Economic life

67 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

1869-1878 yılları arasındaki tereke kayıtlarına göre Milâs'ta sosyo-ekonomik hayat

Tereke defterleri, Şer'iyye sicilleri içerisinde yer alır. Vefat eden kişilerin miraslarının kaydedildiği defterlerdir. Bu yönüyle Osmanlı sosyo-ekonomik tarihinin önemli kaynaklarından biridir. Bu çalışmada 139, 140 ve 141 numaralı defterler esas alınarak Milas'ın sosyo-ekonomik yapısı ele alınmıştır. Bu çerçevede tereke sahiplerinin medeni durumları, çocuk sayıları, kullandıkları lakaplar, ölüm yerleri, geriye bıraktıkları giyim-kuşamları, ev eşyaları, aksesuarları, kitapları, silahları gibi maddi kültür unsurları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ekonomik hayat başlığı altında ise Milas'ta yaşayanların ekonomik durumları, meslekleri, ev ve dükkânları, hayvanları, nakit para ve altınları, borçları ve alacakları gibi konular işlenmiştir. Çalışma bu yönüyle Milas'ta Tereke kayıtlarından hareketle aile ve sosyal hayatı ele alan ilk çalışma özelliğini taşımaktadır.

19. yüzyılAileEkonomik hayat+7
Fatma Aytamur Tekin
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzon İmparatorluğu'nun sosyal, ekonomik ve kültürel hayatı (1204-1461)

"Trabzon İmparatorluğu'nun Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Hayatı (1204-1461)" adını verdiğimiz bu çalışmamız giriş, üç ana bölüm ve sonuçtan meydana gelmektedir. Giriş bölümünde konuya bütünlük kazandırmak amacıyla Trabzon İmparatorluğu'na adını veren Trabzon şehrinin adı, fizikî coğrafyası hakkında bilgi verilip, tezimizde kullanmış olduğumuz dönemin kaynakları tanıtılmıştır. Birinci bölümde, Trabzon İmparatorluğu'ndaki idari yapı ele alınmıştır. Birinci bölümün ikinci kısmında ise bölgedeki demografik yapı ve bu demografik yapıdaki değişim süreci incelenmiştir. Sosyo-ekonomik tarih araştırmalarının temelinde yatan nüfus olgusu özenle incelenmesi gereken bir unsur olduğu için Trabzon İmparatorluğu'nda yaşayan halkın nüfus miktarı ve nüfusun yapısında yaşanan değişimler dönemin kaynaklarının verdiği bilgiler dâhilinde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezimizin ikinci bölümünde ise; Trabzon İmparatorluğu'nun ekonomisi ve bu ekonomiye etki eden faktörler ele alınmıştır. Buradan hareketle bölgenin ticari bakımdan önemi, Türklerin Karadeniz ticaretine dâhil olma süreçleri ve Trabzon İmparatorluğu ile ilişkileri incelenerek; Venedik ve Ceneviz'in Karadeniz ticaretindeki rolleri, Moğolların Karadeniz ticaretinde nasıl rol aldıkları, Trabzon'dan İran'a uzanan seyahat güzergâhı ve ticarî boyutları değerlendirilmiştir. Trabzon İmparatorluğu'nun özellikle XIII. yüzyılın ikinci yarısında demografik yapısında görülen değişim ve bu değişimle birlikte ortaya çıkan ekonomik faaliyetlerdeki canlanma incelenmiştir. Üçüncü bölümde; bölgede yaşanan yoğun ticari ilişkiler neticesinde kültürel alandaki etkileşimler değerlendirilerek, bölgedeki kültürel etkileşimin mimariye etkileri incelenmiştir. Sonuç olarak; XIII. ve XV. yüzyıllarda Doğu Karadeniz Bölgesi'nde hüküm süren Trabzon İmparatorluğu'nun sosyal, ekonomik ve kültürel faaliyetlerindeki gelişmeler imparatorluğun çevresindeki Türklerle ilişkileri ekseninde incelenmiş ve kaynakların imkân verdiği ölçüde detaylı bir şekilde ortaya konmaya çalışılmıştır.

Ekonomik hayatEkonomik yapıKaradeniz+6
Tebessüm Yıldız
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaçağ Avrupasındaki karanlık feodalizmin iktisatla aydınlanışı

Bu çalışmada Avrupa sosyal tarihinin en önemli siyasi kavramı olan feodalizmin; Ortaçağ döneminde oluşum nedenleri, dönemin konjonktürel yapısı içerisindeki rolü incelenmektedir. Bu konjonktür içerisinde, toplum belirli sınıflara ayrılmıştır. Toplumun üst katmanını oluşturan asiller ticaret gibi faaliyetlerle uğraşmış, toprak kazanılmasını sağlayan savaşçılar toplumda önemli mevkilere sahip olmuştur. Korunmasız olarak yaşayan halk, çevresi kalelerle çevrili kale-kentlere yerleşerek korunmacı bir sosyal hayata geçiş yapmıştır. Toplumun hizmetkarı olan köleler sefalete ve işkencelere maruz kalmış, toplumun dua edenleri olan ruhban sınıfı ise Kilise faktörü ile ekonomik ve sosyal hayatı yönlendiren unsur haline gelmiştir. Kilise, sorgulanamayan dogmatik inançlar ile toplumu belirli sınırların içine almıştır. Ekonomi artan oranlı bir eğilim ile üretim aşamasına geçmiştir. Üretilen mallar pazarlanmaya başlanarak panayırların ve han kültürlerinin ilk tohumları atılmıştır. Bu araştırmada, tarihçiler ve iktisatçılar tarafından karanlık olarak adledilen çağın iktisadi yöntemler ile aydınlanışı ve bir devrin kapanışı analiz edilmeye çalışılmıştır.

AvrupaEkonomiEkonomi tarihi+4
Gizem Yılmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Turist rehberlerinin tükenmişlik ve ekonomik kaygı düzeylerinin mesleki bağlılık düzeyleri üzerindeki etkisi

Turist rehberi; yerli ve yabancı turistlere yol gösteren, tur programı kapsamında ziyaret edilen yerler hakkında uygun dilde doğru bilgiler aktaran, ülke ya da bölge hakkında turistlerin en doğru şekilde sosyal, ekonomik ve kültürel izlenimler edinmesini sağlayan kişidir. Turist rehberlerinin işlevlerini etkili biçimde yerine getirebilmesi mesleki bağlılık düzeylerinin yüksek, tükenmişlik ve ekonomik kaygı düzeylerinin düşük olmasına bağlıdır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de faaliyet gösteren eylemli (çalışma kartı bulunan) turist rehberlerinin tükenmişlik ve ekonomik kaygı düzeylerinin mesleki bağlılık düzeyleri üzerindeki etkisinin ortaya konulmasıdır. Bu amaç doğrultusunda tabakalı örneklemede orantılı dağıtım yöntemi ile belirlenen 370 eylemli turist rehberine yüzyüze ve internet ortamında (email ve sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla) anket uygulanmıştır. Araştırmanın betimsel istatistikleri ve değişkenler arası ilişkiler SPSS 22.00 programıyla analiz edilmiş; ölçeklerin doğrulayıcı faktör analizleri ve yapısal eşitlik modellemesi ile kurgulanan Yol Analizi AMOS 22.00 programıyla gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda turist rehberlerinin mesleki bağlılık ve ekonomik kaygı düzeylerinin yüksek, tükenmişlik düzeylerinin ise düşük olduğu tespit edilmiştir. Turist rehberlerinin mesleki bağlılık ile tükenmişlik düzeyleri arasında negatif yönlü, tükenmişlik ile ekonomik kaygı düzeyleri arasında pozitif yönlü güçlü bir ilişkinin bulunduğu görülmüş, ekonomik kaygı düzeyinin mesleki bağlılık ve boyutlarından yalnızca devam bağlılığını düşük düzeyde pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Turist rehberi, Mesleki bağlılık, Tükenmişlik, Ekonomik kaygı,Türkiye

BağlılıkEkonomik durumEkonomik hayat+6
Duygu Yetgin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel basına göre Afyonkarahisar (1946-1960)

Bu araştırmanın amacı Afyonkarahisar yerel basını taranmak suretiyle Afyonkarahisar'ın siyasal, iktisadi, sosyal, kültürel yapısı hakkında bilgi elde etmektir. Araştırmada kullanılan materyal 1946-1960 yılları arasında çıkan Afyonkarahisar'ın yerel gazeteleri ve dergisidir. Yapılan basın taraması sonucunda elde edilen veriler ışığı altında şehrin siyasal, iktisadi, sosyal, kültürel yapısı değerlendirilmeye çalışılmıştır. 1946-1960 yılları arasında ülke siyasetinin Afyonkarahisar'a yansımaları üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi'nden sonra Demokrat Parti'nin ülke yönetiminin Afyonkarahisar üzerindeki etkileri yansıtılmaya çalışılmıştır. Yerel Basına Göre Afyonkarahisar tezinde şehrin yapısındaki değişiklik ve değişen yapının basına yansımaları üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Afyonkarahisar Basını, Afyonkarahisar, Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi ra doldurulacaktır.

AfyonkarahisarEkonomik hayatGazeteler+7
Ünzile Sivri
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Batı ve Yakınçağ Osmanlı toplumunda servete bakış açısı

Servet konusu ilk ve ortaçağda bir anlam belirtmemesine rağmen Tanrı'nın vermiş olduğu bir iyilik olarak görülmektedir. Adam Smith tarafından ele alınan servet kavramı; kapsamlı olarak ele alınarak sonraki düşünürlere öncülük etmiştir. Bu düşünürler Smith'in servet anlayışını eleştirip yeni fikirler ortaya koymuşlardır. Batı toplumunda Adam Smith'ten farklı düşünce geliştirenler serveti, insana fayda sağlayan gerekli maddi değerler olarak görmüşlerdir. Bunun yanında kıt olup da değer içeren şeyler de servetten sayılmaktadır. Değer belirten örneğin, tablolar, heykeller, müzikle uğraşanların, doktorların ortaya koyduğu maddi-manevi değerler servet kabul edilmektedir. Genel olarak bakıldığında insana mutluluk veren, fayda sağlayan şeyler servet kabul edilmektedir ve servet iyi olarak değerlendirilmektedir. Fayda sağlamayan, mutluluk vermeyen servet ise kötü olarak değerlendirilmektedir. Osmanlı toplumu ele alınmadan İslam dünyasında servete bakış, insanlara saygınlık kazandıran, rütbe onur sahibi olarak belirtilmektedir. Yakınçağ Osmanlı toplumunda serveti, tasarruf yapılabilen, mübadele edilen, insanların ihtiyaçlarını karşılayan şeyleri servet saymışlardır. Denizi, toprağı, havayı servet kaynağı olarak görmüşlerdir. Cumhuriyet dönemindeki düşünürlerden Ülgener, servetin bir kere kullanıldığında tekrar yerine getirilmeyeceğini, mal ve serveti sadece hava atmaktan ibaret olduğunu belirtmiştir. Sabahattin Zaim ise, emek olmadan servet sahibi olunmayacağı görüşündedir. "Güzel insan" yetiştirerek verimlilik sağlanacağını, her insanın kendi alanında çalışarak o işe yoğunlaşması gerektiğini söyleyerek emeğe önem vermiştir ve serveti güzel insan yetiştirmeye bağlamıştır.

BatıBatı toplumuEkonomik hayat+7
Melek Yıldırım
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Din ve ekonomi; kuramsal bir yaklaşım

Dinin, bireylerin günlük ekonomik yaşantısı üzerindeki etkileri, din ve ekonomi arasındaki ilişkinin incelenmesinde önemli bir etken olmuştur. Hem din hem de ekonomi, toplumsal yaşamı oluşturan ve toplumda bireyin düşünce ve davranış kalıplarına yön veren dokular veya ortamlardır. Din; rekabetçi piyasada dini kurumlar ve din adamları tarafından üretilen, ona inanan cemaat üyeleri tarafından tüketilen farklılaşmış bir maldır. Din piyasası; dini grup ve cemaatlerin varlıklarını sürdürebilmesi için kaynak ve üye bulma mücadelesi verdikleri piyasalardır. Arz edenler, bunu gerçekleştirirken, dışsallık, bedavacılık gibi sorunlarla da başa çıkmak zorunda kalmaktadır. Dinin talep yönü; Beşeri Sermaye Teorisi, Rasyonel Seçim Teorisi ve Hane Halkı Üretim Modeli ile açıklanabilmektedir. Dini talep edenler, kulüp mallarını tüketmek ve üyeliklerini devam ettirmek için katı dinler ya da dini kulüpler tarafından uygulanan bazı maliyetleri, fedakarlık yaparak ve kendilerini bu uğurda kurban ederek ödemeye istekli olmak zorundadır. Bu gibi fedakarlık beklentileri, bedelsiz kullanıcıları azaltmada rol oynamaktadır. Çalışmanın amacı; din ve ekonomi arasındaki bu ilişkiyi, kuramsal bir yaklaşımla incelemektir. Çalışmanın ileri safhalarında Max Weber'in öncü olduğu araştırmalar ışığında, Batılı Hristiyan ülkelerin ekonomik açıdan ileri seviyelerde olması, çoğu Müslüman ülkelerin ise ekonomik gelişmelerde geri kalmasında ki dinin rolü incelenmiş, dini farklılığın bu sonuca ulaştıran tek etmen olmadığı kanısına varılmıştır.

DinDin-ekonomi ilişkisiEkonomi+1
Nagihan Gönül Akdoğan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Tanzimat'tan Birinci Dünya Harbi'ne Çankırı Sancağı (1839-1914)

Bu çalışmada, Tanzimat'tan I. Dünya Savaşı'na kadar olan yaklaşık 75 yıllık dönemde, Çankırı'nın idari, eğitim, ekonomi ve demografik yapısı ile bayındırlık ve doğal afetler konusunda yaşanan gelişmeler ele alınmıştır. Çalışmada, çeşitli arşiv kayıtları ve birincil elden kaynaklar doğrultusunda Çankırı merkez ve diğer bağlı kazâların idâri yapısında yaşanan değişiklikler ile idarecilerin tutum ve atama şekilleri tetkik edilerek, Osmanlı Devleti'nde bir sancağın nasıl idare edildiği ortaya konulmuştur. Çankırı'nın Müslüman ve gayrimüslim nüfus durumu ile bölgeye gelen çeşitli muhacir grupları ele alınıp, muhacirlerin mevcut nüfus ile entegre olmaları hususunda yaşanan bazı problemler tespit edilmiştir. Çankırı'daki klasik ve modern eğitim kurumları her yönüyle ele alınıp, öğretmen ve öğrenciler hakkında çeşitli bilgiler verilmiştir. Çankırı'da yapılan ekonomik ve ticari faaliyetlerin en önemlisi olan panayırlar konusu çalışılıp, bölgenin yer altı ve yer üstü gelir kaynakları araştırılarak, şehrin Osmanlı ekonomisine ne tür katkılarda bulunduğu tespit edilmiştir. Bayındırlık alanında yapılan çeşitli çalışmalar araştırılarak, Osmanlı'da yaşanan kurumsal modernleşmenin Çankırı'ya yansımalarının neler olduğu tespit edilmiştir. Son olarak, Çankırı'da meydana gelen çeşitli doğal afetler çalışılıp, halkın bu afetlerden ne derece etkilendiği ve bu konuda mahalli ve merkezi hükümetin aldığı tedbirlerin neler olduğu tespit edilmek suretiyle, merkezi hükümtin sosyal hizmetler görevini doğrudan üstlendiği anlaşılmıştır. Bu çalışmanın Osmanlı şehir tarihi çalışmaları ile Çankırı tarihine dair araştırma yapan ve yapacak olanlara katkı sağlaması ümit edilmektedir.

19. yüzyıl20. yüzyılDoğal afetler+7
Sıraç Aktürk
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Zekatın ekonomik hayata ve devlet bütçesine etkisi

Devlet bütçesi açısından önemli bir gelir kaynağı sayılan ve İslam dininin temel emirlerinden biri olan zekât bu çalışmada incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde araştırmanın amacından ve yönteminden bahsedilerek Irak Devleti kapsamında vergi sistemi incelenmiştir. Verginin ne şartlar altında uygulandığı, geçmişten günümüze kadar olan dönemlerde uygulanan farklı vergi tahsil yöntemleri ile günümüzde uygulanan yöntemler incelenmiştir. İkinci bölümde devletin genel bütçesi açısından vergi konusu incelenmiş neden vergi alındığına vurgu yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise Kuran-ı Kerim ve hadisler ışığında zekât konusu işlenmiştir. Bu çalışmanın hedefi, zekât kanunu ve vergi hukukunun birleştirilmesiyle devlet genel bütçesinin zekât ile finanse edilebileceğini ve bir kaynak olarak kullanılabileceğini ve bunun genel bütçe üzerindeki pozitif etkisini göstermektir. devlet bütçesine yapılacak katkının olumlu yönlerini araştırmaktır. Anahtar kelimeler: Zekât, Vergi, Vergi Sistemi, Zekâtın Şartları

Devlet bütçesiEkonomik etkiEkonomik hayat+1
Mohammed Younus Hussein
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bozkır kavimlerinde sosyal, dini, askeri, iktisadi, bilimsel ve düşünsel hayat

Orta Asya coğrafyasında yaşayan bozkır kavimlerinin kendilerine has olarak meydana getirdiği bozkır kültürüne dair yazılı ve arkeolojik birçok kaynaktan bilgi edinebilmektedir. Bozkır kavimlerinden kasıt başlangıçtan Uygur dönemi sonuna kadar olan Orta Asya menşeli Türk kavimleridir. Bozkır coğrafyasında kendilerine has üstün Türk kültürünün gelişimini sağlayan ve tarihî süreçte dağıldıkları farklı coğrafyalarda bu kültürü zenginleştirerek yaşatan Bozkır kavimleri, dünya medeniyetinde kalıcı izler bırakmayı başarmıştır. Yaşadıkları coğrafyalarda birçok devlet kurup siyasî anlamda önderlik eden Bozkır kavimlerinin çevre kültürlerle etkileşimi sonucu zenginleştirdiği bu kültürel atmosferde bilimsel katkıları da hem Türk tarihi açıdan hem de dünya tarihi açısından oldukça dikkat çekicidir. Bu çalışmada Bozkır kavimlerinin sosyal, iktisadi, bilim ve düşünce hayatı araştırılmıştır. Çalışmada bozkır kavimlerinin çok güçlü bir kültür ve tarihi geçmişe sahip oldukları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bozkır, Orta Asya,

Askeri hayatBilimBilimsel düşünce+7
Ferdi Akyün
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Feminist iktisat ve kadının ekonomik konumuna eleştirisel bakış

Bu çalışmada kadının ekonomik konumuna feminist iktisat aracılığıyla değinilmiştir. Çünkü Feminist iktisat, iktisadı yalnızca erkeklerin bakış açısını kapsayacak bir bilim olarak gösteren ve kadınları ikincilleştiren yaklaşımlara ek olarak kadınların iktisadın dışına iten farklı bütün yaklaşımları kapsayacak şekilde iktisat yazınının zenginleştirilmesini savunmaktadır. Başta ana-akım iktisadın ve diğer yaklaşımların dâhilinde kadın emeği çalışmalarda gözükmemiş ve kadınların yer almadığı modeller üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda bu tezin amacı, literatüre giren bu kavramı açıklamak ve feminist iktisat açısından kadının ekonomik konumunu eleştirmek ve çözüm önerileri sunmaktır. Dünyada kadın iş gücünün istihdamı gün geçtikçe artmaktadır. Fakat, kadınlar iş hayatında cinsiyet ayrımcılığı, ücretlerde eşitsizlik, uzun saatlerde çalıştırılma, cinsel taciz gibi birçok sorunla karşı karşıya gelmektedir. Bu sorunları çözmek ve toplumsal refahı sağlamak için "hükümetler", "sendikalar" ve "uluslar arası örgütler" politikalar geliştirmiş olup, günümüzde de çalışmalara devam etmişlerdir. Bu çalışmanın ilk bölümünde kadın ve ekonomi ilişkisine, ikinci bölümde feminist iktisat kavramının tanımı, ortaya çıkışı, sağlayabileceği yararlar ve eleştirilerine ve son bölümde ise Türkiye'de kadının çalışma hayatı feminist bakış açısıyla incelenip, feminist iktisada yönelik ileride yapılması gerekenlere değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Feminist iktisat, ana-akım iktisat, kadın iş gücü

EkonomiEkonomik hayatEkonomik kararlar+5
Özlem Erbey
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

C226 nolu İnegöl Şer'iyye Siciline göre İnegöl'de sosyal ve ekonomik hayat

Kent tarihi çalışmalarında başvurulacak en önemli kaynaklardan biri olan Şerʻiyye Sicilleri, tutulduğu dönemin ve bölgede yaşayan halkın gündelik hayatını, aile yapısını, yiyecek ve giyecek çeşitleriyle bunların fiyatlarını, mesleki hayatlarını tespit etmemize yardımcı olmaktadır. Bu tez Hudâvendigâr Vilayeti dahilindeki Ertuğrul Sancağı'na bağlı İnegöl Kazası'nın 20. yüzyıl başlarındaki sosyal ve ekonomik yapısının anlaşılması noktasında şerʻiyye sicili temelli bir çalışmadır. Tez çalışması hazırlanırken temel kaynak olarak 1907-1910 tarihlerini kapsayan C 226 numaralı İnegöl şerʻiyye sicil defteri kullanılmıştır. Defterde yer alan bilgiler, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde İnegöl ile ilgili bulunan belgeler ve Hudâvendigâr Vilayeti Salnameleri'nde yer alan bilgilerle karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. İncelenen kaynaklardan ulaşılan bilgiler çerçevesinde 20. yüzyıl başlarındaki İnegöl Kazası'nın sosyo-ekonomik yapısı üzerinde değerlendirmeler yapılmıştır.

20. yüzyılBursa-İnegölEkonomik hayat+7
Büşra Yaşar
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

16 Numaralı, 1082-1083 (1671-1673) tarihli Kadıasker Defteri'ne göre Kırım'da sosyal ve ekonomik hayat

Şer'iyye sicilleri, yerel tarih çalışmalarında önemli kaynaklardan biridir. Bu siciller Osmanlı Devleti'nde ve Kırım Hanlığı'nda adalet mekanizmasının başındaki kadı dediğimiz görevliler tarafından tutulur. Tutulan sicillerde evlilik, boşanma, miras, hırsızlık, cinayet, tayin ve daha pek çok konu hakkında bilgiler mevcuttur. Söz konusu kayıtlarda toplumun her kesiminden insanı görmek mümkündür. 15. yüzyılın son çeyreğinden 18. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı toprağı olan Kırım, Karadeniz'de stratejik bir konuma sahiptir. Bölge, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında çetin mücadelelere sahne olmuştur. Bulunduğu coğrafî konum hasebiyle Balkanlar, Avrupa, Rusya, Asya ve Anadolu insanlarının kültürlerinden izler taşımaktadır. Bu bakımdan Kırım kadıasker defterleri yerel ve sosyal tarih alanında çalışma yapmak isteyen araştırmacılara fevkalade bilgiler sunmaktadır. Söz konusu tezde, 16 numaralı Kırım kadıasker defteri incelenmiştir. Elde edilen veriler üzerinden bölgedeki idarî yapılanma, ekonomik yapı, aile hayatı, etnik gruplar, Müslüman ve gayrimüslimlerin isimleri, onların unvanları, meslek kolları, kullanılan ölçü birimleri ve para cinsleri, kişisel eşyalar, günlük hayatta kullanılan araç- gereçler, köyler, mahalleler ve hatta hayvan cinsleri değerlendirilmiştir.

Ekonomik hayatKadıasker DefterleriKırım+7
Nurullah Çelen
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

25 ve 26 Numaralı Kırım Şer'iyye sicillerine göre II. Hacı Giray Han döneminde sosyal ve ekonomik hayat

Coğrafya ve iklim toplulukların temel geçim kaynaklarından yaşayış tarzlarına ve hatta kültürel kodlarına kadar pek çok unsura etki eder. Birey içinde doğduğu toplumun bir parçasıdır ve ondan izole bir hayat süremez. Kırım toplumu bu perspektiften ele alındığında coğrafyanın ve iklimin yaşantıya etkisi oldukça büyüktür. Bir yarımada görünümünde olan Kırım'da geniş bozkır topraklar insanların hayvancılık yapmasına imkân verir. Ancak, verimli topraklarda tarım küçük çaplı bağ bahçe ekiminden de ileriye gitmemektedir. Bu durumun temelinde yarı göçebe yaşam tarzını 17. yüzyılda dahi Kırım Tatarlarının sürdürmesi vardır. Bu tez, 25 ve 26 Numaralı kadı sicillerinden hareketle Kırım Tatarlarının toplumsal hayatına ışık tutmayı amaçlamaktadır. Özellikle II. Hacı Giray Han'ın Kırım tahtına geçtiği dokuz aylık süreç (30 Eylül 1683-28 Haziran 1684) incelenmiştir. Kısa süreli iktidar değişikliğinin olumlu ve olumsuz etkilerinin sosyal ve ekonomik hayata ne derece etki ettiğini anlamak çalışmanın temel problemini oluşturmaktadır. Bu bağlamda tezin birinci bölümünde çalışmanın iskeletini oluşturan birincil ve ikincil kaynaklar değerlendirilmiş, literâtürde ne tür bir boşluğu dolduracağı ve hangi sorunlara cevaplar aranacağı ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümü, Kırım'ın idari yapılanması, han ve yönetici güçler, adalet ve asayiş mekanizmasına odaklanmaktadır. İncelenen iki defterde bulunan kazalar, mahalleler, köyler tespit edilmiştir. Üçüncü bölüm ise toplumsal yaşantının en mühim unsuru olan insana odaklanmaktadır. Kırım toplumunu oluşturan nüfusun etnik yapısı incelenmiş, Kırım Tatarlarının aile yapısı, maddi kültür varlıkları, ev tipolojileri, insanlar arası ilişkiler mahkemeye intikal eden olaylar kapsamında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Son bölüm ise Kırım ekonomisine ayrılmıştır. Hayvancılık, tarım, ticaret ve kölelik ele alınmıştır. Temel besin maddelerinin fiyatlarının 9 aylık süreç içerisindeki sürekli değişiminin altında yatan etmenlerin neler olduğu tespit edilen kayıtlar göz önüne alınarak değerlendirilmiştir.

Ekonomik hayatGiray HanlarHacı Giray II+3
Aysel Çelebi
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Anadolu Selçuklu Devleti merkezi şehirlerinden Konya ve Kayseri'de şehir hayatı

Türkler yüzyıllar boyunca birçok kültür ve uygarlığa beşik olmuş Orta Asya'da yaşamış ve kendilerine özgü kültürler meydana getirmişlerdir. Bilinen ilk Türk Orta Asya devletleri zamanla yerini başka Türk Boyları bırakmış ve bu süreç yüz yıllar boyu devam etmiştir. Bu süreç içerisinde Türkler birçok kültür meydana getirmişler ve birçok kültürden etkilenmişlerdir. Büyük Selçuklu Devleti'nin tarih sahnesinden ayrılması sonrasında Anadolu Selçuklu Devleti'nin tarih sahnesine çıkmasıyla beraber Anadolu'da birçok yerleşim yeri büyük bir önem kazanmıştır. Bu yerleşim yerlerinden özellikle Konya Anadolu Selçuklu Devleti'ne başkentlik yaparak tarihte önemli bir yer almıştır. Siyasi ve jeopolitik öneminin yanında bu şehir bilim, sanat, edebiyat ve tasavvuf konularında da neredeyse bütün dünyaya öncülük etmiştir. Keza Kayseri'nin de tarih çağlarından günümüze kadar bu coğrafyada var olan bütün medeniyetler için her zaman çekim noktası olduğunu ve en önemli tarihi belgelerin yine burada başlatılan kazı çalışmalarında elimize geçtiğini görmekteyiz. Anadolu Selçuklu Devleti'nin en önemli şehirlerinden olan Kayseri ve Konya bu eserimizde ayrı ayrı ele alınarak incelenmiştir.Araştırma konusu olarak ?Anadolu Selçuklu Devleti Merkezi Şehirlerinden Konya ve Kayseri'de Şehir Hayatı? seçmemin başlıca nedeni yaptığım geniş kaynak taramasında ve çalışılan tezlerde konunun kısır bir döngü içerisinde incelenmiş olması ve yüzeyde kalan sığ bilgilerin verilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Söz konusu bu iki şehir genellikle bir bütün olarak incelenmemiştir bu cümleden kasıt; Selçuklu tarihi hep siyasi tarih olarak ele alınmış ancak şehir hayatı ve tarihi açısından okuyanı doyuramamış ya da tam tersi şehir hayatı irdelenmemiş ancak siyasi tarih açısından olaylar ele alınmıştır. Tezimi hazırlarken konumu bütünsellik çerçevesi içerisinde ele alıp tüm yönleriyle yansıtmaya çalıştım. Bu anlamda şu ana kadar yapılmış çalışmalardan farklı olarak bu alandaki büyük bir boşluğu dolduracağını düşünmekteyim.Çalışmamız dört bölümden meydana gelmektedir. Giriş kısmında şehirlerin adları, coğrafik konumları ve durumları ve Anadolu Selçuklu hâkimiyetine girmeden önceki tarihsel süreçlerini inceledik. Bu kapsamda geniş bir kaynak taraması yaptık ve şu ana dek incelediğimiz kaynaklarda görmediğimiz bir bütünsellik çerçevesi içinde birinci bölümde; Kayseri ve Konya'da Siyasi ve İdari Durum ikinci bölümde; Konya ve Kayseri'nin Fiziki Dokuları başlığı altında nüfus ve yerleşim, üçüncü bölümde ise; İçtimai ve Ekonomik Hayat, Dördüncü bölümde ise Kayseri ve Konya'da Şehir Hayatı ve İlmi Hayatı inceleyip bilgi vermeye çalıştık.Bu bilgileri aktarırken de hassas davrandık çünkü Anadolu Selçuklu Devleti şehir hayatına dair kaynaklar sınırlı olup var olanlar da içerik açısından yetersizdir. Ancak detaylı yaptığımız detaylı araştırmalarımızla bu sıkıntıyı aşmaya çalıştık. Açılan başlıklardan da bunun anlaşılacağını düşünmekteyiz.

Anadolu SelçuklularıBeşeri coğrafyaCamiler+22
Ahmet Recep Tekcan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kadına yönelik ekonomik şiddetin iş yaşamına yansımaları: Elazığ ili örneği

İnsanlık tarihi ile birlikte oluşan şiddet olgusu birçok toplumsal ve bireysel unsurdan etkilendiği için karmaşık bir yapı sergilemektedir. Bu karmaşık yapı, şiddet kavramının kolaylıkla tanımlanmasını zorlaştırmaktadır. Genel olarak şiddet; kuvvet kullanma, kötü söz söyleme veya aşağılayıcı davranışlarda bulunma şeklinde tanımlanabilmektedir Geçmişten günümüze hem gelişmiş toplumlarda, hem de az gelişmiş toplumlarda şiddet varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Şiddet; fiziksel, psikolojik (duygusal), cinsel ve ekonomik olmak üzere dört başlıkta sınıflandırılmaktadır. Çalışmanın konusunu şiddet türlerinden belki en az bilineni olan ekonomik şiddet oluşturmaktadır. Ekonomik şiddet kişilerin çalışma ve gelir sağlama özgürlüklerinin kısıtlanması, mal alışverişlerinin engellenmesi, gelirlerine el konulması ve gelir sağlamak üzere çalıştırılmaya zorlanılması gibi eylemlerden oluşmaktadır. Kadına yönelik ekonomik şiddet ise kadının isteği dışında parasal kararların eşi, ailesi veya herhangi bir kişi tarafından yönetilmesi, kadının parasına el koyulması yoluyla harçlık verilmesi veya harçlık verilmemesi, ailesinin parasal tasarruflarında kadının görüşünün alınmaması gibi durumlar olarak tanımlanmaktadır. Bu durumlara ek olarak, kadının tasarruf yapma yetkisinin olmaması, çalışmasına izin verilmemesi veya izin verilse de çalışmasının belli şartlar ile kısıtlanması da ekonomik şiddet kavramı içerisinde yer almaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada ekonomik şiddet olgusunun temeli, kadına yönelik şiddetin çeşitleri ve nedenleri, Dünya'da ve Türkiye'de kadın işgücüne katılım durumu ve şiddet gören kadınlara ait rakamlara yer verilmiştir. Çalışmada erkek ve kadın öğretmenlerin ekonomik şiddet algısı Elazığ Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı kamu ve özel okullarında görev yapan öğretmenler örneklem alınarak incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Elazığ Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı kamu ve özel okullarında görev yapan kadın ve erkek öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışmada 300 adet kadın ve 300 adet erkek olmak üzere 600 kişiye anket uygulaması yapılmıştır. Çalışmada model kapsamında 23 ana hipotez ve 13 alt hipotez geliştirilmiş ve test edilmiştir. Ekonomik şiddet algılarına ilişkin anlamlı bir farklılığın olup olmadığını tespit etmek amacıyla değişkenler arasında t testi ve Tek yönlü (One way) Anova testi yapılarak sonuçlar yorumlanmıştır.

Ekonomik etkiEkonomik hayatEkonomik ilişkiler+7
Zülküf Narlıkaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessAR

Preventing economic corruption in the Qur'anic perspective

The subject of economic corruption is of great importance in the Qur'anic perspective, because human life and others are directly linked to the economy. Satisfying the material needs of the human being is the objective of the economy in its religious sense, so that the interest of the economy in Islam is so much that it has explicit and fixed texts in several places, Adherence to and development of corruption and corruption, because economic corruption is a phenomenon that reflects the poor structure of the economic, political and moral system in many cases. Looking at the world today, we see that the most common problems facing countries, including Islamic countries, are the problem of corruption in the economy. Even the international war at this time is the war of the economy and not the other. Of valuable principles and unique systems related to the economy and ways of corruption and several ways to prevent and save from loss, all came at a time did not preceded by any of the previous religions and giant empires, and even the developed countries today have no system is comparable to Islamic principles on the economic side. Key Words: The Koran, Economy, Protection, Corruption, Cheatin.

Dhahır Mahmood Khudhur
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Asya Hunlarında iktisadi hayat

Tarih araştırmalarında, tarihin sosyal ve iktisadi boyutu, yaşanan olayların pek çoğunun sebebi olması bakımından oldukça önemlidir. Toplumların, devletlerin sosyal ve iktisadi yapılarının anlaşılmasıyla, siyasi gelişmelerin sebep ve sonuçları daha iyi görülebilir. Asya Hun Devleti?nin tarihi incelendiğinde, devletin dış politikasının ekonomik temellere dayandığı görülmektedir. Hunların temel iktisadi faaliyet hayvancılıktır. Ancak yapılan tek ekonomik faaliyet bu değildir. Bir toplumun, ihtiyaçlarının tamamını bir tek iktisadi faaliyetle karşılaması mümkün değildir. Hunlar, birçok ihtiyaca cevap verebilen hayvancılık faaliyetinin yanı sıra, ziraat, madencilik, dokumacılık, ticaret gibi farklı iktisadi faaliyetlerde de bulunmuşlardır. Ancak her toplum gibi Hunlar da yabancı ülkelerin ürettiği mallara ihtiyaç duymuşlardır. Bu ihtiyaçlarını da en başta Çin?den, ticaret, vergi ve yağma yoluyla elde etmeye çalışmışlardır. Hunların dış politikadaki tavrını, yönünü belirleyen en önemli etken, Çin?den faydalanma isteğidir. Bu düşünceyi destekleyen en önemli veri, Hunların Çin ile yaptıkları savaşlardan sonra imzalanan anlaşmaları en çok iktisat ile ilgili maddeleri içermesidir. Bu çalışmada, Hunların uğraştığı ekonomik faaliyetleri detaylı olarak değerlendirerek, devletin, toplumun yapısının ve özellikle dış politikanın nasıl şekillendiğini incelemeye çalıştık. Anahtar Kelimeler: Hunlar, Çin, Ekonomi, Hayvancılık, Ziraat

AsyaEkonomiEkonomik hayat+4
Murat Öztürk
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Mezopotamya kavimlerinde sosyal ve ekonomik hayat (Sumer-Babil-Asur)

Tezimizin konusunu oluşturan Mezopotamya'daki Sosyal ve Ekonomik hayatı değinirken, hukuk ve iktisat alanında yazılmış vesikalardan faydalanarak, mevcut kanunlar, kanun yerine geçen reform talimatnameleri, kira mukaveleleri, hesap listeleri, borç mukaveleleri, ticari antlaşma metinlerini inceleyerek sosyal ve ekonomik hayatı açıklamaya çalıştık. Sosyal hayatı yaşanabilir hale getirmek için ilk düzenlemeleri yapan ve bunu hayata geçiren ilk reformcu Kral Urukagina'dır.(M.Ö. 2350) Bunu Ur-Namnu kanunları, Ana itti?u kanunu, Lipit İ?tar kanunu, E?nunna kanunu, Hammurabi kanunu, Ammi-Şaduqa kanunları Orta Asur kanunları, Yeni Babil kanunu oluşturur.Araştırmamızın birinci bölümünde Sumer-Akad, Babil ve Asur dönemi sosyal yaşamı, toplumsal hayatı ve toplumun en küçük yapı taşı olan Aile hayatı üzerinde durmaya çalıştım. Aile hayatını da incelerken de en çok karşılaştığımız evlenme, boşanma, miras ve evlatlık alma gibi konuları da alt başlıklar halinde ele aldım. Bu başlıkları araştırmamıza eklerken de mevcut kanunları inceleyip, ardından Sumer, Akad, Babil ve Asur'un zamanla birbiriyle etkileşimini, kültürel yakınlaşmayı ve mirasını kanunlar çerçevesinde açıklamaya çalıştım.Araştırmamızın ikinci kısmında ise incelemiş olduğum devletlerin ekonomik faaliyetlerini ele aldım. Bunu da ziraat, hayvancılık, madencilik ve ticaret safhasında alt başlık olarak inceleyip araştırmamıza bir bütünlük kazandırdım.

AileAsurlularBabil+7
Birol Mendires
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni Asur Devleti siyasi tarihi ve kültürü

M.Ö.3. binyılın sonlarından itibaren kabileden devletli topluma ve son olarak imparatorluk aşamasına ulaşan Asur Devleti, kendine özgü bir yapıya sahiptir. Asur Devleti'nin dönemsel olarak belirli bir gelişmişlik derecesine ulaşmasında farklı etmenler önem taşımaktadır. Kuruluş aşamasında ilk olarak fetih etmeni önemlidir. Nitekim Asur'un göçebe karakteri de bunda önemli bir unsurdur. Daha sonrasında özellikle Erken Asur ve Orta Asur dönemlerinde fetih etmeninin yanı sıra ticaretin daha çok ön planda olduğu anlaşılır. I.Şamsi-Adad'la birlikte bölgesel devlet düzeyine ulaşılır ve yavaş yavaş devletli toplumun karakteristik özellikleri ortaya çıkmaya başlar. Özellikle I.Salmanassar, Tukulti-Ninurta ve I.Tiglat-Pileser dönemlerinde de, imparatorluğun temelleri de atılmaya başlanır. Dönem özelliklerine, başa geçen krallara ve uygulanan politikalara bağlı olarak ara ara gerilemeler yaşansa da, Asur Devleti, M.Ö.1. binyılda Yeni Asur olarak adlandırılan dönemde imparatorluk sürecine girer ve II.Asur-Nasirpal'le başlayan, III.Tiglat-Pileser ve II.Sargon'la devam eden yayılımcı imparatorluk ideolojisini geliştirmeye başlar. İmparatorluk yayılımı; siyasi, ekonomik ve ideolojik olmak üzere hemen her alanda görülmektedir. Ayrıca askeri başarı sağlanması için de çok daha gelişkin bir daimi ordu kurulur. Özetle Asur'u devletli topluma ve daha sonrasında imparatorluk sürecine götürecek unsurlar, hem başa geçen kralların askeri ve siyasi kabiliyetine, hem de dönemsel olarak uygulanan politikanın gelişmişliğine bağlıdır.Anahtar Kelimeler:Asur, Asurlular, Urartu, Urartulular, II.Sargon, III.Tiglat-Pileser, Asur Kaynakları, Asur Kral Yıllıkları.

AsurlularCoğrafi özelliklerDini yapı+7
Fatma Birecikli
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

XVII. yüzyılın ilk çeyreğinde Üsküdar

Bu çalışmada, XVI. yüzyılın sonu ve XVII. yüzyılın başında büyük bir değişim sürecine giren Osmanlı İmparatorluğu'nda, başkent İstanbul'a gerek fiziksel gerekse kültürel anlamda en yakın yerleşim yeri olan Üsküdar Kazasının XVII. yüzyılın ilk çeyreğindeki durumu, Üsküdar Şer`iye Sicilleri temel alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır.Şer`iye Sicilleri kadıların tuttukları kayıtlar olup, XVII. yüzyılın ilk çeyreğindeki Üsküdar'ın ekonomik ve sosyal hayatını anlatmada birinci elden kaynaklar olma açısından son derece önemlidir.Bu tezde, Üsküdar adı, XVII. yüzyıla kadar olan Üsküdar'ın kısa tarihi, merkez organizasyonu içerisinde Üsküdar'ın yapısı ve Üsküdar taşra teşkilatı ile bu teşkilatta yer alan görevlilerin yanı sıra vergi uygulamaları, meslekler, aile, kadın, ticaret ve kölelik gibi konular üzerine durulmuştur.

17. yüzyılEkonomik hayatKölelik+7
Mustafa Akkaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

XIII. Yüzyılda Musul şehri

ÖZET Yüksek Lisans Tezi s XHL Yüzyılda Musul Şehri Ali HAVAN Fırat Üniversitesi Tarih Anabilim Dalı Elazığ 2004, Sayfa 1+194 İslam dünyasının en kargaşalı dönemlerinden biri olan XIII.yüzyil bu sıkıntıları da tabii olarak incelemekte olduğumuz Musul Şehri'ne de taşımıştır. Bir asır içinde birkaç sefer el değiştiren idari yapı sosyal hayatı da derinden etkilemiştir. Atabegler döneminde kültür ve medeniyet seviyesinde ilerleme kaydeden Musul, Atabeglerin ardından iktidar olan Bedreddin Lü'lü' döneminde de bu seviyeyi devam ettirmiştir. Ne var ki bu yüzyıl içinde İslam dünyasını derinden etkileyen Moğol istilasının ikinci dalgası neticesinde Musul şehri tamamen Moğol idaresine girmiştir. Bu durum tabii olarak kültür ve medeniyet seviyesinin biraz duraklamasına neden olmuştur. Anahtar Kelimeler: Musul, Atabegler, Selçuk, Moğollar, Moğol İstilası

13. yüzyılAtabegEkonomik hayat+7
Ali Havan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi 1223 numaralı Rumeli Hurufat Defteri tahlil ve transkripsiyon (134-273)

Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Kayıtları Arşivi, vakfiyeler başta olmak üzere bünyesinde sair vakıf belgelerini barındıran en önemli arşivlerden birisidir. Arşivde vakfiye defterleri haricinde vakıflarla ilgili muameleler, yapılan iş ve işlemlere ait çok sayıda defter/belge bulunmaktadır. Arşivdeki belgelerden biri de Hurufat Defterleridir. Hurufât Defterleri, adından da anlaşılacağı üzere kazaların Arap alfabesine göre sıralanmasından oluşturulmuştur. Bu defterlerde, muallimlik, müderrislik, imamlık, hatiplik, mütevellilik, nazırlık, ferraşlık gibi görevlilerin atamalarında, birkaç cümle ile bu görevlere kimin, ne zaman, neden atandığından ve bu görevde ne kadar ücret aldığından bahsedilmektedir. Osmanlı Devleti'nin en önemli kurumlarından biri olan vakıflar, devlet teşkilatının temel yapı birimini oluşturmaktadır. Hatta bu sayede Osmanlı Devleti "Vakıf Devleti" olarak adlandırılmıştır. Bu amaçla incelenen 1223 Numaralı Hurufat Defteri sayesinde Osmanlı Devleti'nin sosyal, siyasi ve iktisadi hayatına dair birçok bilgiye ulaşılmaktadır.

Ekonomik hayatHurufat DefterleriOsmanlı Devleti+4
Esra Akar
Bitlis Eren University
2021
10
Master'sOpen AccessTR

İslam toplumunda emek ve sermaye

İslam, bilindiği üzere bin dört yüz yıldan fazla bir zamandır dünyanın farklı farklı birçok coğrafyasında kendisine tabi milyarlarca insanın benimsemiş olduğu semavi bir dindir. Sistem olarak ibadetleri, yasakları, meşru şeyleri, mübadeleyi, insan ilişkilerini, devletler hukukunu vb. birçok alanı düzenleyen bir takım prensiplere sahiptir. Dolayısıyla ekonomik hayatı kapsayan yaptırımlarıyla bu denli geniş bir insan kitlesini, yaklaşık bin beş yüz yıl gibi büyük bir zaman zarfında etkileyen bir dinin, paradigmik yapısını anlamak; tarihsel, sosyolojik ve iktisadi açıdan önem arzetmektedir. İşte bu çalışmada mezkur arzu ve ihtiyaçtan kaynaklı olarak İslam?ın ekonomiyle ilgili hükümlerinin, yine ekonomik hayatın iki önemli yapı taşı olan emek ve sermaye olgularıyla ilişkisi incelenmiştir. Emek ve sermaye konuları incelenmeye başlanmadan önce İslam?ın ekonomik hayatla ilgili bir takım prensipleri açıklanmış, konuyla ilgili çalışmalardan örnekler verilmiş ve diğer ekonomik sistemlerle arasındaki farklar kritiğe tabi tutulmuştur. Daha sonra ise İslam?ın emek ve sermayeyle ilişkili önemli hükümleri hakkında bilgi verilmeye çalışılmış, modern zamanda bu pratiklerin uygulanış şekillerinden örnekler sunulmuştur. Bu çalışmada konu ile ilgili genel olarak kabul görmüş İslami prensipler ve uygulamalar, Kur?an ve Hadis gibi ana kaynaklardaki varlıklarıyla sadece nakledilmeye çalışılmış; ayıca bunlar hakkında mutlak olarak ispat etme ve delil gösterme yoluna gidilmemiştir. Anahtar Kelimeler:İslam Ekonomisi, İslam ve İktisat, İslam?da Emek, İslam?da Sermaye.

Ekonomik hayatEmekSermaye+3
Tufan Sarıtaş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00

Related subjects