Hükümlüler
54 theses under this subject heading
Eşleri cezaevinde olan kadınların yaşam durumlarının sosyal hizmet bakış açısı ile incelenmesi
Yakınları cezaevinde olan kişilerin; ekonomik, psikolojik ve sosyal açıdan birçok soruna sahip oldukları bilinmektedir. Eşleri cezaevinde olan kadınlar, bu sorunları yaşayan mahkûm yakınlarının başında gelmektedir. Türkiye'de mahkûm yakınları ile ilgili yapılmış az sayıda çalışmaya rastlanmıştır. Bu nedenle bu çalışma, literatüre katkı sağlamak ve eşleri cezaevinde olan kadınların yaşam durumlarıyla mevcut sorun ve ihtiyaçlarını belirleyerek, ilgili sosyal politikaların oluşmasına rehberlik edebilmek amacıyla hazırlanmıştır. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımıyla tasarlanmıştır. Çalışma kapsamında, İstanbul ve Ankara illerinde yaşayan ve eşleri cezaevinde olan toplam 17 kadın ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmecilere kartopu örnekleme yöntemiyle ulaşılmıştır. Görüşmelerde eşleri cezaevinde olan kadınların; çocukluk yaşamları, evlilik süreçleri, evlilik yaşamları, eşlerinin suça karışma süreçleri, eşlerinin cezaevine girmesi sonrası yaşamlarında meydana gelen değişimler ve ne tür hizmetlere ihtiyaç duydukları hakkındaki görüşleri alınmıştır. Görüşmecilerin çoğunluğu ilkokul mezunu ya da hiç okula gitmemiş kişilerdir. Birçoğu çalışmamakta ve devletten aldıkları sosyal yardımlarla geçinmektedirler. Çoğu görüşmecinin ekonomik durumu, eşlerinin cezaevine girmesinden önce iyi değildir, ancak eşlerinin cezaevine girmesi ile birlikte daha da kötüleşmiştir. Birçok görüşmeci, eşinin cezaevine girdiği ilk dönemde psikolojik açıdan sorunlar yaşadığını, ancak zamanla özellikle de çocukları olduğu için kendilerini toparladıklarını ifade etmişlerdir. Görüşmecilerin birçoğu eşlerini iyi özellikleri ile tanımlamaktadırlar, ancak çoğunun evliliğinde; aldatma, alkol-madde kullanımı, eş sorumsuzluğu, şiddet gibi ciddi yapısal problemler mevcuttur. Görüşmeciler açısından eşlerini cezaevinde ziyaret etmek; ekonomik açıdan maliyetli, ulaşım açısından zorlayıcı ve psikolojik açıdan yıpratıcıdır. Görüşmeciler, eşleri cezaevinde olduğu için toplum içerisinde bir kadın olarak çeşitli zorluklarla karşılaştıklarını ifade etmişlerdir. Görüşmecilerin eşlerinin yokluğu sürecindeki destek mekanizmaları; çocukları, aileleri, eşlerinin aileleri, arkadaşları ve devlettir, ancak hiçbirisi aldığı desteği yeterli görmemektedir. Görüşmecilerin ekonomik ve psikolojik açıdan daha fazla desteklenmeye ihtiyacı vardır. Görüşmecilerin geleceğe dair en temel beklentileri eşlerine kavuşmak ve sorunların olmadığı yeni bir hayata başlamaktır.
Ceza infaz koruma memurlarının suça ve suçluya bakışları, 'erk' ve 'otorite' ile olan ilişkileri
Türkiye'deki ceza infaz sistemi her zaman kendi gündemini yaratmış ve hem sosyal bilimlerin hem de politikanın ilgi alanında kalmıştır. Sosyal hizmet, bizzat ilgili kurumlarda çalışan meslek elemanlarının da bulunmasına rağmen, suçluluk ile ilgili görece az çalışmaya sahip bir alandır. Bu tez sayesinde, literatürde eksik kaldığını düşündüğümüz, suçluluk alanının aslında başat aktörlerinden olmalarına rağmen kendileri ile yeteri kadar çalışılmamış ceza infaz koruma memurlarıyla çalışılarak, alana yeni bir bakış açısı sunulması hedeflenmiştir. Çalışmada infaz koruma memurlarının görüşleri üzerinden Türkiye'deki ceza infaz sisteminin suça ve suçluya yaklaşıının ufak bir göstergesi ortaya konmaya çalışılmıştır. Bahsedilen gösterge, suçluluk alanındaki politikaların yapısal sorunlarını ve ihtiyaçlarını tanımlamada yararlı olacaktır. Tezin amaçlarından birisi de ceza infaz koruma memurlarının suça ve suçluya dair düşüncelerine, sahip oldukları 'erk'in, kullandıkları 'otorite'nin ve hiyerarşik sistemde altında bulundukları 'otorite' ile olan ilişkilerinin etkisini incelemektir. Araştırma kapsamında Türkiye'nin üç büyük kentinden (Ankara, İstanbul, Bursa) 12 infaz koruma memuru ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve görüşülenlerin meslek algıları, iş yaşamları, mahpuslarla iletişimleri hakkındaki ve mahpus şartları/denetimli serbestlik/mahpusların çalışması gibi infaz sistemiyle ilgili konulardaki düşünceleri alınmıştır. Araştırma sonunda görüşülenlerin çoğunun mesleklerini zorunlu olarak icra ettikleri, aldıkları eğitimleri yetersiz buldukları, mahpuslarla iletişimde otorite dengesi kurmaya çalıştıkları, hapishanelerin 'ıslah edici' görevine inanmadıkları, infaz sisteminde yapısal sorunlar gördükleri vb. bulgulara ulaşılmıştır. Hapishaneler gerek çalışanlar gerekse mahpuslar için olumsuz bir ortam oluşturmakta, yapılan reformlar yapısal sorunları giderememektedir. Ceza infaz sistemini değerlendirirken geleneksel kalıplardan çıkılmalı ve alternatifler üzerinde durulmalıdır.
Cezaevlerinde bir dezavantajlı grup olarak engelli mahkumlar ve yaşadıkları sorunlar
Dünyada ve Türkiye'de engellilerin sayıları azımsanmayacak kadar çoktur. Cezaevlerinde de var olan engellilerin engelli olmayan mahkumlara göre farklı ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu ihtiyaçlar belirlenerek gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Mahkumların gerek sağlıklarını gerekse psikolojilerini kötü yönde etkileyecek koşullarda tutulmaları ve ihtiyaç duydukları şeylere erişememeleri ağır mağduriyetlere yol açmaktadır. Söz konusu olan veya olabilecek mağduriyetlerin önüne geçebilmek için gerekli kurum ve kuruluşların sorumlulukları dahilinde gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışma ile, engelli mahkumların ceza infaz kurumları içerisinde yaşamış oldukları fiziksel, sağlık, sosyal, eğitim ve ekonomik sorunları belirleyerek, konuyla ilgili ulusal ve uluslararası mevzuat ve yasalar incelenerek bu sorunların çözülmesinde yol gösterici olması amaçlanmıştır. Mevcut akademik literatür, Türkiye'de konuyla ilgili çeşitli kurumlar tarafından hazırlanan raporlar ve istatistiklerden yararlanılmıştır. Araştırmanın temel veri kaynağı ikincil veri kaynakları ve raporlar olduğu için nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi deseni ile yürütülmüştür.
Ceza infaz kurumlarında uygulanan eğitim-iyileştirme faaliyetlerinde tartışma türleri kullanımının hükümlü/tutukluların dinleme becerisi üzerine etkisi
Ceza infaz kurumları, hükümlü/tutukluların cezalarını infaz edip suç gruplarına ve türlerine göre barındıkları, fiziki yapıları farklılık arz eden, özel mevzuatla yönetilen müesseselerdir. Ceza infaz kurumlarındaki kadın ve erkek hükümlü/tutuklular yaş, cinsiyet ve suç gruplarına göre farklı yerleşkelerde barınmaktadırlar. Farklı gruplardan hükümlü/tutukluların barındığı ceza infaz kurumlarında hizmet unsuru olarak birçok faaliyet süregelmektedir. Bu faaliyetlerden eğitim-iyileştirme çalışmaları, hükümlü/tutukluların salıverilmesinden sonraki hedeflenen yaşantıları açısından ülke politikası adına son derece önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerinde kullanılan ve her faaliyet döneminde eğitim çizelgelerinde ifade edilen münazara, panel, forum, açık oturum gibi sosyal-kültürel faaliyetlerin pratikte hükümlü/tutukluları iyileştirme çalışmalarına katkısı olup olmadığını ortaya koymak, hükümlü/tutukluların dinleme becerisiyle ilgili faaliyetlerinin geliştirilip geliştirilemeyeceği konusunda tespitlerde bulunmaktır. Bu araştırma, Yenişehir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Bursa E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu, Bursa H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite muzunu hükümlü/tutuklulardan seçkisiz (random) yöntemle seçilmiş 122 gönüllü katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen ve dinlediğini anlama yeteneğini ölçmeyi amaçlayan beş farklı başarı testi ile elde edilmiş ve istatistik programıyla analiz edilmiştir. Hükümlü/tutukluların dinlediğini anlama başarısı, tartışma türleri kullanımıyla öntest ve sontest arasında anlamlı bir farklılık göstermiştir. Araştırmanın sonunda, elde edilen bulgulardan yola çıkılarak bazı öneriler dile getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Ceza infaz kurumları, dinleme becerisi, hükümlü/tutuklular, tartışma türleri
Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Antalya Hapishanesi
Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Antalya Hapishanesi, başlığını taşıyan tezde, Osmanlı Devleti'nde 19. Yüzyılın ikinci yarısından sonra meydana gelen hapishane reformu sürecinin Antalya hapishanesine etkileri saptanmıştır. Hapishaneler ile alakalı kaleme alınmış, Gültekin Yıldız'ın Mapusane ve Emine Gürsoy Naskali ile Hilal Oytun Altun'un editörlüğündeki makaleler derlemesi olan Hapishane Kitabı adlı eserlerini ana kaynak olarak kabul edebiliriz. Konuyla alakalı pek çok makale de yazılmıştır. Bunlar arasında Ali Rıza Gönüllü'nün, Osmanlı Devleti'nin Son Dönemlerinde Isparta Hapishanesi (1867-1920) ve Nurgül Bozkurt'un, 20. Yüzyıl Başlarında Kütahya Hapishanesinin Genel Durumu isimli çalışmaları yer alır. Bunun yanında kaleme alınan tezler de mevcuttur. Ufuk Adak'ın, 19. Yüzyılın Sonları 20. Yüzyılın Başlarında Aydın Vilayeti'ndeki Hapishaneler ve Nazmiye Akbey'in 19. Yüzyılın Sonları 20.Yüzyılın Başlarında Sinop Hapishanesi adlı çalışmaları da oldukça önemlidir. Bizim de Antalya hapishanesini ele aldığımız çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, suçun kaynağına inerek ilk hangi duygularla ne zaman baş gösterdiğini ve nasıl geliştiğinin yanında, suç, ceza ve hapishane kavramlarını İslam Tarihi'nden başlayıp, Osmanlı Devleti'ne kadar getirerek tanımlarının yanı sıra, bu kavramların gelişimleri hakkında da bilgiler verilmiştir. Bunun yanında Avrupa'daki hapishanelerden ve oluşturulan çeşitli hapishane modellerinden bahsedilmiştir. Daha sonra suç, ceza ve hapishane kavramları tamamen Osmanlı Devleti açısından incelenmiştir. Hadd, ta'zir ve kısas suçlarının neler olduğu, bu suçu işleyen kişilere ne gibi cezaların uygulandığı, İslam Tarihi'nden de faydalanarak ifade edilmeye çalışılmıştır. Çünkü Osmanlı Devleti'nin uyguladığı yasaların tamamının tabanında, İslam Hukuku yer aldığından dolayı, aralarındaki bağ yadsınamazdır. Daha sonra zindandan hapishaneye geçiş sürecinin yaşandığı, Tanzimat Dönemi'ndeki ceza anlayışının ne gibi değişiklere uğradığını 1840,1851 ve 1858 tarihlerinde çıkarılan Ceza Kanunnameleri üzerinden değerlendirilmiştir. Ardından Osmanlı Devleti'nde hapishaneler adına gerçekleştirilen ıslahatlara yer vermiştir. İkinci bölümde, ilk olarak hapishanenin bulunduğu yer olan Antalya şehri hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Daha sonra hapishanenin yeri ve yeniden inşası sürecinden erişebildiğimiz arşiv kaynaklarındaki bilgiler kadarıyla bahsedilmiştir. Hapishanenin geçirdiği tamir süreci, genişletilmesi, ek oda inşaatları ve bunun yanında gasilhane, abdesthane gibi mahkumlar için yapılan inşa faaliyetlerine de yer verilmiştir. Hemen ardından, tayinat konusundan ve yaşanılan sorunlardan detaylıca bahsedilmiştir. Son olarak da hapishane yönetiminde kimlerin olduğu, görevleri maaşları ve tayinleri mevzusu değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, ulaşabildiğimiz arşiv belgeleri ışığında, Antalya hapishanesindeki mahkumlar tüm yönleriyle ele alınmaya çalışılmıştır.
Denetimli serbestlik tedbiri altındaki hükümlülerin rehabilitasyonu ve mükerrer suçun önlenmesinde manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetleri (Dindarlık ve suç ilişkisi üzerine araştırma)
Suç davranışı ve suç davranışının tekrarı bireysel, sosyal ve psikolojik birçok etmen içermekte ve bu konu adli psikoloji disiplininin çalışma alanları arasında bulunmaktadır. Mevcut araştırma kapsamında motive edici bir araç olarak din ve dindarlık olgusunun hükümlüler için taşıdığı önemin ve onun sosyal fonksiyonunun belirlenmesi, doğru ve etkili bir yaklaşımın benimsenmesi ise bu konudaki gereksinimlerin ve beklentilerin karşılanması çabalarına katkı sunacaktır. Suç, mükerrer suç ve din ile suç ilişkisinin incelendiği çalışmanın ilk bölümünde denetim serbestliğine ilişkin kavramlara yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde din ve suç ile dindarlık ve suç kavramları ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise manevi rehberlik, dini danışmanlık ve denetimli serbestlikte manevi rehberlik ve dini danışmanlık konularına yer verilmişti. Araştırma bulguları incelendiğinde Kendilerinin dindar olarak tanımlayan kişiler, dinin suç işlemeyi engelleyen bir yapıda olduğu, ailelerin dini inanç ve yaşayışları açısından değerlendirildiğinde bu değişkenler arasında anlamlı bir ilişki olduğu, Cezaevinde dini danışma ve rehberlik hizmetleri kapsamında birden fazla etkinliğe katılanların dini danışma ve rehberlik hizmetleri aldığı sürede tekrardan suç işleme konusunda engelleyici rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Hükümlülerde dini yaşayış: Psikolojik bir yaklaşım (Mersin örneği)
Din ve suç kavramlarının her ikisi de sosyal bilimlerin başlangıcından itibaren sosyal bilimciler tarafından pek çok farklı bakış açısıyla çalışılan eski ve önemli kavramlardır. Bununla birlikte, batı ülkelerinde uzun bir süredir din ve dindarlık ile suç ilişkisi sosyal bilimcilerin dikkatini çekmektedir. Bu çerçevede dindarlığın suç davranışını engelleyip engellemediği cevap aranan en önemli sorudur. Ayrıca, suç işleyenlerin dindarlık açısından nasıl bir görünüm sergiledikleri de merak edilen konular arasında yer almaktadır. Batı ülkelerinde bu konuda yapılan çalışmalar farklı sonuçlar bulmuşlarsa da günümüzde genel konsensüs dindarlıkla suç arasında negatif bir ilişki olduğu şeklindedir. Ülkemizde ise suç ve din ilişkisi konusunda az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada suç işleyenlerin dindarlık açısından nasıl bir görünüm sergiledikleri incelenmiştir. Araştırma Mersin E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunda farklı suçlardan hükümlü 180 kişi üzerinde yürütülmüştür. Sonuç olarak hükümlülerin dindarlık düzeylerinin; suç tiplerine göre, yaşlarına göre, medeni durumlarına göre, hüküm sürelerine göre, daha önce hüküm alıp almadıklarına göre, öznel dindarlık algılarına göre, ailelerinin dindarlık düzeylerine göre ve arkadaşlarının dindarlık düzeylerine göre farklılaştığı bulgulamıştır. Bulgular ilgili kuramlar ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Din, Dindarlık, Suç, Cezaevi, Hükümlüler
Mahkumların sportif rekreasyon aktivitelerine katılımlarının bazı biyobelirteçler üzerine etkileri
Bu çalışmanın amacı, denetimli serbestlik kapsamındaki mahkumlarda rekreatif aktivitelerin bazı biyobelirteçler üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya Gaziantep İlindeki denetimli serbestlikten yararlanan 18-65 yaşları arasındaki 40 erkek mahkum denek (N:40, yaş:35,65±)gönüllü olarak katılmıştır. Deney dizaynı olarak çalışmaya katılan deneklere, araştırmacı tarafından oniki haftalık rekreatif amaçlı fiziksel aktivite (Eğitsel oyunlar, Basketbol ve Voleybol) programı uygulandı. Deneklere çalışma öncesinde demografik bilgileri alındıktan sonra mesura ile bel ve kalça ölçümleri yapıldıktan sonra, kan örnekleri alındı. Mahkumlardan rekreasyon aktivite öncesi ve sonrasında alınan kan örneklerinde brain-derived neurotrophic factor ELISA yöntemi ile, bakır ve çinko, atomik absorbsiyon yöntemi, serotonin, testosterone, estradiol, dehydroepiandrosterone, kortizol, insulinkemilüminesans yöntem ile ve lipit parametreleri spektrofotometrik olarak çalıştırılmıştır. Uygulama öncesi ve uygulama sonrasında tespit edilen özellikler arasındaki ilişkilerin araştırılmasında Çok Değişkenli Ölçeklendirme Analizi Tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS for windows 20.0 istatistik programı kullanıldı, aritmetik ortalama (AO), standart sapma (SD) tanımlandı. Rekreatif aktivite öncesi ve sonrası gruplardan elde edilen sonuçlar birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmada; VKİ (Vucut Kitle Endeksi) önce ve sonra ölçümleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır (p=0,072). Bel bölgesi ölçümlerinde anlamlı olarak fark bulunmuştur. (p=0,032). Sigara kullanımında azalmalar olduğu görülmüştür. Bazi biyo belirteçlerde ise; Brain derived neurotrophic factor değeri, Testosteron, Serotonin, Çinko değerleri anlamlı yükselirken, Totalkolesterol, Kortizol ve Estradiol değerleri anlamlı düşüş göstermiştir.
Türkiye ceza infaz kurumlarında eğitim-öğretim, sosyo-kültürel ve psiko-sosyal faaliyetler (2012-2016)
Araştırmada, Adalet Bakanlığı Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğünün Birim Faaliyet Raporları incelenerek Türkiye ceza infaz kurumlarında 2012 ve 2016 yılları arasında hükümlü ve tutuklulara yönelik uygulanan eğitim-öğretim, sosyo-kültürel ve psiko-sosyal faaliyetlerin neler olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutuklulara yönelik eğitim, öğretim faaliyetleri, mesleki eğitim faaliyetleri, dini gelişim ve manevi rehberlik faaliyetleri, kütüphane, kitaplık faaliyetleri, psiko-sosyal faaliyetler, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler ele alınmıştır. Araştırmaya temel olması açısından, kavramsal çerçeve kapsamında hapis cezalarının tarihsel gelişimi incelenmiş olup bu doğrultuda Tanzimat dönemi, Cumhuriyet dönemi ceza infaz kurumları ile ilgili olarak cezaevi kurumu ortaya çıkmadan önce hapis türleri açıklanmıştır. Tanzimat döneminde 1840 tarihli Kanun-ı Ceza ile kürek cezası ve hapis cezası uygulanmaya başlanmıştır. 1851 tarihindeki Kanun-ı Cedit ile kürek cezası ve hapis cezasının uygulanmasına devam edilmiştir. 1858 tarihinde Ceza Kanunname-i Hümayun ile uygulanan cezalara kalebentlik cezası da eklenmiştir (Sarıdiken, 2014:20).Tanzimat döneminde çıkarılan kanunlar ile birlikte bedene yönelik cezalandırma yerini, suçluyu ıslah etmeyi amaçlayan hapishanelerin oluşmasına bırakmıştır (Demir, 2013:30).Osmanlı çöküş sürecinde on yıl savaş ve sonrasında kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti bu alanı yeniden çağdaş, laik ve hukuka dayalı olarak güncellemiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra devletin her alanında Mustafa Kemal Paşa önderliğinde gerçekleştirilen modernleştirme çalışmaları ceza infaz kurumlarında da gerçekleşmiştir. 1926'dan itibaren ceza infaz kurumlarındaki hükümlü tutukluların ihtiyaçları doğrultusunda hukuki düzenlemeler yapılmıştır. 1926 tarihinde 765 sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girmiştir.1929 yılında cezaevleri İç İşleri Bakanlığından alınarak Adalet Bakanlığına bağlanması ile birlikte değişim süreci başlamıştır. Adalet Bakanlığı hükümlülerin çalıştırılarak ıslah edilmesi yönünde çaba sarf etmiştir (Sarıdiken, 2014:21) Cumhuriyet döneminin cezaevlerine bakışı Mustafa Kemal Paşa'nın "Efendiler, cezaevleri sorunu çok önemlidir. Kişisel özgürlüğü kaldırılan vatan evladının, ceza süresi sonunda, topluma yararlı olarak yetiştirilmesi gerekir" sözlerinden anlaşılmaktadır. Cezaevlerinin sadece cezanın infaz edildiği yer olarak görülmeyip hükümlü ve tutukluların eğitimine, meslek edinmesine de önem verilen onları toplum hayatına kazandıran bir kurum olduğu vurgulanmaktadır (Kurt, 2013:38). 1965 tarihinde 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun ile modern infaz usulleri benimsenmiştir. 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren ve Türk Ceza Adalet Sistemi'nin üç temel yasasından biri olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (CGTİHK) infaz hukukunun temel esaslarını düzenlemektedir (Artuk ve Alşahin, 2016:181) Araştırmada; birey, devlet ve toplum hayatına katkıları açısından ceza infaz kurumlarında yürütülen eğitim-öğretim, sosyo-kültürel ve psiko-sosyal faaliyetler değerlendirilmiştir. Ceza infaz kurumlarında eğitim-öğretim, sosyo-kültürel ve psiko-sosyal anlamda yapılan faaliyetler ele alınarak, bu faaliyetlere katılım sayıları incelenmiştir. Araştırma, ceza infaz kurumlarında eğitim-öğretim, sosyo-kültürel ve psiko-sosyal faaliyetleri bir bütün olarak ele alan ilk araştırma olması açısından önemlidir. Araştırmada veri kaynağı olarak; Adalet Bakanlığı Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü'nün Birim Faaliyet Raporları ve bu alanda yapılmış olan yüksek lisans tezleri, doktora tezleri, makaleler, kitaplar, gazeteler kullanılmıştır. Anahtar kelimeler:suç,egitim-ogretim faaliyetleri, sosyo-kültürel faaliyetler, psiko-sosyal faaliyetler.
Denetimli serbestliğe tabii hükümlülerin iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yerleşikliğinin istatistiksel analizi: Gaziantep örneği
Bu çalışma, Denetimli Serbestlik Kurumlarında bulunan hükümlülerin İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) kültürü yönünden değerlendirilmelerini hedeflemektedir. Yapılacak tespit ve elde edilecek sonuçların analiz edilmesiyle birlikte; yine bu konuda hükümlü ve tutukluların çalıştığı kurum, kuruluş, işyeri veya işletme gibi yerlerde İş Sağlığı ve Güvenliği kültürünün hükümlü üzerindeki etkileri belirlenmiştir. Uygulanan anketle İSG kültürünün yerleşikliğinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Ceza İnfaz Kurumlarında (CİK) bulunan hükümlüler ile tutukluların rehabilitasyonunda, diğer bir ifade ile topluma kazandırma çalışmalarında eğitim ve iyileştirme faaliyetlerinin önemi büyüktür. Gerçekleştirilen akademik çalışmalarda bireyleri suça sürükleyen nedenlerin başında eğitim eksikliği, işsizlik, madde bağımlılığı, psikolojik rahatsızlık gibi etkenlerin geldiği belirlenmiştir. Suç işleyen bireylerin tekrar suç işlememeleri, üretken ve sorumluluk sahibi bireyler olarak hayatlarına devam etmeleri için bireyi suça sürükleyen etkenlerin ortadan kaldırılması, bu kapsamda eğitim desteğinin verilmesi, meslek sahibi olmasının sağlanması gerekmektedir. Denetimli Serbestlik; "Mahkemece belirtilen koşullar ve süre içinde, denetim ve denetleme planı doğrultusunda şüpheli, sanık veya hükümlünün toplumla bütünleşmesi açısından ihtiyaç duyduğu her türlü hizmet, program ve kaynakların sağlandığı toplum temelli bir uygulamayı" ifade etmektedir. Denetimli Serbestlik; hükümlülerin suç işlemesine neden olan davranışlarının düzeltilerek, tekrar suç işlemelerinin önlenmesi, ceza infaz kurumundan tahliye olan hükümlülerin takip edilmesi, madde bağımlılarının rehabilitasyonu, mağdurların uğradıkları zararın giderilmesi ve bu yolla toplumun korunması olarak da tanımlanabilir. Denetimli serbestliğe tabii hükümlülerin iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yerleşikliğinin göstergelerine ait anket veri setleri SPSS 18 istatistiksel analiz metodu kullanılmak suretiyle oluşturulan kontrol grafikleri ile gözlemlenmiş ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Adalet Bakanlığı, Denetimli Serbestlik, Adli Kontrol, İş Sağlığı ve Güvenliği, İSG, İSG Kültürü
XIX. yüzyılın sonları XX. yüzyılın başlarında Sinop Hapishanesi
İnsanın doğasında var olan suç işleme potansiyeli, insanlık tarihi boyunca farklı olaylarda kendisini göstermiş ve toplumun sıradışı yönlerini yansıtması açısından her bilim dalı için ayrı bir önemi haiz olmuştur. Suç işlemekten hüküm giyen mahkumlar; yaptıkları hatanın bedelini dönemin şartlarına göre çeşitli cezalarla çekmiş; idareciler tarafından suçluların cezasını çekmesi ve en önemlisi pişman olması için yaptrımlar uygulanmıştır. İlkçağlarda suçlu cezasını bir mağarada ya da bir ağaca zincirlenerek çekerken, sonraki dönemlerde mahbes dediğimiz kavramdan hapishaneye geçilmiştir. Osmanlı Devleti'nde suçlular hapis cezasına çarptırılıp toplumdan soyutlanmış ve özellikle XIX. Yüzyılda hapishanelerin modernleşmesi için çaba gösterilmiştir. Coğrafi konumu ve yüksek duvarlarla çevrili bir kaleden meydana gelmesi nedeniyle, firar etmenin neredeyse imkansız olduğu Sinop Hapishanesi, kale içinde bulunması, siyasi suçluları ağırlaması, deniz kenarında olması ve mahkumları tarafından yazılan eserlerle meşhur olması yönüyle Osmanlı Devleti'ndeki çoğu hapishaneden farklı bir konumda olmuştur. Bu çalışmada Sinop Hapishanesi'nin XIX. ve XX. yüzyıllardaki durumu, mahkum profili, hapishane çalışanları, restorasyon süreçleri ve hapishane içindeki yaşantı incelenmiştir.
Ankara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu hükümlü-tutuklularla yapılan resim eğitiminin işlevsel etkileri
Sanat; insanlık tarihi boyunca toplumların birbirilerini anlamasında, duygularını dışavurumunda, empati yeteneklerinin gelişmesinde etkili bir araç olmuştur. Kuşkusuz, fiziksel mekanın özelliklerinin sanatçı üzerinde büyük önemi vardır. Dış koşullar ya da birlikte çalışılan kişiler sanatın neyi dışavurduğuna dair önemli ipuçlarına zemin hazırlamaktadırlar. Toplum sadece özgür kamusal alanlardan ibaret değildir. Bu bağlamda cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlüler de toplumun parçasıdırlar ve zaten bir süre sonra toplum hayatına geri dönecektirler. Bu nedenle onların rehabilite olarak yeniden topluma dönmeleri büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda cezaevlerinde resim eğitimlerinin tutuklu ve hükümlülerin toplumsallaşmasına büyük katkısı vardır. Çalışmada, Ankara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndaki resim eğitimlerinin tutuklu ve hükümlülerin ceza infaz kurumundaki yaşamı ve sonrasındaki topluma katılma süreçleri üzerindeki etkisi sanatın rolü bağlamında incelenmektedir.
Ankara Yenikent Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunan hükümlü ve tutukluların iş ve meslek eğitimi etkinliklerine yönelik yetiştirilmesi ve üretilen ürünlerin pazarlanması
Yapılan bu çalışmanın konusu Ankara Yenikent Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda Bulunan Hükümlü ve Tutukluların İş ve Meslek Eğitimi Etkinliklerine Yönelik Yetiştirilmesi ve Üretilen Ürünlerin Pazarlanmasıdır. Hazırlanan anketler kurumda bulunan ve meslek eğitim faaliyetlerinden olan; tekstil, nakış, hasta ve yaşlı bakımı, kuaförlük, saz, resim ve bilgisayar kurslarına katılan toplam 50 kişilik kursiyere uygulanmıştır. Anketler araştırmacı tarafından kursiyerler yüz yüze nicel görüşme türü kullanılarak uygulanmıştır. Uygulanan anketler 5 tane açık uçlu ve 25 tane kapalı uçlu sorudan oluşmaktadır. Bu araştırma Betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın genel amacı: Ankara yenikent kadın kapalı ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve hükümlülerin maddi ve manevi yönden topluma kazandırılması için verilen iş ve meslek eğitimi etkinliklerine yönelik yetiştirilmesi ve kurslarda üretilen ürünlerin pazarlanmasının değerlendirilmesidir. Uygulanan anketin yanı sıra araştırmayı desteklemesi açısından araştırmanın ekler bölümünde kurslarda yapılan ürünlerin, kurum öğretmenlerinin ve atölyelerin fotoğrafları da yer almaktadır. Anketlerin değerlendirilmesi sonucunda elde edilen verilerden; Ankara Yenikent Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda Bulunan araştırmaya katılan Tutuklu ve Hükümlülerin çoğunluğunun 36-45 yaşları arasında olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda bu bireylerin evli ve ev hanımı oldukları anlaşılmaktadır. Araştırmaya katılan kursiyerlerin genellikle üniversite mezunlarından oluştuğu görülmektedir. Bireylerin yüksek oranda meslek eğitim kurslarına katıldığı, burada da çoğunluğun tekstil kursu olduğu bunu hasta ve yaşlı bakımı, nakış ve saz kurslarının izlediği ortaya çıkmaktadır. Katıldıkları bu kurslara çoğunluğun tam gün katılım gösterdiği anlaşılmaktadır. Yapılan bu kurslarda genellikle görsel eğitim materyallerinin kullanıldığı belirlenmektedir. Kurslara katılan bireylerin büyük çoğunluğunun amaçları arasında her koşulda meslek edindirme eğitiminin olabileceği, öncelikli sebeplerinin ise yeteneklerini geliştirmek ve ileride ekonomik gelir elde etmek olduğu anlaşılmaktadır. Araştırmaya alınan bireylerin çoğunluğun kurslarda beklentilerinin karşılandığı, katıldıkları kurslardan başka kurslara katılmak istemedikleri ortaya konmaktadır. Kurslara katılan bireylerin çoğunluğunun öğrenim açısından kurs sürelerinin yeterli olduğu belirtilirken, yeterli değil diyenlerin ise zamanın kısa olması nedeniyle öğrenmede zorluk çektikleri ifade edilmektedirler. Nakış kurslarında öğrenilen tekniklerin bireylerin çoğunluğu açısından yeterli olduğu ifade edilmektedir. Bu tekniklerin zorluk derecesi sorulduğunda ise kursiyerlerin çoğunluğunun zor görünen tekniklerin yanı sıra çok kolay uygulanabilen tekniklerin de olduğu görüşünde hemfikir oldukları anlaşılmaktadır. Bu faaliyetlere katılan bireylerin genelinin bu kurslarda öğrendikleri bilgileri günlük yaşamalarında kullanacakları ortaya çıkmaktadır. Kurslar sonucunda kursiyerlere verilen belgelerin de onların işlerini daha da kolaylaştıracağı düşünülmektedir. Kursiyerlerin kurslardaki öğretmenlerin davranışları açısından görüşleri değerlendirildiğinde; çoğunluğunun öğretmenlerinin kendilerine olan tutum ve davranışlarından memnun oldukları anlaşılmaktadır. Kurumda üretilen ürünlerin sergilenmesi ile ilgili soruya kursiyerlerin büyük çoğunluğu bu ürünleri sergileyemediklerini ifade etmektedirler. Kursiyerlerin kendi yorumlarında ise çoğunluğun katılmadıkları için cevap vermedikleri görülmektedir. Araştırmacının elde ettiği veriler sonucunda kapalı ceza evinde geçerli olan kurallar gereği kursiyerlerin üretilen ürünlerin satış ve sergileri ile bir ilgilerinin olmadığı ancak açık cezaevlerindeki kursiyerlerin bu tür sergilerde yapılan ürünlerin satışında görev aldıkları belirlenmiştir. Kurumda içerisindeki kurslarda üretilen ürünlerin çoğunluğunun kurum içinde ya da kurum dışındaki sergilerde satışa sunulduğu anlaşılmaktadır. Eğitimlerini tamamlayamayan hükümlü ve tutukluların isteğine bağlı olarak tamamına okuma-yazma imkânı verilip, eğitimlerini tamamlattırdıkları verilerin analizi sonucunda ortaya çıkmaktadır.
Hükümlülerin topluma kazandırılmasında denetimli serbestliğin rolü: Malatya ili örneği
Batılı ülkelerde ceza infazının bel kemiği haline gelmiş olan Denetimli Serbestlik ülkemizde de yakın bir zamanda kullanılmaya başlanmıştır. Bu sistem sayesinde, suça karışmış olan kişiler toplum içerisinde sorumluluk alarak, sosyal hayata adaptasyon süreçleri hızlandırılmaya çalışılmaktadır. Bu çalışma, suçlu olarak görülen insanların topluma yeniden kazandırılıp kazandırılamayacağını, Denetimli Serbestlikte eğitim ve iyileştirmenin bu konudaki rolünü ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. Çalışma, Ocak 2014-Ocak 2015 tarihleri arasında Malatya ili örneğinde, sistemden seçilen 75 kişiden elde edilen verilere odaklanmıştır. Yapılan hesaplamalarda toplam kişi sayısının 803 kişi olduğu saptanmıştır. Her gruptaki kişilerin yüzde onu alınarak anket uygulanmıştır. Yapılan hesaplamalarda, dört grupta toplam 75 kişiye: SAMBA' dan 49, Öfke Kontrolünden 13, HAYDE' den 10 ve ÇMP' ye katılanlardan 3 kişiye anket uygulanmıştır. Bunun için Denetimli Serbestlik Sisteminin uygulanışı ve sonucunda hükümlü, sanık veya şüphelilerin Denetimli Serbestlik kapsamında ıslahının, iyileştirme ve eğitiminin mümkün olup olmadığı tartışılmaktadır. Takip edenlerin tespiti toplumsal süreçler içinde birer gerekliliktir: Denetimli Serbestlikte eğitim ve iyileştirme etkinliğinin değerlendirilmesi bir ihtiyaçtır. Denetimli Serbestliğin kişinin tekrar suç işlemesini önlemede daha işlevsel hale gelmesi amacıyla mevcut uygulamanın incelemesinin yapılması gerekmektedir. Bunların yanında sistemin eksik yönleri ile uygulamadaki aksaklıklarının da tespit edilmesi gerekmektedir. Bu çalışma, Malatya ili örneğinde bir durum tespiti yapmayı hedeflemektedir. Çalışma, kaynak taraması, kayıtlar ve anket verileri üzerinden konuyu işlemektedir. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk olarak giriş kısmı yer almaktadır. Birinci bölümde, Denetimli Serbestlik Sisteminin ne anlama geldiği, uygulamaları ve temel ilkeleri tanımlayan kavramsal ve kuramsal çerçeve yer almaktadır. İkinci bölümde, çalışmanın metodolojisi yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise bulgular üzerinde durulmaktadır. Çalışmanın bulguları bölümünde hedef ve amaçlar doğrultusunda alt başlıklar oluşturularak beş aşamada ele alınmıştır. Bu aşamalar; hükümlünün, sosyo-demografi, hane halkı ve aile, ekonomik durum, suç ve Denetimli Serbestlik süreci ile ilgili bulgulardır. Son olarak sonuç ve öneriler üzerinde durulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Denetimli Serbestlik, Eğitim ve İyileştirme, Topluma Kazandırılma, Grup Çalışmaları.
Hükümlülerin nakli (transferi)
Hükümlülerin nakli meselesi gerek Türk Hukukunda gerekse Milletlerarası Hukuk alanında incelenmesi gereken bir konu olup, kavram içeriğinden farklı olarak sadece hükümlülerin değil benzer durumdaki kişilerin de nakillerini içeriğinde barındıran bir kavramdır. Esasen hükümlüler kendi istekleri veya toplu nakil, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler. Bununla birlikte hükümlülerin özellikle Milletlerarası Hukuk bağlamında nakilleri gündeme geldiğinde hükümlülerin rehabilitasyonu ve insani mülahazaların da nakil kavramının ortaya çıkışında etkili kavramlar olduğu kabul edilir. Hükümlülerin naklinin insan hakları kavramı ilke de yakından ilişkisi bulunduğundan nakillerin insan haklarına uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi de şart olarak ortaya çıkmaktadır. İç hukukta kişilerin hakkında yakalama emri düzenleyen mahkemelere nakilleri için çıkarılan tutuklama kararlarının infazı sırasında doğan sorunlar da insan hakları kavramı yönünden çalışmamızda yer bulmuştur.Anahtar Kelimeler:1. Hükümlü2. Nakil3. Ceza İnfaz Kurumu4. Hüküm Devleti5. Yerine Getiren Devlet
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da belirtilen disiplin cezaları ve tedbirleri
Tez çalışmamda incelemiş olduğum tutuklular ve hükümlüler hakkında uygulanan disiplin cezaları ve tedbirleri, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda genel olarak birinci kitap ikinci kısım sekizinci bölümde düzenlenmiştir. 5275 Sayılı Kanunun 37. maddesinde disiplin cezalarının niteliği ve uygulama koşulları düzenlenmiş olup 38-44. maddeleri arasında çocuklar haricindeki tutuklular ve hükümlüler hakkında uygulanabilecek olan disiplin cezaları ve bu cezaların hükmedilmesine neden olabilecek eylemler düzenlenmiştir. Kanun koyucu, çocuk tutuklular ve hükümlüler için daha farklı düzenlemeler öngörmüştür. Kanun'un 45. maddesinde çocuk tutuklular ve hükümlüler hakkında uygulanabilecek olan disiplin tedbirleri ile bu tedbirlerin hükmedilmesine neden olabilecek eylemler düzenlenmişken bunun yanı sıra kanunun 46. maddesinde çocuk tutuklular ve hükümlüler hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları ve bu yaptırımların uygulanmasına neden olabilecek eylemler düzenlenmiştir. Devamı maddelerde, disiplin soruşturması, disiplin cezasını gerektiren eylemlerin tekrarı, disiplin cezalarının infazı ve kaldırılması, yönetim tarafından alınabilecek tedbirler, zorlayıcı araçların kullanılması, ödüllendirme, şikayet ve itiraz konularına ilişkin ortak hükümler yer almaktadır. Tez çalışmamda öncelikle infazın tanımı, infaz sisteminin tarihsel gelişimi ve süjeleri, ardından 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da çocuklar haricindeki tutuklular ve hükümlüler hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları, sonrasında çocuk tutuklu ve hükümlüler için uygulanabilecek disiplin tedbirleri ve cezaları anlatılmış akabinde ise ilgili konularda yeni görüşler sunulmuştur.
Çocuk cinsel istismar suçundan hüküm giymiş erkeklerin MMPI-2 profillerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada çocuk cinsel istismar suçundan hüküm giymiş erkeklerin MMPI-2 profillerinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Yapmış olduğumuz bu çalışmanın cinsel saldırıya neden olan kişilik faktörlerinin ve suçlu profillerinin belirlenip gerek önlemler ve erken müdahale programları için, gerek de bu suçtan hüküm giymiş kişilerin rehabilitasyonu açısından önemli bilimsel katkılar sağlaması hedeflenmiştir. Bununla beraber çocuk cinsel istismar suçundan hüküm giymiş erkeklerin sosyo-demografik özelliklerine ilişkin değişkenleri, MMPI-2 profilleri açısından değerlendirilmesi de amaçlanmıştır. Bu araştırmanın evrenini İstanbul ilindeki Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan ve çocuğa yönelik cinsel istismar suçundan dolayı hüküm giymiş erkekler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise, İstanbul'daki Metris 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve Maltepe Ceza İnfaz Kurumunda bulunan ve çalışmanın dahil edilme kriterlerini taşıyan çocuk cinsel istismar suçundan hüküm giymiş 18 yaş üstü 180 erkek katılımcı oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama araçları olarak Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri-2 ve araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizlerine başlanmadan önce, toplanan veriler bilgisayar ortamına girilmiş ve çalışmanın istatistiksel analizi SPPS 25 programıyla yapılmıştır. Analizin ilk aşaması olan normallik testi uygulanmış ve basıklık-çarpıklık değerleri kontrol edilmiştir. Basıklık-Çarpıklık değerleri -2, +2 arasında olduğundan dolayı normal dağılım olduğuna karar verilmiştir(George ve Mallery, 2010). Güvenilirlik düzeyi %95 olarak belirlenmiştir. İki bağımsız değişken arasındaki farkın analizi için T-Testi uygulanmıştır. Çoklu grup arasındaki farkın analizi için ANOVA analizi uygulanmıştır. Yapılmış olan bu çalışmada, çocuk cinsel istismar suçundan Hüküm giymiş erkeklerin MMPI-2 klinik ölçeklerinden Psikopatik Sapma(Pd) ve Sosyal İçe Dönüklük(Si) puanlarının yüksek, Erkeklik-Kadınlık (Mf) puanlarının düşük olduğu görülmüştür. MMPI-2 içerik ölçeklerinden Öfke(Ang), Antisosyal Uğraşılar(Asp), Tip A kişilik(Type A), Düşük Kendilik Değeri(Lse) ve Aile Problemleri(Fam) puanlarının yüksek çıktığı saptanmıştır. MMPI-2 PSY-5 alt ölçeklerinden Saldırganlık(Aggr) ve Sınır Tanımama (Disc) puanlarının yüksek çıktığı saptanmıştır. MMPI-2 tamamlayıcı ölçeklerinden Baskılama (R) ve Düşmanlık (Ho) puanlarının yüksek çıktığı saptanmıştır. Elde edilen bu sonuçlar çalışmanın tartışma ve yorum bölümünde ilgili literatür ışığında ayrıntılı olarak tartışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Cinsel İstismar, Çocuğun Cinsel İstismarı, Kişilik Özellikleri, MMPI-2
Açık ceza infaz kurumlarında çalışan hükümlülerin işyurtlarında ve iş atölyelerinde çalıştıkları dönemlerde elde ettikleri mesleki beceriler,kazanımlar ve performans yönetimi uygulaması
Bu çalışmanın konusu, "Açık Ceza İnfaz Kurumlarında Çalışan hükümlülerin İş yurtlarında ve İş Atölyelerinde Çalıştıkları Dönemlerde Elde Ettikleri Mesleki Beceriler, Kazanımlar ve Performans Yönetimi Uygulaması" dır. Bu araştırmanın temel amacı, açık ceza infaz kurumlarında kalan hükümlülerin işyurtlarında ve iş atölyelerinde elde ettikleri mesleki becerileri tahliye olduktan sonraki süreçte sosyal hayatta iş, meslek bulmak veya iş yeri açmak için ne şekilde faydalı olacağı hakkında anket uygulaması yapılmıştır. Anket uygulaması Bozüyük açık ceza infaz kurumunda bulunan ve iş yurtlarında çalışan 123 hükümlüye uygulanmıştır. Yapılan anket uygulamasında 17 adet soru sorulmuş, uygun seçeneğin işaretlenmesi istenmiştir. Anket sonuçları incelendiğinde, Araştırmaya katılan hükümlülerin büyük çoğunluğu 26-44 yaş aralığında ve evli oldukları, İlköğretim mezunu ve daha düşük eğitimli olduğu, yine cezaevinde kaldıkları süre içinde yarıda kalan eğitimlerine devam ettikleri. Suç işleme yaşının büyük bir kısmının 18 yaş altında işledikleri, 6-15 yıl arası ceza aldıkları, 4-7 yıl arasında cezaevinde oldukları, kalan cezalarının 1 yılın üzerinde olduğu, Sosyal yaşamlarında farklı meslekte oldukları, bir kısmının işsiz olduğu, cezaevlerinde farklı iş kollarında çalıştıkları, meslek sahibi olmak, sertifika almak, tahliye sonrası iş bulmak gibi farklı nedenlerle işyurtlarında çalışmayı seçtiklerini, İşyurtlarında kazandıkları becerilerin tahliye sonrası kendilerine faydalı olacağını, yine tahliye sonrası bu becerilerle kendilerine iş kurmayı düşündüklerini, işyurtlarındaki çalışmalarının kendilerine meslek öğretmesi, sivil mesleklerini devam ettirmesi, ailelerine yük olmama, sosyalleşme, hayata farklı gözle bakma gibi kazanımlar elde ettikleri ve tahliye sonrasında yaşayacakları en büyük zorluğun iş bulmak olduğu anlaşılmaktadır.
Osmanlı'da hapishaneler (1839-1908)
Osmanlı Devleti'nin hükümranlık anlayışının temeli İslam hukukuna dayanmaktadır. Yönetim tarzı her alanda etkisini gösterdiği gibi hukuk alanında da etkili olmuştur. Osmanlı hukuku Şer'i ve Örf'i Hukuk olmak üzere ikiye ayrılmış, Osmanlı Devleti'nin suç ve ceza arasındaki dengeyi bu sistemle muhafaza ettiği görülmüştür. Tanzimat'la yeni bir dönem başlamış, Batı hukuku benimsenmiş ve "kanunsuz suç, suç sayılmaz." anlayışıyla bir dizi değişikliğe gidilmiştir. Kabul edilen ceza kanunlarıyla yeni bir düzenin temelleri atılmıştır. Özellikle Tanzimat sonrası han, kale gibi yapıları hapishane olarak kullanan Osmanlı Devleti, mahkûm sayısının fazlalığından bu yapıların yetersizliğini düşünerek hapishane inşalarına başlamıştır. Hapishanelerin faaliyete geçmesiyle bazı sorunlar ortaya çıkmıştır. Salgın hastalıklar, kadınlar için ayrı bir hapishanenin olmayışı, personel eksikliği bunlara örnek olarak gösterilebilir. Osmanlı Devleti'nde hapishanelerin durumuna ilişkin düzenlemelere dair ilk hükümlere Islahat Fermanı'nda rastlanmıştır. Buna ek olarak yapılan düzenlemelerden bazıları ise 1859 Muhakemat Nizamnamesi, 1876'da Gardiyanlar ile ilgili Talimatname, 1880 Tevkifhane ve Hapishanelerin İdaresine Dair Nizamnamedir.
Algılanan aile tutumu ve ilişkilerinin ve bazı kişilik özelliklerinin kriminal davranışla ilişkisi
Bu çalışmada, Maltepe L2 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda kalmakta olan hükümlüler ile benzer özelliklerdeki suç işlememiş diğer kişiler arasında algılanan aile tutumu-ilişkileri ve bazı kişilik özellikleri yönünden anlamlı bir farkın olup olmadığı incelenerek bu özelliklerin kriminal davranışla ilişkisi olup olmadığı saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemi Maltepe L2 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndaki 132 hükümlü ve cezaevinde olmayan 177 diğer kişidir. Veriler, söz konusu örnekleme ADÖ (Antisosyal Davranış Ölçeği), LPÖ (Levenson Psikopati Ölçeği), MAAÖ (McMaster Algılanan Aile Ölçeği) ve demografik bilgi formu uygulanarak elde edilmiştir. Bu araştırmada daha önceden yazılmış olan kitap, dergi, makale, yüksek lisans tezleri, yüksek lisans projeleri ve akademik araştırmalar taranarak, çalışma Beykent Üniversitesi tez tekniğine uygun olarak yazılmıştır. Araştırmanın veri analizinde deney ve kontrol grubu için tanımlayıcı istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. (ortalama, standart sapma, yüzde, frekans). Deney ve kontrol grubu için ayrı ayrı ortalama ve standart sapmalar hesaplanarak karşılaştırmalı analizler yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda hükümlülerin antisosyal kişilik bozukluğu, psikopati ve algılanan aile yaşantısı ölçeklerinde aldığı puanlarla diğer kişilerin puanları arasında anlamlı farklar bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Suç, Antisosyal Kişilik Bozukluğu, Psikopati, Algılanan Aile,Kriminoloji
Açık cezaevi iş atölyelerinde çalışan hükümlülerin iş memnuniyeti
İş memnuniyeti, üretim ve hizmet sektörlerinde faal olan ve ister kar amacı taşısın ya da taşımasın, tüm işletmelerde çalışanların işin yapısından, yönetimden, iş arkadaşları ile ilişkilerinden, çalışma ortamından ve başarı değerleme ve takdir sistemine kadar memnuniyetlerinin bütünüdür. Verimlilik, kalite, rekabet gibi önem arz eden parametreler sebebiyle iş tatmini kavramı ön plana çıkmaktadır. Açık Cezaevi'nde yapılan bu çalışma ile işletmecilik etkinliklerine katılan mahkûmların yaptıkları işle ilgili neler hissettikleri iş tatmin ölçekleriyle ölçülmüştür. Bu ölçümlerin de suçluların ıslahına ne kadar katkı sağladığı anlaşılmaktadır. Araştırmanın ilk iki bölümünde kavram ve literatür taraması yapılarak yapılan çalışmanın teorik çerçevesi oluşturulmuştur. Araştırmanın temel dayanağı olan iş tatmini kavramı tüm yönleriyle birinci bölümde ele alınmıştır. İkinci bölümde ise iş tatmini kavramının oluşumuna sebebiyet veren çalışma olgusu detaylandırılarak cezaevlerinde bulunan iş atölyelerine değinilmiştir. Araştırmanın üçüncü ve son bölümünde ise yapılan alan çalışması ile elde edilen veriler tablolar halinde sunulmuş ve gerekli yorumlara gidilmiştir. Hükümlülerin cezaevi koşullarının oluşturduğu psikolojik ve sosyo-ekonomik bir takım olumsuz durumları minimize etmek için düzenlenen etkinlerde yer alırken yaptıkları işten dolayı aldıkları iş tatmin düzeyleri normal düzeydedir. Hükümlülerin %54,6'sı yaptıkları işten dolayı normal iş tatmini sağlarken %30,06'sı düşük düzeyde ve %15,34'ü yüksek düzeyde iş tatmini sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler : İş memnuniyeti, Başarı değerleme, Çalışma olgusu
Samsun Vezirköprü M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda kalan madde kullanım bozukluğu olan hükümlüler ile madde kullanmamış olan hükümlülerin yalnızlık düzeyleri ve benlik saygılarının incelenmesi
Bu çalışmada madde kullanım bozukluğu olan ve olmayan hükümlülerin benlik saygısı ve yalnızlık düzeylerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bunun yanında araştırmacı tarafından seçilen sosyodemografik değişkenlere göre hükümlülerin benlik saygısı ve yalnızlık düzeyleri incelenmiştir. Bu amaçlar doğrultusunda yürütülen araştırmanın örneklemini Samsun Vezirköprü M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunan 20-67 yaş aralığındaki DSM-V kriterlerine göre 71'i madde kullanım bozukluğu olan hükümlü ve 90'ı madde kullanım bozukluğu olmayan hükümlü olmak üzere 161 kişi oluşturmaktadır. Katılımcılara sosyodemografik form, UCLA Yalnızlık Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeğinin bulunduğu anket uygulanmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda madde kullanım bozukluğu olan hükümlülerin, madde kullanmayan hükümlülere göre benlik saygısı düzeyleri düşük ve yalnızlık düzeyleri yüksek bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca yapılan tek yönlü MANOVA analizi sonucunda madde kullanma durumunun hem yalnızlık hem de benlik saygısı üzerinde ortak etkisinin olduğu görülmüştür (p<0,05). Yapılan korelasyon analizi sonucunda hapis cezası süresi ile benlik saygısı arasında r= -0,215 değerinde negatif ve anlamlı bir ilişki, ceza evinde geçirilen süre ile yalnızlık arasında r= 0,200 değerinde pozitif ve anlamlı bir ilişki ve yalnızlık ile benlik saygısı arasında r= -0,394 değerinde negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Cezaevi öncesi tek yaşayan ve madde kullanan hükümlülerin yalnızlık düzeyleri cezaevi öncesinde tek yaşamayan ve madde kullanmayanlara göre daha yüksektir (p<0,05). Cezaevi dışında kurulan ilişkiler (aile, yakın vs.) ile iletişim sıklığı daha fazla olan hükümlülerin yakınlarıyla iletişim sıklığı daha az olan hükümlülere göre yalnızlık düzeyleri daha düşük ve benlik saygısı düzeyleri daha yüksektir. Madde kullanım bozukluğu olan hükümlülere psikolojik destek verilmesi ve hükümlülerin sosyal temas olanaklarının artırılması yönünde çalışma yapılması düşünülebilir.
Madde kullanan hükümlülerin ruhsal durumlarının incelenmesi
Araştırmanın amacı, denetimli serbestlik yükümlülüğü bulunan ve madde kullanan bireylerin psikiyatrik belirtileri ile ruhsal durumlarının incelenmesidir.Bu araştırmada, madde kullanımı sebebiyle denetimli serbestlik tedbiri bulunup araştırmayı kabul eden 18-45 yaş arasındaki 100 erkek hükümlüye kişisel bilgi formu ve SCL-90-R ölçeği uygulanmıştır. Madde kullanan hükümlülerin ruhsal durum düzeyleri yaş, medeni durum, sosyoekonomik düzey algısı, ebeveyn tutum algısı, ebeveyn eğitim durumu ve göç yaşantısı açısından incelenmiştir. Veriler Kruskal Wallis H ve Mann Whitney U ile analiz edilmiştir.Araştırmanın sonucunda, madde kullanan denetimli serbestlik hükümlülerinin yaşlarına göre obsesif-kompulsif, kişiler arası duyarlık, depresyon ve kaygı boyutu; sosyoekonomik düzey algısına göre kişiler arası duyarlık ve depresyon boyutu; baba eğitim durumuna göre kişiler arası duyarlık alt boyutu puanları arasında anlamlı düzeyde farklılıklar olduğu; ancak medeni duruma, anne eğitim durumuna, ebeveyn tutum algısına ve göç yaşantısının varlığına göre somatizasyon, obsesif- kompulsif, kişilerarası duyarlık, depresyon, kaygı, düşmanlık, fobik kaygı, paranoid düşünce, psikotizm alt boyutları puanları arasında anlamlı düzeyde farklılık olmadığı saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Denetimli serbestlik, madde kullanımı, ruh sağlığı, öfke, somatizasyon, obsesif- kompulsif, kişilerarası duyarlık, depresyon, kaygı, fobik kaygı, paranoid düşünce, psikotizm.
Türkiye'de çocuk eğitimevleri / ceza infaz kurumlarında sunulan eğitim hizmetlerinin tutuklu ve hükümlü çocuklar ile kurum öğretmenleri açısından değerlendirilmesi
İnsanlık tarihi kadar eski olan suç olgusu, toplumun her kesiminde görülen, geneli kapsayan bir sorundur. Suç herhangi bir ülkeye veya topluma özgü değil; aksine tarihin her döneminde hemen hemen tüm toplumlarda görülen yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Zaman içerisinde suçun yalnızca nitelik ve niceliği değişmektedir. Türkiye'de suç işleyen çocuk sayısının son yıllarda arttığına tanık olunmaktadır. Bu durum Türkiye açısından da çocuk suçluluğunun araştırılmasını zorunlu kılmaktadır. Çocuk suçluluğu hukuksal bir olgudan ziyade sosyal faktörleri de içinde barındırması sebebiyle sosyolojik bir olgudur. Tutuklu ve hükümlü çocukların çocuk eğitimevlerinde ve ceza infaz kurumlarında kaldıkları süreçte ortamları, birbirleriyle ve diğer ilgili kişilerle iletişim ve etkileşimleri, kurumlardaki yaşam deneyimleri ileri yaşlarda çocuğun hayatını tamamen etkileme ve hatta değiştirebilme potansiyeline sahiptir. Özellikle okul çağında iken söz konusu kurumlarda bulunan çocukların eğitim yaşantılarına dair aldıkları mesafenin ya da nasıl bir eğitim sürecinden geçtiklerinin, ne tür eğitsel kazanımlar elde ettiklerinin bilinmesi, gelecekte bu çocukların kendilerine ne yönde bir yol çizmeye çalıştıklarının da bir göstergesi olabilmektedir. Eğitim hakkının temel bir insan hakkı olduğu kabulünden hareketle, bu hakkın ceza infaz kurumlarında bulunan insanlar için de geçerliliği bulunmaktadır. Özellikle, bugün çocuk eğitimevlerinde/ceza infaz kurumlarında bulunan çocukların eğitim ihtiyaçlarını dile getirmek, bu ihtiyaçların karşılanmasının ve en iyi şekilde yerine getirilmesinin önemine dikkat çekmek, bu araştırmanın ortaya çıkış gerekçeleridir. Türkiye'de çocuk eğitimevlerinde/ceza infaz kurumlarında sunulan eğitim hizmetlerinin tutuklu ve hükümlü çocuklar ile kurum öğretmenleri açısından değerlendirilmesi bu araştırmanın inceleme alanını oluşturmaktadır. Suç ve eğitim sosyolojisinin sınırları içinde bu süreç anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda, Ankara ve İstanbul illerinde bulunan Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumları ile Çocuk Eğitimevlerinde kalan tutuklu ve hükümlü çocuklar arasından seçilen 280 çocuk ile anket çalışması yapılmıştır. Yine bu kurumlarda görev yapan 8 kurum öğretmeni ile mülakat yapılmıştır. Mevcut birincil ve ikincil bilgi kaynaklarından toplanan veriler ve yapılan görüşmeler neticesinde Türkiye'de çocuk eğitimevlerinde/ceza infaz kurumlarında kalan çocukların genel görünümleri, sunulan eğitim hizmetlerinin mevcut durumu, uygulamaların aksayan ve eksik yönleri ortaya konmuş, araştırma sonucunda elde edilen bulgulardan hareketle önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çocuk Ceza İnfaz Kurumu, Çocuk Eğitimevi, Suç, Çocuk Suçluluğu, Kurum Öğretmeni, Eğitim