Ebeveyn kabul veya reddi

Bu konu başlığı altında 65 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Öğretmenlerin ebeveynlikte ve öğretimde bilinçli farkındalıkları ile içsel bilinçli farkındalıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, öğretmenlerin içsel bilinçli farkındalık, ebeveynlikte bilinçli farkındalık ve öğretimde bilinçli farkındalıkları ile kişilik özellikleri, yetişkin ebeveyn kabul/ret tutumları ve çalışma yaşamında duygusal emek davranışları arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel betimleyici araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini verilerin toplanması için ayrılan süre içinde çalışmaya gönüllü olarak katılan, formları eksiksiz olarak dolduran ve ebeveyn olan 475 öğretmen oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak, "Demografik Bilgi Formu", "Beş Faktörlü Bilgece Farkındalık Ölçeği-Kısa Formu", "Ebeveynlikte Bilinçli Farkındalık Ölçeği", "Öğretimde Bilinçli Farkındalık Ölçeği", "On-Maddeli Kişilik Ölçeği", "Yetişkin Ebeveyn Kabul/Ret Ölçeği-Kısa Formu" ve "Duygusal Emek Ölçeği- yüzeysel rol yapma ve doğal duygular alt ölçekleri" kullanılmıştır. Kurulan Yapısal Eşitlik Model'inde kişilik, yetişkin ebeveyn/kabul ret, yüzeysel rol alt boyutu, doğal duygu alt boyutu, içsel bilinçli farkındalık, ebeveynlikte bilinçli farkındalık ve öğretimde bilinçli farkındalık gizli değişkenlerine ilişkin tüm gözlenen değişkenlerin standartlaştırılmış faktör yükleri istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. İçsel bilinçli farkındalık, ebeveynlikte bilinçli farkındalık, öğretimde bilinçli farkındalık üzerinde kişiliğin pozitif yönde ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda araştırmada, öğretmenlerin üç tür (içsel, ebeveynlikte ve öğretimde) bilinçli farkındalıklarının cinsiyete, meslekte görev süresine, yoga, meditasyon vb. etkinlikler yapıp yapmamalarına, bilinçli farkındalıkla ilgili bir eğitim alıp almamalarına ve sahip oldukları çocuk sayısına göre farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmiş olup elde edilen sonuçlar alanyazın ışığında tartışılmıştır.

Bilinçli farkındalıkEbeveyn kabul veya reddiEbeveynler+4
Zeynep Şebnem Kurt
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveyn reddi algısı yüksek olan ergenlerin şiddet eğilimine yönelmesinde bağlanma biçiminin etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinde şiddet gerekçeli disiplin cezası alıp almama durumunun ebeveyn reddi ve bağlanma stilleri çerçevesinde değerlendirilmesidir. Ebeveyn reddi ve bağlanmanın yanı sıra şiddet eğilimine yönelimle ilişkili koruyucu ve risk faktörlerinin de incelenmesi hedeflenmektedir. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ili Şişli ve Kağıthane ilçelerinde 2016-2017 eğitim öğretim yılında liselerde disiplin kurulundan şiddet gerekçeli ceza almış 43 öğrenci ve seçkisiz seçilen hiç ceza almamış 102 öğrenci olmak üzere toplam 145 gönüllü öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Ebeveyn Kabul Red Ölçeği (Anne-Baba formu) (EKRÖ/Anne-Baba), Şiddet Eğilimi Ölçeği (ŞEÖ) ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-1 (YİYE-I) oluşturmaktadır. Araştırmada; betimsel analizler, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi, Spearman Korelasyon analizi, Shapiro-Wilk ve çoklu regresyon analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler bilgisayarda "SPSS for Windows 18.0" programında çözümlenmiş, manidarlık düzeyleri ayrıca belirtilmiş ve bulgular araştırmanın amaçlarına uygun olarak tablolar halinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda öğrencilerin ebeveyn reddi ve bağlanma değişkenlerinin şiddet gerekçeli disiplin cezası alıp almamaları açısından anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Erkek öğrencilerde şiddet duygusu ve başkalarına şiddet uygulama davranışı kız öğrencilere göre daha yüksek düzeydedir. Yakın ilişkide yaşantılar envanterine göre kız öğrencilerde kaçınma daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Şiddet gerekçeli ceza alan ve almayan çocuklarda Ebeveyn reddi ölçeği anne formuna göre sıcaklık/şefkat ile kaygılı bağlanma arasında zayıf ve ters yönde ilişki varken, düşmanlık/saldırganlık ile kaygılı bağlanma arasında pozitif yönde ve doğrudan bir ilişki tespit edilmiştir. Şiddet gerekçeli ceza alan ve almayan çocuklarda Ebeveyn reddi ölçeği baba formuna göre kayıtsızlık/ihmal ile kaygılı bağlanma arasında çok zayıf ve pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.

BağlanmaBağlanma stilleriEbeveyn kabul veya reddi+4
Fatih Karaboğa
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eylemlilik ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide algılanan anne baba kabul ve reddi aracı rolünün incelenmesi

Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin eylemlilik ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkide algılanan ebeveyn kabul ve reddinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, 213 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Anket çalışması olarak yürütülen çalışmada, katılımcıların kişisel bilgileri için "Demografik Bilgi formu"; eylemlilik düzeylerini belirlemek için "Çok Boyutlu Eylemli Kişilik Ölçeği"; algılanan ebeveyn kabul ve reddini değerlendirmek için "Anne ve Baba Kabul Reddi Ölçekleri – Kısaltılmış Yetişkin Formları", psikolojik iyi oluşu ölçmek için ''Psikolojik İyi Oluş Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları doğrultusunda, demografik değişkenlere göre katılımcıların eylemlilik ve algılanan ebeveyn kabul ve reddi alt boyutları ile psikolojik iyi oluş puanlarının anlamlı düzeyde farklılaştığı saptanmıştır. Algılanan anne ve baba kabul ve reddinin ayrı ayrı incelendiği çalışmada, eylemlilik ve psikolojik iyi oluş değişkenleri arasındaki ilişki pozitif yönde anlamlı bulunmuştur. Ayrıca eylemlilik ve psikolojik iyi oluş değişkenleri ile anne ve baba kabul ve reddi arasında da anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İlişkili olduğu saptanan araştırma değişkenlerinin yordayıcılığını incelemek için yürütülen analiz sonuçlarına göre, anne sıcaklık/şefkat ve ayrışmamış ret alt boyutlarının psikolojik iyi oluşu anlamlı biçimde açıkladığı saptanmıştır. Bununla birlikte, eylemlilik değişkeninin özsaygı, yaşam amacı ve iç denetim alt boyutlarının psikolojik iyi oluşu açıkladığı saptanmıştır. Aracı rol değişkeni olarak incelenen anne kabul ve ret alt boyutlarının ise aracı rolde olmadığı saptanmıştır. Baba kabul ve reddi alt boyutları incelendiğinde ise ayrışmamış ret alt boyutunun psikolojik iyi oluşu anlamlı biçimde yordadığı saptanmıştır. Yordayıcı ilişkide ayrıca eylemlilik değişkeninin özsaygı ve yaşam amacı alt boyutları yordayıcı olarak saptanmıştır. Bununla birlikte, baba kabul reddi ayrışmamış ret alt boyutunun aracı değişken olmadığı saptanmıştır. Araştırmada elde edilen bulguların, psikolojik iyi oluş ve eylemlilik arasındaki ilişkinin söz konusu olduğunu göstermesine ek olarak anne ve baba kabul/reddinin eylemlilik ve psikolojik iyi oluş değişkenleri ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Örneklemi oluşturan üniversite öğrencilerinde söz konusu araştırma değişkenlerinin ilişkili saptanması psikososyal ve psikopatolojik açıdan değerlendirilebilecek ilerleyen dönemde yapılacak uygulama ve araştırmalara katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn Kabul ve Reddi, Eylemlilik, Psikolojik İyi Oluş, Aracı Değişken

Ebeveyn kabul veya reddiEylemlilikPsikolojik iyi oluş+2
Zeynep Demirbozan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Annelerin kabul - red düzeyi ile çocukların davranış sorunları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Ebeveyn kabul red teorisi ebeveyn kabul ve reddinin önemli nedenlerini, sonuçlarını ve etkilerini açıklamayı ve tahmin etmeyi amaçlayan bir sosyalizasyon teorisidir. Ebeveyn kabul red teorisi ebeveyn reddinin tüm dünyada çocuğun davranışsal problemleri ve psikolojik uyumu üzerinde negatif bir etkiye sahip olduğunu ileri sürmektedir. Ebeveyn kabul red teorisinde ebeveyn sıcaklığının iki uç boyutu bulunmaktadır: Ebeveyn kabulü ve ebeveyn reddi. Ebeveyn kabulü ebeveynlerin çocuklarına yönelik hissettikleri sevgiye, şefkate, bakıma, desteğe ya da çocuklarını fiziksel ve duygusal olarak doyurmaya karşılık gelmektedir. Ebeveyn reddi ise ebeveynlerin çocuklarına yönelik sıcaklık, sevgi, şefkat eksikliğine ya da yokluğuna karşılık gelmektedir. Kabul edici ebeveynler çocuklarına yönelik sevgi ve sıcaklıklarını fiziksel ve sözel olarak gösterme eğilimindedirler. Bu da çocukların sevildiğini ve kabul edildiğini algılamalarına yol açmaktadır. Red edici ebeveynler ise çocuklarına yönelik kızgınlık, nefret ve onaylayıcı olmayan bir tavır gösterme eğilimindedirler. Bu da bu çocukları, sevilmediği, istenmediği şeklinde bir algılamaya götürecektir. Bu nedenle ebeveyn reddi çocuklara yönelik dikkat problemleri, saldırgan davranışlar, anksiyete/depresyon problemleri, davranış bozuklukları, sosyal problemler, kural bozucu davranışlar, dışa yönelim bozukluklar, içe ve dışa yönelim bozuklukları gibi birçok davranış probleminin önemli bir belirleyicisi olarak görülmüştür.Rohner tarafından ortaya atılmış olan Ebeveyn Kabul-Red Kuramı üzerine temellendirilmiş olan bu çalışmanın örneklemi her iki ebeveyni de hayatta olan 10-11 yaş grubundaki 60 çocuk ve onların annelerinde (60) oluşan 120 kişiden oluşmaktadır. Çalışmada ebeveyn kabul reddi ve çocukların davranış problemleri ile ilgili veriler Ebeveyn Kabul Red Ölçeği Çocuk Formu (EKRÖ) ve Çocuklar ve Gençler İçin Davranış Değerlendirme Ölçeği (CBCL 6/18) şeklinde iki ölçek kullanılarak elde edilmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışmada verilerin analizi parametrik testler kullanılarak yapılmıştır. Bu bağlamda ilk olarak demografik değişkenlerin (annenin yaşı, annenin eğitim düzeyi, çocuğun cinsiyeti, annenin çalışıp çalışmaması durumu) çalışmanın ölçümleri üzerindeki etkilerini ortaya koymak amacıyla çeşitli ANNOVA analizleri yapılmıştır. Daha sonra EKRÖ ve CBCL 6/18 ölçekleri ve tüm alt boyutları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. Çalışmada ayrıca ebeveyn kabul red düzeyinin çocukların davranış problemleri üzerindeki etkisini ortaya koymak amacıyla iki aşamalı hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Birinci aşamada demografik değişkenler CBCL/6-18 üzerine yordanmıştır. İkinci aşamada ise EKRÖ ölçeği CBCL/6-18 üzerinde yordanmıştır. Çalışmanın sonunda ebeveyn kabul red düzeyinin çocukların davranış problemi üzerine önemli bir etkiye sahip olduğu görülmüştür.

Davranış bozukluklarıEbeveyn kabul veya reddiÇocuk davranışları
Filiz Yakmaz Basılgan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim dördüncü ve beşinci sınıf öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn kabul - red düzeyleri ile empatik eğilim düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu arastırmada; ilkögretim dördüncü ve besinci sınıfa devam edenögrencilerin algıladıkları ebeveyn kabul-red düzeyleri ile empatik egilim düzeyleriarasındaki iliski ögrencilerin cinsiyet, devam ettikleri okul, sınıf, kardes sayıları,akademik basarıları, anne babanın ögrenim durumları, gelir düzeyleridegiskenlerine göre incelenmistir.Arastırma grubunu 2011-2012 egitim-ögretim yılında, stanbul li AvrupaYakası Küçükçekmece lçesindeki; Mustafa Kemal Pasa lkögretim Okulu veSultan Murat lkögretim Okuluna devam eden, her okuldan dördüncü ve besincisınıfların her birinden 250 kız, 243 erkek olmak üzere toplam 493 ögrenciolusturmaktadır.Arastırmada Kisisel Bilgi Formu, KA-S Empatik Egilim Ölçegi (Kaya,Siyez, 2010) ve Çocuk/ Ergen Kabul- Red Ölçegi Kısa Form (Rohner, 2005)kullanılmıstır.

Ebeveyn kabul veya reddiEmpatik eğilimÖlçekler+2
Aslı Köseoğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuğun benlik kavramının olumluluğu, annenin mükemmeliyetçiliği ve anne kabul red algısı arasındaki ilişkilerin incelemesi

Bu çalışmanın amacı, annenin mükemmeliyetçiliğinin çocuğunun benlik kavramına olan etkisinde anne kabul-red algısının biçimlendirici etkisini incelemektir. Bu amaçla yaş ortalamaları 39.7 olan 150 anneye "Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği", araştırmaya katılan annelerin yaş ortalamaları 12.6 olan 150 çocuğuna ise "Piers-Harris Çocuklar İçin Öz Kavramı Ölçeği" ve "Ebeveyn Kabul Red Ölçeği Anne Kısa Formu" uygulanmıştır. Yapılan analizlerin sonuçlarına göre annenin kendine yönelik mükemmeliyetçiliği ve toplumsal beklentiye yönelik mükemmeliyetçiliğinin, çocuğun benlik kavramının olumluluğu ile olan ilişkisinde anneden algılanan sıcaklık-duygulanım, düşmanlık-saldırganlık, umursamazlık-ihmal ve farklılaşmamış reddin biçimlendirici değişken olmadığı bulunmuştur. Diğerlerine yönelik mükemmeliyetçiliğin ise anne kabul-reddin alt boyutları arasında yer alan sıcaklık alt boyutu ile bir arada biçimlendirici etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, annenin mükemmeliyetçiliği ile çocuğun öz-kavramı arasındaki ilişki incelendiğinde kendine yönelik mükemmeliyetçilik ve diğerlerine yönelik mükemmeliyetçiliği çocuğun benlik kavramının olumluluğunu negatif yönde yordadığı saptanmıştır. Annenin kendine yönelik mükemmeliyetçilği ve diğerlerine yönelik mükemmeliyetçiliği arttıkça öz-kavramın olumluluğu azalmaktadır. Toplumsal beklentiye yönelik mükemmeliyetçiliğin ise çocuğun benlik kavramı üzerinde yordayıcı bir etkiye sahip olmadığı saptanmıştır. Çalışmanın sonuçları yapılmış benzer çalışmalar ile ve teorik bilgi ile karşılaştırılmıştır.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBenlik kavramı+4
Gözde Özçiçek Kala
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20-40 yaş arası bireylerde depresif belirtiler ile ebeveyn kabul-red algısı psikolojik dayanıklılık ve stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı 20-40 yaş arası bireylerde depresif belirtiler ile ebeveyn kabul-red algısı, psikolojik dayanıklılık ve stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkilerin anlamlı olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın alt amaçları ise; depresif belirtilerin yaş, cinsiyet, kardeş sayısı, ortalama gelir, annenin çalışma durumu, annenin eğitim düzeyi, babanın eğitim düzeyi, anne kaybı ve baba kaybı şeklindeki demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini, yaşları 20 ile 40 arasında değişen lisans ve lisansüstü eğitim gören/görmekte olan 726 (377 kadın ve 349 erkek) katılımcı oluşturmaktadır. Depresif belirtilere ait veriler "Beck Depresyon Ölçeği", ebeveyn (anne-baba) kabul-red algısına dair veriler "Ebeveyn Kabul Red Ölçeği Kısa Form", psikolojik dayanıklılığa dair veriler "Ego Sağlamlığı Ölçeği", stresle başa çıkma stillerine ait veriler "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği" ve demografik bilgilere ait veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Bu araştırmanın sonuçlarına göre; katılımcıların % 34, 2'si (N=248) depresif belirti göstermektedir. Anne ve babadan red algılayan katılımcıların depresif belirti düzeyleri, anne ve babadan red algılamayan katılımcıların depresif belirti düzeyine göre yüksektir. Depresif belirtilere sahip bireyler duygu odaklı başa çıkma tarzlarını, depresif belirtileri olmayan bireyler ise problem odaklı başa çıkma tarzlarını daha fazla kullanmaktadır. Depresif belirtileri olmayan grubun psikolojik dayanıklılık puanları depresif belirtileri olan gruba göre daha yüksektir. Bireylerin depresif belirti puanları arttıkça anne red algısı, baba red algısı, stresle duygu odaklı başa çıkma (çaresiz ve boyun eğici yaklaşım) puanları artmaktadır. Öte yandan depresif belirti puanları arttıkça psikolojik dayanıklılık, stresle problem odaklı başa çıkma(iyimser yaklaşım, kendine güvenli yaklaşım, sosyal destek arama) puanları azalmaktadır. Bireylerin depresif belirtileri ile psikolojik dayanıklılık, anne kabul-red algısı, baba kabul red algısı, problem odaklı stresle başa çıkma stilleri ve duygu odaklı stresle başa çıkma stilleri arasındaki çoklu korelasyon katsayısı 0,644 bulunmuş olup bağımlı değişken ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişkinin orta düzeyde olduğu söylenebilir. Bireylerin psikolojik dayanıklılık, anne kabul-red algısı, baba kabul red algısı, duygu odaklı stresle başa çıkma tarzları ve problem odaklı stresle başa çıkma tarzlarının tamamının depresif belirtilerin %42'sini açıklamakta olduğu gözlenmiştir. Bireylerin depresif belirtilerinin, anne reddi, çaresiz yaklaşım, iyimser yaklaşım, kendine güvenli yaklaşım ve sosyal destek arama değişkenlerinden anlamlı düzeyde etkilendiği görülmüştür (p<0,05). Beta katsayılarına göre bu değişkenlerden en önemli etkileyici değişkenin çaresiz yaklaşım olduğu söylenebilir. Bireylerin yaşına, cinsiyetine, sosyoekonomik durumuna ve anne kaybına göre depresif belirti düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Anahtar Kelimeler: Ebeveyn kabul-red algısı, depresif belirtiler, psikolojik dayanıklılık, stresle başa çıkma tarzları, anne kabul-red algısı, baba kabul-red algısı, problem odaklı başa çıkma, duygu odaklı başa çıkma

Başa çıkmaDepresif belirtilerDepresyon+4
Selen Moray
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemde çocuğu olan annelerin benlik saygısı ve akılcı olmayan inançları ile çocuğunu kabul – reddetme algıları arasındaki ilişki

Okul öncesi dönemde çocuğu olan annelerin benlik saygısı ve akılcı olmayan inançları ile çocuğunu kabul – reddetme algıları arasındaki ilişkinin incelendiği araştırmanın evrenini İstanbul ilinde yer alan devlet anaokullarında devam etmekte olan çocuklar anneleri teşkil etmektedir. Örneklem ise, evrende yer alan çocukların annelerinden çalışmaya katılmaya gönüllü olan 262 birey teşkil etmektedir. Katılımcı bireylerin kendilerine yöneltilen ölçek maddelerini cevaplayabilecek entellektüel düzeye sahip oldukları, yöneltilen maddelere samimi cevaplar verdikleri, örneklemin evreni temsil ettiği, ölçeklerin araştırmanın amacı doğrultusunda istenen kavramları ölçme 'de yeterli olduğu araştırmanın başlıca varsayımlarıdır. Yapılan regresyon analizinde Backward metodu ile yapılan regresyon analizi sonucunda "anne baba akılcı olmayan inançlar " alt boyutları anne çocuk ilişkisi üzerinde anlamlı bir etkiye sebep olduğu tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda beklentiler alt boyutunun çocuk ilişkisi üzerinde pozitif yönlü 0,569 düzeyinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Mükemmeliyetçilik alt boyutunda bir birimlik artış anne çocuk ilişkisi düzeyinde 0,148'luk bir azalışa neden olmaktadır. Anne çocuk ilişkisi düzeylerinde meydana gelen değişimin %25,6'sı anne baba akılcı olmayan inançları alt boyutları tarafından açıklanmaktadır Ayrıca mükemmeliyetçilik alt boyutu ile anne çocuk ilişkisi genel düzeyi sıcak olmayan alt boyutu, saldırganlık alt boyutu , ihmal boyutu ve farklılaşmamış alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilemedi. Yapılan analiz sonucunda Rosenberg Benlik Saygısı düzeyi ile Ana baba akılcı olmayan inançları genel düzeyi, beklentiler alt boyutu ve mükemmeliyetçilik alt boyutu negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Rosenber Benlik saygısı düzeyi artarken, Anne baba akılcı olmayan inançları genel düzeyi, beklentiler alt boyutu ve mükemelliyetçilik alt boyutu azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Benlik saygısı, Akıl dışı inançlar, Kabul- red algısı

Aile kabul-red kuramıAkılcı olmayan inançlarAnneler+6
Begüm Nakıboğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlik döneminde algılanan ebeveyn kabul reddi, duygu dışavurum ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ergenlik döneminde algılanan ebeveyn kabul reddi, duygu dışavurum ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya; İstanbul' un Silivri ilçesinde Toki Cumhuriyet Anadolu, Hasan Sabirye Gümüş Anadolu, Silivri Kız İmamhatip, Necip Sarıbekir Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi'nde eğitim gören, 14-17 yaş arasında 259 kız ve 129 erkek olmak üzere toplam 388 ergen katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; kişisel bilgi formu, Ebeveyn Kabul Red Çocuk/Ergen EKRÖ (kısa form) Ölçeği, Duygu Dışavurum Ölçeği, Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre ergenlerin yaşı, kardeş sayısı, doğum sırası, anne baba eğitim durumu, anne baba çalışma durumu, anne babanın birlikte/ ayrı olması, aylık gelir değişkenleri psikolojik sağlamlık, duygu dışavurum, algılanan anne baba kabul red düzeylerinde anlamlı bir farklılık yaratmamıştır. Cinsiyet değişkeninin psikolojik sağlamlık düzeylerinde anlamlı bir farklılık yaratmazken; babadan algılanan düşmanlık ve ayrışmamış red, duygu dışavurumunun alt boyutu olan duygusal destek yokluğu düzeylerinde istatiksel açıdan anlamlı fark yarattığı saptanmıştır. Psikolojik sağlamlık düzeyleri ile ebeveyn kabul red ölçeğinin baba formunun alt boyutları olan algılanan sıcaklık ile pozitif yönde orta düzeyde; babadan algılanan düşmanlık, kayıtsızlık/ ihmal ve ayrışmamış red düzeyleri ile negatif yönde orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Duygu dışavurum düzeyleri ile ebeveyn kabul red ölçeğinin alt boyutu olan anneden algılanan sıcaklık düzeyleri ile arasında negatif yönde, güçlü ilişki bulunmuştur. Duygu dışavurum düzeyleri ile EKRÖ anne ölçeğinin alt boyutları olan algılanan düşmanlık, kayıtsızlık ve ayrışmamış red arasında aynı yönde, orta düzeyde ilişki bulunmuştur. Duygu dışavurum düzeyleri ile EKRÖ babadan algılanan sıcaklık arasında negatif yönde, güçlü ilişki bulunmuştur. Duygu dışavurum düzeyleri ile EKRÖ baba ölçeği alt boyutlarından algılanan düşmanlık, kayıtsızlık ve ayrışmamış red arasında pozitif yönde, orta düzeyde ilişki bulunmuştur. Buna ek olarak, psikolojik sağlamlık düzeyleri ile duygu dışavurum düzeyleri arasında negatif yönde, orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Key Words: Hospital, Hospital Employee, Privacy, Consciousness of Privacy, Citizenship, Organization, Organizationel Citizenship Behavior

Duygu dışavurum tarzlarıEbeveyn kabul veya reddiErgenler+2
Reyhan Özer
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Otizmli çocuğu olan ebeveynlerin otizme yönelik söylemleri

Bu çalışmanın amacı, otizm tanısı almış çocuğu olan ebeveynlerin otizme ve otizmli çocuklarına dair ne tür açıklamalarda bulunduklarını ve bu açıklamalarına kaynaklık eden "açıklayıcı repertuarların" neler olduğunu incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, 4 ile 11 yaşları arasında otizmli çocuğu olan, İstanbul'da yaşayan 10 ebeveynle yarı-yapılandırılmış birebir derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler, katılımcıların onayı dahilinde ses kayıt cihazıyla kaydedilmiş ve daha sonra yazıya aktarılmıştır. Görüşme metinleri "söylem analizi" ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada kullanılan söylem analizi, Wetherell ve Potter'ın (1988) "açıklayıcı repertuarlar" yaklaşımına dayanmaktadır. Görüşmelerin analizi sonucunda, ebeveynlerin otizme yönelik açıklamalarına kaynaklık eden 6 farklı repertuara ulaşılmıştır: "Farklılık olarak otizm", "tıbbi problem olarak otizm", "engel/yetersizlik olarak otizm", "dini imtihan olarak otizm", "ötekileştirilme deneyimi olarak otizm", "kişisel gelişim imkanı olarak otizm". Katılımcıların açıklamalarına kaynaklık eden bu repertuarların, otizme yönelik toplumsal söylemlerle bağlantılı olduğu kadar katılımcıların dini inançları ve bireysel deneyimleriyle de ilişkili olduğu görülmektedir. Buna göre, katılımcılar, otizmli bir çocuğa sahip olma durumunu zorlayıcı ve yıkıcı bir durum olarak tanımlarken bir yandan da bu durumla baş etmede dini inanç alanından ve bireysel gelişim söyleminden destek almaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Otizm, ebeveyn kabulü, ötekileştirme, söylem analizi, açıklayıcı repertuarlar

Ebeveyn kabul veya reddiEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+5
Dilek Demirbaş
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beliren yetişkinlik döneminde yeme tutumları, algılanan ebeveyn reddi, duygu düzenleme güçlüğü ve beden kitle indeksinin depresyon belirtileri üzerindeki yordayıcı rolü

Bu araştırmada, Koronavirüs (Covid-19) pandemisi sürecinde beliren yetişkinlikte beden kitle indeksi, algılanan ebeveyn reddi, duygu düzenleme güçlüğü, riskli yeme tutumları ve depresyon belirtileri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi 18-25 yaş arası (M= 20.93, SS= 2.10) 371 katılımcıdan (144 erkek, 227 kadın) oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama araçları Ebeveyn Kabul Red Ölçeği Kısa Formu (EKRÖ/K), Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği (DDGÖ), Yeme Tutum Testi Kısa Formu (YTT-26) ve Beck Depresyon Envanteri (BDE)'dir. Depresif belirtilerin ve riskli yeme tutumlarının yordayıcılarını incelemek için iki bağımsız hiyerarşik çoklu regresyon modeli test edilmiştir. Gerçekleştirilen analizler sonucunda, algılanan anne reddi ve genel duygu düzenlemede güçlüğün depresif belirtilerin anlamlı yordayıcıları olduğu, beden kitle indeksi, cinsiyet ve duygu düzenleme güçlüğünün riskli yeme tutumunun anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur. Bu araştırmada ayrıca basit bir aracılık modeli test edilmiş ve riskli yeme tutumları ile depresif belirtiler arasındaki ilişkiye duygu düzenlemedeki güçlüğün aracılık ettiği görülmüştür. Çalışmanın bulguları literatür doğrultusunda tartışılmış ve klinik çıkarımları değerlendirilmiştir.

COVID 19DepresyonDuygu düzenleme güçlüğü+5
Pınar Cevizci
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Algılanan ebeveyn reddi ve borderline kişilik bozukluğu inançları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve öfkenin aracı rolü

Amaç: Bu çalışmanın temel amacı toplum örnekleminde algılanan ebeveyn reddi ile borderline kişilik bozukluğu (BKB) inançları arasında reddedilme duyarlılığı ve öfkenin aracı rolünün incelenmesidir. Aynı zamanda katılımcıların BKB inançlarına dair bulgularının bazı sosyo-demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi de araştırmanın amaçlarından biridir. Yöntem: Araştırma 18-72 yaş arası 550 katılımcı ile yürütülmüştür. Araştırmanın amacı doğrultusunda Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Yetişkin Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği/Kısa Form, Yetişkin Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği-Sürekli Öfke alt ölçeği ve Kişilik İnanç Ölçeği/Kısa Türkçe Formu-BKB alt ölçeği aracılığıyla katılımcılardan online olarak veri toplanmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre algılanan anne reddi ile reddedilme duyarlılığı, öfke ve BKB inançları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Benzer olarak algılanan baba reddi ile reddedilme duyarlılığı ve BKB inançları arasında; BKB inançları ile reddedilme duyarlılığı ve öfke arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ancak, algılanan baba reddi ile öfke arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ek olarak BKB inançlarının bazı sosyo-demografik değişkenlere göre farklılaştığı görülmüştür. Process ile yapılan aracı etki analizi sonucuna göre algılanan anne ve baba reddi ile BKB inançları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığının aracı rolünün bulunduğu görülmüştür. Ancak, algılanan anne ve baba reddi ile BKB inançları arasındaki ilişkide öfkenin aracı rolünün bulunmadığı raporlanmıştır. Sonuç: Araştırmada BKB boyutsal perspektiften ele alınarak işlevsiz kişilik inançlarının ölçümü ile incelenmiş ve toplum örneklemi ile yürütülen geçmiş çalışmaların sınırlı sayıda olmasından dolayı mevcut araştırma ile literatüre katkı sağlandığı düşünülmektedir. Elde edilen sonuçlar literatür ışığında tartışıldıktan sonra mevcut araştırmanın sınırlılıklarına yer verişmiştir. Son olarak gelecekte yapılacak çalışmalar için de önerilere değinilmiştir.

Ebeveyn kabul veya reddiKişilik bozukluklarıReddedilme duyarlılığı+2
Güneş Beyza Önürme
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveyn yabancılaştırma sendromu: Çocuklar, ebeveynler ve sosyal hizmet uzmanları üzerinden değerlendirme

Boşanma, gerek anne-baba üzerinde gerekse çocuklar üzerinde olumsuz etkiler bırakabilmekte, zaman zaman bu durum ebeveyn yabancılaştırma sendromuna sebep olabilmektedir. Ebeveyn yabancılaştırma sendromunda ise çocuklar bir ebeveynine tamamen yabancılaşmakta hatta görüşmeyi sonlandırmaktadır. Adli sistemde çalışan sosyal hizmet uzmanları ise boşanma ve velayet davalarıyla yakından çalıştıkları için ebeveyn yabancılaştırma sendromu ile sık sık karşılaşmaktadır. Konu ile ilgili alanyazın incelendiğinde Türkiye'de ebeveyn yabancılaştırma sendromunu konu alan çok az araştırmaya rastlanmıştır. Bu nedenle araştırma, ebeveyn yabancılaştırma sendromunun ebeveynleri ve çocukları ne derece etkilediğine ve sosyal hizmet uzmanlarının bu durumdaki rolünü anlamayı amaçlamaktadır. Araştırmadan edinilen bulgular doğrultusunda ebeveyn yabancılaştırmasının azaltılmasına yönelik daha etkili çalışma ve ebeveynlere yönelik mikro ve makro önerilerde bulunulmaktadır. Nitel araştırma yöntemiyle yapılan araştırmada ebeveynlerin, çocukların ve sosyal hizmet uzmanlarının deneyimlerine ilişkin yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, ulaşılan 28 kişi ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. 9 sosyal hizmet uzmanı, 10 ebeveyn ve 9 çocuk ile yapılan görüşmeler kuramsal bilgiler doğrultusunda çözümlenmiştir. Araştırma sonuçları, sosyal hizmet uzmanlarından, ebeveynlerden ve çocuklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda üç ana başlık altında incelenmiştir. Sonuçlar incelendiğinde ebeveyn yabancılaştırma sendromunun bireylerin ve çocukların yaşantılarına olumsuz etkilerinin olduğu, özellikle çocukların ebeveynleri ile görüşmeyi kestikleri görülmüştür. Sosyal hizmet uzmanlarının ise ebeveyn yabancılaştırma sendromuyla çok sık karşılaştıkları ve müdahale olanaklarının kısıtlı olduğu görülmüştür.

Aile içi ilişkilerEbeveyn kabul veya reddiEbeveynler+4
Görkem Yurdakul
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Investigation of substance use among late adolescents in terms of its relationship with parental acceptance rejection, self-control, anger and peer deviance

Substance use is a multifaceted psychosocial problem resulting from interaction among several different level factors. The current thesis aimed to examine substance use problem among late adolescents in terms of its relationship with parental acceptance-rejection, self-control, anger, and peer deviance. Data were collected from 160 male using substances aged between 18-25 via using Demographic Information Form, Adult Parental Acceptance-Rejection Questionnaire, Brief Self-Control Scale, Trait Anger-Anger Expression Inventory, Peer Deviance Scale, Drug Use Disorders Identification Test, University Form of Risk Behaviors Scale. Two separate one-way Multivariate Analysis of Variance (MANOVA) and multiple regression analyses were conducted. According to the results, high severity and low severity substance use group differed significantly in terms of maternal hostility, maternal undifferentiated rejection, self-control, trait anger, anger control, anger-out expression, and peer deviance. Nevertheless, no significant group differences were observed in terms of total paternal rejection score and its sub-dimensions, maternal rejection total score, maternal warmth, maternal neglect, and anger-in expression. By contrast, the clinical group and non-clinical group showed significant differences in paternal hostility, paternal undifferentiated rejection, maternal hostility, maternal undifferentiated rejection, trait anger, anger-out expression, and peer deviance, while there were no significant differences in terms of paternal rejection total score, paternal warmth, paternal neglect, maternal rejection total score, maternal warmth, maternal neglect, self-control and anger-in expression. In addition, paternal undifferentiated rejection and peer deviation were found to significantly predict late adolescents' substance use problem. Obtained results were discussed in relation to the relevant literature, and clinical implications and limitations were presented.

Parantel acceptance-rejectionLate adolescenceDrug addiction+4
Ezgi Koşar
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocukları otizm tanısı almış annelerin çocuklarını kabul-red düzeyleri ile depresyon arasındaki ilişki

Çocukları otizm tanısı almış ebeveynlerin hayatları birçok yönden etkilenmektedir. Otizmli çocukların hem bakımı hem de gelişimi sıradan çocuklara kıyasla daha fazla özen gerektirmektedir. Bu durum ebeveynlerin ruh halini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Yapılan çalışmalarda çocukları otizm tanısı almış ebeveynlerin depresyona daha yatkın oldukları belirtilmektedir. Otizmli çocuklar söz konusu olduğunda depresyonun yanında ebeveynlerin çocuklarına karşı geliştirdikleri kabul-red düzeyleri de fazlasıyla önem arz etmektedir. Otizmli çocuğa sahip ebeveynlerin kabul-red düzeyi çocuğun sağlıklı gelişimini doğrudan etkileyebilmektedir. Konuyla ilgili araştırmalar incelendiğinde otizmli çocuğa sahip olma ile ebeveynlerin kabul-red düzeyi/sıcaklık-şefkat alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bu araştırmada otizm tanılı çocuğa sahip olan annelerin çocuklarını kabul-red düzeyleri ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Ayrıca otizm tanılı çocuğa sahip annelerin depresyon ve kabul-red düzeylerinin annelerin demografik özelliklerine ve çocuğun otizm tanısı ile ilgili özelliklerine göre farklılık gösterme durumlarının araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel ve betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde hizmet veren Asya Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezine, İstanbul ABA Terapi Merkezine veya Algı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezine tedavi ve rehabilitasyon amacıyla gelen otizm tanılı çocuğa sahip anneler oluşturmaktadır. Araştırmada gerekli koşulları sağlayan 300 anneye ulaşılmıştır. Araştırmada kolayda örnekleme yöntemi ile örnekleme birim seçimi yapılmıştır. Araştırmanın verileri SPSS 20 programı ile analiz edilmiştir. Annelerin tanıtıcı özelliklerinin dağılımı frekans ve yüzde ile gösterilmiştir. Ölçeklerden alınan puanlar ortalama ve standart sapma ile gösterilmiştir. Ölçeklerden alınan puanların tanıtıcı özelliklere göre farklılaşma durumları Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H ile analiz edilmiştir. Annelerin kabul-ret düzeyleri ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişki Spearman korelasyon analizi ile incelenmiştir. Araştırmanın verileri %95 güven düzeyinde analiz edilmiştir. Araştırmada çocukları otizm tanısı almış annelerin depresyon düzeyleri ile çocuğa karşı duyulan düşmanlık tutumu arasında pozitif yönlü; yine annelerin depresyon düzeyleri ile çocuklarını red tutumları arasında pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir.

Anne davranışıDepresyonEbeveyn kabul veya reddi+3
İrem Şekerci
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkin bireylerde algılanan ebeveyn kabul-red düzeyi ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki yordayıcı ilişkiler

Bu araştırma ile yetişkinlerde algılanan ebeveyn kabul-red düzeyi ile sosyal medya bağımlılığı arasında ilişkinin olup olmadığı tespit edilmek istenilmiştir. Bu amaçla, 18 ve daha üst yaşlarda 263 kadın ve 93 erkek toplam 356 yetişkin bireyden elde edilen veriler, ilişkisel tarama modeli kullanılarak analiz edilmiş, bireylerin cinsiyet, eğitim, gelir durumu, sosyal medyayı kullanma süresi ve sıklığı, sosyal medyayı kullanım amacı gibi değişkenler açısından sosyal medya bağımlılığı, ebeveyn kabul-red düzeyleri ortaya konmuş ve en nihayetinde sosyal medya bağımlılığı ile algılanan ebeveyn kabul-red düzeyi arasındaki ilişki saptanmıştır. Araştırmada kadın ve erkeklerin ebeveynlerinden algıladıkları kabul-red düzeylerinde ve sosyal medya bağımlılıklarında istatistiki olarak anlamlı bir farklılık olmadığı bulunmuştur. Evli katılımcıların ebeveynlerinden algıladıkları red düzeylerinin bekârlardan daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bekâr katılımcıların sosyal medya bağımlılık düzeylerinin evlilerden daha fazla olduğu saptanmıştır. Lise ve daha altı eğitim kademelerinden mezun olan yetişkinlerin annelerinden algıladıkları red düzeyinin; lisans ve lisansüstü eğitim kademelerinden mezun olanlardan daha fazla olduğu bulunmuştur. Lise ve daha altı eğitim kademelerinden mezun olan katılımcıların babalarından algıladıkları red düzeyinin lisans mezunlarından daha fazla olduğu saptanmıştır. Yetişkinlerin sosyal medya bağımlılıklarında eğitim durumu açısından bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların ebeveynlerinden algıladıkları kabul-red düzeyinde ve sosyal medya bağımlılıklarında gelir durumu açısından bir farklılık olmadığı bulunmuştur. Katılımcıların ebeveynlerinden algıladıkları kabul-red düzeyinde sosyal medya kullanım sıklığı açısından anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Diğer yandan yetişkinlerin sosyal medyayı kullanım sıklığı açısından sosyal medya bağımlılıklarında anlamlı farklılık bulunmaktadır. Sosyal medyayı her gün kullananların; her gün kullanmayanlara göre sosyal medya bağımlıkları daha yüksektir. Yetişkinlerin ebeveynlerinden algıladıkları kabul-red düzeyinde sosyal medya kullanım süresi açısından anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Diğer taraftan katılımcıların sosyal medyayı kullanma süresi açısından sosyal medya bağımlılıklarında anlamlı farklılık bulunmaktadır. Sosyal medyayı haftada 22 saat ve daha fazla kullananların yedi saat ve daha az kullananlara göre sosyal medya bağımlıkları daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yetişkin bireylerin sosyal medyayı en çok hangi amaç için kullandıklarına göre ebeveynlerinden algıladıkları kabul-red düzeyinde ve sosyal medya bağımlıklarında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Yetişkin bireylerde ebeveyn kabul-reddi ile sosyal medya bağımlılığı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir.

BağımlılıkEbeveyn kabul veya reddiSosyal medya+2
Yaprak Erişen
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kaygı bozukluğu olan ergenlerde algılanan ebeveyn kabul-red algısı ile erken dönem uyum bozucu şemalar arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Kaygı bozuklukları yoğun endişe, korku veya gerilim haliyle karakterize, günlük yaşamı kısıtlayıcı bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Kişi bu yoğun kaygıları yönetmekte güçlük çekmekte, günlük yaşamında zorlantılarla karşılaşmaktadır. Ülkemizde çocukluk çağı psikopatolojilerinin yaygınlığını belirleme amacıyla yapılan güncel bir çalışmada, çocukluk çağı kaygı bozukluklarının toplumdaki oranının %16.7 olduğu bulunmuştur (Ercan vd., 2019). Kaygı bozukluklarının tedavisinde sıklıkla kullanılan yöntemlerden biri, olumsuz otomatik düşüncelere/çekirdek inançlara ulaşmaktır. Şema terapi ekolüne göre ise çekirdek inançların kökenleri erken dönem yaşam deneyimlerinden gelmektedir. Ekole göre erken dönemde gelişimsel gereksinimlerin sistematik şekilde engellenmesi belirli şemaların kökenini oluşturmaktadır. Dolayısıyla ebeveyn davranışların çocuklar tarafından nasıl algılandığı ve hangi davranışların çocuklar için zedeleyici olduğunu anlamak önem arz etmektedir. Bu çalışmada, kaygı bozukluğu tanısı almış ergenlerde algılanan ebeveyn kabul-red algısı ile erken dönem uyum bozucu şemalar arasındaki ilişkiyi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini yaşları 10-16 arasında değişen, 50'si kadın 13'ü erkek olmak üzere toplam 63 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Bilgi Formu, 10-16 Yaş Çocuk ve Ergenler İçin Erken Dönem Uyum Bozucu Şema Ölçekler Takımı (ÇEŞÖT) ve Ebeveyn Kabul Red Ölçeği Kısa Form kullanılmıştır. Verilerin analiz edilirken betimleyici analizler, t-test, ANOVA ve pearson korelasyon katsayıları kullanılmıştır. Bulgular, katılımcıların tüm erken dönem uyum bozucu şemaları üzerinde yüksek puanlar elde ettiğini göstermektedir. Ayrıca, algılanan kabul-red algısı ile erken dönem uyum bozucu şemalar arasında çeşitli ilişkiler tespit edilmiş, bu ilişkilerin özellikle "Duygusal Yoksunluk", "Başarısızlık", "Başkalarına Yönelimlilik", "Kendini Onaylamama", "Boyun Eğicilik", "Cezalandırıcılık" boyutları arasında yoğunlaştığı görülmüştür. Sonuçlar, kaygı bozukluğu olan ergenlerin tedavisinde erken dönem uyum bozucu şemalar ile birlikte algılanan ebeveyn reddinin dikkate alınması gerektiği vurgulamaktadır.

Ebeveyn kabul veya reddiErken dönem uyum bozucu şemalarSürekli kaygı
Saliha Açıkgöz
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde algılanan ebeveyn kabul-reddi ile psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolünün incelenmesi

Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinde algılanan ebeveyn kabul reddi ile psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolleri araştırılmıştır. Çalışmanın örneklemi, Hacettepe Üniversitesinde lisans eğitimi görmekte olan 405 katılımcıdan oluşmaktadır. Veri toplama aşamasında katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği Anne ve Baba Formları, Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği ve Kısa Semptom Envanteri uygulanmıştır. Araştırma verilerinin istatistiksel olarak incelenmesinde IBM SPSS 22 programı kullanılmıştır. Örneklem grubundan elde edilen veriler programa kodlanarak, kayıp, uç veri ve normallik analizleri ile veri temizliği yapılmıştır. Daha sonra araştırma sorularına yanıt bulmak amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon, Tek Yönlü Çok Faktörlü Varyans (MANOVA) ve Seri Çoklu Aracı Değişken Analizleri yürütülmüştür. Çalışma sonuçları değerlendirildiğinde, ebeveyn kabul reddi, reddedilme duyarlılığı, duygu düzenleme güçlüğü ve psikolojik belirti değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Demografik değişkenler açısından yürütülen analizler neticesinde algılanan anne reddi, kardeş sayısı açısından farklılaşırken diğer ana değişkenlerin demografik özellikler açısından farklılaşmadığı görülmüştür. Seri Çoklu Aracı Değişken Analizi sonuçlarına göre ise katılımcıların algıladıkları ebeveyn reddi ile psikolojik belirti düzeyleri arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve duygu düzenleme güçlüğünün kısmi aracılık rollerinin olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular algılanan ebeveyn reddinin, bireyleri reddedilmeye karşı hassas kılıp duygu düzenleme noktasında sorun yaşamalarına neden olarak, psikolojik belirtilere zemin hazırladığı şeklinde yorumlanabilir. Algılanan anne ve baba reddinin psikolojik belirtiler üzerindeki dolaylı etkileri incelendiğinde, reddedilme duyarlılığı ile duygu düzenleme güçlüğünün seri aracılığıyla ve duygu düzenleme güçlüğünün tek aracılığıyla olan etkiler istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Ancak algılanan anne ve baba reddinin reddedilme duyarlılığı aracılığıyla psikolojik belirtileri etkilediği yol anlamlı bulunmamıştır. Yani algılanan anne ve baba reddinin, duygu düzenleme güçlüğünü artırarak psikolojik belirtileri etkileyebildiği gibi, reddedilme duyarlılığı ve duygu düzenleme güçlüğü seri aracılığıyla da psikolojik belirti düzeylerini artırabildiği görülmüştür. Son olarak, çalışmanın klinik doğurguları ve sınırlılıkları açıklanmış, gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn Kabul-Reddi, Reddedilme Duyarlılığı, Duygu Düzenleme Güçlüğü, Psikolojik Belirtiler

Duygu düzenleme güçlüğüEbeveyn kabul veya reddiPsikolojik belirtiler+2
Şeyda İnci İnce
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı fakülte öğrencilerinde algılanan ebeveyn kabul-reddi ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide öz yeterliğin aracı rolünün incelenmesi

Bu araştırmanın amacı farklı fakültelerde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin çocukluk dönemlerine dair algıladıkları ebeveyn kabul reddi ile psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide genel öz yeterliğin aracılık etkisini incelemektir. Çalışma örneklemini, Türkiye'nin farklı üniversitelerinde öğrenim görmekte olan 18-30 yaş aralığındaki 388 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma verileri, Demografik Bilgi Formu, Ebeveyn KabulRed Ölçeği, Genel Öz Yeterlilik Ölçeği ve Kısa Semptom Envanteri kullanılarak elde edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri değerlendirebilmek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi'nden, çalışmadaki ana değişkenlerin öğrenim görülen fakülte açısından farklılaşıp farklılaşmadığını belirleyebilmek amacıyla Çok Yönlü Varyans Analizi'nden, ebeveyn kabul reddi ile psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide öz yeterliğin aracı rolünü belirleyebilmek amacıyla dolaylı etki yaklaşımını temel alan Aracı Değişken Analizi (Hayes, 2018)'nden yararlanılmıştır. Analiz sonuçları değerlendirildiğinde, algılanan ebeveyn reddi ile psikolojik belirtiler arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki, öz yeterlik ile psikolojik belirtiler arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Aracı değişken analizi sonucunda, öz yeterlik inancının algılanan anne ve baba reddi ile psikolojik belirti düzeyleri arasındaki ilişkide aracı rol üstlendiği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra algılanan anne ve baba reddi ile psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide öz yeterlik değişkenin sadece başlama boyutunun aracılık etkisi bulunmuştur. Son olarak, öz yeterlik inancının ve psikolojik belirti düzeyinin öğrenim görülen fakülte açısından farklılaştığı saptanmıştır. Çalışmanın sonuçları ilgili alan yazın temelinde tartışılmış, çalışmanın klinik doğurguları, önemi ve sınırlılıkları açıklanmış ve gelecek çalışmalar için öneriler verilmiştir. Anahtar Sözcükler Ebeveyn Kabul-Reddi, Öz Yeterlik, Psikolojik Belirtiler, Psikopatoloji

Ebeveyn kabul veya reddiPsikolojik belirtilerPsikopatoloji+3
Füsun Balamir
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveyn kabul-reddi ile sosyal kaygı belirtileri arasında pozitif ve negatif duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü

Bu araştırmanın amacı, ele alınan değişkenler arasındaki ilişkiyi ve ebeveyn kabul-reddi ile sosyal kaygı belirtileri arasındaki ilişkide pozitif/negatif duygu düzenleme stratejilerinin aracı etkisinin olup olmadığını incelemektir. Veri toplama grubunu, Ankara ve Hacettepe Üniversitesi'nin çeşitli bölümlerinde öğrenim görmekte olan ve kolay örnekleme yoluyla seçilen 18-25 yaş aralığındaki 311 katılımcı oluşturmuştur. Çalışma kapsamında ele alınan değişkenlere yönelik bilgi edinmek amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği Yetişkin Kısa Formu, Pozitif Duygulara Verilen Tepkiler Ölçeği, Duygu Düzenleme Süreçleri Ölçeği ve Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verileri, SPSS 20.0 programı ve PROCESS Makro v3.3 sürümü ile analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri saptamak amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Tekniği'nden, pozitif/negatif duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü ile istatistiksel anlamlılığı belirlemek için ise dolaylı etki yaklaşımını temel alan aracı etki analizi (Hayes, 2018) ve Bootstrapping yönteminden yararlanılmıştır. Analiz sonuçları incelendiğinde, hatırlanan ebeveyn reddi ile yalnızca sosyal kaygı belirtileri, pozitif duyguları artırma ve pozitif duyguda indirim yetileri arasında beklenen yönde ve anlamlı düzeyde ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca sosyal kaygı belirtileri ile her bir duygu düzenleme stratejisi arasında da istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Bir sonraki aşamada korelasyon analizi bulguları dikkate alınarak pozitif duyguda indirim ve pozitif duyguları artırma becerilerinin aracı rolü, anne-baba boyutları temelinde incelenmiştir. Ulaşılan sonuçlar, çocuklukta algılanan reddedici ebeveyn tutumları ile genç yetişkinlikte bildirilen sosyal kaygı belirtileri arasındaki ilişkiye bu yetilere ait toplam dolaylı etkinin kısmi aracılık ettiğine ancak özgül dolaylı etkilerin boyutlar arasında farklılaştığına işaret etmiştir. Aracı etkilerin istatistiksel açıdan anlamlılığı, Bootstrapping yöntemi sonuçlarıyla da desteklenmiştir. Elde edilen bulgular, ilgili yazın çerçevesinde değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler Ebeveyn kabul-reddi, sosyal kaygı belirtileri, pozitif/negatif duygu düzenleme stratejileri

Duygu düzenlemeEbeveyn kabul veya reddiOlumlu duygulanım+2
Melahat Nur Akkese
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin ebeveyn kabul-red algısı, benlik saygısı ve duygu düzenleme güçlüklerinin affetme düzeylerini yordamadaki rolü

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin ebeveyn kabul-red algısı, benlik saygısı ve duygu düzenleme güçlüklerinin affetme düzeylerindeki yordayıcı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemini, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Ege Üniversitesi'nin farklı fakülte ve bölümlerinde öğrenim görmekte olan 501 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında; Heartland Affetme Ölçeği, Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği, İki Boyutlu Benlik Saygısı Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlükleri Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu veri toplama araçları kullanılmıştır. Verilerin analizi aşamasında bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkeni yordama gücünü belirlemek amacıyla aşamalı çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Aşamalı çoklu regresyon analizi bulguları incelendiğinde ise; üniversite öğrencilerinin duygu düzenleme güçlükleri düzeylerinin affetme düzeylerini negatif yönde anlamlı düzeyde yordadağı ve affetme düzeylerindeki değişimin %32'sini açıklayarak önemli bir yordayıcısı olduğu, benlik saygısı düzeylerinin affetme düzeylerini pozitif yönde anlamlı düzeyde yordadığı ve affetme düzeylerindeki değişimin %1'ini açıkladığı, ancak ebeveyn kabul-red algısı düzeylerinin affetme düzeylerini yordayıcı rolünün bulunmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular, alanyazın çerçevesinde tartışılmış ve gelecekteki araştırmalara yönelik birtakım önerilerde bulunulmuştur.

BağışlamaBenlik saygısıDuygu düzenleme+4
Nurdan Derincegöz
Ege University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn kabul–reddi ile akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma Ebeveyn Kabul-Red Kuramı üzerine temellendirilmiştir. Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn kabul-red puanları kontrol edildiğinde, psikolojk uyum ve benlik saygısı düzeylerinin akademik başarı düzeylerini yordama gücünü ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini İzmir ili üç merkez ilçesindeki (Bornova, Buca, Karşıyaka) 6 (altı) anadolu lisesinde 2013-2014 eğitim-öğretim yılında 9., 10,. ve 11. sınıflarda öğrenim gören 737 (%60,1'i kız, %39,9'u erkek) öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak öğrencilerin demografik özelliklerine ilişkin bilgi almak için Bireysel Bilgi Formu, anne babalarından algıladıkları kabul veya reddi değerlendirmek amacıyla Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği (EKRÖ), genel psikolojik uyum düzeylerini belirlemek için Kişilik Değerlendirme Ölçeği (KİDÖ), benlik saygısı düzeylerini saptamak amacıyla Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği (CBÖ) ve akademik başarı düzeylerini belirlemek için lise müdürlüklerinden alınan akademik başarı ortalamaları kullanılmıştır. Hiyerarşik regresyon analizi sonucuna ulaşılan bulgular, lise öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn kabul-reddi puanları kontrol edildiğinde, psikolojik uyum ve benlik saygısı düzeylerinin akademik başarı düzeylerini anlamlı düzeyde yordadığını ortaya koymuştur. Bulgular ayrıntılı olarak incelendiğinde; lise öğrencilerinin annelerini saldırgan olarak, babalarını saldırgan ve ihmalkar olarak algılamalarının akademik başarı düzeylerini düşürdüğü bulunmuştur. Lise öğrencilerinin anne-babalarından algıladıları kabul-red puanlarının psikolojik uyum ve benlik saygısı düzeyleri ile ilişkili olduğu bulunurken, düşmanlık-saldırganlıklarının, olumsuz özdeğerlendirmelerinin ve bağımlılık düzeylerinin artmasının akademik başarı düzeylerini düşürdüğü; genel, ev-aile, okul-akademik benlik saygısı düzeylerinin artmasının akademik başarı düzeylerini yükselttiği; duygusal tepkisizlik, duygusal tutarsızlık, dünya görüşü, sosyal benlik saygısı düzeylerinin ise akademik başarı düzeyleri ile ilişkili olmadığı bulunmuştur. Araştırma kapsamında ulaşılan bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılmış ve gelecekteki çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Akademik başarıBaşarıBenlik saygısı+4
Selcan Yavuz
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The relationship between Facebook utilization, perceived parental acceptance-rejection and identity orientation in adolescence

This study aimed to get insight into the experiences of adolescents with Facebook and the possible impact of Facebook utilization on their personal, social and collective identity orientations; especially when considering the effects of perceived parental acceptance and rejection. The participants included 500 students from English preparatory classes at two established public universities in Istanbul. They consisted of 238 (47.6%) females and 262 (52.4%) males with a mean age of 19.10. Demographic Information, Facebook Utilization, Parental Acceptance-Rejection Perception Questionnaire [PARQ] Mother & Father Forms and Identity Questionnaire were administered to 500 students for data collection. The findings indicated that the mean scores of the adolescents for perceived maternal and paternal acceptance were in the normal range, implying that they experienced much more maternal and paternal love than rejection. In addition, the utilization of Facebook by male and female participants was similar, and the personal identity orientation scores for both males and females were higher than the scores in social and collective identity orientations. In terms of PARQ subscales, merely the adolescents' hostility/aggression perceptions from father were positively correlated with their Facebook utilization. In terms of identity orientations subscales, merely the social identity orientations were positively correlated with Facebook utilization. Introducing the participants' non-warmth perceptions from mother and father into the analysis explained 4% and 3.5% of variations in their personal identity orientations, and 2% and % 3 variations in their collective identity orientations, respectively. There were no interactions of the variables for mother and father PARQ subscales. While introducing the participants' perceived total rejection from mother explained 2 % and 1% variations in their personal and collective identity orientations; perceived total rejection from father explained 1% and 2% variations in social and collective identity orientations, respectively. It was seen that lack of meeting the acceptance needs of adolescents by their parents may diminish their personal and collective identity orientations.

Parantel acceptance-rejectionAdolescentsPuberty+4
Hasan Karabakkal
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveynlerin çocuklarını kabul, red ve kontrol düzeyleri ile çocukların somatizasyon belirtileri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın temel amacı, anne babası evli ve boşanmış olan çocukların, ebeveynlerinden algıladıkları kabul, red ve kontrol düzeylerini ve bu algıların somatizasyon belirti düzeylerine olan etkisini incelemektir. Araştırmanın katılımcıları Ankara'nın Çankaya bölgesindeki devlet ortaokullarına devam eden, anne babası evli ve boşanmış olan ve yaşları 10- 14 arasında değişen 87 kız, 123 erkek olmak üzere toplam 210, 4. 5.,6.,7.,8. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak, 'Sosyodemografik Form', 'Ebeveyn Kabul Red Kontrol Ölçeği Anne ve Baba Kısa Formları (Çocuk/Ergen EKRÖ/K)'ve 'Çocuk Somatizasyon Envanteri-24' (ÇSE- 24) kullanılmıştır. Elde edilen veriler, ebeveynlerin medeni durumlarının bağımlı değişkenler üzerinde ekili olduğunu yani, ebeveynleri boşanmış olan çocukların hem annelerinden hem de babalarından daha fazla 'soğukluk', 'düşmanlık/ saldırganlık', 'kayıtsızlık/ihmal' ve 'farklılaşmamış red' algıladıklarını ortaya koymuştur. Anne ve Baba EKRÖ/K' nın bütün bir model olarak 'somatizasyon belirtilerini' açıklamada istatistiksel olarak anlamlı olduğu, fakat, ebeveynlerin medeni durumları ile çocuklarının algıladığı kabul-red, kontrol düzeylerinin ortak etkisinin çocukların somatik belirtilerini yordamadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca araştırma sonuçları, ebeveynlerin sosyo-ekonomik düzeyleri düştükçe çocukların somatizasyon belirtilerinin arttığını, somatik belirtilerin en çok babadan algılanan düşmanlık ile ilişkili olduğunu yani babadan algılanan düşmanlık arttıkça çocukların daha sık somatizasyon belirtileri gösterdiklerini, erkek çocukların kız çocuklara göre her iki ebeveynden de daha fazla farklılaşmamış red algıladıklarını, erkeklerin babalarını daha kontrolcü olarak algıladıklarını ortaya koymuştur.

BedenselleştirmeEbeveyn kabul veya reddiEbeveyn-çocuk ilişkisi+1
İrem Gündüz
Demiroğlu Bilim University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00

İlgili konular