Consumption culture

127 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Pazarlama ve tüketim toplumuna eleştirel bir bakış: Tüketim karşıtlığına ilişkin nitel bir model

Yakın zaman içinde meydana gelen birçok protesto, demokratikliği ve etikselliği sorgulanan sistemlere karşı çıkan toplulukların varolduğunu tekrar göstermiştir. Bu topluluklar, kimi zaman AVM inşaatı için ağaçların kesilmesine karşı çıkmakta, kimi zaman toplu taşıma fiyatlarının artışını protesto etmekte, bazen de kapitalist dünyanın hükümdarları olduğu düşünülen %1'lik kaymak kesimin alanlarını işgal etmektedir. Bu hareketlerin önemli bir bölümünü ise tüketici hareketi oluşturmaktadır. İşte bu çalışma; tüketimin, zararlı, yok eden, küçük düşürücü ve ayrıştıran yönüne karşı çıkan özgün bir grubu—tüketim karşıtlarını—inceleme yoluyla toplumsal/sürdürülebilir Pazarlama nosyonuna katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Temellendirilmiş Kuram isimli nitel metodolojiden faydalanılarak yürütülen araştırma, Türkiye'de farklı illerde yaşayan ve farklı jenerasyon ve altyapılara sahip tüketim karşıtlarının, baskın pazarlama ve tüketim sisteminin özelliklerinin farkında olan bireyler olduğunu ve bu bireylerin tüketime benzer şekilde baktıklarını ortaya koymaktadır. Araştırma sonucunda beliren model, tüketim karşıtlarının dönüşüm, amaç ve davranışlarını tüm yönleriyle açığa vurmaktadır. Araştırma sürecinin işletme ve pazarlama yönetimine sağladığı yol haritası, üretilen ürünlerin, fonksiyonalite, rasyonel değer, verimlilik ve etik değer ölçüleri gözetilerek geliştirilmesi ve fiyatlandırılmasına işaret etmektedir. Bu yol haritasına göre etik olmayan imaj inşası ve etik olmayan tutundurma faaliyetleri de pazarlama tarafından artık bir kenara bırakılmalıdır. Tüketim karşıtlarının nitelikli insan kaynağı özellikleri taşıdıkları görülmekte, farkındalığı yüksek ve etik değerler ile hareket ettiği düşünülen bu bireylerin toplumsal gelişme yolunda kilit oyuncu rolleri üstlenebileceği anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kapitalizm, Pazarlama, Tüketim karşıtlığı, Tüketim toplumu

Bilinçli tüketimEleştiriKarşıtsal çözümleme+7
Emre Başcı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Sınıfiçi farklılaşma ve sınıfiçi bütünleşme biçimi olarak Eskişehir'de orta sınıfın yeme-içme örüntüleri

Gıda ve beslenme sosyolojisi 1980'lerden itibaren sosyoloji disiplini içerisinde bir alt disiplin olarak ortaya çıkmıştır. Dünyada son iki ya da üç on yıllık zaman diliminde, sağlıklı beslenme, halk sağlığı ve diyet tartışmaları ile gündeme gelen gıda ve beslenme sosyolojisi (sociology of food and nutrition); yeme-içme alışkanlıklarının, kültürlerinin ve pratiklerinin ele alındığı oldukça yeni bir araştırma alanıdır. Bu tez çalışması literatürde gıda sosyolojisi, yeme-içme sosyolojisi olarak kabul edilen bazen ortak, kimi zaman aralarında nüans bulunan bir alanda, gıda ve beslenme sosyolojisi alanında gerçekleştirilmiştir. Çalışma birincil olarak Eskişehir'de orta sınıfın gıda tüketimlerini sosyolojik olarak saptamayı, yeme-içme pratiklerini ve dışarıda yeme alışkanlıklarını, yeme-içme mekânları ile kurdukları ilişkileri, bu anlamda mekânların sosyolojik incelemesini gıda ve beslenme sosyolojisi bağlamında anlama amacı taşımıştır. Gıda ve beslenme sosyolojisi üzerine Türkiye'de çok az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu araştırmada küreselleşen ve kentsel alanda dönüşen, nezihleşen Eskişehir'de orta sınıfın yeme-içme pratiklerini, gıda harcamalarını ve dışarıda yeme alışkanlıklarını, yeme-içme mekânları ile kurdukları ilişkileri gıda ve beslenme sosyolojisi bağlamında yapılmıştır. Nitel bir anlayışın benimsendiği, alan araştırmasına dayalı, özgün bir çalışma olma özelliği taşımaktadır. Gıda ve beslenme sosyolojisi alanındaki ilk görgül araştırmalardan biri olma iddiası taşımaktadır. Alan araştırmasının evreni Eskişehir'deki orta sınıf hanelerdir. Araştırmanın örneklemini ise orta büyüklükteki bir kent olan Eskişehir'de kartopu örnekleme ile oluşturulmuş olan orta sınıf aileler meydana getirmektedir. Örneklem dahilinde 23 derinlemesine görüşme yapılmıştır. Orta sınıfın zevk ve beğenileri doğrultusunda ekonomik ve kültürel sermayeleri doğrultusunda tüketmeyi tercih ettiği 16 yeme-içme mekânı işletme sorumlusu ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gıda ve beslenme sosyolojisi, tüketim sosyolojisi, orta sınıf, habitus, kültürel sermaye, tüketim, mekân

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme davranışı+7
Erhan Akarçay
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir'deki yerel magazin basınının ekonomi politiği: Follow ve Motto dergileri örnekleri

Türkiye basınında yaygınlaşan magazin kavramının yerel basındaki yansımalarının, 1980'li yıllardan itibaren değişen ekonomik, siyasi ve kültürel yapısıyla ilişkilendirilerek irdelenmesi bu çalışmanın sorunsalını oluşturmaktadır. Bununla birlikte, Eskişehir yerel magazin basınının üretim ve metin boyutunda incelenmesi de çalışmanın sorunsalı kapsamındadır. Eleştirel ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde oluşturulan bu çalışma, Eskişehir'de yayımlanan magazin dergilerinin üretim koşullarını ve içeriklerini çözümleyerek; yerel düzeyde işleyen magazin haberciliğini ve anlayışını sorgulamayı amaçlamaktadır. Çalışmada, öncelikle ekonomi politik bilimin temelleri ve eleştirel ekonomi politiğin medyaya yaklaşımı değerlendirilmiştir. Ardından, medyadaki ekonomi politik dönüşüm ve magazini önceleyen dinamikler, 1980'li yıllardan sonra uygulanan neo-liberal politikalar, tüketim kültürü ve yaşam biçimleri ekseninde tartışılmıştır. Çözümleme kısmında ise, çalışmanın temel amacı çerçevesinde belirlenen araştırma sorularına yanıtlar aranmıştır. Bu doğrultuda, Eskişehir'de yayımlanan magazin dergileri (Follow ve Motto) nitel çözümleme yöntemiyle incelenmiştir. Bu kapsamda, dergilerin üretim süreci ve içeriklerine ilişkin sektör analizi ve metin çözümlemesinden yararlanılmıştır. Sektör analizi yoluyla her iki derginin editöryal kadrolarıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerden elde edilen bulgular, dergilerin üretim aşamasına ilişkin belirlenen beş başlık çerçevesinde yorumlanmıştır. Bunun yanı sıra, metin çözümlemesi tekniğiyle dergi içeriklerini belirleyen konu ve aktörlerin sunumları incelenmiştir. Metin çözümlemesinden elde edilen bulgular, sektörden elde edilen verilerle de desteklenerek beş başlık altında yorumlanmıştır. Sonuç olarak, tekelci bir medya yapılanması içerisinde olan Follow ve Motto dergilerinin içeriklerinin reklam ve kâr kaygısıyla üretildiği sonucuna varılmıştır. Bu şekilde dergilerin tektipleşen içeriklerinde, Eskişehir'deki üst ve üst orta sınıfa üye kişilerin yaşam biçimlerini ve tüketim alışkanlıklarını özendiren ve tüketim kültürünün sürekliliğini destekleyen bir ideolojik üretim gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eleştirel ekonomi politik, neo-liberal politikalar, tüketim kültürü, yaşam biçimleri, magazin, yerel magazin basını.

