Healthy nutrition
Bu konu başlığı altında 140 tez
Sağlık iddiası içeren gıda reklamlarının iletişim etkisinde sağlık ilginliğinin rolü
Günümüzde tüketicilerin sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşama olan ilgisinin artmasıyla birlikte pazarlamacılar ürünlerini farklı şekilde konumlandırmaya, gıda firmaları sağlık iddiası olan ürünler sunmaya başlamışlardır. Bu çalışma, sağlık ilginlik seviyesi belirlenmiş katılımcıların gördükleri reklamdaki sağlıkla ilgili üç tür iddiaya yönelik tutumlarını, reklamdaki iddiayı hatırlamalarını ve satın alma niyetlerini, Ayrıntılandırma Olasılığı Modeli (ELM) çerçevesinde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında deneysel araştırma modellerinden faktöryel tasarım kullanılmış, belirlenen amaçlara ulaşmak için nicel veri toplama tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, kadınlar, 48 yaş ve üzerindekiler, evliler ve çocuk sahibi katılımcılar daha yüksek sağlık ilginliklidir ve reklamdaki iddiaya yönelik tutumları daha olumludur. Sağlık ilginlik seviyesi arttıkça, satın alma niyeti azalmakta, iddiaya yönelik tutumları ile satın alma niyetleri arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Hastalık riskini azaltan iddiayı gören katılımcılar, reklamdaki iddiayı hatırlamada daha başarılıdır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara dayanarak, reklamdaki iddia ile reklam görseli uyumuna, sağlık iddialarının doğruluğuna ve demografik özelliklere göre iddialar hazırlanmasına yönelik çıkarımlarda bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sağlık İlginliği, Reklamda Sağlık İddiası, Reklamda Besin İddiası,Reklamda Hastalık Riskini Azaltan İddia, Ayrıntılandırma Olasılığı Modeli (ELM), Tutum, Satın Alma Niyeti, Hatırlama
Obezitenin gazetelerde sunumu
Bu çalışmada sağlık iletişimi bağlamında küresel bir halk sağlığı problemi olan obezitenin günlük yaygın gazetelerde nasıl sunulduğunun saptanması amaçlanmıştır. Çalışmada 2006 yılında İstanbul'da düzenlenen "Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Obezite ile Mücadele Bakanlar Konferansı"ndan öncesi ve sonrasında haberlerde obezitenin sunumundaki nitel ve nicel değişimler ana tema olmuştur. Bu kapsamda 2002, 2004, 2006, 2008, 2010, 2012 ve 2014 yıllarında Akşam, Güneş, Hürriyet, Milliyet, Posta, Sabah, Türkiye, Vatan ve Zaman gazetelerinden elde edilen 752 yazı içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmanın bulguları ışığında gazetelerin obezitenin nedenleri ve çözümlerinde obeziteyi bireysel bir sorun olarak ele aldıkları saptanmıştır. Obezitenin sonuçları noktasında ise biyolojik sonuçlar hâkim olmuştur. Yıllara göre ise yazılarda 2002 ve 2014 arasında düşüşler olmasına rağmen nicel bir artış tespit edilmiştir. Nitel olarak ise obezitenin sunumu kimi yıllar dışında değişmemiştir. Başka bir ifadeyle "Avrupa Obezite ile Mücadele Bakanlar Konferansı" öncesinde ve sonrasında obezite gazete haberlerinde daha çok "bireyselleştirilmiş bir sağlık problemi" olarak sunulmuştur. Sistemik unsurlar ise arka planda kalmıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık iletişimi, sağlık haberciliği, obezite, beslenme, içerik analizi.
Besin seçiminin obezite ve yaşam kalitesi üzerine etkisi; bir üniversite hastanesi örneği
Bu çalışma, 01.06.2023- 01.10.2023 tarihleri arasında polikliniğimize başvuran 310 hasta ile yapılmıştır. Hazırlanan anket formu, yüz yüze görüşme yöntemi ile doldurularak veriler toplanmıştır. Katılımcıların %48.7'si kadın, %51.3'ü erkektir ve yaş ortalaması 29'dur. Dünyada sanayileşme sonrası iş tanımının ve saatlerinin değişmesi gibi nedenlerden dolayı beslenme kültürlerinde değişimler yaşanmış, besinler raflarda sağlıklı ve sağlıksız pek çok formda bulunmaya başlamış, beslenmeye ayrılan zaman kısalmış ve fiziksel aktiviteye de gereksinim azalmıştır. Bu yeni düzenin getirdiği sorunların başında ise obezite gelmektedir. Obezite tüm dünyada artmaktadır ve bu da onu evrensel bir sağlık sorunu haline getirmektedir. Obezitenin birincil sebebi besin seçimindeki hatalardır ve obezite artışının beraberinde getirdiği sağlık sorunları yaşam kalitesinde ciddi bir düşüşe sebep olmaktadır. Bu çalışmada besin seçimi alışkanlıklarının obezite ile ilişkisi ve yaşam kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre besin seçiminde bilinçsizliğin yaşam kalitesine olumsuz etkileri olması ve obezite artışına sebep olması dikkat çekmektedir. Beslenme yanlışları ve obezite tüm dünyayı ilgilendiren büyük bir tehlike olarak büyümektedir, toplumların yaşam kalitelerini düşürmektedir ve bu konuda devletlere, toplumun aydınlarına ve koruyucu hekimler olan aile hekimlerine büyük sorumluluk düşmektedir. Çalışma sonuçlarında kadınların yaşam kalitesi erkeklere göre düşük bulunmuştur ve kadınların sosyal hayat ve çalışma hayatına katılımlarının artırılması, çekirdek aile sistemi içerisinde sorumluluklarının azaltılması gibi yaşam kalitelerini artıracak konularda toplumun teşvik edilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir. Besin seçimi konusunda gençlerin doğal olmayan beslenmeye, erkeklerin sağlıklı içeriğe dikkat etmeden beslenmeye, kadınların ise duygu durum değişimlerine bağlı olarak yanlış beslenmeye daha meyilli olduğu bulunmuş ve belirtilen beslenme hataları konusunda toplumun bilgilendirilmesinin önemi vurgulanmak istenmiştir.
Balda genetiği değiştirilmiş organizma varlığının araştırılması
Gen, Yunanca kökenli bir kelime olup doğum, başlangıç anlamına gelen "genos"tan gelmektedir. Genler; canlıların kuşaktan kuşağa geçen özelliklerini (boy, renk, hastalıklara dayanıklılık, yüksek verim gibi) şifreleyen birimler olup yaşamı belirleyen genler DNA sarmalı içinde yer almaktadır. Bir canlı türüne başka bir canlı türünden gen aktarılması veya mevcut genetik yapıya müdahale edilmesi yoluyla yeni genetik özellikler kazandırılmasını sağlayan ve gen teknolojisi ile doğal süreçler ile edinilmesi mümkün olmayan yeni özellikler kazandırılmış GDO ürünlerin insan sağlığı ve çevre üzerindeki olası olumsuz etkileri uzunca süredir tartışılmaktadır. 1996'da piyasaya sürülmesinden bu yana, üretimi ve pazara sunulması konusunda çeşitli tartışmalar devam etmektedir Dünya çapında artan ekim alanları genetiği değiştirilmiş (GD) ürünlerin gelecekte yaygın kullanılacağını göstermekte ve bu durum ise oldukça ilgi çekmektedir. Genetiği değiştirilmiş organizmalar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de oldukça güncel ve yeni bir konudur. Konunun sağlık hizmetini sürdüren sağlık profesyonellerince bilinmesi büyük önem taşımaktadır. Materyal: Çalışmamızda 20 adet paketli ve 20 adet açık bal örneğinde GDO olup olmadığı araştırılmıştır. Örneklerden kapalı olanlar farklı markalara ait olup süpermarketlerden temin edilirken açık olan örnekler ise numune olarak toplanmıştır. Örnekler steril kap içerisinde toplanıp kısa sürede analiz için labaratuara ulaştırılmıştır. Metod: . Örneklerden 1'er yemek kaşığı alınarak DNA izolasyonu yapılmıştır. İzole edilen DNA'lar Roche 480 II Real time PCR cihazı ile çalışılmış, testin performansını değerlendirmek için kontrol testi de yapılmıştır. İncelenen bal örneklerinde GDO varlığına rastlanmamıştır. Amaç: Bu çalışma ülkemizde üretilen ballarda GDO varlığının araştırılması eğer saptanırsa düzeyinin belirlenmesi amacını taşımaktadır. Anahtar kelimeler: Genetiği değiştirilmiş, GDO, Bal
Arı ürünleri ile zenginleştirilmiş karabuğday granola üretiminin yanıt yüzey yöntemiyle optimizasyonu
Yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunmasında etkili olarak yaşam kalitesini arttırmaktadır. Günümüzde kolay hazırlanan, tokluk hissi veren ve besleyici özelliği olan fonksiyonel gıdalara ilgi artmış, dolayısıyla sağlıklı atıştırmalıkların pazar hacmi artmıştır. Sağlıklı atıştırmalıklar arasında en önemli payı barlar, meyve ve kuruyemişler, tahıl ürünleri ve granolalar almaktadır. Granola; tahıl, kuru meyve, kuru yemiş ve bağlayıcı madde içeren, lif açısından zengin, sıkıştırılmış ve pişmiş bir atıştırmalıktır. Yüksek lif, fenolik antioksidan, vitamin, mineral ve enerji kaynağıdır. Karabuğday (Fagopyrum esculentum Moench.) yüksek antioksidan aktiviteye sahiptir. Filizlendirilmeyle tahılların sindirilebilirliği, sağlık yararlılığı ve besin değerinde artışlar olmaktadır. Arı ürünleri pek çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır ve besinsel zenginliği ile ön plana çıkmıştır. Bu çalışmada, "Arı Ürünleri ile Zenginleştirilmiş Filizlendirilmiş Karabuğday Granola Bar" üretimi gerçekleştirilmiştir. Pişirme sıcaklığı (160-180-200 oC), karabuğday filizlendirme süresi (0, 1, 2 gün) ve karabuğday: yulaf oranı (%25-50-100) şartlarında yanıt yüzey yöntemiyle (RSM) optimizasyonunun yapılması amaçlanmıştır. Granola barların renk, tekstür, su aktivitesi, nem, antioksidan aktivite, toplam fenolik ve flavonoid miktarı ve (QDA) tekniği ile duyusal karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. Filizlendirme süresi arttıkça kırılganlık, su aktivitesi, renk yoğunluğu, vanilya kokusu, propolis ve meyve aroması, antioksidan kapasite, toplam fenolik ve flavanoid madde miktarında artış olmuş; b* ve chroma değeri, ufalanma, sertlik, yüzey pürüzlülüğü azalmıştır. Pişirme sıcaklığının artması L* değerini, nem miktarını, vanilya aromasını, tatlılığı, antioksidan kapasiteyi azaltırken a*, b* ve chroma değerleri, fenolik ve flavanoid madde miktarı artmıştır. Karabuğday oranının artışı karabuğday, propolis ve meyve aromasının, sertliğin ve kırılganlığın, renk yoğunluğunun, artışına neden olmuştur. Diğer taraftan yulaf kokusunda, yulaf ve karamel aromasında ve renk parametrelerinde azalışa neden olmuştur.
Üzüm çekirdeği katkılı dondurma ile sade dondurmanın duyusal analizi ve fonksiyonel özelliklerinin incelenmesi
Son yıllarda artış gösteren sağlıklı beslenme bilinci, yaşam standartlarını iyileştirme ve geliştirme arzusu, hızlı yaşam gibi değişen şartlar insanların sağlık bakımından ve besleyiciliği yüksek olan gıda ve ürünlere talebini arttırmıştır. Meydana gelen bu durumla birlikte fonksiyonel gıdalar adı altında, sadece beslenme amacının yanı sıra insan vücudunda bir ya da daha fazla iyileştirici işleve sahip olan ve hastalık risklerini ortadan kaldırma ve/veya en aza indirmede etkisi olan gıdaların ortaya çıkmasına ve geliştirilmesine sebebiyet vermiştir. Bu bilinç fonksiyonel gıda pazarının büyümesine yol açmıştır. Bu çalışmada, fonksiyonel gıda geliştirme amacıyla iki farklı dondurma üretilmiş, duyusal analiz yöntemi kullanılmıştır. Geliştirilen ürünlerin etkilerini görebilmek maksadıyla besin analizi değerleri incelenmiştir. Oluşturulan iki farklı reçeteden ilki standart sade dondurma olarak bilinen katkısız ürün olanıdır. İkinci dondurma reçetesine ise toz haline getirilen siyah üzüm çekirdeği eklenmiş ve fonksiyonelliği araştırılmıştır. Oluşturulan iki farklı dondurma reçetesi ile 30 kişiye duyusal analiz uygulanmıştır. Bu aşamadan sonra belirlenen tadım ölçütlerine bakılarak panelistler tarafından değerlendirilen ürünler, besin değerleri incelenmiş ve üzüm çekirdeği tozunun dondurma üzerindeki fonksiyonel özellikleri araştırılmıştır.
Spor merkezine kayıtlı bayanların sağlıklı beslenme ve genetiği değiştirilmiş organizmalar/gıdalar hakkında bilgi düzeylerinin saptanması
Sağlıklı beslenme vücudun temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek, büyüme, gelişme ve yaşam mücadelesini devam ettirme amaçlı doğal bir gereksinimdir. Spor ise sağlığın korunup devam ettirilmesinde yaşam boyunca organizmaya refakat eden kemik yapısına uygun hareketlerin yapılmasıdır. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ise bir canlının mevcut gen dizilimi ile oynanması ya da mevcut gen diziliminde olmayan farklı özellikte yeni bir gen eklemesi ile meydana gelmektedir. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalardan elde edilen gıdalarda Genetiği Değiştirilmiş Gıda (GDG) olarak nitelendirilmektedir. Gelişmiş toplumlarda bile insanların GDO/GDG hakkındaki bilgileri sadece yüzeysel olarak, basında dönemsel olarak çıkan bilgilerden ibarettir. Bu çalışmada Bursa Yıldırım ilçesine bağlı Spor Merkezine devam eden 110 bayana anket uygulaması yapılmıştır. Bayanlara uygulanan anket ile sağlıklı beslenmeleri, ne oranda spor yaptıkları ve eğitim seviyelerine göre GDO hakkında bilgi seviyelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Genel olarak değerlendirildiğinde, sağlıklı beslenme ve spor hususunda bayanların yetersiz oldukları, özellikle ev hanımı olan bayanların bu durumdan daha fazla etkilendikleri görülmektedir. GD gıdalar hakkında ise, bilgi seviyesinin oldukça düşük olduğu, eğitim seviyesinin GD gıdalara olan bilinç düzeyi hususunda belirleyici olmadığını göstermiştir.
Sağlıklı beslenmede bitkisel ürünlerin kullanımı hakkında bilgi ve tercihin araştırılması: Fatih örneği
Bireyler sağlıklarını korumak için beslenmelerinde bitkisel ürünlerden yararlanmaktadırlar. Bitkilerin işlem görmüş ya da işlenmemiş kısımlarının ekstre veya uçucu yağlarından oluşan bitkisel ürünlere olan talep günden güne artmaktadır. Bu talebe dayalı olarak kişilerin bitkisel ürünler hakkındaki bilgilerinin, tercih ve kullanım düzeylerinin, bitkisel ürünleri satın alırken dikkat ettikleri özelliklerin neler olduğunun, sağlıklı beslenmede kullanacakları bitkisel ürünleri nasıl seçtiklerinin, bitkisel ürün kullanımını hangi amaç/amaçlar ile tercih ettiklerinin, kullanım tercihlerinde doktor, eczacı, diyetisyen veya diğer unsurların etkisi olup olmadığının belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada Fatih ilçesinde ikamet eden 18 yaş üstü bireylerin sağlıklı beslenmede bitkisel ürünlerin kullanımı hakkındaki bilgi seviyeleri, bilinçlilik düzeyleri ve tercih sebepleri 27 soruluk bir anket uygulanarak saptanmış ve değerlendirilmiştir. Çalışmaya 292 katılımcı katılmıştır. Bitkisel ürün kapsamını algılamada üniversite mezunu bireylerin daha bilinçli olduğu saptanmıştır. Bitkisel ürünlerin tedariği noktasında %88,4 ile aktarlar ilk sırada yer almaktadır. İlkokul mezunlarının üniversite mezunlarına göre son kullanma tarihi konusunda daha duyarlı olduğu saptanmıştır. %43,8 ile katılımcıların büyük kısmı bitkisel ürünlerin tedavide yeri olduğunu düşünmektedir. Katılımcıların %64,7'si bitkisel ürünleri doktora sorarak seçtiklerini iletirken; 18-30 yaş arası bireylerin ise, %26,5 ile diyetisyene sorarak tercih ettikleri saptanmıştır. Katılımcıların %79'u bitkisel ürünleri kullanmadan önce araştırdığını belirtirken; ilkokul mezunlarının daha fazla araştırma meyilli olduğu bulunmuştur. Katılımcıların %69,2'si bitkisel ürünlerin ilaçlarla/gıdalarla etkileşimi olabileceğini söylerken; ilkokul, ortaokul ve lise mezunlarının üniversite mezunlarına göre bu ifadeye daha fazla katıldıkları bulunmuştur. Elde edilen veriler ile halkımızın sağlıklı beslenme tercihleri arasında bitkisel ürünlerin yeri ortaya konulmaktadır. Böylece uzmanların halk sağlığını planlama ve halkımızı sağlıklı beslenmeye yönlendirmelerinde kullanabilecekleri verilerin oluşturulmasına katkı sağlanmıştır.
Evaluation of healthy lifestyle among secondary school students in mosul, İraq
This research aims to evaluate a healthy lifestyle among secondary school students in Mosul, Iraq. The study was conducted between 20.03.2022 - 20.06.2022 at Al-Watan Girls' Secondary School, Sümer Girls' Secondary School, Al-Zaviye Boys' Secondary School, and El-Havid El-Fakati Boys' Secondary School in Mosul.244 secondary school students aged between 13 and 22 with a mean age of 17.75±1.69 years participated in the study. 56.6% of the students were girls, and 43.4% were boys. 69.3% of the individuals participating in the study had a family of 6 or more, and 79.9% were somewhat satisfied with their income. The rate of students who smoked (41.8%) was lower than those who did not smoke (58.2%). Considering the evaluation of students' healthy lifestyles, It was seen that they scored 26.22 ± 4.62 in the spiritual growth sub-title, 28.14 ± 4.26 in the health responsibility sub-title, 22.58 ± 5.24 in the physical activity sub-title 27.24 ± 5.08 in the nutrition sub-title, 24.44 ± 6.23 in the interpersonal relations and 19.97 ± 3.27 in the stress management sub-title. When it was questioned whether healthy lifestyles changed according to the student's demographic information, it was observed that spiritual growth, nutrition, and interpersonal relations changed statistically according to the number of individuals in the family (p<0.05). According to the total score of the Healthy Lifestyle Profile Scale, it was seen that the healthy lifestyles of the students were good. It's clear that the healthy lifestyles of the students change according to their sociodemographic information.
Sağlıklı beslenme kavramı ve üniversite öğrencilerinin beslenme alışkanlıklarına yönelik tutum ve davranışları: Çukurova Üniversitesi örneği
Bu çalışma, sağlıklı beslenme kavramı ile Çukurova üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin beslenme alışkanlıklarına yönelik tutum ve davranışlarını belirlemek amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Öğrencilerin besin seçimini etkileyen faktörler sağlıklı beslenme kavramlarının değerlendirilmesi, beslenme düzeyleri ile ilgili kişisel fikirleri, sağlıksız beslenme nedenleri, sağlıklı beslenmeye yönelme nedenleri, beslenme hakkındaki bilgi kaynakları doğrultusunda elde edilen bilgilerin incelenmesi bu çalışmanın amacını oluşturur.Veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan toplam 31 soruluk anket uygulanmıştır. 17 sorudan oluşan ilk bölümde; öğrencilerin cinsiyeti, yaşı, boy, kilo, beden kitle indeksi, okuduğu bölüm, barınma durumu, gelir durumu, ailenin ekonomik durumu, beslenme ile ilgili haberleri takip etme durumu, hastalık durumu, sigara ve alkol kullanma durumu ve spor yapıp yapmadığı gibi sorular yer almaktadır. 9 sorudan oluşan ikinci bölümde ise, öğrencilerin beslenme bilgi ve alışkanlıkları ile ilgili sorular bulunmaktadır. Bu sorular; öğrencilerin beslenme bilgileri, sağlıklı bir şekilde beslendiklerine inanma durumu, günlük öğün sayıları, gerçekleştirilen öğün sayıları, öğün atlama nedenleri, öğünlerin tüketildiği mekanlar ve bazı yiyecek ve içeceklerin tüketim sıklıkları ile ilgilidir. Son kısım olan üçüncü bölümde ise öğrencilerin sağlıklı beslenme kavramından ne algıladıkları, beslenmeye yönelik tutumları ve Türkiye' de sağlıklı beslenme önerilerinin yeterli olup olmadığı ile ilgili 5 soruya yer verilmiştir. Çalışmanın elde edilen bulgularının analiz edilip yorumlanmasında; Ki-Kare Analizi, Çapraz tablolar, Bağımsız iki örnek t- testi ve ANOVA kullanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sağlıklı Beslenme Kavramı, Sağlıklı Beslenmeyi Etkileyen Faktörler, Bağımsız İki Örnek T Testi, Ki-Kare, Çoklu Karşılaştırma, ANOVA
Yozgat ilinde yaşayan 18-64 yaş arası evli kadınların sağlık okur-yazarlığı ve yaşam doyumunun sağlıklı beslenme üzerine etkisi
Kronik hastalıkları önleme, sağlığı koruma ve geliştirmede beslenmenin rolü büyüktür. Bu çalışma, 18-64 yaş arası evli kadınlarda sağlık okuryazarlığı (SOY) ve yaşam doyumunun sağlıklı beslenme üzerine etkisini ölçmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma kesitsel türde olup 2022-2023 yıllarında yapılmıştır. Veriler, Yozgat il merkezindeki Aile Sağlığı Merkezlerine başvuran kadınlarla yüz yüze görüşme ile toplanmıştır. Veri formları olarak sosyo-demografik özellikler, Yaşam Doyumu Ölçeği-Yetişkin (YDÖ-Y), Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (ASOY-TR-16) ve Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği (SBİTÖ) kullanılmıştır. Çalışmaya il merkezinde yaşayan 303 kadın katılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ki-kare testi, ANOVA, korelasyon ve lineer regresyon kullanılmıştır. Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 39,1 olup, %37,1'i üniversite mezunu, %41,9'u ev hanımı, %77,9'u eşi ve çocuklarıyla birlikte yaşamaktadır. Araştırma grubundaki kadınların %59,4'ünün beslenme tutumlarının yüksek seviyede ve %26,1'i ise ideal yüksek seviyede olduğu tespit edilmiştir. Kadınların beslenme tutumunu, yaşam doyumunun yükselmesi (β=0,359), beslenme bilgisini sağlık personelinden almak (β=0,124) ve sağlık okur-yazarlığının yükselmesi (β=0,113) etkilemektedir. Kadınların yaşı, BKİ'si, aile gelir düzeyi, öğrenim düzeyi, ailedeki kişi sayısı, meslek, eş meslek ve eş öğrenim düzeyi ile sağlıklı beslenme tutumu arasında önemli bir ilişki saptanmamıştır. Yaşam doyumu yüksek olan, beslenme bilgini sağlık personelinden alan ve sağlık okur-yazarlığı yüksek olan kadınların sağlıklı beslenme tutumları daha yüksektir. Kadınlara hem sağlık okuryazarlığı hem de sağlıklı beslenme hakkında eğitimlerin verilmesi önerilmektedir.
Obezitenin belirlenmesinde kullanılan beden kitle indeksi, bel çevresi, bel kalça oranı metotlarının karşılaştırılması
Obezitenin teşhis edilmesinde kullanılan bir çok yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemlerin birbirinden farklı sonuçlar ortaya koyması ile birlikte obezitenin teşhisinde hangi yöntemin kullanılması gerektiği tartışılmaktadır. Bu araştırmada obezite teşhisinde kullanılan beden kitle indeksi, bel çevresi, bel kalça oranı metotlarının kendi aralarında karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Etik Kurulu'ndan gerekli izinler alındıktan sonra kesitsel yöntem ile Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nde okuyan 201 kadın, 205 erkek toplam 406 bireyden boy uzunluğu, ağırlık, bel çevresi ve kalça çevresi ölçüleri alınmıştır. Bu ölçülerin değerlendirilmesinde Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği referans aralıkları kullanılmıştır. Beden kitle indeksi 30'dan yüksek olan bireyler obez olarak değerlendirilmiştir. Bel çevresi ölçümü kadınlarda 88 cm'den, erkeklerde 102 cm'den fazla olan bireyler ve bel kalça oranı kadınlarda 0.85 erkeklerde 0.90'dan fazla olan bireyler obez olarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucuna göre beden kitle indeksine göre kadın bireylerin obezite oranı %4.5, erkeklerin %6.4'tür. Bel çevresine göre kadın bireylerin obezite oranı %3, erkeklerin %2.4'tür. Bel kalça oranına göre kadın bireylerin obezite oranı %1, erkeklerin %4.4'tür. Elde edilen bulgular istatistiksel olarak karşılaştırılmış ve buna göre cinsiyetler arasında obezite oranları açısından anlamlı bir farka rastlanılmıştır (p<0.05). Üç yöntemin istatistiksel olarak karşılaştırılması sonucunda aralarında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Elde edilen bulgular sonucunda obezitenin teşhisinde en az iki yöntemin değerlendirilmesi önerilmektedir. Beden kitle indeksi ile elde edilen veri mutlaka bel çevresi ölçümü ile desteklenmelidir. Tek bir yöntemden yola çıkarak bireylere obezite teşhisi koymanın doğru sonuçlar vermeyeceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Beden kitle indeksi, bel çevresi, bel kalça oranı, obezite, şişmanlık.
Gaziantep ilinde yaşayan farklı sosyoekonomik düzeydeki yetişkin kadınların beslenme durumunun sağlıklı yeme indeksi ile değerlendirilmesi
ÖZET SAĞLAM, E.E. Gaziantep İlinde Yaşayan Farklı Sosyoekonomik Düzeydeki Yetişkin Kadınların Beslenme Durumunun Sağlıklı Yeme İndeksi ile Değerlendirilmesi. Hasan Kalyoncu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Programı, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2018 Bu çalışma farklı sosyoekonomik düzeydeki yetişkin kadınların beslenme durumlarının Sağlıklı Yeme İndeksi (Healthy Eating İndex-2010) ile saptanması amacıyla planlanıp yürütülmüştür. Çalışmaya Gaziantep İlinde, Düztepe (düşük sosyoekonomik düzey) ve İbrahimli (yüksek sosyoekonomik düzey) semtlerinde yaşayan, 19-65 yaş arasındaki gönüllü 300 kadın katılmıştır. Soru kağıdı ile kadınlara ilişkin genel bilgiler, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite yapma durumları, 24 saatlik besin tüketim kayıtları yüz yüze görüşülerek belirlenmiş, antropometrik ölçümleri alınmış ve bireylerin HEİ-2010 değerleri hesaplanmıştır. Sağlıklı yeme indeksi ile bireylerin çeşitli özellikleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmaya katılan kadınların %50.0'si 31-50 yaş aralığındadır. Üniversite mezunu olanların oranı %30.7, ilkokul mezunu olanların oranı ise %18.7'dir. %51.3 oranındaki kadın ev kadını iken %43.7'si farklı sektörlerde çalışmaktadır. Çalışmaya katılan kadınların %34.0'ü sağlıklı ağırlıkta, %37.0'si hafif şişman %1.3'ü ise aşırı zayıftır. Düzenli fiziksel aktivite yapanların oranı %29.0'dur. Kadınların %17.7'si sigara, %21.7'si alkol kullanmaktadır. Toplam HEİ-2010 puanları karşılaştırıldığında, İbrahimli Semtinde yaşayan kadınların puanı (58.45±12.53), Düztepe Semtinde yaşayan kadınların puanından (45.85±4.67) istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur (p<0.001). Kadınların yaşlarındaki artışa bağlı olarak HEİ-2010 puanlarının arttığı bulunmuştur (p<0.001). Üniversite mezunlarında HEİ puanı 57.37±11.67 iken ilkokul mezunlarında 47.70±8.99'dur (p<0.05). HEİ-2010 puanı ile medeni durum ve BKİ arasındaki ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür (p>0.05). Sosyoekonomik düzey ve eğitim düzeyinin arttırılması sağlıklı yeme indeksine olumlu yansıyacaktır. Anahtar Kelimeler: Diyet Kalite İndeksi, Sağlıklı Yeme İndeksi-2010
Adolesanlarda farklı iki günde belirlenen besin ögesi alımları ile sağlıklı yeme indeksi ve diyet kalite indeksi arasındaki ilişkinin belirlenmesi
İrem AYHAN TURAL, Adolesanlarda Farklı İki Günde Belirlenen Besin Ögesi Alımları ile Sağlıklı Yeme İndeksi ve Diyet Kalite İndeksi Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Programı Tezli Yüksek Lisans, Gaziantep, 2018. Bu çalışmanın amacı, adolesanların farklı iki günde belirlenen besin ögesi alımları ile, Sağlıklı Yeme İndeksi ve Diyet Kalite İndeksleri arası ilişkiyi değerlendirmektir. Bu çalışmada adolesanların diyet kalitesi; Sağlıklı Yeme İndeksi (HEI-2010), Diyet Kalite İndeksi (DQI-I) ve Akdeniz Diyeti Kalite İndeksi (KIDMED) ile değerlendirilmiştir. Çalışma, Kilis ilinde Mehmet Sanlı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde gündüzlü eğitim-öğretim gören, çalışmaya katılmayı kabul eden, 15-18 yaş grubu toplam 200 adolesan (erkek: 62, %31,0; kız: 138, %69,0) üzerinde yürütülmüştür. Veri toplama formu ile adolesanların; genel özellikleri, beslenme alışkanlıkları, 24 saatlik beslenme tüketim durumu, besin tüketim sıklığı, fiziksel aktivite durumları ile antropometrik ölçümleri ve vücut bileşimleri değerlendirilmiştir. Erkek ve kızların sırasıyla %4,8 ve %8,7'si obez, %8,1 ve %15,9'u ise fazla kiloludur. HEI-2010, DQI ve KIDMED indekleri 14 gün ara ile farklı iki günde alınan besin tüketim kayıtları ile hesaplanmıştır. Çalışmada iyi diyet kalitesine (HEI: ≥80 puan) sahip adolesan bulunmamıştır. HEI-2010 1. (başlangıç) ve 14. gün ortalama puanı erkeklerde 46,2, kızlarda ise 48,7 puandır ve %49,5'inin diyet kalitesi kötü (<50 puan) olarak belirlenmiştir. Toplam meyve, tam meyve ve toplam sebze puanları cinsiyete göre anlamlı düzeyde kızlarda daha yüksek bulunmuştur (p<0.05, p<0.01). DQI-I 1. ve 14. gün puan ortalaması 100 puan üzerinden erkeklerde 50,7, kızlarda ise 45,5 puandır. Sebze, tahıl, posa, protein, toplam yağ, doymuş yağ, yağ asitleri ve toplam DQI-I puanları cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklı bulunmuştur (p<0.01, p<0.05). Kızlarda protein puanı daha yüksek; sebze, posa, toplam yağ, doymuş yağ, yağ asitleri ve toplam DQI-I puanları ise daha düşük düzeyde belirlenmiştir. Tüm adolesanların KIDMED puanı ortalaması 4,1±2,33 (erkek: 4,4±2,43, kız: 3,9±2,27) puan olarak bulunmuştur. KIDMED ortalama puanına göre adolesanların diyet kalitesi orta düzeydedir (4-7 puan) ve geliştirilmesi gerekmektedir. Elde edilen verilere göre adolesanların diyet kalitesi iyi değildir, bu nedenle beslenme müdahalesi ve beslenmenin geliştirilmesi programlarının uygulanması gerekmektedir.
Diyarbakır ili Yenişehir Toplum Sağlığı Merkezi'ne başvuran bireylerde uyku kalitesinin diyet kalitesine ve antropometrik ölçümlere etkisinin belirlenmesi
Bu çalışma; Diyarbakır İli Yenişehir Toplum Sağlığı Merkezi'ne başvuran bireylerin uyku kalitesinin diyet ve antropometrik ölçümlere etkisini belirlemek amacıyla toplam 200 (Erkek: 101; Kadın: 99) yetişkin bireyde yürütülmüştür. Bireylerin demografik özellikleri, fiziksel aktivite durumları, beslenme alışkanlıkları ve 24 saatlik besin tüketimleri saptanmıştır. Uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), duygu durumları Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), diyet kaliteleri ise Sağlıklı Yeme İndeksi (HEI-2010) ve Diyet Kalite İndeksi (DQI) ile bireylerin saptanmış, antropometrik ölçümleri alınmış, vücut bileşimleri belirlenmiştir. Beden kütle indeksi (BKİ), bel/kalça çevresi oranı (BKO), bel çevresi/boy uzunluğu (BBO) oranı hesaplanmıştır. Bireylerin yaş ortalaması 35,3±10,30 yıldır. BKI ve bel çevresi ortalaması (±S) sırasıyla erkeklerde 26,4±5,62 kg/m2 ve 93,4±14,78 cm, kadınlarda 27,2±6,72 kg/m2 ve 90,4±12,99 cm'dir. Bireylerin BKİ, vücut yağ yüzdesi, vücut yağ miktarı, yağsız vücut yüzdesi, bel çevresi, kalça çevresi ile uyku süresi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,001). PUKİ puanı tüm bireylerin %17,0'sinde kötü (≥5 puan) (Erkek: %16,8; Kadın: %17,2) bulunmuştur. PUKİ puanı ortalaması (±S) 8,24±3,47 puandır. BDÖ puanına göre erkek bireylerin %44,6'sı, kadınların %34,3'ü minimal depresyondadır. Erkeklerin %24,8'i hafif depresyonda, %22,8'i orta depresyonda ve %7,8'i şiddetli depresyondadır. Kadın bireylerin ise %20,2'sinin hafif depresyonda, %37,4'ünün orta depresyonda ve %8,1'inin şiddetli depresyondadır. BDÖ puanı ortalaması (±S) ve tüm bireylerde14,7± 9,77 (Erkek:13,9±9,12; Kadın:15,8±9,79) puandır. BDÖ ile PUKİ arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,001). Uyku kalitesi iyi ve kötü olan bireylerin HEI puanları sırasıyla 82,4±12,3 ve 44,9±18,35 puan (p<0,001) iken, DQI puanları sırasıyla 76,7±10,72 ve 45,5±13,81 puandır (p<0,001). Sonuç olarak, bireylerin uyku kalitesi ile beslenme durumlarının diyetisyen tarafından değerlendirilmesi ve beslenme ve sağlık sorunlarının önlenmesi için kapsamlı eğitim programlarının uygulanması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi, Beck Depresyon Ölçeği, Beden Külte İndeksi, Sağlıklı Beslenme İndeksi, Diyet Kalite İndeksi
Hemodiyaliz tedavisi alan hastaların beslenme durumlarının değerlendirilmesinde biyoempedans yöntemi yeterli midir?
Amaç: Bu çalışmada amaç, biyoempedans analiz (BIA) yönteminin hemodiyaliz tedavisi alan hastaların beslenme durumlarının değerlendirilmesinde güvenilirliğinin test edilmesidir. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipteki bu çalışma, iki devlet hastanesi ve bir özel hemodiyaliz merkezinde hemodiyaliz tedavisi alan 166 hasta ile yürütüldü. Araştırmada veriler, hasta tanıtım formu, Malnutrisyon Inflamasyon Skoru (MIS) ve biyoempedans temeline dayalı Çoklu Vucüt Analiz Cihazı ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel analizler, t testi, Mann-Whitney U, ki kare, Wilcoxon, ROC analizi ve ikili logistik regresyon analizleri yapıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların yaş ortalaması 51,57±13,01 (21-66) yıl olup büyük çoğunluğu (%53,6) idi. Hastalarının beden kütle indeksi (BKI) ortalaması 24,4 kg/m2 olup %54,8'nin beslenme durumunun iyi olduğu belirlendi. Erkek hastaların albümin, kas kütlesi ve BKI' leri kadın hastalardan daha yüksek ve bu değerler cinsiyete göre farklı idi. Beslenme durumu iyi olan hastalar ile malnutre olan hastalar arasında hemoglobin, albümin, demir bağlama, tanita yağ yüzdesi, tanita yağ kütlesi, tanita kas kütlesi ve beden kütle indeksi ölçümleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlendi. Receiver Operating Characteristics (ROC) analizi bulguları BİA parametrelerinin malnutrisyonu öngörmede tanısal karar verdirici olduğunu gösterdi. Sonuç: Araştırma sonuçları, biyoempedans analiz yönteminin hemodiyaliz tedavisi alan hastaların beslenme durumlarının değerlendirilmesinde güvenilir bir yöntem olduğunu gösterdi.
Üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı, fiziksel aktivite ve beslenme durumunun incelenmesi
Günümüzde sosyal medya insanların yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Ancak sosyal medya kullanma alışkanlığı zamanla bağımlılığa dönüşebilmektedir. Sosyal medya bağımlılığı bireylerin fiziksel sağlık, psikolojik sağlık ve beslenme davranışları üzerinde zararlı bir etkiye sahip olabilmektedir. Bu araştırma, üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığını saptamak ve sosyal medya bağımlılığının beslenme durumu ve fiziksel aktivite üzerine olan etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma korelasyonel (illişkisel) bir çalışmadır. Çalışmaya gönüllü 406 üniversite öğrencisi katılmıştır. Veriler online anket formu ile toplanmıştır. Bu araştırmada öğrencilerin demografik özellikleri, beslenme durumu, fiziksel aktivite düzeyleri sorgulanmış ve sosyal medya bağımlılığını değerlendirmek için 'Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği' ve beslenme durumunu belirlemek için 'Akdeniz Diyeti' ne Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin %25.6'sı erkek, %74.4'ü kız olup yaş ortalamaları 21.07±3.06'dır. Öğrencilerin %66.0'sı iki ana öğün tüketmektedir ve en çok atlanan öğün öğle öğünüdür. Erkek öğrencilerin %59.6'sının; kız öğrencilerin %57.9'unun Akdeniz Diyeti' ne uyumları orta düzeydedir. Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde eğitim gören öğrencilerin Akdeniz Diyeti' ne uyumları diğer fakültedeki öğrencilerden daha yüksektir (p<0.05). Ana öğün tüketirken öğrencilerin %6.3'ü her zaman, %20.0'ı sıklıkla sosyal medya kullanırken %18.9'u ana öğün tüketirken hiç sosyal medya kullanmamaktadır. Öğrencilerin %63.8'inde farklı düzeylerde sosyal medya bağımlılığı saptanmıştır. Öğrencilerin %45.6'sı hafif aktivite düzeyindedir. Akdeniz Diyeti' ne uyum azaldıkça sosyal medya bağımlılığında artış olmaktadır (p<0.05). Fiziksel aktivite düzeyi ve SMBÖ puanı arasında ilişki bulunamamıştır (p>0.05). Sonuç olarak sosyal medya bağımlılığı öğrencilerin sağlıklı beslenme durumlarını etkilemektedir. Öğrencilerin sosyal medya kullanımı esnasında yemek yememe, ana öğün tüketirken sosyal medya kullanmama, sosyal medya kullanırken atıştırmalık tüketmeme ve doğru beslenme alışkanlıkları kazanma konusunda bilinçli olmaları sağlanmalıdır. En sağlıklı beslenme şekli olarak kabul edilen Akdeniz Diyeti' ne uyumlu beslenmeleri konusunda eğitilmelidir ve sağlık üzerine etkileri konusundaki farkındalıkları artırılmalıdır.
Hatay ili Dörtyol ilçesinde yaşayan yetişkin bireylerin sağlıklı yeme indeksi ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Bireylerin yeterli ve dengeli beslenmesi sonucu diyet kalitelerinin arttırılması ile daha sağlıklı olmaları ve daha hareketli bir yaşam tarzı ile yaşam kalitelerinin arttırılması sağlanabilir. Bu çalışmanın amacı; Hatay ili Dörtyol ilçesinde yaşayan yetişkin bireylerin beslenme durumlarını Sağlıklı Yeme İndeksi 2015 (SYİ-2015) ile değerlendirmek ve Kısa Form Yaşam Kalite Ölçeği (SF-36) kullanarak yaşam kalitesi ile arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Antropometrik ölçümler, SF-36 ölçeği, SYİ-2015, IPAQ, besin tüketim sıklığı ve 24 saatlik besin tüketim kaydı alınmıştır ve değerlendirilmiştir. Araştırma Hatay İli Dörtyol İlçesi'nde, Ekim 2020- Haziran 2021 tarihleri arasında 19-65 yaş arası 200 yetişkin birey üzerinde yürütülmüştür. Katılımcıların 92'si (%46,0) erkek, 108'i (%54,0) kadındır ve ortalama yaşları 35,3±12,61 yıldır. Diyet kalitesi gruplandırmasına göre kötü diyet kalitesi (≤ 50 puan) grubunda toplam %54,0 katılımcı, iyileştirilmesi gereken diyet kalitesi (51-80 puan) grubunda toplam %46,0 katılımcı bulunmaktadır. İyi kalite diyete sahip katılımcı bulunmamaktadır. Cinsiyetler arasında diyet kalitesi sınıflamasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Erkekler kadınlardan daha düşük diyet kalitesine sahiptir. SYİ toplam puan erkek bireylerde 48,1±13,10, kadın bireylerde 50,1±13,36 puandır. Bireylerin sadece %15,5'inin fiziksel olarak aktif düzeyde olduğu belirlenmiş ve cinsiyete göre fiziksel aktivite düzeyleri arasında anlamlı olarak farklılık bulunmuştur (p<0.05). Erkek bireyler, kadın bireylerden daha aktiftir. Yaşam Kalite Ölçeği (SF-36) verilerine göre; fiziksel fonksiyon, vücut ağrısı, mental göstergeler değerleri bakımından cinsiyetler arası fark anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Araştırmaya katılan bireylerin günlük enerji ve besin öğeleri alım miktarlarını incelediğimizde; erkek bireyler için posa, kadın bireylerde ise; enerji ve posa yeterli düzeyde alınmamıştır. İyileştirilmesi gereken diyet kalitesi grubunda yer alan bireylerin makro ve mikro besin öğeleri alımları anlamlı olarak daha iyi düzeydedir (p<0.05). SYİ-2015 puanı ile IPAQ değeri arasında ve SYİ-2015 puanı ile eğitim düzeyi arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). SYİ-2015 skoru ile yaş ilişkisi pozitif yönlü ve anlamlı düzeyde görülmektedir (p<0.05).
Lise öğrencilerinde sağlıklı beslenme takıntısı ile benlik saygısı ilişkisi
Lise Öğrencilerinde Sağlıklı Beslenme Takıntısı ile Benlik Saygısı İlişkisi Amaç: Lise öğrencilerinde sağlıklı beslenme takıntısı ile benlik saygısı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız kesitsel tipte bir çalışmadır. Manisa ili Şehzadeler ilçesinde tüm resmi liselerdeki 600 öğrenci çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırma verileri 03.01.2022 – 28.02.2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak bir tanıtıcı bilgi formu, Orto-11 ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %57,3'ü kız öğrencilerden oluşmaktadır. Öğrencilerin VKİ sınıflamasına göre %59,5'le büyük çoğunluğu normal kilodadır. Kilosundan memnun olmayanların, diyet yapanların ve fazla kilolu olanların SBT eğilimi daha fazla tespit edilmiştir. Düzenli egzersiz yapanların, ailesinde aşırı kilolu birey olanların sağlıklı beslenme takıntısı daha fazla bulunmuştur. Erkek öğrencilerin benlik saygısı kız öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Boy, kilo ve dış görünümünden memnun olan öğrencilerin benlik saygısı daha yüksek bulunmuştur. Katılımcıların büyük çoğunluğu yüksek benlik saygısına sahiptir. Sonuç: Kilo sorunu olduğunu düşünen ve sağlıklı/organik beslenme ile ilgili özen gösterme gereksinimi duyan öğrencilerde SBT yüksek olarak saptanmıştır. Katılımcıların genel olarak benlik saygısı yüksek bulunmuştur. Katılımcıların fiziki memnuniyeti hem benlik saygılarını hem de sağlıklı beslenme takıntılarını etkilemektedir. Bu çalışma, adölesanlara sağlıklı yeme davranışları kazandırmaya yönelik çalışmalar yapılmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Lise öğrencileri, sağlıklı beslenme takıntısı, benlik saygısı
Türkiye'deki sağlıklı beslenme ve diyet danışmanlığı yapan diyetisyenlerin fonksiyonel besinlere yönelik farkındalığının, bilgi düzeyleri ve tercih nedenlerinin belirlenmesi
Çalışma, Türkiye'de Beslenme ve Diyetetik bölümlerinden mezun olmuş, gönüllü katılmayı kabul eden, sağlıklı beslenme ve diyet danışmanlığı veren diyetisyenlerin fonksiyonel besin bilgi düzeylerinin, tercih etme/etmeme nedenlerinin ve danışanlarına önerme durumlarının değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır. Katılımcıların sosyo-demografik özellikleri, genel bilgileri, danışan profilleri, fonksiyonel besinleri tercih etme ve önerme durumlarının belirleneceği çoktan seçmeli ve açık uçlu soruları içeren 21 soruluk anket formu uygulanmıştır. Anket linki e-posta veya sosyal ağ üzerinden online olarak iletilmiştir. İletilen anketlere yanıt oranı %25,75 olarak hesaplanmış, çalışmaya yaş ortalaması 27,91±4,79 olan %94.2'si kadın ve %5.8'i erkek toplam 103 diyetisyen katılmıştır. Diyetisyenlerin %97'si fonksiyonel besinleri tercih etmiştir. Fonksiyonel besinler hakkında genel bir bilgi sahibi oldukları ve danışanlarına fonksiyonel besinleri önerdikleri görülmüştür. Diyetisyenlerin %65,0'ı fonksiyonel besinleri "Vücut için ek faydası olan belirli sağlık durumları için kullanılan besinlere fonksiyonel besin denir" olarak tanımlamıştır. Fonksiyonel besinleri tercih edenlerin %75,7'i sağlık yararının kanıta dayalı olması sebebiyle tercih etmiştir. Kadın diyetisyenler erkek diyetisyenlere göre tam tahıl içerikli besinleri daha çok tercih etmiştir (p<.05). Danışan kabul ettikleri yıl sayısı arttıkça bitkisel çayları tercih etme sıklıkları azalmıştır (p<.05). Danışanlarına uyguladıkları beslenme programlarında(kanser ve beslenme, diyabet ve beslenme,..) tercih ettikleri fonksiyonel bileşenler genelde benzer bulunmuştur. Kendi beslenmelerinde ve uyguladıkları diyet listelerinde soya proteinlerini tercih etme oranları oldukça düşüktür. Bu çalışmanın sonucunda diyetisyenlerin fonksiyonel besinleri genel olarak bildikleri hem kendi kullanımlarında hem de danışanlarına uyguladıkları programlarda fonksiyonel besinlere yer verdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Diyetisyenler fonksiyonel besinleri, belirli durumlarda ek sağlık yararı sağladığı ve bu sağlık yararının kanıta dayalı olduğunu düşündükleri için tercih etmektedir. Anahtar Kelimeler: Fonksiyonel Besin, Diyetisyen, Sağlıklı Beslenme
Yetişkin bireylerde uyku kalitesinin 25-OH D vitamini düzeyi ve akdeniz diyet kalite indeksi ile olan ilişkisinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı; Sağlıklı yaşam kliniğine başvuran yetişkin bireylerin beslenme durumlarının, serum 25 OH D vitamini düzeylerinin ve Akdeniz Diyetine uyumlarının uyku kalitesi üzerine etkisinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya bu çalışmanın süreci olan 6 ay içinde serum 25 OH D vitaminine bakılmış olan yaşları 19 - 65 arasında değişen 75 kadın, 25 erkek olmak üzere toplam 100 birey katılmıştır. Çalışmaya katılan bireylere genel özelliklerini, beslenme alışkanlıklarını sorgulayan anket formu uygulanmıştır ve 24 saatlik besin tüketim kayıtları alınmıştır. Katılımcıların uyku kalitesini değerlendirmek için Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ve Akdeniz Diyetine uyumlarını değerlendirmek için Akdeniz Diyeti Kalite Ölçeği (KIDMED) uygulanmıştır. Çalışmaya katılanların yaş ortalaması 37,6±12,3 yıldır. Erkeklerin ve kadınların BKİ ortalamaları sırasıyla 27,80±6,45 kg/m2 ve 27,51±7,37 kg/m2 bulunmuştur. Katılımcıların D vitamini düzeyi ortalaması 20,74±10,2 ng/ml olarak bulunmuştur. Katılımcıların D vitamini düzeyleri sınıflandırıldığında %52'sinde D vitamini eksikliği (<20,00 ng/ml) olduğu görülmüştür. Katılımcıların PUKİ puan ortalaması 5,99±2,84 olarak bulunmuştur. Katılımcıların %69,0'u kötü uyku kalitesine sahiptir. Uyku kalitesi ile D vitamini düzeyi ile arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). İyi uyku kalitesine sahip bireylerin ortalama D vitamini düzeyi kötü uyku kalitesine sahip bireylerden daha yüksektir. Üç ana öğün tüketme ile uyku kalitesi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p <0,05). İyi uyku kalitesine sahip bireylerin %71,0'nin üç ana öğün tükettiği saptanmıştır. Uyku kalitesi ile KİDMED toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). İyi uyku kalitesine sahip bireylerin KİDMED ortalama toplam puanı kötü uyku kalitesine sahip bireylerin ortalama puanından daha yüksektir. D vitamin yetersizliği, toplumda önemli sağlık sorunlarına yol açabilme potansiyelinde olduğundan üzerinde önemle durulması, ulusal ve uluslarası beslenme plan, politikalarında yer verilmesi gereken bir konudur. Uyku kalitesini etkileyen faktörlerin daha net anlaşılabilmesi için uyku kalitesinin klinik cihazlarla ölçüldüğü büyük örneklem gruplarında yapılan çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Sosyal medya kullanan yetişkin bireylerin beden kütle indeksi, uyku kalitesi ve sağlıklı yeme davranışı yönünden değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı yetişkin bireylerin beslenme bilgileri, sosyal medya paylaşımları, beden kütle indeksi (BKI), uyku kalitesi, vücut algısı ve sağlıklı yeme davranışı yönünden araştırılmasıdır. Çalışma, Ekim 2022- Şubat 2023 tarihlerinde Gaziantep il sınırları içerisinde yer alan Şehitkamil ve Şahinbey ilçelerindeki 6 mahallede (İbrahim, Emek, Karataş, Akkent, Perilikaya, Yeditepe) yaşayan 18-65 yaş aralığındaki %52,5'i erkek, %47,5'i kadın olmak üzere 200 gönüllü birey arasında yapılmıştır. Tüm bireylerin demografik özellikleri, vücut ağırlığı, boy uzunluğu gibi antropometrik ölçümleri alınmış, BKİ'leri hesaplanmış ve değerlendirilmiştir. Ayrıca 'Yeme Tutum Testi (YTT-40)', 'Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ)' ve 'Vücut Algısı Skalası' uygulanmıştır. Veriler uygun istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. En fazla kullanılan sosyal medya platformunun Instagram olduğu saptanmıştır. Bireylerin yeme tutum testine göre sıradan bir günde ne sıklıkla sosyal medyaya girerseniz sorusuna verilen cevapların ortalamaları arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p=0,036, p<0,05). Sosyal medyaya giriş sıklığı arttıkça yeme bozukluğu da artmaktadır. Bireylerin YTT-40 testine göre BKI ortalamaları arasında, PUKİ'ye göre vücut ağırlıkları ortalamaları arasında ve cinsiyete göre vücut algı ortamları arasında sırasıyla (p=0,030, p<0,05), (p=0,009, p<0,05), (p=0,042, p<0,05) olmak üzere istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Yeme tutum testi ile PUKİ arasında negatif yönde istatiksel açıdan anlamlı korelasyon (r=-,172, p<0,05) buna karşın YTT-40 ile vücut algısı arasında pozitif yönde istatiksel açıdan anlamlı korelasyon saptanmıştır (r=,349, p<0,05). Sosyal medya bilgiye ulaşmada hızlı ve etkili bir araç olup, paylaşılan beslenme ile ilgili bilgilerin konunun uzmanları tarafından yapılması ve ciddi olarak denetlenmesi gerekir.
Afyonkarahisar ili yöresel yemeklerinin beş farklı besin ögesi örüntü profili ile değerlendirilmesi
Besin ögesi örüntü profilleri, besinleri besin ögesi içeriğine göre değerlendiren bir sistem olup yiyecek ve içeceklere, menülere veya günlük besleme düzenine uygulanabilmektedir. Yöresel mutfakların genellikle gastronomi boyutuyla değerlendirildiği bilinmekte, mutfakların beslenme ve sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirmenin de önemli olduğu düşünülmektedir. Çalışma, Afyonkarahisar ili yöresel yemeklerinin beş farklı besin ögesi örüntü profili ile değerlendirmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada kullanılan besin ögesi örüntü profili modelleri; NRF9.3, FSA-Ofcom WXY, SAIN-LIM, Nutri-Score ve Choices Programı'dır. Çalışmada, tarifeler 7 gruba ayrılmış ve 52 yöresel tarife değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda; NRF9.3 profil puanı ortalamalarına göre en yüksek puanı salatalar, en düşük puanı çorba almıştır. FSA-Ofcom WXY puanlarına göre yöresel yemeklerin %36,54'ü daha az sağlıklı, %63,46'sı daha sağlıklı olarak tanımlanmıştır. SAIN-LIM profiline göre, Sınıf 1 tüketilmesi önerilen, Sınıf 4 sınırlı tüketilmesi önerilen olmak üzere, yöresel yemeklerin %17,31'i Sınıf 1, %30,77'si Sınıf 2, %13,46'sı Sınıf 3 ve %38,46'sı Sınıf 4 olarak tanımlanmıştır. Nutri-Score profiline göre, A harfi en yüksek kalite, E harfi en düşük kalite olmak üzere, yöresel yemeklerin %26,92'si A harfi, %25'i B harfi, %28,85'i C harfi, %19,23'ü D harfi olarak tanımlanmıştır. E kategorisine ait herhangi bir tarife bulunmamıştır. Choices programı kriterlerine göre yöresel yemeklerin %3,85'i uygun, %96,15'i uygun olmayan olarak tanımlanmıştır. Bazı modellerin rank skorları arasında yüksek düzeyde, pozitif yönlü korelasyon saptanmıştır. Sonuç olarak, Afyonkarahisar ili yöresel yemeklerinin porsiyon ölçüsü, doymuş yağ asidi, sodyum ve eklenmiş şeker içeriği açısından değerlendirilmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir. Çalışma bulguları doğrultusunda ilgili otoriteler tarafından planlamalar yapılması, besin ögesi örüntü profillerinin toplum sağlığında beslenmeyi destekleyici olarak aktif kullanımı önerilmektedir.
Kronik hastalığı olan bireylerin diyetlerinin Diyet İnflamatuar İndeksi'nin araştırılması
Bu çalışma, kronik hastalığa sahip (obezite, Tip-2 Diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi, kardiyovasküler hastalıklar) bireylerin diyetlerinin inflamatuar indeksinin araştırılması amacıyla 27 erkek ve 23 kadın yetişkin birey üzerinde yapılmıştır. Bireylerden yüz yüze görüşülerek soru kağıdı ile veriler toplanmış, antropometrik ölçümleri ve besin tüketim kayıtları alınmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 programında analiz edilmiş ve istatistiksel anlamda önemlilik düzeyi p<0.05 olarak belirlenmiştir. Bireylerin Bel/Boy oranına göre erkek bireylerin %55.6'sı ve kadın bireylerin %78.3'ü çok yüksek risk grubundadır. Erkek bireylerin %59.3'ü günde 3 ana öğün tüketirken, kadın bireylerde bu oran %34.7'dir. Bireylerin diyetleri inflamatuar indeks skoruna göre 3 quartile ayrılmıştır. Birinci quartil (Q1) inflamasyon önleyici diyeti, ikinci quartil (Q2) inflamasyon üzerine etkisi olmayan diyeti, üçüncü quartil ise (Q3) inflamasyon artırıcı etkili diyeti temsil etmektedir. Erkek bireylerin %40.7'sinin diyeti inflamasyon önleyici (Q1), %40.7'sinin diyeti inflamasyon üzerine etkisi olmayan (Q2) ve %18.6'sının diyeti inflamasyon artırıcı (Q3) bulunmuştur. Kadın bireylerde ise %8.7'sinin diyeti inflamasyon önleyici (Q1), %56.5'inin diyeti inflamasyon üzerine etkisi olmayan (Q2) ve %34.8'inin diyetinin inflamasyon artırıcı (Q3) olduğu saptanmıştır. Anti-inflamatuar etki gösteren E vitamini, tiamin, niasin, B6 vitamini, folat, C vitamini, magnezyum, çinko, kafein, lif ve yeşil-siyah çay alım ortalamaları inflamasyon artırıcı (Q3) diyet tüketen bireylerde, inflamasyon üzerine etkisi olmayan (Q2) ve inflamasyon önleyici (Q1) diyet tüketenlere göre daha düşüktür(p<0,05). İnflamasyon önleyici (Q1) diyet tüketen bireylerin tekli doymamış, çoklu doymamış ve omega-3 yağ asidi tüketim ortalamaları diğer bireylere göre daha yüksektir(p<0,05). Bu besin ögelerinin tüketimi diyet inflamatuar skorunu düşürücü anti-inflamatuar etki göstermektedir. Bireylerin trigliserit, total kolesterol, LDL, HDL, CRP ortalama değerleri ile Dİİ quartilleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Bireylerin Açlık Kan Şekeri (AKŞ) ile Dİİ skorları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05) ve bireyin Dİİ skoru yükseldikçe AKŞ değeri de yükselmektedir. Besin ve besin öğelerinin vücuttaki inflamatuar süreç üzerine doğrudan etkisi bulunmakta olup, fiziksel aktivite ile beraber anti-inflamatuar etkili bir diyet kronik hastalık riskinin düşürülmesi açısından önemlidir.