Food sector
167 theses under this subject heading
Türkiye'de gıdalarda taklit ve tağşiş uygulamalarının değerlendirilmesi: Ankara ili araştırması
Bu çalışma, Türkiye'de gıda sektöründe taklit ve tağşiş uygulamalarını, mevzuat ve uygulama boyutları açısından derinlemesine analiz etmek, tüketicilerin ve gıda işletmecilerinin bu konuda sahip oldukları bilinç düzeylerini, tutumlarını ve davranışlarını değerlendirmek ve bu bağlamda etkili politika önerileri geliştirmek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma kapsamında, taklit ve tağşişe yönelik yasal düzenlemeler ayrıntılı bir şekilde incelenmiş, mevcut durum ve uygulamalar ele alınmış ve Tarım ve Orman Bakanlığı'nın denetim faaliyetleri ile kamuoyu bilgilendirme süreçlerinin etkileri değerlendirilmiştir. Tezin temel materyalini, Ankara ilinde yaşayan tüketiciler ve gıda işletmecileri ile yapılan anketler sonucunda elde edilen veriler oluşturmuştur. Ankara ilini temsil edecek ilçeler gayeli olarak belirlenmiştir. İlçelerin belirlenmesinde örnekleme birimi olarak nüfus yoğunluğu alınmıştır. Nüfusun en yoğun olduğu Ankara'nın ilçelerinden Çankaya ve Keçiören ilçeleri sosyoekonomik farklılıklar gözetilerek gayeli olarak seçilmiştir. Basit Tesadüfi Örnekleme Yöntemi kullanılarak toplam 150 tüketici ile görüşülmüştür. Gıda işletmecileri için, Türkiye'de Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kamuoyu duyurularında taklit ve tağşişe en fazla konu olan ürün grupları arasında ilk iki sırada yer alan et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünleri sektörlerinde faaliyet gösteren işletmeler arasından oransal bir örneklem seçilmiştir. Bu doğrultuda, Ankara ilindeki süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren 40, et ve et ürünleri sektöründe ise 30 işletmeci ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma neticesinde elde edilen bulgulara göre, tüketicilerin %76'sı Türkiye'deki gıda işletmelerinin ulusal ve uluslararası mevzuat kurallarına uygun hareket etmediğini düşünmektedir. Ayrıca, tüketicilerin %39,3'ü piyasada satılan gıdaların yeterli düzeyde resmi otoriteler tarafından kontrol edilmediğini, %55,4'ü ise taklit ve tağşiş yapanlara uygulanan cezaların yetersiz olduğunu ifade etmiştir. Buna ek olarak, tüketicilerin %70,0'ı, 7255 sayılı Kanun kapsamında taklit ve tağşiş yaptığı tespit edilen gıda işletmecilerinin beş yıldan on yıla kadar gıda sektörü faaliyetinden men edilme cezasının, gıda maddelerinde yapılan hilelerin önlenmesinde önemli bir etkisi olacağına inanmaktadır. Gıda işletmecilerinin %45,7'si denetimlerden kısmen memnun olduklarını belirtmiş, %64,3'ü ise işletmelerinde meydana gelen olumsuzlukların Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kamuoyuna duyurulmasını doğru bulmamaktadır. Ayrıca, gıda işletmecilerinin %47,1'i, uygulamakla yükümlü oldukları 7255 sayılı Kanun'dan haberdar olmadıklarını ifade etmişlerdir. Bunun yanı sıra, işletmecilerin %54,3'ü, bu Kanun'un bir yeniliği olarak taklit ve tağşiş yapan firmalara yıllık gayri safi gelirlerinin %1'i kadar ceza verilmesini doğru bulduklarını dile getirmiştir. Araştırma neticesinde ortaya çıkan önemli bir sonuç da, gıdalarda taklit ve tağşiş konusundaki yasal zorunluluklar hakkında gıda işletmecilerinin bilgi eksikliğinin olmasıdır. Bu eksikliğin temel nedeni, ilgili kurumların gerekli çalışmaları yapmamasıdır.
Hububat ürünlerinin satış ve pazarlama sürecinde karşılaşılan sorunlar
Bu çalışmanın amacı Hububat üretimi yapan çiftçilerin ne tür satış ve pazarlama sorunları yaşadıklarını tespit etmektir. Bu araştırmanın bir diğer amacı ise nitel ve nicel analizlerle ortaya çıkan mevcut sorunlara yönelik olası pratik çözümleri ve çiftçilerin beklentilerini ilgililerin dikkatlerine sunmaktır. Bu çalışma tarama modeli tipinde olup; keşifsel bir özellik taşımaktadır. Araştırmanın evrenini Tekirdağ Süleymanpaşa ilçesindeki Çiftçi Kayıt Sistemine üye olan çiftçiler oluşturmaktadır. Nitel veri toplamada Yargısal örnekleme, nicel veri toplamada Kolayda örnekleme ve Kota örnekleme yöntemleri uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak yarı-yapılandırılmış mülakat formu ile anket formu kullanılmıştır. 19 kişi ile mülakat yapılmıştır. Toplanan geçerli anket sayısı ise 363'dür. Katılımcıların en önemli maliyetleri sırasıyla mazot, gübre ve tohumdur. İşçilik ve nakliye giderleri yükselmektedir. Çiftçilerin satışta en önemli sorunları devlet tarafından ton başına açıklanan rakamın yetersiz olması ve tüccarın hububatı ucuza almasıdır. Çiftçiler ürünlerini en çok TMO, Kooperatifler ve tüccar vasıtası ile satmaktadırlar. Hububat üreticileri hasat sonrası mahsüllerini bekletmeden değerinin altında satmak zorunda kalmaktadırlar. Üreticiler depolarda böceklenme ve havalandırma sorunu ile ambalaj ve saklama konusunda da sorun yaşamaktadırlar. Çiftçiler yıllar geçtikçe tecrübelendikçe yıllık ortalama elde ettikleri hasılat miktarı da artmaktadır. Hububat fiyatlarında rekabet yoktur. Peşin ve vadeli alımlar arasında bir fark yoktur. Anahtar Kelimeler: Hububat, Satış, Pazarlama, Tekirdağ.
Ekmeklerde ICP-OES yöntemi ile sodyum miktarının belirlenmesi ve gıda eğitimi alan öğrencilerin tuz tüketim bilinci: tekirdağ ili süleymanpaşa ilçesi örneği
Bu araştırmada, Tekirdağ ili Süleymanpaşa ilçesinde faaliyet gösteren 5 farklı ekmek fırınından bir ay arayla alınan 5 ekmek çeşidinde (beyaz buğday unu ekmeği, tam buğday ekmeği, kepekli ekmek, ekşi mayalı ekmek ve tuzsuz ekmek) ICP-OES yöntemi ile sodyum (Na+) ve diğer mineral maddelerin içerikleri belirlenmiştir. Ayrıca, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nde gıda konusunda eğitim alan yükseköğretim öğrencilerinin tuz tüketimi konusundaki bilinç düzeylerini belirlemek amacıyla anket çalışması yapılmıştır. Ekmek örneklerinin sodyum içeriği kurumadde de en düşük 2759±795 ppm (kepekli ekmek) ile en yüksek 4599±488 ppm (tam buğday ekmeği) arasında değişmiş ve tüm örneklerin sodyum/tuz içeriği, TGK Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliğinde belirtilen yasal değerin altında çıkmıştır. Sodyum (tuz) içeriği bakımından ekmek çeşitleri arasında ayrı bir kategoride değerlendirilen tuzsuz ekmeklerde ise sodyum değeri kurumadde de 124±14 ppm - 330±214 ppm arasında saptanmıştır. Türk Gıda Kodeksinde tuzsuz ekmeklerde bulunabilecek en yüksek sodyum miktarı için getirilmiş herhangi bir limit değer bulunmamaktadır. Tuzsuz ekmek hariç, ekmek çeşitleri ve üretildikleri fırınlar arasında sodyum içeriği bakımından istatistiksel olarak farklılıklar bulunmuştur (p<0,05). Tuzsuz ekmekleri üreten fırınlar arasında ise sodyum içeriği bakımından önemli bir farklılık saptanamamıştır (p>0,05). Ekmek örneklerinde sodyum haricinde K, P, Mg, Ca, Fe, Mn, Zn, Cu ve Al değişen oranlarda saptanmış, analizi yapılan diğer elementler ise (Ag, As, B, Bi, Cd, Co, Cr, Hg, Mo, Ni, Pb, Pt, Sb, Se, Sn ve W) tespit edilebilir düzeyin altında kalmıştır. Anket sonuçlarına göre; öğrencilerin %66,4'ü DSÖ'nün önerdiği kişi başına günlük tuz tüketim miktarını bilememiş, öğrencilerin hiç birisi Türkiye'de günlük kişi başına tüketilen ortalama tuz miktarını doğru bilememiş, %98,2'si TGK'ye göre ekmeklerde olması gereken en yüksek tuz miktarını doğru bilememiş ve %48,2'si günlük diyetlerinde aldıkları tuzun azaltılmaması gerektiğini ifade etmiştir. Anket sonuçlarından, gıda konusunda eğitim alan yükseköğretim öğrencilerinin tuz tüketimi konusundaki bilinç düzeylerinin yeterli olmadığı tespit edilmiştir. Yüksek tuz tüketiminin toplum sağlığını ilgilendiren önemli bir konu olması nedeniyle, ulusal ölçekli daha etkin stratejiler ve programlarla tüm bireylerin hızla bilinçlendirilmesi gerekmektedir.
Lojistik faaliyetlerinde dış kaynak kullanımındaki maliyet algısının ölçülmesi: Gıda sektörü örneği
Küreselleşme ve teknolojik gelişmeler, üretim ve yönetim sürecinde yaşanan hızlı değişimlerle birlikte işletmeler açısından lojistik faaliyetlerde dış kaynak kullanımını önemli bir yönetim stratejisi ve rekabet aracı haline getirmiştir. Lojistik faaliyetlerinde dış kaynak kullanımı, son yıllarda ürünlerin yeniden değer kazanma sürecini içermesi ve işletmelerin ana faaliyet alanlarına odaklanmalarına olanak tanıması bakımından verimlilik artışına neden olması yönüyle dikkat çeken konular arasında yer almaktadır. Dış kaynak kullanımı, işletmelerin üretebileceği mal ve hizmetleri başka işletmelere ürettirmesi anlamına gelmektedir (Gül, 2005: 159). Dış kaynak kullanımı, işletmelere sürdürülebilir rekabet imkânı kazandırmakta ve işletmelerin kendi faaliyetlerine odaklanmasına fırsat vermektedir. İşletmeler lojistik faaliyetlerinde dış kaynak kullanımı ile kalite standartlarına uygun yönetim stratejisi belirleyebilmekte ve maliyet açısından avantaj elde edebilmektedirler. Bu çalışma, lojistik faaliyetlerde dış kaynak kullanımının maliyetler üzerindeki etkisine yönelik işletme algısını Mersin ilinde faaliyet gösteren gıda sektörü örneğiyle açıklamayı amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini Mersin Ticaret ve Sanayi Odasına bağlı 99 gıda işletmesi oluşturmaktadır. Araştırmada veriler online anket tekniği ile toplanmış ve analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; lojistik faaliyetlerde dış kaynak kullanımının maliyet üzerindeki etkisine yönelik algının; işletme karlılığını artmasına yol açtığı, sabit maliyetlerin değişken maliyetlere dönüştürülmesini sağladığı, personel maliyetlerini düşürdüğü, işletme sermayesi gereksinimini azalttığı, yatırım sermayesi gereksinimini azalttığı, aracı maliyetlerini ortadan kaldırdığı, enerji maliyetlerinin düşmesini sağladığı yönünde olduğuna ilişkin bulgulara ulaşılmıştır.
Derin öğrenme modelleriyle gıda endüstrisinde hata tespiti
Bu tez çalışmasında, paketli gıda endüstrisinde üretim hattına girmeden önce ürünlerin görsel niteliklerine dayalı olarak kusurlu ve kusursuz örneklerin otomatik tespiti amacıyla derin öğrenme tabanlı görüntü işleme yöntemlerinin etkinliği araştırılmıştır. Çalışma kapsamında, üretim hattından elde edilen 405 adet kusurlu ve 369 adet kusursuz ürün görseli, ön işleme adımlarından geçirilerek yalnızca format açısından standartlaştırılmış ve modellemeye uygun hale getirilmiştir. Modelleme sürecinde Inception, InceptionResNetV2, DenseNet121, EfficientNetB0, EfficientNetV2B0, MobileNet, ResNet50, VGG16, VGG19 ve Xception olmak üzere toplam 10 farklı derin öğrenme mimarisi uygulanmıştır. Tüm modellerde 5 katmanlı çapraz doğrulama yöntemi kullanılmış ve performans değerlendirmeleri bu doğrultuda gerçekleştirilmiştir. Her bir modelin başarımı; eğitim ve test kayıplarının yanı sıra doğruluk, kesinlik, duyarlılık ve F1-ölçütü metrikleri üzerinden analiz edilerek detaylı biçimde karşılaştırılmıştır.
Kurumsal sosyal sorumluluk ve tüketici bağlılığı: Migros örneği
Kurumsal Sosyal Sorumluluk dünya genelinde 1950'li yıllarda görülmeye başlamışsa da, Türkiye'de özellikle son birkaç yıldır üzerinde tartışmaların yapıldığı önemli bir konu olarak değerlendirilmekte ve farklı çevreler de karşımıza farklı tanımlamalarda çıkmaktadır. Kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) çalışmalarını genel olarak, bir ülkede faaliyette bulunan firmalarda karar verme yetkisine sahip işadamları tarafından, halkın inanç ve değerlerine uygun stratejiler belirleyerek, faaliyetlerde bulunmaya ilişkin çalışmaların tamamı olarak tanımlamak mümkündür. Bu çalışmanın amacı da, başta Türkiye'de olmak üzere birçok dünya ülkesinde kurumsal sosyal sorumluluk kavramının ne anlama geldiğini ve ne amaçla kullanıldığını örneklerle incelemek olup, bunun yanı sıra Migros markasının gerçekleştirmiş olduğu kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarını değerlendirerek, müşteri bağlılığı üzerindeki etkisini ölçmektir. Bu çalışmada kurumsal sosyal sorumluluk kavramının doğuşundan günümüze kadar gelen tarihsel süreçte nasıl ilerlediğinden bahsedilmektedir. Ayrıca bu çalışmada kurumsal sosyal sorumluluk kavramının dinamikleri, avantajları ve dezavantajları incelenecektir. Uygulama bölümünde ise Migros markasının kuruluşundan günümüze kadar yapmış olduğu kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları detaylı bir şekilde incelenerek, gerçekleştirmiş olduğu kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin amaç ve kapsamları değerlendirilecektir. Ayrıca bu çalışmada beşli likert ölçeği kullanılarak hazırlanan anket çalışması ile Migros Mağazası'nın sosyal sorumluluk projelerinin, kurumun müşterileri üzerinde yarattığı etki ve müşteri bağlılığı incelenecektir.
Halka açık gıda içeçek ve tütün şirketlerinin kurumsal yapılarının karlılığa etkisi
Kurumsal yönetim kavramı, son 20 yılda Ģirket yönetiminde, akademisyenler, Ekonomik ĠĢbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Dünya Bankası gibi kesimlerce en çok tartıĢılan konulardan biri haline gelmiĢtir. Ülkelerde yaĢanan skandallar ve muhasebe hilelerinin ortaya çıkmasıyla Ģirketler tarafından kurumsal yönetim önemli bir kavram haline gelmiĢtir. Kurumsal yönetim kavramı Ģirketlerin hak sahiplerinin ve kamuoyunun menfaatlerine zarar gelmeden, mali desteği ve insan kaynaklarını kendime çekmesi ile verimli çalıĢmanın sağlanması, bu sayede hissedar için uzun vadeli ekonomik açıdan kazanç sağlamasını mümkün kılan yönetmelik ve gönüllü özel sektör uygulamalarının bileĢimidir. (Millstein,1998) Kurumsal yönetim kavramının kar yönetimi uygulamaları ile güçlü bir iliĢki içindedir. Bu güçlü iliĢkisi birçok araĢtırmacı tarafından araĢtırma konusu olmuĢ kurumsal yönetim bileĢenlerinden olan yönetim kurulu ve denetim komitesinin karlılığa olan etkisi ortaya çıkartılmaya çalıĢılmıĢtır. Halka açık gıda içki ve tütün üretimi Ģirketlerinin kurumsal yapılarının karlılığa etkisi baĢlıklı tezimizde kurumsal yönetiminin önemi, yapısı, amacı, Ģirketler üzerindeki etkisine ve kurumsal yapının bileĢenlerine değinilmiĢtir. ÇalıĢmada kurumsal yönetim bileĢenleri olan yönetim kurulu, denetim komitesi gibi oluĢumların kar yönetimine etkisi incelenmiĢtir. Karlılık oranları olan net kar marjı, varlıkların kazanma gücü, öz sermayenin kazanma gücü ve hisse baĢına kar oranları dikkate alınarak kurumsal yönetim bileĢenleri üzerindeki etkileri incelenmiĢtir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, Kar Yönetimi, Karlılık
İşveren markası uygulamalarının insan kaynakları bağlılığına etkisinin araştırılması ve gıda sektörü örneği
Çalışan bağlılığı; işletmelerin entelektüel sermayesi olarak adlandırılan çalışanlarının işletmeye bağlanmasının sağlanmasıdır. Bir çalışanın işletmesine karşı mutluluk duyması ve iş ortamına karşı olumlu duyguları beslemesi oldukça önemlidir. Çalışanlarını motive eden ve onların memnuniyetini sağlayabilen işletmeler başarıya ulaşmada diğer işletmelerden daha üstün hale geçecektir. İş gücü piyasasında yetenekli personelin işletmeye bağlanması oldukça zordur. Çalışanların işletmeye bağlanması için işverenin bazı işveren markası uygulamalarını diğer işverenlerden farklı olarak çalışanına sunması gerekmektedir. Bu bağlamda işveren markası uygulamaları çalışanın etkilenmesini sağlıyor olabilmesi gerekmektedir.Çalışmamızda çalışanlar üzerinde örgüsel bağlılık unsuru ele alınmıştır. Bu çalışmada gıda sektöründe çalışanların işveren markası uygulamalarının insan kaynakları bağlılığına etkisi üzerinde bir araştırma yapılmıştır. Araştırmanın evreni İstanbul ilinde yer alan bir gıda sektöründe faaliyet gösteren firma evreninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada evreni temsil kabiliyetine sahip 159 örnekleme ulaşılmıştır. Araştırmada işveren markası ve örgütsel bağlılık düzeylerinin ölçülmesi ile birlikte katılımcıların kişisel bilgilerinin tespit edilmesine yönelik demografik bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma neticesinde katılımcıların demografik bilgilerinin işveren markası uygulamalarının örgütsel bağlılığa etkisinde pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç çerçevesinde işveren markasına yönelik uygulamaların arttırılması neticesinde gıda sektöründe çalışanlarının motivasyon düzeylerinin artacağı tespit edilmiştir.
Gıda sektöründe ithalat süreçlerinin incelenmesi ve Duru Trade örneği
Günümüzde dünyanın hızla büyüyen sektörlerinden biri olan gıda sektörü küreselleşmenin etkisi ile birlikte büyük bir gelişme kaydetmiştir. Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin sektöre katkısı dünya genelinde büyük bir pazarın oluşmasına yardım etmiştir. Bu bağlamda gıda sektörünün ithalat ve ihracat faaliyetlerinin gelişimi konusunda da önemli bir katkısı olduğu görülmektedir. Fakat sektörün gıda sağlığı konusunda karşılaştığı sorunlar sektörün geleceği için çeşitli tehditler yaratmaktadır. Bu konu, sektörün önemli sorunlarından biridir ve sürekli olarak sektörün aktörleri bir çözüm arayışı içerisindedirler. Benzer sorunlar bürokratik süreçler için de geçerlidir. Özellikle ithalat konusunda yaşanan engellemeler sektörün gelişmesini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle de sektör, dünya genelinde ithalat konusunda bir değişiklik talep etmektedir. Türkiye gıda sektöründe önemli role sahip ülkelerden biridir. Aynı zamanda Türkiye gıda ürünleri ithalatı konusunda aktif bir pazara da sahiptir. Böylelikle Türkiye'nin de kendi pazarında uygulamaları ve özellikle de ithalat süreçlerinde bürokratik bir süreci bulunmaktadır. Bu çalışmada ilk olarak gıda sektörü ve gıda sektöründeki ithalat süreçleri daha sonra dünya ve Türkiye pazarlarının durumu açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise gıda sektöründeki Duru Trade şirketinin altı yetkilisi ile ithalat sürecinde şirketlerinin karşılaştığı sorunlar tespit edilmeye çalışılmış ve sağlıklı operasyon süreci ve etkinlik kriterleri hakkında bilgi alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Gıda, İthalat, Küreselleşme, Sektör, Ürün
Türkiye'deki ambalajlı gıda firmalarının 2000 yılı sonrası sahada yer alan tanıtım araçlarına grafik tasarım açısından bakış
Ambalaj, ilk kullanıldığı dönemlerinde içindeki ürünü koruma görevini yerine getirmesinin dışında, insanlığın gelişimiyle beraber başka önemli bir görevi daha üstlenmiştir: İçindeki ürünün tanıtımını yapmak. İletişim kanalları, malzeme çeşitliliği ve baskı tekniklerinin gelişmesiyle bir süre sonra ambalajlar içindeki ürünün tanıtımlarını daha etkili yapmak için destek alma ihtiyacı duymaya başlamışlardır. Bu noktada ortaya satış sahasına özgü, Satın Alım Noktası (POP: Point of Purchase) Reklamı kavramı çıkmıştır. Bu çalışmada, ülkemiz özelinde 90'larda ivme kazanan, COVID-19 Pandemisi öncesine kadar zirvelerde olan bu basılı faaliyetler ile satın alım noktasına yönlendirme yapan dijital tanıtım faaliyetleri bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Konuyla ilgili, pazarlama stratejileri, perakende ortamları, ambalaj dahil kullanılan POP tanıtım materyalleri ile iki bilinen firma: Ülker ve Coca-Cola ve onların ilgili ürünleri ekseninde ana ve alt başlıklar açılmıştır. Bu başlıklar altında ilgili materyallerin dönemlerine göre "Pazarlama Stratejisi" ve "Grafik Tasarım Analizi" kategorilerinde analizleri yapılmıştır. Tezde, Halen aktif olarak sektörde görev alan tasarımcılar, ajans başkanları ve teknik uzmanların görüş ve yorumlarına yer verilerek, konuya ilgi duyan tasarımcı, reklamcı ve pazarlamacılara kaynak oluşturulması ve bu yolla sektöre katkı sağlanması hedeflenmiştir.
Blockchain's utilization in food supply chain
In this thesis, we aim to propose the use of Blockchain technology thoroughly to solve the challenges of today's food supply chain management. Blockchain technology, which will be used primarily to produce solutions for a good understanding of the proposed model, has been explained. After explaining the Bitcoin technology that led to the emergence of blockchain technology, information was given about Cryptography, which is used to provide high security. The method that ensures that the data recorded with Blockchain technology, an innovative data recording method, is irrevocable. A 51 % attack (A successful 51 % attack means that one group or individual controls the majority of the processing power), a vulnerability in blockchain technology, and efforts to take precautions have been addressed. Information about Ethereum technology and decentralized, self-running organizations (DAOs) and smart contracts are provided, which enables possibilities beyond just making value transfer records possible using blockchain technology. After providing insights into the 50 sectors that are likely to be transformed by the help of Blockchain which reveals innovative ways of working; the challenges experienced by focusing on one of these sectors supply chain management sector, and the solutions that can be brought to these challenges with Blockchain are explained. Research includes a proposed utilization of Blockchain in the Food Supply Chain and observes all aspects of the industry from logistics, supply chain, food supply chain and Blockchain, furthermore, these terms are thoroughly explained to facilitate the convention of this innovative research purpose. The transaction from the traditional set of processes within enterprises to the innovative technology which is believed to change the way we do business, is expressed. A SWOT analysis is conducted to provide a better understanding on the current standards of the food supply chain in Turkey and the potential it possesses. The findings suggest that Turkey's food supply chain management has various issues in the fields of transportation intermediaries, inefficient cold chain systems, to name a few. Companies such as Amazon and Migros have begun integrating blockchain technology in their food supply chains as this method enhances and makes the supply chain more transparent, agile, and manageable. Keywords: Blockchain, Smart Contract, Supply Chain Management, Food Waste.
Franchising sisteminin Türkiye ve AB ülkeleriyle karşılaştırmalı teknik analizi ve örnek uygulama
Kendini kanıtlamış firmaların marka, hizmet ve ürünleri, belirlenmiş süre boyunca belirli ücret ve koşullara dayalı bağımsız yatırımcılara verdikleri imtiyaz hakkı franchising sistemi olarak adlandırılmaktadır. Türkiye'de 1980 yılında başladığını bildiğimiz franchising sistemi, Ulusal Franchising Derneği'nin de kurulması ile franchising uygulamalarında hızlı bir büyüme gerçekleşmiştir. Avrupa'da ve Türkiye'de yer alan franchising derneklerinin katkıları ile oluşan güven ortamı ve gelişim yadsınamaz bir gerçektir. Yatırımcıları cezbeden markalaşma ve hızlı büyüme fikri franchising sisteminin daha da benimsenmesini sağlamıştır. Avrupa ve Türkiye'de belirli bir noktaya ulaşmış olan franchising sistemini her açıdan ele aldığımız bu tez çalışmasında yatırımcıları bilgilendirmek ve cesaretlendirmek amaçlanmıştır. Franchising sisteminin tarihsel sürecini, bu sistemin türlerini, hukuki niteliklerini, tarafların yükümlülükleri ile yatırımcıların dikkat etmesi gereken hususlar ve yatırımcıları ilgilendiren pek çok önerinin de yer aldığı başlıklar geniş bir çerçevede belirtilmiştir. Hem yurt içi hem de yurt dışı pazara açılarak yol kat etmiş olan Simit Sarayı firması ele alınarak franchising sistemi her açıdan değerlendirilmeye çalışılmıştır. İşletme stratejisi olarak franchising uygulaması ile büyümeyi hedefleyen işletme ve yatırımcıların sistemdeki avantajları ve dezavantajları bu çalışmada konu edilmiştir. Bu tezin temel amacı yerel bir firmanın büyüme stratejisi olarak franchising sistemine geçmesinin sonuçlarını ve uluslararası pazarda büyümesini ele almıştır. Tez çalışmasının araştırma yöntemi nitel araştırma yöntemi olup, araştırma tekniği olarak ise örnek olay incelemesi uygulanmıştır. 2007 yılında franchising sistemine geçmiş olan Simit Sarayı, o tarihten günümüze izlediği büyüme stratejisi ile girişimcilere örnek olacak nitelikte bir ix profile sahip olmuştur. Simit Sarayı'nın franchising sistemi ile nasıl gelişme gösterdiğini ve geleneksel Türk mutfağının simgesi olan simidin franchising sistemi ile uluslararası pazarda bir marka olarak hangi aşamalardan geçerek ve nasıl öne çıktığı incelenmiştir Anahtar Kelimeler: Franchising Sistemi, Simit Sarayı, UFRAD
Davranışsal finansın finansal piyasalar üzerine etkisi: BİST gıda sektörü üzerine bir uygulama
Bu çalışma Klasik İktisadı gölgede bırakacak günümüzde de oldukça gelişme gösteren davranışsal finansı açıklamaya çalışır. Yatırımcıların kararları üzerinde etkili olan davranışların piyasadaki önemi ve etkisi konusu ele alınmıştır. Anomali kavramı ile karar mekanizmalarının aldıkları kararlarda etkili olan nedenlerden bir kısmı açıklanmış ve son olarak BİST üzerinden alınan verilerle BİST GIDA (XGIDA) Sektörü üzerinde davranışsal finansın etkisi ve anomali kavramının piyasaya etkisi araştırılmıştır. Haftanın günleri anomalisi konusu analiz edilerek yorumlanmıştır.
Hazır yemek endüstrisinde çalışan personelin gıda hijyen bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Bu çalışma, Van'da bulunan hazır yemek fabrikalarında çalışan kişilerin gıda hijyen bilgi düzeylerini ölçmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla hazırlanan anket formu, 12 adet yemek fabrikasında bulunan 90 erkek ve 14 bayan olmak üzere 104 kişiye uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan anket, demografik bilgiler, besin zehirlenmelerini önlemek için yapılması gerekenler ve gıda hijyen bilgi düzeyini ölçmek için hazırlanan sorular olmak üzere 3 bölümden oluşmuştur. Çalışma sonucunda Van ilinde bulunan hazır yemek fabrikalarında çalışan personelin genellikle erkeklerden oluştuğu, örgün eğitim seviyesinin bayanlarda daha yüksek ve erkeklerde daha düşük olduğu, bayan çalışanların erkek çalışanlardan daha genç olduğu, iş tecrübesi bakımından da erkeklerin çoğunlukta olduğu belirlenmiştir. Ankete katılanların büyük bir çoğunluğunun gıda hijyen bilgi düzeylerinin ölçülmesi için verilen sorulara doğru cevaplar verdikleri ve bunun sebebinin de büyük ölçüde çalışanların hijyen eğitimi almalarına bağlı olabileceği tespit edilmiştir. Anket sorularına doğru yanıtların verilmesinde çalışanların örgün eğitim seviyesinin de etkili olduğu görülmüştür. Çalışma sonucunda elde edilen verilerden, bu tip işletmelerde çalışanların tamamının hijyen eğitimi almalarının gerektiği, örgün eğitim seviyesinin yükseltilmesinin gıda hijyen bilgi düzeyini olumlu yönde etkileyeceği, gıda hijyen eğitimlerinin gıda hijyeni konusunda uzmanlaşmış kişiler tarafından verilmesi gerektiği ve hazır yemek fabrikalarında gıda güvenliğini garanti altına alan HACCP gibi uygulamaların faydalı olacağı sonucuna varılmıştır. Halihazırda yemek fabrikaları çalışanlarının gıda hijyen bilgi düzeylerinin tamamen yeterli olmadığı ve bu yüzden de bu tip işletmelerin resmi otoriteler tarafından sürekli ve sıklıkla denetlenmesinin gıda kaynaklı hastalıkların önlenmek için gerekli olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yemek fabrikası, Personel, Hijyen, Bilgi düzeyi
Mobil alışverişin alışveriş tutumuna etkisi: İstanbul'daki gıda sektörüne yönelik bir alan çalışması
Dijital çağı yaşadığımız günümüzde internet her alanda kullanılır olmuştur. Akıllı telefonların da yaygın olarak kullanılır olmasıyla bireyler alışverişlerini mobil olarak bu kanallar üzerinden yapmaya başlamışlardır. Tüketiciler açısından çok kullanışlı bir alışveriş imkânı sunması mobil aluşveriş sürecini de yaygınlaştırmaktadır. Kişilerin karşılaştığı bir obje ya da düşünceye karşı yönünü belirlediği tutum sürecindeki duygu inanç ve eylemleri son tavrını belirtmektedir. Bireysel olarak çok faklılıığn görüldüğü tüketici alışveriş tutumu sonuçta beğenme ya da beğenmeme durumuyla sonuçlanmaktadır. İnsanları fizyolojik intiyaçlarını karşılamak adına yiyerek tüketmeleri gereken maddelerin oluşturduğu alan olan gıda sektörü tüketicinin tercih ettiği öncelikli ürünler kategorisindedir. Bu çalışma işe cep telefonlarından yapılan mobil alışverişin tüketicnin satın alam durumuna bağlı olarak alışveriş sürecindeki tutumunun buradaki etki değerinin belirlenemsi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda oluşturulan anket formu Google form ile uygulanarak Mayıs - 2023 dönemindeki bir aylık dönemde İstanbul ilindeki mobil internet kullanarak alışveriş yapan tüketicilerden veriler elde edilmiştir. Kolayda örnekleme yöntemiyle toplamda 407 kişiden veri elde edilmiş ve bunlar SPSS programı yoluyla istatistiksel analizi yapılarak ANOVA ve t testleri sonrasında oluşturulan model ve hipotezlerimiz test edilmiştir. Sonucunda mobil alışverişin alışveriş turumu üzrinde etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buradaki çalışma alanı olarka ele alınan mobil internetin benzer farklı etkenlere yönelik olarak ve farklı sektörlerde de denemesi önerilmektedir.
Fiyat esnekliğinin firma kârlılığı üzerine etkisi: Gıda sektöründe bir simülasyon uygulaması
Sürekli büyüme ve gelişmenin söz konusu olduğu ve küresel rekabetin yoğunlaştığı günümüz şartlarında işletmelerin yer edinebilmesi, edindiği yeri koruyabilmesi ve geliştirilebilmesi için kaliteli ürün üretmek, yüksek verimle çalışmak, maliyeti azaltmak, kârı arttırmak vb. hedefleri bulunmaktadır. Bütün bu hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için iyi bir üretim planlaması yapmak oldukça önemlidir. Üretim planlama maliyet minimizasyonu ve kâr maksimizasyonu için karar verilmesi gereken bir süreci ifade ettiğinden şirketler için çözülmesi gereken bir problemi temsil etmektedir. Üretim planlama, kaynakların ve kısıtların belirlendiği, maliyetler gibi farklı parametrelerin tahmin edildiği bir eylemdir. Ancak ortaya çıkan problemin büyüklüğü ve karmaşıklığı günümüz koşullarında her geçen gün artmakta ve mevcut analitik yöntemler problem çözümünde yetersiz kalmaktadır. Hazırlanacak üretim planı, belirsizliğin ve rassallığın ön planda olduğu durumlarda değişkenler arasındaki tüm ilişkiyi içeren bir yapıya sahip olmalıdır. Bu amaçla işletmelere önerilecek üretim planlama tekniklerinden biri simülasyondur. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, simülasyon tekniğini kullanarak üretim süreçlerinde senaryo analizi yapmak, satış fiyatındaki esnekliğin kârlılık üzerindeki etkisini incelemek ve geleceğe yönelik üretim planlamasına ilişkin bir yapı oluşturmaktır. Bu amaçla çalışmada, temel olarak üretim planlama ve simülasyon tekniği anlatılarak, meyve suyu konsantresi üretimi yapan bir işletmenin verilerinden yararlanmak suretiyle simülasyon tekniğiyle farklı varsayımlar altında elde edilen kâr miktarlarını hesaplamaya ve alternatif üretim planları oluşturmaya yönelik bir yapı sunulmuştur.
Gıda sektöründe asimetrik fiyat aktarımı: Karşılaştırmalı ülke örnekleri
2007 ve 2008 yıllarında yaşanan gıda krizleri ile birlikte gıda fiyatlarında görülen ani yükselişler, başta politika yapıcılar olmak üzere dünya kamuoyunun dikkatini gıda fiyatlarına yöneltmiştir. Etkin işleyen piyasalarda bu hareketlerin gıda tedarik zinciri boyunca aşağı ve yukarı yönde eksiksiz iletilmesi beklenmektedir. Ancak piyasadan kaynaklanan aksaklıklar nedeni ile aktarım mekanizmasının kusurlu işlediği durumlar artık sıklıkla rastlanan bir durum haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, Ocak 2000-Ocak 2018 tarihleri arasında seçili ülke örneklerinin gıda piyasalarında böylesi kusurlu bir fiyat aktarım mekanizmasının varlığını araştırmaktır. Bu amaçla gıda sektöründe üretici ve tüketici fiyatları arasındaki aktarım mekanizması doğrusal olmayan gecikmesi dağıtılmış otoregresif modeller (NARDL) kullanılarak analiz edilmiştir. Bu analiz yöntemi çalışmanın literatüre katkısına karşılık gelmektedir. Bu çalışma, kullanılan yöntem itibarı ile gıda sektörü özelinde gerçekleştirilen ilk çalışmadır. Kullanılan yöntem hem uzun hem de kısa dönemde asimetrik fiyat aktarım mekanizmasını bir arada analiz etmeye olanak tanımaktadır. Bunun yanı sıra, bu yöntem sayesinde doğrusal olmayan modellerde de farklı dereceden durağan serileri birlikte analize dahil etmek mümkündür. Çalışmanın sonuçları da literatüre katkı sağlar niteliktedir. Asimetrik fiyat aktarımının bir piyasa anomalisi olmaktan ziyade piyasada rastlanılan olağan bir durum olduğu tespit edilmiştir. Tüketici refahı açısından bakıldığında, asimetrinin varlığı en çok düşük gelirlilere zarar verecektir. Bu çalışmanın sonuçlarının da bu önerme ile uyumlu olması dikkate değerdir.
Diyalojik iletişimin sosyal müşteri ilişkileri yönetimine katkısı: Kurumsal markalar üzerine bir araştırma
Sosyal medya ortamlarının kurumlara sunduğu fırsatların anlaşılması üzerine farklı alanlarda faaliyet gösteren birçok kurum ve kuruluş bu mecralarda varlık göstermeye başlamıştır. Bu bağlamda günümüzde özellikle ticari kurum ve kuruluşların bütünleşik pazarlama iletişimi faaliyetlerini sosyal medya üzerinden yönetme çabası içinde oldukları söylenebilmektedir. Bu noktada önem kazanan bir diğer husus ise kurumların sosyal medya üzerinden yürüttükleri Müşteri İlişkileri Yönetimi (MİY) faaliyetleridir. Sosyal Müşteri İlişkileri Yönetimi (Sosyal MİY) olarak adlandırılan bu süreç, özünde yeni bir MİY anlayışını da barındırmaktadır. Günümüzde kurumların sosyal medya faaliyetleri üzerine gerçekleştirilen çalışmalarda ise Kent ve Taylor'un web sitelerinin ilişki geliştirme kapasitelerini açıklamak adına ortaya attıkları 'Diyalojik İletişim İlkeleri'nin sosyal medyaya uyarlanmaya başlandığı ve kurumsal sosyal medya hesaplarının bu teori bağlamında değerlendirilmeye çalışıldığı görülmektedir. Bu çalışmada, ilk olarak İzmir menşeli gıda markalarının resmî sosyal medya hesapları Kent ve Taylor'un Diyalojik İletişim İlkeleri bağlamında nitel ve nicel içerik analizi yöntemi ile incelenmiş ve markaların müşteri ilişkileri içerikli paylaşımlarında diyalojik iletişimin katkısının yorumlanması amaçlanmıştır. Çalışmada ikincil olarak aynı markaların sosyal medya yönetiminden sorumlu ilgili yöneticileri ile yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiş ve mülakat verilerinin betimsel analiz yardımıyla çözümlenerek katılımcıların Sosyal MİY uygulamalarına ve bu anlayışın geleceğine yönelik beklentileri değerlendirilmeye çalışılmıştır. Gerçekleştirilen araştırmalar bağlamında, çalışmada yer verilen markaların çoğunun resmî sosyal medya hesaplarında diyalojik iletişim ilkelerini karşıladığı ve markaların takipçilerine sıkça sorular sorarak diyalog yaratmaya ve geri bildirim almaya çalıştıkları gözlemlenmiştir. Mülakat sonuçlarında ise tüm katılımcılar, sosyal medyadaki varlık amaçlarını halkla ilişkiler ve müşteri ilişkileri faaliyeti yürütmek olarak tanımlamışlar ve sosyal medyada diyalojik iletişimin önemini vurgulamışlardır. Çalışmanın sonucunda araştırmalardan elde edilen veriler, literatürdeki bulgularla kıyaslanmış ve saptanan sonuçlar tartışılıp yorumlanmıştır.
Dolmalık biberin dondurularak depolanmasında bazı kalite karakteristiklerinin incelenmesi
Bu çalışmada California Wonder cinsi (C. annuum L., var. grossum) yeşil dolmalık biberlerin farklı işlem parametrelerinde (kontrol, 75°C'de 2 dak, 75°C'de 3 dak, 90°C'de 65 s) suda haşlama, bireysel hızlı dondurma (IQF) ve 12 ay boyunca -18°C'de dondurularak depolanmasında meydana gelen kalite değişimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, örneklerin nem ve protein miktarları belirlendikten sonra 0, 2, 4, 6, 8, 10 ve 12. aylarda polifenol oksidaz enzim aktivitesi, askorbik asit miktarı, klorofil miktarı, doku ve renk ölçümleri, duyusal analizleri gerçekleştirilmiş ve bu işlem parametrelerinin raf ömrüne ve ürün kalitesine etkileri araştırılmıştır. Yeşil dolmalık biberin nem miktarı %93.73, protein miktarları kontrol, 75°C'de 2 dak, 75°C'de 3 dak, 90°C'de 65 s işlem parametreleri için sırasıyla, kuru maddede %13.07, %12.41, %12.43 ve %12.29 olarak saptanmıştır. Dondurularak depolama süresi arttıkça polifenol oksidaz enzim aktivitesinin önemli derecede arttığı, aktivitelerin her işlem parametresi için istatistiksel olarak farklı olduğu, 12 ay sonunda aktivitelerin fazladan aza doğru sırasıyla kontrol, 75°C'de 3 dak, 75°C'de 2 dak ve 90°C'de 65 s haşlanan örneklerde olduğu belirlenmiştir. Dondurularak depolama süresi arttıkça askorbik asit ve klorofil miktarlarının önemli derecede azaldığı, 12 ay sonunda kontrol örneğindeki askorbik asit miktarının haşlanan örneklerden önemli derecede az olduğu ve haşlanan örnekler arasında önemli farklılık olmadığı saptanmıştır. 12 ay sonunda kontrol, 75°C'de 2 dak, 75°C'de 3 dak ve 90°C'de 65 s haşlanan örneklerde oluşan klorofil miktarı kayıplarının sırasıyla %21.93, %11.33, %16.87 ve %10.12 olduğu belirlenmiştir. Enstrümantal doku ölçümü sonucunda dondurularak depolama boyunca tüm işlem parametrelerinde sertlikte önemli değişim olmadığı, kontrol örneğinin haşlanan örneklerden önemli derecede sert olduğu, haşlama parametreleri arasında önemli farklılık olmadığı, elastikiyet değerlerinin dondurularak depolama sürecinden etkilenmediği tespit edilmiştir. Enstrümantal renk analizinde 12 ay sonunda en yüksek L*, -a* ve hue açısı değerleri ile en düşük b*, toplam renk değişimi ve esmerleşme indeksi değerlerine sahip ve renk özelliğini en iyi koruyan örneğin 90°C'de 65 s haşlanan örnek olduğu belirlenmiştir. Duyusal değerlendirme sonucunda 75°C'de 2 dak ve 90°C'de 65 s haşlanan örnekler arasında istatistiksel olarak önemli farklılık olmamasına rağmen, 90°C'de 65 s haşlanan örneğin renk ve lezzet puanlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sonuçlar değerlendirildiğinde 90°C'de 65 s haşlanan örneğin en uzun raf ömrü ve en iyi ürün kalitesine sahip olduğu, diğer işlem parametrelerindeki örneklerden daha yüksek duyusal değerlendirme puanları aldığı belirlenmiştir.
Türkiye-Benin arasında dış ticari ilişkilerine dayalı gıda ve içecek sektöründeki Türk küçük ve orta ölçekli işletmelerin satış performansının değerlendirilmesi: 2010-2016 arasında satış değerleri üzerine bir çalışma
9 Temmuz 2012 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti ile Benin Cumhuriyeti arasında diş ticaretin daha iyi bir haline getirilmesi için ticari işbirliği anlaşması imzalanmıştır. Bu çalışmanın, imzalanan ticari işbirliği anlaşmalarına dayanarak Benin'e ihracat yapan Türk KOBİ'lerin performansı irdelenmek temelli amacıdır. Başka bir ifadeyle, ticari işbirliği anlaşmasının esası olan fuar, sergi, ziyaret, seminer gibi ticari etkinliklerin düzenlenmesi, ticaret heyetleri ve işadamları ziyaretlerinin gerçekleştirilmesiyle Türk KOBİ'lerin ihracattaki performansı açısından başarı olup olmadığını ortaya koyulmaktadır. Bu amaca ulaşılmak için ilk olarak altı (6) hipotezi kapsayan bir araştırma modeli oluşturulmuştur. Araştırma gıda ve içecek ürünleri sektöründeki İstanbul ihracatçı birliklerinde Benin Cumhuriyeti'ne en az bir defa ihraç eden KOBİ'lerin tesadüf örneklem yöntemiyle seçildiği üzerinde yapılmıştır. Verilerin toplanmasında anket tekniği kullanılarak 332 KOBİ ihracatçı seçilip adres e-mail yöntemiyle gönderilmektedir. 332 firmadan toplamda 172 (yanı % 52 ) kullanılabilir anket elde edilmiştir. Araştırmanın hipotezleri test edilmek için Ki kare, Bağımsız gruplar t- testi, histogramlar (analiz deskriptif ), Tek yönlü varyans (ANOVA) yöntemiyle uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, Türk KOBİ'lerin sahip olduğu yabancı diller (Fransızca ve İngilizce) ile Benin'de ticaret fuar ve ticaret heyetlere katılması arasında bağımlı bir anlam olmadığı bulunmuştur. Bunun ardından, Benin Cumhuriyeti'ne ticaret fuarlar ve ticaret heyetlere katılan Türk KOBİ ihracatçının olumlu (pozitif) hem finansal hem de finansal olmayan ihracat performansa sahip oldukları ortaya çıkmıştır.
Stratejik insan kaynakları yönetiminde kurumsallaşma ve örgütsel bağlılık: Gıda sektöründe bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, gıda ürünleri imalatı yapan işletmelerdeki üst yönetimin stratejik insan kaynakları yönetimi uygulamalarını, kurumsallaşma algılarını ve örgütsel bağlılık düzeylerini belirlemek, ayrıca kurumsallaşma ve örgütsel bağlılık ilişkisini çalışanlar perspektifinde incelemektir. Araştırma evrenini 2019 yılı içerisinde İSO İlk 1000'de yer alan 194 gıda ürünleri imalatı yapan işletme oluşturmaktadır. Ancak bu dönemde COVID-19 Pandemisi nedeniyle 39 işletmeye ulaşılmış olup 17 işletmeden olumlu dönüş alınmıştır. 17 üst kademe yöneticiden yarı yapılandırılış mülakat tekniğiyle ve bu işletmelerdeki 784 çalışandan anket tekniği ile veriler elde edilmiştir. Çalışanların bakış açısını içeren nicel analizlerde yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre kurumsallaşmanın tüm alt boyutlarının örgütsel bağlılğın alt boyutları üzerinde etkili olduğu, ancak profesyonelleşme ve örgüt yapısının duygusal bağlılık üzerinde istatistiksel açıdan olumlu etkisi olmadığı belirlenmiştir. Yöneticilerin bakış açısını içeren nitel analizlerde elde edilen verilen Maxqda 2022 ile analiz edilmiştir. Elde edilen verilere göre stratejik insan kaynakları yönetimi uygulamalarına yönelik insan kaynaklarının stratejik uygulamaları (8 kod) ve işletme stratejilerinin belirlenmesi (5 kod) alt temalara sahip olduğu, kurumsallaşmanın 9 kod ile açıklandığı, örgütsel bağlılığın literatüre uygun şekilde duygusal bağlılık (4 kod), devam bağlılığı (4 kod) ve normatif bağlılık (4 kod) boyutlarıyla açıklandığı tespit edilmiştir.
Karadut antosiyanin ekstraktının iyonik jelasyon yöntemi ile enkapsülasyonu ve elde edilen ürünlerin kefire ilavesi
Bu çalışmanın amacı, karadut meyvesinin fitokimyasal özelliklerinin belirlenmesi, iyonik jelasyon yöntemi ile iki farklı prosedür izlenerek üretilmiş enkapsüllerin karşılaştırılması ve kefire ilavesiyle in-vitro biyoerişebilirliğinin incelenmesidir.
Nöropazarlamanın tüketici davranışına etkisi: Gıda sektörü ürünlerine yönelik bir araştırma
Bu akademik çalışma, son günlerde etkinliği artan nöropazarlamanın, tüketim üzerinde büyük etkisi olan gıda sektörünü baz alıp inceleyerek, tüketici davranışlarına etkisini araştıran bir çalışma olmuştur. Tüketici davranışlarının altında yatan sosyal ve psikolojik sebepleri analiz etmek için oldukça etkili olan nöropazarlama, tüketicilerle en doğru noktada buluşmayı hedefleyen bir pazarlama türüdür. Araştırmadaki amaç̧, nöropazarlama ile beynin işleyişini çeşitli faktörleri göz önünde bulundurarak tüketicilerin gıda sektöründeki satın alma algısını baştan sona gerek nöropazarlama teknikleri ile gerekse yapılan anket ile araştırma çalışmaları doğrultusunda inceleyerek tüketici davranışlarını anlamaya çalışarak belirli sonuçlara ulaşmaktır. Bu amaç doğrultusunda yapılan araştırma sonucunda; İstanbul ilinde yaşayan ve nöropazarlama konusunda temel bilgi sahibi olan 18 yaş üzeri gıda ürünü tüketicilerinin nöropazarlamaya ilişkin algılarının tüketici davranışları üzerinde anlamlı ancak kısmi bir etkiye sahip olduğu, ayrıca bilinçaltı reklamların olumsuz etkilerinin ve bilinçaltı mesajlara yönelik farkındalığın bilinçaltı mesaj algısı üzerinde anlamlı etkisi olduğu belirlenmiştir.
Gıda sektöründe lojistik performans ölçülmesi ve bir işletme uygulaması
Gıda işletmelerinde diğer alanlarda faaliyet gösteren işletmeler gibi en düşük maliyetle en yüksek karlılığı sağlamak amaçlanmaktadır. Küreselleşmenin büyük etkisiyle tüketicilerin gıda ürünlerine olan talep ve ihtiyaçları sürekli bir artış göstermektedir. İşletmeler bu talebi en etkin bir şekilde karşılamak için çeşitli stratejiler geliştirmektedir. Özellikle gıda sektöründe faaliyet gösteren işletmeler için lojistik süreçleri oldukça önem arz etmektedir. Gerek gıda ürünlerinin insan sağlığını tehdit etmeyecek şekilde gerekse müşterilere tam zamanında ulaştırılabilmesi açısından lojistik süreçlere önem verilmektedir. Gıda işletmelerinin bu önemli konudaki mevcut durumunu görmek, değerlendirmek ve daha sonraki dönemler için oluşturacakları stratejileri belirmek için lojistik performanslarının mevcut durumunu görmeleri önemlidir. Bu çalışmada Konya ilinde üretim yapan bir şekerleme ve çikolata işletmesinin lojistik performans değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın amacını oluşturan ve işletme yöneticisine yöneltilen sorular sonucunda mevcut durum incelenmiştir. Çalışma sonucunda işletmelerin üçüncü parti lojistik hizmet sağlayıcılarından lojistik hizmeti almalarının avantajlı olacağı önerisi verilmektedir.