Self esteem
486 theses under this subject heading
Tasarım odaklı düşünme yönteminin benlik saygısı ve yaratıcılık ile bilişsel ve duygusal bağlamda ilişkilendirilmesi: Bir etkinlik çalışması
1960'ların sonunda temellerinin atıldığı ilk andan itibaren gelişim sürecini ivmeli olarak devam ettiren Tasarım Odaklı Düşünme (Design Thinking) tasarlama, problem çözme, öğrenme gibi pek çok farklı nedenle uygulanan ve eğitim, iş dünyası gibi alanlarda katma değer yaratabilen bir yaklaşım ya da yöntem olmuştur. Tasarım düşüncesi sürece dâhil olan kişilerin duyarlılıklarını, sorun çözmedeki yaklaşımlarını ve yaratıcılıklarını etkilemektedir. Bu bağlamda gözlem, görselleştirme, hızlı öğrenme, birlikte çalışma, strateji geliştirme kabiliyetlerini arttıran insan odaklı ve yenilikçi bir süreci içinde barındırır. Yani belirli şartlar altında çözümleri analiz etmek için duygudaşlık (empati), yaratıcılık ve rasyonelliğin bir araya getirilebilmesidir. Tasarımcılar tarafından problem çözmede kullanılan yöntemlere benzeyen ve farklı disiplinlere ve araştırma ilkelerine sahip insanlar tarafından kullanılabilecek bilişsel ve duygusal süreçleri içeren bir yöntemdir. Eğitim, hayat boyu öğrenmenin desteklendiği değişken, dinamik ve temel bir olgudur. Eskiden eğitim, bilginin aktarılması ile sınırlıyken, teknoloji ile bilgiye erişimin hızlanması, içeriğin bütünden ufak alt başlıklara bölünerek üretilmesi, farklılığın, yeniliğin, yaratıcılığın ön plana gelmesi eğitimin değişmesi, ya da eğitimin veriliş biçiminin değişmesini gündeme getirmektedir. Alanyazında tasarım odaklı düşünme yönteminin isteklendirme (motivasyon), yaratıcı düşünme, eleştirel düşünme, öğrenme deneyimi, problem çözme becerisi, özyeterlik, ergonomi gibi birçok kavramla ilişkisi incelense de benlik saygısı (self-esteem), duygulanım ve yaratıcılıkla ilişkisini inceleyen bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu araştırmada TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi'nin dört farklı bölümünde eğitim görmeye devam eden 31 öğrencinin katıldığı bir Tasarım Odaklı Düşünme etkinliği yapılmış ve tek gruplu öntest-sontest uygulamasıyla Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Yaratıcı Düşünme Becerisi Ölçeği ve Pozitif-Negatif Duygu Ölçeği kullanılarak katılımcılardan veriler toplanmıştır. Bu ölçekleri kullanarak teste katılan öğrencilerin Tasarım Odaklı Düşünme eğitimi almadan önce ve aldıktan sonraki cevapları değerlendirilmiş ve bu yaklaşımın problem çözme becerisi, kendine güven ve bilişsel esneklik konularında etkileri incelenmiştir.
Mastektominin benlik saygısı ve cinsel yaşam kalitesi üzerine etkilerinin değerlendirilmesi
Aygün Topuz, E. Mastektominin Benlik Saygısı ve Cinsel Yaşam Kalitesi Üzerine Etkilerinin Değerlendirilmesi. Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Yüksek Lisans Tezi, Tekirdağ, 2019. Araştırma, mastektominin benlik saygısı ve cinsel yaşam kalitesi üzerine etkilerini belirlemek amacı ile tanımlayıcı olarak planlandı.Çalışmada, mastektomi ameliyatı geçirmiş meme kanserli kadınlar ile meme kanseri tanısı almayan sağlıklı kadınlar değerlendirildi. Araştırmanın örneklemini, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Birimine başvuran 50 hasta kadın ve sağlıklı 50 kadın oluşturdu. Veriler Sosyodemografik Bilgi Formu, Vücut Algısı Ölçeği (VAÖ), Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBS), Cinsel Yaşam Kalitesi Ölçeği (CYKÖ) kullanılarak toplandı.Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, SPSS 21.0 İstatistik paket programı kullanıldı. Kategorik parametrelerin karşılaştırılmasında Pearson Ki-Kare testi ve Fisher Exact test, parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında t testi, ikiden fazla grup durumunda tek yönlü (one way) Anova testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Bonferroni testi kullanıldı. Ölçekler arası karşılaştırmalarda Pearson Korelasyon Analizi, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkene etkisini incelemek için ise Lineer Regresyon Analizi kullanıldı. Sonuçlar % 95 güven aralığında, p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirildi.Çalışmamızda ki meme kanserli kadınların yaş ortalaması 38,00 ± 9,718 olup, tanı anında bulundukları yaş ortalaması 39,600 ± 8,864 tür. Meme kanserli olguların çoğunluğunun ilkokul mezunu (%34) ve aylık geliri orta olan (%74) bireylerden oluştuğu görüldü. Kadınların "benlik saygısı" ortalaması 1,180 ± 1,997, "vücut algısı" ortalaması 85,700 ± 15,332, "cinsel yaşam kalite ölçeği" ortalaması 63,380 ± 21,432 olarak saptandı. Vücut algısı ile benlik saygısı arasında pozitif yönde (r=0,509; p=0,000<0,05), cinsel yaşam kalitesi ile benlik saygısı arasında negatif yönde (r=-0,499; p=0,000<0,05), cinsel yaşam kalitesi ile vücut algısı arasında negatif yönde (r=-0,516; p=0,000<0,05) anlamlı ilişki bulunduğu belirlendi.Çalışma bulgularına göre; meme kanserli bireyler psikososyal yönden bütüncül değerlendirilerek, mastektomi sonrası bireylerin beden algısı ve cinsel yaşamı izlenmeli, sağlık çalışanları tarafından gerekli psikolojik destek sağlanmalıdır. Mastektomi sonrası yapılan meme onarımı işlemlerinin sosyal güvence kapsamında ele alınması için çalışmalar yapılması önerilmektedir.
