Handicapped children who need special education
316 theses under this subject heading
Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylere çevrim içi cinsel istismarla başa çıkmada davranışsal beceri öğretiminin etkililiği
Bu araştırmada video görsel sahne sunumu ile desteklenmiş davranışsal beceri öğretiminin otizm spektrum bozukluğu tanısı olan bireylere çevrim içi cinsel istismarla başa çıkma becerisinin öğretimi üzerindeki etkililiğini incelemek amaçlanmıştır. Tek-denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modelinin kullanıldığı araştırmada 21-23 yaş aralığındaki üç erkek katılımcı ile çalışılmıştır. Araştırmanın başlama düzeyi ve yoklama oturumları çevrim içi ortamlarda, uygulama oturumları ise otizm spektrum bozukluğu tanısı olan bireylerin eğitim aldıkları kurumlarda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılımcıların edindikleri çevrim içi cinsel istismarla başa çıkma becerisini farklı kişilere genelleyip genellemediklerini belirlemek üzere genelleme oturumları; edindikleri hedef beceriyi koruyup korumadıklarını belirlemek üzere ise öğretim oturumları sona erdikten iki ve dört hafta sonra izleme oturumları gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları tüm katılımcıların çevrim içi cinsel istismarla başa çıkma becerisini edindiklerini, edindikleri beceriyi farklı kişilere genellediklerini ve öğretim sona erdikten sonra da koruduklarını ortaya koymuştur. Araştırmada ayrıca öznel değerlendirme yaklaşımı benimsenerek katılımcılar, katılımcıların aileleri ve öğretmenlerinden sosyal geçerlilik verileri toplanmış ve hem katılımcıların hem de ailelerinin ve öğretmenlerinin hedef beceri, video görsel sahne sunumu uygulamasının model olma basamağında sunulduğu davranışsal beceri öğretimi ve elde edilen sonuçlarla ilgili genel olarak olumlu görüş bildirdikleri gözlemlenmiştir.
Türkiye'de özel yeteneklilerin eğitimine yönelik üretilen politikaların ve BİLSEM modelinin incelenmesi
Türkiye Cumhuriyeti bilim ve aklın önderliğinde çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkma idealiyle kurulmuştur. Bu ideale ulaşmanın en önemli basamaklarından biri; özel yetenekli bireylerin büyük potansiyellerini insanlık ve ülke yararına kullanmalarını sağlayacak yeterli, sağlam ve uygulanabilir politikalar ortaya koymak ve onların eğitimi için çağdaş ve ülkeye özgü modellerin geliştirilmesini sağlamaktır. Cumhuriyet tarihi boyunca özel yetenekliler ile ilgili pek çok kanun çıkarılmış, farklı politikalar uygulanmıştır. Ancak özel yetenekli öğrencilerin eğitimlerinin tam olarak sağlandığı, bu potansiyelin yeterince insanlık ve Türkiye için doğru şekilde işlenip kullanıldığı söylenemez. Alan yazın tarandığında; özel yetenekli öğrencilerle ilgili stratejiler ortaya konulmasına, çalıştaylar, kongreler yapılmasına ve hedefler belirlenmesine rağmen, uygulamada büyük aksaklıkların yaşandığı görülmektedir. Bu araştırmada, özel yeteneklilerle ilgili var olan politikalar değerlendirilmiş ve BİLSEM modeli olumlu ve olumsuz yönleriyle ele alınmıştır. Özel yeteneklilerin eğitimlerine dair politikalarla ilgili problemlere ve BİLSEM modelinde karşılaşılan sorunlara, çözüm önerileri sunulmuştur. Bu çalışma farklı yönlerden ve farklı paydaşlar açısından özel yetenekli öğrencilerin eğitimini ele aldığı için önemlidir. Bu araştırma, nitel durum çalışması desenine göre hazırlanmıştır. Çalışmaya, Ankara'daki BİLSEM'lerde görev yapmakta olan 9 yönetici, 10 öğretmen ve özel yetenekliler ana bilim dalında çalışmakta olan 9 akademisyen katılmıştır. Katılımcıların görüşlerinden elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Elde edilen verilere göre; özel yeteneklilerin eğitimine yönelik politikaların daha çok kâğıt üstünde kaldığı, uygulanan politikaların ise takibinin sistemli bir şekilde yapılmadığı, özel yetenekli bireyler için tutarlı, sistemli, sürdürülebilir politikalara ihtiyaç duyulduğu ve BİLSEM modelinin pek çok aksayan yönü olsa da modelin aksaklıkları giderilerek ve geliştirilerek sürdürülmesi gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır.
İşitme kayıplı yetişkin bireyler için bilgisayar tabanlı işitsel eğitim programının geliştirilmesi
Bu çalışmanın amacı; işitme kayıplı yetişkin bireylerin işitsel algı ve performansını artıracak bilgisayar tabanlı işitsel eğitim programının geliştirilmesi ve yetişkin normal işiten bireylere ve uzmanlara uygulanarak programın kullanılabilirliğinin değerlendirilmesidir. Geliştirilen işitsel eğitim programı fark etme, ayırt etme, tanıma, işitsel tamamlama, anlama, işitsel sıralama, fonolojik farkındalık, işitsel hafıza ve dikkat olmak üzere 9 modülden oluşmaktadır. Çalışmaya, normal işiten 40 yetişkin birey (25-35, 35-45, 45-55, 55-65 yaş aralığında) ve 9 uzman odyolog,1 yazılım mühendisi dahil edilmiştir. Tüm bireylere Bilgisayar Tabanlı İşitsel Eğitim Programı uygulanmış, programın kullanılabilirliğini ve memnuniyeti ölçmek için değerlendirme formu doldurtulmuş ve bireylerin her modül için ortalama performansları hesaplanmıştır. Değerlendirme formu analizi sonuçlarına göre tüm katılımcılar programın genel kullanılabilirlik düzeyini 5 üzerinden 4,40 olarak değerlendirmiştir. Memnuniyet faktörü katılımcılar tarafından ortalama 4,37 olarak değerlendirilirken; tasarım faktörü ortalama 4,62; kullanım kolaylığı faktörü ortalama 4,56; motivasyon faktörü ortalama 4,45 ve anlaşılabilirlik faktörü 4,67 olarak değerlendirilmiştir. Uzmanlar, genel olarak kullanılabilirliği ortalama 4,44 olarak değerlendirmiştir. Anlaşılabilirlik faktörü uzmanlar tarafından ortalama 4,63 olarak değerlendirilirken; tasarım ortalama 4,67; memnuniyet ortalama 4,00; kullanım kolaylığı ortalama 4,48, motivasyon faktörü ise ortalama 4,60 olarak değerlendirilmiştir. Gruplar arasında modüllerin ortalama performans değeri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Bireylerin eğitim durumuna göre işitsel sıralama modülü performans ortalamalarında anlamlı fark bulunmuştur(p<0,05). Bireylerin bilgisayar kullanma durumuna göre modül performans ortalamaları arasında anlamlı fark bulunmamıştır(p>0,05). Bu sonuçlar programda kullanılan yönerge ve bilgilerin açık ve anlaşılır olduğunu, programda kullanılan renkler ve metinlerin rahat okunabildiğini, programın kullanımının kolay olduğunu, bireylerin programda kullanılan seslerden rahatsız olmadığını göstermektedir.
Sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimi öğrencilerine yönelik tutumlarını etkileyen faktörlerin incelenmesi
Son yıllarda ülkemizde kaynaştırma eğitimi uygulamaları büyük önem kazanmaktadır. Başarılı bir kaynaştırma eğitiminde en önemli faktörler öğretmen ve özel gereksinimli öğrencisidir. Özel eğitim, bedensel ya da zihinsel çeşitli yetersizliklere sahip bireylerin farklı eğitim programı ve metotlarla tek başlarına hayatta kalmalarını sağlayacak yeterlilikleri kazanmalarını ilke edinen bir anlayıştır. Kaynaştırma eğitimi ise özel gereksinimli bireylerin yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte eğitim gördükleri ve etkileşim yoluyla beceri edinmelerini sağlayan, destek eğitim hizmetlerinin de sağlandığı bir özel eğitim uygulamasıdır. Kaynaştırma eğitimi uygulamalarında başarı ancak süreç içindeki anne-baba, öğretmen, okul yönetimi, rehberlik servisi, normal gelişim gösteren öğrenci ve ailelerinin üzerlerine düşen sorumluğu üstlenmelerine bağlıdır. Kaynaştırma eğitiminin yalnızca öğretmen uygulamalarından ibaret olmadığı, bir ekip işi olduğunu unutmamak gerekir. Öğretmen kuşkusuz ki tutum ve davranışlarıyla kaynaştırma eğitiminin başarısını arttıran bir etkiye sahiptir. Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimi öğrencilerine yönelik tutumlarını etkileyen faktörleri belirlemek ve daha etkili bir kaynaştırma eğitimi yürütülebilmesi için öneriler geliştirebilmektir. Araştırma, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Ümraniye ilçesindeki üç resmi ilkokulda görevli 40 sınıf öğretmeninin katılımıyla yürütülmüştür. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak uzman görüşü alınarak araştırmacı tarafından hazırlanan ve sınıf öğretmenlerinin demografik bilgilerine edinmeye yönelik kapalı uçlu sorulardan oluşan ''Öğretmen Bilgi Formu'' ile açık uçlu sorulardan oluşan ''Görüşme Soruları'' kullanılmıştır. Uygulama, gönüllü olarak araştırmaya destek veren sınıf öğretmenleri ile yüz yüze görüşme yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; okul ve sınıfın fiziki şartlarının, sınıf mevcutlarının, kaynaştırma eğitimi sürecindeki tüm ilgililerin desteğinin sınıf öğretmeninin iş yükünü hafiflettiği ve motivasyonunu arttırdığı saptanmıştır. Öğrencilerin yetersizlik türlerinin sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine yönelik tutum geliştirmelerinde etkili olduğu bir diğer araştırma sonucudur. Ayrıca, konu hakkında bilgi sahibi olan sınıf öğretmenlerinin, olmayanlara göre özel gereksinimli öğrencilere daha olumlu tutumlarla yaklaştıkları saptanmıştır. Kaynaştırma eğitimi için uygun eğitim ortamları yaratmak ve öğretmene bu süreçte yalnız olmadığını düşündürecek destek hizmetler sağlamak uygulamadaki başarıyı arttıracaktır. Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma, Özel Eğitim, Gereksinim, Engel, Yetersizlik
Üstün / özel yetenekli öğrencilere yönelik destek eğitim odası uygulaması: Sınıf öğretmenlerinin öz yeterlikleri ve görüşleri
Bu çalışmanın amacı, özel eğitime ihtiyaç duyan öğrenciler için destek eğitim odaları uygulamasına dahil olan İstanbul İli Bahçelievler İlçesi ilkokul sınıf öğretmenlerinin; Okullardaki destek eğitim odası uygulamaları hakkında görüş ve önerilerini ve destek eğitim odalarında çalışan sınıf öğretmenlerinin üstün yetenekliler eğitimine ilişkin öz yeterlik düzeylerini belirlemektir. Çalışma, İstanbul İli, Bahçelievler İlçesindeki ilkokullarda görev yapan ve destek eğitim odası eğitimi almış 23 sınıf öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Karma (Mixed) model araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada, veriler 13 açık uçlu sorudan oluşan "Özel Yetenekliler İçin Destek Eğitim Odaları Görüşler Formu" ve "Üstün Yeteneklilerin Eğitimine İlişkin Öz yeterlik Ölçeği" ile elde edilmiştir. Nitel veriler, içerik analizi yöntemi ile nicel veriler ise SPSS programı ile analiz edilmiş olup güvenirlik ve geçerlik araştırmacı ve uzmanlar tarafından sağlanmıştır. Araştırma sonucunda destek eğitim odası eğitimi almış ve bu odalarda çalışan sınıf öğretmenlerinin büyük çoğunluğu verilen hizmet içi eğitimin yetersiz olduğunu belirtmiş, bu eğitimlerin öğretmenlerin üstün yetenekli öğrencilerin eğitimlerine yönelik farklılaştırılmış öğretim tasarımı hazırlayabilme yeterliliklerini yetiştirecek şekilde olmasını beklediklerini ifade etmişlerdir. Ayrıca yine fiziki ortamın iyileştirilmesi gerektiği, öğrencilerin potansiyellerini artırabilmeleri ve becerilerinin ortaya koyabilmeleri için gerekli donanım ve eğitim materyallerinin teknolojik gelişmelere uygun karşılandığı bir destek eğitimi odası beklentisi içerisinde oldukları belirlenmiştir.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara iletişim kurarken ileri düzey teknolojileri kullanma becerisi kazandırma
Bu araştırmada, Uygulamalı Davranış Analizi (UDA) temelli bir öğretim programı aracılığıyla Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklara iletişim kurarken (İstek bildirme) ileri düzey teknolojileri kullanma becerisi kazandırma amaçlanmıştır. Araştırmada, tek denekli araştırma yöntemlerinden davranışlar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Tohum Otizm Vakfı Özel Eğitim Okulu'nda eğitim almakta olan OSB tanılı 13 yaşındaki bir öğrenci araştırmaya denek olarak katılmıştır. Eğitim aracı olarak seçilen tablet teknolojisinde OSB'li çocuklara yönelik ilk Türkçe tablet uygulaması olma özelliği taşıyan Tohum-I yazılımı kullanılmıştır. Uygulamanın en önemli özelliklerinden biri çocuğun gereksinimlerine göre bireyselleştirilebilir olmasıdır. Uygulama, çocuğun ihtiyaçlarına göre ilgili bölümlere resim/fotoğraf eklenebilir, ses ve video görüntüsü yüklenebilir şekilde tasarlanmıştır. Araştırmaya konu olan iletişim becerisi OSB'li çocuklara öğretilecek en temel becerilerden biri olan istek bildirmedir. İstek bildirme olarak "içecek", "yiyecek" ve "tuvalet ihtiyacı" iletişim kurabilecekleri hedefler olarak seçilmişlerdir. Öğretim programı UDA'nın temel ilkeleri dikkate alınarak planlanmıştır. Araştırmada başlama düzeyi, yoklama, uygulama, genelleme ve izleme oturumlarında sistematik olarak etkililik verileri toplanmıştır. Elde edilen bulguların grafiksel analizi yapılmıştır. Grafik analizinde veriler, davranışlar arası çoklu yoklama modeline göre analiz edilip yorumlanmıştır. Sosyal geçerlilik verileri, alanda çalışan ve uygulamada görev alan özel eğitim öğretmenlerinin görüşlerinden elde edilen bilgilerle değerlendirilmiştir. Sosyal geçerlilik soru formundan elde edilen veriler için frekans hesaplaması yapılmış ve niteliksel olarak analiz edilmiştir. Gözlemciler arası güvenirlik verileri başlama düzeyi, yoklama, uygulama, genelleme ve izleme oturumlarında toplanırken; uygulama güvenirliğine ilişkin veriler sadece başlama düzeyi ve uygulama evrelerinde toplanarak analiz edilmiştir. Araştırmanın etkililik bulguları UDA temelli öğretim programının, iletişim kurarken ileri düzey teknolojileri kullanma becerisinin kazandırılmasında etkili olduğunu göstermektedir. Uygulama evrelerinin sonlandırılmasının ardından ortalama 2. ve 5. haftalarda düzenlenen izleme oturumlarında deneğin öğrendiği becerilerin kalıcılığını koruduğu ve farklı kişilere genelleyebildiği gözlemlenmiştir. Araştırmanın sosyal geçerlik bulguları, alanda çalışan özel eğitim öğretmenlerinin araştırma kapsamında sunulan öğretim sürecine ilişkin olumlu görüşler ifade ettiklerini göstermiştir. Bulgular ışığında konu tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, iletişim, ileri düzey teknoloji, istek bildirme
Özel eğitime gereksinim duyan çocukların annelerinin evlilik uyumunun incelenmesi
Bu araştırma, özel gereksinimli çocukların annelerinin evlilik uyumlarının, çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi amacı ile hazırlanmıştır. Araştırma, özel gereksinimli çocuğa sahip olan 108 anne (n=108) ile yapılmıştır. Araştırmada Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ-DAS) ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Demografik bilgi formu, araştırmacı tarafından hazırlanmıştır ve 9 soru içermektedir. Çalışmada, Çift Uyum Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formundan elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan varyans analizi ile özel gereksinimli çocuk annelerinin yaşının, eğitim durumunun, evlenme biçiminin, evlilik süresinin, sahip olduğu çocuk sayısının, çalışma durumunun, mesleğinin, özel gereksinimli çocuğunun tanısının ve gelir düzeyinin evlilik uyumuna etkisi incelenmiş ve araştırma sonucunda yalnızca annelerin çalışma durumu ile evlilik uyumları arasında anlamlılık bulgulanmıştır. Yapılan Scheffe Çoklu Karşılaştırma Testi ile anlamlılık bulgulanan çalışma grubunun, emekliler grubu olduğu görülmüştür.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda tablet bilgisayar yoluyla sunulan etkinlik çizelgesi ile dosyadan sunulan etkinlik çizelgesinin etkililiğinin karşılaştırılması
Özel eğitimin bir grubu olan otizm spektrum bozukluğu gösteren bireylerin eğitimleri gelişimsel açısından oldukça önemlidir. Bu çocukların eğitiminde kullanılan önemli eğitimsel araçlardan bir de etkinlik çizelgeleridir. Gelişen teknoloji özel eğitim gereksinimi olan bireylerin eğitimlerinde de önemli katkılar sunmaktadır. Geleneksel etkinlik çizelgeleri yerine tablet tabanlı etkinlik çizelgesi ile yapılan uygulamanın etkililiği araştırmanın amacıdır. Bunun için İstanbul ilinde bir özel eğitim kurumunda eğitim gören iki öğrenci katılımcı olarak belirlenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni olarak 3 hedef davranış (tişört giyme, el yıkama ve uçak yapma ve boyama) belirlenmiştir. Araştırma modeli tek denekli deneysel desenlerden ABC desenine göre tasarlanmıştır. Uygulama sonucunda tablet ile yapılan etkinlik çizelgelerinin dosya ile yapılan etkinlik çizelgelerine göre daha etkili olduğu belirlenmiştir. İlerideki çalışmalarda tablet ile yapılan etkinlik çizelgelerinin kullanımında etkili olabilecek farklı değişkenlerin etkisi araştırılabilir.
Engelli çocuğa sahip olan anneler ile engelli çocuğa sahip olmayan annelerin depresyon düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin incelenmesi
Toplumun temel taşını oluşturan aileler, zaman zaman hayatlarında bazı ruhsal sorunlar yaşayabilir ve bunları çözmek için farklı yollar izleyebilirler. Ancak engelli aileleri, engelli çocuklarına dair yaşadıkları psikolojik, duygusal, fiziksel, ekonomik ve sosyal sorunları çözmede etkisiz kalabilirler. Özellikle anneler, engelli bir çocuğa sahip olmakla birlikte daha fazla sorumluluk üstlenmekte ve bu sorunları daha yoğun yaşamaktadırlar. Ancak engelli annelerinin ruhsal sorunlar ve problemleri çözmede güçlük yaşamasının tek nedeni engelli bir çocuğu sahip olmak değildir. Araştırmalar engelli bir çocuğa sahip olmanın dışında ruhsal sorunları ve problem çözmeyi etkileyebilecek pek çok faktör olduğunu bildirmektedir. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmanın amacı, engelli çocuğa sahip olan annelerin depresyon düzeylerini ve problem çözme becerilerini, engelli çocuğa sahip olmayan annelerle karşılaştırarak incelemektir. Araştırmanın örneklemi İstanbul'un Silivri ilçesinde bulunan Özel Silivri Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim gören 40 engelli çocuk annesi ve yine aynı ilçede yaşayan 37 sağlıklı çocuğa sahip anneden oluşmaktadır. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği ve Problem Çözme Becerileri Ölçeği uygulanmış, elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 15.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda verilerin normal dağılmamasında ve homojen olmamasından dolayı, engelli çocuğa sahip olan ve olmayanların depresyon ve problem çözme düzeylerinin incelenmesi için parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Diğer taraftan engelli çocuğa sahip annelerin depresyon ve problem çözme düzeylerinin yaşlarına, eğitim durumlarına, gelir düzeylerine, çocuklarının engelli tanısı aldıklarından bu zamana geçen yıla ve çocuklarının kaç yıldır özel eğitim aldıklarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla Kruskal Wallis H tekniği kullanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, engelli çocuk annelerinin depresyon düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin normal sınırlar içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca engelli çocuğa sahip olmanın, annelerin yaşlarının, eğitim durumlarının, gelir düzeylerinin, çocuklarını engelli tanısı aldıklarından bu zamana geçen yılın ve çocuklarının kaç yıldır özel eğitim aldıklarının depresyon ve problem çözme becerileri üzerinde etkisi olmadığı bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Depresyon, problem çözme becerisi, engelli çocuğa sahip anne.
Özel eğitim ve kaynaştırma sınıflarına devam eden hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenciler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada ortaokul özel eğitim sınıflarına ve kaynaştırma sınıflarına devam eden hafif düzeyde zihin engelli öğrenciler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri karşılaştırılmıştır. Öğrencilerin cinsiyetinin, sınıf düzeylerinin, kardeş sayılarının, doğum sıralarının ve yakın arkadaş sayılarının yalnızlık düzeylerine etkisi incelenmiştir. Araştırma grubunu, 2016-2017 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Şişli, Beyoğlu, Fatih, Kağıthane, Eyüp ve Sarıyer İlçelerine bağlı resmi ortaokulların 5.,6.,7. ve 8. Sınıf düzeyindeki normal gelişim gösteren öğrenciler ile bu sınıflardaki okuma-yazma bilen hafif düzeyde zihinsel engelli tanısı almış kaynaştırma öğrencileri ve okul bünyesindeki özel eğitim sınıflarındaki okuma yazma bilen hafif düzeyde zihinsel engelli tanısı almış öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmaya normal gelişim gösteren 90 öğrenci, özel eğitim sınıflarına devam eden 93 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci ile kaynaştırma sınıfına devam eden 89 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci olmak üzere toplam 272 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile ilgili veriler "Çocuklar için Okul Temelli Yalnızlık Ölçeği" (Kaya, 2005) ile toplanmıştır. Kişisel özelliklere (cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, doğum sırası ve yakın arkadaş sayısı) ilişkin verilerin toplanması için ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Veriler, SPSS 21.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, kaynaştırma öğrencilerinin yalnızlık düzeylerinin, özel eğitim sınıfı öğrencilerinden ve normal gelişim gösteren öğrencilerden yüksek olduğu görülmüştür. Özel eğitim sınıfı, kaynaştırma ve normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi ve doğum sırasına göre farklılaşmadığı görülmüştür. Özel eğitim sınıfı öğrencilerinin yalnızlık düzeyleri ile kardeş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Araştırma sonucunda, hiç kardeşi olmayan ve 5 ve daha fazla kardeşi olan öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin diğer kardeş sayılarına sahip öğrencilerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Kaynaştırma öğrencilerinin ve normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile kardeş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Özel eğitim sınıfı öğrencileri ve kaynaştırma öğrencilerinin yalnızlık düzeyleri ile yakın arkadaş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırma sonucunda hiç yakın arkadaşı olmayan (kaynaştırma öğrencilerinde) ve 1 tane yakın arkadaşı (özel eğitim sınıflarında) olanların yalnızlık düzeyinin yüksek olduğu görülmüştür. Normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile yakın arkadaş sayısı arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.
7 - 11 yaş arası özel eğitim gören zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtileri ve sosyal kaygı düzeyi açısından karşılaştırılması
Engelli ailelerinin özellikle annelerin yaşadıkları ruhsal sorunların anlaşılması onlara ve çocuklarına daha iyi hizmet verebilmek için gereklidir. Engelli insanlar hayatlarını tek başlarına idare edemedikleri için aile fertlerinin desteğine özellikle annelerinin destek ve korumalarına ihtiyaç duyabilmektedir. Bu durum annelerin normal bir çocuğa sahip olmakla üstlenmeleri gereken sorumluluktan daha fazla sorumluluk üstlenmeleri anlamına gelmektedir. Engelli bir çocuğa sahip olmanın getirdiği duygusal, fiziksel, ekonomik, sosyal yük annenin normal şartlarda yaşayabileceği stresi daha da yoğun yaşamasına sebep olmaktadır. Hatta pek çok engelli annesi ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklara maruz kalmaktadır. Ancak engelli annelerinin stres ya da ruhsal rahatsızlıklar yaşamasının tek nedeni engelli bir çocuğu sahip olmak değildir. Araştırmalar engelli bir çocuğa sahip olmanın dışında stres ve ruhsal sorunları etkileyebilecek pek çok faktör olduğunu bildirmektedir. Bu bilgilerden yola çıkarak bu araştırmanın amacı 7-11 yaş arası özel eğitim gören zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtileri ve sosyal kaygı düzeyi açısından karşılaştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemini İstanbul Bağcılar'daki özel eğitim merkezlerinde eğitim alan 108 zihinsel engelli çocuk annesi oluşturmuştur. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Stres Belirtileri Ölçeği ve Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği uygulanmış, elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırmayı esas alarak karşılaştırma türü ilişkisel tarama ve korelasyon türü ilişkisel tarama yöntemi uygulanmıştır. Sonuç çıkarıcı istatistiklerden tek yönlü anova, T-testi ve Regresyon Analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, zihinsel engelli çocuk annelerinin stres ve sosyal fobiye maruz kaldıkları tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtilerinin sosyal fobi düzeyinden etkilenme durumunu test etmek için yapılan regresyon modeli istatistiksel olarak anlamlıdır (F=13,063; p=0,000<0,05). Elde edilen bulgulara göre zihinsel engelli çocuk annelerinin stres ile sosyal fobi puanları arasında .33 düzeyinde pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (r=.33; p= 0,000<0,05). Buna göre stres puanı arttıkça sosyal fobi puanı da artmakta, sosyal fobi puanı arttıkça stres puanı da artmaktadır. Bu bulgular ışığında gerek eğitim kurumlarında gerekse sağlık kurumlarında zihinsel engelli çocuk anneleri ile ilgili değerlendirmeler yapılırken annelerin stres yaşamalarının dışında başka ruhsal rahatsızlıklar da yaşayabileceği dikkate alınmalıdır. Gerek bu araştırma gerekse literatürdeki pek çok araştırma zihinsel engelli çocuk annelerinin yaşadığı stresin sadece çocuklarının yaşadıkları engelden dolayı değil başka pek çok sebepten dolayı yaşanabileceğini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Zihinsel engelli çocuklar, stres, sosyal fobi, anneler
Türkiye'de okutulan görsel sanatlar ders kazanımlarının zihin engelli öğrencilere uygunluğuna yönelik öğretmen görüşleri
