Information technology
396 theses under this subject heading
İşbirlikçi filtreleme yöntemi ile meslek tavsiye sistemi
Meslek seçimi bireylerin gelecekteki kariyerlerini belirleme sürecinde önemli bir karar noktasıdır. Mevcut durumda genellikle lise öğrencilerine meslek seçiminde yardımcı olmak için kişilik ve yeteneklerini ölçen testler yapılmaktadır. Rehber öğretmenler bu testlerin yanında öğrencinin akademik başarısına dayalı önerilerde de bulunabilmektedir. Bu tez çalışmasında, gençlere meslek seçimi için yardımcı olabilecek farklı bir öneri sistemi geliştirilmiştir. Bu sistem, meslek sahibi kişilerin, üniversite öğrencilerinin ve lise öğrencilerinin anket sorularına verdikleri yanıtları kullanarak benzerlik analizleri yapmayı hedefler. Bu analizlere göre anketi yanıtlayan gençlere, en yüksek oranda benzer yanıtlar veren yetişkinlerin meslekleri (eğer o meslekleri icra etmekten mutlu iseler) öneri olarak sunulmaktadır. Yapılan anketlerdeki sorular içinde, RIASEC testi gibi kişilik belirlemeye yönelik testlerdeki sorular ve lisede okutulan derslerden hangilerini sevdiklerini anlamaya yönelik soruların yanında, üniversite öğrencileri için okudukları bölümden, meslek sahipleri için ise yaptıkları meslekten memnun olup olmadıklarını ve seçimlerini neye göre yaptıklarını anlamaya yönelik ek sorular da bulunmaktadır. Mevcut durumda RIASEC testine göre belirlenen kişilik özellikleri örneğin gerçekçi (realistic: R) ise bu kişilik tipine uygun olabilecek önceden belirlenmiş bazı meslekler önerilmektedir. Geliştirdiğimiz işbirlikçi filtrelemeye dayalı öneri sisteminde hem RIASEC testindeki sorular hem de hangi dersleri sevdiklerine yönelik sorulara verilen yanıtlar üzerinden "lise öğrencileri" ile "üniversite öğrencileri + meslek sahipleri" arasında kosinüs benzerliğine dayalı bir model kullanılarak, "en yüksek benzeşmeye" göre meslek önerisi yapılmaktadır. Tez çalışmasında ayrıca verinin az olduğu "soğuk başlangıç" durumunda kullanılabilecek bir hibrit yöntem de önerilmiştir. Bu yöntemde RIASEC testi sonucuna göre belirlenen kişiliğe uygun meslekler bir kümede, lisede okutulan derslerden hangilerini sevdiklerine yönelik sorulardan elde edilen veriler üzerinden kosinüs benzerliği ile elde edilen yüksek benzerlik gösteren kişilerin meslekleri diğer bir kümede saklanmış, ve bu iki kümenin kesişiminde yer alan meslekler önerilmiştir. Ankete yüksek oranda katılım sağlanamamış olması nedeniyle (bazı mesleklerden katılım olmaması veya sadece 1-2 kişinin olması gibi), istenen doğrulukta analiz sonuçları elde edilememiş olsa da sunulan bu Meslek Tavsiye Sistemi gelecek araştırmalara ve uygulamalara temel oluşturabilecek değerli bir katkı sağlamıştır.
İşitme engelli bireylerle iletişimde IMU ve sEMG sensör verilerini kullanacak bir sistem geliştirilmesi
Bilişim teknolojileri, işitme engelli bireylerin toplumun diğer bireyleri ile iletişimini sağlamada etkin bir şekilde kullanılabileceğini düşünerek bu çalışma planlanmıştır. Bu amaçla, kişinin yaşam kalitesini düşürmeden kullanabileceği İşaret Dili'ndeki (İD) kelimelerin iki kol ile tanınması sağlayan özgün bir yazılım gerçekleştirilmiştir. Literatürde farklı teknolojiler (kamera, kol bandı ve eldiven gibi) kullanan işaret dili tanıma sistemleri geliştirilmiştir. Fakat yapılan çalışmaların çoğu, işitme engelli bireylerin günlük hayatta kullanabileceği pratik bir çözüm olmak yerine daha çok teoride kalmaktadır. Geliştirilen sistem, tipik görme tabanlı sistemler yerine iki kolun yüzey elektromiyografisini (sEMG) ve atalet ölçüm birimi (IMU) verilerini kullanmaktadır. Çalışmaya özgü dijital sinyal işleme ve makine öğrenmesi yöntemlerini kullanan, farklı işletim sistemlerinde (Android,Windows) çalışabilen bir yazılım geliştirilmiştir. Yazılım Myo Armband SDK'sını kullanmak yerine kendi Bluetooth servislerini kullanarak hem daha performanslı çalışmakta ve hem de cihaza özel dongle gereksinim duymamaktadır. Her işaret için sabit bir süre yerine, hareketi tespit ederek daha akıcı ve gerçek zamanlı bir iletişime olanak sağlar. Test için günlük hayatta kullanılma sıklığı dikkate alınarak belirlenen 80 kelimeden oluşan veri seti oluşturulmuştur. Önerilen sistem için kapsamlı bir öznitelik çıkarma işlemi gerçekleştirilmiştir. Tanıma performansı farklı sınıflandırıcılar ve parametreler ile test edilmiş ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Önerilen sistemin geçerliliğini ve elde edilen sonuçların doğruluğunu test etmek için 10 kat çapraz doğrulama yöntemi kullanılmıştır. Farklı sınıflandırma yöntemleri ile yapılan eğitimlerin testleri sonucunda en yüksek başarıyı %99.88 doğrulukla RandomForest ve Ibk algoritmaları, en düşük başarıyı %89,75 doğrulukla J48 algoritması sağlamıştır. Odak gruba sunulan çalışma katılımcıların tamamı tarafından rahat, estetik ve kullanılabilir bulunmuştur. Bu çalışma ile geliştirilen sistemin engelli bireylerin hayatında büyük bir kolaylık sağlayacağı düşünülmektedir.
Information and communication technologies in English language teaching (ELT)
Rapid introduction of information processes into various spheres of life require the development of a new model of the education system based on modern information technologies. It is about creating the conditions for revealing the creative potential of a person, developing abilities and educating the need for self-improvement and responsibility. Thus, the introduction of information and communication technology (ICT) contributes to the main goals of modernizing education: improving the quality of education, increasing the accessibility of education and ensuring a harmonious development of the individual who is attached to the information and communication capabilities of modern technologies and possessing an information culture. These circumstances determine the relevance of the topic of this thesis research, which consists in the introduction of ICT in order to improve the effectiveness of the educational process and the effectiveness of the quality management system of foreign language (especially: English) teaching. The solution of these aspects determines the theme of research. The scientific innovation of the research is that it reveals didactic properties and methodological functions of the Twitter and Podcast services as one of the modern methods of teaching language, which must be taken into account when developing the methodology for teaching a foreign language on its basis. Keywords: Information-Communication Technology (ICT), WEB 2.0, Twitter, Podcast, English Language Teaching (ELT).
Çocuklarda ekran kullanımının duygu düzenleme üzerindeki etkisinde sosyal becerilerin aracı rolü
Bu araştırmanın amacı, çocuklarda ekran kullanımının duygu düzenleme üzerindeki etkisinde sosyal becerilerin aracı rolünü belirlemektir. Araştırma Türkiye'nin Muğla ili Menteşe ilçe merkezinde özel ve resmi okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 60-72 aylık 477 çocuk ve ebeveyni ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak: Kişisel Bilgi Formu, Problemli Medya Kullanım Ölçeği, Duygu Düzenleme Ölçeği ve Erken Çocuklukta Sosyal Beceri Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler SPSS statistics 27.0 paket programı ve SPSS PROCESS makro yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; çocukların problemli ekran kullanımlarının duygu değişkenliği ve olumsuzluğunu pozitif yönde ve problemli ekran kullanımının duygu düzenleme becerilerini negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Bununla birlikte araştırmada çocukların problemli medya kullanımlarının sosyal becerilerini olumsuz yönde etkilediği, sosyal becerilerin çocukların duygu düzensizliği ve değişkenliğini olumsuz yönde etkilediği belirlenmiştir. Son olarak sosyal becerilerin çocukların duygu düzenleme becerilerini olumlu yönde etkilediği de görülmüştür. Bunların yanında iş birliği becerilerinin çocukların problemli medya kullanımları ile duygu düzensizliği ve olumsuzluğu arasındaki ilişkiye ve kendini kontrol etme becerilerinin çocukların problemli medya kullanımları ile duygu düzensizliği ve olumsuzluğu arasındaki ilişkiye kısmen aracılık ettiği tespit edilmiştir. Diğer yandan hakkını arama becerilerinin çocukların problemli medya kullanımları ile duygu düzensizliği ve olumsuzluğu arasındaki ilişkiye; iş birliği becerilerinin çocukların problemli medya kullanımları ile duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkiye; kendini kontrol etme becerilerinin çocukların problemli medya kullanımları ile duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkiye ve hakkını arama becerilerinin çocukların problemli medya kullanımları ile duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkiye kısmen aracılık ettiği belirlenmiştir. Bunlarla birlikte katılımcıların duygu düzenleme puanlarının aile gelir durumu, annenin eğitim durumu ve babanın eğitim durumuna göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte problemli medya kullanımı puanlarının aile gelir durumu ve annelerin günlük ekran süresi değişkenlerine ve sosyal beceri puanlarının anne günlük ekran süresine göre farklılaştığı belirlenmiştir. Bu araştırma, erken çocukluk döneminde ekran kullanımının olumsuz etkilerini azaltmada duygu düzenleme ve sosyal becerilerin geliştirilmesinin kritik öneme sahip olduğunu göstermektedir. Çocukların medya içerikleriyle daha sağlıklı etkileşim kurabilmeleri için ebeveynlere yönelik medya okuryazarlığı programlarının yaygınlaştırılması, aile-çocuk etkileşiminin güçlendirilmesi ve çocuk gelişimcilerin erken müdahale programlarında duygu düzenleme odaklı stratejilere yer vermesi önerilmektedir. Bu bulgular, erken yaşlarda duygusal ve sosyal becerilerin sistematik biçimde desteklenmesinin, ekran temelli risklerin önlenmesinde koruyucu bir rol oynayabileceğini ortaya koymaktadır.
Dijital kültürel mirasın yönetiminde dijital kürasyon uygulamaları çerçevesinde türkiye'de müzelerde içerik yönetimi sistemlerinin geliştirilmesi
Müzeler; kültürel değerlerimizin, mirasımızın toplandığı, saklandığı ve geleceğe aktarılmak üzere korunduğu kültürel bellek kurumlarından biridir. Müzeler sahip olduğu kültürel mirası insanlığa aktarmak için sergi, eğitim, araştırma gibi faaliyetler gerçekleştirmektedirler. Teknolojinin hızla ilerlemesi ile birlikte müzelerin faaliyetleri, kültürel miras ürünlerinin üretilmesi, koruma yöntemleri, sergileme koşulları gibi birçok süreçler de değişmeye başlamıştır. Dijitalleştirme çalışmaları hızlı bir şeklide yaygınlaşmaya başlamış ve kültürel miras, özellikle 21. yüzyılın başlarında dijitalleştirme çalışmalarının en yeni disiplini olarak gelişim göstermeye başlamıştır. Dijitalleşmeye başlayan kültürel miras ile birlikte yeni bir kavram olan dijital kültürel miras kavramı ortaya çıkmıştır. Dijital kültürel mirasın korunması, erişme açılması, kullanılabilirliği ve yaşam döngüsünün sürdürülebilmesi için dijital kürasyon çalışmaları kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında Türkiye'deki müzelerde (kamu-özel) yer alan kültürel mirasın dijital kürasyon çalışmaları, standartlar çerçevesinde içerik yönetiminin değerlendirilerek kamu (devlet) müzelerinin ve özel müzelerin mevcut durumları araştırılmıştır. Araştırmaya, seçilen müzelerden (117 müze) gönüllülük koşuluyla 54 personel katılmıştır. Araştırma kapsamında, Kültür Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünü 'ne bağlı müzelerden katılım sağlayan personel ile anket ve yüz yüze görüşme gerçekleştirilerek veriler toplanmış ve bulgular sayı, yüzde, aritmetik ortalama, karşılaştırma ve ki kare gibi istatistiksel testlerle analiz edilerek tablolaştırılmıştır. Araştırma sonucunda, ülkemizdeki müze çalışanlarının dijitalleştirme ve dijital kürasyon hakkında bilgi sahibi oldukları buna karşın kurumsal olarak dijitalleştirmeye yeni yeni başladıkları ve dijital kürasyonu uygulamadıkları tespit edilmiştir. Devlet müzelerinin sahip oldukları koleksiyonları araştırmacılara açmadıkları ve genellikle koleksiyonlara erişimin sınırlı yada özel izinlere tabi olduğu tespit edilmiştir. Müzelerde ulusal açıdan standartlaşmaya gidilerek ilk aşamada elektronik ortamda yönetilebilecek bir sisteme koleksiyonların entegre olması sonrasında dijitalleştirme ve dijital kürasyon çalışmalarına başlama sunulan önerilerden biridir. Uluslararası platformlarda yer alabilmek, teknolojiyi kurumsal çerçevede takip edip uygulayabilmek için dijital kürasyon ile ilgili yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Anahtar Sözcükler Kültürel miras, Dijitalleştirme, Dijital Kültürel Miras, Dijital kürasyon, Müzeler, Müzelerde içerik yönetimi
Osmanlı Döneminde modern teknolojinin hukuki temelleri: Telgraf örneği
Günümüzde bilgi teknolojileri oldukça hızlı ilerlemekte, bu gelişmelerin düzenlenmesi süreci ise oldukça yavaş gerçekleşmektedir. Bilişim teknolojileri; toplumlar, devletler veya şirketler gibi çok farklı kesimleri etkilemekte ve bu etki uluslararası olmaktadır. Bilişim teknolojilerinin ve etkilerinin düzenlenerek sürecin işlevselleşmesi ve mağduriyetlerin önlenmesi için bunların hukuki zemine oturtulması gerekmektedir. Mevzuat yapımı uzun zaman alan bir süreç olduğundan ve bilgi teknolojileri çok hızlı geliştiğinden hukuk, teknolojinin gerisinde kalmaktadır. Günümüzde gerek kişisel verilerin korunması, gerek elektronik ticarete yönelik düzenlemeler, uygulamadan yıllar sonra ancak hukuki zemine kavuşturulabilmiştir. Teknoloji hızla gelişmeye devam ettiği için mevcut hukuki düzenlemeler de sorunlara çözüm teşkil etmemektedir. Bilişim teknolojilerindeki sorunların hukuk ile nasıl çözümlenebileceğinene dair araştırmalar yetersiz kalmaktadır. Bundan başka, tarihte benzer şekilde modern teknolojik gelişmelerin hukuki zemine dayandırılması konusunda ne tür bir metod izlendiği, ne tür sorunlarla karşılaşıldığı, bu sorunlara yönelik tarihi çözüm mekanizmaları gibi konular analiz edilmemiştir. Bu çalışmada bilgi teknolojilerinin iletişim alanında temeli olarak düşünebileceğimiz telgrafın hukuki temelleri inceleme konusu yapılmıştır. İlk bölümde telgraf tarihi incelenmiş, bu kapsamda telgrafın icadı için Mors'a yabancı bir devlet tarafından gönderilen ilk nişanın Osmanlı'nın gönderdiği nişan olduğu ve bunun; teknolojik buluşların kabul edilerek buluş sahibinin takdir edilmesi ve buluşun kopyalanması yerine buluş sahibinden satın alınması mantığı ile düşünüldüğünde patent mantığı açısından tarihte ilk olduğu belirtilmiştir. Sonrasında telgraf konusunda uluslararası anlaşmalardaki tartışmalar incelenmiştir. Ardından Dosya Usulü İrade Tasnifleri ve Meclis Vükela Mazbatalarında yer alan telgrafa yönelik düzenlemeler latinize edilmiş ve değerlendirilmiştir. Son bölümde ise 4 Kânunuevvel 1324 Perşembe (17 Aralık 1908) ile 5 Nisan 1336 (1920) tarihleri arası 24. inikata kadar olan dönemi kapsayan Meclis-i Ayan ve Meclis-i Mebusan'dan oluşan Osmanlı Meclisleri şeklinde Osmanlı dönemi meclis tutanaklarına erişim sistemindeki tüm zabıtlar incelenerek telgraf konusundaki meclis görüşmeleri detaylı analiz edilmiştir. Bu bağlamda telgraf gibi iletişimi uluslararası bağlamda düşünüldüğünde aylar süren bir süreçten saniyelere düşüren bir bilişim teknolojisinin kanunkoyucu huzurunda ne tür tartışmalara konu olduğu tespit edilmiş bu tartışmalar ayrı ayrı başlıklarda analiz edilmiştir. Bu çalışma ile bilişim teknolojilerindeki ilerlemelerin hukuki düzenlemelere konu olmasında yaşanan aksaklıklara çözüm sunulabilmesi için tarihten bir örnek olarak telgraf seçilmiştir. Tarihte bilişim teknolojilerinin kanunlaştırılması sürecinin analizi ile daha önce gerçekleşmiş pozitif ve negatif durumlar ele alınarak bugünkü sorunlara tarihten ışık tutulması amaçlanmıştır.
Özel eğitim-öğretim kurumlarında ders aracı olarak blog kullanımının öğrencinin motivasyonuna etkisi
Bilişim teknolojilerinin kullanımının yaygınlaşması eğitim ve öğretim süreçleriyle de bütünleştirilmesini kaçınılmaz bir hale getirmektedir. Bu bilişim teknolojilerinden olan bloglar da etkileşimli içerikleri ve eğitime sağladıkları faydalar açısından potansiyel öğrenme ortamları olarak görülmektedir.Etkili bir öğrenme ve öğretme aracı olabilen blogların teknik bilgi gerekmeksizin oluşturulabilmeleri ve yapılan yorumlara anında cevap özelliğiyle sağladığı sosyal etkileşim imkanı eğitimde ders aracı olarak kullanımını gün geçtikçe arttırıcı bir etki yaratmaktadır.Bu çalışma, ders aracı olarak blog kullanımının öğrencinin motivasyonuna etkisinin belirlenmesi amacıyla ortaya konulmuştur. Bu amaç doğrultusunda da özel bir eğitim-öğretim kurumundaki ilköğretim ikinci kademe öğrencilerine blog kullanımının motivasyonlarına etkisini ölçücü bir anket uygulanmıştır.Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Türk eğitim sisteminin yapısı ve bu yapı içinde özel eğitim?öğretim kurumlarının yeri üzerinde durulurken ikinci bölümde, sosyal medya kavramı ile araçlarına değinilmiş yanı sıra sosyal medya araçlarının eğitimde kullanımı ile ilgili bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde, blog kavramı, eğitimde blog kullanımı ile eğitimde blog kullanımının sağladığı avantajlardan söz edilmiş ve bu konuda yapılmış olan araştırmalardan da blog kullanımının faydalarını açıklamak üzere yararlanılmıştır. Dördüncü bölümde ise, motivasyon kavramı, önemi ve motivasyon kuramları ile eğitimde motivasyonun öneminden bahsedilmiş ek olarak blog kullanımı ile motivasyonun ilişkisini açıklayan araştırmalara yer verilmiştir. Son bölümde de, özel bir eğitim-öğretim kurumundaki öğrencilere uygulanan anket sonucu elde edilen verilerin yorumlanması amaçlanmıştır.
Rewarding and recognizing employees: How it-professionals are motivated and prefer to be rewarded. The case if ING Bank Turkey
This thesis is about rewarding, recognition and motivation which are important themes in everyday business life. Traditionally the aim of rewarding has been to improve employee performance and motivate them to work harder. Nowadays rewarding nonetheless is more and more about job satisfaction and satisfying employee's needs which has made the whole rewarding more employee-driven than before. It is commonly known that happy and satisfied employees are more productive than dissatisfied employees and that employees want to be more responsible for how and when they do their job, and eventually how they are been rewarded. Rewarding individually however is not possible especially in organizations where there are hundreds or even thousands of employees so finding a way to satisfy most of the employees is crucial and significant for managers and organizations all around the world. As it was said earlier this thesis is about rewarding and motivation and it includes a research which targets to find out how rewarding is arranged in a company. The aim of the research is to identify the relationship between rewarding and motivation and also to understand how the rewarding is organized in the examined company. The aims are been fulfilled by exploring the literature related to the research topic and by conducting the survey and analyzing the results carefully. The company where the survey was done by anonymous questionnaire survey is ING Bank Turkey's IT-Department which locates in Istanbul, Turkey and where almost 400 employees work. ING is a global company that operates in more than 40 countries and the organization's second biggest IT-department is in Istanbul after the headquarters in the Netherlands which makes the research even more interesting and significant for further use. In order to make sure that the research will be done correctly and that the right questions will be asked the literature review was carefully done by reading and finding out information related to the research topic. Only after that the survey was formed. This ensured that the survey was comprehensive enough and that the validity of survey was secured. The survey consisted of 10 research questions and was send to respondents' emails in March 2015. The survey was send to 80 respondents and it was answered as many as 62 making the respondent rate as high as 77%. The survey was answered anonymously which guaranteed that respondents were able to answer sensible questions as honestly as possible. Results of the survey presented accurate situation in the organization and after deeper analyze the recommendations were completed. Recommendations include substantial proposals and development suggestions how the rewarding in ING Bank Turkey's IT-department should be improved as well as follow-up plan what the company should do next if they wish to motivate and reward their employees better in future. The survey showed that the employees of ING Bank Turkey's IT-department are motivated to their work but dissatisfied with the rewarding methods they use at the company. Most of the respondents felt that the total rewarding is first of all not part of ING Bank Turkey's strategy and secondly not fair. Respondents nevertheless thought their work is important and that managers give feedback. They also liked the social environment and that managers trust on them. For example 50 employees said that social environment at the company helps them to do their job better and 49 said that they can participate in decision making. However 49 also said that financial rewarding motivates them most which is against the theories since according to them financial rewarding methods are not good when considering motivation since they have only short period effect on motivation, they are expensive and some other motivating methods are simply proven to be better. Still many non-monetary rewarding method proposals came out from the survey and they were taken into deeper consideration in the analyzing part of the thesis. The survey included one open question where employees were able to write proposals how to develop the currently used rewarding system. 48 of the respondents used this opportunity and many practical development proposals came out from it and those proposals were used in the recommendations part of the thesis. For example increasing social activities and public praising would make the rewarding system better according to respondents. Social events like team lunches, sport events or playful competitions would increase group spirit and effect positively to job performance. Employees also claimed that the rewarding methods are not fair so definitely developing the methods together with the employees and respecting their advice would improve how the rewarding methods are felt and make it fairer. Also complicated bonus calculations and wrongly or unequally given promotions increase the dissatisfaction so managers should carefully determine how, to how and when they are giving extra promotions and bonuses. Even though the research presented extensively the current situation in the company it is still recommended to conduct a deeper and more specific research in order to get particular answers for developing the rewarding system currently used. Also the survey was not sent to all of the 400 employees so the results cannot be generalized to whole department. Changes in rewarding and motivating methods should always include all of the department's employees and everyone should have a chance to tell their opinion if a survey is made. For this reason before making any changes in the company further research is advised and this thesis can be a framework for a new survey. Since the thesis will be uploaded to online database it can also be used as a help for future researchers who intent to study rewarding in the aspect of motivation. This is a master thesis and in addition to make a research it also aimed to gain student's academic skills and improve research making skills which was succeed during the thesis making process. It was also part of graduation requirements and completing this thesis work graduation was granted. Thesis work helped as well to confirm the researcher's career path into human resources and management and it will help them in future to conduct a corresponding research and to understand more the complexity of human behavior.
Bilgi ekonomisine dönüşüm süreci: Türkiye açısından bir değerlendirme
Günümüzde iktisadi faaliyetler geleneksellikten uzaklaşarak bilgiye dayalı teknolojik ilerlemenin sağlandığı, rekabetin yoğunlaştığı, girişimlerin arttığı faaliyetler haline gelmiştir. Yaşanan bu dönüşümün en önemli nedeni bilginin üretim faktörü olarak kabul edilmesinden kaynaklanmaktadır. Bilgiye olan bakış açısının değişmesi ve ekonomideki yerinin farklılaşması devamında bir dizi etkileşime neden olmuştur. Bilgi ekonomisinin ortaya çıkışı ve artık bu doğrultuda hareket edilmesi gerektiğinin anlaşılmasıyla beraber bu alana olan ilginin de arttığı görülmektedir. Bilgiyi üreten ve bunu etkin bir şekilde üretim sürecine katan ekonomiler bilgi ekonomisi olarak nitelendirilmektedir. Bilgi ekonomisi araştırma ve geliştirmenin, yaratıcılık ve inovasyonun yer aldığı, tüm kritik unsurları içinde barındıran ekonomik anlayış bütünü olarak görülmektedir. Ülkeler bilgi ekonomisi anlayışını kavrayarak, gelişmiş bir ekonomi olma amaçlarını gerçekleştirebileceklerdir. Bilgi ekonomisinin gelişimin anahtarı haline gelmesi ile ekonomik yapıda başlayan değişim, ekonomik aktörleri bu doğrultuda hareket etmeye yönlendirmektedir. Bu çalışmada bilgi ekonomisi özelikleri anlatılarak, güçlü bir ekonominin sahip olması gereken nitelikler ele alınmaya çalışılmıştır. Seçili ülkelerin bilgi ekonomisi alanındaki çalışmalarından bahsedilerek, ülkelerin bu kapsamdaki ekonomi politikalarına yer verilmeye çalışılmıştır. Çalışmada Türkiye'nin bilgi ekonomisi göstergeleri doğrultusunda, bu alanda yapmış olduğu çalışmalara yer verilmeye çalışılmıştır. Türkiye'nin bilgi ekonomisi konusunda değerlendirmeleri ile beraber tasarladığı politikalardan bahsedilmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Bilgi, Bilgi ekonomisi, Bilgi Teknolojileri, Türkiye.
Lojistik hizmeti veren firmalarda teknoloji kullanımı ve bir uygulama
Türkiye hem jeopolitik hem de coğrafi konumu bakımından ticaret anlamında dünyanın üssü olabilecek bir konuma sahiptir. Türkiye, lojistik sektörü açısından baktığımızda hem jeopolitik konum hem gelişmekte olan bir ekonomi oluşu, genç nüfus ve hem kamu hem özel sektör alanında yapılan yatırımlar ile lojistik sektörü için önemli bir pazar özelliğini taşımaktadır. İlgili tez çalışmasının kavramsal bölümlerinde lojistik tanımı ve kavramları, Türkiye'de lojistiğin tarihsel süreç içerinde göstermiş olduğu gelişmeler üzerinde durulmuştur. Yine kavramsal olarak araştırma konusunun da temelini oluşturan lojistik sektöründe teknoloji fonksiyonlarının kullanımına ilişkin olarak bilgiler bulunmaktadır. İlgili tez çalışmasının uygulama ölçeği toplamda 2 bölüm ve 34 sorudan oluşmaktadır. İlgili ölçek (Ek-1) daha önce 2015 yılında Nairobi'de "Bilgi Teknolojileri Kullanımının Lojistik Firmalarının Performanslarına Etkisi" ismiyle uygulanan ölçekten uyarlanmıştır. Araştırma ölçeğinin Kişisel Bilgiler isimli ilk bölümünde demografik bilgilere ilişkin sorular yer alırken, Teknolojinin Lojistik Performans Üzerine Etkisi isimli ikinci bölümde teknolojinin lojistik performans üzerindeki etkisine ilişkin olarak sorular yer almaktadır. İlgili araştırma ölçeği Türkiye genelindeki lojistik sektöründe faaliyet gösteren firmalara yüzyüze görüşme ve elektronik posta yolu ile uygulanmıştır. Beyaz yaka, mavi yaka ve şirket ortakları olmak üzere toplam 350 kişiye ilgili ölçek ulaştırılmış bilgilerin eksiksiz olduğu ve değerlendirilmeye alınabilecek olan 145 cevaplanmış ölçek değerlendirilmeye tabii tutulmuştur. İlgili tez çalışması ile sektörde faaliyet gösteren firmaların teknoloji kullanımına ilişkin olarak ilgi ve eğilimleri ortaya konulmaya çalışılmış, bu eğilimlerin firmaların mülkiyet yapıları ya da çalışanların ünvanlarına ilişkin olarak nasıl değişiklik gösterdiği ve bununla birlikte sektörde faaliyet gösteren firmaların hangi alanlarda teknoloji kullanımına yönelmesi durumunda iş akışlarının kolaylaşacağına ilişkin olarak bilgilere yer verilmektedir. İlgili araştırma kapsamında işletmenin mülkiyet yapısının manuel sistemlerin daha verimli olduğu düşüncesine etkisi, işletmenin mülkiyet yapısının yönetimin teknoloji kullanımına destek vermesi üzerine etkisi, şirketteki unvanların teknoloji kullanımının müşteri hizmetleri çalışan maliyetlerini azalttığına dair düşünceye etkisi ve şirketteki unvanların teknoloji entegrasyonunun faturalama işlemlerini kolaylaştırdığına dair düşünceye etkisi araştırılmıştır. İlgili araştırma kapsamında cevapları aranılan sorulara ilişkin olarak SPSS 20 paket programı dahilinde Frekans Analizi, Sıklık Analizi, Homojenlik Testi, Varyans Analizi, Anova Testi ve Post-Hoc analizi (Tukey testi) uygulanarak anlamlı sonuçlara ulaşılmaya çalışılmıştır.
In-memory (hafıza içi) veri tabanı sistemlerinde akıllı log analizi
Veri, tüm zaman ve çağlarda hep değerli olmuş, bilimin ilerlemesine ve toplumların gelişmesine öncülük etmiştir. İçinde bulunduğumuz Bilgi ve Teknoloji Çağı'nda, verinin değeri her geçen gün daha da önem kazanmaya başlamıştır. Günümüzde veriyi son derece önemli hale getiren en temel hususlardan birisi de, verilerin hızlı bir şekilde işlenebilmesi ve daha iyi analiz edilebilmesi olmuştur. Analiz sonucunda daha anlamlı veriler üretilmiş ve böylece verilerin çok daha etkin bir şekilde kullanılabilmesi sağlanmıştır. Bu çalışmada, uygulama ve sistemlerin işleyişi sürecinde oluşan log verilerinin In-Memory Veri Tabanı sistemlerinde tutulması, YSA algoritmalarından SOM (kendi kendine organizasyonlu öğrenme) algoritması kullanılarak tutulan verilerin analiz edilmesi ve sistemdeki anomali durumlarının tespit edilmesi yaklaşımı esas alınmıştır. Anomali tespiti amaçlı veri analizlerinde, denetimli öğrenen (supervised) YSA algoritmalarının tek başına yeterli olmayacağı, denetimsiz öğrenen (unsupervised) YSA algoritmalarının da kullanılmasının gerektiği görüşü beyan edilmiştir. Diğer yandan büyük boyutlu verilerin analiz çalışmalarının hızlı yapılabilmesi için, In-Memory (Hafıza İçi) veri tabanı sistemlerinin kullanılmasının gerekliliğine değinilmiştir. Konuyla ilgili geliştirilen prototip uygulama detaylıca anlatılmıştır. Uygulamada, In-Memory veri tabanı tablolarında tutulan, BT sitemlerindeki Windows sunuculara ait olan ve WMI üzerinden alınan uygulama log verileri kullanılmıştır. Öncelikle SOM algoritması kullanılarak veriler analiz edilmiştir, sonra da çıktı verileri baz alınarak anomali tespiti yapılmış ve anomali seviyeleri derecelendirilmiştir.
İstanbul vakıf üniversitelerinde bilgi yönetimi uygulamasının gereksinimleri
This study aims to explore the requirements of knowledge management implementation in Istanbul Aydin University in Turkey. The descriptive analytical approach is used by the researcher and the population of the study was the employees in Istanbul Aydin University. The questionnaire was used as a tool for data collection. The collection of data is completed by two ways. First, the researcher designs an online questionnaire and it was sent by the university's emails to the staff working and (30) of staff working members answered the online questionnaire. As well as, the researcher distributed (290) questionnaires to the university's staff and collected (251) questionnaire at the rate of (%86.5). The main conclusions that study reached, is that: knowledge management assists Istanbul Aydin University to achieve their goals, and that there is a positive relationship between the implementation of knowledge management and the requirements of knowledge management (organizational structure, leadership, information technology) in Istanbul Aydin University. The results showed the positive relationship between the requirements of knowledge management (organizational structure, transformational leadership and information technology) and the implementation of knowledge management in Istanbul Aydin University. Information technology took the first place with a mean that equals (3.83) followed by an organizational structure with a mean that equals (3.34) and then leadership with a mean that equals (3.10). The study detected that there are significant statistical differences in the implementation of knowledge management and organizational structure fields between the answers of the respondents concerning the requirements of implementing knowledge management due to the position. The study also detected that there are no significant statistical differences in the responses due to the position in the leadership and information technology fields, and as well that there are no significant statistical differences in the responses due to gender, years of experience. The study accomplished many recommendations, such as that the university should pay attention to hold a series of seminars, conferences, workshops, training courses and lectures in the field of knowledge management to raise awareness and culture of knowledge management and exchange of information and experiences in this field. The university should rely on developing creativity processes in knowledge management and making this as part of its day working, by following up the new creative opportunities, and then evaluating and choosing the best of them. The university also should make the practice of knowledge management activities as a basis for the competition among employees.
Bilgi teknolojileri sektöründe proje bazlı işlerde insan kaynaklarına yönelik liderlik modelinin incelenmesi
Tezin amacı, temel olarak kavramsal bazda insan kaynakları yönetimi, liderlik ve bilgi teknolojileri sektörü gibi konuları incelemek ve genel çerçevelerini değerlendirmektedir. Bununla birlikte çalışmada, insan kaynakları yönetiminin ve bu yönetim yapısının içerisinde liderliğin, süreç yönetimi noktasında işletmeler açısından olduğu önem ortaya konmaktadır. Bu nedenle de çalışmanın sonunda, pratikte konunun işleyişine dair derinlemesine mülakat odaklı olarak bilgi teknolojileri sektöründen yetkililer ile görüşmeler neticesinde konu detaylı olarak ele alınmaya çalışılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, insan kaynakları yönetiminin bir işletme fonksiyonu olarak önemine değinilmekte ve işletmeler dahilinde insan kaynakları yönetiminin ne şekilde işleyen bir yapısının bulunduğu anlaşılmaya çalışılmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde, liderlik kavramı ile birlikte kavramın kapsamına ve unsurlarına dair değerlendirmelerde bulunulmaktadır. Bununla birlikte liderlik ile ilgili modeller ve liderlik modellerinin uluslararası anlamdaki değerlendirmeler yapılmaya çalışılmakta, liderliğin uygulamadaki çıktılarına dair incelemelerde bulunulmaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise uluslararası alanda bilgi teknolojileri sektörüne dair bir değerlendirmede bulunulmaktadır. Çalışmanın son bölümünde ise merkezleri İstanbul'da bulunan, Türkiye'nin önemli bilgi teknolojileri sektörüne mensup işletmelerin, konu ile ilintili departmanlarında, farklı konumlarında bulunan yirmi farklı temsilci ile gerçekleştirilen derinlemesine mülakat yer almaktadır.
Dijital dünyada sanal gerçekliğin inşasıyla kripto paraların ilişkisi
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanlık elinden bulunan imkânların sınırlarını zorlamaya başlamıştır. Özellikle iletişim teknolojilerinin geldiği son noktada, internet teknolojisi temelli düşünüldüğünde, insanların farklı kimliklerle bir sanal hayat yaşadıklarını söylemek mümkündür. Dijital dünyanın içerisinde, yine dijital medya ürünleri vasıtasıyla yaşanan bu sanal hayat, insanların gerçek hayatlarındaki kimliklerinden biraz daha farklı ve popüler bir hayatı inşa etmelerine olanak tanımaktadır. Teknolojinin bu derece içine giren insanların hayatları teknoloji tarafından yönlendirilmekte ve hatta belirlenmektedir. Bir simülasyonun içerisinde yer alan insanların gerçek hayatta olduğu gibi temel bazı ihtiyaçları bulunmaktadır. Bunlar bir kimliğin oluşması, sosyal doyum, statü ve tabi ki en olmazsa olmazı olan paradır. 2009 yılında insan hayatı kripto paralar ile tanışmıştır. Kripto paraların en önemli özelliği merkeziyetçi nakit ve bankacılık yapısını yıkan, tamamen sanal ve dağıtık bir sisteme sahip olmasıdır. Bu sistem hem insanlara anonim kalma hakkı tanırken hem de yapılan tüm işlemlerin şeffaf olmasını sağlamaktadır. İşte sanal hayatı inşa eden insanların beklediği para birimi kripto paralardır. Kripto paraların ortaya çıkmasıyla beraber sanal hayatının içerisine ekonomik anlamda beklediği ürünü de etkileyen insanlar içinde bulundukları sanal gerçekliği ileri bir seviyeye taşımışlardır. Bu sanal gerçeklikte, gerçek hayatında matematik işlemi yapamayan bir insan ekonomi üzerine yorumlar yapmakta, bitcoin ve kripto paralar borsalarını yorumlamaktadır. Sanal gerçekliğin inşasında en önemli etmenlerden biri, bulunan simülasyona yeni insanlar çekerek sahip olunan etkinliği büyütüp arttırmaktır. Kripto paraların popülaritesi ve cazibesi karşısında gözleri parlayan insanlar bu büyüye kapılıp ellerindeki yatırımlarla kripto paralar satın alma davranışı göstererek bu sanal dünyaya ait olacaktır Bu araştırma ile kripto paraların, insanların dijital medya ürünleri vasıtasıyla yarattıkları sanal dünyanın içerisine nasıl kolayca entegre olduğu incelenerek, sanal gerçekliğin inşasıyla ilişkisi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Simülasyon,Sanal Gerçeklik,Kripto Paralar,Teknolojik Determinizm,Dijital Medya Ürünleri
Muhasebe denetim sürecinde kullanılan bilişim teknolojisi ölçümleme yöntemleri ve CAP uygulaması
Firmalar, hem firma içi ve hem de firma dışı yurutulen faaliyetleri ile alakalı finansal karşılıklarını muhasebe bilgi sistemi ekseninde kayda alırlar. Söz konusu işlem günümüz şartlarında tamamıyla bilgisayar vasıtasıyla yapılmaktadır. Bilgisayarların kayda alma işleminde aracı görevi üstlenmesinin sebebi, şüphe götürmez bir şekilde işlemlerden elde edilen bilgilerin muhasebe defterlerine el ile kayda alınması mümkün olmayacak şekilde hem çoğalması hem de karmaşık bir yapıya kavuşmasıdir Elektronik platformlarda oluşturulan bilgilerin, asıl olanı gösterip göstermediğinin kontrolü ve denetlenme süreçlerinin, yine elektronik platformda meydana getirilmesi kaçınılmazdır.Gelişen bilgisayar yazılımlarının yardımıyla hem zamandan hem de personelden tasarruf elde edilerek, bilgiler kayda alınır. Denetimin amaci, söz konusu yazılımlarla aynı şekilde tasarruf elde etme ve daha çok gerçeği yansıtan neticeler oluşturmaktır. Denetimi yapan kişinin, denetimini yürüttüğü firmaya ilişkin muhasebe ile ilgili kayıtları irdelerken, uyması gereken denetim prosedürlerini ve sonuç olarak bir araya getireceği denetime ait kanıtları, belli bir süre zarfında tamamlayıp raporlama yapması gerekir. Tabii olarak denetimi yapan kişi, denetim işlemini klasik yöntemler kullanarak oluşturduğunda bilhassa zaman kısıdı sebebiyle örneklem yoluna gitmek suretiyle bulgu riskini çoğaltacaktır. Halbuki bilgisayarlı denetim yazılımlarıyla az zamanda bilgilerin hepsi testten geçirilip incelenmek suretiyle denetimi yapan kişinin asıl olana ya da en yakın neticeye ulaşmasına imkan sağlanabilir.Çalışmanın amacı; bilgisayarlı denetim programlarının, elektronik platformdaki muhasebeyle ilgili bilgilerin denetiminde etkinliğin sağlanması adına gerekliliğini kanitlamaktir.Çalışmada ele alınan uygulama, örnek olarak ülkemizin kanunları ve uygulamalarına dönük tasarlanan, ülkemizdeki denetim işletmeleri ve denetimi yapanlara yararlı çözümleri sunabilecek ilk ve tek denetim programı olan CAP'ı irdelemiştir. Anahtar Kelimeler: Muhasebe Bilgi Sistemi,Muhasebe Denetimi,Bilgisayarlı Denetim Programı
Bilişim teknolojileri yeteneğinin firmanın değişim sürecine ve performansına etkileri ile dönüşümsel liderliğin bu etkideki rolü
Günümüz dünyasında teknoloji alanında yaşanan hızlı ve sürekli değişim, düşüncenin, algının, yaşama ve çalışma tarzının da birlikte değişmesini zorunlu kılmaktadır. Hayatın her alanındaki bu değişimler önce bireyi, ardından da organizasyonları etkilemektedir. Bu değişim, insan için yaşama biçimini, organizasyon için ise rekabet unsurunu belirlemektedir. Sadece bu değişime ayak uydurabilenler ve değişimi yönetenler sektörlerinin lider işletmeleri olabilmektedir. Teknolojideki bu hızlı gelişmeler neticesinde örgütler, yeni teknolojileri elde etmek ve bünyelerine adapte edebilmek için eğitimli ve değişime açık çalışanlara ihtiyaç duymaya başlamışlardır. Söz konusu süreçleri yönetecek ve firmayı ileri boyuta taşıyacak bireyler kadar bu köklü dönüşümü gerçekleştirecek, çalışanlara ortak vizyon verebilecek, risk alabilecek, esinsel motivasyon ile çalışanları harekete geçirecek, onlara rol model olabilecek liderlere de ihtiyaç vardır. Örgütlerin temel kaynaklarından olan bilginin etkin şekilde elde edilmesi, iletilmesi ve örgüt bünyesinde kullanılmasını kolaylaştıran ve destek veren bilişim teknolojileri, örgütsel değişim sürecine de önemli bir destek sağlamaktadır. Bu tez kapsamında, Marmara bölgesindeki firmalar üzerinde ampirik bir çalışma yapılarak, bilişim teknolojileri yeteneğinin firmanın değişim sürecine ve performansına etkileri ile dönüşümsel liderliğin bu etkilerdeki rolü incelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Bilişim Teknolojileri Yeteneği, Örgütsel Değişim,Dönüşümsel Liderlik, Firma Performansı
Günümüz bilgi teknolojileri devriminin grafik tasarıma yansımaları
Bu araştırmada, sanayi devriminin etkilerini, ortaya çıkan sanat akımlarını ve zaman ile gelişen kavramlar sonucu ortaya çıkan değişimlerin grafik tasarıma olan etkileri araştırılmış ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Sanayi devriminden günümüze bilgi teknoloji büyük gelişme göstermiştir ve her alan bundan etkilenmiştir. Grafik tasarımda bilgi teknoloji devriminin gelişiminden büyük ölçüde etkilenmiştir. Bu tez çalışmasında da etkilenilen bu değişim sürecini ve etkilerini grafik tasarımın alt dallarına uygun aşamalı bir şekilde araştırılması hedeflenmiştir. Bunun yanı sıra bilgi teknoloji devrimin gelişim evreleri sırasında doğan teknolojik gelişmeler oldu bu gelişmeleri yaptığım tez çalışmasında yer vererek, grafik tasarıma olan etkileri yorumlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilgi Teknoloji Devrimi, Bilgi Teknoloji, Grafik Tasarım
Hemşirelik uygulamalarında kullanılan bilişim teknolojilerinin KBRN ile ilişkilendirilmesi
Geçmişten bugüne gelişime uğramış olan bilişim teknolojilerinin hemşirelik adına büyük faydaları bulunmaktadır. Hemşirelerin hasta hakkında genel bilgi ve bakımlarının sağlanması, yapılacak olan işlemlerin hızlı ilerlemesi ve hastalığın bakımına göre tedaviye başlanması açısından bilişim teknolojileri cihazları tıpta büyük kolaylıklar sağlamıştır. Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehlikeler anında acil çağrı sitemleri, hızlı bilgi aktarımları ve hızlı sonuçlandırmalar aşamasında yapılan tetkiklerde en büyük ihtiyaç teknolojidir. Büyük bir risk faktörü olan KBRN de doğru tanıya varmak ve gerekli olan tedavilerin yapılabilmesi açısından hemşirelerin gerekli olan bütün bilgilere hakim olmaları gerekmektedir. Araştırma amacı; hemşirelik alanında müdahalede uygulanan bilişim teknolojilerinin KBRN tehlikelerinde ne gibi faydaları olduğunu ölçümlemektir. Araştırmanın önemi ise, KBRN tehlikelerinin yaşanması halinde hemşirelerin bilişim teknolojilerinden ne yönde fayda sağladığı ve hangi alanlarda aktif kullanımda olduğunu ifade eden bir çalışma olmasıdır.
Mesleki ve teknik liselerde bilişim teknolojilerinin kullanımı
Donanımlı eleman gereksiniminin karşılanmasına dair eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü hem mesleki hem de teknik liseler gerek ülke ekonomisi gerekse öğrenciler adına değer sağlayan kurum ve kuruluşlardır. Diğer taraftan kurum ve kişilerin çalışma yüklerini azaltılması ve çalışma süreçlerini geliştirmeye katkı vermesi olmak üzere birçok özellikten dolayı bilgi sistemlerinin devletler bakımından katkısı gittikçe artış göstermektedir. Bu kapsamda, bilişim teknolojileri eğitim hizmeti almış olan kişilerin alanlarında uzmanlık eğitimlerine geçmelerinin başlangıcı olan lise eğitiminin ne şekilde ilerlediğine dair bilgiler oldukça önemlidir. Yapılan çalışma ülkemizdeki hem mesleki hem de teknik liselerde kullanılan bilişim teknolojilerini konu edinmiştir. Dolayısıyla bu alanda bir kaynak oluşturması adına fayda sağlayacağı düşünülmektedir.
Kurumsal Mimari Çerçeve Yönetimi'nin verimliliğe etkisi: Bankacılık sektöründe uygulamalı bir araştırma
Yeni teknolojilerle birlikte rekabetin daha da arttığı günümüz dünyasında işletmeler, faaliyetlerini her zamankinden daha farklı, standartları olan, süreçleri net, daha çevik davranabileceği yöntem ve modellerle teknolojilerine hakim olmak ve yönetebilmek zorundadır. Çalışmamızda, Kurumsal Mimari Çerçeve Yönetimi (KMÇY)'nin Türkiye'deki Bankacılık sektöründe verimlilik üzerine etkisi, uzmanların KMÇY'ye yönelik eğilimleri ve düşünceleri incelenmiştir. Kurumsal Mimari son yıllarda dünya'da artan bir şekilde kullanımı olan ve ülkemizde de her geçen gün özellikle Banka BT birimlerince kullanımına önem verilen stratejik bir yönetim anlayışıdır. Geçmişi çok yeni olan çerçeve yönetimi işletmelere önemli rekabet avantajı ve fayda sağlamaktadır. Bankaların bilgi teknolojileri birimlerinin iş birimleriyle işletme hedeflerine uyumlu, aynı hizada, daha şeffaf ve etkin yönetilebilmesi büyük önem arz etmektedir. Bir hizmet sektörü olan bankacılık sektörü Türkiye'de rekabetin en yoğun yaşandığı sektörlerin başında gelmektedir. Bankaların bilgi teknoloji birimleri teknoloji sağlayıcısı olarak bankaların rekabette öne geçmeleri için çok kritik öneme sahiptir. Teknoloji birimlerinin kurumun hedeflerine uygun olarak hareket etmesi, ürün geliştirmesi, çevik ve dinamik bir yapıda taleplere kısa sürede, kaliteli, yalın ve düşük maliyetle hizmet sağlayarak hep bir adım önde olması kurumlara rekabet avantajı sağlamaktadır. Teknoloji birimleri bankaların lokomotifi durumundadır. Bütün iş akışları ve süreçlerinin otomatize ederek sistematik bir yapıda yürütülmesi hayati önem taşımaktadır. KMÇY gibi BT'nin stratejik yönetiminde kullanılan ITIL, COBIT, CMMI, SDLC gibi farklı amaçlara hizmet eden standartlar da bulunmaktadır. Bununla birlikte KMÇY BT ile iş biriminin ahenkli çalışmasını sağlayarak kurum stratejilerine uygun bütünsel bir bakış açısı getirmektedir. Bu çalışmada Türkiye'deki 50 ve üzeri şubeye sahip KMÇY'yi kullanan 16 banka incelenerek, KMÇY'nin bankacılık sektöründe verimlilik üzerine etkisi araştırılmıştır. Verimliliğe etki eden faktörler 5 alt grupta incelenmiştir. Anket maddelerinin yakın çevrede pilot çalışmayla güvenirlik ve geçerlilik testleri yapılarak yaygınlaştırma aşamasına geçilmiştir. Uygulama aşamasında 16 bankadan 27 Kurumsal Mimari yöneticisiyle birebir görüşmeler yapılmıştır. Banka BT birimlerinde uzman ve üstü unvandaki personeller anket çalışmasına dahil edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler istatistiksel teknikler kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın son aşamasında yapılan Yapısal Eşitlik Modeli uygulamasında, Kurumsal Mimari Olgunluk, Kurumsal Mimari Etkinliği ve Değeri ile Kurumsal Mimari Tamamlama alt boyutlarının Verimliliğe anlamlı bir şekilde doğrudan etkiye sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Mimari, Verimlilik, Kurumsal Hizalama, Bilgi Teknolojileri, Stratejik Yönetim, İş Mimarisi, Uygulama Mimarisi, Veri Mimarisi ve Teknoloji Mimarisi
Sınıf öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanım düzeylerinin yeniliğin yayılımı kuramına göre incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı; ilköğretim birinci kademede görev yapmakta olan Sınıf Öğretmenlerinin Bilgi ve İletişim Teknolojilerini (BİT) kullanım düzeylerini, çalışılan okulun teknolojik imkanları, kıdem yılı ve hizmet içi eğitim gibi değişkenler açısından incelemek ve öğretmenlerin BİT entegrasyon sürecinde bulundukları aşamaları Yeniliğin Yayılımı Kuramı'na göre incelemektir.Araştırma betimsel bir durum saptaması niteliğinde olup, nitel araştırma teknikleri temel alınarak desenlenmiştir. Araştırmada verilerin toplanması için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma grubunu Uşak ili merkez İlköğretim Okullarında görev yapan 14 Sınıf Öğretmeni oluşturmaktadır.Araştırmada elde edilen sonuçlara göre; öğretmenlerin BİT' i eğitim-öğretim sürecinde kullanım amaçları; öğrencinin dikkatini çekmek, kalıcı öğrenmeleri sağlamak, zamandan tasarruf etmek, bireysel farklılıkları dikkate alabilmek, farklı zekâ alanlarına ve farklı duyulara hitap edebilmek olarak belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; öğretmenlerin eğitim-öğretim sürecinde BİT kullanımları, çalışılan okulun teknolojik imkânları, kıdem yılı ve hizmet içi eğitim görmeleri gibi değişkenler açısından incelendiğinde farklılık göstermektedir. Araştırma sonuçlarına göre; bilgisayar, ofis programları ve internetin, öğretmenler arasında yayılımını tamamladıkları; bununla birlikte elektronik posta ve forum/blog yapılarının yayılımlarını tamamlamadıkları görülmektedir. Yayılımını tamamlamış olan BİT araçlarının eğitim-öğretim sürecine tam entegre oldukları söylenemez.
Sınıf öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojileri öz yeterliklerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojileri öz yeterliklerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırma kapsamında tekil ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Uşak ilinde 2016-2017 yılında görev yapan ve çalışmaya gönüllü katılan 450 sınıf öğretmeninden oluşmuştur. Araştırma verileri 5'li likert tipine göre hazırlanan öğretmenlere yönelik bilişim teknolojileri öz yeterlik ölçeği ve 3 sorudan oluşan öğretmen görüşme formu ile toplanmıştır. 450 anket formuyla toplanan nicel verileri desteklemek amacıyla 15 sınıf öğretmeni ile de görüşme yapılmıştır. Nicel ve nitel yöntemler birlikte kullanıldığı için araştırma karma yönteme göre desenlenmiştir. Cinsiyet, okulun öğretim türü, okulunun bulunduğu yer, sınıf öğretmenin internet ve bilgisayara sahip olup olmaması gibi değişkenlere göre sınıf öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojileri öz yeterlik algılarında farklılık olup olmadığının tespit edilmesinde bağımsız gruplar t testi analizinden faydalanılmıştır. Mesleki kıdem, görevli olduğu sınıf, teknoloji haberlerini takip etme, gün içerisinde internete girme sıklığı gibi durumlara göre anlamlı bir farklılık olup olmadığının tespit edilmesinde (varyans analizi) Anova testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenleri ortanın üzerinde BİT öz yeterlik algısına sahip olduklarını düşündükleri görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin bilişim teknolojileri yönünden internetten bilgiye yönelik arama yapma, dosya indirme, e-mail kullanma ve multimedya araçlarını kullanmaya yönelik öz yeterliklerinin (TV, Projeksiyon ve DVD) çok iyi düzeyde oldukları belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin BİT öz yeterliklerinin cinsiyete, görevli olduğu sınıfa ve internet bağlantısına sahip olup olmamaya göre farklılık göstermediği; buna karşın eğitim durumu, mesleki kıdem, görev yaptığı yer, kişisel bilgisayarının olması, teknoloji haberlerini takip etme ve interneti kullanma sıklığı değişkenlerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir.
Sınıf öğretmenlerinin bireysel yenilikçilik özellikleri ile derste teknoloji kullanımına yönelik eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin bireysel yenilikçilik özellikleri ile derste teknoloji kullanımına yönelik eğilimleri arasındaki ilişkinin farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini kolay ulaşılabilirlik yöntemi ile belirlenen 560 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcıların 341'i (%60.9) kadın; 219'u (%39.1) erkektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin bireysel yenilikçilik düzeylerini belirlemek için "Bireysel Yenilikçilik Ölçeği", derste teknoloji kullanımına yönelik eğilim düzeylerini belirlemek için ise "Derste Teknoloji Kullanımına Yönelik Eğilim Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca demografik veriler "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin bireysel yenilikçilik düzeyleri ile derste teknoloji kullanımına yönelik eğilimleri arasındaki ilişkinin incelemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) tekniği ve Tukey testi tekniği kullanılmıştır. Çalışma sonucunda sınıf öğretmenlerinin bireysel yenilikçilik ve derste teknoloji kullanımına ilişkin eğilim düzeylerinin yüksek olduğu ve değişkenler arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan, sınıf öğretmenlerinin bireysel yenilikçilik düzeylerinin cinsiyetlerine, mezun oldukları fakülteye ve bilişim teknolojileri ile ilgili bir hizmetiçi eğitime/seminere katılıp katılmamalarına göre farklılık göstermediği ancak yaşlarına ve bilişim teknolojileri konusunda kendilerini yeterli görüp görmemelerine göre farklılık gösterdiği saptanmıştır. Derste teknoloji kullanımına yönelik eğilim düzeylerinin ise cinsiyetlerine, bilişim teknolojileri konusunda kendilerini yeterli görüp görmemelerine ve bilişim teknolojileri ile ilgili bir hizmetiçi/seminer eğitime katılıp katılmamalarına göre farklılık göstermediği ancak yaşlarına, mezun oldukları fakülteye ve yeniliği benimseyen kategorilerine göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili alan yazın ışığında tartışılarak, gelecekte gerçekleştirilebilecek araştırmalara önerilerde bulunulmuştur.
Ergenlerde teknoloji kullanımının öz-belirleme kuramı temelinde incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ergenlerin bilişim teknolojileri kullanma ve temel psikolojik ihtiyaç düzeylerinin cinsiyete, internet kullanım sürelerine, internet kullanım amaçlarına ve sosyal medya kullanım sürelerine göre fark gösterip göstermediğinin belirlenmesi ve ergenlerin temel psikolojik ihtiyaçlarının teknoloji kullanımını yordayıp yordamadığının incelenmesidir. Bu amaçlar doğrultusunda, Bilişim Teknolojileri Kullanım Ölçeği geliştirilmiştir. Çalışma grubunu, uygun örnekleme yöntemiyle belirlenen çeşitli türdeki liselerde öğrenim gören 508 ergen oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Bilişim Teknolojileri Kullanım Ölçeği (BTKÖ) ve İhtiyaç Doyumu Ölçeği (İDÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS 18 ve LISREL 8.0 programları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; İDÖ-Yeterlik, BTKÖ-Dijital Oyun Oynama ve BTKÖ-Teknolojik Aygıtların ve Uygulamalarının Kullanımı faktörlerinden alınan ortalama puanlarında cinsiyete göre anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. BTKÖ Dijital Oyun Oynama, BTKÖ Teknolojik Aygıtların ve Uygulamalarının Kullanımı faktörlerinden ve BTKÖ toplamından alınan ortalama puanlarda ergenlerin günlük internet kullanım sürelerine göre anlamlı düzeyde fark olduğu belirlenmiştir. Ergenlerin interneti kullanım amaçları (derslerle ilgili araştırmalar yapmak, oyun oynamak, sosyal ağları kullanmak, iletişim kurmak, bilgi alışverişi, video izlemek, eğlenmek/vakit geçirmek) ile temel psikolojik ihtiyaçlar ve bilişim teknolojileri kullanımı arasındaki ilişkiler; ergenlerin kullandıkları sosyal ağlar (Facebook, Twitter, İnstagram, Youtube, Snapchat) ile temel psikolojik ihtiyaçlar ve bilişim teknolojileri kullanımı arasındaki ilişki belirlenmiştir. BTKÖ'nün; yaş ve temel psikolojik ihtiyaçlar tarafından yordandığı bulunmuştur. Araştırma bulguları, ilgili alanyazın ışığında tartışılıp yorumlanarak önerilerde bulunulmuştur.