Fruits
Bu konu başlığı altında 50 tez
Kapari meyve ve tomurcuğunda farklı kurutma sıcaklığının ürün özellikleri üzerine etkisi
Bu çalışmada kapari meyve ve tomurcuğunda farklı kurutma sıcaklığının ürün özelliğine etkisi araştırılmıştır. Çeşitli ön işlemlerden sonra farklı sıcaklık derecelerinde (70°C, 90°C) kurutulan kapari meyve ve tomurcuğu toz halinde depolanmıştır. Kapari meyve ve tomurcuğu 70°C ve 90°C'de kurutulduktan sonra kapari tozları üretilmiştir. Üretilen kapari tozlarında kurutma sıcaklığının ve depolama süresinin bu ürün üzerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla kurutmadan sonra üretilen kapari tozları karanlık ve aydınlık ortamlarda 90 gün boyunca depolanmıştır. Örnekler depolandıktan sonra bazı kimyasal, fiziksel ve duyusal analizler yapılarak kurutma sırasında kalite özelliklerinde meydana gelen değişimler incelenmiştir. Tomurcuktan elde edilen kapari tozlarında toplam fenolik madde 51.23 mg gallik asit/g, meyveden elde edilen tozlarda ise 17.81 mg gallik asit/g, bulunmuştur. Bu fark istatistiksel anlamda önemli bulunmuştur (p<005). 3.ay da ise 53.42 mg gallik asit/g,'a düşmüştür. Meyvede ise kurutmadan önce 8.09 mg gallik asit/g, bulunurken kapari meyvesinden elde edilen tozlarda 3.ayda 17.25 mg gallik asit/g'a yükseldiği görülmüştür. 70℃ kurutma sonrası kapari meyvesinden elde edilen tozda organik asitler içerisinde en yüksek değer olarak 1429.655 mg/kg ile sitrik asit bulunmuştur. Bunu sırasıyla laktik asit, butirik asit, asetik asit, propiyonik asit takip etmektedir. Benzer şekilde, 90℃ kurutma sonrası kapari meyvesinden elde edilen tozda da en yüksek değer olarak 1234.250 mg/kg sitrik asit bulunmuştur. Bunu sırasıyla laktik asit, butirik asit, asetik asit, propiyonik asit takip etmiştir.Elde edilen kapari tozlarında şeker olarak ksiloz tespit edilmiştir. Yapılan duyusal değerlendirmeler sonucunda kapari tozlarının depolama süresince özelliklerini muhafaza ettiği belirlenmiştir.
Vitex Agnus-Castus l. (Hayıt) meyve ve yapraklarında HPLC-DAD yöntemi ile fenolik bileşiklerin tayini ve antioksidan potansiyelinin değerlendirilmesi
Vitex agnus-castus L. (Hayıt), Akdeniz ikliminde geniş bir yayılım gösteren, özellikle kadın ürogenital sistem rahatsızlıkları tedavisinde yararlanılan bir bitkidir. Bu tez calışmasında, hayıt bitkisinin meyve ve yapraklarında fenolik bileşiklerinin tayini yapılmış ve antioksidan potansiyeli değerlendirilmiştir. Urla, İçmeler bölgesinden toplanan droglar ile Avrupa Farmakopesi'nde yer alan yöntemler esas alınarak yapılan miktar tayini araştırmaları, piyasada bulunan hayıt meyve ekstresi içeren preparat ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen ekstrelerin toplam fenolik bileşik ve flavonoit miktarı spektroskopik yöntemlerle belirlenmiş, HPLC-DAD yöntemi ile antioksidan aktivitelerinden sorumlu bileşenlerden olduğu düşünülen klorojenik asit ve rutin adlı bileşiklerin kantitatif analizi yapılmıştır. Ekstrelerin antioksidan aktiviteleri DPPH radikali yakalama yöntemi üzerinden belirlenmiştir. Miktar tayini ve antioksidan aktivite çalışmalarında, ekstraksiyon yöntemi ve meyve ile yaprak droglarının etkisi karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmaya göre, yaprak ekstreleri flavonoitlerce daha zengin bulunmuş, orantılı olarak daha yüksek antioksidan aktivite göstermiştir.
Kayısı ihracatının geliştirilmesinde Malatya'daki işletmelerin yeri ve önemi
Araştırmanın konusu, Malatya kayısı ihracatçısı işletmeler üzerine bir araştırma yaparak, kayısı ihracatının geliştirilmesinde Malatya'daki kayısı ihracatçısı işletmelerin yeri ve öneminin tespiti ve değerlendirilmesidir
Ateş dikeni (Pyrancantha coccinea) bitkisi meyvesinden biyo kömür üretimi
Günümüzde tüm dünyada enerji üretiminin yenilenebilir kaynaklardan sağlanması için yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Küresel ölçüdeki biyokütle kaynakları en önemli yenilenebilir enerji alternatiflerinden biridir. Bu çalışmada bir süs bitkisi olarak çok yaygın bulunan ve yüksek meyve verimi ile dikkat çeken ateş dikeni bitkisi meyvesinden biyo-yakıt üretiminin araştırılması amaçlandı. Biyo-yakıt üretiminde torrefaksiyon işlemi uygulandı. Elden edilen ürünlerin verimleri ve özellikleri incelendi. Bu amaçla ateş dikeni meyvesine üç farklı sıcaklık (220, 250, 280oC) ve farklı sürelerde (0, 10, 30, 60, 90, 120 dakika) sabit yatak reaktörde torrefaksiyon işlemi uygulandı. Elde edilen katı, sıvı ve gaz ürünlerin verimlerine sıcaklık ve işlem süresinin etkisi araştırıldı. Ham meyvelerin ve torrefaksiyona uğramış meyvelerin karakterizasyonu amacıyla tane büyüklük analizi, kısa ve kesin analizler, bileşim analizi, Fourier Transform Infrared Spektrofotometre (FTIR) analizi ile ısıl bozunma davranışını ortaya koymak amacıyla Termal Gravimetrik Analizler (TGA) yapıldı. Sıcaklık arttıkça katı ürün veriminin azaldığı; buna paralel olarak sıvı ürünün veriminin arttığı; 60 dakika işlem süresi sonunda katı ve sıvı ürün veriminde önemli ölçüde bir değişiklik olmamıştır. Yapılan kısa analiz sonucunda sabit karbon oranın torrefaksiyon şiddetiyle arttığı görüldü. Uçucu madde miktarı torrefaksiyon sıcaklığıyla azalırken kül miktarı artmaktadır. Analiz sonuçlarına göre, ateş dikeni meyvesinin %64,89'unun şeker gibi çözünebilir kimyasal yapılardan oluştuğu görüldü. Ateş dikeni meyvesinin bileşiminde şekerlerden sonra en fazla selüloz bulunduğu ve çok az miktarlarda hemiselülozlardan oluştuğu görüldü. Elde edilen biyokömürün üst ısı değerinin torrefaksiyon sıcaklığıyla arttığı görüldü. Torrefaksiyon işleminin enerji veriminin en yüksek olduğu torrefaksiyon sıcaklığının 220oC olduğu belirlendi. Torrefaksiyon sıcaklığı arttıkça ateş dikeni meyvelerinin küçüldüğü görüldü.
Yaş sebze ve meyve sektörü mevzuatının dağıtım kanalları açısından incelenmesi (1953-2013); 5957 sayılı Kanundan beklentiletiler
azarlama, ürünlerin üreticilerden nihai tüketiciye doğru akışını sağlayan eylemler bütünüdür. Diğer bir deyişle Pazarlama, kişilerin veya örgütlerin amaçlarına uygun şekilde değişimi sağlamak üzere; ihtiyaçları tatmin eden mal ve hizmetlerin üretilmesi, fiyatlandırılması, satış çabası, dağıtımı ve tutundurulması sürecidir. Pazarlama dağıtım kanalları vasıtası ile yapılır. Pazarlamada dağıtım kanalları, bir mal veya hizmetin üreticisinden tüketiciye ulaşana kadar izlediği süreçtir. Diğer bir tanımla, değişim değeri olan ürünleri üretildiği yerden, tüketildiği yere kadar ulaştıran, bunun için çalışan, birbiriyle ilişki halinde olan kişi, kurum, kuruluşların oluşturduğu sistemdir. Bu çalışmamızda sebze ve meyve ticaretinde dağıtım kanalları incelenmeye çalışılacaktır. Ulusal ve uluslararası ekonomide önemli bir yere sahip bulunan meyve ve sebze yetiştiriciliği, tarımsal kalkınmamıza büyük katkıda bulunan bir faaliyet alanı olma özelliğini göstermektedir. Gerçekten meyve ve sebze üretimi bugün toplam tarımsal üretimin yaklaşık %8?ini, tüm tarımsal ihracatın % 33?ünü oluşturmaktadır. Türkiye ekolojik yapısı açısından çok çeşitli meyve ve sebze üretimine elverişlidir. Tropik ürünler hariç, tüm yaş sebze ve meyve çeşitleri ülkemizde yetiştirilebilmektedir. Yaş sebze ve meyvenin yurtiçi dağıtım sistemi ve dağıtım kanalları yasalarla belirlenmiş ve yaş sebze ve meyvenin bu yasal düzenlemeler çerçevesinde üreticiden tüketiciye ulaşması amaçlanmış, dahası bu dağıtım kanallarının dışına çıkılması da yasaklanmıştır. Bu düzenlemelere uymayanlara ciddi yaptırımlar uygulanması hükme bağlanmıştır. Bu çalışmamızın konusu, gerek ekonomimiz, gerek ihracatımız, gerek sanayimiz gerek yaşamımız için vazgeçilmez unsurlardan olan yaş sebze ve meyvenin dağıtım kanallarının, bu kanalların yaşadığı hukuki aşamalarının incelenmesi ve mevcut durumun analiz edilmesidir. Çalışmamızda son elli yıl içinde uygulamaya konulan 1960tarihli ve 80 sayılı Kanun, 1995 tarihli ve 552 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2010 tarihli ve 5957 sayılı Kanun ele alınarak incelenmeye, aralarındaki ilişkiler irdelenmeye, getirdikleri düzenlemelerin içerikleri analiz edilerek kümülatif bir değerlendirmeye tabi tutulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Pazarlama, ürün, üretici, üretici, tüketici, kurum, kuruluş, örgüt, mal, hizmet, fiyat, dağıtım, meyve, sebze, tarımsal üretim, tarımsal kalkınma, 80 sayılı Kanun, 552 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 5957 sayılı Kanun
Ficus carica bitkisi meyve ekstraktının MG-63 kemik kanseri hücre hattında apoptotik indüksiyona etkisi
Osteosarkoma çocukluk ve ergenlik dönemini etkileyen kemik kanseridir. Osteosarkomanın tedavisinde kemoterapiye direnç büyük bir engeldir. Programlı hücre ölümü ya da apoptoz; kanser gelişiminin inaktivasyonu için önemli bir rol oynamaktadır. Ficus carica (incir)'in kanser baskılayıcı etkileri son yıllarda yapılan çalışmalarda araştırılmıştır. Çalışmamızda kemik kanseri hücre hattı MG-63 ve sağlıklı kemik hücre hattı hFOB'a Ficus carica bitkisi meyve ekstraktı uygulanarak apoptotik etkisi gözlemlenmiştir. Ficus carica bitkisi meyve ekstraktının içeriğindeki protokateşuik asit tayini HPLC analizi tespit edilmiştir. MTT yöntemi ile Ficus carica bitkisi meyve ekstraktının sağlıklı hücrede toksik bir etkisi yokken kanserli hücreyi ölüme götürdüğünü tespit edilmiştir. Hücre hatlarına Ficus carica bitkisi meyve ekstraktı uygulandıktan sonra membran değişimi analiz yöntemi olan LDH yönteminde anlamlı bulunurken (p=0.030), Annexin V metodu ile elde edilen değerlerde artış görülmesine rağmen anlamlı bir sonuç elde edilmemiştir (erken apoptoz evresi p=0.081). TUNEL yöntemi uygulamasıyla MG-63'de DNA parçalanması histolojik olarak tespit edilmiştir. Proapoptotik genler ve kaspazların ekspresyonu qRT-PCR ile analiz edilmişir. Proapoptotik gen olan Bak'ın (p=0.007), başlatıcı ve efektör kaspazların ekspresyonundaki değişim anlamlı bulunmuştur (kaspaz-3 p=0.000, kaspaz-8 p=0.028, kaspaz-9 p=0.030) . Analiz sonuçları Ficus carica bitkisi meyve ekstraktının kemik kanseri hücre hattını hem içsel hemde dışsal yolakları aktive ederek apoptoza götürdüğünü göstermişir. Kanser hücresinin apoptoz sırasındaki hücre döngüsünü analiz etmek için akış sitometri yöntemi kullanılmıştır. Analiz sonucunda her iki hücre hattı içinde anlamlı bir değişim gözlenmemiştir (G1 evresi p=0.976, S evresi p=0.131, G2 evresi p=0.554). Anahtar Kelimler: Apoptoz, ficus carica, kemik kanseri
Erken dönem adolesanlarda beden kütle indeksi, sebze ve meyve tüketim değişim süreci, beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite durumunun belirlenmesi
Araştırmada erken dönem adolesanların meyve, sebze tüketimleri ile beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite ve Beden Kütle İndeksi (BKİ) durumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında öğrencilere genel bilgiler, beslenme alışkanlıklarına dair sorular, meyve sebze tüketim değişim süreci ölçeği ve Fiziksel Aktivite Soru (FAS) formu ölçeğini içeren ölçme araçları uygulanmıştır. Çalışma örneklemine ortaokulda öğrenim görmekte olan 10-12 yaş arası %51.8'i (n=219) kız, %48.2'si (n=204) erkek olmak üzere toplam 423 öğrenci dahil edilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması 11.4±0.5 yıldır. Ortalama BKİ değerleri kız öğrencilerde 19.1±3.13 kg/m2, erkek öğrencilerde 20.1±3.14 kg/m2'dir. Öğrencilerin cinsiyete göre ortalama meyve-sebze tüketimi değişim süreci puanı kız öğrencilerde 59.4±16.66, erkek öğrencilerde 63.7±6.95 olarak saptanmıştır. Cinsiyete göre meyve-sebze tüketimi değişim süreci puanı anlamlı olarak farklıdır (p<0.05). Öğrencilerin obezite durumlarına göre meyve ve sebze tüketimi değişim süreci ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı olarak farklılıklar gözlemlenmiş (p<0.05) ve obez öğrencilerin ölçekten aldıkları puan, obez olmayan öğrencilerin aldıkları puandan daha düşük bulunmuştur. Fazla kilolu ve obez bireylerin gazlı şekerli içecek tüketimi ile meyve–sebze tüketim ölçek puanı arasındaki ilişki anlamlıdır (p<0.05). FAS hesaplamasına göre kız öğrencilerin puanı (26.3±7.11) erkek öğrencilerin puanından (26.7±8.15) daha düşüktür (p>0.05). Ortalama FAS puanı aşırı zayıf bireylerde 28.4±8.03, zayıf bireylerde 29.0±7.83, normal bireylerde 28.0±7.25, fazla kilolu bireylerde 24.0±6.80, obez bireylerde 20.6±6.40 olarak görülmüştür. Katılımcıların FAS puanı ile BKİ değerleri arasındaki fark anlamlıdır (p<0.001). Sonuç olarak erken adolesan dönemde öğrencilerin meyve-sebze tüketimleri, fiziksel aktiviteleri ile beslenme alışkanlıkları ve BKİ değerleri birbirleri ile ilişkilidir. Toplumsal sağlığın korunması ve geliştirilmesinde önemli bir rol oynayan okullarda sağlıklı beslenmeye yönelik öneri ve politikaların güçlendirilmesiyle okul sağlığının geliştirilmesi gerekmektedir.
Kurutulmuş elma cipsi üretim tekniği üzerine araştırma
Kurutulmuş elma cipsi üretiminde değişik çözelti kullanımının bazı ürün nitelikleri üzerinde etkileri araştırılmıştır. Materyal olarak Amasya, Golden delicious ve Starkrimson delicious çeşitleri kullanılmıştır. Kalınlığı 1.6 mm olan halkalar şeklinde dilimlenen elmalar kurutma işleminden önce kükürtdioksit (S02), sitrik asit (SA), askorbik asit (AA), eritorbik asit (EA) çözeltileri ile "SA+AA" ve "SA+EA" çözelti karışımları içinde bekletilmişlerdir. Kurutma işlemi kesikli çalışan sıcak hava akımlı dehidratörde 75°C'de yapılmıştır. Kurutulan elmalar ambalajlanarak 8 ay süre ile oda sıcaklığında depolanmıştır. Depolama süresince kuru elma cipslerinin; Hunter değerleri, esmerleşme düzeyleri, toplam fenolik madde, L-askorbik asit, toplam ve invert şeker, toplam asit, toplam kuru madde içerikleri, kırılganlık değerleri, rehidrasyon kapasiteleri ve duyusal özellikleri belirlenmiştir. Kurutulmuş elma cipsi örnekleri içerisinde en açık renge S02 çözeltisine daldırılarak kurutulanlar sahip olmuştur (Hunter L değerleri 78.52- 83.43). SA, AA ve EA çözeltilerinin kurutulan örneklerin rengini koruyucu etkisinin olmadığı, bazı çeşitlere ait örneklerde kontrol grubu ile benzer veya daha olumsuz etkisinin olduğu belirlenmiştir. "SA+AA" ve "SA+EA" çözeltilerine daldırılan dilimlerden elde edilen cipsler sadece Golden çeşidinde olumlu sonuç vermiştir. Hunter değerleri ile duyusal değerlendirme sonuçlan benzerlik göstermiştir. Yapılan analizler sonucunda taze elma rengine en yakın örneğin Golden çeşidine ait olduğu belirlenmiştir. En yüksek kuru elma cipsi veriminin Golden çeşidine ait olduğu bulunmuştur. En gevrek yapılı ve rehidrasyon kapasitesi en yüksek cipslerin Amasya çeşidine ait olduğu belirlenmiştir. Duyusal değerlendirmede en çok Golden çeşidine ait cipsler beğenilmiştir. Anahtar Kelimeler: Elma, Elma Kurutma, Esmerleşme, Askorbik Asit, Kükürtdioksit
Erik bazlı karışık meyveli geleneksel marmelat üretimi üzerine bir araştırma
Bu araştırmada erik bazlı karışık meyveli geleneksel marmelat üretimi üzerine çalışılmıştır. Bu amaçla % 25 oranında şeftali, kayısı, elma gibi meyveler kullanılmıştır. Elde edilen örneklere pH, titrasyon asitliği,suda çözünür kuru madde, toplam kuru madde, kül, toplam şeker, invert şeker ve sakaroz, hidroksimetil furfural, L-askorbik asit analizleri uygulanmıştır. Örnekler ayrıca beğenilirlik derecesinin ölçülmesi amacıyla duyusal analize de tabi tutulmuştur. Bu çalışma yeni formüle edilmiş ürün gelişimine gerek duyan erik endüstrisine farklı meyvelerle karıştırılmış erik bazlı marmelat ile eriğe yeni bir kullanım alanı sağlanabileceğini göstermektedir.
Ülkemizde üretilen meyve şaraplarının bileşimi ve gıda mevzuatına uygunluklarının araştırılması
Bu çalışmada ülkemizde üretilen farklı firmalara ait vişne, karadut, böğürtlen, nar, şeftali ve kavun şaraplarının genel bileşimleri ve aroma maddeleri belirlenmiş ve meyve şaraplarının mevzuata uygunlukları ve aroma açısından tağşiş durumları araştırılmıştır. Aroma maddelerinin ekstraksiyonu sıvı-sıvı ekstraksiyon yöntemi ile, tanımlanması, miktarları GC-MS-FID teknikleri ile gerçekleştirilmiştir. Şarap örneklerinin duyusal değerlenedirilmesinde lezzet profil analizi uygulanmıştır. Tüm şarap örneklerinin metanol ve kükürtdioksit miktarları mevzuatta belirtilen maksimum limitlerin altında bulunmuştur. Meyve şarabı örneklerinin genelinde sorbat miktarları mevzuata uygun bulunurken bazı örneklerde mevzuatta belirtilen maksimum limitin üzerinde sorbat kullanıldığı tespit edilmiştir. Şarap örneklerinin uçar asit miktarlarının genelde mevzuata uygun olduğu ancak 2 örnekte mevzutta belirtilen değerden yüksek bulunduğu tespit edilmiştir. Şarap örneklerinin GC-MS ile yapılan aroma maddeleri analizleri ve duyusal yöntemle yapılan aroma profili analizleri sonucunda tüm örneklerde fermantasyon uygulandığı belirlenmiştir. Ancak böğürtlen, karadut ve özellikle şeftali ve kavun şarabı örneklerine dışarıdan aroma maddesi katıldığı sonucuna varılmıştır.
Türkiye'nin yaş meyve ve sebze ihracatı, Manisa Alaşehir örneği
Türkiye'nin iklimi ve toprak yapısının tarıma elverişli olması sebebiyle çeşitli meyve ve sebze yetiştiriciliği yapılmaktadır. Tarım, Türkiye ekonomisi açısından önemli ve etkin bir sektör olmaktadır. Bu sektörün genel yapısından dolayı pazara giriş stratejilerinden ihracata dayalı yöntemler tercih edilmektedir. Ekonomik katkının önemli ölçüde olabilmesi için üretilen ürünün ihracatının da arttırılması gerekmektedir. Çalışmada analiz iki kısma ayrılarak yapıldı. İlk kısımda ikincil veriler kullanıldı. Dünya'da taze üzüm, kiraz üretimi ve ticari yapısı genel olarak ele alınmıştır. Türkiye'nin üzüm ve kiraz üretimindeki Manisa ilinin ve Alaşehir ilçesinin katkısı tablolar yardımıyla açıklanmıştır. Tablolar için 2012-2021 yıllarını kapsayan on yıllık bir dönem seçilmiştir. Manisa, Sultaniye üzüm çeşidi ile tüm dünyada bir marka oluşturmuştur. Alaşehir, üzüm üretimiyle bu markanın oluşmasına katkıda bulunmaktadır. İlçenin ekonomik geçim kaynağını üzüm oluşturmaktadır. İkinci kısımda dört bölümden oluşan yirmi dokuz soruluk anket kullanılmıştır. Manisa ilinin Alaşehir ilçesindeki üzüm ve kiraz ihracatında faaliyette bulunan firmalarla anket çalışması yapılmıştır. Anket firmaların genel yapısını, ihracattaki karşılaştıkları sorunlar ve zorluklar, en fazla çalıştıkları ülkeler, tercih edilen üzüm ve kiraz çeşidi gibi belirleyici sorulardan oluşmaktadır. Anketten elde edilen verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotları (sayı, yüzde) kullanılmıştır. Değişkenlerin aralarındaki ilişki Ki-kare analizi ile analiz edilmiştir. Hesaplamalar için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) Windows 25.0 programı kullanılmıştır. Çalışmada firmanın sahip olduğu kalite sertifikaları ve haksız rekabet ortamının, ihracat yaptığı süreyle ilişkili olup olmadığı belirlenmek istenmiştir.
Doğu Akdeniz Bölgesi meyve bahçelerinde zararlı Drosophila suzukii Matsumara (Diptera: Drosophilidae) parazitoitlerinin belirlenmesi ve bunların mücadelede kullanım olanaklarının araştırılması
Drosophila suzukii (Matsumara, 1931) (Diptera: Drosophilidae) Asya kökenli, geniş konukçu tercihi olan istilacı ve karantinaya tabi bir meyve zararlısıdır. Ülkemizde 2014 yılında ilk kez Erzurum'da tespit edilmiştir. Bu çalışma 2020-2022 yıları arasında laboratuvar ve doğa koşullarında yürütülmüştür. Drosophila suzukii'nin Doğu Akdeniz Bölgesi'nde yayla ve ova kesiminde parazitoitleri araştırılmış ve Pachycrepoideus vindemmiae (Rondani, 1875) (Hymenoptera: Pteromalidae) ile Leptopilina boulardi Förster (Hymenoptera: Figitidae)'in laboratuvar koşullarında konukçu-tercih denemeleri, farklı sıcaklıklarda gelişme süresi, sayısal-işlevsel tepkisi ve yaşam çizelgesi araştırılmıştır. Çalışma sonucunda, D. suzukii'nin kiraz, kayısı, incir, elma, böğürtlen, dut, çilek, turunçgil, erik, şeftali, nektarin ve hünnap meyvelerindeki bulunma oranları ile birlikte parazitoit türlerini ve bunların yaygınlığı belirlenmiştir. D.suzukii'nin Ganaspis bralisiensis (Ashmead, 1896), L. boulardi, Leptopilina heterotoma Förster (Hymenoptera: Figitidae) ve Asobara japonica Belokobylskij (Hymenoptera: Braconidae) olmak üzere 4 adet larva parazitoiti ile P vindemmiae, Spalangia erythromera Forster (Hymenoptera: Pteromalidae), ve Trichopria drosophilae (Perkins, 1910) (Hymenoptera: Diapriidae) olmak üzere3 adet pupa parazitoiti saptanmıştır. Bu türler arasında en yoğun olarak tespit edilen türler P. vindemmiae ve L. boulardi olmuştur. Bu sebepten dolayı laboratuvar çalışmaları bu parazitoit türleri üzerinden yürütülmüştür. Larva parazitoitlerinden A. japonica ve G. bralisiensis türlerinin Türkiye için yeni kayıt olduğu tespit edilmiştir. Pachycrepoideus vindemmiae'nin laboratuvar çalışmaları sonucunda, bu parazitoitin D. suzukii'nin en çok 48 saat yaşındaki pupa dönemini parazitlediği (%68.7) saptanmıştır. Ergin öncesi gelişimini 15 °C'de tamamlayamadığı ve erginlerin en iyi 27°C de geliştiği tespit edilmiştir. Leptopilina boulardi türünün ise D. suzukii'nin 2. dönem larvalarını tercih ettiği ve parazitlediği (% 45.3) tespit edilmiştir. Ergin öncesi döneminde 15 ve 18°C'de gelişme olmadığı 27°C'de geliştiği ancak erginlerin en iyi 24 °C'de olduğu saptanmıştır. Alınan meyve örneklerinden elde edilen sonuçlara göre D. suzukii ve parazitoitlerinin yoğunluğunun en fazla tespit edildiği zaman dilimi ova kesiminde mart-mayıs ile eylül-kasım aylarında; yayla kesiminde ise mayıs-temmuz ile ekim-kasım aylarıolarak saptanmıştır. Parazitoitlerin en çok tespit edildiği meyveler; şeftali, elma, çilek, hurma, incir ve kiraz olarak belirlenmiştir.
Ege bölgesine adaptasyonu sağlanan bazı Avrupa erik çeşitlerinin (P.domestica) kimyasal kompozisyonu ve besin değeri üzerine araştırmalar
ABSTRAKT Türkiye, dünya erik üretiminde onuncu sırada yer almaktadır. Türkiye'de yetiştirilen erik türleri; Prunus domestica, Prunus cerasifera, Pmnus institia, Prunus spinosa, Prunus divericata ve Prunus salicina'dır. Ege Bölgesi ise Türkiye'de en fazla erik üretilen bölgedir. Prunus domestica türü, Avrupa erikleri olarak da bilinir ve taze olarak tüketilmeleri yanında konserve ve özellikle de kurutma endüstrisinde kullanılır. Çalışmada Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nde Ege Bölgesi'ne adaptasyonu sağlanan 1 1 erik çeşidi kimyasal kompozisyon ve besin değeri yönünden incelenmiştir. Meyvelerin yenebilen kısımlarında yapılan analizler sonunda bütün çeşitlerin ortalaması olarak, nem % 83.74, suda çözünür kuru madde % 15.55, kül % 0.55, protein % 0.75, toplam şeker % 9.65, titre edilebilir asitlik % 1.51, pH 3.46, askorbik asit 15.79 mg/100 g, sodyum 161.53 ppm, potasyum 2228.12 ppm, kalsiyum 25.47 ppm ve demir 4.70 ppm olarak bulunmuştur. VI
Aile Hekimliği polikliniğine başvuran hastalarda meyve tüketim alışkanlıkları ile antropometrik ölçüm ve biyokimyasal parametrelerin değerlendirilmesi
Giriş ve Amaç: Meyveler, sağlık için oldukça faydalı olan doğal ve besleyici gıdalar arasında yer alır. Beslenmemizde meyvelere çeşitli ve dengeli bir şekilde yer vermek, sağlıklı bir hayat için önemlidir. Ne yazık ki, birçok insan günlük meyve tüketim miktarını önerilen düzeyde karşılamamaktadır. Farklı meyvelerden çeşitli besin ögelerini almak ve günlük porsiyon önerilerini takip etmek, sağlıklı beslenme için idealdir. Biz bu araştırmayla toplumun meyve tüketim sıklığı, meyve tüketim miktarı, meyve tüketim zamanı, kronik hastalığı olup olmamasına göre meyve tercihini, meyve tüketiminin antropometrik ölçümler ve biyokimyasal parametreler ile ilişkisini tespit etmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma tanımlayıcı-kesitsel tipte bir araştırmadır. Çalışmada veri toplamak amacıyla yüz yüze uygulanan basılı anket formu kullanıldı. Anketimiz; sosyodemografik veriler, bazı beslenme alışkanlıkları, kronik hastalıklar ile hastaların meyve tüketim miktarı ve sıklığını ölçen 25 sorudan oluşmaktaydı. Katılımcılardan alınan veriler ile beraber antropometrik ölçümler (boy, kilo, BMI, vücut yağ oranı, FFM, visseral yağlanma, bel ve kalça çevresi için TANITA cihazı ve mezura kullanıldı. Bu veriler obezite polikliniğinde rutin bakılan biyokimyasal parametreler (HOMA-IR, HDL, LDL, TG, glukoz, açlık insülin, AST, ALT) ile karşılaştırarak değerlendirildi. Veriler SPSS 23.0 istatistik paket formunda değerlendirildi. İstatiksel anlamlılık için p<0,05 değeri kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya 286 kişi katıldı. Katılımcıların %73,08'i kadın, %26,92'si erkekti. Katılımcıların %31,82'si kronik hastalığa sahipti. Çalışmaya dahil edilen katılımcıların yüksek oranda (%63,99) öğün atladığı görüldü. Gün içerisinde acıkınca ilk tercih edilen besinler arasında sağlıksız atıştırmalıklar en yüksek tespit edilen oldu. Gün içerisinde şeker /tatlı yeme isteği katılımcıların %70,63 'ünde vardı. Bu isteği olanların çoğu ilk tercihinin kek, pasta, kurabiye, bisküvi olduğunu belirtti. Katılımcıların meyve tüketim sıklığına bakıldığı zaman en fazla tüketimin haftada 2-3 defa olduğu görüldü. Meyve tüketim zamanlamasına bakıldığında katılımcıların %60,84'ü akşam, katılımcıların %80,42'si öğün sonrası tüketiyordu. Katılımcıların %93,71'i meyve tüketimlerinde ilk olarak taze meyve tercih ediyordu. Tüm zamanlarda en çok tüketilen meyve sorusunu katılımcılar elma olarak yanıtladı. Meyveyi öğün öncesi gece tüketenlerde, insülin direncinin daha yüksek olduğu yönünde anlamlı farklılık vardı (p=0,015). Öğün öncesi gece tüketenlerde visseral yağlanmanın (p=0,034) ve BÇ/KÇ oranının daha yüksek olduğu yönünde anlamlı fark vardı (p=0,003). Öğün sonrası tüketim yoğunluğu daha çok akşam olarak işaretlendi, ancak insülin direncinde anlamlı farklılık gece tüketenler yönündeydi (p=0,015). Meyveyi öğün sonrası gece tüketenlerin BÇ/KÇ' sinin fazla olduğu yönünde anlamlı fark tespit edildi (p=0,007). Kronik hastalık tanısının olup olmaması ile tüketilen taze meyve, kuru meyve, meyve suyu haftalık kalorisi ve toplam haftalık meyve kalorisi arasında anlamlı fark görülmedi. Meyveden alınan toplam haftalık kalori ile katılımcıların antropometrik verileri ve biyokimyasal parametreleri arasında anlamlı ilişki bulunmadı (p>0,05). Sonuç: Bireylerin beslenme konusunda farkındalık kazanması, bilgilerinin artması ve kazandıkları bilgi ve becerileri uygulamaya geçirmeleri, yaşam kalitesinin iyileştirilmesi için önemli bir adımdır. Yapılan bu çalışma da gösterilmiştir ki meyve tüketimi önerilen miktarlardan çok düşüktür. Sağlıklı beslenme konusunda dengeli meyve tüketimine gereken önemin verilmesine, bu konuda daha kapsamlı bilimsel araştırmalar yapılmasına ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Meyve, fruktoz, vücut kitle indeksi, visseral yağlanma, insülin direnci, vücut yağ oranı
Antalya'da yetiştirilen bazı meyvelerde pestisit kalıntı düzeylerinin belirlenmesi
Bitkisel üretimde verimin düşük olmasının temel nedeni hastalık ve zararlılardan meydana gelen kayıplardır. Bu kayıpların giderilmesi için kullanılan en yaygın yöntem kimyasal mücadeledir. Pestisitler insan sağlığını tehdit eden ve çeşitli böcek, kemirici ve diğer zararlı canlılar aracılığı ile bulaşan sıtma, filariazis, sarıhumma, viral ensefalit, tifüs ve diğer vektör kaynaklı hastalıkların kontrolü açısından büyük önem taşır. Pestisitler hedef aldıkları canlılara göre sınıflandırılabilir. Pestisitlerin bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımı sonucu, zararlı organizmalarda dayanıklılık oluşturabilme riskleri ve kalıntıları yoluyla insan sağlığına ve çevreye olumsuz etkileri olabilmektedir. Bu kalıntılar, tarım ürünü dış pazarını ve iç tüketimini olumsuz etkilemektedir. Türkiye gerek coğrafi konumunun üstünlüğü gerekse farklı ekolojik koşullarına sahip olması nedeniyle birçok meyve türünün özellikle de önemli ılıman iklim meyve türlerinin anavatanı durumundadır. Bu üstün avantajlarından dolayı ülkemiz birçok yerinde meyvecilik potansiyeli yüksek olan bölgelerimiz mevcuttur. Özellikle yayla meyveciliği söz konusu olduğunda bazı bölgelerimizin daha fazla avantajı bulunmaktadır. Antalya ili sahip olduğu potansiyel açısından ülkemiz tarımında önemli bir yere sahiptir. Meyvecilikte geçit bölgesi olarak adlandırılan ılıman iklim meyve türlerinin yetiştiriciliğine daha uygun alanlardan biri de Antalya'nın Korkuteli İlçesidir. Korkuteli ilçesi Antalya ili toplam meyve üretiminin (406.451ton) yarısından fazlasını (241.755 ton) karşılamaktadır. Türkiye elma üretiminin %12,9'u ve armut üretiminin %8,4'ü Antalya ilinde gerçekleştirilmektedir. Bu veriler araştırma alanı olarak belirlenen Korkuteli ilçesinin Antalya il genelinde elma ve armut yetiştiriciliğinde çok önemli bir yere sahip olduğu kadar, Türkiye elma ve armut üretiminde de önemli payı olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, Antalya ili Korkuteli ilçesinde 2020 yılı üretim sezonunda yetiştiriciliği en fazla yapılan meyvelerden elma, armut ve şeftali de yaygın olarak kullanılan pestisitlerin kalıntı düzeyleri araştırılmıştır. Çalışmada 5 adet elma, 19 adet armut ve 11 adet şeftali numunesi kalıntı düzeyleri bakımından incelenmiştir. Alınan örneklerin kalıntı analizleri LC-MS/MS (Sıvı Kromatografi/Kütle Spektrometresi) ve GC-MS-MS (Gaz Kromatografi/Kütle Spektrometresi) cihazlarında yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre; bulunan kalıntı miktarları Türk Gıda Kodeksi ve Avrupa Birliği Maksimum Kalıntı Miktarları (maximum residue levels, MRL)'na göre değerlendirilmiştir. Elma ve armut numunelerinin tümünün, şeftali numunelerinin ise 10 tanesinin analiz sonuçlarında kalıntı tespit edilmiş ancak kalıntı miktarının MRL değerleri üzerinde olmadığı görülmüştür. Şeftali numunelerinden sadece bir tanesinde hiçbir kalıntıya rastlanmamıştır. Elde edilen veriler dikkate alındığında, elma, armut ve şeftali yetiştiriciliği yapan üreticilerin pestisit uygulamaları ve bekleme süresi gibi konularda bilinçli olduklarını kanıtlar niteliktedir
Üniversite öğrencilerinin meyve tüketimi ve meyve tüketimlerinin tatlı ve ekşi tat tercihleri ile ilişkisi
Bu araştırma üniversite öğrencilerinin meyve tüketimi ve meyve tüketimlerinin tatlı ve ekşi tat tercihleri ile ilişkisinin saptanması amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcılarını, Selçuk Üniversitesi'nde eğitim görmekte olan 17-35 yaş arası 125 kız ve 185 erkek öğrenci olmak üzere toplam 310 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada veriler üç aşamada toplanmıştır; birinci aşamada bireylerin beslenme durumları ve bazı alışkanlıkları saptanmıştır. İkinci aşamada, bireylerin beslenme durumlarını değerlendirmek üzere 24 saatlik besin tüketimi kaydı yöntemi kullanılmıştır. Üçüncü aşamada ise, tat tercihlerini belirlemek için duyusal değerlendirme yapılmıştır. Araştırma sonucunda, BKİ ortalamalarında cinsiyetler açısından gruplar arasında p<0.01 düzeyinde, fark anlamlı bulunmuştur. Obez) öğrenci olmadığı görülmüştür. Araştırmaya katılanların günlük sigara tüketiminde, kız ve erkekler arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Günde bir paket ve bir paketten çok sigara içen erkeklerin oranı % 51.7 iken bu oran kızlarda % 17.2 olmuştur. Katılımcıların öğün alışkanlıklarının düzenli olmadığı ve en çok sabah öğününün atlandığı (% 60.6) saptanmıştır. Genç erişkinlerin diyetle günlük ortalama enerji ve besin öğesi tüketimleri değerlendirildiğinde, alınan enerji miktarı erkek öğrencilerde 2075.9 ± 965.85 kkal/gün, kız öğrencilerde 1681.6 ± 865.36 kkal/gün olarak bulunmuştur. Erkeklerin anlamlı ölçüde kızlardan daha fazla günlük enerji aldıkları belirlenmiştir. Cinsiyete göre proteinden başka, B?? vitamini, biotin, karbonhidrat, B? vitamini ve çinko, pantotenik asit, folat (p<0.01), B? vitamini, demir ve fosfor tüketimleri arasında da istatistiksel açıdan fark anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Öğrencilerin K vitamini ve fosfor alımının 2/3 RDA değerlerini aştığı görülmüştür. Genel olarak niasin, folat, magnezyum, kız öğrencilerin ise kalsiyum ve demir yönünden yetersiz beslendiği ve her iki grubun yarıya yakın kesiminin yetersiz enerji aldığı saptanmıştır. Kaldıkları yer neresi olursa olsun öğrencilerin toplam olarak sadece % 46.5'inin, günde 3-4 porsiyon meyve tükettiği belirlenmiştir. Öğrencilerin BKI'lerine göre meyve tüketim tercihleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). BKI şişman grubunda yer alanların % 68.8'i tatlı meyveyi tercih etmişlerdir. Erkek ve kız öğrencilerin günlük ortalama meyve tüketim miktarları açısından aralarında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Erkeklerin ortalama 128.67 gram, kızların ise ortalama 125.58 gram günlük meyve tükettikleri bulunmuştur. Tat numunelerini beğenme düzeylerinde, cinsiyete göre bir fark belirlenmemiştir (p>0.05) Erkek ve kız öğrenciler tatlılık oranı yüksek olan tatları ekşi tatlardan daha çok beğenmişlerdir. Öğrencilerin tat tercih puanlarıyla meyve tüketim miktarları arasında bir ilişki bulunmamıştır. Cinsiyete göre yapılan doğrusal regresyon analizleri sonuçlarına göre de hem kız hem erkek öğrencilerin yine bağımsız değişken olarak alınan tat tercih puanları bağımlı değişken olarak alınan meyve tüketim miktarlarının anlamlı bir yordayıcısı değildir. Türkiye'de yaşayan bireylerin tat/besin tercihine yönelik yapılacak araştırmalar, besin sektöründeki duyusal değerlendirmelere, tatlı olan besin tüketiminin azaltılması ve çocukların ekşi tat içeren besin tüketiminin artırılması adına stratejiler geliştirilmesinde yardımcı olabilir.
Türkiye kiraz ihracatının pazar gücü
Kiraz dünyada yetiştirme alanı geniş olan meyvelerden birisidir. Fakat ticari olarak üretimi Türkiye, ABD, Şili, Özbekistan, İspanya ve Kanada gibi ülkelerde yapılmaktadır. Kirazın küresel düzeyde en erken verilerine ulaşıldığı 1961 yılından 1980'li yıllara kadar üretiminde ve sınırlı da olsa ticaretinde ABD, Almanya, İtalya, SSCB, ve Fransa gibi ülkeler ön plandadır. Fakat 1980'li yıllarda hem kiraz yetiştiriciliği konusunda dünya çapında ilerlemeler kaydedilmesi hem de dış ticaretteki gelişmelerin etkisi ile Türkiye, Şili, ABD, Kanada, Özbekistan ve İspanya gibi ülkeler üretimde ve rekabette üstünlük sağlayıp ön plana çıkan ülkeler olmuştur. Yıllara ve mevsim şartlarına bağlı olarak üretim düzeyi değişmekle birlikte dünya kiraz üretiminde Türkiye açık ara lider konumda yer almaktadır. Coğrafi yapısı iklim şartları itibariyle kiraz üretiminde Türkiye avantajlı bir ülkedir. 1980 yılından itibaren kiraz yetiştiriciliğinde ve dış ticaretin serbestleşmesi konusunda olumlu gelişmelerin etkisi ile kiraz üretimi ve ticaretinde hızlı bir şekilde ön plana çıkmaya başlamıştır. Türkiye 2017 yılı itibariyle dünya kiraz üretiminin %25'ini karşılamaktadır. Fakat bu başarıyı henüz kiraz ihracatına yansıtamamıştır. Türkiye toplam dünya kiraz ihracatından sadece %5'lik pay almaktadır. Ayrıca Türkiye, kiraz üretiminin sadece %8-15'lik kısmını ihraç etmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada; Türkiye'nin kiraz ihacat piyasasındaki pazar gücü Yeni Endüstriyel Organizasyon yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. 1994-2017 dönemleri arasındaki yıllık veriler kullanılarak yapılan çalışmada; Hausman testi sonucunda eşanlılık ilişkisi elde edilemediğinden Görünürde İlişkisiz Regresyon (SUR) yöntemi kullanılmıştır. Yapılan ekonometrik analiz sonucunda; Türkiye'nin kiraz ihracat piyasasındaki pazar gücü katsayısı, 0,18 olarak hesaplanmıştır. Dolayısıyla Türkiye kiraz ihracatının oligopolistik bir yapıya sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Pazar Gücü, Kiraz İhracatı, Yeni Endüstriyel Organizasyon Yöntemi, Eşanlı Denklem Sistemi, Türkiye
Malatya Havzası ve çevresinde iklim özelliklerinin meyveciliğe etkisi
İnceleme alanını oluşturan Malatya Havzası, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nün batısında yer almaktadır. Kuzeyde Doğu Toroslar, güneyde Güneydoğu Toroslar arasında yer alan havza tektonik oluşumlu geniş tabanlı bir üçgen şeklindedir.Coğrafi konumu nedeniyle Malatya Havzası, Doğu Anadolu Bölgesi'nden farklı iklim özellikleri göstermektedir. Yörede karasal iklim özellikleri yaşanmakta olup, yaz mevsimi çevresine göre daha ılıman geçmektedir. Uzun yıllar 366.6 mm olan toplam yağışın büyük bölümü ilkbahar mevsiminde düşmektedir. Yıllık yağış miktarının az, yaz sıcaklıklarının yüksek olması şiddetli kuraklığın yaşanmasını sağlamaktadır. Havzada kaynak sularının azlığı ve mevcutlarının verimli kullanılamaması tarımda sulama sorununu doğurmuştur. Yağış ve sulamanın yetersizliği havzada yaşayan halkı zorunlu olarak meyveciliğe yöneltmiştir. Bu zorunluluk Malatya Havzası ve çevresini Dünya kayısı üretiminde I. sıraya yerleştirmiştir. Yörede kayısı ile birlikte kiraz, elma ve üzün ekonomik anlamada geniş alanlarda üretilen diğer meyve türleridir. Havzada yetiştirilen meyveler özellikle de kayısı iklim şartlarından önemli ölçüde etkilenmektedir. İlkbahar geç donları ve sonbahar erken donları ile birlikte diğer meteorolojik şartlar da havza genelinde meyve üretimini olumsuz etkilemektedir.Bu çalışmada, havza genelinde uzun dönem rasat yapan meteoroloji istasyonlarının verileri kullanılarak havzanın iklim özellikleri belirlenmiştir. Üretim miktarlarının düşük olduğu yıllar ile bahar mevsiminde düşük sıcaklıkların görüldüğü yıllar karşılaştırılmıştır. Ayrıca Malatya Meyvecilik Araştırma Enstitüsü'ne ait otomatik istasyonların verileri de kullanılmıştır.Sonuçta; Malatya Havzası ve çevresinde yaşanan iklim özelliklerinin havzada yetiştirilen meyve türleri için uygun olduğu görülmüştür. Ancak bazı yıllar ilkbahar döneminde yaşanan düşük sıcaklıkların özellikle kayısı üretimini olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. Üretimin düşük olduğu yıllarda yaşanan olumsuz havza şartlarının havza genelinde aynı ölçüde zarara yol açmadığı da belirlenmiştir. Havzada yaşanan bu farklılık jeomorfolojik özelliklerden kaynaklanmaktadır. Buna en çarpıcı örnek Yeşilyurt ve Battalgazi çevresidir. Yaşanan sıcaklık terselmesi nedeniyle Battalgazi'de meyvelerin düşük sıcaklıklardan etkilenme riski daha yüksektir. Bu nedenle havza genelinde çevresine göre çok alçak alanlar meyve yetiştirilmesi için uygun değildir.Anahtar Kelimeler: Malatya Havzası, Meyvecilik, Kayısı, İklim özellikleri, Sıcaklık terselmesi
Türkiye meyve üretim yörelerinin belirlenmesi konusunda bir deneme
ÖZET Yüksek Lisans Tezi Türkiye'nin Meyve Üretim Yörelerinin Belirlenmesi Konusunda Bir Deneme Esen DURMUŞ Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Anabilim Dalı ELAZIĞ - 2001, Sayfa : X-161 Bu çalışmada tarımsal bölge sınırlandırılmasında kullanılan çeşitli kriterlerin tesbiti ve bu konuda esas rolü oynayan başlıca unsurların tayini, bu unsurların ne şekilde gruplandmlmış olduklarını Türkiye'de ilçeler bazında meyve üretimine bağlı olarak ortaya koymaya çalışılmıştır, Ülkemizde ve dünyada daha önce yapılmış çalışmalara da değinerek bu çalışmaların ışığı aranda çalışmalar şekillendirildi. Böylece D.LE.'den 1992 - 1997 yıllarına ait altı yıllık ortalama üretim değerleri ile meyvelerin yetişme koşullan, ülkenin yüzey şekilleri ile iklim unsuru birlikte değerlendirilerek 36 meyvenin dağılış haritaları oluşturulmuştur. Bu haritaların üst üste çakıştınlması sonucunda 28 ayrı meyve ürerim yöresi belirlenmiştir. Bu yöreler belirlenirken meyveciliğin yapılmadığı ya da çok az yapıldığı alanlarda kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Ülkemizin hemen her yerinde yapılan coğrafi etütlerle, bu alanların fiziki ve beşeri coğrafya koşullan büyük ölçüde incelenmesi sonucunda ülkenin topografik bir zenginliğe sahip olduğu, iç kısımların sanıldığı gibi yüksek ve engebeli alanlar özelliği göstermediği, bölge içinde meydana gelen topografik farklılıklar, yani ovalık alanlar, havza tabanları, depresyonlar ve yükseltinin azaldığı alanlar bölgelerin tek bir çizgide çizilmesinin mümkün olmadığını ve ülkemizde çeşitli kriterler ışığında farklı bölüm ve yörelerin belirlenmesi gerektiği gözlemlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER; Tarımsal bölge, Tarımsal yöre, Meyve üretim yöresi, Meyvecilik. n
Şeker pancarı küspesi selülozundan karboksimetil selüloz üretimi ve meyvelerin bozulmalarının geciktirilmesinde koruyucu film tabakası olarak kullanılması
Şeker pancarı küspesi şeker endüstrisi yan ürünüdür ve yıllık olarak önemli miktarda üretilmektedir. Kurutulmuş şeker pancarı küspesinin lignoselülozik kısmı % 22-30 selüloz içerir. Selüloz, birbirine p\l-4-glikozidik bağlan ile bağlı uzun D-glukoz zincirlerinden ibaret olan büyük molekül ağırlıklı polidispers bir polimerdir. Çeşitli uygulamalarda kalınlaştırıcı ve topaklaştırıcı olarak kullanılan sodyum karboksimetil selüloz gibi iyonik olarak sübstitüe olmuş suda çözünebilir selüloz türevleri önemli bileşiklerden birisidir. Karboksimetil selüloz kompleksler oluşturur ve sulu kaplama sistemlerinde kullanılır. Ayrıca, karboksimetil selüloz akış özelliklerini düzeltmek için ilaç, kozmetik, gıda endüstrisi ve meyve yüzeylerinin kaplanmasında yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bu çalışmada, şeker pancarı küspesinden selülozun ekstraksiyonunda selüloz verimine ekstraksiyon süresi, sıcaklık ve alkali konsantrasyonu gibi çeşitli faktörlerin etkisi incelenmiştir.IV Şeker pancarı küspesinden farklı ekstraksiyon koşulları ile elde edilen selülozun instrinsik viskozite ve molekül ağırlığı değerleri Mark-Houwink-Sakurada eşitliğine uydurulmuştur. Bu, instrinsik viskozitenin bilinmesi durumunda şeker pancarı küspesinden elde edilen selülozdan hazırlanan çözeltilerin ortalama molekül ağırlıklarının bilinmesine yarar. 10-60 °C arasındaki 6 farklı sıcaklıkta ve 7 farklı konsantrasyon seviyelerinde selüloz çözeltilerinin viskozitelerine sıcaklık ve konsantrasyonunu etkileri incelenmiştir. Viskoziteye sıcaklık ve konsantrasyonun birlikte etkisini tarif eden eşitlikler türetilmiştir. Selülozdan karboksimetil selüloz üretiminde karboksimetilasyon işlemi çözücü, alkali konsantrasyonu, asit konsantrasyonu, süre ve reaksiyon sıcaklığına göre optimize edilmiştir. Karboksimetil selüloz çözeltilerinin akış davranışı 20-30 °C sıcaklık ve 5-30 kg/m3 konsantrasyon aralığında bir döner viskozimetre ile belirlenmiş ve kayma hızı ile kayma geriliminin değişimi non-lineer regresyon analizi ile çeşitli reolojik modellere uydurulmuştur. 5-30 kg/m3' lük karboksimetil selüloz çözeltilerinin akış davranışı en iyi Ostwald-de Waele modeline uymuştur. Görünür viskozite, akış davranış indeksi ve akışkanlık sabitine sıcaklık ve konsantraasyonun birlikte etkisini ifade eden eşitlikler geliştirilmiştir. Şeftali, elma, armut ve mandalina gibi meyveler, depolama sırasındaki raf ömürlerini uzatmak ve meyvelerin bozulmalarını geciktirmek için şeker pancarı selülozundan elde edilen karboksimetil selüloz içeren farklı emülsiyonları püskürterek oluşturulan filmler ile kaplanmıştır. Meyveler 25 °C de ve % 75 bağıl nem içeren bir meyve depolama kamarasında depolanmıştır. Hasat sonrası raf ömrünü uzatmada ve meyvelerin kalitelerini korumada kaplama işleminin etkilerini belirlemek için, depolama süresince kaplanmış örneklerin ağırlık kaybı, pH, titre edilebilir asitlik, suda çözünebilir kuru madde ve askorbik asitte meydana gelen değişimler kaplanmamış örneklere kıyasla periyodik olarak incelenmiştir. Kaplama işleminin meyvelerin depolama süresini uzatmada etkili olduğu ve film emülsiyonlarının her bir meyve için aynı etkiyi göstermediği bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Şeker pancarı küspesi, selüloz, karboksimetil selüloz, ekstraksiyon, reoloji, meyve kaplama.
Soğutma etkinliğinin artırılması için soğutma ortamında farklı hava hızları meydana getirilerek meyvelerin iç sıcaklık değişimlerinin deneysel olarak incelenmesi
SOĞUTMA ETKİNLİĞİNİN ARTTIRILMASI İÇİN SOĞUTMA ORTAMINDA FARKLI HAVA HIZLARI MEYDANA GETİRİLEREK MEYVALARIN İÇ SICAKLIK DEĞİŞİMLERİNİN DENEYSEL OLARAK İNCELENMESİ (Yüksek Lisans Tezi) Murat Ahmet ÖKMEN GAZI ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Ocak 1999 ÖZET Üretilen meyvaların bozulmadan saklanması için belirli sıcaklık şartlarında muhafaza edilmesi gerekir. Yapılan çalışmada, imal edilen soğuk kabin içerisinde farklı fan hızları ve soğutma kademelerinde çeşitli meyvaların (Greyfurt, Portakal ve elma) meyva yüzeyinden (kabuktan) merkeze olan ısı dağılımı deneysel metot kullanılarak incelenmiş deney sonuçlan tablolarla gösterilmiş ve bunlara bağlı olarak grafikler çizilerek fan hızları ile oluşan sıcaklık dağılımları incelenmiştir. Bilim Kodu : 255.08.00 Anahtar Kelimeler : Soğutma, Cebri soğutma, meyva soğutulması Sayfa Adedi : 127 Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. Kurtuluş BORAN
Türkiye`de yaş meyve-sebze ticareti ve toptancı hallerinin işleyişi (Trabzon Toptacı Hali örneği)
Yaş meyve sebze ürünleri, Türkiye gibi uygun iklim ve toprak koşullarına sahip bir ülke için hem yurtiçi hem de yurtdışı ticarette önemli bir ürün grubunu oluşturmaktadır. Yılda yaklaşık 30.000.000 ton olarak gerçekleşen üretimin ancak 1.000.000 tonu ihraç edilebilmektedir. İç tüketimde ise üretici ürününe hakettiği fiyatı alamamakta, tüketici de ancak yüksek fiyatları ödeyerek bu ürünleri satınalabilmektedir. Bu olumsuzluklar, yaş meyve ve sebzelerin üretiminden, pazarlamasına kadar bir takım noksanlıkların olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, ülkemizde bu ürünlerin üretiminin öncesinde, üretiminde, toplanmasında, depolanmasında ambalajlama ve taşımasında, fiyatlandırma ve satışında ve ihracatlarında yerine getirilmesi gereken bir dizi alt yapı faaliyetine ihtiyaç olduğu görülmektedir. Bunun yanında bu ürünlerin ticaretinde toptancı halleri ayrı bir önem taşımaktadır. Bu hallerin yasal yapısı, kuruluşları, faaliyetleri ve ülke içerisindeki dağılımları yaş meyve ve sebze ticaretinde önemli bir rol oynamaktadır. Yaş meyve ve sebze ürünlerinin gerek ülke ekonomisi, gerekse üretici ve tüketiciler için hakettikleri değeri almalarında, tüm bu faaliyetlerin gözardı edilmemesi gerekmektedir. VII. T.C YÜKSEKÖĞRETİM MJKJM DOKÜMANTASYON MStli^i
Batı Antalya bölgesinde portakal üretimini etkileyen çevresel ve bitkisel faktörlerin analizi ve bir regresyon modellemesi
Dünya nüfusunun sürekli artması, bu artışla orantılı olarak tüketim miktarlarının da artması, diğer taraftan, üretim alanlarının sınırlılığı ülkeleri üretimde maksimum verimliliğe yönlendirmektedir.Bu tez çalışmasında, Finike ve Kumluca bölgesi portakal üretimini etkileyen faktörler incelenmiştir. Çalışma da kullanılan veriler, anket ve ikincil verilerden faydalanılarak elde edilmiştir. Bu bölgede 61.270 dekar alanda portakal yetiştirilmektedir ve bu alanın %10,07'lik kısmına (6.168 dekar) ait veriler 65 çiftçi ile yapılan anketler yoluyla elde edilmiştir. Çalışmada, ikincil veri olarak iklim verilerinden faydalanılmıştır. Toprakla ilgili verilerin önemli bir bölümü, anket ve bölge laboratuarların da yapılan araştırmalardan elde edilmiştir.Çalışmada, üretimi etkileyen faktörler, iklim faktörleri ve iklim dışı faktörler olarak iki gruba ayrılmıştır. Bu yapı üzerinden faktör analizi uygulanmıştır. Sonuç olarak, iklim faktörlerinin bağımsız değişken olduğu, bir diğeri ise iklim dışındaki tüm faktörlerin bağımsız değişken olduğu iki ayrı regresyon modeli elde edilmiştir.Her iki modelin de çıktısı, yani, bağımlı değişkeni ağaç başına portakal üretim miktarıdır. Her iki regresyon modeli verilerle test edildiğinde, modelin çıktısı olan ağaç başına üretimle bağımsız değişkenler arasında anlamlı ilişki olduğu gözlenmiş ve üretim rakamlarının tahmin edilmesinde %90'lara varan oranda isabetli sonuçlar elde edilmiştir.
Akdeniz için birlik anlaşması ve Türkiye'nin değişen yaş meyve ve sebze ticareti: Akdeniz kısmı denge ticaret modeli ile bir uygulama
Barselona Süreci tarafından ilk adımları atılmaya başlanan Akdeniz İçin Birlik Anlaşması, AB ile Akdeniz Bölgesi ülkeleri arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açılmasını sağlamıştır. Türkiye'de yakın zamanda bu anlaşmayı imzalayarak bu ilişkinin bir parçası olmuştur. Anlaşmanın ana hedeflerinden biri, Akdeniz Bölgesi'nde serbest bir ticaret alanının kurulması olarak belirlenmiştir. Bu çalışma, oluşturulacak tarımsal serbest ticaret alanının, Türkiye'nin yaş meyve ve sebze ticareti üzerindeki etkilerini incelemektedir. Akdeniz Kısmi Denge Tarım Ticaret Modeli (AMTM); Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ve de Akdeniz ülkeleri üzerinde değişen politika etkilerinin ölçülmesinde kullanılmaktadır. Simülasyon sonuçları AB'nin model ürünlerindeki tam liberalizasyonunun, Türkiye'nin ticaret deseninde önemli bir değişime neden olmadığını göstermekte iken bunun yerini zeytin ve domates pazarındaki karşılıklı liberalizasyon aldığında Fas'ın AB'ye ihracatı, Türkiye'nin aynı istikametli ihracatı ile küçük bir oranda yer değiştirmektedir.