DergilerEkonomi politikalarıEskişehir+5
Nursen Aydın
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk imgesi, oyun ve oyuncak: Sosyo-kültürel bir analiz

Çocukluk imgesi, çocuğa yüklenen anlamı, çocukluk anlayışını ifade eder. Çocukluk imgesi, çağlar boyunca farklı anlamlara sahip olmuştur; dolayısıyla çocukluk imgesi, toplumsal bir kurgudur. Oyun kültürü de, çocuk kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Değişik toplumsal süreçlerde değişik çocukluk imgelerinden bahsedilebildiği gibi, değişik çocuk oyunlarından/oyuncaklarından söz edilebilmektedir. Dolayısıyla çocukluk ve çocuk kültürü, toplumdan topluma, kültürden kültüre farklılık göstermektedir. Çocuk oyunları ve çocukluk imgesi, toplumsal değişimlerden en çok etkilenen ve toplumsalı da en çok niteleyen alanlardan biridir.Günümüzde çocukluk ve çocuk oyunları kültürü hızla değişmektedir. Yaşadığımız küreselleşme sürecinde, post-modern çocukluk imgesinden, sosyal oyunların ve geleneksel oyuncakların ortadan kaybolmasından söz edilmektedir. Dünyada ve Türkiye'de yaşanan toplumsal değişimlerin, çocuk oyun kültürünün ve çocukluk kavramının değişimine etkisi söz konusudur.Bu çalışmada çocukluk'un, oyun ve oyuncağın sosyolojik anlamda neleri ifade ettiği; değişen sosyo-kültürel süreçlerden çocukluk'un ve oyun kültürünün nasıl etkilendiği, değiştiği ve değişimin ne yönde olduğu ele alınmıştır. ?Geleneksel, modern ve post-modern? kavramsallaştırması kullanılarak, çocuk kültürünün toplumsal değişim kaynakları olan sanayileşme, kentleşme, teknolojik ilerlemeler, kapitalizm, tüketim kültürü ve küreselleşme süreçleriyle ne şekilde değiştiği tarihsel karşılaştırmalı yöntemle incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Çocukluk imgesi, oyun, oyuncak, toplumsal değişim, geleneksel, modern, post-modern, sosyo-kültürel analiz.

AydınlanmaBireysellikBireysellik+32
Fulya Sormaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim kültürüne karşı gönüllü sadelik yaşam tarzı ve ilköğretim öğretmenleri üzerinde bir araştırma

Çevre sorunları her geçen gün artmaktadır. Küresel ısınma, nüfus artışı, doğal kaynakların azalması ve iklim değişikliği gibi dünya yaşamını tehdit eden çevre sorunları doğal dengenin korunmasının önemini ortaya koymuştur. Sürdürülebilir yaşam engellerinden tüketim, bir yandan kişileri kendilerinden uzaklaştırıp mutsuzluğa sürüklerken, bir yandan da doğal dengeyi tehlikeye sokan, çevre sorunlarına sebep olan bir davranış haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı; insanın doğa üzerinde hakimiyet kurma çabasına ve her geçen gün yeni ihtiyaçların yaratıldığı tüketim kültürüne karşı, yaşamın fazlalıklardan arındırıldığı, tüketimin ihtiyaçlar doğrultusunda gerçekleştirildiği ve doğayla iç içe, doğaya saygılı ?gönüllü sadelik hareketini? sürdürülebilir yaşam adına ortaya koymaktır. Uygulama, ?öğreten kişi? olması sebebiyle geleceğimiz olan çocuklara, davranışlarıyla örnek olması gereken öğretmenler üzerinde yapılmıştır. Tekirdağ İl Merkezinde görev yapan İlköğretim öğretmenlerine ? Tüketim Çılgınlığı ya da Gönüllü Sadelik Yaşam Tarzı? konulu anket uygulanmıştır ve yapılan anket ile cevaplayıcıların tüketime ve gerek içsel gerekse çevresel sebeplerle tüketmemeye yönelik davranışları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ekojik Düşünce, Çevre Sorunları, Tüketim Kültürü, Tüketim Çılgınlığı, Sade Yaşam, Gönüllü Sadelik.

KültürSadelikTüketim+6
Fatma Topçu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu topraklarında tarhana kültürü, çeşitleri ve seçili örneklerin duyusal karakterizasyonu üzerine bir çalışma

Anadolu'nun yöresel çorbaları arasında önemli bir yere sahip olan tarhana, temelde tahıl ve yoğurt ile yapılan fermente bir gıdadır. Sebzelerin bol ve ucuz olduğu yaz aylarında kış hazırlığı olarak Anadolu'nun her yerinde yerel halk tarafından geleneksel yöntemlerle yapılmaktadır. Bileşiminde bulunan zengin gıda maddelerinden dolayı protein, vitamin ve mineral bakımından oldukça yüksek, her yaş grubu için önem arz eden bir besindir. Standart bir üretim yöntemi olmadığından eklenen malzemelerin miktarlarına bağlı olarak besleyici değerleri değişkendir. Çoğunlukla ev ekonomisi çerçevesinde ve ev ölçeğinde üretilip tüketilen tarhana, hemen hemen ülkemiz coğrafyasının her bölgesinde değişik şekillerde üretilerek farklı duyusal özellikler göstermektedir. Tarhananın içine eklenen malzemeleri ve üretim prosesi bölgeden bölgeye, yöreden yöreye kişinin geleneklerine, damak tadına ve alışkanlıklarına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Tarhanaların üretiminde birçok açıdan benzerlikler olsa da birbirinden ayrı duyusal profillere sahiptirler. Birbirinden oldukça farklı duyusal bileşenlere sahip olmalarına rağmen bütün çeşitler "tarhana" olarak anılmaktadır. Literatür çalışmaları incelendiğinde tarhana çorbalarının duyusal profillerine ait araştırmalarının eksikliği tezin çıkış noktasıdır. Bu çalışmada tarhanaların temel özelliklerinin tanımlanması amacıyla Beypazarı, Ege (Manisa ve Çevresi), Maraş, Tarpaz, Uşak, Bolu Kızılcık, Sıkma (Antep) ve Balıkesir Tarhanası olmak üzere 8 farklı örneğin duyusal profilleri incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda Tanımlayacı Lezzet Profil Analizi uygunlanmıştır. Ayrıca LPA sonuçlarından elde edilen verilerin istatistiksel olarak önemini vurgulamak ve tespit etmek için Temel Bileşen Analizi (PCA) yapılmıştır. Duyusal analiz sonucunda genel beğeni parametresine göre en beğenilen üç tarhana çorbası sırası ile Ege (Manisa ve çevresi), Uşak ve Kızılcık (Bolu) tarhanası seçilmiştir. PCA ile incelenen duyusal sonuçlar istatistiksel olarak önemli bulunmuştur

Duyusal analizGastronomiTarhana+4
Merve Bal Yıldırım
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kapitalizm ve korku

Bu çalışma kapitalist toplumda üretim ve tüketim alanındaki öznenin, Marx, Foucault ve Lacan'nın özne üzerine tartışmalarından hareketle korku ve kaygı üzerinde temellenen nasıl bir öznellik geliştirdiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Günümüzde kapitalist sistem devamlılığını sağlarken, insanı da kendisiyle birlikte dönüştürmektedir. Üretim ilişkileriyle kendisine bağladığı insanı gün geçtikçe çeşitlenen tüketim ürünleriyle de kendisine bağlamaktadır. Diğer taraftan kapitalizm dünyayı tehdit eden risklerin küresel düzeyde artmasıyla insanları korku durumlarını çoğaltan bir sistemdir. Bu çalışma kapitalist sistemin ilerlemesiyle birlikte insanların genel kaygı ve korku düzeylerinin arttığını, çalışmanın hayatta kalmak için zorunlu para kazanma kaynağı haline dönüşmesiyle, insanların üretim ilişkilerine mecburen eklemlenmesi sonucu yaşadığı korku ve kaygı durumlarını tartışmaktadır. Burada üretim ilişkilerinin bir egemenlik ilişkisine dönüşürken, çalışmanın bir statü halini alması, statü endişesini oluştururken, esnek üretime geçmeyle birlikte iş güvencesizliğinin getirdiği korku ve kaygıya değinildi. Diğer taraftan tüketimin artık bir ihtiyacı karşılamak yerine bizzat kendisinin bir ihtiyaç halini almasıyla tüketim toplumuna girdiğimizi ilan eden Baudrillard?dan hareketle, insanın salt kendisi istediği için değil, kendine ?rasyonel? diye sunulan davranışları yapmak, ürünleri tüketmek zorunda hissetmesiyle birlikte bu uyumlulaştırma sürecinin modern insanda açtığı korku ve kaygının varlığı ortaya konulmaya çalışıldı. Öznenin kapitalist toplumda artık nesneler, göstergeler ve resmin şiddetine maruz kaldığını tespit ettik. Büyüsü bozulan dünyada gösteri toplumu her şeyi temsile bırakıp kaçarken öznenin nasıl anlamsızlık dünyasında kaldığına ulaşıldı. Marx bize sosyalizm fikrini sunarken onu istememiz ve sosyalizmi kurmamızın en büyük nedenlerinden birisi olarak insanın kendi değerini kendi belirlemesi olarak ortaya koyar. Tüketim ve üretim ile çevrilmiş toplumun hiçbir zaman kendi değerini kendinin biçemediği, artık tükettikçe yok olan, sahip oldukça var olduğu yanılsaması yaşayan bir öznenin olduğu tespit edildi. Öznenin kendi değerini bulduğunu sandığı nesneler ve gösteri dünyası, yaşamanın anlamı gibi görünen üretim ilişkileri, öznenin kendisini kaybederek kendini gerçekleştirdiği, kendi hakikati olabilmek için başkası haline geldiği bir ortam olduğunun altı çizildi. Anahtar Kelimeler: Kapitalizm, Korku, Kaygı, Marx, Baudrillard, Tüketim, Üretim, Gösteri Toplumu, Özne, Öznellik, Debord, Tüketim Toplumu

Baudrillard, JeanKapitalizmKorku+7
Olkan Senemoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Erasmus öğrencilerinin tüketim kültürü alışkanlıkları Nicolaus Copernicus University örneği

Geçmiş dönemlerde ihtiyaçlar sonucu tüketim belirleniyordu. Günümüzde hızla artan ürün çeşitleri ve satış stratejileri ile birlikte tüketim alışkanlıkları değişmiştir. Kapitalizmin ve küreselleşmenin etkisiyle, tüketicilerin tüketim alışkanlıklarını ''tüketim kültürü'' ve ''tüketim toplumu'' kavramları çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu çalışma Polonya'da bulunan Nicolaus Copernicus University'de eğitim gören erasmus öğrencilerine uygulanmıştır. Çalışmada derinlemesine görüşme tekniği ile 19-28 yaş aralığında, 24 katılımcıya 14 sorudan oluşan mülakat uygulanmıştır. ulacaktır

ErasmusErasmus öğrenci değişim programıTüketim+5
Semih İsen
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessAR

مقاصد الاستهلاك وأهدافها في ظل مقاصد الشريعة

Consumption, according to the Islamic perspective, is the direct human consumption of Goods and Services, to Satisfy human desires and needs, But It does not stand on the threshold of the goal of worldly purpose, but rather takes the space of regulation as a result when establishing the interest of the hereafter as well. To build an integrated society that is solid in its strength. Consumption has a special importance for the Islamic economic system as a whole, and its preference over positive economic approaches deserves study, scrutiny and research. The Study was divided into three chapters, each chapter dealing with a part of that thesis. The first chapter dealt with: definitions related to the study, which were concerned with defining consumption and purposes linguistically and idiomatically, and clarifying the meaning that we would like to reach from our use of these terms, and then explaining the impact of those legitimate purposes on the general economic system and its effects on the economic structure and the desired goal of studying this behavior and the possible results. To ascertain the economic reality of the country if these methods are followed. As for the second chapter: the study was concerned with studying the importance of consumption from a legal perspective, and that consumption has an innate value, which God Almighty instilled in humans, as well as directing and considering it as One of The necessities of worship, and that it is the outcome per person reward if it is performed in the correct legal ways. And addressing the protection of money from tampering and misuse and the importance of money in Islamic law as the primary material in consumption, and the necessities of purpose in preserving money leading to protecting money from misuse, and addressing the five necessities and their impact on achieving social Security in the lives of all peoples. And in the third chapter, I dealt with: the objectives of consumption purposes in Islamic law and the legal controls for the consumer, so the Muslim consumer cannot be similar to other non-Muslims in his consumption system, as well as emphasizing the issues of what is permissible and forbidden, reward and punishment in our direct dealings with the issue of consumption, and moderation and moderation in spending that pushes us away On the methods that violate Islamic law and lead to the destruction of money and deserving of divine punishment, and it clarifies the approach that must be followed to achieve the public benefit within the legal limits and objectives. Asking God to bless us and Muslims with goodness and blessings. Keywords: Purposes. Consumption. Services. Islamic Economy. Protection of Funds. Necessities.

