Self esteem
348 theses under this subject heading
Boş zaman eğitiminin benlik saygısı ve öznel iyi oluş üzerine etkisi
ÖZET Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin boş zaman eğitim düzeylerini belirlenmesi, boş zaman eğitimi ile öznel iyi oluş ve benlik saygısı arasındaki ilişkilerin araştırılmasıdır. Araştırmanın çalışma grupları, pilot çalışma için Anadolu Üniversitesi'nde örgün eğitim gören 711 öğrenciden, asıl uygulama için Anadolu Üniversitesi'nde örgün eğitim gören 1104 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın temel amacı çerçevesinde birbirini izleyen iki çalışma gerçekleştirilmiştir. Pilot çalışma olarak ele alınan Çalışma I'de, "Boş Zaman Eğitimi Ölçeği (BZEÖ)"nin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Ölçek geliştirme süreci, madde havuzu oluşturmaya yönelik odak grup çalışması, BZEÖ faktör yapısının belirlenmesi ve ölçme modelinin test edilmesi, geçerlik ve güvenirlik testlerinden oluşmuştur. Ölçek geliştirme sürecini izleyen Çalışma II'de (nihai uygulama) ise, pilot çalışma sonucunda elde edilen BZEÖ faktör yapısının, benzer ve daha büyük bir örneklemde sınanması ve boş zaman eğitimi, öznel iyi oluş ve benlik saygısı değişkenleri arasındaki ilişkilere yönelik yapısal modelin test edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma I kapsamında psikometrik niteliklerine ilişkin deneysel kanıtlar ortaya konularak 36 madde ve 7 faktörden oluşan Boş Zaman Eğitim Ölçeği geliştirilmiştir. Bu 7 faktör, farkındalık, içsel motivasyon, dışsal motivasyon, sosyal etkileşim becerileri, can sıkıntısı, zaman yönetimi ve problem çözme olarak isimlendirilmiştir. Çalışma II kapsamında yapılan nihai uygulama analiz sonuçlarına göre, BZEÖ'nin Türk popülasyonunda yer alan üniversite öğrencileri için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu ortaya çıkmıştır. Önerilen hipotetik modele ilişkin analiz sonuçlarına göre, temel yapısal modelin iyi düzeyde doğrulandığı, boş zaman eğitiminin benlik saygısı ve öznel iyi oluş üzerinde pozitif yönlü etkisinin olduğu, benlik saygısının da ve öznel iyi oluş üzerinde pozitif etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: boş zaman eğitimi, öznel iyi oluş, benlik saygısı.
Travma yaşamış üniversite öğrencilerinin benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkide stresle başa çıkmanın aracılık rolü
Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. İlki travma yaşamış üniversite öğrencilerinin benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkide problem, sosyal destek ve kaçınma odaklı başa çıkmanın aracılık rolünü test etmektir. İkinci amacı ise travma sonrası büyüme düzeyi yüksek üniversite öğrencilerinin travma ile başa çıkma yollarını ve travma sonrası büyümeyi yaşamlarının hangi alanlarında deneyimlediklerini ortaya koymaktır. Karma modelde desenlenen bu araştırmada açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Çalışmanın nicel verileri Travma Sonrası Büyüme Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmanın nitel verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla travma sonrası büyüme düzeyi yüksek öğrencilerden toplanmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda 763, nitel boyutunda ise 12 öğrenciden veri toplanmıştır. Çalışmanın nicel verileri IBM SPSS ve AMOS Graphics programları aracılığıyla ve yapısal eşitlik modeliyle analiz edilmiştir. Ayrıca dolaylı etkinin anlamlılığını test etmek için bootstrapping işlemi kullanılmıştır. Nitel veriler ise NVIVO 11 programı aracılığıyla içerik analiziyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkide problem ve kaçınma odaklı başa çıkmanın kısmi aracılık ettiği sonucu elde edilmiştir. Sosyal destek odaklı başa çıkmanın ise benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkiye aracılık etmediği gözlenmiştir. Bootstrapping işlemi sonrasında ise dolaylı etkilerin anlamlı olduğu sonucu gözlenmiştir. Araştırmanın nitel bulgularına göre travma sonrası büyüme düzeyi yüksek üniversite öğrencilerinin travma ile başa çıkmada kullandıkları yollar problem, sosyal destek, kaçınma odaklı ve dine sığınarak başa çıkma olarak ortaya çıkmıştır. Travma sonrası büyüme düzeyi yüksek üniversite öğrencilerinin travma sonrası büyüme yaşadıkları alanlar inanç sistemi, insan ilişkileri ve kendilik algısında değişim olarak ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Travma sonrası büyüme, Stresle başa çıkma yolları, Benlik saygısı, Karma Yöntem, Yapısal Eşitlik, Bootsrapping, Üniversite Öğrencileri
İmam hatip lisesi öğrencilerinin benlik saygısı düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğü' ne bağlı İmam Hatip Liseleri'nde eğitim görmekte olan 12. Sınıf öğrencilerinin benlik saygısı düzeyleri bazı değişkenler açısından analiz edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğü' ne bağlı İmam Hatip Liseleri' nde eğitim görmekte olan 12. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemini ise 434 (dört yüz otuz dört) 12. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Öğrencilerin benlik saygısı düzeylerini belirlemek amacıyla Rosenberg (1965) tarafından oluşturulmuş ve Çuhadaroğlu (1986) tarafından Türkçeye aktarılmış olan Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların değişkenlerinin tespit edilmesi için ayrıca öğrencilerden kişisel bilgi formu doldurmaları talep edilmiştir. Bu bilgi formu öğrencilerin cinsiyet, kardeş sayısı, anne eğitimi, anne iş durumu, anne mesleği, baba eğitimi, baba iş durumu, baba mesleği, ailenin ekonomik durumu, bireylerin fiziki özellikleri, not ortalamaları, sağlık sorunu durumları, ebeveynlerin birliktelik durumu, anne ve baba tutumlarıyla katılımcıların yaşamlarını çoğunlukla geçirdikleri yer değişkenlerini belirlemeyi hedeflemiştir. Kişisel bilgi formundaki değişkenler genellikle kategorik verilerden oluşmaktadır. Araştırma verileri SPSS 26 versiyonu kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın analizlerinden önce elde edilen verilerin dağılımının normal olup olmadığına bakılmıştır. Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) ile elde edilen verilerin normal dağılıma sahip olup olmadığını test etmek için veri normalliğini analiz etme amacıyla faydalanılan üç analiz sırasıyla Skewness-Kurtosis, Kolmogrov-Simirnov ve Histogram grafiği analizleridir. Veri dağılımının non-parametrik olarak saptanması sebebiyle değişkenler ile öğrencilerin benlik saygısı düzeyi arasında ilişkinin olup olmadığını ölçmek amacıyla Mann-Whitney-U ve Kruskal-Wallis Testi uygulanmıştır. Elde edilen bulguların ışığında uygulamalara ve araştırmaya yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmaya, Hitit Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde 2019-2020 eğitim öğretim yılında öğrenim görmekte olan 694 (441 erkek ve 253 kadın) öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için gerekli Etik Kurulu İzni Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu'ndan yazılı olarak alınmıştır. Araştırmaya gönüllü olarak katılan öğrencilere bilgilendirilmiş gönüllü olur formu imzalatılmıştır. Elde edilen verilerin istatiksel analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Deneklerin kendini sabotaj düzeylerini belirlemek için Jones ve Rhodewalt tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Akın (2012) tarafından yapılan Kendini Sabotaj Ölçeği (KSÖ) kullanılmıştır. Deneklerin benlik saygısı düzeylerini belirlemek için Rosenberg tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Çuhadaroğlu (1986) tarafından yapılan Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (BSÖ) kullanılmıştır. Deneklere ait betimleyici istatistikler ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde tabloları olarak gösterilmiştir. Deneklerin kendini sabotaj ve benlik saygısı ölçeklerinden elde ettikleri puanlar ortalama ± standart sapma olarak gösterilmiştir. Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testi analizi sonucunda verilerin normal dağılmadığı görülmüş ve parametrik olmayan testlerin kullanılmasına karar verilmiştir. İkili grupların karşılaştırılması için Mann-Whitney U testi, üç ve daha fazla gruba sahip değişkenlerin karşılaştırılması için Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. İstatistiksel incelemeler için anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılan deneklerin kendini sabotaj ve benlik saygısı puanlarının öğrenim gördükleri bölüm, öğrenim gördükleri sınıf, pedagojik formasyon eğitimi alma durumu, yaşanılan en uzun yerleşim birimi, ailenin aylık ortalama gelir düzeyi, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi ve spor dalı sınıfı değişkenlerinde istatistiksel olarak farkın anlamlı olduğu (p<0,05) bulunmuştur. Bununla birlikte deneklerin kendini sabotaj ve benlik saygısı puanlarının cinsiyet, akademik başarı, anne çalışma durumu, baba çalışma durumu ve lisanslı sporcu olma durumu değişkenlerinde ise istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olmadığı (p>0,05) tespit edilmiştir. Öğrencilerin kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeyleri arasında negatif yönde orta düzeyde (r=-0,499; p<0,001) bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kendini sabotaj, Benlik saygısı, Spor.
Beden eğitimi öğretmenlerinin fiziksel aktivite, kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi öğretmenlerinin fiziksel aktivite, kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmaya Çorum ilinde görev yapmakta olan 191 (104 erkek, 87 kadın) beden eğitimi öğretmeni gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmanın yapılması için gerekli Etik Kurulu İzni Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu'ndan, kurum izni ise Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden yazılı olarak alınmıştır. Araştırmaya gönüllü olarak katılan beden eğitimi öğretmenlerine bilgilendirilmiş gönüllü olur formu onaylatılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi için SPSS 25.0 (IBM, ABD) kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farkların incelenmesi için; ikili grup karşılaştırmalarında Mann-Whitney U testi, çoklu grup karşılaştırmalarında Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Deneklerin fiziksel aktivite düzeylerini ölçmek için Türkiye'de geçerlik ve güvenirlik çalışması Öztürk (2005) tarafından yapılan Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeği, benlik saygısı ve kendini sabotaj düzeylerini ölçmek için, Rosenberg (1965) tarafından geliştirilen ve Tukuş (2010) tarafından Türkçeye uyarlanan Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ile Jones ve Rhodewalt tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Akın (2012) tarafından yapılan Kendini Sabotaj Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda, beden eğitimi öğretmenlerinin fiziksel aktivite düzeylerinin genel olarak düşük olduğu, kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeylerinde ise, negatif yönde ve düşük düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir.
Spor yöneticilerinin kişilik özelliklerinin karar verme stilleri üzerine etkileri
Bu çalışmanın amacı, spor yöneticilerinin kişilik özelliklerinin karar verme stilleri üzerinde etkisini incelemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Çalışmanın evreni Gençlik ve Spor Bakanlığında görev yapan spor yöneticilerini kapsamaktadır. Örneklem grubunu ise kolayda örnekleme yöntemiyle seçilmiş merkez ve taşra teşkilatında görev yapan toplam 286 spor yöneticisi oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Gosling ve ark., (2003) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlaması Atak (2013) tarafından yapılan "On-maddeli Kişilik Ölçeği", Mann ve ark. (1998), tarafından geliştirilen ve Deniz (2004) tarafından Türkçe 'ye uyarlanan "Melbourne Karar Verme Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanmış "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde, frekans, parametrik testlerden bağımsız örneklemler için t-testi, bağımsız örneklemler için tek yönlü varyans analizi (anova), ilişkilerin kuvvetini ve yönünü tespit etmek için pearson korelasyon ve bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisini belirlemek için çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda kişilik ölçeğinin alt boyutları ile demografik bilgiler arasında anlamlı düzeyde farklılık olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Karar verme stilinin alt boyutlarından medeni durum, asta sahip olma durumu, yaş değişkeni, aylık gelir, toplam mesleki deneyim ve spor yöneticiliği deneyim durumuna göre anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Spor yöneticilerinin karar verme stillerinin mezun olunan program durumu değişkenine göre panik karar verme stili alt boyutunda ve karar verme öz saygı toplam puanında anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Panik karar verme stili alt boyutunda eğitim durumu ve görev durumu değişkenine göre anlamlı bir fark olduğu görülmektedir (p<0,05). Spor yöneticilerinin yumuşak başlılık özelliğinin karar verme özsaygı ölçeği toplam puanı üzerinde anlamlı düzeyde etkisi olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak kişilik özelliklerinin karar verme stilleri üzerinde değişik ölçülerde etkileri olduğu söylenebilir.
Rekreatif amaçlı futbol oynayan lise öğrencilerini motive eden unsurlar ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Rekreatif amaçlı futbol oynayan lise öğrencilerini motive eden unsurlar ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi elde edilen bulguların değerlendirilmesidir. Çalışma evrenini Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda öğrenim gören 9-10-11.ve 12. Sınıf lise öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmaya öğrencilerden rastgele örneklem metodu kullanılarak belirlenen gönüllü 346 erkek öğrenci ve 304 kız öğrenci olmak üzere toplam 650 öğrenci katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak kullanılan anket 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde katılımcıların kişisel bilgilerinin belirlenmesi için kişisel bilgi formu yer almaktadır. İkinci bölümde ise Stanley Coopersmith tarafından 1986'da geliştirilen Coopersmith benlik saygısı ölçeği yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise Gill, Gross ve Huddleston tarafından 1983 yılında geliştirilen Spora Katılım Motivasyonu Ölçeği yer almaktadır. Araştırmada elde edilen bulguları analiz etmek için SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Katılımcıların kişisel bilgilerinin dağılımlarını belirlemek için yüzde, frekans ve çapraz tabloluma yöntemleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki farkı belirlemek için t testi uygulandı. Anlamlı farklılığı belirlemede tek yönlü varyans analizi, ikinci derece testi olarak ise Tukey's HSD çoklu karşılaştırma testi uygulandı.. Çalışmada anlamlılık düzeyi P<0,5 olarak alınmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda katılımcıların rekreatif faaliyetlere katılım motivasyonları ile kişisel özellikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bunamamıştır (p>0,05). Sonuç olarak Katılımcı bireyler arasında benlik saygısı ve motivasyon düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Benlik Saygısı, Rekreatif, Futbol, Motivasyon, Boş Zaman
Victims of incest: Portrayals of women as reflected in the novels of Toni Morrison and Zülfü Livaneli
The aim of this thesis is to illustrate adverse effects of racism and sexism on black women in the United States and adverse effects of sexism and custom on women in the east of Turkey by focusing on Toni Morrison?s The Bluest Eye and Zülfü Livaneli?s Mutluluk. Infact, the common points examined in the novels are marginalized woman and exploitation of woman?s body in patriarchal societies.The first chapter points out with the novel of Toni Morrison the position of black woman in the racist and sexist black community by emphasizing on a little woman, who turns to insanity in order to cope with outcasting from society after her violation. Black woman in the novel internalizes the attitude of beauty, belonging to whites, and so begins to embrace racial discrimination, ruining woman and causing her losing self-esteem.In the second chapter, the struggle of woman in a society, which gender discrimination and oppression on woman exist, has been explained with Zülfü Livaneli?s novel and it has been highlighted that how woman is seen as statue of honour and can be killed in the name of honour in case of necessity. It has been analyzed in the novel that in such a society, how a little woman coped with custom and managed to discover her self-identity.The last chapter represents comparative analysis of woman characters sharing the same destiny although they are from different races - one is black and other is white in The Bluest Eye and Mutluluk. It has been emphasized on the viewpoint of repressive societies on woman and it has been concluded in the chapter that how women are scorned and marginalized and how some concepts like beauty and honour are abused.Keywords: Racism, Sexism, Custom, Self-Esteem, Honour?
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının değer algıları ile benlik saygıları arasındaki ilişki
Değerler, bireyi ve toplumu ayakta tutan, düzenli bir toplum oluşturup bu düzenin gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan olgulardır. Sosyal bilgiler dersi toplum içerikli bir ders olması dolayısıyla değerlerin aktarılması noktasında büyük öneme sahiptir. Değerlerin aktarılması noktasında büyük öneme sahip diğer aktör şüphesiz öğretmenler ve öğretmen adaylarıdır. Geleceği şekillendirecek olan öğretmen adaylarının kendilerini doğru algılamaları, yeterliliklerinin bilincinde olmaları ve uygun benlik saygısı geliştirmeleri bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı sosyal bilgiler öğretmen adaylarının değer algıları ile benlik saygıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemini 2012-2013 eğitim öğretim yılında Ankara ve Aksaray devlet üniversitesinde eğitim gören 300 sosyal bilgiler öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak ?Kişisel Bilgi Formu?, ?Portre Değerler Ölçeği? ve ?Benlik Saygısı Ölçeği? kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre sosyal bilgiler öğretmen adaylarının değer sistemlerine ilişkin algıları ile cinsiyet, yaş, anne eğitim düzeyi, mezun oldukları okul ve gelir düzeyine göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Baba eğitim düzeyi ve yaşadığı yerin niteliğine göre ise anlamlı farklılık bulunamamıştır. Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının benlik saygılarına ilişkin algıları ile yaşları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Cinsiyet, anne- baba eğitim düzeyi, mezun oldukları okul, toplam gelir düzeyi ve yaşadığı yerin niteliğine göre ise anlamlı farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Değer Algısı, Benlik Saygısı, Sosyal Bilgiler Öğretmen Adayları
Adölesan Voleybolculara uygulanan yapılandırılmış grup müdahalesinin yeme tutumu, depresyon düzeyi, beden algısı ve benlik saygısı üzerine etkisi
Yeme bozuklukları, yeme davranışının ciddi düzeyde bozulduğu psikiyatrik rahatsızlıklardır. Bu çalışmanın amacı; sporcularda sıkça karşılaşılan yeme davranışı bozukluklarının, birey merkezli grupla psikolojik danışma ve beslenme odaklı psikoeğitim çalışmasının terapötik etkilerinden yararlanılarak azaltılmasıdır. Bu araştırma, ön test- son test uygulamalı deney ve kontrol gruplarının kullanıldığı deneysel bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Aynı ligde müsabakalara katılan toplam 24 adölesan kız voleybolcu (14-17 yaş) gönüllü olarak çalışmaya katılmıştır. Ön test uygulaması sonuçlarına göre seçkili olarak bir voleybol takımı kontrol (12 kişi), bir voleybol takımı da deney grubu (12 kişi) olarak belirlenmiştir. Deney grubunda yer alan 12 sporcuya 12 oturumdan oluşan 'Yeme Bozuklukları Müdahale Programı' uygulanmıştır. Kontrol grubundaki sporculara ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Müdahale programını değerlendirmek amacıyla; Yeme Tutumu Testi (YTT), Hollanda Yeme Davranışı Anketi (DEBQ), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Beden Algısı Ölçeği (BAÖ), Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (BSÖ) ön test ve son test olarak kullanılmıştır. Sporcuların genel vücut yapısını ve vücut yağ yüzdesini belirlemek amacıyla antropometrik ölçümleri alınmıştır. Ayrıca katılımcıların beslenme durumunun belirlenmesinde 24 saatlik 'Besin Tüketim Kayıt Formu' kullanılmıştır. Müdahale programı sonunda deney grubunun YTT, BDÖ ortalamalarında azalma olduğu, BAÖ puan ortalamalarında ise artış olduğu görülmüştür. Deney grubundaki sporcuların YTT, BDÖ ve BAÖ ön test ve son test puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur (p<0.05). Bununla birlikte; müdahale programı sonunda deney grubunun DEBQ ve BSÖ puanları, antropometrik ölçümleri, günlük ortalama enerji ve besin öğeleri tüketim miktarları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farka rastlanmamıştır (p>0.05). Herhangi bir müdahale uygulanmayan kontrol grubunun ise yağsız vücut kütlesi ve vücut yağ ağırlığı dışında, ön test- son test puanlarının tamamında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak, adölesan voleybolculara uygulanan yapılandırılmış müdahale programının, sporcuların yeme tutumu, depresyon düzeyi ve beden algısı üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu bulunmuştur.
Periodontoloji kliniğine başvuran hastalardaki estetik algının benlik saygısına etkisinin incelenmesi
Periodontal hastalıklar, periodontal destek dokuların yıkımı ile karakterize enflamatuar hastalıklardır. Hastalık özellikle ön bölgedeki dişleri etkilediğinde, estetik olumsuz etkilenebilmekte ve estetik memnuniyetsizlik bireyin kendine saygısında azalmalara sebep olabilmektedir. Çalışmamızın amacı kliniğimize başvuran, farklı periodontal hastalıklara sahip bireylerde estetik algı ve benlik saygısı düzeylerinin belirlenmesi ve birbirleriyle olan ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmamıza 200 birey dahil edildi. Periodontal klinik durumlarını değerlendirip teşhis koymak amacıyla, plak indeksi (Pİ), gingival indeks (Gİ), sondlamada kanama indeksi (SKİ), sondlanabilir cep derinliği (SCD), klinik ataşman seviyesi, (KAS), çekilme derinliği (ÇD) ve mobilite ölçümleri yapıldı. Sonrasında demografik veriler, oral hijyen alışkanlıkları, periodontal estetik ve benlik saygısına ilişkin anket formları kaydedildi. Çalışma verilerinin istatistikel analizinde, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, Ki-kare, Oneway-ANOVA ve Post Hoc LSD testleri uygulandı. Çalışmamızda, eğitim düzeyi ve yerleşim yerinin tüm skorlar, oral hijyen alışkanlıklarının PAPS skorları ve aylık gelir düzeyinin RBSÖ skorları üzerinde olumlu etkileri olduğu bulunurken, sigaranın PAPS-e skoru üzerinde olumsuz etkisinin olduğu bulundu. PAPS skorları en düşük periodontitis grubunda, en yüksek ise sağlıklı grupta gözlendi. Miller III gurubunda PAPS-e skoru, Miller I grubuna göre anlamlı derecede düşük bulundu. Mobilite varlığının PAPS skorlarını olumsuz etkilediği gözlendi. PAPS skorları ile ÇD ve ÜÇD dışındaki tüm klinik parametreler arasında negatif yönde, RBSÖ skoru ile sadece Pİ parametresi arasında pozif yönde anlamlı ilişki bulundu. PAPS ile RBSÖ skorları arasında negatif yönde anlamlı ilişki belirlendi. Çalışmamıza göre periodontal estetik memnuniyet artışının benlik saygısı artışı ile ilişki olduğu söylenebilir. Gelecekte tüm parametrelerinin ayrıntılı olarak değerlendirildiği ve hasta popülasyonunun geniş olduğu ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.
Üriner inkontinanslı kadınlarda yaşam kalitesi ve benlik saygısı
Bu çalışma hastaneye başvuran üriner inkontinanslı kadınlarda yaşam kalitesi ve benlik saygısı düzeyini belirlemek amacıyla 01.12.2020-01.04.2021 tarihleri arasında yapıldı. Kesitsel bir araştırma olarak tasarlanan çalışmada 180 kadın örnekleme dahil edildi. Verilerin toplanmasının ilk aşamasında hastaneye başvuran üriner inkontinanslı kadınlara "İdrar Kaçırma Sorgu Formu (ICIQ-SF)" uygulandı. ICIQ-SF skoru için sekiz ve üzeri puan alan kadınlara "Sosyodemografik Veri Toplama Formu", "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ)", "Ürogenital Distres Envanteri ve İnkontinans Etki Soru Formu" uygulandı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS programı kullanıldı. Yapılan istatistikler sonucunda kadınların sosoyodemografik özelliklerinin idrar kaçırma düzeylerini etkiledikleri tespit edildi. Üriner inkontinanslı kadınların benlik saygısı puan ortalamalarının genel anlamda yeterli düzeyde olduğu fakat kadınlardan gelir düzeyi düşük olanların RBSÖ puan ortalamalarının daha düşük olduğu görüldü. Elde edilen veriler doğrultusunda kadınların idrar kaçırma düzeyleri arttıkça yaşam kalitelerinin azaldığı görüldü. Aynı şekilde yaşam kaliteleri azalan kadınların da benlik saygısı düzeylerinde azalma tespit edildi.
Lise öğrencilerinde umudun yordayıcıları olarak algılanan sosyal destek ve benlik saygısı
Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinde algılanan sosyal destek, benlik saygısı ve umut düzeyi arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Ayrıca bu çalışmada lise öğrencilerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, kardeş sayısı, ailenin aylık geliri, anne-babanın birliktelik durumu ve aile ortamı gibi demografik değişkenlere göre umut düzeylerinde anlamlı bir farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde sekiz farklı lisede öğrenim gören 725 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile Bütünleyici Umut Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nin Gözden Geçirilmiş Formu ve Rosenbeg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi için SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde benlik saygısı ve algılanan sosyal destek düzeylerinin umudu yordamasına ilişkin basit doğrusal regresyon ve çoklu doğrusal regresyon; umut, algılanan sosyal destek ve benlik saygısı arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson korelasyon analizi;çeşitli demografik değişkenlere göre umut puanlarının dağılımı için bağımsız örneklemler için t testi;Kruskal Wallis H-Testi ve tek yönlü varyans analizi yöntemlerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan sosyal destek düzeyinin lise öğrencilerinin umut puanlarını anlamlı şekilde yordadığı ve ölçeğin alt boyutlarının umut üzerindeki göreli önem sırasının ise; aileden algılanan sosyal destek, özel bir insandan algılanan sosyal destek ve arkadaştan algılanan sosyal destek şeklinde olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmada benlik saygısı puanlarının umut düzeyinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Bağımsız değişkenler olan algılanan sosyal destek ve benlik saygısı birlikte ele alındığında ise umudu yordamada benlik saygısının etki büyüklüğünün daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın diğer bulgularına göre lise öğrencilerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, kardeş sayısı, anne babalarının birliktelik durumu değişkenlerinin umut puanları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin ailelerinin aylık geliri ve algıladıkları aile ortamına göre umut puanlarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Buna göre yüksek sosyoekonomik düzeyin yüksek umut düzeyi ile ilişkili olduğu söylenebilir. Aile ortamları açısından ise lise öğrencilerinde demokratik-ılımlı ve mükemmeliyetçi-kuralcı aile ortamında yetişen öğrencilerin, otoriter-katı ve çatışmalı-huzursuz aile ortamlarındaki öğrencilere göre umut puanlarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmada elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış ve araştırmacılara ve uygulayıcılara öneriler sunulmuştur. Anahtar sözcükler: umut, algılanan sosyal destek, benlik saygısı, pozitif psikoloji
İnsan immün yetmezlik virüsü ile enfekte hastaların klinik durumlarının damgalama, benlik saygısı ve depresyon ile ilişkisinin incelenmesi
Amaç Çalışmamızın amacı Human Immunodeficiency Virus'ü ile enfekte bireylerde depresyon, benlik saygısı ve damgalamanın araştırılması ve kontrol gruplarıyla karşılaştırılması, bu hastalarda tanı esnasında ve tedavinin devamı sürecinde psikiyatrik semptomların seyri ve sıklığının araştırılması, bu şekilde HIV ile enfekte hastalarda eşlik eden psikiyatrik semptomların tespit edilmesi ve psikiyatrik destek alarak tedavi uyumunun ve yaşam kalitesinin arttırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem Çalışma 01.02.2022 ile 31.10.2022 tarihleri arasında HIV ile enfekte olan 150 gönüllü hasta ile, 90 gönüllü sağlıklı bireyden oluşan popülasyonda yapılmıştır. Hasta grubuna HIV/AIDS Damgalama Ölçeği-H, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği verilmiş olup katılımcılar tarafından doldurulmuştur. Hasta grubunda ayrıca hastane arşiv sistemi üzerinden hastaların tanı konulduğu andaki bakılan HIV RNA ve CD4 düzeyleri kaydedilmiştir. Kontrol grubunda ise Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği doldurulmuştur. Bulgular Hasta grubunda HADÖ-H ortalama skoru 0,38 olarak hesaplandı. 150 hastanın 51'inin benlik saygısı düşük, 99'unun benlik saygısının normal olduğu görüldü. Kontrol grubunda ise 90 katılımcıdan 5'inin benlik saygısının düşük olduğu, 85 katılımcının ise benlik saygısının normal olduğu görüldü. Hasta grubunda 36 hastanın depresif belirtisinin olmadığı, 114 hastada depresif belirti olduğu saptandı. Kontrol grubunda ise 66 katılımcıda depresif belirti görülmezken 24 hastada depresif belirti saptandı. Sonuç Çalışmada hasta grubunda damgalamanın istatiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu, benlik saygısının hasta grubunda kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha düşük olduğu ve depresif belirtilerin hasta grubunda kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha fazla olduğu görüldü. Hasta grubunda benlik saygısı ile depresif belirtiler arasında anlamlı bir ilişki olduğu, benlik saygısı azaldıkça depresif belirtilerin arttığı saptandı. Anahtar Kelimeler: HIV/AIDS, Damgalama, Benlik Saygısı, Depresyon
Lise öğrencilerinde obezite ile önyargı ve benlik saygısı ilişkisi değerlendirilmesi
Obezite dünyada sık görülen sağlık sorunlarındandır. Prevalansı artmakla birlikte ön yargı ve ayrımcılık gibi tutumlarla düşük benlik saygısına sebep olmaktadır. Çalışma lise öğrencilerinde obezite, önyargı ve benlik saygısı ilişkisini değerlendirmek için yapılmıştır. Tanımlayıcı-kesitsel araştırmanın evrenini Eylül-Kasım 2021 tarihleri arasında Toki Köprülü Anadolu Lisesi ve Vehbi Güzel Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 9,10,11,12. sınıflarında okuyan 1731 öğrenci oluşturmuş, çalışmaya katılmak isteyen 1438 öğrenci (%83,07) örnekleme alınmıştır. Veriler tanıtıcı özellikler formu, Obezite Ön Yargı ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ile toplanmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS paket programı kullanılmıştır. Çalışmaya katılanların öğrencilerin %57,1'i kız, %80,9'unun geliri giderine denktir. BKİ sınıflandırmasında öğrencilerin %12,3'ü fazla kilolu ve %1,3'ü obezdir. Normal ağırlıktaki bireylerin %13,7'si kendini kilolu olarak değerlendirmektedir. Zayıf öğrencilerin %44,7'si yüksek benliklidir. Düşük benlikli öğrencilerin %60,2'si kız öğrencidir ve bu gruptakilerin %74,3'ü kilosundan memnun değildir. Kız öğrencilerin %67,1'ü ön yargılıdır. Kendini ön yargılı tanımlamayan %93,3 öğrencinin %98,3'ü obezlere karşı ön yargılıdır. Obez öğrencilerin %68,4'ü kilo aldığında kendine saygısının azalacağını düşünmektedir. Öğrencilerin %67,8'i kendini beğenmemektedir. BKİ ile ön yargı arasında istatistiksel anlamlılık yoktur (p>0,05). Öğrencilerin obezite ön yargı sınıflamasına göre okuduğu sınıf, BKİ, yaş, gelir, benlik saygısı arasında istatistiksel açıdan önemli fark saptanmamıştır.
İnfertilitenin bireyin yaşam kalitesine ve benlik saygısına etkisi
Çalışma infertilitenin, bireylerin yaşam kalitesi ve benlik saygısı üzerine etkisini belirlemek ve dolayısıyla infertil bireylere bakım ve danışmanlık verecek olan hemşireye yol gösterici olmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı özellikte olan çalışmanın örneklemini, T.C. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı'na bağlı Tüp Bebek Ünitesi'ne 26.07.2016 –26.01.2017 tarihleri arasında tedavi amacıyla gelen, çalışmaya katılmaya gönüllü, güç analizi ile belirlenen sayıda bireyler oluşturmuştur. Çalışmaya, belirtilen kriterlere uygun ve tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilen, infertilite tanısı konmuş 150 birey (100 kadın-50 erkek) katılmıştır. Araştırma T.C. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Etik Kurul onayını takiben, kurum izni ve katılımcılardan ayrı ayrı yazılı onam alınarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan Bilgi Formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve FertiQol (Doğurganlık Sorunları Yaşayan Kişiler İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği) kullanılmıştır. Veriler ünite içinde özel bir odada karşılıklı görüşme yöntemi ile her bir bireyden ayrı ayrı elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler, SPSS 22 (Statical Program For Social Sciences) paket programı kapsamında, bağımsız örneklem t-testi, ANOVA (Analyze Of Variance) testleri ve Pearson Korelasyonu kullanılarak değerlendirilmiştir. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapire-Wilk testi ile belirlenmiştir. Skeweness-Kurtosis değerleri incelendiğinde, Tabashnik kriterlerine göre verilerin normal dağılım gösterdiği saptanmıştır. Katılımcıların %50'sinin 26-30 yaş aralığında, %38'inin üniversite ve üstü eğitim düzeyine sahip olduğu, %69,3'ünün hayatlarının en uzun dönemini şehirde geçirdiği ve %40'ının Marmara Bölgesinde yaşadığı saptandı. İnfertil bireylerin %65,3'ünün herhangi bir işte çalıştığı, %72,7'sinde gelirin gidere eşit olduğu, %45,3'ünde evlenme şeklinin görücü usulü ile isteyerek olduğu ve %81'inin çekirdek aile biçiminde yaşadığı bulgulandı. Bireylerin %65,3'ünün primer infertil olduğu, %40,7'sinin 2 yıldan kısa bir süredir çocuk sahibi olmak istediği ve %72'sinin 1 yıldan daha kısa süredir infertilite tedavisi gördüğü saptandı. Katılımcıların %41,3'ü çocuk sahibi olamama nedeninin kadına ait olduğu düşüncesinde idi. Ayrıca bireylerin %38'ine göre infertilitenin "Çok üzücü" bir deneyim olarak algılandığı görüldü. Katılımcılarda RBSÖ puan ortalaması, 23,31±6,93 olup, kadınlarda 23,05±6,95 puan, erkeklerde ise 23,84±4,38puan olarak bulgulandı. İnfertil bireylerin FertiQol puan ortalaması 76,63±6,86 olup, kadınlarda bu değer 75,45±6,16 iken, erkeklerde ise 78,89±4,86 olarak hesaplandı. Ölçek puanlarıyla cinsiyetler karşılaştırıldığında, istatistiksel olarak RBSÖ puan ortalamaları ile anlamlı, FertiQol puan ortalamaları ile ileri düzey anlamlı bir ilişki saptandı (sırasıyla p=0,049, p=<0,001). Araştırmamızda, FertiQol alt boyutları olan; Çekirdek FertiQol ve Tedavi Modülü puan ortalamaları açısından da cinsiyetler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulgulandı (sırasıyla p=0,032, p=0,015). Çalışmamızda, infertil kadınların infertil erkeklere kıyasla, hem yaşam kalitelerinin hem de benlik saygısı algılarının daha düşük olduğu belirlendi. Çalışmada infertil bireylerin FertiQol puan ortalamaları ile eğitim durumu (p=<0,001), en uzun süre yaşanan yerleşim yeri (p=0,029), infertilite türü (primer-sekonder) (p=0,049), çocuk isteme yılı (p=0,006), infertiliteden etkilenme durumu (p=0,018) arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Katılımcıların RBSÖ puan ortalamaları ile en uzun süre yaşadıkları bölge (p=<0,001), çalışma durumu (p=0,009), aile tipi (p=0,021), infertilite türü (primer-sekonder) (p=0,046), infertiliteden etkilenme durumu (p=0,005) arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı. İnfertil bireylerde eğitim düzeyi artıkça ve çocuk isteme yılı azaldıkça yaşam kalitesinin arttığı bulgulandı. Bunun yanı sıra çalışan bireylerde ve çekirdek aile tipine sahip kişilerde benlik saygısının daha yüksek olduğu belirlendi. Kadınlarda çekirdek aile tipinin, hem benlik saygısını hem de yaşam kalitesini artırdığı saptandı. Kadınlarda dikkat çeken bir diğer veri ise, görücü usulü ile istemeden evlenen kadınların, diğer kadınlara göre benlik saygısının daha düşük olması idi. Çalışmamız sonucunda bireylerin, sosyo-demografik ile obstetrik ve infertilite özelliklerinin yaşam kalitelerinde ve benlik saygısı algılarında etkili olduğu belirlendi. İnfertil bireylere bakım ve danışmanlık verecek olan infertilite hemşiresinin, bireylere yaklaşımında bireylerin bu özelliklerini göz önünde bulundurmaları gerekli ve önemlidir. Anahtar Kelimeler: İnfertil birey, Benlik Saygısı, Yaşam kalitesi
Tıp 1 dıyabetes mellitus tanısı olan ergenlerde yatışı olan ve olmayan hastaların benlik saygısı ve aile tutumlarının karşılaştırlması
Giriş: Tip 1 Diyabetes Mellitus (DM) hastalığı çocuk ve ergenlerde bilinen en yaygın kronik hastalıklar arasında tanımlanmaktadır ve bu nedenle bu popülasyonda önemli sağlık problemlerini temsil etmektedir. T1DM tanısı olan çocuk ve ergenlerde hastalık bütüncül olarak ele alınmalıdır, fiziksel boyutunun yanında tedavi uyumunu önemli derece etkileyen hasta ve bakım verenlerinin psikolojik durumları, uyum güçlükleri ve hastalığa yaklaşımları da değerlendirilmelidir. Bu çalışmada yatış gerekliği olan ve olmayan hastaların arasında hastanın benlik saygı düzeyi ve anne baba tutumunun tedavi uyumunda ön görücü olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın etik kurul onayından sonra Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinologi servisinde tip 1 diyabet tanısıyla yatışı olan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 12-18 yaş arası 40 çocuk ve ergen vaka grubu olarak ve yaş ve cinsiyet açısından benzer özellikler gösteren, çocuk endokrinoloji polikliniğinde yatışları olmadan T1DM tanısıyla takip edilen ve çalışmaya dahil olmayı kabul eden 38 çocuk ve ergen kontrol grubu olarak alınmıştır. Her iki grupta aydınlatılmış onay formu alındıktan sonra araştırmacı tarafından sosyodemografik özelliklerinin yer aldığı bir veri toplama form doldurulmuştur. Psikiyatrik bozukluklar tanıları yarı yapılandırılmış Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi- Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonuyla (ÇDŞG-ŞY) araştırmacı tarafından değerlendirilmiştir ayrıca katılımcılardan Anne Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) ve Coopersmith Benlik Saygı Envanterinin doldurulması istenmiştir. Bulgular: Çalışmamızın vaka ve kontrol grubunda hastaların yaşları ve cinsiyetleri anlamlı farklılık göstermemiştir (p >0.05). Vaka grubunda tanı yaşı ortalama 8.5 ± 4.1 ve kontrol grubunda 10.6 ± 3.1 olarak saptanmıştır ve sonuç olarak vaka grubunda tanı yaşı, kontrol grubundan anlamlı olarak daha düşük tespit edilmiştir (p = 0.023). Çalışmamızda vaka grubunun ortalama son HbA1c düzeyleri 9.4 ± 2.1 ve kontrol grubunun ortalama son HbA1c değeri 7.6 ± 1.2 olarak belirlenmiştir, vaka grubunda bu değer istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek saptanmıştır (p <0.001). ÇDŞG-ŞY-DSM-5 yarı yapılandırılmış psikiyatrik değerlendirme sonuçları vaka grubunda daha fazla Depresyon tanısı, Yaygın Anksiyete Bozukluğu ve Sosyal Fobi tanısı olarak belirlenmiştir (depresyon p <0.001), (yaygın anksiyete p <0.001), (sosyal fobi p = 0.011). Vaka grubunda %76.2 annelerin demokrat tutumu ve %23.8 otoriter tutumu gösterdikleri belirlenmiştir. Bu grupta babaları tutumu %69.0 demokrat ve %31.0 otoriter olarak görülmüştür. Kontrol grubunda annelerin %92'si demokrat ve %7.9'u otoriter tutum sergilerken babaların %84.2'si demokrat tutum ve %15.8'i otoriter tutum göstermişler. Guruplar arası karşılaştırmada anlamlı olarak vaka grubunda otoriter anne baba tutumu daha fazla görülmüştür (Anne Demokrat p=0.006), (Baba Demokrat p= 0.023). Coopersmith Benlik Saygı Envanterinin alt boyut puan ortalamalarının dağılımına bakıldığında vaka grubu katılımcıların benlik saygı tam ve genel puanı kontrol grubundan anlamlı olarak düşük bulunmuştur ve benzer şekilde ev aile öz saygı puanı anlamlı farklılık göstermiştir (tam puan p=0.007), (genel puan p= 0.048), (aile ev puan p=0.002). Sonuç: Çalışmamızda, kronik bir hastalık olan T1DM'in kötü metabolik kontrol ve uygun düzeyde olmayan tedavi uyumu ile çocuk ve ergenlerin düşük benlik saygısı ve yaşadığı ailede otoriter anne baba tutumuyla ilişkisi gösterilmiştir. Ayrıca bu çalışmada metabolik kontrolü kötü giden vaka grubunda elde ettiğimiz yüksek ruhsal hastalık oranları, T1DM'in sadece fiziksel bir hastalık olmadığını, bireyin psikolojik, sosyal, emosyonel işlevselliğini de olumsuz etkilediğini düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: T1DM, benlik saygısı, otoriter anne baba tutumu, psikiyatrik tanı
Hemşirelik ve ebelik öğrencilerinin benlik saygısı ve atılganlık düzeyleri
Hemşirelik ve ebelik eğitimi zor ve stresli bir süreçtir. Bu süreç içerisinde hemşirelerin ve ebelerin öz güveninin yüksek olması, kendilerini ifade edebilmesi, etkili iletişim kurabilmeleri, kararlarını savunabilmeleri istenir. Ancak eğitimlerinin benlik saygılarını düşürüp, onları atılgan olmayan davranışlara yönlendirdiği savunulmaktadır.Hemşirelik ve ebelik öğrencilerinin benlik saygısı ve atılganlık düzeylerini tespit etmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılan çalışmamızın evrenini Çukurova Üniversitesi Adana Sağlık Yüksekokulu öğrencilerinin tümü oluşturmuştur. Veriler öğrencilerin sosyo-demografik özelliklerini belirleyen anket formu, Stanley Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği (BSÖ) ve Rathus Atılganlık Envanteri (RAE) uygulanarak toplanmıştır.Öğrencilerin %51,1'i hemşirelik bölümü, %48,9'u ebelik bölümü öğrencisidir. Öğrencilerin %66,9'unun düz veya meslek lisesinden mezun olduğu, %51,6'sının 4 kardeş ve üzerinde, %31,3'ünün ailenin 1. çocuğu, %92,4'ünün anne ve babasının sağ, babalarının %42,1'inin emekli, annelerinin %97,1'inin çalışmadığı, babalarının %47,4'ünün ve annelerinin %52,0'ının ilkokul mezunu olduğu, %93,2'inin çekirdek ailesi olduğu, %46,9'unun hayatlarının büyük bölümünü büyükşehirde geçirdiği, %43,7'sinin yurtta kaldığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin BSÖ puan ortalamasının 71,94±15,86, RAE puan ortalamasının 21,50±21,27 olduğu, BSÖ ile RAE puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu saptanmıştır (r=0,588, p<0,01). Ebelik bölümü öğrencilerinin BSÖ ortalamasının (73,66±15,46) hemşirelik bölümü öğrencilerinin ortalamasından (70,30±16,10) yüksek olduğu ve farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0,05). Öğrencilerin %38,6'sının benlik saygısı düzeylerinin düşük, %61,4'ünün benlik saygısı düzeylerinin yüksek olduğu, BSÖ'nün mezun olunan lise, ailedeki çocuk sayısı, hayatın büyük bir bölümünün geçirildiği yer, ortalama aylık gelirlerin tanımlama biçiminden etkilendiği saptanmıştır. Öğrencilerin %29,3'ünün çekingen, %70,7'sinin atılgan olduğu ve RAE'nin öğrencilerin hayatlarının büyük bir bölümünü geçirdikleri yer ile annenin eğitim durumundan etkilendiği saptanmıştır.Anahtar Sözcükler: Atılganlık, Benlik Saygısı, Hemşirelik, Ebelik, Öğrenci
Şizofreni hastalarına uygulanan müzik terapisinin benlik saygısı, motivasyon ve algıladıkları stres düzeyleri üzerine etkisi
Araştırma, şizofreni hastalarına uygulanan müzik terapisinin hastaların benlik saygısı, motivasyon ve algıladıkları stres düzeyleri üzerine etkisini incelemek amacıyla ön test- son test desenli kontrol grupsuz yarı deneysel çalışma olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Çankırı ili Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde takip ve tedavi gören şizofreni hastaları (N:441), örneklemini ise dahil edilme kriterlerini taşıyan hastalar oluşturmuştur (n:30). Araştırmada veriler; hastaların sosyodemografik özellikleri ile hastalıkla ilgili özelliklerini içeren 14 sorudan oluşan Kişisel Bilgi Formu, müzik terapi öncesi, sonrası ve izlemde hastaların stres, benlik saygısı ve motivasyon düzeylerinin değerlendirilmesi için Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ), Benlik Saygısı Değerlendirme Ölçeği-Kısa Formu, ve Danışanlar İçin Terapi Motivasyonu (DİTMÖ) ölçekleri kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistik olarak yüzdelik, aritmetik ortalama, standart sapma, müzik terapi öncesi, sonrası ve izlem ölçüm değerlerinin karşılaştırmalarında Friedman testi kullanılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından öntest-sontest-izlem olmak üzere üç aşamalı olarak tüm hastalarla yüz-yüze görüşme ile toplanmıştır. Müzikterapi uygulamasında Rast makamındaki eserler ilk oturumda canlı sonraki oturumlarda CD aracılığıyla dinletilmiştir. Hastalara 8 oturumluk müzik terapi, haftada iki oturum ve bir oturum 60 dk. olacak şekilde sürdürülmüştür. Son testen 1 ay sonra müzik terapinin etkinliğini ölçmek için izlem ölçümü gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda; müzik terapi uygulaması sonrasında hastaların algılanan stres seviyelerinde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalma, motivasyon ve benlik saygısı düzeylerinde ise istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artma saptanmıştır (p<0.05).Müzik terapisinin iyileştirici etkisinden ve tamamlayıcı yöntemlerden biri olmasından dolayı ilaç tedavisine destekleyici olarak uygulanması ve psikiyatri hemşirelerinin uygulamaları içinde yer alması için çalışmalar yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Benlik Saygısı, Motivasyon, Müzik Terapi, Stres, Şizofreni.
İş-aile zenginleşmesi, yöneti desteği algısı, öz-saygı, duygusal bağlılık ve kariyer tatmini ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, iş-aile zenginleşmesi, yönetici desteği algısı, öz-saygı, duygusal bağlılık ve kariyer tatmini ilişkisi bağlamında incelemektir. Bu kapsamda ilk olarak öz-saygı ve yönetici desteği algısının iş-aile zenginleşmesi üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bunun yanı sıra, iş-aile zenginleşmesinin duygusal bağlılık ve kariyer tatminini etkileyip etkilemediği de değerlendirilmiştir. İş-aile zenginleşmesi algısının cinsiyet, yaş, medeni durum, çalışma süresi ve ünvan gibi demografik değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediği de çalışma kapsamında ele alınmıştır. Bu kapsamda geliştirilen hipotezler, Çankırı Karatekin Üniversitesi'nde görev yapan akademik personelden toplanan verilerle test edilmiştir. Araştırmanın verileri anket yöntemi ile toplanmıştır. Çalışmanın modellerinde yer alan değişkenler arasındaki etkileri test etmek amacıyla t-testi, tek yönlü varyans analizi, basit doğrusal ve çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, öz-saygı ve yönetici desteği algısının iş-aile zenginleşmesinin üzerinde anlamlı ve pozitif yönlü bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, iş-aile zenginleşmesinin duygusal bağlılık ve kariyer tatminini pozitif yönde etkilediği de kanıtlanmıştır. Çalışmada, iş-aile zenginleşmesi algısının demografik değişkenlere göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir
İnfertil çiftler arasında yaşam kalitesi: İnfertilitede yaşam kalitesi ile sosyal destek ve özsaygı arasındaki ilişki
Bu araştırma infertil çiftler arasında yaşam kalitesi: infertilite yaşam kalitesi ile sosyal destek ve özsaygı arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, önceden planlanmış korunmasız cinsel ilişkiden sonra 12 ay veya daha uzun süre içinde gebe kalamayan ve Irak'ın DhiQar Valiliği'ndeki Nasiriyah Eğitim Hastanesine başvuran tüm çiftler oluşturmaktadır. Araştırma Nasiriyah Eğitim Hastanesi infertilite kliniklerine 15 Mart -20 Nisan 2022 tarihleri arasında başvuran ve çalışmaya dahil olma kriterlerini karşılayan gönüllü 98 infertil çift ile yürütülmüştür. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Doğurganlık Yaşam Kalitesi Anketi (FertiQoL), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (MSPSS) ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RES) olmak üzere 4 tip veri toplama aracı kullanılmıştır. Elde edilen veriler IBM Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 25.0 Statistics Paket Programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Veri analizinde betimleyici istatistiksel yöntemler ve fark testleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda infertil kadın ve erkeklerin yaşam kalitesi ile sosyal destek algıları arasında pozitif yönde korelasyon olduğu ayrıca infertil erkeklerin yaşam kalitesi ile benlik saygısı arasında pozitif yönde korelasyon olduğu belirlenmiştir.
İlköğretim 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin karar vermede özsaygı ve karar verme stilleri ile algılanan ana baba tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, ilköğretim 7. ve 8. öğrencilerinin karar vermede özsaygı ve karar verme stilleri ile algıladıkları ana-baba tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bunun yanı sıra araştırmada ilköğretim 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin ana-baba tutumlarının sosyo-ekonomik düzeye, ana-baba eğitim düzeyine göre ve karar verme stillerinin ana-baba eğitim düzeyine ve cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmıştır.Bu çalışma, 2009?2010 eğitim-öğretim yılında Gaziantep İlinde bulunan beş devlet okulu, bir özel okul olmak üzere altı ilköğretim okulunda toplam 562 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Çalışmaya katılan öğrencilerin yaşları 13?15 arasındadır. Öğrencilerin karar verme stillerine ilişkin veriler ?Ergenlerde Karar Verme Ölçeği? (EKÖ) (Çolakkadıoğlu, 2007), anne-baba tutumlarına ilişkin veriler ?Anababalık Stilleri Ölçeği? (ÇYTÖ) (Sümer ve Güngör, 1999) ve kişisel bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan ?Kişisel Bilgi Formu? ile toplanmıştır. Verilerin analizinde t- testi, varyans analizi, korelasyon teknikleri kullanılmıştır.Araştırmanın sonucuna göre, ana-baba tutumları ile eğitim ve sosyo ekonomik düzey arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur.Araştırmada ilköğretim 7. ve 8. sınıf öğrencilerin annelerinin eğitim düzeylerine göre karar vermede öz saygı ve karar verme stilleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Annesi hiçbir okul mezunu olmayan öğrencilerin özsaygılarının, annesi ortaokul ve lise mezunu ile yüksek okul mezunu olanlardan düşük olduğu bulunmuştur. Annesi ilkokul mezunu olan öğrencilerin özsaygılarının, annesi ortaokul ve lise ile yüksek okul mezunu olanlardan düşük olduğu bulunmuştur. Bunun yanında ilköğretim 7. ve 8. sınıf öğrencilerinde babalarının eğitim düzeylerine göre karar vermede öz saygı ve karar verme stilleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür.Araştırmada, ilköğretim 7. ve 8. sınıf öğrencilerinde cinsiyete göre karar vermede stillerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, anne-baba kabul ile karar vermede özsaygı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Algılanan anne-baba kabulü ihtiyatlı seçicilik arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken, panik, sorumluluktan kaçma ve umursamazlık arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Algılanan anne-baba denetim ile karar vermede özsaygı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Algılanan anne-baba denetim ile ihtiyatlı seçicilik arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ancak anne-baba denetim ile panik, sorumluktan kaçma ve umursamazlık arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Ergenlerde karar verme, Karar verme stilleri, ana baba tutumları
Bir üniversitede öğrenim gören öğrencilerin yeme tutumları ile benlik saygısı arasındaki ilişki
AMAÇ: Bu araştırma üniversite öğrencilerinin yeme tutumları ile benlik saygısı arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapıldı. GEREÇ-YÖNTEM: Tanımlayıcı tipte yapılan araştırmanın çalışma evrenini bir üniversite merkez kampüslerinde okuyan 9103 lisans ve ön lisans öğrencileri oluşturdu. Araştırmanın örneklemi 500 öğrenciden oluştu. Örnekleme seçilecek öğrencileri belirlemek için fakülte ve yüksekokul bölümlerinde okuyan öğrencilerin sayıları listelenerek tabaka ağırlığı ve okullardan örnekleme alınacak öğrenci sayısı belirlendi. Veri toplama aracı olarak Anket Formu, Yeme Tutum Testi ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanıldı. Araştırmanın uygulanabilmesi için gerekli izinler alındı. Verilerin analizinde sayı-yüzde, X2 (ki-kare) ve Spearman Korelasyon Testi kullanıldı. BULGULAR: Öğrencilerin %52.4'ü erkek öğrencidir ve %70.6'sı normal kiloludur. Yeme Tutum Testinden öğrencilerin %32.2'si 30 puan ve üzerinde aldı. Öğrencilerin sınıf seviyelerinin, anne eğitim düzeylerinin artmasının ve ailesinde şişman birinin olmasının yeme davranışlarını olumlu yönde etkilediği belirlendi. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin %61.6'sı orta düzeyde benlik saygısına sahip olduğu bulundu. Öğrencilerin sınıf seviyesi arttıkça benlik saygılarının arttığı ayrıca ailesinde şişman birisinin olmasının benlik saygısını olumlu etkilediği görüldü (p<0.05). Öğrencilerin cinsiyetleri, baba eğitim durumu ve algıladıkları aylık gelir düzeyi ile benlik saygısı arasında bir ilişki olmadığı saptandı (p>0.05). Vücut kitle indeksi ile yeme tutum testi arasında negatif yönde çok zayıf bir ilişki, vücut kitle indeksi ile benlik saygısı arasında pozitif yönde çok zayıf bir ilişki bulundu. Yeme tutum testi puanı ile benlik saygısı puanı arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki bulundu. SONUÇ: Bu araştırmada vücut kitle indeksinin yeme tutumu ve benlik saygısını etkilemediği ancak yeme tutumu ile benlik saygısı arasında ilişki olduğu sonucuna ulaşıldı. Okul hemşirelerinin üniversite öğrencilerine yönelik yapılacak olan yeme tutumu ve benlik saygısı ile ilgili çalışmalarda rol alması önerilir. Anahtar kelimeler: beslenme, obezite, okul sağlığı, yeme tutumu, benlik saygısı, okul hemşireliği
Lise öğrencilerinde çocukluk örselenme yaşantıları ve öfke ifade biçimleri ile benlik saygısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmada 14?18 yaş aralığında bulunan öğrencilerde görülen çocukluk örselenme yaşantıları ve öfke ifade biçimleri ile benlik saygısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 9, 10, 11 ve 12. sınıfa devam eden 450 lise öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin çocukluk örselenme yaşantılarına ilişkin veriler ?Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği?, öfke ifade biçimlerine ilişkin veriler ?Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzları Ölçeği?, yaşam doyumlarına ilişkin veriler ?Yaşam Doyum Ölçeği?, benlik saygısına ilişkin veriler ?Rosenberg'in Benlik Saygısı Envanteri?, kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Tek Yönlü Varyans Analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Katsayı tekniklerinden yararlanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre erkek öğrencilerin kızlara göre duygusal ve cinsel istismar puanları daha yüksek bulunmuştur. Kız ve erkek öğrencilerin fiziksel istismar puanları arasında herhangi bir farklılık görülmemiştir. Geçmişlerinde fiziksel, duygusal, cinsel istismara uğrayan öğrencilerin, uğramayan öğrencilere kıyasla sürekli öfke, öfke dışa, öfke içe puanları daha yüksek; öfke kontrol puanları daha düşük bulunmuştur. Son olarak geçmişlerinde fiziksel, duygusal ve cinsel istismara uğrayan öğrencilerin, benlik saygısı ve yaşam doyum puanları, uğramayan öğrencilere göre daha düşük bulunmuştur.Bu araştırma sonuçları çocuklukta geçirilen örselenme yaşantılarının ergenlik dönemlerinde onların öfkelerini ifade etme biçimlerini, benlik saygılarını ve yaşam doyumlarını olumsuz yönde etkilediğine işaret etmektedir.Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Örselenmiş Çocukluk Yaşantıları, Öfke İfade Tarzları, Benlik Saygısı, Yaşam Doyumu