Foreigners
140 theses under this subject heading
Türkiye'de yaşayan yabancıların hazır giyim sektöründe marka tercihlerini etkileyen faktörlerin belirlenmesine yönelik bir çalışma
Globalleşen dünyada, işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve büyümeleri ancak üretim standardizasyonuna uygun işletme yapıları ile olmaktadır. Bu bağlamda ekonomik ve sosyolojik dengelerin hızla değişip güncellenmesi sebebiyle işletmelerin stratejik olarak ayakta kalabilmenin yolu çağın yeniliklerine açık olmasından geçer. Yeni müşteriler kazanma ve varolan müşterileri memnun edebilme çabaları markalaşma kavramını dahada önemli hale getirmiştir. Bu sebeple marka tercihlerinin araştırılması atılacak yeni adımlar için belirleyici rol oynamaktadır. Türkiye'de yaşayan yabancıların marka tutumunu bilmek, Türkiyede bulunan yabancı kişilerle ilgili doğru hedef pazarı belirleyebilmek ve marka tercihlerini bilerek ona uygun stratejiler geliştirmek adına önemlidir. Bu tezde marka ve markalaşma kavramı incelenmesi olup hazır giyim sektöründe marka tercihlerinde hangi faktörlerin daha önemli olduğu belirlenmeye çalışmıştır. Tezde çağın ekonomik ve sosyolojik dengelerinin korunup geliştirilmesi adına marka ve marka yönetimi sürecinin tüketicilerin satın alma eğilimleri üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Bu sebeple Türkiye'de yaşayan yabancıların hazır giyim sektöründe yönelimleri ve marka eğilimleri incelenmiştir.
Yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinmesi
Devletlerin, yabancıların kendi ülke topraklarından taşınmaz edinmesi konusunda tanıdıkları hak ve yükümlülükler geçmişten bugüne tartışılan önemli konulardan olmuştur. Türk hukukunda yabancıların taşınmaz edinmesi, Cumhuriyet öncesi dönemi de kapsayacak şekilde tartışmalara ve birçok defa mevzuat değişikliklerine neden olmuş dağınık bir alandır. Ancak yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinmesinin usul ve esaslarının çerçevesini esas itibariyle 2644 sayılı Tapu Kanunu belirlemiştir. Bu çalışmada, başta 2644 sayılı Tapu Kanunu olmak üzere Türk mevzuatı ile ortaya konulan yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinmesini ilişkin kabul edilen şartlar ve kısıtlayıcı düzenlemelere yer verilmiştir. 2644 sayılı Tapu Kanunu, geçmişten günümüze birçok kez değişime uğramış ve her seferinde Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasaya aykırı olması gerekçesiyle iptal edilmiştir. 2644 sayılı Tapu Kanunda yapılan en kapsamlı değişiklik ise son düzenleme olan 2012 tarihli 6302 sayılı Kanun ile yapılmıştır. 6302 sayılı Kanun ile 2644 sayılı Tapu Kanun'da yapılan değişiklik ile yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinimi için Lozan Anlaşması'ndan beri aranan karşılıklılık ilkesi kaldırılmış ve hangi ülkelerin vatandaşlarının Türkiye'de taşınmaz edinebileceğini belirleme yetkisi Cumhurbaşkanı'na verilmiştir. 2644 sayılı Tapu Kanunda köklü değişikliklere sebep olan 6302 sayılı Kanun yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinmeni kolaylaştırıcı hükümlere yer vermiştir. Bu çalışmada öncelikle geçmişten günümüze yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinmesini düzenleyen kanun hükümleri incelenmiş, daha sonra bugün geçerli olan düzenlemeye göre yabancıların hangi şartlarda Türkiye'de taşınmaz edinebileceği sorusunun cevaplandırılması amaçlanmıştır. Son olarak, son düzenlemelerle getirilen yenilikler ortaya konulmuş ve sonuçları tartışılmıştır.
Algılanan destinasyon imajının turist memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyeti üzerine etkisi: Van'ı ziyaret eden İranlı turistler üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Doğu Anadolu Bölgesi'nin önemli turizm destinasyonlarından biri olan Van ilini ziyaret eden İranlı turistlerin algıladıkları destinasyon imajlarının turist memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyetleri üzerine olan olumlu ve olumsuz etkilerini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada veri toplama yöntemlerinden yüz yüze anket tekniği uygulanarak, veriler istatistik paket programı (SPSS 20) ile analiz edilmiştir. Araştırmada destinasyon imajı, turist memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyetleri arasındaki etkileşimi belirlemek için basit ve çoklu regresyon testleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda İranlı turistlerin algıladıkları destinasyon imajının turist memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkisi olduğu görülmüştür. Çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre destinasyon imajının alt boyutlarından olan fiyat ve alışveriş boyutu ile hizmet ve güvenlik boyutlarının turist memnuniyeti üzerinde etkisi olduğu fakat tarihi ve kültürel değerler boyutu, doğal güzellikler boyutu ve sosyal aktiviteler boyutunun turist memnuniyeti üzerinde etkisi olmadığı görülmüştür. Aynı zamanda destinasyon imajının alt boyutlarından olan fiyat ve alışveriş boyutu ile hizmet ve güvenlik boyutlarının tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkisinin olduğu görülürken, tarihi ve kültürel değerler, doğal güzellikler ve sosyal aktiviteler boyutlarının tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkisi olmadığı görülmüştür.
XX. yüzyıl başlarında Osmanlı eğitim kurumlarında yabancıların etkisi: Kahire Üniversitesi ve oryantalistler örneği
Fransızların Mısır'dan çekilmesinden sonra Mısır'a yerleşen Mehmet Ali Paşa, orada kalan Fransız subaylar gözetiminde yeni bir ordu kurdu, askerî okullar açtı ve en çok Fransa'ya olmak üzere Avrupa ülkelerine öğrenci göndermeye başladı. Nitekim yenileşme hareketleri sadece bununla da sınırlı kalmadı. Askeri okullar dışında da okullar açtı. Avrupa ve Türkiye'den birçok kitap çevirttirdi. Açılan okullarda eğitim verecek hocaların da yabancılardan seçilmesi, Avrupa'yı özellikle de Fransa'yı örnek aldığına işarettir.
Yabancılara Türkçe öğretiminde TV dizisi kullanmanın atasözü ve deyim öğretmedeki etkisi (Aslan Ailem TV dizisi örneği)
Bu araştırmanın amacı yabancılara Türkçe öğretiminde görsel ve işitsel materyal olarak TV dizisi kullananın atasözü ve deyim öğretmedeki etkisini görmektir. "Aslan Ailem" dizisinin ilk 4 bölümünde geçen 20 deyim ve 5 atasözü öğretilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın modeli nitel araştırma yöntemlerinden biri olan eylem araştırmasıdır. Çalışma grubunu Uşak Üniversitesi TÖMER'de 2018-2019 yılında yabancı dil olarak Türkçe öğrenen B2 seviyesinde 24 öğrenci oluşturmuştur. Uygulama 6 gün sürmüştür. Uygulamalar öncesinde öğretilecek deyim ve atasözleriyle ilgili öğrencilere ön bilgi değerlendirmesi yapılmıştır. Uygulamalar esnasında etkinlik desteğiyle atasözü ve deyim öğretim çalışmaları yapılmıştır. 2., 3., ve 4. gün yeni deyim atasözleri öğretimi çalışmalarına geçmeden tekrar çalışması gerçekleştirilmiştir. Uygulamalar sonunda da öğretilen atasözleri ve deyimleri ile ilgili son test değerlendirmesi yapılmıştır. Ön bilgi ve son test değerlendirme sonuçları karşılaştırıldığında ve uygulama esnasındaki gözlemlere göre çalışmanın sonucunda ders ortamında görsel ve işitsel materyal olarak TV dizisi kullanmanın atasözü ve deyim öğretiminde etkili olduğu ve olumlu sonuçlar verdiği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Dil Edinimi, Görsel ve İşitsel Materyal, TV Dizisi, Atasözü ve Deyimler
Evaluation of labour market integration of foreign-born population in Turkey: A cohort analysis
This thesis examines foreign-born people's integration into the labour market of Turkey. With this aim, it tests the Immigrant Assimilation Hypothesis validation in Turkey. The main research question is, "Are immigrants in Turkey able to grow their labour market outcomes more rapid than natives?". Therefore, identifying the take-over point and the wage gap are related goals of this thesis. Another critical research question is, "Is assimilation ratio differentiated among immigrant cohorts by migration year?". In short, this study also analyses cohort effects on immigrants' labour market assimilation. For this purpose, Household Labour Force Surveys conducted by TurkStat are used between 2009-2020. Firstly, immigrants' assimilation is assessed by graphs in the descriptive analysis part. Then, regressions analyses are utilised to evaluate the differences in labour force participation and employment statuses for immigrants and natives by using the logistic regression method. Finally, it estimated regression models by using the ordinary least squares method to analyse the wage gap for immigrants and natives. The main results of the cross-sectional approach are that immigrants' earnings are equalised in 20-25 years after migration, which is also the take-over point, against natives. The wage gap for newly entered immigrants is equal to 20 per cent by this analysis. According to pooled cross-sectional studies, the recent cohort that arrived between 2012-2020 earns 30 per cent lower than natives. On the contrary, the best-earning cohort that arrived between 1980-1989 is 14 per cent higher than natives. In other words, the wage gap also differs among immigrant cohorts. Besides, earlier cohorts are more advantageous in terms of labour force participation and employment statuses. Consequently, the labour market integration of immigrants occurs with spending years in Turkey, and also cohort effect differentiates the economic integration of immigrants.
Yabancılara Türkçe öğretiminde somut olmayan kültürel miras unsurlarının kullanımı ve kültürel etkileşim
Yabancılara Türkçe öğretimi, Türkçenin dünya genelinde sahip olduğu lehçeler ve Türk topraklarında yaşayan yabancı sayılarının artmasıyla gelişim gösteren bir alan hâline gelmektedir. Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi, öğrenilecek olan dilin yapı, dinleme, konuşma ve yazma yetilerine sahip olmasına yardımcı olurken aynı zamanda, dil edinimi ile kültürel değerlerin öğrenilmesini de sağlamaktadır. Kültürel değerlerin korunması, sürdürülmesi ve geleceğe aktarılması bilinciyle Türk kültürüne ait 21 unsur 2008 yılından bu yana UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi ile koruma altına alınmıştır. Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi'nde yer alan "Somut olmayan kültürel mirasın önemi ve korunması konusunda, özellikle yeni kuşakların daha fazla bilinçlendirilmesi gerektiğini göz önünde bulundurarak" maddesinden hareketle; Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde yalnızca öğretilen dilin temel becerilerinin değil, aynı zamanda kültür aktarımının sağlanarak dilin yaşadığı değer ve kültür de öğrenilerek kültür elçiliği görevini de üstlenmesi sağlanmaktadır. Böylelikle, dil edinimi, yalnızca öğrenilecek olan dilin yapısı ile değil; mevcut dilin kültürel değerleri ile birlikte hedef kitleye ulaşmış olacaktır. Türkçeyi öğrenmek isteyen insanların; Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi'nde bulunan "Somut olmayan kültürel mirasın, insanları birbirlerine yakınlaştırıcı ve onlar arasında değiş tokuşu ve anlayışı sağlayıcı, paha biçilmez rolünü göz önünde bulundurarak" maddesinden hareketle, dil öğretiminde yalnızca dört ana becerinin değil hem kültürler arası etkileşim sağlanırken hem de mevcut kültürün, hedef kitlenin kültür ve değerleriyle birlikte özümsenmesi mümkün kılınmaktadır. Anlatılanlardan hareketle, hazırlanan bu çalışmada UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alan bir tanesi Acil Koruma Gerektiren toplam 21 farklı unsurdan Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde kullanılması uygun olan unsurlardan Meddahlık Geleneği, Âşıklık Geleneği, Karagöz, Nevruz, Türk Kahvesi ve Geleneği, Ebru: Kâğıt Süsleme Sanatı, İnce Ekmek Yapımı ve Paylaşımı Geleneği, Minyatür Sanatı belirlenerek çalışmada yer verilmiştir. Bu unsurlar A2, B1 ve B2 seviyelerine uygun olarak tanımları yapılarak, bu seviyelere uygun olarak metinleri oluşturulmuştur. Hazırlanan çalışmada dilin kültür ile birlikte öğretimi amaçlanmıştır. Öğrenicilerin dil öğretimi gerçekleştirilirken, bulundukları dil seviyeleri kültürü anlamada ve hedef dil ile hedef kültürü özümseme noktasında önem arz etmektedir. Bu nedenle belirlenen Somut Olmayan Kültürel Miras Unsurları yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılırken, A2 dil seviyesinde oluşturulan metinlerde ele alınan kültürel unsurlar benzer kültürler üzerinden örneklerle açıklanmıştır. Öğrenicilerin hedef dile ve kültüre karşı yabancı olmaları ve temel dil seviyelerinden olan A2 seviyesinin öğrenicilerin kültürel ifadeleri anlamada zorluk yaşayabilecekleri göz önünde bulundurularak anlatılmak istenen kültürel unsurların temel bilgileri farklı kültürlerin benzer örnekleri üzerinden dolaylı olarak verilmiştir. A2 seviyesinde öğrenicilerin kültürel unsurlara tanıdık hâle gelmesi sağlanarak, B1 ve B2 seviye metinlerinde ele alınan kültürel unsurlar detaylı olarak anlatılmış, kültürel unsurların Türk kültüründeki önemi vurgulanarak kültür etkileşiminin doğrudan sağlanması amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi, Somut Olmayan Kültürel Miras, Kültürel Etkileşim, Kültürlenme, Meddahlık Geleneği, Âşıklık Geleneği, Karagöz, Nevruz, Türk Kahvesi ve Geleneği, Ebru: Kâğıt Süsleme Sanatı, İnce Ekmek Yapımı ve Paylaşımı Geleneği, Minyatür Sanatı
Türk erkekleriyle evlenmiş ve Türkiye'de yaşamakta olan Çinli kadınların sosyal uyum süreçleri üzerine bir araştırma
Bu çalışma Çinli kadınlar ile Türk erkekleri arasında gerçekleşmiş olan evlilikler ve bu tür evlilik yapmış Çinli kadınların Türk toplumuna uyum süreçleri hakkında nitel bir araştırmadır. Son yıllarda, uluslararası evliliklerin dünya çapında yaygınlaşmasıyla birlikte, bazı Çinli kadınlar Türk erkekleriyle evlilik yapıp Türkiye'ye yerleşmeyi tercih etmektedirler. Türkiye'de yaşamakta olan Çinli kadınlar için Türkiye'nin dil öğrenimi, yemek kültürü, dini inancı, kültürel gelenekleri ve yaşam tarzı açılarından yepyeni bir yaşamsal deneyim sağlamaktadır. Bu çalışmada Türk erkekleriyle evlenmiş olan Çinli kadınlar örneği olarak Çinli kadınların Türklerle yaptığı evliliklerin nedenleri, dil öğrenme, beslenme alışkanları, dini inançlar, aile hayatı, sosyal hayat ve çevreleri, meslek hayatı, siyasal hayat dahil bu perspektiflerden onların Türkiye'deki hayatlarında karşılaştıkları zorluklar ve Türk toplumuna uyum sürecinde yaşadıkları kültürel şoklar ele alınarak Türk toplumu ile bütünleşmeleri incelenmeye ve Türk toplumuna uyum sağlamalarında karşılaştıkları sorunlarla nasıl başa çıktıkları tarştışılması hedeflenmektedir. Araştırmanın ampirik verileri Türkiye'de (Ankara, İstanbul, Konya, Antalya gibi büyük şehirlerde) yaşamakta olan toplam 32 Çinli kadınla 25 Ağustos -10 Ekim 2020 tarihleri arasında yüzyüze ve çevrimiçi olarak yapılmış olan derinlemesine görüşmeler vasıtasıyla derlenmiştir. Derinlemesine görüşmelerle toplanan veriler MAXQDA20 nitel analiz programı kullanılarak analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışmanın önemli bulguları arasında bu Çinli kadınların yaşadıkları aşk nedeniyle ya sınıf arkadaşı ya iş arkadaşı ya ortak arkadaş çevreleri yoluyla ya da internet üzerinden bir Türk erkeğiyle evlenip Türkiye'ye yerleşdikleri yer almaktadır. Onlar bir Türk ile evlenmeye karar verirlerken "sevgi" ve "duygu" unsurlarına çok önem verdikleri için bu erkeğin kişiliğine, ailesinin uyumlu olup olmamasına, birbirleriyle konuşabildikleri ortak konular ve benzer bir yaşam felsefesine sahip olup olmadıklarına önem verdiklerini vurgulamışlardır. İkinci olarak, bu kadınların Türk toplumuna uyum sağlama sürecinde belirli bir dereceye kadar bazı zorluklarla karşılaştıkları, ancak bütünleşme ve ayrılma ile birlikte var olan çeşitlendirilmiş bir uyum stratejisi benimseyerek Türk sosyal yaşamına temelde uyum sağlayabildikleri ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda, Çinli kadınlar Türk toplumu ile bütünleşmelerinde Türk toplumuna kimlik ve aidiyet duyguları çok güçlü olmasa da, mevcut yaşamlarından memnun olduklarını ve gelecekte Çin'e dönmek yerine Türkiye'de yaşamaya devam etmeye istekli olduklarını belirtmişlerdir. Zira Türkiye'de kalmak konusunda onlar için birçok çekici faktör bulunmaktadır.
Yabancılık ve ötekilik tahayyülleri üzerine kuramsal tartışmalar
Bu çalışma kavramsal ve kuramsal olarak öteki ve yabancı kavramlarına odaklanmaktadır. Çalışmada ötekiliğin modernizm, ulus-devlet, öznelik gibi ilişkili bir şekilde çalışıldığı birçok makaleye yer verilmiştir. Daha sonrasında Herbert Mead'in, Sosyal Kimlik Kuramcılarının ve Jürgen Habermas'ın ötekilik düşüncelerine yer verilmiştir. Öteki kavramının esnekliğinden dolayı kavramın birçok kullanım biçimlerini görmek bakış açısı sağlamaktadır. Ayrıca ötekiliğin sosyalleşme süreci, grup bilinci ve ulus-devlet haliyle ilişkiselliğini belirtmek kavramın kullanım alanlarını göstermektedir. Yabancı kavramına dair ise Richard Sennett'in, Zygmunt Bauman'ın, Robert Ezra Park'ın ve Georg Simmel'in görüşlerine yer verilmiştir. Bu kuramcılar, yabancı kavramını öteki kavramından farklı olarak çeşitli düzeylerde kullanmışlardır ve ayrıca yabancı kavramını kuramsal/terimsel anlamıyla somutlaştırmışlardır. Çalışma, öteki ve yabancı kavramlarının kategori, temsil ve kalıp yargı kavramlarıyla kurulan arka planına değinmiş sonrasında da alanda var olan lisansüstü çalışmalarda öteki ve yabancı kavramlarının kullanım biçimlerine yer vermiştir. Dolayısıyla bu çalışmada kategori, temsil ve kalıp yargı kavramlarının öteki ve yabancı kavramlarının benzerlikleri olduğu üzerinde durulmaktadır. Daha sonrasında ötekiliğe ve yabancılığa dair literatürde var olan çalışmalara odaklanarak kavramların ne olduğu üzerine bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak ise öteki ve yabancı kavramlarının farklılıklarına değinilmiştir. Bu farklılıklar yabancının egemen olmayan olması, ötekiye göre daha keskin sınırlarla etkileşimlere dahil olduğu gibi sonuçları ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmayla kavramların taşıdığı anlamların farklılıklarına değinilmek istenmiştir. Yapılan kuramsal tartışmayla birlikte sosyal bilimler alanında öteki ve yabancı kavramlarının sınırlarına dair bir çalışma gerçekleştirilmiştir.
Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde güdüleme stratejilerine yönelik önem algıları ölçeğinin geliştirilmesi
Son yıllarda Türkçeye olan ilgi tüm dünyada artmaktadır. Özellikle Türk üniversitelerinde eğitim almak için Türkiye'ye gelen yabancı öğrencilerin sayısında önemli artışlar gözlemlenmektedir. Ayrıca Suriye'den Türkiye'ye gelen göçmenlere eğitim verebilmek için hızlı ve etkin bir Türkçe öğretimi gerçekleştirmeye ihtiyaç vardır. Etkin bir dil öğretiminin gerçekleştirilebilmesi için dikkate alınması gereken birçok unsur vardır. Bu unsurlardan bir tanesi de motivasyondur. Etkin bir dil öğretimi için, öğrenenlerin güdülenmesi büyük önem arz etmektedir. Öğrenenleri iyi bir biçimde güdüleyebilmek için, öğretmenlerin güdüleme stratejileri konusunda bilgi sahibi olmaları ve onları kullanmaları önemli görülmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, Türkçenin yabancı dil olarak öğretildiği durumlarda öğretmenlerin güdüleme stratejilerine yönelik önem algılarını ortaya çıkarmak için kullanılabilecek bir güdüleme stratejileri ölçeği geliştirmektir. Çalışma, ayrıca güdüleme stratejilerine yönelik önem algılarının çeşitli değişkenlere göre kıyaslanmasını da amaç edinmektedir. Çalışma grubunu Türkçeyi yabancı dil olarak öğreten öğretmenler oluşturmaktadır. Ölçek maddelerinin geliştirilebilmesi için alan yazın taraması yapılmış ve Türkçeyi yabancı dil olarak öğreten öğretmenler ile görüşmeler yapılmıştır. Daha sonra, geliştirilen taslak ölçek Türkçeyi yabancı dil olarak öğreten 361 öğretmene uygulanmış ve elde edilen veriler üzerinde Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) yürütülmüştür. Açımlayıcı Faktör Analizi sonucunda taslak ölçekte yer alan 69 madde 6 faktör altında toplanmış olan 28 maddeye indirgenmiş. Elde edilen bu 28 maddelik ölçek, faktör analizi ile sınırlandırılmış ve tanımlanmış olan yapının doğrulanıp doğrulanmadığını test etmek amacıyla Doğrulayıcı Faktör Analizinde tabi tutulmuştur. Doğrulayıcı Faktör Analizi sonucunda elde edilen endeks değerleri, Açımlayıcı Faktör Analizi soncunda elde edilen modelin, Doğrulayıcı Faktör Analizi tarafından doğrulandığını göstermiştir. Ölçeğin güvenirlik çalışmaları kapsamında, Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı hesaplanmış ve ölçeğin tamamı için bu değer .928 olarak bulunmuştur. Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı birinci faktör için .885, ikinci faktör için .882, üçüncü faktör için .868, dördüncü faktör için .756, beşinci faktör için .861 ve altıncı faktör için .641 olarak hesaplanmıştır Bu araştırma ayrıca, güdüleme stratejilerine yönelik önem algılarının bazı demografik değişkenlere göre farklılık arz edip etmediğini de incelemiştir. Bu kapsamda ele alınan demografik değişkenler; yaş, cinsiyet, mezun olunan bölüm, sahip olunan en son akademik derece, öğretmenlik yapma süresi, Türkçeyi yabancı dil olarak öğretme süresi, çalışılan kurum ve Türkçenin yabancı dil olarak öğretildiği öğrencilerin yaş grubudur. İki kategoriden oluşan, cinsiyet ve çalışılan kurum değişkenleri için Mann Whitney U Testi yürütülmüştür. Yaş, mezun olunan bölüm, sahip olunan son akademik derece, öğretmenlik yapma süresi, Türkçeyi yabancı dil olarak öğretme süresi ve Türkçenin yabancı dil olarak öğretildiği öğrencilerin yaş grupları değişkenleri ikiden daha fazla kategoriye sahip oldukları için bunlar ile ilgili olarak önce Kruskal Wallis Testi yürütülmüş ve anlamlı bulunan farkların hangi gruplar arasında olduğunu bulmak için Mann Whitney U Testi yürütülmüştür. Testlerden elde edilen sonuçlar, Türkçeyi yabancı dil olarak öğretme süresi dışındaki bütün değişkenlere göre güdüleme stratejilerine yönelik önem algılarının anlamlı bir biçimde farklılaştığını ortaya koymuştur.
İstanbul'da ev işinde çalışan Filipinli kadın işçilerin yaşam kalitesi ve iş koşullarının belirlenmesi
Amaç: İstanbul'da ev işlerinde çalışan Filipinli kadınların yaşam kalitesini ve çalışma yaşamına ilişkin sorunlarının yaşam kalitesine etkisini belirlemek. Gereç ve yöntem: Kesitsel bir araştırma planlanıp yürütülmüştür. Türkiye'de bulunan Filipinlilerin "Filipino Community Turkey" isimli örgütün kayıtlarına göre İstanbul'da Filipinli ev işlerinde çalışan kadınlar, yaklaşık 1200 civarındadır. İstanbul'da yaşayan 1200 Filipinli ev işlerinde çalışan kadın evren kabul edilerek, bilinmeyen prevalans (%50) ve desen etkisi 1, %5 hata payı ile minumum görüşülmesi gereken kişi sayısı EPI Info ile 292 olarak hesaplanmıştır. Bu kadınların izin günlerinde toplantılarında bir araya geldiklerinde yüz yüze görüşülerek 2 bölümden oluşan anket formu doldurulmuştur. Bağımlı değişken yaşam kalitesini belirlemek üzere SF36 yaşam kalitesi ölçeği kullanılmıştır. Bağımsız değişkenleri belirlemek (sosyodemografik özellikler, çalışma koşulları, istismar maruziyetini ve gelecek planları) için literatürden faydalanılarak 20 soruluk bir anket oluşturulmuştur. Filipinli kadınların yaşam kalitesi puanı ile demografik özellikleri ve çalışma koşulları ilişkisi t- testi ve ANOVA analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Kadınların SF36 alt ölçeklerden aldıkları puanlar; fiziksel sağlık; 60.19±27.65, fiziksel rol kısıtlılıkları: 54.71±38.00, ağrı: 68.85±20.54, genel sağlık:65.70±17.00, canlılık:56.11±15.36, sosyal fonksiyonlar: 62.24±17.97, emosyonel rol kısıtlama: 57.76±40.94, mental sağlığı:58.60±20.50, canlılık: 56.11±15.36 olarak hesaplanmıştır. Yaş grubu, eğitim durumu, medeni hal, çalışma süresi, ev işçisi olarak çalışma sebebi gibi değişkenler fiziksel rol kısıtlılığı, canlılık, duygusal sorunlara bağlı rol kısıtlılığı, ruh sağlığı ve genel sağlık durumu gibi SF-36 alt ölçek puanlarını etkilediği anlaşılmıştır. Çalışma koşulları ve işlerinin doğası, verilen işin miktarı, işverenle yaşamak, özel oda, maaş miktarı fiziksel rol kısıtlılığı, canlılık, ruh sağlığı, genel sağlık durumu ve ağrı durumu alanlarını etkilemektedir. Beslenme, sağlık sigortası, giyim, eğitim ve kişisel hijyen malzemeleri gibi ihtiyaçların karşılanmaması fiziksel rol kısıtlılığı, canlılık, duygu durumu ve ruh sağlığı, fiziksel durum ve ağrı durumu alanlarını etkilemektedir. Uzun çalışma saatleri, tatil yapamama, iş kontratlarının sözlü yapılması ve işverenlerin tutumu duygusal sorunlar bağlı rol kısıtlılığı, ruh sağlığı ve ağrı durumu alanlarında farklılıklara sebep olmaktadır. Maaş kısıtlanması, hastayken çalıştırılma ve maaşın geç ödenmesi gibi ekonomik sömürülere uğrama ve yaşanan sömürüleri paylaşmama hali fiziksel rol kısıtlılığı, ruh sağlığı, beden sağlığı ve ağrı durumu alanlarını etkilemektedir Sonuç: İstanbul'da yaşayan Filipinli ev işçisi kadınların yaşam kalitesini, sosyodemografik özelliklerinin ve çalışma koşullarının, istismar maruziyetlerinin yaşam kalitelerini etkilediği saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Filipinli Kadinlar, İstanbul, SF-26, Yaşam Kalitesi, Ev İşinde Çalişan Kadın, SF36.
The impact of foreigner customer on corporates' behavior in Türkiye
In the last decade, foreigner residents number has increased a lot and in the very first years there were lots of cases related to misunderstanding the biggest dilemma of that was the language gap between the corporates and the foreigner customers. Years later. some corporates noticed this segment in the market in Türkiye and started to create new marketing strategies, new marketing mix, new brands, and new integrated marketing communication to reach out to this segment and to make a profit from it. In the study we are getting into these new strategies, we put them under the spotlight and analyze them through qualitative research, using thematic analysis. In our research, we covered three sectors Telecommunications, Banking, and Medical Tourism. Briefly, our research is the impact of the customers on the corporates, not the opposite. Keywords: Foreigners Customers - Consumer's Behaviour - Corporates - Telecommunications - Banking - Medical Tourism.
Türk Hukukunda yabancıların çalışma hakkının hukuki niteliği ve çalışma izni verilmesinde idarenin takdir yetkisi
Türk hukukunda, yabancıların çalışma hakları, anayasal güvence altına alınmıştır. 1982 Anayasası'nda çalışmanın herkes için bir hak ve ödev olduğu kabul edilmiştir. Anayasal güvencenin yanısıra, yabancıların çalışma haklarının kullanımına ilişkin esaslar, çeşitli kanunlarda düzenlenmiştir. İnsan hakları ile ilgili milletlerarası düzenlemelerde de, çalışma hakkının temel bir hak olduğu belirtilmiştir. Yabancılar, Türkiye'de gerekli usuli işlemleri yerine getirmek kaydıyla, kendilerine yasaklanmamış işlerde çalışabilir. Yabancıların, Türkiye'de hukuka uygun biçimde çalışabilmeleri için, öncelikle, çalışma izni almaları gerekmektedir. Yabancıların çalışma izni alabilmeleri için ise, 4817 Sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun ve diğer düzenlemelerde yer alan şartlara sahip olması gerekmektedir. Çalışma izni almak için gereken şartları taşıyan yabancılar, çalışma izni başvurularını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na yapacaklardır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın, izin başvurularını değerlendirirken uyacağı kurallar ve göz önünde bulunduracağı kriterler, Bakanlığın bu konudaki takdir yetkisinin sınırlarını belirlemektedir. Başvuruları olumlu yönde değerlendirilen yabancılara, Bakanlıkça çalışma izni verilebilecektir. Bakanlığın yani idarenin izin başvurularını değerlendirmede geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çalışma hakkı, Yabancıların Çalışma Hakkı, Çalışma İzni, İdarenin Takdir Yetkisi, Yabancıların Hakları.
Goerg Simmel'ın yabancı kavramı ve Simmel sonrası analizler: Günümüz İstanbul'unun yabancıları olarak Pakistanlılar ve Suriyeliler
Thanks to the modern communications systems and advancement in transportation technology, the world becomes "a global village" as many scholars refer to. With its increased flows of goods, people and ideas, globalization exposes our assump-tion about cultures, nations and societies as a localized, fixed and rooted into place. The disappearance of the constraints of geography affects placed-based loyalties. Globalization (in general) and strangers (in particular) are together the harbinger of the disappearance of boundaries between cultures, and antagonistic "inside-outside/us-them" mentalities. In today's world, described by hyper mobility and unprecedent population change, the stranger, as a figure of mobility, is in a clash with the local people who adhere to the traditional boundaries of space and belonging. In sociology of stranger, we see that the existing literature is full of theoretical discussions. However, the concept has not so far sufficiently applied to specific groups, such as immigrants of current day cities. Therefore, this study investigates two stranger groups in modern-day Istanbul: the undocumented Pakistani and Syrian immigrants. The study applies Georg Simmel's concept of the stranger and related literature to these two groups. Like the existing scholarship, I argue that the stranger is a relational figure who takes different idiosyncratic forms and roles in different contexts. The study seeks to show the construction of stranger in a specific time and place. To this end, I collect data through the semi-structured interview method and partial observation. I illustrate how the local people and the strangers of Istanbul perceive one another. I argue that the Pakistanis and the Syrians do not receive the same treatment from the host society. The low-income group of the host society has a discriminatory attitude towards the Syrians since they seek to protect their economic interests, maintain the existing order and thus to solidify the borders between "us and them." Briefly, by applying the concept of the stranger to the Pakistanis and the Syrians who are now living in modern-day Istanbul, the present thesis aims at filling the gap in the existing literature.
Temel seviyede seçmeli ders olarak Türkçe öğrenen yabancıların karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri: Tunus örneği
Bu araştırmadaki amaç, Türkçeyi seçmeli ders olarak öğrenen Tunuslu öğrencilerin temel seviyede Türkçe öğrenirken karşılaştıkları sorunları tespit etmek ve bu konuda çözüm önerileri sunabilmektir. Tez kapsamında nitel araştırma yöntemine başvurulmuş, Tunus'ta yer alan Uluslararası Türkiye Maarif Okulu, Hraria ve Bardo Liseleri ile Tunus 9 Nisan Üniversitesinde Türkçe öğrenen Tunuslu öğrencilerden ve Türkçe öğretmenlerinden, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak görüşleri alınmıştır. Bu kapsamda çalışmada 41 öğrenci ve 5 öğretmen yer almıştır. Verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Dil becerileri ile ilgili sorular, öğrencilere Diller için Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi Metni'ndeki kazanım tablosundan hareketle sunulmuştur. Bu çalışmada öğrencilere sunulan konular üç ana başlık etrafında toplanmış olup, bu başlıklar; temel dil becerileri, dil ve kültür farklılığı ve dil bilgisidir. Ayrıca söz konusu araştırmada, Türkçeyi seçmeli dil olarak öğrenen Tunuslu öğrencilerin ve Türkçe öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda dil becerilerinden özellikle yazma ve okumada, dil bilgisinde özellikle geçmiş zaman farklılıkları, cümle kurma, Türkçenin çekimli bir dil olması, iyelik ekleri, tamlamalar, telaffuz ve alfabe gibi konularda sorun yaşadıkları tespit edilmiş ve çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Temel Seviyede Türkçe Öğretimi, Tunus'ta Yabancılara Türkçe Öğretimi, Tunuslulara Türkçe Öğretimi.
Barbara Frischmuth'un "Das Verschwinden des Schattens in der Sonne" eseri ile Emine Sevgi Özdamar'ın "Seltsame Sterne starren zur Erde" eserlerinde yabancı imgesi
Alman dilinde yazılmış olan iki edebi eserdeki yabancı imgeler betimsel ve karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Yabancı imgesi başta karşılaştırmalı edebiyat olmak üzere yabancı dil ve kültürün aktarıldığı pek çok alanda ele alınan bir konudur. İmge, kalıpyargı ve önyargı birbirine yakın ancak farklı kavramlardır. Çalışmada bu kavramların farklılıkları, hem de imge konusunu ele alan disiplinler çalışmada ve iki eserde karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Dolaylı ve dolaysız olarak iki eserde aktarılan imgeler karşılaştırılmıştır.Takip eden çalışmada Emine Sevgi Özdamar'ın?Seltsame Sterne starren zur Erde? (Garip Yıldızlar Yeryüzüne Bakıyor) eseri ile Barbara Frischmuth'un ?Das Verschwinden des Schattens in der Sonne? (Güneşte Gölgenin Yokoluşu) eserinde yabancı imgesinin gelişimi, hangi şekillerde yansıttıkları, karşılaştırmalı edebiyat bilimi verileri göz önünde bulundurularak ele alınmıştır. Ancak imge çalışmaları, farklı disiplinlerin yöntemleri ışığında ele alınmaya ihtiyaç duyan kültürel bir konu olmaya devam edecektir.
Yabancı uyruklu ilkokul öğrencilerinin eğitim-öğretiminde yaşanan sorunlara ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri
Bu araştırmanın amacı, Eskişehir ili ilkokullarında öğrenim gören yabancı uyruklu ilkokul öğrencilerinin eğitim-öğretiminde yaşadıkları sorunları, bu sorunların kaynaklarını ve sorunlara yönelik çözüm önerilerini öğretmen ve öğrenci görüşleri doğrultusunda ortaya koymaktır. Nitel bir araştırma olan çalışmadaki veriler, Eskişehir il merkezinde bulunan sekiz ilköğretim okulunda toplam yirmi bir sınıf öğretmeni ve yirmi dört yabancı uyruklu öğrenci ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilmiştir. Araştırma verileri, içerik analizi tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda araştırmada şu sonuçlara ulaşılmıştır: •Yabancı uyruklu öğrencilerin yaşadıkları genel sorunlar ana teması altında, "Dışlanma", "Dil ve Kültür Farklıkları", "Uyum", "Çevreyle İlişkiler", "Ekonomik Sorunlar" ve "Politik Sorunlar" alt temaları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin; Türk örf- adetlerine ve okul kurallarına uyum sağlamadıkları ve Türkiye'yi kabullenemedikleri, yeni hayatlarına uyum sağlayamadıkları, kendi yakınları ile gruplaştıkları ve kapalı bir biçimde yaşadıkları, öğretmen ve akranları ile iletişim kuramadıkları, ten renkleri ve uyrukları nedeniyle zaman zaman yabancı görülüp, dışlandıkları ve öğrencilerin özgüven sorunları yaşadıkları ve yalnızlaştıkları tespit edilmiştir. •Yabancı uyruklu öğrencilerin eğitim-öğretim sürecinde yaşanan sorunlar ana temasında, "Dil ve kültür farklılığı", "Temel dil becerileri", "Anlama", "İfade etme ve yorum yapma", "Programın gerisinde kalma" ve "Akademik başarısızlık" alt temaları belirlenmiştir. Elde edilen verilerden hareketle öğrencilerin, öğretmenini, arkadaşlarını ve çevresindekileri anlamadıkları, iletişim kuramadıkları, kendi duygu ve düşüncelerini ifade edemedikleri ve derslere katılamadıkları, derslerde programın gerisinde kaldıkları ve çoğunlukla öğrencilerin başarısız oldukları sonuçlarına ulaşılmıştır. •Eğitim-öğretim sürecinde yaşanan sorunların kaynakları ana temasında; "Öğrenciden kaynaklanan sorunlar", "Öğretmenden kaynaklanan sorunlar", "Aileden kaynaklanan sorunlar" ve "MEB ve devletten kaynaklanan sorunlar" temalarına ulaşılmıştır. •Öğrenciden kaynaklanan sorunlar ise; "Dil bilmeden eğitim sistemine dâhil olma", "Ara sınıflarda eğitime başlama" "Uyum sorunları yaşama", "Derslere ilgisizlik", "Algıda gerilik" ve "Disiplini bozma" olarak belirlenmiştir. •Öğretmenlerden kaynaklanan sorunlar; "Öğrenci ve aileleri ile iletişimsizlik", "Öğretim teknikleri ve mesleki yeterlilik", "Ölçme-değerlendirme", "Sorunlara çözüm üretmeme" ve "Evrensel bir dil bilmeme" olarak ortaya çıkmıştır. •Aileden kaynaklanan sorunların; "Ailenin maddi durumu", "Ailenin eğitim durumu", "Okul idaresi ve öğretmenler ile iletişimsizlik", "Çocuğa gereken ilgiyi göstermeme" ve "Eğitim ve gelecek planı eksikliği" olduğu belirlenmiştir. •MEB ve devletten kaynaklanan sorunlar ise; "Politik kaynaklı sorunlar", "Eğitim sistemi kaynaklı sorunlar", "Program kaynaklı sorunlar" ve "Türkçe kurs ve materyal eksikliği" olarak tespit edilmiştir. •Yabancı uyruklu öğrencilerin eğitim-öğretiminde yaşadıkları sorunların çözümüne yönelik ortaya konan öneriler, "Öğrencilere", "Öğretmenlere ve Okullara", "Ailelere" ve "MEB'e ve devlete" yönelik öneriler olmak üzere dört tema altında toplanmış ve bu temaların oluşturduğu alt temalar ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Dil, Yabancı Uyruklu Öğrenciler, Eğitim-Öğretim Süreci, Eğitimde Yaşanan Sorunlar
Non-Turkish speaking students' opinions about learning Turkish
This descriptive study aims to identify the opinions of non-Turkish speaking graduate and undergraduate students about Turkish as a Foreign Language (TFL) course and their language skills. The participants and targets of this study are non-native Turkish speaking graduate and undergraduate students who are studying Turkish as a foreign language. There were three main reasons which have propelled the carrying out of this particular research study. The first of these reasons the fact that the researcher holds a professional position as an instructor of the TFL course. The second reason is that there are no general curricula for TFL at the institution where this study is carried out. The third reason is that since TFL only emerged especially during the late 20th century the studies that have been undertaken in the past in relation to this area have been few as well as limited in their scope and depth. The study group of the study consisted of 52 Non-Native Students studying at a foundation university. The data for the study were collected via "The evaluation scale of Turkish Language in terms of Non-Native Students Opinions" developed by the researcher and the advisor. Descriptive analysis was made use to analyse the data gathered. The results showed that alphabet and writing skills were the areas where the TFL undergraduates encountered the most difficulty. Key words: TSL, non-Turkish speaking, learning Turkish, skills
Türkiye'ye gelen turistlerin ve Türkiye'de yaşayan yerleşik yabancıların yeme davranışları
Türkiye'ye tatile gelen ve Türkiye'de yaşayan yerleşik yabancıların yeme davranışları arasındaki ilişkiyi ve yerleşik yabancıların anavatanlarında ve Türkiye'de beslenme davranışları arasında ne gibi farklılıklar olduğunu ortaya koymayı amaçlayan bu çalışma ile turistlerin ve yerleşik yabancıların içine girdikleri toplumun kültüründen ne ölçüde etkilendikleri ve bu durumun yeme davranışlarında ne gibi değişimler yaşattığı anlaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmada, farklı duygu durumlarının yeme davranışlarını nasıl etkilediğini inceleyen 1986 yılında Van Strien ve arkadaşları tarafından geliştirilen Dutch Eating Behavior Questionnaire – DEBQ ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçek yardımı ile turistlerin ve yerleşik yabancıların yeme davranışları arasında bir farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Araştırma için hazırlanan anket formlarından ilki Kuşadası'na tatil amacıyla gelen 356 turiste kolayda örneklem yolu ile Kuşadası'nda ve Adnan Menderes Havalimanı'nda Mart - Eylül 2015 tarihlerinde uygulanmıştır. Toplanan anket formlarından 40'ı eksik bilgi içerdiği için araştırmaya dâhil edilmemiştir. Sonuç olarak birinci aşama sonunda 316 anket formu toplanmıştır. Araştırmanın ikinci aşaması için hazırlanan anket formu Türkiye'ye göçen, Kuşadası'nda ve Antalya'da yaşamaya devam eden 250 yerleşik yabancı üzerinde uygulanmıştır. Katılımcılara anket formlarını doldurmaları için 15 gün süre tanınmıştır. Bu süre sonunda anketler toplanmış ve katılımcıların verdikleri cevaplar kontrol edilmiştir. Eksiksiz cevaplanan 214 anket çalışmaya dâhil edilmiş, eksik bilgi içeren 36 anket formu analiz dışı bırakılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara bakıldığında, bu çalışmanın ortaya koyduğu üç temel sonuç bulunmaktadır. Bu sonuçlardan ilki, her iki grupta yer alan katılımcıların açlık hissetmeksizin dışsal uyaranlara cevap vermeye daha yatkın oldukları ve gıda maddelerinin kokusu, tadı, görüntüsü vb. özelliklerine karşı tepkisiz kalamadıklarıdır. Araştırmada ortaya çıkan ikinci sonuç, turistlerin ve yerleşik yabancıların kilolarını kontrol altına almak amacıyla tükettikleri besinleri kısıtlama eğilimine gittikleridir. Çalışmada elde edilen sonuçlardan sonuncusu, katılımcıların duygusal yeme davranışlarını kısmen sergiledikleridir. Türkiye'ye göçen ve artık Türk kültürünün bir parçası olarak düşünülen yerleşik yabancılara yapılan ikinci araştırmada, katılımcıların anavatanlarında ve Türkiye'de yeme davranışları arasında kısmen de olsa bir farkın olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Elde edilen sonuçlar dikkate alındığında, katılımcıların yeme davranışlarında yabancı olma algısından çok sonradan içine dahil oldukları toplum kültürünün kısmi etkisinin olduğunu ifade etmek mümkündür. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Beslenme, turizm, yeme davranışları, turistler, yerleşik yabancılar
Türkiye'deki uluslararası zincir otellerde kültürlerarası yönetici özelliklerinin değerlendirilmesi
ÖZET Küreselleşme süreciyle hızla değişen çevre koşullan içinde, işletmeler uluslararası pazarda giderek daha fazla oranda yeralmaya başlamıştır. Sınırötesi faaliyette bulunan işletmelerde görevli bulunan uluslararası yöneticiler, yasal, kültürel, ekonomik, teknolojik ve fiziksel, olarak alışkın oldukları ortamdan farklı çevresel faktörlerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu faktörler arasında işletmenin başarısına en çok etki eden gücün kültürel kaynaklı olduğu görülmektedir. Gerek farklı çevresel koşulların, gerekse çok kültürlü işgücünün yönetiminde uluslararası yönetici performansı önemli olmaktadır. Uluslararası alanda pek çok yöneticinin, görevlendirildiği ülkenin yabancı çevre, iş ortamı ve insanlarına uyum sağlayamaması nedeniyle görevden erken ayrıldığı ve bu sonucun işletmelere yüksek düzeyde maliyetlere neden olduğu bilinmektedir. Bu maliyetlerden kaçınmak için, kendi kültüründen farklı bir kültür yapısı içinde görev alacak yöneticilerin, kültürel duyarlılık, esneklik, açıklık, uluslararası deneyim, etkili iletişim ve ilişki kurabilme gibi yönetsel özelliklere sahip olması gerekmektedir. Bu özelliklere sahip olmak ya da varolan özelliklerin geliştirilmesi için de uluslararası yöneticilerin yetiştirme/eğitim programlarına katılmaları gereklidir. Bu çalışma, çeşitlilik/farklılık yönetimi boyutlarım ve yetiştirme, seçme ve uyum süreçlerini dikkate alarak Türkiye'deki uluslararası zincir otellerde görevlendirilen kültürlerarası yöneticilerin yönetsel özelliklerini ve becerilerini sunmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye'de faaliyet gösteren uluslararası zincir otellerdeki yabancı yöneticilere uygulanan anketlerden elde edilen veriler, betimleyici istatistiklerden faydalanılarak analize tabi tutulmuştur. Sonuçlar, yabancı yöneticilerin yerine genel olarak misafir ülke yöneticilerinin (Türk yöneticiler) görevlendirildiğini göstermektedir. Daha da ötesi, yöneticiler sosyal ve kişilerarası tutumları, teknik tutumlardan daha önemli görmektedirler. Bunun yanısıra, uluslararası deneyim, ikinci dil çalışmaları, seyahat, uluslararası yönetim çalışmaları, kültürel farklılık seminerleri, yabancı ülke hakkında bilgi ve artan uluslararası işgücü şeklindeki yetiştirme faaliyetleri daha önemli bulunmuştur. Bununla birlikte, görevlendirme öncesi her üç yöneticiden biri eğitim/yetiştirme almıştır.
Yabancılara Türkçe öğretiminde sözlü Türkçenin kelime sıklığı ve yaygınlığını belirleme çalışması
Bu çalısma yabancı uyruklu öğrencilerin üniversite yerleskesi içerisinde bulunan kantin, öğrenci isleri, kütüphane, yemekhane, fotokopi ve kırtasiyede ihtiyaç duyacağı kelimeleri ve kelime gruplarını belirleme amacı ile yapılmıstır.Sözlü Türkçenin kelime sıklığı ve yaygınlığını belirleme çerçevesinde yapılan bu çalısmada evren Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yerleskesidir. Örneklem olarak kullanılan alanlar ise yerleske içerisinde bulunan kantin, kırtasiye, öğrenci isleri, fotokopi, kütüphane ve yemekhanedir. Arastırmada örneklem olarak seçilen yerlere farklı gün ve saatlerde ses kayıt cihazıyerlestirilmistir. Ses kayıtları bilgisayar ortamında yazılı hale getirilmistir. Aynı ortamlarda doğal isleyise müdahale etmeden doğal gözlemler yapılmıstır. Doğal gözlem sırasında tespit edilen kelimeler yine bilgisayar yardımı ile yazıya aktarılmıstır. Bu sayede bir kelime havuzu olusturulmustur. Elde edilen veriler daha sonra değisik özelliklerine göre gruplanmıstır. Olusturulan tablolar bu özellikler dikkate alınarak olusturulmustur. Kelimeler sadece sıklıklarına ve yaygınlıklarına göre gruplanmamıstır. Kantinde öğrenciler tarafından kullanılan soru kalıpları, kırtasiye ve fotokopide kullanılan soru kalıpları, yerleske içerisinde kullanılan fiiller yapılmıs olan gruplamalardan bazılarıdır. Tespit edilen kelimeler toplam 22 farklı tabloda çesitli özelliklerine göre gruplara ayrılmıstır. Çalısmanın sonunda ise çalısma sonucu elde edilen bilgilere dayanılarak çesitli önerilerde bulunulmustur.
Türk iş hukukuna göre yabancıların iş sözleşmesi yapması
Ülkemiz hem coğrafi konumu bakımından hem de kültürel, etnik yapısı açısından zaman içerisinde çok fazla göç alması sonucu ülkemize gelen yabancılar yaşamlarını idame ettirmeleri için çalışmaya gereksinim duymaktadırlar. Çalışma kavramı, kişilerin yaşamlarının gereksinimlerini devam ettirebilmek için gelir sağlama niyetiyle işler durumda bulunması olarak açıklanabilir. Nitekim çalışma hakkı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınmıştır. Anayasa'nın mad 48. uyarınca, "Herkes dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir." Anılan maddede geçen herkes kavramı ile çalışma özgürlüğü bakımından Türk vatandaşları ile yabancılar arasında hiçbir ayrım gözetilmemiştir. Ülkeler kendi vatandaşlarına tanımış oldukları hakların bütününü yabancılara da tanırsa yabancıdan da kendi vatandaşının yerine getirmesi gereken yükümlülükleri bekleyeceğinden yabancılar ile kendi vatandaşlarına eşit olarak çalışma hürriyeti tanımamaktadırlar. Bu doğrultuda devletler yabancıların çalışmasıyla ilgili çalışmalarının yasak olduğu meslekler, çalışmaya başlamadan önce çalışma izni almaları gerektiği gibi kimi sınırlamalar getirmiştir. Bu sınırlamalar yabancılar ile iş sözleşmesinin kurulması, geçerliliği ve sonuçlarını doğurabilmesi açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada; öncelikle kimlerin yabancı sayılacağı, Türkiye'ye gelmiş olan yabancıların çalışabilmeleri için icra edeceği mesleğin çalışmasına yasaklanan meslekler arasında yer almaması, çalışabilmeleri için gerekli olan çalışma izinlerinin gerekli mercilerden alınması, gerekli koşulların sağlanmış olması halinde yabancılar ile iş sözleşmesinin yapılması, yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerine uygulanacak hukukun tespiti ile gerekli koşulların sağlanması halinde iş sözleşmesinin akıbeti ve sona erme konuları incelenmiştir.
Türk hukukunda yabancıların çalışma hakkı
Bu çalışmanın konusu, Türk hukukunda yabancıların çalışma hakkıdır. Çalışma, gerek mevzuat, gerek kabul edilen uluslararası sözleşmeler nedeniyle, Türkiye'de bulunan vatandaşlar gibi yabancıların da hakkıdır. Çalışmamızda yabancıların çalışma hakkının Türk hukukundaki tarihsel gelişimi, gerek Osmanlı Dönemi'nde gerek Cumhuriyet Dönemi'nde anayasalarda yer alan yabancılara ve çalışma hakkına dair düzenlemeler, çalışma hakkını içeren uluslararası sözleşmeler ve COVID 19 döneminin bunlara etkileri de ele alınmıştır. Bununla beraber, diğer ülkelerin hukukunda yer alan çalışma hakkı hükümlerinin Türk hukukundaki düzenlemelerle benzerlikleri ortaya çıkarılmış ve irdelenmiştir. Ayrıca Türk pozitif hukukunda yabancıların çalışma hakkına ilişkin düzenlemeler, yabancıların başvurabileceği çalışma izni türleri ve istisnai çalışma izni türleri, çalışma izni değerlendirme kriterleri, çalışma izninin önemi hususu, çalışma izni muafiyeti, yabancıların çalışma yasakların ne olduğu ve koşullara uyulmamasının sonuçları detaylı bir şekilde incelenmiştir.
Türkiye'de yabancıların sınır dışı edilmesi kararlarına karşı başvuru yolları
Uluslararası hukukta kabul edildiği üzere devletler hükümranlık yetkisine dayanarak yabancıları sınır dışı edebilmektedir. Sınır dışı etme işleminde devletin yetkisi sınırsız olmayıp, her devletin iç hukukundaki düzenlemeler ve uluslararası sözleşmeler tarafından getirilmiş sınırlamalar doğrultusunda kullanılmaktadır. Türk Hukukunda sınır dışı etme konusu, önceki mevzuat düzenlemelerinin güncel sorunlar ve gelişmeler karşısında yetersiz kalması üzerine detaylı ve kapsamlı şekilde 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nda düzenlenmiştir. Temelde söz konusu kanun esas olmakla birlikte sınır dışı etme konusunda bazı durumlarda özel kanunlarda ve uluslararası sözleşmelerde yer alan kurallar dikkate alınmaktadır. Yabancıların kişi güvenliği ve seyahat özgürlüğü üzerinde ağır sonuçları bulunan sınır dışı etmeye karşı insan hakları alanındaki gelişmeler doğrultusunda geri gönderme ve toplu sınır etme yasağı gibi belli güvenceler sağlanmıştır. Sınır dışı etmeye karşı yabancının kendini savunması için başvuru yollarının olması önem taşımaktadır. Başvuru yolunun gösterilmesi tek başına yeterli olmayıp ayrıca etkili ve ulaşılabilir olmalıdır. Bunun içinde sınır dışı edilecek olan yabancıya gerekli usuli güvenceler tanınmalıdır. Sınır dışı işlemine muhatap olan yabancılar ile bu işlemi uygulayacak veya denetleyecek idarelere yararlı olması beklenilen bu çalışma üç bölüm olarak hazırlanmıştır. İlk bölümde Türkiye'de sınır dışı etmeye ilişkin genel bilgiler, ikinci bölümde sınır dışı etmenin hukuki dayanakları ve temel koruyucu ilkeler anlatılmıştır. Üçüncü bölümde sınır dışı etme işlemine karşı yabancının kendini savunabilmesi için gerekli olan idari ve yargısal başvuru yolları ele alınmıştır. Etkili ve bağlayıcı sonuçları olan yargısal başvuru imkânı kapsamında ilk olarak YUKK'taki olağan yargı yolu olan idare mahkemelerine başvuru, daha sonra ise olağanüstü yargı yolu olarak Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne bireysel başvuru, bu yargı mercilerinin verdiği kararlar ve sonuçları detaylı şekilde incelenmiştir.