Inflation

281 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türkiye'de uygulanan para politikalarının enflasyon üzerindeki etkisi

Türkiye ekonomisinde, enflasyon ile mücadele edebilmek adına farklı zamanlarda ülkenin o dönem şartları ve yapısına göre, farklı politika kanallarıyla çözüm aranmıştır. Özellikle, ülke ekonomisinde dışa açılma adımlarının atılmaya başladığı 1980 yılı sonrası için, uygulanan politikalar ve alınan kararlar ekonomik açıdan daha önemli hale gelmeye başlamıştır. Bu çalışmada, 1980'den 2023 yılı yarısına kadar, uygulanan para politikalarının içeriği ve enflasyon üzerindeki etkinliği araştırılmıştır. 1980 yılından, küresel finansal krizin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisinin azalmaya başladığı 2009 yılının başlarına kadar, Merkez Bankasının uyguladığı para politikalarının enflasyon üzerinde uzun dönemli bir etki sağlayamadığı görülmüştür. Fiyat istikrarının sağlanamama sebebi, en çok Türkiye ekonomisini, oldukça etkileyen yapısal sorunlardan kaynaklı krizlerin ve sonrasında alınan karar ve politikaların uzun vadede çözüm sağlayamamasının olduğu düşünülmektedir. Yapısal sorunların çözümü adına yapılan reformlar neticesinde para politikasının 2002-2007 yıllarına kadar enflasyon üzerinde etkinliği olumlu sonuçlar üretirken, küresel krizle bu denge tekrar bozulmuştur. Çalışmada Türkiye'de uygulanan para politikasının enflasyon oranı üzerindeki etkisi, 2009:01-2023:04 yılları arasındaki aylık veriler üzerinden birim kök testi ve sonrasında ARDL sınır testi yaklaşımıyla analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan değişkenler; dış ticaret dengesi, mevduat faiz oranı, toplam para arzı, toplam rezervler, tüfe bazlı reel efektif döviz kuru, büyüme oranları ve kukla değişken olarak, 2021 yılının Eylül ayında düşürülmeye başlanan faiz indirimleri olmuştur. Ulaşılan sonuçlara göre, mevduat faiz oranları, para arzı, rezervler ve sanayi üretim endeksi ile enflasyon arasında pozitif ilişki bulunmuştur.

1980 sonrasıARDL Sınır TestiEnflasyon+4
Nazmiye Çabak
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üretim açığının tahmini ve para politikalarında kullanımı: Türkiye 2002-2014

Gerçekleşen çıktının potansiyel çıktıdan farkını ifade eden üretim açığı kavramı, enflasyonist baskının ölçülmesi açısından önem arz etmektedir. Merkez Bankasının temel hedefi fiyat istikrarının sağlanması olduğundan, üretim açığının asgari hata payı ile tahmin edilmesi, uygulanacak para politikasının etkinliği açısından kritiktir. Çalışmamızda üretim açığı hesaplanmıştır. Bu doğrultuda yapılan hesaplamalar 4 farklı yöntem ile Türkiye özelinde 2002-2014 dönemi için gerçekleştirilmiştir. Bu hesaplamalardan ikisi istatistiksel tekniklerden Doğrusal Trend Modeli ve Hodrick-Presscot (HP) Filtresi iken diğer ikisi yapısal yöntemlerden Çok Değişkenli Yapısal Model ve Yapısal Otoregresyon (SVAR) modeli olarak seçilmiştir. Hesaplamaların sonucunda enflasyonu en iyi açıklayan üretim açığının, SVAR modeli ile tahmin edilen üretim açığı tahmini olduğu sonucuna varılmıştır. HP filtreleme tekniği ise SVAR modelini izleyen en iyi ikinci teknik olarak karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimler: Üretim Açığı, Çıktı Açığı, Potansiyel GSYİH, HP Filtresi, SVAR Modeli, Doğrusal Trend Modeli, Çok Değişkenli Yapısal Model

EnflasyonGayri safi yurtiçi hasılaPara politikaları+1
Suzan Şahin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekonomik politika belirsizliği ve politik istikrarsızlığın makroekonomik değişkenler üzerine etkisi

İktisat biliminde belirsizlik, teorik olarak gerçekleşen onca gelişmelere rağmen hala üzerinde tartışılan bir kavram olarak yerini korumaktadır. Belirsizliğin bu kadar çok tartışılmasının arkasında yatan unsur ise belirsizlik kavramının soyut iktisadi düşüncede sahip olduğu anlamsal ölçütlerin kavramsallaştırılamaması değil, belirsizlik kavramı ile ilgili bir fikir birliğinin oluşturulamamasından kaynaklanmaktadır. Belirsizlikle ilgili bir fikir birliğinin olmayışı ise bu kavramla ilgi farklı yaklaşımların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışmada diğer belirsizlik indeksleri ile karşılaştırıldığında daha güçlü ve politik unsurları da içermesi nedeniyle Baker, Bloom ve Davis (2015)'in Amerika Birleşik Devletleri için geliştirmiş oldukları ekonomik politika belirsizliği (EPB) indeksi kullanılmaktadır. ABD'deki EPB'nin yanında gelişmekte olan ülkelerdeki politik istikrarsızlık göstergeleri de dikkate alınmaktadır. Çalışmada Keşfedici Faktör Analizi'yle 17 politik istikrarsızlık göstergesi kullanılarak politik istikrarsızlığın üç farklı boyutu ortaya çıkarılmıştır. Bu boyutlar şiddet ve gerilim, hükümet karşıtlığı ve protesto ve rejim içi istikrarsızlıktır. Dinamik Panel Sistem Genelleştirilmiş Momentler Metodu kullanılarak gelişmekte olan ülkelerdeki politik istikrarsızlığın ve ABD'deki EPB'nin gelişmekte olan ülkelerdeki makroekonomik değişkenler üzerine etkisi incelenmektedir. Çalışmanın bulguları ABD'deki EPB'nin ve gelişmekte olan ülkelerdeki politik istikrarsızlığın üç farklı boyutunun enflasyon oranı ve doğrudan yabancı yatırımlar üzerinde farklı etkileri olduğunu ortaya koyarken bu değişkenlerin gelişmekte olan ülkelerdeki büyüme oranı üzerinde güçlü ve negatif bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Ekonomik politika belirsizliği, Politik istikrarsızlık, Enflasyon,Büyüme, Doğrudan yabancı yatırımlar

Ekonomi politikalarıEkonomik etkiEnflasyon+7
Ömer Akkuş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru geçiş etkisi: Türkiye örneği

Makroekonomik performansın belirlenmesinde önemli değişkenlerden biri olarak kabul edilen döviz kuru, enflasyonun temel açıklayıcı değişkenleri arasında yer almaktadır. Literatürde döviz kurunun enflasyonist etkileri genellikle geçiş etkisi teorisiyle açıklanmaktadır.Gelişmiş ülkeler için ve döviz kurlarının dışsal ayarlamalar üzerine rolünün incelenmesi ile ilgili pek çok çalışmanın bulunduğu döviz kuru geçiş etkisi (exchange rate pass-through) literatüründe, gelişmekte olan ülkeler için yapılan çalışmalar da büyük artış göstermeye başlamıştır. Bu çalışmalarda döviz kurlarının dışsal ayarlamalar üzerine rolünün incelenmesinin yanında, esas olarak gelişmiş ülkelerdekine benzemeksizin döviz kurlarındaki artışın ithal malların yerli para birimi cinsinden değerinin yükseltilmesiyle, öncelikle ithalat fiyatlarını, daha sonra da ithal girdi kullanılarak üretilen tüm yerli malların piyasadaki fiyatlarını etkileyiş mekanizması üzerine yoğunlaşılmıştır.Bu çalışmada, Türkiye'de döviz kurunun ithalat fiyatlarına geçiş etkisi araştırılmıştır. Uygulamada Johansen Eşbütünleşme Analizi aracılığı ile 2002:01-2008:10 dönemi analiz edilmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'de ithalat fiyatlarının döviz kuruna esnekliğinin oldukça yüksek oluğu ve kısa dönemde uzun döneme göre daha yüksek olduğu bulunmuştur.

Döviz kuruDöviz kuru politikalarıDöviz kuru rejimi+5
Bahar Cantürk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Merkez Bankası`nın enflasyon hedeflemesinin makro ekonomik değişkenlere etkisi

Yüksek oranlı enflasyon, özellikle gelişmekte olan ekonomilerde ortaya çıkan en önemli problemlerin başında gelmektedir. Bu problemi ortadan kaldırmak için, Türkiye'nin de içinde bulunduğu birçok ülke farklı politikalar uygulamıştır. Bu uygulamalarda kimi ülkeler başarılı, kimi ülkeler ise başarısız olmuştur. Enflasyon hedeflemesi son yıllarda, enflasyon ile mücadelede birçok ülke tarafından kullanılan bir politikadır. Bu politikanın amacı, gelecek belirli bir dönemdeki enflasyon oranını hedefleyerek, diğer politikaları bu amaç doğrultusunda yönetmek, yönlendirmek ve böylece istenilen enflasyon oranına sahip olmaktır. Enflasyon hedeflemesinin başarılı olabilmesinin ön koşulu Merkez bankasının bağımsızlığıdır. Bununla birlikte, hükümetin enflasyon hedeflemesi programına tam desteğinin olması ve maliye politikalarını bu yönde kullanması gerekmektedir. Enflasyon hedeflemesinin başarılı olabilmesi için diğer bir koşul da, toplumun uygulanan enflasyon hedeflemesi hakkında bilgi sahibi olması ve toplum tarafından desteklenmesidir. Bu çalışmada; TCMB'nın enflasyon hedeflemesinin makro ekonomik değişkenlere etkisi incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde merkez bankacılığının gelişimi, merkez bankalarının amaç, hedef, görev ve yetkileri, merkez bankalarının işlevi ve konusu, merkez bankalarının para politikaları ile enflasyon ve makro değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir.İkinci bölümde enflasyon hedeflemesi ve Türkiye değerlendirmesi, enflasyon hedeflemesinin tanımı ve para politikasındaki yeri, enflasyon hedeflemesinin gerekçeleri, enflasyon hedeflemesinin özellikleri, enflasyon hedeflemesinin ön koşulları, enflasyon hedeflemesinin aşamaları, enflasyon hedeflemesinin başarılı olabilmesi için gerekli şartlar, enflasyon hedeflemesinin avantaj ve dezavantajları, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde enflasyon hedeflemesi uygulamaları, enflasyon hedeflemesinin Türkiye açısından değerlendirilmesi incelenmiştir.Üçüncü bölümde ise 2002?2010 döneminde TCMB'nın enflasyon hedeflemesinin GSYİH, dış borç stoku, istihdam, İMKB işlem hacmi, kamu kesimi borçlanma gereği, mevduat faiz oranı, ihracat, ithalat, portföy yatırımları ve döviz kuru üzerindeki etkisi regresyon analizi yardımıyla incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda enflasyon hedeflemesinin makro ekonomik değişken üzerinde arttırıcı bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Enflasyon Hedeflemesi, Makro Ekonomik Değişkenler, Regresyon Analizi

EnflasyonEnflasyon hedeflemesiMakroekonomik değişkenler+2
Aynur Tezgör
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Enflasyon hedeflemesinde döviz kuru müdahalelerinin etkinliği:Türkiye örneği

Enflasyon hedeflemesi rejimi, para politikasının en önemli amacının düşük ve istikrarlı bir enflasyon oranını sürdürmek olduğunun vurgulanması ve bunun para otoritesi tarafından benimsenmesidir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2002?2005 yılları arasında ?Örtük Enflasyon Hedeflemesi? uygulamıştır ve 2006 yılı başından itibaren ?Açık Enflasyon Hedeflemesi Rejimi? uygulamaya devam etmektedir. Enflasyon hedeflemesi rejiminin esnek döviz kuru sistemi ile birlikte uygulandığı, söz konusu rejimde merkez bankalarının döviz kurundaki aşırı oynaklığı yumuşatmak amacıyla döviz piyasasına müdahalelerde bulunduğu görülmektedir. Bu bağlamda bu çalışmada Türkiye?nin açık enflasyon hedeflemesi rejimine geçtiği Ocak 2006?dan Ağustos 2012?ye kadar olan dönemde TCMB?nin döviz piyasasına yapmış olduğu dolaylı alım ve satım müdahalelerinin etkinliğinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Finansal zaman serilerinde oynaklığın modellenmesinde genellikle GARCH modelleri tercih edilmektedir. Bu çalışmada yapılan tanısal testler sonucunda ve kukla değişken kullanımına da izin veren T-GARCH (1,1) modeli en uygun model olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada elde edilen ampirik bulgulara göre, TCMB?nin döviz piyasasına alım ve satım müdahaleleri ortalama döviz kuru düzeyi üzerinde anlamlı bir etki yaratmamaktadır. Oynaklık üzerinde ise, alım ve satım müdahaleleri oynaklığı arttırıcı etki yaratmaktadır, ancak bu sadece alım müdahaleleri için istatistiksel anlamlılık taşımaktadır. Ayrıca, döviz kuru üzerinde negatif şokların pozitif şoklardan daha büyük etki yaptığı, başka bir deyişle, kaldıraç etkisinin mevcut olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru, Döviz Kuru Sistemleri, Enflasyon Hedeflemesi, Açık Enflasyon Hedeflemesi, Örtük Enflasyon Hedeflemesi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Faiz Koridoru, Rezerv Opsiyonu, Zaman Serileri, ARCH/GARCH Modelleri, T-GARCH Modeli

