International enterprises
184 theses under this subject heading
Uluslararası yabancı firmaların pazarlama stratejilerinin yerel tüketim kültürüne etkileri
Son zamanlarda yaşanan değişim ve etkileşim çağını başlatan küreselleşme ile ülkesel sınırların ortadan kalktığı ve dünya üzerinde hareketin kolaylaştığı bir dönem başlamıştır. Bu sayede sermaye, insan, teknoloji ve kültürler daha akışkan hale gelmiştir. Kolaylaşan iletişim ve hareketle beraber, toplumların kültürel özelliklerinin birbirini etkilemesi ya da homojenleşmesi gibi pek çok tartışmalar da ortaya çıkmıştır.Küreselleşmeyi etkileyen baş faktörlerden olan uluslararası firmalarla küreselleşme arasında karşılıklı bir döngü vardır. Firmaların küreselleşmeyle birlikte duvarları yıkılan yabancı pazarlara girmeleri sadece onların büyük kar elde etmeleri açısından değil, tüm dünyada yaşanan kültürel etkileşimler açısından da büyük önem taşımaktadır. Küreselleşme, firmaları uluslararasılaştırırken, uluslararasılaşan firmalar küreselleşmeye yardımcı olmaktadır.Yabancı pazarlara açılan pek çok firmanın, girdikleri pazardaki toplumların kültürlerine göre şekil aldıkları görülmektedir. Çünkü tüketici ihtiyaç ve isteklerinin şekillenmesinde kültür önemli bir aktördür. Özellikle bazı firmaların yabancı pazarlara girerken seçtikleri ulusüstü olma stratejileri, onların bir ulusa ait olmak ya da girdikleri yeni ulusun kültürel özelliklerine göre değişime uğramaları yerine, uluslararası olmalarına sebep olmakta ve sundukları ürünlerin de uluslararası olmasına imkan sağlamaktadır.Uluslararası firmaların belki de en büyük güdüleme unsuru kültürün öğrenilebilir olduğu gibi öğretilebilir olması özelliğidir. Buradan yola çıkan, dünya çapında başarılı olan bu firmaların yerel tüketim kültürlerinde yarattıkları birtakım değişiklikler var mıdır ya da literatürde tartışılan homojenleşme, hibritleşme, değişim, benzeşme gibi çeşitli tanımlarla açıklanmaya çalışılan küreselleşme kavramının uluslararası firmaların lugatındaki tanımı hangisidir soruları bu araştırmaya başlanmasında önemli rol oynamıştır. Ayrıca literatürde genel olarak küreselleşme ile birlikte yerel kültürlerin yabancı firmalara etkileri araştırılmasına karşın, boşluk olarak görülen ters yönlü bir etkinin nasıl ve ne ölçüde olacağına ışık tutulması amaçlanmıştır.
The perspective of Turkish companies' overseas investments between 2009-2019 and its interaction with Turkiye's policy choices
The goal of this thesis is to assess the evolution of Turkish outward foreign direct investment by geographies and sectors, together with the attitude of the Turkish Government's foreign policy choices after the global financial crisis of 2008 until the global pandemic of 2020. The article suggests that Turkish firms became stable investors after 2009 thanks to domestic macro-economic restructuring and strengthened corporate maturity at home. The deals in 2009–2019 show that major Turkish investor firms are mostly directed towards western developed countries in order to access new markets, like the regular behavior of developing country multi-national enterprises under liberal market commercial dynamics, but are not in line with the policy choices of the Turkish government. The root cause of the shifts in Turkish foreign policy is analyzed from a commercial perspective, together with the attitude of Turkish firms toward cross-border acquisitions. The findings show that policy-making processes in Turkiye can be evaluated from a constructivist dimension during the 2010s due to the identity and material interests of the ruling elite instead of a mercantilist trading state view like before 2009.
Nörostratejik yönetimde fMRI ve EEG teknikleri ile beyni keşfetmek: İhracat gerçekleştiren karar vericiler üzerine bir araştırma
İş dünyasının dinamik yapısı içerisinde strateji, işletmelerin varlık nedenini belirleyen, karmaşık sorunları çözen ve rekabet avantajı elde etmelerini sağlayan kilit bir unsurdur. Strateji oluşturma sürecinde karar vericilerin beynindeki bilişsel değişkenleri keşfetmek ve strateji oluşturma sürecindeki dinamikleri anlamak, işletme yönetiminde devrim niteliğinde bir gelişmedir. Buradan hareketle bu tez çalışması, strateji oluşturma sürecinde Bilişsel Okul perspektifini benimseyerek, karar vericilerin beyin aktivitelerini incelemek suretiyle strateji oluşturma sürecini derinlemesine ele almaya odaklanmaktadır. Bu doğrultuda, bakliyat ve yaş meyve sebze sektöründe ihracat gerçekleştiren iki kadın ve iki erkek olmak üzere dört katılımcının elektroensefalografi (EEG) ve fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) teknikleriyle nörostratejik yönetim süreçleri incelenmiştir. İlk aşama olan EEG ile katılımcıların en yüksek düzeyde kaygı ve stres duyduğu ihracat riskleri belirlenmiş olup, akabinde her bir katılımcıya özgü örnek vaka hazırlanmıştır. İkinci aşamada ise katılımcıların örnek vakalara ilişkin oluşturdukları stratejileri, fMRI ile tespit edilmiştir. EEG sonuçlarına göre, bakliyat sektöründe ihracat gerçekleştiren erkek katılımcının lojistik ve dağıtım riski ile finansal risklere; yaş meyve sebze sektöründe ihracat gerçekleştiren erkek katılımcının ise lojistik ve dağıtım riskine ilişkin en yüksek düzeyde kaygı ve stres duyduğu gözlemlenmiştir. Bakliyat ile yaş meyve sebze sektöründe ihracat gerçekleştiren kadın katılımcıların ise devlet kısıtlaması/ihracat kısıtlaması riskine ilişkin en yüksek düzeyde kaygı ve stres duyduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların fMRI bulgularına göre, dört katılımcıda da bilateral oksipital düzeylerde, optik sinirler ve ekstrakonal adaleler trasesinde aktivasyon ile uyumlu sinyallerin var olduğu kaydedilmiştir. Bu bulgular, ihracat gerçekleştiren karar vericilerin nörostratejik yönetim sürecinde geçmiş deneyimlerini, pazar analizlerini ve ticaret stratejilerini görsel hafıza kullanarak değerlendirdiklerini ortaya koymaktadır.
Çok uluslu işletmelerde modern sermaye yapısı teorilerinin geçerliliğinin test edilmesi
Bu çalışmada modern sermaye teorilerinin geçerliliği panel veri regresyon yöntemi kullanılarak araştırılmıştır. Bu teoriler dengeleme teorisi, finansal hiyerarşi teorisi, temsilcilik teorisi ve işaret (sinyal) etkisi teorileridir. 2013-2022 yılları arasında gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin borsa endekslerinde yer alan finansal hizmetler sektörü hariç firmalar kullanılmıştır. Türkiye BİST30, Almanya DAX40, Fransa CAC40, ABD DOW30, Güney Afrika JTOPI40 ve Hindistan NIFTY50 endekslerinde incelenen dönem boyunca kesintisiz veri sağlanabilen firmalar analize dahil edilmiştir. Üç ayrı modelde bağımlı ve bağımsız değişkenler arası ilişki kurulmuştur. Bağımlı değişkenler kaldıraç oranı, kısa vadeli kaldıraç oranı ve uzun vadeli kaldıraç oranıdır. Bağımsız değişkenler firma büyüklüğü, karlılık, büyüme, aktif yapısı, vergi faktörü ve borç dışı vergi kalkanıdır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde modern sermaye teorilerinin geçerliliğini kanıtlayan sonuçlara ulaşılmıştır.
Doğrudan yabancı yatırımların vergilendirilmesi: Türkiye örneği
Çalışmanın konusunu doğrudan yabancı yatırımların vergilendirilmesinde Türkiye uygulamaları oluşturmaktadır. Söz konusu yatırımların büyük ölçüde çok uluslu şirketler tarafından gerçekleştiriliyor olması ise konuyu daha geniş bir perspektiften ele almayı gerektirmektedir. Zira çok uluslu şirketler, devletlerin vergi uygulamalarını dolanabilme yeteneklerine sahip olup ekonomik büyüklükleri sebebiyle vergi egemenliğini de etkileme potansiyeline sahiptir. Türkiye açısından ise doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin hukuki sınır 4875 sayılı Kanun ile çizilmiş olup söz konusu Kanun vergi uygulamaları bakımından da temel oluşturmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada hukuken doğrudan yabancı yatırım statüsünde olan yatırımların elde ettikleri kazançların Türk vergi sistemi içerisindeki konumu ele alınmaktadır.
Tüketicilerin küreselleşmeye ve küresel markalara yönelik tutumlarının incelenmesi: Sigortacılık sektöründe bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, küresel markaya yönelik tutum ve küreselleşmeye yönelik tutumun küresel marka satın alma niyeti üzerindeki doğrudan etkileriyle küresel marka güveninin bu ilişkideki aracılık rolünün incelenmesidir. Çalışmanın modeli test edilirken birincil veriden yararlanılmış, bu çerçevede Ankara'da yaşayan 200 bireysel tüketiciden anket aracılığıyla veri toplanmıştır. Çalışma kapsamında oluşturulan hipotezlerin test edilmesi amacıyla Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Aracılık ilişkisine yönelik hipotezlerin testi için ise Bootstraping yönteminden faydalanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, küresel markaya ve küreselleşmeye yönelik olumlu tutumun kara araçları kasko sigortası satın alma niyetini olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Ayrıca, küresel marka güveninin, küresel markaya yönelik tutumun küresel marka satın alma niyetine etkisine ve küreselleşmeye yönelik tutumun küresel marka satın alma niyetine etkisine aracılık ettiği tespit edilmiştir.
Küreselleşme ve KOBİ'lerin Türkiye-Japonya örnekleri
Bu çalışmada; küreselleşme, KOBİ'ler ve Türk Japon KOBİ'leri üzerinde durulmuştur. Küreselleşmenin; geçmişi, günümüzü ve etkileri üzerine çalışılmıştır. Küreselleşme kapsamında, çokuluslu işletmeler, çokuluslu işletmelerde insan kaynakları yönetimi, kariyer yönetimi, KOBİ'lerin globalleşmesi başlıkları incelenmiştir. KOBİ'lerin eksi ve artıları, KOBİ'lerin Türkiye ve Japonya'da kabul edilen tanımları verilmiştir. Finansal açıdan Japon ve Türk KOBİ'lerinde; öz kaynaklar, finans yönetimi, finansman temini başlıkları üzerinde çalışılmıştır. Sonrasında ise, Türk ve ağırlıklı olarak da Japon KOBİ'lerinin dünü, bugünü üzerinde durulmuştur. Bu aşamada, iki ülkenin ekonomik hayatlarının şekillenişi, KOBİ'lerin farklı açılardan ekonomideki yeri, küreselleşen KOBİ'ler, yenilikçi KOBİ'ler ve yeni eğilimler üzerinde çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Küresel İşletmeler, İnsan Kaynakları Yönetimi, KOBİ, Türk KOBİ'leri, Japon KOBİ'leri
Küreselleşme sürecinde çok uluslu şirketlerde karar alma ve kontrol; Japon şirketleri örneği
Küreselleşme, dünya genelinde son dönemlerde yaşanan gelişmelerle ilerlemeleri ifade etmek için kullanılmaktadır. Bu gelişmeler siyasi, ekonomik, teknolojik, sosyal ve kültürel boyutları da kapsadığı için küreselleşmenin anlaşılması ve tanımlanması görecelik kazanır. Küreselleşmenin sonuçlarıyla ilgili olarak tek bir olgudan bahsetmek imkansızdır. Bu anlamda küreselleşmenin geniş çaplı bir kavram olduğu görülmektedir. Küreselleşmeyle beraber gelişen uluslararası ticaret ile birlikte kurumlar, piyasalar, risk yönetimi ve araçların sürekli değişen bir yapı olmuştur. Bu yapı içerisinde uluslararası ticarette ulusal ve uluslararası düzenlemelerle karmaşık bir süreç içine girmiştir. Günümüzde işletme yönetimi literatüründe Japonya'nın etkisinin önemli olduğu görülmektedir. Özellikle de şirketlerinde karar alma yöntemleri ve personel politikası alanında Japon teknikleriyle ilgili yapılan çalışmalar yadsınamaz sayıdadır. Bu çalışmanın konusu küreselleşme sürecinde çok uluslu şirketlerde karar alma ve kontrol; Japon şirketleri örneği olarak belirlenmiştir. Öncelikli olarak küreselleşme olgusuna değinilmiştir. Ardından çok uluslu şirketlerin önemi taranmıştır. Son olarak Japon şirketlerinde karar alma yönetim ve personel politikası konusu ele alınmıştır.
Dış ticaret yapan firmalarda kur riskinin yönetilmesi
Dış ticaret operasyonları üzerine odaklanmış olan işletmeler açısından ise üzerinde düşünülmesi gereken birçok farklı, kritik unsur söz konusu olmaktadır. Gerek ithalat gerekse de ihracat operasyonlarında yer almış olsun, şirketlerin ortak ve en ciddi sorunlarının başında, kur riskinin yönetilmesi sorunu gelmektedir. Dış ticaret firmaları, sahip oldukları ticari potansiyeli yönetebilmek adına yabancı ülke para birimlerinin dolaşım sürecinde yaşadığı sorunları ve bunların kar-zarar dengesine olan etkilerini gözetmek durumundadırlar. Küçük ölçekli bir finansal değişim, bilhassa da kur değerlerindeki değişimler, şirketlerin ticari operasyonlarını büyük sorunlara sürükleyebilmektedir. Bu tezde, dış ticaret firmalarının döviz kuru riski karşısındaki uygulamaları incelenmekte ve değerlendirilmektedir. Bu inceleme ve değerlendirme açısından da dış ticaret firmalarının kur riskinden korunmalarına dair faaliyetleri bir örnek uygulama ile ortaya konmaktadır. Tezin birinci bölümünde döviz kurları ve kur riski analizi kavramlarına yer verilmektedir. İkinci bölümde kur riskinden korunma yöntemlerine dair çabaların ne şekilde oluştuğuna dair değerlendirmeler bulunmaktadır. Üçüncü bölümde, spesifik olarak dış ticarette kur riski kavramı üzerine odaklanılmaktadır. Çalışmanın son bölümünde, dış ticaret firmalarının kur riski ile karşı karşıya kalma durumunda türev araçların kullanımı ile kur riskinin nasıl yönetileceği konusu, DESA Deri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi verileri ile incelenmiştir.
Çok uluslu şirketlerin vergi cennetlerinde vergiden kaçınma ve vergi kaçırma faaliyetleri
Bu tez çalışmasının amacı, vergi cenneti ülkeler üzerinden çok uluslu şirketlerin vergiden kaçınma ve vergi kaçırma faaliyetlerinin ayrıntılarıyla incelenip etki ve sonuçlarının ortaya konulmasıdır. Bu çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, çok uluslu şirket, vergi cenneti, vergiden kaçınma, vergi kaçırma ve vergi rekabeti kavramlarının tanım ve terimlerine değinilmiştir. İkinci bölümde, çok uluslu şirketlerin ve vergi cennetlerinin tarihsel gelişimi ve özellikleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde, çok uluslu şirketlerin vergiden kaçınma ve vergi kaçırma faaliyetlerine yer verilmiştir.
Uluslararası işletmelerde kültürel farklılıkların iş performansına etkisinde algılanan dönüşümcü liderliğin aracı rolü
Küresel ekonomi içerisinde kültürel farklılıklar hemen her alanda kendisini göstermektedir. Farklı ülke ve pazarlarda faaliyet gösteren uluslararası işletmelerin çalışanları da farklı coğrafyaları temsil ederek bir araya gelirler ve ortak bir amaç etrafında birleşirler. Liderlik, günümüzde önemini koruyan kavramlardan birisidir. Çünkü örgütler için, liderde bulunması gereken özelliklerin yanı sıra liderin göstermiş olduğu davranışlar da örgütün gelişimine ve verimliliğine önemli bir etkiye sahiptir. Günümüz dünyasında; teknolojinin hızlı ilerlemesi ve bilgilerin çok hızlı bir şekilde yayılması nedeniyle liderlerin örgütte yapılan görevler hakkında gerekli tüm bilgileri bilmeleri neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Bu sebeple liderlerin, örgütün gelişmesi ve daha iyi hizmet verebilmesi için çalışanların fikir ve düşünceleri dikkate alma zorunluluğu gün geçtikçe artmaktadır. Özellikle değişim dönemlerinin vazgeçilmezi olan dönüşümcü liderlerin farklı kültürlerin ortak bir çalışma kültüründe yaşaması ve bu sürecin iş performansına olumlu yansıması beklenmektedir. Bu bağlamda ilgili tez çalışmasında, uluslararası işletmelerde kültürel farklılıkların iş performansına yansımasında dönüşümcü liderlerin aracı rolü konusu değerlendirilecektir.
Küreselleşme ve ulus-devletin egemenliği sorunu
21. yüzyıl, 20. Yüzyılın son çeyreği ile şekillenmeye başlayan "yeni dünya düzeni"nin yaşandığı bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Küreselleşme olarak nitelendirilen ve tüm dünyayı etkisi altına alan bu süreç dünyayı anonim bir şirket haline getirmeye çalışmaktadır. Bu aşamada bazı kavramlar silinmekte, bazıları aşınmakta, bazıları ise yeni yeni kendine ifade alanı bulmaktadır. Bu kavramlardan biri de küresel dünya çerçevesinde tartışılmaya başlamış ulus-devletin egemenlik yapısıdır. Ulus-devlet kavramı her ne kadar yeni bir kavram olsa da siyasi arenada ve dünya sistemi içerisinde kendine ifade alanı bulmuş önemli kavramlardan biridir. Ancak son yıllarda dünyayı saran küreselleşmenin spesifik etkisi sonucunda ulus-devlet yapısının aşındığına yönelik tartışmalar ortaya çıkmıştır. Özellikle de ulus-devleti oluşturan egemenlik kavramının, çok uluslu şirketlere ve ulus-üstü yapılara devredildiği ve ulus-devletin bu anlamda tartışılmaya başladığı görülmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ulus-devletin barış ve güvenliği sağlayamadığı, ulus-üstü yapıların gerekli olduğu söylemleri yükselmiş ve bu anlamda karşılıklı bağımlılıklar, bölgesel entegrasyonlar, siyasi, sosyal, ekonomik, teknolojik vb. birçok alanda yaşanan iş birlikleri ile dünya farklı boyutları ile tanımlanan yeni bir oluşumun içine girmiştir. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Ulus-Devlet, Egemenlik, Çok Uluslu Şirketler, Karşılıklı Bağımlılık
Global bir türk tekstil işletmesinde topluma yönelik kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin çalışan memnuniyetine ve bağlılığına yönelik etkileri
Sosyal sorumluluk kavramı hareketli bir yapıya sahiptir. Toplumun bilinçlenmesi, değişen ve gelişen fikirleri ile birlikte, sosyal sorumluluk da değişime uğrar. Günümüzde bu değişimler sonucunda sosyal sorumluluğun işletmelere de yansıdığı gözlemlenmektedir. İşletmelerin, çalışanlarına, paydaşlarına, topluma, müşterilerine ve çevreye karşı sorumlulukları bulunmaktadır. Bu sorumlulukları yerine getiren işletmeler, aynı zamanda çalışan ve müşterilerinin bağlılığını kazanırlar. Bu tez çalışmasında işletme ve kurumsal sosyal sorumlulukta çalışanın sadakati, müşteri memnuniyeti, çalışan performansı ve sosyal sorumluluk üzerine olan yaklaşımlar incelenmiştir.
Franchising as an international entry mode strategy: The Turkish case
This qualitative research examines the procedures that Turkish companies use for companies' international franchise operations. The present research starts with the review of international franchise literature, and focuses on the topics which were specifically emphasized by the scholar such as, selection of governance mode for international operations of the franchise companies, selection of the franchisees for international franchise operations, relationship management with international franchisees, and international franchise network problems. As regards the collection of the research data, five Turkish franchise companies were reached and qualitative data were obtained through in-depth interviews. As a result of the analysis of qualitative research data, additional to Turkish franchise companies' procedures of governance mode selection for international operations, procedures franchisees selection for international franchise operations, procedures of relationship management with international franchisees, and international franchise network problems, the data about why Turkish companies select the franchising as an international entry mode, and international target market ranking and listing procedures were obtained. The qualitative data obtained through the in-depth interviews were classified under main titles in the fourth chapter of the research and the motifs that are effective in the structuring of the procedures implemented by Turkish franchise companies are identified and analyzed in detail under each main title.
Factors affecting research and development (R&D) collaboration of multinational enterprises (mnes) and their local partner firms: A case study of Turkish automotive industry
This thesis focuses on disclosing the factors that affect the Research and Development (R&D) collaboration between Multinational Enterprises (MNEs), and their Turkish partner firms, in the automotive industry. Following the literature review and pre-test interviews with the experts from the industry a number of different factors were identified. The methodology of the research was ?Case Study? in order to provide an in-depth exploration of the factors. There are three case studies namely: Tofaş-Fiat, Ford Otosan-Ford and Hyundai Assan-Hyundai. The primary data was collected from 40 respondents (R&D/production managers and employees) by in-depth face-to-face interviewing.Findings yield that the most important factors affecting R&D collaboration for the local companies were production, innovation & R&D capabilities and then absorptive capacity of the local companies. The most important factor affecting MNE?s R&D location decisions was the main R&D policy of the MNE (criteria for possible R&D collaboration, openness to R&D collaboration and strategic goals). Another factor, competition between other R&D departments in different countries, and other R&D department?s competency were found as moderate level of importance.R&D Managers of Fiat, Ford and Hyundai found the Turkish government?s R&D incentives very attractive, and found that Turkey?s infrastructure, socio-economic conditions and cheap but skilled labor force were appropriate for undertaking R&D collaborations. Social factors (mutual trust, level of commitment and cultural conflicts) were found to be an important influence in MNE?s R&D location decisions. The findings are expected to contribute to the R&D efforts and innovativeness of the Turkish Automotive Industry.
Minimizing SLA time using Six Sigma DMAIC method in a multinational company
Today, the sectors are affected by the rapidly changing economic conditions. For this reason, service industries face global competition. The biggest problems of these industries are decreasing profit margins and high quality service demand. In today's economy, the sales price is mostly determined by the market, not by businesses. For this reason, businesses that carries out their processes effectively and efficiently can compete in today's economic conditions. Companies try to implement various strategies and innovations to improve their service quality processes. The first coming to mind and the most powerful philosophy for process development is Six Sigma. The aim of Six Sigma is to reduce cost and waste, to provide high quality service, and increase efficiency. Development methods were compared and as a result, DMAIC was chosen for the project. DMAIC is one of Six Sigma's most effective methods. Applying DMAIC is a good option for the development of the process, as the cause of the errors is not clearly visible in the processes. It is also a business strategy that helps to meet customer needs and expectations. Therefore, the Six Sigma DMAIC methodology has been applied to increase the quality of service provided to internal and external customers, to reduce time wasting and to increase the efficiency of the process. The steps of the implemented project are also explained in this thesis. In the study, Six Sigma is generally mentioned firstly and then DMAIC method and its steps are explained. Then, the phases in the implemented project are explained. The applied techniques in the five phases of the DMAIC project are included. The project has been implemented in an international company from the service sector to develop processes and improve service quality. The team to which the project is implemented receives extensive demand during the day. The time of meeting each request is calculated and the global target is four hours on average. Team performance can be calculated by drawing reports over a global system used by the company. The initial measurement shows that the average turning speed is seventeen hours. As a result, with the implementation of the DMAIC project, the average turning speed is reduced to two hours. Keywords: Servise Quality, Process Development, Six Sigma, DMAIC
The effect of politics on international business a descriptive research of Turkey
The purpose of this study is analyzing the effect of politics on international business in Turkey and all over the world. How effective are political factors for managers in regard to growth of the corporations? What is the dimension of political awareness of managers and employees and what kind of arrangements can be made? Does socio-political issues affect on purchasing behavior of the consumers and which issues have been concentrating in? The thesis is going to find answers to these questions. Total 37 SME managers and 100 consumers participated in the research. After gathering the qualitative data within surveys, it was evaluated as quantitative extent through SPSS program. In addition to the normal distribution and reliability of the data; t-Test, ANCOVA, ANOVA and linear correlation analyses were implemented. Findings proved that the managers of SMEs consider the political factors and they are affecting positively. Also, results demonstrated that political aspects deter consumers' brand preferences. In regard to categorical variables, mostly bachelor degree graduates, young and middle-aged, both male and female participants stated that politics is influential on international business, but when the detailed statistical analysis is examined between the variables, any significant data cannot be observed.
Intercultural management in the case of Turkish firms: The impact of African worker in a merger context
INTERCULTURAL MANAGEMENT IN THE CASE OF TURKISH FIRMS: THE IMPACT OF AFRICAN WORKERS IN A MERGER CONTEXT Studies on intercultural management highlight the need for international companies to adapt their management to the national specificities of the country where they are located. We explore here the intercultural management through a case study which concerns the intercultural management and the impact of the African workers in the Turkish companies. In general, this research aims to identify cultural issues during a merger process, to evaluate the perception of the actors during and after the merger context and to establish the cultural elements that play an important role during the adaptation process. This work is divided into five chapters. The introduction will set out the objectives and the problematic of the research. The second, third and fourth chapters will establish the theoretical basis for our study: the second will provide an overview of the literature on intercultural management, the third will focus on Turkish cultural and managerial characteristics and the fourth will outline the theory of change and the concept of merger and acquisition. The fifth will explain our case study, methodological approach and an analysis of the results.
Uluslararası şirketlerin ırkçılık bağlamında kriz yönetimi
Küreselleşen dünyada tek merkezli bir yapı olan uluslararası şirketler belirli şartlar ve kriterlere göre yönetim kararları almakta ve varlıklarını tehdit edecek her türlü iç ve dış olumsuz etmenlere yönelik dikkatli hareket etmeleri gerekmektedir. Uluslararası şirketler ekonomik, sosyal ve siyasal açıdan paydaşları ile olan ilişkilerinin sürekliliğini sağlamak ve güven ortamı oluşturmak adına paydaşların kültürel,sosyal,psikolojik ve ekonomik farklılıklarını göz önünde tutmak zorunda ve onların bu farklılıklarına yönelik hareket etmeleri gerekmektedir. Uluslararası şirketlerin yönetim yapılarındaki gelişmeler ve kurumsallaşmanın yapı taşları olmaları bakımından önem arz etmektedir. Mevcut pazar şartlarında rakiplerinden olan farklılıkları, mevcut konumlarını korumaları ve devamlılıklarını korumaları açısından önem arz etmektedir. Gelişen dünya iletişim araçları, herhangi bir noktada başlayan bir olayın mesafe kavramı olmadan başka bir noktaya taşınmasına olanak sağlamaktadır. Şirketlerin hedef kitleleri ne olursa olsun farklı hedef kitlelerinin de ilgisi ile bu araçlar sayesinde şirketler hakkında her türlü olumlu yada olumsuz bilgi yayılabilmekte ve geri dönüşüm sağlanabilmektedir. Mevcut zamanda gelişen bu teknolojik yapı ve şirket yapılarının bu teknolojiler doğrultusunda gelişmeler göstermesi, hata ve başarılar açısından önemlidir.Özellikle şirketlerin en çok etkilendiği olayların yani kriz etkilerinin yayılması şirketleri hem ekonomik hem de yapısal anlamda olumsuzluklar içine sürükleyebilmektedir. Krizin ani ve beklenmedik durumlarının gözlemlenmesi olmasının yanı sıra beklenen olaylar karşısında harekete geçilmemesi de krizin gelişmesine olanak sağlamaktadır. Bu çalışmada incelediğimiz krizlerin medya ve reklam çalışmaları ile etnik ve tensel farklılık gösteren toplumsal değerlerin alaycı veya aşağılayıcı olarak ele alınması nedeni ile bu şirketlerin etiksel ve mevcut pazardaki faaliyetlerinin olumsuz yönde etkilediği saptanmıştır. Gelişmekte olan dünyada, özellikle küreselleşme adına, kendi kalıp ve sınırlarına sığmayan şirketlerin farklı etnik ve kökende ülkelerde faaliyet yürütmeleri, bu şirketlere ekonomik kâr oranları ve rakiplerine karşı avantajlar ve kazanımlar elde etmelerine olanak sağlamaktadır. Fakat uluslararası şirketlerin yapısındaki çok kültürlü personel ve yönetim yerine şirket sahiplerinin kararlar alması ya da yönetim yapısındaki bazı yöneticilerin benlik duyguları ile hareket etmeleri sonucunda uluslararası şirketler kriz dönemleri ile yüzleşmekte ve bu kriz durumlarının etkileri ise şirketleri zor duruma düşürmektedir. Bu çalışmada incelediğimiz bazı uluslararası şirketler oluşturdukları kampanyalar ile kötü imaj algısı oluşturmuş ve bu imajlarını düzeltmek için bazıları geri adım atarken bazıları ise özür mesajları yayınlamışlardır.Bu tutumlarından dolayı oluşan bu çalışmada şirketlerin vaka analizleri incelenmeye çalışılmış ve krizlere olan yaklaşımları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Irkçılık, Uluslararası Şirketler,Kriz
Uluslararasılaşmada kurumsal sosyal sorumluluk ve örgütsel vatandaşlık davranışı: Şırnak örneği
İşletmeler, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda üretimde bulunurken sadece ekonomik sorumlulukları dikkate almaktaydı. Ancak zaman içerisinde işletmelerin ekonomik sorumluluk dışında başka sorumlulukları olduğu kabul edilmiştir. Bu sorumluluklar Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) kavramı altında; ekonomik, yasal, etik ve gönüllü sorumluluk olarak sınıflandırılmıştır. Uluslararası işletmeler göz önünde olduklarından KSS uygulamalarını ulusal işletmelere kıyasla daha çok önemsedikleri düşünülebilir. Ancak ulusal işletmeler de toplumla yakından ilişkili olduklarından KSS uygulamalarını önemseme gereği duyabilmektedir. İşletmelerin varlığını sürdürebilmelerinde önemli bir diğer konu çalışanların örgütsel vatandaşlık davranışlarıdır (ÖVD). Ulusal veya uluslararası işletmelerin başarılı olabilmeleri çalışanların ekstra rol davranışı sergilemesine bağlıdır. Bu çalışmada işletmelerin uluslararasılaşmasında yöneticilerin KSS uygulamaları ve çalışanların ÖVD' lerinin etkili olup olmadığını tespit etmek amaçlanmıştır. Bu kapsamda Şırnak ilinde faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası işletme yöneticileri ve çalışanlarıyla anket yapılmıştır. Yapılan analizlerde ulusal ve uluslararası işletme yöneticilerinin KSS uygulamaları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ayrıca çalışanlar arasında da ÖVD açısından bir fark bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Örgütsel Vatandaşlık Davranışı, Uluslararasılaşma
Uluslararası işletmelerde algılanan yönetici desteği ve tükenmişlik sendromu: Şırnak ili örneği
Küreselleşen günümüz dünyasında uluslararası işletmelerin yoğun bir rekabet içinde bulunmaları beklenen bir durumdur. Uluslararası işletmelerin bu yoğun rekabet ortamında tutunabilmeleri için doğru bir stratejiye sahip olmaları gerekmektedir. İşletmelerin en temel varlıklarından olan insan kaynaklarını doğru bir strateji ile yönetmeleri rekabet noktasında işletmeye rakiplerine göre önemli bir avantaj kazandırabilmektedir. İşletmelerin çalışanlarına yönetici kanallarıyla maddi, manevi veya duygusal yönden destek olmaları, çalışanları işletmeyi sahiplenme noktasında daha duyarlı davranmalarını sağlamasının yanı sıra çalışanların yaşadıkları tükenmişlik sendromunu azaltabilmektedir. Bu araştırmanın amacı, rekabetin yoğun olduğu uluslararası arenada faaliyet gösteren işletme çalışanlarının yaşaması muhtemel tükenmişlik sendromlarının algıladıkları yönetici desteğinden nasıl etkilendiğini göstermektir. Şırnak ilinde faaliyet gösteren uluslararası işletmelerde çalışan 127 personelin katılımı ile yapılan bu araştırma sonucunda; algılanan yönetici desteğinin, çalışanların tükenmişlik sendromunun alt boyutu olan duygusal tükenme üzerinde negatif yönde anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür. Algılanan yönetici desteğinin, çalışanların tükenmişlik sendromunun alt boyutu olan duyarsızlaşma üzerinde negatif yönlü ancak anlamlı olmayan bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Algılanan yönetici desteğinin, çalışanların tükenmişlik sendromunun alt boyutu olan kişisel başarı hissinde azalış üzerinde negatif yönde anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür
Uluslararası işletmelerde kurumsal vatandaşlık ve etik
Kurumsal şirketler küreselleşme kavramıyla birlikte güç kazanan ve dünya üzerindeki rekabeti arttıran kurumlardır. Küreselleşmeyle kavramıyla birlikte özellikle ekonomik anlamda sınırların azalmasıyla birlikte çok uluslu şirketler dünya genelinde yayılarak farklı ülke ekonomilerine dahil olmaya başlamışlardır. Dünyadaki değişime tepkisiz kalmayan uluslararası şirketler için bu gelişim ve değişime entegre olabilmeleri için kurumsal vatandaşlık kavramı kaçınılmaz bir imkan sunmuştur. Değişen dünya düzeniyle birlikte kamuoyu şirketlerden sadece kaliteli ürün ve hizmet taleplerinin dışına çıkmışlardır. Taleplerde oluşan bu durum şirketlerin birer vatandaş olarak davranmalarını öngörmüştür. Şirketler de o ülkelerin vatandaşları gibi ekonomiye kaptıkları katılımın ve desteğin yanı sıra vatandaşlık özellikleri sergileme noktasına gelmiştir. Ticaret hayatına başladıkları her ülkenin problemlerini benimseyerek, ülkelerin problemlerini göz önünde bulundurarak ülkeye katkıda bulunmaya başlamışlardır. Bu kurumsal vatandaşlık örnekleri ülkelerin öncelikli problemlerine göre farklılık göstermektedir. Kurumsal vatandaşlık faaliyetlerini çevre, kültür, spor ve eğitim başlıkları altında yapan şirketler pazarlarına girdiği ülkelerde yalnızca istihdam yaratmakla kalmayarak aynı zamanda ülkenin öne çıkan problemlerini ele almışlardır. Bunu yaparken kendi üretim ve hizmetlerinden ortaya çıkan hammadde ihtiyacı, istihdam, çevre faktörü gibi konuların üzerinde durmuşlardır. Anahtar kelimeler: Uluslararası şirketler, küreselleşme, kurumsal vatandaşlık, kurumsal vatandaşlık uygulamaları
Küresel markaların ürün yerleştirme stratejileri: Ana akım sinemadan örnek uygulamalar
Ürün yerleştirme; ürün ya da marka sahibinin, yapımcıya para ya da promosyon bedel ödemesi yöntemiyle markaların çeşitli şekillerde radyo, video oyun, roman, televizyon, sinema ya da diğer yaratıcı alanlarda bulunmasını sağlaması temeline dayanmaktadır. Ürün yerleştirme literatürde marka yerleştirme olarak da kullanılmaktadır. Araştırmalara bakıldığında en çok önem kazandığı ve yüksek bütçeli yatırımların yapıldığı alanın sinema olduğu görülmektedir. Sinemada ürün yerleştirmenin başlangıcı tartışmaları, sinemanın ilk zamanlarına kadar dayanmaktadır. Fakat ürün yerleştirmenin öneminin kavranması ve pazarlama iletişiminin bir uygulaması haline gelmesi 1980'li yılları bulmaktadır. Bu tarihten sonra dünyada yapımcılar ve markalar arasında yüksek bütçeli anlaşmalar yapılmış, zamanla fiyatlar ve süreler artmaya devam etmiştir. Ürün yerleştirme, markalar için tüketiciye ulaşmanın alternatif bir yoluyken maddi kaygıların ön planda tutulduğu ana akım sinema ve yapımcıları için de önemli bir gelir kaynağını oluşturmaktadır.
Transnasyonel aktörlerin birbiriyle etkileşiminde transnasyonel toplumun rolü: Greenpeace ve Lego örneği
Dünya siyasetinin ve uluslararası ilişkilerin değişen koşullarla beraber değişim ve dönüşümlerden geçmesi alışılageldik ve dinamik bir durumdur. Süreci etkileyen girdiler ve çıktılar, her değişim ve dönüşümde çeşitlilik göstermekte, kendini güncelleyebilmektedir. İkinci Dünya Savaşı'na kadar sisteme dahil olan girdiler, savaş sonrasında transnasyonel aktörleri sistemin önemli birer çıktısı haline getirmiştir. Böylece devlet dışındaki transnasyonel aktörlerin, dünya siyasetinde daha güçlü hale gelip gelmedikleri literatürde önemli bir tartışma konusu olmuştur. Diğer bir yandan devletler ile olan ilişkilerinden ayrı olarak devlet dışındaki transnasyonel aktörlerin birbirleriyle olan ilişkileri de dünya siyasetinde giderek daha çok yer almaktadır. Günümüzde birçok hükümet dışı örgüt ve çok uluslu şirket, işbirliğine gidebilmektedir. Ancak bu aktörler, her zaman işbirliği içinde yer almamaktadır ve ister işbirliği olsun ister muhalif ilişkiler transnasyonel aktörlerin birbirleriyle olan etkileşimlerinde vatandaşlık bağı aranmaksızın belli bir amaç uğruna oluşturulan gönüllü ancak sınırlı bir topluluğu kapsayan transnasyonel toplum, denklemde önemli bir değişken olmaktadır. Böylece transnasyonel aktörlerin ilişkilerinde transnasyonel toplumun rolü, bir baskı aracı olarak giderek daha belirleyici bir unsur olmaktadır. Dolayısıyla transnasyonel ilişkilerin daha iyi anlaşılması için öncelikle transnasyonel aktörlerin doğasının anlaşılması bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı da transnasyonel ilişkileri ve aktörleri açıklamak ve gerek dünya sistemindeki yerini gerek de birbirleriyle olan ilişkilerini transnasyonalizmin mantığına uygun bir şekilde ortaya koymaktır. Bu kapsamda çalışma üç bölümde tamamlanmıştır. Birinci bölümde transnasyonalizm, kökeni ve eleştirileriyle ele alınmıştır. İkinci bölüm; transnasyonel aktörlerin ve onların ilişkilerinin açıklandığı bölümdür. Üç transnasyonel aktörün tarihsel gelişimi, transnasyonalizm çerçevesinde ele alınmıştır. Üçüncü bölüm, ilk iki bölümün çizdiği çerçevede örnek bir vaka üzerinden transnasyonel ilişkilerin değerlendirildiği bölümdür. Anahtar Kelimeler: Çok Uluslu Şirketler, Hükümet Dışı Örgütler, Transnasyonalizm, Transnasyonel İlişkiler, Transnasyonel Toplum