Heroes
68 theses under this subject heading
Anti odipus figür olarak Tristram Shandy
Tristram Shandy is one of the most discussed novels in English language literature since the day it was written. For instance, at the time of its writing; Samuel Johnson, one of the most distinguished names in English literature, was skeptical of this work. He thought that nothing awkard would be permanent. Similarly, contemporary critics of Sterne found his novel to be strange, unusual, and unsuccessful in terms of unconventional narrative techniques. In contrast, Tristram Shandy has still inspired many literary theories, post-modern narrative technique and anti-hero examples, despite more than two centuries since the day it was written. Long before postmodern literary criticism, Sterne problematized the mimetic reality, the myth of integrity, linearity, and the archetype of the hero's journey that the odipal hero completes to reach inheritance, law, and phallus. He has presented a successful parody. Using Don Quixote and other bildungsroman hero parodies, he presented a satirical collage. He glorified the hero's grotesque image of the body, the plane of immanence beyond the self, and the body without organs against the Father's obsession with completeness and perfection. In this context, Tristram Shandy is not disciplined by imperfection, loss, and lack, on the contrary, as a meta-reflexive hero who is aware of his fictional reality, he without hesitation deciphering his fictionality. As a result, Tristram Shandy is a parody, an anti-odipal hero who has been against the concept of hero-subject under the burden of objectification and of guilt and odipal ideals. Keywords: Tristram Shandy, Sterne, Anti-odipal, postmodern literary
Revising the heroic tandem in Louis de Bernieres' Captain Corelli's Mandolin
This study has a modest and limited aim to describe the flexibility of the heroic concept, images of the heroic tandem and phenomena of masculinity, gender issues and sentiment which are to be found throughout Louis de Bernieres' novel Captain Corelli's Mandolin. Louis de Bernieres' novels are quite complex and notewothy to analyze in relation to myth. Considering the novel Captain Corelli's Mandolin, it can be said that it is a work which handles myth as a medium in order to demonstrate and question psychological dilemmas and human existence in a postmodern world. In the view of fact that Carlo Piero Guercio, Captain Corelli and Pelagia are presented as hero and heroines in the contemporary world. The concept of the gender is also vital aspect in the novel in order to explain the heroism concept in the novel. In this respect the novelist opens various gates in order to re-think myths in an original way. Therefore, he plays with the mythical stories, he deconstructs and then reconstructs them in the way of thinking contemporary understanding of heroism. Accordingly, his main aim is to show how new meanings occur in the eyes of contemporary people. From this point of view, this study displays the importance of heroic tandems and how their relationships are in the past and revised versions of heroic tandems in a postmodern work Captain Corelli's Mandolin.
The mythical encounter of the two heroines: Ursula K. Le Guin's Lavinia and Madeline Miller's Circe
Ursula K. Le Guin's Lavinia and Madeline Miller's Circe are two of the most notable contemporary novels that masterfully retell the classical epics from the feminine perspective. Providing us with new insights and possibilities that women's fiction possesses, they fill in the gaps that masculine language-dominated ancient texts have. Moreover, they give voices to the silenced women characters in the ancient texts to rewrite their own stories. At the center of this study, we follow two different women protagonists called Lavinia and Circe on their journey to become heroines. Sharing similar experiences on their journeys, they represent the 'everywoman' figure. Analyzed in Jungian archetypes of the collective unconscious and mythic structure, these novel characters undergo both physical and psychological changes which lead them into self-integrity.
Orhan Kemal hikâyelerinin çocuk edebiyatı ilkeleri açısından incelenmesi
Toplumların geleceğe açılan kapısı durumundaki çocukların önem kazanması, edebi ürünlerin de içeriğini değiştirmiştir. Bu bağlamda çocukların sanat eserine ne şekilde dâhil edilmesi gerektiği sorusu ortaya çıkmıştır. Orhan Kemal, toplumcu gerçekçi edebi görüşe uygun eserler vermiştir. Bu araştırmanın amacı da Orhan Kemal'in Elli Kuruş Çikolata, Farecik-Uyku, İnci'nin Maceraları ve Aslan Tomson-Köpek Yavrusu kitaplarındaki hikâyelerinin çocuk edebiyatı ilkeleri açısından incelenmesidir. Yazar, kahramanlarını küçük çevrelerin küçük insanlarından seçmiştir. Her yaştan karakterler yaratan Orhan Kemal, bazen küçük bir çocuğu bir hikâyenin ana kahramanı yapabilmiştir. Bu çalışmada yazarın yukarıda sözü edilen hikâyelerindeki çocuk kahramanlarının yaşayışları ve bunların çocuk edebiyatına uygunluğu irdelenmiştir. Çocuk edebiyatının özellikleri, hikâyelerinin içeriklerine uygun bir sınıflandırma ile verilmiştir. Araştırma tamamlandığında Orhan Kemal'in çocuk edebiyatı alanına katkısı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Orhan Kemal'in Sanat Anlayışı, Çocuk, Çocuk Edebiyatı
Dünya çocuk klasiklerinde çocuk kahramanların problem çözme becerileri
Bu çalışmada dünya çocuk klasiklerinden oluşan toplam 44 eser incelenmiştir. Bu eserlerde çocuk kahramanların problem çözme becerileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmadaki kitap seçiminde random tekniği kullanılmıştır. Seçilen eserlerden 22 tanesi çalışmaya uygun olarak esas alınmıştır. Geriye kalan 22 eser ise konu bakımından incelenerek çocuk ve çocuk edebiyatı ilkelerine uygun örnekler içermediğinden (argo, şiddet, cinsellik ve çocuk kahraman olmaması vb.) çalışmanın sonuç kısmında ayrıca belirtilmiştir. İncelenen eserlerde yer alan kahramanlar; gündelik yaşamlarında karşılaştıkları problemlere (aile bireyleri ile ilgili problemler, anlam ve kavramaya bağlı problemler, bireysel ifade ve anlatıma bağlı problemler, görev ve sorumluluğa bağlı problemler, hayvan ve diğer canlı türleri ile ilgili problemler, iletişime bağlı problemler, kişisel merak ve öğrenmeye bağlı problemler, korkuya bağlı problemler, maddi duruma bağlı problemler, diğer problemler) ne gibi çözümler aramaktadırlar, bu problemleri çözerken nasıl bir yol izlemektedirler ve kimlerden yardım almaktadırlar. Bu tür soruların cevapları çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışmada, çocuk okurların gündelik hayatında son derece önemli yer tutan problem çözme, çıkarımda bulunma, analiz yapma ve değerlendirme gibi üst düzey bilişsel becerilerini geliştirebilecekleri düşünülmektedir.
Siyahi kahramanın yolculuğunda beyaz ırkın rolü
Amerika Birleşik Devletleri'nde derin bir geçmişe sahip olan siyahilere yönelik ötekileştirme ve ayrımcılık Hollywood filmlerinin de konusu haline gelmiştir. ABD politik ve sosyal hayatında siyahilere yönelik ötekileştirme ve ayrımcılık, sinemaya yansırken, ayrımcılıkla mücadele eden siyahinin, giriştiği bu mücadeleyi çoğunlukla beyaz bir kurtarıcı yardımı ile kazandığı görülmektedir. Filmin kahramanı yolculuğunu tamamlarken bu yolculuğun başarı ile sonuçlanmasını sağlayan beyaz bir kurtaracıdır. Bu çalışmada "Kahramanın Sonsuz Yolculuğu" yöntemi ile, 2000'li yıllardan sonra çekilen, siyahilere yönelik ötekileştime ve ayrımcılığı konu alan Akademi ödüllü The Help (2012, Taylor), 12 Yıllık Esaret (Mcqueen, 2014), Fences (Washington, 2016) ve Green Book (Farelly, 2018) filmleri üzerinden siyahi kahramanların dönüşümünde beyaz kurtarıcının rolü incelenmektedir.
Mit-kahramanlık olguları, dönüşümleri ve bu olguların Hirokazu Kore-eda sinemasındaki yansımaları
İnsanın uzun çağlar boyunca kurduğu düşsel hikayelerin tahtını, masalların, mitlerin kahramanlarını hep soylular, yarı tanrı krallar, prensler işgal etmiştir. İnsanın ortak hikayelerinin ilk kahramanları; Yunan Tragedyaların baş karakterleri, Acem Kralları, Babil'in zorba liderleri gibi tanrının gücüne yakın görüldükleri için kahraman olmaya layık görülmüşlerdir. Diğer bir güçlü olasılık da insanın kendinde eksik gördüğü ve kendisinde olmasını arzu ettiği nitelikleri, yerinde gözü olan bu soylu kişiler üzerinden vücuda getirmeleridir. Uzun çağlar boyunca kahramanlar sıradan insanların safına neredeyse hiç inmemiştir. Sinema bu olgunun değişip dönüştürülmesinde önemli bir rol oynamıştır. 'Karakter'i normalleştirerek daha rahat anlaşılıp algılanmasına, dolayısıyla gerçeklikle bağının kurulmasına ön ayak olmuştur. Bu tezin amacı 'kahraman' ve 'karakter 'olgularını bir karşılaştırmaya tabi tutmak; mit söylencelerinin doğaüstü güçlere sahip, tanrı, yarı tanrı, fantastik, soylu kahramanları ile çağdaş Japon sinemasının önemli yönetmenlerinden karakterlerini normalleştirmeyi, sıradanlaştırmayı başarabilmiş Hirokazu Kore-eda filmlerinin karakterleri arasında bir karşılaştırma yapmaktır. Psikanalizim ve yapısalcılığın bu konudaki bulgularını da dayanarak yaparak birtakım olguların analizlerini ortaya koymak ve iddia edilen dönüşüm ve değişimin bulgularını ortaya koymak hedeflenmektedir. Bellek, doğuş, ölüm, yeniden doğuş, Erginlenme, Kahraman ya da karakterin dönüşümleri gibi bulgular, mit ve sinema, Kore-eda filmleri bağlamında analiz edilecektir. Anahtar Kelimeler: Mit, Büyü, Kahramanlık, Doğuş ve Yeniden Doğuş, Sinema, Karakter Yaratma, Mit ve Sinema, Anlam Yaratma, Hirokazu Kore-eda Sineması.
