Faith

82 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İmam Mâtürîdî'de iman ve ahlak ilişkisi

Bu çalışmada, İmam Mâtürîdî'nin iman ve ahlak anlayışı ele alınarak, onun manevi düşünce dünyası detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışma boyunca, iman ve ahlakla ilgili temel kavramlar klasik İslamî kaynaklar ışığında değerlendirilmiş; Mâtürîdî'nin inanç ve ahlak sistemini şekillendiren unsurlar ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. İman, tasdik ve akıl ilişkisi bağlamında değerlendirilmiş; kalbî tasdik, Mâtürîdî'nin iman anlayışında temel bir unsur olarak ortaya konulmuştur. Bunun yanı sıra, iman ve amel arasındaki ilişki ahlâkî açıdan irdelenmiş; amelin imanın bir parçası olmadığı ancak imanın ahlâkî açıdan kemale ermesinde önemli bir role sahip olduğu vurgulanmıştır. Ahlak anlayışına dair bölümde, bilgi, irade ve kesb gibi kavramlar detaylı bir şekilde ele alınmış; insanın ahlakî fiillerindeki sorumluluğu Mâtürîdî'nin bakış açısıyla yorumlanmıştır. Ayrıca, iman ve ahlak ilişkisi çerçevesinde, adalet, sabır, ihsan gibi erdemlerin ve kibir, riya gibi reziletlerin bireysel ve toplumsal etkileri analiz edilmiştir. İmam Mâtürîdî'nin iman ve ahlak anlayışı, içlem ve kaplam bağlamında yorumlanarak, onun İslam düşüncesine katkıları ortaya konularak bir çözümleme yapılmıştır.

AhlakAhlaki davranışAhlaki kayıtsızlık+3
Muhammet Osman Ay
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hicri ilk üç asırda yazılan akîde risâleleri ve bu risâlelerde ele alınan temel meseleler

Akâid risâleleri İslâmî ilimlerin inanç esasları konusunda kaleme alınmış önemli klasiklerdendir. Çeşitli inanç ve fikir akımlarına karşı savunma hattını belirleyen tezler akâid risâlelerinde işlenmiştir. Akâid risâlelerinin yalnızca yabancı inançlara karşı savunma amaçlı olmadığı, İslâm'ın inanç esaslarını ortaya koyma gayesiyle te'lif edildikleri çeşitli tabakat kitaplarında ve İbnü'n-Nedîm'in Fihrist'inde ilk dönem müelliflerine nisbet edilen eserlerde görülmektedir. Özellikle ilk üç asırda yazılan bu risâleler, İslâmî fikriyatın teşekkülünde oldukça önemli bir yere sahiptir. "Hicri İlk Üç Asırda Yazılan Akîde Risâleleri ve Bu Risâlelerde Ele Alınan Temel Meseleler" adlı tez çalışmasında evvelâ inanca dair yazılan ancak günümüze ulaşmayan metinler çeşitli tesbit edilmiş ve zikredilmiştir. Daha sonra hicrî ilk üç asırda yazılmış risâlelerden günümüze ulaşanlar tespit edilerek te'lif/tasnif türlerine ve mezhebî oluşuma göre sınıflandırılmıştır. Hicri ilk üç asırda kaleme alınmış risâlelerde işlenen konular bâtıl inanç ve fırkalara karşı yazılan reddiyeler, Kitâbü'l-Îmân, Kitâbü's-Sünne türü eserler, Kitâbü't-Tevhîd, Fıkh-ı Ekber Risâleleri, Mu'tezilî, Mürciî, Şiî, Hâricî akâid risâleleri, hadis, tefsir ve tasavvuf literatüründe akâide açılan bölümler çerçevesinde incelenmiştir. Tespit edilen risâlelerin öncelikle yazarının hayatından kısaca bahsedilmiş, ardından eserin kendi dönemindeki yeri ve ele aldığı meselelerin tematik değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci bölümde ise söz konusu metinlerde ele alınan kelâmî meseleler izah edilmiştir. Meseleler, günümüz perspektifinden yaklaşılarak ulûhiyyet, nübüvvet, sem'iyyât, insan fiilleri, imâmet ve iman başlıkları altında ele alınmıştır. Bilhassa dönemlere göre risâlelerde meydana gelen çerçeve genişlemesi ve bunun arka planı çalışmamızın mihenk taşı mahiyetindedir. Anahtar Kelimeler: Hicri ilk üç asır, akâid, risâle, literatür, tefsir, hadis, tasavvuf, ilahiyyat, nübüvvet, sem'iyyât, insan fiilleri, iman, imâmet

Akaid risalesiHadisRisale+7
Beyzanur Yaya
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kelime-i tevhîd ve kelime-i şehâdet kavramları ile ilgili eserler ve muhteva incelemesi

"Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur, Muhammed O'nun elçisidir" anlamına gelen kelime-i tevhîd, İslâm dininin beş temel esasından birincisi ve en önemlisidir. Çok kısa bir söz olmasına rağmen içerisinde bir mükellefin Allah Teâlâ ve Resûlü hakkında bilmesi gereken iman akidelerinin tümünü barındırmaktadır. Bu sebepledir ki İslâm âlimleri tarafından konuyla alakalı birçok eser telif edilmiş ve kelime-i tevhîd farklı boyutları ile ele alınmıştır. Mevzuyu bütüncül bir şekilde ortaya koyabilmek amacıyla gerçekleştirilen bu çalışma, "kelime", "tevhîd" ve "şehâdet" sözcüklerinin etimolojik açıdan incelendiği, kelime-i tevhîd ve kelime-i şehâdetin kavramsal tahlillerinin yapıldığı birinci bölüm ile konuyla ilgili olduğu tespit edilen matbû ve mahtût eserlerin incelendiği ikinci bölüm olmak üzere iki kısımdan meydana gelmektedir.

Dini eserlerHz. MuhammedKelime-i tevhid+3
Hacer Pınar Er
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmed Feyzi Çorûmî'nin Feyzü'l-Vâhib fî Necâti Ebî Tâlib başlıklı risâlesi: Değerlendirme ve neşir

İslâm tarihindeki önemli figürlerden Ebû Tâlib'in Müslüman olduğunu açıkça ikrar etmemiş olması, müşrik olarak vefat edip etmediği konusunda ihtilafa neden olmuştur. Ehl-i Sünnet âlimlerinin çoğunluğu onun müşrik olarak vefat ettiğini düşünürken, Şiîler ve bazı Ehl-i Sünnet âlimleri Müslüman olarak vefat ettiğini iddia etmiştir. 13/19. asır Osmanlı âlimi Ahmed Feyzî Çorûmî (1253/1839-1327/1909) Feyzü'l-Vâhib fî Necâti Ebî Tâlib adlı bir eser kaleme alarak Ebû Tâlib'in imanı hakkında Ehl-i Sünnet çevrelerindeki yaygın kanaate karşı çıkmıştır. Bir yandan Şia'ya reddiye olarak eserler kaleme alan Ahmed Feyzî'nin öte yandan Ebû Tâlib'in imanını savunduğu bu eser tartışmanın tarihsel seyri açısından oldukça dikkat çekici bir yerde durmaktadır. Bu çalışma Feyzü'l-Vâhib'in transkripsiyonlu metnini ve Ebû Tâlib'in imanıyla ilgili tartışmalar bağlamında bir değerlendirmesini içermektedir. Anahtar Kelimeler: Feyzü'l-Vâhib, Ahmed Feyzî Çorûmî, Ebû Tâlib, Ehl-i Sünnet, Şîa, İman.

Ahmed Feyzi ÇorumiDini imanKelam+5
Abdulsamet Ciğer
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebü'l-Muîn en-Nesefî'de iman kavramı

Bu çalışmada, meşhur Mâtürîdî kelâmcısı Ebü'l-Muîn en-Nesefî'nin iman kavramı ile ilgili etimolojik ve teolojik yaklaşımları incelenmiş ve onun tarafından geliştirilen iman nazariyesinin neredeyse hiçbir kelamcının eserinde göremeyeceğimiz kadar çok şümüllü, sistematik ve özgün olduğu ortaya konulmuştur. Bu amacın gerçekleşmesi adına araştırmanın birinci bölümünde, iman sözcüğü ile doğrudan veya dolaylı olarak ilişkilendirilen bazı kavramların tahlili yapılmıştır. İkinci bölümde ise İslâm kelâm ekollerinin iman tanımlarında vurgu yaptıkları noktalara değinilmiştir. Üçüncü bölümde Ebü'l-Muîn en-Nesefî'nin, iman ile ilgili görüşlerini temellendirirken kullandığı naklî ve aklî deliller irdelenerek, müellifin problemi formüle ediş tarzı tespit edilmiştir. Sonuç bölümünde ise Nesefî'nin iman anlayışı çerçevesinde ileri sürülebilecek kanaat ve görüşler sıralanmış ve değerlendirilmiştir. Anahtar sözcükler: Ebü'l-Muîn en-Nesefî, Mâtürîdî, iman, inanç.

Ebu`l-Muin en-NesefiKelamKur'an-ı Kerim+4
Eziz Akayev
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Erişkin bireylerde Tanrı inancına sahip olma bağlamında depresyon eğilimi ve umutsuzluk değişkenlerinin incelenmesi

Bu çalışmada erişkin bireylerde Tanrı inancına sahip olma açısından depresyon eğilimi ve umutsuzluk değişkenleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmanın örneklemini Kadıköy Caferağa mahallesinde ikamet eden 18-45 yaş aralığına sahip 181 kişi (103 kadın, 78 erkek) oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında kişisel bilgi formu, Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ) ve Dini Dünya Görüşleri Ölçeği kullanılmıştır. BDÖ ve BUÖ puan ortalamasının tanrı inancına göre anlamlı farklılık gösterdiği, tanrı inancı olmayan bireylerin depresyon puan ortalamalarının tanrı inancı olan bireylere kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. BDÖ ve BUÖ puan ortalamasının din inancına göre anlamlı farklılık gösterdiği, din inancına sahip olmayan bireylerin depresyon puan ortalamalarının din inancına sahip bireylerin depresyon puan ortalamalarına göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. BDÖ puan ortalamasının cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterdiği, kadınların depresyon puan ortalamalarının erkeklere kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. BUÖ puan ortalamasının ise cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Çalışmada BDÖ ve BUÖ puan ortalaması ile eğitim durumu arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı saptanmıştır. Dini Dünya Görüşü ölçeği puan ortalaması ile eğitim durumu arasında anlamlı bir farklılık olmadığı bulunmuştur. Çalışmada ayrıca depresyon ve umutsuzluk, Tanrı inancı ve din inancı bağlamında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Tanrı inancı, depresyon eğilimi, umutsuzluk

DepresyonTanrıTanrı anlayışı+5
Caner Özçelik
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ebu'l A'lâ El-Mevdûdî'nin kelâmî görüşleri

Ebu'l A'lâ Mevdûdî, XX. Yüzyılda Hint-Alt Kıtasında yaşayan ve dini ihyacı kimliği ile öne çıkan büyük bir mütefekkirdir. Bütün hayatını ilme veren Mevdûdî birçok eser yazmıştır. Eserleri birçok dile çevrilmiş olup, Müslüman ülkelerde büyük bir iz bırakmıştır. Mevdudi, İslam coğrafyasının içinde bulunduğu maddi ve manevi çöküşün sebeplerini araştırarak itikadı ve ameli konularında birçok farklı yaklaşımlarda bulunarak çözümler üretmeye çalışmıştır. Nitekim onun itikâdî alandaki düşünceleri önem arz etmektedir. Araştırmada Ebu'l A'lâ Mevdûdî'nin kelamî görüşleri incelenmiştir. Mevdûdî, düşüncelerin merkezine tevhid inancını koyarak, itikâdî alanda dini kavramları farklı ve yeni bir bakış açısıyla yorumlamıştır. "Allah'a iman" kavramını genişleterek pratikteki her şeyin bu iman üzerine inşa edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Peygamberlerin sıfatlarını ele alarak Peygamberlik makamının önemini vurgulamıştır. Gaybi konularda vahiy bilgisini yakînî bilgi olarak kabul edip, onun dışında yapılan yorumların tümünün ise zanni bilgiye dayandığını ifade etmiştir. İtikâdî konularda fikirlerini beyan etmesinden dolayı aşırı eleştirilere maruz kalmıştır. Fakat doğru bildiğini açıklamaktan çekinmemiştir. Kendisine yapılan eleştirilerin birçoğunu hak etmediğini kanısındayız. Nitekim eserleri bir bütünlük içerisinde incelendiğinde bu gerçek ortaya çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler : Mevdûdî, İtikat, İlah, İman, İrade, Nübüvvet, Ahiret Sayfa Sayısı : 157 Tez Danışmanı : Dr. Öğr. Üyesi Burhaneddin KIYICI

AhiretKur'an-ı KerimMevdudi+3
Fesih Kaplaner
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Leibniz'de akıl-iman ilişkisi

Leibniz'in akıl-iman ilişkisine dair görüşlerini ele aldığımız çalışmamızda; bir din felsefesi problemi olarak akıl-iman problematiği çerçevesinde, felsefi olarak akıl-iman ilişkisinin nasıl işlendiğini ele aldık. Bu kapsamda özünde üç tür yaklaşım bulunduğunu ve bunların; (1) aklı bir kenara iterek, iman alanında akla yer vermeyen fideizmi, (2) aklın önemini ve iman alanı için merkez noktada olduğunu savunan rasyonalizmi ve (3) akıl ile imanı uzlaştırmaya çalışan eleştirel akılcılık olduğunu açıkladık. Leibniz ise bu yaklaşımlardan daha çok katı akılcılığa yakın görünmektedir. Ancak onun bu yaklaşımı kendi felsefi sistemine has; özgün ve akılcı bir yaklaşımdır. Leibniz'e göre; aklın ezeli ve ebedi hakikatleri vardır. İman alanı da bu hakikatlere uygundur. Dolayısıyla iman ile akıl birbiriyle çatışmamaktadır. Ayrıca aklımızı aşan iman hakikatleri de vardır. Fakat bu iman hakikatleri asla akla zıt değildir. Gerçekte hiçbir iman hakikati akıl ile çelişmez. Leibniz'e göre; iman sevgidir. Bu sevgi nurunu akıldan alan, Tanrı'yı bilme ile elde edilen bir sevgidir. En yetkin varlık olan Tanrı sevgisine uygun erdemli yaşam ise gerçek dindarlıktır. Anahtar Kelimeler: Akıl, İman, Rasyonalite, Fideizm, Özgürlük, Teodise

AkılFelsefeLeibniz, Gottfried Wilhelm+3
Fatma Öztürk
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mâtûrîdîlik'te büyük günah

Büyük günah konusu hicri ilk asırlardan itibaren ortaya çıkmış problemlerden birisidir. İslam tarihinde Cemel ve Sıffin hadiselerinde Müslümanlar arasında yaşanan savaşlar bu problemin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Büyük günah işleyenlerin iman bakımından ne durumda oldukları ve ahiretteki durumlarının nasıl olacağı ile ilgili tartışmalar oluşmaya başlamıştır. Bu konu ile ilgili olarak Hâricîler büyük günah işleyen kişiyi kâfir kabul etmişlerdir. Mu'tezile mezhebine göre ise büyük günah işleyen ne mümin ne de kâfirdir, bu günahı işleyen kişi fasıktır. Mâtûrîdî ve Eş'arî mezhebleri ise büyük günah işleyen kişiyi mümin kabul etmişlerdir. Tezimizde Mâtûrîdî mezhebinin büyük günaha yaklaşımının nasıl olduğunu açıklamaya çalışacağız. İlk olarak günah ile ilgili kavramsal bilgilere temas edilecektir. Birinci bölümde Kelâm tarihinde büyük günah konusu ele alınacaktır. İkinci bölümde ise Mâtûrîdî âlimlerinin büyük günah işleyen kişinin durumuyla ilgili yaklaşımları izah edilecektir.

Eş`ariMaturidiMezhepler+2
Yusuf Güleşce
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessAR

الإيمان عند القاضي عبدالجبار والقاضي الباقلاني

Faith is one of the important issues in the Islamic religion, rather it is the main pillar on which religion is based, and faith has many meanings in terms of linguistic as well as legitimacy, and faith is what reassures the heart, faith from the legal point of view, which we are about, and scholars have different opinions and sayings about the meaning of faith Some of them said that faith is a belief in a title only, and some of them said it is a belief and a saying by the tongue , and some of them said faith is a belief in the heart and a saying by the tongue and acting with the prey, and the latter is what Judge Abdul Jabbar Al-Mu'tazili and Judge Al-Baqlani Al-Ash'ari should have . They have to work within faith, and the reason for discussing this issue among scholars, especially the people of speech, is that the owner of the older woman is he a believer or an infidel, and Judge Abdul-Jabbar has a say in this, since the owner of the older woman is neither a believer nor an infidel, but rather he is between the two statuses. He is called a believer because of the sins and sins that he contains among the major sins, and he cannot be called an unbeliever because of the righteous deeds that he contains, and if God repents, he will repent, and if he dies before he repents then he is eternal in the fire of Hell and the intercession of the Prophet Muhammad does not include him, As for Judge AlBaqlani, his opinion contradicts this saying, as he does not disbelieve the owner of the great and he believes in what he has of the righteous deeds, and even if he dies and does not repent, he will not be among the immortals in Hell but, God willing, he will be forgiven or include the intercession of the Prophet, the martyrs, or whoever has The right to intercession, or torture him in Hell, then remove him from it and enter Heaven with His mercy. As for the issue of disbelief, Judge Abdel-Jabbar has a say in it, which is committing a sin or sin and knowing its ruling as well as without pressure on him, and among other matters related to disbelief is that if a person does not prove what God Almighty has proven for himself, then he is an infidel, and likewise if he denies what God Almighty has proven for himself as well, he is an infidel. Likewise, Al-Baqlani has a saying on this issue as well, disbelief has different parts, including my belief and its place in the heart, such as if non-belief in an attribute of God Almighty, and another part is disbelief in deeds, disbelief in words and this is related to speech and transgression against God Almighty and the Prophet. Likewise, one of the matters related to faith is the status between the two statuses, this name means that the owner of the major sins and sins is not called an unbeliever and he is not called a believer. Judge Abdul Jabbar says about this because it is one of the five principles that the Mu'tazila must have, and Judge alBaqlani does not say this original meaning the status Between the two statuses, that is, the slave is either a believer or an infidel, and therefore he has the owner of the oldest who believes in his good deeds and does not disbelieve. Likewise, Judge Abdul-Jabbar has a say in the increase and decrease of faith, where he says that deeds are part of faith, so the more deeds increase, the more faith increases, and vice versa, the smaller the deeds, the decrease in faith Decreases, and this saying is for those who say that works are not within faith. As for the issue of exception, Judge Al-Baqlani has a say in it, and this word, meaning exception, means that if a person is asked: Are you a believer?, He cannot prove the faith for himself, but he must link it to the will of God Almighty, and he may say I am a believer, God Almighty willing, and if The exception is in the future, and it is not in the past and the present, and that God Almighty has the will in everything. Key Words: Al-Kalam, Judge Abdul-Jabbar, Judge Al-Baqalani Faith Disbelief Debauchery

Fıras Najm Abdullah
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dini epistemolojide akıl eleştirisi: Soren Kierkegaard örneği

Çalışmamızın amacı, din felsefesinin problem alanlarından biri olan dini epistemoloji problemini incelemek ve Soren Kierkegaard özelinde problemi tartışmaktır. Soren Kierkegaard Aydınlanma düşüncesinin getirmiş olduğu nesnelliği eleştirip öznelliğin önemine dikkat çekerek varoluşçu felsefeyi kurmuş ve kendinden sonra gelen filozofları bu anlamda etkilemiştir. Çalışmamız, giriş bölümü ve ayrıca üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; çalışmamızın temel problemi, alt problemleri, amacı, konusu, önemi, araştırmaya temel olan tanımlara ve Kierkegaard'ın hayatı ile eserlerine yer verilmiştir. Birinci bölümde; dini epistemolojinin anahtar kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde; rasyonellik iddiası ve modern batı düşüncesi ve dini epistemolojide tarihsel yaklaşımlar incelenmiştir. Dönemin bazı filozoflarının görüşlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde; Kierkegaard'ın kilise eleştirisi ve akıl eleştirisi incelenmiştir. Kierkegaard'ın akıl eleştirisi Hegel'e yapmış olduğu eleştiriler ile öznellik- nesnellik problemi üzerinden ele alınmış; Korku ve Titreme kitabının konusunu oluşturan kurban ritüeli dini epistemoloji bağlamında tartışılmıştır. Sonuç bölümünde dini epistemoloji probleminin günümüzde de geçerli bir problem olduğu sonucuna ulaşılmış ve Soren Kierkegaard'ın düşünceleri ve eleştirileri etraflıca değerlendirilmiştir.

AkılBilgiDin felsefesi+4
Ahmet Ece
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde ahiret inancının etkisi

Bu çalışmada toplumun kanayan yaralarından birisi olan ve insanların engellemekte çaresiz kaldığı kadına yönelik şiddetin önlenmesinde âhiret inancının etkisi incelenmiştir. Bu araştırma süresinde âhiret inancıyla ve kadına yönelik yapılan şiddetle alakalı yazılmış eserlerden, çalışmalardan, makalelerden ve elektronik kaynaklardan istifade edilmiştir. Çalışmamız, âhiret inancının kadına yönelik şiddeti önlemesi açısından yapılmış ilk müstakil çalışma olup; giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde; ölümden sonra yaşanılacak olan âhiret hayatı safhalarıyla beraber Kur'ân-ı Kerîm ve hadisler ışığında anlatıldı. İkinci bölümde; genel anlamda şiddeti tanımladıktan sonra kadına yönelik yapılan şiddeti, çeşitleri, sebepleri ve sonuçları ifade edildi. Şiddet hakkında bilgilendirme yapıldıktan sonra İslam'a göre kadının yeri ve değerini ifade ederek, İslam'ın şiddeti yasakladığı âyet ve hadisler ışığında izah edildi. Üçüncü bölümde; kadına yönelik şiddetin önlenmesinde âhiret inancının insanların davranışlarına olan etkisi ifade edildi. Âhiretin dünyada iken iyilik üzere yaşayanlar için bir ödül olması, insanları iyi davranışlar sergilemeye teşvik etmektedir. Kötü bir hayat yaşayanlar için ceza yeri olması, kötü davranışlara karşı caydırıcı bir etkiye sahiptir. Sonuç bölümünde ise; âhiret inancının insanlara kazandırdığı duygular sayesinde iç kontrol mekanizması oluşturup, kadına yönelik şiddeti önlemede etkili olduğu değerlendirmesi yapıldı.

AhiretHadisKadına yönelik şiddet+5
Ömer Karabacak
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gençliğin iman algısı (Şırnak ili örneği)

Modern toplum içerisinde iman ve iman esaslarına bağlılık gençlerin merak duydukları bir konu değil. Fakat eylem ve davranışlarının altında içinde bulundukları topluma ait dini öğeler bulunmaktadır. Dini davranıştan ziyade iman ettikleri esasları ve bunlara bakış açıları farklılıklar gösterebilmekte. Nüfusun büyük bir kısmının gençlerin oluşturduğu ülkemizde gençlere ait inanç yapısını sorgulamamız gerekirdi. Türkiye'nin istatistiksel olarak en genç nüfus oranına sahip şehri Şırnak ilindeki ortaöğretim gençliğinin İslam esaslarına dair bakış açılarını ve iman algılarını bu çalışmada ortaya koymaya çalıştık. Allah'ın varlığı ve gerekliliği, meleklerin varlığına iman, ahiret hayatı, cennet ve cehennnem temel sorularımızı oluşturmakla birlikte gençlerin sorularımıza verdikleri cevaplarla beraber yakın oldukları itikadi görüşlere ait bir çıkarımda da bulunduk. Bu bağlamda gençliğin iman algısı ve özelde Şırnak ili örneği ile Türkiye gençliğinin imani alt yapısı ve algısına bir perspektif sunmaya çalışacağız. Anahtar Kelimeler: Din, inanç, algı, gençlik.

AlgıGençlerGençlik+6
Muhammet Sait Yürgüç
Şırnak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İman ve âhiret ahvâline taalluk eden âyetlerin klasik tefsirlerde mukayesesi -el-Mâtürîdî, ez-Zemahşerî, er-Râzî örneği-

Tefsir, Yüce Kitabımız Kur'an'ın anlaşılmasını ve yorumlanmasını hedefleyen ilimlerin aslı kabul edilen bir faaliyettir. İlk vahyin gelmesinden günümüze kadar çeşitli metotlarla bu faaliyet sürdürülmüştür. Bu çalışmada İmâm Matûrîdî'nin (ö. 333/944) ders takrirleri esnasında talebelerine istimlâ' ettirdiği Te'vîlâtül Kur'ân isimli tefsiri, Mutezile düşüncesinin önemli temsilcilerinden ez-Zemahşerî'nin (ö. 538/1144) el-Keşşâf isimli tefsiri ve Fahreddin er-Râzî'nin (ö. 606/1210) telif etmiş olduğu Mefâtîhu'l-gayb isimli tefsirinde İman ve Âhiret Ahvâline taalluk eden âyetler mukayeseli olarak ele alınmış ve müfessirlerin kendi ilmî ve fikrî müvâcehelerinden nasıl anlaşıldığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca müfessirlerin itikadi görüşlerini âyetler üzerinde nasıl yansıttıkları, nasıl izahlar getirdikleri, görüş ve anlayışlarının ne olduğu, hangi konularda ittifak ve ihtilâfın olduğu incelenmiştir.

AhiretKarşılaştırmalı analizTefsir+1
Mehmet Emin Bozkurt
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessEN

The politics of religion in the United States federal context: The faith-based initiative

Religion in the United States is a complicated, yet often under analyzed and misunderstood, phenomenon. Although it boasts one of the high rates of personal belief in the world, the U.S. is also frequently presented as one of the best examples of institutional separation of church and state available. Despite this, however, recent decades have witnessed the increasing presence of religion and faith in the public sphere and in the political realm. Understanding this reality, along with the simultaneous permeation of the public sphere and the concurrent emphasis on religiosity and religious belief requires analyzing a number of intertwined and overlapping factors. This dissertation seeks to analyze the underlying issues that have contributed to the current atmosphere of neutrality and accommodation towards increased religiosity in the political and public spheres. This is done through a historical analysis of religion in the U.S., a consideration of the role of federalism in allowing for increased religion in politics and public policy, and the in-depth analysis of a recent federal policy, the Faith-Based Initiative, which indicates the new role religion has been able to play in federal, and state, policy.Despite the decline of religion predictions offered by the secularization thesis, religious belief and practice have played, and continue to play, crucial roles in American political life since the founding of the nation. By considering the historical development of the nation, the degree to which religion was a factor in this development, and the current reality of religion in general, and state-religion relations specifically, this dissertation presents the context for a more in-depth case study analysis of recent federal policies involving religion. Not only have public political attitudes vis-à-vis interaction between religious organizations and government evolved in recent decades, but shifts in judicial opinion have also helped to solidify the development of a new, more accommodating stance towards state-religion relations. Beginning with an analysis of America?s position in general secularization studies, this dissertation then looks carefully at the current position of religion in both the political and judicial realms, and the manner in which this has influenced legislation nationwide.Using both primary and secondary sources, including Congressional records, Court documents and decisions, government reports and websites, scholarly analysis, and media accounts, the dissertation argues that it is the culmination of these historical and institutional factors that allowed for the rise of two important federal level policies; first the Charitable Choice Amendment of 1996, and second, in 2001, its successor, the Faith-Based and Community Initiative. Together these two programs aimed to enhance the availability of relations between the government and religious social service organizations. The Faith-Based Initiative, its development and implementation by the George W. Bush Administration, its programs, and the challenges the Initiative faced politically, socially, and legally are all examined in detail in order to best present a picture of how the politics of religion function in the federal United States.

United States of AmericaBush, GeorgeReligion-state relationship+7
Nevin Deniz Ekşioğlu
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hadislerde küfür kavramı ve değerlendirilmesi

Bu çalışma giriş, iki ana bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Giriş bölümünde, çalışmanın amacı ve kapsamı belirtilerek genel bir çerçeve çizilmiş ve tez ile doğrudan veya dolaylı bir şekilde ilişkili olan kavramlara yer verilmiştir. Birinci bölümde; küfür lafzının geçtiği hadislerdeki, görüşlerin genelinin hakiki küfre delâlet ettiği belirtilen ameller incelenmiştir. Önemine binaen bu bölümde yer verilen hadisler, farklı mezheplere mensup şârihlerin kavillerinden hareketle değerlendirilmiştir. Ayrıca söz konusu hadislerdeki amellerle ilgili varsa icmâ oluşmuş görüşlere de yer verilerek kapsamlı bir analiz sunulmuştur. İkinci bölümde ise hadislerde küfür ifadesiyle anılan ancak aslî küfür olmayan konulara yer verilmiştir. Bu bölümdeki rivayetlerde zikredilen amellerin dinden çıkaran küfür olmadığı; hadis şerhleri, âyetler ve sair hadislerden yararlanılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Aynı zamanda hadislerin sened ve metin analizleri yapılmış, tahrîci yapılan hadislerin isnad zinciri ve cerh edilmiş râvi bilgileri tablo halinde gösterilmiştir. Son olarak elde edilen verilere ve oluşan kanaate değinilen, araştırmanın genel bir değerlendirmesinin yapıldığı sonuç bölümü ile tez tamamlanmıştır.

AmelHadisKüfür+2
Yuşa Seven
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Muhyiddin İbnü'l Arabî'de akıl iman ilişkisi

Akıl iman ilişkisi konusunda tarih boyunca bir çatışma olduğu görülmektedir. Farklı din mensubu taraftarları, imanı tereddütsüz kabul edilmesi gereken bir unsur olarak gördüğünden, akıl kavramı yeri imana göre oluşturulmaya çalışılan ya tamamen dışlanan ya da tedbirli yaklaşılan bir kavram olmuştur. Aklın imanla ilişkisi dini epistemolojide bakıldığında ise, imanı önermelerin temellerinin kaynağı ve bu kaynakların doğrulanabilir olup olmadığı soruları gündeme gelmiş ve bu soruların temelini ise; hem iman kavramının farklı şekillerde anlaşılması hem de imanın temeli ve mahiyetiyle ilgili farklı düşüncelerin bulunması oluşturmuştur. İmanın temelinde kimilerine göre akli süreçler bulunurken kimilerine göre ise akli süreçlerle temellendirilemeyen unsurlar bulunmaktadır. Muhyiddin İbnü'l Arabî İslam düşünce tarihinde ortaya koyduğu düşünce sistemiyle çok tartışılmış, doğuda ve batıda hala isminden söz edilen ve hakkında birçok eser yazılan, önemli bir sûfî-filozoftur. İbnü'l Arabî'ye göre akıl, insanı Allah'ın vahdet bilgisine selbi olarak götüren bir araç olmakla birlikte marifet bilgisine yani O'nun Zâti bilgisini idrak etmesinde yetersiz kalır. Aklın idrak alanı gayb âlemi değildir çünkü akıl metafizik âlemin bilgisine ulaşamaz. Akıl sınırlıdır ve aklın üstünde olan bilgi kaynağı ise keşftir. Keşf ise bizi marifetin bilgisine ulaştırır. İnsanın amacı da marifetullaha erişmektir. Marifetullah ise Allah'ın Zâti bilgisine erişmek demektir. Marifetullaha erişmek ise keşf ile olur. Akıl bize Allah'ın varlığını gösterir, keşf ise Allah'ın bilgisine ulaştırır iman ise bize Allah'ın Zatını tanıttırır. Bundan dolayı akıl ve iman birbirini tamamlar ve kuvvetlendirir. Akıl imanın nuruyla aydınlanmalıdır ve imana tabi olmuş akıl gereklidir. İbnü'l Arabî ilmin rütbesinin, imandan daha üstün olduğunu belirterek ilme ulaşmada temel kaynak olan aklın önemini vurgulamış ve akılsız gerçekleşmeyecek olan imanın vurgusunu yapmış böylelikle de akıl ve imanın bütünlüğünü vurgulamıştır. Anahtar Kavramlar: İbnü'l Arabî, Akıl, Keşf, İman

AkılKeşfİbn Arabi+2
Fatma Özdemir
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ebû Hâmid el-Gazâlî'de imanın akliliği

İman ve akıl arasında bir bağın olmadığı ya da bu iki mefhumun birbirini dışladığı yönündeki iddialar birçok bakımından eleştiriye açıktır. Zira akli olarak idrak edilemeyen bir meselenin anlaşılması ve kabul edilmesi mümkün görünmemektedir. Anlaşılamayan bir hususa inanılabileceğini savunan düşünürler ve fikir akımları olduğu gibi böyle bir anlayışı çelişkili olması sebebiyle eleştiren ve reddeden şahıslarda mevcuttur. Ebû Hâmid el-Gazâlî, akıldan yoksun bir dini inancın imkansız olduğunu ve dini hükümlerin ancak aklın ve düşüncenin yasalarına uygun olduktan sonra geçerli olabileceğini düşünen İslam mütefekkirleri arasında sayılmalıdır. Fakat dinin anlaşılmasında İmam Gazâlî, ne sırf akılcılığı ne de sırf imancılığı doğru taraf olarak kabul eder. Ona göre en doğru din anlayışı, aklın ve inancın ortaklığı ve mutabakatı sayesinde inşa edilebilir. Bu, aklın ve inancın kendilerine özgü görevler üstlendikleri zorlu bir inşa sürecidir. Bu tez iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, akli iman düşüncesini benimsemiş olan bazı seçkin filozofların ve alimlerin fikirleri zikredildikten sonra Ebû Hâmid el-Gazâlî'nin tespit ettiği düşünce yasaları incelenmiştir. Söz konusu akletme kurallarının bilgiye ve inanca tatbik edilmesiyle ilgili olan başlık ilk ana başlığın son bölümüdür. İkinci ana bölüm ise ilk bölümde tespit edilen akıl yürütme yasalarının dini inanca taalluk eden taraflarını merkeze almaktadır. İlk olarak aklın daha sonra ise vahyin dini inanç ile alakası üzerinde durulduktan sonra nihayetinde, teorik konularla ilgili yeterliliğe sahip olmayan kimselerin inançları hakkındaki ölçüye dair kısım çalışmanın en son bölümünü oluşturmaktadır.

DinDin anlayışıDin felsefesi+6
Murat Palta
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Abdülaziz Çâvîş son devir kelâmî problemlere yaklaşımı

Bu çalışmada, son devir âlimlerinden birisi olan Abdülaziz Çâviş'in yaşadığı dönem göz önünde bulundurularak kelâmi konulara nasıl yaklaştığı, inanç esasları konusundaki görüşleri, İslâm'a karşı yöneltilen sorulara verdiği cevaplar açıklanmaya çalışılmıştır. Özellikle Abdülaziz Çâviş'in eserleri incelenerek hazırlanan bu çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında ve birinci bölümde amaç ile kapsam başta olmak üzere Abdülaziz Çâviş'in hayatı, eserleri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise ilahiyyât, nübüvvet ve sem'iyyât konularındaki görüşleri ve bu konulardaki tartışmalı meselelere bakışı incelenmiştir.Üçüncü bölümde ise tartışmalı kelâmi konuların dışında kalan, siyaset, ahlak, ibadet, din ve İslam konuları hakkında Abdülaziz Çâviş'in görüşlerine değinilmiştir. Daha sonra sonuç bölümü ile çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Abdulaziz Çâvîş, Reddiye Geleneği, Hristiyanlık, Anglikan Kilisesine Cevap, Tevhid, Hilafet

Abdulaziz ÇavişAhlakKelam+4
Ebru Kaya
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Abdülaziz Çâvîş'in hayatı ve Anglikan Kilisesi'ne verdiği cevaplar çerçevesinde kelâmi görüşleri

Abdülaziz Çâvîş döneminin önemli ilim merkezlerinde iyi bir eğitim almış üretken ve mücadeleci Mısır'lı İslâm âlimidir. Anglikan Kilisesi Osmanlı şeyhülislâmlık makamına İslâm dinini tanımak amacıyla sorular sormuştur. Cevap mahiyetinde yazılan eserlerden birisi de Abdülaziz Çâvîş' in eseridir. Doğu ve batı ilimlerine vakıf olması sebebiyle cevap olarak sunduğu makul ve mantıklı deliller eserin önemini arttırmaktadır. Bu eser içerik ve kapsam bakımından yalnızca o güne değil günümüz dünyasına da ışık tutar niteliktedir. Çâvîş eserinde uzun bir girişten sonra İslâm dinini tanıtmış, güncel problemlere nasıl çözümler getirdiğini özetlemiş, dönemde yoğun tartışma meselesi olan kadın konusuna geniş bir yer ayırmıştır.

Abdulaziz ÇavişAnglikan KilisesiBiyografi+6
Kübra Sınmaz Akbaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ebü'l Muîn en-Nesefî ile Ebû İshak es-Saffâr'ın iman anlayışlarının mukayesesi

Bu çalışmada, Hanefî-Mâtürîdî kelâm anlayışının önemli temsilcilerinden kabul edilen Ebü'l-Muîn en-Nesefî (öl. 508/1115) ile Ebû İshak es-Saffâr'ın (öl. 534/1139) iman anlayışları incelenmiştir. Nesefî'nin Tebsıratü'l-edille fi usûli'd-dîn ve Saffâr'ın Telhîsü'l-edille li-kavâidi't-tevhîd adlı hacimli kelâm eserleri bulunmaktadır. Çalışma, Nesefî ve Saffâr'ın iman anlayışlarını bu eserler kapsamında tespit etmeyi, incelemeyi ve mukayese etmeyi amaçlamıştır. Giriş ve üç ana bölümden oluşan çalışmanın giriş kısmında araştırmanın konusu, önemi, amacı, yöntemi ve kaynakları hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde Nesefî ile Saffâr'ın hayatları ve ilmî kişilikleri tanıtılmıştır. İkinci bölümde iman konusuyla ilgili imanın tanımı, iman-amel ilişkisi, imanın artıp-azalması, iman-islâm münasebeti ve imanın mahlukiyeti gibi kelâmî tartışmalara değinilmiş ve kelâm mezheplerinin bu konulardaki görüşleri incelenmiştir. Son bölümde Nesefî ile Saffâr'ın iman anlayışları günümüze ulaşan eserleri üzerinden tespit edilmiş, irdelenemiş ve görüşlerindeki benzerlik ve varsa farklılıklar tespit edilmiştir. Sonuç bölümünde ise araştırma neticesinde ulaşılan bilgiler paylaşılmıştır.

Ebu İshak es-SaffarEbu`l-Muin en-NesefiKarşılaştırmalı analiz+4
Sümeyye Çekiç
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessAR

Hud suresinde akîdenin terbiyesine dair örnekler

The research dealt with the Doctrinal Educational Signs in Surat Hud, an Objective Study. The research showed the importance of faith in God Almighty and the emphasis on the pillars of faith, including faith in the previous messages, its prophets, and the miracles performed by God Almighty at the hands of these prophets. The study also referred to the end of oppression and tyrants, as well as to the end of Pharaoh. Among the topics covered by the research is trust in God Almighty, which was referred to by some verses of the blessed surah. If trust is achieved with the servant, then he has gained tranquility in his heart and lived free, not deceived by money or worldly gains. The study also showed that the prophets showed miracles, and that God Almighty did not send a messenger except that he supported him with something that proves his sincerity, or incapacitates his challengers, and miracles differ from people to people, according to what that people are famous for. The study also indicated that whoever follows the oppressor will perish with his destruction, and in all his affairs and linking the causes to God,s will, which is complete trust in God Almighty. The researcher also referred to the prominent feature of the prophets, peace be upon them, and the preachers after them, which is the great function for which God sent the messengers and revealed the books, namely the call to unite God Almighty, reform the nations and lift injustice from people, and the greatness and sanctity of the call; It was purely for God Almighty, and introducing people to their Lord without return, which is what the prophets have always stated: I do not ask you for a reward for it. Likewise, pointing out that reform saves nations from destruction, and that injustice destroys them. Because reform is a safety valve for nations, and injustice is the key to their destruction. The study touched on signs related to the remembrance of God Almighty, on top of which is seeking forgiveness; Because of his great virtues and abundant blessings; Because it works to free the heart from sins, so that it is pure in the future of acts of worship. Where blessing and facilitation, and reconciliation with the name of God. Among the educational references in this surah is the command to maintain prayer. And that egoism is one of the attributes of obedient believers, and it is a sign that accompanies the true believer, so he is humble and reassuring, and he follows the path of humility towards the believers. Among the most important findings of the researcher are: that the faith bond takes precedence over the blood bond, so the principle here is belief in God Almighty and good deeds, without being deceived by what is less than that, such as the clan bond, the blood bond, or the national bond, and this is apparent in the story of our master Shuaib, peace be upon him. Among the educational signs mentioned in the surah is the call to uprightness and steadfastness in religion, that is the verse that grayed the Prophet. Keywords: Interpretation. Surat Hud. Educational Signs. Doctrine. Faith. Straightforwardness. Ask Forgiveness.

Badr Ahmed Fathı Fathı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mevlana ve Kierkegaard'da Fideizm

Din, insanoğlunun varoluşundan itibaren tartışılagelen ve günümüzde de çözüme kavuşmamış olan, içinde gizem barındıran bir olgudur. İnsan hayatında oldukça önemli yer kaplayan din kavramının -bilhassa dini dogma ve öğretilerin- çözümlenememiş yönlerinin hakikati yansıtıp yansıtmadığı, epistemolojik olarak temellendirilebilir olup olmadığı, iman-akıl ilişkisinin ne düzeyde ve ne şekilde olması gerektiği gibi sorunlar hayatın amacını anlamlandırma çabası içinde olan insanlar için geçmişten bu yana hep ilgi odağı olmuştur. Akıl ile iman arasındaki ilişkinin tam olarak ortaya konulmaması bu ilgi odağını bir çatışma haline büründürmüştür. Antik çağ filozoflarından bu yana tartışılagelen bu durum günümüzde de devam etmektedir. Fideizm bu süreğen tartışmaya açıklık getirmek için çeşitli görüşler sunmuştur. Bu bağlamda Fideizm ile ilgilenen filozofların hem İslam felsefesinde (Mevlana) hem de Hristiyan Felsefesinde (Kierkegaard) yaptıkları çalışmalar, fideizmin karanlık yönüne ışık tutmaktadır. Mevlâna ve Kierkegaard, Tanrı'nın kanıtlanmasının imkânsız olduğu hususunda benzer fikirlere sahiptirler. Onlara göre Tanrı'ya iman etmek için kanıt aramak, inanç açısından istenilen bir durum değildir. Mevlana ve Kierkegaard'ın fideizm ile ilgili görüşlerinin incelendiği bu çalışmada iki temel hedef üzerinde durulmaktadır. Öncelikle Mevlana ve Kierkegaard'ın fideizmini daha anlaşılır kılmak için: fideizm açıklanmaya çalışılacaktır. Bununla beraber elde edilen fideizm çerçevesinde bu iki filozofun eserlerinden hareketle inanç konusunda ki benzer ve farklı görüşlerini ortaya koymak amaçlanmaktadır.

İman
Fatma Keskin
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Din psikolojisi açısından Kur'an'da imanın oluşum süreci

Bu çalışma Kur'an'da imanın oluşum süreci ile ilgili ayetleri din psikolojisi açısından incelemeyi konu edinmiştir. Burada Kur'an ayetlerinin imanın oluşumunu nasıl ve hangi süreçlerden geçerek gerçekleştirdiği araştırılacaktır. Özellikle bu süreci yaşayan bireyin hangi duyguları yaşadığı ve imanın onun hayatında meydana getirdiği değişiklikler ortaya koyulmaya çalışılmakta ve aynı zamanda Kur'an ayetleri ile desteklenmeye gayret edilmektedir.

AyetlerDinDin psikolojisi+3
Fadime Şık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00

Related subjects