Araştırmada, Türkiye'de okutulan görsel sanatlar dersinin ders kazanımlarının görsel sanatlar ve özel eğitim öğretmenlerinin görüşlerine göre zihin engelli öğrencilere uygun olup olmadığı değerlendirilmiştir. Araştırmanın evrenini zihin engelli öğrencilerin okuduğu okullardan 11 ilden 16 okul ve bu okullarda eğitim veren 15 görsel sanatlar ve 27 özel eğitim sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Bu doğrultuda; öğretmenlerin algı puanlarının görsel sanatlar ya da özel eğitim alanında olma durumuna ve bay ya da bayan olma durumlarına göre, istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amacıyla t-testi kullanılmıştır. Araştırmada; 1. Görsel sanatlar dersinin temelini oluşturan ve tüm görsel sanatlar eğitimin üzerinden şekillendiği, mevcut görsel sanatlar ders kazanımlarını,öğretmen görüşlerine göre, eğitim açısında kabul edilebilir öğrenci sayısı ya da oranı tarafından kazanılamadığı; bu nedenle de zihin engelli öğrencilere uygun olmadığı sonucu çıkmaktadır, 2. Görsel sanatlar ders kazanımlarını zihin engelli öğrencilerin kazanma oranlarına yönelik öğretmen görüşleri görsel sanatlar ya da özel eğitim sınıf öğretmeni branşında olmalarına göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir, 3. Görsel sanatlar ders kazanımlarını zihin engelli öğrencilerin kazanma oranlarına yönelik öğretmen görüşleri kadın ya da erkek olmalarına göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir, sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca; araştırma sonunda, ortaya çıkan sorunlara dayalı olarak araştırmacı tarafından ortaya konulan önerilere yer verilmektedir. Anahtar Sözcükler: Görsel Sanatlar, Zihinsel Engel, Sanat Eğitimi,
Özel gereksinimli bireylerin eğitsel tanılama ve değerlendirme sürecinin RAM çalışanlarının görüşlerine göre değerlendirilmesi (İstanbul örneği)
Bu araştırmanın amacı: Rehberlik ve Araştırma Merkezleri'nde (RAM) özel gereksinimli bireylerin eğitsel tanılama ve değerlendirme sürecinde yaşanılan problemlerin ortaya çıkarılması ve bu problemlere yönelik çözüm önerilerinin saptanmasıdır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Çalışma grubu; 2021-2022 yılı eğitim öğretim döneminde İstanbul ilinin Arnavutköy, Esenler, Eyüpsultan, Gaziosmanpaşa, Güngören ve Sultangazi ilçelerinde bulunan Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde görev yapan 2 müdür yardımcısı, 11 özel eğitim öğretmeni ve 17 rehber öğretmen/psikolojik danışman olmak üzere toplamda 30 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve uzman görüşü alınarak hazırlanmış olan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemi ile İstanbul'da bulunan 6 Rehberlik ve Araştırma Merkezi çalışanlarından seçilmiştir. Katılımcıların görüşlerinden elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucundaki bulgular; "Eğitsel Tanılama ve Değerlendirme Sürecine İlişkin Problemler" ve "Sürece İlişkin Çözüm Önerilerinin Sunulması" şeklinde 2 ana tema altında oluşturulmuştur. Ana temalara uygun alt temalar oluşturularak, genelden özele giden bir yol izlenmiştir. Belirlenen temalara ait kodlamalar ve alt kodlamalar oluşturulmuş olup toplam 435 adet kodlama yapılmıştır. Araştırma bulguları yorumlanarak sonuçlar ve öneriler tespit edilmiştir. Araştırmadaki katılımcılardan elde edilen sonuçlar incelendiğinde ramlarda eğitsel tanılama ve değerlendirme sürecine yönelik farklı boyutlarda birçok problem tespit edilmiştir. Rama eğitsel tanılama ve değerlendirme için başvuran velilerin bilinç ve bilgi düzeylerinin düşük olduğu, ramlarda vaka inceleme sürecinde fiziksel ortamın yetersiz olduğu ve tanılamada kullanılan materyal eksikliklerinin olduğu, ram ile paydaş kurumlar (okul-hastane-özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri) arasındaki iletişimin zayıf olduğu, eğitsel tanılama ve değerlendirme sonucu alınan yerleştirme kararı sürecinde en büyük problemin özel eğitim okullarında ve sınıflarında yaşanan kontenjan sınırı olduğu tespit edilmiştir.
Özel eğitim gereksinimi olan çocukların annelerinde psikolojik iyi oluşun, psikolojik sağlamlık ve bilinçli farkındalık ile ilişkisi
Özel eğitim gereksinimi olan çocuğa sahip annelerde çocuğuna ilişkin bakım yükü ve çocuğunun durumuna yönelik kabullenme düzeyi kaynaklı psikolojik problemlerle birlikte yaşam kalitesinde düşüş ortaya çıkmaktadır. Araştırmada, özel eğitim gereksinimi olan çocuğa sahip olan annelerde psikolojik iyi oluş, psikolojik sağlamlık ve bilinçli farkındalığın belirlenmesi; annelerin psikolojik iyi oluşlarında psikolojik sağlamlık ve bilinçli farkındalığın etkisinin ortaya koyulması hedeflenmiştir. Bu amaç doğrultusunda İlk Evre Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'ne 2018-2019 eğitim öğretim yılında devam eden 206 özel eğitim gereksinimi olan çocuk annesine Sosyo-demografik Veri Formu, Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Bilinçli Farkındalık Ölçeği ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği'nden oluşan anket formu uygulanmıştır. İstatistiksel analiz kısmında SPSS 23.00 kullanılmış olup; psikolojik sağlamlık ve bilinçli farkındalığın psikolojik iyi oluş üzerine etkisi lineer regresyon analizi ile test edilmiştir. Ayrıca psikolojik sağlamlık, bilinçli farkındalık ve psikolojik iyi oluşun çocuk ve anneye ait sosyo-demografik özelliklere göre değişiminin belirlenmesi için bağımsız ikili gurupların karşılaştırılmasında t-test, üç ve daha fazla bağımsız grupların karşılaştırılmasında ise ANOVA ve Post Hoc testlerinden LSD Test kullanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgularına göre göre özel eğitim gereksinimi olan çocuk annelerinde psikolojik sağlamlık ve bilinçli farkındalığın psikolojik iyi oluş üzerinde anlamlı etkisi vardır. Buna göre kişisel güç, yapısal stil, sosyal kaynaklar ve bilinçli farkındalık psikolojik iyi oluşu artırmaktadır. Araştırmanın bir diğer bulgusuna göre yüksek gelir düzeyindeki katılımcıların psikolojik sağlamlık ve psikolojik iyi oluş düzeyleri de yüksektir. Bununla birlikte özel eğitim gereksinimi olan kız çocuğa sahip annelerin psikolojik iyi oluş düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Özel eğitim, psikolojik sağlamlık, bilinçli farkındalık, psikolojik iyi oluş
7 14 yaş otizmli bireylerde psikodramanın etkinliğinin incelenmesi
Bu araştırma otizmde sosyal beceri eksikliği özelliklerini gösteren atipik otizm tanısı almış 7-14 yaş arası bireylerle yapılan psikodrama grup psikoterapisinin bu belirtileri azaltmada ve duyguları tanıma ifade etme düzeyini arttırmadaki etkisinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın örneklemi 2018-2019 yılı döneminde ''Kağıthane Kum Saati Özel Eğitim ve Rehabilitasyon' merkezinde özel eğitim gören otizmli bireylerden oluşmuştur. Araştırmanın evrenini, 250 otizmli birey oluşturmuştur. Örneklemi kota örneklem seçim tekniği kullanılarak, Deney ve kontrol grubu oluşturularak toplam 70 otizmli bireye psikodrama oturumlarından önce, ABC Kayıt Formu uygulanmıştır. Çalışma için özel eğitim merkezinin konferans salonu kullanılmıştır. Çalışma grupları deney ve kontrol gruplarına ayrılmış, Psikodrama çalışmasından önce ön test ABC Kayıt Formu uygulanmış, Psikodrama çalışmasından sonrada Son test ABC Kayıt Formu uygulanmıştır. Deney grubuyla 8 hafta boyunca haftada 2 oturum olmak üzere 1,5 saatten oluşan 16 oturum yapılmıştır. Kontrol grubuyla psikodrama yapılmamıştır. Araştırmanın çalışma modeli, ön-test son-test kontrol gruplu deneysel desendir. SPSS 21.0 programı kullanılmıştır. Yapılan psikodrama grup psikoterapisi sonucunda deney grubunda bulunan otizmli bireylerin duygularını tanıma ve ifade etme düzeylerinin arttığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca otizm spektrum bozukluğunun bir belirtisi olan etkileşim ve iletişim becerilerinin arttığı otizm belirtilerinde azalma olduğu sonucuna varılmıştır
5. ve 8. sınıf işitme cihazı kullanan öğrencilerin yazılı anlatım becerilerinin incelenmesi ve kelime servetinin belirlenmesi
Bu çalışmada; Denizli Yeşilköy İşitme Engelliler Ortaokulu 5. ve 8. sınıf cihaz kullanan işitme engelli öğrencilerin yazılı anlatım becerileri ele alınmaya çalışılmıştır. Öğrencilerin yazılı anlatım becerilerini belirlemek amacıyla uzmanların görüşleri doğrultusunda yazdırılacak konular belirlenmiştir. Çalışmada amaç işitme engellilerin yazılı anlatım beceri düzeylerini saptamak ve söz varlıklarını belirlemektir. Bu amaca yönelik olarak yazdırma çalışmaları yaptırılmış ve betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Öğrenci Bilgi Formu ve Yazma Çalışmaları ile elde edilmiştir. Türkçe öğretmeni ve akademisyenlerden oluşan uzmanların görüşlerine göre belirlenen konuların anlatıldığı videolar kullanılmıştır. Belirlenen konular her hafta bir Türkçe dersinde yazdırılmıştır. Elde edilen verilere içerik analizi yapılmıştır. Elde edilen veriler iki Türkçe öğretmeni ve bir akademisyen tarafından değerlendirilerek geçerlik ve güvenirlik sağlanmaya çalışılmıştır.
Fiziksel etkinlik ve dikkat eğitimi uygulamalarının zihinsel engelli öğrencilerin motor beceri, görsel bellek, algı ve dikkat düzeylerine etkisi
Bu çalışmada, 14 haftalık fiziksel etkinlik ve dikkat eğitimi uygulamalarının hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin motor beceri, görsel bellek, algı ve dikkat düzeylerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini 7-14 yaş arası (12 kız-10 erkek) toplam 22 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan bireyler deney (5 kız, 6 erkek) ve kontrol gruplarına (7 kız, 4 erkek) ayrılmıştır. Deney grubunda yer alan bireylere 40 dk. dikkat eğitimi ve 60 dk. fiziksel etkinlik uygulaması yaptırılmıştır (100 dk./2 gün/ 14 hafta). Veri toplama araçları olarak Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik (BOT-2) alt testleri (ince motor beceri hassaslığı (İMBH), ince motor beceri bütünleşmesi (İMBB), el hüneri (EH) ve el-kol koordinasyonu (EKK), Benton Görsel Bellek (F formu) ve d2 dikkat testleri kullanılmıştır. Ölçümler çalışmanın başında, uygulamaların 7. haftasında ve çalışmanın sonunda olmak üzere üç kez yapılmıştır. Grup ve ölçüm (2x3) değerlendirmelerinde Repeated Measures Anova Testi kullanılmıştır. Küresellik varsayımının sağlanmadığı durumlarda (p<0.05) ve epsilon değerinin ε > .75 büyük olması durumunda Huynh-Feldt düzeltmesi, ε < .75 küçük olması durumunda ise Greenhouse-Geisser düzeltmesine bakılarak sonuçlar yorumlanmıştır. İkinci seviye testi olarak Bonferroni testi kullanılmıştır. İMBH (p < .001), İMBB (p < .001) , EH (p < .001), EKK (p < .001), TN (p< .05), E2 (p< .05), E (p< .001), TN-E (p< .001), CP (p< .001) ve BGBA (p< .001) parametrelerinde grup ve zaman etkileşimi incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunurken, FR ve E1 parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p> 0.05). Çalışmanın sonucunda, 14 haftalık fiziksel etkinlik uygulamaları ile dikkat becerilerini geliştirmeye yönelik etkinlik programının hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin kaba ve ince motor becerileri, görsel bellek, algı ve dikkat düzeyleri üzerinde olumlu etki yarattığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Algı, Dikkat, Görsel Bellek, Motor Beceri, Zihinsel Engelli
Oyunlaştırma temelli mobil aplikasyonlar ve özel eğitim alanına yönelik bir uygulama
Oyunlaştırma yöntemini temel alarak disleksili çocukların eğitim süreçlerine katkı sunmayı amaçlayan bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde oyunlaştırma kavramının tanımı yapılarak bir oyunlaştırmanın hangi model ve unsurlarla tasarlanması gerektiğine dair teorik bilgiler verilmekte, oyunlaştırmanın güdülenme ile olan ilişkisi ele alınmakta ve kullanım alanları güncel örnekler çerçevesinde açıklanmaktadır. İkinci bölümde, özel eğitimin tanımı ve özel eğitim gereksinimli çocukların sınıflandırılması yapıldıktan sonra uygulama önerisinin hedef kitlesini oluşturan özel öğrenme güçlüğü tanılı bireylerin özellikleri hakkında bilgi verilmektedir. Üçüncü bölümde, özel eğitimde kullanılan Türkçe dil destekli mobil uygulamalardan "İçimdeki Hazine", "Tohum 2", "İşaret Dilim" ve "Balıkçı Eskimo", biçim ve içerik açısından ele alınıp incelenmektedir. Son bölümde ise, Türkçe eğitim gören ilkokul bir ya da ikinci sınıf düzeyindeki okuma güçlüğü tanılı öğrencilerin, metni akıcı ve doğru okumasına, okuduğunu anlamasına, kelime tanıma becerilerini geliştirmesine, kelimeleri doğru okumasına, yazmasına ve hecelemesine destek olmak amacıyla tasarlanan "Güneş'in Günlüğü" isimli oyunlaştırma temelli mobil uygulama önerisi anlatılmaktadır. Öğrencilerin yeterli güdülenmeyle, becerilerini sıkılmadan geliştirmelerini hedefleyen bu uygulama kapsamında, öğrencinin yalnızca teknolojiye bağlı kalmadan aile bireylerinin ve/veya eğitmenlerin desteğini alarak gerçek dünyayla temas içerisinde olması önemsenmiştir. Alanında uzman 12 akademisyenden çevrimiçi anket yoluyla alınan dönütler doğrultusunda geliştirilip iyileştirilen uygulama için gerekli yazılım desteği alınarak tablet cihazda çalışır bir prototip hazırlanmıştır.
Yüksek işlevli otizm spektrum bozukluğu olan bireylere sosyal becerilerin öğretimine ilişkin araştırmaların betimsel ve meta analizi
Yüksek işlevli otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı bulunan bireyler normal ve normalin üzerinde zekâya sahip olup dil ve iletişim becerilerinde yetersizlik göstermeyen ancak sınırlı ve tekrarlayıcı ilgi alanları olan ve sosyal becerilerde yetersizlikler gösteren bireylerdir. Bu tez çalışmasında yüksek işlevli OSB tanısı bulunan bireylere sosyal beceri öğretimini konu alan tek-denekli araştırmaların kapsamlı betimsel analizinin ve meta-analizinin yapılması ve bu araştırmalarda kullanılan uygulamalar arasında bilimsel-dayanaklı uygulamalar olup olmadığının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla yüksek işlevli OSB tanısı bulunan bireylere sosyal beceri öğretimini konu alan tek-denekli araştırmalara ulaşmak üzere belirlenen anahtar sözcükler kullanılarak taramalar yapılmış, ulaşılan araştırmalar dâhil etme ölçütlerine göre incelenmiştir. Dâhil etme ölçütlerini karşılayan araştırmalar "Tek-Denekli Müdahaleler Model Standartları" yönergesinde yer alan niteliksel göstergeler açısından incelenmiş ve bu araştırmaların kapsamlı betimsel analizi yapılmıştır. Araştırmada ayrıca "Tek-Denekli Müdahaleler Model Standartlarına" göre güçlü düzeyde etkili ya da orta düzeyde etkili şeklinde sınıflandırılan model standartlarını karşılayan ya da model standartlarını koşullu karşılayan iki araştırmanın ise meta-analizi gerçekleştirilmiştir. Tez çalışmasında etki büyüklüğünün hesaplanmasında parametrik olmayan analiz teknikleri arasında yer alan ilerleme oran farkı kullanılmıştır. Meta-analiz sonuçları iki araştırmada etkililiği incelenen iki uygulamanın da çok etkili olduğunu göstermiştir. Ancak bu uygulamalar 5-3-20 kuralını karşılamadığı için bilimsel dayanaklı uygulama olarak değerlendirilememiştir.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların oyun becerileri: Tek denekli araştırmalarda meta analiz
Bu çalışmada otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocuklarla yapılmış tek denekli araştırma yöntemleri ile yürütülmüş oyun becerilerine odaklanan çalışmaların niteliksel ölçütlere göre incelenmesi ve etki büyüklükleri hesaplanması amaçlanmıştır. Araştırma yapılması için 5 veri tabanı ve 17 anahtar kelime belirlenmiştir. Veri tabanlarından yapılan taramalar sonucu 1890 çalışmaya ulaşılmıştır. Çalışmaların dahil etme/dışlama kriterlerine göre incelenmesi sonucunda 66 çalışma niteliksel ölçütleri incelenmek üzere kriterleri karşılamıştır. What Works Clearinghouse (WWC) tek denekli araştırmalar niteliksel ölçütlerine göre incelenen çalışmalardan 46 çalışma niteliksel ölçütleri karşılamamış, 16 çalışma niteliksel ölçütleri çekinceli karşılamış ve 4 çalışma niteliksel ölçütleri karşılamıştır. Niteliksel ölçütleri çekinceli ve çekincesiz karşılayan 20 çalışmanın medyan eğilimi aşan veri noktalarının yüzdesi (percentage of data points exceeding median trend [PEM]) kullanılarak etki büyüklükleri hesaplanmıştır. Hesaplamalar sonucunda çalışmaların %65'inin güçlü etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonuçları çalışmaların birçoğunun niteliksel ölçütleri çekinceli karşılamasına rağmen güçlü etki büyüklüklerine sahip olduklarını göstermektedir. Sonuçlar dahilinde araştırma sonuçları tartışılmıştır
Konuşma bozukluğu tanısı ile özel eğitim alan 2 ila 6 yaş çocuklarının anne ve babalarının öz yeterlilik düzeyleri ile algılanan sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırma, "gecikmiş dil ve konuşma bozukluğu" tanısı almış çocukların anne ve babalarının öz yeterlilik düzeylerinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında ebeveynlerin öz yeterlilik algılarının ve algılanan sosyal destek düzeylerinin, sosyoekonomik düzey, yaş, çocuk sayısı ve eğitim düzeyi değişkenleri bakımından anlamlı düzeyde farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Araştırmanın katılımcı grubu "konuşma bozukluğu" tanısı almış çocukların anne ve babalarından oluşmaktadır. Araştırmaya, 189'u (%47.8) kadın ve 206'sı (%52.2) erkek olmak üzere toplam 395 ebeveyn katılım göstermiştir. Araştırma kapsamında, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak ebeveynlerin demografik bilgilerini elde etmek için "Kişisel Bilgi Formu"ndan yararlanılmıştır. Bununla birlikte "Ebeveyn Öz-Yeterliliği Ölçeği" ve "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" kullanılmıştır. Ebeveynlerin ebeveyn öz yeterliliği düzeyleri ile algılanan sosyal destek düzeyleri arasında olan ilişkinin değerlendirmek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Gerçekleştirilen analizde ebeveynlerin öz yeterlilik algısı ile algılanan sosyal destek (r=.65; p<.01), aile kaynaklı sosyal destek (r=.59; p<.01), arkadaş kaynaklı sosyal destek (r=.48; p<.01) ve özel biri kaynaklı sosyal destek (r=.59; p<.01) puanları arasında orta düzeyde ve pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.
Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların anne ve babalarının anne baba tutumları ile süreklilik ve durumluluk kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı özel öğrenme güçlüğü olan çocukların Anne-baba tutumları ile süreklilik ve durumluluk kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Ayrıca bu ebeveynlerin tutumları ve kaygı düzeyleriyle sosyodemografik veriler arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışma ilişkisel tarama modelinde tasarlanacak ve özel öğrenme güçlüğü olan çocukların ebeveynlerinin belirtilen değişkenler açısından incelenmesi çerçevesinde hazırlanacaktır. Bu modele uygun olacak şekilde veri toplama araçlarıyla özel öğrenme güçlüğü tanısı olan çocukların ebeveynlerinden Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ve Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla veriler toplanacaktır. Araştırma ebeveynlerin durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri bağımsız değişken; anne baba tutumları da bağımlı değişken olarak ele alınacaktır. Bu araştırmada toplanacak olan veriler 2021 yılında İstanbul İli Başakşehir ilçesinde özel okullara devam eden ve özel öğrenme güçlüğü olan ilk ve anaokulu öğrencilerinin ebeveynlerinden toplanacaktır. Araştırmacı tarafından hazırlanan bilgilendirilmiş onam formu ve ölçek seti bireylere sunulacak ve bireyler kendileri yanıt vereceklerdir. Elde edilen veriler SPSS analizine tabi tutulacak ve ebeveynlerde bu değişkenler arasındaki ilişkinin ortaya konması sağlanacak ve elde edilen sonuçlar daha önceki literatür ışığında tartışılacak ve değerlendirilecektir
Özgül öğrenme güçlüğü veya zihinsel engelli tanısı almış çocukların ebeveynlerinde psikolojik sağlamlık düzeyleri ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada çocuğu zihinsel yetersizlik veya özgül öğrenme güçlüğü tanısı almış ebeveynlerin psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu düzeylerinin çocuğu herhangi bir tanı almamış ebeveynlerle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmaya 180 (60 zihinsel yetersizlik tanısı, 60 özgül öğrenme güçlüğü tanısı ve 60 kontrol grubu) ebeveyn dahil edilmiştir. Ebeveynlerin psikolojik sağlamlıklarını ölçmek için Yetişkin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ), yaşam doyumlarını ölçmek için ise Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeği (YYDÖ) kullanılmıştır.
Özel öğrenme güçlüğü tanısı almış 4-8. sınıf öğrencilerinde, anne baba tutumları ile problem çözme becerileri, sosyal kaygı düzeyleri ve akademik başarı arasındaki ilişkinin araştırılması: Tekirdağ örneklemi
Bu araştırmada Özel Öğrenme Güçlüğü tanısı almış 4-8. Sınıf öğrencilerinde anne baba tutumları ile problem çözme becerileri, sosyal kaygı düzeyleri ve akademik başarı arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmaktadır. Bunun yanı sıra araştırmada ÖÖG olan çocuklarda problem çözme becerileri ve sosyal kaygı düzeylerinin çocuğun ÖÖG'ne yönelik eğitim ve ek eğitim desteği alma durumlarına ve eşlik eden bir ruh sağlığı sorunlarının var olup olmamasına göre karşılaştırılması ve akademik başarı düzeylerinin tanı alınan sınıf düzeyi, ÖÖG'ne yönelik eğitim ve ek eğitim desteği alma durumlarına ve eşlik eden bir ruh sağlığı sorunlarının var olup olmamasına göre karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini ÖÖG tanısı olan 100 (50 kız, 50 erkek) 4-8. Sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veriler toplanırken; sosyal kaygı düzeyini belirlemek için, ''Çocuklar için Sosyal Anksiyete Ölçeği-Yenilenmiş Biçim (ÇSAÖ-Y)'', anne baba tutumlarını belirlemek için, "Anne Baba Tutum Ölçeği", problem çözme becerilerini belirlemek için "Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri (ÇPÇE)' ve öğrencilere ait sosyodemografik ve akademik bilgilerin alınması için ise "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, anne Baba Tutum Ölçeği, ÇPÇE ve ÇSAÖ-Y toplam ve alt boyutlarından alınan puanlar arasındaki ilişkiler değerlendirildiğinde; Anne Baba Tutum Ölçeği "sorumluluk ve kabul" alt boyutu ile ÇPÇE "problem çözme becerisine güven" (r= 0.939 p=0.000) alt boyutundan alınan puanlar ve ÇPÇE'den alınan toplam puanlar arasında (r= 0.862 p=0.000) pozitif yönde, "problem çözme becerisinden kaçınma" alt boyutu (r= - 0.324 p=0.001) ve ÇSAÖ-Y (r= - 0.303 p=0.001) ile negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Anne-baba tutumu ölçeği "otorite ve denetim" alt boyutu ile "problem çözme becerisinden kaçınma" (r= 0.462 p=0.000) alt boyutu ve ÇSAÖ-Y'den alınan puanlar arasında (r= 0.365 p=0.000) pozitif yönde güçlü bir ilişki, "problem çözerken öz denetim" (r= - 0.629 p=0.001) alt boyutundan alınan puanlar ve ÇPÇE (r= - 0.249 p=0.013) toplam puan arasında negatif yönde güçlü bir ilişki belirlenmiştir. ÇPÇE "problem çözme becerisine güven" alt boyutu ile ÇSAÖ-Y arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönde bir ilişki belirlenmiştir (r= - 0.249 p=0.013). Problem çözme becerisi ölçeği "problem çözerken öz denetim" alt boyutu ile ÇSAÖ-Y arasında negatif yönde güçlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki belirlenmiştir (r= - 0.396 p=0.000). ÇPÇE "problem çözme becerisinden kaçınma" alt boyutu ile ÇSAÖ-Y arasında pozitif yönde güçlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki belirlenmiştir (r= 0.346 p=0.000). ÇPÇE'den alınan toplam puan ile ÇSAÖ-Y arasında ise negatif yönde güçlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki belirlenmiştir (r= - 0.350 p=0.000). ÖÖG'ne yönelik eğitim alanların problem çözerken öz denetim düzeyleri ve problem çözme becerileri daha ileri düzeyde, problem çözme becerilerinden kaçınma düzeyleri ise daha düşük düzeyde bulunmuştur. Özel eğitim dışında ek eğitim desteği alanların ve başka bir ruh sağlığı sorunu olmayanların akademik başarı düzeylerinin daha yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir.