Educational policies

158 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Eğitimde yeni istihdam politikaları ve esnek çalışma ilişkileri: Eskişehir'de ücretli öğretmenler üzerine bir saha araştırması

Bu araştırmanın temel amacı, ücretli öğretmenlerin çalışma koşullarını, yaşam standartlarını, çalışma ilişkilerini ve emek süreçlerini nasıl deneyimlediklerini anlamaya ve açıklamaya çalışan sosyolojik bir analiz yapmaktır. Araştırma genel çerçevede neoliberal süreçle değişen çalışma hayatını, yeni istihdam biçimleri ve eğitimdeki esnekleştirme sürecini, eğitimin ticarileştirilmesini, bilginin ve eğitim kurumlarının piyasalaşmasını ve öğretmenlik mesleğinde yaşanan yapısal dönüşümler hakkında ücretli öğretmenlerin tutum ve görüşlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra araştırma kapsamında okul idarecilerinin ve eğitim sendikalarının yönetici görüşleri de ele alınarak konuya dair farklı bakış açıları sunulmaktadır. Bu çalışma nitel araştırma yöntemine dayalı olarak yapılmaktadır. Çalışmanın grubunu, Eskişehir'de, MEB'e bağlı okullarda esnek ve güvencesiz istihdam edilen 33 ücretli öğretmen ve 19 okul idarecisinin yanı sıra 4 eğitim sendika yöneticisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak tüm bu eğitim bileşenlerinin esnek ve güvencesiz istihdam biçimlerine yönelik görüşleri nitel veri toplama tekniklerinden görüşme tekniği ile alınmıştır. Saha çalışmasından elde veriler çerçevesinde değerlendirildiğinde, öğretmenlik mesleğindeki istihdam çeşitliliği ve yapısal dönüşümler ücretli öğretmenlerin hayatında ekonomik, sosyal, kültürel ve mesleki yönlerden birçok farklılıklar ortaya çıkarmıştır. Ücretli öğretmenler düşük ücretle, iş güvencesizliğiyle, gelecek belirsizliğiyle, iş yoğunluğu ve düzensiz çalışma saatleri ile baş etmektedirler. Okul idarecilerine ücretli öğretmenlik istihdamı ek iş yükü getirmektedir. Ayrıca, ücretli öğretmenlik istihdamı, farklı çalışma koşulları ve sunulan kurumsal fırsatların zayıflığı nedeniyle hem öğretmenlik mesleğinin prestijinin ve çekiciliğinin azalmasına hem de aynı kurumda aynı işi yapan insanların daha kötü olanaklara sahip olmasının çalışma barışının ve kurum kültürünün oluşmasında çok büyük bir engel oluşturduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Esnek çalışma, Ücretli öğretmenlik, Güvencesizlik, Metalaşma, Proleterleşme, Eskişehir

Esnek çalışmaEğitimEğitim politikaları+7
Nilgün Dali
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Göçmenlere yönelik eğitim politikalarının entegrasyona etkisi: Türkiye ve Almanya örnekleri

Bu araştırma, çeşitli nedenlerle Türkiye'ye göç eden Suriyeliler ve Almanya'ya göç eden Türkiyelilerin göç ettikleri ülkelerde gördükleri eğitimin entegrasyon sürecine etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Göç, isteğe bağlı ya da zorunlu hangi sebeple gerçekleşmiş olursa olsun sonrasında yaşanan süreçler ciddi benzerlik göstermektedir. Zira göç sonrasında ev sahibi ve göç eden toplumlar bir şekilde etkileşime girerek yeniden bir toplumsal uyum dengesi sağlamak durumunda kalmaktadır. Uyum dengesinin yeniden sağlanması sürecine eğitimin etkisinin anlaşılmaya çalışıldığı bu çalışmada, Türkiye ve Almanya'dan toplam 30 katılımcıyla yarı yapılandırılmış mülakat yöntemiyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Salgın şartlarından dolayı görüşmelerin çoğu Whatsapp programı aracılığıyla görüntülü olarak uzaktan yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda oluşturulan yazılı metinlerden temalar oluşturulmuş ve veriler analiz edilmiştir. Veri analizi sonucunda göçmenlerin yaşamlarında karşılaştıkları en temel sorunlardan birinin dil sorunu olduğu ve bu sorunun ancak nitelikli bir eğitim süreciyle aşılabileceği tespit edilmiştir. Bununla birlikte refah düzeyi yüksek bir ülke olan Almanya'daki Türkiye kökenli göçmenlerin göç ettikleri ülkeden memnuniyetlerinin oldukça yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum Almanya'nın uzun yıllardan beri göç ülkesi olmasından dolayı göçmenlere dönük eğitim, sağlık ve sosyal hizmet imkanlarını geliştirme konusunda ciddi mesafe aldığını göstermektedir. Öte yandan Türkiye'deki Suriye kökenli göçmenlerin göç ettikleri ülkeden genel olarak memnun olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum Türkiye'nin göçmenlere yönelik politikalarını yeni yeni oluşturmaya çalışan bir ülke olduğunu ve bu konuda henüz yolun başında olduğunu göstermektedir.

AlmanyaBütünleşmeEğitim politikaları+6
Yusuf Uslu
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk modernleşme tarihi çerçevesinde Demokrat Parti dönemi (1950-1960) eğitim politikalarının ideolojik içeriği üzerine bir inceleme

Bu çalışmada, Osmanlı-Türk modernleşmesinin ana etkeni olan eğitim politikaları, dönemin şartlarına bağlı kalarak büyük bir dönüşüm, gelişim Batılılaşmayla beraber sosyolojik ve ideolojik fraksiyonlara bölünmesi neticesinde, neden olduğu siyasal ve toplumsal değişimleri incelemek üzere hazırlanmıştır. Eğitim politikaları, son dönem Osmanlı ve Cumhuriyet rejiminin kurulmasıyla birlikte büyük oranda bir Batılılaşmaya doğru evrilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin, içerisinde bulunduğu siyasi yalnızlıktan kurtulmak için Batı ile yakınlaşması nedeniyle demokratikleşme zorunluluğu, eğitim başta olmak üzere birçok noktada kendini hissettirmiştir. Milli, çağdaş ve seküler bir yönetim benimsetilme amacıyla tek parti iktidarının egemen olduğu 1923-1950 yılları, birçok olumlu-olumsuz zıt tezleri beraberinde getirmiştir. Cumhuriyet dönemi Milli eğitim ideolojisi, büyük oranda bir okuma-yazma seferberliği ve dogmatik fikirlerden arınmaya sebebiyet verdiği için devrim niteliğinde uygulamalarının da olmasıyla, sosyolojik ve ideolojik etkenleri tüm toplumu olumlu ve olumsuz anlamda etkilediği gözlemlenmiştir. Dönemin toplumsal ve siyasal anlamda köklü değişime hazır olmaması nedeniyle de demokrasi dışı, tamamıyla bir üst zümrenin cılız bir halk söylemi üzerinden politika geliştirdiği ortaya konulmuştur. Özellikle bu dönemde; demokratik söylemler ışığında, despotik uygulamaların da yürütüldüğüne dair tezler kuvvet kazanmıştır. Türk siyasal hayatında demokrasinin pratiğe geçişi, tek parti (CHP) içerisindeki ekonomik bölünmeyle ortaya çıkan Demokrat Parti (DP) aracılığıyla olmuştur. Türk modernleşme tarihi çerçevesinde DP, halka mal edilen eğitim olgusunu kullanarak, liberal muhafazakâr nesil yetiştirme eğiliminde politikalar uygulanmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) halka benimsetmeye çalıştığı seküler ve çağdaş eğitim modeli, Demokrat Parti (DP) döneminde bir zümrenin etkisinde, çoğunlukla da halkın ve çeşitli aktörlerin istekleri doğrultusunda şekillenmiştir. DP'nin bu noktada iradeli bir politika geliştirememesi nedeniyle, demokratik bir yönetim olduğuna dair tezlerin yanında kukla bir yönetim olduğu da ortaya atılmıştır. Bu hareketler doğrultusunda eğitim faktörü, mevcut ve gelecek nesiller üzerinden sürekli bir değişiklik ve konum elde etme yarışına maruz kalmıştır. Cumhuriyet döneminde benimsetilmeye çalışılan seküler eğitim modeli, Demokrat Parti (DP) iktidarıyla dinsel, küresel ve sömürgeci aktörlerin yönlendirmeleriyle birden çok ideolojik formasyona bölünmüştür. Türkiye Cumhuriyeti'nde sağ-sol ikileminin neden olduğu muhafazakâr ve seküler söylemler, her hükümet değişikliği ile birlikte eğitimde de ideolojik bir çıkar alanına dönüşmektedir. Bu noktadan kaynaklanan olumsuz gelişmeler; Türk eğitim yapısında köklü bir reform, sistematik bir işleyiş ve çok yönlü bir kalkınmayı engellemektedir.

Demokrat PartiDin eğitimiEğitim politikaları+5
Yusuf Tak
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de eğitim istihdam ilişkisi ve genç işsizliği sorunu

Genç işsizliği özelde ise eğitimli genç işsizliği sorunu günümüzün önemli makro ekonomik problemlerinin başında gelmektedir. Küreselleşmeyle birlikte nitelikli işgücü ekonomik gelişmenin en önemli unsuru haline gelirken, eğitim sistemine ise talep edilen nitelikte işgücü yetiştirme sorumluluğu yüklenmiştir. Eğitim ve istihdam arasındaki ilişki 1960'lı yıllarda Beşerî Sermaye Teorisi çerçevesinde şekillenmiştir. Teoriye göre eğitim seviyesindeki artışın işsizliği azaltması, istihdamı kolaylaştırması beklenmektedir. Fakat günümüzde bazı ülkelerde eğitim seviyesindeki artışın işsizliği azaltamadığı görülmektedir. Bu durum eğitim ve istihdam arasındaki ilişkiyi tartışmalı hale getirerek, durumun geçerliliğini ve varsa sorunun tespit edilmesini gerektirmiştir. Çalışmada Türkiye'de 1988-2020 döneminde genç işsizliğini etkilediği düşünülen temel makroekonomik göstergeler ve yükseköğretim ile genç işsizliği arasındaki ilişki ARDL sınır testi aracılığıyla incelenmiştir. Yapılan ekonometrik analizler sonucunda yükseköğretim brüt okullaşma oranı, yükseköğretim harcamalarının GSYH içerisindeki payı ve reel ekonomik büyüme ile genç işsizliğini arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Genç işsizliği ile genç işgücüne katılım oranı ve dışa açıklık arasında negatif ilişki tespit edilirken, enflasyon ile anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Genç İşsizliği, Yükseköğretim, ARDL sınır testi

ARDL Sınır TestiEğitimEğitim politikaları+7
Elif Nur Yavaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin modernleşmesinde Atatürk'ün kurduğu kurumların (eğitim, kültür ve sanat) önemi

Atatürk döneminde toplumu modernleştirmek amacıyla gerçekleştirilendevrimlerin topluma kazandırılması ve hiçbir ayrım yapılmadan tüm halka verilmesiiçin uğraşılmış, bu amaçla halk eğitimi çalışmaları yapılmıştı. Köylere eğitimgötürmenin yolları aranmış bu amaçla Millet Mektepleri ve Halkevleri kurulmuştur.Eğitim ile ilgili faaliyetler yapılan kültür ve sanat inkılâplarıyla desteklenmiş Harf İnkılâbı, Tarih ve Dil İnkılâbı, hem eğitimi hem de kültürü etkilemiştir. Dil ve Tarih tezleriyle Türk dilinin bağımsızlığı korunmuş, Türk ulusunun dünya ulusları arasındaki yeri belirlenmişti. Atatürk, Osmanlı eğitim sistemi içinde yüksek öğretim kurumu olan Darülfünunun düzeltilmesinin olanaksız olduğuna inandığı için yeni ve çağdaş ilkelere dayanan bir üniversite kurarak, bilginin topluma aktarılması ve yeni bilgiler üretilmesisağlamıştı.

Atatürk inkılaplarıAtatürk, Mustafa KemalEğitim faaliyetleri+7
Fatma Tokyay Üstün
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş OECD ülkelerinin eğitim ve ekonomik büyüme ilişkisi: 2002-2012 arası ekonometrik analizi

Ekonomik Büyüme, her üke için önemli bir ekonomi politikası hedefidir. Günümüze kadar tüm iktisatçılar ekonomik büyümenin belirleyicileri ve ülkeler arası farklılıkların nedenini açıklamada birçok çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar arasında ekonomik büyümeyi ilgilendiren en önemli konulardan birisi de insan sermayesi olmuştur. İnsan sermayesi, bireyin bilgi, beceri ve hüner kazanabilmek için yaptığı eğitim harcaması olarak tanımlanır. Yapılan bu harcamalar diğer yanda da insan sermayesine yapılan yatırım olarak değerlendirilir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün misyonu hükümetlerin finansal istikrarını korurken ülkelerin sürdürülebilir ekonomik büyüme ve istihdam ve yaşam standartlarını her geçen gün artırmayı hedeflemişlerdir. OECD ülkeleri sürdürülebilir ekonomik büyüme ve kalkınma için özellikle insan sermayesine dolayısıyla da eğitime oldukça önem vermektedirler. OECD ülkeleri geleceği için yükseköğretimde ihtiyaç duydukları gereksinimleri giderme yolunda ilerlemektedirler Bu tezin amacı 2002-2012 yılları için OECD kurucu ülkelerinin eğitim ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkisini incelemektir. Çalışmada OECD kurucu üye ülkelerinin eğitim harcamalarındaki yıllık değişim oranı ve yükseköğrenim okullaşmada değişim oranı ele alınarak analiz yapılmıştır. Yöntem ise panel veri analizini kullanarak En Küçük Kareler Yöntemi, Sabit Etkiler Modeli ve Rassal Etkiler Modeli kullanılmıştır. Çalışmada sonuç olarak OECD kurucu üye ülkeleri için eğitim harcamaları ve yüksek okullaşma oranının ekonomik büyüme üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi görülmüştür. Fakat ilk ve ortaöğretimde herhangi bir sonuca varılmamıştır. Diğer taraftan yine 2002-2012 yılları için yükseköğretimdeki okullaşma oranı kişi başı gelirde pozitif etki gösterirken, eğitim harcamalarının kişi başı gelir üzerinde daha fazla etkisi olduğu görülmüştür. Sonuç olarak OECD ülkeleri gibi diğer tüm ülkeler de sürdürülebilir ekonomik büyüme için insan sermayesine dolayısıyla da eğitim faktörüne önem vermelilerdir.

BüyümeEkonometriEkonometrik analiz+5
Şeyma Deveci
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bindokuzyüzaltmış'tan günümüze milli eğitim politikalarının değerlendirilmesi

Çağdaş dünya devletleri; siyasal, toplumsal ve kültürel varlıklarının sürmesinde birincil rolü eğitim sistemlerine vermektedirler. Her devlet kendi eğitim sistemini kurarken; ulusal varlığının korunmasını sağlayacak insan idealine ulaşma isteğinin yanı sıra evrensel insan hakları kavramına da uygun hareket etme zorunluluğu duymaktadır. Bu bakımdan hem ulusal-tarihsel değerlerin hem de uluslararası bir normlar dizgesinin, devletlerin, eğitim politikalarını belirlemede ölçü aldıkları bir çerçeveyi. oluşturduğu görülmektedir. Buradan hareketle, anayasaların ve eğitim yasalarının, toplumsal dönüşüme uygun olarak ve çağın gerekleri doğrultusunda zaman içinde değiştiğini de söyleyebiliriz. Anayasa ve yasalardaki değişiklik ve yenilenmeler eğitim politikalarının karakterini belirlediği gibi, yasalardaki eğitim hükümleri de eğitim politikalarını oluşturmada bir başlangıç noktasını oluşturmaktadır. Türkiye'de eğitim politikalarının belirlenmesinde; Anayasa ve yasaların genel çerçevesi ve eğitim ile ilgili hükümlerin yanı sıra, Beş Yıllık Kalkınma Planları'nın, Milli Eğitim Şuraları'nın ve Hükümet Programları'nın ağırlıklı rolü olduğu bilinmektedir. Özellikle 1960 sonrası Planlı Kalkınma döneminde Türkiye'de Milli Eğitim politikalarının, ülkenin genel kalkınma planlarına uygunluğu ilke olarak esas alınmış görünmektedir. Bu ilkenin, Milli Eğitim Şuraları'na bir ölçüde yansımış olduğu söylenebilir; ancak Hükümet programlan ve uygulamalarının, planlamanın gereklerini ne ölçüde yerine getirdiği konusunun her zaman bir tartışma gündemi oluşturduğu da bilinmektedir. Planlı kalkınma döneminin başlangıcından bu güne eğitim alanında yaşanan sorunları çözmek için oluşturulmuş eğitim politikalarının neler olduğunu anlamanın ve değerlendirmenin; içinde bulunulan eğitim sisteminin yakın tarihindeki değişmeleri ve uygulamaları görmek ve Türk Eğitim Sistemi'nin geleceğine ışık tutmak bakımından önemli olabileceği düşünülmektedir. Bu bakımdan, bu araştırmanın temel amacı, Türk Milli Eğitini politikalarının 1960'dan günümüze ulaşan süreçteki niteliğinin betimlenmesi ve değerlendirilmesidir. vıBu genel amaca ulaşmak için, eğitim politikalarına yön veren dört temel dayanak noktası incelenmektedir. Bunlar; (1) Anayasa ve yasalarda eğitimle ilgili hükümler, (2) Beş Yıllık Kalkınma Planları'ndaki eğitim politikaları, (3) Milli Eğitim Şuraları'nda eğitim politikalarıyla ilgili alman kararlar, (4) Hükümetlerin eğitim politikaları, şeklindedir. Araştırmada betimlenen ve değerlendirilen Milli Eğitim politikaları; eğitim sisteminin örgün eğitim, yaygın eğitim ve öğretmen yetiştirme boyutlarına önem ve öncelik verilerek ele alınmış; finansman politikaları, dış ilişkilerde eğitim politikaları gibi boyutlar genel anlamda araştırma kapsamı dışında tutulmuştur. Bu araştırmada; önce, evrensel eğitim kavramını ve bir insan hakkı olarak eğitimin çerçevesini belirleyen uluslararası metinler temel alınarak oluşturulmuş Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve eğitimle ilgili yasalar betimlenerek, Türk Milli Eğitimi'nin genel amaç ve ilkeleri ortaya konulmuştur. Böylece Türk Milli Eğitim Sistemi'nin 1960'dan sonraki eğitim idealleri; 1961 Anayasası, 1982 Anayasası, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, 1750 sayılı Üniversiteler Kanunu ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu çerçevesinde belirlenmiştir. Buna bağlı olarak, Türkiye'de Milli Eğitim politikalarını değerlendirebilmek için, Beş Yıllık Kalkınma Planları, Milli Eğitim Şuraları ve Hükümet Programları ele alınmıştır. Böylece bu araştırmada, 1960'dan sonraki Planlı Kalkınma döneminden bugüne Türkiye'nin Milli Eğitim politikalarının ne olduğu; Anayasa ve yasalardaki eğitim hükümlerinde belirlenmiş olan evrensel temelli eğitim hükümleri ölçü alınarak, Beş Yıllık Kalkınma Planları, Milli Eğitim Şura Kararlan ve Hükümet Programları çerçevesinde ve örgün eğitim, yaygın eğitim ve öğretmen yetiştirme boyutlarında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu araştırmada tarama modeli kullanılmış ve veriler alanyazının taranmasıyla elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesi; eğitim politikalarına ilişkin yasa, belge, yönetmelik, genelge ve uygulamalar üzerine oluşturulmuş görüşlerin betimlenmesi, karşılaştırılması ve tartışılması şeklinde yapılmıştır. vııVerilerin değerlendirilmesiyle ulaşılan sonuçların; genel olarak, Milli Eğitim politikalarının kuramsal yapısıyla uygulama örnekleri arasındaki tutarsızlıklar, eğitim politikalarının çoğu zaman bilimsellikten uzak öznel karakteri ve siyaset dışı kalamayışı ile eğitim politikalarının istikrarsızlığı şeklinde ortaya çıktığı söylenebilir. Bu araştırma; 1960 dan günümüze Milli Eğitim politikalarını belirleyen Anayasa ve yasalardaki eğitim hükümleri ile. Beş Yıllık Kalkınma Planlan, Milli Eğitim Şura Kararlan ve Hükümet Programlarında sözü edilen örgün eğitim, yaygın eğitim ve öğretmen yetiştirme boyutlarıyla sınırlandırılmıştır.

Eğitim politikalarıYaygın eğitimÖrgün eğitim+1
Bülent Akdağ
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Yatılı ilköğretim bölge okulları'na ilişkin Cumhuriyet Dönemi eğitim politikaları (1923-2000)

Bu çalışmada Cumhuriyet döneminde 1923 ve 2000 yılları arası Yatılı İlköğretim Bölge Okulları'na ilişkin eğitim politikaları eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışma, ilköğretim ve yatılı ilköğretim bölge okulları ile ilgili giriş niteliğindeki bilgilerin sunulması ve geçmiş araştırmaların içerik ve sonuçlarıyla başlamaktadır. Çalışmanın devamında ise, yatılı ilköğretim bölge okullarının kuruluş amaçları, önem ve hedefleri açıklanmış, tarihsel gelişimleri ve faaliyetleri incelenmiş; Cumhuriyet dönemi eğitim politikalarında bu okullara ilişkin politikalar ve uygulamalar yansıtılmaya çalışılmıştır.Cumhuriyetimizin kurulduğu ilk yıllardan itibaren başlatılan yenileşme ve modernleşme hareketleri içerisinde eğitim önemli bir unsur olarak yerini almıştır. Atatürk'ün önderliğinde başlatılan bu hareketlerin beraberinde eğitim sisteminde düzenlemeler ve yeniliklerin gerekliliği vurgulanmıştır. Nitekim, eğitim sistemimizin yenileştirilebilmesi için yoğun çabalar gösterilmiştir. Bu çabalar, eğitim sisteminin kapsamında olan ilköğretim üzerinde daha da fazla yoğunlaşmıştır. Cumhuriyet'in ilanından sonra uygulanan eğitim politikalarında bütün çocukların ilköğretimden yararlanabilmesi amacıyla fırsat eşitliği oluşturularak eğitimi her kademede parasız ve zorunlu hale getirmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ilköğretimi yurdun her yöresine ulaştırabilmek için Yatılı İlköğretim Bölge Okulları çeşitli aşamalarla kurulmuştur. Bu okullar, eğitimde fırsat eşitliğini sağlayarak bütün yurda zorunlu ilköğretimin yaygınlaştırılmasında bir araç olarak kullanılmıştır. Bu araştırmada, Cumhuriyet Dönemi (1923'ten 2000'e) eğitim politikalarının Yatılı İlköğretim Bölge Okulları'na yansıması ortaya konmaya çalışılacaktır.Literatür taramasıyla, çalışmada 1923-2000 yılları arasında Yatılı İlköğretim Bölge Okulları ile ilgili Hükümet, Milli Eğitim Şurası ve Kalkınma Planları'nda kararlaştırılan ve uygulanan eğitim politikaları, bu okullarla ilgili alınan kararlar, ilköğretim ile ilgili yasa ve yönetmelikler hakkında bilgi verilmiştir. Taramanın genel amacı, 1923-2000 yılları arasında yatılı ilköğretim bölge okullarına ilişkin eğitim politikaları konusuna zemin hazırlamaktır. Bu yıllar arasında iktidarda bulunan hükümetlerin, milli eğitim ve kalkınma planlarında yer alan ilköğretim politikaları incelenmiş. M.E.B tarafından bu yıllar arasında Tebliğler Dergisi taranmış ve yatılı ilköğretim bölge okullarına yönelik yönerge ve kararnameler, bu alanda yapılan çalışmalar kullanılarak Yatılı İlköğretim Bölge Okulları'na ilişkin cumhuriyet dönemi eğitim politikaları ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Cumhuriyet DönemiEğitimEğitim politikaları+2
Huriye Pınar Yördem
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

1980?2009 yılları arası hükümetlerin eğitim politikaları ve bu politikaların ilköğretim sosyal bilgiler ders kitaplarına yansıması

Yapılan bu çalışma ile Cumhuriyet dönemi sonrası 1980?2009 yılları arasında hükümetlerin politikaları ve bu politikalara bağlı olarak sosyal bilgiler ders kitaplarındaki değişiklikler tartışmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada sosyal bilgiler, eğitim ve ele alınan yıllar arası hükümetlerin politikaları ilişkilendirilerek giriş niteliğinde sunulmuştur. Sonraki bölümlerde ilköğretim ders programları, yıllara bağlı olarak okutulan ders kitaplarındaki içerik değişiklikleri açıklanmıştır.Değişiklikler, toplum tarafından ideolojik algılanarak zaman zaman kaygılara yol açmıştır. Özellikle bir toplumun geçmişi, milli ve manevi değerleri, kültürel yapısı açısından sosyal bilgiler dersinin işlenişi ve eğitimde nasıl düzenlemelerle yer aldığı çok büyük önem arz etmektedir.Yeni bir yüzyılda insanlık tarihinde her türlü gelişme eğitimi doğrudan etkilemektedir. 20. yüzyılda yaşanmış dünya savaşları insanlığı derinden etkileyen bir ize ve dünyada kutuplaşmalara neden olmuştur. Savaşlar ve yaşanmış olaylar toplumu geleceğe değiştirerek aktarmaktadır. Bu nedenle çoğu zaman sosyal bilgiler ve tarih dersleri ve ders kitapları, iktidar partilerinin özellikle kalıcı izler bırakma amacıyla nesiler üzerinde etkili olarak kullandıkları araçlar olmuştur.Bu araştırmada da 1980?2009 yılları arasında iktidardaki siyasi partilerin politikalarının ilköğretim kurumlarında okutulan sosyal bilgiler ders kitaplarına yansıması betimlenmeye çalışılacaktır.Alan yazın taraması yapılarak 1980?2009 arası iktidar hükümetlerinin politikaları doğrultusunda alınan kararlar, okutulan sosyal bilgiler ders kitaplarında ilköğretim müfredatı doğrultusunda ders saatleri, eklenen-çıkarılan konuların ders kitaplarına yansıması, hükümetlerin ders kitaplarının nasıl yazılacağına ilişkin kararları, hangi kurum ve kişilerle (yazar, basımevi, vb) işbirliği yapıldığı, ulaşılan kitaplar, belgeler ve kaynaklar doğrultusunda açıklanmıştır. Taramanın genel amacı 1980?2009 yılları arasında hükümetlerin politikalarının sosyal bilgiler ders kitaplarına yansıması konusuna yöneliktir. Bu yıllar arasında iktidar olan hükümetlerin politikaları incelenerek M.E.B tarafından 1980-2009 yılları arası alınan kararların yer aldığı Tebliğler Dergileri taranmış önceki ilkokul şu an ilköğretim kademesi olan okullarda okutulan sosyal bilgiler ders kitaplarına yönelik yönerge, kararnameler, bu alanda yapılan araştırma ve basın yayın haberleri incelenerek, politikaların eğitim açısından getirdiği olumlu ve olumsuz yansımalar tartışılmış ve değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Hükümet Politikaları, Ders Kitapları, Eğitim-Öğretim.

Ders kitaplarıDers programlarıEğitim+9
Aylin Mızrak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessDE

Erste fremdsprachenwahl in der fremdsprachendidaktik im primᾱr- und sekundᾱrbereich: Zu wahlkriterien aus pᾱdagogischer und struktureller perspektive

In vielen Lӓndern, wurden über den Bereich der Bildungspolitik, die eine multidimensionale und komplizierte Anatomie besitzt, unzӓhlige wissenschaftliche Arbeiten gemacht. Damit diese Bildungspolitik allgemein erfolgreich funktionieren kann, müssen ihre Unterabteilungen gut geplant und überarbeitet werden. In diesem Zusammenhang ist ein untersuchungsrelevantes Thema die Fremdsprachenpolitik, die eine Unterabteilung der Bildungspolitik ist. Im Grunde können Fremdsprachen in der Türkei wegen der Fremdsprachenpolitik nicht effizient gelehrt werden, das sich wiederum damit spiegelt, dass die Türkei in Ranglisten, welche die Englischkenntnisse betrifft, nach vielen Dritte Welt Lӓndern kommt. Denn der wichtigste Zweig der Fremdsprachenpolitik eines Landes ist umstritten das Thema der zu lehrenden Sprachen und deren Reihenfolge. Wie man schon bereits weiss, wird in unserem Land verbreitet Englisch als erste Fremdsprache gelehrt. Der Zweck dieser Arbeit ist, ohne die Relevanz des Englischen zu leugnen, darzulegen, wie unzutreffend diese Wahl aus sprachpӓdagogischer, struktureller und der bestrebten Mehrsprachigkeit Europas ist und Aufmerksamkeit darauf zu geben, dass die zuerst gelernte englische Sprache die zulernenden anderen Fremdsprachen negativ beeinflusst. Die Mehrsprachigkeitspolitik macht es notwendig den Schüler mindestens zwei Fremdsprachen aktiv zu lehren, deshalb ist es zutreffend mit Deutsch zu beginnen, die Dank ihrer komplizierten und umfangreichen Struktur positiven Einfluss auf das Englische hat und somit die Schüler sowohl in der ersten, als auch in der zweiten Fremdsprache effizient ausgebildet werden. Denn in den folgenden Jahren, finden die Schüler die deutsche Sprache, deren Struktur umfangreicher ist, schwieriger. Auch Wissenschaftler plӓdieren dafür, dass es leichter ist solch eine vii strukturierte Sprache im jungen Alter zu bewӓltigen und im Nachhinein eine verhӓltnismӓβig leichtere Sprache mit groβer Motivation und in kurzer Zeit zu lernen. Darüberhinaus ist auch das Fehlen der Motivation bei der zweiten Fremdsprache eines der weiteren Probleme. Wir sind der Ansicht, dass diese Verӓnderung der Reihenfolge auch dieses Problem beseitigen wird. Denn das im jungen Alter gelernte Deutsch, welches in Bereichen wie Grammatik und Wortschatz Ᾱhnlichkeit mit dem Englischen aufweist, löst bei den Schülern ein "das wusste ich schon" Effekt aus und führt zur Erhöhung der Motivation in der zweiten Fremdsprache. Ein weiterer Grund, der nicht auβer Acht gelassen werden darf, ist das Alter des Schülers beim Anfang des Lernens der zweiten Fremdsprache. Denn in der neunten Klasse, wo die zweite Fremdsprache als Pflichtfach unterrichtet wird, sind die Schüler durchschnittlich 15 Jahre alt und bereits im pubertӓrem Alter. Sie besitzen eine natürliche Neugier auf fremde Lieder, Filme und Berühmtheiten, also zusammenfassend gesagt auf die englische Auβenwelt. Aus diesem Grund besteht kein Zweifel daran, dass sie die zweite Fremdsprache Englisch mit groβer Motivation und Eifer lernen werden; das Gleiche kann man leider nicht für Deutsch behaupten. Um die oben genannten Behauptungen und Darlegungen bestӓtigen zu können wurden Untersuchungen durchgeführt. In diesem Zusammenhang haben die Untersuchungergebnisse gezeigt, dass Schüler, die mit erster Fremdsprache Deutsch beginnen, die zweite Fremdsprache Englisch mühelos meistern und beide Sprachen effektiv lernen können. Darüber hinaus kam zum Vorschein, dass die Schüler beim Englischlernen aus ihren Deutschkenntnissen profitieren und sowie hochmotiviert sind spӓter eine dritte Fremdsprache zu lernen. Schlüsselwörter: Mehrsprachigkeit, zweite Fremdsprache, Fremdsprachenpolitik,Fremdsprachendidaktik

Aişe Sezik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Neoliberal eğitim politikaları bağlamında orta sınıfın okul tercihlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı Türk eğitim sistemindeki neoliberal politikalar bağlamında orta sınıf ailelerin ve çocuklarının okul tercihlerini etkileyen faktörleri araştırmaktır. Araştırma nitel betimsel bir çalışmadır. Araştırmada veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; 22 veli (13 devlet - 9 özel okul) ile orta sınıfa mensup, 2016-2017 eğitim öğretim yılında Gaziantep ilindeki devlete ait fen liselerini tercih edecek düzeyde TEOG sınavı puanına sahip 30 öğrenci (16 devlet okulu - 14 özel okul) oluşturmaktadır. Verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, velilerin ve öğrencilerin okul tercihlerinin akademik, fiziki, ekonomik, çevresel, kişisel, sosyal ve kültürel, dini, siyasi ve politik faktörlerden etkilendiği görülmüştür. Araştırmada, velilerin okullardan akademik, sosyal ve kişilik gelişimi ile ilgili beklentilerinin olduğu; öğrencilerin ise akademik ve sosyal yönlerden beklentilerinin olduğu saptanmıştır. Çalışmada, devlet okulu velilerinin ve öğrencilerinin okulları akademik ve sosyal açıdan yeterli bulmadığı; özel okul velilerinin ve öğrencilerinin ise okulları sosyal açıdan yeterli bulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Eğitim politikalarıNeo-liberalizmOkul seçimi+2
Dilek Karataşoğlu
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Almanya Baden-Wüttemberg Eyaleti ilkokul eğitim programı ile Türkiye ilkokul eğitim programlarının karşılaştırmalı eğitim analizi

Bu araştırmada Almanya Baden-Württemberg eyaleti ilkokul eğitim programı ile Türkiye ilkokul eğitim programının benzerlik ve farklılıkların neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Almanya Baden-Württemberg eyaleti eğitim sistemi ve Türk eğitim sistemi hakkında bilgiler verilmiş, sonra programların felsefi bakış açıları incelenmiş daha sonra da çalışmanın temelini oluşturan Almanya Baden-Württemberg ilkokul programı ile Türkiye ilkokul programı karşılaştırılmıştır. Eğitim programlarının amaç, içerik, öğretme-öğrenme süreçleri ve değerlendirme ögeleri karşılaştırılmış, bulgulara göre yorumlar yapılmış daha sonra da sonuçlar çıkartılarak öneriler getirilmiştir. İncelemeyi gerçekleştirmek için nitel araştırma prosedürleri takip edilmiş, nitel araştırma modeline dayalı doküman analizi tekniği uygulanmıştır. Veriler bu tekniğe uygun olarak toplanmıştır. Araştırmada ilkokul programları önce betimsel analize, sonra araştırmanın amaçları bölümünde belirtilen sorulara cevap bulmak amacıyla içerik analizine tâbi tutulmuştur. Çalışma bulgularına göre her iki eğitim programı da yapılandırmacı yaklaşıma göre düzenlenmiştir. Baden-Württemberg eyaleti eğitim programında tüm sınıflarda aynı dersler yer almakta ve sınıflara göre farklılık göstermemektedir. Türkiye ilkokul programında ise dersler sınıflar düzeyinde farklılık göstermektedir. Baden-Württemberg ilkokul programında yer alan öğretim programları sayısına göre Türkiye ilkokul programındaki öğretim programlarının sayısı fazladır. Görsel Sanatlar ve Müzik ile ilgili bilgi, beceri ve değerler Baden-Württemberg eyaleti ilkokul programı İnsan, Doğa ve Kültür öğretim programı içerisinde yer almaktadır. Baden-Württemberg eyaleti ilkokul programı ile Türkiye ilkokul programı ruhsal, ahlaki, sosyal ve kültürel gelişimi sağlamaya yönelik genel amaçlara yer vermiştir. Türkiye ilkokul programının Milli Eğitim Temel Kanununda belirtilen genel amaçlarının Baden-Württemberg eyaleti ilkokul programından farklı olarak milli ve kültürel özellikler, Atatürk İlke ve İnkılapları, meslekler ve duygusal bağları güçlendirmeye yönelik olduğu görülmüştür. Baden-Württemberg eyaleti ilkokul programında bilim, sanat ve doğa ilgili, edebiyat, dinler, tarihsellik, matematik, yabancı dil becerileri, bilgisayar ve internet, doğa ve yaşam, inanç ve değerler, cinsiyet, çevre, dünya ve insan özellikleri genel amaçlar yer almıştır. Baden-Württemberg eyaleti ilkokul programın yer alan lehçeler, sınıf dışı matematik etkinlikleri, matematiksel modelleme, sunum, sanat, sanat araçları ve tasarımı, sahne sanatları yabancı dil etkinlik ve stratejilerinin tüm öğretim programlarında ele alınması, tekstil, giyim, ahşap kullanımı ve tasarımı, araç bakım ve tamiri, okul, kültürü, kültür ve zanaat etkinlikleri, yabancı kültürlere önem, dünya ve tarih, öğrenme ve öğretme de çevrenin etkin kullanımı, geri dönüşümü değerlendirme, farklı kültürler, bireysel farklılıklar, dil ve edebiyat, yüzme, bisiklet kullanımı ve trafik içerikleri Türkiye ilkokul programına göre farklılıklar göstermektedir. Türkiye ilkokul programında okuma biçimleri, deste ve kesirler, çevre ve alan, olasılık, madde ve cisim, Mustafa Kemal Atatürk, aile, iletişim, ışık ve kaynakları, coğrafi özellikler, insan yapısı, halk dansları, hoşgörü, dini ifadeler, temizlik, dürüstlük, sure ve anlamları içerikleri yer almıştır. Öğretme-öğrenme sürecinde Baden-Württemberg eyaleti ilkokul programında çevresel faktörler, sınıf değişimleri, okul, şehir, kilise, kütüphane ziyaretleri, sahne sanatları, kendi kitabını oluşturma, yazar ve imza günlerine katılma, sanat ve medya, diğer okullarla iş birliği, sanat ve müzik, mimari, gizem, edebiyat, halk pazarlarında matematik kullanımı, sergiler, en az bir proje sunumu, mezhepsel iş birliği, okul dışı öğrenme ve öğretme süreçleri kullanılmıştır. Türkiye ilkokul programında dinleme, reklam ve şikâyet, karşılaştırmalı, sorgulayıcı yazma, haritalaştırma, sembol kullanma, kavram, iletişim, hesap makineleri, öğretmen ve aile işbirliği öğretme-öğrenme süreçleri kullanılmıştır. Baden-Württemberg eyaleti ilkokul Almanca öğretim programı ile Türkiye ilkokul Türkçe öğretim programlarında test çeşitleri, gözlem formları, öğrenci ürün dosyası, performans görevi ölçme yöntemleri benzerdir. Baden-Württemberg eyaleti ilkokul programında hikâye yazma, dikte çalışmaları, sözlü hitabet, yüzme ve bisiklet kullanma becerisini değerlendirme formları ölçme ve değerlendirme ölçütleri olarak kullanılmıştır. Türkiye ilkokul programında görüşmeler, öz değerlendirme formları ve akran değerlendirme, dereceli puanlama anahtarı, kontrol listeleri, kavram haritaları, yapılandırılmış grid, tanılayıcı dallanmış ağaç, görüşme, gösteri, tablo yapma, öğrenci ürün dosyası, dereceleme tipi gözlem formları, kontrol listeleri, görselliği öne çıkaran eşleştirme tipi ölçekler, öz ve akran değerlendirme formları, grup değerlendirme formları, yapılandırılmış oyun formları, , kısa cevaplı sorular, görüşmeler, doğru yanlış ve eşleştirmeli sorular ölçme ve değerlendirme ölçütleri olarak kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğitim felsefesi, eğitim sistemi, karşılaştırmalı eğitim, İlkokul programı, öğretim programı, amaç, içerik, öğretme-öğrenme süreci, değerlendirme.

AlmanyaDers programlarıEğitim politikaları+5
Mehmet Tekgöz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kapsayıcı eğitim bağlamında göçmen öğrencilerin akademik başarı ve sosyal becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir model çalışması

Son yıllarda Türkiye'ye göç eden ve eğitim öğretime katılan, Türkiye'de doğmuş ve eğitim-öğretime katılmaya devam eden göçmen öğrenciler için hazırlanmış ve halihazırda bütün okullarda standart uygulanan bir eğitim, öğretim, uyum eğitimi programı veya modeli bulunmamaktadır. Bu araştırma ile göçmen öğrenciler için yürürlüğe giren yasal düzenlemeler ve uygulanmaya çalışılan eğitim politikaları incelenmiş, aynı okulda eğitim-öğretim alan yerli ve göçmen öğrencilerin, bu okullarda görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerin göçmen öğrencilerin eğitimi konusundaki görüşleri alınmıştır. Bu çalışma için yöntem olarak nitel araştırma desenlerinden gömülü teori deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 6 okul yöneticisi, 10 öğretmen, 12 göçmen öğrenci ve 8 yerli öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin analizi nitel araştırma analizi programı MAXQDA 2020 ile yapılmıştır. Araştırma ile çalışma grubunda yer alan eğitim paydaşlarının görüşlerine ait göçmen öğrencilerin okuldaki ve toplumdaki durumları, okul başarıları, gelecekteki başarı beklentisi, hayal edilen okul profili, kendini ifade etme becerisi, arkadaş ilişkileri ve okulda güvende hissetme gibi durumuna ait bulgular; göçmen öğrencilerin eğitimine yönelik yasal düzenlemeler ve uygulamalara ilişkin bulgular; göçmen öğrencilerin eğitimine yönelik uygulamalara ilişkin bulgular elde edilmiştir. Araştırma ile elde edilen bulgular göçmen öğrencilerin kapsayıcı eğitim bağlamında akademik başarı ve sosyal becerileri hakkında bilgiler ortaya çıkarmaktadır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre katılımcı görüşleri analiz edildiğinde bir süreç temelli kapsayıcı uyum modeli önerilmiştir. Araştırma ile öne sürülen model önerisinin uygulandığında göçmen öğrencilerin entegrasyonuna katkı sağlayacağı, okul yöneticilerine bir yol haritası oluşturacağı, öğretmene eğitim ve öğretim uygulamalarında kolaylık getireceği, yerli ve göçmen öğrencilerin daha kolay uyum sağlayacaktır.

Akademik başarıEğitimEğitim politikaları+6
Suna Dağdelen
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yönetici ve öğretmen görüşlerine göre Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonu'nu Destekleme Projesi

Türkiye, Arap Baharı isimli hareketin etkisi ile yoğun bir Suriyeli göçüne maruz kalmıştır. Bu göç sosyal ve kültürel alanda olduğu gibi eğitim alanında birtakım ihtiyaçları doğurmuştur. Eğitim ihtiyaçlarının karşılanması için ilk olarak kamp içi nüfusa yönelik eğitim hizmetlerini içeren çalışmalar yapılmıştır. Kamp içi nüfusa yönelik çalışmaların ardından kamp içinde ve dışında yaşayan çocuklar arasında oluşan iki farklı eğitim sisteminin oluşturduğu problemlerin çözülmesi için üç farklı genelge yayımlanmıştır. Bu çalışmaların devamı olarak Avrupa Birliği ile yapılan görüşmeler doğrultusunda PIKTES projesi geliştirilmiştir. Araştırmanın amacı Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi Projesinin öğretmen ve yöneticilerin görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Nitel bir araştırmadır. Çalışma grubu 2022-2023 Eğitim-Öğretim yılında Kayseri ilinde, okul bünyesinde 10 ve üzeri Suriyeli öğrencisi olan ya da PIKTES projesinin yürütüldüğü okullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerden oluşmuştur. Veri toplama aracı, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formudur. Araştırma verileri bizzat araştırmacı tarafından ses kaydı alınarak görüşme yöntemiyle elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Verilerin sınıflama işlemi yapıldıktan sonra kodlama işlemine geçilmiştir. Dikkatli bir şekilde birkaç defa kontrol edilen veriler ışığında kodlar oluşturulmuştur. Kodlama işleminin ardından, kodlar birleştirilerek temalar oluşturulmuştur. Çalışmanın analizinde betimsel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, katılımcıların biri hariç PIKTES projesi kapsamında eğitim ve seminer almışlardır. Katılımcıların büyük çoğunluğu PIKTES projesini olumlu bulmuşlar, bazıları eksik, bir kısmı da olumsuz bulmuşlardır. Katılımcıların bir kısmı yeterli görürken, büyük çoğunluğu PIKTES projesini kısmen yeterli görmüş, yarıya yakını yetersiz görmüşlerdir. Katılımcılar PIKTES projesinde karşılaştıkları olumsuz durumları çatışmalar, gruplaşmalar, Türkçe öğretimindeki yetersizlik, kalabalık mevcut, fazladan iş yükü olarak belirtirken, olumlu durumları; okulların desteklenmesi, maddi destekler, öğretmen ve yönetici eğitimleri olarak belirtmişlerdir. Katılımcılar önceki dönemle kıyaslandığında projenin olumsuz etkisini, çatışmalar olarak belirtirken, olumlu kazanımları öğretmen ve yönetici eğitimi, maddi destekler olarak ifade etmişlerdir. Katılımcılar Türkçe eğitimi, sosyal, kültürel etkinlikler ve okul öncesi eğitimi PİKTES projesi olarak geliştirmek istediklerini belirtmişlerdir.

BütünleşmeEğitim politikalarıEğitim projeleri+6
Hasan Taşay
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki güncel eğitim politikalarında kapsayıcı eğitim

Kapsayıcı eğitim, her öğrencinin ayrıştırılmadan bireysel özelliklerini dikkate alarak gelişimini desteklemeyi hedefleyen bir süreçtir. Kapsayıcı eğitim anlayışında bireyler arasındaki farklılıklar bir zenginlik olarak görülür. Bu nedenle yayımlanan politika belgelerinde kapsayıcı eğitime yer verilmesi uygulamada yaşanabilecek birçok problemi ortadan kaldırır. Bu araştırma; son yıllarda oldukça önemli bir konumda olan kapsayıcı eğitim yaklaşımlarının alt boyutlarının, Türkiye'deki güncel eğitim politikaları içerisindeki yerini belirlemek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda kapsayıcı eğitimin alt boyutlarına; üst politik belgelerde, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan belgelerde, Öğretmen Yetiştirme Sistemi ve eğitim mevzuatına yönelik belgeler içerisinde nasıl yer verildiği belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninden yararlanılmıştır. Bu araştırmada, güncel politika belgeleri, kapsayıcı eğitimin alt boyutlarına göre incelenmiş, yapılan doküman analizi sonucu çalışmanın verileri analiz edilmiştir. Araştırmanın veri analizinde MAXQDA 2020 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; kapsayıcı eğitimin güncel politikalar içerisindeki yeri belirlenirken okul yönetimine ait yeterli bir kapsayıcı hedefe yer verilmediği görülmüştür. Hem mevzuatta hem de uygulamada okul yöneticilerinin, tüm öğrencilere yönelik kapsayıcı bir okul iklimi oluşturabilme adına politika belgelerinde eksiklikler olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, öğrencilerin gelişimini bir bütün olarak değerlendirmeyi hedefleyen kapsayıcı eğitim sisteminin, mevzuatta ve bazı uygulamalar içerisinde bireylerin sosyal yönden gelişimi konusunda yeterli hedeflere yer verilmediğinden dolayı sosyal kapsayıcılık yönünden eksik kaldığı tespit edilmiştir. Elde edilen araştırma sonuçlarına göre, eğitim politikaları oluşturulurken bireylerin sosyal gelişiminin desteklenmesine yönelik daha fazla hedefe yer verilmesi gerektiği önerilmektedir.

Eğitim politikalarıKapsayıcı eğitimKapsayıcılık
Mine Kozanhan Çakır
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Halk Partisi parti müfettişlik raporlarına göre Batı Anadolu Halkevleri

Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk partisi ve devrimci bir partidir. Kurulduğu günden itibaren ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel anlamda birçok adım attı. Yeni kurulan devletin toplumsal yapısı bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi ile tam bir bağ kuramadı. Çok partili hayata geçiş denemelerinin başarısız olması, 1929 ekonomik buhranı, dünyadaki siyasi gelişmeler, köy ile kent arasındaki farkın kapanmaması, devrimlerin hala daha toplum tarafından tam olarak benimsenmemesi Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeni adımlar atmasına neden oldu. Bu adımlardan biri de Halkevlerinin açılmasıdır. Cumhuriyet Halk Partisi 19 Şubat 1932 tarihinde 9 şubeden oluşan Halkevleri açarak halk ile olan bağını tekrar güçlendirmeyi ve halkın sosyal ve kültürel gelişimini sağlamayı amaçlıyordu. Dil-Edebiyat ve Tarih Şubesi, Güzel Sanatlar Şubesi, Temsil Şubesi, Spor Şubesi, Sosyal Yardım Şubesi, Halk Dershaneleri ve Kurslar Şubesi, Kütüphane ve Neşriyat Şubesi, Köycülük Şubesi, Müze ve Sergi Şubesi olmak üzere 9 şubeden oluşan halkevlerine halk hangi ilgi ve yeteneği varsa katılacaktı. Her ilde, ilçede, kasabada, köyde açılacak olan bu kültür kurumunda bazı hususlar ön plana çıkıyordu. Bu hususlar bina, eleman ve para sorunuydu. Öncelikle bu kültür kurumunun açılması için en önemli nokta faaliyetlerin gerçekleşeceği bina durumudur. Bu eksiği gidermek için Türk Ocaklarından kalma binalar kullanılmıştır. Halkevleri bazı bölgelerde parti ile aynı binayı kullanmış ya da belediyenin tahsis ettiği yerlerde faaliyetlerini sürdürme olanağı bulmuştur. Bu kültür kurumu en ücra yerlere kadar ulaştırılmak isteniyordu. Fakat özellikle köylerde, kasabalarda ve hatta bazı il ve ilçelerde dahi halkevlerinin teşkilatlanması için eğitimli, kültürlü insan sayısının varlığına ihtiyaç duyulması faaliyetleri halka öğretecek olan eleman sorununu ve bu kurumun ısınma, aydınlatma, su temel ekonomik giderleri ve şubelerin çalışabilmesi için yapılacak olan masraflar para sorununu ortaya çıkarıyordu. Bunların dışında bazı yerlerde halkevleri teşkilatı oluşturmanın zorlukları bulunuyordu. Bu yüzden bu yerlerde de halkodası kurulma düşüncesi ortaya çıkıyordu. Cumhuriyet Halk Partisi, bu kültür kurumunun çalışmalarını daha yakından takip etmek, halkevinin amaçlarını gerçekleştirme yolunda kat ettiği mesafeleri görmek için teftiş etme gereğine ihtiyaç duymuş ve tüm illeri teftiş bölgelerine ayırarak milletvekillerini kendi seçim bölgeleri dışına göndererek ve il yönetim kurulları aracılığıyla Halkevlerini denetlemiş ve çalışmaları hakkında bilgiler almıştır. Aydın, İzmir ve Denizli illerinde Halkevleri faaliyetleri, Aydın, İzmir ve Denizli Halkevinin kurulmasıyla 19 Şubat 1932'de, Balıkesir, Muğla ve Manisa illerinde ise 24 Şubat 1933'te Balıkesir, Muğla ve Manisa Halkevlerinin kurulmasıyla başlamıştır. Bu Halkevleri içinden Balıkesir Halkevi 7, Muğla Halkevi 8 ve diğer halkevleri 9 şubesinin tamamını açmış, her alanda yıllar boyunca istikrarlı bir şekilde faaliyetlerini yürütmüş ve kendi Halkevi neşriyatlarını ve dergilerini çıkarmış tam teşekküllü Halkevleridir. Batı Anadolu Bölgesinde kültürel kalkınma atılımları Halkevlerinin ilk yıllarında bu illerde başlamıştır. Aynı zamanda bu illerin kazalarında, nahiyelerinde ve köylerinde kısa sürede Halkevi ve Halkodası örgütlenmesi gerçekleştirilmiş, illerin tüm idari bölgelerine bu faaliyetler yayılmıştır. CHP müfettişlik raporları, söz konusu Halkevlerinin eksiklerinin ve ihtiyaçlarının neler olduğunu tespit edip bu noksanlıkları gidermekte önemli birer dokümandır. Bu dokümanlara Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, CHP Fonunda ulaşılmıştır. Teftiş raporlarında Halkevlerinin faaliyetlerinin neler olduğunu, hangi şubelerinin teşkil edildiği, Halkevi binasının faaliyetleri yürütebilmek açısından elverişli olup olmadığı, mali durumunun faaliyetler açısından yeterli olup olmadığı bütüncül bir anlayışla ortaya konmuştur. Esasında bu Halkevleriyle ilgili CHP'nin her sene çıkardığı Halkevi faaliyet raporlarından bilgi sahibi olabiliriz. Ancak bu raporları incelediğimizde genel olarak Halkevlerinin faaliyetlerindeki başarılarından ve istatistiki verilerden bahsedilmiştir. Halkevlerinin eksiklikleri ve gereklilikleri hususunda herhangi bir bilgi verilmemiştir. Bu yönüyle teftiş raporları, Batı Anadolu'da faaliyetlerini yoğun olarak yürüten bu illerdeki Halkevi faaliyetlerinin neler olduğunu, eksikliklerinin ne olduğunu, nasıl bir maddi imkana sahip olduğunu ve binalarının yeterli olup olmadığını, şubelerinin teşkil edilip edilmediğini, faaliyetlerinde ne tür zorluklar yaşadığını ortaya koymak açısından bizlere farklı bir bakış açısı sunmaktadır.

Batı AnadoluCumhuriyet Halk PartisiDenizli+7
Faik Polat
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Turkey's Ministry of Education emergency management policy in the COVID-19 outbreak: EFL teachers' digital literacy and consistency of distance online education process

The global overspread of the ongoing COVID-19 pandemic has caused pivotal changes in all spheres of life, including education systems that resulted in universal school closures from K-12 to tertiary level. The pandemic is broadly progressing on attending and running the education systems' outputs that some of them might already be damaged in several aspects. The outbreak has affected millions of students, which the learning gap among them has widened because of the swift shift from traditional learning to online distance learning. Neither teachers nor students were ready for digital education due to inadequate time to plan and precise information. Within the given context, the primary purpose of the current study is to investigate the digital literacy of Turkish EFL teachers and their experiences in using digital tools, particularly the EIN (Educational Informatics Network) platform, which is the national educational website in Turkey, the availability of online material, the efficacy of online assessment and feedback, and how teacher-student interaction occurred during the process in English classes at state schools. The study is adopted a mixed research design. The participants of the quantitative data, which was gathered through an online Likert-scale questionnaire, were 121 EFL teachers of MoNE (Ministry of National Education) who work in Kahramanmaraş, and qualitative data were obtained through online semi-structured interviews with 12 EFL teachers. It was investigated the practices, challenges, and strengths of distance online education and the efficacy and feasibility of online teaching. The data obtained for this aim were analyzed through SPSS 25.0 and thematic analysis. The findings indicate that EFL teachers felt competent in integrating digital tools into teaching; the internet connection problems were challenging during the live-streamed classes, and the EIN platform was a good component of instruction during the COVID-19 disease outbreak. This study presents significant implications for the future inquiry of EFL teaching and curriculum. Keywords: COVID-19 effects on education, digital literacy of EFL teachers, distance online language education, live-streamed lessons, digital assessment, and feedback

Branch teachersCOVID 19Digital literacy+7
Emine Demir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki ve teknik eğitim politikalarının analizi: Öğretmen, okul yöneticisi ve sektör görüşleri

Bu araştırmanın amacı; Türk eğitim sistemindeki mesleki ve teknik eğitim politikalarının, mesleki ve teknik eğitim sisteminin iç ve dış paydaşlarının bakış açısından analiz edilmesidir. Mesleki ve teknik eğitim politikaları; yükseköğretime geçiş sistemi, mesleki eğitime yönlendirme, istihdam ve ekonomik büyüme, program türleri, modüler eğitim sistemi, staj uygulamaları, mesleki ve teknik eğitime yön veren kanunlar ve mesleki-teknik eğitim kurumları ile işletmeler arasında iş birliği konularında ele alınmıştır. Aynı zamanda mesleki ve teknik eğitim kurumlarının temel sorunları ve merkezi yönetimden beklentiler incelenerek ihtiyaç duyulan farklı politika alanları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Nitel araştırma yöntem ve tekniklerinin kullanıldığı araştırma, betimsel desende yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu, Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil merkez ilçelerinde bulunan mesleki ve teknik eğitim kurumlarında görev yapan 10 öğretmen ve 10 okul yöneticisi ile Gaziantep ilinde faaliyet gösteren 10 işletme temsilcisi olmak üzere 30 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcıların belirlenmesinde ölçüt örnekleme ve maksimum çeşitlilik örneklemesi yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Araştırma verileri, yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmış ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; mesleki ve teknik eğitim politikaları kapsamında yeni düzenlemeler yapılması beklenen birçok alan bulunmaktadır. Bu alanlar arasında; merkezi sınav sistemi, öğrenci profili, iş olanakları, eğitim personelinin nicelik ve niteliği, öğretim programları, mesleki ve teknik eğitim kurumlarına ayrılan bütçe, altyapı ve donanım, staj uygulamaları, yönlendirme çalışmaları, yükseköğretime geçiş sistemi ve okul-işletme iş birliği öne çıkmaktadır. Mesleki eğitimin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için tüm paydaşların sürece katkı yapması ve sorumluluk alması beklenmektedir. Araştırmanın sonuçları, mesleki ve teknik eğitim sisteminin sorunları ve mevcut politikalar kapsamında tartışılmış ve bunun sonucunda mesleki ve teknik eğitimin iyileştirilmesine yönelik öneriler geliştirilmiştir. Anahtar kelimeler: Mesleki-teknik eğitim sistemi, mesleki-teknik eğitim politikaları, eğitim sistemindeki sorunlar

EğitimEğitim politikalarıEğitim sorunları+4
Yusuf Cice
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İkinci Dünya Savaşı Dönemi'nde Türkiye'de eğitim politikası (1939 – 1945)

Dünyadaki eğitim-öğretim hizmetleri çağlar boyunca toplumların gelişmesi için önemli bir fonksiyona sahip olmuştur. Pek çok olaydan etkilenen bu hizmetler İkinci Dünya Savaşı gibi büyük bir kaostan da müteessir olarak eğitim-öğretim faaliyetlerini etkilemiştir. Bu nedenle çalışmada İkinci Dünya Savaşı döneminde Türkiye'de uygulanan eğitim politikaları ile bu politikaların etkileri üzerinde durulmuştur. Araştırmanın amacına uygun olarak ele alınan konuda doküman incelemesi yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmanın kaynak materyalini Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi Belgeleri, resmi yayınlardan; TBMM Zabıt Ceridesi, kanunlar ve tutanak dergileri, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Resmî Gazetesi ile dönemin süreli yayınlarından dergi ve gazetelerin yanı sıra, kitap, makale ve tezler oluşturmaktadır. Toplanan verilerin çözümlenmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Türkiye'nin, İkinci Dünya Savaşı'na girmeme yönünde karar almasına rağmen bu süreçten eğitim-öğretim faaliyetleri bakımından etkilendiği görülmüştür. Zira önceliğin ekonomi ve savunmaya verilmesi eğitim-öğretim hizmetlerinin ikinci planda kalması sonucunu ortaya koymuş, yetersiz bütçe nedeniyle bir kısım okullar açılamamıştır. Ayrıca okul öncesi eğitimin ilköğretim kurumlarına dönüştürülme süreci de yaşanmıştır. Bu minvalde düzenlenen Birinci ve İkinci Maarif Şûrası ile köy okullarındaki sınıf sayısı üçten beşe çıkarılmış, tek tip ders kitabı uygulamasına geçilmiş ve yükseköğretim kurumları Maarif Vekâleti'ne bağlanmıştır. Bunların yanı sıra ortaokul yetersizliğinin giderilmesi için öncelik sıralaması yapılmış, ahlak ve anadil eğitimi çalışmaları artırılmış, öğretim programları düzenlenmiş ve milli tarih ile zehirli gaz konuları müfredata eklenmiştir. Yapılan bu çalışmalar neticesinde Köy Enstitüleri gibi modeller ortaya çıkarılarak eğitim-öğretim kademelerinde iyileştirmeler sağlanmıştır.

Dünya Savaşı IIEğitim politikalarıEğitim tarihi+2
Hasan Şenel
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde veli katılımı: Doküman incelemesi

Bu çalışmada 2000-2018 yılları arasında eğitimde veli katılımı konusunda yapılmış çalışmaların incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda 2000-2018 yılları arasında eğitimde veli katılımı konusunda yazılmış makale, yüksek lisans ve doktora tezinden oluşan 144 çalışma incelenmiştir. Bu dokümanlara ulaşmak için Ulusal Tez Merkezi, Google Akademik, Ulakbim, Dergipark gibi sitelerde alan yazın taraması yapılmıştır. Bu çalışmalar amaç, yapıldığı yer, yayın yılı, yapıldığı kademe, çalışma türü, çalışma yöntemi, çalışma deseni ve veri toplama araçları alt problemleriyle ele alınmıştır. Bu çalışmada güvenilir bilgi elde etmek amacıyla nitel araştırma modeli kullanılmıştır. Nitel araştırma modelinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem ile eğitimde veli katılımı konusunda yapılan çalışmalardan elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. 144 çalışmaya ait veriler sistemli ve açık şekilde betimlenmiş, açıklanmış, yorumlanmış ve bazı sonuçlara ulaşılmıştır. Bu çalışmada veriler yansız olarak ele alınmıştır ve gerçeği yansıtmaktadır. Ailede başlayan eğitim okulda devam eder ve aile her zaman okulun tamamlayıcısıdır. Okul ile aile iş birliği içinde olursa öğrenci okulda kendini daha güvende hisseder ve akademik alanda daha başarılı olur. Çalışmanın sonucunda eğitimde veli katılımı konusunda daha çok nicel çalışma yapıldığı, tarama deseni kullanıldığı, okul öncesi eğitim kademesinde yoğunlaştığı görülmüştür. Çalışmalar daha çok Batı illerde yapılmış ve makale olarak yazılmıştır.

Aile katılımıEğitimEğitim faaliyetleri+5
Gözde Yücetaş Artan
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim politikası bağlamında Cumhuriyet Döneminde Türkiye'de sanat eğitimi (1923-1950)

Atatürk ve yöneticileri gerçekleştirdikleri ilke ve inkılaplarla, muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak gayretiyle Türk eğitim sisteminde köklü değişiklik ve reformlar yapmıştır. Bu tez, Cumhuriyetin ilanından sonraki dönemde (1923-1950) ilkokul, ortaokul, lise ve öğretmen yetiştiren okullarda sanat eğitimi özelinde uygulanan derslerin (resim, resim-iş, müzik, güzel yazı, halk oyunları) hükümet, eğitim ve okulların müfredat programlarında kapsadığı yer ve gelişimini incelemeyi amaçlamaktadır. Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'tan sonra başlayan modernleşme hareketleri sonucu, askeri okullarda resim derslerinin yer alması, batı tarzı sanat eğitiminin başlangıcını oluşturmuştur. Atatürk ve İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde (1923-1950), eğitimde yapılan reform ve düzenlemeler, CHP, tarafından gerçekleştirilen milli eğitim şuraları ülkeye davet edilen yabancı uzmanların, sanat eğitimine yönelik tavsiyeleriyle Milli Eğitim Bakanlığına sundukları raporlar, ilkokul, ortaokul ve Köy Enstitülerinin müfredat programları, araştırmanın temelini teşkil etmiştir. Verilerin toplanmasında konu ile ilgili Cumhuriyet Arşiv Belgeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, tutanak ve kanunlar dergileri, Cumhurbaşkanlığı Resmî Gazetesi ile dönemin süreli yayınları arasındaki çeşitli dergi, gazete, kitap ve makalelerden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, doküman analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Sonuç itibariyle, Atatürk'ün "Cumhuriyet" düşüncesi ve çağdaş eğitim modeline göre oluşturulan, okullarda sanat eğitimi; ders programlarında, uygulama alanlarında; teknik zorluk ve imkansızlıklar, eğitim politikalarını belirleyenlerin bu dersleri önemli görmemeleri nedeniyle, ikinci planda kalarak beklenen gelişmeyi kaydedememiştir.

Atatürk DönemiCumhuriyet DönemiEğitim+5
Mehmet Karaoğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Cumhuriyeti Muallimler Birliği Umûmi Kongresi zabıtları 1341(1925) transkripsiyon ve değerlendirmesi

Kurtuluş Savaşı'nı zaferle sonuçlandıran Mustafa Kemal Atatürk 29 Ekim 1923'te Cumhuriyeti ilan etmiştir. Daha Kurtuluş Savaşı sürerken 1921'de Maarif Kongresi'ni toplamış ve Türkiye'nin milli maarifini kurmasını istemiştir. 1922'de TBMM üçüncü toplantı yılında ve 1924 Muallimler Birliği Kongresi'nde eğitimle ilgili görüşlerini açıklamıştır. Mustafa Kemal tüm halka okuma, yazma, vatanını, milletini, dinini, dünyasını tanıtacak kadar coğrafi, tarihi, dini, ahlaki eğitim vermeyi dört işlem öğretmeyi maarif programının ilk hedefi olarak belirlemiştir. Ülkede bir eğitim seferberliğini başlatmıştır. Muallimler, milletin eğitim öğretim ve irfanının yükseltilmesinde önemli görev üstlenmiştir. "Türkiye Cumhuriyeti Muallimler Birliği Umûmi Kongresi Zabıtları (1341) 1925 Transkripsiyon ve Değerlendirmesi" adlı konu literatüre katkı sağlamak, dönemin eğitimle ilgili yapılan uygulamaları hakkında fikir ve bilgi edinmek için tez çalışması olarak belirlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Muallimler Birliği Kongresi 2 Mayıs 1925 Cumartesi günü Türk Ocağı ictima' salonunda toplanmıştır. Kongre dört içtima'dan oluşmuş 5 Mayıs'ta son bulmuştur. Kongreye Türkiye'nin birçok il ve ilçelerinden elliden fazla Murahhas katılmıştır. Riyasete Vasıf Bey, reis vekilliklerine Nimet Hanım ve Haydar Bey; kâtipliklere Makule Hanım, Fuad, Fehmi, Kudsi Beyler seçilmiştir. Bu kongrede Muallimler bütün memleketi kapsayan irşâd ve tenvir teşkilatı kurmuş ve program oluşturmuştur. Muallimlik mesleğinin tekâmülü, ders saati, nitelikleri, alacakları ücretler belirlenmeye çalışılmıştır. Milli eğitimin öğrencilere ve halka ulaştırılmasına ve yaygınlaştırılmasına çaba gösterilmiştir. Bu hususta birlikler kurularak mektepler, halk dershaneleri, müsamereler, konferanslar, aile, ordu, neşriyat, kütüphaneler, sinemalar ve numunelik faaliyetler ile halk eğitilmeye çalışılmıştır. Halk dershaneleri vasıtasıyla binlerce Türk çocuğuna okuma yazma öğretilmiştir. Anahtar kelimeler: Türkiye Cumhuriyeti, Muallimler Birliği Kongresi, Maarif, Muallim.

Cumhuriyet tarihiEğitimEğitim politikaları+5
Mustafa Sinç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Politik bir metin olarak sosyal bilgiler öğretim programlarını vatandaşlık eğitimi bağlamında anlama

Eğitim programları hazırlanırken program temellerinden olan politik temeller de belli ölçüde programa etki etmektedir. Politik temellerin programa etkisini anlamaya yönelik, yeniden kavramsallaştırmacılık akımında, politik bir metin olarak programı anlama çalışma alanı bulunmaktadır. Politik bir metin olarak programı anlama araştırması yapmak için politik etkilerin açık bir şekilde görülebileceği programın sosyal bilgiler programı olduğu düşünülmüştür. Sosyal bilgiler alanında amacın vatandaş yetiştirilmesi olmasından dolayı, vatandaşlık eğtitimi bağlamında sosyal bilgiler programı ile ilgili bu araştırma tasarlanmıştır. Bu araştırmada politik etkilerin sosyal bilgiler programlarında görülebilmesi için farklı hükümet dönemlerinde hazırlanan 1998, 2005 ve 2018 sosyal bilgiler öğretim programları (SBÖP) vatandaşlık eğitimi bağlamında analiz edilmiştir. Bu çalışmanın amacı, politikanın programlar üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu anlamaya yönelik, politik bir metin olarak sosyal bigiler öğretim programlarını vatandaşlık eğitimi bağlamında anlamaya çalışmaktır. Bu amaca bağlı üç araştırma sorusu ve alt soruları bulunmaktadır. Bu araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. Araştırmada ilk olarak Türkiye'de 1998, 2005 ve 2018 SBÖP'ler, vatandaşlık eğitimi bağlamında ele alınmış; genel hedef/ öğrenci kazanımları fiilleri bilgi, anlayış, değer, beceri ve tutumlar bakımından incelenmiş; genel hedef bileşenleri/ öğrenci kazanımları değer, tutum ve beceri yönünden analiz edilmiş ve genel hedef/ öğrenci kazanımlarında kavramlar ve ad grupları analizi yapılmıştır. Araştırmada ikinci olarak I. aşama bulgularına göre soysal bilgiler alan uzmanları, sosyal bilgiler öğretmenleri ile yüz yüze yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilerek vatandaşlık eğitimi bağlamında SBÖP'lerde değişimlerin nedenleri ve politik yönden araştırılmıştır. Bu araştırma nitel araştırma yöntemi ile modellenerek, iç içe geçmiş çoklu durum çalışması ile desenlenmiştir. Bu araştırmada I. aşamada doküman incelemesi; II. aşamada ise yarı yapılandırılmış görüşme yöntemleriyle veri toplanmıştır. Bu araştırmada amaca bağlı araştırma soruların cevabına ulaşmak için I. aşamada betimsel ve içerik analizi ile analiz yapılırken, II. aşamada içerik analizi ile analiz yapılmıştır. I. aşamada doküman incelemesi veri toplama yöntemi ile 1998, 2005 ve 2018 SBÖP'lerin karşılaştırmalı yapılmış; II. aşamada ise I. aşama verilerinden yola çıkılarak yarı yapılandırılmış görüşme formları hazırlanarak, görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örneklem yöntemi ile belirlenmiştir. Görüşmeler, üç programı da uygulamış olan 7 sosyal bilgiler öğretmeni ve sosyal bilgiler alan uzmanı olan 8 akademisyen ile gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın II. aşamasında verilerinin analizi Maxqda 2018.1 veri analiz programı ile yapılmıştır. Görüşme verilerinin analizi sonucu anlam ilişkilerine göre açıklama ve tanım, sebep, eleştiri ve öneri temaları oluşturulmuş; bu temalar altında politik/ politik olmayan kategorilere göre bulgular sunulmuştur. Sonuç olarak; birinci araştırma sonucu ile ilgili; programların derinlemesine ve bütüncül olarak incelenmesi gerektiği, program geliştirme süreçlerinin tam olarak işletilemediği, program yapısında 1998 SBÖP'ten 2005 SBÖP'e geçişte köklü değişiklikler yapılırken; 2005 SBÖP'ten 2018 SBÖP'e geçişte ise güncelleme sayılabilecek değişiklikler yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. İkinci araştırma sorusu ile ilgili; 1998 SBÖP'ün 2005 ve 2018 SBÖP'lerden tamamen farklı olduğu, program içeriğinde milli tarih ve kültür konularının azalmasından ve evrensel içeriğin artmasına; toplu yaşama, işbirliği yapma anlayışından bireysellik vurgusuna; değer ve becerilerin eklenmesi gibi değişiklikler yapıldığı ve bu değişikliklerin bazılarını politik etkilerden kaynaklandığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Üçüncü araştırma sorusu ile ilgili; SBÖP'lerde değişikliklerden ziyade uygulama aşamasında her dönemde problemlerin mevcut olduğu, SBÖP'lere politik etkilerin sebeplerinin dönemden döneme değişiklik göstermesine rağmen politik etkilerin her dönemde bulunduğu anlaşılmıştır. SBÖP'lerde vatandaşlık eğitimi ve vatandaş yetiştirilmesi konusunda yaşanılan sıkıntıların sebeplerinin, bazı konularda uzlaşı sağlanamaması ve nasıl bir vatandaş isteniyor, sorusunun net bir şekilde cevaplanmaması olduğu anlaşılmıştır. Program ideolojisi olarak da 1998'de daha milliyetçi, devletçi ve toplu yaşama anlayışının; 2005'te neo-liberal, yeni muhafazakâr anlayışının ve 2018'in ise biraz 2005 biraz da 1998'e benzediği sonuçlarına ulaşılmıştır.

Eğitim politikalarıEğitim programlarıSosyal bilgiler eğitimi+4
Fadıl Şiraz
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Tanzimat Döneminde eğitimin modernleşmesi ve Ahmed Kemal Paşa (1808/1887)

Osmanlı Devleti'nde eğitimin modernleşmesi sürecinde kritik rol oynamış figürlerin çok yönlü biyografilerini ortaya koymak ve yaşadıkları dönemin eğitim politika ve uygulamalarına katkısını kapsamlı ve özgün bir yaklaşımla analiz etmek Tanzimat Dönemi eğitim modernleşmesini anlama ve etkileri bugüne kadar süren bu bağlamdaki çıktıları gelişimsel ve bütüncül bir bakışla değerlendirme bakımından önemlidir. Bu araştırmanın amacı, Osmanlı Devleti'nde eğitimin modernleşmesi sürecinde öncü bir şahsiyet olan Ahmed Kemal Paşa'nın biyografisinin araştırılması ve farklı tarihlerde sürdürdüğü üst düzey eğitim yöneticiliği görevlerinde ortaya koymuş olduğu eğitim politika ve uygulamalarının incelenmesidir. Nitel yaklaşımın kullanıldığı bu araştırma, özgün ve birincil kaynaklara dayalı bir tarih araştırması olarak tasarlanmıştır. Araştırma verileri, doküman incelemesi tekniğiyle toplanmış olup Kemal Paşa'nın mühür ve imzasını taşıyan çok sayıdaki arşiv belgesi başta olmak üzere veri çeşitliliğini sağlayan farklı türden veri kaynakları kullanılmıştır. İçerik analizi ile çözümlenen verilere dayanılarak Kemal Paşa'nın farklı alanlardaki profil özellikleri gün yüzüne çıkarılıp çok yönlü biyografisi oluşturulmuştur. Aynı zamanda öncülük ettiği eğitim politikaları ortaya konularak Osmanlı eğitim modernleşmesi bağlamında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda Kemal Paşa'nın, Tanzimat Dönemi'nin reformist ve aydın eğitimci-bürokratlarından biri olduğu ve özellikle de Osmanlı eğitim modernleşmesi sürecinde yön tayin edici, belirleyici ve öncü bir hizmette bulunduğu anlaşılmıştır. Yenilikçi, pragmatist özelliklere sahip bir eylem adamı olan Ahmed Kemal Paşa, Tanzimat Döneminde çok yönlü eğitim politikalarının geliştirilmesine ve uygulanmasına hem teorisyen hem de pratisyen rolleriyle katkı sağlamıştır.

Ahmed Kemal PaşaBiyografiEğitim politikaları+7
Eyüp Cücük
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Related subjects