ARCH modelDöviz kuruDöviz kuru politikaları+5
Gamze Kerimoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketici kredilerinin belirleyicileri üzerine bir inceleme: 2006-2011 Türkiye uygulaması

Tüketici kredileri, ticari amaç gütmeksizin mal ve hizmet alımında tüketiciye tanınan bir kredi türüdür. 2001 ekonomik krizinin Türkiye?deki olumsuz etkilerinin ortadan kalkmaya başladığı dönemden itibaren tüketici kredilerinin arttığı gözlenmektedir. Tüketici kredileri artarken bu kredilerin en önemli belirleyicileri olduğu düşünülen faiz, enflasyon, ekonomik büyüme ve beklentiler gibi faktörlerde ciddi değişimler yaşanmıştır. Yapılan bu çalışmada 2006-2011 yılları arasında Türkiye de enflasyon ve ekonomik büyüme oranlarının bireylerin kullandıkları tüketici kredilerine etkisi incelenmiştir. Çalışmanın iki hipotezi bulunmaktadır. Birincisi, enflasyon oranındaki artış tüketici kredilerinin kullanım miktarını etkilemektedir. İkincisi, ekonomik büyüme oranındaki artış tüketici kredilerinin kullanım miktarını etkilemektedir. Bu doğrultuda 2006-2011 yılları arasında enflasyon ve ekonomik büyüme oranlarının tüketici kredilerine etkisi johansen eşbütünleşme analizi, granger nedensellik analizi ve çoklu regresyon analizi yardımıyla incelenmiştir. Değişkenlerin seçiminde tüketici fiyat endeksi (enflasyon), harcamalar yöntemi gayri safi yurtiçi hasıla (ekonomik büyüme) ve katılım bankalarının kullandırdığı tüketici kredileri (tüketici kredileri) verileri kullanılmıştır. Analiz sonrasında hipotezler test edildiğinde birinci hipotezin doğrulanamadığı görülmüş yani enflasyon oranının tüketici kredilerini etkilemediği fakat ikinci hipotezin doğrulandığı yani ekonomik büyümenin tüketici kredilerini attırıcı etkisi nedeniyle ülke ekonomisini pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Finansal Sistem, Banka, Bankacılık Kredi, Kredi Türleri, Tüketici Kredileri, Enflasyon, Ekonomik Büyüme, Regresyon Analizi.

Ekonomik büyümeEkonomik etkiEnflasyon+5
Huzeyfe Mert
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetimin karar verme boyutunda cari değer muhasebesi verilerinin kullanılması

Ill ÖZET Enflasyon tüm dünya ülkelerini ve bu ülkelerdeki hemen hemen tüm ekonomik birimleri olumsuz olarak etkilemektedir. İşletmeler, enflasyonun olumsuz etkilerine en çok maruz kalan ekonomik birimlerdir. İşletmelerde de muhasebeciler; fiyatların sürekli artış gösterdiği bir ekonomik ortamda geleneksel yöntemlerle, yöneticilerin isabetli finansal kararlar almasında karar destek sistemi olma misyonunu yerine getirememektedir. Değer ölçüsü olarak kullandığı para biriminin değerinin, zaman içersinde değişmediği varsayımına dayanan ve bu varsayımdan hareketle, işletmelerin mali durumunu ve faaliyet sonuçlarını gösteren finansal tablolar hazırlayan geleneksel muhasebe sistemi, artık enflasyonun cari olduğu günümüz koşullarında yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle bilgi kullanıcılarının isabetli kararlar almaşım sağlayacak, homojen mali tablolar üretebilecek ve doğru bilginin yamsıra faydalı bilgiyi de sunabilecek bir muhasebe sistemine ihtiyaç vardır. Bu muhasebe sistemi, enflasyonun süreklilik kazandığı günümüz koşullarında geleneksel muhasebenin yerine geçecek olan enflasyon muhasebesidir. Enflasyon muhasebesi, fiyatlar genel seviyesi muhasebesi, yenileme maliyeti muhasebesi, cari değer muhasebesi ve karma(entegre) muhasebe olmak üzere dört yöntemden oluşmaktadır. Bu çalışmada ölçü birimi olarak paramn nominal değerini esas alan, değerleme esası olarak cari değerlere dayalı değerlemeyi kabul eden ve işletmenin sermayesini üretim gücü olarak korumayı amaçlayan cari değer muhasebesi yöntemi incelenecektir.

Cari işlemlerEnflasyonEnflasyon muhasebesi+4
Ali Altınbay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Enflasyon ve temel makroekonomik göstergeler arasındaki ilişki: G7 ülkeleri ile Türkiye arasında bir karşılaştırma

Enflasyon kavramı toplumun geneli tarafından kimi zaman doğru, kimi zaman yanlış olarak fakat her zaman olumsuz anlamda kullanılan bir kavramdır. İktisat biliminde fiyatlar genel seviyesinin sürekli artışı olarak tanımlanan enflasyon, yüksek oranlarda seyrettiği durumlarda ekonomi için zararlı bir olgudur. Fiyatlar genel seviyesinde, ekonomik aktörlerin kararlarını etkilemeyecek düzeyde yaşanan yükselişler ise ılımlı enflasyon olarak tanımlanır ve bu durumda fiyat istikrarının sağlandığı kabul edilir. Çift rakamlı enflasyon oranlarının yüksek enflasyon olarak kabul edildiği günümüzde, yüksek enflasyonun pek çok ekonomik göstergeyi olumsuz yönde etkilediği görülmektedir. Bu anlamda, bu çalışmanın amacı enflasyonun temel makroekonomik göstergeler ile olan ilişkisinin ortaya konmasıdır. Bu çalışmada gelişmiş ülkeler olarak kabul gören G7 ülkeleri ve gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye için 1991-2019 arası döneme ait yıllık veriler alınarak enflasyonun ekonomik büyüme, işsizlik, dışa açıklık ve doğrudan yabancı yatırımlar ile olan ilişkisi araştırılmıştır. Enflasyonun söz konusu temel makroekonomik göstergeler ile olan ilişkisinin ortaya konması adına dört farklı model kurulmuştur. Bu amaçla G7 ülkelerine ait seriler ele alınarak bu ülke grubu için panel veri analizi yapılmıştır. Türkiye'ye ait seriler ele alınarak zaman serisi analizi yapılmıştır. Panel veri analizinde enflasyonun ekonomik büyüme ve işsizlik ile anlamlı bir ilişkisinin olmadığı, dışa açıklıktan negatif yönde etkilendiği ve doğrudan yabancı yatırımları negatif yönde etkilediği sonuçları elde edilmiştir. Türkiye için yapılan zaman serisi analizinde ise enflasyonun ekonomik büyüme, işsizlik ve doğrudan yabancı yatırımları negatif yönde etkilediği, dışa açıklıktan ise pozitif yönde etkilendiği sonucu elde edilmiştir.

EnflasyonG-7 ülkeleriMakroekonomik değişkenler+3
Muhyettin Erdemli
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de enflasyon ve işsizliğin ekonomik büyüme üzerindeki etkileri

Enflasyon, işsizlik ve ekonomik büyüme kavramları ülkelerin genel ekonomik gelişimlerinin değerlendirilmesinde temel teşkil eden değişkenlerdir. Bu ekonomik değişkenlerin ekonomide yarattıkları olumsuz etkileri minimuma indirmek için politika yapıcılar birçok farklı politika geliştirmektedirler. Bu nedenle değişkenler arasındaki ilişkinin tespit edilmesi uygulanacak olan iktisat politikasına yön vermesi açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı; enflasyon ve işsizliğin farklı zaman periyotlarında ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda 1980-2020 yılları arasında enflasyon, işsizlik ve ekonomik büyüme değişkenlerine ait yıllık verilerle ekonometrik analiz yapılmıştır. Dalgacık Dönüşümü Analizi ile seriler farklı zaman periyotlarına ayrıştırılmış daha sonra ADF (Augmented Dickey Fuller) birim kök testi ile serilerin durağanlığı sınanmış ve son olarak değişkenler arasındaki ilişkiyi araştırmak için Regresyon Analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda elde edilen sonuçlara göre; tüm zaman periyotlarında enflasyon ve işsizliğin ekonomik büyümeyi ters yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Tüm periyot sonuçları birlikte değerlendirildiğinde işsizliğin büyüme üzerindeki etkisi genel olarak enflasyonun etkisinden fazla olduğu ve düzenli olmamakla birlikte zaman periyodu uzadıkça işsizliğin büyüme üzerindeki etkisinin arttığı, enflasyonun büyüme üzerindeki etkisinin ise azaldığı gözlemlenmiştir. Aynı şekilde periyot uzadıkça işsizlik ve enflasyonun büyüme üzerindeki etkisi yani modelin açıklama gücünün arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Enflasyon, İşsizlik, Ekonomik Büyüme, Dalgacık Dönüşümü Analizi, Regresyon Analizi.

Dalgacık dönüşüm tekniğiDalgacık dönüşümleriEkonomi+5
Serhat Başbuğa
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Stagflasyon kavramı, nedeni ve sonuçları Mısır örneği

OPEC üyelerinin 1973 savaşında İsrail'i destekleyen ülkelere karşı petrolü siyasi bir baskı aracı olarak kullanması, küresel ekonomik ortamda büyük etki yaratmıştı. O dönemde petrol fiyatlarında yaşanan önemli artışın ardından Phillips'in ünlü eğrisindeki işsizlik ile enflasyon arasında ters yönlü ilişki olduğu iddiası gözden düşmüştür. Sonuç olarak, işsizlik ve enflasyon ilk kez aynı anda arttığı için Keynesyen analiz önemli eleştiriler almıştır.Bu ekonomik duruma stagflasyon adı verilmiştir. Ekonomi okulları, stagflasyonun birleşik bir yorumu üzerinde anlaşmaya varmamış ve İktisatçılar arasında olguyu açıklanması, ortaya çıkış nedenleri ve ortadan kaldırma yöntemleri konusunda görüş ayrılığına varmıştır. Bu çalışmanın amacı, stagflasyon olgusunu kısaca teorik çerçevede açıklamak; ardından aynı olgunun Mısır Devleti'nde ortaya çıkışını teorik olarak incelemek vestagflasyonu, işsizlik ve enflasyonun toplamı alınarak büyüme oranı ile ilişkisi1973-2020dönemi için araştırmaktır.Çalışma,1998-2002 dönemi hariç, Mısır ekonomisinin 1979-2020 döneminde stagflasyon yaşamış olduğu sonucuna varmıştır. Mısır'da stagflasyon ilk kez 1979 yılında ortaya çıkmıştır. Bunu, 1976 yılında uygulanan ekonomik dışa açıklık politikası nedeniyle ve aynı yıl enflasyonla mücadele için faiz oranlarının yükseltilmesi yatırım ve istihdamı olumsuz etkilemiştir. Bu çalışmada, Johansen Eşbütünleşme analizine göre, değişkenler arasında uzun dönemli ilişki gözlenmiştir. Mısır'da stagflasyon oranı ile ekonomik büyüme oranı arasında ters yönlü ilişki olduğu açıktır. Stagflasyon oranı %1 arttığında ekonomik büyüme oranı %0,326 azalmaktadır.Hata düzeltme modeli (ECM) hesaplanmıştır, buna göre modele bir şok geldiğinde ilişki zaman içinde tekrar dengeye gelebilmektedir.Son olarak CUSUM kare testi yapılmıştır. Ve model kurma hatasına restlenmemiştir.

EnflasyonMısırPhillips eğrisi+2
Alı Alomar Albaklı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Enerji ekonomisi üzerine üç deneme

This study examines the Turkish economy with respect to a number of energy related issues. It is comprised of three chapters, each utilizing a different methodology. Chapter One shows that Turkey has room for implementing energy efficiency policies without hampering economic growth. Chapter Two examines the level and the evolution of oil price pass-through over time. The findings indicate that oil price pass-through to domestic prices in Turkey increases over time. Chapter Three investigates the role of biofuels in commodity futures price linkages, which is relevant to energy policy issues in Turkey. The findings shows that a channel through biofuels has probably caused links between energy and agricultural commodities by increasing the correlation between them. Keywords: Granger Causality, Bootstrap, Turkey, Oil Prices, Domestic Prices, PassThrough, Wavelet analysis, Comovement, Energy futures, Agricultural Commodity Futures, Biofuels

Bootstrap methodsEnergyEnergy economy+7
Dinçer Dedeoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Kur değişmeleri nedeniyle konsolide mali tabloların düzenlenmesinde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri

Bu çalışmada öncelikle, kur değişmelerinin işletmeler üzerindeki etkileri ve bu etkilerin yönetiminde kullanılacak yöntemler incelenmiş ve konsolide mali tabloların hazırlanma aşamaları ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Ayrıca, enflasyon ortamında konsolide edilecek mali tabloların nasıl düzenlenmesi gerektiği örneklerle gösterilmiştir. Çalışmanın ana konusunu, konsolide edilecek yabancı bağlı işletmelere ait mali tabloların ulusal paraya çevrilmesinde kullanılan çeviri yöntemleri oluşturmaktadır. Ayrıca, bu yöntemler ayrıntılı bir şekilde incelenerek, konsolide mali tablolar üzerindeki etkileri saptanmıştır. Konuya açıklık getirmesi üzere bir anket çalışması yapılmış ve bu anket çalışmasıyla, Türkiye'deki holding şirketlerin konsolide mali tablolarını düzenlemelerinde ve yabancı bağlı işletmelerine ait mali tablolarını Türk Lirasına çevirmede karşılaştıktan sorunlar, kullandıkları çeviri yöntemleri ve bu çeviri yöntemleri hakkında yeterli bilgiye sahip olup olmadıktan araştırılmıştır. Ayrıca, bu anket çalışmasıyla kur değişmelerinin olumsuz etkilerinden kurtulmak için holdinglerin ne gibi önlemler aldıkları ve hangi yöntemlerden faydalandıkları da tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Türkiye'de yabancı paralı mali tabloların Türk Lirasına çevrilmesinde kullanılabilecek en uygun çeviri yöntemi belirlenmiş ve bu konu ile ilgili öneriler getirilmiştir.Anahtar Sözcükler: Kur değişmeleri, konsolide mali tablolar, enflasyon muhasebesi, çeviri yöntemleri.

EnflasyonFinansal tablolarKonsolide finansal tablolar+3
Zeki Doğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Enflasyon hedeflemesi: Ülke uygulamalarına örnekler ve Türkiye`de uygulanabilirliği

Ill ÖZET ENFLASYON HEDEFLEMESİ: ÜLKE UYGULAMALARINA ÖRNEKLER VE TÜRKİYE'DE UYGULANABİLİRLİĞİ Harun Uçak Yüksek Lisans Tezi, İktisat Anabilim Dalı Danışman: Prof.Dr. Mahir FİSUNOĞLU Eylül 2003, 119 sayfa İlk defa olarak 1990 yılında Yeni Zelanda da uygulanmaya başlayan enflasyon hedeflemesi para politikası, daha sonraki yıllarda birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülke tarafından uygulanmaya başlanmıştır. Türkiye'de ise 1990'lı yılların sonlarında gündeme gelen enflasyon hedeflemesi, çeyrek yüzyıldır yüksek enflasyonun yaşandığı ülkemizde uygulanabilir bir para politikası olup olmadığı tartışılmaya devam edilmektedir. Bu çalışmanın birinci bölümünde enflasyon hedeflemesinin kavramsal çerçevesi, önkoşulları ve uygulanma dönemindeki stratejik özelliklerine yer verilmektedir. İkinci bölümde, Yeni Zelanda ve İsrail enflasyon deneyimlerine yer verilmektedir. Üçüncü bölümde, enflasyon hedeflemesinin ülkemiz ekonomisi açısından uygun bir para politikası olup olmadığına yer verilmektedir. Enflasyon hedeflemesine geçiş öncesi merkez bankası yasalarında değişiklikler yapılarak, merkez bankasının daha bağımsız bir kurum haline gelmesi sağlanmıştır. Para politikasında nihai hedefin fiyat istikran olarak belirtildiği bu yasal düzenlemelerle birlikte, enflasyon hedefinin uygulanabilirliğinde kamu maliyesinde yapılacak düzenlemelerin de tamamlayıcı bir rolü olacaktır. Anahtar Kelimeler: Enflasyon Hedeflemesi, Para Politikası Hedeflemeleri, Merkez Bankası Bağımsızlığı, TCMB Bağımsızlığı, Türkiye'de Enflasyon.

EnflasyonEnflasyon hedeflemesiMerkez Bankası+1
Harun Uçak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

İktisatta doğrusal-olmayan zaman serisi modelleri:Kuram ve Türkiye uygulaması

İktisadi değişkenlerin sergilediği asimetrik davranışları kavrayabilmek için son yıllarda bir takım doğrusal-olmayan zaman serisi modelleri önerilmiştir. Literatürde önerilen modeller arasında bulunan rejim değiştirme karakterli yumuşak geçişli (oto)regresif (ST(A)R) model, Türkiye'nin sanayi üretim ve tüketici fiyat endekslerinde ve bu endeksler arasındaki olası doğrusal-olmayan dinamikleri araştırmak için bu çalışmada kullanılmıştır. Bu çalışmanın kuramsal kısmında mevcut literatürden hareketle STAR modeline ait temel dinamikler, farklı geçiş fonksiyonu tipleri ve tahmin izleği incelenmiştir. Ardından STAR modeline özgü doğrusallık ve tanılama testleri ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır. Ayrıca tek değişkenli STAR modelinin çok değişkenli ve çok rejimli ortama aktarılmasıyla ulaşılan modellere de değinilmiştir. Uygulamaya dönük bölümlerin ilkinde Türkiye'nin çeyrek yıllık sanayi üretim endeksinin (1980:1-2006:3) büyüme hızının genel ekonomik performansı temsil edebileceği düşüncesinden hareket edilmiştir. Büyüme hızının asimetrik davrandığına dair kanıt bulabilmek için STAR modelinin tahmin izleği öncelikle doğrusallık testinden başlamak üzere uygulanmıştır. Doğrusallık boş hipotezinin reddedilmesinin ardından tahmin edilen lojistik STAR (LSTAR) modeli tüm tanılama testlerinden geçtiğinden dolayı yeterli bulunmuştur. Ayrıca tahmin edilen modelin ekstrapolasyon yöntemiyle elde edilen uzun dönem dengesi ve baskın karakteristik kökleri asimetrik dinamikleri anlamlandırmak için kullanılmıştır. İkinci uygulama bölümünde ise Türkiye'de büyüme ve enflasyon (1980:2-2006:3) arasındaki doğrusal-olmayan ilişki STAR modelinin çok değişkenli ortama taşınmasıyla oluşan STR (yumuşak geçişli regresyon) modelinden faydalanılarak irdelenmiştir. Doğrusal-olmayan ilişkinin yönünün enflasyondan büyümeye doğru olduğu STR modeline özgü Granger nedensellik analiziyle belirlenmiştir. Daha sonra Türkiye'de enflasyonun büyüme üstündeki asimetrik etkilerini saptayabilmek için tek geçiş fonksiyonlu bir STR modeli kurulmuştur. Ancak tahmin edilen STR modeli yeterli bulunmadığından çok rejimli bir STR (MRSTR) modeli tahmin edilmiştir. Her iki uygulama bölümünde ulaşılan sonuçlar, STAR ve çok rejimli STR modellerinin incelenen değişkenler için kullanımını Türkiye bağlamında haklı çıkarmaktadır. Anahtar Kelimeler: Doğrusalsızlık, STAR modeli, Türkiye Ekonomisi, Büyüme, Enflasyon.

BüyümeDoğrusalsızlıkEnflasyon+1
Hasan Ağan Karaduman
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Enflasyon ortamında stok değerleme yöntemlerinin özellikle LİFO yönteminin faaliyet sonuçları üzerindeki etkileri

Bu çalışmanın anacı, enflasyon ortamında her bir stok değerleme yöntemlerinin etkilerinin ve yeterliliklerinin tespit edilmesidir. Bu çalışmayla özellikle, enflasyon ortamında çeşitli avantajlar sağlayan LZFO yönteminin isletme sonuçları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Enflasyon işletmeleri ve muhasebe verilerini olumsuz yönde etkilemektedir. Çalışmada bu etkilerin neler olduğu ve işletmelerin bu etkileri gidermek amacıyla ne gibi yöntemler kullandıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca, enflasyonun işletme stokları ve stok politikaları üzerindeki etkileri belirlenmiş ve her bir stok değerleme yöntemi enflasyonun etkileri de gözönünde bulundurularak incelenmiştir, enflasyonun etkilerini azaltıcı özelliği olan LIFO yöntemi daha ayrıntılı olarak ele alınmış ve bu yöntem bir işletme stoklarına uygulanarak işletme sonuçları üzerindeki etkileri gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise, enflasyon dönemlerinde LIFO yönteminin uygulanmasına ve yöntemin etkilerinin tespitine ilişkin ankete dayalı bir araştırmaya yer verilmiştir. ix

EnflasyonLIFO yöntemiStok değerleme+1
Zeynep Avcılar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Enflasyon ve vergileme

SUMMARY The aim of this paper is to show the results that the effects of inflation cause on tax exemptions (exclusion, deduction etc.) from the point of view of taxpayers' and government's point of view. Inflation is an sensible and steady increase on the general level of prices. Therefore, the purchase impact of money decreases in the inflationary periods. Since tax isa monetary value and unless an adjustment e s being done, i t loses some functions, such as ability-to-pay principle, efficient and equitable income distribution principle. As to this condition yields various results for taxpayers and government while inflation proves government to' obtain more tax revenue by disturbing the structure of the progressive personal income tax, it entails government to come out the revenue loses because of administrative lags in the system of personal income tax. That is, inflation has got two important contradictions to one another from the point of view of taxpayers and government: 1. Increasing of Tax Burden Revenue 2. Effects of Administrative Lags 1. Increasing of Tax Burden Revenue A progressive income tax system is affected by inflation both with respect to the real value of tax allowances and to the structure of tax brackets and progressive rates. As inflation will reduce substantially the real value of most tax allowances in the system of income taxation, this will lead to a more progressive effect on income taxation, even in the case of a proportional structure of tax rates. If moreover, the rate structure of income taxation is progressive, nominal increases inIncome may move taxpayers Into higher tax brackets, thus leading an increases real tax burden. But in this situation government can obtain more tax revenue. This is the concept of inflation as a form of or as an alternative to taxation with respect to the function of transferring real purchasing power to the public sector. 2. Effects of Administrative Lags The other effect of inflation on the tax system has been a massive eroison of real tax revenues. Together with legal lags there may be illegal delays in payment. The higher the rate of inflation and the less inflation-adapted the penalties for these illegal transfers, the more tax loses are from the point of view of government. But taxpayers pay less money, as inflation reduce purchasing power of money in the long term. In this paper, the first chapter is a theorical statement- explained above- In the second chapter, the impact of inflation on the institutions of Turkish Personal Income Tax is intensively analyzed to explain with a lot of examples and measures. Inflation disturbs income distribution to related with its effects of on the tax system. We made a measure to show this situation for Turkey. According to this, the tax loses that government comes out from a person who receives minimum wage who pays his/her tax on the average 1,5 months later - Because the time between earning his income and paying his tax is 1;5 months- Be cause the time between earning his/her income and paying his/her tax is 1,5 months- and a merchant who pays his/her tax on the average 12,5 months later. We have developed a model that measures the tax loses of goverment as a result of these delays, According to results of measure that we made, the tax burden of a person who earns minimum wage is heavier than others. That is,while goverment faced 11.2% tax loses from a person who earns minimum wage, it faced an 51.2% tax loses from a mercant in Turkey in 1994. In third chapter, it is explained that the forms of solution in Turkey's practice to eliminate the negative effects of inflation and besides that some solutions are propesed by us. Some of these are: indexation, shortening administrative lags (i.e. Paying the tax one every 3 months), widening tax brackets as parallel to the rate of inflation, using the inflation accounts, etc. Inflation reduces real value of minimum living allowance, limits of exclusions and therefore, it increases the tax burden of person who benefit from these. xii

EnflasyonFinansVergilendirme
Birsen Nacar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Çok uluslu şirketlerin finansal tablolarının hazırlanmasında karşılaşılan sorunlar ve bu sorunların çözümü için yapılan çalışmalar

ÖZET Çok uluslu şirketler, birden fazla ülkede faaliyet göstermeleri nedeni ile ülkeler arası ilişkilerde önemli bir yere sahiptir. Ancak, bu şirketler farklı ekonomik, politik, kültürel ve yasal ortamlardaki muhasebe sistemlerine uyum göstermek zorunda kalmaktadırlar. Bu farklılıkların yanında, döviz çevirisi yapılmasında karşılaşılan sorunlar ve enflasyonun yarattığı sorunlar özellikle konsolide finansal tabloların hazırlanmasında önemli güçlüklere neden olmaktadır. Bunların sonucunda, ilgili kişilere güvenilir ve anlaşılır bilgi vermek üzere hazırlanan finansal tablolar amacına ulaşamayabilecektir. Bu çalışmanın amacı, çok uluslu şirketlerin finansal tablolarının hazırlanmasında ve ilgili kişilere sunumunda karşılaşılan sorunları incelemek ve bu sorunların çözümünde etkili olan çalışmalara değinmektir. Zira, uluslararası düzeyde gerçekleştirilen muhasebede uyumlaştırma ve standartlaştırma çalışmaları ile sözü edilen sorunları çözme yönünde önemli adımlar atılmıştır. Araştırmamızın içeriğinde bu konuda yapılan belli başlı çalışmalara yer verilmiş ve Uluslararası Muhasebe Standartları üzerinde durulmuştur. VI

EnflasyonFinansal tablolarKonsolide finansal tablolar+2
Jale Sağlar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

2003-2020 dönemi için Irak'ta işsizlik olgusu üzerinde bazı makroekonomik göstergelerin etkisinin analizi

İşsizlik sorunu, hem ekonomisi güçlü olan gelişmiş ülkelerde hem de ekonomisi zayıf gelişmekte olan ülkelerde ortaya çıkan küresel bir olgu haline gelmiştir. Büyük petrol gelirlerine sahip olan Irak ekonomisi, işsizlik sorununu tamamen ortadan kaldırılmasına izin vermemiştir. Bu araştırma, Irak'taki mevcut ekonomik duruma odaklanarak işsizliğin teorik çerçevesini sunmayı ve tartışmayı, bununla birlikte makroekonomik göstergelerin Irak'taki işsizlik olgusu üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu hedefler doğrultusunda hareket ederek işsizliğin gayri safi yurtiçi hasıla üzerindeki etkisi, işsizliğin enflasyon üzerindeki etkisi, işsizliğin devlet harcamalarına üzerindeki etkisi olmak üzere, üç önemli göstergeyle Irak ekonomisini mercek altına aldık. Bu değişkenler arasındaki ilişkiler sadece 2003-2020 dönemi arasında sınırlı tutularak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Bu çalışma kapsamında elde ettiğimiz verileri kategorilere ayırıp analiz ettikten sonra şu sonuçlara vardık: Irak'ta işsizlik olgusu, gayri safi yurtiçi hasıla, kamu harcamaları ve enflasyon oranından etkilenen bir dizi makroekonomik göstergelerden etkilenmektedir. Bu çalışma kapsamında elde edilen bulgulara göre, Irak ekonomisi incelemeye tabi tuttuğumuz dönemdeki işsizlik oranlarında önemli ölçüde gözle görülür bir iyileşmeye tanıklık etmiştir. Anahtar Kelimeler: İşsizlik, Irak'ta işsizlik, kamu harcamaları, enflasyon.

EnflasyonIrakKamu harcamaları+3
Mohammed Dhannoon Younus
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İstikrar politikaları ve döviz kuru sistemleri

ÖZET Bu tezin amacı istikrar politikaları ile döviz kuru sistemleri arasındaki bağın araştırılmasıdır. İlk olarak konu ile ilgili temel kavramlara değinilmiştir. Daha sonra esnek ve sabit kurların istikrara etkileri ele alınmıştır. Teorik inceleme bölümünde para politikası, maliye politikası ve temel ekonomik göstergelerin ekonomiye etkileri sırasıyla işlenmiştir. En son bölümde ise ülke örnekleri vardır. Arjantin ve Bulgaristan'da para kurulu, Meksika ve İsrail'de enflasyon hedeflemesi ve Türkiye'de son beş yıldaki gelişmeler istikrar politikaları bağlamında ele alınmıştır. Günümüzde kur bandı uygulamalarının önemi azalmakta olduğu için bu konu ile ilgili teorik konulara girilmemiştir. Fakat ülke örnekleri içinde, kısa da olsa kur bantlarının etkileri görülebilir. Döviz kurlarında temel olarak ikili bir ayrım vardır. Bunlardan biri sabit kurlar diğeri esnek kurlardır. Çalışmada sabit kurlarda para kurulu ve esnek kurlarda enflasyon hedeflemesi uygulamalarına öncelik verilmiştir. Gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde para kurulu tipi uygulamaların modası geçmiştir. Kurala bağlı kur sistemleri çoğunlukla küçük ve dış ticaretinin büyük kısmını tek ticaret ortağı ile yapan ülkelerde uygulanmaktadır. Büyük ekonomilerde ise enflasyon hedeflemesi tipi uygulamalar tercih edilmektedir. Gelişmiş ülkelerin çoğunda enflasyon problemi çözülmüştür. Fakat yeni problemler yaklaşmaktadır. Bunlardan en önemlilerinin işsizlik ve gelir dağılımı olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Döviz kuru, istikrar politikası, enflasyon hedeflemesi, para kurulu, optimum para sahaları. ıx

Döviz kuruDöviz kuru sistemleriEnflasyon+5
Mustafa Özgür Alparslan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

İndeks sayıların kullanımı

Ekonomi, ülkelerin en önemli dengelerinden biridir. Bir ülkede ekonomi güçlü ise o ülke de güçlüdür ve diğerlerine karşı daha üstündür. Ülkelerin zenginliklerini karşılaştırmak için bir takım göstergelere ihtiyaç duyulur. Bu nedenle bazı bilgiler toplanır ve ülkenin bir takım değerlerini gösteren göstergeler hazırlanır. Bu göstergeler arasında, fiyat istatistikleri ve indeksleri tüm dünyada en önemlileridir. Bir ülkenin gelişmiş olup olmadığına karar vermede önemli rol oynarlar. Geçen iki yüzyıl boyunca indeks sayıları elde etmek için çeşitli formüller ve yaklaşımlar geliştirilmiştir. Bu çalışmada, indeks formülleri ve yaklaşımları açıklanacaktır. Kullanıldıkları yerlere göre avantaj veya dezavantajları tespit edilecektir. Ayrıca, Türkiye'de fiyat derleme yöntemlerini, indekslerin nasıl hesaplandığı ve enflasyon tahminlerinin nasıl yapıldığı açıklanacaktır. Stokastik yaklaşım ile özel regresyon modelleri yardımıyla parametre tahminleri hesaplanarak indeks değerleri ortaya çıkarılacaktır. En önemlisi, bu yaklaşımla indeks sayılardaki standart hatalar elde edilecektir. Standart hatalar, hizmet ve ürün sepetindeki fiyat değişikliğini ölçen indeks sayıların güvenilirliğini yansıtmaktadır. Ayrıca örnek ürün sepeti ile Laspeyres ve Paasche indeks değerlerini hesaplanacaktır. Bunun yanısıra, özel regresyon modelleri ve stokastik yaklaşım yardımıyla enflasyon oranı için güven aralığı oluşturulacaktır.

EnflasyonRegresyon modelleriStokastik yaklaşım
Adnan Karaibrahimoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
10
Master'sOpen AccessTR

Enflasyon ve ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye özelinde ekonometrik bir uygulama

Bu çalışmada, enflasyon ve ekonomik büyüme arasında ki etkileşim Türkiye özelinde araştırılmıştır. Bu şekilde 2023 hedefleri doğrultusunda istikrarlı bir fiyat çizgisi ve sürdürülebilir büyüme trendi yakalamayı arzulayan Türkiye ekonomisinde, enflasyon ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin doğru zemine oturtulmasına ampirik destek sağlamak amaçlanmıştır. Çalışmada,1961-2016 yılları arasındaki dönemi kapsayan ve Dünya Bankasından temin edilen, yıllık reel Gayri Safi Yurtiçi Hasıladan elde edilen ekonomik büyüme, Tüketici Fiyat Endeksinden elde edilen enflasyon oranı ve Brüt Sermaye oluşumunun GSYH'ya oranı veri setleri kullanılmıştır. Değişkenlerin zaman serisi özelliklerini belirlemek amacıyla ADF, PP, KPSS ve Zivot-Andrews yapısal kırılma birim kök testleri uygulanmıştır. Birim kök testi sonuçları incelendiğinde uygulama da kullanılacak değişkenlerin bazılarının düzeyde bazılarının farkta durağan bulunduğu görülmüştür. Bu bağlamda, çalışmada kullanılacak en uygun metodun ARDL olacağına karar verilmiştir. ARDL modeli sonuçlarına göre seçilen dönem için Türkiye'de, enflasyon ve ekonomik büyüme arasında hem kısa dönemde hem de uzun dönemde negatif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir.

ARDL Sınır TestiEkonometrik analizEkonomik büyüme+1
Bekir Yeşiloğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik ve keynesyen teoriler ışığında Türkiye'de enflasyonun incelenmesi

Bu tezde para arzı ve kamu harcamalarının, Türkiye'de gerçekleşen enflasyon üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmada, 2006Q1-2017Q4 dönemine ait 3 aylık veriler kullanılmıştır. Para arzı (M2, M3) ve kamu harcamalarının enflasyon ile arasındaki uzun dönemli ilişki eş-bütünleşme testi ile analiz edilmiştir. Değişkenler arasında ilişki olup olmadığını belirlemek için ilk olarak serilerde ADF birim kök testi uygulanmıştır. Uzun dönemli ilişkinin analizi için Johansen Eş-bütünleşme testi kullanılmıştır. Değişkenler arası ilişki bulunduktan sonra, VECM analizine dayalı nedensellik testi uygulanmıştır. Çalışmada uygulanan Johansen testi sonucunda para arzı ve toplam kamu harcamaları değişkenleri ile enflasyon arasında uzun dönemli bir ilişkinin var olduğu tespit edilmiştir. Johansen testi sonucuna göre M2 değişkeni dışındaki değişkenler istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif olarak bulunmuştur. Hata düzeltme modeline bakıldığında değişkenler arasında kısa dönemdeki sapmanın her dönem yüzde 24'lük kısmının düzeltilebildiği tespit edilmiştir. Değişkenler arasında tespit edilen ilişkinin kısa ve uzun dönemdeki yönünü belirlemek amacıyla yapılan nedensellik analizi sonuçlarında hem kısa hem de uzun dönemde nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Sonuç olarak Türkiye'de incelenen 2006Q1-2017Q4 döneminde para arzının ve kamu harcamalarının enflasyon üzerinde etkili ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir.

EnflasyonKamu harcamalarıKeynesyen ekonomi+2
Mesut Yaldız
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 2000 sonrası dönemde para politikası bağlamında enflasyon ve faiz ilişkisi

Enflasyonu birçok faktörün yanında faiz de belirlemektedir. Acaba enflasyon ile faiz arasındaki ilişki tek yönlü müdür? Analiz döneminde faiz oranı ve enflasyon oranı arasındaki ilişkinin para politikası bağlamında çok yönlü incelenmesi ve para politikasının etkinliğinin ortaya konması amaçlanmıştır. Analiz dönemi 2001-2018 yılları arasını kapsamaktadır. Çalışmada Türkiye'de söz konusu dönemde para politikası ile belirlenen enflasyon ve faiz arasındaki ilişki betimleyici araştırma yönteminin yanı sıra Granger Nedensellik Testi başta olmak üzere bazı ekonometrik testlerden faydalanılarak ortaya konulmuştur. Tez çalışmasında ekonometrik testlerin de yardımıyla enflasyonun yükselmesinin faiz oranı artışlarına neden olduğu aynı zamanda tersi bir ilişkinin de geçerli olduğu sonucuna varılmıştır.

EnflasyonFaizFaiz oranları+1
Abdallah Mohamed Youssouf
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects