Railways
59 theses under this subject heading
Mekânsal eşitsizlik ve Türkiye'de demiryollarının gelişimi
Bu tezin amacı mekânsal bakış açısıyla eşitsiz gelişme kavramını yeniden ele alarak tartışmak, eşitsiz gelişme sürecini açıklayan kuramsal yaklaşımlarda göz ardı edilen coğrafya ile ilişkisini ortaya koymak ve Türkiye'nin eşitsiz gelişme sürecini, sermayenin coğrafi hareketliliğinin mekânsal bir altyapısı olan demiryolu ulaşımı ve politikalarıyla ilişkili olarak çözümlemektir. Bu amaç doğrultusunda ilk bölümde mekânsal bakış açısının ne olduğu sorusu üzerinde durularak mekânın sosyal teori ile ilişkisi ele alınmaktadır. Tezin ikinci bölümünde eşitsiz gelişme kavramı üzerinde durulmakta ve modernleşme sürecinde coğrafi/mekânsal farklılıkları göz ardı eden eşitsiz gelişme kuramları değerlendirilmektedir. Üçüncü bölüm, Türkiye'de eşitsiz gelişme sürecinin nasıl tartışıldığına odaklanmaktadır. Türkiye'de bölgesel eşitsiz gelişmenin mekânsal bir bakış açısıyla ele alınmadığının görülmesi üzerine, son bölümde Türkiye'deki bölgesel eşitsiz gelişme sürecinin, mekânsal bakış açısıyla ele alınarak değerlendirilmesi ve coğrafi farklılıklarla ilişkisinin anlaşılmasına yönelik bir çalışma geliştirilmiştir.
Adana - Mersin Demiryolu Hattı üzerindeki istasyon binalarının tarihi ve mimari analizi
Bu çalışmada, Osmanlı döneminde yapılan ve en önemli hatlardan biri olan "Bağdat Demiryolu"nun Mersin-Adana hattı üzerindeki istasyon binaları ele alınmıştır. Bu hat üzerindeki istasyon binalarının yapıldıkları dönemler itibariyle tarihi ve mimari özellikleri incelenmiş olup bu dönemlerdeki mimari anlayışın istasyon binalarına yansımaları saptanmıştır. Çalışmada; XIX. yüzyılda Avrupa'nın sanayileşme süreci ve Avrupa'da demiryolunun gelişimi, Osmanlı İmparatorluğu'nun demiryolu çalışmaları ve Osmanlı'da yabancı sermayedarlar tarafından yapılan ve işletilen demiryolu hatları ile Mersin-Adana hattı üzerinde bulunan istasyon binalarının bulundukları dönemler içerisindeki mimari gelişim süreçleri araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Demiryolları, Demiryolu İstasyon Binaları, Mersin-Adana Hattı
Erken Cumhuriyet Dönemi Anadolu kentinde bir modernleşme aracı olarak "İstasyon Caddesi"nin incelenmesi: Ankara örneği
ÖZET Kent, modern toplumla birlikte varolur ve onun gelişiminde büyük rol oynar. Türkiye Cumhuriyet de kuruluş yıllarında yüklendiği tüm toplumsal, siyasi, kültürel hedefleri, kentsel alanda görünür kılma amacıyla Anadolu kentini hedef alan bir modernleşme hareketi içine girmiştir. Bu hareketin izlerini takip etmek ise donemin siyasi ve sosyal, resmi ve resmi olmayan tarihini olduğu kadar kentsel ve mimari tarihini de içeren bir yaklaşımla mümkündür. Bu çalışmada genelde, başlıca demiryolunun ulaştığı dört Anadolu kenti: Afyon, Konya, Eskişehir, Ankara ve özelde de başkent Ankara olmak üzere donemin kentsel analizleri "istasyon caddesi" kavramı üzerinden yapılmıştır, "istasyon caddesi", kentsel oluşuma modernleşme bağlamında yaptığı ilk kentsel katkı dolayısıyla ve modernleşme politikaları ve uygulamalarının gündelik yaşamdaki izlerini de içeren çok keskin bir kentsel ön şema oluşturabilmemize olanak sağlar. Bu özellikleriyle "İstasyon caddesi" tezin kavramsal strüktürünün önemli bir parçasıdır. "Ankara" örneği ise başkent olma özelliği dolayısıyla devlet ve halkın kent mekanındaki karşılaşma biçimlerini çok yoğun olarak görmemize yarayan bir araç ve modernleşen Türkiye'nin ve Türk kentinin temel modeli olması dolayısıyla önemlidir. Anahtar kelimeler: İstasyon caddesi, Türkiye'de modernleşme, Demiryolu, Başkent Ankara
Trenlerarası çatışma yönetimine dayalı trafik kontrolü için bir karar destekleyici sistem
ÖZET Bir ulaştırma alt sistemi olan demiryolları, sistem içindeki taşımacılık payını korumak hatta artırmak durumundadır. Ancak, bunu yaparken diğer alt sistemler (özellikle karayolu taşımacılığıyla) rekabet etmek zorundadır. Rekabet edebilmenin en önemli koşullan arasında, sunulan hizmetin düzeyi (kalitesi) oldukça önemli bir yer tutar. Bir ulaştırma hizmetinin kalitesine ilişkin iki ölçüt, dakiklik ve güvenilirlik olmaktadır. Bu ölçütlerin belirli (istenilen) düzeyde tutulabilmesi, demiryolu işletmeciliğinin sürekli ve tamamlayıcı bir öğesi olan etkin trafik kontrolü ile sağlanabilir. Bu çalışmada, trafiğin önceden hazırlanmış çizelgeye göre yürütüldüğü plan duyarlı işletmecilik koşullarındaki trafik kontrol problemi ele alınacaktır. Önceden hazırlanmış çizelge, trenlerarası çatışmaların bulunmadığı, uygulanabilir bir plandır. Ancak, planlanmamış (normal dışı) olaylar nedeniyle meydana gelen gecikmeler, trenlerarası çatışmaların ortaya çıkmasına neden olabilir. Trafik kontrolü, trenlerarası çatışmaları, çatışma gecikmelerini en küçükleyen bir yöntemle etkin bir şekilde çözerek, yeni bir (uygulanabilir) çizelge hazırlamak için uygulanır. Bu çalışmada, bu amaca yönelik olarak bir sezgisel algoritma hazırlanmıştır. Burada geliştirilen algoritma, tren dispeçerleri için bir karar destekleyici sistem olarak da kullanılabilecektir. Çalışmanın ilk bölümlerinde, bu güne kadar yapılmış olan çalışmalara ilişkin kaynak araştırması yapılmış; demiryolu trafik kontrolünün esasları ortaya konmuş; ve mevcut ve geliştirilmekte olan sinyalizasyon ve tren-trafik kontrol sistemleri incelenmiştir. Daha sonra, çalışmada ele alınan demiryolu sisteminin tanımı yapılmış, trafik kontrolü probleminin matematiksel modeli oluşturulmuştur. Günümüzde demiryolu trafik kontrolü dispeçerler tarafindan yapılmaktadır. Dispeçerler, kontrol işini yıllar boyunca kazandıkları bilgi ve deneyimler ile muhakeme yeteneklerini kullanarak yerine getirirler. Bu nedenle, dispeçerlerin trenlerarası çatışma çözümlerindeki karar davranışlarını belirlemek önemlidir. Bu amaçla, TCDD şebekesinin belirli bir kesiminde çalışma yapılmış ve dispeçerlerin karar davranışlarına ilişkin bir çok nitelikli seçim modeli oluşturulmuştur. Çalışmanın izleyen bölümünde trenlerarası çatışma yönetimine dayalı trafik kontrolü için bir sezgisel algoritma sunulmaktadır. Algoritmanın oluşturulmasında bir sistem yaklaşımı kullanılmıştır. Algoritmanın çekirdeğinde, en erken çatışma bulunmaktadır. Algoritma, bu çatışmanın alternatif çözümlerini bir sistem yaklaşımıyla değerlendirerek, her bir çözümün uygulanması durumunda sistemde meydana gelecek beklenen toplam gecikmeleri hesaplar. Daha sonra, sistemde en az gecikme (ya da çizelgeden en az sapma) oluşturacak alternatif seçilir. Bu işlem, en erken çatışmaların sırasıyla çözülmesiyle devam eder. Algoritma, etkin trafik kontrolü için gerekli olan 'dinamik öncelik sayısı' kavramını da kullanmaktadır. Üretim planlamasında 'kritik oran' olarak bilinen öncelik kuralı, her tren için belirlenen ve trenin seyiri boyunca yenilenen dinamik öncelik sayısının belirlenmesinde kullanılmaktadır. Çalışmanın son iki bölümünde, sırasıyla, geliştirilen algoritmanın test edilmesine yönelik uygulamalara yer verilmiş, ve elde edilen sonuçlar ve değerlendirmeler sunulmuştur. vn
II. Abdülhamid Döneminden itibaren verilen imtiyazlar (1876-1923)
Osmanlı Devleti 1299'dan 1922'ye kadar geçen sürede sırasıyla kuruluş, yükselme, duraklama, gerileme ve dağılma dönemlerini yaşamıştır. Dağılma Dönemi Padişahı olan Sultan II.Abdülhamid dağılmak üzere olan bir ülkenin tahtına oturmuştur. 1876 yılında padişah olan II.Abdülhamid Osmanlı'nın otuz dördüncü padişahı ve islamın yüz onüçüncü halifesidir. Osmanlı'nın en zor zamanlarında dağılma döneminde milliyetçilik akımı sebebiyle azınlık isyanları, çağdaşlaşma ve batılılaşmanın etkisiyle oluşan bir aydın sınıfı, yeni dünya düzeninin getirdiği demokrasi, özgürlük, meşruti yönetim kavramları hazinesi ve sermayesi az kalmış bu sebeple aldığı dış borçları ödeyemez duruma gelmiş lakin yer altı ve yer üstü zenginlikleri olan bir devletin başına geçmiştir. Gelişen teknoloji ile ulaşım maliyetinin azalması ve çağdaşlaşma yolunda atılan adımlara dahil olmak isteyen Devlet-i Aliyye yeterli hazineye sahip değildir. Maddi imkansızlıklarla yerli sermayenin yapabileceği kadarıyla demir yolları, maden araştırması, maden işletmeleri, Osmanlı mimarisi, yerli işletmeler yapılmıştır. Maliyenin yetersiz kaldığı alanlarda ise yabancı devletlerin yardımına ihtiyaç duyulmuştur, yardım karşılığında devletlere imtiyazlar verilmiştir. Aldıkları imtiyaz çerçevesinde devletler imtiyaz aldıkları bölgelerde demir yolu hattı yapımı, maden ve petrol arama işletme hakkı, ticari imtiyazlara sahip olmuşlardır. Bu çalışma Osmanlı Devleti'nin son dönemlerini 1876 senesinden 1923 yılına kadar yabancı devletlere verilen imtiyazları araştırıp ve inceleyerek bir araya getirmiştir.
Osmanlı'dan cumhuriyet'e bir müteşebbis örneği: Nuri Demirağ
Nuri Demirağ, Sivas'ın Divriği ilçesinde doğdu. Babasının ölümünün ardından çocukluğunu annesi ile birlikte geçirdi. Nuri, çalışkan ve zeki bir öğrenciydi. Ziraat Bankası'nın yapmış olduğu memurluk sınavına başvurdu ve bu sınavı kazandı. Sivas'ın önce Kangal daha sonra Zara ilçesinde görev yaptı. Sonraki yıllarda görevine İstanbul'da devam eden Nuri Bey mali müfettişliğe kadar yükseldi. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine geldiğimizde başken olan İstanbul'da azınlıkların taşkınlıklarının artması ile 1918'de mesleğinden istifa etti. Nuri Bey devlet memurluğu görevinden istifa ettikten sonra 1918'de kazandığı bir miktar para ile sigara kağıdı imalatı işine girişti. Ürettiği sigara kağıdının adını "Türk Zaferi" koydu. Nuri Bey tecrübe kazandığı bu işin ardından Cumhuriyet döneminde yerli sermayenin gelişmesi için devletin yapacağı ihalelerde Türklere öncelik verme politikası ile demiryolu ihalelerini cüz'i miktarlara aldı ve demiryolu işinden büyük paralar kazandı. Demiryolları inşaatlarindaki başarılarından dolayı kendisine Atatürk tarafından "Demirağ" soy ismi verildi. Nuri Demirağ demiryolu yapımından elde ettiği kazanç ile ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda yatırımlara girişti. Birçok inşaat işinin ardından hayali olan havacılık alanında teşebbüse geçerekTürkiye'nin ilk sivil havacılığını başlattı. Sadece kendisine aitsermayesi ile Türk yapımı uçaklar üretti. Ayrıca Türk gençlerinden pilot ve mühendisler yetiştirmek için okullar kurdu ve bu okullarda birçok mühendis ve pilotun eğitilmesini sağladı. Girişimleri esnasında devletten umduğu desteği göremeyen Demirağ bir müddet sonra iflasa sürüklendi. Mülkiyeti kendisine ait olan birçok yatırımı kamulaştırıldı. Tüm bu olaylardan sonra Demirağ Milli Kalkınma Partisi'ni kurarak siyasete atıldı. Böylece Türkiye'de ilk kez çok partili hayata geçildi. Girdiği seçimlerde istediği başarıyı sağlayamayan Demirağ daha sonraki yıllarda Demokrat Parti'den milletvekili seçildi. Siyasi hayatında liberal ekonomiyi savunan Demirağ bu konuda birçok çalışmalar yaptı. 13.11.1957'de vefat eden Nuri Demirağ Türk tarihine önemli bir müteşebbis örneği olarak geçti.
II. Abdülhamid döneminde demiryolları (Hicaz ve Bağdat demiryolları)
Bu tez, Sultan II. Abdülhamit dönemindeki demiryolları konusunu ele almakta olup, Osmanlı Devleti'nin hükümdarlığı döneminde inşa edilen on iki demiryolu hakkında detaylar ve bilgiler vermekte olup, Osmanlı Devleti döneminde kurulmuş, ancak Sultan II. Abdülhamit II. Osmanlı Devleti'nun Arap Yarımadası bölgeleri üzerindeki egemenliğinin devamını temsil ettiğini düşündüğü en önemli iki demiryolunu tamamlamak için büyük zorluklar ve zorluklarla karşılaştı. Padişahın yaratıcılığının, zekasının ve geniş Kapsamlı siyasi görüşlerinin de gösterildiği Hicaz Hattıdır. Bu projelerin önemi, Anadolu'yu Arap ülkelerinin canlı bölümleriyle ilişkilendirmeleri gerçeğinde tecelli ediliyordu. Bu yolcuların taşınmasını, mal alışverişini, ticaretin genişlemesini ve hattın birbirinden geçtiği köylerin, kasabaların ve bölgelerin birbirine bağlanmasına yardımcı oldu. Ayrıca, İngiliz politikasının pusuya yattığı ve çatışmaları kışkırttığı Arap bölgesine hızla ordunun gönderilmesini kolaylaştırıyorlar ve Bağdat hattının önemi burada gösteriliyor. Bu hat aynı zamanda Rusya'nın Akdenize ulaşma umut kapılarını da kapattı. Tezimiz bir giriş, iki bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Demiryollarının önemi, siyasi, ekonomik ve askeri olaylarının seyrini etkileme kabiliyetini kanıtladığı ön planda, Osmanlı Devleti, en belirginleri Sultan II. Osmanlı Devleti'nu izleyen ilk bölüm, demiryolları hakkında bilgilerin verildiği Birinci bölüm II. Abdülhamit zamanında kurulan, ilki Hicaz demiryolu önemi ve Arap toprakları içindeki güzergâhı İstanbul'dan başlamış ve Osmanlı Devleti'na bağımlı hale gelmiştir. Osmanlı devletinin projeyi finanse etmek için yerel kaynaklarına ve hacıların yolundaki niteliksel değişime ve hat alanlarının canlanmasına. İkinci bölüme gelince, Bağdat-İstanbul demiryolunun kökenleri, finansmanı, bu önemli hattı kurmanın zorlukları ve Osmanlı Devleti'nin bölgedeki gücünü Osmanlı Devleti'na karşı empoze etmede sağlayacağı fayda hakkında kaynaklarda ve kitaplarda yer alan bilgiler ışığında; Batılı ülkelerin girişimleri, tehditleri ve Arap bölgesini kontrol etme hayalleri
Örgüt iklimi ile örgütsel özdeşleşme arasındaki ilişki: Sivas örneği
Bu araştırmada, örgüt iklimi ile örgütsel özdeşleşme arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Örneklem grubunu, Sivas ilinde Demiryolu Makinaları İmalatı yapan bir işletmede çalışan 371 kişi oluşturmaktadır. Nicel yöntem kullanılan araştırmada, yüzyüze anket tekniği uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan anket formunda; demografik özellikler ile ilgili 6 soru, örgüt iklimi ile ilgili 22 soru ve örgütsel özdeşleşmeyle ilgili 6 soru olmak üzere toplam 34 soru bulunmaktadır. 12 Ağustos 2020 - 04 Eylül 2020 tarihleri arasında işletmede ulaşılabilen her çalışana anket formu dağıtımı yapılarak gerçekleştirilmiştir. Söz konusu zaman diliminin sonunda 371 geçerli anketten veriler elde edilmiştir. Analizlerin yapılmasında SPSS 23.0 ve AMOS programı kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklere ilişkin geçerlilik ve güvenilirlik analizleri ile birlikte Doğrulayıcı(DFA) ve Açıklayıcı(AFA) faktör analizleri yapılmıştır. Dağılım normalliğini belirlemek amacıyla, basıklık ve çarpıklık değerleri incelenmiştir. Regrasyon ve korelasyon analizileri yapılarak değişkenlere ilişkin istatistiksel veriler yorumlanmıştır. Demografik özelliklerin, örgüt iklimi ve örgütsel özdeşleşme ile pozitif ve anlamlı ilişkilerinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırma neticesinde Örgüt iklimi ile Örgütsel özdeşleşme arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgüt İklimi, Örgütsel Özdeşleşme, Demiryolu Çalışanları, Demiryolu Makinaları İmalat Sanayii
Demiryolu üst yapı parametrelerinin tasarımı: Bir kalite fonskiyon yayılımı yaklaşımı
Ülkemizde temel ulaştırma türlerinden biri olan demiryolları ne yazık ki olması gerektiği yerde değil. Bunun nedenleri arasında demiryolu imalat maliyetlerinin karayolu maliyetlerine göre fazla olması ve güzergah belirleme aşamasındaki kamulaştırma işlerinin daha zor ve maliyetli olması sayılabilir. Oysaki dünyanın önde gelen bütün ülkeleri demiryollarına fazlasıyla önem vermektedir.Demiryolu ulaşımını özendirmenin en önemli yolu demiryollarında daha konforlu, emniyetli, güvenilir ve ekonomik bir seyahat etme olanağı sağlamaktan geçmektedir. Demiryolu üstyapısı esnek (balastlı yol) ve rijit (beton yol) üstyapı olmak üzere iki türlü imal edilebilmektedir.Bu tez çalışması demiryolu üstyapı parametrelerinin KFY (Kalite Fonksiyon Yayılımı) yöntemi ile değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Bunu yapmak için önce müşteri istekleri belirlendikten sonra bu isteklerin gerçekleştirilmesi için gerekli olan teknik gereksinimler ortaya konmuştur. Bu aşamadan sonra KFY'nin ana unsuru olan Kalite evi oluşturulmuştur.Kalite evinde müşteri isteklerinin teknik gereksinimlerle olan ilişki düzeyleri belirlenmiştir.Ayrıca demiryolu ulaştırması konusunda özel ve kamu görevi yapan kişiler, akademisyenler, ulaştırma konusuyla ilgili görev yapan mühendisler, demiryolu işletmesinde görev alan yetkili kişiler ve seyahatlerinde demiryolunu kullanan kişilerin anket yöntemiyle görüşlerine başvurularak müşteri isteklerinin önem dereceleri bulunmuştur.Çalışmanın son aşamasında ise teknik gereksinimlerin önem derecesi bulunarak hangi üstyapı türünün bu gereksinimleri daha iyi karşıladığı kıyaslanmıştır.
Yaya üst geçitleri ve vasıta geçitlerinin ilgili deprem yönetmeliklerine göre analiz ve tasarımları
Bu çalışmada, biri kafes sistemli, diğeri kemer askılı olmak üzere iki adet yaya üst geçidinin Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği-(TBDY-2018)'e göre ve bir adet de perçinli demiryolu köprüsünün ilgili yönetmeliklere göre analiz ve tasarımları yapılmıştır. Yaya üst geçitlerinin boyutlandırılmasında, Çelik Yapıların Tasarım, Hesap ve Yapım Esaslarına Dair Yönetmelik-2016 (ÇYTHYE-2016) ile perçinli demiryolu köprüsünün boyutlandırmasında ise, farklı yönetmelikler kullanılmıştır. Üst geçitlerin ve demiryolu köprüsünün deprem analizlerinde, Mod Birleştirme Yöntemine göre analizler yapılmıştır. Her üç yapının modellenmesi ve yapısal analizlerinde SAP2000 paket programından faydalanılmıştır. Yapı tasarımlarında, Yük ve Dayanım Katsayıları ile Tasarım (YDKT) ve Güvenlik Katsayıları ile Tasarım (GKT) ilkelerine göre yük birleşimleri oluşturularak boyutlandırmalar yapılmıştır.
Bingöl Ovası ile Muş Ovası arasında Murat Nehri Vadisinde demiryolu ve barajların doğal risk analizi
Bu çalışmada, Bingöl Ovası ile Muş Ovası arasında Murat Nehri vadisindeki demiryolu ve barajların risk analizlerinin yapılması amaçlanmıştır. Bingöl Ovası ile Muş Ovası arasında kalan alan Güneydoğu Torosların kuzeyinde bir eşik alana karşılık gelmektedir. Bu eşik sahanın doğusunda elips şeklinde ve yaklaşık 1500 km2'lik alan kaplayan Muş Ovası, batısında ise Doğu Anadolu Fay Zonu boyunca gelişme gösteren ortalama 500 km2'lik alan kaplayan Bingöl Ovası yer almaktadır. Her iki ova Murat Nehri'nin açmış olduğu boğaz ile birleşmektedir. Bingöl Ovası ile Muş Ovası arasında Murat Nehrinin yaklaşık 500-750 m kadar gömülmüş Antesedant oluşumlu bir boğazdır. Türkiye'nin doğusunu batıya bağlayan demiryolu hattı Murat vadisini izlemektedir. Bu hat uluslararası ulaşımda da önemlidir. Son yıllarda Murat Boğazı içerisinde yapılan barajlarla eski hat sular altında kalmış, yeni deplase hattı yapılmıştır. Yukarı Kaleköy ve Aşağı Kaleköy barajlarının yapımı ile boğaz içerisinde kütle hareketleri riski artmaya başlamıştır. Bu barajlardan Aşağı Kaleköy Barajı pasif bir heyelan alanına inşa edilmiştir. Baraj ve yeni deplase demiryolu inşaatı yapımı esnasında yapılan kazı, patlatma, şevlendirme, topuktan malzeme alımı ve benzeri işler nedeniyle pasif heyelan aktif hale gelmiştir. Bu heyelan sonucunda inşa edilen tüneller kullanılamaz hale gelmiş ve maliyetler artmıştır. Yeni demiryolu zorunlu olarak daha yükseğe çıkarılması nedeniyle kütle hareketlerinden daha fazla etkilenmeye başlamıştır. Bu süreçte çok sayıda heyelan yaşanmıştır. Baraj ve deplase hattının yapımı ile Murat Vadisinde ortaya çıkan risklerin analizi yapılmıştır. Bu kapsamda Murat Vadisi ve çevresinin jeolojik ve jeomorfolojik özellikleri incelenerek arazi çalışmaları yapılmıştır. Arazi çalışmalarında kütle hareketleri özelliklede heyelanlar haritalanmıştır. Deprem ve kütle hareketleri analizleri yapılarak demiryolu ve barajlar üzerindeki doğal riskler tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre baraj ve demiryolunun yüksek riskli alanlara yapıldığı ve yapım aşamasında bazı önlemler alındığı görülmüştür. Ancak Murat vadisinin jeolojik ve jeomorfolojik özellikleri nedeniyle risklerin devam ettiği görülmektedir.
Demiryolu ray bağlantı elemanları imalatı yapan bir işletmede risk değerlendirme uygulaması
Dünya'da ve Ülkemizde son dönemlerde sanayi ve teknolojinin gelişmesi farklı iş kollarının oluşmasına neden olmuş ve çalışma hayatında İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) kültürünün önemi artmıştır. Kendisini sürekli yenileyen ve geliştiren üretim süreçleri, artan üretim kapasiteleri iş yaşamında meslek hastalıkları ve iş kazalarının artmasına sebep olmuş ve bu problemlerin önüne geçilmesi için İSG açısından birtakım düzenlemeler yapılması gereğini doğurmuştur. Metal sektöründe çalışan işçilere uygulanan İSG ile ilgili çalışmalar neticesinde iş kazaları en alt düzeye indirilmekte ve ölümle neticelenen kazaların önüne büyük oranda geçilmektedir. Çalışmaya konu metal sektörü, çelik hammaddeli ürünlerin faydalanma bölgelerinin hızla çoğalması, tüketim kültürünün artması, üretim sanayine ara mal temin etmesi ve ihracat etkisi gibi özellikler nedeniyle Türkiye ekonomisinin büyümesi bakımından önem arz etmektedir. Çelik hammaddeli ürünlerin kullanım sahaları içerisinde demiryolu sistemleri de büyük yer tutmaktadır. Son yıllarda demiryolu araçları ve ray sistemlerinin hızla gelişiyor olması, ray bağlantı elemanlarının ağır yükler ve yüksek hızla hareket eden çekicilerin altında kalması, ray bağlantı malzemelerinin önemini hem güvenlik hem de ticaretin sürdürülebilirliği açısından daha da arttırmaktadır. Metal imalat sektörü içerisinde yer alan ray bağlantı elemanları imalathaneleri hammadde kabul, boylama, sıcak dövme, çapak alma, ovalama, pul sabitleme, çinko lamel kaplama, plastik enjeksiyon ve paketleme gibi bölümleri içermekte, söz konusu bölümler iş sağlığı ve güvenliği bakımından "Tehlikeli" sınıfta yer almaktadır. Bu çalışma kapsamında; demiryolu bağlantı elemanları imalatı yapan işletme bünyesinde 5x5 Matris Risk Değerlendirme Yöntemi kullanılarak risk ve tehlike tanımları yapılmış, çıkan sonuçlar çalışanlar açısından yorumlanmış ve alınan tedbirler hakkında bilgiler verilmiştir. İşletme bünyesinde yapılan analiz çalışmasında; İşletmenin alansal ve kullanılan makineler bazında incelemesi yapılarak risk ve tehlike tanımları yapılmış, kimyasal tehlikeler, elektrik, yangın, gürültü, toz, el aletleri, iş ekipmanları ve ergonomik tehlike kaynaklarının çalışan sağlığına olabilecek etkileri tespit edilmeye çalışılmış çıkan sonuçlar çalışanlar açısından yorumlanmış ve alınan tedbirler hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca, iş yerindeki risklerin elimine edilmesi için öneriler sunulmuştur.
Türkiye'de demiryolu piyasasının serbestleşmesi ve kamu maliyesine etkisi
2013 yılında demiryolu sektörüne özel sektörün girmesine yönelik yasal engeller kaldırılmış olmasına karşın sektörde istenilen düzeyde serbestleşme sağlanamamıştır. Rekabetçi yapıdan uzak olan sektörde altyapı işletmecisi olan TCDD ve bağlı ortaklığı olan altyapı kullanıcısı TCDD Taşımacılık arasındaki ilişkiler ticari esaslara dayanmamakta ve bu durum rekabeti bozucu etki yaratarak sektöre yeterince özel sektöre ait demiryolu tren işletmecisi girmesine engel olmaktadır. Öte yandan, TCDD son yıllarda artan hızlı tren yatırımlarının da etkisiyle (2020 yılında 9.6 milyar TL) en fazla yatırım yapan kamu iktisadi teşebbüsüdür. Kuruluşun yatırımlarının ve yatırım harici finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla düzenli olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından kaynak transferi yapılmaktadır. 2020 yılında yaklaşık 12,7 milyar TL sermaye aktarımı gerçekleştirilmiştir. Merkezi bütçe imkânlarının sınırlı olması nedeniyle YHT yatırımları gibi yüksek tutarlı altyapı yatırımlarının finansmanı için dış borç dışında yeni finansal araçlar ile finansman maliyeti daha uygun alternatif modellerin uygulamaya konulması ve sektörde serbestleşmenin önünü açacak tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'de kamu maliyesi üzerinde büyük bir yük oluşturan demiryolu sektörünün düzenlenmesi ve rekabetçi hale gelmesini sağlayacak şartların ortaya konulmasıdır. TCDD'nin kamu maliyesi üzerinde yarattığı yükün azaltılması için son yıllarda sıkça başvurulan bir yöntem olan halka arz ve kamu özel işbirliği modeli ön plana çıkmaktadır. Bu kapsamda özelleştirme ve kamu özel-işbirliği yöntemi incelenmiş ve uygulanmaları halinde kamu maliyesine olası etkileri değerlendirilmiştir. Kamu özel işbirliği uygulamaları özel sektör katılımını artıracak etkili bir yöntem olmasına karşın, kamunun borç üstlenimleri ve talep garantisi yükümlülüklerinin altına girmesi nedeniyle riskleri de beraberinde getirmektedir. Hat bazında yapılacak değerlendirmelerle yatırım projesinin modele uygunluğunun ve verilecek garantilerin iyi belirlenmesi gerekmektedir. TCDD ve TCDD Taşımacılık'ın ticari esaslara göre faaliyet göstermesine yönelik alınacak tedbirlerin yanı sıra uygun şartlar altında yapılacak halka arz ya da kamu özel işbirliği yöntemi finansman sıkıntısına çözüm olabilecektir.
Gerçek zamanlı ray takibi için otonom İHA algoritmalarının geliştirilmesi ve gürbüz derin öğrenme tabanlı kusur tespiti
Son yıllarda, demiryolu taşımacılığının kullanımı yüksek hızlı trenlerin de gelişimiyle önemli ölçüde artmıştır. Demiryolu ulaşımına olan bu talep sonucunda, dünyada ve ülkemizde demiryolu uzunluğu büyük ölçüde artırmaktadır. Bu nedenle, demiryolu bakımına olan talep de hızla artmış ve acil hale gelmiştir. Demiryolu bakımı için denetleme, demiryolu bileşenlerindeki kusurları aramak ve doğrulamak için önemli bir görevdir. Demiryolu bileşenlerinde meydana gelebilecek kusurlar, ulaşım güvenliğini önemli ölçüde etkiler. Hâlihazırda kullanılan denetim yöntemleri, temaslı ölçüm tekniklerine ve insan algılamasına bağlıdır. Bu nedenle geleneksel denetim, yavaş, öznel ve verimsizdir. Bu dezavantajların ve sınırlamaların üstesinden gelmek için bu çalışmada, otonom İHA (İnsansız Hava Aracı) bilgisayarlı görme tabanlı yeni bir yöntem önerilmiştir. Demiryolu kusurlarının tespiti için İnsansız Hava Araçlarının kullanılması, geleneksel tekniklerden daha düşük denetim süreleri sunan uygun maliyetli bir yaklaşımdır. Son yıllarda, İHA'lar, işlem gücündeki gelişmeler ve sensörlerin ve bileşenlerinin küçülmesi hem askeri hem de sivil uygulamalar için ilgiyi artırmaktadır. Özellikle uçuş sürelerinin artması İHA'ların arıza tespit alanında kullanılabilecek seviyede olduğunu göstermektedir. Tezde, demiryolunun İHA tarafından otonom olarak takibi için algoritmalar geliştirilip İHA tarafından elde edilen görüntüler üzerinde derin öğrenme tabanlı kusur tespiti yapılmıştır.
Diyarbakır-Kurtalan Demiryolu hattının yerleşmelere etkisi
Ulaşım, yerleşmelerin kurulmasında ve büyüyüp gelişmesinde etkili olan faktörlerdendir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Dicle Bölümünde yer alan Diyarbakır-Kurtalan demiryolu hattı ve bu hattın, güzergâh boyunca bulunan yerleşmelere olan etkisinin ele aldığı bu çalışmada; Coğrafya Biliminin dağılış, ilgi ve bağlılık ile nedensellik ilkeleri çerçevesinde çalışma ve analizler yapılmıştır. Diyarbakır-Kurtalan demiryolu hattının yapımında ve güzergâhın belirlenmesinde etkili olan coğrafi faktörler belirlenmiş olup; hattın yapım amacı, tarihçesi ve şu anki durumu hakkında bilgiler verilmiştir. Diyarbakır-Kurtalan demiryolu hattı, ülkenin batısı ile doğusunu birbirine bağlayan Haydarpaşa-Kurtalan demiryolu hattı içinde yer almaktadır. Kurtalan istasyonu, yapıldığı dönemde demiryoluyla ülkenin doğu ve batısını kesintisiz bir biçimde birbirine bağladığı ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde en son istasyonunun bulunduğu yerleşme olduğu için bir simgedir. 159 km'lik Diyarbakır-Kurtalan demiryolu hattı, Diyarbakır, Batman ve Siirt illeri olmak üzere toplam üç ilin idari sınırları içinde yer almaktadır. Bu hat boyunca, altı istasyon (Diyarbakır, Bismil, Çöltepe, Batman, Beşiri ve Kurtalan) ile oniki durak (Bozdemir, Uğur, Arzuoğlu, Ulam, Ambar, Seyithasan, Salat, Sinan, Kıradağ, Yaylıca, Merci ve Yanarsu) bulunmaktadır. Geçmişten günümüze, Diyarbakır-Kurtalan demiryolu hattı ve bu hat üzerinde yer alan tüm istasyon ve duraklar ile demiryolu hattının güzergâh üzerindeki yerleşmelere olan etkisi incelenmiş olup; değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmamızda, ilk yapıldığı döneme göre eski önemini kaybeden Diyarbakır-Kurtalan demiryolu hattının tekrar canlanması, aktif hale gelebilmesi için yapılması gereken çalışmalar ve projeler anlatılmıştır. Bu çalışmada ayrıca; çevreci, ekonomik, rahat, konforlu ve hızlı bir ulaşım şekli olan demiryolu ulaşımına yeniden ağırlık verilmesi, hatların iyileştirilip modernize edilmesi, hızlı trenlerin kullanılması, karayolu-demiryolu-denizyolunun birbirine entegre edilmesi gibi ülke ekonomisi ve yöre halkı için önemli çalışmaların gerekliliği üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ulaşım, Demiryolu, Diyarbakır, Kurtalan, Yerleşme.
Ankara Demiryolu Fabrikasında çalışan işçilerin iş kazası ve meslek hastalıkları geçirme durumları ve bazı çalışma koşulları ile ilişkisi
İş güvenliğini ve işçi sağlığını tehdit eden pek çok önemli etken vardır. Meslek hastalıkları ve iş kazaları bu etkenler arasında ilk sıralarda yer almaktadır Bu araştırmanın amacı Ankara Demiryolu Fabrikası'nda çalışan işçilerin çalışma koşulları ile iş kazası ve meslek hastalıkları geçirme durumları ve ilişkili etmenleri belirlemektir.Araştırma 31 Aralık 2009 -31 Aralık 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilmiş kesitsel tipte bir araştırmadır. Araştırmada 45 sorudan oluşan anket formu yüz-yüze görüşme tekniği kullanılarak uygulanmıştır. 175 işçiden %79,6'sına ulaşılmıştır.İstatistiksel anlamlılık değeri p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Veriler bilgisayara SPSS 16,0 istatistik paket programı aracılığı ile yüklenmiş ve istatistiksel yöntem olarak tanımlayıcı istatistikler ki-kare ve Fisher'in kesin testi kullanılmıştır. Veriler ortalama(±)standart sapma, frekans dağılımı yüzde olarak sunulmuştur.Çalışanların tamamı erkek, evli ve sendikaya üyedir. Yaş ortalamaları 46,74±4,5'tir. 45 yaş altındaki işçilerden 1 kişi iş kazası geçirdiğini,72 kişi geçirmediğini,45 yaş üstündeki işçilerden 2 kişi iş kazası geçirdiğini,100 kişi geçirmediğini ifade etmiştir. İşçilerden %1,7(3 kişi)'si son bir yıl içerisinde, çalıştığı işyerinde iş kazası geçirdiğini ifade etmiştir. İş kazası geçirenlerin tamamı (3 kişi) kişisel koruyucu verilmemiş olmasını ve kişisel koruyucu kullanmamayı, 2'si kişisel koruyucuların uygun olmamasını ve dikkatsiz çalışmayı, 1'i donanımı güvensiz kullanmayı ve kusurlu alet ve edevat kullanımını en önemli iş kazası nedeni olarak belirtmiştir.İşçilerin tamamı meslek hastalığı tanısı almadığını ifade etmiştir. İşçilere işyerinde meslek hastalığına neden olan etmenler sorgulandığında; işçilerin %62,3'ü gürültüyü, % 11,4'ü düşük sıcaklığı 1. etken, % 62,3'ü gürültüyü, %38,3'ü düşük sıcaklığı, % 12,6'sı havalandırma ve aydınlatmanın yetersizliğini ve tozu 2.etken, %23,4'ü kimyasal maddeleri, %22,9'u ağır kaldırmayı, % 18,9'u, havalandırma ve aydınlatmanın yetersizliğini 3. etken olarak belirtmişlerdir.İşçilerin çalıştıkları ortam ve çalışma şartları bakımından yapılacak düzenlemeler iş sağlığı ve güvenliği açısından yararlı olacaktır.Anahtar kelimeler: Demiryolu bakım onarım, İş kazası, İş Güvenliği, İş Sağlığı, Meslek Hastalığı
Erken Cumhuriyet Dönemi ulaşım pratiklerinin nafia mecmuası üzerinden incelenmesi
Bu çalışmada, Erken Cumhuriyet dönemi ulaşım pratikleri 1934-1949 seneleri arasında yayınlanan Nafia Mecmuası üzerinden incelenmiştir. Dönemin hükümet tekelinde bulunan dergisinde, bayındırlık işleriyle ilgili yapılan tüm gelişmeler aylık olarak verilmekteydi ve halkın bu dergi sayesinde bilinçlendirilmesi amaçlanmaktaydı. Tüm bayındırlık yatırımları, ülkenin gelişmesinde önemli rol oynadığı gibi, siyasal olarak da büyük bir önem taşımaktaydı. Bu işleri hükümetin ne derecede önemsediği, yeni kurulan bir devletin hangi koşullarda bu işleri gerçekleştirebildiği ve ülkenin geleceğinde ne gibi etkileri olduğunu bu dergi vasıtasıyla inceleyebilmek amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde amaç, yöntem ve kapsam sunulmuştur. İkinci bölümde Erken Cumhuriyet Dönemi anlatılmış, döneme genel bir bakış yapılmıştır. Ardından ulaştırma politikaları incelenmiş, çalışmanın çıkış noktası olan ulaştırma pratikleri anahtar kelimeleri dönem koşullarında incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Nafia İşleri dergisi incelemeleri kantitatif yöntemle yapılmış, dergi içerikleri belirlenmiş, karayolu, demiryolu, köprü ve mühendislik başlıklarıyla tablolaştırılmış ve yorumlanmıştır. Sonuç olarak da, Nafia işleri Dergisi üzerinden Erken Cumhuriyet Döneminde 15 sene içerisinde yapılmış karayolu, demiryolu, köprü ve mühendislik eğitimi ile ilgili işler belirlenmiştir. Yeni kurulan devletin demiryolu politikasını benimsediği, karayolu ve diğer bayındırlık işlerinin demiryolu işlerine göre biraz daha geride kaldığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet Dönemi, Ulaştırma, Nafia, Bayındırlık, Karayolu, Demiryolu, Köprü, Mühendislik Eğitimi.
Pantograf-katener sistemlerinde görüntü işleme tabanlı temassız izleme yöntemlerinin geliştirilmesi
Günümüzde önemli bir ulaşım aracı olan elektrikli trenler hızlı, güvenilir ve konforlu bir yapıya sahiptir. Demiryolu ulaşımı bu avantajlarının yanında izlenmesi, bakımı, arızası ve kazaları açısından oldukça maliyetlidir. Bundan dolayı raylı sistemler için doğruluğu yüksek izleme ve tespit algoritmaları geliştirilmektedir. Bir demiryolu aracı için tekerleklerin üzerinde hareket ettiği raylar ve elektriğin iletimini sağlayan pantograf-katener sistemi en önemli bileşenlerdir. Bu tez çalışmasında pantograf-katener sistemleri için görüntü işleme tabanlı izleme ve arıza teşhisine yönelik yöntemler geliştirilmiştir. Özellikle hızlı trenlerde pantograf-katener sistemlerinde arklar, aşırı sürtünme, yanlış temas kuvveti, pantograf üst çubuğu arızası ve katener hattı arızaları gibi birçok arızalar oluşabilir. Literatürde bu arızaların teşhisi için temaslı ve temassız teknikler olmakla birlikte günümüzde görme tabanlı temassız tekniklerin kullanımı zorunlu hale gelmiştir. Bu tez çalışmasında pantograf-katener sistemlerinin görme tabanlı izlenmesi ve arıza teşhisi için üç temel çalışma sunulmaktadır. Birinci çalışma görüntü işleme kullanılarak pantograf modellerinin çıkarılmasına yöneliktir. Trenlerde çeşitli şekillerde kullanılabilen pantograf tiplerinin belirlenmesi doğru bir izleme ve arıza tespiti için önemlidir. Burada kenar çıkarma algoritmaları ile pantograf doğruları bulunarak, bu doğruların konum ve açı bilgisinden pantograf tipi tespit edilmektedir. İkinci çalışma katener hattının pantografa temas ettiği noktanın tespitine ve izlenmesine yöneliktir. Görüntü işleme ile bulunan katener hattı ve pantograf üst çubuğunun kesiştiği nokta, geliştirilen algoritmalarla tespit edilerek katener hattının pantograf yüzeyinde düzenli olarak gezindiği izlenmektedir. Son çalışmada termal kameralardan alınan görüntüler ile temas noktasında oluşan ark noktaları da tespit edilebilmektedir. Burada pantograf üst bölgesi sürekli izlenerek pantografın ömrü ve oluşabilecek arızalara yönelik çıkarımlar elde edilmekte, hem de oluşan çeşitli arızaların tespitine yönelik önerilen algoritmalar FPGA ile gerçekleştirilmektedir. Sonuç olarak bu tez çalışmasında raylı sistemlerde pantograf-katener sistemlerinin yüksek doğrulukla izlenmesi ve arızaların teşhis edilmesine yönelik görüntü işleme tabanlı yöntemler geliştirilmiş ve gerçek veriler ile doğrulanmıştır. Bu tez çalışması 112E067'nolu TÜBİTAK 1001 programı kapsamında yürütülen araştırma projesi ile desteklenmiş, yapılan çalışmalar çeşitli ulusal ve uluslararası yayınlar ile sonuçlandırılmıştır.
20.Yüzyılın ilk çeyreğinde İngiltere'nin Irak politikası
İngiltere'nin 20.yüzyılın İlk Çeyreğinde Irak Politikası'nın oluşumunu ve Ortadoğu'nun önemini anlatan bu tez çalışması, bir giriş, dört ana bölüm ,sonuç,kaynakça ve eklerden oluşmaktadır.İlk bölümde: Ortadoğu'nun yeri ve Dünya siyasi ve ekonomik tarihi için önemi ve Dünya devletleri'nin burada hakimiyet kurması için mücadeleleri ,ayrıca Osmanlı Devleti'nin Irak yönetimi ele alınmıştır.İkinci bölümde: İngiltere'nin Hindistan ,Mısır,ve Basra'da hakimiyet kurmak için yapmış olduğu mücadeleler anlatılmıştır. Üçüncü bölümde: Osmanlı Devleti ve İngiltere açısından petrol ve demiryolu mücadelesi anlatılmıştır.Dördüncü bölümde ise: İngiltere'nin Arapları kendi politikası doğrultusunda kullanması, I.Dünya Savaşı'nda Irak cephesi, Irak'ta manda yönetimi'nin kurulması,İngilizlerin kendi politikaları doğrultusunda yönetim oluşturmaları, Musul üzerindeki hakimiyeti ve manda yönetiminin bitmesi ele alınmıştır.Böylece İngiltere'nin Irak politikası'nın temelleri ve bu bölgeyi hakimiyet altına alması anlatılmıştır.Anahtar Sözcükler1.İngiltere2.Ortadoğu3.Petrol4.Osmanlı Devleti5.Irak
Demir yolu ile yurt içi yük taşımacılığında taşıyıcının sorumluluğu
Bu çalışma kapsamında ilk olarak okuyucuya genel bir bilgi sunmak için, taşıma kavramı ve taşımacılık faaliyeti genel hususları ile anlatılmıştır. Bununla birlikte demir yolu taşımacılığı hakkında ana hatlarıyla bilgi verilmiş; tarihi ve gelişimi hakkında açıklama yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde taşıma sözleşmesi hakkında bilgi verilmiştir. Burada özellikle; çalışma konusu olan demir yolu ile yurt içi yük taşıma sözleşmelerinde uygulanacak hukukun belirlenmesi önem arz etmektedir. Demir yolu ile yurt içi yük taşıma sözleşmelerinde uygulanacak hukukun Osmanlı Devleti zamanında yürürlüğe konulan Rumeli Demiryolu Umur-u Nakliyesi Hakkında Nizamnamenin olduğunun tespitiyle çalışma bu Nizamname ekseninde ilerlemektedir. Kanaatimizce Nizamnamenin eski tarihli olması ve demir yolu taşımacılığının genel olarak arka planda kalması nedeniyle bu konuda daha önce yazılmış nispeten kapsamlı bir akademik çalışma tespit edilememiştir. Üçüncü bölümde, demir yolu ile yurt içi yük taşımacılığında taşıyıcının sorumluluğu hakkında açıklama yapılmıştır. Bu konuda gerek Nizamnamenin gerekse de Türk Ticaret Kanunu hükümleri göz önüne alınmış olup; taşıyıcının zıya, hasar ve gecikmeden doğan sorumluluğu incelenmiştir. Sonuç kısmında, demir yolu ile yurt içi yük taşıma sözleşmelerinde uygulanacak hukukun günümüz taşımacılık faaliyetleri ve çağımızın gerekleri karşısında yeterli düzenlemelere sahip olmadığından bahisle; yeni bir mevzuat düzenlemesine ihtiyaç olduğu veyahut da mevcut Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olması gerektiği yönündeki çözüm ve görüşlerimizle çalışmamız sonlandırılmıştır.
Atatürk Dönemi kara ve demiryolu inşa çalışmaları (1923-1938)
M. Kemal Atatürk önderliğinde Milli Mücadele'nin kazanılmasından sonra kurulan yeni Türk Devleti, savaşlardan yorgun düşmüş halkın refah seviyesini yükseltmek, harap hale gelmiş ülkeyi yeniden imar etmeyi hedeflemişdir. Türkiye Cumhuriyeti idarecileri, yaşamış oldukları acı tecrübeler ve çağın gereklerini iyi analiz ederek ülkenin çözümlenmesi gereken en önemli sorunlardan birinin ulaştırma alanında olduğu görmüşlerdir. Bu anlamda 1923 ? 1938 yılları arasında kara ve demiryolları alanında büyük bir inşa çalışması başlatmışlardır.Osmanlı İmparatorluğu döneminde ekonomik ve siyasi sebepler başta olmak üzere savaş yıllarının verdiği tahribatın etkisiyle düzgün bir yol şebekesi bulunmayan ülkeyi demir ağlarla örmeye başlamışlardır. Demiryollarına entegre halinde karayolları alanında da çalışma yapılarak ülkede ulaşılamayan bir yer bırakmamayı hedeflemişlerdir.1923 ? 1938 yılları arasında ülkenin batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine kadar bu anlamda ülke bir şantiye haline dönüşmüştür. Kara ve demiryolları inşa faaliyetleri ile kara ulaştırması alanında ciddi çalışmalar yapılmıştır. Kara ulaştırması alanında yapılan bu inşa faaliyetleri ile ülkenin iç bölgeleri liman şehirlerine bağlanmış ayrıca şehirler, kasabalar ve hatta köyler kara ve demiryolları ile birbirine entegre olmuştur. Bu yapılan işlerle ülkenin sosyal, siyasi, ekonomik gelişmesine büyük katkısı olmuş ve yeni Türk Devleti'nin bir övünç kaynağı olarak ta her platformda dillendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Türkiye Cumhuriyeti, M. Kemal Atatürk, Bayındırlık, Kara Ulaştırması, Demiryolları, Karayolları, Köprü İnşaatı, İnşa Faaliyetleri?
Türkiye yüksek hızlı demiryolu projesi: Çok merkezli yeni dünyada kent aglomerasyonu/yığılımı ve kentsel ağlar
Küreselleşme, bölgelerin rolünü artırarak, büyük mesafeleri kapsayan ağlarda sosyal ve ekonomik ilişkileri yeniden yapılandırmıştır. Yüksek hızlı demiryolu (YHD), şehirleri uzun mesafelerde karşılıklı destekleyici ağlara entegre etme ve aynı zamanda daha sürdürülebilir kalkınma biçimlerini destekleme potansiyeline sahiptir. Bununla birlikte, YHD'nin sürdürülebilir bir yatırım haline gelmesi için, ulusal yönetim seviyeleri arasında ve bir projenin yaşam döngüsünün farklı noktalarında koordineli politika çabaları gerekmektedir. Bu araştırma, fiziksel çevrenin ve kurumsal alanın birçok ölçeğini kapsar, kurumsal değişimi teknolojik değişimle birleştirmenin yollarını inceler ve belirsizliğin sistem davranışının itici gücü olarak önemini ele alır. YHD hizmetleri ile büyük bir metropole günlük olarak seyahat edilebilecek küçük orta şehirlere özel önem verilerek, yetkiler arası ilişkilere odaklanılmaktadır. Hem Türkiye hem de Birleşik Krallık orta mesafeli hizmet (<250 km) sağlayacak YHD sistemlerini planlamaktadır. Bu tezde bölgesel yeniden yapılandırma hedefleri, YHD ile olması öngörülen Türkiye demiryolu-banliyö kentlerinden Afyonkarahisar incelenmekte ve Türkiye ile Birleşik Krallık'taki YHD planlaması karşılaştırılmaktadır. YHD'nin kentleşme, bölgesel bağlantı ve yönetişim hakkında yeni düşünme yolları yaratabilme potansiyeli araştırılmaktadır. Yerel bilgi ve politikanın, YHD ile mevcut kentsel mobilite sistemleri arasında yumuşak arayüzler sağlanmasına yardımcı olarak, YHD tasarım ve uygulamasını geliştireceği düşünülmektedir. Coğrafi ölçekler, kurumsal yapılar ve uzun vadeli belirsizlikler arasında çalışacak karar verme yapılarının geliştirilmesi, YHD'nin 3E (Ekonomi, Ekoloji ve Eşitlik) sürdürülebilirliği elde etmesinde kritik öneme sahip olacaktır.
Raylı sistem elektrifikasyonu katener sistemlerinde pandül verilerinin yapay sinir ağları ile tasarlanması
Bu tez çalışmasında, raylı sistemlerde pandül boyları verisinin yapay sinir ağları ile elde edilmesi ele alınmıştır. Demiryolu taşıma sistemlerinde elektrikli işletmeciliğinde elektrifikasyon sistemlerinin önemi çok büyüktür. Elektrik enerjisi ile çalışan tren setlerinde pantografın temas ederek enerji aldığı seyir telleri, sürekli temas telleri olduklarından ray üstünden yüksekliklerinin her noktada aynı olması sağlanmalıdır. Seyir tellerini belirlenen yükseklikte sabit tutabilmek için seyir telinin üzerinde aynı hizada giden bir taşıyıcı portör teli tesis edilir ve pandül adı verilen ara bağlantı elemanlarıyla seyir teli portör teline asılır. Pandüllerin; taşıyıcı telin sehimi, seyir telinin sehimi, tellerin gerginliği vb. değişkenlere göre konumlarının ve boylarının titizlikle belirlenmesi gerekmektedir. Literatürde, pandül verilerinin hesaplanması, modellenmesi ve simülasyonlara dahil edilmesi, diferansiyel denklemler, doğrusal olmayan denklem sistemlerinin çözümü, sonlu elemanlar yöntemi vb. hesaplamalar içerebilmektedir. Pandül hesapları önceleri manuel belirlenirken, günümüzde bazı firmaların geliştirdiği pahalı bazı yazılımlar ile hesaplanabilmektedir. Bu çalışmada özgün bir yaklaşım olarak, pandül verilerinin elde edilebilmesi için daha önceki projelerde kullanılan pandül verileri aracılığıyla Matlab® yazılımı ile yapay sinir ağları eğitilmiştir. Böylelikle, test verileri ile yapılan incelemede pandül boylarının otomatik olarak yüksek bir doğruluk seviyesinde hesaplanabildiği gözlenmiştir.