değerlendirme, ilişkilendirme, anlamı gözden geçirme, iletişimi kontrol etme, yazıyı düzeltme, yazmaya model olmadır. Yazma süreci içinde öğretmenin kullandığı öğretim stratejileri, model olmak, yüksek sesle düşünmek, ip ucu vermek, etkinliklerin zorluk derecesini düzenlemek ve öğrenci hataları üzerinde durmaktır. Bunlar, öğretmen ile öğrenci arasında gerçekleşen etkileşim kalıplarına dayalı olarak yazma öncesi ve yazma sonrası ana başlıkları altında verilmiştir. Yazma öncesinde kullanılan sözel etkileşim kalıplan "betimsel yazı türünü tanıtım sohbeti" ve "öğretmenin insan betimlemesi yazmaya model olması sırasındaki sohbet" konu başlıkları altında verilmiştir. Yazma sonrasında kullanılan sözel etkileşim kalıplan ise " yazılı ürünlerin sınıfla paylaşılması ve düzeltme yapılması sırasındaki sohbet" ve " odak öğrencinin yazısını okuması ve arkadaşlarının eleştiri ve düzeltme önerisi getirmesi sırasındaki sohbet" konu başlıkları altında verilmiştir. Ayrıca, bu sınıf ortamında öğrenim gören öğrenme güçlüğü olan bir öğrencinin yazılı anlatımının nasıl etkilendiği de betimlenmiştir. Sonuç olarak, bu araştırma bulgularına göre, öğretmenin yazılı anlatım öğretiminde Tüm Dil yaklaşımını uygulanmasının öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin yazılı anlatımlarının gelişmesine katkıda bulunduğu söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Öğrenme güçlüğü gösteren çocuk, yazılı anlatım öğretimi, Tüm Dil yaklaşımı, etkili öğretmen, niteliksel araştırma, niteliksel vak'a çalışması.

Yazma öğretimiYazıYazı yazmak+5
Nur Akçin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Edebiyata felsefeyle bakmak

Felsefe ve edebiyatın ilişkisi birçok filozofun araştırma alanı olmuştur. Bu ilişkinin çok yönlü olması, kimi zaman bu alanların birbirinden kolaylıkla ayırt edilemeyecek bir hale gelmesine de neden olmaktadır. Bu ilişkiyi irdeleyebilmek için edebiyatın ne olduğu sorusunun bir felsefe problemi olarak görülmesi gerekmektedir. Edebiyata felsefeyle bakıldığında, onun doğasına ilişkin temel kavramların öne çıktığı görülmektedir. Bu kavramlar "bilgi", "kurmaca", "gerçeklik" ve "dil" olarak edebiyatın ne olduğu sorusunda belirleyici olmaktadır. Edebiyatın ne olduğunu felsefeyle ilişkisinde ele almayı amaçlayan bu tez, edebiyatın doğası ve işleyişine yönelik öne çıkan görüşleri de araştırarak bu soruya cevap aramıştır. Bu amaca ulaşmak için; Tezin birinci bölümünde edebiyat kavramının kökenine gidilerek bu kavramın ne anlama geldiği, nasıl anlaşıldığı ve ona yönelik yapılan tanım ve açıklamalar incelenmiştir. Edebiyatın hayal ürünü eserler ya da yazılı eserler olarak açıklanışının yetersiz olduğu görülmektedir. Sözlü edebiyat dönemlerinin yazıyla olan uzak ilişkisi bu durumu desteklemekte ve söz konusu tanımlamada yazılı eser görüşünün eksikliğini öne çıkarmaktadır. Edebiyatın yalnızca hayal gücüyle sınırlı olduğu görüşü ise edebiyatın bilgi vermeyen bir alan olarak konumlanışına sebep olmaktadır. Edebiyat hayal gücüyle olan ilişkisinde ele alındığında, edebiyatın bir şeyler öne sürdüğü ve bunların da başka türden bir bilgi olabileceği söylenebilir. Tezin ikinci bölümünde edebiyata yönelik tanımlardan biri olan kurgu ya da kurmaca ve gerçeklik kavramı ele alınmaktadır. Kurmaca kavramının hayal gücüyle ele alınmasının sonuçlarından biri, kurmacanın gerçekliğin karşıtı olarak görülmesidir. Bu nedenle edebiyatta kurmaca ve gerçeklik kavramlarının konumu ve bu iki kavramın birbiriyle ilişkisi ele alınıp değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda gerçekliğe yönelik tanımlamaların problemli yanları ve gerçekliğin hayal gücüyle ilişkisinin olabileceği ortaya çıkmaktadır. Tezin üçüncü bölümünde ise edebiyatın en temel unsurlarından biri olan dil kavramına bakılmakta ve edebiyatta dilin işlevi ve işleyişinin nasıl olduğu soruları, felsefede yer alan dile ilşkin görüşler eşliğinde irdelenmektedir. Bu irdelemede, dilin edebiyattaki işlevi ve işleyişi, felsefedeki dile yönelik görüşlerle temellendirilebilir olduğu öne çıkmakta ve bunun örnekleri görülmektedir. Tezin dördüncü ve son bölümünde felsefe ve edebiyatın ilişkisi araştırılmaktadır. Felsefenin edebiyatla benzer ve farklı yönleri belirtilerek iki alanın ilişkisinin nedenleri irdelenmektedir. Bunların yanı sıra, edebiyatın felsefe eşliğinde ve felsefe görüşlerinden hareketle ne olduğu değerlendirilmiş ve edebiyata felsefeyle bakmanın olanağı ve sonucu araştırılmıştır. Yapılan bu incelemelerin sonucunda edebiyatın felsefe aracılığıyla temel problemlerine cevap bulabileceği ortaya çıkmaktadır.

DilEdebiyatEdebiyat felsefesi+5
Oğuzhan Aydın
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe öğretmeni adaylarının yazma alışkanlıkları üzerine bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, Türkçe öğretmeni adaylarının yazma alışkanlığı düzeylerini ölçmektir.Araştırmanın çalışma evrenini 2010-2011 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında öğrenim gören Malatya İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Elazığ Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi ve Kilis 7 Aralık Üniversitesi Muallim Rıfat Eğitim Fakültesi öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada bir örneklem alınması yoluna gidilmemiş, evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yazma alışkanlığı ölçeği kullanılmıştır. Ölçekteki kişisel bilgi formunda 8 madde ve yazma alışkanlığı ile ilgili 25 ifade bulunmaktadır. Yazma alışkanlığını ölçmek üzere hazırlanan 25 madde, 5 başlığaaittir. Bu başlıklardan yazım kurallarına ve noktalama işaretlerine uyma alışkanlığı ile ilgili 6, yazma yeterliliği ile ilgili 7, yazıyı edebî bir metin türü olarak kullanma alışkanlığı ile ilgili 5, yazıyı iletişim aracı olarak kullanma alışkanlığı ile ilgili 4 ve yazma izlemini kullanma alışkanlığı ile ilgili 3 ifade yer almaktadır. Uygulamalardan elde edilen verilerin analizi için SPSS 16.0 paket programı kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, Türkçe öğretmeni adaylarının yazım kurallarına ve noktalama işaretlerine uyma alışkanlığına, yazma yeterliliğinegenellikle sahip oldukları; yazıyı edebî tür olarak kullanma alışkanlığına ve yazıyı iletişim aracı olarak kullanma alışkanlığınagenellikle sahip olmadıkları ve yazma izlemlerini kullanma alışkanlığına ise orta düzeyde sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak birtakım önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Dil, yazma becerisi, yazma alışkanlığı.

Aday öğretmenlerAlışkanlıklarEğitim+7
Nur Hümeyra Özdemir
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Tipo baskı ve yeniden doğuşu

Yazı, icat edilmesiyle başladığı kabul edilen insanlık tarihi boyunca önemini hiç yitirmemiş, günümüze dek insanlık için pek çok büyük gelişmenin ve ilerlemenin belirleyicisi olmuştur. Tipo baskının atası olan Gutenberg matbaası da yazı temelli bu ilerlemelerin en büyük adımlarından birini oluşturmuştur. Çalışmada, bu gelişmeler ve değişimler doğrultusunda tipo baskının icadından başlayarak gelişme, duraklama, gerileme evrelerine ve bu evrelerin oluşum nedenlerine değinilmiş, ardından yine bazı kültürel ve teknolojik gelişmelerin de yardımıyla tipo baskı kullanımının yeniden canlanmasına ve 20. yüzyıl sonuyla 21. yüzyılda artan kullanım biçimlerine ve bu canlanmanın olası nedenlerine değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tipo Baskı, Yüksek Baskı, Yazı, Tipografi, Gutenberg, Grafik Tasarım, Matbaacılık

BaskıGrafik tasarımıMatbaacılık+4
Konur Koldaş
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessFR

Le concept de l'écriture chez Jacques Derrida-Une analyse descriptive et thématique

Grammatology, the science of writing, which had been developed by Jacques Derrida in twentieth century stimulated an important change as a new method in the world of linguistics, philosophy of language and textual analysis. With this new approach, the 70s witnessed the birth of a new concept which is called deconstruction. In fact Derrida deconstructed metaphysical propositions which give the priority to "logos" in the dichotomy speech/writing and the concept of sign. According to Derrida, writing opens the way of historical presence and of history, so we cannot separate the origin of language from the origin of writing. This study aims at enlightening the contribution of Derrida to linguistics, philosophy of language and textual analysis in the frame of the concept of "writing". The thesis intends to initiate a clarification on the concept of writing in Derrida which is called grammatology and in that sense to define concepts such as "différance", "trace", "archi-écriture" and "gramme" and to catch a glimpse of the technique of lecture of texts which had been developed by this new approach of language and the concept of science . From this perspective, we try to interrogate the place of writing around the critique of logocentrism, in derridian words from "deconstruction" which interferes. The data of this research had been collected by qualitative method. In this study, the concept of writing in Derrida had been analyzed descriptively and thematically with semi structured-interviews done with the specialists of different horizons with various orientations. Consequently, seven categories were determined and evaluated according to responses given by the specialists.

Esra Başak Aydınalp
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Cahiliye ve İslam dönemi (833 yılına kadar) Araplarda yazı ve kâğıt

Günümüzde de çok kullanılan galatı meşhur bir ifade ile acaba Arapların tümü bedevi ve medeniyetten gerçekten bihaber mi yaşıyorlardı. Dünyadaki gelişmelerden hiç haberleri yok muydu? İslam öncesi ve sonrası insanlığa herhangi bir katkısı olmayan bir Cahiliye Dönemi olarak adlandırabileceğimiz çok uzun bir karanlık dönem mi yaşadılar? Tüccar olan Arap halkı dünyayı takip edemiyor muydu? Araplar tarafından kurulan büyük medeniyetler neden bilim insanlarının ve araştırmacıların gözünde bir değeri yoktu? İşte bu soruların cevabını bu çalışmamızda cevaplandırmaya çalışacağız. Tarihte yazı ilk kez Güney Irak'ta kurulmuş olan Sümerler tarafında bulunup insanlığın hizmetine sunulmuştur. Öte yandan çivi yazısından sonra ikinci yazı olarak kullanılan yazı sistemi Mısır'da bulunan Hiyeroglif yazısıdır. Yine Batı dünyasının günümüzde kullandığı Latin harfleri bir Ortadoğu toplumu olan Lübnan'da kurulmuş Fenikeliler icat etmiştir. Fenikeliler gibi deniz ticaretinde çok mahir olan Yunanlılar bu ticari ilişki sırasında yazıyı öğrenip daha da geliştirmiştir. Yunanlılardan kültürel olarak oldukça etkilenen Romalılar bu alfabeyi öğrenip günümüzde kullanılan Latin Alfabesi oluşturmuştur. Bugün yine kullandığımız sayı sisteminin ilk halinin Hintliler tarafından bulunup Müslümanlar tarafından da geliştirilmesi sonucunda Avrupa'ya taşınıp hala kullanabilmekteyiz. Hakeza kâğıt konusunda bir uzak doğu medeniyeti olan Çinlilerin insanlığa armağanıdır. Uygur Türklerinin ve Müslüman Arapların çalışmaları sayesinde kâğıt, matbaa, pusula ve barut gibi birçok yenilik Avrupa'ya taşınmıştır. Batıya gelen bu yenilikler daha sonra da oradan bu teknoloji tüm dünyaya yayılmıştır. Bu gelişmeleri sadece bir topluma mal etmek diğer dünya medeniyetlerine bir anlamda büyük haksızlıktır. Dünya'ya Çin, Hint, Mezopotamya, Mısır ve Amerika gibi antik medeniyetlerin katkıları yadsınamayacak kadar büyüktür. İşte bu çalışmamızda günümüzde de sadece Batı merkezli olarak devam eden bu sorunlu düşünce üzerinde yine durmaya çalıştık.

AraplarCahiliye DönemiKağıt+1
Ahmet Peker
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessEN

The history of the blackboard and artists using the blackboard in art and their works

In this study, it is aimed to investigate the "History of Blackboard and The Artists Using Blackboard in Art and Their Works" which is a subject that has not been addressed sufficiently in our country and in the world literature. Questions such as "Where and when was it used for the first time? In what period, for what purpose was it used? etc. shed light on the subject. As a result of this research, it has been resolved that the existence of Blackboard in education is related to writing. It has been observed that the tablets, which started in the Sumerian era and were used as student notebooks for a long time, were used in the form of stone, wood and wax tablets in the subsequent civilizations. The Sumerian student clay tablet, the Etruscan tablet used around 700 BC and the Greek wax tablet are the ancestors of the blackboards used today. In literature studies, it was seen that the use of large blackboards in classrooms was in 1801 for the first time and after 1841 it was more widely distributed and used gradually in central schools, then in town and village schools. In the second half of the 20th century, it was replaced by colored and technological boards. In this study, in which the historical process of the blackboard is examined comprehensively, its relationship with art and (while it is used less in education in our century) and why it affected the artist so much, are focused on. It aims to investigate why and by whom the blackboard form, which was first witnessed in the works of Joseph Beuys, was used. Considering the period and the years it was made and referring to the reasons for choosing this surface its presence in art in various mediums has been demonstrated with case studies by addressing from educational, historical, cultural, nostalgic, identical, ethnic etc. contexts. Keywords: Blackboard, Text, Subject, Media, Context,

ContextBlackboardTitle+2
Hatice Karadoğan
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed bin Yusuf: Kısasu'l-Enbiya II, inceleme-metin-dizin

Bu tezde, 1671 yılında, Mu?ammed bin Yusuf bin Mustafa el-Çerkezi e's-Saydavi tarafından yazılan ve peygamberlerin hayatını ele alan ?Kısasü'l-Enbiya? adlı el yazması eserin transkripsiyonlu metni, dil özellikleri ve dizini bulunmaktadır.Kısasü'l-Enbiya ?peygamber hikayeleri? anlamına gelmektedir. Bu alandaki en önemli eserin Salebi'nin ?Kitab u Araisü'l?Mecalis fi Kısasü'l-Enbiya? adlı eseri olduğu bilinmektedir. Salebi'nin Kısasü'l-Enbiya'sının çeşitli dönemlerde pek çok kez Türkçeye sözlü ve yazılı gelenek çerçevesinde çevirileri yapılmıştır. Eserin pek çok çevirisinin olması Anadolu sahasında Kısasü'l-Enbiya'nıın çok yaygın olduğunu göstermektedir.Bu çalışmada Süleymaniye Kütüphanesi Bağdatlı Vehbi koleksiyonunda 1117 numara ile kayıtlı olan ve 236 varaktan oluşan eserin 61-120. varaklarının yazı çevrimi, dil incelemesi ve dizini yapılmıştır.Kısasü'l-Enbiya üzerine yapılan bu çalışma hem Eski Anadolu Türkçesi'nin özelliklerinin ortaya konmasına hem de Türkçenin geçirdiği evreler üzerine yapılan çalışmalara katkıda bulunacaktır.

Dil özellikleriEski Anadolu TürkçesiKısas-ı Enbiya+4
Süleyman Menek
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed bin Yusuf: Kısasu'l-Enbiya I, inceleme-metin-dizin

Bu tez, 1671 yılında Muhammed bin Yusuf bin Mustafa el-Çerkezi e's-Saydavi tarafından yazılmış Kısasu'l-Enbiya adlı eseri konu almıştır. Manisa Kütüphanesi, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi kütüphanesinde de nüshaları bulunan el yazmasının, Süleymaniye Kütüphanesi Bağdadlı Vehbi Efendi koleksiyonuna 1117 numarada kayıtlı olan nüshası çalışılmıştır. 236 varak ve 17 satırdan oluşan eserin ilk 60 varağı incelenmiştir. Çalışmanın amacı, eserin yazıldığı dönemin dil özelliklerini inceleyerek Türkiye Türkçesindeki benzer ve farklı yönleri açıklamak ve söz varlığını ortaya koymaktır.Giriş, dil incelemesi, metin ve dizin olmak üzere dört bölümden oluşan çalışmanın giriş bölümünde, Eski Anadolu Türkçesi kısaca tanıtılmış, Kısasu'l-Enbiya'nın yazarı, nüshaları ve konusu hakkında bilgi verilmiştir.Metin bölümünde eserin transkripsiyonlu çevirisi yapılmıştır.Dil incelemesi, yazım özellikleri, ses bilgisi, biçim bilgisi olarak üç bölümden oluşmuştur. Yazım özellikleri bölümünde, metindeki ünlü ve ünsüzlerin yazımları örneklerle verilmiştir. Ses bilgisi bölümünde, ses olayları, ses değişmeleri ve ünlü uyumları; biçim bilgisi bölümünde, sözcüklerin yapıları incelenmiştir.Dizin bölümünde, metinde bulunan sözcükler madde başı olarak alınmış metindeki kullanımlarına göre anlamlandırılmıştır. Ayrıca özel adlar dizini oluşturulmuştur. Sözcüklerin her anlamı için geçtiği yer ve satır numaraları verilmiş kökenleri tespit edilerek kısaltmalarla yanlarına belirtilmiştir. Dizinde, anlamı bulunamayan sözcükler dışında toplam 2465 madde başı sözcük bulunmuştur. Bu sözcükler 782 Türkçe, 1445 Arapça, 233 Farsça, 1 Macarca, 1 Rumca, 2 Yunanca ve 1 İbranice olarak tespit edilmiştir.Anahtar sözcükler: Muhammed bin Yusuf, Kısasu'l-Enbiya, el yazması.

BiçimbilimDil özellikleriEski Anadolu Türkçesi+5
Mehtap Eldemir
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00

Related subjects