Sosyal hayduttan mafyaya kahramanın dönüşümü: Yavuz Turgul'un Eşkıya filmi
Eşkıya, taşra toplumunun bir kesiminin çeşitli nedenlerle sempati duyarak kahramanlaştırdığı, geriye kalan kesim ve yöneticilerin ise zorbalar olarak nitelendirdiği kişilerdi. Bu çalışmanın amacı, Sözlü kültür içindeki anlatı gruplarından olan ve uzun bir süre yaşam alanı bulmuş ancak günümüzde yok olmuş kırsal bir olgu olan Eşkıyalığı; kavramsal, tarihsel ve kültürel bağlamda irdelemek, değişen toplumsal yapı ile birlikte biten bu olgunun sonrasında, dolaylı olarak onun yerini alan ve kentsel bir olgu olan mafya arasındaki ilişkiyi Yavuz Turgul'un Eşkıya (1996) filmi özelinde ele almaktır. Çalışmada, eşkıya ve mafya olguları arasındaki geçişkenlikte, iki olgunun ortaya çıkış ve yayılma nedenlerinin benzerlikleri ve farkları ortaya konulmuştur. Bir kahraman modeli olarak eşkıya, Hobsbawm'ın "sosyal eşkıya" kavramı bağlamında ele alınmıştır. Yavuz Turgul'un Eşkıya filminin, ana kahramanı Eşkıya'nın (Baran) kahramanlık serüveni, Joseph Campbell'ın "Kahramanın Sonsuz Yolculuğu" eserindeki, Yola Çıkış, Erginlenme ve Dönüş evreleri çerçevesinde incelenirken, filmdeki diğer kahramanların, zamanın, mekânın ve toplumsal değişimlerin de etkisiyle, eşkıyanın şehirde uğradığı dönüşümler analiz edilmiştir.
Kazak destanlarındaki tiplerin tespiti ve tahlili
Destanlar; bir kahramanın hayatı etrafında oluşan ve çeşitli zıtlıkların çatışmasından meydana gelen anlatılardır. Bu çatışmada tarafların fikirlerinin, değerlerinin ve ideallerinin temsilcileri ise tiplerdir. Tipler, çatışma sırasında karakteristik eylemler sergileyerek destanın yapısında rol alırlar. Kazak destan tiplerinin konu edildiği bu tezde de destanın yapısını oluşturan tiplerin tespit edilmesi ve tespit edilen tiplerin tutarlı bir şekilde adlandırılıp tahlillerinin yapılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda tezin kapsamı "Türk Dünyası Destanlarının Tespiti ve Türkiye Türkçesine Aktarılması ve Yayılması Projesi" dâhilinde Türk Dil Kurumu yayınları arasından çıkan, 11 ciltlik Kazak Destanları'ndan 47 destan olarak belirlenmiştir. Bu incelemede, öncelikle yapısalcı yöntemden faydalanılarak metinler parçalara ayrılmış ve tekrar eden 46 karakteristik eylem tespit edilmiştir. Sonrasında da tipoloji yöntemiyle tipler sınıflandırılmıştır. Bu yöntemler kullanılırken geçmiş çalışmalardan faydalanılmakla birlikte özgün ölçütler belirlenmiştir. Belirlenen ölçütler doğrultusunda Kazak destanlarındaki tiplerin etkinlik alanları kahraman, olumlu ve olumsuz tipler olarak üçe ayrılmıştır. Ardından da kahramanla olan ilişkileri doğrultusunda olumlu ve olumsuz tipler, başlıklar halinde incelenmiştir. İlgili tasnifler sonucunda Kazak destanlarındaki olumlu tipler "kahramanın yardımcısı, olağanüstü kurtarıcı, ideal baba, ideal sevgili, ideal anne, haberci ve arabulucu" tipi olarak belirlenirken olumsuz tipler "düşman, hain, zalim ebeveyn, rakip, düzmece kahraman, hilekâr ve muhbir" tipleri olarak belirlenmiştir. Belirlenen bu tiplerin sergiledikleri eylemler ayrı ayrı incelenmiş, inceleme sırasında elde edilen bilgiler tablo ve grafiklerle gösterilerek eylemlerin yapısal ve bağlamsal işlevleri üzerinde durulmuştur. Böylece ilk kez "yapısalcı bir yöntemle" Kazak destanlarındaki bütün tipler tespit ve tahlil edilmiştir.
Türk dünyası masalları tip katalogu
Masallar tarihsel süreç içerisinde insanlığın geçirdiği dönüşüm, değişim ve gelişimi en çok yansıtan sözlü kültür ürünlerinden bir tanesidir. Bir başka deyişle insanoğlunun başından geçen olayların veya durumların dile dökülmüş yansımalarıdır. Masallar her bir sözlü kültür ürünü gibi "olaylar", "kahramanlar" ve "sembol tipler" üzerine oturtulmuş, belli kalıpla oluşmuş ürünlerdir. Bu yapısıyla kimi zaman edebi türlerden farklı olarak olağanüstü, zamanı ve mekânı belirsiz, üslûp ve anlatımıyla karşımıza çıkmakla birlikte kimi zaman ise olağan hayattaki unsurları barındırması ile kendi dünyasını oluşturmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'den ve Türk Dünyasından seçilen masalların tiplerini ve versiyonları tespit etmek suretiyle, masalların motif yapısı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın temel amacını, tiplerin ve masal versiyonlarının önemini vurgulamak suretiyle versiyonları derlendikleri yerlere ve zamana göre sıralamak oluşturmaktadır. Çalışmada öncelikle "Masal Kavramı", "Tip Kavramı" "Yayılma ve Versiyon Kavramı" ve "Motif Kavramı" hakkında kısaca bilgi verilmiş, ardından çalışmada yararlanılacak kuramlar ve bu kuramların çalışmadaki önemi üzerinde durulmuştur. Çalışmanın temelini "Masal Tiplerinin Tespiti" oluşturmaktadır. Masallardan hareketle belirlenen bu tipler, masalın bütününü nasıl ve ne biçimde oluşturduğunu açıklayabilmek ve bunları sağlam bir zemine oturtmak amacıyla "Türk Dünyası Masallarında Tespit Edilen Tipler" adlı ikinci bölümde ayrıntılı olarak incelenmeye çalışılmıştır. Elde edilen bulgulardan yola çıkarak masallara ilişkin çıkarımların yapıldığı "Sonuç" bölümünün ardından, çalışmaya ışık tutan eserlerin yer aldığı "Kaynakça" ya yer verilmiştir.
Haunted and haunting heroines: Alienation, madness, and the uncanny in Shirley Jackson's female gothic
Known for her short story collection The Lottery and Other Stories (1948), the American author Shirley Jackson (1916–1965) has been an inspiration for subsequent Gothic-fantastic and horror fiction writers. This dissertation analyzes Shirley Jackson's novels— Hangsaman (1951), The Bird's Nest (1954), The Sundial (1958), The Haunting of Hill House (1959), and We Have Always Lived in the Castle (1962)— in light of the genre of the "Female Gothic," a term coined by Ellen Moers in Literary Women (1976) to refer to literary works written by women in the Gothic mode since the eighteenth century. Incorporating fear and horror into the stories of alienated female characters in uncanny Gothic settings, "Female Gothic" has articulated women's struggles to move outside the constrictive domestic sphere and beyond traditional, normative gender roles. Shirley Jackson's fiction blurs the boundaries between the self and Gothic space, and between the real and the fantastic, thereby shedding light on how the corruption of human society, bigotry, moral degradation, the patriarchal order, and the remnants of the nineteenth century cult of true womanhood in the mid-twentieth century America trigger the female protagonists' identity fragmentation, madness (mental turmoil/distress), and departure from "reality." The Gothic-fantastic elements in Shirley Jackson's novels, the uncanny motifs of Gothic doubles, fragmented/split identities, and Gothic mansions reflect personal traumas, and can either bring about self-infliction/destruction, or enable the resistance and subversion of social limitations and undesirable outside realities. Thus, Jackson's haunted, Gothic sanctuaries have a paradoxical quality as they appear both as symbols of domestic confinement and imprisonment, and as a sort of fantastic refuge in which female characters, as haunted and haunting heroines, can disrupt patriarchy from within and establish a new order based on sisterhood. Key Words: Gothic, Female Gothic, Shirley Jackson, Uncanny, Split Identity, Alienation, Madness, Gothic Setting, Haunted House
Arkaik Dönem eski Yunan dünyasında kahramanlık kültü
Kökeni Myken Dönemi'ne kadar giden ve tarihsel süreç içinde birçok türüyle karşılaşılan kahramanlar, Arkaik Dönem'de bir kült sisteminin parçası olur. Kahramanlık kültünün ortaya çıkışı ve uzun süre geniş bir coğrafyada etkili oluşu, onun işlevsel özellikleri sayesindedir. Gücün simgesi ve toprağın sahibi olarak görülmeleri, antik Yunan kentlerinde hem kent içinde hem de kentler arasında bir hak elde etme mücadelesine dönüşür. Siyasi ve ekonomik işlevlere zamanla dini çıkarlar da eklenir. Böylece kahramanlık kültü, çeşitli ihtiyaçları karşılamak üzere belirli aralıklarla tekrar eden ritüel pratiklerin olduğu dini bir nitelik kazanır. Antik dönemdeki birçok gizem kültünde rastlanan kutsal alan, sunak, kurban etme, yapılan davranışları belirli aralıklarla tekrar eden bir düzen içinde sunan anlayış burada da mevcuttur. Bu anlayışın doğası gereği yapılan her hareket bir ritüelin parçası olarak görülmüş, bazı davranışların açıklanması ya da kutsal alan ve tapınaklarda bazı yerlere girilmesinin yasaklanması kültü ilgi çekici ve korkutucu olmasını sağlamıştır. Doğaüstü güçlerinin olduğuna inanılması bunu güçlendirmiştir. Arkaik Dönem destan ve şiirlerinin konusunu oluşturan, çoğu zaman üstün yeteneklerinin övüldüğü kahramanlar ve hikayeleri, mitsel öğelerin altında tarihsel bir gerçekliğe sahiptir. Bu abartılmış gerçeklik, Arkaik Dönem Yunan medeniyeti hakkında az sayıda kaynağın olduğu bu dönem için oldukça değerlidir. Kahramanlık kültü, antik Yunan dini ve mitolojisinin önemli bir unsurudur. Anahtar Kelimeler: Arkaik Dönem, Antik Yunan dini, Antik Yunan mitolojisi, gizem kültleri, kahramanlık kültü
Popüler sinemada transhümanist kahraman: X-Men serisi üzerine bir inceleme
Bu tez çalışmasının ilk bölümünde transhümanizmin etrafını sardığı, üzerine oturduğu akıl merkezli ilerleme ideali kavramı, insan ve bilgi ilişkisi, bilimsel bilginin pratik akıl ekseninde dönüşümü temaları bağlamında kendine yer bulacaktır. Ardından transhümanizmin kavramsal bir çerçeve içerisinde tanımı yapıldıktan sonra mitik yetenekler kazanma, ilerleme ideali ve akıl merkezli toplumsal düzenlemeler söylemlerine dayanan tarihçesi çıkarılacak ve transhümanist literatürün birçok farklı düşünceden oluştuğu farklı alttürleri ile ortaya konacaktır. Çünkü birbiriyle bağdaşması güç farklı bakış açıları, transhümanizm hakkında disiplinler arası düşünme gerekliliğini göstermektedir. İkinci bölümde ise yapılan literatür araştırması sonucunda belirlenmiş transhümanizme ait temalar ya da eksenler ideolojik olguları ile üç alt başlık altında incelenecektir. İlk olarak transhümanist söylemin içeriğini oluşturan ideolojilerin ayrımı ortaya konacaktır. Transhümanist söylem içeriğini oluşturan çeşitli ideolojilerin değiştirip dönüştürdüğü öznenin dünya algısı, öznenin insan olma eşiği bu başlığın konusudur. Ardından transhümanist ideolojilerin taşıyıcısı olan bilim ve teknoloji söyleminin dönüştürdüğü ve bu söylemi öznenin kontrolüne indirgediği beden algısı ve gelecek tezahürü söylemleri incelenecektir. Bilim ve teknoloji toplumunda dönüşen bilgi ve iktidar ilişkilerinin öznenin gelecek fikirleri ile ortaya koyduğu değişimler belirtilecektir. Son olarak öznenin geçirdiği değişim ve konumları kendine yer bulacaktır. Çözümleme kısmında ise transhümanizmin yukarda belirtilen temaları göz önüne alınarak seçilen X-Men serisi karakterleri, yer aldığı tüm filmler boyunca hikayesi belirlenmiş eksenler altında incelenecektir. Çözümleme için X-Men serisi karakterinin seçilme nedeni olarak ise transhümanist söylemin bu tür karakterlerle kahraman anlatılarında değişime yumuşak bir geçiş olanağı tanıdığını belirtmek mümkün olacaktır.
Tolkien fantastiğinin kadın kahramanlarının çağdaş illüstrasyon sanatında karakter tasarımlarına yansıması
İnsanlık tarihi boyunca iletişim kurma biçimlerini keşfetmiştir. İllüstrasyonlar iletişimimizi görsel olarak sağladığımız en önemli araçlardan birisidir. Tarihin ve teknolojinin ilerlemesi ile illüstrasyonlar kendine her zaman bir yer bulmuştur. İnsanların tarih boyunca anlattığı hikayeler illüstrasyonların eşlik etmesi ile daha kalıcı bir hale gelmiştir. Hikayelerdeki karakter tasarımlarının akılda kalıcı olması, hayal gücünün görsel olarak desteklenmesi illüstrasyonlar sayesinde gerçekleşmiştir. Fantastik kurgu ve karakter tasarımları illüstrasyonlarla beraber büyüyen alanlardır. Metne bağlı görsel hikayesi olan karakterlerin tasarımları bağlı bulunduğu çevre ile bütünsel olarak görselleştirilmesi bu alanların birbiriyle bağlı bir şekilde kullanıldığını gösterir. Bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; araştırmanın amacı ve önemi, problem durumu, sayıltılar, sınırlılıklar ve yöntem, ikinci bölümde; illüstrasyon ve illüstrasyon teknikleri, illüstrasyonda karakter tasarımı ve tasarımda fantastik kavramı ile fantastiğin türleri, üçüncü bölümde; bulgular ve yorumlamalarda Tolkien'in evreninde kadın kahramanların illüstrasyonlarının sanatçılar kapsamında değerlendirmeleri yapılmıştır. Bu çalışmada varılan nokta çağdaş illüstrasyon tekniklerinden faydalanarak fantastik karakterlerin metne bağlı olarak görselleştirilmelerin uyumluluklarının değerlendirilmeleri amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: İllüstrasyon, Tolkien, fantastik, karakter tasarımı, kahraman
Altay destanı Oçi Bala üzerine bir inceleme
Kahramanlık destanları, Altay folklor sisteminde önemli yere sahiptir. Altay destan geleneği arkaik dönemde olşup zaman süreci içerisinde gelişerek günümüze kadar ulaşmıştır. Bu destanlar halkın sadece somut olmayan kültür eseri değil, aynı zamanda Altay Türklerinin tutku gücüdür. Onlar halkın manevi değerlerini ortaya çıkartır. Oçi Bala destanı, Altay Türklerinde başka örneklerini de görebildiğimiz kahramanı kadın olan bir destan örneğidir. Destanda olaylar onun etrafında gelişir. Kahramanı kadın olan destanlar ile kahramanı erkek olan destanlar arasında işlev, muhteva ve yöntem açısından çok büyük farklılıklardan bahsedilemez. Bu durum Altay Türklerinin hayatında kadının önemli rol oynadığını gösterir. Kadın kahramanı Oçi Bala yurdunu yerle bir etmek isteyen, sayısız hayvanlarını kaçırmak ve ak yüzlü halkını esir almak isteyen düşmana karşı mücadele eder. Bu konuda ona yardım eden, onu koruyan, ona tavsiyelerde bulunan kıymetli atıdır. Türk destanlarında kahraman atı olmadan düşünülmez. Destanda asırlar boyunca biriken kültürel ve tarihi tecrübe yansıtılmıştır. Bu destanın benzersizliğini gösterir. Genel olarak baktığımızda Oçi Bala destanı bize Altay Türklerinin kültürünü bir bütün halinde vermektedir. Burada Altay Türklerinin dili, tarihi, estetiği, felsefesi, hayat tarzı vd. görebiliriz.
Türk kültüründe kadının rolü ve Kırgız destanlarındaki yansımaları
Destanlar bir milletin kültürü, yaşam şekli ve olaylara/kişilere yaklaşımını gösteren en önemli edebi kaynaklardan biridir. Destanlar, dünya üzerinde yaşayan bütün Türk toplulukları için ayrı bir önem arz etmektedir. Arkaik dönemden itibaren Türk destanları, Türklerin yaşayış şekilleri ve günümüze kadar geçen süreçteki değişimlerini anlayabilmek açısından da eşsiz kaynaklardır. Arkaik destanlar, kahramanlık destanları, tarihi ve aşk destanları, mitsel-masalsı destanlar şeklinde çeşitleri bulunan destanlarımız, bir milletin tanınmasına da olanak sağlamaktadır. Kırgız Türklerinde ise daha çok sözlü edebiyat sahasında gelişme gösteren destanlar günümüze kadar ulaştırılmış değerli edebiyat ürünleridir. Söz konusu tez çalışmasında da Kırgız Türklerine ait olan beş destan ışığında kadınların Türk kültüründeki yeri anlatılmıştır. Tezin ilk bölümünde arkaik dönemden günümüze kadar geçen süre zarfında Türk kadınlarının aile, sosyoekonomik, kültürel ve siyasî hayat içindeki rolleri üzerine araştırma yapılmış ve Türk yaratılış destanı ile bağdaştırılarak verilmiştir. Türk mitolojisinde çok önemli bir yeri olan Ak Ana ve Umay Ana başta olmak üzere iyicil ve kötücül tanrıçalar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Türk destancılık geleneği ve kadınlar ile ilgili destan motifleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca destanlarımızda görülen tipler hakkında da bilgiler sunulmuştur. Son bölümde ise beş Kırgız destanında yer alan kadın kahramanlar tespit edilmiş ve Türk kültüründeki rolü saptanmıştır. Tez çalışmasının sonunda yer alan ekler kısmındaki resimler ise tezde incelenen tanrıçaların ve destanlardaki kadın kahramanların mitolojide ne şekilde temsil edildiğini anlayabilmek adına verilmiştir.
Türk sinemasında 1960-1980 yılları arasında çizgi roman uyarlaması fantastik filmlerde erkek kahraman temsili
Bu çalışma, Türk sinemasında "fantastik" olarak geçen ve 1960 ila 1980 yılları arasında çekilmiş çizgi roman uyarlaması filmlerde yer alan erkek kahramanların temsilini ortaya koymaktadır. Buna göre, erkekliği oluşturan değerler ekseninde, çizgi romanlarda görülen kahraman göstereni ile bu çizgi romanların Türk sinemasındaki uyarlamalarında kahramanın görev zincirinin nasıl kurulduğuna odaklanılmıştır. Yapılan alan çalışmaları ile "fantastik", "erkeklik" gibi kavramlar açıklanmış ve çizgi roman'ın dünya'daki ve Türkiye'deki gelişimi anlatılmıştır. Bu kapsamda örnekleme alınan Karaoğlan, Malkoçoğlu ve Süpermen çizgi romanlarının erişilebilen en eski sayıları okunup "erkeklik" değerleri ortaya konulmuştur. Yöntem kısmında ise yapısalcı çözümleme ve Joseph Campbell'ın monomit kavramı açıklanmıştır. Bulgular ve Yorum kısmında ise örnekleme alınan filmler, monomit kavramına göre analiz edilmiştir. 1960-1980 yılları arasında çekilen fantastik filmlerin sayıca fazlalığından ve birçoğunun kopyalarına erişmenin güçlüğünden ötürü, amaçlı örnekleme tercih edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çizgi Roman, Fantastik, Kahraman, Monomit, Erkeklik
Süperkahraman filmlerinde modernite ve postmodernite ilişkisinin ikili karşıtlıklar yöntemiyle çözümlenmesi
İlk defa ortaya çıktıkları tarihsel dönemler, dünyaya bakışları ve yaptıkları seçimlerle modernitenin birer ürünü ve örneği olan süperkahramanlar, popüler sinema aracılığıyla günümüzün postmodern dünyasına taşınmıştır. Sinema, gerek bir sanat, gerekse bir anlatı biçimi olarak her zaman toplumsal, kültürel ve ideolojik süreçlerle bir arada bulunmuş, özellikle popüler sinema filmleri araştırmacıya verili bir çağa bakmanın, onu anlamanın ve çözümlemenin farklı ve yaratıcı bir yolunu sunmuştur. Popüler sinemada süperkahramanlar ve bu süperkahramanların çevreleriyle olan ilişkilerinin modernite ve postmoderniteyle bağlantılı olarak hangi değerleri, ya da bu değerlerde yaşanan hangi değişim ve dönüşümleri temsil ettiklerinin ortaya konulmasını amaçlayan bu çalışma kapsamında, Batman Begins (2005), The Dark Knight (2008), The Dark Knight Rises (2012), Captain America: The First Avenger (2011), Captain America: The Winter Soldier (2014) ve Man of Steel (2013) filmleri, Lévi-Strauss'un İkili Karşıtlıklar yöntemiyle çözümlenmiştir. Bu çözümleme sonucunda ulaşılan ikili karşıtlıklar bağlamında, süperkahramanların temsil ettiği modernite; seçim, özgür irade, düzen, denge, kontrol, üstün insan, adalet, inanç, gerçek, inşa, eski ve umut kavramlarıyla ilişkili olarak ortaya çıkarken, postmodernite ise; kader, kaos ve kontrol kaybı, yozlaşmış hukuk sistemleri, inanç kaybı, yalan ya da korku, yapıbozumu, yeni, çaresizlik ve yıkım kavramlarıyla ilişkili olarak ortaya çıkmış, filmlerde bilhassa modern inşa ve postmodern yapısökümü arasındaki ilişki yoğun biçimde gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hollywood Sineması, Modernite, Postmodernite, Süperkahramanlar, İkili Karşıtlıklar
Kahraman imgesinin sosyolojik serüveni
Kahraman bir imge olarak, arkaik toplumların sözlü anlatısından günümüzün görsel anlatı biçimine kadar her daim varlık göstermektedir. Tarihsel dönemlerin hâkim gerçeklik algısına uyumlu olarak biçimlenen/yeniden yapılanan kahraman imgesi, bireylerin ve toplumların inşasında etkili olduğu ölçüde, kendisi de bireylerin ve toplumsalın değişimlerinden etkilenmektedir. Kahraman imgesinin, dönemsel gerçekliğin ışığında farklı biçimlere büründüğü görülmektedir. Mitsel, dini, modern ve modern sonrası gerçeklikte kahraman, dünyayı yorumlama ve dünyaya müdahale etme biçimlerine ışık tutmaktadır. Tıpkı kahraman imgesinin değişen biçimleri gibi, dünyaya müdahaledeki eylemselliğin içeriğinin de toplumsal gerçeklikle ilgili oluştuğu/değiştiği gözlenmektedir. Bu bağlamda kahraman imgesinin aldığı en yeni biçim olan ikonlaşan ve simülakra dönüşen anlık kahraman, günümüz gerçekliğinin içinde konumlanarak müdahalenin biçimsel değişimine ve mümkünlülüğüne yorum imkanı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kahraman, İmge, Gerçeklik Algısı, Dönüşüm
Different perpectives of hero and the search for the self in The Catcher in the Rye
Literary world has been accustomed to have mighty and supreme heroes since the ancient times, while the concept of anti-hero is relatively new and different from the former. A lot have been written about and contemplated on heroes when it is compared to anti-heroes about which it is more difficult to find a research or criticism. Exploring the depths of an anti-hero with a psychoanalytic approach would be more contributive and innovative, in this sense. In this study, it is intended to make a psychoanalytic reading on a different type of hero by chiefly circling around the anti-hero of The Catcher in the Rye which is a milestone in American literature by J.D. Salinger, who is one of the pioneers of his time in terms of putting a new brick in the wall by contributing this new point of view about the concept of hero. This thesis mainly focuses on the protagonist of this book, Holden Caulfield who could be considered as an anti-hero stereotype and specifically his inner search for his self. By dealing with the psychological development and the inner journey of the main character of the book, this study also aims to shed light to the psychological development of Holden Caulfield. How he leads himself to a state of mind which is eventually causes a kind of alienation from society is examined and this alienation's self-destructive outcomes on his very self —which he is yearning to find and make meaningful— are tried to be portrayed.
Life and death as mythological elements in Kate Atkinsons's works
Mythology and literature in the broader sense have the functions of entertaining and educating masses via the exemplary tales of heroes. The main features in all mythological tales are traceable in most forms of literature in which exist protagonists setting forth for a journey. Researchers like Campbell, Eliade, Rank, Raglan and Dundes studied several mythological tales and found out that there are recurring patterns in all. Even if the patterns analyzed by different researchers differ somehow from each other, life and death as mythological elements are always to be found in all cycles of hero patterns. In this thesis, literary works of a contemporary author Kate Atkinson have been studied to analyze the elements of life and death and their functions in each work. These two elements have proven to be present at every step of the hero journeys as part of the forming of a hero. Key words: mythology, hero, hero patterns, life, death
Popüler kültür kahramanlarının karakter, ideoloji ve hayat hikayelerindeki ortak özellikler ve bu özelliklerin tüketici toplumla ilişkisi
Bu çalışmanın amacı çağdaş populer kültür anlatılarındaki kahramanların ortak özelliklerini belirlemek ve bu ortak özelliklerin ortaya çıkmasında etkili olan toplumsal faktörleri ortaya koymaktır. Bunun için kapitalizmin birey üzerindeki etkisi ve bireyin anlatılardaki karakterle özdeşleşmesine yönelik psikolojik yaklaşımlar incelenmiş, din, ataerkil sistem ve batı merkezli düşünce yapısının kahramanlık hikâyeleri üzerindeki etkileri araştırılmış, kahramanlık hikâyelerinin olay örgüsünün zaman içerisindeki değişimi Lord Raglan ve Joseph Campbell'ın teorileri üzerinden ele alınmıştır. Raporda ayrıca tarihte kahramanlık anlatılarında görülen benzerlikler ve bu benzerliklerin sebepleri ana hatlarıyla, tarihi metinlerin güncel uyarlamaları incelenerek ele alınmış, ardından çağdaş kahramanlık anlatı türlerinden bilinen örnekler incelenerek benzerlikler ortaya koyulmuştur. Yapılan araştırmada çağdaş popüler kültür kahramanlarının karakter yapılarının, ideolojilerinin ve hayat hikâyelerinin, içinde kurgulandıkları toplumun özelliklerinden etkilenmeleri dolayısıyla, büyük oranda benzerlik gösterdiği görülmüştür ve buna bağlı olarak bu tür kahramanlık hikâyelerinin birbirini tekrarlamaması, özgünleşmesi ve farklılaşması için öncelikle toplumsal anlamda değişimin ortaya çıkması gerektiği sonucuna varılmıştır.
The journey of the hero; patterns, symbols and unconscious fantasy
The purpose of this study is to identify the parallels and patterns between three heroes from three different literary works: Beowulf, The Hobbit and Harry Potter. While discussing the similarities, with the help of interdisciplinary research, this thesis aims to examine the patterns of heroic myths and tales, as explained by expert scholars on the topic, and to analyze the reasons behind their recurring elements. Different aspects from different theories and disciplines including psychoanalysis, history, folk studies and literature, will be employed in order to discuss the three characters. The concept of "Unconscious Fantasy" will be discussed as instrumental in providing an insight into the reasons behind the necessity of recurring elements, in view of its connections to the readers' fantasies and their desire to fulfill them. Keywords: Hero, unconscious fantasy, hero patterns, psychoanalysis, hero myths
Ortaokul Türkçe ders kitaplarında yer alan hikâye kahramanların incelenmesi
Ortaokul Türkçe ders kitapları, MEB ve özel olmak üzere farklı yayınlar tarafından eğitim-öğretimde okutulmaktadır. Öğretim yıllarına göre, Milli Eğitim Bakanlığının onayıyla birlikte özel yayınlar farklılık göstermektedir. Eğitim-öğretim yıllarında belirlenmiş olan ve okutulması planlanan Türkçe ders kitaplarında, metinlerle öğrenciye kazandırılması amaçlanmış özellikler bulunmaktadır. Bu özellikler, öğrencinin akademik ve kişisel gelişimini olumlu etkilemek amacıyla Türkçe ders kitabı ve metinlerinde bulunmaktadır. Bu çalışma, Türkçe ders kitaplarında yer alan hikâye metinlerindeki kahraman özelliklerinin belirlenmesi ve öğrencilere hikâye kahramanlarıyla verilmek istenen özelliklerin tespit edilmesi amacıyla yapılmıştır. • Hikâyelere çoğunluklu olarak hangi temalarda yer verilmiştir? • Türkçe ders kitaplarında yer alan metin türleri nelerdir, kitaplara göre nasıl dağılmıştır? • Yayınların tamamına bakıldığında ortak hikâye ve/veya yazara rastlanmakta mıdır? • Yayınlarda ağırlıklı olarak geçen kahraman özelliklerine bakıldığında, yayınlar arasında kahraman özellikleri benzerlik göstermekte midir? Bu sorular, çalışmaya temel teşkil etmektedir. Bu soruların cevabını bulabilmek için çalışma örneklemi 2015-2016 eğitim-öğretim yılında okutulan, Milli Eğitim Bakanlığının önermiş olduğu, ortaokul (5, 6, 7, 8) MEB ve özel yayınlardan oluşmaktadır. Araştırma sonucunda, Türkçe ders kitaplarında yer alan hikâyelerin kahraman özellikleri belirlenmiştir. Buna ek olarak toplamda üç hikâye metninin Türkçe ders kitaplarında ortak olarak yer aldığı gözlenmiştir. Türkçe ders kitaplarında yer alan tüm metinlere bakıldığında, 29 yazarın ise, birden fazla yayında eserinin olduğu tespit edilmiştir. Yayınlarda bulunan hikâye kahramanlarının özelliklerine bakılarak, yayınlarda en fazla yer alan özellikler seçildiğinde, üç yayında (7.Sınıf Meram, 8. Sınıf MEB ve 8. Sınıf Evren yayınları) ortak özelliğin "Azimli" olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilere olumsuz etki sağlayabilecek hikâye metinleri tespit edilmiştir. Ortaokul ders kitaplarında yer alan hikâye kahraman özelliklerinin yoğun olmadığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkçe ders kitapları, hikâye, kahraman, kahraman özellikleri