Gözetim
Bu konu başlığı altında 67 tez
Sosyal medyada omniptikon gözetim ve mahremiyet
Günümüzde teşhir ve röntgencilik eksenli bir iletişimin gerçekleştiği sosyal medya araçlarının, Türk toplumu tarafından yoğun olarak kullanımlarının, onların mahremiyeti üzerinde belki de şu ana kadar ki en yıkıcı etkiyi yaptığı görülmektedir. Sosyal medya araçlarının herkesin herkesi kontrol ettiği omniptik ortamında, teşhir ve röntgenlemeye dayalı bireyler arasındaki simetrik iletişimin, bir de bu araçların sahipleri ve siyasal iktidarlar tarafından varlıklarının devamlılığı için sürekli ve asimetrik bir şekilde gözetlenmesi, çok yönlü bir mahremiyet kaybını gündeme getirmektedir. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı, Türk toplumu içerisinde farklı özelliklere sahip olan X,Y,Z kuşağının, sosyal medya araçları üzerinde, teşhircilik ve röntgencilik tutumlarını, bu teşhirciliğin ve röntgenciliğin gerçekleştirilme nedenlerini, bu araçlar üzerinde, sosyal medya şirketlerinin ve yabancı istihbarat servislerinin gerçekleştirdiği gözetim karşısında farkındalıklarını ve farkındalığa sahiplerse eylemlerini ortaya çıkarmak olmuştur. Bu araştırma, kuşakların ilgili konudaki algılarını, tutumlarını, eylemlerinin nedenlerini, farkındalıklarındaki zayıflıkları inceleyip mevcut literatürü geliştirmesi ve zenginleştirmesi bakımından önem taşımaktadır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgubilim kullanılmıştır. Araştırma, amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örneklem ve maksimum çeşitlilik örneklem ile belirlenen, her kuşaktan 9 Erkek-9 Kadın olmak üzere toplamda 54 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubundan veri toplamada ise standartlaştırılmış açık uçlu görüşme yaklaşımı benimsenmiştir. Elde edilen verilerin analiziyse MAXQDA analiz programıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde ise betimsel analiz yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırma neticesinde; tüm kuşakların teşhir ve röntgenleme kültürünü içselleştirdiği, mahremiyeti algılayış, yaşayış ve başkalarının mahremine yaklaşım şeklinin, dönüşüme uğradığı görülmüştür. Aynı zamanda, kuşakların çoğunluğunun sosyal medya araçları üzerindeki iktidar gözetiminin farkında olduğu söylenebilse de yine çoğunluğun eylemsizliği ile bu gözetimin risklerini tam olarak kavrayamadığı da görülmektedir.
Kamusal alanda idarenin video gözetiminin kişisel verilerin korunması hukuku bağlamında değerlendirilmesi
Günümüzde yaşanan teknolojik ve teknik gelişmeler kamusal alanlara yerleştirilen video kayıt cihazlarının kapasite ve sayılarında artışa sebep olmuştur. Bugün yapay zekâ kullanabilen akıllı kameralara da kamu otoritelerince çeşitli maksatlarla başvurulması durumu söz konusudur. Kamusal alanlardaki kameraların, bazı durumlarda kişisel veri elde etmesi ve bu verileri kaydetmesi veri işleme faaliyeti sayılacağından, bu faaliyetler bakımından kişisel verilerin korunması hukukuna uygun hareket edilmelidir. Bunun dışında kameraların kamu otoriteleri tarafından yaygın şekilde tercih edilmesi etik, sosyal, teknik kaygılar doğurmakta; işlevsellik, totaliterliğe veya kötüye kullanıma elverişlilik, insan hakları ve hukuk güvenliği açılarından eleştirilere konu edilmektedir. Çalışmada, gözetim ve mahremiyet tartışmalarından başlayarak kameralı izleme ele alınmış, kamusal alanda kullanılan video kayıt cihazlarının tercih edilme gerekçeleri incelenmiştir. Ayrıca video gözetim ile kişisel verilerin korunması hukuku arasındaki ilişki ortaya konarak, hukuk kurallarının kameralar karşısında bireysel özgürlüklerin koruması için tek başına yeterli olmayacağı fikri ifade edilmiştir. Çalışmanın amacı ve kapsamı genel olarak gözetim literatüründen ve yaygın gözetime yönelik sorgulamalardan dayanak almış, kişisel verilerin korunması alanında gelişimini sürdüren hukukun, sosyal yaklaşım ile zenginleştirilmesi gerektiği fikrine bağlı şekillenmiştir.
Bilim kurgu sinemasında panoptikon kavramının distopik imge olarak kullanımı
Gözetim, yüzyıllardan bu yana farklı yöntemler ile toplumlar üzerinde uygulanan pratikleri kapsamaktadır. Bu deneyimlerin temel amacı, mevcut otoritenin toplumu kontrol etme güdüsünden gelmektedir. Gelişen teknolojinin sağlamış olduğu imkanlar bu arzuyu daha da güçlü kılabilmiştir. Mutluluk arayışındaki önemli fikirleri ile on sekizinci yüzyılın önde gelen düşünürlerinden biri olmayı başaran Jeremy Bentham, dönemin hatta sonraki dönemlerin gözetim anlayışını değiştirecek, biçimlendirecek bir tasarı ile adından sıkça söz ettiren bir projeye imza atmıştır. Bu proje, yirminci yüzyılın önemli düşünürlerinden olan Foucault'nun da ilgisini çekmiştir. Çünkü Foucault, Panoptikon olarak isimlen-dirilen hapishane projesinin sadece bir bina değil, mahkumların düşünce sistemine sirayet eden manipülasyon yüklü bir mekanizma olduğu düşüncesindedir. Panopti-kon'u Foucault'nun çalışmalarında odak noktası haline getiren asıl neden ise Panop-tikon'un öznelere bütüncül bir bakış sağlıyor oluşundan gelmektedir. Böylece Panop-tikon, bireylerin egemen güç tarafından baskı ve şiddete dayalı olmadan sıkı sıkıya denetime tabi tutulmasını sağlamaktadır. Gözetim, disiplinler arası çalışmalarda boy göstermesiyle birlikte yirminci yüzyıl icadı olan sinema için de kaçınılmaz bir tema olmuştur. Özellikle bilim kurgu sinemasının distopik filmlerinde yer alan gözetim teması totaliter yönetim, itaatkâr bedenler ve kontrol ağları çerçevesinde işlenmektedir. Ütopyaların aksine mevcut düzenin kötücül yanlarını eleştiren, iktidar kodlarını ortaya atan dünyayı gözler önüne sermektedir. Bu nedenle distopik filmlerde hâkim gücün gözetim ağlarına da ol-dukça yer verilmektedir. Distopik evrende imgelenen panoptik gözetim disipliner iktidarı ve otoriteye boyun eğen bireyleri işaret etmektedir. Aynı zamanda mevcut düzenin içerisinde yer alan panoptik sisteme direnen karakterler söz konusudur. Bu noktada Foucault'nun özne-iktidar ilişkileri üzerinden seçilmiş olan filmlerde panoptik sistem çözümlenecektir.
Pandemi sürecinde insansız hava araçları ile keşif/gözetleme ve medikal ürün dağıtımı için rotalama uygulamaları
Teknolojideki hızlı gelişmeler ile birlikte İnsansız Hava Araçlarının (İHA) kullanımı birçok sektörde yaygınlaşmış durumdadır. Özellikle otonomi seviyesinin yükselmesi ile birlikte kullanım kolaylığı sağlanmıştır ve herkes tarafından kullanılabilir hale gelmiştir. Bütün bunlarla birlikte afet sonrası durumlar, ilaç dağıtımı gibi toplum yararına olan uygulamalarda da İHA'ların kullanıldığı uygulamalar bulunmaktadır. Otonomi seviyesi yüksek bir İHA sistemi için ilk aşamalardan biri olan İHA'ların rotalaması bu çalışmada ele alınmıştır. Birden fazla İHA'nın rotalama problemi iki farklı uygulamada iki farklı şekilde çözülmüştür. Bu çözümlerden ilki küme örtüleme problemi ile İHA'ların gitmesi beklenen bölgelerin kümelenmesi ve bu kümeler içerisinde her bir İHA için Gezgin Satıcı Problemi modeli ile optimal rotanın bulunmasıdır. Diğer çözüm ise sezgisel yöntemlerden olan Clarke ve Wrigth tasarruf algoritmasını çalıştıran Araç Rotalama Problemi ile İHA'lara ilişkin rotaların belirlenmesidir. Yukarıda açıklanan problemler güncel pandemi koşulları da göz önünde bulundurularak toplum yararına örnek uygulamalarda birden fazla İHA'nın rotalaması problemi üzerine çalışılmıştır. İlk uygulamada bir şehir merkezi yönetilebilir parsellere ayrılmıştır, bu parseller içerisinde potansiyel kalabalık bölgeler belirlenmiştir ve bu bölgelerde İHA'lar ile gözetleme görevinin gerçekleştirilmesi için İHA'ların rotasının belirlenmesi üzerine çalışılmıştır. Diğer uygulamada ise Covid hastalarına dağıtılmak üzere ilaçların şehir hastanelerinden İHA'lar ile muhtarlıklara sevk edilmesi üzerine çalışılmıştır. İlk uygulama Avrupa'nın kalabalık ve turistik şehirlerinden biri olan Munih'te gerçekleştirilmiştir. Munih şehir merkezinde belirlenen toplam 10 km2'lik bir alan 64 parsele bölünmüştür ve bu alan için çözüm geliştirilmiştir. İkinci uygulama ise Ankara'nın Çankaya İlçesi'nde uygulanmıştır. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nden 117 mahalle muhtarlığına İHA'lar ile ilaçların taşınması üzerine çözüm geliştirilmiştir.
İktidar ve internet: Dijital denetim ve gözetim mekanizmalarına siberetik yaklaşım
Bu çalışmada günümüzün en önemli meselelerinden biri olan teknoloji olgusunun bir parçası olan İnternet yoluyla ortaya çıkan etik sorunlar ve özellikle bir etik sorun olarak dijital gözetim olgusu ele alınmaya çalışılmıştır. 20. yüzyıl bilimsel ve teknolojik gelişmenin çok süratli yaşandığı bir yüzyıl olmuştur. Özellikle 90'lı yılların başından itibaren gündeme gelen "worldwide web" olgusu, salt teknik/teknolojik bir atılım olmasının çok ötesinde, (bilhassa "web 2.0" kavramı ile imlenen bir olgu olarak) farklı düzey ve düzlemlerde gelişmelere, değişim/dönüşümlere yol açmıştır. Dolayısıyla İnternet ve diğer dijital bağlamda ortaya çıkan gelişmeler, olanaklar, değişimler ve sorunlar salt bilgisayar/yazılım mühendislerinin ilgi alanını aşan bir niteliğe bürünerek, iletişim bilimcilerin, sosyologların, iş insanlarının, reklamcıların ve felsefecilerin de ilgisini çeken ve disiplinler arası çalışmalara kapı aralayan bir araştırma alanı hâline gelmiştir. Çeşitli kaynaklarda kavrama yönelik belirsizlikler olsa da ya da aynı çalışma sahası için kimi başka adlandırmalar kullanılsa da bu bağlamda ortaya çıkan etik sorunlar siberetik olarak kavramlaştırılan bir uygulamalı (pratik) etik sahası yaratmıştır. İki bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde, teknoloji felsefesi ve kitle iletişim araçlarının ideolojik yapısı üzerine düşünen filozof ve araştırmacıların görüşleri ile Jeremy Bentham'ın panoptikon kavramı ve Michel Foucault'nun bu kavram dolayımında geliştirdiği iktidar kuramı ve disiplin toplumu çerçevesinden yola çıkarak, gözetim kavramı ele alınmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise enformasyon felsefesi ve enformasyon etiği ile bu etiğin bir alt disiplini olan siberetiğin tarihsel temelleri, İnternet dolayımında ortaya çıkan "dijital hak" kavramı ve bu olguların gelişimleriyle beraber dijital çağda gözetim kavramın geçirdiği değişim ve dönüşümler ile bir etik sorun olarak dijital gözetim olgusunun irdelenmesine gayret gösterilmiştir. Sonuç bölümünde ise günümüzde dijital gözetim olgusunun teknoloji-iktidar bütünleşmesini sağlayan başlıca unsur olduğu vurgulanarak, dijital gözetimin bir etik sorun olmakla beraber, bunu aşan bir ekonomi-politik sorun olduğu vargısı üzerinde durulmuş ve bu soruna karşı etik ve insan hakları odağında bir mücadelenin imkânlarını değerlendirebilmek için çaba sarf edilmiştir.
Gözetimin yeniden üretildiği bir alan olarak yeni medya ve mahremiyet algısındaki değişim: Kosova örneği
Teknolojinin gelişmesi ve yeni medyanın kendimizi ifade edebilmek için sunduğu imkanlar, mahremiyet kavramını bir değişime ve dönüşüme uğratırken; aynı anda insanların güvenliği adına yeni gözetim araçlarını geliştirdiği görülmektedir. Gözetim ve mahremiyet algıları hayatımızda her zaman var olmuştur ancak iletişim teknolojilerinin ilerlemesi ile sürekli değişim ve gelişme göstermiştir. Kamusal ve özel yaşam ekseninde düşünülünce bu iki alanın birbiriyle sürekli etkileşim ve çatışma içinde olması, özellikle sosyal paylaşım ağlarının bireylerin mahremiyet alanına ihlali değerlendirilirse gözetim ve mahremiyet algısı üzerine daha fazla durmamız gerekmektedir. Bu çalışma, Kosova'da interneti ve sosyal araçları yoğun olarak kullanan gençlerin, gözetimin yeniden üretildiği bir alan olarak yeni medya ve mahremiyet algısındaki değişimini incelemeyi hedeflemektedir. Bu bağlamda 18 lisans ve lisansüstü Hasan Prishtina Üniversitesi öğrencileri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve bu öğrencilerin görüşleri alınıp değerlendirilmiştir.
Sosyal medyada gözetim: Facebook veri politikasına yönelik kullanıcıların gizlilik endişeleri ve gözetim farkındalığı üzerine bir araştırma
Gözetim, geçmişten günümüze kadar panoptik yapısından dönüşüm geçirmiştir. Panoptikon, mekân ve zaman sınırlamasına bağlıdır, bedene yöneliktir ve zorlayıcı bir yapısı vardır. Post panoptik gözetim ise dijital ortamlarda gerçekleştiği için zaman ve mekân sınırlamasından bağımsızdır. Post panoptik gözetimin odak noktası bedenler değil onlardan elde edilen verilerdir ve gözetlenenler, gözetime gönüllü bir şekilde katılırlar. Gözetim sosyal medyada "veri gözetimi" olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal medya platformları içinde en çok kullanıcı sayısına sahip olan Facebook'tur. Facebook, kullanıcılardan elde ettiği verileri reklamcılık faaliyetleri için kullanmakta ve bu şekilde sermaye birikimini gerçekleştirmektedir. Facebook sitesinde veri ilkesini, çerez ilkesini ve hizmet koşullarını açıklamaktadır. Facebook'a kaydolmak, kullanım şartları ve gizlilik politikalarını kabul etmek anlamına gelmektedir. Facebook'un kullanıcılar hakkında topladığı veriler ise çok geniş bir alana yayılmaktadır. Messenger mesaj içerikleri, Instagram kullanım davranışları, WhatsApp hesap bilgisi, cihaz bilgisi ve üçüncü taraf ortaklardan elde edilen veriler toplanan verilere dahildir. Bu çalışmada kullanıcıların Facebook Veri Politikasına yönelik gizlilik endişeleri ve gözetim farkındalıkları araştırılmıştır. Araştırma sonucunda kullanıcıların gözetim farkındalıklarının düşük, gizlilik endişelerinin ise yüksek olduğu bulunmuştur. Gözetim farkındalıkları ve gizlilik endişeleri farklı değişkenler temelinde karşılaştırılmış ve anlamlı farklılıklara ulaşılmıştır.
Sosyal medyada gözetleme motivasyonları: Instagram kullanıcıları üzerine bir araştırma
Gözetleme davranışı oldukça eskiye dayanmaktadır. Geçişten günümüze insanlar merak ettikleri için, kontrol etmek için ya da koruma amacıyla birbirlerini izlemişlerdir. Gözetim yalnızca bu çağ ile gündeme gelen bir kavram olmadığı gibi tarihsel süreç içerisinde de yaşanan teknolojik gelişmelerle birlikte türlü değişimlerden geçmiştir. Modern devletlerin varlık göstermesiyle birlikte sistematik hale gelen gözetim o dönemlerde, bireylere ilişkin bilgi sahibi olarak toplumsal kontrolün sağlanması amacı taşımaktadır. Bu bakış açısı ile gözetlemek bir denetleme işlevi görmektedir. Fakat teknolojilere gelişmelere bağlı olarak gözetim her an her yerde kesintisiz olarak varlık gösterir hale gelmiştir. İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler ve sosyal medyanın günlük yaşamın her alanına nüfuz etmesi ile birlikte ise gözetlemenin içeriği ve etki alanı değişim göstermiştir. Çağımızda gözetlenecek hareketler ve edinilecek bilgiler kişiler tarafından bilinçli olarak paylaşılmaktadır. Bu şekilde, iktidarın bireyleri gözetlemesinin yanı sıra, bireylerin birbirlerini gözetlemesi de mümkün hale gelmiştir. Bireylerin birbirlerini gözetlemesi yeni bir olgu değildir fakat sosyal medya sayesinde yaygınlık kazanmıştır. Çünkü sosyal medya gözetleme davranışına hizmet edecek şekilde hazırlanmıştır. Kişilerin profil sayfaları, paylaştıkları fotoğraflar, yazıya döktükleri fikirleri sayesinde artık uğraş gerektirmeden bir çok bilgi erişilebilir ve gözetlenebilir hale gelmiştir. Kişiler sosyal medya üzerinden birbirlerini karşılıklı olarak gözetleyebilmektedir ki; gözetleme davranışı günümüzde bireyler arasında bir etkileşim türü haline gelmiştir. Mevcut çalışmada gözetlemenin kişilerarası boyutu ele alınacaktır. Sosyal medya bu türden bir gözetleme için oldukça elverişli bir ortamdır. Yukarıda gözetlemenin iktidar ile olan ilişkisinden bahsederken bilgi kavramına vurgu yapılmıştır. Benzer şekilde kişilerin birbirlerini gözetlemesinde de bilgi edinme amacı vardır. Başkalarını bilgi edinme amaçlı gözetlemek sosyal paylaşım ağlarının en yaygın kullanım biçimlerinden biridir. Fakat buradaki bilgi edinme kişileri disipline etmek veya üstlerinde egemenlik kurmak amacı taşımamaktadır. Bireyin merakı ve sosyal çevresi hakkında gelişmeleri takip etme isteği de sosyal medyadaki önemli bir gözetleme amacıdır. Merak, insanları bilmeye ve öğrenmeye iten hevestir. Geçmişten günümüze insanlar çevrelerinde olan bitenleri ve diğer kişilerin yaşamlarını merak etmiştir. Sosyal medya sayesinde merak edilen bilgiyi elde edebilecek kaynaklar artmış, kolay ulaşılabilir hale gelmiştir. Merak duygusu gözetlemenin motivasyonlarından biri olabilir, ama tek nedenin bu olduğu düşünülmemektedir. Toplum tarafından belirlenen bazı kodlar bulunmaktadır. Kişiler bu kodların dışında kalmamak için, toplum tarafından nelerin kabul edilebilir olup olmadığını bilmek amacıyla da gözetleme davranışında bulunmaktadır. Bu çalışma kapsamında gözetleme davranışı bütüncül bir bakış açısıyla ele alınıp sosyal medya kullanıcılarının gözetleme motivasyonlarının nedenlerini, gözetlemenin onlar için ne anlam ifade ettiğini ve gündelik etkileşime olan etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır.
Sosyokültürel, ekonomik ve siyasi boyutlarıyla yeni medyada mahremiyetin dönüşümü: Facebook örneği
Tarihsel ve kültürel olarak çeşitli anlamlara gelen ve tartışmaya açık bir kavram olan mahremiyet, 'yalnız kalma hakkı'ndan 'toplumsal ilişkilerin sınırlı koşullarına ilişkin müzakere etme kapasitesi' ve 'bireyin hakkındaki bilgilere erişimi denetleme hakkı'na kadar birçok anlam içermektedir. İnsan haklarının vazgeçilmez bir parçası olan mahremiyet hakkı, teknolojik gelişmeler ve yeni iletişim araçlarının insan hayatına entegre olmasıyla birlikte farklı şekillerde ve daha önce hiç olmadığı kadar çok sayıda ihlal edilmektedir. Söz konusu iletim araçları içerisinde özellikle yaygınlığı ve etki alanı göz önüne alındığında internet, bu ihlale zemin hazırlayan en önemli ortam konumunda olmaktadır. Zaman ve mekan mefhumunu ortadan kaldıran ve dünyayı küçük bir bilgisayar ekranına ya da telefona sığdıran bu sanal ortam bireye sınırsız bir özgürlük vaadi vermiştir. Birey ise, bu özgürlük illüzyonuna kapılarak kendisine dair ne varsa hiç sorgulamadan bu sanal ortama aktarmıştır. Ev adresini, telefonunu, ailesini, kimlik bilgilerini, kimi zaman en mahrem anılarını, evinin içini hatta yatak odasını dahi bu sanal ortamda hem diğer bireylerin hem de devlet ve ticari şirketlerin gözetimine açmıştır. Gerek dijimodern çağın getirmiş olduğu teknolojik imkanlar, gerek toplum yapısında yaşanan tefessüh, gerek devletin ve ticari şirketlerin toplumu gözetim altına alma eylemleri, gerekse de insanların her zamankinden daha çok görülme ve görme arzusu, mahremiyetin belki de asla telafisi olmayacak şekilde dönüşmesine ve yitirilmesine neden olmuştur. Bu çalışmada, Türkiye'de yaşayan insanların, yeni medyanın hayatlarına girmesiyle mahremiyet anlayışlarında bir değişimin yaşanıp yaşanmadığını ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda yüz yüze anket yöntemiyle Kasım 2015 - Ocak 2016 tarihleri arasında anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasının evrenini Türkiye'de yaşayan 15 yaş ve üzerindeki yaklaşık 53 milyon kişi (30 milyon Facebook kullanıcısı) oluşturmaktadır. Tabakalı örnek yöntemi ile seçilen 15 yaş ve üzerindeki 5000 Facebook kullanıcısı ise çalışmanın örneklemini teşkil etmektedir. Çalışmanın analiz kısmında, katılımcıların mahrem bilgilerini ne oranda paylaştıkları, devlet ve özel şirketler tarafından izlendiklerinin ne oranda farkında oldukları ve mahremiyetlerinin ihlal edildiğinin bilincinde olup olmadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların demografik özellikleri ile mahremiyetlerini paylaşmaları farklı değişkenler temelinde karşılaştırılmış ve anlamlı farklılıklara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mahremiyet, Yeni Medya, Dijimodernizm, Gözetim, Facebook.
İş güvenliği uzmanlarının kültürel zekâ düzeylerinin iş güvenliği hizmetleri uygulamalarına etkisi
İş sağlığı ve güvenliği, işyerinde meydana gelebilecek çalışanlar ve işyerinde bulunan diğer bireyleri olumsuz yönde etkileyebilecek durumların ortadan kaldırılması veya en aza indirilmesi için yapılması gereken tüm faaliyetleri içermektedir. İşyerinde iş sağlığı güvenliği faaliyetleri iş güvenliği uzmanı aracılığıyla yapılmaktadır. Kültürel zekâ farklı kültürel ortamlardaki bireylerin birbirlerini anlama kabiliyetidir. Kültürel zekâ düzeyi yüksek olan iş güvenliği uzmanı işyerinde var olan tehlikeleri ve aktarılması gereken bilgileri diğer işyeri paydaşlarına çok rahat aktarmakta ve onlardan gelen dönütleri çok rahat anlayıp yorumlamaktadır. Karma araştırma yöntemlerinin kullanıldığı ve nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama yöntemi ile gerçekleştirilen bu araştırma, Türkiye genelinde İSG-KATİP 'e kayıtlı 329 iş güvenliği uzmanının katılımıyla gerçekleşmiştir. Araştırmada "İş Güvenliği Uzmanının Görevleri Ölçeği" ile "Kültürel Zekâ Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda Kültürel zekânın iş güvenliği hizmetleri uygulamalarını %49 (β=.49, p=.000) oranında orta düzeyde olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Son bölümde ise iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin daha iyi yürütülebilmesi için iş sağlığı güvenliği hizmetleri uygulayıcılarına önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'de verileştirme, veri adaleti ve sivil toplum kuruluşları
Verileştirme yeni bilgi ve iletişim teknolojileri aracılığıyla çeşitli amaçlar için kullanmak üzere insanların sosyal hayat pratiklerinin günümüze kadar ölçülmemiş ve kaydedilmemiş yönlerinin toplanarak veriye dönüştürülme süreçleridir. Verileştirme gerçek zamanlı izleme pratiği olan "veri tabanlı gözetimi" gündelik hayatın sıradan bir olgusu haline getirmiştir. Bu gözetim altında insan hayatı metalaştırılırken, veri tabanlı gözetim artık ne yaptığımızla değil yarın ne yapacağımızın tahminine odaklanmaktadır. Bu bağlamda verileştirme uygulamaları dijital verileri yaşadığımız döneme ilişkin yeni bir tür sosyal, ekonomik, politik ve ideolojik yapı içinde konumlandırmış, verileştirilmiş bir toplumu ortaya çıkarmıştır. Uluslararası kimi örneklerde görüldüğü üzere bu uygulamalar güvenlik söylemiyle meşrulaştırılmakta, dijital kontrol ve gözetim toplumlarının oluşmasına aracılık etmektedir. Türkiye'de verileştirmenin negatif sonuçları özellikle Covid-19 pandemisiyle daha görünür olmaya başlamış, bu alanda devlet tarafından hayata geçirilen düzenlemeler, yeni kurumlar ve her gün yeni biçimler alarak hız verilen verileştirme uygulamaları, yurttaş ve toplulukların veri güvenlikleri kadar, iletişim özgürlüklerine ve mahremiyetlerine yönelik de gündelik ihlallerin görülme sıklığını arttırmıştır. Bu noktadan hareketle tez çalışmasında Türkiye verileştirme deneyimimin bilişim ve yeni medya alanında faaliyet yürüten STK'ların görüş ve düşüncelerinden hareketle incelenmesi amaçlanmıştır. Üç ana bölümden oluşan tez çalışması boyunca verileştirmenin dünya ve Türkiye'deki tarihsel gelişimi ve öne çıkan eğilimlerinin neler olduğu ayrıca yeni medya çalışmaları içinde verileştirmeyi konu alan çalışmalarda ortaya koyulan kavram ve terimler incelenmiştir. Türkiye'de verileştirme sistemlerinin tarihsel ve politik gelişimi ele alınmış ve tartışılmış ayrıca bu alanda STK'lar tarafından önerilen çözüm önerileri "veri adaleti" perspektifiyle değerlendirilmiştir. Çalışmada ulaşılan bulgulardan hareketle STK'lar içinde verileştirmeye ilişkin bir farkındalık olsa da Türkiye'de yeni medya alanında var olan adaletsiz ve hukuksuz uygulamalar nedeniyle verileştirme karşıtı faaliyetlerin ana tema olamadığı görülmüştür. Bu nedenlerle Türkiye'de verileştirmeye karşı veri adaleti için verilecek çabaların birçok farklı alanda oluşan adaletsizliklerle birlikte bütüncül bir şekilde ele alınması, verilecek mücadelenin toplumsal anlamda genişletilmesi ve ortaklaştırılması gerektiği genel sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Verileştirme, Verileşmiş Toplum, Veri Tabanlı Gözetim, Sivil Toplum Kuruluşları, Veri Adaleti
'Ambalaj' filmi bağlamında bir varoluş problemi olarak sosyal medyada gösteriş paylaşımları ve karakter simülasyonu
Gösteri toplumunda bireylerin sosyal medyada ürettiği simülatif kimlikleri, dijital, yapay bir uzam yaratmıştır. Bu sanal uzamın değerlerine ortak olma ve bu değerlerden pay alma yapılan paylaşımlarla mümkün olmaktadır. Paylaşım, güçlülük, zenginlik, mutluluğa sanal olarak erişmenin ilanıdır. Bu ilanlarda gerçeklikten ziyade, izleyenlerin zihninde algı oluşturma çabası vardır. Bu olguya karakter simülasyonu diyebiliriz. Sosyal medyada karakter simülasyonları paylaşımları, hem izleyen hem de yaratanları sahte bir evrene taşımakta ve gösterilenle gerçek arasındaki mesafe git gide açılmaktadır. Bu güncel toplumsal durum, bu çalışmanın temel sorunsalını oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında bireyin sosyal medyada yapay kimlik oluşturma sebepleri incelenmiş, dijital çağda gerçeğin modeller aracılığıyla üretildiği simülasyon evreninin oluşma sebepleri analiz edilmiştir. Yine bu araştırmalara bağlı olarak sosyal medyaya sunduğu hayattan farklı bir hayatı olan bir sosyal medya fenomeni üzerinden Ambalaj isimli film üretilmiştir. Filmde sosyal medyaya sunulan ve gerçekte yaşanan arasındaki fark irdelenerek, simülasyonun boyutları gösterilmeye çalışılmıştır.
Kişilik hakkı kapsamında işçilerin izlenmesi ve gözetlenmesi
Mutlak bir niteliğe sahip olan kişilik hakkı, bu niteliği itbariyle herkese karşı ileri sürülebilir. Günümüz teknolojisinin geldiği noktada kişilik hakkına dahil olan özel hayat kavramının sınırlarının tayini giderek zorlaşmaktadır. Söz konusu belirleme, işverenin emir ve talimatlarına uymak zorunda olan işçiler açısından daha da zorlaşmış durumdadır. Zira hukukumuzda bu konuda doğrudan bir düzenleme de yer almamaktadır. Dolayısıyla ayrıma yönelik kriterlerin belirlenmesi öğretiye ve yargı kararlarına bırakılmıştır. İşverenler kendi menfaatlerini koruyabilmek için bugün birçok yöntem kullanmaktadır. Bu yöntemlerim başında işçilerin izlenmesi ve gözetlenmesi gelmektedir. Özellikle, işçilerin e-postalarının, internet kullanımının, telefonlarının izlenmesi, video kameralarla gözetlenmesi ve GPS aracılığıyla izlenmesi en çok kullanılan yöntemlerdir. Ancak burada işverenin mülkiyet hakkı ile işçinin kişilik hakkı çakışmaktadır. Dolayısıyla bunların dengelenmesi gerekmektedir. İşverenler bahsi geçen yöntemlere başvururken bazı sınırlamalara uymalıdır. Unutulmamalıdır ki, tüm bu yöntemlerin işçilerin üzerinde olumlu ve olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bu çalışmada öncelikle kişi, kişilik ve kişilik hakkı kavramları üzerinde durulmuş, devamında da bahsi geçen kavramların uluslararası ve ulusal kaynakları belirtilmiştir. Sonrasında işyerinde izleme ve gözetleme yöntemleri, bunun etkileri ve hukuka uygun izleme ve gözetlemenin koşullarına değinilmiştir. Nihayet son olarak, izleme ve gözetlemenin hukuka aykırı yapılmasının sonuçları açıklanmıştır.
ABD Halka Açık Şirketler Muhasebe Gözetim Kurulu (PCAOB)'nun inceleme ve yaptırım raporlarının dört büyük denetim firması yönünden incelenmesi
2000'li yılların başında dünyada yankı uyandıran finansal skandallar sonrasında kamuoyunun ve yatırımcıların sarsılan güveninin onarılmasında, SOX Yasası ve bu Yasa'nın birinci ana başlığı olan Halka Açık Şirketler Muhasebe Gözetim Kurulu (PCAOB)'nun kurulması, denetimin gözetimi açısından önemli bir adım olmuştur. Bu Kurul, ABD'de 2003 yılında faaliyete başlamıştır. Ancak, halen bir kurul tarafından denetim firmalarının incelenmesi ve bu incelemelerin denetim faaliyetleri üzerindeki etkisinin araştırılması önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, ABD Halka Açık Şirketler Muhasebe Gözetim Kurulu'nun gözetim görevi yaptığı dört büyük denetim firmasının 2003 ve 2018 yıllarına ait incelemelerinin ve yaptırımlarının incelenmesidir. Çalışmanın bulguları; PCAOB'un dört büyükler üzerinde incelemeye tabi tuttuğu şirket sayısının 2.304'ten fazla olduğunu, en fazla incelemeye tabi tutulan firmanın PwC olduğunu, eksiklik tespit edilen şirket sayısının 1.594 olduğunu, en fazla eksikliği tespit edilen muhasebe alanının gelirler ve stoklar olduğunu, en fazla atıf yapılan standardın AS 2301 Denetçinin Önemli Yanlışlık Risklerine Karşı İfadeleri olduğunu ve Deloitte'un 3; PwC'nin 1; E&Y'nin ise 1 yaptırımı olduğunu göstermiştir. Anahtar kelimeler: Halka Açık Şirketler Muhasebe Gözetim Kurulu, PCAOB, Denetimin Gözetimi, PCAOB İncelemeleri, PCAOB Yaptırımları, Dört Büyükler
Modern dönem gözetim olgusunda sınıflandırma pratiğinin değerlendirilmesi ve toplumsal hayata yansımaları: Eskişehir örneği
Modern dönemin akışkan ve karmaşık yapısını takip edebilmek, düzenlemek ve yönetebilmek için gözetim araçlarının gün geçtikçe arttığı gözlemlenmektedir. Teknolojik yeniliklerle gelişen gözetim araçlarının birçok çeşidine rastlamak mümkündür. Bu araçlar bir taraftan bireylerden farklı şekillerde veri/bilgi/malumat toplarken, diğer taraftan bunları sistematik bir şekilde kategorilere ayırıp kullanıma hazır hale getirmektedir. Gözetim araçlarının ucuzlaması, küçülmesi, uzaktan yönetilebilmesi toplumun bilgisine ulaşabilmek için gözetimi cazip hale getirmektedir. Ancak aynı zamanda gözetimin şeffaflığını yitirmesi ve sınırlarının muğlaklaşması çeşitli problemlere yol açmaktadır. Genel olarak güvenlik kaygıları, disiplin ve düzen arayışları gözetimin yaygınlaşmasını meşrulaştırdığı gibi gözetime yönelik eleştirel bir bakışın oluşmasını da engellemektedir. Gözetim olgusu, genellikle 'güvenlik, denetim, düzen ve disiplin' çerçevesinde değerlendirilmekte, farklı sosyo-ekonomik grupların sosyal hayata katılmaları noktasında belirleyici olduğu göz ardı edilmektedir. Bu durumun toplumsal algıda edindiği yeri ortaya koymak için farklı sosyo-ekonomik kesimlerden toplanan veriler gözetimin sınıflandırma pratiği çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu bağlamda Eskişehir'de gerçekleştirilen saha çalışmasının amacı, katılımcıların gözetimi nasıl değerlendirdiğini anlamak, farkındalığını ölçmek ve gözetimin ayrıştırma edimine yönelik düşüncelerini ortaya koymaktır. Araştırmanın sonunda ise sosyo-ekonomik durum, güvenlik algısı ve gözetim talepleri arasında güçlü bir bağ olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Gözetim, güvenlik, risk, panoptikon, ban-optikon, sınıflandırma
Sosyal medyada mahremiyet farkındalığı: Hitit Üniversitesi örneği
Yeni iletişim teknolojilerinin artmasıyla beraber sosyal medya, gücünü artırmış ve birçok değişim ve dönüşümü de beraberinde getirmiştir. Toplumsal hayatın içinde varlığını devam ettiren sosyal medya, aile kurumunu ve özel yaşamı da bünyesine dahil etmiştir. Sosyal medyada beğenilmek, takdir edilmek, beğeniyle izlenmek ve takip edilmek amaçlanmaktadır. Sosyal medya platformlarını düzenli şekilde kullanan bireyler, her anlarını kayıt altına alarak mahremiyetlerine zarar vermektedirler. Bu nedenle sosyal medya, bireylerin mahremiyet alanını sınırlamakta ve giderek bu alanı daraltmaktadır. Günümüzde mahrem olan durumlar, alanlar, geçmişten gelen ahlâki olgu ve değerler yok olmaya ve normalleşmeye başlamıştır. Bu çalışmanın amacı; mahremiyet, mahremiyet ihlâli ve gözetleme kavramları çerçevesinde, öğrencilerin sosyal medya paylaşımlarını değerlendirmektir. Araştırmada, katılımcıların cinsiyet, yaş, eğitim, anne-baba birliktelik ve gelir durumu gibi sosyo-demografik değişkenlerin, sosyal medya kullanım pratiklerindeki mahremiyet algı ve farkındalıklarını ölçmek ve öğrencilere bu konuda öneriler sunmak amaçlanmıştır. Çalışmamızda anket yöntemi kulanılmıştır. Bireylerin sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili tutumlarını belirlemek amacıyla 390 öğrenci ile anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler, sosyal medyada yapılan paylaşımların mahremiyet kavramı doğrultusunda yaş, cinsiyet, eğitim, anne-baba birliktelik ve gelir durumu gibi sosyo-demografik boyutlarıyla incelenmiştir. Bu çalışmayla teknolojik gelişmelerin ve internetin yaygın kullanımıyla artan sosyal medyanın, bireylerin mahremiyet algı düzeylerinde oluşturduğu etki/ler ve mahremiyet algısındaki değişim ele alınarak kişilerin mahremiyet anlayışındaki dönüşümün resmi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Dünyada ve Türkiye'de bu konuyla ilgili mevcut durum ile olası sonuçlar ortaya konmuştur. Bu çalışma, sosyal medya ve mahremiyetin tanımı, değerlendirilmesi, sınıflandırılması ve sosyal medya ile mahremiyet arasındaki ilişki faktörlerini ele almakta ve sosyal medya plaformlarının yaygın kullanımıyla zedelenen mahremiyet kavramına gereken önemin verilmesi, bu ihlâlinin önlenmesi ve bireylerin bu konuda farkındalığını arttırmak amaçlanmıştır. Çalışma, Türkçe olarak yayımlanmış önceki araştırmaların incelenmesini kapsayan alanyazın taraması şeklinde desenlenerek ulusal ve uluslararası dergiler, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) lisansüstü tez veri tabanı ve Google arama motoru aracılığıyla ilgili çalışmalara ulaşılmıştır.
İstihbaratın demokratik gözetimi
Günümüz dünyasında güvenlik stratejileri sadece askeri alanda yoğunlaşmalarla sınırlı kalmamış olup ekonomik, insani, ekolojik, ticari, hukuki gibi alanlarda da güvenlik boyutlarını içerir bir evrilmeye doğru başlamıştır. İstihbaratın önem ve değerinin her geçen gün daha da artması ile ulusal ve uluslararası alanda değer olarak daha mühim ölçüde karşılık bulması istihbaratın yelpazesinin genişlemesine yol açarken beraberinde gözetimi sorununu da gündeme getirmiştir. İstihbarat alanında değişimin elzem hale gelmesi elbette teknolojide yaşanan atılım, gelişim ve değişimlerin yaşanmasıdır. Özellikle internet ve bilgisayar temelli gelişim ve değişimler baş döndürücü bir hızla istihbarat faaliyetlerine de yansımıştır. Verilerin elde edilmesi, depolanması, tasnif edilmesi ve değerlendirilmesi için bilgi teknolojileri çok önemli bir araç olarak değerlendirilmektedir. Gerçekleştirilen istihbarat faaliyetlerinin etkinliği, gizliliğinin korunması meşru olarak gerçekleştirilmesine bağlıdır. Bu bağlamda meşruiyet ise istihbarat kurum ve kuruluşlarına hangi hâllerde istihbarat yapacağına dair kanuni düzenlemelere dayanmaktadır. Sosyoloji, iletişim ve antropoloji başta gelmek üzere sosyal bilimlerde birçok çalışmada yer alan ve disiplinler arası niteliğe sahip gözetim kavramı tarihsel süreç ve dinler tarihi içerisinde bireyler arasında meydana gelen bir eylem olmakla birlikte otoriteyi sağlamak ve korumak gayesi ile de devletler açısından ehemmiyet arz etmektedir. İnsanoğlunun varlığından bu yana birey ya da grup menfaatleri noktasında gerçekleştirilen gözetlemede öncelikle birey istihbaratı ile başlanmış, askeri disiplin-istihbarat, devlet idaresi-nüfus sayımı, işyeri izleme-denetleme, polis faaliyetleri-suçla mücadele, gibi alanlarla günümüze değin gelişerek devam etmiştir. Demokratik gözetimden bahsetmek için elde bir takım kullanılmaya elverişli ve elbette kullanımı meşru bir takım mekanizmaların olması olağan bir sonuçtur. Gerçekte bir yönüyle de bunu yapacak ya da yapması yönünde destekleyici olan "sivil aktörleri", "medyayı", "parlamentoyu", "yargı" ve "ombudsmanı" tanımlamayı ve güçlendirmeyi de harekete geçirmek gerekmektedir. Bu durum güvenlik kuruluşlarından ayrı olarak değerlendirildiğinde ve gerekli görülen hallerde seçilmiş olsalar dahi devletin kuruluşlarından hesap soran, şeffaflık beklentisi ile özgürlükler ve hakların korunarak kullanılmasını da isteyen sivil aktörlerin varlığı demokratik bir var olmayı toplumun en küçük hücresine kadar yayan bir anlayışın da ilk koşulu olarak kabul edilmelidir. Bu çalışma ile istihbarat, gözetim ve istihbarat ile gözetim bağlamında istihbaratın demokratik gözetimine bakış ve istihbaratın demokratik gözetiminin hangi aktörlerle hangi yollar kullanılarak nasıl sağlanabileceği ve modern devlet anlayışında bahse konu gözetimin yapılmasının gerekliliğine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: İstihbarat, Gözetim, Güvenlik, Parlamento, Medya, Yargı, Sivil Toplum Kuruluşları, Kamu Denetçisi (Ombudsman)
Gözetim toplumu sonrası mahremiyetin izdüşümü
Bu çalışma, ilkel toplumlardan modern toplumlara ve günümüzdeki gözetim ve gözetim olgusunun tarihsel dönemler içerisinde arka planını farklı perspektiften teorisyenlerin kuramları üzerinden ele almaktadır. Sanayi devriminden başlayarak tekniğin gelişme sürecini gözetim kavramı üzerinden ele alırken enformasyon teknolojilerinde yaşanan gelişmeler gözetim mekanizmalarının tarihsel süreç içerisinde toplumsal yapı üzerinde etkileri üzerinde durmaktadır. Gözetim mekanizmalarının toplumu disiplin altına almak ve toplumsal denetimi sağlamak dışında iktidar güçlerinin birey ve toplum üzerinde kontrolü sağlamak amaçlı kullanmış oldukları sistemleri incelemiştir. İktidar güçleri için önemli bir tahakküm aracı olan gözetim aygıtları bireyler üzerinde veya toplumsal yapı içerisinde kurmuş olduğu hegemonya durumunu ele alınmaktadır. Aynı zaman da günümüzde hızla yaşanan teknolojik değişimler beraberinde kültürel ve sosyal alanlara da yansımış olup yeni bir mekân olarak siber alanı meydana getirmiştir. Enformasyon teknolojilerinde yaşanan değişim sosyal medyanın toplumsal yapı içerisinde var olmasıyla birlikte şekil değiştiren iletişim modelleri ile sosyalleşme süreçleri, bireylerin mahremiyet algıları üzerinde önemli etkiler yaratmıştır. Pos- Panoptikon çağında gözetim araçlarının zaman zaman bireyin mahremiyet alanlarını ihlal etmesi temel hak ve özgürlüklerini sınırlandırmıştır. Mahremiyetin sınırlanması ve günümüzde ki dönüşümünü özel alan kavramı ve kamusal alanı kavramlarının değişmesine yol açmıştır. Özel alanın, kamusal alan içerisinde gün geçtikçe ortadan kalkması bu çalışmanın temel belirleyeni olmuştur. Gözetim toplumu sonrası mahremiyetin dönüşümü tarihsel ve sosyolojik perspektiften incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Gözetim Mekanizmaları, Gözetim, Mahremiyet, Mahremiyetin Dönüşümü, Panoptikon, Sosyal Medya
Anonim şirket yöneticilerinin gözetimi
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) uyarınca yönetim kurulu, yönetimin yanı sıra, gözetimle de yükümlüdür. Gözetim yükümlülüğü kanunda açıkça düzenlenmemekle birlikte; üst gözetim yetkisine ilişkin TTK'nın 375/1-e maddesi gözetim yükümlülüğünün varlığına işaret etmektedir. Buna ek olarak sorumluluğa ilişkin, kontrol dışında kalan hukuka aykırılıklar ve yolsuzluklardan, gözetim görevi gerekçe gösterilerek sorumlu tutulamayacağını düzenleyen TTK m. 553/3 de gözetim görevinin varlığına işaret eden bir başka hükümdür. Üst gözetim yükümlülüğü, TTK m. 375/1-e uyarınca "yönetimle görevli kişilerin, özellikle kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi" olarak tanımlandığından, gözetim yükümlülüğünün öncelikle yöneticilerin gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin hukuki denetimine ilişkin olduğu söylenebilecektir. Buna ek olarak gözetim görevi kapsamında yöneticilerin aldığı kararlar, amaca uygunluk açısından da incelenebilecektir. TTK'nın 367. maddesinde yetki devri düzenlenerek yönetim kurulunun yetkilerini devredebileceği hükme bağlanmıştır. Bu bağlamda yönetim kurulunun gözetim yetkisini devretmesi mümkündür. Fakat burada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır: Yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkileri, yetki devrine konu olmamaktadır (TTK m. 375). Üst gözetim yetkisi de yönetim kurulunun devredilmez görev ve yetkilerinden olduğundan, yönetim kurulu yetki devri bulunan hallerde bile, üst gözetimden sorumlu olacaktır. Bu bağlamda yönetim kurulunun her bir yöneticinin gözetimini bizzat sağlamakla yükümlü olmadığını; fakat gözetim için gerekli sistemi kurmak ve bu sistemin gereği gibi işleyip işlemediğinin gözetimini sağlamakla yükümlü olduğunu söylemek gerekecektir. Gözetimi gerçekleştirecek olan yönetim kuruludur. Buna karşılık gözetime tâbi olanlar ise "yöneticiler"dir. Yöneticiler ile kastedilen esas olarak TTK m. 553 uyarınca sorumluluğu söz konusu olan kimselerdir. Yönetim kurulu, yöneticilerin gözetimini sağlarken birtakım hukuki mekanizmalardan yardım alabilecektir. Bu kapsamda yönetim kurulu, iç sistemler kurabilecek, bilgi alma ve inceleme hakkından faydalanabilecek veya gözetime yardımcı olması amacıyla komite ve komisyonlar kurabilecektir. Eğer yönetim kurulu gözetim görevini gereği gibi ifa etmezse, sorumluluğu söz konusu olacaktır.
The relationship between parliaments and supreme audit institutions within the context of the parliamentary oversight function: A comparative analysis of the United Kingdom, France and Türkiye
Parliaments represents the will of people which are the basic elements of the democratic administration system. The rationale behind the existence of parliaments belongs to the power of purse. According to this principle, parliaments need to oversee whether the authority to spend the budget they allow to the executive body was used within the determined legal limits. In this context, the relations with the executive and its oversight by parliaments are also crucial for maintaining check and balance mechanism and sustaining the principle of separation of powers. Contemporary administrative principles such as accountability, fiscal transparency, governance, efficiency and strategic vision form the basis for ensuring the effectiveness of public financial management system and oversight function of parliaments. Parliaments perform its oversight function, which requires professionalism and expertise, through supreme audit institutions. Supreme audit institutions provide assurance and information by its reports about the use of public resources of the executive. Thus, parliaments and supreme audit institutions are the two most important components for holding executive to account and functioning of democracy. The main purpose of this study is to examine the relations between the parliament and supreme audit institutions in the context of the oversight function of the parliament considering the international developments comparatively. Moreover, within the scope of this study, it is aimed to evaluate the country cases in the UK and France which are accepted as model in this field of study, to make a comparative analysis to reveal the situation of Türkiye. Based on the findings obtained from this study, suggestions have been developed regarding the relations between the Grand National Assembly of Türkiye and the Turkish Court of Accounts and to increase the effectiveness of the public resources allocated to the executive body under the oversight function of the Grand National Assembly of Türkiye.
Denetim uygulamaları açısından ilk dönem İslam toplumunun sosyolojik bir değerlendirmesi
Bu çalışmanın amacı ilk dönem İslam toplumunda var ise denetim uygulamalarını tespit edip değerlendirmektir. Bu bağlamda, Hz. Peygamber ve Râşid halifeler dönemindeki denetimle ilgili olan veriler doküman incelemesi yapılarak oluşturulmuştur. Toplanan veriler içerik analizi yoluyla yorumlanmıştır. Gözetim ve toplumsal denetimin etraflıca anlaşılabilmesi için kavram farklı açılardan ele alınarak genel çerçeve oluşturulmuştur. Araştırmada, denetimin sosyal, iktisadi ve idari alanlardaki uygulamaları irdelenmiş, elde edilen bulgular bu kapsamda ortaya konulmuştur. Hem modern öncesi hem de modern dönem pratikleri ile ilk İslam toplumundaki denetimin farklılaşan ve benzeşen noktalarına dikkat çekilmiştir. Çalışmada yer verilen uygulamalar, denetimin kavramsal çerçevesinin dışına çıkılmadan değerlendirilmiştir. Hz. Peygamber ile Hulefâ-i Râşidîn döneminde, zamanın ihtiyaçları ve şartlarıyla örtüşen, yönetici tarafından dahi olsa tecessüs sınırını aşmayan ve sistematik olmayan toplumsal denetim ve gözetim pratikleri görülmektedir. Elde edilen veriler neticesinde, ilk dönem İslam toplumunun hususi bir denetime sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Distopya ve özel alan
Politik, sosyal, ekonomik, kültürel vb. anlamda daha iyiyi ve güzeli bulma çabası ütopya türünü meydana getirmiştir. Bu anlamda ütopya, olması gereken toplumsal düzen olarak tanımlanabilir. Zaman ilerledikçe olması gereken yolunda atılan her adım, olmaması gerekene dönüşerek distopya hâlini alır. Distopya, körlemesine ütopist maksatlarla harekete geçildiği vakit oluşan tahakküm düzeni olarak tariflenebilir. Distopyalarda genel olarak totaliter ve tahakkümcü iktidarların baskısı altındaki bir toplum anlatılır. Bahsedilen bu totaliter ve tahakkümcü iktidarlar, kendi varlıklarını muhafaza etmek ve amaçladıkları göreli ideal düzene ulaşmak için özgürlükleri, özel alanı ilgâ ederler. Bu tez çalışmasında distopya ile özel alan arasındaki ilişkinin ortaya konuluşu ilk olarak ilişkili kavramlar unutulmadan distopya ve özel alan anlatımları yapılarak söz konusu olmuş ardından da distopya ile özel alan bağlamında önemli meselelerin ele alınması suretiyle somutlanmıştır.
İthalatta kıymet kriterli gözetim uygulaması: Sanayi üretimine etkisi, sorunlar ve çözüm önerileri
Gümrük vergilerinin tahsilinde en önemli konu başlıklarından biri öteden beri verginin hesaplanmasına esas matrahın belirlenmesi olmuştur. Özellikle GATT ve DTÖ sonrası ortaya çıkan tartışmalar doğrultusunda ithalat vergileri matrahında advalorem matrahın esas alınması gerektiği görüşü ağırlık kazanmıştır. Bu nedenle gümrük kıymeti tespitinin önemi artmış, asırları aşan bir sorun alanı olan kıymet belirleme yöntemleri tartışmalara konu olmuştur. Bu çalışmada kıymet kriterli gözetim uygulaması bu kapsamda ele alınmış ve sanayi üretimine etkisi incelenerek uygulamadan elde edilen fayda tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaca yönelik olarak veri elde edilmesi daha kolay olduğundan ve temsil kabiliyeti diğer sektörlere oranla daha yüksek dolduğundan Kağıt ve Karton Sanayinde gözetim uygulaması örneği ele alınmıştır. Türkiye'de 2005:01-2021:12 dönemi aralığında aylık veriler kullanılarak 4820.10.30.00.00 GTİP'inde yer alan not defterleri, mektupluk, bloknotlar, hatıra defterleri ithalat birim kıymetleri, 4820.30.00.00.00 GTİP'inde yer alan klasörler, ciltler dosya gömlekleri ve kapakları ithalat birim kıymetleri ve 4814.20.00.00.00 GTİP'inde yer alan duvar kağıtları ve benzeri duvar kaplamaları ithalat birim kıymetleri bağımsız değişken, karton ve kâğıt sanayi mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış üretim endeksi bağımlı değişken olarak ARDL sınır eş bütünleşme testine tabi tutulmuştur. ARDL F sınır istatistiği ile kritik değerler karşılaştırıldığında %1 anlamlılık düzeyinde uzun dönemde bütün değişkenlerin önemli bir denge ilişkisinde olduğu görülmüştür. Uzun dönem katsayılarına göre not defterleri, mektupluk, bloknotlar, hatıra defterleri ithalat birim kıymetlerinin bağımlı değişken üzerinde %10 anlamlılık düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi saptanamamıştır. Klasörler, ciltler dosya gömlekleri ve kapakları ithalat birim kıymetlerinin %10 anlamlılık düzeyinde bağımlı değişken üzerinde istatistiksel olarak önemli ve pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Buna göre bağımsız değişkende gerçekleşen %1'lik artış bağımlı değişkende uzun dönemde %1,24 artışa neden olmaktadır. Duvar kağıtları ve benzeri duvar kaplamaları ithalat birim kıymetlerinin %1 anlamlılık düzeyinde bağımlı değişken üzerinde istatistiksel olarak önemli ve pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Buna göre bağımsız değişkende gerçekleşen %1'lik artış bağımlı değişkende uzun dönemde %1.04 artışa neden olmaktadır. Ayrıca kurulan model için etkilerin kısa dönemde değil uzun dönemde ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Analiz sonuçlarından yola çıkılarak gözetim uygulamasından elde edilen yararın periyodik olarak hesaplanması, sanayi üretimine etkisi olmayan uygulamaların yürürlükten kaldırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda suni biçimde artan ithal fiyatı düşerek tüketici enflasyonunun azalmasına yol açmaktadır. Ayrıca düşen ithal fiyatı nedeniyle tüketim artarak toplam ithalat miktarında dolayısıyla ithalde alınan toplam vergi gelirinde artışa yol açmaktadır. Elde edilen hazine gelirinin ithal ürünle rekabet etmesi amaçlanan daha verimli sanayi kollarında teşvik veya sübvansiyon olarak kullanılmasının uygun olacağı önerisiyle çalışma tamamlanmıştır. Anahtar kelimeler: Gümrük, Gözetim, Kıymet, Üretim, İthalat.
Panoptik gözetim ve kampüs mekanının dönüşen anlamları: Gaziantep Üniversitesi örneği
Bu tezde, gözetim kameralarının Gaziantep Üniversitesi kampüs mekanına ve dolayısıyla öğrencilik deneyimine etkisi ele alınıyor. İlk elden gözetimin tarihsel dönüşümü ve toplumsal yeniden inşası incelenirken, ardından tezin kuramsal çerçevesini oluşturan "panoptik iktidar" ve "yönetimsellik" kavramları tartışılıyor. "Güvenlik" meselesi günümüzde merkezi bir yönetim stratejisine dönüşürken, teknoloji bu doğrultuda giderek daha çok işlevselleşiyor. Bu bağlamdan hareketle, Gaziantep Üniversitesi kampüsündeki kapalı devre sokak gözetim kameralarının, kampüs mekanına ve öğrencilik deneyimine etkisi inceleniyor. Öğrencilerle yapılan bireysel ve odak grup görüşmeleri yoluyla elde edilen veri setleri doğrultusunda kampüs mekanı ve öğrencilik deneyimi panoptik iktidar pratikleri bağlamında analiz ediliyor. Kameralar, özgürleştirici kamusallık ideali ile anılagelen kampüs mekanının "güvenlik" üzerinden yeniden tanımlanmasına yol açıyor. Bu dönüşüm, öğrencilerin kampüsteki olası özgürleştirici karşılaşma imkanlarını yerinden ediyor.