Ghassan Ahmed Ekrayyem
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Max Horkheimer ve Theodor W. Adorno'da modern insan düşüncesi ve tüketim toplumu analizi; Samsun örneği

Bu çalışma, modern tüketicilerin hayata olan bakışı ve yaşam şekillerini tüketim kültürü üzerinden anlamayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda kültür endüstrisinin getirdikleri, tüketime yönelik algı ve düşünceler, hermenötik yöntem kullanılarak Samsun ilinde yaşayan toplam 15 kişi ile gerçekleştirilen derinlemesine mülakatlarla çözümlenmeye çalışılmıştır. Kültür endüstrisinden tüketim toplumuna varış süreçleri üzerinden tüketicilerin sahip oldukları tüketim kültürünü kapsayan bu çalışma; günlük hayat içerisinde alışveriş, kitle iletişim araçları, sosyal kimlik, aile kavramı ve manevi değerler temelinde şekillendirilmiştir. Çalışma sonucunda, tüketim kültürünün getirmiş olduğu fiziksel ve sahte ihtiyaçlara sahip olma arzusunun modern bireyde manevi boyutta değerler kaybına neden olduğu görülmüştür. Bu sonucun bireyde "mutsuzluk, dayanışma eksikliği, güven kaybı, yabancılaşma, yalnızlaşma ve anlam kaybı" gibi duygu durumlarının yaşanmasına ve toplum içerisinde huzuru sağlayacak olan değerlerin ve duyguların kaybolmasında etkili olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aydınlanma, Frankfurt Okulu, Eleştirel Teori, Kültür Endüstrisi, Tüketim Kültürü, Tüketim Toplumu, Değerler Tüketimi.

Adorno, TheodorAydınlanmaDeğerler+7
Fatma Begüm Özel
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Porstmodern bir tüketim kültürü yeniden üretim nesnesi olarak teknoloji odaklı telekominikasyon örnekleri: Turkcell, Vodafone, Türk Telekom örnekleri

Kapitalizmin varlığını sürdürebilmesinin temel şartı tüketim toplumunun oluşturulması, reklamlarla aktarılan sembolik ihtiyaçlar ve sunulan hayat tarzları sonucunda gerçekleşmektedir. Reklamlardaki anlamın nasıl oluşturulduğu ve aktarıldığı kullanılan göstergelerle anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, teknoloji odaklı telekomünikasyon reklamları örneği aracılığıyla postmodern bir tüketim kültürü yeniden üretim nesnesi olarak incelemek, yaşam tarzlarının nasıl sunulduğunu, tüketim ideolojisinin nasıl yeniden üretildiği göstermektir. Bu amaçla teknoloji odaklı telekomünikasyon reklamlarının önemli bir yaşam tarzı göstergesi haline geldiği savından hareketle, Türkiye'nin en önemli telekomünikasyon şirketlerinden olan Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom'un 2016-2017 yılında yayınlanan ve ulaşabildiğimiz reklamlardan, çalışmanın amacı doğrultusunda 26 reklamın 15 tanesi söylemsel düzeyde incelenmiştir. Nitekim teknoloji odaklı çözümlenen reklamlarda, eğlence, estetikleştirilmiş yaşam, modern, teknolojik gibi postmodern tüketim toplumuna ait nitelikler aracılığıyla yaşam tarzlarının yeniden üretildiği ve insanların bu yaşam tarzlarına öykündürüldüğü görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Reklam, Tüketim, Yaşam Tarzı ve Söylemsel analiz

PostmodernizmReklamlarTeknoloji+7
Ayşegül Babaoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Popüler tüketim kültürünün sosyal ilişkilerde yarattığı görünmez (soyut) hiyerarşi

İnsanoğlu var olduğu günden bu yana topluluklar halinde yaşamayı öğrenmiş ve topluluğun bir parçası olma ihtiyacını her dönem hissetmiştir. Bu nedenle sosyalleşme olgusu insanın en temel gereksinimleri arasında yer almaktadır. İnsanların farklı gruplar içinde yaşadığı etkileşim sonucunda edindiği ve birbirleriyle paylaşarak şekillendirdiği kazanımlar ile kültür kavramı oluşmuştur. Kültürün farklı olgulara işaret eden tanımlamaları da; kitle ve elit kültür, maddi ve manevi kültür, ulusal ve evrensel kültür, popüler kültür ve tüketim kültürü şeklinde adlandırılmıştır. Çalışmamın temel sorularına işaret eden popüler kültür kavramına irdelediğimizde, görüyoruz ki günümüzde tüm dünyada hakimiyetini sürdürmektedir. Televizyondan internete, müzikten giyime, hayatın neredeyse her yerinde yaş, cinsiyet, meslek ve sosyal sınıf ayrımı yapmadan her kesimi etkilemektedir. Popüler kültür kavramı, günümüzde hala etkisini arttırarak gösteren bir olgu niteliği taşımasından dolayı uzmanlar tarafından üzerinde sık sık durulan bir kavram özelliği de taşımaktadır. Bununla birlikte, bu kavrama olan ilginin çokluğu ve popüler kültürle yaşıyor olmamız, popüler kültür kavramına evrensel bir tanımlama getirmenin güçlüğüyle bizi karşı karşıya bırakmaktadır. Gündelik hayatın vazgeçilmez bir olgusu olan popüler kültürün sosyal ilişkilere olan etkileri tezin ana hedefini oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle insanların tüketim alışkanlıklarıyla birlikte toplumda yer edindiği statü tanımlamasının nasıl bir sonucu beraberinde getirdiği araştırılmış ve popüler tüketim alışkanlıklarının sosyal ilişkilerde bir hiyerarşi oluşturup oluşturmadığı problemine cevap aranmıştır. Araştırma Z Kuşağı üzerinde yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Popüler Kültür, Tüketim Kültürü, Z Kuşağı, Hiyerarşi, Sosyal İlişkiler, Popüler Tüketim, Medya

HiyerarşiPopüler kültürSosyal ilişkiler+2
Mahsum Zınar Aydın
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kültür ve popüler kültürde çikolatanın yeri ve öneminin kültür, tüketim, sağlık ve lezzet bağlamlarında incelenmesi: Gaziantep örneği

Çikolata, dünyanın birçok yerinde üretilen ve küresel çapta büyük bir tüketim hacmine sahip bir yiyecektir. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de insanların severek tükettiği çikolata, oldukça uzun bir geçmişe sahiptir. Çikolatanın böyle uzun bir geçmişe sahip olması ve tarihle birlikte şekillenerek gelişmesi, onu sadece bir yiyecek maddesi olmaktan çıkarmış ve çok yönlü gastronomik bir öğeye dönüştürmüştür. Tarihin içinde gelişimine devam eden çikolata, kültür ve popüler kültür ile sıkı bağlar kurmayı başarmıştır. Bu çalışmanın amacı, çikolatanın kültür ve popüler kültür içindeki yerini ve önemini kültür, tüketim, sağlık ve lezzet bağlamlarında incelemektir. Bu incelemeyi yaparken, Türkiye'nin en büyük şehirlerinden biri olan Gaziantep örneklem olarak seçilmiştir. Çalışmada yöntem olarak betimsel tarama modeli uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak ise, anket yöntemi kullanılmıştır. SPSS programı kullanılarak verilerin analizi yapılmış ve çıkan sonuçlar tablolar halinde sıralanmış ve yorumlanmıştır. Çikolatanın kültür ve popüler kültürdeki yeri ve önemini kültür, tüketim, lezzet ve sağlık bağlamlarında araştıran bu çalışmanın sonucunda, katılımcıların mesleklerinin çikolatanın kültürle olan ilişkisinde anlamlı bir etki oluşturmadığı görülmüştür. Fakat, yaş, tüketim sıklığı ve özellikle de cinsiyetin çalışmanın sonucunu etkileyen anlamlı farklılıklar yarattığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çikolata, Kültür, Popüler kültür, Tüketim, Sağlık, Lezzet

GaziantepKültürPopüler kültür+3
Dila Sarıgül Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Reklamlarda yuva imgesinin yeniden üretilmesi

Bu çalışmanın amacı reklamlarda yer alan yuva imajının kurgulanışının toplumdaki egemen ideolojiyle yeniden üretilmesini araştırmak üzerine odaklanmıştır. Yuva kavramı için temel unsur olan ailenin, toplumsal bir kurum olarak ekonomik ve kültürel değişiklikler karşısında gösterdiği değişim kaçınılmazdır. Bu çalışmada tarihsel süreç içerisinde dünya genelinde ve Türkiye özelinde incelenen yuva kavramı, üyeleri, mekanı ve güvenlik gibi vazgeçilemez unsurları ile ele alınmıştır. Bu incelemede kitle iletişim araçlarının ortaya çıkması sonucu, yuva kavramında meydana gelen gelişme ve değişimler de göz önünde bulundurulmuştur. Yuva kavramı, özeline inildiğinde kavrama ait aile, aile üyeleri, mekan gibi unsurların, tüketim kültürü, tüketim toplumu, imaj, kültür emperyalizmi ve özellikle reklamlar bağlamında, egemen ideolojiye yönelik yeniden inşası analiz edilmiştir. Reklamlarda yuva imgesinin yeniden inşasının kurgulanışını ele alabilmek için literatür taraması yapılmış, çalışmanın analiz bölümünde göstergebilim tekniği kullanılmış, televizyonda kullanılan göstergeler aracılığıyla aile ve yuvanın yeniden üretilişi incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yuva, Aile, Reklam, İmaj, Tüketim Kültürü, Tüketim Toplumu, Kültür Emperyalizmi

AileKültürel emperyalizmReklamcılık+6
Sabiha Yudum Tüfekçi
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hızla yaygınlaşan ve gelişen tüketim kültürünün geleneksel yemek kültürüne etkileri; Gaziantep mutfağı örneği

İnsan var oluşundan günümüze bütün canlılar gibi hayatta kalma çabası içinde olmuştur. Bu çabasını yerine getirebilmesi adına yapılan en önemli uğraşı beslenmedir. Beslenme sadece hayatta kalma ve çoğalma güdüsünü gerçekleştiren bir olay değil aynı zamanda medeniyetin gelişmesi de beslenmeye bağlıdır. Karnını doyuramayan bir toplumun icatlar yapabilmesi ve gelişebilmesi maalesef imkânsızdır. Beslenme, sadece karın doyurma değil aynı zamanda bir kültür olarak aktarılmaktadır. Yemek kültürünün devamlı gelişmesi ve değişmesi insanlık için iyi ve kötü sonuçlara sebep olmuştur. Özellikle sanayi devrimine kadar olumlu şekilde gelişen yemek kültürü bir anda endüstriyel bir üretim hattına dönüşmüştür. Daha fazla insanı doyurmak ve daha ucuza üretme güdüsü geleneksel gelişime son vermiştir. Bu değişim ülkemizde, gelişmiş ülkelere göre son yıllarda kendini göstermektedir. Alışveriş merkezleri ve zincir restoranların yaygınlaşması ile tüketim kültürünün toplum üzerinde etkisi artmaktadır. Gaziantep mutfağının geleneksel yapısını koruyor olması ve sanayi şehri olması nedeniyle geleneksel ve tüketim mutfaklarına ait kültüre sahiptir. Bu nedenle geleneksel Gaziantep mutfağının tüketim kültürü karşısındaki durumunu analiz etmek adına yüz yüze görüşmeler ile Gaziantep mutfağının değişimleri incelenmiştir. Yüz yüze yapılan görüşmelerde katılımcıların %28'i yöresel yemeklerin maliyetinden dolayı, %36'sı kolay hazırlanamadığından, %20'si geleneksel yemeklerin stoklanamadığından ve %16'sı da mevsimsel nedenlerden dolayı restoran menülerinde yer almadığını belirtmişlerdir.

GaziantepMutfakRestoranlar+3
Fatih Yıldız
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık dergilerinde sağlığın kadın bedeni üzerinden yeniden inşası: Sağlık ve Yaşam dergisi örneği

Birey, toplum içerisinde modern dönemde ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel olarak, postmodern dönemde ise tüketim kültürünün etkisiyle göstergesel bir özne olarak değerlendirilmiştir. Tüketim kültüründeki özne ise her daim tüketmeye hazır, sağlıklı bir bireydir. Kapitalist üretici, ürettiği ürünü satabilmek için her geçen gün yeni stratejiler oluşturmakta ve hâlihazırdaki pazarını yeni söylemler ve gösterilerle daha çok tüketime yönlendirmektedir. Bu gösterinin temel nesnesi, aynı zamanda bazen de öznesi olabilen kadın bedenidir. Kadınlar güzellik, sağlıklı olma, genç görünme ve genç kalma söylemlerinin etkisiyle tüketim kültürünün bedenlerine kolayca müdahale edebileceği bir nesne haline getirilmiştir. Kadın bedeni, gerek tüketimi daha da arttırabilmek adına, gerekse tüketimin öznesi olabilmesi adına basılı medyada magazin nesnesi veya cinsel obje olarak kullanılarak temsil edilmiş ve dolayısıyla kültür endüstrisinin kadınlar için öngördüğü eğlence nesnesi kavramının pekiştirilmesine neden olmuştur. Bu çalışmada, kadın bedeninin, toplumda kadın erkek herkese hitap eden sağlık dergilerinden biri olan "Sağlık ve Yaşam" isimli dergi üzerinden çeşitli söylem ve göstergelerle nasıl cinsel bir obje olarak metalaştırılıp kullanıldığı kültür endüstrisi ve postmodern feminizm bağlamında açıklanmaya çalışılmıştır. Derginin 2016 yılında aylık olarak yayınlanan, 12 sayısındaki resimler göstergebilimsel bir analiz ile eleştirilmiştir.

DergilerGüzellikKadın bedeni+6
Nuray Korkmaz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir tüketim pratiği olarak gençlerin israf anlayışının kır-kent bağlamında karşılaştırılması: İzmir örneği

Tüketim en genel ifadeyle, bireylerin yaşamın her alanındaki ihtiyaçlarını karşılaması olarak tanımlanmaktadır. Tüketim toplumunda teknolojinin ve yaşam koşullarının geliştirilmesinin etkisiyle tüketim hızla artmaya başlamıştır. Bu artışla birlikte tüketim, ihtiyaçları karşılamanın ötesinde bir anlam ifade etmeye başlamıştır. Tüketim, statü ve sosyal ilişkiler için de araç konumuna gelmiştir. Bu nedenle bireyler gösteriş için tüketim yapmaya yönelmiştir. Tüketim kavramındaki bu değişimle birlikte daha çok ortaya çıkmaya başlayan israf kavramı, tüketimde aşırılık ve boşa harcama olarak tanımlanmaktadır. Tüketim toplumunda bir tüketim pratiği olarak görülen israf davranışını, tüketimin en dinamik kesimi olan gençler üzerinden incelemek, gençlerin israf anlayışlarının kır ve kentte nasıl farklılaştığını açıklamak araştırmanın temel amacıdır. Tüketim ve israfın farklı türleri olduğu için iki kavram arasındaki ilişkinin farklı çeşitleri mevcuttur. Bu çalışmada israf kavramının giyim, gıda, enerji ve su israfı kapsamında ele alınması planlanmıştır. Bu alanların hepsinin araştırmaya dahil edilmesi gençlerin tüketim alışkanlıklarının ve israf davranışlarının incelenmesi açısından daha geniş bir perspektif sunacağı için tercih edilmiştir. Ayrıca bu kavramsal çerçeve, Baudrillard ve Veblen'in bu alandaki kuramsal metinleriyle desteklenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak İzmir'in merkezinde ve Ödemiş İlçesi'nin köylerinde yaşayan 20 katılımcı ile görüşülmüştür. Katılımcıların yaş aralıkları 18-30 olarak belirlenmiştir. Katılımcılar kartopu örneklem tekniğiyle seçilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla elde edilen veriler, kuramsal bakış açısıyla belirlenen temalar çerçevesinde analiz edilmiştir. Verilerin analizi sırasında Maxqda programı kullanılmıştır. Bu analizler doğrultusunda, çalışmanın en temel sonucu; gençlerin tüketim ve israf anlayışının kır ve kent bağlamında bazı farklılıklar gösterdiğidir. Ancak verilen yanıtlara bakıldığında, bu farklılıklara rağmen israf anlayışının kırda ve kentte benzerlik gösterdiği görülmektedir. Anahtar kelimeler: Tüketim, tüketim kültürü, israf anlayışı, kır-kent

GençlerKarşılaştırmalı analizKentler+7
Emine İdil Savur
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal ağlar ve tüketim ekonomisi: Instagram' da ağ etkileşimi, marka sunumu, reklam ve pazarlama stratejileri üzerine bir inceleme

Gelişen telekomünikasyon teknolojileri, özellikle de internet ve ona bağlı sosyal ağların gelişimi ile birlikte bireylerin gündelik yaşamında ve toplumların yapısında kimi değişiklikler ortaya çıkmıştır. Sosyal medya ağları bireylerin bilgi ve içerik paylaşımlarını her geçen gün değişmiştir. Kullanıcıların her anına dokunan sosyal medya ağlarıyla yeni bir reklamcılık türü olan sosyal medya reklamcılığı da ortaya çıkmıştır. Sosyal medya ağları içerisinde görsel paylaşım üzerine kurulu olan ve kullanıcılarına fotoğraf paylaşımları ile benliklerini sunabilecekleri, hashtag ve keşfet kısmı gibi özellikleriyle de etkileşim yaratarak takipçilerini arttırabilecekleri bir alan sunan Instagram sosyal mecraların en popülerlerindendir. Kullanıcılarına ve bir sosyal medya ünlüsü olabilecekleri algısını yaratan Instagram' da belirli bir takipçi sayısına ulaşmış olan kullanıcılar 'ınfluencer' ya da etkileyici kişi gibi tanımlarla anılmaktadır. Bu kişiler, gündelik yaşam fotoğrafları ile yapmış oldukları paylaşımlarla binlerce, milyonlarca kişiye etkili bir şekilde ulaşabilmektedirler. Dolayısıyla ınfluencerlar da bir reklam ve pazarlama alanı olarak markaların dikkatini çekmektedirler. Bu noktada, çalışmanın amacı belirli bir takipçi sayısına ulaşmış olan ınfluencerların, aile bireyleri, özel alanları ve hayatlarının her anını kapsayacak şekilde günlük hayat fotoğrafları ile yapmış oldukları paylaşımlar aracılığıyla, Instagram hesaplarını marka sunumu, reklam ve ticaret alanına çevirme nedenlerinin açıklanmasıdır. Bu amaca erişmek için, nitel araştırma deseni ile tasarlanan bir araştırma süreci yürütülmüştür. Gündelik hayat fotoğrafları ile marka sunumu ve ürün reklamı yapan 15 kullanıcıya ulaşılmış ve önceden hazırlanmış olan 29 soru, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla sorulmuştur. Sorulan sorular betimsel analiz yöntemi kullanılarak yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda öne çıkan bulgulara ise Instagram hesaplarını günlük hayat fotoğrafları ile marka sunumu, ürün reklamı yapma amacıyla kullanan ınfluencerların, Instagram kullanım oranlarının bu amaç doğrultusunda arttığı saptanmıştır. Aynı şekilde ınfluencerların, Instagram hesaplarından ürün reklamı ve marka sunumu yapabilmek için, özel yaşam alanı paylaşımlarının sıklığının, takipçi sayılarına verdikleri önem ve paylaşımlarına gelen beğeni ve yorumların öneminin de arttığı saptanmıştır. Influencerların yapmış olduğu paylaşımlardan mahremiyet algısının ve özel yaşam alanı ile kamusal yaşam alanı ayrımın değiştiğine ulaşılmıştır. Influencerların Instagram hesaplarından günlük hayat fotoğrafları ile marka sunumu ve ürün reklamı yapma amaçlarının ise maddi kazanç elde etmek ve ücretsiz ürün sahibi olmak olduğu saptanmıştır. Sosyal medya uygulaması olan Instagram'ın kullanıcılar tarafından markaların sunum alanı ve reklam stratejileri ile pazarlama sahasına dönüştürüldüğü söylenebilir. Anahtar Sözlükler: Sosyal Medya; Sosyal Medya Reklamları; Instagram; Influencer; Influencer Reklamları.

MarkaPazarlama stratejileriReklamlar+5
Dilara Kübra Bozkır
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların e-ticaret sistemlerini kullanma eğilimleri ve Gaziantep ilinde bir araştırma

Teknolojik gelişmeler ve tüketicilerin beklentileri alışveriş kavramına bazı yenilikler getirmiştir. Bu yeniliklerin başında e-ticaret kavramı yer almaktadır. İnternet ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşması, e-ticaret kavramının oluşmasına meydan hazırlamıştır. Geniş ürün yelpazesi ve fiyat aralığına sahip olan e-ticaret sistemleri alışverişi kolaylaştırmış, tüketim kültürünü geniş coğrafyalara ulaştırarak sınırları ortadan kaldırmıştır. Tüketiciler, üreticiler ve devlet arasında iletişimi kolaylaştıran, zaman ve alan tasarrufu sağlayan elektronik bir ağ oluşmuştur. Kadınların toplumsal statülerindeki artış, tüketimi yönetme kabiliyetlerini ortaya çıkmıştır. Kadınların elde ettikleri maddi ve manevi kaynaklar, gen haritasında var olan alışveriş dürtüsünü harekete geçirmiştir. Günümüzde kadın tüketici pazarına yönelmenin daha karlı olacağını düşünen firmalar, çalışmalarını e-ticaret kanalıyla güçlendirmeye başlamışlardır. Bu çalışma, kadın tüketicilerin e-ticaret sistemlerini kullanma eğilimlerinin araştırılıp incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yapılan çalışmada anket tekniği kullanılarak, Gaziantep ili merkezinde yaşayan 400 bayan tüketiciye sorular sorulmuştur. Araştırmaya katılan kadın tüketicilere bazı demografik sorulara ek olarak interneti ve e-ticareti ne sıklıkla kullandıkları, e-ticareti tercih etme sebepleri gibi sorular yöneltilmiştir. Anahtar Kelimeler: İnternet, e-ticaret, tüketim kültürü, kadın tüketiciler, kadının toplumsal konumu

Elektronik ticaretGaziantepKadınlar+5
Hatice Kübra Özyurt
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Davranışsal iktisat perspektifiyle tüketici tercihi: Kültür çerçevesinde karşılaştırmalı bir inceleme

Bu çalışmanın amacı; davranışsal iktisat temelinde tüketicilerin tercihlerini belirleyebilmek, örneklemlerin kültür açısından farklılıklarını ortaya koymak, davranışsal iktisatta kararları biçimlendiren bilişsel önyargı ve yanılgılar çerçevesinde kültür farklılığının tüketici tercihleriyle ilişkisini açıklamaya çalışmaktır. Bu amaçlar doğrultusunda üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde; davranışsal iktisadın tarihi gelişim süreci, tüketicilerin kararlarını biçimlendiren ve davranışsal iktisatta yer alan bazı bilişsel ön yargı ve yanılgılar açıklanmıştır. İkinci bölümde; tüketim teorileri, tüketici davranışları, tüketimi etkileyen faktörlerden kültür faktörü ve ulusal kültür boyutları ele alınmıştır. Son bölümde; davranışsal iktisatta kararları biçimlendiren bilişsel ön yargı ve yanılgıların, farklı kültürel özelliklere sahip bireylerin tüketim kararlarındaki etkisini belirleyebilmek amacıyla İstanbul ve Londra örneklemlerine yapılan anket verilerine yer verilmiştir. Bu bölümde, ankete ilişkin veriler SPPS 25 ve AMOS 21 programlarında faktör analiz, fark analizi ve bağımsızlık testi yöntemleri kullanılarak analiz edilmiş ve hipotezler sınanmıştır. Analiz sonuçlarına göre; İstanbul ve Londra örneklemlerinin belirsizlikten kaçınma, bireycilik-toplulukçuluk ve kısa-uzun döneme yönelme boyutları arasında fark olduğu belirlenmiştir. Ayrıca kültür farklılığı ile bedava etkisi (hediye çeki) sorusuna, tuzak etkisi sorularına, yüksek çıpalama etkisi sorularına, sahiplik etkisi (ürüne kendi sahip olma durumunda) sorusuna, kazanç seçenekli (bankacılık krizi) çerçeveleme etkisi sorusuna, kayıp seçenekli (su sıkıntısı) çerçeveleme etkisi sorusuna ve referans noktası yüksek zihinsel muhasebe etkisi sorusuna verilen yanıtlar arasında ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Davranışsal ekonomiKültürKültürel boyutlar+4
Dilek Alma Savaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yoksulluk tüketimi: Yoksul tüketicilerin tüketim davranış kalıpları

Yoksulluğun nedenleri, yoksulluğu azaltma veya yoksulluktan kurtulma, kısaca "asgari düzeyde insana yakışır bir yaşam" birçok sosyal disiplinin uzun zamandır ilgilendiği konular olmuştur. Sanayileşmiş ülkelerde tüketim günlük yaşamda önemli bir rol oynamaktadır. Tüketim toplumu içinde normallik tüketme kabiliyeti ile eşittir. Tüketicilerin pazarın cazibesine en son ve en iyi tüketim mallarını alarak yanıt vermeleri beklenmektedir. Toplumun varlıklı üyeleri bu beklentiyi yerine getirirken, tüketim pazarının cazibesine cevap verme yetenekleri sınırlı olan yoksul tüketiciler ise toplumdan ayrıştırılıp "istenmeyen", "tüketmeyen" ve "kusurlu tüketiciler" olarak görülmektedirler. Düşük gelirli tüketicilerin bu şekilde görülmesi veya tanımlanması pazarlamacıların bu tüketicileri görmezden gelmelerine neden olmaktadır. Ve bu tüketiciler hedef pazarlar olarak yüksek önceliğe sahip olmadıklarından pazar araştırmalarında arka planda kalmaktadırlar. Oysa gelişen bilgi teknolojileri ve hızlı küreselleşme çağında tüketim kültürünün mesajlarına maruz kalan yoksul tüketiciler "modern" yaşam tarzının bir parçası olmayı istemekte ve sosyal olarak kabul edilebilirliği sağlamak için kurallara uyma ihtiyacı duymaktadırlar. Kendilerini bu mesajlardan soyutlayamayan yoksul tüketiciler her ne kadar finansal kısıtlamalara sahip olsalar da bu duruma ayak uydurmaya çalışmaktadırlar. Ve bunu tüketim ile gerçekleştirmektedirler. Yoksul tüketicilerin riskli, karsız olduklarına ilişkin bir dizi inanış vardır. Yoksul tüketiciler hakkında yaygın olarak kabul edilen bu inanışların kırılması gerekmektedir. Bu çalışma, bu inanışları kırmayı ve yoksulların tüketim davranış kalıpları ile ilgili daha geniş bir çerçeve çizmeyi amaçlamaktadır. Yoksul tüketicilerin tüketim davranış kalıplarının belirlenmesi amacı ile nitel araştırma yürütülmüş; 30 yoksul tüketici ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Verilerin analizinde betimleyici analiz ve içerik analizi kullanılmıştır. Nitel araştırma bulguları sosyal karşılaştırma ve materyalizm değişkenlerinin yoksul tüketicilerin satın alma davranışı açısından önemli olduğunu göstermiştir. Bu bulgular doğrultusunda sosyal karşılaştırma ve materyalizmin bilinen markalı beğenmeli malları satın alma davranışı üzerindeki etkisinin incelenmesi amacıyla nicel araştırma yürütülmüştür. Nicel araştırmada planlı davranış teorisi temel alınmıştır. Bu doğrultuda 430 tüketiciye yüz yüze yöntem ile anket çalışması uygulanmıştır. Toplanan verilerin analizinde keşfedici faktör analizi, çoklu regresyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Nitel araştırma sonuçlarına göre yoksul tüketiciler dokuz kategoride (satın alma alışkanlıkları, alışveriş yeri tercihleri, yoksullukla baş etme stratejileri, alışveriş motivasyonları, fiyat bilinci, kalite bilinci, marka bilinci, marka bağlılığı, görece daha fazla ödeme yapmak zorunda kalmaları) incelenmiştir. Nicel araştırma bulgularına göre sosyal karşılaştırmanın ve materyalizmin bilinen markalı beğenmeli malları satın almaya ilişkin tutum üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Subjektif norm, tutum ve algılanan davranış kontrol değişkenlerinin niyeti pozitif etkilediği bulunmuştur. Son olarak niyetin davranış üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç kısmında, nitel ve nicel araştırma bulguları doğrultusunda, işletmelere ve gelecekteki çalışmalara yönelik öneriler tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Yoksulluk, tüketim, sosyal karşılaştırma, materyalizm, planlı davranış teorisi

TüketimTüketim davranışlarıTüketim kültürü+2
Merve Bozdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dini yönelimin ve sosyal medya kullanımının gösterişçi tüketim üzerine etkisi

Gösterişçi tüketim bugünün tüketim toplumunu oluşturan tüketicilerin alışkanlıklarını ve satın alma davranışlarını açıklamaktadır. Dolayısıyla tüketim biçimine etki eden faktörlerin incelenmesi akademik anlamda büyük önem taşımaktadır. Gösterişçi tüketimi teşvik eden unsurların neler olduğunun bilinmesi, bireyleri gösterişçi tüketime yönlendirenin ne olduğunun ortaya konulması, bu konuda geliştirilecek pazarlama stratejilerinin daha doğru ve gerçekçi olmasını sağlayacaktır. Göstererek tüketmek, sergileyerek ve başkalarının görmesine izin vererek tüketmek anlamına gelen gösterişçi tüketim, satın alınan mal ve hizmetlere sembolik, duygusal ve psikolojik anlamlar yüklemekte, malı ekonomik ve fonksiyonel değerinden uzaklaştırmaktadır. Genel olarak dini inançlar ve özelde de İslam dini her ne kadar gösterişi, israfı yasaklasa da bugünün seküler ve kapitalist anlayışına eklemlenen Müslüman birey, modanın, reklamların ve kitle iletişim araçlarının etkisiyle gösterişçi tüketimden kaçamamaktadır. Sosyal medya araçları ise devamlı olarak gösterişçi tüketimi besleyen elverişli ortamlar sunmakta, kişilerin adeta birer vitrine dönüşerek, kendilerini sergilemelerine imkân vermektedir. Bu tez çalışması gösterişçi tüketimi dini yönelimin ve sosyal medya kullanımının nasıl etkilediğini araştırmakta, farklı dini yönelime sahip ve farklı amaçlarla sosyal medyayı kullanan kişilerin gösterişçi tüketim eğilimlerini incelemektedir. Nicel veri toplama yöntemlerinden çevirim içi anketin tercih edildiği bu çalışma sonucunda içsel dini yönelime sahip bireylerin daha az gösterişçi tüketimde bulundukları, dışsal dini yönelime sahip bireylerin ise gösterişçi tüketim eğilimlerinin daha fazla olduğu görülmüştür. Ayrıca sosyal medya kullanımının gösterişçi tüketimi pozitif yönde etkilediği, sosyal medyayı eğitim amaçlı kullananlar ile gösterişçi tüketim arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu araştırma sonucunda görülmüştür. Sosyal medya kullanım amacının gösterişçi tüketim üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

DinDindarlıkDini eğilimler+5
Hatice Yıldırım
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodern tüketim ve din: Kendilerini dindar olarak tanımlayan kadın tüketiciler üzerine bir inceleme

Günümüz Postmodern çağı, tüketim kültürünün yaşam felsefesini insanlığa sunan, yeni bir ideolojinin hakim olduğu, bireylerin tükettikleri üzerinden var oluş temsiliyeti sergilediği göstergeler çağıdır. Bu çağın düşünce sistemi, din ve değerlerine bağlı dindar bireyleri de etkilemiş ve tercihlerinin yönünü tüketim odaklı olarak değiştirme noktasına getirmiştir. Araştırmamızda bu konuya/probleme temas ederek tüketim kültürünün dindar kadınların tüketim davranışı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma modeli olarak derinlemesine mülakat tekniği uygulanmıştır. Katılımcılarımızla yaptığımız mülakat sonucunda literatür araştırmamızı destekleyici bulgulara erişilmiştir. Tüketim kavramının dini değerler ve argümanlarla çeliştiğini ve katılımcılarımızın günlük yaşantısında bu çelişkinin belirgin düzeyde açığa çıktığı gözlemlenmiştir. Özellikle ihtiyaç dışı tüketimin, hazların ön planda olduğu bu çağda bireyin manevi değerlerini korumakta zorlandığı ve tüketim kültürünün değerlerini benimseyerek inancından, dini yaşantısından ödün verdiği bulgularımızdan yola çıkarak ifade edilebilmektedir.

DinDindarlıkKadınlar+7
Merve Çiloğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Muhafazakârlik ve tüketim kültürü üzerine bir inceleme (Üsküdar örneği)

Bu çalışmanın konusu Muhafazakârlık ve Tüketim Kültürü Üzerine Bir İnceleme (Üsküdar Örneği) olarak belirlenmiştir. Öncelikle muhafazakârlık anlayışı ve muhafazakârlığın değişim evreleri üzerinde durularak konunun etraflıca anlaşılması amaçlanmıştır. Bunun yanı sıra muhafazakârlığın tarihsel geçmişi ele alınmış ve sonrasında geçirmiş olduğu değişimler irdelenmeye çalışılmıştır. Tez çalışmasında muhafazakârlığın tanımı, tarihsel gelişimi ve Türkiye'deki muhafazakarlığın gelişimi üzerinde durmaya çalışılmıştır. Bunların yanı sıra muhafazakâr kadınların tüketim alışkanlıkları üzerinde de durularak tüketim kültürü üzerinde yaşanan değişimler de dikkatle incelenmiştir. Konu detaylandırılarak evli olan ve evli olmayan kadınlardan çalışan veya çalışmayan kadınlara kadar çeşitli başlıklar altında tüketim kültüründe yaşanan değişimler anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmada ayrıca derinlemesine görüşme yöntemi uygulanarak muhafazakâr tüketim kültürü ile ilgili örnek veriler toplanmıştır. Çalışmada kendini muhafazakar olarak tanımlayan 20 kadın ile 8 hafta zaman zarfında, birebir derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Bu veriler çalışmanın verimliliği açısından oldukça önemlidir. Çalışmanın son bölümünde yapılan bütün araştırma ve derinlemesine görüşmeler değerlendirilerek analizler yapılmıştır. Derinlemesine görüşmeler sonucunda, Türkiye'deki muhafazakarlığın getirdiği liberal ekonomi ile birlikte görüşmecilerin refah düzeyinin arttığı ve tüketim alışkanlıklarında değişikliklerin meydana geldiğini ve kendilerini alışveriş yaparken daha rahat hissettiklerini dile getirmektedirler.

MuhafazakarlıkTüketimTüketim kültürü+1
Sevil İke Sala
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects