Religious music

103 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Caferilikte Mersiye ve Sinezen

Türkiye, mezhepsel çeşitlilik bakımından oldukça zengin bir ülkedir, bunun köklerini tarihsel diyaloglar ve jeopolitik konum ile açıklamak mümkündür. Bu çeşitlilik içerisinde Muharrem ayında yazılı ve görsel basında adından yoğunlukla bahsedilen Caferiler, yaklaşık iki ay boyunca kesintisiz devam ettirdikleri matem ritüelleri ve eza meclisleri açısından son derece dikkat çekici bir konumdadır. Türkiye'deki mezhepsel yapılar içerisinde Hz. Hüseyin ve ailesinin katledilmesi ile ilgili yas ritüellerinde bu kadar uzun süren mah-ı matem törenlerine rastlanılmamaktadır. Bu konuda oldukça köklü ve sistematik ritüelleri olan erkanlar içerisinde bile Muharrem yası, masumu paklar olarak adlandırılan ve üç gün süren oruçtan sonra, devamında gelen 12 günlük oruç akabinde ( ya da 12. gün bitiminde ya da 12. gün öğle vakti bitiminde ) aşure yapılarak sona erdirilirken, Caferilik'te matem ritüelleri Muharrem ayının ilk gününden Sefer ayının sonuna kadar deste grupları tarafından farklı isimlerde (tasua gecesi, aşura (Şam-ı Gariban),imamın yedisi,erbain…) düzenlenen eza meclisleri ile devam eder. Ülkemizde her yıl, Caferiler tarafından Muharrem ayının 10. Günü olan Aşura ve İmamın 40.günü olan Erbain günlerinde, daha önceleri Halkalı Meydanı'nda şimdi ise o alana inşa edilen Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi'nde gerçekleşen geniş katılımlı törenler yapılmaktadır. Bu törenler, Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hüseyin'in ve 72 evladının (bu 72 kişi içerisinde kendi çocukları, ben-i haşim'in evlatları ve kendisine yarenlik eden dostları bulunmaktadır.) Kerbela'da,Yezit tarafından susuz şehit edilmesinin yasını temsil etmekte ve Kerbela vakası gerek Türkiye'den gerek yurtdışından davet edilen mersiyehanların icra ettiği mersiyeler ve sinezenler eşliğinde hatırlanmaktadır. Bu çalışmada, İstanbul'da binlerce Caferi'nin katılımıyla gerçekleşen, tören ve eza meclislerinde okunan mersiyelerin, sinezenlerin (destelerin) genel formları incelenmiş olmakla birlikte, mah-ı matem ritüelleri aşura'dan sonra sefer ayının sonuna kadar devam ettiği için Erbain ve diğer eza meclisleri de çalışmaya kısmen dahil edilmiştir. 20.yy ortalarından itibaren kültür eksenli disiplenler arası metodoloji yaklaşımları bizleri yapmış olduğumuz müzikal incelemelerde ''Kültürel Unsurlara'' yönlendirmiş ve kültürel etkilerin, müzikal formlar üzerindeki fonksiyonlarını dikkate almaya sevk etmiştir. Toplumsal yapı üzerinde kültürün reaksiyon göstermediği yaşamsal alanlar, dini ritüeller, sosyal etkileşimler, toplumsal figürler yoktur yani hayatın her alanında kültürel izlerin sirayet ettiği üretimlere rastlamak mümkündür. İslam kültürü içerisinde müziğin özel bir durumu söz konusudur, bu konuda pek çok farklı fikirler öne sürülmüştür. Uygun görenler kadar sakıncalı olduğunu düşünenler, tek kadın sesinin haram olduğunu savunanlar kadar teganni ile okunmasının tamamen yanlış olduğunu iddia edenlere de rastlanılmaktadır. Caferilik inancı içerisinde de mersiyelerin özel bir durumu vardır. İslam Tarihi'nin, Asr-ı Saadet Dönemi'nden sonra hilafet meselesi sebebiyle, seyrini değiştiren Kerbela Vakası'nın tüm yönleriyle anıldığı Mah-ı Matem'de okunan mersiyeler, sinezenler (desteler) ve zeban-i haller, müziğin toplumsal hafızadaki izdüşümlerini anlamak ve tanımlamak bakımından işlevsel bir görevi üstlenmektedir. Bizim bu çalışmadaki hedefimiz; mukayeseli bir kültürel ya da teolojik olay naklinden ziyade olayların meydana gelmesindeki sürece, yani olaydan öte olgulara dikkat çekerek bilimsel veriler rehberliğinde analitik çıkarımlar yaparak araştırmanın konusu kapsamında, araştırma sorularına objektif bir katkı sunmaktır. Bu araştırmayı ana yörüngesinden çıkarmamak için çalışma İslam öncesi Arap Kültürünü açıklayarak başlatılmıştır ; çünkü var olan mevcut yapının pozitif ve negatif yanlarını izah etmeden, öne sürülen reformist (yenilikçi) hareketi betimlemek ve toplumsal normlar dahilinde değerlendirmek mümkün değildir. Araştırma, mukayeseli bir anlatım mantığından ziyade veriler dahilinde durum tespiti, kronolojik tarih metodolojisi ile dönemsel betimlemeler ve bunların toplumsal hafızaki etkileri, İslam ile tebliğ edilen yeni hareketi (yapılanmayı) ihtiyaç değil zaruret haline getiren sosyal- siyasi- iktisadi yapı ve bu yeni idari düzene muhalif hareketler ve tüm bu tasvir edici aktarımlar temelinde tespit edilen eserlerin, müzikal formlarının analizini yapmayı amaçlamaktadır. Caferilik'te Mersiye ve Sinezen isimli bu çalışma, müzikal alanda üzerinde hiç çalışılmamış bir konudur. Mersiyeler hakkında edebi açıdan hazırlanan çalışmalar olmasına rağmen Caferi mezhebi ritüelleri içerisinde icra edilen mersiyeleri kapsayan müzik tabanlı bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu sebeple çalışmada pek çok metodolojik yöntem ile veri toplama çalışmaları yapılmıştır. Mevcut verilerin şifahen aktarılması ve yazılı kaynak sınırlılığı (nota,güfte) buna ek olarak tarihsel kısma dair kaynakların Farsça, Arapça ya da bu lisanlardan çeviri olmaları yine bu çalışmaların sadeleştirme ya da çevirilerinin taraflı olup olmadığının tespiti, doğru bilgi konusunda titiz bir çalışmayı gerektirmiş ve bundan mütevellit veri analiz aşaması uzun sürmüştür. Caferi mezhebindeki mersiyelere dair bir derleme çalışması yapılmadığı için, bu araştırma, alan araştırması metodolojisi ile derleme yöntemi üzerinden programlandırılmış,Deste grupları ve mersiyehanlar ile yapılan görüşmeler ile temellendirilmiştir. Bu çalışma, dört bölümden oluşmaktadır ve araştırma sorusuna nesnel bir yanıt bulma hedefiyle konuyla ilgili tüm alt başlıklar detaylıca incelenmiştir. İlk bölümde araştırmanın metodolojik yaklaşımları, çalışmanın amacı ve hangi sorulara cevap aradığı açıklanmıştır, ikinci bölümde İslam Öncesi Arap yarımadasının yönetim anlayışı ve sosyo-kültürel yaşamı incelenmiş, İslam Tarihi ve İslam Dini ile Arap yarımadasında kurulan İslam Medeniyeti'ne dair bilgiler aktarılmış ve bu tarihsel kronoloji ile muhalif yaklaşımlar içerisinde İsna-Aşariye (Caferilik) ele alınarak temel felsefesi ve uygulamaları açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, tez başlığını kapsayan Caferilik ile ilgili teoloji tabanlı veriler sunulmuş ve bu mezhebe dair ritüeller aktarılırken akabinde bu inanışın kurumsal temsil yapıları tanıtılmıştır. Dördüncü bölüm müzikal analiz olarak düzenlenmiş, notaya alınan eserler makam, usul yapısı olarak incelenmiş ve tüm bu veriler dahilinde sonuç kısmında çalışmanın neticesi anlatılmıştır. Anahtar Kelimeler : Aşura, Erbain, Caferilik, Kerbela, Sinezen, Mersiye, Zebani hal.

AğıtlarAşureCaferilik+5
Yeliz Turmuş
İstanbul Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Alibeyköy ve Taşdelen cemevlerindeki cem törenlerinde Tokat Hubyar/Sıraç köylülerince icra edilen müzikal eserlerin tespiti ve değerlendirilmesi

Bu çalışmada, İstanbul'da iki farklı cemevinde tespit edilmiş Tokat Hubyar / Sıraç köylülerinin müzikal eserleri, usul ve dizi özellikleri bakımından incelenmiş, müzikal eserlerin benzerlik ve farklılıkları ortaya çıkarılmıştır. Birinci bölüm olan giriş bölümünde, araştırmanın amacı, literatür özeti, araştırmanın yöntemi ve öne sürülen hipotezler açıklanmıştır. İkinci bölüm, Alevilik ve Cem kavramı ile ilgili genel bilgilerden oluşmaktadır. Üçüncü bölümde ise, İstanbul Alibeyköy ve Taşdelen Cemevlerinde Tokat Hubyar/Sıraç köylülerince yapılan Cem Töreni genel olarak anlatılmış, icra edilen eserlerin notaları sunulmuş ve ilgili müzik eserleri incelenip değerlendirilmiştir.

AlevilerAlevilikCem+7
Aliye Kaya
İstanbul Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk mûsikîsi tarihinde dinî güfte mecmuaları: Tasnif, kaynaklık ve metodoloji

Türk mûsikîsi icra, eğitim ve aktarım metodu olan meşkin en temel yardımcı araçlarından olan güfte mecmuaları, belirli bir amaçla tertip edilen; içeriğinin çoğunun besteli şiirlerden oluştuğu, en azından makam atfı verilerek açıkça veya eserdeki bilgilerinden dolaylı olarak anlaşılan eserlerdir. Söz konusu mecmualar, genel olarak dinî ve din dışı olmak üzere ikiye ayrılır. İçeriğindeki besteli eserlerin çoğunluğu din dışı beste türlerinden oluşanlar din dışı güfte mecmuası diye tanımlanırken büyük kısmı dinî beste türlerinden meydana gelenlere dinî güfte mecmuası denir. Türk mûsikîsinde güfte mecmualarının, üstün kaynak değerinden ziyade bir repertuvar havuzu gibi algılanması, onlardan oldukça sınırlı istifade edilmesine sebep olmuştur. Bu durum, mecmuaların henüz tam anlamıyla anlaşılamamış ve sunduğu birincil verilerin yeterince önemsenmemiş olduğunu göstermektedir. Bu çalışma ise, adı geçen yazmaların Türk mûsikîsi tarihi yazımının temel kaynaklarından olduğunu savunarak alana farklı bir bakış açısı getirmeyi hedeflemektedir. Bu doğrultuda, dinî güfte mecmualarının barındırdığı zengin bilgilerle Türk mûsikîsinin teorik ve pratik yönlerini, tarihsel ve sosyo-kültürel boyutlarını derinlemesine aydınlatan en önemli esaslardan biri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, sahip oldukları çok yönlü içerik sayesinde, edebiyat, tasavvuf ve sosyoloji gibi çeşitli disiplinler için de birer belge niteliği taşıdıkları tespit edilmiştir. Dinî güfte mecmualarını metodolojik bir yaklaşımla analiz eden bu çalışma, ilgili malzemelerin hem sayı hem de içerik açısından son derece kapsamlı bir şekilde incelendiği ilk araştırmadır. Bu bağlamda, bugüne dek detaylıca tanımı yapılmamış, temel kavramlarına ilişkin terminolojisi oluşturulmamış ve tasnif ölçütleri belirlenmemiş olan araştırma alanı, tarafımızca sağlam bir ilmî zeminde oluşturulmuştur. Tarihsel müzikoloji ve belge analizi başta olmak üzere disiplinler arası bir yaklaşımla, dinî güfte mecmuası türleri ve pek çok beste türünün tarihî seyri kaynaklara yansıdıkları ilk andan itibaren detaylıca analiz edilmiştir. Bu analizler neticesinde, beste türlerine ilişkin mevcut bilgilerin sorgulanması ve yeniden değerlendirilmesi gerektiği ortaya konulmuştur. Ayrıca, her bir mecmua türünün kendine has özelliklerini ve konumunu belirleyecek ayırt edici yönleri tespit edilmiştir. Böylece her bir mecmuanın dâhil olduğu sınıflandırma netleştirilmiş; ilgili türün Türk mûsikîsindeki önemi, kapsamı, repertuvar zenginliği ve yaygınlığı ortaya konulmuştur. Bununla birlikte mecmuaları merkeze alan çalışmaların azlığı ve sistemsel bir metodolojinin yoksunluğu tespit edilmiştir. Bu durum göz önüne alınarak, ilgili araştırmacılar için üç aşamalı bir metodoloji önerisi geliştirilmiştir. Sunulan bu metodoloji; bir mecmua özelinde, bir kütüphane özelinde ve bir konu etrafında yapılacak incelemeler için özel olarak geliştirilmiş yöntemler, metotlar ve tablo şablonlarından oluşmaktadır. Bu metodolojik yaklaşımın uygulanmasıyla, güfte mecmualarının temel kaynak seviyesine çıkarılması ve çok daha kısa sürede nitelikli çalışmalara ulaşılması hedeflenmektedir. Sonuç olarak bu çalışma, mecmuaların içindeki en küçük bilgi kırıntısının dahi titizlikle değerlendirilmesiyle, mûsikî tarihi yazımı, nazariyat ve repertuvar tarihi ile eleştirel biyografi açısından önemli birer ilmî vesika olduğu sonucuna varmıştır. Ayrıca, ilgili belgelerin mûsikî, edebiyat ve tasavvuf disiplinlerinde mevcut bilgilere düzeltmeler ve yeni bilgiler ekleyebilecek nitelikte oldukları örneklerle gösterilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Dinî Mûsikî, Müzikoloji, Güfte Mecmuası, Dinî Güfte Mecmuası, Beste Türleri, İlâhî ve Tesbîh Mecmuası, Tasnif, Metodoloji.

BiçimDini müzikGüfte mecmuası+4
Mustafa Said Dilek
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türk din mûsikîsinde perde kaldırma: Hafız Kemal Tezergil ve neyzen Sadrettin Özçimi

Neyzen Niyazi Sayın'ın iki ses arasındaki manevi münasebet olarak tanımladığı mûsikî geniş bir form yelpazesine sahiptir. Dini ve La Dini mûsikî olarak ikiye ayrılan bu formların içerinde perde kaldırmanın ayrı bir yeri vardır. Fakat literatür incelendiğinde bu konu üzerinde fazla bir çalışma olmadığı gözlenmektedir. Türk Müziği'nin tekke mûsikîsi şubesinin az çalışılmış formlarından olan perde kaldırma formu kaynak eksikliklerinden ve bu alanda yapılmış akademik çalışmaların azlığından dolayı dikkat çekici bir konu olmuştur. Bu çalışmada genel hatlarıyla perde kaldırmanın tanımı, türleri, bilinen örnekleri, uygulama şekli ve kullanım sahası ile ilgili araştırmalar yapılmıştır. Çalışma süresince piyasada yayınlanmak için ya da özel meclislerde icra edilerek kayda alınmış icralar temele konularak mukayeseli bir inceleme yapılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm tezin giriş kısmıdır. Burada perde kavramının etimolojik analizi işlenmiştir. Bununla birlikte perde kavranın mûsikîdeki anlamı ve kavramsal karşılığına değinilmiştir. İkinci bölümde mûsikî kavramı irdelenmiş ve kısaca mûsikî formlarına değinilmiştir. Buradaki tanımlar tezin ana konusundan sapmamak için kavramsal yapıyı tamamlayacak nitelikte tutulmuştur. Tezin üçüncü bölümünde bir form olarak perde kaldırmanın içeriği, tarihçesi incelendikten sonra kayda alınmış örnekler hakkında bilgi verilmiştir. Bu örnekler 1959 ile 2008 yılları arasında kayda alınan örneklerdir. Dördüncü bölümden Hafız Kemal Tezergil'in ve Neyzen Sadrettin Özçimi'nin perde kaldırma icraları detaylı olarak analiz edilmiştir. Sonuç bölümünde ise genel bir değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirmede formun adı geçen kayıtlarda kullanılış biçimlerine vurgu yapıldıktan sonra formun toplu ve solo icraları geliştirici özelliklerine değinilmiştir. Perde kaldırma formu üzerin herhangi bir çalışma yapılmamış olması çalışmanın bir kısıtı olarak görülse de bu çalışma ile litaretürün oluşması yolunda adım atılması hedeflenmiştir.

Dini müzikPerdeSes perdeleri+5
Yasin Özçimi
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dr. Ali Kemal Belviranlı'nın hayatı, eserleri, tasavvuf anlayışı ve musikîşinaslığı

Topluma hizmet eden şahsiyetlerin hayatını, verdikleri hizmetleri, eserlerini ele almak ve gelecekte bilgi almak isteyenlere kaynak olmak çok önemlidir. Bu sebeple bu çalışmamızda öncelikle doktor, yazar, musikîşinas ve mutasavvıf Ali Kemal Belviranlı'nın hayatını ve yaşam çizgisini inceledik. Çalışmamıza kendi yazdığı eserlerin yanında, ailesi ve yakınlarıyla yaptığımız görüşmeler ve hakkında bilgisi olan kişilerin yazıları kaynaklık etti. Bu sebeple Ali Kemal Belviranlı'yı daha da yakından tanımış olduk ve onun hayatının gelecek nesillere örnek olacağına inandık. Yazdığı eserlerle birçok kişiye yol gösteren Belviranlı'nın, nasıl bir aileden geldiğini, bu yollardan geçerken neler yaşadığını, ömrü boyunca nelerle mücadele ettiğini ve bilhassa dini hayatını kaleme almaya çalıştık. Ali Kemal Belviranlı'nın aynı zamanda musikîşinas yönüne de değindik ve bestelerinden ulaşabildiklerimizi çalışmamıza ekledik. Son olarak yakınlarının kendisi hakkındaki görüşleri ve izlenimlerine de yer vererek çalışmamızı bitirdik.

Belviranlı, Ali KemalBiyografiDini hayat+7
Kevser Aydın Şimşek
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk müziğinin gelişim sürecinde hafızlık geleneğinin rolü

Türk müziği Türklerin İslamiyet'i kabul etmelerinden sonra büyük değişimler göstermiş sanat müziği ve halk müziğinin yanı sıra dinî musiki formunda da müzik üretimleri yapılmıştır. Gerek icra, bestecilik ve nazariyatta gerekse musikinin içeriğine yansıyan incelikli bir sanat anlayışıyla bu üretimler arasında hafızlık geleneğinin önemi her dönem vurgulanmıştır. Hafızlığın Türk müziğinin gelişiminde ne denli etkili olduğu ve hatta musikişinaslar arasında zikredilen "Türk müziği hafızların sırtında gelişmiştir'' sözü bu konunun önemini ziyadesiyle vurgulamaktadır. Bu çalışmada hafızlık geleneğinin Türk müziğinin gelişimine ne gibi katkılar sağladığı, kimlerin bu konuda öne çıktığı betimsel tarama yöntemiyle tespit edilip anlatılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde hafızlığın muhtevasından ve tarihçesinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise müziğin İslam tarihindeki yerine ve gelişimine değinilmiştir. İslam'ın müziğe bakış açısı Kur'an ve hadis kaynaklarından yararlanılarak yorumlanmıştır. Son bölümde Türk müziğinde önem arz eden beş hafız musikişinas hakkında çalışmalar yapılmış, bu musikişinasların meşk geleneğindeki rolleri ve bu geleneğe katkıları ortaya konmuştur.

Dini müzikKlasik müzik
Soner Arslan
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

II. Abdülhamid döneminde Osmanlı hükümetinin müzik politikası

Kadim bir geleneğe sahip Osmanlı Devleti'nde kültürün önemli bir parçası olarak müziğe birçok dönemde olduğu gibi II. Abdülhamid döneminde de önem verilir. Dönemin müzik politikalarına bakıldığında her ne kadar Batı müziği eksenli bir anlayış hâkim olsa da Türk müziği de birçok alanda kendisine yer bulur. Düalist bir anlayışın benimsendiği II. Abdülhamid döneminde Türk müziği sarayın patronajından çıkar, içeriğinde meydana gelen değişimle beraber halk ile bütünleşip, halka hitap eden bir forma bürünür. Bu durum Türk müziği adına ileriki dönemlere ışık tutacak birtakım doneleri de içinde barındırır ve cumhuriyet dönemi müzik politikalarına temel oluşturur. Bu tez, II. Abdülhamid dönemi müziksel pratikler ve Osmanlı hükümetinin şiar edindiği müzik politikasını incelemeye; bunun yanı sıra II. Abdülhamid hakkında genel bilgileri, II. Abdülhamid dönemi Osmanlı Devleti'nin siyasî ve sosyal durumunu ortaya koymaya odaklanmaktadır. Bu tez çalışmasında, II. Abdülhamid döneminde gerçekleşen müziksel pratikler ve Osmanlı hükümetinin müzik politikası literatür çalışmasıyla tespit edilmiştir. Bu çerçevede konu ile alakalı belgeler incelenmiş, elde edilen veriler değerlendirilirken doküman analizden istifade edilmiş, son olarak da betimsel analiz yapılarak veriler özetlenmiş ve yorumlanmıştır.

Abdülhamid IIBatı müziğiDini müzik+7
Merve Nur Kaptan
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kurra Hafız Abdulkadir Şehitoğlu'nun hayatı ve dini musikiye katkıları

Din ve müzik, sadece toplumların ve kültürlerin oluşumunda ve şekillenmesinde çok önemli işlevler sahip olmakla kalmayıp, manevi hayat ile dünya arasında bir köprü vazifesi de görmüşlerdir. Müzikte ve özellikle Türk Din Mûsikîsinde hafızlar önemli bir yer tutmuşlar ve çok kıymetli eserler vermişlerdir. Tezimizin konusu olan Kurra hafız Abdülkadir Şehitoğlu, önemli kıraat hocalarından biri olarak Türk Din Mûsikîsi alanında besteler vermiş ve talebeler yetiştirmiştir. Ayrıca Kur'an icrası alanında son devrin önemli şahsiyetlerinden biridir. Çalışmamızın giriş bölümünde din ve mûsikî arasındaki ilişkisi irdelenmiştir. Tezin amacı ve önemi kısmında biyografi yazıcılığının ülkemizdeki eksikliği üzerinde durulmuş ve önemi vurgulanmıştır. Birinci bölümde Şehitoğlu'nun hayat hikâyesi ve safahatı kendisiyle yapılan yüz yüze mülakatlardan yola çıkarak özet haliyle yazılmıştır. Bu bölümde ayrıca kendisinin Kıraat konundaki hizmetleri, çalışmaları ve görüşleri aktarılmıştır. İkinci bölümde talebelerinin, sanatçıların ve akademisyenlerin Şehitoğlu hakkındaki görüşleri ve hatıraları mülakatlar vasıtasıyla aynen paylaşılmıştır. Üçüncü bölümde ise Şehitoğlu'nun besteleri ve icraları notaya alınarak araştırmacıların istifadesine sunulmuştur. Ekler bölümünde Şehitoğlu'na ait fotoğraflar, ilahi albümlerinin ve Kur'an tilaveti ile ilgili kasetlerin kapak fotoğrafları yer almaktadır.

BestelerBiyografiDini müzik+6
Fatih Mehmet Karadaş
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kureyşîzâde Mehmed Fevzi Efendi'nin Türk din mûsikîsî'ne katkıları

Bu tez çalışmasında, 19. yüzyılda yaşamış Osmanlı Devleti'nin son dönem âlimlerinden ve Osmanlı Devleti bünyesinde müderrislik, müftülük, nâiplik, mevlevîyetlik, kazaskerlik görevlerini yapmış Kureyşîzâde Mehmed Fevzi Efendi'nin Türk Din Mûsikîsî alanına katkılarının kapsayıcı bir şekilde değerlendirilmesi istenilmiştir. Giriş bölümünde genel bilgilendirme yapılarak tezin amacı ve önemi ile tezin metodu ve kapsamı hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Birinci bölümde Mehmed Fevzi Efendi'nin hayatı ve eserleri inceleme konusu yapılmıştır. İkinci bölümde konu bütünlüğü sağlanmak maksadıyla Türk Din Mûsikîsî ve formları hakkında kısaca bilgi verilerek Mehmed Fevzi Efendi'nin Türk Din Mûsikîsî alanına yaptığı katkılar mufassal bir şekilde ele alınmıştır. Üçüncü ve dördüncü bölümlerde bazı otoritelerce regâibiyye'nin Türk Din Mûsikîsi formları arasına dâhil edilmesi sebebiyle Mehmed Fevzi Efendi'nin "Regâibiyyesi" ve mûsikî alanı içerisinde değerlendirilebilecek yazdığı "şarkıları" konu bağlamında ele alınarak çalışmanın sonunda raporlama yapılmıştır.

BiçimDini müzikKaside+7
Mustafa Sait Dönmez
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Hurdâzbeh'in mûsikî risâleleri üstüne mukayeseli bir çalışma

İbn Hurdâzbeh'in Mûsikî Risâleleri Üstüne Mukayeseli Bir Çalışma adıyla yaptığımız bu araştırma, Giriş, Üç Bölüm ve Sonuç'tan oluşmaktadır. Giriş'te araştırmanın önemi ve amacı, İbn Hurdazbeh hakkındaki çalışmaların panoraması, çalışmamızın muhtevası ve incelemede izlenen metot ele alınmıştır. Son olarak İbn Hurdazbeh'in düşünce dünyasına bir nebze ışık tutulmaya çalışılmıştır. Birinci Bölümde, İbn Hurdazbeh'in hayatı, ilmi kişiliği, üstlendiği görevler, devrin hükümdarı el-Mu'temid'in nezdinde kazandığı değer ve eserleri ele alınmıştır. İkinci Bölümde, İbn Hurdazbeh'in tezimizin merkezine aldığımız el-Muhtâr min Kitâbi'l-Lehvi ve'l-Melâhî adlı eseri muhteva açısından analize tabi tutulmuş ve çözümlenmiştir. Bu minval üzere İbn Hurdazbeh'in anlatım üslubu, müziğe olumlu yaklaşırken kullandığı argümanlar, felsefeciler ile büyük devlet adamlarının mûsikîye (semâ', gına, tarab vb.) yönelik takdirkâr tutumları, gınanın önemine ilişkin deliller sergilenmiştir. Ayrıca mûsikî aletlerini ilk icat edenler, Arabistan, Hind, Yunan ve Bizans gibi ülkelerde ne tür mûsikî aletlerinin kullanıldığı, mûsikînin insan aklı ve gönlü üzerindeki tesirleri, hayvanlar ve hastalar üzerindeki olumlu etkileri, îkâ ve çeşitleri ile muğannilerin haberleri ve kadın müzisyenlere ayırdığı bölüm tahlil edilmiştir. Üçüncü Bölümde iki karşılaştırma yapılmıştır: Birinci kısımda el-Mufaddal b. Seleme'nin (v.290 ila 300) Kitâb el-Melâhî ve Esmâihâ min Kibeli'l-Mûsîkâ adlı eseri ile İbn Hurdâzbeh'in (v.280 ila 300) el-Muhtâr min Kitâbi'l-Lehvi ve'l-Melâhî ismini taşıyan eseri muhteva açısından karşılaştırılmış, örtüşen ve farlılık arz eden konularına dikkat çekilmiştir. İkinci kısımda ise, İbn Hurdâzbeh'in el-Mes'ûdî tarafından nakledilen el-Mu'temid'le muhâveresi ile el-Muhtâr min Kitâbi'l-Lehvi ve'l-Melâhî'sinin muhteva ve hacim açısından karşılaştırılmıştır ve bu iki eserin farklı şeyler olduğu ortaya konmuştur. Sonuç'ta ise, bu araştırmada elde edilen sonuçlar ve ulaşılan kanaatler hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır.

Dini müzikMüzikMüzik eserleri+5
Ayşe Tokay
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Anadolu ve Ege Abdal kültürleri arasındaki ilişkinin müzikal analiz üzerinden değerlendirilmesi

Göçebe Türkmen boylarının XI. yüzyıldan itibaren Anadolu'ya gelmeye başlamasıyla beraber tasavvuf akımlarıyla da şekillenen Abdallık geleneği günümüzü kadar varlığını sürdürmüştür. Günümüzdeki Abdallık kavramı geçmişten bugüne bazı değişimlere uğramakla beraber inanç yapıları ve müzikle olan ilişkisini muhafaza etmiştir. Bu çalışmada, Abdallık geleneğinin tarihsel gelişimi, günümüzde Abdallık geleneği ve Ege ve Orta Anadolu Abdallarının icra ettiği müziklerin analizleri üzerinde durulmuştur. Bu bakımdan, öncelikle Abdal kavramının ortaya çıkmasında etkili olan tarihsel gelişmeler ışığında abdallık kültürü ve müziklerinin ilişkili olduğu yapıların tespit edilmesi hedeflenmiştir. Öncelikle bu geleneği etkilediği düşünülen tasavvuf akımlarıyla tarikatların ortaya çıkışı ve tasavvuf mektepleri incelenmiştir. Horasan Mektebi ve Melamilikle ilişkili Anadolu'da yaygınlaşan Kalendirilik, Haydarilik, Bektaşilik gibi tarikat yapıları takip edilerek, Abdalların Tanrı ve dünya algısı ile yaşam biçimlerinin geçmişten günümüze bağlantılarının kurulması amaçlanmıştır. Günümüzde Abdallık geleneği ile geçmişteki Abdallık geleneği arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya koyulmuştur. Anadolu'nun farklı bölgelerinde yaşayan Abdallar, yaşadıkları bölge kültürüne adapte olmakla beraber kendi kimliklerine dair özellikle müzikle olan ilişkilerini korumuşlardır. Bu durumu hem Orta Anadolu hem de Ege Bölgesi'nde gözlemlemek mümkündür. Bu manada, Orta Anadolu Abdallarının icra ettikleri müziklerden ağır halaylar ile Ege Bölgesi Abdallarının icra ettikleri ağır zeybeklerin müzikal analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak, pek çok tasavvufi akımın etkisiyle ortaya çıkan Abdallık geleneği, Anadolu'ya göç eden Türkmen boyları ile Anadolu'da bulunan inanç yapılarının etkileşimiyle şekillenerek günümüze kadar gelmiştir. Abdalların, günümüzde farklı bölge kültürleri içinde yaşamalarına rağmen özellikle müzikle olan ilişkileri bakımından kimliklerini korudukları ve müzikal icra özelliklerini yaşadıkları bölgenin müziklerine yansıttıkları tespit edilmiştir.

Abdalan-ı RumAbdallarDini müzik+6
Ezgi Tekin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel kimlik bağlamında Mardin Süryani müziği

6000 yıllık geçmişe sahip olan Süryaniler, ilk Hristiyan hükümdar olan Kral Abgar'ın yardımıyla kendilerini putperestlikten ayırmak için kendi topluluklarına Suriye'den gelen 'Süryani' ismini vermişlerdir. Bu topluluk Mezopotamya olarak bilinen, geçmişinde birçok ırka ve devlete ev sahipliği yapan bölgede yüzyıllar boyunca var olmuşlardır. Çok kültürlülüğün bir tezahürü olarak, Süryaniler'de müziğin doğuşu, eski Mezopotamya'da imparatorluk kurmuş olan Asurluların dini bir kimlikle kiliseye girmesiyle oluşmuştur. Kilisedeki kutsama törenleri, vaftiz ve özel günlerin ayin müzikleri Süryani müziğinin bir parçasıdır. Süryaniler de birçok toplulukta olduğu gibi çeşitli sanatlara ve müziğe büyük ölçüde ilgi duymuşlardır. Mardin merkez yöresinde yaşayan Süryanilerin kültürel kimliğinin inşasında, geçmişten günümüze müziğin nasıl bir rol oynadığı araştırmanın problemini oluşturmaktadır. Bu araştırma, kültürel kimlik ekseninde, Mardin yöresinde yaşayan Süryanilerin tarihsel süreç içinde, dini ve din dışı müzik pratiklerinin kayıt altına alınıp betimlenerek alana kaynak oluşturulması hedefini taşımaktadır. Mardin yöresi, çok sayıda etnik ve dini grubun binlerce yıl yan yana yaşadığı bir geçiş noktası olmuştur. Günümüzde ortaya konan popüler Süryani müziği, Süryani kilisesinin zengin birikimine ve mirasına dayanmaktadır. Konuyla ilgili sistematik bir kaynağın olmaması, bu araştırmanın önemini ortaya koymaktadır. Anahtar Sözcükler: Kültürel Kimlik, Süryani, Mardin, Müzik, Pratik.

Din dışı müzikDini müzikKimlik+6
Ömer Şavur
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İmam hatip liselerinin öğretim programlarında yer alan müzik derslerinde dinî mûsikî formlarının öğretilme durumunun imam hatiplerin mesleki yeterliklerine etkileri: Çanakkale ili Ayvacık ilçesi örneği

Mûsikînin etkili olduğu alanlardan birisi de dindir. Türk mûsikîsinin bütün formlarında olduğu gibi, dinî mûsikîde de makamları bilmek ve dinî formları icra ederken uygulamak, nağmeleri yerinde ve düzgün kullanmak önemli görülmektedir. Bu nedenle yarının din görevlilerini yetiştiren İmam-Hatip Lisesi öğrencilerinin erken dönemlerde mûsikî eğitimi almasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Dinî mûsikî formlarının en önemlilerinden biri olan ve herkesin duyabileceği şekilde, namaza davet olarak minarelerden günde beş vakit okunan ezanın, kaynaklarda belirtilen veya günümüzde de tercih edilen makamlara uygun bir şekilde icra edilmesi, aldıkları eğitime göre değişim göstermektedir. Camilerde görev yapan imam-hatiplerin, sadece ezanı değil, cami mûsikîsi formlarının birçoğu hakkında bilgi sahibi olması ve yeri geldiğinde uygulayabilmeleri bu açıdan gerekli görülmektedir. Dinî Türk Mûsikîsinin yükümlülüğünde bulunan cami mûsikîsi türleri Türk tarihi ve kültüründe bir miras niteliğindedir. Bu nedenle, mûsikînin okullarda iyi bir şekilde öğretilip gün yüzüne çıkarılması ve camilerde imam, müezzin ve önemli müzisyenler tarafından doğru icra edilmesi bu alanda önemli görülmektedir. Yapılan alan çalışmasını, literatürde yazılmış kaynaklar ile destekleyerek sonuca ulaşmak için tarama modeli kullanılmış ve alan araştırması yöntemi ile düzenlenmiştir. Bu amaçla konuyla alakalı yapılan literatür taraması sonrasında, Çanakkale İli Ayvacık ilçesinde görevli imam hatipler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ile görsel-duysal veriler, kayıt altına alınmış ve belgelendirilmiştir. Yapılan görüşmeler neticesinde betimlemeler yapılmış, İmam-Hatip Liselerinde verilen mûsikî dersinin yeterli olmadığı, yeteri kadar önem verilmediği ve oradan mezun olarak göreve başlayan imam hatiplerin bu konularda eksiklik yaşadığı sonucuna ulaşılmıştır. İmam-Hatip Liselerinde verilen dinî mûsikî eğitiminin önemine istinaden, bu çalışmada din görevlileri için önemli görülen ses ve makam eğitiminin ortaöğretimde alınmaya başlanması faydalı olacaktır. Bu sebeple, ortaöğretim döneminde dersi alan imam hatiplerin bu dersi hiç almayan imam hatiplerden, yeterlilikleri bakımından farklarını ortaya koyması noktasında alana yapacağı katkılar nedeniyle önemli görülmektedir. Ayrıca din görevlisi adayı olarak yetişen imam hatip öğrencilerinin mûsikî eğitimi ve sanatını öğrenmiş olmalarının, din hizmetlerini olumlu anlamda etkileyeceği düşünülerek, dinî mûsikî eğitimini programda almaları gerektiğini göstermesi açısından önemli görülmektedir. Bu doğrultuda yapılan araştırmanın konusu; Çanakkale İli Ayvacık ilçesinde görevli imam hatiplerin, lise yıllarında dinî mûsikî dersi alıp almadıkları tespit edilerek, dinî mûsikî formları hakkında yeterlilikleri, Halk Bilimi bakış açısıyla tasvir edilerek neticelendirilmesi ve neticelerin çözümlenmesidir.

CamilerDini müzikMesleki yeterlilik+6
Nihal Özek
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mecmua-i Saz ü Söz'de yer alan dini eserlerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Mecmua-i Saz ü Söz'de yer alan dini musiki eserlerini hem müzikal hem edebi açıdan inceleyerek XVII. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğundaki din musikisi anlayışını ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, dört temel bölümde ele alınan bu çalışmada, ana konuyu teşkil eden dördüncü bölüme geçmeden önce konu üzerindeki muhakemenin güçlenmesi için birinci bölümde, Ali Ufki Bey'in yaşamış olduğu XVII. yüzyılın musiki iklimi hakkında genel bir çalışma yapılmış olup; ikinci bölümde Ali Ufki Bey'in hayatı hakkında bilgiler verilmiştir. Devam eden üçüncü bölümde dini musiki eserlerinin de yer aldığı Mecmua-i Saz ü Söz isimli eser tanımlandıktan sonra, eser fasıl-makam, usul ve tür bağlamında değerlendirilmiş olup; tezin ana bölümünü oluşturan dördüncü bölümde dini musiki eserleri müzik ve güfte analizine tabi tutulmuştur. Söz konusu dini musiki eserleri analiz edilirken İlahi, Tesbih, Tevhid ve Ayin-i Şerif türleri çatısı altında tasnif edilmiş, her bir eser bağlı olduğu tür başlığı altında değerlendirilmiştir. Değerlendirme yapılırken her bir eser yukarıda belirtilen türler içerisinde ayrı alt başlıklar altında ele alınmış olup; öncelikle eserlerin notaları verilmiş ve eserlerin Mecmua-i Saz ü Söz'de yer alan konumları belirlenmiştir. Akabinde eserler müzikal analize tabi tutulmuş ve her bir eserin ayrı ayrı makamı, usulü ve formu tespit edilmiştir. Bu bölümün devamında ise söz konusu dini eserlerin güfteleri orijinal metinden transkripsiyon yapılmış, eserlerin aruz ve hece vezinleri tespit edilmiştir. Daha sonra bu eserlerin hece yapıları çözümlenmiş ve aruz takt'i yapılmıştır. Ayrıca güftelerin anlaşılabilmesi amacı ile eserlerdeki bilinmeyen kelimeler tanımlanmıştır. Son olarak güftelerin anlamsal açıklamaları yapılarak çalışma sonuca bağlanmıştır. Tüm bu analizler neticesinde Mecmua-i Saz ü Söz'de saklı kalan dini musiki eserleri ayrıntıları ile gün yüzüne çıkarılmıştır. Anahtar Kavramlar: Mecmua-i Saz ü Söz, Ali Ufki Bey, XVII. Yüzyıl Osmanlı/Türk Müziği, Türk Din Musikisi.

17. yüzyılAli Ufki BeyDini müzik+5
Ubeydullah İşler
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hâfız Ahmet Çalışır'ın hayatı, eserleri ve hicazkâr makamındaki Mevlevi Ayini'nin müzikal analizi

Hâfız Ahmet Çalışır'ı konu edindiğimiz bu çalışmanın amacı sanatçının Hicazkâr makamındaki Mevlevi Ayini üzerinden Türk mûsikîsi alanında bir sanatçı üslubu ve analiz örneği ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda birinci bölümde Çalışır ile yaptığımız röportajlardan hareketle sanatçının eğitim ve meslek hayatı, çalışmaları, faaliyetleri, mûsikîye bakış açısı ve üslûbu, üzerinde durulmuştur. Araştırmamızın ikinci bölümünde ise Çalışır'ın bestelediği tekke mûsikîsi formlarından Hicazkâr makamındaki Mevlevi Ayini formunun makam, usûl ve güfte analizi yapılmaya çalışılmıştır. Bu bölümde ilk olarak Mevlevilik ve Mevlevi Ayini formu ile Hicazkâr makamı hakkında genel bir anlatım yapılmıştır. Devamında Çalışır'ın bestelediği Hicazkâr makamındaki Nev Niyâz isimli Mevlevi Ayini'nin usûl örgüsü, Mevlevi Ayini'nde kullanılan Farsça güfteler, güftelerin manaları ve yazıldığı vezin kalıbı tespit edilmiştir. Son olarak da Nev Niyâz Mevlevi Ayini, müzik cümlelerine ayrılarak makamsal olarak analizi yapılmıştır. Ayrıca bestekârın bestelerinin tamamına ve bazı sanatçı arkadaşlarının ve öğrencilerinin hakkındaki görüşlerine araştırmanın ekler kısmında yer verilmiştir.

BiyografiDini müzikHicazkar makamı+3
Ahmet Tongüç
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Alevi Bektaşi kültüründe tevhit temalı nefeslerin incelenmesi "Hüseyin Emektar örneği"

Alevi Bektaşi geleneğinin en büyük kaynağını dini ayinlerinde ve ritüellerinde kullandıkları sözlü musiki oluşturur. Alevi Bektaşi toplumu bilgilerini, dini ritüel ve inanış biçimlerini tarihsel süreç içinde yaşanan zorluklardan dolayı yazılı bir metin ve kaynak şeklinde bir sonraki nesile aktarmaktan ziyade "şifahi kültür" olarak adlandırılan babadan oğula, ustadan çırağa ve de nesilden nesile ulaşmasını sağlayan bir kültür aktarımı metodunu geliştirerek varlığını günümüze kadar aktarmayı başarabilmiştir. Alevi Bektaşi musikisinin temelini İslam inancı ve Türk tasavvufunu merkezine alan "nefesler" oluşturmaktadır. Nefesler sadece Alevi Bektaşi musikisinin belirli bir türü olmakla kalmayıp, bu musikinin türlerinin tamamını kapsayan bir üst başlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Tezimizde Allah, Muhammed, Ali ve bu üçlemenin yanına dördüncü olarak Pir Hacı Bektaş-ı Veli'yi de eklemek sureti ile bu konuları "Hak" yolunda birleştirerek yekvücut haline getirmek sureti ile "tevhid" eden ve tevhidi işleyen kaybolmaya yüz tutmuş 4 adet nefesi derleyip hem musiki açısından hem de felsefi batıni yönü ile inceledik. Tezimizde Alevi Bektaşi musikisini ve bu musikinin temeli olan nefesleri incelerken öz Türk olan Alevi Bektaşi toplumunun müziğini; bilinen Türk tarihinde Orta Asya'ya İslamiyet öncesine kadar takip ettik. İslamiyet öncesi ve İslamiyet sonrası şekillenen Türk müziğini ve buna bağlı olan Alevi Bektaşi müziğinin izlerini sürdük. Alevi Bektaşi musikisi mirasını tarihsel süreç içinde Atayurt Türkistan'dan başlayıp birbirinin devamı olarak sayılan Türk devletleri üzerinden sırası ile Hunlar, Göktürkler, Uygurlar, v Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Osmanlılar ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerini de kapsayacak şekilde inceleyerek tezimizde yer vermek sureti ile Türk din musikisine bir nebze de olsa katkı sunmaya çalıştık.

AlevilerAlevilikBektaşiler+7
Gürcan Emektar
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Erdinç Çelikkol'un hayatı, şahsiyeti, sanatı ve Türk Din Mûsikîsine katkıları

Bursa'da Türk mûsikîsi denilince ilk akla gelen kişilerden biri Erdinç Çelikkol'dur. O, sanatı, şefliği ve bestekârlığı ile Türk mûsikîsine hizmet etmiştir. Yetiştirdiği öğrenciler, kaleme aldığı eserleriyle hâlâ hizmet etmeye devam etmektedir. Farklı formlarda eserleri bulunmakla birlikte dinî mûsikî eserleri lâ dinî mûsikî eserleri kadar değer görmemiştir. Erdinç Çelikkol'un hayatı, şahsiyeti, sanatı ve dinî mûsikî bestelerini içeren bu çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Ekler kısmında dinî mûsikî eserlerine ve çeşitli fotoğraflarına yer verilmiştir. Bu çalışma ile Erdinç Çelikkol'u en doğru şekilde ve bütüncül olarak tanımayı; sanata olan bakış açısını ve ilahi formundaki bestelerini ortaya çıkarmayı hedeflemiş olduk. Sanatçının toplamda 411, TRT repertuarında 345 tane bestesi olması bestekârlıktaki maharetini ortaya koymuş fakat besteleri ve bestekârlığı hak ettiği değerin çok altında kalmıştır.

BestekarlarBestelerBiyografi+5
Ali Bayrak
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

4-6 yaş dönemi çocuklarının değerler eğitiminde dini müzik

Diyanet işleri başkanlığı tarafından 2013 yılında pilot bölgelerde başlatılan, gösterilen ilgi ve talep doğrultusunda son yıllarda tüm Türkiye'de yaygın hale gelen 4-6 yaş kurslarında, çocuklara hem Millî Eğitim Bakanlığınca belirlenen kazanımların bulunduğu okul öncesi eğitimi hem de dini ve manevi kazanımları içeren değerler eğitimi verilmektedir. Genelde tüm çocuklara özelde ise 4-6 yaş grubu çocuklarına bu değerlerin kazandırılması için çeşitli destekleyici yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemler arasında çocuklara öğrenmeyi daha eğlenceli kılacak ve öğrenilen bilgilerin kalıcı hale gelmesini sağlayacak uygulamalardan biri de müzikli eğitim öğretim faaliyetleridir. Çalışmamızda, çocukların manevi değerleri benimsemesi üzerinde müziğin olumlu etkisini ortaya koymak hedeflenmektedir.

DeğerlerDeğerler eğitimiDini müzik+3
Yasemin Aşcı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır'da mevlid kültürü: Mevlidhanlık geleneği ve Süleyman Çelebi Mevlidi'nin icra analizi

Diyarbakır'da bulunan ve tasavvufi geleneğe sahip, mûsikîye kabiliyetli şairler Süleyman Çelebi'den ilhâm alarak mevlid yazmışlardır. Zengin bir mevlid kültürüne sahip olan Diyarbakır'da yazılan mevlid metinleri zamanında okunduğu gibi, Diyarbakırlı olmayan şairlerin yazmış olduğu mevlidler de yıllar içerisinde okunmuştur. Osmanlıca, Türkçe, Kürtçe ve Zazaca gibi çeşitli dillerde yazılmış olan mevlid metinleri yörede hâlâ okunmaktadır. Bu mevlidler icra edilirken kendilerine özgü yapı, ses ve ezgiler barındırmaktadır. Çalışmamız betimsel bir çalışma olup tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmada metin analizi ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmamızın kapsamında okunan mevlid metinleri, ilgili literatürün yazılı ve görsel materyalleri, ses kayıtları, video, yapılan bire bir görüşme kayıtları veri toplama araçlarıdır. Yöredeki geleneksel mevlid yapısının tespiti için mevlidhanlarla görüşmeler yapılmış ve okunan mevlid metinlerinin icra tarzları üzerinde durulmuştur. Bu metinler araştırılırken yörede okunan Bateyî mevlidinin (Kürtçe) Dersaadet nüshalarından biri tarafımızca bulunmuştur. Çalışmanın sonucunda yöre mevlidlerinde Türk mûsikîsinin özelliklerini ustaca yansıtan icraların Kesikbaş Mevlidi diye bilinen Süleyman Çelebi mevlidi olduğu tespit edilmiştir. Yörede 1970'li yıllarda olduğunu tespit ettiğimiz ve ustaca icra edilen Süleyman Çelebi mevlidinin bir kaydına tarafımızca ulaşılıp ilk beş bahir –Davet, Tevhid, Nur, Velâdet ve Merhaba Bahirleri- ve bu bahirler arasında okunan eserler notaya alınarak (makamsal) makam dizisi analizi yapılmıştır. Yörede icra edilen Kürtçe ve Zazaca mevlidlerin Uşşak, Hüseyni ve Hicaz gibi temel makamlarda icra edildiği ortaya çıkmıştır. Tüm mevlidlerde Merhaba Bahri'nin ayakta okunması yörede gelenekselleşmiş bir âdet olduğu görülmüştür. Diyarbakır'daki mevlid kültürü ürünlerinin bir araya getirilip kaydedilmesi ve Diyarbakır mevlid kültürüne kaynaklık etmesi amaçlanan bu çalışmamızla Diyarbakır'daki geleneksel mevlid kültürünü benimseyen icracıların ve bu minvalden yetişecek mevlidhanların istifade etmesi en önemli gayemiz olacaktır.

Dini müzikDiyarbakırMevlid+3
Sara Erdem
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi ilkokul müzik ders kitaplarındaki dini mûsikî unsurları

Bu araştırma Dini Mûsikînin Cumhuriyet Dönemi İlkokul müzik ders kitapları, kaynak ders kitapları ve müzik derslerinde hangi düzeyde yer aldığını ele almaktadır. Bu çerçevede nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve özellikle Ankara Milli Kütüphanesi ve Milli Eğitim Bakanlığı Arşiv Kütüphanesinde bulunan kitaplar taranmıştır. Müzik Dersi Öğretim Programları, ders kitapları ve dersler için kaynak olarak kullanılan kitaplar incelenmiştir. Cumhuriyetin ilanından 2020 yılına kadar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan ve tavsiye edilen kitaplar ele alınmıştır. Bu kitaplarda bulunan Dini Mûsikî unsurlarına atıflar yapılarak tespit edilen hususlara görsel olarak da yer verilmiştir. Bazı ders kitaplarının farklı baskıları çalışmamızın dışında bırakılarak yalnızca ilk ve son baskıları literatür taramamıza dahil edilmiştir. 1923-1968 yılları arasında okutulan müzik ders kitaplarında batı tarzı bestelenmiş çok sesli dini mûsikî örneklerinin dışında Türk Din Mûsikî unsurlarına yer verilmediği, 1968'den sonraki süreçte Türk Din Mûsikîsi olarak nitelendirilebilecek bilgi ve materyallere az da olsa yer verildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Cumhuriyet DönemiDers kitaplarıDini müzik+4
Hasan Özer
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Rifâî tarîkatında Türk din mûsikî geleneği (Erzurum örneği)

Kuruluşundan günümüze çok geniş bir alanda yayılarak faaliyetlerini sürdüren Rifâî tekkelerinde zikirlerin cehrî olarak icrâ edildiği görülmektedir. Yapılan bu icrâlarda mûsikînin etkin bir şekilde kullanıldığı ve çeşitli mûsikî türlerinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu çalışma ile İslâm medeniyetinde önemli bir yeri olan Rifâî tarîkatının Erzurum'daki varlığı ele alınacaktır. Burada icrâ edilen dinî mûsikî türlerinin neler olduğunu ve Türk din mûsikî geleneğine katkılarını ortaya koyarak elde edilen verilerin gelecek nesillere aktarılması amaçlanmaktadır. Burada icrâ edilen zikir ve ilâhilerin belli makâmlarda ve farklı bir tavırla okunduğu, zâkirler tarafından okunan ve henüz notaya alınmamış çok sayıda eserin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu vesileyle Türk din mûsikîsi açısından önem arz eden bu icrâların ses kayıtlarını alarak icrâ edilen zikrin ve kayıt altına alabildiğimiz ilâhilerin notaya alınması amaçlanmaktadır.

Dini müzikErzurumMüzik+5
Osman Yılmaz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bekir Sıdkı Sezgin'in dinî formdaki bestelerinin makam ve usûl yönünden incelenmesi

XX. yüzyıl Klasik Türk mûsikîsi tarihinde kendine has sanat anlayışıyla sembolleşen Bekir Sıdkı Sezgin; ses icrâcılığı alanında da bir "ekol" olarak anılmaktadır. Ayrıca eğitim anlayışı, yayınları, yorumculuğu ve literatüre kazandırdığı besteleri ile Türk mûsikîsinin önemli yapı taşlarından biri olarak bilinmektedir. İcrâ üslubu, donanımı, eğitimciliği gibi konularda Türk müziği kültürünün önde gelen isimlerinden sıkça övgüler almış olan Sezgin; yalnız icrâ üslubu ile değil, geleneksel açıdan klasikleşmiş formlara ait bestelerine yansıttığı bakış açısıyla geleneğin aktarımı konusunda da ön plana çıkmaktadır. Temellerinin dinî olgular ve inanç temalı müzikler ile atıldığı bilinen Klasik Türk mûsikîsinin en önemli temsilcilerinden olan Sezgin'in literatürde dinî, lâ dinî, saz eserleri ve çocuk şarkıları olmak üzere farklı formlarda 126 adet bestesi bulunmaktadır. Bu çalışmada Sezgin'e ait olan farklı dinî formlarda toplam 43 adet eserin detaylı olarak makam-geçki ve usûl-vezin açılarından analizi yapılmıştır. Söz konusu eser analizleri doğrultusunda Sezgin'in Türk din mûsikîsi formlarını kullanış biçimi ve gelenek aktarımını sağladığı müzikal nüveler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eser Analizi, Bekir Sıdkı Sezgin, Dinî Formlar

BestecilikBestelerDini müzik+7
Yusuf Teke
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel dini mûsikî'den modern dini mûsikîye geçiş süresinde Sami Yusuf

Dini Mûsikî İslâm medeniyetinin yapı taşlarından birini oluşturmaktadır. Bu alanda geçmişten günümüze biriktirdiğimiz kültürel ve sanatsal miras bunun en açık örneğidir. Ülkemizde geleneksel dini mûsikî alanında birçok akademik çalışma yapılmıştır. Akademik alanda popüler müzik kültürü sahasında pek çok çalışma yapılmasına rağmen dini mûsikînin bugünkü durumuyla alakalı ayrıntılı bir çalışma mevcut değildir. Özellikle dini mûsikîyi Sami Yusuf gibi bu sahada kendini ispatlamış bir isim üzerinden değerlendiren bir çalışma yapmanın bu alandaki boşluğu dolduracağı düşünülmektedir. Bu çalışmada, toplumun modernleşmesiyle dini mûsikî'de yaşanan değişim ve dönüşüm geleneksel ve modern kavramları üzerinden ele alınmıştır. Günümüzde icra edilen dini mûsikî türlerinin mahiyeti hakkında bilgi verildikten sonra Sami Yusuf'un hangi konumda olduğuyla alakalı değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan araştırma ve incelemeler neticesinde Sami Yusuf'un, ülkemizde 'yeşil pop' olarak adlandırılan müzik tarzına yakın denilebilecek, fakat geleneksel mûsikîden etkilenen ve bu iki müzik kültürünü birleştiren bir tarzının olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler ve bilgilerden yola çıkarak geleneksel ve modern dini mûsikî kültürünü birleştirip özgün bir tarz ortaya koyan Sami Yusuf ve onun mûsikî çalışmaları hakkında bilgi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Popüler Kültür, Sami Yusuf, Türk Din Mûsikîsi, Yeşil Pop.

Dini müzikPopüler kültürSami Yusuf+2
Hasan Latifoğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Neyzen Halil Can'ın hayatı, eserleri ve Türk din mûsikîsine katkıları

Bu çalışma 1905-1973 yılları arasında yaşayan neyzen Halil Can'ın bir mûsikîşinas olarak yaptığı faaliyetler üzerinden, Türkiye'de dinî mûsikî sahasındaki konumunu değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Dört bölümden oluşan çalışmada ilk bölüm Halil Can'ın hayatına ayrılmıştır. Ailesi, doğumu, eğitimi, meslek yaşamı, evlilikleri ve vefatı gibi bölümler birinci bölümde değerlendirilmiştir. İkinci bölümde Halil Can'ın neyzenliği, hocaları, eğitmenliği, öğrencileri, tasavvufî kişiliği ve nota koleksiyonu başlıkları yer almaktadır. İlgili başlıklar altında Halil Can'ın sanatçı kişiliği ve bu kişiliğin oluşumuna tesir eden unsurlar değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde Halil Can'ın mûsikî hakkındaki düşünceleri; kaleme aldığı makale, tebliğ ve çeşitli yazıları üzerinden incelenmiştir. Dördüncü bölümde müzikal eserleri ve mûsikî sahasına dair ilmî çalışmaları yer almaktadır. Söz konusu bölümlerde Halil Can'ın mûsikî sahası adına oldukça önemli ve bu sahaya katkıda bulunan bir isim olduğu sonucuna varılmıştır. Eczacı Yarbay Halil Can'ın bir mûsikîşinas olarak ele alındığı bu çalışmada birkaç husus öne çıkmaktadır. Öncelikle Halil Can tekke görmüş Mevlevî bir neyzen olarak Cumhuriyet'te geleneksel mûsikî anlayışını temsil eden bir isimdir. İkinci olarak müzikal olmasa da ilmî manada yaptığı çalışmalar kendisinden sonra gelen araştırmacılara kaynaklık etmiştir. Son olarak yetiştirdiği öğrenciler ile klasik ney üslubunun devamlılığını sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Halil Can, Mûsikî, Türk Din Mûsikîsi, Meşk, Mevlânâ İhtifalleri

BiyografiDini müzikNey+1
Muhammed Kalenderoğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects