Financial statements
140 theses under this subject heading
İştirak ve iş ortaklığı yatırımlarının TMS 28, TFRS 11 ve TFRS 12 kapsamında muhasebelestirilmesi ve MSUGT ile karşılaştırılarak temel finansal tablolarda sunumu
İşletmeler ellerindeki likidite fazlasını diğer işletmelerde değerlendirerek gelir elde edebilirler. İşletme diğer işletmeye borç vererek veya öz kaynağına katkıda bulunarak diğer işletmeye yatırım yapar. Verdiği borç karşılığında faiz geliri, diğer işletmenin öz kaynağına yaptığı katkı karşılığında ise temettü, yönetime katılma ve değer artışlarından gelir elde etmeyi bekler. Diğer işletmelere yapılan yatırımların sınıflandırılması, kayıtlarda izlenmesi ve değerlemesinde yatırımı yapan işletmenin bu yatırımı elinde tutmayı düşündüğü zaman, yatırım yapılan işletme üzerindeki kontrol gücü veya önemli etkisinin bulunması gibi konular önemlidir. Yatırım yapan işletme kısa vadeli, spekülatif, amaçlarla bu yatırımı yapmışsa, bu bir finansal varlıktır, TMS 32, TMS 39 veya TFRS 9 ve TFRS 7 standartları çerçevesinde sınıflanır, kayıtlanır, değerlenir, sunumu ve açıklamaları yapılır. İşletmenin diğer işletmenin öz kaynağına uzun vadeli yatırım yapıp bundan temettü, yönetime katılma ve değer artışı kazançları bekliyorsa bu durumda işletme üzerinden kontrol gücü veya önemli etkisinin varlığı önemlidir. İşletmenin yatırım yaptığı işletme üzerinde kontrol gücü varsa, bu bir bağlı ortaklılıktır ve TFRS 3, TFRS 10 TFRS 12 (düzenleyici tarafından gerekli görülüyorsa TMS 27) standartları doğrultusunda sınıflanır, kayıtlanır, değerlenir, sunumu ve açıklamaları yapılır. Diğer taraftan diğer işletme üzerinde önemli etki varsa bu iştirak veya iş ortaklığıdır. TMS 28, TFRS 11 ve TFRS 12 standartları doğrultusunda sınıflanır, kayıtlanır, değerlenir, sunumu ve açıklamaları yapılır. İşletmelere yapılan yatırımlar çok kapsamlı olduğundan çalışmamızda sadece iştirak ve iş ortaklıkların yapılan yatırımların Türkiye Muhasebe /Finansal Raporlama Standartları doğrultusunda sınıflandırılması, kayıtlanması, değerlenmesi ve sunumu konuları ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde; konuyu açıklayıcı temel kavramlara değinilmiş, ikinci bölümünde; iştirak ve iş ortaklığı yatırımlarının muhasebeleştirilmesi, finansal tablolarda sunumu ve dipnot açıklamalarına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise; iştirak ve iş ortaklığı yatırımının MSUGT ve TMS/TFRS uygulamalarını açıklayıcı örneklere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Önemli Etki, İştirak, Müşterek Anlaşma, İş Ortaklığı, Müşterek Faaliyet, TMS, TFRS.
Türkiye'deki finansal tablo denetim planlaması uygulamalarının uluslararası denetim standartlarına uygunluğu ve bir araştırma
Denetim planlama ile başlamakta ve denetim çalışmasının her aşamasında planlama yapılırken elde edilen veriler kullanılmaktadır. Dolayısıyla planlama faaliyeti denetim sürecinin en önemli aşamasıdır.İyi bir denetim planı denetçiye en üst düzeyde zaman kazancı, optimum risk ve maliyet avantajları sağlayabilmekle birlikte, denetimin başarısını ve kalitesini arttıracaktır. Bu da ancak uluslar arası nitelikteki standartlara uygun olarak gerçekleştirilen denetim faaliyetleri ile mümkündür.Çalışmanın amacı, Sermaye Piyasası Kurulu'na bağlı Bağımsız Denetim Şirketlerinin ve 3568 Sayılı Yasaya göre denetim yapan Yeminli Mali Müşavirlerin, finansal tablo denetim planlaması uygulamalarının, uluslar arası denetim standartlarına uygun olup olmadığını ölçmek, değerlendirmektir.Bu çalışmayla Türkiye'de Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında faaliyet gösteren 12 Bağımsız Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. ve kendi nam-ı hesabına bağımsız olarak çalışmakta bulunan 25 Yeminli Mali Müşavir, 4 Yeminli Mali Müşavirlik LTD.ŞTİ., 2 Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. tarafından gerçekleştirilen denetim planlaması çalışmalarının, uluslar arası denetim standartlarına uygunluğu, anket yöntemiyle elde edilen verilerin yorumlanması yoluyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Türkiye'deki finansal tablo denetim planlaması uygulamalarının uluslar arası denetim standartlarına uygun olup olmadığına yönelik olarak yapılan değerlendirme neticesinde tüm deneklerin olumlu yanıtlar verdiği tespit edilmiş ve genel olarak standartların belirlediği kriterlere yüksek düzeyde katılım olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Denetim, Uluslararası Denetim Standartları, Planlama, Denetim Planlaması.
Finansal tablolardaki hile riskinin belirlenmesi: Yapay sinir ağı modeliyle bir bankada uygulama
Bankaların temel fonksiyonlarından birisinin kredi kullandırımı olması nedeniyle bankaların karşı karşıya kaldığı risklerin başında kredi riski gelmektedir. Finansal tablolara dayalı olarak gerçekleştirilen ticari kredi kullandırımlarında, hileli finansal tablolar üzerinden kullandırılan kredilerin kısmen veya tamamen geri dönüşümünün sağlanamaması kredi riskine sebebiyet vermekte ve bankalar açısından önemli bir sorun oluşturmaktadır. Bu nedenle bankaların kredi riski yönetiminde, finansal tablolardan sağlanan bilgilerin doğruluğu ve güvenirliği büyük önem taşımaktadır.Dolayısıyla bu çalışmanın temel amacı, finansal tablolardaki hile riskinin belirlenmesini ve bu şekilde de bankalarda oluşabilecek kredi riskinin önüne geçilmesini sağlamaktır.Finansal tablolardaki hile riskinin öngörülmesi ve değerlenmesinde yöntem olarak yapay sinir ağı (YSA) teknolojisinden yararlanılmıştır.Araştırma kapsamında bir bankanın ticari ve kurumsal müşterileri içerisinde yer alan ve 97' si manipülatör grup, 192' si ise kontrol grubu olmak üzere toplam 289 adet firmanın 2007 yılı mali verileri analiz edilerek bir YSA modeli geliştirilmiştir.Geliştirilen YSA modeli, finansal tablolardaki hile riskini % 90 oranında doğru tahmin ederek oldukça başarılı sonuçlar ortaya koymuştur. Araştırma sonuçlarına göre YSA modeli ile elde edilen bulgular, istatistiksel yöntemlerden probit model, logit model ve diskriminant analizi yöntemleri ile karşılaştırılmış ve en doğru tahminin YSA modeli ile gerçekleştirildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Azerbaycan ve Türkiye muhasebe sistemlerinin karşılaştırmalı analizi
Muhasebe bir bilgi sistemidir ve bu sistemde önemli olan faaliyet sonuçlarının sağlıklı ve güvenilir bir şekilde muhasebeleştirilmesi, mali tablolardaki bilgilerin gerçek durumu yansıtması ve aynı zamanda bu tabloların karşılaştırabilme niteliği taşımasıdır.Azerbaycan Muhasebe sisteminin temeli eski Sovyetler Birliğinin sistemine dayanmaktadır. Fakat 1991 yılında bağımsızlığına kavuştuktan sonra Azerbaycan Cumhuriyeti'nde uygulanmakta olan muhasebe sistemi ?Muhasebe Sistemi Hakkında? Azerbaycan Cumhuriyetinin Kanununa dayanmaktadır. Bu nedenle küresel muhasebe sistemine uyumlaştırma işlemleri başlatılmıştır. Her alanda gelişmekte olan ülkenin muhasebe sisteminin de uluslararası standartlara cevap verecek hale getirilmesi zorunlu hale gelmiştir.Bu çalışmanın amacı, Azerbaycan'da uygulanmakta olan muhasebe sistemini Türkiye muhasebe sistemi ile karşılaştırarak analiz edip muhasebe sistemlerinin olumlu ve olumsuz yönlerini belirlemek olarak ifade edilebilir.Yapılan çalışmada, her iki ülkenin muhasebe sisteminin tarihçesi, hesap planı, finansal tabloları ve ülke muhasebe standartları incelenmiş, karşılaştırmalı olarak analiz edilmiş ve sonuçlar değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Azerbaycan Muhasebe Sistemi, Türkiye Muhasebe Sistemi, Hesaplar Planı.
Spor kulüplerinde ekonomik işlemlerin muhasebeleştirilmesi ve finansal tablolar
ÖZET Spor kulüplerinin küçük bir dernek hüviyetinde kalması, ticari bir faaliyet gibi düşünülmemesi, spor kulüplerinin yardım kuruluşu gibi algılanması, bu işletmelerinin fınansal kaynaklarının ve varlıklarının sorumsuzca yada gelişigüzel kullanılmasını gerektirmez. Hatta bu finansman kaynakları ve varlıkların maksimum verimlilikte kullanılması bir zorunluluktur. Bunun içinde muhasebe bilgilerine büyük önemde ihtiyaç duyulmaktadır. Günümüzde, spor kulüpleri profesyonel spor faaliyetleriyle, hizmet sektörü içinde önemli pir paya sahip kuruluşlar haline gelmiştir. Bu yönü ile spor kulüplerinin şirketleşmesi ve halka açılması bir zorunluluk halini almıştır. Ülkemizde de bu konuda gelişmeler mevcuttur. Dolayısıyla bu işletmelerin varlıkları, kaynaklan ve faaliyet bilgilerine büyük ihtiyaç bulunmaktadır. Spor kulüpleri, kendi kaynaklarını yaratacak ve bunları etkili kullanacak yöneticilere ihtiyaçları olduğu gibi, işletme hakkında bilgi verecek, yol gösterecek, yönetimi değerlendirecek ayrıntılı bilgilere de ihtiyaç duyarlar. Bu çerçevede birinci bölümde; spor kulübü kavramı açıklanarak, kurulması, yönetim yapısı, gelir kaynakları, vergi kanunları karşısındaki durumu, şirketleşmesi ve halka açılmasıyla ilgili genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, Spor kulüplerinde meydana gelen ekonomik işlemler neler olduğu üzerinde çalışılmış ve muhasebe kavram ve ilkeleri doğrultusunda muhasebeleştirilmesi ve raporlanması üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde; Spor kulüplerinde muhasebe sistemi ve işlevleri açıklanmış, muhasebe ilke, standart ve politikaları belirtilerek, temel fınansal tablolar, şekil ve içerik yönünden genel olarak açıklanmıştır. Dördüncü bölümde; Türkiye Birinci Profesyonel Futbol Liginde takımı bulunan bir spor kulübünde uygulama yapılmış sonuç ve bulgulara yer verilmiştir.
Kur değişmeleri nedeniyle konsolide mali tabloların düzenlenmesinde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri
Bu çalışmada öncelikle, kur değişmelerinin işletmeler üzerindeki etkileri ve bu etkilerin yönetiminde kullanılacak yöntemler incelenmiş ve konsolide mali tabloların hazırlanma aşamaları ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Ayrıca, enflasyon ortamında konsolide edilecek mali tabloların nasıl düzenlenmesi gerektiği örneklerle gösterilmiştir. Çalışmanın ana konusunu, konsolide edilecek yabancı bağlı işletmelere ait mali tabloların ulusal paraya çevrilmesinde kullanılan çeviri yöntemleri oluşturmaktadır. Ayrıca, bu yöntemler ayrıntılı bir şekilde incelenerek, konsolide mali tablolar üzerindeki etkileri saptanmıştır. Konuya açıklık getirmesi üzere bir anket çalışması yapılmış ve bu anket çalışmasıyla, Türkiye'deki holding şirketlerin konsolide mali tablolarını düzenlemelerinde ve yabancı bağlı işletmelerine ait mali tablolarını Türk Lirasına çevirmede karşılaştıktan sorunlar, kullandıkları çeviri yöntemleri ve bu çeviri yöntemleri hakkında yeterli bilgiye sahip olup olmadıktan araştırılmıştır. Ayrıca, bu anket çalışmasıyla kur değişmelerinin olumsuz etkilerinden kurtulmak için holdinglerin ne gibi önlemler aldıkları ve hangi yöntemlerden faydalandıkları da tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Türkiye'de yabancı paralı mali tabloların Türk Lirasına çevrilmesinde kullanılabilecek en uygun çeviri yöntemi belirlenmiş ve bu konu ile ilgili öneriler getirilmiştir.Anahtar Sözcükler: Kur değişmeleri, konsolide mali tablolar, enflasyon muhasebesi, çeviri yöntemleri.
Finansal kiralama şirketlerinin karlılığı ile kurumsal yönetim uygulamalarının ilişkisi
Finansal kiralama en genel tanımıyla, mülkiyet hakkının bir şirkette olmasına karşın, bir varlığın ekonomik olarak kiralanmasıdır. Finansal kiralama son yıllarda giderek artan bir hacimle, sermaye yoğun sektörün önde gelen bir alanıdır. Günümüzde iletişim ve ulaştırma olanaklarının artmasıyla ve üretimin yaygınlaşmasıyla birlikte, finansal kiralama süreci daha yaygın hale gelmiştir. Kurumsal yönetim ise bir işletme ya da organizasyonda, yönetime ilişkin yapıların tüm paydaşlara güven vermesidir. Finansal kiralama işlemlerinde, hem kiralayan açısından, hem de kiracı açısından güven ve dolayısıyla kurumsal yönetim büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmada, kurumsal yönetim uygulamalarının finansal kiralama şirketlerinin performansları üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından listelenen finansal kiralama şirketlerinin 2012-2021 yılları arasındaki verileri alınmıştır. Bağımlı değişken olarak firma performansını göstermek üzere finansal kaldıraç oranı, büyüklük, aktif karlılık ve özsermaye karlılığı parametreleri kullanılmıştır. Finansal açıdan önemli olan firmaların karlılık göstergelerinin, kurumsal yönetim uygulamalarının göstergeleri ile ilişkisinin ekonometrik olarak ölçülmesi amaçlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre aktif karlılığı (roa) için rassal etkiler analizi sonuçlarına göre aktif karlılığı üzerinde yönetim kurulu bağımsız üye sayısı, kurumsal yatırımcı yüzdesi, yaş ve büyüklük serilerinin etkisi anlamlıdır. Regresyon katsayılarına göre roa üzerinde yönetim kurulunda kadın üye sayısı pozitif etki yaparken; kurumsal yönetim komitesi, yaş ve büyüklük serilerinin etkisi negatif yöndedir. Özsermaye karlılığı (roe) için sabit etkiler analizi sonuçlarına göre roe üzerinde sadece yönetim kurulunda kadın üye sayısı serisinin etkisi anlamlı ve pozitif yöndedir. Ancak hem diğer değişkenlerin roe üzerinde etkisi, hem de genel olarak modelin açıklama gücü anlamlı değildir. Sonuç olarak kurumsal yönetim uygulamaları aktif karlılık oranları üzerinde anlamlı bir etki sahibi olsa da, özsermaye karlığı üzerindeki etkisinin anlamlı olmadığı görülmektedir. Bu durumu finansal açıdan, Türkiye'de yatırımların daha çok kısa vade ve yüksek kar ile yapılmasıyla ilişkilendirmek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Kurumsal yönetim, finansal kiralama, firma performansı, aktif karlılık, özsermaye karlılığı.
Çok uluslu şirketlerin finansal tablolarının hazırlanmasında karşılaşılan sorunlar ve bu sorunların çözümü için yapılan çalışmalar
ÖZET Çok uluslu şirketler, birden fazla ülkede faaliyet göstermeleri nedeni ile ülkeler arası ilişkilerde önemli bir yere sahiptir. Ancak, bu şirketler farklı ekonomik, politik, kültürel ve yasal ortamlardaki muhasebe sistemlerine uyum göstermek zorunda kalmaktadırlar. Bu farklılıkların yanında, döviz çevirisi yapılmasında karşılaşılan sorunlar ve enflasyonun yarattığı sorunlar özellikle konsolide finansal tabloların hazırlanmasında önemli güçlüklere neden olmaktadır. Bunların sonucunda, ilgili kişilere güvenilir ve anlaşılır bilgi vermek üzere hazırlanan finansal tablolar amacına ulaşamayabilecektir. Bu çalışmanın amacı, çok uluslu şirketlerin finansal tablolarının hazırlanmasında ve ilgili kişilere sunumunda karşılaşılan sorunları incelemek ve bu sorunların çözümünde etkili olan çalışmalara değinmektir. Zira, uluslararası düzeyde gerçekleştirilen muhasebede uyumlaştırma ve standartlaştırma çalışmaları ile sözü edilen sorunları çözme yönünde önemli adımlar atılmıştır. Araştırmamızın içeriğinde bu konuda yapılan belli başlı çalışmalara yer verilmiş ve Uluslararası Muhasebe Standartları üzerinde durulmuştur. VI
Entelektüel sermayenin bilanço analizine etkisi ve BİST bilişim sektörüne yönelik örnek bir uygulama
Çalışmanın ilk bölümünde entelektüel sermaye kavramının temelini teşkil eden bilgi kavramı, bilgi toplumu ve bilgi ekonomisi ele alınacaktır. İkinci bölümünde ilk olarak maddi olmayan duran varlık kavramı üzerinde durulacak ardından entelektüel sermayenin tanımı, kapsamı ve unsurları ele alınacaktır. Üçüncü bölümde entelektüel sermaye ölçüm yöntemleri üzerinde durulacaktır. Dördüncü bölümde ilk olarak mali analiz ve mali analizde bilanço tahliline genel bir bakış açısı getirilerek uluslararası muhasebe standardı UMS-38 çerçevesinde entelektüel sermaye açıklanmaya çalışılacak ardından entelektüel sermayenin bilanço ile ilişkisi ve bilançoya etkisi ayrıntılı bir şekilde tartışılacaktır. Beşinci ve son bölümde ise entelektüel sermayenin bilanço analizinde kullanılmasına ilişkin örnek çalışma ele alınacaktır. Çalışma kapsamında Borsa İstanbul Bilişim sektöründe faaliyet gösteren 14 firmanın 2016-2018 yılları bilançoları birleştirilerek ortalama sektör bilançosu oluşturulmuştur. Hazırlanan bilançodan elde edilen verilerle ilk olarak, BİST Bilişim Sektörü için entelektüel sermaye öncesi oran analizi ve dikey yüzde analizi yapılmıştır. Sonraki aşamada sektörün entelektüel sermayesi hesaplanmış ve son olarak da hesaplanan entelektüel sermaye değeri üzerinden bilanço oluşturularak dikey yüzde analizi ve oran analizi yapılmak suretiyle entelektüel sermaye öncesi ve sonrası karşılaştırılmıştır.
Farklı muhasebe düzenlemelerine göre hazırlanan finansal tabloların dönüşüm sürecinin değerlendirilmesi, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri üzerine bir araştırma
Türkiye'de bağımsız denetime tabi işletmeler, finansal tablolarını farklı muhasebe düzenlemelerine göre hazırlamaktadırlar. Muhasebe kayıtlarının tutulmasında ve vergi beyannamesi ekinde yer alacak finansal tablolarını Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine (MSUGT) göre hazırlayan işletmeler, bağımsız denetime tabi olacak finansal tablolarını ise Türkiye Muhasebe / Finansal Raporlama Standartlarına (TMS / TFRS) ya da Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardına (BOBİ FRS) göre hazırlamaktadırlar. TMS / TFRS ya da BOBİ FRS'ye göre hazırlanan finansal tablolar, MSUGT'ler uyarınca hazırlanan mizandan hareketle dönem sonunda dönüştürme yoluyla hazırlanmaktadır. Dönüştürme işlemi ise genellikle bağımsız denetim şirketlerinde çalışan meslek mensupları tarafından yapılmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de bağımsız denetime tabi olan işletmelerin MSUGT'lere göre hazırlanan finansal tablolarının TMS / TFRS ya da BOBİ FRS'ye dönüştürülmesi sürecinin değerlendirilmesi, karşılaşılan sorunların tespit edilmesi ve sorunların giderilmesine yönelik çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak bağımsız denetim şirketlerinde çalışan ve finansal tabloların dönüşüm sürecinde aktif rol alan 25 meslek mensubuyla yüz yüze ya da çevrimiçi görüşme yapılmıştır. Çalışmada, katılımcıların çoğunluğu tarafından ikili muhasebe sisteminin daha sağlıklı ve faydalı bulunmasına rağmen işletmelerin muhasebe altyapıları ve sistemin getireceği ilave maliyetler nedeniyle uygulanmasının zor olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların dönüşüm sürecinde en çok müşteri işletmeden talep edilen bilgi ve belgelerin temin edilmesinde zorlandığı ve nakit akış tablosunun hazırlanmasında daha fazla sorun yaşadıkları ortaya konmuştur. Katılımcıların büyük çoğunluğu tarafından dönüşüm yoluyla hazırlanan finansal tablolarda sunulan bilgilerin faydalı finansal bilginin taşıması gereken niteliksel özelliklere sahip olduğu düşünülürken, bazı katılımcılar sunulan bilgilerin zamanında sunum özelliğine sahip olmadığını düşünmektedirler. Farklı düzenlemelere göre yapılan raporlamanın gereksiz olduğunu belirten katılımcılar, işletmelerin tek bir düzenlemeye göre raporlama yapmalarının ve bu düzenlemenin de TMS / TFRS'ler olması gerektiğini ifade ettikleri görülmüştür. Ancak mevcut uygulamada olduğu gibi iki farklı düzenlemeye göre raporlama yapmaya devam edilmesi halinde katılımcıların büyük çoğunluğu tarafından BOBİ FRS'nin tercih edildiği tespit edilmiştir. Katılımcıların, MSUGT'lere göre hazırlanan finansal tabloların TMS / TFRS ya da BOBİ FRS'ye dönüşümü sürecinde sınıflandırma, değerleme, değerleme farklarının hesaplanması ve muhasebeleştirilmesi ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan önemli sorunlarla karşılaştıkları belirlenmiştir. Ayrıca, dönüşüm sürecinde karşılaşılan bu sorunların dışında işletmeden, standartlardan, yasal düzenlemelerden, diğer kişi, kurum ve kuruluşlardan kaynaklanan sorunlarla da karşılaşıldığı ifade edilmiştir. Dönüşüm sürecinde aktif rol alan katılımcıların bahsedilen sorunların giderilmesine yönelik dönüşüm işleminin niteliğinin artırılması, raporlamada standardizasyonun sağlanması, hesap planı ve iyileştirmeleri, eğitim faaliyetleri ve düzenleyici kurumların faaliyetleri çerçevesinde çözüm önerilerinde bulundukları tespit edilmiştir.
Konsolide finansal tabloların firma performansı üzerine etkisi: türkiye'deki firmalar üzerine uygulamalı bir çalışma
Literatürdeki mevcut teorik tartışmalar, konsolide finansal tabloların firma performansı üzerinde etkili olduğuna işaret etmekte olup, uluslararası alanda yürütülen bazı araştırma sonuçları da bu tartışmayı destekler niteliktedir. Ancak konsolide finansal tabloların firma performansı üzerine etkisi olduğunu gösteren çalışmalar çoğunlukla AB üyesi olan ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde yürütülmüş olup, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için bu tartışmanın geçerliliği sorgulanmaktadır. Literatürdeki tartışmalara Türkiye örneğini baz alarak katkı sağlamayı hedefleyen bu çalışmada, Türkiye'deki firmalarca hazırlanan konsolide finansal tabloların firma performansı üzerine etkisi araştırılmıştır. Performans göstergesi olarak hisse senedi fiyatı ve getirisinin, finansal tablo bilgisi olarak ise öz kaynak, net kar ve toplam varlığın alındığı bu çalışmada, bireyselden (solo) konsolide finansal raporlamaya geçişin firma performansına etkisi, geçiş öncesi (2000-2003) ve sonrası (2006-2009) döneminde dörder yıllık periyotları kapsayan, BIST'te işlem gören toplam 384 firma/yıl finansal tablo verisiyle analiz edilmiştir. Finansal tablo bilgisi ile performans ölçütleri arasındaki ilişki Ohlson'un (1995) değerleme modeli kullanılarak pooled regresyon analizi ile test edilmiştir. Araştırma sonuçları, konsolide finansal tablolardan elde edilen finansal bilgilerin (öz kaynak, net kar ve toplam varlık) performans göstergesi olan hisse senedi fiyatı ve getirisi üzerine etkisi olduğuna işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Konsolide finansal tablolar, firma performansı.
Bağımsız denetim sürecinde bağımsız denetçinin sorumluluğu ve bağımsız denetim algısı: Türkiye'deki finansal tablo kullanıcıları üzerine bir araştırma
Bu tezin amacı bağımsız denetçiler ile finansal tablo kullanıcıları arasındaki bağımsız denetim algı farkını araştırmaktır. Bağımsız denetim algı farkı "kamunun ve finansal tablo kullanıcılarının bağımsız denetçilerin neden sorumlu olduklarına inandıkları ile bağımsız denetçilerin bizzat kendilerinin neden sorumlu olduklarına inandıkları arasındaki farktır"(Financial Times ft.com/lexicon; t.y.). Literatüre göre bağımsız denetim algı farkı daimi, kaçınılmaz ve bağımsız denetim mesleğine zararlıdır. Bağımsız denetim algı farkının zararlarından kaçınmak için kamu bağımsız denetçinin sorumlulukları hakkında eğitilmeli ve bilgilendirilmelidir. Böylece bağımsız denetim algı farkı azaltılabilir ve bağımsız denetim mesleğinin güvenilirliği artırılabilir. Bu çalışmada, bağımsız denetçiler ile finansal tablo kullanıcıları arasındaki bağımsız denetim algı farkı, literatür ve Türkiye'deki mevcut mevzuatın detaylı analizi sonucu geliştirilerek toplam 153 denetçi/finansal tablo kullanıcısı tarafından cevaplanan anket verileri esas alınarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar göstermektedir ki Türkiye'de bağımsız denetçiler ile finansal tablo kullanıcıları arasında bazı konularda bağımsız denetim algı farkı mevcuttur. Bununla beraber bağımsız denetçiler ile finansal tablo kullanıcıları arasında konuların çoğunluğunda bir bağımsız denetim algı farkı tespit edilememiştir. Çalışmanın bir diğer sonucu bağımsız denetimin amacının ve bağımsız denetçinin sorumluluklarının katılımcılar tarafından anlaşılmamış olmasıdır. Anahtar Kelimeler: Bağımsız denetim sözleĢmesi, bağımsız denetim algı farkı,bağımsız denetçinin hukuki sorumlulukları, bağımsız denetçinin cezai sorumlulukları.
Türk bankacılık sisteminde kurumsal kredi derecelendirme süreçlerinde KOBİ'lerin kredibilitesinin değerlendirilmesi
Ülkemizde finansal sistem içerisinde bankacılık sektörü önemli bir yere sahip olmakla birlikte içinde bulundurduğu mekanizmalar ve disipline sistemler ile birçok unsuru barındırarak ekonomik yaşamsal alanların gelişmesi ve büyümesine büyük katkı sağlamış ve finansal alanların dışında kalan kimi değerleri finansal alanın içine dahil ederek sektörel alanlarını genişletmiştir. Bankaların tarihsel süreçlerin getirdiği tecrübe ve teknoloji ile gelişmesi ve büyümesi gerçekleşmiş, ülkelerin ekonomilerine kattıkları değerler ile adeta ekonomilerin odağı haline dönüşmüşlerdir. Bankalar fon fazlası olan birimlerden temin edilen kaynakları fon talep edenlere aktarılmasında önemli bir görev üstlenerek temel faaliyetleri olan kredilendirme işlevini icra ederler. Bu işlem karlı olduğu kadar çeşitli riskleri de içinde barındırdığından ayrı bir disipliner yaklaşım gerektirmektedir. Teknolojik gelişmeler, bankaların sermayelerine olumlu katkıları olduğu kadar tam tersi durumların yaşanmasına da neden olmuş ve ekonomik sistemlerin uluslararası bir boyut kazanması ile sistemin temel işlevi olan kredilendirme faaliyetlerinin analizleri gitgide ayrı bir fonksiyonel faaliyet alanı oluşturmuştur. Çalışma, ülkemizde ekonomik sistemlerin önemli bir parçası olan KOBİ'lerin kredi çalışmalarında kredi süreçlerinin nasıl işlediği, kredi karar mekanizmalarında görev yapan personeller için genel uygulamada kredi sürecinin safhaları ve hangi unsurların önem arz ettiği konular belirlenerek Türk Bankacılık Sisteminde kredi operasyonel ve kredi ağırlıklı işlevlerin incelenmesi, bilanço, gelir tablosu ve nakit akım tablosu verileri kullanılarak firma hakkında genel bilgilere ulaşılması sonucu muhasebe konulu aktarma ve arındırma işlemleri ile firmanın gerçek durumunu ortaya çıkarıp oran analizleri ile nicel ve nitel değerler konsolide edilerek firmanın bugünkü ve gelecekteki kredibilite değerliliğinin tespiti ile risk oluşturan faktörlerin firma yaşam sürelerini ne denli etkileyeceği belirlenecektir. Kredinin daha ziyade teknik boyutuna ilişkin mali analiz veya diğer analizler dışında mali olmayan kriterlerin de aslında mali veriler kadar önemli olduğu kurumsal kredilerin ilgilendiği diğer konular arasındadır. Çalışma üç bölümden oluşmakta olup birinci bölüm içeriğinde bankacılık sektörü, Türk bankacılık sistemi ve Türkiye'de faaliyet ve sermaye türlerine göre bankalardan bahsedilmiştir. İkinci bölümde KOBİ'lerin Türkiye Ekonomisindeki yeri, bankalarla olan ilişkileri, kredi limit tahsis süreçleri, finansman ihtiyaçları, kredi limitlerinin belirlenmesi ve bilançolarında yapılan aktarma ve arındırma işlemleri ile firmalardan derecelendirme notu alınması, operasyonel faaliyetleri ile kredi süreç döngüsünün tamamlanmasından bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise ilgili süreçlere değinilerek imalat sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın kredi talebinin değerlendirilmesi süreçleri incelenmiş ve konuyla ilgili literatür çalışması yapılmıştır. Ülkemizde faaliyet gösteren 8 adet kamu ve özel bankanın 15 uzman görüşüyle hazırlanan veri setleri finansal analize ek olarak durum analizi ile uygulamalı olarak ele alınmış, T.C Merkez Bankası Sektör Bilançoları ve literatür bilgisi esas alınarak tespit edilen kriterler derecelendirildikten sonra ayrıca yorumlanmıştır. Türk bankacılık sistemi'nin önemle üzerinde durduğu ana kriterler belirlenmiş olup daha önce ilgili literatüre ait çalışmalarda ele alınmayan ham ve düzeltilmiş verilerin firma kredi notuna etkisi hesaplanarak Türk Bankacılık Sistemi Genel Uygulamaları dahilinde nihai puana göre firma kredi teminat durumu tespit edilmiştir. Çalışma, literatüre katkı sağlamakla birlikte sektörde faaliyet gösteren KOBİ'lere kredilendirme süreçlerinde yardımcı olacağı düşünülmektedir.
Tek düzen muhasebe sistemine göre hazırlanan bilançoların BOBİ FRS geçiş hükümlerine göre yeniden düzenlenmesi: Bir uygulama
Son yıllarda küreselleşme olgusunun hızla gelişmesi finansal yatırımcılar açısından ortak bir finansal tablo dili oluşturulması bakımından önemli hale gelmiştir. Bu nedenle Türkiye'de halka açık işletmeler Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarını (UFRS) uygulamaktadırlar. Ancak ticari faaliyet gösteren her işletmenin halka açık olmaması sebebiyle UFRS uygulamıyor oluşu ve mevcut muhasebe sisteminin (MSUGT) de uluslararası alanda anlaşılamaz kalması nedeniyle yeni bir standart doğması gerekli görülmüştür. Bu nedenle 2017 yılında KGK tarafından yayımlanan Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ile Türk muhasebe uygulamaları ve bunlara uygun hazırlanan finansal tablolar, uluslararası anlamda daha anlaşılabilir kılınmaya çalışılmıştır. Buna göre 2018 yılı dönem sonu itibariyle bağımsız denetime tabi olacak kadar büyük ölçekli ancak UFRS uygulamayan işletmeler için BOBİ FRS'ye göre finansal tablo hazırlanması hükmü getirilmiştir. Hem MSUGT'a hem de BOBİ FRS'ye göre finansal tablo hazırlamakla yükümlü işletmeler açısından; MSUGT'a uygun hazırlanan finansal tabloların, BOBİ FRS'ye uygun olarak dönüştürülmesi gündeme gelmiştir. İşletmelerin finansal tablolarını dönüştürürken standardın 27. Bölümünde yer alan geçiş hükümlerini rehber edinmeleri gerekmektedir. Bu çalışmada amaçlanan, iki standart arasındaki muhasebe uygulamalarının farklılıklarına dikkat çekerek, dönüşüm uygulayacak olan işletmelere yardımcı olmaktır. Buna göre çalışmanın birinci bölümünde, MSUGT ile BOBİ FRS, kavramsal çerçeve açısından kıyaslanarak açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise bazı hesap kalemlerinin her iki standartta da muhasebeleştirilme işlemlerine ilişkin açıklamak yapılmıştır. Son bölümde ise örnek bir işletmenin MSUGT'a göre hazırladığı bilançosu BOBİ FRS'ye uygun hale dönüştürülmüştür. Çalışmada, ayrıntılı ve derinlemesine bilgiler verilmesi amaçlandığından örnek olay yöntemi esas alınmıştır. Sonuç olarak BOBİ FRS'ye uygun finansal tablo dönüştürme aşamasında kavramsal çerçeve, muhasebe politikaları, ölçüm esasları ve muhasebeleştirme kurallarının farklılık arz etmesi ve bu nedenlerle ortaya çıkan ertelenmiş vergi varlıkları ve ertelenmiş vergi yükümlülüklerinin önemli rol oynadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelime: UFRS, MSUGT, BOBİ FRS, TDHP, Finansal Tabloların Dönüştürülmesi.
Muhasebe sistemi genel uygulama tebliğine göre hazırlanan finansal tabloların BOBİ FRS ve KÜMİ FRS taslağına uyumlu olarak dönüştürülmesi
1992 yılında yürürlüğe giren muhasebe sistemi uygulama genel tebliği ile Türkiye'de muhasebe sistemi açısından belirli bir standart oluşturulmuştur. 1994 yılında fiilen uygulaması başlayan Tek Düzen Hesap Planı ise finansal tablo kullanıcıları için ortak bir dil sağlamıştır. Fakat uluslararası muhasebe ve finansal raporlama standartlarının oluşması ile ülkeler arası muhasebe sistemi açısından farklılıklar oluşmuştur. Belirli ölçek üzerindeki işletmeler uluslararası muhasebe ve finansal raporlama standartlarını uygularken, teknolojisinin gelişmesi ile sınır ötesi ticaret artmış ve farklı ölçekteki işletmelerde uluslararası ticaret hayatında rol almaya başlamıştır. Bundan dolayı 2017 yılında Büyük ve Orta Boy İşletmeler için finansal raporlama standartları yayınlanmıştır. Öte yandan Küçük ve Mikro İşletmeler için finansal raporlama standartları taslağı ise 2019 yılında yayınlanmış ve yakın süre içerisinde uygulamaya başlanması beklenmektedir. Bu çalışmada Finansal Raporlama Standartları hesap planı ile Tek Düzen Hesap Planı farklılıkları karşılaştırılmış ve vergi mevzuatı açısından incelenmiştir. Öte yandan Muhasebe Sistemi Uygulama genel tebliğinde yer alan hükümlere göre hazırlanan finansal tabloların BOBİ FRS ve KÜMİ FRS Taslağına göre dönüştürülmesi örneklenmiştir.
Uluslararası finansal raporlama standartları ve finansal tablolar üzerindeki etkileri
Dünya genelinde çok sayıda ülke, işletmelerin finansal raporlarını Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB) tarafından yayınlanan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS)'na uygun olarak hazırlanmasını istemeye başlamıştır. Sermayenin küreselleşmesi nedeniyle ülkeler arasında ortak bir muhasebe dili kullanılması zorunlu hale gelmiş ve Uluslararası Muhasebe Standartları çerçevesinde hazırlanan Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) çoğu ülkede olduğu gibi ülkemizde de ilk önce sermaye piyasası kurulu (SPK)'na bağlı faaliyet gösteren şirketlerde kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye Muhasebe Standartları 2013 yılı itibariyle Türk Ticaret Kanununa (TTK) göre tüm işletmeler açısından kullanımı zorunlu hale gelmiştir. Bu gelişme, 2013 tarihi itibariyle tüm işletmelerde değerleme ile ilgili yeni düzenlemeler getirecek ve uygulamada önemli farklılıklar oluşturacaktır. Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarının finansal tablolar üzerine etkileri bu çalışma kapsamında açıklanarak, işletmelerin cari dönem bilanço ve gelir tablolarını UFRS'ye göre nasıl düzenleyecekleri örnek bir uygulama yoluyla açıklanacaktır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Finansal Raporlama Standartları, Finansal Tablolar, Finansal Raporlama.
6111 sayılı yeniden yapılandırma kanunu kapsamında işletmelerin finansal rasyolarındaki değişimin analizi
İşletmeler hakkında alınacak ekonomik kararlar ve işletmenin performansının değerlendirilmesi açısından en önemli kaynak, işletmeye ait finansal tablolardır. Bu nedenle finansal tablolar gerçeğe uygun hazırlanmalı ve sunulmalıdır. Her ne kadar, gerçeğe uygunluk temel ilkelerden biri olsa da, finansal bilgi gerçeğinden farklı olabilmektedir. Bunun nedeni hata ve hilelerdir. Hileler, kasıt içermesi ve gerçeklerin planlanarak yanlış gösterilmesi nedeniyle hatalardan ayrılmaktadır. Genel olarak, finansal bilgi manipülasyonu da; işletmenin finansal durumunun yanlış ve değiştirilmiş gösterimidir. Türkiye'de işletmelerin finansal tablolarında, 2011 yılında önemli değişimler dikkat çekmektedir. Bunun temel nedeni, 6111 sayılı kanundur. Bu kanun ile, işletmelere, vergi inceleme ve ödemelerine ilişkin kolaylıklar yanında; bilanço düzeltilmesine yönelik hükümlerle, kayıtları mevcut duruma uygun hale getirme imkanı tanınmaktadır. Bilanço düzeltilmesi hata ve hilelerden kaynaklanmaktadır. Çalışmada, 6111 sayılı yeniden yapılandırma kanununun finansal tablolara etkisi finansal oranlar yardımıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Bunun için, 631 işletmenin mali ve tanımlayıcı verileri kullanılmıştır. Seçili sekiz oran bazında, ilk olarak yasadan yararlanmayan işletmelerde, ikinci olarak yasadan yararlananlarda, son olarak ta yasadan yararlanan ve yararlanmayan işletmelerin verilerinde anlamlı bir fark olup olmadığı analiz edilmiştir. Analizde ilk iki test için, örneklem büyüklüğüne bağlı olarak bağımlı örneklemler için t-testi ve wilcoxon testi; sonuncusu için ise bağımsız iki ortalama için z-testi ile mann-whitney u testi kullanılmıştır. Analiz sonucunda, banka kredileri/aktif, özkaynak/aktif, dönem net karı/net satışlar ve dönem net karı/özkaynak oranlarında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Banka kredilerinin aktifteki payı artarken, özkaynakların payı azalmış ve özkaynak karlılığı ile net karlılıkta azalma görülmüştür. Toplam aktif içinde özkaynakların payı azalırken, banka kredilerinin artması; bunun yanında karlılık oranlarındaki düşüş, finansal tablo kullanıcıları açısından olumsuz olarak nitelendirilecek durumlardır.
Bağımsız denetim firması değişikliği ve finansal tabloların zamanlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi: BIST-100 şirketleri üzerine bir araştırma
Finansal tablolar aracılığıyla alınacak kararlarda, bilgilerin güvenilir, anlaşılabilir ve doğrulanabilir olması kadar zamanlı olması da finansal tablo kullanıcıları önemli bir kriterdir. Bu çalışmanın amacı bağımsız denetim firması değişikliği ile finansal tabloların zamanlılığı arasındaki ilişkiyi Türkiye örnekleminde incelemektir. Bu amaç doğrultusunda 2016-2021 yılları arasında BIST-100 endeksinde bulunan finansal olmayan kuruluşlardan elde edilen 468 firma/yıl verisi en küçük kareler yöntemi ve sabit etkiler modeli ile analiz edilmiştir. Çalışmanın araştırma sonuçları, en küçük kareler yöntemine göre bağımsız denetim firması değişikliği ile finansal tabloların gecikme süresi arasında istatiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğuna işaret etmektedir. Ancak çalışmanın sabit etkiler modelinden elde edilen bulgular, bağımsız denetim firması değişikliği ile finansal tabloların gecikme süresi arasında pozitif yönlü bir ilişkiyi gösterse de, bu durumun istatiksel olarak anlamlı olmadığı yönünde veriler sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Bağımsız denetim, bağımsız denetim firması değişikliği, finansal tabloların zamanlılığı.
Bağımsız denetim raporunun ilgililerine sağladığı fayda ve bunlar üzerindeki rolü
Dünya'da en genel kabul gören denetim, genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ve muhasebe standartlarına uygun olarak yapılan ve finansal tablo denetimini de içeren muhasebe denetimidir. Bağımsız dış denetim, şirketlerin finansal tablolarının doğruluk ve güvenilirliğini saptamak açısından son derece önemlidir. Avrupa Birliği bünyesinde yaşanan uyum ve genişleme süreci yanında, küresel muhasebe ve denetim standartlarına yöneliş ve yakınsama eğilimi, uluslararası muhasebe ve denetim standartları ile bağımsız denetimi daha da ön plana çıkarmıştır. Ayrıca, muhasebe ve denetim standartlarının hem küresel hem de sektörel (kamu ve özel) bazda uyumlaştırılması açısından önemli bir gelişmedir. Diğer yandan, bağımsız denetim raporu denetim sürecinin sonucudur ve denetçiyle mali tablolar kullanıcısı arasındaki iletişimin önemli bir aracıdır. Denetçi raporunun güvenilirliği ve faydası, içerdiği bilgilerin geçerliliği finansal tablo kullanıcıları tarafından karar alırken zaman zaman sorgulanmıştır. Diğer taraftan, bağımsız denetim raporunun faydası, denetim raporu kullanıcıları tarafından, karar verirken denetçinin görüşlerini faydalı ve önemli olarak dikkate almışlardır. Bu tez çalışmasının amacı, finansal tablo kullanıcıları açısından bağımsız denetimin önemi ve gerekliliği ile Türk Ticaret Kanunu'nun denetime getirdiği yeniliklerin ortaya konulmasıdır.
Ara dönem finansal raporlamanın tahminleyici gücü
Finansal bilgi kullanıcılarının işletmenin finansal durumu hakkında doğru, güvenilir ve zamanlı bilgi edinmeleri finansal tablolar ile sağlanmaktadır. Bilginin uygun zamanda sağlanması bir yıldan kısa süreli ara dönem finansal raporlamayı gerektirmektedir. Ara dönem raporlar sayesinde, her ara dönemde ortaya çıkan karşılaştırılabilir sonuçlar ile bir sonraki ara dönemin ve en nihayetinde de dönem sonu değerlerinin geliştirilmesi ve dolayısıyla tahmini değerlerin başarılı bir şekilde belirmesi öngörülmektedir.Çalışmada muhasebe ve finansal tablo kavramları ve gelişimleri açıklanmış, ara dönem raporların önemi ve sisteme etkilerinden bahsedilmiş sonuç olarak da belirli finansal tablo kalemleri seçilerek ara dönem verileri yardımıyla bunların dönem sonu değerlerinin tahmin edilebilme başarısı değerlendirilmeye çalışılmıştır.İMKB' de işlem gören 209 adet imalat sanayi firması üzerinde yapılan analiz sonuçlarına göre, finansal tablo kaleminin yıl sonuna en yakın olan ara dönem değeri o kalemin yıllık değerinin tahmin edilebilmesinde daha büyük başarı yüzdesine sahiptir.
Finansal tablolar analizinde nakit akış rasyoları: Taş ve toprağa dayalı sanayi sektöründe bir uygulama
Finansal tabloların en önemlilerinden bir tanesi olan nakit akıs tablosu isletmeile ilgili kesimler için önemli bilgi kaynağı niteliği tasıdığından dünyada ve ülkemizdeson yıllarda ilgi görmeye baslamıstır. Uluslararası Finansal RaporlamaStandartları(UFRS), isletmenin bilanço ve gelir tablosunun yanında nakit akıstablosu'nun da yayınlanmasını zorunlu hale getirmistir. Ülkemizde ise TürkiyeMuhasebe Standartları Kurulu, UFRS' e uyumlu TMS 7' i yayınlamıstır. TMS 7, nakitakıs tablosunun faaliyet bazında sınıflandırılmıs format ile düzenlenmesi gerektiğinisöylemektedir. Faaliyet bazında hazırlanan nakit akıs tablosunun analistler tarafındandaha etkin kullanılabileceğini ortaya koyan çalısmalar mevcuttur.UFRS' nin nakit akım tablolarının yayınlanmasını zorunlu hale getirmesindensonra nakit akıs rasyolarının finansal performans ölçümünde kullanılmasıyaygınlasmaya baslamıstır. Nakit akıs rasyo analizi, nakit akıs rasyolarınınhesaplanmasını ve yorumlanmasını gerektirir. Analiz sonucunda isletmenin faaliyetsonuçları finansal performans bakımından ölçülmektedir.Bu çalısmada, hisse senetleri ?MKB'de islem gören tas ve toprağa dayalısanayi sektöründe faaliyet gösteren isletmelerin 2006-2008 yılları arası nakit akıs rasyoanalizleri yapılmıstır. Uygulamanın amacı, isletmelerin performanslarını nakit akısrasyolarını kullanarak değisik boyutlardan değerlendirmektir.
UFRS'de ertelenmiş vergi uygulamaları ve ertelenmiş vergilerin finansal tablolara yansıtılması
Bu çalışmada ertelenmiş vergi uygulaması anlatılmış, ülkemizdeki mevcut durum incelenmiş, uygulaması konusunda bilgiler verilmiş ve finansal analizdeki önemi açıklanmaya çalışılmıştır.?Ertelenmiş vergi? kavramı Türkiye'deki daha önceki muhasebe uygulamalarında yer almayan, karmaşık olarak nitelendirilebilecek bir kavramdır. 2004 yılında Avrupa Birliği üyesi ülkelerde yapılan bir araştırmada, UMS uygulamalarına ilk geçişte muhasebe kadrolarının en zor adapte olduğu standart ertelenmiş vergi kavramının işlendiği UMS 12 olarak belirlenmiştir.Ertelenmiş vergiyi doğru biçimde anlatabilmek için, öncelikle muhasebe kârı ve vergiye tabi kâr kavramları açıklanmıştır. Sonrasında sürekli ve geçici farkların tanımı yapılmıştır.Sürekli farklar, mali kar ile ticari kar arasında, yürürlükte bulunan vergi mevzuatının etkisiyle ortaya çıkan ve diğer dönemlerde ortadan kalkmayan farklardır. Sürekli farklara, kanunen kabul edilmeyen giderler ve vergiye tabi olmayan gelirleri örnek verebiliriz. Geçici farklar ise, gelir ve giderlerin doğma zamanı ile vergi mevzuatına göre tanınma zamanları farklı olduğu durumlarda ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde muhasebe uygulamalarında, ticari ve mali karın hesabında, vergiden istisna edilmiş gelirler ve kanunen kabul edilmeyen giderlerin neden olduğu sürekli farklar dikkate alınmakta ancak dönemsellik ilkesi gereğince ortaya çıkan geçici farların vergi etkisi dikkate alınmamaktadır.Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de muhasebe kuralları ile vergi kuralları arasındaki ilişkiyi incelemek ve UFRS'ye uyumlaştırılmasını anlatmaktır.
Finansal tabloların denetiminde dijital entegrasyon sürecinin güvence düzeyine etkisi
Muhasebenin dijitalleşmeye entegrasyonu pragmatik değişimler göstererek iş akışlarını revize etmiş ve denetim sürecini doğrudan etkilemektedir. İşletmelerde finansal durum göstergesi olan tabloların daha geniş perspektifte denetlenmesi dijital çağımızın neticesidir. Tüm işletmeler için aynı dijital algının uygulanması için teknolojinin geniş tabana yayılmış halde uygulama alanına sahip olamayacağı aşikardır. Uluslararası düzeyde yapılan dijital denetim olgularında OECD tarafından yayımlanan SAF-T ülkemizde ve birçok Dünya ülkesinde finansal tablo yükümlülerinin yıllık olarak hazırlaması gereken envanter defteri ile benzer niteliklere sahip olduğu görülmüştür. Yapılan çalışmada Envanter defterinin nasıl dijitalleşebileceği ve denetim sürecine entegrasyonu ülkemizde bilanço esasına göre defter tutan işletmeler için ayrıntılı olarak incelenmiştir. Envanter defterinin denetim sürecine bağlantısal bütünsellik çerçevesinde entegre edilmesi halinde güvence düzeyine etkisi araştırılmak üzere bağımsız denetim firmalarına anket uygulanmıştır. Anket sonuçlarına göre envanter defterinin aylık olarak basit ölçekte dijitalleşmesi vergi beyanlarına göre hazırlanacak finansal tabloların, fiziki sayım gerektiren unsurlar kısmen hariç olmak üzere yüksek ölçekte denetlenebileceği ve finansal tabloların hazırlanmasından önce finansal verilerin denetime tabi olacak olması denetim süreçlerinde kolaylıklar sağlayarak finansal tablolara olan güveni arttıracağı sonuçlarına ulaşılmıştır.
Çin Halk Cumhuriyeti ödemeler bilançosunun analizi
Tarih boyunca dünya ekonomisinde söz sahibi olan Çin Halk Cumhuriyeti Avrupa'da sanayi devriminin başlamasıyla dünya ekonomisindeki önemini kaybetmeye başlamış, 1949 yılında Mao ZEDUNG' un Çin Halk Cumhuriyeti'ni ilan etmesiyle kendi içerisine kapanarak dış dünyadan izole olmuştur. 1976 yılında Mao ZEDUNG'un ölmesi üzerine ülkenin yönetimine geçen Deng Xiaoping ekonomik ve siyasi anlamda birçok reforma imza atmış ülkeyi ve ekonomiyi dış dünyaya açarak ülkenin bugünkü duruma gelmesinde önemli rol üstlenmiştir. 1980 öncesi tarıma dayalı bir ekonomi izlenimi veren Çin, günümüzde karmaşık elektronik ürünlerin üretiminde bile söz sahibi olan ve dünyanın en büyük ekonomisi olma yolunda hızla ilerleyen bir konuma gelmiştir. Dış ticarete dayalı bir büyüme stratejisi izleyen Çin, gerek yaptığı ihracat hacmi, gerekse aldığı doğrudan yabancı sermaye miktarlarıyla her geçen gün dünya ekonomisinde önemini artırmaktadır. Birçok gelişmekte olan ülkenin aksine Çin Halk Cumhuriyeti ödemeler bilançosu dengesinde sıkıntı yaşamamış, izlenen politikaların başarılı olması sayesinde ülkenin hem Cari işlemler dengesi hem de sermaye hesabı dengesi sürekli olarak fazla vermiştir. Ülke ekonomisinde dış ticaretin önemli bir paya sahip olmasının yanı sıra ülke ekonomisinin dünya ekonomisi içerisindeki önemini her geçen gün arttırması sayesinde, ülkenin ödemeler bilançosunun seyri dünya ekonomisinin seyrine yön vermekte ve önemini her geçen gün arttırmaktadır.