Foreign domectic
58 theses under this subject heading
Denizli ilindeki yabancı uyruklu adli olguların incelenmesi
Yabancı ziyaretçilerin, Türkiye'ye en çok gezi, eğlence, sportif ve kültürel faaliyetler için geldiği, bunu akraba ve arkadaş ziyaretinin takip ettiği görülmektedir. Bunun dışında; ikamet, sağlık turizmi, eğitim, evlilik ve aile ikamet izni, çalışma, uluslararası veya geçici koruma nedeniyle gelebilmektedirler. Gerek göç gerekse turistik amaçlarla küresel insan hareketliliğinin boyutu gün geçtikçe artmaktadır. Bundan dolayı, ülkemizde bulunan yabancı uyruklu kişiler de zaman zaman diğer hizmetlere olduğu gibi adli tıbbi hizmetlere de gereksinim duymaktadır. 2011-2020 yılları arasında Denizli ili Adli Tıp Şube Müdürlüğü ve Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'na başvuran yabancı uyruklu 271 olgu ve Pamukkale Üniversitesi Hastanesi Otopsi Salonunda otopsisi yapılan yabancı uyruklu 86 olgunun raporları retrospektif olarak incelenmiştir. Yabancı uyruklu otopsi sayısının tüm otopsilerin %2,38'ini kapsadığı görülmektedir. Yabancı uyruklu ölüm olgularının mensup oldukları ülkelere bakıldığında; ilk sırayı % 25,6 ile Suriye almaktadır. Bunu sırasıyla %17,4 ile İran, %12,8 ile Afganistan, %8,1 ile Rusya izlemektedir. Yabancı uyruklu ölüm olgularının Türkiye'de ikamet etme durumuna bakıldığında; %70,9'unun (61) Türkiye'de ikamet ettiği, %29,1'inin (25) turist olduğu anlaşılmıştır. Yabancı uyruklu ölüm olgularının ölüm orijini incelendiğinde; ölümler en sık doğal orijinli (%43) olup, bunu kaza orijinli ölümler (%37,2) izlemektedir. Bunları da %9,3 ile cinayet ve intihar izlemektedir. 1 olgunun ise ölüm orijini tespit edilememiştir. Yabancı uyruklu canlı olgulara düzenlenen adli raporlar incelendiğinde; 271 olay için 316 rapor düzenlenmiştir. Başvuran olguların mensup olduğu ülkeler incelendiğinde; %33,2 ile İran ilk sırada yer almaktadır. Bunu sırasıyla %22,1 ile Afganistan, %21,4 ile Suriye izlemektedir. Başvuran olguların geliş nedenleri incelendiğinde; olguların %48,3'ü kasten yaralama, %19,6'sı TCK 31. Maddesi kapsamında, %18,5'i taksirle yaralama, %6,3'ü kemik yaşının tespiti, %3'ü cinsel istismar, %1,5'i kaza, %1,1'i TCK 32. Maddesi kapsamında, %0,4'ü kazai rüşt (ergin kılınma) ve %0,4'ü intihar girişimi kapsamında rapor düzenlenmesi amacıyla başvurmuştur. Üç olgu ise %1,1 oranla diğer kategorisini oluşturmuştur. Denizli ilinde adli otopsisi yapılan ve Adli Tıp Birimlerine başvuran yabancı uyruklu olguların verilerini, siyasi, coğrafi ve sosyoekonomik açılardan kaynaklar ışığında değerlendirerek bu konuda bilimsel veri oluşturmak, bu alandaki yerli ve yabancı çalışmalara katkı sağlamak, ayrıca meydana gelen ölümlerin ve poliklinik başvurularının önlenebilir nedenlerinin tespiti ile gereken tedbirlerin neler olduğu konusunda öneriler oluşturmak amaçlanmıştır.
Yabancı uyruklu ilkokul öğrencilerinin eğitim-öğretiminde yaşanan sorunlara ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri
Bu araştırmanın amacı, Eskişehir ili ilkokullarında öğrenim gören yabancı uyruklu ilkokul öğrencilerinin eğitim-öğretiminde yaşadıkları sorunları, bu sorunların kaynaklarını ve sorunlara yönelik çözüm önerilerini öğretmen ve öğrenci görüşleri doğrultusunda ortaya koymaktır. Nitel bir araştırma olan çalışmadaki veriler, Eskişehir il merkezinde bulunan sekiz ilköğretim okulunda toplam yirmi bir sınıf öğretmeni ve yirmi dört yabancı uyruklu öğrenci ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilmiştir. Araştırma verileri, içerik analizi tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda araştırmada şu sonuçlara ulaşılmıştır: •Yabancı uyruklu öğrencilerin yaşadıkları genel sorunlar ana teması altında, "Dışlanma", "Dil ve Kültür Farklıkları", "Uyum", "Çevreyle İlişkiler", "Ekonomik Sorunlar" ve "Politik Sorunlar" alt temaları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin; Türk örf- adetlerine ve okul kurallarına uyum sağlamadıkları ve Türkiye'yi kabullenemedikleri, yeni hayatlarına uyum sağlayamadıkları, kendi yakınları ile gruplaştıkları ve kapalı bir biçimde yaşadıkları, öğretmen ve akranları ile iletişim kuramadıkları, ten renkleri ve uyrukları nedeniyle zaman zaman yabancı görülüp, dışlandıkları ve öğrencilerin özgüven sorunları yaşadıkları ve yalnızlaştıkları tespit edilmiştir. •Yabancı uyruklu öğrencilerin eğitim-öğretim sürecinde yaşanan sorunlar ana temasında, "Dil ve kültür farklılığı", "Temel dil becerileri", "Anlama", "İfade etme ve yorum yapma", "Programın gerisinde kalma" ve "Akademik başarısızlık" alt temaları belirlenmiştir. Elde edilen verilerden hareketle öğrencilerin, öğretmenini, arkadaşlarını ve çevresindekileri anlamadıkları, iletişim kuramadıkları, kendi duygu ve düşüncelerini ifade edemedikleri ve derslere katılamadıkları, derslerde programın gerisinde kaldıkları ve çoğunlukla öğrencilerin başarısız oldukları sonuçlarına ulaşılmıştır. •Eğitim-öğretim sürecinde yaşanan sorunların kaynakları ana temasında; "Öğrenciden kaynaklanan sorunlar", "Öğretmenden kaynaklanan sorunlar", "Aileden kaynaklanan sorunlar" ve "MEB ve devletten kaynaklanan sorunlar" temalarına ulaşılmıştır. •Öğrenciden kaynaklanan sorunlar ise; "Dil bilmeden eğitim sistemine dâhil olma", "Ara sınıflarda eğitime başlama" "Uyum sorunları yaşama", "Derslere ilgisizlik", "Algıda gerilik" ve "Disiplini bozma" olarak belirlenmiştir. •Öğretmenlerden kaynaklanan sorunlar; "Öğrenci ve aileleri ile iletişimsizlik", "Öğretim teknikleri ve mesleki yeterlilik", "Ölçme-değerlendirme", "Sorunlara çözüm üretmeme" ve "Evrensel bir dil bilmeme" olarak ortaya çıkmıştır. •Aileden kaynaklanan sorunların; "Ailenin maddi durumu", "Ailenin eğitim durumu", "Okul idaresi ve öğretmenler ile iletişimsizlik", "Çocuğa gereken ilgiyi göstermeme" ve "Eğitim ve gelecek planı eksikliği" olduğu belirlenmiştir. •MEB ve devletten kaynaklanan sorunlar ise; "Politik kaynaklı sorunlar", "Eğitim sistemi kaynaklı sorunlar", "Program kaynaklı sorunlar" ve "Türkçe kurs ve materyal eksikliği" olarak tespit edilmiştir. •Yabancı uyruklu öğrencilerin eğitim-öğretiminde yaşadıkları sorunların çözümüne yönelik ortaya konan öneriler, "Öğrencilere", "Öğretmenlere ve Okullara", "Ailelere" ve "MEB'e ve devlete" yönelik öneriler olmak üzere dört tema altında toplanmış ve bu temaların oluşturduğu alt temalar ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Dil, Yabancı Uyruklu Öğrenciler, Eğitim-Öğretim Süreci, Eğitimde Yaşanan Sorunlar
Yabancılara Türkçe öğretiminde metin uyarlama ve Memduh Şevket Esendal'ın "Pazarlık" hikayesinin 2 seviyesine göre uyarlanması
Yabancı dil olarak Türkçenin öğretimi amaçlı ders kitabı ve akademik pek çok kitap basılmıştır. Ancak öğrenciler yardımcı materyallere ihtiyaç duyduğunda, alanda basılan kaynaklar yetersiz kalmaktadır. Özellikle okuma ve anlama beceresine katkıda bulunacak kaynaklar azdır. Bu çalışmada Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenler için özgün metinleri uyarlamada kullanılacak yöntemler açıklanmıştır. Bir uyarlama örneği olarak, özgün bir metin olan "Pazarlık" hikâyesi A2 seviyesine göre uyarlanarak çalışmada verilmiştir. Çalışmanın evrenini Memduh Şevket Esendal'ın hikâyeleri, örneklemini Memduh Şevket Esendal'ın "Pazarlık" isimli hikâyesi oluşturmaktadır. Tarama yöntemiyle A2 seviyesine uygun olmayan dil bilgisi yapıları ve sözcükler tespit edilmiştir. Bu yapılar ve sözcükler Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Metninde belirlenen seviyelerin kazanımları ve İstanbul Yabancılar İçin Türkçe A1 ve A2 Ders Kitapları, , Yedi İklim Yabancılar İçin Türkçe A1 ve A2 Türkçe Ders Kitapları, Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Temel Seviye Ders Kitabı ve Gazi TÖMER Yabancılar İçin Türkçe A1 ve A2 Ders Kitaplarında yer alan dil bilgisi kuralları dikkate alınarak uyarlanmıştır. Bu setlerde ayrıca okuma öncesi, okuma sırası, okuma sonrası yapılan etkinlikler incelenmiş, uyarlanan metin için etkinlik örnekleri hazırlanmıştır. Yeni Türk Edebiyatı eserlerinin yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılması Türk Edebiyatının ve Türk kültürünün yakından tanınmasına olanak sağlamaktadır. Bu çalışma ile ayrıca Yeni Türk Edebiyatının farklı kültürlerde de tanınması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Metin uyarlama, yabancılara Türkçe öğretimi, yeni Türk edebiyatı, Memduh Şevket Esendal, okuma metinleri.
Türkiye'de yaşayan yabancı uyruklu tüketicilerin satın alma niyetleri üzerine etnik kimlik ve tüketici etnosentrizminin etkisi
Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yaşayan Suriyeli tüketicilerin ürün/hizmet değerlendirmesi ve satın alma niyetleri üzerine etnik kimlik ve tüketici etnosentrizminin etkisi olup olmadığının incelenmesidir. Bu çalışmadaki ankete katılan suriyeliler türkiyede çeşitli statülerde bulunmaktadır (geçici koruma statüsü, turist vizesi, uluslararası koruma vs.) Bundan kaynaklı olarak çalışmanın başlık kısmında suriyeliler yerine yabancı uyruklu ifadesinin kullanılması daha doğru olduğu öngörülmektedir. Bu amaç doğrultusunda Gaziantep'te yaşayan ve farklı statülere sahip olan 384 Suriyeli kişi ile anket uygulaması yapılmıştır. Hazırlanan anket formu sosyodemografik değişkenler, "Tüketici Etnosentrizmi", "Etnik Kimlik", "Ürün/Hizmet Değerlendirmesi" ve "Satın Alma Niyeti" ölçeklerinden oluşmaktadır. Yapılan araştırma sonucunda katılımcıların tüketici etnosentrizmi, etnik kimlik, ürün/hizmet değerlendirmesi ve satın alma niyeti puanlarının genel olarak yüksek olduğu görülmüştür. Tüketici etnosentrizmi puanları artan katılımcıların Olabi Coffee (etnik) ürün/hizmet değerlendirmesi, Kahve Dünyası (yerel) satın alma niyeti ve Olabi Coffee (etnik) satın alma niyeti puanlarının artacağı sonucuna ulaşılmıştır. Etnik kimlik puanları artan katılımcıların ise Olabi Coffee (etnik) ürün/hizmet değerlendirmesi ve Olabi Coffee (etnik) satın alma niyeti puanlarının artacağı, Starbucks (küresel) satın alma niyeti puanlarının azalacağı tespit edilmiştir. Analiz sonucunda yaş ve etnosentrik eğilim arasında bir bağlantı tespit edilmiştir. Buna göre X kuşağı Z kuşağına göre daha etnosentrik eğilime sahiptir. Tüketicilerin eğitim seviyeleri arttıkça etnosentrik eğilimleri değişmekte, yerel etnosentrizm alt boyutunda eğitim seviyesi arttıkça etnosentrik eğiliminde azalma görülmektedir.