Yargılama sürecindeki suça sürüklenen çocuklarda benlik saygısı, kaygı düzeyi, kadercilik eğilimi ve psikolojik dayanıklılık: Isparta ADM örneği
Bu araştırmanın amacı, yargılama sürecindeki suça sürüklenen çocukların benlik saygıları, kaygı düzeyleri, kadercilik eğilimleri ve psikolojik dayanıklılıklarını incelemektir. Çocukların suça sürüklenmesi, toplumsal düzeni tehdit eden önemli bir sosyal problemdir. Çocukların suça sürüklenmesini ele alan çalışmaların sayısı günden güne artmaktadır. Ancak suça sürüklenen çocukların benlik saygıları, kaygı düzeyleri, kadercilik eğilimleri ve psikolojik dayanıklılıkları hakkındaki çalışmaların sayısı azdır. Bu araştırma, suç isnadıyla haklarında yargılama süreci devam eden ve Isparta Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğünün Ceza Yargılaması Destek Bürosundan tedbir değerlendirmesi istenen 143 suça sürüklenen çocukla gerçekleştirilmiştir. Araştırma alan araştırması niteliğinde olup ilişkisel tarama modeline göre yürütülmüş betimsel bir çalışmadır. Verilerin toplanması araştırmacı tarafından takip etmiştir. Araştırmaya katılmayı kabul eden tüm katılımcıların açık onamları alınarak katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Benlik Saygısı Ölçeği, Sürekli Kaygı Ölçeği, Kadercilik Eğilimi Ölçeği ve Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği uygulanmıştır. Veriler SPSS 29.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın temel hipotezi doğrultusunda yapılan istatistiksel analizler neticesinde, suça sürüklenen çocukların benlik saygılarıyla sürekli kaygı düzeyleri arasında negatif yönde ve anlamlı; kadercilik eğilimleri ve psikolojik dayanıklılıkları arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın alt hipotezleri doğrultusunda ise suça sürüklenen çocukların bazı demografik özellikleri ve yaşamsal deneyimleriyle benlik saygıları, kaygı düzeyleri, kadercilik eğilimleri ve psikolojik dayanıklılıkları arasında farklılıklar analiz edilmiş; istatistiksel açıdan anlamlı olanlarla olmayanlar her bir değişken özelinde yorumlanmıştır. Sonuç olarak araştırmada, çocuk suça sürüklenmelerinde benlik saygısı, kaygı düzeyi, kadercilik eğilimi ve psikolojik dayanıklılık gibi bireysel ve duygusal/psikolojik faktörlerin önemi vurgulanmakta ve çocuk suçluluğuyla mücadelede öneriler sunulmaktadır.
Üniversite öğrencilerinin gençlik liderlik özellikleri ile benlik saygısı ve özgüven algıları arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı üniversiteye devam eden öğrencilerin gençlik liderlik özellikleri ile benlik saygısı ve özgüven algıları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Veri toplama aracı olarak "Gençlik Liderlik Özellikleri", "Benlik Saygısı" ve "Özgüven" ölçeğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 öğretim yılında Siirt Üniversitesinde lisans düzeyindeki 7 fakülte ve 3 yüksekokulda öğrenim gören toplam 6322 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Araştırma, çalışma evreninde üniversiteye devam eden toplam 1295 lisans öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde SPSS ve AMOS 22 programları kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki path analizi ile hesaplanmıtır. Araştırma sonucunda, üniversite öğrencilerinin algılarına göre genel olarak gençlik liderlik özelliklerini iyi düzeyde sergiledikleri, yüksek düzeyde benlik saygısına sahip oldukları ve gençlerin özgüvenlerinin iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucunda, üniversiteye devam eden öğrencilerin gençlik liderlik özellikleri ile benlik saygısı ve özgüvenleri arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Yapılan path analizi sonucunda ise, üniversiteye devam eden öğrencilerin gençlik liderlik özelliklerinin hem benlik saygısını hem de özgüvenini arttırdığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte yapılan araştırma sonucunda, üniversiteye devam eden öğrencilerin benlik saygısı arttıkça özgüvenlerini de artabileceği tespit edilmiştir. Ayrıca gençlerin özgüvenleri üzerinde hem benlik saygısının hem de gençlik liderlik özelliklerinin pozitif yönde bir etki yaptığı, gençlik liderlik özelliklerinin özgüven üzerinde benlik saygısına göre daha güçlü bir yordayıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Gençlik liderlik özellikleri, benlik saygısı, özgüven, üniversite öğrencileri
Güneydoğu Anadolu bölgesinde çalışan antrenörlerin benlik saygısı ile öğrenilmiş güçlülük düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; Güneydoğu Anadolu Bölgesinde çalışan antrenörlerin benlik saygısı ile öğrenilmiş güçlülük düzeylerinin incelenmesidir. Çalışmanın evrenini, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde çalışan antrenörler oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise tesadüfî örneklem yöntemi ile seçilmiş olan 136 erkek, 75 kadın toplam 211 katılımcı oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak, demografik özelliklerin tespiti için araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu, öğrenilmiş güçlülük düzeyi tespiti için Rosenbaum (1980), tarafından geliştirilen Siva ve Dağ (1991) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan Rosenbaum'un Öğrenilmiş Güçlülük Ölçeği (RÖGÖ) ve Benlik saygısı düzeyinin tespiti için Rosenberg (1965) tarafından geliştirilen, Çuhadaroğlu (1986) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) kullanılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler IBM SPSS 24 programıyla analiz edilmiştir. Araştırmada normallik testi olarak Kolmogorov-Smirnov testi kullanılmıştır. Katılımcıların tanımlayıcı özelliklerini belirlemek için frekans ve yüzde testi kullanılmıştır. Ayrıca ikili bağımsız örneklem değişkenleri için T testi ve ikiden fazla bağımsız örneklem değişkenleri için Oneway ANOVA testi kullanılmıştır. Gruplararası farkların belirlenmesi için post-hoc testi olarak LSD testi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin arasındaki ilişkinin tespiti için Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; cinsiyet değişkenine göre benlik saygı düzeyinde istatiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (t=2,072; p<0,05). Medeni durum değişkenine göre benlik saygı düzeyinde istatiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (t=-2,164; p<0,05). Yaş değişkenine göre benlik saygısı düzeyinde istatiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (F3,207=8,234; p<0,05). Çalışma yılı değişkenine göre benlik saygısı düzeyinde istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (F3,207= 4,144; p<0,05). Görev yapılan il değişkenine göre istatiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (F8,202=2, 394; p<0,05). Ayrıca benlik saygısı ile öğrenilmiş güçlülük düzeyi arasında (r=,204;p=,003) pozitif yönde zayıf düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Antrenör, Benlik Saygısı, Öğrenilmiş Güçlülük, Spor.
Okul yöneticilerinin benlik saygısı algıları ile psikolojik iyi olma durumları arasındaki ilişki
Bu araştırmada okul yöneticilerinin benlik saygısı algıları ile psikolojik iyi olma durumları arasındaki ilişkinin betimlenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, okul sistemini başarıya ulaştırmada önemli görevler üstlenen okul yöneticilerinin, benlik saygısı düzeylerinin psikolojik iyi oluşlarına etkilerinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modelinden tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Mardin ili Artuklu, Midyat, Ömerli, Savur, Derik, Mazıdağı, Kızıltepe, Nusaybin, Yeşilli ve Dargeçit ilçelerinde resmi anaokul, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretimde görev yapan toplam 1232 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, tesadüfî (random) örnekleme yöntemlerinden basit rastgele örnekleme tekniği kullanılarak 191 okul müdürü, 23 müdür başyardımcısı ve 241 müdür yardımcısı olmak üzere toplam 455 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" ve "Perma İyi Oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan okul yöneticilerinin benlik saygısı algıları ve psikolojik iyi olma durumları arasındaki ilişki incelenirken katılımcıların görevdeki hizmet yılına, branşına, idarecilik süresine, görev yapılan okul türüne, medeni duruma, cinsiyete ve idarecilik görevlerine ilişkin değişkenler ele alınmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama ve standart sapma gibi betimsel istatistikler ile t-testi, ANOVA (tek yönlü varyans analizi), Pearson Korelâsyonu ve Regresyon analiz teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, genel olarak okul yöneticilerinin benlik saygısı düzeyleri ile psikolojik iyi olma düzeylerinin orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan okul yöneticilerinin benlik saygısı algıları ile psikolojik iyi olma durumlarına ilişkin algılarının araştırmada kullanılan bağımsız değişkenlerin bazılarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Okul yöneticilerin benlik saygısı ile psikolojik iyi oluş alt faktörü olan olumlu duygular düzeyleri arasında pozitif yönde ve düşük düzeyde; psikolojik iyi oluş alt faktörleri olan olumlu duygu durumları ile yalnızlık ve olumsuz duygular alt boyutları arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde; sağlıklı olma hissi, başarı, anlam, olumlu ilişkiler, bağlanma alt boyutları arasında pozitif yönlü ve yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Okul yöneticilerinin benlik saygısı algıları, psikolojik iyi oluş ölçeğinin alt faktörü olan anlam, yalnızlık, olumlu duygular ve olumsuz duyguların olumlu ve anlamlı yordayıcısıdır.
Şizofreni tanılı bireylere uygulanan psikososyal beceri eğitiminin öznel iyileşme, benlik saygısı ve yaşam niteliği düzeylerine etkisi
Bu çalışma, şizofreni tanılı bireylerde Psikososyal Beceri Eğitimi'nin hastaların öznel iyileşme, benlik saygısı ve yaşam niteliği düzeylerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, randomize kontrollü bir araştırmadır. Araştırma, bir hastanenin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği'ne kayıtlı 48 şizofreni tanılı birey (Müdahale: 24, Kontrol: 24) ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Öznel İyileşmeyi Değerlendirme Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Şizofreni Hastaları İçin Yaşam Niteliği Ölçeği kullanılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından ön test ve son test şeklinde öz bildirime dayalı olarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Müdahale grubundaki hastalara 11 hafta boyunca haftada bir oturum şeklinde Psikososyal Beceri Eğitimi uygulanmış, kontrol grubundaki hastalara herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, bağımsız gruplarda t testi ve bağımlı gruplarda t testi kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler yönünden gruplar arası homojenlik ki- kare analizi (Yates düzeltmeli ki-kare) ve bağımsız gruplarda t testi yapılarak değerlendirilmiştir. Psikososyal Beceri Eğitimi'nin öznel iyileşme, benlik saygısı ve yaşam niteliği düzeylerine olumlu etkisi olmuştur. Uygulama sonrası müdahale grubundaki bireylerin "Öznel İyileşme" ve "Yaşam Niteliği" puan ortalamalarının kontrol grubuna göre artış gösterdiği, "Benlik Saygısı" puan ortalamalarının kontrol grubuna göre azaldığı saptanmış olup, gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Müdahale ve kontrol grubundaki bireylerin "Kişilerarası İlişkiler", "Mesleki Rol","Ruhsal Bulgular" ve "Günlük Eşya Kullanımı ve Faaliyetler" yaşam niteliği ölçeği alt boyutları toplam puanına ait başlangıç ölçümü puan ortalamaları arasında anlamlı fark bulunmazken (p>0,05), müdahale sonrası her iki grubun puan ortalamaları arasında (p<0.05) anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Bu çalışma sonuçları doğrultusunda, uygulanan Psikososyal Beceri Eğitimi'nin hastaların öznel iyileşme, benlik saygısı ve yaşam niteliği düzeylerini arttıran, etkili bir hemşirelik müdahalesi olduğu söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Psikiyatri hemşireliği; psikososyal beceri eğitimi; şizofreni.
Psikotik belirtileri olan hastaların, sağlık çalışanlarının iletişimine yönelik değerlendirmeleri ile içselleştirilmiş stigma, benlik saygısı ve öznel iyileşme düzeylerinin ilişkisi
Bu çalışma, psikotik belirtileri olan hastaların, sağlık çalışanlarının iletişimine yönelik değerlendirmelerinin hastaların içselleştirilmiş stigma, benlik saygısı ve öznel iyileşme düzeyleriyle ilişkisini araştırmak amacıyla planlanmıştır. Araştırmanın türü ilişki arayıcı desen doğrultusunda tanımlayıcı bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Ankara'da bulunan, araştırmaya katılmayı kabul eden, araştırmaya dahil olma kriterlerini karşılayan 18 yaş üstü psikotik belirtileri olan yetişkin psikiyatri hastaları oluşturacaktır. Araştırmanın örneklemi pilot uygulama sonrası belirlenecek olup, dört farklı parametre arası ilişkiyi değerlendirmek üzere 40 katılımcı ile pilot bir uygulama yapılması, modelde yer alan değişkenler arası korelasyonun yapısının belirlenmesi ve örneklem sayısının bu doğrultuda hesaplanması planlanmıştır. Veriler, araştırmacılar tarafından literatürdeki benzer çalışmalar taranarak oluşturulan hasta bilgi formu ile Sağlık Bakımı İletişim Anketi (SBİA), Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalama Ölçeği (RHİDÖ), Benlik Saygısı Değerlendirme Ölçeği- Kısa Formu (BSDÖ-KF) ve İyileşme Değerlendirme Ölçeği (İDÖ) ile toplanacaktır. Katılımcıların tanıtıcı özelliklerine ilişkin veriler sıklık, yüzdelik, ortalama ve standart sapma değerleri kullanılarak hesaplanacaktır. Verilerin normallik varsayımını karşılama durumu Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilks testleri ile değerlendirlecektir. Ölçeklerden elde edilecek sonuçların birbirini yordama düzeyleri çoklu doğrusal regresyon, ilişkisi ise korelasyon analizleri kullanılarak tespit edilecektir. Normallik test varsayımlarının karşılanması durumunda Pearson korelasyon katsayısı, karşılanmaması durumunda ise Spearman korelasyon katsayısı ölçekler arası ilişkinin değerlendirilmesinde kullanılacaktır. Bu çalışma ile sağlık çalışanlarının iletişiminin psikotik belirtileri olan hastalar tarafından nasıl algılandığı ve bu algının hastaların kendilerine yönelik damgalamalarına, benlik saygılarına ve öznel iyileşmelerine ne gibi etkileri olduğu belirlenecektir. Bu yolla çalışmanın, iletişimin terapötik bir araç olarak kullanılmasını sağlayacak ileri müdahale çalışmalarına katkı sağlaması beklenmektedir.
Üriner inkontinansı olan kadınlarda sağlığı geliştirme modeline dayalı eğitim ve danışmanlık programının benlik saygısı, cinsel doyum ve yaşam kalitesine etkisi
Araştırma bir Aile Sağlığı Merkezi'ne kayıtlı 18 yaş üzerinde olan menopoza girmemiş kadınlarda üriner inkontinans prevelansı ve risk faktörlerinin belirlenmesi amacıyla kesitsel araştırma tasarımında ve üriner inkontinansı olan kadınlarda 'Pender'in Sağlığı Geliştirme Modeli'ne dayalı eğitim ve danışmanlık programının kadınların benlik saygısı, cinsel doyum ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi amacıyla ön test-son test paralel desende randomize kontrollü deneysel araştırma tasarımında iki aşamada yürütülmüştür. Araştırmanın birinci aşaması bir Aile Sağlığı Merkezi'ne kayıtlı 18 yaş üzerinde olan, menopoza girmemiş kadınlarda üriner inkontinans prevelansı ve risk faktörlerinin belirlenmesi amacıyla kesitsel araştırma tasarımında; ikinci aşaması üriner inkontinansı olan kadınlarda Pender'in Sağlığı Geliştirme Modeli'ne dayalı eğitim ve danışmanlık programının kadınların benlik saygısı, cinsel doyum ve yaşam kalitesine etkisini değerlendirmek amacıyla ön test-son test randomize kontrollü deneysel araştırma tasarımında yürütülmüştür. Araştırmanın birinci aşamasına Aile Sağlığı Merkezi'ne kayıtlı 18 yaş üzerinde olan menopoza girmemiş 1042 kadın dahil edilmiştir. Birinci aşamada veriler; 18 Ocak 2021-31 Mayıs 2021 tarihleri arasında, 'Tanımlayıcı Özelliklere İlişkin Soru Formu', 'Uluslararası İnkontinans Sorgulama Formu' ve 'İnkontinans Şiddet İndeksi' kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasına birinci aşamada örneklem seçim kriterlerini sağladığı belirlenen 46 kadın ile devam edilmiştir. Ön-test tamamlandıktan sonra 46 kadın tabakalı blok randomizasyon ile üriner inkontinans şiddetine (hafif, orta) göre tabakalanarak müdahale ve kontrol gruplarına (M:23, K:23) atanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında veriler; 24 Eylül 2021-13 Ocak 2022 tarihleri arasında, 'Uluslararası İnkontinans Sorgulama Formu', 'İnkontinans Şiddet İndeksi', 'Pender'in Sağlığı Geliştirme Modeline Dayalı Bilgi Formu', 'Benlik Saygısı Alt Ölçeği', 'Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği-Kadın Formu', 'İnkontinans Yaşam Kalitesi Ölçeği', 'Öz-Etkililik/Yeterlik Ölçeği' kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında müdahale grubuna Pender'in Sağlığı Geliştirme Modeli'ne göre hazırlanan 'Pender'in Sağlığı Geliştirme Modeline Dayalı Eğitim ve Danışmanlık Programı' uygulanmıştır. Müdahale grubuna üç aylık süreç boyunca eğitim programından bir, iki ve üç ay sonra 3 ev ziyareti ve eğitim programından, birinci ve ikinci ev ziyaretinden 15 gün sonra olmak üzere 3 kez telefon görüşmesi yapılmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir müdahalede bulunulmamış; müdahale grubu ile eş zamanlı olarak veri toplama formları uygulanmıştır. Araştırmanın her iki aşamasında da formlar ve ölçekleri kadınlar kendileri doldurmuş ve bu sürede kadınlara rehberlik edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde frekans, yüzde ve tanımlayıcı istatistikler, Shapiro-Wilk Testi, Bağımsız Örneklemler T-Testi, Tekrarlı Ölçümler Anova Testi, Ki-kare Bağımsızlık Testi, Fisher'in Kesin Testi, Cochran-Q Testi, Mann-Whitney U Testi, McNemar Testi, Friedman Testi ve Marjinal Homojenlik Testi kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasında kadınların %32,9'unda üriner inkontinans belirlenmiş ve yaşın, üriner sistem enfeksiyonunun tekrarlaması üriner inkontinans riskini artırırken; eğitim düzeyinin artmasının inkontinans riskini azalttığı bulunmuştur. Araştırmanın ikinci aşamasında; müdahale grubundaki kadınların eğitimden bir ay ve üç ay sonra üriner inkontinans sıklık, miktar ve şiddetinin kontrol grubuna göre daha düşük olduğu; eğitimden bir ay ve üç ay sonra müdahale grubundaki kadınların cinsel doyumu ve yaşam kalitesinin kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Pender'in Sağlığı Geliştirme Modeli'ne göre verilen eğitim ve danışmanlık programı kadınlarda üriner inkontinans sıklığı, miktarı, şiddeti, cinsel doyum ve yaşam kalitesini iyileştirmektedir. Bu doğrultuda, üriner inkontinans açısından riskli kadınlarda sorun ortaya çıkmadan risk faktörlerinin ortadan kaldırılması, sorun yaşayan kadınlarda ise sorunun erken dönemde belirlenerek davranış ve yaşam tarzı değişikliklerinin uygulanması, davranış ve yaşam tarzı değişikliklerinin birinci basamak sağlık hizmetlerine entegre edilmesi, önlenme ve risklerin azaltılmasına yönelik eğitim programlarının yaygınlaştırılması önerilmektedir.
Öğretmenlerin kişiler arası öz yeterlikleri ile kendilerine saygı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Yapılan bu araştırmada öğretmenlerin kişiler arası öz-yeterlikleri ile kendilerine saygı arasındaki ilişki incelenmiştir. Bunun için İstanbul İli / Maltepe İlçesinde ortaöğretim kurumlarında çalışan 285 öğretmene Kişisel Bilgi Formu, Kişiler Arası Öz Yeterlik Ölçeği (KÖYÖ) ile Kendine Saygı Ölçeği (KSÖ) uygulanmıştır. Araştırmanın analiz çalışmasında dağılımların normalliğine bakılarak normal dağılım için İlişkisiz grup "t" testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi, normal olmayan dağılım için non -parametric Mann Whitney-U testi, non -parametricKruskal Wallis –H testi ile iki ölçek arasındaki karşılaştırma için Pearson Çarpım Moment Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Anlamlılık ,05 düzeyinde denenmiştir. Diğer düzeyler ilgili çizelgelerde belirtilmiştir. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; Öğretmenlerin kişiler-arası öz yeterlik inançları ve öğretmenlerin Kendilerine Saygılarının yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin Kendilerine Saygıları arttıkça öğretmenlerin kişiler-arası öz yeterlik inançlarının arttığı görülmüştür. Kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere nazaran meslektaşlardan elde edilen desteğe ilişkin öz yeterlik inançlarının daha yüksek olduğu ve kadın öğretmenlerin kendilerine saygılarının erkek öğretmenlere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sağlık Meslek Lisesinde çalışan öğretmenlerin, Anadolu Lisesinde ve İmam Hatip Lisesinde çalışan öğretmenlere göre Meslek Lisesinde çalışan öğretmenlerin de İmam Hatip Liselerinde çalışan öğretmenlere göre sınıf yönetiminde algılanan öz yeterliklerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca Meslek Lisesinde çalışan öğretmenlerin Çok Programlı Lise ve İmam Hatip Liselerinde çalışan öğretmenlere göre idarecilerden elde edilen desteğe ilişkin algılanan öz yeterlik inançlarının daha yüksek olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: kişiler–arası öz yeterlik, kendine saygı, öz yeterlik inancı
12.sınıf öğrencilerinde algılanan anne-baba tutumları ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı farklı iki lise türünde 12. sınıf öğrencilerinde benlik saygısı ve algılanan anne baba tutumları arasındaki ilişkinin bazı değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma evrenini 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul İli Başakşehir İlçesinde bulunan üç genel lisede toplam 297 öğrenciyle yapılmıştır. Araştırmanın verileri "Offer Benlik Saygısı" ölçeği ile "Anne-Baba Tutum" ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Pearson momentler çarpımı, bağımsız örneklemler t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu karşılaştırmalar için ise Tukey HSD testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; öğrencilerin algıladıkları anne-baba tutum genel puanı ile benlik saygısı genel ve alt ölçeklerinden olan duygusal düzey, beden imgesi, sosyal ilişkiler, çevre uyumu, aile ilişkileri, başetme gücü, cinsel tutumlar, dürtü kontrolü, ruh sağlığı ve bireysel değerler puanları arasında anlamlı ilişkilerin olmadığı görülmüştür. Buna karşılık sadece algılanan anne-baba tutum genel puanı ile alt ölçeklerinden olan meslek ve eğitim puanı arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Benlik Saygısı, Anne-baba tutumları, Ergenlik
Lise öğrencilerinin kararsızlık durumları ile kendilerine saygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmanın amacı lise öğrencilerinin kendilerine saygı düzeyleri ile kişisel kararsızlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda İstanbul Pendik ilçesinde bulunan Gülizar Zeki Obdan Anadolu Lisesi ve Fatih Anadolu Lisesi 12. Sınıfta öğrenim gören 139 u kız, 110 u erkek toplam 249 öğrenci ile çalışılmıştır. Söz konusu öğrencilere Kişisel Bilgi Formu, Kendine Saygı Ölçeği, Kişisel Karar Ölçeği uygulanmıştır. Form ve ölçeklerin uygulanışı 2015-2016 eğitim -öğretim yılı Nisan ayı içerisinde gerçekleşmiştir.Kişisel Bilgi Formunda; yaş, cinsiyet, anne baba mesleği ve eğitimi, oturduğu evin durumu, ailenin gelir düzeyi, ailedeki birey sayısı gibi değişkenler mevcuttur. Araştırma betimsel ve ilişkisel istatistiki işlemlere tabi tutulmuştur. Kişisel Bilgi Formu, Kendine Saygı Ölçeği, Kişisel Kararsızlık Ölçeğinden alınan puanlar belirlendikten sonra veriler SPSS (Statistical Pakage For Sacial Scientists for Windows Release 10.0) programında analiz edilmiş, manidarlığı p<0.05 düzeyinde sınanmış ve sonuçlar araştırmanın amaçlarına uygun olarak çizelgeler halinde sunulmuştur. Araştırma sonucuna göre Kendine Saygı ile Kişisel Kararsızlık arasında negatif yönlü, orta derecede istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır. Kendine saygı düzeyi yüksek öğrencilerin kararsızlık düzeylerinin azaldığı tespit edilmiştir.
Anne babası boşanmış ve tam aileye sahip 15-18 yaş dönemi ergenlerinin benlik saygısı düzeylerinin karşılaştırılması
Yapılan çalışmada araştırılması amaçlanan temel konu ''Ebeveyni ayrılmış ve tam aileye sahip 15-18 yaş arası ergenlik dönemi çocuklarının benlik saygısı düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek'' tir. Araştırmanın temel beklentisi anne ve babası ayrılmış olan 15-18 yaş dönemindeki ergenlerin tam aileye sahip yani aile bütünlüğü bozulmamış 15-18 yaş dönemindeki ergenlere kıyasla benlik saygısı düzeylerinin daha düşük olacağı yönündedir. Ayrıca alt amaçlar olarak, ergenlerin benlik saygısı düzeylerinin ailenin bazı demografik özelliklerine göre farklılaşabileceği beklenmektedir. Bu beklentilerden hareketle, seçilen 15 ve 18 yaş grubuna dahil toplam 185 lise öğrencisine öncelikle Kişisel Bilgiler Formu uygulanarak aile yapıları ve ailenin demografik özellikleri tespit edilmiştir. Sonrasında bu öğrencilere Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği uygulanarak, ölçeğin puanlarına göre, yüksek, orta ve düşük benlik saygısı gruplarına ayrılmıştır. Araştırma bulgularına göre, gencin anne babasının ayrılmış ya da ayrılmamış olması ile benlik saygısı düzeyi arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Araştırma sonuçları, ailesi ayrılmış ya da ayrılmamış ergenlerin benlik saygısını artırma yönündeki önermeler ışığında tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Anne-Baba 2. Boşanma 3. Tam Aile 4. Ergenlik 5. Benlik Saygısı
Beklenmedik başarısızlık gösteren üstün yetenekli öğrencilerin okul başarı tutumları ile akademik öz- yeterlik inançları, algıladıkları aile otorite stilleri ve benlik saygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, beklenmedik başarısızlık kategorisine alınabilecek olan üstün yetenekli öğrencilerin okul başarı tutumları ile akademik öz-yeterlik inançları, algıladıkları aile otorite stilleri ve benlik saygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada, İstanbul ilinde öğrenim gören beklenmedik başarısızlık kategorisine alınabilecek olan 122 üstün yetenekli öğrenciye Okul Başarı Tutum Ölçeği-Revize Formu (OBTÖ-R), Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Aile Otorite Stil Ölçeği ve Akademik Öz-yeterlik Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Elde edilen verilen istatistiksel analizinde yüzde, frekans, t-Testi, ANOVA, pearson momentler çarpımı gibi istatistiksel hesaplamalar kullanılmıştır. Sonuç olarak beklenmedik başarısızlık kategorisine alınabilecek öğrencilerin okul başarı tutumlarında ve bu ölçeğin öğretmene yönelik tutum ve hedef değeri boyularında cinsiyete göre anlamlı bir farklılaşma olduğu görülmüştür (p<.05). Akademik öz-yeterlik ölçeği puanında cinsiyete göre anlamlı farklılaşma olduğu görülmektedir (p>.05). Okul değişkenine (Devlet ve Özel) göre akademik özyeterliği algısı özyeterlik ölçeği puanlarında ve ölçeğin öğretmene ve okula yönelik tutum ve hedef değeri alt boyutlarında devlet okulu lehine anlamlı farklılaşma olduğu görülmektedir (p<.05). Üstün yetenekli öğrencilerin okul başarı tutumları ile benlik algısı (r=308), akademik öz-yeterlik (r=.531), ihmalkâr aile stili (r=.271), özerk aile stili (r=.342) anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. İlerideki araştırmalar üstün yetenekli öğrencilerin beklenmedik düşük başarısızlık olgusuna etki eden faktörlerin nitel olarak araştırılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Üstün Yetenekliler, Beklenmedik Başarısızlık, Benlik Saygısı, Okul Başarı Tutumu, Aile Otorite Stilleri, Akademik Öz-yeterlik
Üniversite öğrencilerinin kendini gerçekleştirme düzeyi ile benlik saygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Alan araştırması olarak tasarlanan çalışmanın ana konusunu kendini gerçekleştirme ve benlik saygısı kavramları oluşturmaktadır. Bu çerçevede çalışmanın amacı benlik saygısı ile kendini gerçekleştirme değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu araştırmanın örneklemi 2016-2017 öğretim döneminde İstanbul'da bir vakıf meslek yüksek okulunda, 1. ve 2. Sınıfın birinci ve ikinci öğretimine devam eden, 18-26 yaş arasındaki, 76 kız ve 59 erkek olmak üzere toplam 135 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrenciler araştırmaya gönüllülük esasına göre seçilmiştir. Araştırmada kendini gerçekleştirme düzeyini ölçmek üzere Everett Storm (1968) tarafından geliştirilen "Kişisel Yönelim Envanteri " , benlik saygısı düzeyini ölçmek için Stanley Coopersmith (1986) tarafından oluşturulan "Coopersmith Benlik Saygısı Envanteri" kullanılmıştır. Öğrencilerin sosyo-demografik özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan "kişisel bilgi formu" kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde SPSS24 paket programından yararlanılmıştır. Verilerin analizinde ANOVA testi, t testi, pearson korelasyon analizi, çoklu regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda kendini gerçekleştirme ve benlik saygısı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Orta gelirli ailesi olan öğrencilerde ve kız öğrencilerde "kendini gerçekleştirme düzeyi" yüksek bulunmuştur. Orta gelirli ailesi olan öğrencilerde ve kız öğrencilerde "kendini gerçekleştirme düzeyi" yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kendini Gerçekleştirme, Benlik Saygısı
Üniversite öğrencilerinde benlik saygısı algılanan sosyal destek ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin incelenmesi
Toplumsal etki, bireysel gelişimin en önemli parçasıdır. Aile ve sosyal çevre, bireylerin hayata karşı direngenliğini, kendini algılayışını, zorluklarla baş edebilme düzeyini önemli ölçüde belirlemektedir. Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinde, benlik saygısı, algılanan sosyal destek ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişki araştırılacaktır. Araştırmanın örneklemi İstanbul ili, Üsküdar ilçesinde bulunan vakıf üniversitelerinin öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan grubun %75.8'i (n:113) kadın, % 24.2' si (n:36) erkek olmak üzere toplam 148 kişidir. Katılımcıların % 96,6 sının (n:144) medeni durumunun bekar olduğu, %92,6 sının (n:138) eğitim durumunun lisans düzeyinde olduğu görülmektedir. Araştırmaya katılanların %25,5 i (n:38) psikiyatrik veya psikolojik tedavi görmüşler, bunların %3.4'ü (n:5) düzenli, %2 si (n:3) ara sıra ilaç kullanmaktadır. Geri kalan %15,4'ü (n:23) ise geçmişte ilaç kullandığını ifade etmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Rosenberg benlik saygısı ölçeği, algılanan sosyal destek ölçeği, psikolojik sağlamlık (ego sağlamlığı) ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada, tüm değişkenler arasındaki korelasyonlara bakılarak; benlik saygısı, algılanan sosyal destek ve psikolojik sağlamlık arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Cinsiyete göre, Rosenberg ölçeğinin alt boyutlarının ortalama puanları bağımsız örneklem t testi ile karşılaştırılmış ve istatistiksel olarak fark elde edilememiştir. Cinsiyete göre, benlik saygısı, kendilik kavramının sürekliliği, insanlara güven duyma, eleştiriye duyarlılık, depresif duygulanım, hayalperestlik, psikosomatik belirtiler, kişilerarası ilişkilerde tehdit hissetme, tartışmalara katılabilme derecesi, ana-baba ilgisi, babayla ilişki ve psişik izolasyon puanları arasında bir fark bulunamamıştır. Yaşa göre bakıldığında, hayalperestlik ve psikosomatik belirtiler, alt boyutları dışında diğer alt boyutların ortalamaları arasında istatistiksel olarak bir fark elde edilememiştir. Hayalperestlik ölçeğinde en yüksek ortamla 21 yaşındaki bireylerde, en düşük ortalama ise 24 yaş ve üstü bireylerdedir. Yaşa göre, psikolojik sağlamlık ölçeği ve algılanan sosyal destek ölçeğinin alt boyutlarının ortalama puanları bağımsız örneklem t testi ile karşılaştırılmış ve istatiksel olarak fark elde edilememiştir. Bu araştırmada psikolojik tedavi görenlerin, tedavi görmeyenlere göre psikolojik sağlamlık puanlarının ortalaması daha düşük bulunmuştur. Psikolojik tedavi görme durumuna göre benlik saygısı, görmeyenlerle karşılaştırıldığında anlamlı bir fark elde edilememiştir. Psikolojik tedavi görme ve psikiyatrik ilaç kullanımına göre algılanan sosyal destek ölçeğinin alt boyutlarının ortalama puanları bağımsız örneklem t testi ile karşılaştırılmış ve alt boyutlarının ortalamalarında istatistiksel olarak bir fark elde edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Benlik Saygısı, Psikolojik Sağlamlık, Algılanan Sosyal Destek.
Geç ergenlik dönemindeki bireylerde olumsuz benlik algısının sanal zorbalığa etkisi
Benlik algısı; bireyin yalnızca kendisi hakkındaki algılarıdır. İnsanların "ben" ve "bana ait olan" olarak tanımladıkları bir kavramdır. Bireyin kendisine dair geliştirdiği benlik algısı olumlu ya da olumsuz olarak değerlendirilebilir. Kendisini değersiz gören, sevgiden yoksun olduğunu düşünen, kendini tanımayan, kendini ifade etmekte zorlanan ve özgüvenli olma davranışı geliştirememiş bireyler, olumsuz benlik algısı geliştirmiş olarak düşünülebilir. Olumsuz benlik algısı geliştirmiş bireylerde de bazı olumsuz davranışlar gözlemlenebilir. Araştırmanın amacı; geç ergenlik dönemindeki bireylerde olumsuz benlik algısının sanal zorbalığa etki edip etmediğini ortaya koymaktır. Araştırmada Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Sanal Zorbalık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler üniversitelerin psikoloji bölümü birinci sınıflarında öğrenim gören 150 öğrenciye uygulanmış, 128'i değerlendirmeye alınmıştır. Yapılan istatistiksel değerlendirmeler sonucu Benlik Saygısı Ölçeği'nin D2 düzeyi ile Sanal Zorbalık değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olduğu ortaya konmuştur.
Obezite ameliyatı (Bariatrik cerrahi) olmaya karar veren bireylerin benlik saygılarının bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, obezite (tüp mide) ameliyatı olmaya karar veren bireylerin benlik saygılarının cinsiyet, yaş, eğitim durumu, medeni durum, çalışma durumu, çocuk sahibi olma durumu, cinsel hayatından memnun olma durumu ve psikolojik destek alma durumu gibi değişkenler açısından incelenmesidir. Bu tarama modelli araştırmada nicel veriler ve kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmanın katılımcılarını, 1 Şubat 2018 - 30 Haziran 2018 tarihleri arasında İstanbul'da bir obezite kliniğine başvuran 18-60 yaş arası tüp mide ameliyatı olmaya karar veren (106 kadın ve 26 erkek) birey oluşturmaktadır. Veriler Rosenberg (1965) tarafından geliştirilmiş olan ve Türkçe'ye uyarlaması Çuhadaroğlu (1986) tarafından yapılmış olan ''Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği'' ve araştırmacı tarafından hazırlanan ''Kişisel Bilgi Formu'' ile toplanmıştır. Araştırmada ''Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği''nin 63 soru ve 12 alt ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS 17 programı kullanılmıştır. Betimsel istatistiklerin yanı sıra verilerin normal dağılmaması nedeniyle Mann Whitney U- testi ve Kruskall-Wallis H testi tercih edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, obezite ameliyatı olmaya karar veren bireylerin benlik saygılarının yüksek ve kendilik kavramının sürekliliğinin fazla olduğu bulunmuştur. Katılımcıların insanlara orta düzeyde güven duydukları, eleştiriye fazla duyarlı oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca katılımcılar az düzeyde depresif duygulanım (depresyon) yaşadıkları, az düzeyde hayal kurdukları, psikosomatik belirtileri (anksiyete) az düzeyde yaşadıkları, kişiler arası ilişkilerde fazla tehdit hissettikleri, tartışmalara az düzeyde katılabildikleri, anne-baba ilgilerinin fazla, babayla ilişkilerinin ise orta düzeyde olduğu ve psişik izolasyon yaşamadıkları bulunmuştur. Erkek bireylerin anne-baba ilgisi ve tartışmalara katılabilme derecelerinin kadın bireylerden daha fazla olduğu, 18-21 yaş aralığında olan bireylerin diğerlerine göre daha fazla hayalperest ve psikosomatik belirti gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bunlara ek olarak sonuçlara göre ilkokul mezunlarının eleştiriye duyarlılıkları daha fazladır, bekar bireylerin evli bireylere göre ve evli bireylerin boşanmış bireylere göre daha hayalperest ve psişik izolasyon yaşamaktadırlar. Çalışıp çalışmama durumunun obezite ameliyatı olmaya karar veren bireylerin benlik saygıları üzerinde anlamlı bir etkisi yoktur. İlaveten araştırmanın bulgularına göre, çocuk sahibi olmayan bireylerin daha hayalperest ve psişik izolasyon yaşadıkları, cinsel hayatından memnun olmayan bireylerin babayla ilişki düzeylerinin daha yüksek olduğu ve psikolojik destek alıp ya da almamalarının anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Obezite, Tüp Mide Ameliyatı, Benlik Saygısı.
Algılanan ebeveyn tutumu, algılanan sosyal destek ve benlik saygısının ergenlerin akran zorba davranış eğilimi ile ilişkisi
Bu araştırmanın amacı, ergenlerin akran zorba davranış eğilimi ile algılanan ebeveyn tutumu, algılanan sosyal destek ve benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma örneklemini 14-19 yaşları arasında 206 ergenden oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan gönüllü bireylere Demografik bilgi formu, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Anne Baba Tutumları Ölçeği, Zorbalık Davranış Eğilimi Ölçeği ve Benlik Saygısı Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen verilere uygulanan istatistiksel analizler sonucu kız ergenlerin anne ve babasından algıladıkları kontrol/denetleme düzeylerinin erkek ergenlerden daha yüksek olduğu, eğlence amaçlı zorbalık ve duygu zorbalığı eğilim düzeylerinin erkek ergenlerde kız ergenlere oranla daha yüksek olduğu bulunmuştur. Anne babası boşanmış veya ayrı olan ergenlerin anne ve babasından algıladıkları psikolojik özerklik düzeylerinin anne babası evli olan ergenlerden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Babasının eğitim durumu ilkokul olan ergenlerin fiziksel ve sözel zorbalık eğilimi düzeylerinin babasının eğitim durumu lise olan ergenlerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. Değişkenler arası ilişki incelendiğinde algılanan aile desteği düzeyi yüksek olan ergenlerin zorbalık eğilimi düzeylerinin düşük olduğu bulunmuştur. Anne baba tutumları ölçeği alt boyutlarından kontrol/denetleme düzeyi yüksek olduğunda sözel zorbalık, eğlence amaçlı zorbalık ve duygu zorbalığı eğilim düzeylerinin düşük olduğu, kabul/ilgi düzeyi yüksek olan ergenlerde ise duygu zorbalığı eğilim düzeyinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Benlik saygısı düzeyi yüksek olan ergenlerde zorbalık davranış eğilim düzeylerinin düşük olduğu sonucuna varılmıştır.
Lise öğrencilerinin akademik erteleme davranışı ile benlik saygıları ve durumluluk sürekli kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ilk olarak lise öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerinin nasıl bir dağılım gösterdiğinin ve farklı cinsiyete sahip lise öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerinin sınıf düzeyi ve okul türüne göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. İkinci olarak lise öğrencilerinde Durumluluk- Sürekli kaygı düzeylerinin ve Benlik saygıları düzeyinin akademik ertelemeyi yordayıcılıklarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul İli Küçükçekmece ilçesindeki Anadolu ve Meslek liselerinin 9., 10. Ve 11. Sınıflarında öğrenim gören öğrencilerden tesadüfü örnekleme yöntemi ile seçilen 500 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerini toplamak için Çakıcı (2003) tarafından geliştirilen "Akademik Erteleme Ölçeği " (AEÖ), Durumluluk- Sürekli Kaygı Ölçeği (STAI), Coppersmith Benlik Saygısı Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu uygulanmış, sonuçlar değerlendirilmiştir. Araştırma sonucuna göre, Akademik erteleme davranışı ile benlik saygısı ve durumluluk- sürekli kaygı düzeyleri arasında anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca benlik saygısı ve durumluluk kaygı düzeyi akademik erteleme için anlamlı bir yordayıcı olurken sürekli kaygı düzeyinin anlamlı bir yordayıcı olmadığı sonucu elde edilmiştir. Akademik erteleme davranışı düzeylerinin cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, okul türü, eğitim gördükleri bölüm, sınavlara ve derslere çalışma süresi durumu bağımsız değişkenlere göre anlamlı farklılık oluşturduğu, ekonomik durum, aile birlikteliği durumu bağımsız değişkenlere göre ise anlamlı bir farklılık oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, yapılan araştırmalar ışığında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Farklı branş öğretmenlerinin duygusal zeka özelliği ile mesleki benlik saygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı farklı branş öğretmenlerinin duygusal zeka özellikleri ile mesleki benlik saygıları arasındaki ilişkileri incelemektedir. Bununla birlikte bu araştırmada, öğretmenlerin duygusal zeka ve mesleki benlik saygıları çeşitli sosyo-demografik özellikler açısından da incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 257 (142 kadın ve 115 erkek) öğretmenin gönüllülük esasına göre katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği-Kısa Formu ve Mesleki Benlik Saygısı Ölçeği veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Verilerin analizi, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi, hiyerarşik regresyon kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre farklı branşlara sahip öğretmenlerin duygusal zeka ve mesleki benlik saygıları düzeylerinin yüksek olduğu anlaşılmıştır. Öğretmenlerin duygusal zeka açısından cinsiyetlerine, mezun oldukları en son eğitim programına ve görev yapılan kademeye göre anlamlı biçimde farklılaşmadıkları belirlenmiştir. Diğer taraftan, yaşlarına, mesleki kıdemlerine ve üstlerinden takdir görmeye göre öğretmenlerin duygusal zekalarının anlamlı farklılaştığı görülmüştür. Farklı branşlara sahip öğretmenlerin mesleki benlik saygısı düzeylerinin; cinsiyete, yaşlarına, mesleki kıdemlerine, mezun oldukları en son eğitim programına, görev yapılan kademeye ve üstlerinden takdir görmeye göre anlamlı biçimde farklılaştığı saptanmıştır. Son olarak, farklı branşlara sahip öğretmenlerde mesleki benlik saygısı; duygusal zeka tarafından pozitif yönde anlamlı biçimde yordandığı sonucuna varılmıştır. Bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: Duygusal zeka, mesleki benlik saygısı, branş öğretmeni
Lisanslı spor yapan ve yapmayan ergenlerin mental iyi oluş, benlik saygısı, sosyal görünüş kaygısı ve algılanan sosyal destek açısından karşılaştırılması
Bu tez çalışmasının temel amacı, lisanslı spor yapan ve yapmayan ergenlerin benlik saygısı, algılanan sosyal destek, sosyal görünüş kaygısı ve mental iyi oluş açısından karşılaştırılmasıdır. Tezin bu konu hakkında bilgi sağlaması ve literatüre katkı yapması hedeflenmiştir. Bu çalışmanın örneklemini 14-18 yaş aralığında 160 lisanslı spor yapan ve 160 spor yapmayan olmak üzere toplam 320 ergen oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan ergenlere, Algılanan Sosyal Destek, İki Boyutlu Benlik Saygısı, Sosyal Görünüş Kaygısı ve Mental İyi Oluş ölçekleri uygulanmıştır. Çalışmanın temel bulgularında, lisanslı spor yapan ergenlerin mental iyi oluş, benlik saygısı, algılanan sosyal destek ölçeklerinden aldıkları puanların, spor yapmayan ergenlere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, lisanslı spor yapan ergenlerin, algılanan sosyal destek, benlik saygısı, mental iyi oluş ve sosyal görünüş kaygısı puanları antrenörleri ile ilişkilerine göre, anlamlı farklılık göstermezken, alınan puanların takım arkadaşları ile ilişkiye göre farklılaştığı bulunmuştur. Buna ek olarak, lisanslı spor yapan ergenler ile lisanslı spor yapmayan ergenler okul başarısı, öğretmenleri ile ilişkileri, karşılaştıkları sorunlarda yardım gördüklerini düşündükleri sosyal çevre ve yakın arkadaş sayısı değişkenleri açısından anlamlı farklılık göstermemektedir. Lisanslı spor yapan ergenlerin spor yapma nedenlerine bakıldığında, en fazla oranın popülerliği arttırmak için olduğu ortaya çıkmıştır.
Anne- babası boşanmış 12-15 yaşındaki çocuklar ile aynı yaş grubundaki anne –babası boşanmamış çocukların benlik saygısı ve depresyon düzeylerinin karşılaştırılması
Çoğu anne baba, boşanma sürecinde yaşananlar ve boşanma konusunda çocuklarına ne şekilde davranacakları konusunda kararsız kalmaktadır. Ancak çocuğun boşanmaya uyumunda, ebeveynleri tarafından verilen bilgi ve destek önemli bir rol oynamaktadır. Boşanmış ailelerin çocukları bu olaydan etkilenebilmekte ve benlik saygılarında değişimler olabilmektedir. Normalde çocuklarda benlik saygısı yaş ilerledikçe daha fazla gelişmektedir fakat boşanmış ailelerin çocuklarında bu durum farklılıklar yaratabilmektedir. Ayrıca bazı boşanan ailelerin çocuklarında çocukluk çağı depresyonu görülebilmektedir. Çocukluk çağı depresyonu zayıf ya da negatif ebeveyn ilişkisinden kaynaklanabileceği gibi genetik ve öğrenme yoluyla da aktarılabilmektedir.Bu araştırmada boşanan ailelerin çocuklarında benlik saygısı ve çocukluk çağı depresyonu konuları birtakım sosyo-demografik ilişkiler çerçevesinde incelenmektedir. Bunların birbirleri ile olan farklılıkları araştırılıp olumlu veya olumsuz yönde etki gören noktaların belirlenmesi amaçlanmıştır. Çocuk depresyonu ile benlik saygısı arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.
Yetişkin bağlanma biçimleri; benlik saygısı; Duygu düzenleme ve depresif belirtiler: Ankara ve İstanbul'da peripartum/ pospartum döneminde olan ve olmayan kadınlar arasında bir karşılaştırma
Gebelik ve doğum sonrası zamanın anneler için önemli değişmelerin yaşandığı aynı zamanda stres oluşturan pek çok uyarıcının etkisinde olduğu zor bir dönem olduğu bilinmektedir. Bu dönemde annenin sahip olduğu bazı özellik ve beceriler onda bu stresin daha problemli bir hale dönüşmesinde önemli bir etkiye sahiptir. Yapılan daha önceki araştırmalar, güvensiz bağlanma biçimine ve düşük benlik saygısına sahip, duygularını düzenlemede güçlük yaşayan kişilerin depresyon geçirme riskininin yüksek olduğunu söylemektedir. Bu çalışmada; bağlanma biçimleri, benlik saygısı, duygu düzenleme ve peripartum/postpartum depresyon (PPD) arasındaki ilişki, peripartum/postpartum döneminde bulunan kadınlar ve bu dönemde bulunmayan kadınlarla karşılaştırması yapılarak incelenmiştir. Özellikle; duygu düzenleme ve benlik saygısının güvensiz bağlanma biçimleri ve depresyon arasındaki aracı rollerinin ne olduğu hem peripartum/postpartum grubunda, hem de karşılaştırma grubunda araştırılmıştır. Bu çalışmada katılımcılar, Türkiyede Ankara ve İstanbul illerindeki hastanalerde pediatri ünitesine kayıtlı olan kişilerden seçilmiştir. Katılımcılardan iki grup oluşturulmuştur: peripartum/postpartum döneminde bulunan gruba son otuz ay içerisinde bir çocuk doğurmuş anneler, peripartum/postpartum döneminde olmayan gruba ise son otuz ay içerisinde hiç çocuk doğurmamış anneler atanmıştır. Her iki örneklem grubu yaş değişkeni hariç bütün demografik değişkenler bakımından eşit durumdadır. Anket formları 250 anne tarafından doldurulmuştur. Bu formlardan 35 tanesi yarım veya hatalı doldurma nedeniyle hesaplamadan çıkartılmış ve toplamda 215 anket formu elde edilmiştir. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği (DDGÖ) Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II) ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) doldurtulmuştur. Peripartum/ Postpartum grubunun, karşılaştırma grubuna kıyasla duygu düzenleme becerilerinde anlamlı şekilde güçlük ve daha yüksek seviyede depresif belirtiler gösterdiği bulunmuştur. Duygu düzenleme güçlüğü sorunu güvensiz bağlanma ve PPD'ye yalnızca peripartum/ postpartum grupta kısmen aracılık ederken karşılaştırma grubunda ise herhangi bir aracı etki gözlenmemiştir. İkinci değişken olarak benlik saygısının güvensiz bağlanma ve depresyon arasındaki aracı etkisi; peripartum/postpartum grubunda yalnızca kaygılı bağlanma ve depresyon arasında kısmi aracı etki gösterirken, karşılaştırma grubunda ise herhangi bir aracı etkiye rastlanmamıştır. Son olarak peripartum/ postpartum depresyona etki eden faktörleri incelemek amacıyla lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. Buna göre; sırasıyla duygu düzenleme güçlüğü ve benlik saygısı ve yaş değişkenlerinin PPD üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu, bağlanma biçimlerinin ise anlamlı bir etki ortaya koymadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Biçimleri, Duygu Düzenleme, Benlik Saygısı ve Peripartum-Postpartum Depresyonu.