Event of September 11th

59 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Afganistan

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra savaş suçlularının yargılanması için Nüremberg ve Tokyo Uluslararası Askeri Ceza Mahkemeleri galip devletler tarafından kurulmuştur. Bu mahkemeler galip devletler tarafından kurulduğu için birtakım eleştirilere maruz kalsa da uluslararası hukukun gelişmesi konusunda sağladığı katkılar neticesinde günümüzde hukukçular tarafından olumlu gözle bakılmaktadır. Bu çalışmada, iki mahkemenin ardından Eski Yugoslavya ile Ruanda ve diğer ad hoc niteliğine sahip uluslararası ceza mahkemelerinin BMGK'nin aldığı kararlarla kurulmuş olması, UCM'nin kurulma sürecinin hızlanmasına neden olmasıyla beraber önemli rol oynadığına değinmektedir. Aynı zamanda UCM'nin bağımsız, evrensel ve daimi olmasına ve içerdiği suçları işleyen kişiler hakkında ve tabi oldukları ülkelerde sürdürmüş olduğu davalara da yer verilmektedir. Diğer yandan Afganistan'da Sovyetler Birliğiyle yaşanan çatışmalar, bitmeyen iktidar kavgası ve 11 Eylül terör saldırılarından sonra gündeme gelen gelişmeler ele alınmasıyla birlikte Taliban'ın tekrar hükümete karşı başlattığı silahlı mücadeleri ve çatışmalar sırasında taraf olan bütün taraflar tarafından işlenen ağır suçlar incelenmektedir. Bu amacı göz önünde tutarak, Afganistan UCM'nin bir taraf ülkesi olarak Savcılık Bürosu tarafından öne sürdürülen ön incelemeler karşısında barış ve adaletin sağlanması için hukuki yükümlülüğü gözden geçirilmektedir. Aynı zamanda Afganistan'da barış, güvenlik, istikrarın neden sağlanamamasına ilişkin ve hükümet kurumlarına devam eden yolsuzluğa değinilmeye çalışılmaktadır. Anahtar Sözçükler: Uluslararası Ceza Mahkemesi, Roma Statüsü, Afganistan, Taliban, 11 Eylül Terör Saldırısı ve ABD.

11 Eylül 2001 olayıAfganistanTaliban+3
Khangul Rahımı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Güvenlikleştirme Bağlamında 11 Eylül Sonrası ABD'nin Ortadoğu Politikası

11 Eylül 2001 terör saldırıları ABD'nin güvenlik anlayışında bir değişim meydana getirmiştir. Soğuk Savaş döneminde komünizmi tehdit olarak algılayan ABD, 11 Eylül saldırılarının ardından terörizme karşı savaş başlatmıştır. ABD 11 Eylül 2001 terör saldırısıyla güvenlik tarihinde yeni bir sürece girerek, tehdit algılamalarını da bu olaya dayandırarak şekillendirmiştir. 11 Eylül 2001'deki terör saldırılarının ardından ABD'nin Ortadoğu politikası, güvenlikleştirme kavramı çerçevesinde yeniden şekillenmiştir. 11 Eylül 2001 tarihinden sonra ABD güvenlik algılamalarında gittiği değişikliklerle birlikte kendisine yönelebilecek tehditleri önceden tespit edip ortadan kaldırmaya yönelik politikalar izlemeye başlamıştır. Bu dönemde, terörizmle mücadele ve ulusal güvenlik tehditleri ve algılamaları ABD'nin bölgedeki stratejik kararlarını belirleyen temel unsurlar haline gelmiştir. ABD, güvenlikleştirme yaklaşımını benimseyerek, terör ve terör örgütleriyle mücadele adı altında bölgesel ve yerel askeri müdahaleler ve güvenlik iş birliklerini artırmıştır. Irak ve Afganistan'a yönelik askeri harekâtlar, bu stratejinin en somut örnekleri olarak öne çıkmaktadır. Ortadoğu'da ekonomik ve ticari çıkarları, enerji güvenliğinin sağlanması, İsrail'in güvenliği, ABD'nin güvenliği ve terörle mücadele gibi çıkarları bulunan ABD, 11 Eylül sonrası güvenlikleştirme politikalarını kullanarak Ortadoğu'da varlığını artırmıştır. İran nükleer sorunu, Suriye krizi, Arap Baharı süreci ve İsrail-Filistin meselesi bu bağlamda değerlendirilmektedir. Tezin amacı 11 Eylül sonrası ABD'nin güvenlikleştirme politikalarının, ABD'nin Ortadoğu'daki hedefleri ve uygulamaları üzerindeki etkilerinin analiz edilmesidir. Bu çalışma, güvenlikleştirme çerçevesinde 11 Eylül sonrası ABD'nin Ortadoğu politikasının nasıl dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Çalışmanın hipotezi, ABD'nin 11 Eylül sonrası güvenlikleştirme politikalarını araçsallaştırarak Ortadoğu'daki çıkarlarını devam ettirdiği iddiasıdır. Bu kapsamda ABD 11 Eylül saldırılarının ardından güvenlikleştirmeyi araçsallaştırarak Ortadoğu'daki çıkarlarını devam ettirmiş ve Ortadoğu'da askeri varlığını artırmıştır.

11 Eylül 2001 olayıUluslararası güvenlik
Öznur Çimen
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessEN

The USA's perception and politics of security and terrorism before and after September 11

The attacks on the USA on September 11, 2001 have been called a turning point. These attacks have affected the whole world in terms of their consequences and repercussions. Having experienced terrorism before 9/11, the USA took measures and took steps in line with its security policies after these attacks. Within the scope of the Bush Doctrine, he developed a policy of war on terror. Within the scope of this policy, Afghanistan and Iraq were occupied. Bush declared Iraq, Iran and North Korea the "axis of evil" states because they aid terrorism, possess various weapons of mass destruction, and pose a threat to global peace and security. After the September 11 attacks, the US policies tended to act unilaterally, leaving the tendency to act with multilateral coalitions. This situation shows the desire to freely design the new world order in which the USA has established its hegemony. In particular, the lack of sufficient evidence of weapons of mass destruction after the invasion of Iraq on the grounds of weapons of mass destruction is one such example. In this study, the terrorism experiences and security policies of the USA before and after these attacks were examined. In this direction, the extent to which the US perception of terrorism has changed and how important terrorism is to US policies have been investigated. By examining the relations between the USA and the axis of evil before and after September 11, it has been investigated how much September 11 affected these relations and whether the September 11 attacks changed the direction of these relations.

Event of September 11thUnited States of AmericaBush, George+5
Tuğçe Nur Dursun
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Terör ve ekonomik kriz olgularının yumuşak güç unsuru olarak turizme etkileri: 11 Eylül saldırıları ve 2008 krizi üzerinden bir inceleme

Turizm, esnek, heterojen ve hizmet yoğun özelliklere sahip hassas bir endüstridir ve dünyadaki her olaydan olumlu veya olumsuz etkilenmektedir. Buna istinaden, bu duruma verilebilecek en önemli örnekler arasında, 11 Eylül 2001 Saldırıları ve 2008 Küresel Ekonomik Krizi yer almaktadır. Çalışmanın amacı, kırılgan bir endüstri olan turizmle, ekonomik krizler ve terör saldırıları arasındaki ilişkinin 11 Eylül 2001 terör saldırıları ve 2008 Ekonomik Krizi örnekleri üzerinden incelenmesidir. Çalışmada, hassas bir niteliğe sahip olan turizmin hem terör saldırılarından hem de ekonomik krizlerden etkilendiği savunulmakta olup etki düzeyleri ve şekilleri saptanmaktadır. Çalışmanın amacına ulaşmak için, uluslararası ölçekte en önemli olaylar olarak bilinen 11 Eylül 2001 saldırıları ve 2008 Ekonomik Krizi'nin turizme olan etkileri ve yansımaları üzerine odaklanılmıştır. Bu bağlamda, elde edilen veriler irdelenerek, terör saldırılarının ve ekonomik krizlerin turizm ile ilişki düzeyi ve etki derecesi ortaya konmuştur. Nitel araştırma modeli kullanılan bu çalışmada içerik analizi yöntemlerinden sıklık analizi kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini, 11 Eylül 2001 terör saldırıları ve 2008 Ekonomik Krizi konularına hakim ve cevap verebilirliği olan akademisyenler ile bu olgular hakkında görüş ve bilgiye sahip, turizm işletmelerinde şuan yönetici konumunda bulunanlar oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklem büyüklüğü, maksimum çeşitlilik örnekleme stratejisi kullanılarak ve 30 katılımcı ile görüşülerek oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Terör, 11 Eylül 2001 Saldırıları, 2008 Küresel Ekonomik Krizi, Turizm.

11 Eylül 2001 olayıEkonomik kriz 2008Ekonomik kriz+6
Çiğdem Mutlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

11 Eylül 2001 sonrası Pakistan'ın terörizmle mücadelesinin Afganistan milli güvenliğine etkisi

Pakistan ve Afganistan iki sınır ülke olmalarının ötesinde pek çok ortak özelliklere sahiptir. Bu ülkelerin geçmişten kalan sorunları (Durand Hattı ve Peştunistan Meselesi) vardır. Bu sorunlara ek olarak özellikle 1979 SSCB'nin Afganistan işgalinden sonra Pakistan-Afganistan arasında dini aşırıcılık yanlısı gruplar, terör örgütleri ve terörizm olgusu gibi konular bu ülkeleri, bölgeyi ve uluslararası güvenliği tehdit edecek olan meseleler olarak ortaya çıkmıştır. Terörizm olgusu, 1990'lardan günümüze kadar Afganistan ve Pakistan'ın en büyük sorunlarından biri olarak ve her iki ülke de kendi topraklarında terörizm kanserine karşı hayatta kalma mücadelesi vermektedir. 11 Eylül 2001'de Amerika Birleşik Devletleri'ne (ABD) karşı yapılan terörist saldırıları ABD'nin uluslararası bir koalisyon ile 'Terörizme Karşı Savaş' adlı operasyonu ile Afganistan'da müdahalede bulundu. Pakistan da bu savaşta ABD'nin yanında yer alarak Afganistan konumunda terörizme karşı mücadelede aktif rol oynadı. Uluslararası koalisyon güçleri ve Pakistan mücadelenin ilk yıllarında terörist gruplarını etkisiz hale getimeyi başardı, terörist grupları büyük kayıplara maruz kaldılar ve birçoğu Afganistan-Pakistan sınırındaki eyaletlere kaçtılar ve kendilerine sığınak buldular. Fakat sonraki yıllarda bu gruplar daha aktif hale gelerek Afganistan ve Pakistan devletlerine karşı daha şiddetli ve etkileyici eylemlere başvurdular. Bu dönemden sonra her iki ülkede bir terörizm dalgası ve siyasi aktörlerle karşı karşıya kalmıştır ve politika yapıcıları terörizmle mücadele stratejilerini etkin bir şekilde uygulamak ve barışı sağlamak için çözümler bulmaya çalışmıştır. Bu kapsamda araştırmanın amacı 11 Eylül 2001 Sonrası Pakistan'ın Terörizmle Mücadelesinin Afganistan Milli Güvenliğine Etkisinin incelenmesidir. Bu araştırma şu sorulara cevap aramaktadır. Pakistan'ın terörizmle mücadelesi Afganistan güvenliğini nasıl ve hangi yönde etkiledi? Pakistan Afganistan'da ne arıyor? Pakistan'ın Afganistan'da aradığı faydalar nelerdir? Pakistan'ın ulusal çıkarları, Afganistan'daki terörist grupları ve Taliban'ı destekleyerek ve güçlendirerek güvence altına alınacak mı?

11 Eylül 2001 olayıAfganistanGüvenlik+4
Gulbeddın Rahımı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

11 eylül sonrası Amerikan sinemasında öteki'nin sunumu

1890'lı yıllardan sonra çekilmeye başlanan ilk sessiz filmlerden günümüze kadar sinemanın ekonomik, sosyal, kültürel ve ideolojik bir enstrüman konumunda olduğu görülür. ?Yedi Peçelinin Dansı? (1893), ?Fatıma Dansları? (1896) ve ?Arap? (1897) gibi kısa filmlerle başlayan ilk `oriental' klişeler ve kurgular özellikle de sinemanın ideolojik bir aygıt/güç olarak kullanılmasına tanıklık etmektedir.Amerikan Sineması olarak da bilinen Hollywood, farklı stereotip temsillerinin sıkça tasvir edildiği bir platform olup her dönemde kendi öteki'sini oluşturan/kurgulayan ve tanımlayan bir endüstriyi ifade etmektedir. 1990'lı yıllardan sonra Amerikan sinemasında öteki sunumunun Araplar/Müslümanlar üzerine yoğunlaşıldığını ele alan bu çalışmada, 11 Eylül 2001 sonrası ABD'de yaşanan olaylardan esinlenerek yapılan filmlerdeki ?öteki? sunumlarının incelenmesi amaçlanmış ve ?öteki? kavramından hareketle `Doğulu/Arap/Müslüman' tasvirinin Oryantalizm düşüncesiyle bağlantısı açıklanmaya çalışılmıştır.11 Eylül sonrası (9/11) ?Terörle Savaş? iklimi, Hollywood'un politik-gerilim filmleri aracılığıyla yeni bir kültürel dolaşımı da beraberinde getirmesinden hareketle, The Kingdom (2007) ve The Hurt Locker (2008) politik-gerilim filmlerinde bu dolaşımın yansımaları değerlendirilmiştir. İncelenen bu filmlerde `Doğulu/müslüman/onlar' imgeleri ile `Batılı/kahraman/biz' karşıtlığını içeren imgeler, Söylem Analizi Yöntemine göre çözümlemeye alınmıştır. Çözümleme neticesinde gerek film diyaloglarının ve görüntünün ideolojik boyutunun, gerekse karakter betimlemeleri ve mekân tasvirlerinin ?öteki? sunumunda büyük rol oynadığı gözlenmiştir. Oryantalist söylemdeki klişelerin, örnekleme alınan film yapımlarına açık ya da örtük bir biçimde eklemlendiğine, doğu kurgusunun ve doğulu tiplemelerin ?tehdit ve düşman? metaforlarıyla desteklendiğine ulaşılmıştır.

11 Eylül 2001 olayıAmerikan sinemasıHollywood+6
Yunus Namaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

NATO'nun 2001 Afganistan müdahalesinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin rolü

Dünya üzerinde barışın ve istikrarın sağlanması ile korunması, tüm devletlerin ortak düşüncesi ve hedefidir. Bu konu ile ilgili uluslararası hukukta birçok görüşmeler yapılmış ve anlaşmalar imzalanmıştır. Ancak değişen ve gelişen dünya düzeninde, devletlerin birbirleriyle olan ilişkilerinde barışın ve istikrarın sürdürülmesi hiç mümkün olmamıştır. Bu konuyla ilgili olarak, insanlık tarihi var olduğu günden itibaren büyük yıkım ve savaşlar yaşamıştır. Bu savaşlar ve yıkımlar sonucunda dünya siyasi haritası yeniden şekillenmiş ve şekillenmeye devam etmektedir. Uluslararası terörizmle mücadelenin etkin bir şekilde yürütülebilmesi, uluslararası iş birliğini de beraberinde getirmektedir. Uluslararası terörizmle mücadelede sayıca fazla bölgesel ve uluslararası birliklerin varlığına rağmen, terörizmle mücadele stratejileri hala yetersiz durumdadır. Birleşmiş Milletler ve NATO terörizmle mücadelede etkin olmasının yanında yürütülen faaliyetlerde ve ülkeler arası iş birliğinde yönlendirici bir örgüt olmuştur. 11 Eylül terör eylemlerinden sonra bu saldırıların sorumlusunun Afganistan'ın yönetiminde bulunun Taliban yönetimi ve El Kaide terör örgütünün olduğu tespit edilmiştir. Amerika, İngiltere'nin de desteği ile 7 Ekim 2001 tarihinde Taliban yönetimde bulunan Afganistan'a yönelik olarak Sonsuz Özgürlük Operasyonu'nu başlatmıştır. Harekât sonucunda Taliban yönetimine son verilmesi sonucunda Afganistan'da ortaya çıkabilecek otorite boşluğunu önlemek ve Afganistan'ın yeniden yapılandırılması ve güvenliğinin sağlanması amacıyla içerisinde Türkiye'nin de yer aldığı Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti (ISAF) oluşturulmuştur. Türkiye, Atatürk'ün "Yurtta barış, dünya barış" düşüncesi ile Kore Savaşı'ndan bu yana dünya barışının sürdürülmesine yönelik katkılarda bulunmuş ve bulunmaya da devam etmektedir. Afganistan'da, Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti (ISAF) komutasında birçok operasyona katılan Türk Silahlı Kuvvetleri sorumluluk alanında ve katıldığı operasyonlarda Afgan halkı ile hiçbir sorun yaşamadan Afganistan'ın yeniden inşasında ve güvenliğinin sağlanmasında aktif olarak görevler almaya devam etmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri, barışı destekleme operasyonlarına yönelik olarak Afganistan'da olduğu gibi Kore'de, Bosna'da, Kosova ve Somali'de de büyük katkıları olmuştur. Günümüzde Türk Silahlı Kuvvetleri, dünya barışının oluşturulmasında ve devamlılığın sağlanmasında Birleşmiş Milletler ve NATO gibi uluslararası örgütlerin vazgeçilmez unsuru olmaya devam etmektedir. Özellikle de katıldığı barışı destekleme operasyonlarıyla Türk Milleti'nin barışçıl bir millet olduğunu gözler önüne sermektedir. Anahtar Kelimeler: Afganistan, 2001 Müdahalesi, Türk Silahlı Kuvvetleri, NATO, ISAF, Sonsuz Özgürlük Operasyonu.

11 Eylül 2001 olayıAfganistanISAF+5
Ekrem Kılıçaslan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

11 Eylül sonrası Afganistan - Amerika Birleşik Devletleri ilişkileri : 2001-2014

Bu çalışmanın amacı, 11 Eylül 2001'de gerçekleşen terörist saldırılar sonrası Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Afganistan arasındaki ilişkileri incelemektir. Bu amaçla, öncelikle taraflar arasındaki ilişkileri etkileyen temel faktörler (coğrafya, yolsuzluk, uyuşturucu ticareti, askeri müdahaleler) ve dış aktörlerin bölgeye yönelik olarak izledikleri politikalar ve ilişkilerin kronolojik akışı üzerine odaklanılmıştır. Üçüncü bölümde, 11 Eylül sonrasındaki ikili ilişkiler temel alınmıştır. Burada özellikle H. Karzai'nin yönetimde bulunduğu zamandaki politik tercihleri ve NATO bünyesinde bölgeye yönelik olarak izlenen politikalar incelenmiştir. Sonuç bölümüne gelmeden önce ABD başkanlarının dış politika stratejileri üzerinde durulmuştur.

11 Eylül 2001 olayıAfganistanAmerika Birleşik Devletleri+2
Muhammad Ibrahım Tahıry
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

ABD ve İsrail'in dış politika stratejilerinin Soğuk Savaş sonrasında Ortadoğu'daki güç dengesi değişimine etkileri

Orta Doğu bölgesi gerek stratejik konumu, gerekse sahip olduğu kaynaklar açısından dünyanın en önemli bölgelerindendir. Stratejik öneme sahip olan bu bölgede Soğuk Savaş döneminden bu yana süper güçlerin ilgisi artarak devam etmiştir. ABD, 1945'ten sonra Sovyetler tehdidini bölgede engellemek ve Sovyetler Birliği'nin yayılmasını engelleme yönünde stratejiler geliştirmiştir. 1948 yılında İsrail Devleti'nin de kurulmasıyla bölgede önemli bir müttefik kazanılmış ve Orta Doğu politikalarını da İsrail'in güvenliği üzerine kurmuştur ve buna göre şekillendirmiştir.Soğuk Savaş dönemi ve sonrasında ABD dış politikasında alınan kararlarda teorilerin ve teorik yaklaşımların da yadsınamaz bir etkisi olmuştur. Bu çalışmada Soğuk Savaş sonrası Amerika ve İsrail'in dış politikasının genel yapısı incelenmiş ve bu dönemde ortaya çıkan teorik yaklaşımlar açıklanarak, Amerikan dış politikasına olan etkileri tartışılmıştır.Soğuk Savaş sonrası Orta Doğu'yu değişime sürükleyen önemli gelişmeler üzerinde durularak, ABD'nin ve İsrail'in bölgedeki politikaları ve bu politikaların bölge devletlerine olan etkileri açıklanılmıştır. 11 Eylül dönemi de çalışmanın kapsamında değerlendirilerek, günümüze olan etkileri analiz edilmiş, ABD ve İsrail'in bu dönemden sonra Orta Doğu'daki değişen politik yaklaşımları açıklanmıştır.Anahtar Kelimeler: Orta Doğu, ABD ve İsrail dış politikası, 11 Eylül, Uluslararası ilişkiler.

11 Eylül 2001 olayıAmerika Birleşik DevletleriGüç dengesi+4
Esin Benhür Aktürk
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nin terörizmle mücadelesinde 11 Eylül saldırılarının etkisi

Terörizm, tarih boyunca var olmuş bütün devletler için tehdit iken ancak 11 Eylül saldırılarından sonra ne kadar büyük bir tehdit olduğu daha iyi anlaşılmıştır. Bu konuda başta Birleşmiş Milletler ve NATO olmak üzere Avrupa Birliği bünyesinde de terörizmle mücadele yollarıyla ilgili birçok düzenleme yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı özellikle 11 Eylül saldırılarının Avrupa Birliği'nin terörizmle mücadelesindeki etkilerinin araştırılmasıdır.Terörizmle mücadele adına 11 Eylül sonrasında Birliğin ``Dış Güvenlik ve Savunma'dan'' ``Adalet ve İçişleri'' politika dallarında birçok değişim gerçekleşmiş ve temel hak ve hürriyetlerin kısıtlanması yoluna gidilmiştir. Yaptığım çalışma da ise, 11 Eylül saldırıları sonrasında Avrupa Birliği'nin terörizmle mücadelesinde, ``Güvenlik Politikaları'nın'' geçirdiği değişim incelenmektedir.Bu anlamda tezin birinci bölümünde terörizm kavramı ve 11 Eylül saldırılarının önemi incelenmiştir. İkinci bölümde 11 Eylül saldırıları öncesinde AB'de terörizm algısı ve güvenlik politikalarından söz edilmiştir. Son bölümde ise 11 Eylül sonrasında Birliğin ``Dış Güvenlik'' ve ``Savunma'' politikalarında meydana gelen değişimler açıklanmıştır.

11 Eylül 2001 olayıAvrupa BirliğiSavunma politikası+4
Erol Arslan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası terörizm ve 11 eylül sonrasında Türkiye'nin terörizmle mücadelesi

Zaman, ne kadar değişirse değişsin, terör değişmeyecektir. Ancak zamanla birlikte kullanılan yöntemler değişecektir. İnsanlık var olduğu sürece de var olmaya devam edecektir. Türkiye, yıllardır terörle mücadele vermekte ve mevcut konumu itibariyle de vermeye devam edecek gibi görünmektedir. 11 Eylül saldırıları terörün boyutlarını anlama açısından, diğer dünya devletlerinin özellikle de güçlü devletlerin Türkiye'yi anlamasında empati kurmalarına yardımcı olmuştur. 1960'lardan beri değişik adlar altında terörle mücadele eden Türkiye ise onları en iyi anlayan devletlerden biri durumundadır.Bir problemin ortadan kaldırılması için kaynağına kadar inmek gerekir. Terörün oluşma sebepleri sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel, dini vb. açılardan ele alınıp değerlendirilmeli, sonuçlar bilimsel ortamlarda tartışılmalı ve kalıcı çözüm önerileri üretilerek uygulamaya geçirilmelidir.Ayrıca terör konusunda uzmanlaşmaya gidilmelidir. Gerek güvenlik kuvvetleri ve gerekse o bölgedeki yöneticiler terör konusunda uzmanlaşmalıdırlar. Ayrıca sadece teröre yönelik çalışmalar yapan, meydana gelen veya gelebilecek olayları analiz eden ve bu konuda bilimsel çalışmalar yapan strateji merkezleri oluşturulmalıdır.Terör sorunu, terörün her türlü boyutunun ve terör örgütlerinin tüm özelliklerinin akademik bağlamda ele alınıp irdelenmesi, ilgili tüm kurum ve kuruluşların katılımı ve destek vermesiyle çözülebilir. Ama her şeyden önce, toplum iyi bir eğitimle terör konusunda bilgilendirilmeli hatta bilinçlendirilmelidir. Teröre karşı toplu bir bilinçlenme söz konusu olduğu taktirde hiçbir terör örgütü kaynak ve destekçi bulamayacaktır.Anahtar Kelimeler : Terör, Uluslararası Terörizm, Bölücü Terörizm, Çözüm.

11 Eylül 2001 olayıTerörizmTerörle mücadele+2
Ramazan Kutlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

11 Eylül sonrası değişen güvenlik paradigmaları ışığında NATO'nun dönüşümü ve Türkiye'ye etkileri

Bu tez, 11 Eylül sonrası dönemde NATO'nun güvenlik algısının değişimi ve bu değişimin üye ülkelerden Türkiye Cumhuriyeti güvenliğine olan etkilerine odaklanmaktadır. Tez kapsamında öncelikle dönemsel olarak değişim gösteren güvenlik kavramı ile güvenliğin realizm perspektifinden nasıl anlaşıldığının kavramsal çerçevesi tartışılmaktadır. Müteakiben, NATO'nun özellikle 11 Eylül sonrası dönemde geçirdiği dönüşüm ve güvenlik algısındaki değişiklikler tarihsel olarak incelenmiştir. Tezin odağını Türkiye Cumhuriyeti'nin güvenlik algısındaki değişim oluşturduğu için öncelikle tarihsel olarak Türk güvenlik algısı incelenmiş, sonrasında güvenlik algısında değişim olup olmadığını tespit etmek amacıyla 2001 sonrasındaki Milli Güvenlik Kurulu basın bildirileri ile söz konusu tarih aralığındaki hükümet programları incelenmiştir. Yapılan araştırmada NATO'nun Türkiye Cumhuriyeti güvenlik mimarisinde önemli bir sütun oluşturduğu tespit edilmiştir. Yine de NATO ile Türkiye Cumhuriyeti arasında tüm konularda mutabık kalındığını ifade etmek güçtür. Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti'nin gerek bulunduğu coğrafya gerek Osmanlı İmparatorluğu'ndan alınan tarihi sorunları olduğu ve bu sorunlarla mücadele etmek için NATO desteği olmadan da çaba sarf ettiği görülmektedir. Bu konuların başında önemli bir güvenlik sorunu olan terörizm gelmektedir. Diğer kemikleşmiş sorun ise Yunanistan ile yaşanan Ege ve Akdeniz kaynaklı sorunlardır. Özellikle 2014 yılında Kırım'ın Rusya tarafından ilhakı sonrası Türkiye, NATO tarafından tekrar tehdit olarak görülmeye başlayan Rusya ile ikili bir ilişki geliştirmektedir. Bunun en önemli sebepleri Rusya'nın tarihi olarak aynı coğrafyada olmasının yanı sıra Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyine yaptığı sınır ötesi harekâtlarda Rusya hava sahasını kullanması, Rusya'dan alınan S-400 hava savunma sistemleri ve Mersin'de yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin Rusya tarafından yapılması olduğu ifade edilebilir. Sonuç olarak, Türkiye tarihsel olarak bir taraftan NATO'nun güvenlik şemsiyesinden faydalanırken, diğer taraftan da kendi ulusal çıkarlarını korumak adına zaman zaman NATO ile ters düşmektedir. Özetle Türkiye'nin dış politikasını NATO ile paralel olarak yürütmeye çalıştığı fakat ulusal çıkarları doğrultusunda gerektiğinde NATO'nun sorgulayan bir üyesi olduğu öne sürülebilir.

11 Eylül 2001 olayıAvrupa güvenlik sistemiGüvenlik+6
Mutlu Karaca
Başkent University · Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

11 Eylül saldırıları ardından Hollywood filmlerinde "Doğu"nun temsili: Kara Şahin Düştü, Ölümcül Tuzak ve Operasyon Argo filmlerinin analizi

Amerika Birleşik Devletleri 11 Eylül Saldırıları sonrasında terör üzerine savaş adı altında bir politika başlatmıştır. Terör üzerine savaş adı altında birçok ülkeye ve mücadeleye girmiştir. Bu bağlamda kendi hegemonyasını ve ideolojisini oluşturmak için; politik söylemini kitle iletişim araçları üzerinden sürdürmüştür. Hollywood sineması bu kitle iletişim araçları içerisinde büyük bir önem arz ederek, politik söylemin, ideolojik ve hegemonik yapının oluşturulmasında etkili bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu tez çalışması, 2001 yılında gerçekleşen 11 Eylül Saldırıları sonrasında Hollywood Sineması'nın terörizme yönelik algı operasyonunu ideoloji ve hegemonya kuramsal çerçevesinde incelemektedir. 11 Eylül Saldırıları sonrası vizyona giren üç sinema filmi; Kara Şahin Düştü, Ölümcül Tuzak ve Argo adlı yapımlar, Van Dijk'in ideolojik söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hollywood Sineması, terörizm, 11 Eylül Saldırıları

11 Eylül 2001 olayıDoğu medeniyetiDoğu toplumu+7
Muhammed Said Tuğcu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Amerika Birleşik Devletleri'nin 11 Eylül sonrası Asya Pasifik politikası

Uluslararası İlişkilerde 11 Eylül sonrasında güvenlik algılaması değişmiş, iki kutuplu sistemden tek kutupluluğa geçilmesi ile ABD, tek süper güç olarak dünya siyasetine artan ağırlığını koymaya başlamıştır. Son otuz yılda Asya Pasifik bölgesindeki hızlı ekonomik gelişme neticesinde evrensel politik ve ekonomik ağırlık Atlantik'ten Pasifik bölgesine geçmiştir. Bu gelişmeler ABD'nin ilgisini bu bölgeye çekmiştir. Bu tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; Uluslararası İlişkilerde güvenlik kavramı ve güvenlik çeşitleri ile Soğuk Savaş ve sonrası dönemin güvenlik anlayışları incelenmiştir. İkinci bölümde; 11 Eylül Saldırıları öncesi ve sonrası dönemdeki ABD dış politika ve güvenlik algısı incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise; Washington'un 11 Eylül dönemi ve günümüzdeki yeni güvenlik algısı olan Asya Pasifik politikasının analizi yapılmıştır.ANAHTAR SÖZCÜKLER: Güvenlik, 11 Eylül, Amerikan Asya Pasifik Politikası

11 Eylül 2001 olayıAmerika Birleşik DevletleriAsya Pasifik bölgesi+2
Nuray Çalık
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessEN

American newsmedia and American politics in Michael Moore's Fahrenheit 9/11

It is necessary to admit that media helps manufacturing and shaping public opinion, even public perception. Every new media enlightens and redefines our view of time and space. The information revolution that we are going through at the moment has many direct or indirect effects on our thinking and daily lives.Noam Chomsky carried those ideas into the field of politics. According to Chomsky, the role of the media in contemporary politics makes us question our sense of a democratic society. When democracy exists in a society, that society has the means to take part in the decision-making process of their own matters. But now in Iraq, the public is barred from managing of their own affairs. This again is called democracy thanks to the media. Through disinformation and misinformation the media has determined the general sense of democracy and many other things.Fahrenheit 9/11 is a documentary film from director Michael Moore. Moore radically criticizes the American political-economic system and advances that critique into the mainstream media. The film elaborates on the political condition in the United States. It mainly targets to criticize the direction of the news media and the impact of the attacks of September 11, 2001 on the strengthening of instruments of social repression and control. Fahrenheit 9/11 is another awful truth about how much can be sacrificed for financial gains, how far a bunch of people that leads the super power USA can go to alter the maps and to change the lives of millions of people.The film opens with recalling the horrors of 9/11 in a unique way: showing us a black screen while the sounds of the planes crashing into the buildings are heard on the soundtrack. While the memories of that horror are still fresh in our heads, Moore then proceeds to expose the Bush family's long-standing connections with the Saudi royal family, a fact that few people seemed aware of before this film was released. Moore then goes on to criticize the way in which the Bush administration has exploited the ?War on Terror? for maximum political effectiveness. The peak of this exploitation is the Patriot Act which brought the removal of certain civil rights of ordinary American citizens.The film?s final summarizes its main perspective: ?The war is waged by the ruling group against its own subjects and its object is not the victory over either Eurasia or East Asia, but to keep the very structure of society intact.? That is to say that the threat against the American people is the American political and economic system.

Event of September 11thAmerican political believesBush, George+2
Hüseyin Kocaman
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

11 Eylül saldırıları sonrası Amerikan sinemasında Afganistan Savaşının temsili: Son Kalan (2014) film örneği

İçinde bulunduğumuz dönemin en önemli işitsel ve görsel anlam üretme sistemleri arasında kabul edilen sinema, gerçeklikle en yoğun şekilde ve karşılıklı bir bağa sahip olan sanat dalıdır. Sinema, hem gerçeklikten etkilenir hem de onu etkiler. Çünkü sinema bireylerin davranış, tutum ve düşüncelerini değiştirerek kamuoyu oluşturup modalar yaratabilmektedir. Kitle iletişim araçlarının büyük bir önem kazandığı modern toplumlarda sinema da geniş kitlelere hitap edebilme ve insanları etkileme gücü nedeniyle devletin en önemli ideolojik aygıtlarından biri olarak kabul edilmektedir. Ulaştığı izleyici kitlesi ve küresel çaptaki etkisi göz önüne alındığında en etkili sinema endüstrilerinin başında gelen Hollywood da Amerikan devletinin en güçlü ideolojik aygıtlarından birisidir. Takvimler 11 Eylül 2001‟i gösterdiğinde Amerika, ülke olarak büyük felaketlerden birini daha yaşamış ve toplumsal, psikolojik bir çöküş sürecine girmiştir. Bu travmatik durum Amerika‟nın dünya üzerinde lider konumunda bulunduğu bir sektör olarak sinemada da yer bulmuştur. Bu çalışmanın amacı, 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında Afganistan‟ın Hollywood sinemasındaki temsilini Son Kalan (Lone Survıvor) filmi örneği üzerinden ortaya koymaktır. Tezin Birinci Bölümünde tezin amaç ve önemi, sinema-savaş ilişkisi, literatür araştırması açıklanmıştır. Ġkinci Bölümde Afganistan savaşı ve Afganistan konulu filmler incelenmiştir. Bulguların yer aldığı Üçüncü Bölümde bu çalışmanın konusu olan Son Kalan filminin çözümlenmesi yapılarak incelenmiştir. Yapılan bu çözümleme neticesinde; birçok Hollywood yapımı filmde olduğu gibi Amerikan askerlerinin kutsandığı, erdemli, fedakar ve kahraman ordu temalarının ön plana çıkarılmaya çalışıldığı görülmüştür. Bunun karşıtı olarak, Afgan halkı merhametsiz, vahşi, geri kalmış, cahil ve özgürleştirilmesi gereken zavallılar olarak kabul edilmişlerdir. Tek tip olarak gösterme ve ötekileştirme filmde fiziki ve dini nitelikler üzerinden oluşturulan lakaplar vasıtasıyla yapılmakta olup Afganlılar ile ilgili bir genelleme yapılarak onlar „ Hacı‟ olarak tektipleştirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Afganistan, Hollywood, Son Kalan, Savaş, 11 Eylül

11 Eylül 2001 olayıAfganistan SavaşıAmerikan sineması+3
Kadir Doğan
Batman University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası Hukuk ve siyaset ilişkisi: İyileştirici yaklaşım bağlamında ABD müdahaleleri

Hukuk ve siyaset arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiği farklı düşünürlerin çalışmalarının konusunu oluşturmuştur. Bu bağlamda normatif düşünceler önemli bir yere sahip bulunmaktadır. Bu çalışmada öncelikle normatif teoriler açıklanmış ve bu teorilerle bağlantılı düşünürlerin hukuk ve siyaset üzerine düşünceleri ele alınmıştır. Uluslararası hukuk ile adilane bir barışın kurulmasının imkanları farklı eleştirel yaklaşımlar olan İki Retorik, Uluslararası Hukuka Üçüncü Dünya Yaklaşmları (TWAIL) ve İyileştirici Yaklaşım bağlamında ele alınmıştır. Özellikle İyileştirici Yaklaşım (Progressive Approach) farklı düşüncelerin bir arada olması nedeniyle zengin bir içerik sunmaktadır. Somut olaylara somut çözümler sunması ve hukukun üstünlüğünü öne çıkaran İyileştirici Yaklaşım, günümüzde, uluslararası hukuk ve siyaset arasındaki ilişkinin açıklanmasında ve uluslararası sistemde yaşanan sorunların çözümü için en uygun yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. ABD'nin gerçekleştirdiği 11 Eylül sonrası Afganistan müdahalesi, uluslararası hukuk ve siyaset ilişkisi bağlamında değerlendirilmiştir. ABD, siyasi olarak çıkarlarında uluslararası hukuku güce öncelediği ancak bunu yapamaması durumunda güç kullanarak çıkarlarına ulaşmaya çalıştığı ortaya konulmuştur. Böylece, uluslararası hukukun İyileştirici Yaklaşım bağlamında yeniden inşa edilmesinin ve evrensel bir barışın kurulması için gerekli koşullar hukuki ve siyasi açıdan çalışmanın amacına uygun olarak değerlendirilmiştir.

11 Eylül 2001 olayıAfganistan SavaşıAmerika Birleşik Devletleri+5
Mustafa Mutlu
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

ABD'nin Afganistan politikası, 2001-2021: Askeri müdahaleden askeri geri çekilmeye

The 9/11 terrorist attacks that took place at the beginning of the 21st century were among the most critical events that has shaped the century. With concretization of the concept of international terrorism, it has entered the agenda of states as one of the biggest threat and security problem of the new era. The US as the victim of the attacks was most affected. While the attacks caused a foreign policy change for the US, the term "global war on terror" emerged and led to US military intervention in Afghanistan, which would last for about 20 years. With the beginning of the Afghanistan intervention, very different discussions started in the literature. It has become important to evaluate this intervention in terms of both US foreign policy and the concept of humanitarian military intervention. The questions that constitute the main subject of this thesis are shaped by these two evaluation points. Was US military intervention in Afghanistan morally legal and necessary? Was US military intervention in Afghanistan necessary for US interests and foreign policy? If there is no necessity from both perspectives, what is the logic behind US intervention, the reason for continuing of intervention and the reason for complete withdrawal after almost 20 years? In order to answer these questions, the thesis evaluates the necessity of humanitarian intervention through the theory of "just war", and from a realistic point of view. From these two perspectives, an assessment is presented by explaining the reasons behind the US decision of withdrawal. The reasons for the prolongation of the intervention process, which could not be considered as successful from both respects, are also examined.

Event of September 11thAfghanistanAfghanistan War+7
Burak Zeki Takıl
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Amerikan milliyetçiliğindeki temel parametreler: Bir dönüm noktası olarak 11 Eylül

Bu çalışmanın amacı, 11 Eylül saldırılarının Amerikan milliyetçiliğinde ulusal ve kültürel bir travmaya sebep olan bir dönüm noktası olduğunu milliyetçilik teorileri perspektifinden açıklamaktır. Etnik temellerle ilişkili olduğu düşünülen etnosembolcü milliyetçilik teorileri, Amerika Birleşik Devletleri gibi çok kültürlü yapıda olan devletleri vatanseverlik veya sivil milliyetçilik kavramları üzerinden açıklamaktadır. Modern yaklaşımlarda ise milliyetçilikler hayali birer cemaat olarak, yeni yaklaşımlardan biri olan banal milliyetçiliklerde ise günlük hayata yerleşmiş ikonlar olarak ele alınmaktadır. Bu çalışmada Amerikan milliyetçiliğinin tarihsel süreci, temel parametreleri, ulusal sembolleri ve kamusal yansıması gibi birçok unsuru farklı teoriler üzerinden karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Geç dönemde kurulmuş bir ulus devlet olan Amerika'nın 11 Eylül saldırısından sonra ulusal kimliğine zarar veren "öteki" ve düşman üzerinden bir milliyetçi paradigma oluşturulmuştur. Bu bağlamdan hareketle uzun dönem iç ve dış politika kararlarının, kamu ve eğitim politikalarının ders kitapları, siyasilerin söylemleri ve ulusal anketler, ikonlar ve medya üzerinden nasıl inşa edildiği nicel ve nitel veriler kullanılarak ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: 11 Eylül, Amerikan Milliyetçiliği, İkonografi, Kültürel Travma, Ulusal Kimlik

11 Eylül 2001 olayıAmerika Birleşik DevletleriMilli kimlik+4
Meryem Toprak
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

11 Eylül Dönemi sonrası ABD ve AB'nin terör konusundaki kurumsal bakış açıları

11 Eylül 2001 Terör Saldırılarının Yakın Dönem Siyasi Tarihinin en önemli olaylarından birisi olduğu ve son dönem Dünya Siyasetinin şekillenmesinde büyük pay sahibi olduğu kabul edilmektedir. Bu saldırılar özellikle, Amerikan Dış Politikasının Ortadoğu'ya yönelmesi ve Afganistan ile Irak Askeri Harekâtlarının yaşanmasına neden olması açısından oldukça önemlidir. AB açısından bakıldığında ise Birlik Olma yolunda hızla ilerlenirken terörist saldırılar sonrasında Güvenlik konusuna verilen önemin artması gerektiği düşünülmeye başlanmış, bunun yanında özgürlükleri kısıtlayıcı bazı tedbirlerin alınması tartışılmaya başlanmıştır.Bu sırada Madrid ve Londra Terörist Saldırılarının yaşanması ile birlikte her zaman birinci planda tutulan İnsan Hakları ve Özgürlükler konuları, Güvenlik Olgusu karşısında değer kaybetmeye başlamış ve bunun sonucunda özgürlük kısıtlayıcı bazı uygulamalara gidildiği gözlemlenmeye başlanmıştır.Bu çalışmanın araştırma problemi; 11 Eylül 2001 Terör Saldırıları sonrasında ABD ve AB'nin Güvenlik konusuna verdikleri önemin, dolayısıyla bu konuda geliştirdikleri yeni uygulamaların değerlendirilmesi olarak ifade edilebilir. Bu bağlamda bu çalışmanın amaçlarını şu şekilde ifade etmek mümkündür:a)11 Eylül 2001 sonrasında özellikle ABD'nin Terörizm'e bakış açısı nasıl değişmiştir ve bu değişimin etkileri kendini nasıl göstermiştir ?b)AB açısından, bahse konu Terör saldırıları ne tür yenilikler getirmiş, AB'nin Terörizm'e bakışı ne olmuş ve bu saldırılar AB'de neleri değiştirmiştir ?Bu sorulara cevap ararken geniş manada bir literatür taraması yapılmıştır ve güncel kaynaklar kullanılmıştır.

11 Eylül 2001 olayıAmerika Birleşik DevletleriAvrupa Birliği+6
Mustafa Erdoğan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

11 Eylül sonrası Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında terörizm

21. yüzyılın sunduğu tüm imkanları kullanan, faaliyetlerini, ülke sınırları dışına taşıyarak tüm dünyaya yayan, insan hayatını, ekonomik yaşamı, siyasi istikrarı ve uluslararası ilişkileri etkileyebilme gücünü kazanan uluslararası terörizm, uluslararası barış ve güvenliğe yönelik önemli bir tehdit haline gelmiştir. Özellikle 11 Eylül 2001 tarihinde gerçekleşen terörist saldırılar, terörizm tehdidinin belli bir devlet ya da bölgeyle sınırlı olmadığını açık bir şekilde göstermiştir.Günümüzde terörizm, gerek niteliği gerekse boyutları itibariyle devletlerin tek başlarına mücadele edemeyecekleri bir sorun haline gelmiştir. Süper güç konumunda olan ABD'nin bile büyük çaplı terörist saldırılara maruz kalması, bu sorunun çözülebilmesi için uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur.Uluslararası terörizmle mücadelede 11 Eylül'ün bir milat oluşturması gibi, terörizmle mücadele konusunda alınan önlemler açısından da 28 Eylül 2001 tarihinde alınan 1373 sayılı karar aynı mahiyette olmuştur. 1373 sayılı karar, terörizmin mali kaynaklarının kurutulması, terörist eylemlerin hazırlık aşaması da dahil olmak üzere her düzeyde önlenmesi, üye ülkelerin terörizmle mücadele için kendi aralarında yoğun bir işbirliği geliştirmeleri, terörist eylemlere girişenlerin ağır suçlu olarak yargılanmaları, teröristlere mülteci statüsünün tanınmaması, Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerin terörizmle mücadele için uluslararası işbirliğini öngören tüm sözleşmelere süratle katılmaları gibi hususları içermektedir. Güvenlik Konseyi'nde alınan diğer kararlar da terörizmle mücadele konusunda yeni açılımlar getirmiş, tanım sorununu aşamasa da, uluslararası terörizmle mücadele konusunda önemli adımların atılmasını sağlamıştır.BM'nin terörizmle mücadelesinde öne çıkan diğer bir konu da ABD'nin pozisyonu olmuştur. 11 Eylül'le birlikte ABD'nin uygulamaya başladığı tek yanlı politikaları, saldırıların hemen arkasından oluşan ortak hareket etme istekliliğini ortadan kaldırmış ve ABD'ye karşı tepkilerin artmasına neden olmuştur.

11 Eylül 2001 olayıBirleşmiş MilletlerBirleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi+4
Rıdvan Kalaycı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessEN

Dövüş Kulübü ve Ninni: Chuck Palahniuk'in yazınındaki travmatik geçiş

Albeit mostly known for his best-selling novel Fight Club (1999), Chuck Palahniuk has steadily kept producing and gained a prominent place in popular culture. While the author asserts that his works belong to a group of "transgressive" novels, as he and critics observe, his approach has undergone a noticeable change following 9/11. Despite the acceptance of this assertion, a detailed account of this shift and the role played by 9/11 in prompting this change has not yet been given. This study attempts to provide a detailed account of this phenomenon, and taking into consideration both the author's philosophy and the nature of the 9/11 attacks, uses the theoretical and critical lens provided by trauma studies. While utilizing Dominick LaCapra's theories vis-à-vis trauma and literature, especially his formulation of "traumatic writing" and reformulation of the "working through" and "acting out" duo, this study takes as its departure point Ann Kaplan's methodology, and suggestion that "9/11 produced a new subjectivity." While the reason(s) for the dearth of analyses of Palahniuk's works in trauma studies scholarship will also be considered, under the light provided by this theoretical framework, this study holds the position that Palahniuk's most famous, signature work Fight Club and his first novel after 9/11, Lullaby (2002) constitute excellent examples of "traumatic writing," and further that the most significant point on which the two novels diverge is their approach towards and portrayal of the post-traumatic process and that this stark divergence is indicative of the "new subjectivity" posited by Kaplan.

Event of September 11thAmerican literatureFight Club+5
Halilcan Sap
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Amerika Birleşik Devletleri'nin güvenlik yardımı programları: 11 Eylül sonrasında yürütülen eğit-donat faaliyetlerinin insan hakları hukuku ve abd iç hukuku açısından incelenmesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini müteakiben, dünyanın çeşitli bölgelerindeki farklı devletlere ve devlet-dışı aktörlere sağladığı askeri eğitim ve donatım desteğini yaygın ve sistematik programlar dahilinde yürütmeye başlamıştır. Yardım programları, ABD devlet belgelerinde açıkça vurgulandığı ve literatürde de desteklendiği gibi, öncelikle bu ülkenin çıkarlarına hizmet etmek üzere planlanmakta ve icra edilmektedir Ancak, sözü edilen faaliyetler, ABD iç hukukunda insan hakları ihlali yapan devletlere ve devlet-dışı aktörlere güvenlik yardımı yapılmamasını şart koşan düzenlemeleri ihlal etmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, ABD güvenlik yardımları neticesinde meydana gelmiş olabilecek ihlalleri tespit edebilmek için, Kolombiya, Endonezya, Irak ve Suriye'de yürütülen güvenlik yardımı programlarını, uluslararası insan hakları sözleşmeleri; ABD'nin Leahy Yasası olarak bilinen temel güvenlik yardımı yasası ve diğer ilgili düzenlemeleri çerçevesinde incelemektir. Çalışmanın iddiası, 11 Eylül sonrasında güvenlik yardımlarının hacmi arttıkça, ABD'den bu yardımları alan ülkelerde insan haklarının bozulduğudur.

11 Eylül 2001 olayıAmerika Birleşik DevletleriAskeri eğitim+7
Şener Çelik
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Medeniyetler çatışması tezi açısından 11 Eylül sonrası Türkiye'nin Orta Doğu ve batı ülkeleriyle ilişkisi

11 Eylül 2001 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin New York şehrinde bulunan bir nevi Amerikan ekonomisinin gücünü sembolize eden Dünya Ticaret Merkezi ile Amerika Birleşik Devletleri'nin askeri gücünü temsil eden Pentagon'a on beşi Suudi Arabistan kökenli olmak üzere on dokuz kişinin sivil havacılığa ait uçakları kaçırıp, onlara bomba yükledikten sonra içinde yolcular olduğu halde düzenledikleri intihar saldırıları dünyadaki Müslüman–Hristiyan kutuplaşmasını daha da artıran bir sürecin başlangıcı olmuştur. Samuel Huntington tarafından 1993 yılında yayımlanan ve daha sonra genişletilerek kitap haline getirilen "Medeniyetler Çatışması ve Dünya Düzeninin Yeniden Kurulması" adlı çalışması bugün hala, özellikle de 11 Eylül olaylarının ardından adından sıklıkla bahsettirmekte ve öne sürülen tezler etkisini sürdürmektedir. Huntington'ın 11 Eylül'den evvel ele aldığı bu tez, medeniyetlerin içsel ve dışsal ilişkilerinin belirlenmesinde kendi başına politik/diplomatik tavırların değil, ama aynı zamanda kültür, dil, din, ekonomi, tarihsel perspektif ve kimlik gibi unsurların etki kapsamında yer aldığı argümanını savunmaktadır. Yazara göre bölgesel ve küresel kırılmaların, anlaşmaların ve değerlendirmeye muhtaç belirsizliklerin temel kaynağı işte tam da budur. Huntington'dan önce, modernizmden Ortaçağ öncesi döneme kadar birçok bilim insanı ve düşünür tarafından detaylıca irdelenen Doğu–Batı ilişkileri aslında son derece kapsamlı bir disiplinin konusudur. Yukarıda belirtildiği gibi, medeniyetin başlı başına tek bir unsur tarafından ele alınamayacağı düşünüldüğünde konu hakkında tez öne sürmenin zorluğu da tahmin edilebilir. Huntington, provokatif ve merak uyandıran bu eserinde yediye ayırdığı medeniyetlerin çoğunlukla yakın geçmişlerini ve datalar ışığında gelecek projeksiyonlarının onları nereye taşıyabileceği üzerine çarpıcı tahminlerde bulunmuştur. Üzerine çokça yorum yapılan ve tazeliğini koruduğu düşünülen bu eser fazlaca subjektif olmakla yerilmenin yanında gerçekleri gün yüzüne çıkardığı görüşüyle kimilerince de taltif edilmiştir. Huntington, bu kapsamlı eserinde, İslam dünyasının özünde hoşgörüsüzlük ve çatışmacı bir yapının olduğunu belirtmekte ve bu nedenle Batı medeniyeti ile ayrı tutulması gerektiğini ileri sürmektedir. Bu çalışmada, yazarın odaklandığı İslam medeniyeti kapsamında spesifik bir konu olarak değerlendirilebilecek 11 Eylül olayları incelenerek, yazarın bölünmüş ülke statüsünde gördüğü Türkiye'nin bu saldırıdan sonra Amerika Birleşik Devletleri, Orta Doğu ve Avrupa Birliği ile olan ilişkileri ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Medeniyetler Çatışması, 11 Eylül, Müslüman-Hristiyan kutuplaşması, Dünya Düzeni, Amerika Birleşik Devletleri, İslam, tarihsel perspektif, gelecek projeksiyonları

11 Eylül 2001 olayıAmerika Birleşik DevletleriMedeniyetler çatışması+6
Ali Uğur Noğay
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
20

Related subjects