Yabancı uyruklu öğrencilerin Türkiye'deki eğitime etkileri
Bu araştırmada yabancı uyruklu öğrencilerin Türkiye'deki eğitime etkisi konusunda Çankırı il merkezindeki meslek liselerinde görev yapan idareci ve öğretmenlerin görüşlerinin alınması amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemiyle yapılmış olup araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır, araştırmanın verileri, betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Literatür incelendiğinde çalışmaların ilk ve ortaokul seviyesinde olduğu ve çalışmaların çoğunun yabancı uyruklu öğrencilerin Türkiye'de eğitime uyum konusunda yaşadıkları sorunlar ve çözüm önerileri üzerine olduğu görülmüştür. Lise seviyesinde yabancı uyruklu öğrencilerin en çok eğitim gördüğü meslek liseleri ile ilgili ve Türkiye'deki eğitime etkisi ile ilgili bir çalışmaya ulaşılamamıştır. Bu kapsamda çalışma grubu olarak 2021-2022 eğitim öğretim yılında Çankırı il merkezindeki meslek liselerinde görev yapmakta olan 3 idareci, 6 kültür ve 6 meslek ders öğretmeni belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin ve yöneticilerin yabancı uyruklu öğrencilerin lise seviyesinde genellikle meslek liselerinde eğitim görmelerine ilişkin olarak; dil yetersizliği nedeniyle uygulama derslerinin çok olması, üniversite eğitiminden çok meslek edinme hedefleri olması, sınıf geçmenin daha kolay olduğunun düşünülmesi, yerleştirmede karar verenler tarafından meslek liselerine yönlendirilmeleri tespit edilmiştir. Okullarda eğitime kabul edilmeden önce Türkçe eğitiminden geçirilerek başarılı olanların örgün eğitime dahil edilmesinin hem yabancı uyruklu öğrenciler hem de Türk öğrenciler için önemli olduğu, yabancı uyruklu öğrencilerin üniversiteye yerleştirme sürecinde tanınan hakların pozitif ayrımcılık olarak görüldüğü ve öğrenci ve öğretmenlere kapsayıcı eğitim verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yabancı uyruklu öğrenciler ile ev sahibi öğrencilerin sosyal uyumlarında göç travması önleyici psiko-eğitim programlarının etkisi
Göç süreci hem göçmenler için hem de ev sahibi toplum için zorlayıcı unsurlar barındırmaktadır. Çocuklar bu süreçte en fazla olumsuzlukları yaşayan gruplar arasındadır. Geldikleri ülkede dil sorunu, uyum sorunu, eğitim sorunu, ebeveyn kaybı gibi tek başlarına çözmeleri güç problemler yaşamaktadırlar. Bu çalışmada Türkiye'ye göçle gelen okul çağındaki yabancı öğrencilere karşı yerel öğrencilerin empati becerilerini geliştirmeye dönük psiko-eğitim programının geliştirilmesi ve denenmesi amaçlanmıştır. Göç temel kavramları ve göçmen çocukların eğitimi ile devam eden çalışmada psiko-eğitim programına yer verilerek üzerinde durulması gereken bir konu olduğu vurgulanmak istenmiştir. Nicel araştırma yöntemlerinden gerçek deneysel desenin uygulandığı bu araştırmada deney ve kontrol grupları ile çalışma yapılmıştır. Gerçek deneysel desende denek havuzundan grupların yansız ataması sağlanmaktadır (Karasar, 2020). Veri toplama araçları olarak "Çocuk ve Ergenler İçin Empati Ölçeği" ve "Mülteci Öğrencilere Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Çankırı ili merkezinde yapılan bu çalışmada 8 oturum için geliştirilen psiko-eğitim uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu ilkokulda 4. Sınıfa devam eden 74 öğrenciden 14 öğrenci yansız atama ile 2 gruba ayrılmıştır. Kontrol ve deney grubu öğrencilerine 8 oturum sonunda ön test ve son test puanlarında empatik becerilerinde anlamlı bir farklılığın olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yabancı uyruklu hastalara bakım veren hemşirelerin empati düzeylerine göre kültürlerarası duyarlılıkları
Türkiye'de yaşanan yoğun göç süreci; ekonomik, sosyal, sağlık ve kültürel sorunları beraberinde getirmektedir. Bu kapsamda hemşireler de uygulama alanlarında farklı kültürlerden gelen bireylere bakım verirken farklı sorunlarla karşılaşabilmektedir. Bu doğrultuda etik sorunların yaşanmaması için bakım verilen grubun hastalık ve sağlığı nasıl algıladığını ve buna nasıl tepki verdiğini kavramak oldukça önemlidir. Bu nedenle bu araştırma, yabancı uyruklu hastalara bakım veren hemşirelerin empati düzeylerine göre kültürlerarası duyarlılıklarını belirlemek amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu araştırmanın evrenini Gaziantep'te yer alan bir kamu hastanesinde görev yapan hemşireler oluşturdu. Çalışmada örneklem seçimine gidilmeden, evrenin tamamına ulaşılması hedeflendi ve araştırma 203 hemşire ile tamamlandı. Veriler soru formu, Kültürlerarası Duyarlılık Ölçeği (KDÖ) ve Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ) ile toplandı. KDÖ; Bulduk ve ark. tarafından Türkçe'ye uyarlanarak geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır. Ölçek; iletişimde sorumluluk, kültürel farklılıklara saygı, iletişimde kendine güvenme, iletişimden hoşlanma, iletişimde dikkatli olma alt boyutları ve toplam puandan oluşmaktadır. Ölçekten alınabilecek en düşük toplam puan 24, en yüksek toplam puan 120'dir. Ölçekten alınan toplam puanın artması kültürlerarası duyarlılık düzeyinin arttığını göstermektedir. EEÖ ise; kişilerin günlük yaşamda empati kurma düzeyini ölçmek amacıyla Dökmen tarafından 1988 yılında geliştirilmiştir. Ölçekten alınacak puan 20 ile 100 arasında olup, puanın yüksek olması, empatik eğilimin yüksek olduğunu, düşük olması empatik eğilimin düşük olduğunu gösterir. Araştırmadan elde edilen veriler Student t, One Way Anova ve Kruskal Wallis testleri ile değerlendirildi. Hemşirelerin %35,5'inin 26-33 yaş grupları arasında, %65,0'ının lisans mezunu olduğu, %37,9'unun meslekte 10-20 yıldır, %52,2'sinin nöbet-vardiya şeklinde çalıştığı, %59,6'sının mesleği isteyerek seçtiği, %45,8'inin 0-3 yıldan beri yabancı uyruklu hastalara bakım verdiği ve bu süreçte %97,0'ının sorun yaşadığı belirlendi. KDÖ alt boyut puan ortalamalarının sırasıyla; iletişimde sorumluluk 24,8±4,5, kültürel farklılıklara saygı 21,7±3,7, iletişimde kendine güvenme 16,4±3,5, iletişimden hoşlanma 10,9±2,3, iletişimde dikkatli olma 10,6±2,2 ve toplam puan ortalamasının 84,9±11,2 olduğu saptandı. EEÖ toplam puan ortalamasının ise 67,3±8,6 olduğu görüldü. Hemşirelerin empatik eğilim düzeyi ile kültürlerarası duyarlılık düzeyleri arasında, pozitif yönde istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlılık olduğu belirlendi. Sonuç olarak bu çalışmada yabancı uyruklu hastalara bakım veren hemşirelerin empatik eğilim ve kültürlerarası duyarlılığının "orta düzeyin üzerinde" olduğu, empatik eğilim arttıkça kültürlerarası duyarlılığın da arttığı görüldü. Bu sonuçlar doğrultusunda; yabancı uyruklu hastalara bakım veren hemşirelerin bu süreçte yaşayabileceği sorunların yönetimi konusunda desteklenmesi önerilebilir.
Yabancı uyruklu akademisyenlerin birey-çevre uyumu: İşe yönelik tutumlarda kültürel adaptasyonun rolü
Bu çalışmanın amacı birey-çevre uyumu, kültürel adaptasyon iş tatmini, yaşam tatmini ile işten ayrılma niyeti arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda konu ile ilgili yapılmış olan önceki çalışmalar incelenerek araştırma modeli oluşturulmuş ve araştırma hipotezleri geliştirilmiştir. Çalışma kapsamında geliştirilen bu hipotezlerin sınanması amacıyla kullanılan veri anket yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Bu doğrultuda, Türkiye'deki kamu ve vakıf üniversitelerinde görev yapan 415 yabancı uyruklu akademisyene anket uygulanmıştır. Araştırma bulguları, çalışmanın amacına uygun şekilde keşfedici faktör analizi, korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi kullanılarak elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucu elde edilen bulgular araştırma hipotezlerini büyük ölçüde desteklemektedir. Buna göre, birey-çevre uyumunun kültürel adaptasyon, iş tatmini, yaşam tatmini ve işten ayrılma niyeti gibi çalışan tutumlarını yordadığı yapılan korelasyon analizi sonucu ortaya konulmuştur. Aynı şekilde, kültürel adaptasyonun da iş tatmini, yaşam tatmini ve işten ayrılma niyetinin anlamlı birer yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan hiyerarşik regresyon analizi sonucunda, birey-çevre uyumu ile yaşam tatmini ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide kültürel adaptasyonun kısmi aracı rolü olduğuna dair bulgular elde edilirken, birey-çevre uyumu ile iş tatmini arasındaki ilişkide kültürel adaptasyonun aracılık rolünün bulunmadığı ortaya konulmuştur. Son olarak, elde edilen bu sonuçlar konu ile ilgili literatürde yer alan çalışmalar bağlamında tartışılarak, gerek örgütler gerekse gelecekte yapılacak çalışmalar için bir takım öneriler sunulmuştur.
Yabancılar için Türkçe İstanbul (Istanbul Turkish for Foreigners Course Book) ve Yedi İklim orta seviye ders kitaplarının kültür aktarımı açısından incelenmesi
Bu çalışmada, İstanbul Üniversitesi Dil Merkezi okutmanları tarafından hazırlanan, İstanbul Üniversitesi ile Çukurova Üniversitesi TÖMER'de (Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi) okutulan İstanbul ile Yunus Emre Enstitüsü tarafından hazırlanan Yedi İklim orta seviye Türkçe öğretimi ders kitapları kültür ögeleri açısından incelenmiş ve sonuçları değerlendirilmiştir. Bu ders kitapları A1-A2 (Temel), B1-B2 (Orta) ve C1 +(İleri) seviyelerinden oluşmaktadır. İncelediğimiz Türkçe öğretim setleri; AODÇ (Avrupa Ortak Dil Çerçevesi) kriterlerince belirlenmiş, dil düzeylerine uygun biçimde düzenlenmiş, iletişim ve öğrenen odaklı yaklaşıma göre yapılandırılmıştır. Çalışmamızda sözü edilen ders kitaplarında Türk toplumunun ve kültürünün temel ve önemli özelliklerinin yansıtıldığı kültürel etkileşim, kültür aktarımı, çeşitli kültür ögeleri ve metinlerdeki kültürel bilgi içerikleri ile kültür kodları üzerinde durulmuştur. Çalışmada amaç, adı geçen yabancılara Türkçe öğretimi ders kitaplarındaki kültürel değerlerimizin tespitini yapmak ardından bazı değerlendirme ve önerilerde bulunmaktır.
Türkiye'de yabancıların taşınmaz edinimi ve etkileri
Yabancıların taşınmaz edinimi, ülkemizde cumhuriyet dönemi ve öncesini de kapsayacak şekilde yoğun tartışmaların yaşandığı ve Türk mevzuatında birçok defa değişikliklere konu olmuş, kanun değişikliklerine gündem teşkil etmiş bir alandır. Türk hukukunda yabancı gerçek ve tüzel kişilerin taşınmaz edinimi konusu dağınık bir yapı içinde düzenlenmiştir. Yabancıların Türkiye'de taşınmazlar üzerinde sahip olabilecekleri haklar, esas itibarıyla 2644 sayılı Tapu Kanunu'nda yapılan 6302 sayılı Kanunla getirilen değişikliklerle ele alınmaktadır. Bu çalışmada, bilhassa Tapu Kanunuyla ortaya konan hukuki çerçeve kapsamında yabancı gerçek ve tüzel kişilerin ülkemizde taşınmaz edinimine ilişkin kabul edilen şartlar ve kısıtlayıcı düzenlemeler incelenmiştir. Tapu Kanununda 2012 yılında gerçekleştirilen değişiklikler arasında en önemlisi yabancı gerçek kişilerin taşınmaz edinimine ilişkin karşılıklılık şartının kaldırılmasıdır. Değişiklikle, yabancı gerçek ve tüzel kişilerin Türkiye'de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilmesi için karşılıklılık şartının yerine, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen ülkelerden birinin vatandaşı olmak şartı getirilmiştir. Yeni sistemde 2017 Anayasa değişikliği ile Bakanlar Kurulu'nun kaldırılmasıyla kanunlarda Bakanlar Kurulu'na verilen bütün görevler Cumhurbaşkanına devredilmiştir. Bu yüzden Tapu Kanunu'na ilişkin tarihsel süreçte Bakanlar Kurulu'na ilişkin anlatılan yetkiler artık günümüzde Cumhurbaşkanı tarafından kullanılacaktır. Kanun düzenlemeleri sayesinde yabancıların ülkemizde taşınmaz edinimi kolaylaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin taşınmaz edinimi, Tapu Kanunu, karşılıklılık.
Yabancılara Türkçe öğretimine yönelik ders kitaplarının atasözleri ve deyimler açısından incelenmesi
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde sözvarlığı öğretimi büyük öneme sahiptir. Çünkü birey dili öğrenirken öncelikli olarak o dilin sözvarlığı ögeleriyle karşılaşmaktadır. Sözvarlığı; sözcükler, atasözleri, deyimler, kalıp sözler, kalıplaşmış sözler gibi birçok ögeyi barındırmaktadır. Sözvarlığının, dilin ait olduğu ulusun kültürünü de içinde bulundurması nedeniyle dil öğretiminde önemli bir yeri vardır. Yabancılara Türkçe öğretme amacıyla hazırlanan ders kitapları, içerisinde yer alan konular, temalar ve metinler sayesinde öğrenciye sözvarlığı ögelerini bir bütün içinde görme olanağı sağlamaktadır. Bu nedenle kitapların ve içindeki metinlerin dilin sözvarlığı ögelerini öğreniciye doğru bir şekilde sunması gerekmektedir. Bu çalışmada, Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde kullanılan Gazi Yabancılar İçin Türkçe Ders Kitabı, İstanbul Yabancılar İçin Türkçe Ders Kitabı ve Yunus Emre Enstitüsü Yedi İklim Türkçe Ders Kitaplarında (A1-A2, B1-B2, C1) bulunan okuma ve dinleme metinlerini deyim ve atasözü kullanımı bağlamında incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Her bir ders kitabında yer alan atasözleri ve deyimler, düzeylere göre sıklık ve yüzdelik bağlamında ele alınmış; ders kitaplarında en sık kullanılan deyim ve atasözleri saptanmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda temel düzeyde Gazi Türkçe ders kitabında %13,42 orta düzeyde %42,36 ileri düzeyde ise %44,21 deyim saptanmıştır. Atasözü olarak ise Gazi Türkçe ders kitabında ileri düzeyde 3 atasözü kullanılmıştır. İstanbul Türkçe ders kitabında temel düzeyde %9,42 orta düzeyde %24,59 ileri düzeyde ise %65,98 deyim saptanmıştır. Atasözü olarak ise İstanbul Türkçe ders kitabında sadece orta düzeyde 7 atasözü kullanılmıştır. Yedi İklim Türkçe ders kitabında temel düzeyde %13,34 orta düzeyde %48,91 ileri düzeyde ise %37,74 deyim saptanmıştır. Atasözü olarak ise temel düzeyde 8, orta düzeyde 10, ileri düzeyde ise 11 atasözü kullanılmıştır. Sonuç olarak en çok deyim ve atasözünün Yedi İklim ders kitabında kullanıldığı ve düzeyler arasında aşamalı bir artış görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar sözcükler: Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi, sözvarlığı, deyim, atasözü, ders kitapları.
Türkiye'de seyahat sektöründe istihdam edilen yabancı uyruklu çalışanlar üzerine bir araştırma
Bir ülkede turizmin gelişmesi seyahat sektöründe sunulan hizmetin kalitesi ile doğru orantılıdır. Turistlerin evinden ayrılıp geri dönünceye kadar geçen sürede yanlarında bulunan acente personelinin sunacakları hizmetin turistlerin aynı ülkeye tekrar gelip gelmeyecekleri konusundaki kararlarında etkisi yadsınamaz. Ancak çalışanların turisti memnun edebilmesi için öncelikle kendilerinin işlerinden memnun olmaları bunun için ise sorunlarının çözümlenmiş olması gerekmektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı; Türkiye'de seyahat sektöründe istihdam edilen yabancı uyruklu personel profilini ortaya çıkarmanın yanında sorunlarını, beklentilerini ve düşüncelerini belirlemektir. Araştırmada anket tekniği kullanılmış ve veriler istatistiki analizlere tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgulara göre; Türkiye'ye çalışmak üzere gelen yabancılar arasında ilk sırayı % 35,2'lik bir oranla Rus vatandaşlarının ikinci sırayı ise Türk Cumhuriyetlerinden gelenlerin aldığı, Türkiye'yi tercih edenlerin % 40,3'ünün 26-30 yaş grubu arasında oldukları, % 75,2'inin lisans ve lisansüstü eğitim aldıkları katılımcıların % 80'nin turizm konusunda eğitimli oldukları, % 60'dan fazlasının en az 3 yıllık rehberlik tecrübelerinin olduğu, % 73,6'sının kendi ülkelerinde herhangi bir işlerinin olmadığı, % 60'ının Türkiye'ye 3 defadan fazla geldikleri, % 96'sının aylık 300 dolardan fazla kazandıkları, % 49,1'nin Türkiye'deki işlerini İnsan Kaynakları şirketleri aracılığıyla buldukları, % 98,4'ünün Türkçe bildikleri, % 35,7'sinin ise Türkçe ve anadilleri dışında ikinci bir dil olarak İngilizce konuşabildikleri, meslek seçiminde ve çalışmak için Türkiye'yi tercih etmelerinde etkili olan unsurlar arasında ilk sırada 'ailem' ikinci sırada 'yakın arkadaşlarım' seçeneklerinin yeraldığı, katılımcıların % 39'nun 'çalışma izni' olduğu, % 31,8'inin acenta ile sorun yaşadıkları, yaşanılan en önemli sorunun 'iş yoğunluğu' ve 'sosyal hakların gözetilmemesi' olduğu, en olumlu değerlendirmeler arasında iyi para kazandıklarına inandıkları, % 99'unun Türkiye'de bulunuyor olmaktan memnun oldukları, % 84,5'nin Türkiye'ye çalışmak için tekrar gelmeyi düşündükleri, Rus ve Kazak asıllı personelin eğitim düzeyi olarak diğerlerinden yüksek olduğu ve Türkiye'de bulunmaktan en fazla Kazakların memnun olduğu sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Turizm, Seyahat Sektörü, Tur Acentesi, Sektör Çalışanları, Yabancı Uyruklu Personel
The case of African students in Turkey: Their migration experiences, transnational identities and adaptation
This study aims to investigate sub-Saharan African students in Turkey as a case of migration and transnationalism. We would like to explore the mobility experiences, identity development, and adaptation of African students by locating the case in the wider issue of migration in Turkey as well as the development of the African diaspora identity in Turkey. The African students in Turkey demonstrate a multiplicity of intersecting identities, including local, regional, national, gender, religious, class, and international identities but they also participate in pan-African and transnational identities. Going beyond generally nation-based studies of international students in the literature, we investigate students coming from the whole continent, which enables us to observe their identities beyond national such as their pan-identities and international identities. They develop a certain level of allegiance to Turkey while maintaining strong links with their homelands, defined in local, national, and African senses. Students view their educational experience as a way of building their human capital and acting with a sense of responsibility towards the development of their home country and Africa, whether in the form of both words and actions such as remittances and return. Although there is some research on the various international students, African students seem to be less permeable to Turkish researchers. While African students must also be examined from the standpoint of education studies with regard to their learning experiences, this study aims to investigate African students in Turkey as a case of temporary migration or mobility and a case of transnational identity development. Keywords: African students, transnationalism, identity, adaptation, African diaspora
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde Avrupa Ortak Başvuru Metnine dayalı etkinlik tasarımı
Bu araştırma Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde Avrupa Ortak Başvuru Metnine dayalı ve düzeylere uygun etkinlikler tasarlamak amacıyla yapılmıştır. Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin hedef kitlesini oluşturduğu çalışma, Avrupa Ortak Dil Çerçevesinde yer alan uluslararası dil düzeyleri ve yeterlik tanımları çerçevesinde şekillendirilmiştir. Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metninde belirtilen amaçlar, alan uzmanı rehberliğinde kazanım formunda değerlendirilmiştir. Uluslararası dil düzeyleri (A1-A2, B1-B2, C1-C2)'nde ve "Okuma/Anlama, Dinleme/Anlama, Konuşma/Sözlü Anlatım, Yazma/Yazılı Anlatım" olmak üzere betimlenen temel dil becerilerine uygun etkinlikler tasarlanmıştır. Etkinliklerin tasarlanma sürecinde modern öğretim anlayışı olan zihinde yeniden yapılandırma, iletişim odaklı ve etkinlik temelli yaklaşımların temele alınmasının yanı sıra anlamlı bağlantılar kurma ve öz değerlendirme aşamalarını içeren sonuçlara ulaşırken sahip olunandan öte sonradan edinilen bilgilerin anlamlandırılması amaçlanmıştır. Tasarlanan etkinliklerin hedef kitlenin öğrenme ihtiyacı doğrultusunda beceri geliştirmeye yönelik olmasına dikkat edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen verilerle Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin düzey sonu öğrenmelerinin ne oranda gerçekleştiğinin betimlenmesi öngörülmektedir. Her etkinlik için etkinlik değerlendirme formundaki maddeler doğrultusunda alan uzmanlarının görüşleri alınmıştır. Öğrenme ve öğretme alanında yeniliği yakalamak ve süreci daha da anlamlı kılmak adına geleneksel öğrenme ortamlarının, etkinliklerin ve materyallerin çağa uygun tasarlanıp düzenlenmesinin öğrenen ve öğreten açısından önem taşıdığı düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: Yabancılara Türkçe Öğretimi, Avrupa Ortak Başvuru Metni, Temel Dil Becerileri ve Düzeyleri, Etkinlik
Türkiye'de öğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilerin hak, görev ve sorumluluklara yönelik görüşleri (Kastamonu ili örneği)
Dünya üzerinde siyasal, sosyal ve ekonomik nedenlerle göçler gerçekleşmektedir. Ancak bu göçler toplumlardaki etnik çeşitliliği de artmaktadır. Bu çeşitlilik toplumdaki insanların bir arada yaşamasını zorlaştırmaktadır. Bu durum hem toplum olarak bir arada yaşayabilmek hem de toplumsal ve küresel sorunlarla başa çıkabilecek etkili ve demokratik vatandaşlar yetiştirmeyi gerekli kılmaktadır. Toplumların sağlıklı bir şekilde sürdürülebilirliğinin sağlanması için tüm bireylerinin vatandaşlık eğitiminden yararlanması gerekmektedir. Irk, din, dil, cinsiyet fark etmeksizin tüm bireyler iyi ve etkili vatandaşlığa ilişkin gerekli bilinci kazanmalıdır. Birçok ülke gibi Türkiye Cumhuriyeti de göç alan ülkeler konumundadır. Ülkemizde vatandaşlık eğitimi ilkokul ve ortaokul düzeyinde sosyal bilgiler dersi ile verilmektedir. Bu ders ile öğrencilere iyi ve etkili bir vatandaşın taşıması gereken bilgi, beceri ve değerlerin kazandırılması hedeflenmektedir. Bu doğrultuda bu araştırmada, yabancı uyruklu öğrencilerin sosyal bilgiler dersinde vatandaşlık algılarının geliştirilmesine yönelik görüşlerinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden birisi olan olgubilim modelinde tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2020-2021 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı ortaokullarda 8.sınıf düzeyinde öğrenim gören 30 yabancı uyruklu öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış mülakat formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler ise betimsel analiz yoluyla çözümlenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre yabancı uyruklu öğrencilerin çoğunluğu vatandaşlık kavramını değerler ile ilişkilendirerek açıklamışlardır. Öğrenciler Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde haklarının ihlali konusunda bir engel ile karşılaşmadıklarını belirtmektedirler. Öğrencilerin iyi ve etkili vatandaş olma yönünde pozitif bir algıya sahip oldukları ve bu konuya ilişkin kazanımları sosyal bilgiler dersi aracılığıyla edindikleri görülmektedir. Ayrıca hem ülkemize hem de insanlarına karşı olumlu yaklaşım içinde oldukları da anlaşılmaktadır. Öğrenciler Türkiye'yi kişisel hak ve hürriyetler bakımından kendi ülkelerine göre daha gelişmiş bulmaktadırlar. Ayrıca ülkemizde kız öğrencilere yönelik eğitim hakkının daha özgürce gerçekleştiğini vurgulamaktadırlar. ANAHTAR KELİMELER: Sosyal Bilgiler Eğitimi, Vatandaşlık Eğitimi, Yabancı Öğrenci
Konaklama sektöründe çalışan Türk ve yabancı uyruklu iş görenlerin iş tatmini bakımından farkları: KKTC/Girne
Bütün sektörlerde olduğu gibi turizm sektörü de küreselleşmeden önemli ölçüde etkilenmektedir. Dolaysıyla, bu sektörde rekabet günden güne artmakta ve buna bağlı olarak da işletmeler iş görenlerin iş tatmin düzeyini ve sunulan hizmetin kalitesini yükseltmeye çalışılmaktadır. Araştırmanın evreni KKTC/Girne'de bulunan 4 ve 5 yıldızlı konaklama sektöründen çalışan personeli kapsamaktadır. Söz konusu beşi 4 yıldız ve altısı 5 yıldız toplam 11 konaklama sektöründeki 450 iş görenle görüşme yapılmış ancak bazı iş görenlerin izinli olması, bazılarının iş temposu sebebiyle görüşme için zaman ayıramaması ve bazılarının da anket sorularına verdiği cevapların yetersiz olması sebebiyle, anketörlere verilen 450 soru formunun 321'i tümüyle cevaplandırılmış ve değerlemeye alınmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 20.0 paket program yardımıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde frekans dağılımları, ortalama, varyans dağılımı, standart sapma gibi çeşitli tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra güvenirlik analizleri yapılmıştır. Ayrıca Mann Whitney U ve Kruskal Wallis-H istatistik testleri uygulanmıştır. Araştırmada ülkemizde sıkça kullanıldığı görülen, Minnesota İş Tatmin Ölçeği (MSQ, 1967)'den yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular iş görenlerin iş tatminine ilişkin içsel, dışsal ve genel faktör algılarının uyruk, cinsiyet, kıdem, medeni durum, öğrenim düzeyi ve turizm eğitimi gibi değişkenler arasından farklılıklar esas alınmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde, göze çarpan en önemli hususlar: iş görenlerin dışsal ve genel iş tatmin düzeyleri, uyruk değişkenine göre istatistiki açıdan anlamlı bir fark göstermektedir. Fakat içsel iş tatmin düzeyleri incelendiğinde, uyruk değişkenine göre istatistiki açıdan anlamlı bir fark göstermemektedir. Bu sebeple, gruplar arasında farklılığa sebep olan hangi grup olduğunun anlaşılması amacıyla Post Hoc Testi uygulanmıştır. Test sonucu incelendiğinde, T.C. ve KKTC uyruklu katılımcıların iş tatmini bakımından önemli ölçüde benzeştiği ortaya çıkmıştır. Bu durum bu iki ülke uyruklularının iş koşullarını algılama nitelikleri bakımından bir farlılık göstermediği anlamına geliyor olabilmektedir. Bir başka ifade ile T.C ve KKTC uyruklularının kültürel ve zihinsel bakımdan birbirine çok benzediği söylenebilir. Ayrıca bunun, bu araştırmadan elde edilen en önemli bulgu olduğu söylenebilir. Çünkü T.C. ile olan bu benzerlik, Rumlar ve İngilizlerle birlikte uzun süre yaşamış olmalarına rağmen, Kıbrıslı Türklerin kültürel değerlerini ve geleneksel çalışma anlayışlarını korudukları ileri sürülebilir. Diğer bulgularda ise iş görenlerin iş tatminine ilişkin içsel, dışsal ve genel iş tatmin düzeyleri cinsiyet, medeni durum, kıdem, eğitim durumu ve turizm eğitimi değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır.
Avrupa Birliği göç politikaları bağlamında Türkiye'nin göç politikası
Temel olarak mekan değişikliğini içinde barındıran göç olgusu ekonomik, siyasi, toplumsal ve coğrafi olaylar neticesinde meydana gelmektedir. Uluslararası göç, hem göç gönderen hemde göç alan ülkeleri etkileyen önemli bir olgudur. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra birçok Avrupa ülkesinin yeniden yapılanmasında göçmen işçilerin büyük katkısı olmuştur. Ancak ilerleyen dönemler yaşanan ekonomik krizlerden dolayı göçmen işçi alımı durdurulmuştur. Avrupa Birliği bu defa yoğun mülteci hareketleri ile karşı karşıya kalmıştır. Avrupa Birliği'nin göçmenler için önemli bir hedef olmasından dolayı AB birlik düzeyinde göç politikaları geliştirmiştir. Türkiye uzun yıllar Avrupa ülkelerine göçmen işçi göndermesinden dolayı geleneksel göç veren bir ülke olarak algılanmıştır. Ancak 1980'li yıllardan itibaren Türkiye'ye yönelen mülteci ve düzensiz göç hareketleri Türkiye'yi hem hedef hemde transit ülke durumuna getirmiştir. Türkiye'nin AB'ye adaylığı sürecinde göç politikaları önemli bir konu haline gelmiştir. AB, Türkiye'den göç politikalarını AB göç politikalarına uyumlulaştırmasını şart koşmuştur. Türkiye, AB göç politikalarına uyum sağlamak amacıyla 2013 yılında 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nu çıkarmıştır.
Hasta memnuniyetini etkileyen faktörler (Alanya'da yaşayan yabancı uyruklu hastalar örneği)
HASTA MEMNUNİYETİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER (ALANYA'DA YAŞAYAN YABANCI UYRUKLU HASTALAR ÖRNEĞİ) ,Hasta memnuniyeti sağlık hizmetlerinin bir sonucudur ve sağlık hizmet planlarında etkin bir role sahiptir. Hasta memnuniyet hizmet alan bireyin beklentilerinin karşılanma derecesi, hizmet sunuluşunun sosyo kültürel değerlerine uygunluğu ve hizmet alırken katlanmak zorunda kaldığı sıkıntılardan etkilenen bir olgudur. Bu olguda en etkin kriter iletişimdir. Sağlık hizmet sunumundan memnun kalanlar gerektiğinde aynı kurumu tercih etmektedirler. Sağlık Hizmet planları, hizmet sunulan kitlenin değer yargıları, demografik özellikleri, dini, kültürel yapısı ve sosyo-ekonomisi göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Bu araştırmada Alanya'da sayıca en yüksek orana sahip yerleşik yabancı altı millete 36 sorudan oluşan memnuniyet anketi uygulanmıştır. Değerlendirmeye alınan 250 anket ile ulaşılan bulgulara göre hasta memnuniyetinin kamu ve özel hastanelerde milletlere göre değiştiği ve hastane hizmet sunumlarında bazı taleplere cevap vermekte yetersiz kaldığı tespit edilmiştir
Yabancılara gayrimenkul satışının ulusal makro ekonomik göstergelere etkisi
Bu çalışmada, Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörü olduğu iddia edilen inşaat sektörünün, alt başlığı olan üretilen gayrimenkullerin yabancı uyruklu kişilere satışına ilişkin verilerin makro ekonomik veriler ile karşılaştırılması suretiyle, gerek elde edilen girdiler ve gerekse satış miktarı üzerinden ekonomideki yeri belirlenmeye çalışılacaktır. Çalışmada toplam dış ticaret geliri, satış miktarları ve bazı endeksler ile yabancı uyruklu kişilere satış arasındaki ilişkiler anlaşılmaya çalışılacaktır. Ayrıca içinde bulunulan pandemi sürecinin Türkiye ekonomisine olan etkileri de anlaşılmaya çalışılacak kayıp ve kazançlara ilişkin incelemeler yapılacaktır. Bu açılardan yapılan incelemenin toplam sonuçlarına göre alınması gerekli önlemler ve hayata geçirilmesi mümkün olan projeksiyonlar üretilmeye çalışılacaktır.
Libyan English teachers' awareness about technological pedagogical content knowledge
This study aimed to investigate the awareness of Libyan English teachers about Technological Pedagogical Content knowledge (TPACK). The study also examines the TPACK of Libyan English teachers according to some variables such as gender, age, marital status and educational qualification. The Descriptive analytical method was used in the study and quantitative data were collected from 427 participants using the TPACK questionnaire. Data were analyzed quantitatively. Quantitative findings showed that Libyan English teachers have intermediate Technological Pedagogical Content knowledge (TPACK). Statistically significant differences were found in the evaluation of the TPACK levels of the participants in favor of the upper-ranked age groups. Married teachers also scored higher than singles on all subscales. Finally, the findings reported that there was no statistically significant difference between the mean scores of the participants in the TPACK subscales, except for Technological knowledge (TB) and Pedagogical knowledge (PK).
Türkçe öğrenen Mısırlı öğrencilerin yazılı anlatımında yaptıkları ad durum eki yanlışları
Bu çalışmada, yabancı dil olarak Türkçe öğrenen Mısırlı öğrencilerin Türkçe öğrenirken yazılı anlatımda yaptıkları ad durum eki yanlışları incelenmiştir. Çalışma İskenderiye Yunus Emre Türk Kültür Merkezinde yabancı dil olarak Türkçe öğrenen temel sevideki 75 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Yapılan bu çalışmada İskenderiye'deki öğrencilerin yazma becerisinde yaptığı ad durum eki yanlışları tespit edilmiş ve bu yanlışların çözümüne yönelik öneriler sunulmuştur. Bu araştırmada öğrencilerin yazılı anlatım problemleriyle ilgili veriler, öğrencilere A1 seviyesi için, "1.Bir gününüzü anlatınız. 2.Ailenizi anlatınız. 3.Boş zamanlarınızı nasıl değerlendirirsiniz? Neler yaparsınız?"; A2 seviyesi öğrenciler için ise, "1. Arkadaşınızın e-postasını okuyunuz. Ona bir cevap yazınız. 2). Sizi en çok etkileyen film nedir? Niçin? Bu filmi anlatınız. 3).İnsanların hayatında teknolojinin yeri nedir? Teknolojinin Olumlu ve olumsuz yönlerini anlatınız." başlıklı konuların yazdırılmasıyla elde edilmiştir. Bu yazılı anlatım sırasında öğrenciler kendilerine verilen üç konudan herhangi birini seçerek yazmışlardır. Öğrencilerin Türkçe yazılı anlatımda yaptığı hataları, biçim bilgisi (morfoloji), ad durum ekleri (belirtme, kalma, ayrılma ve yönelme durumu) ve sözcük bilgisi şeklinde gruplara ayrılarak tarama yöntemiyle incelenmiştir.
Antalya'da yabancı uyruklu ölümlerin değerlendirilmesi
Dünya Turizm Örgütü verilerine göre; dünya çapında uluslararası turist sayısı yıldan yıla artmaktadır. Türkiye, ziyaret edilen ülkeler listesinde 7. sırada yer almaktadır. Özellikle son 10 yılda ülkemize gelen yabancı uyruklu sayısında belirgin bir artış olmuştur. Verilere göre; son yıllarda en çok ziyaret edilen turizm kenti Antalyadır. Özellikle tsunami, deprem ve diğer doğal afetler ile 11 Eylül 2001 terör saldırıları gibi olaylar sonrasında, sağlık ve emniyet konusunda güvence verilmesi, turistlerin gidecekleri yeri belirleyen en önemli konu haline gelmiştir. Bu çalışmada Adli Tıp Kurumu Antalya Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinde, 01 Ocak 2006 - 31 Aralık 2010 tarihleri arasında otopsileri yapılan yabancı uyruklu ölüm olguları retrospektif olarak incelenmiştir. Çalışma sürecinde, Adli Tıp Kurumu Antalya Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinde yapılan toplam otopsi sayısı 2585?tir. Bu olgulardan 397 (%15,4) tanesinin yabancı uyruklu olduğu, 301?inin (%75,8) erkek, 96sının (%24,2) kadın olduğu tespit edilmiştir. En küçük olgu 5 yaşında, en büyüğü ise 87 yaşında olup, ortalama yaş 52,2?dir. Yabancı uyruklu 203 olguda ölümün (%51,1) kaza, 163 olguda (%41,1) doğal nedenler, 14 olguda (%3,5) intihar, 5 olguda (%1,3) cinayet sonucu olduğu belirlenmiş, 12 olguda (%3) orijin tespit edilememiştir. Yaş gruplarına göre değerlendirildiğinde; 21-40 yaş grubunda en sık kazaya bağlı ölümlere, 41-70 yaş grubunda doğal ölümlere rastlandığı saptanmıştır. Doğal ölümlerin en sık sebebinin kalp hastalıkları (n=86, %52,8) olduğu belirlenmiştir. Enfeksiyonun, sadece 1 olguda (%0,25) ölüm nedeni olarak kayıt edildiği saptanmıştır. Kazaya bağlı ölümler, önlenebilir ölümler olarak kabul edilmektedir. Çalışmamızda, kazaya bağlı ölümlerin en sık nedeninin suda boğulma olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, kişilerin yüzme aktiviteleri ve su sporları yaptığı havuz, deniz, çay, dere ve ırmaklarda cankurtaran hizmetleri verilmesi, acil müdahale için sağlık personelinin görevlendirilmesi ve acil koşullarda en kısa sürede hastanelere transportu sağlayacak ulaşım sisteminin sağlanması gereklidir. Ayrıca, söz konusu alanlarda diğer güvenlik önlemleri de hızla alınmalıdır. Çalışmamızda, trafik kazalarında ölen yabancı uyruklu sayısının, küçümsenemeyecek kadar yüksek (n=21, %5,3) olduğu belirlenmiştir. Antalya ilinde, trafik kazalarının önlenmesine yönelik tedbirlerin de en kısa sürede alınması gereklidir. Yabancı uyruklularda, cinayet ve enfeksiyona bağlı ölümlerin oldukça az oranda saptanması ise Antalya ili Turizmi açısından oldukça değerli bir güvenlik ölçütü oluşturmaktadır.
Yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan "Yeni İstanbul Uluslararası Öğrenciler için Türkçe" kitaplarının kültürel ögeler açısından incelenmesi
Dil; insanlar arasında anlaşmayı sağlayan, fikirlerin ve hislerin aktarımına yardımcı olan canlı bir varlıktır. Her millet kendine özgü bir dili konuşur. Kültür; bir milletin uzun yıllar boyunca biriktirdiği ve nesilden nesile geçen maddi ve manevi değerler bütünüdür. Yabancı dil öğretimi; bireye ana dili haricinde yeni bir dilin bir hedef doğrultusunda öğretilmesini amaçlayan faaliyetler toplamıdır. Bir dili öğrenmek için yalnızca o dilin dil bilgisini öğrenmek ya da o dile ait temel dil becerilerini kazanmak yeterli değildir, kültüre de hâkim olunmalıdır. Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi son yıllarda yaygınlaşmıştır. Ders kitapları yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında kültür etkileşimi konusunda en önemli kaynaklardan biridir. Bu çalışmada, yabancılara Türkçe öğretimi alanında kullanılan "Yeni İstanbul Uluslararası Öğrenciler için Türkçe" ders ve çalışma kitaplarının A1, A2, B1, B2 ve C1 seviyelerinde bulunan kültürel ögeler incelenmiştir. Araştırma tarama modeli çeşitlerinden doküman incelemesi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma sonucunda "Yeni İstanbul Uluslararası Öğrenciler için Türkçe" A1, A2, B1, B2 ve C1 kitaplarının kültürel unsurlar bakımından zengin bir içeriğe sahip olduğu ama seviyeler arasında dengeli bir dağılım göstermediği sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Yabancılara Türkçe öğretimi, dil, kültür, ders ve çalışma kitabı
Türk ve yabancı öğrencilerin muhasebe eğitimine ilişkin görüşleri: Sakarya Üniversitesi örneği
Bu çalışma Sakarya Üniversitesi İşletme Ve Siyasal Bilgiler Fakültesinde lisans seviyesinde eğitimlerini devam eden, en az bir muhasebe dersi alan Türk ve yabancı uyruklu öğrencilerin muhasebe eğitimine yönelik bakış açıları ve beklentilerini incelemek amacıyla ele alınmıştır. Çalışmanın muhasebe alanında literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Nicel bir çalışma olarak ele alınan bu çalışmada anket yöntemiyle veriler elde edilmiştir. Çalışma 2020-2021 akademik eğitim yılının bahar döneminde aktif şekilde eğitimini sürdüren öğrencilere yapılmıştır. 125'i Türk öğrenci ve 75'i yabancı uyruklu öğrenci olmak üzere toplam 200 Öğrenci tarafından anket yanıtlanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 paket programıyla analiz edilmiştir. Demografik özelliklere ait veriler Frekans ve yüzdesel olarak özetlenirken, muhasebe eğitimine yönelik bakış açıları ve beklentiler alt ifadelerle birlikte ortalama şeklinde özetlenmiştir. Ayrıca bakış açısı ve beklenti ifadelerine yönelik farklı bağımsız değişkenler açısından Manv-whitney U testi ve kruskal-wallis H test yöntemiyle fark analizi yapılarak hipotezler test edilmiştir. Elde edilen bulguların ortalamasına bakıldığında genel olarak öğrencilerin muhasebe eğitimine yönelik bakış açılarının ve ve beklentilerinin olumu olduğu tespit edilmiştir. Ancak Türk öğrencilerin yabancı uyruklu öğrencilere göre muhasebe eğitimine yönelik bakış açısı ve beklenti değişkenlere ait ifadeler verdikleri ortalama puanın biraz yüksek olduğu görülmüştür. Fark analizlerinde elde edilen bulgulara bakıldığında öğrencilerin uyruklarına göre muhasebe eğitimine ilişkin bakış açıları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Ancak ortalama puanlara bakıldığına Türk öğrencilerin ortalama puanı 113,142iken, yabancı uyruklu öğrencilerde ortalama puan 79,43'tür. Yani Türk öğrencilerin yabancı öğrencilere göre muhasebe eğitimine yönelik bakış açılarının yüksel olduğu görülmektedir.