Erzurum
140 theses under this subject heading
Erzurum ili tarım işletmelerinde tarım makinelerine sahip olmanın işletme geliri ve ürün maliyetleri üzerine etkisi
Bu çalışma, 2006 üretim döneminde Erzurum'da makine sahibi olan ve olmayan işletmelerde ürün maliyetlerini hesaplayarak makine sahibi olmanın mı yoksa kiralamanın mı karlı olduğunu belirlemek amacı ile yapılmıştır.Çalışmada materyal olarak, Erzurum ili; Merkez ilçe, Ilıca, Aşkale, Pasinler, Köprüköy ve Horasan ilçelerine bağlı 30 köyde faaliyette bulunan çiftçilerle yapılan toplam 200 adet anket verileri kullanılmıştır. Ayrıca konu ile ilgili literatür, kamu kuruluşlarından ve web sitelerinden elde edilen bilgiler de çalışmada materyal olarak kullanılmıştır. Araştırmada işletmeler makine sahibi olan ve olmayan şeklinde 2 gruba ayrılarak analize tabi tutulmuştur.Çalışmada yapılan analiz sonuçlarına göre makine sahibi olmanın makine kiralamadan daha üstün olduğu belirlenmiştir. Maliyet hesabı yapılan on ürünün hepsinde makine kullanan işletmelerin elde ettikleri gelir ile üretim masraflarının hepsini karşıladığı ve kar elde ettikleri belirlenmiştir. Makine sahibi olmayan işletmelerde ise değişen masraflar karşılanmış ama arpa, çavdar ve fiğ de üretim masraflarının karşılanmadığı tespit edilmiştir. Her iki grupta da pay eşitlikleri translog maliyet fonksiyonu kullanılarak, I. grup işletmelerde işgücü, arazi, gübre, yakıt, II. Grup işletmelerde işgücü, arazi, gübre ve makine kirası için fiyat, çapraz ve Morishima teknik ikame esneklikleri elde edilmiştir. Model çözümleri Görünüşte İlgisiz Regresyon (SUR) ile gerçekleştirilmiştir.Sonuç olarak, makine sahibi olmanın karlı olduğu ve devlet desteği alındıktan sonra elde edilen gelirin daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Çiftçilere makine sahibi olmanın kiralamadan daha karlı olduğunu ve devletin alet-makine satın alırken verdiği destekler hakkında bilgi verilmelidir.
Erzurum merkez ilçede tarım arazilerinde parçalanmanın nedenleri ve tarımsal gelire etkisi üzerine bir araştırma
Tarım işletmelerinde arazilerin parçalı, dağınık ve şekillerinin düzensiz olması, bu parsellere gidip gelmede zaman kaybına, makine kullanımında zorluğa, modern tarım tekniğinin uygulanamamasma, sermaye ve işgücü israfına, toprak ve verim kaybına, arazi anlaşmazlıklarına yol açmakta ve bu sorunlar nedeniyle tarım işletmelerinin gelişmesi, modernleşmesi çok yavaş olmaktadır. Bu araştırmada, Erzurum merkez ilçedeki tarım işletmeleri örnek alınarak, işletme arazisinin parçalı ve dağınık olmasından kaynaklanan olumsuzlukları ortaya koymak ve bu sorunlara çözüm yollan aramak amaçlanmıştır. Araştırma yöresi olarak Erzurum Merkez ilçe seçilmiştir. Araştırmada kullanılan veriler, 34 köyde faaliyette bulunan 116 tarım işletmesinden anketlerle elde edilmiştir. Araştırmada ortalama parsel büyüklüklerine göre işletmeler 0-10 dekar, 10-20 dekar, 20-30 dekar ve 30+ dekar olmak üzere dört gruba ayrılarak analize tabi tutulmuşlardır. Yıllık faaliyet sonuçlarına göre, mevcut şartlarda, ortalama parsel büyüklüğü 30 dekardan fazla olan işletme grubunun, diğer gruplardan daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Tarımsal yapının iyileştirilmesi amacıyla yapılacak arazi toplulaştırması çalışmaları ile parsel sayılarını azaltmak, parsel büyüklüklerini artırmak ve parselleri düzgün bir hale getirmek mümkündür. Parsellerin büyük olması ve iyi bir şekil kazanması, işletme arazisinin daha verimli kullanılmasını, dolayısıyla tarımsal gelirin fazlalaşmasını sağlayabilecektir.
Erzurum kenti açık ve yeşil alanlarının saptanması ve kentiçi açık-yeşil alan ilkeleri yönünden araştırılması
Bu araştırma, Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan ve Dünyanın en yüksekte kurulan üç kentinden birisi olan Erzurum'da yürütülmüştür. Araştırmanın amacını, olanaklar iyice azaltılmadan, kentin fiziksel yapısı içinde mevcut açık ve yeşil alanların durumunu, imar planlarının konuya yaklaşımını incelemek ve kent için ileriye dönük uygun bir yeşil alan sistemi önerebilmek oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda, kentte mevcut açık ve yeşil alanların yetersiz ve halkın ihtiyacına cevap vermekten uzak olduğu saptanmıştır. Erzurum kentinde yeşil alan sisteminin temeli olarak yeşil kuşak (Green Belt) ve yeşil örgün (Green Network) sistemleri önerilmiştir.
Toplumda kütüphane ve kütüphaneci algısı: Erzurum ili örneği
Kütüphaneler, türleri ne olursa olsun üzerinde bilginin kayıtlı olduğu materyalleri toplamak, düzenlemek ve kullanıcının hizmetine sunmak amacıyla kurulmuşlardır. İnsanların ihtiyaç duydukları bilgiye erişimi sağlama amacını taşıyan kütüphanecilik mesleği hem basılı hem de elektronik kaynakları bilgiye gereksinim duyanların ihtiyaçlarına uygun bazı yöntem ve tekniklerle kullanıma hazırlamakta ve hizmete sunmaktadır. Geçmişten bugüne alışıla gelen yöntem ve teknikler mesleğin sıradan bir iş olarak algılanmasına ve mesleki saygınlığının azalmasına sebebiyet verebilmektedir. Çalışma, toplumun kütüphanelere, kütüphanecilere ve aynı zamanda kütüphaneciliğe karşı farkındalığın ölçülmesi amacıyla hazırlanmıştır. Konuya ilişkin toplumun tutum ve davranışlarına yönelik veriler derlenmiş ve bu veriler üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmanın bulguları anket tekniği ile elde edilen verilerin analiz edilmesiyle oluşturulmuştur. Anket, Erzurum ilinde yaşayan vatandaşlardan rastgele seçilen 384 kişiye uygulanmıştır. Veriler üzerinden elde edilen sonuçlar incelendiğinde kütüphanelerde verilen hizmetlerin toplum tarafından yeteri kadar bilinmediği, kütüphanecilik mesleğinin sıradan bir meslek olarak algılandığı görülmektedir. Bu durum geçmişten günümüze süre gelen kütüphanelerin sadece ders çalışılacak bir mekân olduğu düşüncesinin devam ettiğinin göstergesi olarak kabul edilebilir. Kütüphanecilik mesleğinin ise tüm eğitim düzeyine sahip kişiler tarafından yapılabileceği anlayışı analiz sonucundan çıkarılabilmektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda kütüphaneler ve kütüphanecilerin toplum tarafından yeterli farkındalığa ve saygınlığa sahip olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu veriler bağlamında kütüphanecilerin hem kütüphanelerde yürütülen hizmetleri hem de kütüphanecilik mesleğinin niteliklerini faaliyetler düzenleyerek tanıtmaları gerektiği düşünülmektedir. Aynı zamanda kütüphane personelinin gerekli eğitimi almış kişilerden oluşması gerektiği de üzerinde durulması gereken önemli bir konu olarak görülmektedir.
Erzurum ilindeki kar kuraklığının iklim verileri yardımıyla farklı indislerle hesaplanması
Yağışların kaydedilen normal seviyelerinin önemli ölçüde altına düşmesi sonucu su kaynaklarının olumsuz etkilenmesine ve hidrolojik dengenin bozulmasına sebep olan kuraklık olayı genellikle yavaş gelişir ve uzun bir dönemi kapsar. Bu doğal felaketin geniş ve ciddi etkileri vardır. Son yıllarda iklim değişikliği sebebi ile artan sıcaklık ve azalan yağışlarla birlikte görülen kuraklık hem dünyada hem de ülkemizde çok önemli bir boyutlara ulaşmıştır. Ülkemizdeki kuraklık sorunu, özellikle tarım sektörü ve ekosisteme etkisi ile insan yaşamını etkileyen ciddi bir sorunu oluşturmaktadır. Bu açıdan kuraklık çalışmaları önem arz etmektedir. Bu çalışma kapsamında ilk olarak karasal iklim özelliklerinin görüldüğü Türkiye'nin Doğu Anadolu bölgesinde yer alan Erzurum il sınırları içerisinde bulunan 17096/Erzurum Havalimanı, 17666/İspir, 17668/Oltu, 17688/Tortum, 17690/Horasan ve 17740/Hınıs meteorolojik gözlem istasyonlarına ait 45 yıllık (1976-2021) iklimsel veriler değerlendirilmiştir. Kuraklığın iki temel parametresi olan yağış ve sıcaklık verilerinin eğilim analiz sonuçlarına bakıldığında bölge genelinde zamana bağlı olarak yağış verileri için azalma eğilimi görülürken sıcaklık verilerinde artma eğilimi gözlenmektedir. Kış ve sonbahar mevsiminde yağışın daha çok kar olarak yağdığı bölgede, kar yükseklik verileri incelendiğinde ise tüm gözlem istasyonlarında azalma eğilimi gözlenmektedir. Çalışmanın ikinci aşamasında ise iklimsel veriler kullanılarak, Erzurum ili için meteorolojik ve tarımsal kuraklık indisleri olan SPI (Standartlaştırılmış Yağış İndisi), SPEI (Standartlaştırılmış Yağış Evapotranspirasyon İndisi) ve SSPI (Standartlaştırılmış Kar İndisi) yöntemleriyle 1, 3 ve 12 aylık zaman periyotları ile kuraklık sınıflarının yıllar içindeki dağılım oranları tespit edilmiştir. Ayrıca kuraklığın maksimum süresi, şiddeti ve maksimum büyüklüğü belirlenmiştir. Her bir istasyon için farklı zaman periyotları ve farklı kuraklık indisleri ile elde edilen analiz sonuçları kıyaslanarak arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir. Çalışma bölgesinde üç indise ait sonuçlar değerlendirildiğinde aynı zaman periyotları için sonuçlar genel olarak benzerlik göstermektedir. Uzun zaman periyotlarında kuraklığın süresinin ve şiddetinin arttığı tespit edilmiştir. Kuraklık 2000 yılından sonra tüm istasyonlarda daha belirgin gözlenmektedir. Genel olarak bakıldığında SPI (Standartlaştırılmış Yağış İndisi) ve SPEI (Standartlaştırılmış Y ağış Evapotranspirasyon İndisi) analizlerinde Erzurum ilinin güney ve kuzeybatısında kuraklık gözlenirken SSPI (Standartlaştırılmış Kar İndisi) analizinde bu durum bölgenin merkezinden doğu kısmına doğru kar kuraklığı şeklinde gözlenmektedir.
Erzurum ve Kars illeri Halkevi dergileri: Yayla ve Doğuş
Çalışmada, yayımlandıkları dönemde bulundukları şehirlerin kültürel, sosyal ve eğitimsel gelişimlerine destek olan, Erzurum ve Kars Halkevlerinin faaliyetleri, şube çalışmaları üzerinde durulmuş, yayın organları olan, Yayla (Erzurum) ve Doğuş Dergileri ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Yayla Dergisi 19 Şubat 1944 tarihinde çıkmaya başlamış, çok kısa bir yayın hayatından sonra ismini ?Erzurum? olarak değiştirmek zorunda kalmıştır. Doğuş Dergisi ise, 29 Ekim 1933 tarihinde ilk sayısını çıkarmış, 1947 yılına kadar 61 sayı çıkarılabilmiştir. Çalışma, giriş bölümü haricinde dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, çalışmanın bütünlüğünü sağlamak ve genel bir çerçeve çizmek amacıyla, Halkevlerinden önce, Türk kültürünü yaymak amacıyla kurulmuş Türk Ocakları hakkında genel bilgiler verilmiş, Halkevleri fikrinin nasıl oluştuğu, Halkevlerinin kuruluşu, amaçları, şube çalışmaları ve kapanışı hakkında açıklamalarda bulunulmuştur. İkinci bölümde, çalışmada yayınladıkları dergiler incelenecek olan Erzurum ve Kars Halkevleri hakkında genel bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde, Yayla (Erzurum) Dergisi'nin yayın hayatına başlaması, amaçları, önemi, içeriği hakkında bilgiler verildikten sonra, Dergide yayınlanan yazılar, konularına göre ayrı ayrı incelenmiş, yazıların içerikleri anlatılarak, açıklamalı bilgi vermek amacıyla gereken yerlerde yazılardan alıntılar yapılmıştır. Yazılar içerisinde verilen edebiyat ürünlerinden örnekler de sunulmuştur. Dördüncü bölümde, Doğuş Dergisi hakkında genel bilgiler verilmiş, yayın hayatına başlaması, amaçları, yazılarının içerdiği konulara değinilmiştir. Daha sonra Doğuş Dergisi'nde yer alan yazılar konularına göre ayrı ayrı incelenmiş, içerikleri anlatılmış, gerekli alıntılar yapılmıştır. Dergilerdeki yazıların incelenmeleri sırasında, hangi konuda yarar sağladıkları belirtilmiş, yazılarda belirtilen düşünceler yorumlanmış, bazı bölümlerde dönemin siyasi iktidarıyla ilişkisi değerlendirilmiştir.
Rekreasyonel alanlarda etkinliklere katılan bireylerin merak ve keşfetme düzeylerinin; etkinlik ve yaşam doyumuna etkisi
Bu araştırmanın amacı, Erzurum şehri rekreasyon alanlarının haritalandırılması; bu alanlarda etkinliklere katılan bireylerin merak ve keşfetme, etkinlik ve yaşam doyum düzeylerinin belirlenmesi ve çeşitli demografik değişkenlere göre karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın evrenini Erzurum şehrinde bulunan bireyler, örneklem grubunu ise rekreasyon alanlarında etkinliklere katılan 585 erkek ve 555 kadın olmak üzere toplam 1140 gönüllü birey oluşturmuştur. Araştırmada Erzurum şehri rekreasyon alanları belirlenerek bu alanların haritalandırılması için GPS sistemleri ve coğrafi bilgi sistemleri temelli ARCGİS 10.5 programı kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, "Merak ve Keşfetme II" (MKÖ II) ölçeği "Etkinlik Doyum Ölçeği" (EDÖ) ve "Yaşam Doyum Ölçeği" (YDÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde öncelikle normallik dağılımının test edilmesi için Shapiro-Wilk testi ve çarpıklık ve basıklık analiz yöntemleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki farklılıkların belirlenmesinde ilişkili örneklemler için T-testi, ANOVA ve Basit Korelasyon testleri yapılmıştır. Ölçme araçlarının güvenirliklerinin belirlenmesi için Cronbach's Alfa analizi uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde ve yorumlarda, p<0,05 anlamlılık düzeyi dikkate alınmıştır. Elde edilen bulgulara göre, "yaş", "medeni durum" ve "eğitim durumu" değişkenlerinin tüm ölçek puanları arasında, "etkinliklere katılım yeri" değişkenine göre "EDÖ" ve "YDÖ" , "refah düzeyi" ve "genel sağlık durumu" değişkenlerine göre ise sadece "YDÖ"ne ilişkin toplam ortalama puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Ölçekler arasında ilişkiye göre sadece "YDÖ"nin toplam ortalama puanları ile "EDÖ"nin toplam ortalama puanları arasında pozitif yönde ve düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Katılımcıların, merak ve keşfetme, etkinlik doyum, yaşam doyum düzeylerinin çeşitli demografik özeliklerine göre farklılık gösterdiği ve etkinliklerden elde edilen doyum arttıkça yaşam doyumunun da artacağı sonucuna varılmıştır.
Erzurum ilinde yaşayan gebe kadınların beslenme durumu ile beslenme bilgi düzeyinin belirlenmesi
Gebelik sırasında düşük kaliteli diyetler, anne ve fetüs için olumsuz beslenme ve sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Gebe kadınların beslenme bilgi durumu belirlenmeli ve sağlıklı nesillerin devamlılığı için eksiklikler giderilmelidir. Bu çalışma Erzurum ilinde yaşayan gebe kadınların beslenme durumu ile beslenme bilgi düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma kesitsel ve tanımlayıcı bir çalışma olup Erzurum ilinde yaşayan, Özel Buhara Hastanesi'ne başvuran, gebeliğinin son trimesterinde olan, çalışmaya katılmayı kabul eden gönüllü 110 gebe üzerinde yürütülmüştür. Gebelerin demografik özellikleri, 24 saatlik besin tüketimi, besin desteği kullanma durumu, beslenme bilgi düzeyleri belirlenmiş ve antropometrik ölçümleri yapılmıştır. Veriler sorukağıdı uygulanarak toplanmış ve SPSS 22.0 paket programıyla değerlendirilmiştir. Beslenme bilgi düzeyi saptama ölçeğine göre toplam 58 puan üzerinden bireylerin aldıkları puan ortalaması 26,3±5,8 olarak hesaplanmıştır. Bireylerin ölçekten aldıkları toplam puan küçükten büyüğe doğru sıralanıp %25'lik dörtte birlik gruba ayrılarak kuartil (quartile) (çeyreklik) sınıflamaları yapılmıştır. Bu sınıflama sonucunda dörtte birlik gruplarında yer alan bireylerin oranları; Q1 (%21,9), Q2 (%20,9), Q3 (%23,6) ve Q4 (%33,6) olarak belirlenmiştir. Yaş grubu 30-39 yıl olan bireylerin ölçekten aldıkları puan ortalaması diğer yaş gruplarına göre anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p=0,019). Eğitim düzeyi lise üzerinde (27,8±5,6 puan) olan bireylerin ölçekteki sorulara doğru yanıt verme ortalaması eğitim düzeyi lise ve altı (23,5±5,2 puan) olan bireylere göre anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur (p=0,000). Bireylerin gebelik öncesi, 1., 2., ve 3. trimesterdeki BKİ değerleri ortalaması sırasıyla; 24,6±4,6 kg/m2, 25,0±4,5 kg/m2, 26,6±4,4 kg/m2 ve 29,2±4,4 kg/m2 olarak hesaplanmıştır. Obez olan bireylerin kazandığı vücut ağırlığı, normal vücut ağırlıklı ve hafif şişman bireylere göre daha yüksek bulunmuştur (p=0,002). Yapılan çalışmaya göre; gebelerin beslenme bilgi düzeyi ve beslenme durumu arzu edilen düzeyde değildir. Gebe kadınlar için diyetisyenler tarafından verilecek olan beslenme eğitimlerine ve sağlıklı beslenme davranış değişikliğine ihtiyaç vardır.
Bardız çayı vadi florası (Şenkaya-Erzurum)
Bu çalışmada, Kuzey Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Erzurum ili Şenkaya ilçesine bağlı Bardız Çayı Vadi florasının incelenmesi sonucunda alanda farklı familyalara ait farklı bitki taksonları belirlenmiştir. Çalışma alanı Sarıkamış Allahuekber Dağları Milli Parkı'nın sınırları içerisinde yer almaktadır. Yükselti 1300-2850 m arasında olup Avrupa-Sibirya ile İran-Turan floristik bölgelerinin kesişiminde yer almakta ve Avrupa-Sibirya floristik alanın etkileşimi altındadır. P. H. Davis'in grid sistemine göre A9 karesi içerisinde yer almaktadır. 2019-2021 yılları arasında yapılan 18 arazi çalışmasında toplam 517 bitki örneği toplanmıştır. Yapılan bitki teşhisleri sonucunda 48 familyaya ait 195 cins ve bu cinslere ait toplam 337 takson tespit edilmiştir. Bu taksonlardan 19'u endemik, 3'ü ise nadir bitki kategorisindedir. Endemizm oranı %5,63 olarak hesaplanmıştır.
Örgütsel adalet algısı ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişki: Erzurum ili bankacılık sektörü üzerine bir çalışma
Örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık kavramları, günümüzün geldiği noktada örgütler açısından hayati bir önem kazanmış ve bilimsel olarak da birçok çalışmaya konu olmuşlardır. Bu tez çalışmasının amacı da, hizmet sektörü çalışanlarının örgütsel adalet algıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik bir araştırma yapılmasıdır. Bu bağlamda, yapılan araştırma kapsamında, Erzurum il merkezinde faaliyet gösteren özel banka ve kamu bankası çalışanlarının, örgütsel adalet algıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik, anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışma kapsamında, örgütsel adalet ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişki, örgütsel adalet boyutları olarak kabul edilen dağıtım adaleti, süreç adaleti ve etkileşim adaleti ile örgütsel bağlılık sınıflandırmaları olarak kabul edilen duygusal bağlılık, devamlılık bağlılığı ve normatif bağlılık arasındaki bağların, yapılan analizlerle birlikte incelenmesi şeklinde test edilmiştir. Çalışmada ayrıca, çalışanların örgütsel adalet algıları ve örgütsel bağlılık duygularının, demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediği de, ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, örgütsel adalet ile örgütsel bağlılık arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur.
Son dönem Erzurum âlimlerinden Yunus Kaya'nın hayatı ve tasavvufla ilgili yaklaşımları
Biz bu çalışmamızda Erzurum ulemâsından Yunus Kaya'nın hayatı ve tasavvufla ilgili yaklaşımlarını ele almaya çalıştık. Yunus Kaya 1927-2015 tarihleri arasında Erzurum da hayatını sürdürmüş bir âlimdir. İlk eğitimini köyünde alan Yunus Kaya, daha sonra yedi yıl boyunca Erzurum Müftülerinden M. Sadık Solakzâde'den medrese usulü ders okur. Kendisi medrese de okuduğu yıllarda günlük 19 saat ders çalışır. Yunus Kaya medreseyi bitirdikten sonra Mısır'a okumaya gider. Mısır da ki el-Ezher Üniversitesinde aralıksız toplam sekiz yıl okur. Aynı üniversitede yüksek lisans yapar. Yüksek lisanstan sonra doktoraya başlar, fakat doktorasını bitirmeden Türkiye'ye döner. Fransa da doktora yapmak ister, fakat denklik olmadığı için bunu başaramaz. Daha sonra Türkiyede denkliği kabul edilen Bağdat Üniversitesi Külliyetü'ş-Şerîa ve'l-Âdâb Fakültesine kaydolur. Bu fakültede bir yıl eğitim alması yeterli görülür ve buradan 1966 yılında iki tane bitirme tezi yazarak mezun olur. Türkiye ye döndükten sonra çeşitli illerde toplam 9 yıl il müftülüğü yapar. Yunus Kaya 1975 yılında Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde göreve başlar. Bu Fakültede on sekiz yıl Kelâm ve Tasavvuf derslerinin yanı sıra İslam Felsefesi, Arapça ve Mantık dersleri de okutur. Yunus Kaya, Kelam ve Tasavvuf eserlerini fakültede ki öğrencilere ders notu olsun diye hazırlar. Daha sonra talebesi Zeki Koçak ile beraber günde altı sayfayı geçmemek kaydı ile bu iki kitabı tekrar gözden geçirir ve yazarlar. Yunus Kaya, Kelam, Fıkıh Usülü ve Mantık alanlarında kendisini son derce geliştirmiş bir âlimdir. Ders verirken de yer yer bahsettiği Gazzâlî'den çok etkilenmiştir. Yunus Kaya tasavvuf adlı eserini telif ederken, Gazzâlî'nin İhyâ'sından, ve diğer tasavvuf eselerinden yer yer alıntılar yapmıştır. 2015 yılında Erzurum da rahmet-i Rahman'a kavuşan Yunus Kaya, Tortum Serdarlı'da kendi yaptırdığı Camii'nin yanında metfundur.
Kayak alanlarının yönetimi ve güvenliği: Palandöken kayak merkezi uygulaması
Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de Kayak alanları kullanıcılarının palandöken kayak merkezindeki yönetimi ve güvenliğinin değerlendirmesidir.Çalışmanın örneklem grubunda Palandöken Kayak Merkezine kayak yapmak amacı ile farklı ülkelerden (Türkiye, Rusya, Hollanda ve diğer) gelen 360 erkek (%57,7) ve 264 kadın (%42,3) olmak üzere toplam 624 kişi yer almıştır.Araştırmada kullanılan veri toplama aracı araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kayak Alanları Güvenliği Ölçeği? (KAGÖ) kullanılmıştır. KAGÖ ölçeği (1) kayak merkezi, (2) pistler, (3) personel ve (4) mekanik tesisler gibi 4 alt boyuttan ve 23 maddeden oluşmaktadır. Katılımcılar ölçekte yer alan maddeleri (1), Katılmıyorum ve Tamamen Katılıyorum (5) şeklindeki 5'li Likert tipi ölçek üzerinden değerlendirmişlerdir. Verilerin geçerlik ve güvenirlik analizi aşamasında Varimax döndürme yöntemine göre yapılan Temel Bileşenler Faktör Analizi ve Cronbach Alfa yöntemleri kullanılmıştır.KAGÖ ölçeğinin 4 alt boyutunda katılımcıların cinsiyetlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup olmadığını test etmek için verilere bağımsız örneklem t-testi uygulanmıştır. Katılımcıların uyruğuna, yaşlarına, eğitim düzeylerine, kayak yapma amaçlarına, kayak branşı tercihlerine, kayak seviyelerine, kayak yaşlarına, kimden öğrendiklerine ve kar kalitesine göre anlamlı bir fark olup olmadığını test etmek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Ayrıca, katılımcıların eğitim durumları ile KAGÖ ölçeğinin alt boyutları arasındaki ilişki belirlemek için Pearson Correlation ilişki testi analizi yapılmıştır.Analiz sonuçları, kadın katılımcıların KAGÖ ölçeğinin dört alt boyutuna ilişkin puanlarının erkeklerden daha yüksek olduğunu ve eğitim düzeyindeki artışla birlikte kayak alanlarının güvenliğine ilişkin puanlarının da düştüğünü ortaya koymuştur.Sonuç olarak; ?personel yeterliliği?, ?kayak merkezinin yeterliliği? ve ?mekanik tesisler yeterliliği? faktörlerinin kayak alanlarının güvenliğini etkilemede ilk üç sırayı aldığı tespit edilmiştir. Palandöken Kayak Merkezi'nin bu branşları yapanlara göre uygun, yeterli ve güvenli bir merkez olduğu söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Kayak Alanları, Kayak Merkezi, Güvenlik ve Yönetim, Palandöken Kayak Merkezi
Âşık Firkatî (Hayatı-sanatı- şiirleri ve hikâyeleri)
Âşık edebiyatının kökeni, ozanlık geleneği ile Türk-İslam kültürüne uzanır. XVI. yüzyıldan itibaren Anadolu ve çevresinde önemli âşıklar yetişmiştir. Süreç içerisinde gelişerek zenginleşen âşık edebiyatı, XIX. yüzyıldan sonra toplumsal hayattaki değişmeler nedeniyle büyük ölçüde ikinci planda kalarak eski önemini yitirmesine rağmen günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Doğu Anadolu'nun Türk kültür hayatında ve bu geleneğin sürdürülmesinde âşıkların önemli bir yeri vardır. O bölgedeki pek çok âşık, kış mevsiminin uzun sürmesi nedeniyle Erzurum'da Kilise Kapı semtindeki âşıklar kahvesinde atışmalar yapmaktadır. Bu sebeple bilimsel araştırmalarda sıklıkla yer almaları Erzurum'da âşıklık geleneğinin ne denli önemli olduğunun en güzel göstergesidir. Bu kahvede atışmalarını sürdürmüş olan âşıklar arasında; Yaşar Reyhanî, Mustafa Ruhanî, Fuat Çerkezoğlu, Nuri Meramî, Nuri Çırağı, Hüseyin Sümmanoğlu gibi isimler sayılabilir. Anadolu'nun en eski ve sanat camiasına onlarca büyük âşıklar kazandırmış; tarihi, tabiatı, havası ve suyu ile sazına, sözüne ilham kaynağı olmuş şehirlerinden Erzurum'da yetişmiş, daha çok cinas tarzı şiir ve deyişleriyle tanınan Firkatî, hece vezniyle ve çoğunlukla dörtlükler halinde yazdığı şiirlerini saz eşliğinde çalıp söylemiştir. Âşıklık geleneğinin adap ve erkânına sahip âşığımız sade, samimi Türkçesi ve üslubuyla, aynı zamanda kendine has edasıyla âşıklık geleneğinin XX. yüzyıldaki önemli temsilcilerinden olmuştur. Bu çalışmada Âşık Firkatî'nin şiirleri, şekil, muhteva ve üslup özellikleri; hikâyeleri ise âşıklık geleneği açısından incelenerek, bu eserlerin âşıklık geleneği içerisindeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Halk ozanlığı, gelenek, kültür, şiir, hikâye, Firkatî.
Başlandıcından Osmanlı hakimiyetine kadar Erzurum ve çevresi
Anadolu coğrafyasının önemli şehirlerinden olan Erzurum, tarih boyunca önemli bir konuma sahip olmuştur. Prehistorik dönemden başlayarak gerek coğrafi konumu gerekse sahip olduğu zenginlikler sayesinde birçok savaşlara sahne olmuş ve o dönemlerden itibaren Anadolu'nun önemli yerleşim merkezlerinden biri haline gelmiştir. Tarihi devirlerin başlangıcı ile de birçok devlet tarafından fethedilen Erzurum Bizans imparatorluğu döneminde önemli bir üst olmuş, Bizanslılar kaleler inşa ettirip bölge halkını asimile politikası altına almışlardı. Yine bu dönemde Bizans - Sasani mücadelesi yaşanırken bunun yanı sıra İslami dönemde de fethedilmeye çalışılmıştır. Hulefa-i Raşidin döneminden sonra, Emevi, Abbasi hakimiyetlerine girmiş daha sonra uzun sürecek Türk hakimiyeti yaşanmıştır. Bunlar arasında Saltuklular bıraktıkları önemli sanat eserleri ve mimarisi ile bölgede, günümüze kadar varlığını hissettirmiş olup Selçuklular zamanından kalma yapıtlarla da mirasımız zenginleşmiştir.
Günümüzde Erzurum ilinde üretilen takıların incelenmesi
Araştırmada Erzurum ilinde günümüzde üretilen takılar kullanıldıkları hammadde, tasarım özellikleri ve üretim teknikleri açısından incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Erzurum ilinde bulunan altın, gümüş, oltutaşı üretimi yapan 35 atölye, 22 ayar altın takı satışı yapan 100 adet kuyumcu, 120 adet gümüş-oltutaşı takı satışı yapan toplam 255 kuyumcu oluşturmaktadır. Bu araştırma kapsamında Erzurum ilinde altın kuyumculuğu yapan, oltutaşı işlemeciliği yapan, ürünlerin satışını gerçekleştiren toplam 80 kuyumcu, üretici, yönetici ve çalışana anket uygulanmıştır. Anketler sonucunda elde edilen bilgiler tablolar aracılığıyla frekans ve yüzde olarak ifade edilmiştir.Araştırmada, bölgede geleneksel takı olarak üretilen Erzurum burma bileziğinin üretim aşamalarının analizi yapılmıştır. Bölgede üretilmekte veya satışı yapılmakta olan ve seçilen 75 adet altın, gümüş, oltutaşı ürün, hazırlanan gözlem formları ile araştırmada tanıtılmıştır. Bu araştırma ile bölgede üretilen takıların tasarım, motif, süsleme ve kompozisyon özellikleri, kullanılan hammaddeler, üretilen takılarda kullanılan teknikler, üreticilerin mesleki gelişim konusunda çalışmaları, üretilen takıların bölgede satın alınma nedenleri bölgeye özgü nitelikler taşıyan geleneksel takıların neler olduğu sorularının yanıtlanması ve belgelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda, bölgede altın ve değerli taşlar kuyumculuğu yapanların ilk sırada yer aldığı, ardından oltutaşı işlemeciliği yapanların geldiği görülmektedir.Araştırmaya katılan katılımcılar tarafından Erzurum ilinde kuyumculuk sektöründe tasarım üretme konusunda, yaratıcı ve güncel tasarımlar üretilmesi için sadece bu konuyla ilgili tasarım atölyesi bulunmadığı belirtilmiştir. Bölgede faaliyet gösteren üreticiler, tasarım üretme ve geliştirme konusundaki çalışmalarını, sektörel yayınları takip ederek gerçekleştirdiklerini belirtmişlerdir. Bölgede bulunan üreticilerin büyük bölümü ürünlerini kendi atölyelerinde üretmektedir. Araştırma sonucunda ortaya çıkan verilere dayalı olarak, araştırmacı tarafından ortaya konulan önerilere yer verilmektedir.
David Easton'un siyasal sistem teorisi bağlamında Türkiye'de siyasal iletişim ve siyasal katılma (Erzurum seçmeni üzerine bir araştırma)
?David Easton'un Siyasal Sistem Teorisi Bağlamında Türkiye'de Siyasal İletişim Ve Siyasal Katılma (Erzurum Seçmeni Üzerine Bir Araştırma)? isimli bu çalışma, Türk seçmeninin, (Erzurum seçmeni özelinde) oy verme davranışlarına etki eden faktörleri ve siyasal sisteme girdi sağlaması açısından sıklıkla yapmış oldukları siyasal katılma faktörlerini tahlil etmeye yönelik bir keşif çalışmasıdır.Bu çalışma, ikisi teorik biri alan araştırması olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde, siyaset kavramı, siyasal kültür ve siyasal kültürün kavramsallaştırılması, siyasal sistem kavramı, siyasal sistem kuramının ayırt edici özellikleri ve siyasal sistemlerde yapısal işlevselci kuram David Easton'un siyasal sistem kuramı bağlamında incelenmiştir. İkinci bölümde ise siyasal sistemlerde siyasal iletişim ve siyasal katılma kavramları analiz edilmiştir. Çalışmamızın son bölümünü ise metodoloji ve alan araştırması oluşturmaktadır.Alan araştırması Erzurum merkezde 15-29 Nisan 2009 tarihleri arasında 578 seçmen üzerinde tesadüfi örnekleme dayalı olarak yüz yüze gerçekleştirilmiştir.Alan araştırması sonuçlarına göre ise, Erzurum seçmeni oy verirken, partiye, aday imajına, medyaya, partinin ideolojisine ve menfaatlerine göre oy kullandıkları ve siyasal sisteme girdi sağlaması içinde, siyasal sisteme, siyasal eylem, siyasal ilgi siyasal kampanya aktiviteleri, siyasal üyelik ve salt oy kullanma faktörleri çerçevesinde katıldıkları görülmüştür.
Milli Mücadele Dönemi'nde Erzurum ve çevresinde yapılan beden eğitimi ve spor faaliyetleri
Bu çalışmanın amacı, Milli Mücadele Döneminde Doğu bölgesinde Kazım Karabekir Paşa tarafından harekete geçirilen geleneksel ve modern beden eğitimi ve spor faaliyetlerini, uygulama biçimleri, uygulama nedenleri ve toplumsal fonksiyonları bakımından incelemek ve bu amaca yönelik olarak oluşturulmuş kurumsal yapılanmaları kolordunun yaygın organı olan Varlık gazetesi ve arşiv belgeleri ışığında ortaya çıkarmaktır.Çalışmanın bu genel kapsamı çerçevesinde, Doğu Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Paşa'nın yazdığı kitaplar, 1921 yılında 15. Kolordu Kumandanlığı tarafından çıkarılan Varlık Gazetesi, Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Dairesi Başkanlığı Arşivinde elde edilen belge ve resimler, dönemim gazete ve dergileri taranarak bilgi edinilmeye çalışıldı. Ayrıca konu ile ilgili olarak birçok araştırma eser ve makale incelenerek değerlendirmeye alındı.Uzun yıllar boyunca süren savaşlar, Osmanlı İmparatorluğunu ekonomik yönden zayıflatırken buna paralel olarak eğitim ve sosyal hayatın ihmal edilmesine neden olmuştur. Eğitim alanında yapılmak istenen reformlar kitlelere yayılamamış, birkaç kolejin dışında uygulama alanı bulunamamıştır. Mustafa Kemal'in önderliğinde başlayan Milli Mücadeleye Doğu Cephesinde 15. Kolordu Kumandanı olarak katılan Kazım Karabekir, aldığı askeri ve siyasi zaferlerin yanında kurduğu modern eğitim müesseseleriyle, çağın örnekleri arasına girmiştir. Doğu'da anne ve babasız kalmış binlerce şehit ve yetim evlatları toplayarak iaşelerini sağlamış, modern tarzda eğitilmelerine ön ayak olmuştur. Bütünsel eğitim içerisinde beden eğitimi ve spor faaliyetlerinin Kolordu okullarında uygulanmasına çok önem veren Kazım Paşa, modern ve geleneksel sporların aynı anda yapılması için program oluşturmuştur. Özellikle jimnastik, izcilik, endaht (silahla nişancılık), atletizm, binicilik, kayak, eskrim gibi sporları kullanarak çocukları paramiliter olarak yetişmelerini sağlamıştır. Milli Mücadeleye katılma isteğinin artırılması ve savaşlardan dolayı psikolojisi bozulan Doğu halkının eğlenmeye olan ihtiyacını gözlemleyen Kazım Karabekir, çeşitli şenlik ve eğlenceler düzenleyerek Milli Mücadelede sosyo-kültürel aktivitelerinde ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Bu şenlikler aynı zamanda at yarışları, cirit ve güreş gibi geleneksel sporların canlanması ve gelişmesi için ortam oluşturmuştur.Sonuçta, Türk milletinin en hassas dönemlerinden biri olan Milli Mücadelede vatanperver bir Türk kumandanının Türk topraklarını düşmanlardan kurtardıktan sonra sorumluluk alanında olmamasına rağmen binlerce yetim ve kimsesiz çocuğa sahip çıkarak, kitlelerin eğitiminde ve birleştirilmesinde beden eğitimi ve spor faaliyetlerinin nasıl etkili bir şekilde kullanıldığını görmekteyiz. Ülke genelinde işgaller ve savaşlardan dolayı İstanbul, İzmir ve birkaç büyük şehir dışında kısır geçen bedensel faaliyetlerin Doğu Cephesinde modern ve geleneksel sporlar açısından çok yoğun yaşandığını görmekteyiz.
Erzurum Yakutiye Medresesi taç kapısı üzerindeki taş kabartmalar üzerine bir araştırma
Çalışmada ``Erzurum Yakutiye Medresesi Taç Kapısı Taş Oyma Süslemeleri'' araştırma konusu olarak ele alınmıştır. Bu çalışma veri toplama açısından alan araştırmasına dayalı bir betimleme çalışmasıdır.Araştırmada, Erzurum Yakutiye Medresesi'nin Taç Kapısı üzerindeki taş kabartmaları tespit etmek,süsleme ve yapım tekniklerini belirlemek,desen ve kompozisyon özelliklerini çizim ve fotoğraflarla belgeleyerek ortaya koymak, kültürel değerlerimizi araştırarak,elde edilen bilgileri doküman haline getirmek,yeni ürünlerin oluşturulmasına kaynak hazırlamak,bu kaynakları gelecek nesillere ulaştırmak amaçlanmıştır.Çeşitli yayınlarda Erzurum Yakutiye Medresesi tanıtılmış olmakla birlikte taş oymalar ,süsleme ve yapım teknikleri,desen, teknik, kompozisyon özellikleri açısından ölçüm, çizim ve fotoğraf yolu ile belgelenmemiştir.Bu bizzat tarafımızdan yapıldığı için ve daha önce böyle bir çalışmaya rastlanmadığı için önemlidir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler ışığında konu, boyut ,teknik ve kompozisyon döküm tabloları oluşturulmuş ve gözlem fişlerine işlenmiştir.Konu döküm tablosunda, en çok kullanılan bezemenin bitkisel bezeme olmakla birlikte, geometrik bezeme,figürlü bezeme ve yazının da kullanıldığı görülmektedir.Boyut döküm tablosunda, 51 cm,72 cm ve 50 cm en ölçüsü ve 13cm,47 cm ve 56 cm boy ölçüsünün dışında bütün örneklerin farklı boyutta olduğu görülmektedir.Teknik döküm tablosunda,araştırmaya alınan 15 örneğin hepsinde zeminin oyulup motiflerin yüksekte bırakılmasıyla çalışılan yüksek kabartma tekniği uygulandığı görülmektedir. Kompozisyon döküm tablosunda, tablodaki örneklerden en fazla simetrinin kullanıldığı, en az ise grift kompozisyonun kullanıldığı görülmektedir.Tekrardan oluşan kompozisyon örneklerine de yer verilmiştir.
Osmanlı Döneminde Erzurum Polis Mektebi (1911-1917)
Osmanlı Devleti'nde ilk zamanlarda güvenlik hizmetleri askeri sistemin bir parçası olarak görülmüştü. Polis teşkilatı Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine kadar Osmanlı zabıtası olarak adlandırılmaktaydı. II. Abdülhamit Hanın tahta çıkmasıyla o dönem polis vazifesi gören Memurin-i Teftişiye kaldırılmış ve Polis Teşkilatı uygulamasına geçilmişti. İç güvenlikten sorumlu özgün bir polis teşkilatının oluşması zaman almıştır. Polisin yükümlülük ve vazifeleri zaman içinde genişlemiş ve sorumluluğu arttırılmıştı. Bu vazifelerden birisi de adli tahkikat vazifesiydi. Polise verilen yeni sorumluluklar beraberinde polisin bu hizmetleri hakkıyla ifa etmesi için eğitim konusu bir zaruret haline gelmişti. Osmanlı Devleti'nin son döneminde, II. Meşrutiyet devrinde açılan polis mektepleri bunun en önemli adımıydı. Değişen dünya şartları, suç ve suçlu ile mücadele konuları, eğitimli ve donanımlı personeli zaruri kılmaktaydı. İlk açılan polis mekteplerinin belirgin başarısı, ülke genelinde yeni polis mekteplerinin açılmasını lüzumunu kılıyordu. Polis mektepleri artık bir ihtiyaç haline gelmişti. İlk polis mektepleri olan Selanik ve Dersaadet Polis Mekteplerinin muvaffakiyeti, Beyrut, Erzurum, Bağdat, Adana ve Trabzon Polis Mekteplerini netice verdi. Bu çalışmada Osmanlı döneminde açılan dördüncü polis mektebi olan Erzurum Polis Mektebi'nin kuruluşu, işleyişi, eğitim faaliyetleri, öğrenci profili, idari ve öğretim kadrosu, kapanışı ve önemi; Arşiv Belgeleri, Emniyet Genel Müdürlüğü arşivinde bulunan Tüm Polis Mektepleri Maaş Defteri ile bazı Özlük Dosyaları ve Polis Mecmuası gibi esas kaynaklar, diğer makale ve eserler ile beraber incelenerek konu teferruatıyla aktarılmaya çalışılmıştır. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümü; Türk polis teşkilatının özet tarihçesi, ikinci bölümü; Osmanlı zamanında açılan diğer polis mekteplerinin özeti ve üçüncü bölüm ise tezimizin ana konusu olan Erzurum Polis Mektebi hakkındadır27 Kasım 1911'de açılan Erzurum Polis Mektebi'nin eğitim çevresi; Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır ve Elazığ vilayetlerinden oluşuyordu. Polis mektebinde bu vilayetlerin gönderdiği polis memuru ve polis adayı talebeler eğitim görüyorlardı. Her devrenin süresi dört buçuk beş ay kadardı. Talebeler bu süre zarfında mektepte yatılı olarak kalıyordu. Erzurum Polis Mektebi resmi olarak yedi yıl açık kaldı ancak eğitim faaliyetini üç yıl sürdürebildi. Eğitim faaliyetini sürdürdüğü bu süre içinde ancak sekiz devre mezun verebildi. Rusların Doğu Anadolu'dan Erzurum'a doğru ilerleyişi nedeniyle seferberlik ilan edilince polis mektebi 1914 yılının ikinci yarısında tatil edildi. Eğitim faaliyetinde bulunduğu kısa süre içinde, kaliteli eğitimi ve kapasiteli öğretim kadrosu ile eğitim çevresine dâhil civar illerin polis teşkilatlarına büyük katkıları oldu. En büyük talihsizliği çok sıkıntılı bir döneme denk gelmiş olmasıydı. Bütün olumsuzluklara rağmen büyük fedakârlıklar göstermiş ve önemli hizmetlerde bulunmuştur. Mektepte hukuki ve idari derslerin yanında, telefon, telgraf, fotoğraf ve daktiloskopi gibi teknik dersler de okutulmaktaydı. Bu teknik dersler ile polis adayları çağın teknolojisi ile orantılı bir eğitim almış oluyordu. Tatil olunduğu 1914'ten sonra, Birinci Dünya Savaşı ve savaşın ağır neticelerinden olan ekonomik sıkıntılar ve insan kaynağından mahrumiyet, mektebin tamamen kapatılmasını netice verdi. İdari ve eğitim kadrosu tamamen dağılan Erzurum Polis mektebi, 1 Nisan 1917'de zorunlu nedenlerden dolayı lağvedildi. Eğitim faaliyetinde bulunduğu süre içinde yetiştirdiği polis memurları Doğu Anadolu'da milli mücadele döneminde Ermeni çetelerine ve Ruslara karşı direnişte Kuva-yi Milliye ruhunun uyanmasında öncü olmuşlardır.
Geleneksel Türk sporları üzerine bir araştırma Erzurum yöresi örneği
Bu çalışmanın amacı, Erzurum'da yapılmakta olan geleneksel sporların varlığını ve işlerliğini tespit etmek, araştırmak ve bölge olarak üzerindeki etkilerini bir sonuç olarak ortaya koymaktır. Araştırma tarama modelindedir ve erzurum ilindeki geleneksel sporların tarihi geçmişi ve günümüzdeki kültürel değerleri çeşitli yönlerden araştırılmıştır. Sonuç olarak; 1. Erzurum yöresinde yapılmakta olan geleneksel sporlara büyük ilgi gösterilmektedir. 2. Uygulanmakta olan geleneksel sporlar, eskiden uygulananlara göre daha az sayıda bulunmuştur. 3. Yine geleneksel sporların yöre halkı üzerinde sosyal ve kültürel bir etki meydana getirdiği görülmüştür. 4. Erzurum yöresinde yapılmakta olan geleneksel sporlardan en çok cirit (atlı cirit) ve karakucak güreşe ilgi duyulduğu ve yapıldığı tespit edilmiştir. 5. Eskiden Anadolu'da yapılan geleneksel sporlardan; çevgan ve gökbörünün uygulanmadığı, okçuluk, avcılık, binicilik ve at yarışlarının çok az uygulandığı ya da yapılmadığı tespit edilmiştir. Bütün bu değerlendirmelerden sonra, Erzurum yöresinde yapılmakta olan geleneksel sporların yörede etkili olduğu, geliştirilebileceği, sosyal, kültürel, tanıtım, turizm ve modern sporlar alanlarında kulanılabileceği görüşü kabul edilebilir.
Osmanlı Dönemi bindallı geleneği ve giysilerinin 21.yüzyılda Erzurum ve çevresinde geçirdikleri dönüşümün incelenmesi
Bindallı, her dönem büyük bir beğeni ile giyilen ve yoğun emek harcanarak üretilen yöresel bir giysi çeşididir. Bindallıların formları, kumaş özellikleri, kullanım biçimleri ve kullanım yerleri üretilen yöreye göre farklılıklar göstermektedir. Bu özellikler yöre halkının geçmişinden gelen kültürel miras ile çevresinden edindiği malzeme ve kaynakları birleştirerek oluşturduğu yaratıcı düşünceden kaynaklanmaktadır. Genel olarak, kadife kumaş üzerine sırma tel ile kabartmalı motiflerin işlendiği gelin giysileri olarak karşımıza çıkmaktadırlar.Bu tezin konusu, Osmanlı dönemi bindallı geleneği ve giysilerinin 21. yüzyılda Erzurum ve çevresinde geçirdikleri dönüşümün incelenmesi olarak belirlenmiştir.Araştırma kapsamında, bindallıların Erzurum civarına özgüyöresel farklılıklarıile 21.yüzyılda, güncel üretim teknikleri, yeni motifler, renk ve günümüz modasına uygun yeni kullanım alanlarında geçirdiği değişimler saptanmaya çalışılmıştır.Bu amaçla, Erzurum yöresindeki çeşitli müze ve koleksiyondaki bindallılar tespit edilerek, günümüzde Erzurum'da üretim yapan kurumların koleksiyonları incelenmiş veüretici hocalarla yeni üretim yöntemleri hakkında röportajlar yapılmıştır. Çıkan sonuçlar neticesindeeski üretim yöntemleri, motif, desen, renk, üretim kalitesi ve tasarım formları güncel yöntemlerle kıyaslanmış ve böylece günümüz üreticilerine ve araştırmacılarına, eski üretim kalitesini canlandırmak adına neler yapılabileceği doğrultusunda öneriler sunulmuştur.
Erzurum bataklıklarının kuş türleri
?Erzurum Bataklıklarının Kuş Türleri?nin araştırıldığı bu çalışma, araştırma alanı olarak seçilen Erzurum ilinde 2008 yılı Nisan ayından, 2009 yılı Kasım ayına kadar süren 12 adet arazi gözlemi ile gerçekleştirilmiştir.2008-2009 yılları arasında yıl boyunca yapılan ornitolojik gözlemler sonucunda 51 aileden 239 kuş türünün alanda görüldüğü belirlenmiştir.13 Nisan 2008 tarihinde başlanan arazi gözlemlerine, 01 Kasım 2009 tarihine kadar devam edilmiştir. Kış aylarında daha seyrek olmakla birlikte, her mevsim en az bir haftalık gözlem yapılmıştır. Böylece, yılın hangi ayında hangi türün araştırma alanına uğradığı ortaya konulmuştur.Araştırma alanı kuşlar açısından önemli yaşam alanı çeşitliliğine sahiptir. Ancak, son yıllarda çeşitli etkilerle daralan bu yaşam alanlarının bozulması, mevcut kuş çeşitliliğini azalttığı gibi araştırma alanında ki doğal yaşamı tehdit eden en önemli etkendir.Erzurum Bataklıklarında çalışmalarımız sırasında alanı olumsuz yönde etkileyen en önemli faktörlerin drenaj kanalları, otlatma, Erzurum havalimanı, şehirleşme, yollar, yüksek gerilim hattı, kaçak av, turba ve diğer kaynakların kullanımı, su kaynaklarının tahribi, tarımda ilaçlama, rekreasyonel kullanım, mevsimsel geçici konaklamalar, arıcılık faaliyetleri, taş ocağı ve taş toplayıcılığı, don ve dolu olduğu tespit edilmiştir.
Erzurum'da Osmanlı Dönemi kuyumculuk eserlerinin tespiti ve geleneksel süsleme tekniklerinin çağdaş eserlerde yorumlanması
Toplumlar kültürlerini etnografik eserler aracılığıyla yayar ve tanıtır. Anadolu'nun kültürünü ortaya koymada etnografik eserler içinde yer alan kuyumculuk örnekleri oldukça önemlidir. Etnografik kuyumculuk örnekleri gerek kullanılan malzemeler, uygulanan teknikler ve kullanım yerleri yönünden; gerekse formları yönünden uygulandıkları dönemin dikkat çekici zengin özelliklerine sahiptir. Bu araştırma Erzurum'da bulunan Osmanlı Dönemine ait etnografik kuyumculuk eserlerini incelemek, bu eserlerde yer alan desen ve motifleri çizimler yardımıyla ortaya çıkarmak, kullanılan süsleme teknikleriyle geleneğe bağlı kalarak eserlerin yeniden üretim (Reprodüksiyon) çalışmalarını yapmak, çağdaş tasarımlar yaparak eserlerde kullanılan süsleme tekniklerini güncel kuyumculuk eserlerinde yeniden canlandırmak, buna dayalı olarak yeni kaynaklar ve uyarlamalar yapılmasına katkıda bulunmak amacıyla planlanarak yürütülmüştür. Göçebe Türk topluluklarının yerleşik hayata geçerek İslam dinini kabul etmelerinden sonra yaptıkları maden sanatı örneklerinde çoğunlukla İslam sanatının etkileri görülmüştür. Selçuklular döneminde bu etkinin olgunlaşarak özgün ve nitelikli eserler üretildiği dikkati çekmektedir. Osmanlılarla birlikte ise geleneksel sanatların tüm kollarında olduğu gibi maden sanatı ve kuyumculuk alanında da yüksek kalitede eserler üretilmiştir. Erzurum Osmanlı dönemi kuyumculuk eserleri açısından yüksek kaliteli örneklerin bulunduğu bir yöredir. Fakat 19. yüzyılla birlikte Osmanlı sanatında gözlenen batılılaşma eğiliminden kuyumculuk sanatı da olumsuz yönde etkilenmiş ve yörede bulunan kuyumculuk eserlerinin de gün yüzüne çıkarılmaması bu bölgede üretilen kuyumculuk eserlerinin geleneksel yapısında bozulmaların meydana gelmesine sebep olmuştur. Bu bozulmaların önüne geçmek için araştırmanın amacı doğrultusunda Erzurum'da bulunan antikacılar, kuyumcular ve Oltu taşı işlemeciliğiyle uğraşan atölyelerde 18 adet kuyumculuk eserine ulaşılmış, Erzurum Yakutiye Etnografya Müzesi ve Erzurum Arkeoloji Müzesi'nde ise toplamda 68 adet kuyumculuk eseri tespit edilmiş ve bu eserlerin gözlem formları oluşturularak değerlendirmeye alınmıştır. Şüphesiz ki Türkiye'de bulunan birçok müzede Osmanlı Dönemine ait çok sayıda eşsiz eser bulunmaktadır. Fakat bu müzeler arasında Erzurum Yakutiye Etnografya Müzesi ve Erzurum Arkeoloji Müzesi'nin önemi büyüktür. Tezde yer alan etnografik kuyumculuk eserlerinden %70'inin bu müzelerde bulunmuş olması yukarıda belirmiş olduğumuz görüşü destekler niteliktedir. Gün yüzüne çıkarılan bu eserler kuyumculukla uğraşanlara kaynak niteliğinde olacaktır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bilgilere göre Osmanlı Döneminden günümüze çeşitli ve oldukça önemli kuyumculuk eserlerinin kaldığı görülmektedir. Yakutiye Etnografya Müzesinin teşhir salonlarında sergilenen kuyumculuk eserlerinin yanı sıra müze depolarında da çok sayıda kuyumculuk eseri bulunmaktadır. Erzurum genelinde incelenen kuyumculuk eserlerinin çoğunluğunu kemer ve kemer tokalarının oluşturduğu görülmektedir. Bu bilgiler doğrultusunda Anadolu halk takılarının arasında kemerlerin yaygın olarak kullanıldığını söylemek mümkündür. Araştırmada elde edilen bilgilere göre, incelenen eserler içinde 19.yy. ait kuyumculuk eserlerinin daha fazla yer aldığı görülmektedir. Eserlerin çoğu gümüş ve bakır madenlerinden yapılmış, süslemede yarı değerli taşlar kullanılmıştır. Süsleme tekniklerinden telkâri, savatlama ve güherse tekniği yoğun olarak kullanılmıştır. Takılarda bitkisel motiflerden kıvrık dallar ve yapraklar, geometrik bezemeler ve geleneksel formlardan Osmanlıyı ve padişahları temsil eden tuğralar dikkati çekmektedir. Yapılan bu gözlem ve incelemeler neticesinde elde edilen verilere göre, kuyumculuk eserlerini; kemerler, kolyeler, yüzükler, küpeler, bilezikler, tepelikler v.b. olmak üzere kullanım yerlerine göre gruplandırılmıştır. Anahtar kelimeler: Etnografi, El Sanatları, Kuyumculuk, Aksesuar, Takı.
Erzurum halılarının renk, motif ve kompozisyon özellikleri incelenerek yeni tasarımların yapılması
Bu tez çalışmasında, Erzurum ili, ilçe ve köylerinde tespit edilen el dokuma halılarının renk, motif ve kompozisyon özellikleri ayrıntılı olarak analiz tablolarıyla birlikte incelenmiştir. Tezin giriş bölümünde halı sanatına genel bir giriş yapılarak, çalışmanın amacı ile çalışmada izlenen yöntem belirtilmiştir. Birinci bölümde; "halı" hakkında genel bilgi, Türk halı dokuma sanatının kısa bir tarihçesi, Erzurum'un tarihi, coğrafyası ve sosyo-kültürel yapısı hakkında genel bilgiler verildikten sonra Erzurum halı dokuma sanatının tarihi gelişimi, teknik özellikleri, halının içerisinde yer alan hammadde ve ipliğin elde edilmesi, boyama, boyamanın elde edilmesi, mordanlamanın yapılışı, yün boyamada kullanılan araç ve gereçlere ayrıntılı bir şekilde yer verilmiştir. Ayrıca bu bölümde, dokuma tezgâhı-araç gereçleri, çözgü hazırlama, düğüm teknikleri ve dokuma gibi konular anlatılarak fotoğraflarla detaylandırılmıştır. Tezin İkinci bölümünde; tespit edilen yaklaşık 70 halının renk, kompozisyon ve motif özellikleri, tablo analizleri, fotoğraflarla birlikte anlatılmaktadır. Erzurum halılarında tespit edilen motiflerin türlerine göre sınıflandırması yapılarak, simgesel yorumları ve anlamları da açıklanıp çizimleri ile birlikte sonuçlandırılmıştır. Yine bu bölümde Erzurum halılarının, kullanım türlerine göre sınıflandırılması, "taban halısı (sedir halısı), namazlık (seccade), yastık ve minder halılar ve heybe" yapılmıştır. Son olarak ikinci bölümde günümüz Erzurum halı dokumacılığının durumu tablo ve fotoğraflarla anlatılmaktadır. Tezin üçüncü ve son bölümü olan bu bölümde; Erzurum yöresinde tespit edilen halıların katalog kısmına yer verilmektedir. Yine bu bölümde, bu alanda tespit edilen halıların fotoğrafları, katalog analiz tablosu ve yorumları bulunmaktadır. Son olarak bu bölümde, mevcut dokuma örneklerinden faydalanılarak yeni tasarımlar yapılmış katalog kısmına eklenmiştir. Araştırmanın sonunda, Erzurum Halıcılığı hakkında genel bir değerlendirme ve sonuç yapılarak, halıcılık alanında kullanılan terimlere ve kaynaklara yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Erzurum, Halı, Kilim, Dokuma, Motif