Ability
67 theses under this subject heading
Sürdürülebilir rekabet üstünlüğünün sağlanmasında inovasyonun üretim maliyetlerine etkisi ve ampirik bir uygulama
Günümüzün hızlı değişen dünyasında, küresel rekabetin her geçen gün arttığı ekonomik ortamda işletmelerin ayakta kalabilmesi, rekabette söz sahibi olabilmeleri ve sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde edebilmeleri, işletmelerin rekabet avantajı yaratabilme yeteneklerine ve işletmenin inovatif faaliyetleri sonucu rakiplerine karşı üstünlük sağlayabileceği avantajlara bağlı olarak gelişmektedir.Rekabet ortamında üstünlük elde etmek isteyen işletmeler maliyet stratejisi, farklılaştırma stratejisi ve odaklanma stratejilerinden birinde yetkinlik kazanarak rekabet üstünlüğü elde etmeye çalışmaktadırlar. İşletmeler inovatif faaliyetlerle bahsedilen stratejilerde yetkinlik kazanarak rekabet üstünlüğü elde etmeye çalışmakla birlikte, bu üstünlüğün devamlılığını korumak için mücadele etmektedirler. İşletmelerin rekabet üstünlüğünü sürdürülebilir hale getirebilmesinin kaynağı inovatif faaliyetler geliştirebilme yeteneklerine bağlıdır. İnovasyon sayesinde işletmeler hem maliyetlerindeki düşüşlere bağlı olarak diğer işletmelere karşı maliyet üstünlüğü sağlamakta, hem de ürün ve hizmetlerindeki farklılaştırmalar sayesinde diğer işletmelere karşı rekabet üstünlüğü elde etmektedir.Bu çalışmada, öncelikle rekabet ve rekabet teorisi, inovasyon teorik olarak anlatılmış daha sonra uygulama olarak sofra camı üreten bir işletme ele alınarak, işletmenin ürettiği cam kase ürününün üretim sürecinde yaptığı inovatif değişiklik, bu değişikliğin ürünün toplam maliyetlerine etkisini ve yapılan bu inovatif faaliyetin işletmenin rekabet üstünlüğüne katkıları incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Rekabet, Yetenek, Sürdürülebilir Rekabet Üstünlüğü, Rekabet Stratejileri, İnovasyon
Sporda yetenek seçimi ve yönlendirme açısından yatılı ilköğretim bölge okullarının değerlendirilmesi ve bir model önerisi
ÖZET Günümüzde, Spor dünyasının en önemli kavramları olan yüksek performansa ulaşma ve sportif başarı elde etme düşüncesi, yetenekli sporcu aranması ve seçilerek erken yaşta eğitilmesi zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır. Yaptığımız çalışmada sportif başarı için en önemli unsur olan yetenekli sporcuların nerelerde, kimler tarafından hangi metotlarla, nasıl aranacağı ve tespit edilen bu yetenekli sporcuların nerelerde, kimler tarafından, ne şekilde eğitilecekleri literatür tarama sonucunda, elde edilen çalışmalardan sağlanan bilgilerle ortaya konmuştur. Ortaya konulan bilgiler doğrultusunda, Eğitim kurumlarının ve bu kurumlardan biri olan Yatılı İlköğretim Bölge okullarının uzman personel, tesis, bina, gibi imkanları nedeniyle sporda yetenek seçimi ve yönlendirme açısından büyük bir potansiyel oluşturduğu görülmüş; ve bu amaçla Türk Milli Eğitim Sistemi ve Yatılı İlköğretim Bölge Okulları incelenmiştir. Bu kurumların sahip oldukları büyük potansiyele rağmen uzman personel ihtiyacı, tesis ve malzeme yetersizliği, eğitimin amaçlan, kadro rejimi, ders programları gibi bazı sorunlar nedeniyle sportif manada yeteri kadar değerlendirilemedikleri görülmüştür. Kurumların diğer spor kurumlarıyla imkanlarını birleştirerek uzman kadrolarını tamamlama, tesis, araç-gereç ve malzeme ihtiyacını karşılama gibi yapılacak bazı düzenlemelerle Sportif yetenek seçimi ve yönlendirme açısından Türk sporuna büyük katkı sağlayacağı belirlenmiştir. Sonuç olarak Yetenekli çocukların seçimi ve eğitilmesi hususunda federasyonlar, kulüpler ve diğer spor kurumlarıyla Milli Eğitim Bakanlığının imkanlarını bir araya getirerek Yatılı İlköğretim Bölge Okullarının Sportif Yetenek Seçimi ve Yönlendirme açısından Organizasyonu'nu içeren bir model ortaya konmuştur.
Ortaokul müdürlerinin sorun çözme yeterliklerinin yetenek yönetimi bağlamında incelenmesi
Bu araştırmada bir devlet ortaokulundaki yöneticilerin yaşadığı sorunlar belirlenmiş, belirlenen sorunların çözümü için yetenek yönetimi uygulamaları doğrultusunda tasarım gerçekleştirilerek okul müdürünün yetenek yönetimi bağlamında sorun çözme yeterliklerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemleri çatısı altında bulunan tasarım tabanlı araştırma modeli ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak görüşme, gözlem ve doküman incelemesi kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre okulda 6 kategoride toplam 24 sorun alanı tespit edilmiştir. Bu sorunların çözümü için yetenek yönetimi yaklaşımına göre misyon, vizyon ve temel değerler belirleme çalışması yapılarak, yetenek yönetimi aşamalarının uygulanmasına başlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okulda yaşanan sorunların çözümünde en çok kullanılan yetenek yönetimi aşamalarının; hedef ve strateji belirleme, kilit pozisyonları belirleme, gerekli yetkinlikleri belirleme, yetenekleri seçme ve yerleştirme; en az kullanılan aşamaların ise; eğitim ve geliştirme, performans yönetimi ve elde tutma ve bağlılık olduğu görülmüştür. Okul yönetiminde yaşanan sorunların çözümünde yetenek yönetimi yaklaşımının kullanılabilirliğinin %61,3 olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bir diğer sonucuna göre yetenek yönetimi bağlamında okul müdürünün 28 yeterliğe sahip olması gerektiği belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Yetenek, Yetenek yönetimi, Yönetici yeterlilikleri
Performans eğitim ilişkisinin irdelenmesi ve çalışan performansının artırılmasında eğitimin rolünün betimlenmesine yönelik bir araştırma
Bu çalışma ile Trakya bölgesindeki bazı kamu ve özel bankaların yönetici ve çalışanlarının performanslarının, mesleki eğitimle olan ilişkisi, eğitimlerinin performanslarına olan katkısı incelenmiştir. Yapılan anketlerden elde edilen sayısal verilerin analizi sonucunda; kırk alt boyuttan otuz beş alt boyutta çalışanların aldıkları eğitimin performanslarını olumlu yönde etkilediği kanaatinde oldukları görülmüştür.Bankacılık sektöründe verilen mesleki eğitimin çalışanların sosyo-demografik özelliklerine göre performansa olan etkisini belirlemeye yönelik yapılan araştırma sonucunda; eğitim ve performans ölçeğine verilen cevaplar doğrultusunda eğitim ve performansa ilişkin dört alt faktör oluşturulmuştur. İlk faktör Çatışma ve Terfilerde Etkinlik alt Boyutu, ikinci faktör Davranış Gelişimi, İletişim ve Yetkinlik alt Boyutu, üçüncü faktör İş Tatmini, Motivasyon ve Performans Artış alt Boyutu ve dördüncü faktör ise İşe ait Teorik ve Pratik Bilgi alt Boyutunu temsil etmektedir. Daha sonra Edirne ve Kırklareli illerinde Kamu ve Özel sektör bankalarında görev yapan memur ve yöneticilerin sosyo demografik ve sosyo ekonomik özellikleri ile söz konusu alt boyutlar arasında anlamlı bir fark olup olmadığı test edilmiş elde edilen bulgular yorumlanarak açıklanmıştır. Tez konumuzla ilgili olarak; eğitimin bir süreç olduğu ve bu sürecin etkin ve verimli olmasına katkıda bulunan yetenek, tutum, motivasyon, yeterlilik, deneyim, eğitim ihtiyacının farkında olma gibi başlıca faktörler olduğunu, bu faktörler arasında sürekli bir etkileşim olduğunu, bu etkileşim sonucunda eğitimin kişiyi geliştirdiğini, böylece performansın az veya çok ama mutlaka geliştiğini söylemek mümkündür. Süreçte bir aksaklık veya başarısızlık söz konusu olmadan önce, geri bildirimin zamanında, etkin olarak ve uygun şekilde yapılması ile performansın artırılabileceği değerlendirilmektedir. İşverenlerin çalışanlarını desteklemesi sonucu, sadece çalışanların memnuniyeti değil, aynı zamanda işteki performansları da artırmaktadır. Çalışanların bir mesleki eğitim programı ile desteklenmeleri, onların işlerine ve kurumlarına olan güven ve bağlılıklarını artırmakta, dolayısıyla performansın ikinci ayağı olan gelecekte yapılması beklenen işler, davranışlar, potansiyel artırılmış olmaktadır.Anahtar Kelimeler: Performans, Eğitim, Çalışanlar, Ticari banka, Yetenek.
Şirket akademileri uygulamaları ve yetenek yönetimine etkisi: Allianz Akademi ve İnci akademi
Koşulların ve kuralların her geçen gün değiştiği günümüz şartlarında, bilgili olma, teknolojik gelişmeleri takip etme, kurumsal ve bireysel başarı için son derece önemli bir duruma gelmiştir. Bilginin sürekli olarak yenilenmesi hızlanarak değişen dünyaya ayak uydurmak için kritik bir konuya dönüşmüştür. Şirketler, bilginin devamlılığının sağlanması, bilgi ve becerileri en etkin şekilde kazandırabilmesi için bir çok yöntemi denediği görülmekle birlikte bu konuda farklı arayışlara da devam etmektedirler. Son dönemde şirketler bu anlamdaki sorunlarının çözümlerini şirket akademilerine yönelerek aramışlardır. Bu tezin amacı, şirket akademilerinin Türkiye'de algılanma biçimlerini, hangi aşamalarda olduklarını, aksiyon alma durumlarını, akademi amaçlarını ve bu amaçlar kapsamında uyguladıkları yöntemleri ve planlamaları değerlendirmektedir. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Kavramsal çerçeveyi oluşturan ilk iki bölümde şirket akademileri ve yetenek yönetimi olguları anlatılmıştır. Üçüncü bölüm tezin uygulama bölümüdür. Bu bölümde Allianz Akademi ve İnci Akademi ele alınarak, şirket akademilerinin vizyonları, eğitim ve gelişim için yapmış oldukları çalışmalar ve yetenek yönetimi incelenmiştir. Çalışma kapsamında Türkiye'de bulunan iki şirket akademisi incelenmiş ve yetenek yönetimine olan etkileri değerlendirilmiştir. Araştırmada her bir çalışana yetenek yönetimi süreci için fırsat tanıyan Allianz Akademi, süreçleri verimli ve etkin değerlendirebildiği ve faaliyet alanı nedeniyle bütün çalışanlar için yetenek sürecinin gözlenmesinin zor olduğu bir organizasyon yapısını vurgulayan İnci Akademi'nin ise bu süreçler ile ilgili yeni eğitim programları üzerinde çalıştıkları görülmüştür.
Lise öğrencilerinin kariyer engellerinin yetenek alanlarına göre incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı lise öğrencilerinde (Anadolu Lise), kariyer engelleri ve yetenek alanları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bunun yanı sıra bu araştırmada lise öğrencilerinin Kariyer Engelleri Ölçeği puanlarının algılanan sosyo-ekonomik düzeye göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma grubu Adıyaman il merkezinde bulunan Borsa İstanbul Anadolu Lisesi birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıflarda öğrenim gören 244 (%54) kız, 206 (%46) erkek toplam 450 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak Algılanan Kariyer Engelleri Ölçeği ve Kendini Değerlendirme Envanteri kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde çoklu doğrusal regresyon ve ilişkisiz örneklemler için tek faktörlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, algılanan sosyo-ekonomik düzeye göre kariyer engelleri toplam puanlarının anlamlı olarak farklılık göstermediğini ortaya koymuştur. Bu bulgu ışığında, araştırma grubundaki öğrencilerin kariyer engelleri ve algılanan sosyo-ekonomik düzeyi arasında bir ilişkinin olmadığı söylenebilir. Çoklu doğrusal regresyon analizlerinin sonuçlarına göre şekil-uzay, sözel ve sayısal yetenek puanlarını yordayan kariyer engel alt boyutlarından mesleğin eğitimi ve çalışma koşulları olduğu saptanmıştır. Ayrıca kariyer engeli alt boyutlarından cinsiyet ayrımcılığı, motivasyon eksikliği ve yetersiz hazırlanma, yetenek ve ilgi azlığı, kişisel problemler, mesleğin geleceği ve iş piyasası kısıtlamaları, aile ve çevre etkisi ve taşınma engel boyutlarını yetenek alt boyutları anlamlı olarak yordamadığı bulgusu ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularının sonucunda araştırma grubundaki öğrencilerin mesleğin eğitimi ve çalışma koşullarını kariyer engeli olarak algıladıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kariyer, Kariyer Engelleri, Yetenek, Lise
Temel yetenek farkındalığı ve kurumsal sosyal sorumluluk algısının yenilikçilik performansına etkisi
Rekabet üstünlüğü sağlama amacını güden işletme yöneticilerinin üzerinde durmaları gereken konuların başında müşteri yararı sağlayan, rakiplerden işletmeyi farklı kılan, yeni pazarlara giriş imkânı sunan ve işletmenin vizyonuna ulaşmasına katkıda bulunan bir yenilik gerçekleştirmeleri gelmektedir. Bu yenilik sürecinin oluşabilmesi ve başarıya ulaşabilmesi için ise işletmenin iç çevresinde bir temel yeteneğin varlığı önem arz etmektedir. Bunun yanında yeniliğin sürdürülebilir olabilmesi ve kabul görmesi, yani sürdürülebilir yenilikçilik performansı bazı itici dış çevre unsurları tarafından da tetiklenebilmektedir. Kurumsal sosyal sorumluluk bu itici güçler arasında gösterilebilir. Çünkü kurumsal sosyal sorumluluğun çok paydaşlı bakış açısı işletmeleri sürdürülebilir yenilikçilik konusunda öncü olmaya yönlendirmiştir. Esasında bir işletmenin yenilikçilik kapasitesi günümüz keskin rekabet ortamında ön plana çıkmayı sağlamaktadır. Yenilik performansının sürdürülebilirliği için ise hem iç hem de dış çevre faktörlerinin birlikte ele alınması ile mümkün olabilecektir. Bu kapsamda çalışmada yenilikçiliğin sürdürülebilirliği noktasında işletmelerin temel yetenek farkındalıklarının ve kurumsal sosyal sorumluluk algılarının yenilikçilik performansı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışma Kastamonu ilinde bulunan KOBİ'ler de çalışan 403 çalışan üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak temel yetenek farkındalığı ölçeği, KSS ölçeği ve yenilikçilik performansı ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Oluşturulan hipotezler korelasyon ve regresyon analizleri ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda ise temel yetenek farkındalığı ile kurumsal sosyal sorumluluk ve bazı alt boyutlarının yenilikçilik performansı üzerinde etkili olduğu görülmüştür
Farklı branşlardaki elit bayan sporcuların 2. ve 4. (2d:4d) parmaklarının oranının sportif performansa etki eden bazı biyokimyasal ve endokrinolojik parametrelerle ilişkisi
Bu çalışma, elit düzeyde spor yapan farklı branşlardaki bayan sporcuların, 2D:4D oranının sportif performans ve sportif performansa etki eden bazı hormon, vitamin ve mineral değerlerle karşılaştırılması ve ilişkisinin araştırılması amacıyla yapıldı.Araştırma elit düzeyde spor yapmakta olan olimpik spor branşlarındaki kadın sporculardan (n=77) (18 Futbol, 12 Voleybol, 14 Hentbol, 9 Boks, 7 Atletizm, 7 Halter, 10 Taekwondo) ve kontrol grubu sedanter kadın üniversite öğrencilerinden (n=26) olmak üzere toplamda gönüllü 103 kadın denek üzerinde gerçekleştirildi.Her iki elin röntgen filmi çekilerek deneklerin 2D:4D oranı filmler üzerinde belirlendi. Deney ve kontrol gruplarının performans değerleri 30m. sprint ve wingate testi ile tespit edildi. Hormon ve vitamin-mineral değerler yapılan kan analizleri sonucunda belirlendi Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri SPSS 15 istatistik paket programı kullanıldı. Spor branşları ve sedanterler için kan, hormon, parmak oranı, vitamin ve mineral değerleri ve performans özellikleri arasındaki ilişkiler Pearson Korelasyon katsayısı ile hesaplanmıştır. Branşlar arasında farklılığın olup olmadığının belirlenmesi için ANOVA varyans analizi yapılmıştır.Grupların performans düzeylerinin tespit edilmesi amacıyla yapılan PP, AP ve MP değerlenin çalışmaya dahil edildiği wingate ve 30 m. Sptint testlerinde farklı branşlardan oluşan deney grubu ve sedanterler arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fark bulunmuştur ( P<0.05 ). 2D:4D oranı, değişik spor branşlarından oluşan deney grubunun tamamında sedanterlerden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur ( P<0.05 ).Çalışmanın sonuçları, düşük 2D:4D oranı ile sportif performans ve bazı hormon değerleri arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bu bulgulara dayanarak 2D:4D oranının sportif yeteneğin tespitinde önemli bir belirleyici olabileceği söylenebilir.
9-12 yaş erkek masa tenisi sporcularının branşa özgü yetenek düzeyleri ve fiziksel profillerinin araştırılması
Bu çalışma, masa tenisine ait yetenek modeli çerçevesinde farklı kategorilerde seçilmiş masa tenisçilerin vücut kompozisyonları, somatotip değerleri, antropometrik değerleri motorsal yetenekleri, görme ve branşa özgü becerilerini belirlemek ve ilk 12 sırada yer alanlarla karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmaya 9-12 yaş arasında 112 üst düzey erkek masa tenisi sporcusu katılmıştır. Araştırma kapsamında İran'da yapılan İran Ulusal masa tenisi müsabakaları sonucunda elemeyle farklı kategorilerde yer alan (ilk aşamada elenen 53 sporcu C grubu, ikinci aşamaya geçen 47 sporcu B grubu ve ilk 12 sırayı alan sporcu A grubu), toplam 112 erkek masa tenisçi yer almıştır. Sporcuların, motorsal yetenek, görme yeteneği, branşa özgü beceri ve antropometrik özellikleri ölçümüdür. Verilerin analizinde ve yorumlanmasında, Regresyon Analizi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) Testi, gruplar arası farkı belirleyebilmek için Tukey testi kullanılmıştır. Istatistiksel analizler SPSS 16.0 for windows programında yapılmıştır.Çalışma sonucunda; Motorik özellikler (çeviklik, sürat, uzun atlama, mekik ve dikey sıçrama), ile görme yeteneği (yakın sakkadik) değerleri incelendiğinde gruplar arasında farklılıkların anlamlı olduğu ortaya çıkmıştır (p<0.05). Ancak vücut kompozisyonu, somatotip değerleri, antropometrik değerleri ve branşa özgü becerilerinde anlamlı fark çıkmamıştır (p>0.05). Somatokart üzerinde somatotip değerleri 112 sporcu için mezomorf-endomorf ve ilk 12 sırayı alanlar için dengeli ektomorf çıkmıştır.Somatokart üzerinde her üç düzeyin somatotiplerini değerlendirdiğimizde sporcuların seviyeleri ve performansı yükseldikçe mezomorf-endomorf komponenti azalırken, mezomorf-ektomorf ve dengeli ektomorfta artış saptanmıştır. Vücut kompozisyonunu masa tenisinde ne kadar etkili olduğu açıklığa kavuşmamıştır. Ancak görüldüğü gibi mezomorf-ektomorf bileşeni bir çok sporda önemli olduğu kabul edilmektedir. Analiz sonuçlarına göre çeviklik, denge, sürat, uzun atlama, mekik, dikey sıçrama ve yakın sakkadik masa tenisinde performansı olumu yönde etkilemektedir. Bu araştırmada ilk 12 sırayı alanlarda dengeli ektomorf baskın çıkmıştır ayrıca alt sıralamalarda yer alanların VYY ilk 12 sırayı alanlardan daha fazla çıkmiştir. VYY yüksek olması performansı olumsuz yönde etkilemektedir. Bunun nedeni normal gelişim sonucu olabilir. Sonuç olarak doğru eğitim ve beslenme alışkanlığı vücut kompozisyonunu açısından önemlidir.Anahtar Kelimeler: Masa Tenisi, Antropometrik, Somatotip, Motorik Özellikler, Sakkadik
13-17 yaş grubu atlet ve güreşçilerin bazı fiziksel ve fizyolojik parametrelerinin normatif çalışması
Sporda yeteneğin seçilmesi ve yönlendirilmesi aşamalarında verim düzeylerinin objektif kriterlerle belirlenmesi, kullanılacak ölçütlerdeki normları gerekli kılar. Bu amaçla yaptığımız 13-17 yaş grubundaki, Türkiye genelinde 39 farklı ilde spor yapan, erkek atletizm (n=270) ve güreş (n=470) branşlarındaki sporcuların, belirlenmiş ölçütlerdeki normatif çalışması Ekim 2009 ve Mart 2010 tarihleri arasında yapılmıştır.Araştırma grubundaki sporcuların boy uzunluğu, vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi, durarak uzun atlama, 30 m. sürat koşusu, 20 m. mekik koşusu, maksimal oksijen kapasitesi, squat sıçrama, aktif sıçrama, anaerobik güç, sağ ve sol el kavrama kuvveti, sağlık topu atma, 30 sn. mekik, vücut yağ yüzdesi, endomorfi, mezomorfi ve ektomorfi parametreleri için ölçümler yapılmış, atletizm ve güreş branşlarında belirlenen yaş kategorileri için normlar oluşturulmuştur.Ayrıca branşlar hem bir birleriyle hem de kendi içinde karşılaştırılmış, benzerlik ve farklılıklar ortaya konmuştur. Sporcuların yaşlarına paralel olarak parametre değerlerinin arttığı, atletlerin boy uzunluk değerlerinin güreşçilere göre daha yüksek bir ivme kazandığı belirlenmiştir. Aerobik dayanıklılığın, sporcuların yağ oranlarındaki artışa bağlı olarak azaldığı, ayrıca sıçramaya bağlı anaerobik güç yetisinin, sağlık topu atma yetisi ile yakından ilişkili olduğu tespit edilmiştir.Bu araştırma atletizm ve güreş branşlarındaki Türk sporcularına normlara dayalı, görecelilikten uzak olarak seçilme, eğitilme ve yönlendirilme hakkını tanıyacaktır.Anahtar Kelimeler: Atletizm, Güreş, Normatif, Yetenek, Adolesan, Fiziksel, Fizyolojik
Yetenek yönetiminin çalışan performansı üzerine etkileri: Satış elemanları üzerine bir uygulama
Günümüzde işletmeler arasında oluşan rekabet ortamı, işletmelerde elde edilen ürünlerin satışı alanında da üst seviyeye çıkmaktadır. Ürün açısından her alanda birden fazla seçeneğin bulunması rekabeti daha çetin hale getirmektedir. Bu aşamada da karşımıza işletmelerde çalışan insan faktörü çıkmaktadır. Çalışanların yeteneklerinin farkında olan, eğitim ve gelişimleri için fırsatlar sunabilen işletmeler, çalışanlarını en yüksek performansa ulaştırabilmektedirler. Bu çalışmanın amacı, satış elemanlarının yetenek yönetimi uygulamalarının, performanslarına etkisini incelenmektedir. Araştırma Mayıs - Kasım 2022 tarihleri arasında çeşitli sektörlerde satış alanında çalışan 332 katılımcıyla yürütülmüştür. Veriler Demografik Soru formu, Yetenek Yönetimi Ölçeği ve İş gören performansı ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS ve AMOS paket programları kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 kabul edilmiştir. Kurum Desteği puanındaki bir birimlik artış performansı 0,256 puan, yaratıcılık puanındaki bir birimlik artış performansı 0,515 puan, yetenek algısı puanındaki bir birimlik artış performansı 0,614 puan, motivasyon puanındaki bir birimlik artış performansı 0,583 puan, yetkinlik puanındaki bir birimlik artış performansı 0,760 puan, yetenek yönetimi puanındaki bir birimlik artış performansı 0,132 puan artırmaktaydı. Satış elemanların yetenek yönetiminin çalışanlar üzerine etkisini ortaya koymak ve bu ilişkinin performansla ilişkisini ortaya değerlendirmek üzere yapılan bu çalışmada yetenek yönetimi alt boyutlarının ve iş gören performansı ölçeğinin oldukça güvenilir olduğu, yetenek yönetimi alt boyutlarının orta düzeyde pozitif yönde performansı etkilediği, yetenek yönetimi ile performans arasında ise pozitif yönde kuvvetli bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar düşünüldüğünde satış alanında çalışan personellere uygulanacak yetenek yönetimi uygulamalarının satış elemanlarımın performansını artıracaktır. Dolayısıyla kurumsal bazda performansın da artması kaçınılmazdır. İşletmelerde yetenek yönetimi uygulamalarının yaygınlaşması ve performansa dayalı ödüllendirme sisteminin oluşturulması önerilir. Anahtar kelimeler: yetenek, yetenek yönetimi, performans.
Atletizmde yetenek aramasına bağlı olarak 10-12 yaş grubu çocuklarda bazı değişkenler üzerinde normatif çalışma (Ankara ili örneği)
Yetenek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalardan birisi de hangi kriterlere göre seçim yapılarak ne tür branşlara çocukların yönlendirileceği konusudur. Yetenek araması yapılırken çocuklara uygulanan çeşitli test bataryaları ve değişkenler bulunmaktadır. Çocuklar bu değişkenlere göre test edilerek değerlendirmeye alınmakta ve iyi performans gösteren yetenekli çocuklar ayıklanmaktadır.Bu noktadan hareketle sportif ve atletik yeteneğin belirlenmesinde kullanılan çeşitli testlere göre Türk çocuklarının normlandırmasını yapmak, yetenek seçimi yapacak antrenör, spor elemanı vs. ye yol göstermek ve bu konuda yapılacak çalışmalara katkıda bulunmak için yapılan bu araştırma ile bölgesel anlamda da olsa Ankara'daki çocuklar üzerinde normlandırma çalışması yapılmıştır.Ölçümlerde; boy uzunluğu, vücut ağırlığı, kavrama kuvveti, esneklik, dikey sıçrama, durarak uzun atlama, durarak sağlık topu atışı, 20m. hız koşusu, 30 m. hız koşusu, 10 m. maksimal hız, 30 sn. ve 1 dk. mekik, 1.000 m. koş yürü testleri yapılmıştır.Ankara'daki yedi merkez ilçeye bağlı 11 ilk öğretim okulunda eğitim gören öğrencilerden 10-12 yaş grubunda olan 4-5-6 ncı sınıf öğrencilerden yaklaşık %2'si araştırma grubunu oluşturmuştur. Testler farklı sosyo-ekonomik bölgelerden hem devlet hem de özel okullardan öğrencilere uygulanmıştır. Yapılan testler sonucu teste tabi tutulmuş toplam 5.346 çocuktan; kriterlere uyan ve tüm testlere katılım gösteren toplam 4.080 çocuk değerlendirmeye alınmıştır. Test ve ölçümler Aralık 2005- Eylül 2007 tarihleri arasında yapılmıştır.Deneklerin incelenen değişkenlerinin ortalama, standart sapma ve yüzdelik değerleri, SPSS 15 for Windows istatistik programında hesaplanmıştır. Ölçüm sonuçlarının aritmetik ortalaması (X), standart sapması (SS) ve %1, 10, 25'lik değerleri tespit edilmiştir.Bu alanda yapılan özellikle ön testlerin çoğunun basit saha testlerinden oluşmasının yanında bu noktada antrenörün gözlemlerinin henüz en önemli bilgiyi sağladığı belirtilmekle birlikte, kendini bazı ortamlarda geri planda tutan ve gerçek performansını gösteremeyen bir sporcuya oranla normal değerlere sahip olan bir sporcu daha iyi performans gösterebilecektir. Bu durumda da unutulmaması gereken bu yaş grubu için testlerin tek başına bir şey ifade etmeyeceği, antrenörün gözleminin de objektif sonuçlar kadar önemli olduğudur.Anahtar Kelimeler : Yetenek Seçimi, adolesan, normlandırma, atletizm
Görsel sanatlarda üstün yetenekli çocukların sanat eğitimi ile ilgili öğretmen görüşleri ve değerlendirmesi
Bu araştırmada görsel sanatlarda üstün yetenekli çocukların sanat eğitimi ile ilgili ülkemizde yapılan çalışmalar araştırılarak, üstün yetenekli bireylerin eğitim aldığı Bilim ve Sanat Merkezleri ile Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri resim/resim-iş öğretmenlerinin konu ile ilgili görüşlerinin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden 31 Bilim ve Sanat Merkezi resim/resim-iş öğretmeni ile 38 Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri resim/resim-iş öğretmenlerine 11 sorundan oluşan bir anket uygulanmıştır. Betimsel yöntem kullanılarak hazırlanan bu çalışmada veriler; anket, gözlem ve görüşme yöntemlerinin bir arada kullanılmasıyla elde edilmiştir.Yapılan araştırmadan elde edilen bulgulara göre, araştırmaya katılan resim/resim-iş öğretmenlerinin büyük bir çoğunluğu üstün zeka ve üstün yetenek kavramını ?yaşının üzerinde zihinsel performans gösterebilenler? olarak algıladıkları, görsel sanatlarda üstün yetenek kavramını ise ?farklı bakış açısı ve algıya sahip olan, doğru gören, doğru ifade edebilen ve yorumlayabilenler? olarak algıladıkları belirlenmiştir.Üstün yetenekli çocukların eğitimi konusunda Bilim ve Sanat Merkezleri resim/resim-iş öğretmenlerinin büyük bir çoğunluğunun hizmet içi eğitim seminerleri aldıkları, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri resim/resim-iş öğretmenlerinin ise konuyla ilgili herhangi bir özel eğitim almadıkları tespit edilmiştir. Görsel sanatlarda üstün yetenekli çocukların eğitimi konusunda ise, herhangi bir özel eğitim almadıkları belirlenen resim/resim-iş öğretmenlerinin üstün yetenekli çocuklara sanat eğitimi verecek öğretmenlerin özel eğitim almaları gerektiği görüşünde oldukları tespit edilmiştir.Araştırmaya katılan resim/resim-iş öğretmenlerinin büyük çoğunluğu görsel sanatlarda üstün yeteneğe sahip çocuklara sanat eğitimi verecek öğretmenlerin, alanına hakim, bilgili, deneyimli eğitimciler olması gerektiği ve bu çocuklara okul öncesinden itibaren başlayan bir eğitim verilmesi gerektiği görüşünde olduklarını belirtmişlerdir.Üstün yetenekli öğrencilere sanat eğitimi verilen okulların mimari yapılarının sanat eğitimine uygun olmadığı, bu okulların yeterli araç-gereç ve donanıma sahip olmadığı, uygulanmakta olan ders süresinin yetersiz olduğu, bunun da eğitime olumsuz yansıdığı, görüşüne katılan öğretmenler, sanat eğitimine uygun bir mimari yapının oluşturulması, ders sürelerinin artırılması gerektiği ve okulların sanat eğitiminde ihtiyaç duyulabilecek araç?gereçler ile donatılması gerektiği görüşünde oldukları belirlenmiştir.Sonuç olarak sanatta üstün yetenekli çocukların ülkenin önemli insan kaynaklarından olduğu, bu çocukların özel bir eğitime ihtiyaç duyduklarının kabul edilmesi ve bu çocukların kaybolup gitmemeleri için yetkililerin girişimde bulunmaları gerekmektedir.Anahtar kelimeler: Sanat, eğitim, sanat eğitimi, görsel sanatlar, üstün yetenek, görsel sanatlarda üstün yetenek
Çalışanların yetenek yönetimi algısının iş motivasyonuna etkisi
Kurum stratejilerinin geliştirilmesi, insan kaynakları rolündeki en önemli değişimdir. İşletmelerde rekabet avantajı sağlanabilmesi için stratejik yaklaşım oldukça önemlidir. İş stratejilerinin geliştirilmesiyle birlikte, insan kaynakları odak noktası durumuna gelmiştir. İnsan kaynakları yönetiminin örgüt içerisinde giderek etkinleşmesi, insan unsurunu öne çıkarmıştır. Yetenek yönetimi, çalışanları sürekli olarak değerlendirerek geri bildirim sağlamaktadır. Dolayısıyla hangi stratejik yeteneklerin kazanılması gerektiği konusunun da belirlenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda işletmeler, yetenek temelli stratejik insan kaynakları yönetimi yöntemleri geliştirmelidirler. İşletmelerin başarısı sahip oldukları kaliteli insan kaynağı ve bu kaynaklardan faydalanabilme derecesi ile ilişkilendirilmektedir. Çalışan motivasyonunun ve veriminin artırılması için insan kaynaklarının gereksinimlerine cevap verecek nitelikte stratejilerin edinilmesi, hızla değişen ve gelişen şartlar karşısında işletmelerin personel yönetiminden yetenek yönetimine doğru dönüşümü oldukça önemlidir. Bu araştırmanın amacı da, yetenek yönetimi uygulamalarının çalışanların motivasyonlarına etkisini belirlemektir. Bu nedenle yetenek yönetiminin boyutları incelenmiş ve bir bilgi teknolojileri işletmesinde ankete dayalı araştırma gerçekleştirilmiştir. Bilişim sektöründe görev alan 190 çalışana yetenek yönetimi ve iş motivasyonu ile ilgili sorular yöneltilerek yetenek yönetimi boyutlarının çalışan motivasyonuna etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada yetenek yönetimini ölçmek üzere kullanılan ölçeğin boyutları; kuruma güven, öz yeterlilik algısı, kurum desteği ve operasyonel uyum, iş tatmini ve yetkinliktir. Araştırma sonucunda yetenek yönetimi boyutlarının iş motivasyonu ile pozitif yönde ilişkisi olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, işletmelerde yetenek yönetimi uygulanmasının çalışan motivasyonu üzerinde etkisinin önemli olduğu yorumuna ulaşılabilir. Anahtar Kelimeler: Yetenek, yetenek yönetimi, insan kaynakları stratejileri, iş motivasyonu
Hindistan'daki anaokulu ve ilkokul çağı çocuklarının müzik işitme yeteneği ile evdeki müziksel ortamları arasındaki ilişki
Bu araştırmada, Hindistan'daki okul öncesi ve ilkokul çocuklarının müzik yetenekleri ile evdeki müzik ortamları arasındaki ilişkilerin ortaya konması amaçlanmıştır. Veriler Hayderabad'da bulunan bir özel okulda araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 88 veli ve öğrenciden elde edilmiştir. Evdeki müzik ortamlarına dair veri toplamak için Brand (1985)'ın Evdeki Müziksel Ortam Ölçeği (HOMES) kullanılmıştır. Çocukların gelişim dönemlerindeki kritik yaşlar seçilmiş olup, sınıf düzeyleri anaokulu, 1. ve 3. sınıflar olarak belirlenmiştir. Çocukların müzik yeteneklerini belirlemek üzere Edwin E. Gordon (1979)'un geliştirmiş olduğu Temel Müzik İşitme Testi (PMMA) testi uygulanmıştır. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmada, toplanan verilere geçerlik ve güvenirlik analizleri, puan aralıklarını saptamak için kümeleme analizi, ilişkiyi saptamak amacıyla korelasyon testleri uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara dayanarak; a) Evdeki müziksel ortamın müzik yeteneğini yordadığı, (b) Hindistan'da çocuklara evde yüksek düzeyde müziksel ortam sunulduğu, c) Müziksel işitme yeteneğinin çocuk gelişiminin diğer basamakları beraberce ilerlediği sonuçlarına varılmıştır.
Müziksel yeteneğin ölçümü
ÖZET Müzik yeteneğini ölçmek üzere algılama ve performans alanında dünyada bir çok standartlaştırılmış test geliştirilmiştir. Bu testler ülkemizde büyük bir çoğunluk tarafından tanınmamakta ve bu konuyla ilgili ölçme araçları geliştirmeye yönelik çalışmalara pek rastlanmamaktadır. Bu araştırma, Müzik Eğitimi Anabilim Dallan giriş yetenek sınavlarını sorgulayarak, bu konuda dünyada kullanılan ölçekleri tanıtmak ve bunun ışığında müziksel algılama ve performansı ölçen ölçme araçları geliştirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklem gurubunu Gazi Üniversitesi, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dallarında bireysel çalgı eğitimi dersini veren 55 öğretim elemanı, 2002- 2003 öğretim yılı girişli 1 14 öğrenci oluşturmaktadır. Öncelikle problem durumunu açığa kavuşturmak için müzik eğitimi anabilim dalları giriş yetenek sınavlarının müziksel işitme alanına ait puanlan standart bir ölçme aracı olan Seashore Müziksel Yetenek Ölçümleri ve Müziksel Algılama Testi puanlarıyla karşılaştırılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen Müziksel Algılama Testine ilişkin geçerlik ve güvenirlik analizleri sonucu pozitif ve anlamlı bulunmuştur. Öğrencilerin müziksel algılama ölçeği puanlan, Seashore müziksel yetenek ölçümleri puanlan ve giriş yetenek sınavlarındaki müziksel işitme alanına ait puanlan ile bir dönendik müzik teorisi ve işitme eğitimi dersi ortalamaları karşılaştırılmıştır. Karşılaştırmalar sonucunda öğrencilerin müziksel algılama testinden aldıkları puanlar ile müzik teorisi ve işitme eğitimi dersindeki basan puanlan arasında pozitif yönde, anlamlı; Seashore Müziksel Yetenek Ölçümlerinden aldıkları puanlar ile müzik teorisi ve işitme eğitimi dersindeki basan puanlan arasında pozitif yönde, anlamlı; GYS'nin müziksel işitme alanından aldıkları puanlar ile müzik teorisi ve işitme eğitimi dersindeki basan puanlan arasında pozitif yönde, anlamlı bir ilişki bulunmuştur.Araştırmanın bir başka boyutunu oluşturan müziksel performans alanında yapılan değerlendirmelere ilişkin durum tespitine ihtiyaç duyulmuştur. Bu amaçla Müzik Eğitimi Anabil im Dallarında görev yapan 55 öğretim elemanı tarafından anket cevaplanmış ve bulgular istatistiksel işlemlerle tablolar haline getirilmiştir. Öğretim elemanlarının büyük bir çoğunun standart ölçekleri hiç tanımadığı, geliştirdikleri bir ölçekten kısmen yararlandıkları ve bu ölçeklerin standart bir ölçekte olması gereken özellikleri taşımadığı görülmüştür. Bunun dışında giriş yetenek sınavlarının çalgı ve ses atanma ait puanlarla bir dönemlik bireysel çalgı ve ses eğitimi dersi ortalamaları karşılaştırılmıştır. Araştırmanın müzik eğitimi anabilim dallarında öğrenim görecek öğretmen adaylarının müzik yeteneğinin sağlıklı belirlenmesine ışık tutarak daha nitelikli eğitimin sağlanmasına katkıda bulunacağı düşünülmektedir.
Rekabet gücünün belirleyicileri olarak firma yetenekleri farklılaştırma stratejileri ve firma performansı ilişkisi
Günümüzde artan rekabet karşısında firmalar rakipler karşısında iç ve dış çevrelerini analiz ederek yeteneklerine uygun stratejiler belirlediklerinde rekabet gücü elde etmektedirler. Araştırmamızda firma yeteneklerinin, farklılaştırma stratejilerinin aracı etkisi ile firma performansına sağladığı katkının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Marmara Bölgesinde, İSO birinci 500 ve İSO ikinci 500 de bulunan firmalardan anketler toplanmış, araştırma modeli ve hipotezler oluşturulmuştur. Değişkenlerin ilişkilerini ölçmek için istatistik paket programları kullanılarak bağımlı ve bağımsız değişkenler ayrı ayrı faktör analizine tabi tutulmuştur. Faktörlere ait Cronbach Alpha değerlerinin 0,7'nin üzerinde olması sonucunda ölçeklerin güvenilir olduğu doğrulanmıştır. Korelasyon ve regresyon analizleri ile firma yetenekleri ve firma performansı arasında anlamlı ve olumlu ilişki olduğu tespit edilmiştir. Regresyon analizinde farklılaştırma stratejileri analize dahil edildiğinde firma yetenekleri ve firma performansı arasında farklılaştırma stratejilerinin etkisinin ortadan kalkmadığı ancak Beta değerlerine bakarak etkisinin azaldığı ve kısmi aracılık etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Firmalar yeteneklerini kullandıklarında, ürün ve hizmetlerde yaptıkları yeniliklerle, farklılaştırma stratejilerinin aracılık etkisi ile mali büyüme performansını arttırdıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Zekâ oyunlarının ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin uzamsal yeteneklerine ve uzamsal yetenek öz-değerlendirmelerine etkisi
Araştırmada, zekâ oyunlarının ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin uzamsal yeteneklerine ve uzamsal yetenek öz-değerlendirmelerine etkilerini belirlemek amaçlanmıştır. Öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desene göre tasarlanan araştırma, iki deney ve iki kontrol grubu ile yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu, 2016–2017 eğitim-öğretim yılı Diyarbakır ili merkezinde bulunan İMKB Hattat Hamid Aytaç Ortaokulu'nda seçmeli zekâ oyunları dersini seçen ve bu dersi seçmeyen toplam 117 yedinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Zekâ oyunları dersini seçip somut materyallerle zekâ oyunları etkinliklerinin gerçekleştirildiği grup deney-I, zekâ oyunları dersini seçip bilgisayar ortamında zekâ oyunları etkinliklerinin gerçekleştirildiği grup deney-II, zekâ oyunları dersini seçip ZODÖP tarafından önerilen zekâ oyunları etkinliklerin gerçekleştirildiği grup kontrol-I, bu dersi seçmeyen ve zekâ oyunları ile ilgili herhangi bir etkinliğin gerçekleştirilmediği grup ise kontrol-II grubu olarak kullanılmıştır. Araştırmada uzamsal yetenek; uzamsal görselleştirme, uzamsal ilişkiler ve uzamsal yönelim bileşenlerinde ele alınmıştır. Dokuz hafta süren denel işlemlerin öncesi ve sonrası veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen "Uzamsal Görselleştirme Testi (UGT)", "Uzamsal İlişkiler Testi (UİT)", "Uzamsal Yönelim Testi (UYT)" ve Turğut (2015b) tarafından geliştirilen, araştırmacı tarafından yedinci sınıf öğrencilerine uyarlanan "Uzamsal Yetenek Öz-Değerlendirme Ölçeği (UYÖDÖ)" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistikler, ilişkili örneklemler için t-testi ve ilişkisiz örneklemler için tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Yapılan analizlerde, anlamlı farkın bulunduğu durumlarda ortaya çıkan farkın büyüklüğü etki değeri ile incelenmiştir. Verilerin analizinden elde edilen bulgulara göre; Deney-II grubundaki öğrencilerin iki boyutlu uzamsal görselleştirme becerilerindeki gelişme, deney-I grubundaki öğrencilere göre; hem deney-I hem de deney-II grubundaki öğrencilerin iki boyutlu uzamsal görselleştirme becerilerindeki gelişme ise kontrol-I ve kontrol-II grubundaki öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek çıktığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, deney-I ve deney-II grubundaki öğrencilerin üç boyutlu uzamsal görselleştirme becerilerindeki gelişmeler arasında anlamlı bir farklılık olmadığı ve her iki gruptaki öğrencilerin üç boyutlu uzamsal görselleştirme becerilerindeki gelişmelerin kontrol-I ve kontrol-II grubundaki öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek çıktığı belirlenmiştir. Dahası, kontrol-I grubundaki öğrencilerin üç boyutlu uzamsal görselleştirme becerilerindeki gelişme, kontrol-II grubundaki öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Deney-I ve deney-II grubundaki öğrencilerin iki ve üç boyutlu uzamsal ilişkiler becerilerindeki gelişmeler arasında anlamlı bir farklılık olmadığı ve her iki gruptaki öğrencilerin iki ve üç boyutlu uzamsal ilişkiler becerilerindeki gelişmelerin ise kontrol-I ve kontrol-II grubundaki öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek çıktığı tespit edilmiştir. Deney-I, deney-II, kontrol-I ve kontrol-II grubundaki öğrencilerin uzamsal yönelim becerilerindeki gelişmeler arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmamıştır. Deney-I grubundaki öğrencilerin nesne manipülasyon uzamsal yetenek öz-değerlendirmelerindeki gelişmenin, deney-II grubundaki öğrencilere göre; hem deney-I hem de deney-II grubundaki öğrencilerin nesne manipülasyon uzamsal yetenek öz-değerlendirmelerindeki gelişmenin ise kontrol-I ve kontrol-II grubundaki öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek çıktığı belirlenmiştir. Deney-I, deney-II, kontrol-I ve kontrol-II grubundaki öğrencilerin uzamsal seyir yeteneği ve görsel hafıza öz-değerlendirmelerindeki gelişmeler arasında anlamlı bir farklılık olmadığı ortaya çıkmıştır.
İşe alım sürecinde yetenek yönetimi uygulamasının etkisi
Günümüz dünyasında yaşanmakta olan küresel değişimler, örgütleri sert bir rekabet ortamında varlıklarını sürdürmeye zorlamaktadır. Böyle bir ortamda varlıklarını sürdürmek isteyen örgütlerin değişime ve gelişime uyum sağlamaları gerekmekte, rekabette öne geçebilmek ve sürdürülebilir bir başarı sağlayabilmek için ise insan kaynağı faktörünün önemine varmaları gerekmektedir. Sert rekabet koşulları karşısında insan kaynağı faktörünün taklit edilemez, kopyalanamaz ve örgütler için ayırt edici bir unsur olan yeteneklere yönelmek zorunlu bir hal almıştır. Yeteneklerin ayırt edici gücünden faydalanamayan örgütlerin, giderek ağırlaşan rekabet koşulları karşısında varlıklarını sürdürebilmeleri zordur. Yaşanan bu değişimler yetenek yönetimi kavramını ortaya çıkarmış ve örgütler için giderek kritik bir başarı faktörü olarak tanımlanmaya başlamıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de faaliyet gösteren bankaların yetenek yönetimi uygulamalarının, işe alım sürecine etkisi ile elde edilen hipotezler doğrultusunda çalışanların performansına, başka yetenekleri örgüte çekmesindeki etkileri ve bankaların geleceğin yöneticilerini/liderlerini yetiştirmesindeki etkilerini incelemektir. Yapılan araştırmadan elde edilen verilere göre, yetenek yönetimi uygulamasının hem çalışan performansı üzerinde, hem başka yetenekleri örgüte çekmesinde hem de bankaların geleceğin yöneticilerini/liderlerini yetiştirmesinde olumlu etkisinin olduğu saptanmıştır.
Tükenmişlik ve yetenek yönetiminin çalışan performansı üzerine etkisi: Sağlık sektöründe bir uygulama
Araştırmanın amacı; tükenmişlik ve yetenek yönetiminin sağlık setöründeki çalışanların performanslarına etkisini belirlemektedir. Bu bağlamda, tükenmişlik ve yetenek yönetiminin çalışan perfonması üzerine etkisi, stresin yoğun olduğu iş kollarından sağlık sektöründe bir uygulama üzerinden detaylı bir şekilde ele alınmış ve bu üç kavram arasında ilişki olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırma kapsamında İstanbul ilinde faaliyet gösteren Kamu ve Özel Hastanelerdeki görev yapan 395 sağlık çalışanından anket yoluyla elde edilen veriler SPSS 24.0 ve R İstatistik programındaki YEM (Yapısal Eşitlik Modeli) fonksiyonu aracılığı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda çalışanların çalışma mesaileri, mesleklerini isteyerek seçme, uyku problemi ve mesleklerini kendileri için uygun görme durumlarına göre genel mesleki tükenmişlik ile alt boyutları olan duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı boyutları algılarında; çalıştıkları birime göre genel mesleki tükenmişlik algıları arasında; mesleklerini kendileri için uygun görme durumlarına göre yetenek yönetimi algılarında ve çalıştıkları birime göre çalışma performansı algıları arasında anlamlı farklara rastlanmıştır. Ayrıca yetenek yönetiminin, çalışan performansını olumlu, bireylerin mesleki tükenmişlik düzeylerinin çalışma performanslarını ise olumsuz etkilediği, yetenek yönetimi ile mesleki tükenmişlik arasında negatif bir ilişkinin olduğu ve mesleki tükenmişliğin yetenek yönetimi üzerinden dolaylı olarak çalışan performansını etkilediği sonuçlarına ulaşılmıştır.
Yetenek yönetiminin çalışan performansına etkileri
Globalleşen dünya ile birlikte rekabet koşulları değişmiş, insan faktörü daha da değer kazanmıştır. Rekabette farkındalık yaratmak isteyen işletmelerin insan potansiyelini verimli kullanabilmesi ve doğru yönetebilmesi gerekmektedir. Bu noktada insana ve yetenekli çalışana değer veren yetenek yönetimi yaklaşımının insan kaynaklarına entegre edilmesi oldukça önem arz etmektedir. Yetenek yönetimi, yetenekli yüksek potansiyel sahibi bireyleri bulmayı, işletmeye çekmeyi, elde tutmayı, geliştirmeyi ve doğru yönetmeyi ifade etmektedir. Bu tez çalışmasının amacı; yetenek yönetiminin çalışan performansı üzerindeki etkilerini incelemek ve bu etkilerin bazı demografik özelliklere göre (yaş, cinsiyet, eğitim, statü, mesleki tecrübe vb.) farklılık gösterip göstermediği belirtmektir. Çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde yetenek yönetimi kavramı ve süreci, üçüncü bölümde performans, değerlendirme yöntemleri ve çalışan performansını etkileyen faktörler, dördüncü bölümde anket çalışması yer almaktadır. Anket çalışması yetenek yönetiminin uygulandığı kurumlarda 504 çalışana uygulanmıştır. Anket çalışmasının güvenirliği SPSS programı ile kontrol edilmiş olup, faktör analizi, korelasyon analizi, regresyon analizi yöntemi ile incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, yetenek yönetiminin çalışan performansı üzerinde pozitif yönlü bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir.
Yetenek yönetiminin firma performansına etkisi
Günümüz koşullarında hızla değişen ve gelişen dünyaya bağlı olarak rekabet piyasasının koşulları da giderek zorlaşmaktadır. Firmalar sürdürebilir rekabet avantajı elde etmek ve bu avantajı koruyabilmek adına çeşitli stratejiler geliştirmek adına çalışmalar yapmaktadır. Bu koşullar göz önünde bulundurulduğu firmaların performansı ve dolayısı ile bu performansı etkileyen faktörler önemli hale gelmeye başlamıştır. Bu çalışmanın temel amacı işletmeler açısından yetenek yönetimi kavramının önemini vurgulayarak kavramın, firma performansı üzerindeki etkisini incelemektir. Bununla birlikte, örgüt kültürü ve örgüt iklimi kavramlarının firma performansı üzerindeki etkisi çalışma kapsamında ele alınmıştır. Araştırmada örgüt kültürü, örgüt iklimi, yetenek yönetimi ve firma performansı alt başlıklarından oluşan 58 soruluk anket kullanılmış, rastgele dağıtım metodoyla İstanbul'da faaliyet gösteren 61 firma çalışanına ulaştırılmış ve elde edilen datalar SPSS 17 programında analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında gerçekleştirilen analizler sırası ile; güvenilirlik, faktör, korelasyon ve regresyondur. Araştırma bulgularına göre tüm alt faktörler arasında orta kuvvette korelasyon bulunmuştur. Özellikle performans faktörleri ile ilişki içerisinde olan alt faktörlere bakıldığında yetenek yönetiminin ilk 2 boyutunun kuvvetli bir düzeyde mali ve büyüme performansını etkilediği gözlemlenmektedir. Diğer bir deyişle, bire bir ilişkilere bakıldığında yetenek yönetimine verilen önem mali ve büyüme performansında artış sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler : Örgüt Kültürü, Örgüt İklimi, Yetenek Yönetimi, Firma Performansı
Yetenek yönetimi uygulamaları ile etkin kaynak planlama: İş gücü yönetimi üzerine
Birçok araştırmacı tarafından davranış değişikliklerinin ana belirleyicileri olarak tanımlanan yetenek ve öz yeterlilikler iş gücündeki verimliliğin göstergesidir. Çalışanların duygu, düşüncelerini oluşturup, beklenen davranışı biçimlendiren tutumları ortaya koyması ve bunun amir ve yöneticiler tarafından doğru algılanması her iki tarafında algılarına bağlı olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Amir ve yöneticilerin tutum ve davranışlarına karşı, çalışan olumlu ya da olumsuz düşünceleri zamanla tutumların oluşmasına etki etmekte böylece davranışlarını yönlendirerek büyük ölçüde belirlemektedir. Amir ve yöneticiler için ise bu maksimum potansiyele sahip iş gücü yaratmak için bu tutumları iyi süzmeli ve iş gücünü olumsuzluklardan arındırarak hazırlamalıdır. Bu nedenle astlara karşı tutumların ve davranışların, kalıcı ve verimli iş gücü oluşturulmasında çok büyük etkisinin etki olduğu düşünüldüğü bu araştırmada, amir ve yöneticilerin astlara karşı tutumları incelenerek, aralarındaki ilişki betimlenecek ve geliştirdikleri davranışların yeteneklerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ortaya konulacaktır. Veri toplama aracı olarak, astlara karşı tutum ölçeği, öz yeterlilik ölçeği ve kişisel bilgiler anketi kullanılmıştır. Katılımcıların özelliklerinin gösteriminde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde ise; ölçeklerin dağılımlarının normal olup olmadığı Kolmogorov-Smimov testi ile test edilmiş, normal dağılım gösterenler t-testi ve Varyans (anova) analizi ile normal dağılım göstermeyenler ise Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis h testi ile analiz edilmiştir. Farkların hangi gruplar arasında olduğu ise Tukey Hsd testi ile test edilmiştir. Ölçekler arasındaki ilişkilerde normal dağılım gösterenler Pearson Momentler çarpımı korelâsyonu ile normal dağılım göstermeyenler ise Spearman sıra farkları korelâsyonu ile test edilmiştir. Yönetici öz yeterlilik algıları bakımından; iş tecrübesine, katılımcıların görev yaptıkları firmaların sektörel düzeylerine göre gruplar arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Astlara yönelik tutum ile takım yönetimi alt boyutlarında ve toplam öz yeterlilik arasında, çalışma ahlakı ile çalışma stratejileri ve etkileşim alt boyutları arasında anlamlı ve zayıf bir ilişki bulunmaktadır.
Duygusal yetenek ile temel yetenekler arasınddaki ilişkiler ve işletme performansına etkileri
İşletme yönetiminin ve stratejinin öncelikli ilgilendiği konu, değer yaratmak ve bunu sürdürmektir. Değer yaratma süreci müşteriye değer sunmakla başlar. Nadir ve değerli kaynaklara sahip olmak ise değer yaratmanın temelini oluşturur. Örgütsel yetenek kavramı, işletme performansının işletmenin sahip olduğu nadir, değerli, taklit edilemez ve yeri doldurulamaz kaynaklarıyla açıklanabileceğini öne süren Kaynak Temelli Görüş'e (RBV) dayanmaktadır. Kaynaklar demetinin ve tamamlayıcı örgütsel bileşenlerin kombinasyonu örgütsel yetenekleri oluşturabilir. Rekabette eşsiz olan bu yeteneklerden bazıları örgütsel yetkinlikleri ortaya çıkartır. Örgütsel yetkinliklerden biri de, örgütsel yetenek ve duygusal zekâ kavramlarına dayanan duygusal yetenektir.Bu çalışmada, duygusal yetenek ile temel yetenekler arasındaki ilişkiler ve işletme performansına etkileri araştırılmıştır. Türkiye'in çeşitli bölgelerinden 211 işletmenin 307 yöneticisinden elde edilen veriler, öncelikle faktör ve güvenilirlik analizlerine tabi tutulmuşlardır. Hipotezleri test etmek üzere yapılan regresyon analizleri sonucunda ise, duygusal yeteneğin işletme performansını ve temel yetenekleri olumlu yönde etkilediği, ayrıca temel yeteneklerden teknoloji, pazarlama ve yönetim yeteneklerinin de işletme performansını olumlu yönde etkiledikleri bulgularına ulaşılmıştır. Son olarak, yöneticilere ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmaktadır.